Harun Yahya

Sohbetler (28 Temmuz 2016; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Neler anlatmak istiyorsun?

KARTAL GÖKTAN: Yüksek Askeri Şura kararları açıklandı Adnan Bey. Jandarma Genel Komutanı dışındaki tüm komutanlar görevinde kalıyor. Hulusi Akar Genelkurmay Başkanı olarak kalıyor. Jandarma Genel Komutanı rahatsızdı bu yüzden değişti. 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar Paşamız ise Genelkurmay 2. Başkanlığına atandı.

ADNAN OKTAR: Hayırlı uğurlu olsun paşalarımıza.

Ne diyelim? “Vatan evlatları tek yürek” diyelim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Meclis Başkanlık Divanı üyeleriyle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer muhalefet kabul ederse Genelkurmay ve MİT’i Cumhurbaşkanlığı’na bağlamak istiyoruz” dedi. Bu kurumların bağlanması için anayasa değişikliği gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuvvet komutanlarını da Milli Savunma Bakanlığı’na bağlamak istediklerini ifade etti.

ADNAN OKTAR: Olabilir onda bir şey yok. Dedikleri böyle acayip bir şey değil. Bütün dedikleri olur. Muhalefet ona bir şey demez. Ne diyecek?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Daha önce Sayın Erdoğan başkanlık sistemiyle ilgili konuşurken “Ben eğer başkomutansam Türk Silahlı Kuvvetleri’ne direktif verebilmeliyim. Türk Silahlı Kuvvetleri ile başkomutanlık ilişkim olmalı” ifadelerini kullanmıştı. Bu nedenle Sayın Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması talebinin başkanlık sistemine geçişle alakalı olduğu söyleniyor. Çünkü normalde kuvvet komutanlarıyla ilgili kararları zaten Bakanlar Kurulu alıyor. Yani Yüksek Askeri Şura, Bakanlar Kurulu’nun kontrolünde. Böyle bir değişikliğe ihtiyaç yoktu deniyor.

ADNAN OKTAR: İçi daha rahat eder diye düşünüyordur. Biraz iletişimde sorun çıktı geçen sefer. Ondan tedirgin olmuştur yoksa hiç fark etmez tabii. Her halükarda Genelkurmay zaten hükümete bağlı. Değişen pek bir şey olmaz. Daha içi rahat etsin, daha konumunu hissetsin gibi düşünüyor olabilir. Makul yani onda bir şey yok bir riski de yok garip bir şey yok, olabilir. Ama tabii iletişim sorunu oluyor genellikle ona çok dikkat etmek lazım. Tayyip Hoca’dan anormal bir mantık çıkmaz. İyi niyetli samimi bir talep bu. Ondan kimse tedirgin olmaz yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün Siirt’te askeri aracın geçişi sırasında PKK’lı teröristlerin tuzakladıkları patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu şehit olan askerlerimizin fotoğrafları vardı Adnan Bey. Şehit Uzman Çavuş Osman Yıldırım.

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin kuzusu o aslanı nurlusu.

BÜLENT SEZGİN: Şehit Er Mikail Yaşar.

ADNAN OKTAR: Koçyiğit kabadayı, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Şehit Jandarma Uzman Çavuş Nuh Kürşat Temizyürek.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan ağabeyinin kuzuları bunlar. Cennet kuzusu. Ne mutlu onlara. Allah onlara güzel bir makam, güzel bir nimet nasip etmiş. Allah bizlere de nasip etsin.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca Hakkari’de polis ekiplerine düzenlenen bombalı saldırı sonucu 2 polis memurumuz şehit olurken 11 polis memurumuz 1 askeri personelimiz ve 3 sivil vatandaşımız yaralanmıştır. Şehit polislerimizin fotoğrafları vardı.

KARTAL GÖKTAN: Şehit Polis Memuru Abdullah Bozkurt ve şehit Polis Memuru Hamza Irmak.

ADNAN OKTAR: İkisi de nur, ikisi de nur. İttihad-ı İslam olacak ya, Türk-İslam Birliği olacak ya Cenab-ı Allah şehitsiz hiç yapmaz. Hiç adetullahında değil. İllaki şehitler olacak ondan sonra Allah zafer veriyor. Allah şehadetlerini makbul etsin. Allah annelerine babalarına uzun ömür versin. Sabrı cemil nasip etsin. Allah küfrü helak etsin. Müminlere zafer nasip etsin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Savcılara OHAL çerçevesinde yeni yetkiler tanındı. Buna göre hakim kararı olmadan yakalama ve el koyma emri verebilecekler. Avukatın müvekkiliyle görüşmesi 5 gün süreyle kısıtlanabilecek. Savcının yazılı emriyle avukatların ofislerinde de arama yapılabilecek. Hakim kararı aranmadan savcı kararıyla telefon dinleme, teknik takip ve izleme yapılabilecek. Kaçak durumundaki kişilerin mallarına, hak ve alacaklarına mahkeme kararıyla el konulabilecek.

ADNAN OKTAR: Şuan tabii devletin refleksi savunma mekanizması çalıştığı için şartlar alışılmışın dışında olur. Bu dönem böyle sürekli devam etmez ama şu an devleti yıkmaya, hükümeti yıkmaya yönelik çok ciddi bir kalkışma olduğu için tabii ki devlet kendini korumaya aldı. O şaşılacak bir şey değil. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca haklarında gözaltı kararı verilen 3049 hakim ve savcının mal varlıklarına el konulması talep edildi. Bütün eşyalarına, evraklarına, ulaşım araçlarına ve diğer tüm varlık değerlerine el konulması talep edildi.

ADNAN OKTAR: Talep edildi fakat kabul edildi mi?

BÜLENT SEZGİN: Sadece talep edildi şeklinde.

ADNAN OKTAR: Evet, olabilir talep ayrıdır kabul edilmesi ayrıdır. El konsa bile müsaade edilip neticelenmiş bir şey olmaz. Geçici el koyma olabilir çünkü mahkeme kararı gerekir. Yargıtay’da da onanması gerekir. Yani tümüyle el konup müsadere edilmesi için. El koyma oluyor, daha önce de 4422 numaralı kanunda da vardı öyle şeyler. Gerekirse tabii devlet müsadere de edebilir. Ona karar verecek olan mahkemelerdir, Yargıtay’ın onamasıdır.

Anayasada da değişiklikler olacak zaten. Özgürlükleri vurgulayan, özgürlükleri genişleten bir çalışma olacak gibi görülüyor. Onu zaten herkes ister.

Hükümet darbeye karşı darbe durumunda askerin ne yapması gerektiğini tarif etmesi gerekiyor. Doğaçlama, asker bilmiyor ki. Diyor ki mesela “tanktan çık” diyor halk “tankı bırakamam” diyor. Darbe durumunda askerin ne yapacağıyla ilgili bir yönetmelik yayınlansın. Mesela asker tankı derhal terk etsin, silahı varsa silahının hemen mekanizmasını bozup bırakabilir, değil mi? Ne bileyim parçalara ayırabilir silahını hemen beş dakikada kolayca çözebilir silahını. Tankın mesela aküsünü çıkarıp kenara koyabilir, tanktan dışarı çıkabilir. Darbe durumunda askerin neler yapması gerektiğine dair geniş bir yönetmelik yayınlansın. Çünkü hiç bilmiyor asker ne yapacağını, halk da bilmiyor. Halkın ne yapması gerektiğini de anlatsınlar. Halkın yetkileri nelerdir bunlar söylensin. Hemen kısaca bir derli toplu yönetmelik resmi olarak yayınlanırsa her şey kanuna uygun olur. Öbür türlü bilinmiyor.

Yeremyah İncil’de 29, 13. hüküm. Allah diyor ki “Beni arayacaksınız bütün yüreğinizle arayınca Beni bulacaksınız” diyor. “Kendimi size buldurtacağım” diyor 14. hükümde de.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Türkiye Darbe Girişimine Yenilmemiştir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Darbecilere direnen bir kadının vurulma anını gösteren video vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak burada müthiş bir nefret göze çarpıyor. İşte bak bu İngiliz derin devletinin Türklere olan nefretinin aynısıdır.

Dünyada model yok. Ya IŞİD modeli var ya işte Fethullah Gülen modeli var, üçüncü model içine kapalı model var. Yani her şeyden elini eteğini çekmiş bir model, yani donuk model. Ama bizim anlattığımız model hayat dolu, coşku dolu. Sanat var, estetik var, kültür var, görgü var, nezaket var, hayat var, hayatın bütün güzellikleri var. Hayatın bütün coşkuları var ve buram buram samimi İslam var. Saf Kuran’a bağlı İslam anlayışı var, aydın bir İslam anlayışı var ve ilerici bir aydınlık bu. Tamamen ışık saçan nurlu bir aydınlık. Tabii ki buna karşı şeytan atağa geçiyor. Ama biz şeytanı imanla, sevgiyle alt etmesini biliriz, inşaAllah. Yani böyle itidalli, dengeli, tutarlı, sevecen, barıştırıcı, ben bir üslup başka yerlerde göremiyorum. Hayır, keşke olsa da gitsek peşlerinden.

Davut Uysal, “Hocam, adamın dibisin. Senden başka aklı başında konuşan kimse yok.” Olmaz olur mu çok fazla aklı başında insan var. Biz de faydalı olmaya çalışıyoruz. “Adamın dibi.” İyi bir şey herhalde onların üslubunda ha?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vermek istiyorum Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yazılarım hakkında bilgi ver.

KARTAL GÖKTAN: Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da “Türkiye’deki darbe girişimi hakkında merak ettikleriniz” başlıklı makaleniz yayınlandı. Darbe girişiminin milletimiz için bir deneme olduğunu anlatıyorsunuz. Türk, Kürt, Laz, Sünni, Şii, inançlı, inançsız herkesin tek bir vücut olarak Türk milletinin bu çirkin darbe girişimine karşı üstünlük kazandığını anlatıyorsunuz.

Kuveyt’te İngilizce olarak basılan ilk günlük gazete Arab Times’da “Türkiye darbeye yenilmeyecek” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke Newspiper’de “Medeniyetin beşiği Endülüs’ten günümüze dersler” başlıklı makaleniz yayınlandı. Mekke Newspiper’de ayrıca “Demokrasinin büyük zaferi Türkiye” başlıklı makaleniz de yayınlandı.

New York’tan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily sitesinde “Türkler için en uzun gece” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Amerika’dan yayın yapan haber portalı News Rescue’de “Cesur Türk halkı darbeyi nasıl püskürttü?” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Son olarak dünya gündeminde yer alan haberleri Hindistan’daki okuyucularıyla buluşturan The Hans India haber sitesinde “Sosyal medyanın Türkiye’deki darbe girişimi üzerindeki beklenmedik etkisi” başlıklı makaleniz yayınlandı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam Anadolu delikanlısı, Kasımpaşa delikanlısı bizden birisi. Onu eğer İngiliz derin devletine kaptırırsak bu bütün millet için bir zül olur. Kesinlikle kılına zarar getirtmeyelim millet olarak. Abanalım müsaade etmeyelim. Zorla elimizden çekerek götürmek istiyorlar müsaade etmeyelim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yalçın Akdoğan bugün şöyle konuştu: “Bu noktada diğer cemaatlerin müsterih olmasında fayda var. Bugüne kadar AK Parti bütün kesimlerin özgür bir ortamda güçlenmesi için elinden geleni yaptı. Onlar bu sürecin muhatabı değildir. Buradaki bu hukuki sürecin muhatabı bu örgüt ve yandaşlarıdır.”

ADNAN OKTAR: Evet. Yalçın Baba iyi bir insandır. Yalçın Akdoğan mümin muttaki güvenilir bir insandır, saygın bir insandır, vatanseverdir. Dengeli tutarlı bir insandır. Tayyip Hocam’ın da güvenebileceği bir insan.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Yalçın Akdoğan’ın birde ziyareti oldu Adnan bey. Kazan’daki şehit yakınlarını ve gazilerimizi ziyaret etti. Birkaç resim de gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Göster.

KARTAL GÖKTAN: Ankara Jet Üssü’nün olduğu Kazan’da kardeşlerimiz uçakların kalkmasını engellemek için uğraşmışlar. Yaklaşık 50 kardeşimiz şehit olmuş. Bazıları da bacaklarını kaybedip gazi olmuşlar.

ADNAN OKTAR: İşte gazilik de çok büyük bir şeref. 50 şehit, tarihe geçti o aslanlar tarihe.

Türklerin bir özelliği var bir yere mülteci olarak gittiklerinde orada devlet kuruyorlar. Tarih hep öyle olmuş. Ya Allah vermesin orada can veriyorlar veyahut yeni devlet kuruyorlar. O yüzden çok fazla devlet kurmuşlar. Hakikaten bir yere sürgün gidiyor. Gittiğinde tak yeni bir devlet. Türklere mahsus bir özellik. Tarihe baktığımızda hep bunu görüyoruz.

Yalçın Baba “Cemaat de müsterih olsun” diyor. Çünkü fitne çıkarmak istiyorlar. O da gereken cevabı vermiş. Tayyip Hocam’la bağlantılı hareket etmiştir. Amaçları Tayyip Hoca’yı yalnız bırakmak. Diyecek ki işte Süleymancılar, size karşı bu hükümet. Nurcular diyecek ki size de karşı. Diyecek bize de, size de karşı, ona da karşı. Ee sonra? İşte tek bırakılmak istiyorlar yalnız başına. Bırakın bu havaları, bu oyunları bırakın. Böyle bir şey yapamazsınız. Bu millet birbirine kenetlenmiştir. Her türlü cemaat vardır her türlü grup vardır. Hıyanet olmadıktan sonra her türlü cemaat özgürce faaliyet yapar Türkiye’de, hiçbir şey de olmaz. Hıyanet aklının ucundan geçmedi Tayyip Hoca’nın. Bütün gücü ile destekledi. Ne bilsin? Herkesi kendi gibi biliyor, böyle iyi niyetli falan zannediyor. Hasut insanlar var, kıskanç insanlar var.

Tayyip Hocam’ın komutanları görevden almaması isabet. Çünkü onlar da tehdit edilmişler. Onlar da ezilmişler niye görevden alsın? Onlar akıllarını kendilerine saklasınlar. Tayyip Hoca bir şey yapıyorsa Allah ona öyle ilham ediyor. Ona göre hareket ediyor. O iyi niyetle bakıyor. Doğru hareket etti çünkü Genelkurmay Başkanı efendi insan. Hava Kuvvetleri Komutanı da kendi halinde bir insan. Hepsi mağdur olmuştu hepsi darbenin mağduru onları niye görevden alsın? O gelenekçi Ortodoks bazı kardeşlerimiz kafalarının çok iyi çalıştığını zannediyorlar. Her şeyi çok iyi bildiklerini zannediyorlar. O kadar kendilerine güvenmesinler.

“Hüdapar’dan rahatsız olan AK Parti yöneticilerine” diyor. Hüdarpar’dan AK Partililer rahatsız olmazlar. Hüdarparlıları seviyoruz.

“Hocam stüdyodaki kızlarımızın yüzleri gibi gönüllerinin de güzelliği belli oluyor. Çağdaş ve aydın Müslümanlığı anlattığınız için teşekkürler. Her Müslüman’ın yolu sevgi ve güzellikten geçmelidir” diyor. Doğru, kardeşim dünyada ideal göstereceğimiz Müslüman çok az. Bu çok korkunç bir şey. İslam aleminin en aydınlık, en neşeli, en hayat dolu, en İslam’a uygun, Kuran’a uygun yüzüyüz. Yani bunun dışında bir yapı yok. Bunun dışında ürkütücü bir görüntü var. El Kaide, İŞID’e bakıyor ürküyor. Ama bizim arkadaş topluluğuna baktığında insanın içi açılıyor. Kuran tam anlamı ile kabul edilmiş. Hiç taviz verilmeyen bir kitap olarak bağrımızda. Hiç taviz verilmeyen.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hem PKK ile mücadelede hem de 15 Temmuz darbe girişimi üzerine polisin ağır silahlarla donatılmasının bir zorunluluk halini aldığı yönünde açıklamalarınız olmuştu Adnan Bey. Bu açıklamalarınızın ardından, İçişleri Bakanımız Efkan Ala da katıldığı canlı yayında polislere ağır silahlar verileceğini açıkladı. Ala “Polis kendi kullanacağı kadar ağır silah edinecek. Bir şey olup da olmamış gibi davranmak bizim politikamız değil. Polisin ağır silahları da olacak. Vardı daha önce 28 Şubat’ta aldılar” dedi.

ADNAN OKTAR: Yeniden polisimizin ağır silahları olsun. Gerekeni yapacaktır Efkan Baba.

Bak darbenin etkilerini açıklayan, darbenin yapısını kınayan hiçbir yazı yok yurt dışında benim dışımda. Bak Rusya’da Pravda Gazetesi çok ünlü  ir gazete Rusya’nın en ünlü gazetesi sürekli yazılarım çıkıyor. Allah’a çok şükür. Sürekli Rus halkını bilgilendiriyorum. Allah’ın vesile etmesi ile.

Fethullah Gülen desin ki “Askeri, polisi, halkı darbe gecesi şehit eden alçakları kınıyorum.” Bunu bekliyorum. Bak bunu demezse olmaz. Bunu desin. Birde darbenin olduğu gece kendisi İstanbul'da olsaydı ne derdi onu merak ediyorum. Kendi burada olsa mesela o çatışmanın olduğu bölgede yerde olsaydı acaba ne derdi böyle sessiz mi kalırdı? Tük ordusuna nasıl sızdılar inanılır gibi değil. İngiliz derin devletinin azgınlığına bak ki tehdit mekanizmasıyla, zincirleme tehdit mekanizmasıyla bu sistemi oturtmuş. Mesela paşa yüzbaşıdan korkuyor, yüzbaşı paşadan korkuyor, yüzbaşıdan asker korkuyor, askerden yüzbaşı koruyor böyle bir kilitleme sistemi yapmış İngiliz derin devleti. Şimdi İngiliz derin devletiyle ilgili bir kitabım var bunların adı da var yani şifre isimleri var bunların hepsini açıklayacağım. Kitap son safhasında hazırlıyorum, bütün detayları da anlatıyorum. Devlet İngiliz derin devletine dikkatini çeksin herkesin. Basın da İngiliz derin devletinin üstüne gitsin. Bak bütün belanın kaynağı onlar kullanılıyor bu insanlar. Sadece kullanılıyor İngiliz derin devleti tarafından. Hangileri nasıl kullanılıyor bilmiyorum. Onu adli araştırmayla anlayabiliriz. Bakın İngiliz derin devletinden kimse bahsetmiyor. Sivil ayağı var diyorlar, işte bunları destekleyen var, dış güçler, üst akıl diyor üst akıl diye bir şey yok İngiliz derin devleti var başka bir şey yok. Büyük gazetelerin büyük bölümü bunların kontrolünde. Çok büyük gazetelerin büyük bölümü bunların kontrolünde. Bir çok vakıf bunların kontrolünde ve bunların ortak özelliği homoseksüelliği savunmaları, Darwinizm’i savunmaları, Rumi olmaları ve Müslümanların Orta Asya'ya sürülmesi gerektiğine inanmaları Türkiye'deki Müslümanların. Ortak inançları bu. Ve Anglosakson ırkının dünyanın en üstün ırkı olduğuna inanmaları. Yancıları yalakaları da onlara hizmet ediyor. Seni adam yerine koymuyor adam seni aşağılıyor niye adamların yalakası oluyorsun? Hayır diyor onlar ulu bir ırk biz de onların diyor işte hizmetçisiyiz kafasında adamlar. Israrla bunun üstüne gidilmesi gerekiyor.

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel, "Amerika Birleşik Devletleri’nin Türk ordusundaki en yakın müttefikleri tutuklandı" diyormuş. Çok vahim bir açıklama.

Amerika Birleşik Devletleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki diyor ki "Türkiye gerçek manadaki birleştirici İslam'ı bu hızla yaymaya devam ederse kısa sürede olağanüstü dev bir İslam devletine dönüşecek" diyor. Kısa sürede dev bir devlete dönüşecek diyor. Zaten İslam bizim devletimizin mensupları hepsi Müslüman’dır. Hristiyanlar da biz onları kardeşimiz olarak görüyoruz, Musevileri de kardeşimiz olarak görüyoruz. Tabii ki dev bir devlete dönüşecek. Yani Türk İslam Birliği kurulacak, doğru söylüyor.

İngiliz derin devletine gece gündüz dikkat çekiyorum ama bazı insanların o konuda şuuru tam açılmadı. Basireti tam açılmadı. Dünyanın başına bela olan deccaliyet bunlar. Adam söylüyor zaten “Türk milletinden nefret ediyorum. Hepsini Orta Asya’ya süreceğiz veyahut katledeceğiz, yok edeceğiz” diyor. Adam daha nasıl söylesin? Açık söylüyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Köprüdeki darbeci askerleri bariyerlerin üzerine çıkarak “Polis-asker kardeştir” diye bağırıp meydan okuyan ve açılan ateşte tek kolunu kökünden kaybeden Üzeyir Civan kardeşimiz ameliyattan uyanır uyanmaz kolunu hiç düşünmeden “Vatan selamette mi?” diye sormuş.

ADNAN OKTAR: Hay kabadayım hay, hay aslanım hay.

KARTAL GÖKTAN: Yine olsa yine gideceğini söylüyor. Ersin Karabucak kardeşimiz de darbecilere karşı koyarken bir bacağını kaybetti. “Hiç pişman değilim. Bugün olsa yine değnekle giderdim” dedi.

ADNAN OKTAR: Kabadayılara bak, aslanlara bak. Allah ömrünüzü uzun etsin, Allah cennette kardeş etsin. Ne mutlu size ki cennet çiçeği gibi oldunuz. Gazilik çok büyük bir şereftir. Şimdi alacağınız her sevap; biz bir sevap alıyorsak, siz bin sevap alacaksınız her hareketinizde. Biz bir kere Allah dediğimizde bir sevap alıyorsak, siz bin sevap alacaksınız. Gaziliğin özelliği budur. Gazinin sevabı çoktur. Çünkü her an var sevabı, her an.

KARTAL GÖKTAN: Üzeyir Civan kardeşimizin kısa bir konuşması da vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim. MaşaAllah şu aslana bak. Hayrettir bu insanların bu kadar imanlı olması. “Kahraman ordu, imanlı millet” diyor Bediüzzaman. “Hakikat-i hal olacağı ve deccalin elinden kurtulacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. MaşaAllah ama gazilerimize çok iyi sahip çıkalım. Gaziler anlı şanlıdır onlar, onlar mübarektir. Kabadayıyı görüyor musun, delikanlıyı? Delikanlının şanından. MaşaAllah. Allah cennette kardeş etsin, Allah ömürlerini uzun etsin.

“Süfyan, yedi yüz sene müddetinde İslâmiyet’in ve Kur’ân’ın elinde şeref-şiar, bârika-âsâ bir elmas kılınç olan Türk milletini ve Türkçülüğü, muvakkaten İslâmiyet’in bir kısım şeâirine karşı istimal etmeye (kullanmaya) çalışır! Fakat muvaffak olmaz, geri çekilir. Kahraman ordu, dizginini onun elinden kurtarıyor diye rivayetlerden anlaşılıyor.” Diyor. Orduya bir kumpas, oyun oynadılar. Ordu Allah’a çok şükür kendisini kurtardı.

İngiliz derin devletinde akıl almaz bir Türk nefreti var ama tarif edilecek gibi değil. Avrupa Birliği’ne alınmamızı engelleyen de onlar. Bu cinayetleri teşvik eden de onlar. PKK’yı organize edenler de onlar. PKK’nın cinayetlerini organize edenler de onlar, İngiliz derin devletidir.

Vatan giderse insanın namusu diye bir şey kalmaz. Vatan namustur. Bak bu kabadayıların yetişmesinde eğer vesile olduysak ne mutlu bizlere. Ama tabii gazilere çok iyi sahip çıkılması lazım. Şehit ailelerine çok iyi sahip çıkılması lazım. Her mahallenin süsü onlar. Her mahallenin güzelliği onlar. Devlet de çok iyi sahip çıksın, hükümet çok iyi sahip çıksın.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Ulusal Ordu Müzesi’nin internet üzerinden düzenlediği “En büyük düşman” oylamasında Atatürk ilk sırayı yer aldı.

ADNAN OKTAR: İngiliz derin devleti neymiş, gördünüz mü? Çünkü Atatürk İngiliz derin devletine meydan okuyan bir babayiğit bir kabadayıydı, bir yiğitti. Bak onu birinci sıraya almışlar. Çanakkale’de onların defterini dürmüştü. Unutamamışlar. Onlar bütün Anadolu’yu istila etmek istiyorlardı. Rahmetli Atatürk bunları adeta paket etti. O yenilginin acısını daha hala unutamıyorlar.

Evet dinliyorum Fikret Efendi.

BÜLENT SEZGİN: Gölge CIA olarak bilinen ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratfor; Esad ordusu, Rus ve IŞİD saldırıları arasında kalan muhaliflerin en ihtiyaç duydukları anda umutsuz bir duruma düştüklerini belirterek Türkiye’deki darbe girişiminin Halep’in durumunu olumsuz etkileyebileceğini duyurdu.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim. Bizim millet kabadayı, delikanlıdır. Darbeyi falan elinin tersiyle tek tokatta şeyinin üstüne oturtturdu. Öyle bir konu olmaz. En babası gelsin darmadağın ederiz. Öyle bir konu olmaz. Yani biz daha hiç kimseye hiçbir şey yapmadık. Silindir gibi ezeriz. Ama biz kanunla hukukla, akılla fikirle hareket ediyoruz. Sevgiyle hareket ediyoruz. İtidalli ve dikkatli bir politika izlediğimiz için bu böyle. Yoksa hallaç pamuğuna çeviririz. Öyle bir konu olmaz. Allah vermesin istemeyiz böyle bir şey olmasını ama pençemiz çok ağır olur. Bunu herkes de bilir. Tarihte de denemişlerdir. On kere denenmez bir şey.

Tayyip Hocam’ın korumaları maşaAllah aslan gibi delikanlılar, boy pos her şey tamam ama belinde sadece silah var. Olmaz. Tayip Hocam’ın korumalarında otomatik silah olsun. Öyle bir şeyde Allah vermesin adamlar çapraz ateşe alır bilmem ne olur falan feşmekan tabancayla halledilecek işler değil bunlar. Mutlaka otomatik silah olsun. Birde milis gücü oluşturulsun Türkiye’de. Milis gücü son derece makul. Daha önce mesela korucular yoktu, korucu sistemi oldu, gayet güzel bir milis sistemidir. O da bir milistir. Milis sistemi kurulsun. Tayyip Hocam’ın ayrıca milis korumaları da olsun. Otomatik silahlı milis korumaları da olsun. Kanun çıkartsınlar. Kanunla hukukla bu halledilsin. Korumalara bakıyorum hakikaten aslan gibi delikanlılar. Her şey tamam ama belinde ne var? Tabanca var. Karşındaki adamın karşına neyle geleceğini biliyor musun? Geldiğinde adamlar genellikle otomatik silahla geliyorlar, tabancayla gelmiyorlar. Tabancaya karşı adam otomatik silah kullanıyor. Otomatik silaha otomatik silah olması lazım. Hatta gerekirse el bombası falan da bulunması lazım ki, adamlar caysın. Tayyip Hoca’nın korumasını daha titiz hale getirsinler. Ben biraz yanlış görmüyorsam zaaf var gibi geliyor bana. Böyle olmaz. Birde yeteri kadar da mermi de bulunması lazım üstlerinde. Bir tabancada kaç mermi olur korumaların? Bir şarjör mermi var. O neye yeter? Adamlar mesela çapraz ateşe alır bilmem ne mesela on beş-yirmi dakika, otuz dakika çatışma sürebilir. Orada mermi bitti miydi ne olacak? Olmaz. Onun için korumalarda mutlaka otomatik silah olsun. En az üstlerinde de beş yüz-altı yüz mermi olması lazım, en az yani. En az beş yüz-altı yüz mermi olması lazım. Normalde bin-iki bin mermiyle gezmeleri gerekir. Tabii o olay olduğu yere de taşımaları gerekiyor. Ama otomatik silah olan da üstünde zaten şerit olarak mermiler bulunması lazım. Mutlaka otomatik silahlı olsun polisler. Tayyip Hocam’dan ben rica ediyorum, içimiz öyle daha rahat eder. Çünkü çatışma Allah vermesin ani başlıyor böyle şeylerde. Şimdi tabancayı çekecek tak tak tak. Adam nefes aldırmaz. PKK saldırıları öyle oluyor. Otomatik silahla tarıyorlar, nefes aldırmıyorlar. Tabanca mermileri de bitiyor, genellikle de o merminin bittiğini anladıklarında daha da azgınlaşıyorlar. Aman ha dikkatli olalım, tedbir alalım.

Genelkurmay Başkanı, MİT Müsteşarı niye görevden alınsın? Genelkurmay Başkanı aslan gibi delikanlıca direndi. Ne yaptı da onu sen hatalı görüyorsun? Bayağı vakur Osmanlı efendisi, Osmanlı beyefendisi, tam cumhuriyet çocuğu aslan gibi delikanlı. Ne yaptı? Asla geri adım atmadı. MİT Müsteşarı da ne yaptı yani? Hayır, hataları olabilir, yanlışı olabilir ama dindar delikanlı.

Askerin konumunu da belirlesinler yani darbe durumunda askerin ne yapacağı yönetmelikte belirli olsun. Mesela tankta duruyorsa tankı terk edip kaçabilir asker. Silahını da parçalara ayırır, kundağını çıkartır kaçabilir. Yani darbe bölgesinden kaçması lazım. Bunu kanunla hukukla belirleyelim. Netleşsin bunlar.

“Her geceden sonra bir sabah olduğu gibi nevi beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak” diyor Bediüzzaman. Burada kastettiği gece işte bu kastedilen gece. Bak “Her geceden sonra bir sabah olduğu gibi nevi beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak” diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Binali Yıldırım halkımızla demokrasi nöbetine katıldı. Bir-iki resim vardı. Yerde oturmuş.

ADNAN OKTAR: Binali Baba’ya helal olsun. Onun öyle güzel yönü var. Sokakta değil mi burası?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ama işte bunu bir netleştirsinler. Kanuni yönden bunlara bir açıklık getirelim. Biz halkı sokağa davet edebiliyor muyuz, edebilecek miyiz? Ne yapacağız yani? Bunlar hep bir netleşsin. Birde darbeciler bak milletin kolunu bacağını koparttı benim aslanlarımın, otomatik silahla anneleri falan taradılar, çocukları tanklarla ezdiler. Vatandaş kendini savunabilmesi için bilgili olması gerekiyor. Yine çıkar böyle dangalaklar yani ne yaptığını bilmeyen böyle aptallar, şaşkınlar, ahlaksızlar çıkabilir. Bunları durdurmanın bir yolu vardır. Bunun eğitiminin halka verilmesi lazım. Askere de darbecilere karşı ne yapacaklarının eğitiminin verilmesi lazım. Bu boşluk güzel bir şey değil. Bu riskli bir şey. Bu suskunluğu kaldıralım. Her gün sokaklarda halk nöbet bekleyemez. Yani açıklığa kavuşturalım, tedbirlerini alalım netleşsin olay. Darbe durumunda asker ne yapacak? Yangında ne yapacağımız biliyoruz değil mi? Darbede de ne yapılacağını bilsin asker. Ve sivil halk ne yapacak darbeciye karşı? Onu da bilelim. Adam psikopat baksana tek kurşunla kolunu koparmış yahut iki kurşunla kolunu koparıyor. Umurunda bile değil adamların. Halkı çiğnediler, arabayla direkt çiğneyip geçiyor. Akıl almaz bir şımarıklık ve azgınlık var. İngiliz derin devletinin klasik azgınlığı bu. Olduğu gibi yansımış. Klasik bir Türk düşmanlığı var, Türk nefreti var. Bunun nedenlerini kökenini halka tarif edip alınacak tedbirleri de çok detaylı izah etmek gerekiyor.  

Mesela bak gazilerimizin kolunu bacağını koparan ve birçok kardeşimin şehit olmasına sebep olan, helikopterden halka ateş edilen M61 silahı, onu göster resmini. Kardeşim şimdi işte halka da, polise de bu silahtan verilmesi lazım. Polisin akreplerinde şununda bununda falan bu silahlar bulunursa ona göre bir tedbir alınabilir.

Darbeciler demişler ki Paşamıza, komutanımıza, darbeciler telefonda “Darbe yaptık, seni almaya geliyoruz” dediklerinde “Siz zahmet etmeyin, beş dakika sonra ben sizin yanınıza geliyorum” demiş ama bir ilavesi var ben onu söylemiyorum. İşte kabadayı diye ben buna derim. MaşaAllah.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Tek vatan, Tek Millet, Tek Bayrak, Hepimiz Biriz Tek Yüreğiz

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü