Harun Yahya

Sohbetler (31 Temmuz 2016; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ordu’da Jandarma karakolu mevkiinde ihbar üzerine soruşturma başlatan askerlere ormanlık alandan PKK’lı teröristlerin açtığı ateşle 3 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı. Teröristlerin akıbeti hakkında bir bilgi verilmedi. Şemdinli’de çıkan çatışmada da 1 asker şehit oldu, 6 asker yaralandı.

ADNAN OKTAR:Yalnız, askeri PKK’yla çatışmada kullanmasınlar. Özel harekat görevlendirilsin. Onların hakkından özel harekat gelir. O canlar, o kınalı kuzular Konya’da, Eskişehir’den, Tokat’tan oradan buradan gelmiş köy çocukları, delikanlılar, biraz eğitim alıp cepheye sürülüyorlar yani PKK’ya karşı. Olmaz. Adamlar dört sene eğitim almış, beş sene eğitim almış, bu çocuklar 2-3 ay eğitim alıyorlar. Her yönden acemiler. Dolayısıyla özel harekatla muhatap etmek lazım. Özel harekatın sayısını artırmak lazım.

Ne diyelim? Bir etiket yapalım. “Türk millet tek vücut” diyelim.

Ben dedim ki, 1916 başındayken münafıklarla mücadele yılı olacak dedim. Bakın nasıl münafıklar ortalığı birbirine kattı.

Fethullah Gülen darbeyi kınayan bir konuşma yapmadı daha değil mi?

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Sizin bahsettiğiniz gibi yapmadı.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan 7 Ağustos’ta demokrasi nöbetini taçlandıracak bir miting yapmayı planladığını söyledi. Yenikapı’daki dev alanda yapacağı bu mitinge Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi, tüm parti liderleri, sanatçılar ve siyasetçilerin de katılacağını açıkladı. O günden sonra normalleşme sürecinin başlayacağını belirtti.

ADNAN OKTAR: Evet, o çok hayati, güzel. Çok faydalı olur inşaAllah.

2016 münafıklarla mücadele yılı, en başında söylemiştim. 1916’dan 2016’ya kadar bir geçiş oldu. 2016’da nihayetlenecek. Yani münafıkların artık hayat sahası kalmayacak inşaAllah.

Adamların masum çocukları, genç kızları, yaşlı amcaları gözünü kırpmadan otomatik silahla taramaları, keskin nişancıların köprü üstüne çıkıp oradan ateş etmeleri, tankla adamın arabaları, insanları, yaşlıları ezmesi, duvara sıkıştırıp parçalaması gözü dönmüş bir manyaklığın açık göstergesi oluyor. Ben böyle azılı manyakların bunların içinde olduğunu bilmiyordum.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe sonrası aldıkları önlemler konusunda şunları söyledi; “Bir-iki saatin bile bu tip istihbaratta çok önemi var ama buna rağmen o anda bazı ani müdahaleler yapabildik. Örneğin alçak uçuşu yapanlara karşı tedbirler alabildik ama bir eksikliğimiz var. Bizim meclisimizin bu tür darbeler karşısında ciddi bir koruması yok. Uçaklara ya da helikopterlere karşı uçaksavarlar vesaire olmuş olsa, ayrıca bunu sadece darbe olarak düşünmeyin, işgal durumu için de bunun olması lazım. Bir musibet bin nasihatten evladır demişler. Şuanda Başbakanlık, külliye, mecliste çok ciddi önlemler aldık” dedi.

ADNAN OKTAR: Karakollar, emniyet müdürlükleri, TRT, CNN, Hürriyet, Türksat. Günlerce anlattık bu konuları. Tayyip Hocam da gereğini yapacağız diyor. İyi, güzel.

Biz münafık anlatırken milletin bir kısmı, insanların bir kısmı hayali kişiler anlatıyorum gibi geldi. Bak dedim ki, “Münafık cinayete meyyaldir.” Yani adam öldürmek istemesi. Hz. Yusuf (a.s)’da da değil mi öldürmeye kalkıyorlar. Resulullah (s.a.v.)’i şehit etmeye kalktılar. Hz. Yusuf (a.s)’ı şehit etmeye kalktılar. Münafığın azgın bir niyeti nihai hedefi odur. Allah’ı anarak gelir. Hz. Ali (r.a.)’yı şehit eden münafık da öyle. Allah’ı anarak Hz. Ali (r.a.)’ı şehit etti. Bu münafıklar da öyle Allah’ı anarak mazlum kardeşlerimizi şehit ettiler.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: “Müslümanların en yakınında gibi gözükür ama arkadan iş çevirir” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Ordu’daki şehitlerimizin fotoğrafları gelmişti. Doğan Kaya, Hamdi Karagöz, Muhammet Ali Sarı.

ADNAN OKTAR: Hepsi de çok yakışıklı benim aslanlarım maşaAllah bayağı da sevimliler. Şehit nuru var yüzlerinde. Allah onlara verdiği nimeti bizlere de nasip etsin. Hep gıpta ediyoruz şehadetlerine hep. Ne güzel mekandalar.

Birde PKK’ya böyle unutamayacakları bir ders vermesi lazım hükümetin. Kapsamlı, detaylı ve doyurucu. PKK’yı bir doyursun hükümet. Yani o öyle olmaz böyle olur tarzında bir doyursun. Hepsini yakalasınlar. Geniş bir operasyonla hepsini yakalasınlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hüseyin Gülerce az önce CNN Türk’te Gülen Örgütü yazarlarından ve Fethullah Gülen’in en yakınlarından olan Abdullah Aymaz’ın darbeyi işaret eden iki yazısına dikkat çekti. Şubat ayında yayınlanan bir yazıda, Abdullah Aymaz bir Tunus ziyareti sırasında seyid olan bir alimin kendilerine “vura vura göğsü genişleyen zat, 2016’da vazifeyi emiralacak” dediğini anlatıyor. İkinci yazı ise, otuz altı yıl önce yayınlanmış, kışlalardan, çiçeklerden bahar müjdesi geldiği yazısını yeniden yayınlıyor Abdullah Aymaz. Hatta bu yazıda defne dallarından bahsediliyor. Ve defne dallarının amiral ve generallerin sırmalarına işaret ettiği ifade ediliyor. Aymaz, yazıyı yeniden yayınlarken yazının sonuna “Yusuflara müjdeler olsun” cümlesini ekliyor. Hüseyin Gülerce bu yazılardan, Gülen grubunun 2016’da Mehdi’nin görevi devralacağına inandığını anlattı.

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s)’n çıkışı 2016 değil. 2016’da münafıklara geniş bir darbe indirilecek. “Ve indirildi ve indirilmeye devam ediliyor” diyor. Onu en başta söylemiştim 2016’nın başında, hatırlıyorsunuz. Münafıkların helaki yani manevi helaki.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Siz 2015’teki videonuzda “2016’ya giriyoruz. Çok büyük olaylar olacak” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, o devrin konuşmalarını herkes duydu.

Bu manyaklıklada tarif edemeyeceğimiz, zalimlikle de tarif edemeyeceğimiz, yani iblis bile yapmaz bunu. Ben böyle bir kepazelik, alçaklık, ahlaksızlık görmedim. Gözü kapalı ateş ediyor. Çöp konteynırının arkasına saklanmış, oradan ateş ediyor. Seni paramparça ederler isteseler. Parçanı bırakmazlar yani. Sana şefkat duyuyorlar. “Asker kışlaya” diyor sana. Sana sevgi gösteriyor, sarılıp götürmeye kalkıyorlar. Sana evladı gözüyle bakıyor, merhametle yaklaşıyor. Yani hani kendi çocuğu evden kaçmış gibi, öyle gördü millet, evden çocuğu kaçmış gibi. Sen oturuyorsun millete kabadayılık yapıyorsun. Tozunu, parçanı bırakmazlar. Akılsızlık yapma. Çıkmış köprünün tepesine, oradan ateş ediyor. Aptala bak. Öbürü tankla milletin içine giriyor. Yalnız bunlara uyuşturucu vermişler. Bunu bir araştırsınlar; bu çok alçakça bir metot. LSD spreylerine rastlanmış. Sağlam kaynaktan haber aldım. Bizim rahatsız olduğumuz konu yani hayretler içinde kaldığımız konu bu alçaklıkları. Ve altmış bin kişilik falan da liste çıkartmışlar, cinayet listesi. Bu korkunç bir azgınlık; ne kabadayılar, ne delikanlılar vuruldu. Çocuklar şehit edildi. Kadınlar şehit edildi, karınları vücutları paramparça oldu, başları koparıldı. Otomatik silahla delikanlılar tarandı. Bu çok büyük bir kahpelik, alçaklık, bunun çirkinliğini iyi vurgula. Hayır, her Müslüman’ın bunu vurgulaması gerekir. Birde milis gücünde hiçbir mahsur yok. Küçük gruplar halinde milis gücü oluşturulabilir. Valiliğe bağlansın milis güçleri. Valiler de kaymakamlara bağlasınlar. Kaymakamın talimatıyla hareket etsin milis güçleri, bu kadar; yani mülki amirlerin talimatıyla. Otomatik silah verilecek. Bin- iki bin mermi verilecek halka, iki üç de el bombası. Yani diğer milis güçleriyle bağlantıları olmayacak. Mesela İstanbul’un milis gücü ayrı olacak. Bu yakanın ayrı, karşı yakanın ayrı olsun milis güçleri, yani birbirleriyle bağlantılarının olmaması. Buradaki kaymakamlıklara bağlı olur, o da oradaki kaymakamlıklara bağlı olsun, bu kadar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Söz Gazetesi “Pusuda İngiliz Var” manşetiyle çıktı. Haberde Amerika-Gülen koalisyonunun Türkiye’yi işgal ve iç savaş çıkarma girişiminin püskürtülmesinin ardından bu kez de sahneye İngilizlerin girdiğini söyledi. 60 darbesinin faili İngilizler, TSK içinde yeniden aktif olmak için şantaja girişirken, İngiliz Daily Express gazetesi “İngiliz ordusunun Türkiye’yi işgal edebileceğini yazdı.” Dedi.

ADNAN OKTAR: İngiliz derin devletinin deccal olduğunu bütün İslam âlemi görmeye başladı. Tayyip Hocam da farkına vardı. Yakında açıklar. Öyle sinsi ki İngiliz derin devleti bak, üç yüz yıl kendini saklamış. Kimse farkına varamamış. Hep Amerika, Fransa falan diye… Hâlbuki onları kullanıyor o, o kadar. Amerika zavallının zavallısıdır. Yani öyle bir yönü yok. İngilizlerin pençesi altında inim inim inleyen bir sistemdir.

Süfyani deccal, gençleri ortadan biçiyor. Biçiyor böyleama Mehdi diyor ki; “Senin deccal olduğunu daha iyi anladım şu an” diyor. Bunu yaptığında. Hatta deccal biçiyor, arasından geçiyor. O genç de tabii şahadet mertebesine ulaştığı için gülerek kalkıyor. Ama Mehdi diyor ki; “senin deccal olduğunu daha iyi anladım şu an. İyice kanaatim geldi” diyor.

Fethullah Gülen, bak, son kere daha söylüyorum, bir daha söylemeyeceğim. Bu alçaklara esaslı bir açıklama yapacak. Buna azmettiren ve bunu uygulayan bütün alçakların kahpe olduğunu, şerefsiz ve namussuz olduğunu, pislik olduğunu, iblis ordusu olduğunu söylesin. “Ve Allah helak etsin” desin. “Bunları yapanları” Bunu duyayım.

“Değerli Hocam, yeni kitabınız “Münafığın Derin Karanlığı” çok etkili bir kitap. Kitabın kapağı münafıklığın ruhunu çok iyi anlatıyor” diyor. “Facebook’ta birçok kardeşimiz kitabınızı sürekli paylaştılar ve tanıtımını yaptılar” diyor. “Ben de elimden geldiğince gayret ediyorum kitabınızı tanıtmak için” diyor. Evet, kitabımı tanıtanlar münafıklığa karşı oldukları için kendi imkânlarıyla bir hizmet vermiş oluyorlar. Yani bizi sevenler, bizi tanıyanlar tanıtırlarsa güzel olur. Çünkü çok emek verilmiş, önemli bir eser. Tanıtmamak da yani bir nedeni olması lazım tanıtmamak için. Yani bizi seviyorsa, tanıyorsa, İslam’a, Kuran’a hizmet ediyorsa tanıtmaması için özel bir nedeni olması lazım. Özel bir nedeni varsa mesele yok yani.

Evet, bu kitabım benim bu münafıkları çok tedirgin etti. “Münafığın Derin Karanlığı” yani münafıkların korkulu rüyası oldu adeta.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Çok detaylı tarif ediyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Yani bizi sevenler, tanıyanların tanıtması iyi olur. Tanıtmıyorsa da ilginçtir tabii.

Oktar Almanya’da neler yaptın sen? Almanya’ya mı gittin sen?

OKTAR BABUNA: Evet Hocam.

KARTAL GÖKTAN: Bilgileri size aktarabilirim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Oktar da anlatsın sen de anlat.

KARTAL GÖKTAN: Resimler eşliğinde gösterebiliriz. Oktar Babuna sizi temsilen Uluslararası Diplomasi Enstitüsü’nün Berlin’deki Arap Dünyasında Kültürel Diplomasi Sempozyumu’na katıldı. Toplantıda Oktar, dinin politik sorunlarındaki önemi ile ilgili bir konuşma yaptı. Ayrıca toplantıya katılan politikacı, diplomat ve akademisyenlerle birebir görüşme yapılarak sizin kitaplarınızdan hediye edildi. Konferans süresince Almanya’daki arkadaşlarımızdan Meryem ve Osman da yardımcı oldular. Görüşmelerden bazı resimler ve kişileri tanıtabiliriz. Stephan Mayer: Alman Parlamentosundan Millet Vekili, Hamad bin Abdülaziz el Kavari: Katar Kültür Sanat Bakanı, Hasan Diab, Lübnan eski Eğitim Bakanı, Dirk Niebel: Almanya eski Ekonomi Bakanı, Abdelouahid Khouja: Fas Meclis Genel Sekreteri, Dhiaa Al-Asadi: Irak Parlamentosundan Milletvekili, Maje Gasa lBrazelika: Bosna Hersek Parlamentosu milletvekili, Mohammed Abubaker Al Ghasani: Umman Şura Meclisi Başkan Yardımcısı, SafetSoftić: Bosna Hersek Parlamentosu Sözcüsü, MirsadIsaković: Bosna Hersek Parlamentosundan milletvekili, Ali Soubaneh Atteyeh: Cibuti Parlamentosundan milletvekili. Nesimo Niyazi: milletvekili, Zuraida Binti Kamaruddin: Malezya Parlamentosundan milletvekili, Alberto Antonio Guani Amarilla: Urugay’ın Almanya Büyükelçisi, Jauhar Saleem: Pakistan’ın Almanya Büyükelçisi ve Profesör Doktor Thomas Gries Makrotheorie Paderborn Üniversitesi’nden.

ADNAN OKTAR: Güzel.

OKTAR BABUNA: Herkes terörizmi ve radikalizmi eleştiriyordu Hocam. Çözüm ile ilgili en ufak bir açıklamaları yoktu. Sizin fikirlerinizi aktarınca terörizmin, radikalizmin kaynağını, nasıl uydurma hadislerle, bağnazlıkla böyle bir din meydana getirildiği, onların da bu uydurma dini, uydurma hadisleri uyguladıkları, Kuran’da şiddetin, zorbalığın olmadığı, İslam’ın terörizmi lanetlediği ve Kuran’dan delillerle anlatınca barış dini olduğu, o zaman herkesten çok güzel tepkiler geldi. “Bu bilgilerin kaynağına nasıl ulaşabiliriz?” diye sordular hatta konuşma sırasında. Sizin sitenizi not aldılar. Bağnazlık kitabınızı, ,İslam Terörü Lanetler kitabınızı özellikle not aldılar. Ve kitaplar vardı. Zaten hepsi ellerinde kitaplarını tutuyor. Bir ara da arkadaşlarımız kitaplarınızın bir kısmını orta yere bıraktılar. Yaklaşık beş dakika sonra herkes elinde kitapla dolaşıyordu; kitap kalmamıştı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR:MaşaAllah.

Bak, her yere uçaksavar, her yere tanksavar, millet bayağı savunmasız konumda olduğu görülüyor. PKK’nın da elini, kolunu sallayarak bu kadar rahat hareket etmesinin sebebi şimdi daha iyi anlaşılıyor. Güneydoğu’da da halka güvenilir, efendi çok fazla insan var. Vatandaş var. Şehir korucusu olarak, yani milis gücü olarak silah dağıtılsın. Yani son anda bunlar çok güç olur. Zamanlıca yapılırsa çok rahat olur ve zaten caydırıcı da olur. Kimse yanaşamaz. Yani eğer milis gücü olmuş olsaydı darbe diye bir şey olmazdı, onu söyleyeyim. Böyle üç-beş tane zibidi çıkacak da millete ateş edecek. Kanı iliği çekilirdi yani. Milis gücü darmaduman ederdi, öyle bir şey olmaz. Valiliklere bağlansın milis gücü, valiliklere, kaymakamlıklara. Aralarında da bir koordine bağlılık olmasın, yani yerel milis güçleri olsun, her şehir kendini koruyacak gibi. Yani tek merkezden tamamı yönlendirilecek gibi değil. Hiçbirinin birbiriyle bağlantısı olmasın. Birde uydu telefonu dağıtılsın. Bakın, telefon sistemine falan bir şey olur, televizyona bir şey olur falan ama uydu telefon sisteminden oradan her yere mesaj gönderilebilir. Mesela Çin’den merkez alan bir uydu telefon sistemi olabilir. Ayrıca Rusya’dan bir merkez alan telefon sistemi olabilir. Hindistan’dan ayrıca olabilir. Pakistan’dan ayrıca olabilir. Yani öyle güçlü bir bağlantı sistemimiz de olsun.

KARTAL GÖKTAN: Barajları da söylemiştiniz aynı şekilde barajlara da saldırılabilir.

ADNAN OKTAR: Barajın mesela çok iyi korunması lazım bütün barajların.

DAMLA PAMİR: AKOM’un güvenliğini de söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: AKOM hepsi. Yani sırf meclisi veyahut sarayı korumak olmaz.

OKTAR BABUNA: Makine Kimya’nın da yeraltına inmesi gerektiğini söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii Makine Kimya’nın tesisleri yer altında olsun. Mesela bak, Rusya hemen darbeyi kınadı, delikanlı ülke olduğu için kınadı. İran da gerçek dost olduğu için onlar da kınadılar. Ama bak, Avrupa’dan falan tıs yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sol görüşlü olan ve AK Parti’ye muhalefet etmesiyle tanınan Gazeteci Nihat Genç, darbe sonrası son derece vatanperver bir tavır sergilemesiyle dikkat çekti. Muhalefeti ülkenin hayrı için bu dönemde durdurduğunu ve vatan nöbetine başladığını söyleyen Genç’in konuyla ilgili kısa bir görüntüsü de vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Helal olsun sana bayağı delikanlıymış. Şimdi bunun üstüne de bir mehter müziği dinleyelim, aferin delikanlıya.

VTR: Mehter Marşı

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın aldığı tedbirler iyi, bugün televizyonda dinledim.

Bugün Köln’de darbeye karşı altmış bin kişilik bir toplantı yapılmış. Çok iyi olmuş. İbrahim Tuncer de katılmış oraya, aferin. Bizim gençlerin hepsi katılmışlar Almanya’da aferin.

Evet, dinliyorum.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Cumhurbaşkanımız da video konferansa katılmak istemiş ama Almanya’dan izin gelmemiş.

ADNAN OKTAR: O da saygısız ve münasebetsiz bir hareket olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Daha önce Almanya 2011’de PKK’lı Karayılan’a canlı konferans yaptırtmıştı.

ADNAN OKTAR: Tabii, PKK’lılara herşeyi serbest bırakıyor Almanya.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Savaş muhabiri, darbe gecesi gördüklerini Suriye ve diğer savaş bölgelerinde görmediğini anlatıyor. Bir video vardı bununla ilgili.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Dediği doğru, işte bunlar önemli. Yani böyle bir acımasızlık, böyle bir kahpelik görülmüş olay değil. Bak, çocukların tepkisine bak “Asker kışlaya. En büyük asker bizim asker” diye üstlerine gidiyorlar, sarılmaya gidiyorlar. Adam otomatik silahla tarıyor yani bu dünyada görülmüş bir olay değil. Bak, o amcayı gördünüz, yaşlı amcayı. “Ya askerlere kötülük yapacaklarmış” demişler. “Onun için geldik” diyor. Çok şeker bir üslupla anlatıyor. “Bizi otomatik silahla taradılar” diyor. Nasıl kıyıyorsun sen bu mazlum insana? Bu nasıl bir kahpelik?

“Hocam, Twitter’da siyaset parçalayan şu çok takipçili fenomen hesapları senelerden beri ilk defa sizden sonra “İngiliz derin devleti, üst akıl İngiltere’dir” demeye başladı, hele şükür Hocam.” Sinan Aktan. Tayyip Hocam açıklasa çok net olacak ve dünyada yer yerinden oynar. İngiliz derin devleti dünyada çok sinsi olarak kendini gizliyor. Zavallı Amerikalıları devreye sokuyorlar. Amerikalılar sadece onlara alet oluyor, o kadar. CIA’yi kullanıyorlar. Amerikan ordusunu kullanıyorlar ve onları da ezim ezim eziyorlar. Felaketin başı İngiliz derin devletidir. Ve adamların yüzlerce, binlerce Türk milletinden nefretine dair demeçleri var; yüzlerce, binlerce demeç. Başbakanları, bakanları, milletvekilleri nefret kusuyorlar ağızlarından.

BÜLENT SEZGİN: Son dakika haberi vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris’te konakladığı otele saldırı düzenleyen darbeci askerlerden beşinin görüldüğü ihbarı üzerine, Ula’nın Şirinköy Mahallesi’nde arama çalışması başlatıldı. TRT, kaçak askerlerin yakalandığını duyurdu.

ADNAN OKTAR: Yakalanmışlar. Evet, konuştursunlar.

Özel Harekât binası açık, alenen bir bina ve rahatça bombayla çökertilecek bir bina. Hâlbuki o binanın yeraltında en az iki misli tesisi olması lazım ve sığınağı da olması lazım. TRT’nin de öyle, yer altında ayrı gizli mahzenleri, gizli sığınağı olması lazım ve oradan yayın yapabilmesi lazım. Yani mesela darbe tehlikesinde kapılar, çelik kapılar otomatik kilitlenmesi lazım. Düğmeye bastın mı çelik kapıların kapanması lazım. Ve iki-üç ayrı yerden yayın yapabilmesi lazım TRT’nin. Mesela belirli bir oda var, oraya girdi mi iş bitiyor. Böyle olmaz. Oraya girdi mi “bu adam sahtekâr yalancıdır” diye öbür taraftan yayın yapılması lazım. “Bu adamın ifadelerinin geçerliliği yoktur. Şu an yayınını kapatıyoruz” dersin. Tak düğmeye basarsın. Adam görüntüden kaybolur. “Doğrusu bizim anlattığımızdır” dersin. Mükemmel bir anlatım olur. Anında tedbir alacak A, B, C, D planlarımız olması lazım. İmanlı millet maşaAllah, sokağa döküldü. Allah vesile etti onları durdurdular yani. Kabadayı millet, yiğit millet. Bunlara tek bir tedbir de değil. 1, 2, 3, 4, 5 aşamalı tedbirler alınması lazım. Yani hükümetin A planı, B planı, C planı, D planı, E planı olması lazım. Baktın B planını durdurdu, sen C planını devreye sokacaksın. C planını durdurursa D planını sokacaksın yani, biz büyük bir devletiz. Mesela TRT’yi ele geçiriyor, konu bitecek. Adam paldır küldür kapıdan içeriye girebiliyor. Hâlbuki o yayın odası otomatik kilitlenen yani atom bombası bile etki etmeyecek şekilde olması lazım, yani özel bir bina olması lazım. Hiçbir olaydan etkilenmeyen, yangından, bombadan, hiçbir şeyden etkilenmeyen özel bir oda olması lazım, düğmeye bastın mı şak kapanacak.

Şeyhimizin resimleri varmış öyle mi sende?

KARTAL GÖKTAN: Bugün kardeşlerimiz Şeyh Ahmet Yasin Hocamızı Almanya Mönchengladbach dergâhında ziyaret ettiler. Sizin selam ve sevgilerinizi ilettiler kendisine. O da çok selam ve sevgilerini söyledi. Yaratılış Atlası isimli eserinizi ve yine çok sayıda eserinizi hediye ettiler kendisine. Sohbetten sonra da dergâhtaki kardeşlerle birlikte yemek yemişler.

ADNAN OKTAR: Afiyet, şeker olsun, ne güzel. O çok mübarek, müberra, muhterem bir insan, çok mütevazı bir insan. Allah ömrünü uzun etsin. Hayır, bereket, sağlık, sıhhat versin. Cennet kuzusu Şeyhimiz cennet, hem seyid, hem şeriftir maşaAllah.

Kardeşlerimiz demokrasi nöbetinde devam ediyorlarmış. Var mı onların resimleri?

Bütün darbelerin kökeninde o ülkede kalite olmamasından oluyor. Bak, Mısır’da kalite olmadığı için darbe yapıldı. Her yerde, nerede darbe oluyorsa tek sebebi o oluyor. Kalite olan hiçbir ülkede darbe yapılmamış. Hiçbir şekilde olmuyor. Yani kalitenin, sanatın hâkim olduğu hiçbir ülkede darbe olmuyor. Kalite, sanatın olmadığı her ülke helak oluyor ve perişan oluyor. Cennet modelinde olmamız lazım. Allah, dünyayı cennete benzetmemizi istiyor. Cehenneme benzetirse bir insan, yani gelenekçi Ortodoks inançla; gelenekçi Ortodoks inanç otomatik olarak cehennem görüntüsünü ortaya çıkarıyor. Mutlaka helak oluyor. Suriye yaptı; helak oldu. Irak yaptı; helak oldu. Libya yaptı; helak oldu. Afganistan yaptı; helak oldu. Yani kim yaparsa helak oluyor. Allah oranın bereketini kapatıyor. Kadınlarını ezen, kadınlarına saygı duymayan, kadınlarının özgürlüğünü yok eden, kaliteyi, sanatı yok eden her ülke helak oluyor. Buna çok dikkat etsinler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ordu Mesudiye’de arama tarama faaliyetleri kapsamında operasyona katılan askerlerimize bir teyzemiz yemek ikramında bulunuyor Adnan Bey, onun resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Of, şahane yemekler de, ama Mehmetçiğe bu çok güzel bir şey. Tabii, orada çocuklar sıcak çay falan nereden bulsunlar? Çok iyi yapmışlar, Allah razı olsun.

KARTAL GÖKTAN: Sürekli dua da ediyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Çok iyi olmuş. O büyük bereket getirir. Çok iyi yapmışlar.

BÜLENT SEZGİN: Teyzemiz dua ederken “Hızır belirsin, sizi korusun.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Millet olarak çok şeker bir millet Türk milleti, hiç bozulmadılar hayret. Mesela televizyon, internet şu bu normalde bozabilirdi, olduğu gibi o temizlikleri, yiğitlikleri kaldı. Aslında köy yaşamını mutlaka muhafaza etmek lazım.

Bütün Türkiye’de darbeye karşı müthiş bir tepki oldu. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana her yerde, Samsun’da maşaAllah.

İzmir halkı çok dindar, mukaddesatçı bir topluluktur. AK Parti çok güçlüdür İzmir’de, Milliyetçi Hareket Partisi çok güçlüdür, Büyük Birlik Partisi’nin çok fazla taraftarı vardır. İzmir’de CHP de güçlüdür. CHP sol gibi görünmekle beraber sağ bir partidir aslında. Yani mukaddesata saygılı, İslam’ı, Kuran’ı seven, İslam’ı özünde yaşayan insanlardır. Dolayısıyla İzmir halkı Kuran talebesidir yoğun olarak. Bağnazlığa karşılar İzmir halkı ama Kuran’a hayrandır. İzmir sağın kalesidir. Yani mukaddesatın kalesidir. Bazı insanlar böyle İzmir’i başka türlü göstermek isterler. İslam’ın en arı duru yaşandığı illerden birisidir. Ve halkı samimi Kuran talebesidir. Yani sol böyle hani yanlış anlaşılıyor; dinsizlik falan İzmir de dahil, öyle bir şey yok. İzmir halkı çok samimi dindardır. Sadece bağnaz değildir. Bazı aklı zayıf olanlar seviniyor yani İzmir’i böyle ateizmin kalesi gibi görüyor falan İzmir’de ateist parmakla sayılır. Ezici çoğunluk dindardır.

“Müslümanlar tekbirlerle Allah’ı anarak İstanbul’u fethederler” diyor, “O güne kurtuluş günü denir” diyor. “O gün akşamı sabahlara kadar Allah’ı anarlar” diyor. “Tekbirlerle şehir adeta inler” diyor.

Tayyip Hocam, bu Alevi kardeşlerimize karşı işte “Sünniler tavır alacak, Alevi-Sünni çatışması olacak” diye hayal gören avanaklar var. Aleviler bizim can dostumuzdur, baş tacımızdır, mübarek, muhterem insanlardır. Ama Tayyip Hocam olsun, Sayın Başbakanımız olsun Alevi kanaat önderlerini çağırırlarsa bayağı iyi bir tokat olur bu darbeci takımına. Davet etsinler gelir o insanlar; güzel insanlardır, sevecen saygılı insanlardır gelirler.

Mesela Gülen diyor ki, “Allah onların evlerine ateşler salsın, yuvalarını yıksın, birliklerini bozsun, duygularını sinelerinde bıraksın, önlerini kessin, bir şey olmaya imkan vermesin” diyor. Hayır dua et kardeşim, güzellik iste, hidayet iste. Böyle konuşulur mu? Bu nasıl bir sevgisizlik, nasıl bir sertlik böyle, bu nasıl bir nefret?

Allah milletimize huzur, bereket versin, rahatlık versin, güç versin. Allah Mehdi’sini zahir etsin. İsa Mesih’i zahir etsin. İslam’ı dünyaya hakim etsin. Müslümanların üzerindeki sıkıntıları, acıları kaldırsın.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan darbeye hayır gözüyle baktığını belirterek şunları söyledi; “Ben Rabbim’e hamd ediyorum bu çok büyük bir lütuf. Çünkü eğer bu olay olmamış olsaydı, biz bunların üzerine böyle gidemeyecektik. Ama bu olay olunca millet bu insanları çok iyi anlama imkanı buldu. Ancak bize bu fırsatı veren bizim şehitlerimizdir. Rabbim onları Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e komşu yapsın” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru. Bu felaketle insanlar birlik oldu, kardeş oldu, Mehdiyet’in kapısı sonuna kadar açıldı. Ahir zamanın bir büyük alameti daha seri olarak peş peşe zuhur etmiş oldu. Mehdiyet’in çok mühim alametleri kesintisiz ve kusursuz olarak bir şerit daha tamamlanmış oldu. Artık çok az alamet kaldı yani Mehdi (a.s)’ın zuhuruyla ilgili çok az alamet kaldı.

BÜLENT SEZGİN: Bundan sonra çıkar diyor bu olaydan sonra.

ADNAN OKTAR: Evet. Yani Mehdi (a.s) bundan sonra artık baş göz üstüne. Çok az bir şey kaldı. Mehdi (a.s) siyaset sahibi değil yani mesela o çıktığı ülkede farz edelim İstanbul’da zuhur ettiğini düşünelim. Yine Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığını yapıyor. Başbakan, başbakanlık yapıyor. Hükümet ,hükümet görevini yapıyor. O bir manevi yöndür yani siyasete karışmaz Mehdi (a.s). “Evinden idare eder” diyor zaten. O bir sevgi öğretmenidir. Ama bütün dünyaya yönelik bir sevgi öğretmeni. Yoksa cemahiriyeler oluyor, bütün cumhuriyetler devletler oluyor. Hiçbir devletin siyasetine müdahale etmez Mehdi (a.s). ama her yerde sevilir, sevgi öncüsü olduğu için. Sevgi öğretmeni olduğu için sevilir. Yoksa devleti idare etme, siyaset öyle bir şey olmaz. Siyaseti onlara bırakır.

AYLİN KOCAMAN: Varlığıyla barış oluyor.

ADNAN OKTAR: Barış oluyor evet, terör olmuyor, anarşi olmuyor, kan dökülmüyor. Bereket bolluk oluyor, kardeşlik oluyor. Sınırlar kalkıyor. Yani pasaport ve vize kalkıyor. Bütün ülkelerde bir bereket, bayram sevinci, sevgi ve kardeşlik ruhu ortaya çıkıyor. İslam coşkuyla yaşanıyor. Mehdiyet budur. Yoksa külliyede gidip oturmak veyahut millet meclisinde gidip oturmak o anlamda değil.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mehmet Şevket Eygi Hocamız “Kurtuluşun şartları” başlıklı bir yazı kaleme aldı. “Kurtuluşun birinci şartı bütün müminler tek bir ümmet çatısı altında birleşecek, ikincisi ise ümmetin başında Resulullah (s.a.v.)’ın vekili valisi durumunda bir halife bulunacak ve Müslümanlar bu hayırlı zata biat ve itaat edeceklerdir” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama ahir zamanda o Müslümanların başına geçecek kişi sıradan bir siyasetçi olmaz. Herhangi bir insan da olmaz. Onun kim olduğunu söylemesi lazım. Bütün dünyanın, bütün İslam aleminin kabul edeceği şahıs; Mehdi (a.s)’ın dışında kimseyi kabul etmezler. Yani bir Şii alim çıksa kabul etmezler. Sünni bir alim çıksa onu da kabul etmezler. Vahabi’yi hiç kabul etmezler. O zaman kimin çıkacağını söylemesi lazım Hoca Efendi’nin. “Ben biliyorum Mehdi (a.s)’ın kim olduğunu” diyor Mehmet Şevket Eygi Hoca “Ama ben kendim de onu söylemem kimseye” diyor. Biz sormuştuk “Hocam sizce Mehdi (a.s) kim olabilir?” dedik. “Benim bildiğim birisi var ama ben söylemem” dedi.

Putin’in bir videosu var. “Bizi üçüncü dünya savaşına sokmak istiyorsunuz” diyor Amerika’ya.Yani evanjeliklere ve CFR’a kızıyor. Onu bir görelim.

VTR: Putin: Bizi 3. Dünya Savaşına İtiyorlar!

ADNAN OKTAR: Putin doğru söylüyor. Putin dürüst, aklı başında samimi bir insan. Tabii hataları var, yanlışları var ama genel olarak dürüst bir insan.

LİZA HANIM: O dürüst olduğu için tüm dünya ona saygı gösteriyor.

ADNAN OKTAR: Biz seviyoruz, Türkiye olarak seviyoruz. Dürüst ve cesur olduğu için ve mazlumlardan, Müslümanlardan yana olduğu için.

LİZA HANIM: Evet çünkü Rusya’da pek çok Müslüman bulunuyor ve Müslümanlar seviyorlar ve saygı duyuyorlar Putin’e.

ADNAN OKTAR: Evet. Rusya müftüsü ve bizler beraber bir odada yemek yedik. Orada Putin geldi Rusya Müftüsüne kendi eliyle yemek yedirdi. Biz de onu videoya aldık o dönemde, bir tek biz vardık orada hiçbir güvenlik önlemi alınmadı. Bizlere de çok güveniyordu Putin. Rus polisi bizimle bağlantıya geçti Rusya’da. “Bir tek sizin kitaplarınıza müsaade ediyoruz” dedi. “İstediğiniz gibi her yere kitaplarınızı dağıtabilirsiniz, satışı da mümkün” dedi. “Bayağı beğeniyoruz sizin eserlerinizi ve stilinizi çok beğeniyoruz” dedi.

LİZA HANIM: Tabii ki çünkü kitaplarınızdaki bilgiler bilimsel delillerle desteleniyor.

ADNAN OKTAR: Rusya’nın en çok okunan Gazetesi Pravda’da benim dışımda bir Türk yazarın yazısı çıkmıyor. Ve çok fazla Rus halkı tarafından okunuyor. Sevdikleri ve güvendikleri için yayınlıyorlar.

Tayyip Hoca’nın günde üç saat, dört saat falan uykusu var. Yemek dahi yemiyor gördünüz bak daha da fazla süzülmüş. Tüm İslam alemiyle ilgileniyor. Libya’da ezilenlerle ilgileniyor, Afganistan’da ezilenlerle ilgileniyor, Pakistan’da ezilenlerle ilgileniyor. Bu kadar karmaşık bir dünyada İslam için, Allah için, Kuran için var gücüyle gayret ediyor. Yediği bir tabak yemek. Keyif yapıyor falan demek çok kızdırıcı bir ifade. Eğer o kadar zevkliyse kendisi gelsin yapsın bakalım yapabiliyorsa söyleyenler. Son derece güç onun yaşadığı hayat. Derin devletin hedefi, PKK’nın hedefi, İngiliz derin devletinin en öfkelendiği adam. Allah’a şükür ki millet imanlı millet de, ferasetli, basiretli; şefkat duyup, koruyup deccaliyete karşı onu koruyorlar ve koruyacaklar da. Her konu ondan soruluyor. Ekonomi ondan soruluyor, güvenlik ondan soruluyor. Halbuki Cumhurbaşkanı. Bu nasıl bir nefret? Ayıp günahtır yani.

İslam gürül gürül hakim oluyor. Münafıklar münafıklık yaptıklarına bin pişman olacaklar. Çok büyük akılsızlık yapıyorlar. İslam adım adım her yere yayılıp oturuyor. Hiçbir kuvvet durduramaz. İngiliz derin devleti tepmez devrilmez milyonlarca elemanı ve casusu olan bir sistem gibi görünüyordu. Hiçbir şey yapamıyorlar ve yapamayacaklar. Mehdi (a.s)’ın durdurulması mümkün değil. İsa Mesih’in zahir olmasının da durdurulması mümkün değil. Dünyaperest münafıklar boş yere züppelik yapıp boş yere insanlara tepeden bakıyorlar. Boş yere de çırpınıyorlar. Zafer Müslümanların olacak. Şeytan hizbi kaybedecek. Bu sözümüz ilk sözümüz değil, 79’larda söylemiştik. 89 oldu, 99 oldu, 2009 oldu şimdi 2019’a doğru gidiyoruz. 2019’larda dediğimin tam doğru olduğunu herkes görecek. Bak bütün hadisler tezahür etti. Nefes kesiyor değil mi? Aynısı.

Fikret anlat bir şeyler dinliyorum ben.

KARTAL GÖKTAN: Bir dedemiz var Adnan Bey. Darbecilere karşı ayağı sakat olmasına karşı koşuyor. Onun videosunu gösterecektim.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah gayreti çok güzel.

Hızır (a.s) akşam kol gezdi o gece. Bak herkes birer ikişer Hızır (a.s)’ın alametlerini gördüklerini anlatıyorlar.

AYLİN KOCAMAN: “Çamur nereden geldi anlamadık” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Tankın üstünde çamur olur mu? Yağmur yok bir şey yok. Çamur nereden bulacak? Arasan bulamazsın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz Independent Gazetesi sürekli Türkiye aleyhine yayınlar yapıyor. Gazete son haberde Gülen’e yakın isimlerden Mahir Zeyneloğlu’nun Twitter’daki paylaşımlarını “Bunlar Türkiye’de demokrasinin ne durumda olduğunu gösteriyor” başlığı ile yayınlamış. Zeyneloğlu tweetlerinde ne kadar Gülenci olduğu şüphesi ile gözaltına alınan gazeteci varsa hepsinin fotoğrafını paylaşıp, ifade özgürlüğüne izin yok mesajı vermiş.

ADNAN OKTAR: Sen, Türkiye’de olan olaylardan haberin var mı? Yok. Olağanüstü bir durum var. Türk devletini, Türk milletini yıkmak üzere bir atak yapıldı. Devlet de kendini şuan savunuyor. Dolayısıyla kuşkulu bulduğu, şüpheli bulduğu kişileri devlet gözetim altına alır. Yahut gözaltına alır. Eğer suç unsuru varsa da tutuklar. Kanun hukuk devleti. Yani gazeteci olmak suç işlemediği anlamına gelmez bir insanın. Suç işlediyse suçunun cezası neyse o maddeye göre tecziye edilir. Mesela askerler de gözaltına alındılar. Tutuklanan askerler oldu hepsi bırakıldı. Büyük bölümü bırakıldı. Ama cinayet işleyenler cinayete karışanlar tutuldu. O gazeteciler de eğer suç unsuru yoksa bırakılır zaten. Suç varsa zaten ilgili maddeler açıklanır.

Fikret ben dinliyorum seni.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey halkımız Beştepe’de demokrasi nöbetinde. Fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Yaklaştır şu köfteyi. Seni yerim ben seni yerim. Keyfini de yerim seni de yerim. Öbür delikanlıyı görelim. Yaklaştır. Bayağı yakışıklı delikanlı, evet. Modern genç kızlar aferin güzel, modern delikanlılar. Hep böyle geleneksel görünümlü değil de böyle aydın, dekolte hanımlar, başı açık hanımlar da çok ön planda gösterilsin. Doğrusu o olur. Öbür türlü riskli olur. Hep başı kapalı hanım, mesela bak çok güzel.

Evet, ben dinlemeye devam ediyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Kılıçdaroğlu, Ahmet Hakan’ı aramış. “OHAL’i aşan kararlar alınıyor. Üç-dört kişi oturmuş kararnamelerle devleti yeniden yapılandırmaya çalışıyor. Bu kabul edilemez” demiş. “Bunu yapan parlamento olmalıdır. Ordu yeniden yapılandırılmalı ama bu nefret ile olmaz. Ayrıca biz devre dışı bırakılıyoruz. Böyle şeyler beraber yapılmalıdır. Ben yaptım oldu, olmaz.”

ADNAN OKTAR: Ben onu söyledim. Dün söyledim hatırlıyorsunuz. Onun üstüne Kılıçdaroğlu böyle açıklama yapmış. “Hükümet toplantılarına onları da çağırın” dedim. Özellikle çağırın dedim. Bizi de diyor kararlarının içine alsın. O darbecilere çok büyük darbe olur. En mükemmel darbe o olur. Sayın Bahçeli de, Sayın Kılıçdaroğlu da alınan kararlarda bulunsun. Makul insanlar bunlar anormal bir tavır gösterecek yani tepki gösterecek bir insan değil. Kardeşçe, dostça yaklaşıldığında, kardeşçe dostça makul şeylerde ittifak edecek insanlar. Bu hakikaten faydalı olur. Darbecilere çok ciddi bir darbe olur bu. Çünkü milletin bütünü demektir. Kılıçdaroğlu orada, Sayın Bahçeli orada, herkes orada beraber, kardeşçe karar alıyorlar. Ben sorun çıkaracaklarını zannetmiyorum. Çok güzel olur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Resmi Gazete’deki kanun hükmünde kararname kapsamında Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ve askeri hastaneler Sağlık Bakanlığı’na devredildi.

ADNAN OKTAR: Hayırlı olsun. Hayır var.

Ama iyi olur yani Sayın Kılıçdaroğlu ile sık görüşmek, bakanlar kurulunda ara ara bulunması birlikte hareket etmesi güzel olur.

“Adnan Hoca: “Mehdi siyasete karışmaz.” Diyor.” Doğru. Bediüzzaman bunu çok açık izah ediyor. Kendisi de söylüyor. “Euzubillahhimineşşeytana ve siyase” diyor. “Ben şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım” diyor. “Ahir zamanda gelecek Mehdi’nin de” diyor,“en azam meseleyi esas yapıp siyasete girmeyeceğini tahmin ediyorum” diyor. Yani “Darwinizm, materyalizm ile uğraşacak onları yenecek, iman hakikatleri anlatacak” diyor. “Ama siyasete girmez” diyor.

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanımız’ın bazı fotoğrafları var Adnan Bey çocukları severken. Darbe girişiminden bir hafta sonra.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın bu şefkati çok güzel. Tam Müslüman evladı işte yani Anadolu delikanlısı böyle olur. Bayağı güzel. Resullullah (s.a.v.)’e benziyor bu yönü çok güzel. Bizim milletimiz hep cemaatten oluşur. Ya bir tarikata mensuptur ya bir kulübe mensuptur. En azından kahvehanede bile bir cemaati vardır. Cami cemaati vardır. Cemaatsiz İslam olmaz. Müslüman mutlaka cemaat halindedir. “Allah’ın rahmeti cemaat üzerinedir” diyor, Peygamberimiz (s.a.v). İslamiyet zaten hep topluluk halinde yaşanan bir din. Ferdi yaşanan bir din değildir. Her şey topluluğa göre dizayn edilmiştir İslam’da.

KARTAL GÖKTAN:  Şeytandan Allah’a sığınırım; “Sizden iyiliği emreden kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun.”

ADNAN OKTAR: Tabii daima topluluk halinde. Mesela kurşun ile kaynatılmış binalar gibi diyor Allah birlikte olun. Bu nedir? Cemaat bu. Ayrılıp dağılmayın diyor Allah. Bu nedir? Cemaat.

BÜLENT SEZGİN: “Sen de sabah akşam O’nun rızası isteyerek, Rablerine dua edenlerle birlikte sabret” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türk Silahlı Kuvvetleri’yle ilgili değişikliklerin bazıları şöyle açıklandı. “Hava, Deniz, Kara Kuvvet Komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın gerekli gördüklerinde kuvvet komutanları ile bağlılarından doğrudan bilgi alabileceği ve bunlara doğrudan emir verebileceği, verilen emrin herhangi bir makamdan onay almaksızın derhal yerine getirileceği de karar bağlandı. Başbakan yardımcıları, adalet, içişleri, dışişleri bakanları YAŞ üyesi oldu. Ordu komutanları artık şura üyeleri arasında olmayacak. Askeri okullar kapatıldı. Harp okullarının üzerinde bir çatı olarak Milli Savunma Üniversitesi kurulmasına karar verildi.

ADNAN OKTAR: Hepsi hayırlı görünüyor bunlar benim gördüğüm. Hiç kimse de itiraz etmiyor zaten. Çok makul görülüyor. Devletin sivilleşmesi güzel.

Mesela Saff Suresi 4’te şeytandan Allah’a sığınırım;“Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever” Bu nedir? Cemaat. Resullullah (s.a.v.) hutbede minberde şunu söylüyor; “Allah’ın eli cemaat ile beraberdir.” Tırmızi’de Fiten bölümünde var. “Allah’ın yardımı eli cemaat üzerindedir. Şeytan cemaat muhalefet edenle beraber hareket eder.” Yani cemaatleri bozmak isteyen cemaate karşı olanlarla beraberdir şeytan diyor. Bunu kim söylüyor? Peygamber (s.a.v.) söylüyor. “Cemaatte rahmet tefrikada (ayrılıkta) azap vardır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Müsned’de geçiyor. “Allah’ın eli cemaat ile beraberdir. Şeytan ise cemaati parçalayanlar ile beraberdir. Cemaate karşı olanlarla beraberdir.”Ama adamın şaşırttığı nokta şu bazılarının. Deccalin de cemaati var. O zaman Müslümanların cemaati olmasın diyor. Süfyan’ın da cemaati var. O zaman Müslümanların da cemaati olmasın diyor. Kardeşim bu akıl mı senin dediğin? Şeytanın da cemaati var ne yapacaksın? O zaman Müslümanların cemaati olmasın diyeceksin. Olmaz. Şeytan da cemaat halindedir. Müslümanlar da cemaat halindedir.

EBRU ALTAN: Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım. “İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Siz bunu yapmazsanız” yani birbirinizi desteklemezseniz “yeryüzünde fitne olur” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii bir daha söyle.

EBRU ALTAN: Şeytandan Allah’a sığınırım. “İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Siz bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve bozgunculuk çıkar.” Diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Resullullah (s.a.v.) diyor ki; “Cemaatten ayrılmayın zira sürüden ayrılanı kurt kapar” diyor. Ebu Davud’da sahih hadis. Salat bölümü 46’da. Bak, “Cemaatten ayrılmayın zira sürüden ayrılanı kurt kapar” diyor.

KARTAL GÖKTAN: Hocam geçenlerde hatırlatmıştınız. “Yıllardır ahir zamanı anlatıyorum. İnsanlar son olaylarla söylediklerimin, anlattıklarımın ne kadar doğru olduğunu daha iyi anladılar.”

ADNAN OKTAR: Darbe günü astronomik derecede izleme vardı, erken saatlerde. Demek ki dediklerimin doğru olduğunu insanlar biliyorlar. Ben ne abartırım ne de samimiyetsiz bir üslup kullanırım. Ne ise o.

AYLİN KOCAMAN: Gezi’de de öyle olmuştu.

ADNAN OKTAR: Gezi’de de öyle tabii.

Ne kadar çok sevenimiz var maşaAllah. Dışarı çıktığımda gençler, Hocam bir resim çektirelim, aileler falan böyle maşaAllah. Çok seviyorum herkesi.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Asker tarafından yakın mesafeden vurularak ikinci kattan aşağı düşürülen Gazimiz olayı anlatıyor Adnan Bey, videoda.

ADNAN OKTAR: Bakayım efeye. Bunu yapan Müslüman olamaz. Bunu İblis de yapmaz. Ben böyle bir karaktersizlik, böyle bir alçaklık görmedim. Bu kadar azgın ve nefret dolu bir köpek nasıl yetişti, bunun kafası nedir? Bunları cezaevinden yeniden çıkartsın savcılık, polis bunları konuştursun. Ben bunları anlamak istiyorum. İblis mi bu adam, bunları yapan. Nedir? İblis de yapmaz bunu. Bu nasıl bir mahluktur? Bunu anlamak istiyorum ben. Fethullah Gülen de günlerden beri bu alçaklara tek kelime etmedi.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim. 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.  

Masaüstü Görünümü