Harun Yahya

Sohbetler (2 Ağustos 2016; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyenlerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz. Öncelikle arkadaşlarımız ile biz devam edeceğiz. Hocamız birazdan bizlerle olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Selam.

OKTAR BABUNA: Aleykümselam Hocam.

ADNAN OKTAR: Muhabbet ne üzerine?

OKTAR BABUNA: Kuran mucizeleri.

ADNAN OKTAR: Kuran mucizeleri evet önemli bir konu.

Bir etiket yapalım. Ne diyelim? “Artık birlik zamanı” diyelim. Ne var ne yok haberler?

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Binali Yıldırım’ın meclis konuşması var Adnan Bey. “1071’de destan yazan ordu, Haçlıları Anadolu’da durduran ordu da İstanbul’u fetih eden ordu da Türk Silahlı Kuvvetleridir. Atatürk’ün açtığı ve askeri makamların üstünde gördüğü meclisi bombalayan hiçbir asker bu ordunun askeri olamaz. Onlarla işbirliği içinde olan kimse bu ordunun askeri değildir. Bu vatanın evladı değildir. Bu en çok Mustafa Kemal’in hatırasını zedelemiştir. Hiçbir darbeci Atatürkçü de değildir. Kemalist de değildir” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru yani ben böyle nefret azgınlık böyle bir katliam ruhu dünyanın hiçbir yerinde görmedim. Her yerde darbe oluyor ama halka adamlar saygılı oluyorlar. Böyle halkından nefret eden roketlerle bombalarla hepsini mahvetmeyi düşünen çoluk çocuk kadın kim varsa kitle katliamı düşünen, soykırım düşünen böyle bir azgınlık görmedim. Belli ki İngiliz derin devleti Türk milletinin soykırımı konusunda kararlı. Bu bir soykırım denemesiydi. Ama milletin imanlı bağrına çarptı ve yere düştü. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sizin belirttiğiniz gibi 1800’lerde başlayan o plan hala devam ediyor. İngiliz eski başbakanları söylemişti. Türkleri ortandan kaldırmamız lazım yok etmemiz lazım.

ADNAN OKTAR: Tabii bu 200 yıllık bir ihtiras. İngiliz derin devletinin 200 yıllık ihtirası. Türk milletini yeryüzünden silme. Yani bir soykırımla Türkleri yok etme hırsı. Çanakkale’de denediler olmadı. Başka yerde denediler yine olmadı şimdi bir prova yaptılar ama vatan hainlerini burada kullandılar. Bu provada kullandılar. Bunlar daha önce de İstanbul’u biliyorsunuz İngiliz gemileri işgal etmişlerdi denizden. Çanakkale’de de aynı şekilde. Bunlar denizden saldırmayı da düşünebilirler. Gemi saldırısına karşı halk bilinçlendirilmesi lazım. Eğer tanksavar olursa polisin elinde, uçaksavar olursa ve uçaksavar silahı olursa yani uçaksavar topu olursa gemiler de giremez. Çünkü gemiler hassas yapıda oluyor. Yani kumanda kabini, birçok noktası çok zayıf oluyor. Ağır silahla karşılık verilirse yani tanksavarla, uçaksavarla karşılık verirse gemilere, geminin yanması an meselesidir. Darmadağın olur. Yani kısa sürede etkisiz hale gelir. Bunu bilen adam gemi ile saldırı yapmayı düşünmez.

İngilizler bu darbe gecesinde biliyorsunuz Ege’de iyice yaklaştılar, duruma göre çıkartma yapacaklardı. Ağır silah dağıtımını polise hemen yapsın devlet, hükümet. Binlerce uçaksavar versin, binlerce tanksavar bunlar çok etkili olur. Çünkü tank savar gemi için de kullanılır, çok yakın menzilli, özellikle hedefe kilitlenen tanksavarlar gemiye yöneltildiğinde gemiyi deler zırh falan da dinlemez darmadağın eder, o yüzden İngiliz işgaline karşı halkı silahlandıralım. Miliste de valilere bağlanacağı için ve milis güçler birbirine bağlantılı olamayacağı için hatta kaymakamlara bağlı olacakları için bir kalkışma da milis gücünden beklemenin alemi yok. Milis zaten aklı başında insan ve her partiden seçileceğine göre MHP’den, CHP’den, AK Parti’den, Saadet’ten olacağına göre bir fikir birliği de olması mevzubahis değil dolayısıyla tedirgin olunacak bir şey yok.

Özel harekat okulları da her yerde açılsın, maaşlarını da yükseltelim, çok fazla özel harekatçı yetiştirelim, bizim koçyiğidimiz çoktur, kabadayımız çok. Özel harekatçı olmak için can atan çok fazla insanımız var ama ağır silahlarla donatalım, zamana bırakırsak da olmaz, bir dahaki haftanın ne getireceği belli değil, on gün sonrasının ne getireceği belli değil acele etmek lazım. Birde aşırı şüphecilik de gereksiz tevekkül gözüyle bakmak lazım. Her yerden, her şeyden şüphelenmenin bir alemi yok. Sadece darbe tehlikesi çok önemlidir ondan gerisi önemli değil. Hukukta bir sorun zaten pek çıkmıyor öyle ciddi elle tutulur bir sorun çıkmıyor, poliste hiç çıkmadı, hiç çıkmıyor, askerde de piyade asker bulamadıklarını gördük yani tabanı yok darbecilerin. Çocukları kandırıp getirmişler, onlar da hemen vazgeçti zaten. Darbeci sayısı en fazla bin, iki bin çıkar en fazla Türkiye’de zorlasan iki bin darbeci anca çıkar, onun dışında çıkaramazlar yani hep kandırılmış, aldatılmış niye geldiğini bilmeyen insanlar oluyor. Mesela bak hiçbir yerde piyade asker bulamamışlar hep şaşırıyor askerler dikkat ederseniz. Halbuki darbeci bilinçli olur ne yaptığını da bilir, burada böyle bir olay yok. Mesela 12 Eylül’de askerin tamamı ne yaptığını biliyordu ama şuan öyle bir şey yok o yüzden abartılı vesveseye de gerek yok. Sahil güvenlik teknelerine şuursuzca hedef gözetmeden sahilleri bombalamalarını söylemişler teknelere. Belli ki savaş gemilerini kontrol edebilseler onlara da bu emri verecekler. Hedef gözetmeksizin ama nereye rast gelirse oraya ateş edecekler. Bütün milletten nefret ettikleri anlaşılıyor çünkü ateş ettikleri yerde Fethullah Gülen’in adamları da olabilir, solcu da olabilir, sağcı da olabilir, AK Parti karşıtı da olabilir, taraftarı da olabilir fark etmiyor dikkat ederseniz yani bir soykırım amacı var. Büyük bir Türk soykırımı, Türk milletini ortadan kaldırma projesi olarak uygulanmak isteniyor çok dikkat edelim. Tedbirde de süratli olalım.

Bu darbe girişiminde bu konuyu dine saldırı vesilesi olarak kullanmak isteyenler var o zaman darbecileri çok müthiş bir pozisyona getirir bu politika, dine saldırı, cemaatlere saldırı, cemaatleri ortadan kaldıralım kafası, o zaman hükümetin dayanacağı hemen hemen hiçbir şey kalmamış olacak. Ki, Tayyip Hoca’yı yalnızlaştırma ve çaresiz konuma düşürme politikasının devam ettiğini görüyoruz böyle bir oyuna hiç kimse gelmesin, hiçbir şekilde kabul edilmesin. Dine ve dine ait meselelere yönelik bir saldırı başladı bazı kişilerde. Doğrudan din ve cemaatler, Mehdiyet, İsa Mesih’in inişi -ki İslam’ın ana meseleleri bunlar- bunları çürütme, reddetme yönünde bir politika başladı. Bu çok riskli buna karşı herkes uyanık olması lazım.

Tevbe Suresi 107, şeytandan Allah’a sığınırım. “Zarar vermek” Müslümanlara zarar vermek, “inkarı pekiştirmek” yani Rumilik, Darwinizm, homoseksüellik. “Müminlerin arasını ayırmak” Müslümanları parçalamak, vatanı parçalamak “ve daha önce Allah’a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için” kim bu? İngiliz derin devleti. Bak Allah’a ve elçisine karşı savaşan. Kimdir? İngiliz derin devleti. “Gözlemek için” yani onları davet etmek için “mescit edinenler” Müslümanca görünüp bir organizasyon yapanlar “ve biz iyilikten başka bir şey istemedik” yani vatanın selameti için, hayır için bunu yapıyoruz “diye yemin edenler var ya Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahitlik etmektedir” (Tevbe Suresi 107) diyor Allah.

Kehf Suresi 17. Ayette. Bak ne diyor ayette şeytandan Allah’a sığınırım. “Hûve” O. “El muhtedi” Muhtedi ne demek? Hidayete ermiş yani Mehdi. Muhtedi Mehdi anlamındadır, Arapça muhtedi. Hidayete ermiş Mehdi kökeninden bir kelime, el mühtedi el Mehdi’yle aynıdır. “Ve men” kim, “yudli” delalette bırakır, “fe len tecide” artık bulamazsın, “lehu” onun için “veliyyen” bir veli, dost, “murşiden” bir mürşit yani bir Mehdi İslam’ı tebliğ edecek kişi bulamazsın diyor Allah öyle kişiler için, delalette olanlar için. “İşte bu Allah’ın ayetlerinden” “Min ayetel lahe” şeytandan Allah’a sığınırım. “Men” kim “yehdi” Allah hidayete erdirir. Yehdi yine Mehdi kelimesinden türeyen bir kelime yehdi hepsi aynıdır. “Yehdi Allahu” Kendine ulaştırır “fe” böylece “hüve” o “el mühtedi” hidayete eren Mehdi. Bu Kehf Suresi’nde geçiyor. “Ve men” kim, kimi “yudlil” delalette bırakır, “fe len tecide” artık bulamazsın “lehu” onun için “veliyyen” veli dost “ve mürşiden” mürşit, İslam’ı tebliğ eden Mehdi bulamazsın yani deccal taraftarlarının böyle bir özelliği yoktur diyor Allah. “Ancak Allah taraftarlarına vardır bu” diyor.

Eren Yiğit, “Hocam, 30 Ağustos’un yasaklanması ve son günlerde verdiğimiz şehitler canımı acıtıyor” diyor. Şehitler için doğru, 30 Ağustos niye yasaklandı? Terör falan konusu mu?

KARTAL GÖKTAN: Bu sene kutlanmayacağına karar verdi.

ADNAN OKTAR: Olay çıkar falan diye mi çekiniyorlar?

MEHMET YILDIRIM: Sadece askeri araçlar törene çıkmayacakmış. Öyle demişler.

ADNAN OKTAR: Askeri aracın ne işi var canım? O Stalin Rusya’sında yapılıyordu o, Hitlerin gösterilerinde yapılıyordu ve Avrupa’da hiçbir yerde yok, Amerika’da da yok. Bu İkinci Dünya Harbi döneminden kalmadır. Tanklar, toplar, uçaklar geçiyor falan şehrin içerisinde tankların, topların, füzelerin geçmesinin bir alemi yok, tehlikeli de yani bir terör saldırısı olsa o roketleri infilak etse bayağı tehlikeli olur. Stalin Rusya’sı ve Çin’e bakın bayramlarında silah gösterisi, askeri araçlar ön plandadır. Bunun bir anlamı yok. Biz silahlarımız hakkında bilgi edinmek istiyorsak basından, gazetelerden öğreniriz ama şehrin içerisinde obüs topları, tanklar, roketler böyle ağır silahlar hepsi bir arada bulunması ve bunlarla geçit yapılması riskli olur. F16 da mesela gösteri yapıyorlar o da riskli olabilir. Tanklarla falan buna gerek yok, biz tanklarımızın olduğunu biliyoruz zaten. F16’lar da şehrin üstünde o da riskli olabilir. Acil bir şey değil ama gençler yürüsün, vatandaşlar katılsın bir bayram şenliği olsun ama bir silah gösterisi tarzında Avrupa’nın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Amerika’da da yok. Modern ülkelerde yok. 30 Ağustos’tan vazgeçmemiz için bir sebep yok. Ama güzel kapsamlı şenliklerle kutlansın. Ağır silahları göstererek değil. Çünkü bizim ordumuzun gösterişe ihtiyacı yok. Her türlü eğlence olsun, resitaller verilsin, konserler verilsin, gençler eğlensin, gerçek bir bayram havasında kutlanılabilir. Hayır, 30 Ağustos’un iptaline gerek yok. Çok coşkun güzel kutlansın. Silah gösterisine gerek yok. Silah gösterisini biz PKK’ya yapalım. Bizim milletimizin silah gösterisine ihtiyacı yok. Yasaklama yapılmamış 30 Ağustos’la ilgili, “askeri geçit olmayacak” demiş sadece o normal. Hiçbir zaman için askeri geçit bayramlarda olmaz.

Anadolu Ajansı bugün “İngiltere ‘Büyük Oyun’un bittiğinin farkında” diye bir yazı gelmiş bak en sonunda resmi olarak devlete de kabul ettirdik. Bu çok önemli, aylardan beri anlattığımız konu, İngiliz derin devletinin durumun farkına vardığını Anadolu Ajansı da açıklamış oldu.

OKTAR BABUNA: İlk büyükelçi size söylemişti Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet.

Şimdi mehteran dinleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Mehter Marşı’yla devam ediyoruz.

VTR: Mehter Marşı

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Kardeşim böyle bir şeyde askere komutanına karşı nasıl davranacağını kanunla öğretmek lazım. Bir kere adam öldür diyen bir insan azmettirici katildir. Azmettirici katile o adam uyamaz onun artık komutanlığı, albaylığı kalmıyor alelade bir katil hükmüne geliyor. Asker onun bir üstü olmuş olur o durumda, o suçlu, asker de orada görevli olmuş oluyor, zaten resmi görevli asker hemen onu teslim alacak mümkünse yaralamadan onu teslim alacak ve götürüp adalete teslim edecek, bir askerin böyle bir adamı etkisiz hale getirmesi son derece kolay. Elinde silah var zaten. "Seni tevkif ediyorum. Sen katilsin. Askerleri de cinayete teşvik ediyorsun. Yat yere." dersin. O kadar.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Başkanı Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye 7 Ağustos'ta Yenikapı'da düzenlenecek Demokrasi ve Şehitler Mitingi'ne katılarak birer konuşma yapmaları için davetiye göndermişti. Kılıçdaroğlu'nun kendisinin mitinge katılmayacağı, heyet göndereceği açıklandı. 

ADNAN OKTAR: Olabilir. Tabii o da olur. Mühim olan CHP'yi temsilen insanlar olması. Orada dikkat edilecek şey, toplantılarda CHP'nin aleyhine AK Parti'nin lehine bir ortam hazırlamaktan şiddetle kaçınmak lazım. Doğrudan milletin kendi olarak toplantının yapılması lazım. Hiçbir şekilde böyle bir şeye tevessül edilmemesi lazım. Bundan sonra o anlamda klasik siyaset pek olmaz. Bütün partiler, yekvücut olması lazım. Çünkü İngiliz derin devleti, Türk milletini artık yok etmenin zamanı geldi diye düşünüyor. Kendine işbirlikçi adamlar da ayarlamış. Ve kendince de gerekçeler bulmuş. Buna engel olacağız. Ama hükümet en çok Türkiye'nin modernleşmesi, kaliteli olması, sanat, estetik ve halkın mutlu olması için gayret etmesi lazım. Yani gelenekçi Ortodoks görünümlü bir Türkiye bütün Avrupa'nın, bütün Amerika'nın hatta Rusya'nın, Çin'in hedefi haline gelir. Bütün dünya karşısına dikilir. Modern Türkiye'yi mutlaka inşa etmemiz gerekiyor. Sanatı, estetiği, kaliteyi ön plana çıkartmamız gerekiyor. Kalitenin bütün Türkiye'de hakim olması şart. 

Kedilerin su içtiği kaplar falan çok tehlikeli olur. Evinde evcil hayvan besleyenler; hayvanın içtiği kapta çok güçlü virüsler, insanın hiç alışık olmadığı bakteriler olur. Ve alıp onu diğer kapların içine koymak, bulaşık makinasında toptan aynı anda yıkamak çok çok tehlikeli olur. Mikrop hepsine yayılabilir, virüs hepsine yayılabilir. Çok riskli olur. Onun için onları elde ve ayrı yıkamak lazım. Antiseptik güçlü maddelerle ayrıca yıkanması lazım, kaplarla yıkanmaz. Mesela o bardaktan alıp su içerse, çalkalayıp su içerse çok tehlikeli olur. Çok vahim bir hata olur. Çünkü kediden geçen hastalıklar öldürücü oluyor. Trişinler, şunlar bunlar hepsi öldürücü olur. Çok riskli olduğu için dikkat etmek lazım. Aynı şekilde evinde kuş besleyenler de öyle, başka hayvan besleyenler de. Mesela kaplumbağa besliyor bilmem ne, hiç ummadığı mikroplar gelişebilir. Çok dikkatli olmak lazım.

"Fransız turisti dövdüler Türkler. Zorla eline bayrak verdiler." diyorlardı ya, "O yalan haber." demiştim ben. Bakar bakmaz, "Yalan haber." demiştim. Ankara Valiliği açıklama yapmış, "Saldırıya uğrayan şahıs Fransız değil Yozgatlı." Kavga ise siyasi sebeplerden değil sıradan sebeplerden çıkmış. Şiddete uğrayan şahıs kendini dövenlerden şikayetçi olmuş." Provokasyonlara çok dikkatli olmak lazım.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Geçtiğimiz günlerde Almanya, Belçika ve Hollanda'dan çok sayıda kardeşimiz, birçok şehirde eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan otuz bine yakın belgesel VCD'sini ve DVD'sini dağıttılar Adnan Bey. Dağıtım sırasında da yerel halkın ilgisi çok oldu maşaAllah. Ayrıca gazete ve televizyonda da kardeşlerimizin bu dağıtımına dair haberler yer aldı. 

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Büyük bir mücahede, büyük bir cihat.  Hayırlı olmuş, bereketli olmuş. Allah kalplerine ferahlık, inşirah versin, Allah nuruyla sarsın. O ufaklıkları yaklaştırsana. İşte o kaderden bir an. Bunlar 2070'lerin insanları. O zamanlar tabii daha yaşlanmış olacaklar. Bir kısmı vefat edecek, bir kısmı yaşayacak.

Mesela Külliye’nin önünde şortlu kızlar, bu güzel. Tayyip Hocam, bu konuda çok teşvik edici olsun. Modern hanımlar, modern genç kızlar her yerde olsun. Sanata çok önem versin. Bu tip toplantılarda gitarla, başka müzik aletleriyle de müzik gösterileri yapılabilir. Büyük toplantılarda müziğe, sanata, estetiğe önem verdiğini hükümet göstersin. Kaliteye önem verdiğini hükümet göstersin. Çünkü gelenekçi Ortodoks vatandaşların zaten himaye edildiğini görüyoruz, sahip çıkıyoruz onlara ve çıkacağız da. Fakat modern insanlar her yerin gelenekçi ve Ortodoks insanlar tarafından kaplandığını demeyeyim de sadece onların korunup kollandığını görürlerse bu kırar insanın kalbini. İyi olmaz. Böyle yapmasın Tayyip Hocam. Mini etekli kızlarıda korunsun, sanatçıları da, müzik de olsun, eğlence de olsun. Gelenekçi Ortodoks kardeşlerimize biz zaten saygıda kusur etmeyi, edilmez. Hükümet öyle bir şey yapmaz zaten. Ama sırf onları koruyup kollayan bir görüntü iyi olmaz. O zaman insanlarda, modern insanlarda "Bir gün biz de böyle modern bir hayata kavuşuruz." özlemi olacaktır. Bu da darbecilerin işine yarar. Böyle bir şeye girmeyelim. Modern insanlar da rahat yaşasın, Ortodoks gelenekçi insanlar da rahat yaşasın, herkes rahat yaşasın. Hükümet herkese seslensin. Hatta hükümette eğer mümkünse CHP'ye de MHP'ye de yer versin hükümet. Bu süper olur. Hatta AK Parti'nin bir güzellik cemilesi olarak Saadet Partisi'ne, Büyük Birlik Partisi'ne de yer versin. Onlara da bakan versin bence. AK Parti'nin modernlik anlayışını herkes görmüş olur, bütün dünya görmüş olur. Esaslı bir değişim, esaslı bir liberal düşünce, kucaklayıcı bir ruh bayağı güzel olur.

Mesela burada bir hanım kız var, çok modern bir de başka türde bir kardeşimiz daha var gelenekçi Ortodoks bir kardeşimiz, iki resim; her ikisine de saygı duyalım. Türkiye modern bir ülke. Gençlerin hepsi modernler. Hükümet doğrudan modern insanları kucaklayan bir ruh içinde olsun. Modernlik içerisinde gelenekçi Ortodoks vatandaşlarımıza müthiş bir kolaylık ve şefkat gösterelim. Ama devletin asıl politikası modern insanlar olsun. Onları doğrudan destekleyen, orada güzellik arayan bir ruh hali uygun olur. Mesela AK Partili bu genç kız, güzel şeker bir kız. Allah ömrünü uzun etsin. Öbür kardeşimiz de gelenekçi Ortodoks bir insan. Ona şefkat duyarım ben, merhamet ederim. Koruyup kollarım, hiçbir yerde ezilmesini de istemem. Ben dışarı çıkıyorum, çeşitli çarşıları geziyorum, herkes modern. Modern insanları doğrudan hedeflemesi gerekiyor hükümetin. Gelenekçi Ortodoks kardeşlerimize de zaten olağanüstü sevgi, ilgi alaka gösteriliyor; daha da iyi koruyup kollasın hükümet. Ama modern vatandaşları korumak, onları desteklemek, kaliteyi sanatı ön plana çıkartmak, Türkiye'yi en modern ülke haline getirmek hükümetin ana görevi olması lazım. 

BÜLENT SEZGİN: Demokrasi nöbetinden sonra uyuyakalmış yaşlı bir teyzeyle amca vardı. 

ADNAN OKTAR: Bayağı şeker. Yazık bu insanlara, dedeye. Yazık günah bunları bu kadar tedirgin etmek, bu kadar acı vermek. O elinden geldiği kadar bir şeyler yapmak istiyor. 

BÜLENT SEZGİN: Arkadaşlarımız yine bu gece demokrasi nöbetindeydiler Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Bakayım, kimlermiş onlar? Tarkan, herkes orada, Erdem... Donanma falan da orada. Tarkan coşmuş. İyi, aferin, güzel.

Afşin Yılmaz, sadece gelenekçi Ortodoks İslam’ı yaşamaya kalkarsan Türkiye geriler. Sanat kalmaz, estetik kalmaz, kültür kalite kalmaz, dünya cehennem gibi olur. O zaman buna dünya müsaade etmez. Yani Allah müsaade etmez, dünyayı musallat eder üstüne. Hiçbir dönemde kalitenin, sanatın ortadan kalkmasıyla bir devletin devam ettiği görülmemiş. Her devlet, her hükümet yıkılıyor böyle bir sistemde.

Ahmet05 Esrarengiz05; "Hocam, gelenekçi insanlar bir dönem çok çekti. Bu konuda ne dersiniz?" Doğru. Çok büyük bir ahlaksızlık o insanları ezmek. Çünkü samimi inanıyor. Bırak zikir yapsın, toplansın, ne giyiyorsa giysin. Ne karışıyorsun? Koskoca devlet, koskoca millet. O insanların içerisinde öyle insanlar da olsun. Onlar da bir renk. Öfke duymak çok çirkin.

Birde bizim çocukların içerisinde hemen hemen İngilizce bilmeyen hiç kimse yok. En az bir yabancı dil biliyorlar. İki yabancı dil, üç yabancı dil bilen çok fazla. 

DAMLA PAMİR: Öğrendiklerimizi İslam yolunda kullanmaya da siz vesile oldunuz maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Tabii. Yasemin de hem Arapça hem İngilizce biliyor, hafız da aynı zamanda. Görgüleri, kaliteleri, yemeleri içmeleri; her şeyleri çok hoş, çok temiz, çok düzgün. 

KARTAL GÖKTAN: Vesilenizle.

DAMLA PAMİR: Siz de çok temiz ve çok güzelsiniz maşaAllah. 

EBRU ALTAN: Sizin kaliteniz, ahlakınız çok güzel örnek oldu bize maşaAllah. 

BEYZA BAYRAKTAR: Her özelliğimiz olsa, sizin öğrettikleriniz olmasa yine bir anlamı olmayacaktı Allah korusun. 

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Görgüyü, nezaketi, sevgiyi hep sizden öğrendik. O İslam'a uygun bir güzellik oldu bizim için. 

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Çok vicdanlı, çok asilsiniz.

DAMLA PAMİR: Sizin kalite anlayışınız da çok güzel. Onun için bütün dünyada çok ciddi bir etki meydana getiriyorsunuz maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Afşin; kalite olmadığında, sanat olmadığında her ülkede darbe olmuş. Kalitenin, sanatın olduğu hiçbir ülkede darbe olmamış. İnsanlarda cennet arzusu var. Bunu bulamadıklarında dünya onlara cehennem gibi geliyor ve toplum sıkılmaya başlıyor ve darbenin zemini başlıyor. Ayaklanmaların ve darbelerin hep kökeninde toplumun çok bunalması yatıyor. Ama sanatın, estetiğin, kalitenin yüksek olduğu hiçbir toplumda darbe ve ayaklanma olmamış ve olmuyor. Hristiyanlar da halkı çok ezdiler, Fransa'da falan da halkı çok ezdiler; kalite yoktu, sanat yoktu, estetik yoktu; her yerde ayaklanma oldu. Ama kaliteli ülkelerde, sanatın estetiğin olduğu ülkelerde, güzelliğin hakim olduğu ülkelerde ne ordunun ne halkın ne polisin aklının ucundan bile geçmiyor ne ayaklanma ne darbe. Tahayyül dahi edemiyorlar. Çünkü toplumun her kesimi memnun olmuş oluyor. Mesela Suriye'de gelenekçi Ortodoks bir sistemi hakim ettiler, halk mutlu olmadı; ayaklanma oldu. Irak'ta gelenekçi Ortodoks bir sistem vardı, sanat kalite olmadı; ayaklanma oldu. Mısır'da sanat, kalite ve estetik sıfır noktaya geldi adeta; ayaklanma oldu ve darbe oldu. Bütün dünyada bu bu şekilde oluyor. 

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Darwin de "Türkler gibi aşağı ırkların elimine edileceğini düşünüyorum." diyor aynı şekilde.

ADNAN OKTAR: İlk bu fikri İngiliz derin devleti felsefi bilimsel görünüm adı altında Darwinizm’le açıkladı. Türk milletinin elimine edileceğini ve gelecek asırlarda bunun oluşacağını söylüyor. Yani bir yüz yıl sonra bunun oluşacağını söylüyor yani şuan. Darwin'in sözü bu. İngiliz derin devleti mensupları, hepsi Türk milletinin soykırımla yok edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Ve "Mutlaka bu yapılacak." diyorlar. Onun için ağır silah dağıtsın hükümet özel harekatçılara, polise. Denizden, karadan saldırı için her türlü önlemi alalım. Binlerce uçaksavar, binlerce tanksavar dağıtılsın polise. 

KARTAL GÖKTAN: Bir gazimiz anlatıyor Adnan Bey, yaralıları almaya giderken ateş açılıyor üzerlerine. Kardeşi de şehit olmuş gazi kardeşimizin kısa bir videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Aferin delikanlıma, aferin kabadayıya. 

BÜLENT SEZGİN: Şehidimizin fotoğrafı vardı. Şehidimiz Çengelköy'de garsonluk yapıyormuş. Sonra evini gösteriyorlar, bir makarna kavanozunda kazandıklarını biriktirmiş ailesine yardım etmek için. Sadece bir avuç bozuk para varmış içinde.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim. Allah şehadetini kabul etsin.

Dünyanın her tarafında yapılanması olur İngiliz derin devleti desteklediği için çok rahat hareket edebiliyorlar. Ama Türkiye'ye karşı olan nefretleri akıl alacak gibi değil. Darwin'in sözü açık. O Darwin'in Türklerle ilgili sözünü bir oku.

KARTAL GÖKTAN: "Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve halen de sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki çok değil birkaç yüz yıl önce Avrupa Türkler tarafından işgal edildiğinde Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı. Ama artık bugün bu fikir bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen daha medeni ırklar yaşam mücadelesinde Türkleri tam bir yenilgiye uğratmışlardır. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda çok sayıdaki daha aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş daha yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini görüyorum." 

ADNAN OKTAR: Bir daha. O son kısmı bir daha oku. 

KARTAL GÖKTAN: "Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş daha yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini görüyorum." 

ADNAN OKTAR: "Yüksek ırklar" diye bir şey yok zaten. Sadece Anglosakson ırkını çok yüksek ırk olarak görüyor. Darwin de öyle görüyor yani İngilizleri. İngilizlerin de zaten iddiası o. Aşağı ırk olarak da Türk milletini görüyorlar. 

BÜLENT SEZGİN: Putin'in konuşması hazırdı Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Bakayım. Putin tehlikeyi açık açık ifade ediyor. Gözü dönmüş bir kafa içinde olduğu için deccal, bütün  dünyayı da imha etmek isteyen bir soykırım peşinde. Bir tek Türk milletini değil. 

“Hocam, Rabbim sizden razı olur inşaAllah. Hocam, ben sizi Allah için çok seviyorum. Hocam, sağ olun, var olun ahir zamanı çok net anlatıyorsunuz. Sizce bu darbe olaylarının altında kim var? Teşekkürler” diyor Özkan. İngiliz derin devleti var, hükümet de bunu açıklasa İslam alemi bu beladan toptan silkelenip kurtulabilir. Çünkü bak Pakistan da esir durumda, Mısır da esir durumda.

“Şu karmaşık dünyada sığındığımız, huzur bulduğumuz koskoca bir çınar gibisiniz insan olarak” diyor. “Sizi sevmek, hayran olmak çok güzel” diyor. “Hep bizimlesiniz, yürüdüğümüz yolda, attığımız her adımda Allah sizi ve dostlarınızı deccalın fitnesinden her türlü şerden korusun” diyor Defne.

Münafıklar ne kadar deli oluyor ve dengesiz oluyorlar. Bütün münafıklara ben şaşıyorum ya çok gıcık, kıl mahluklar yani böyle ve akıl almaz aptal oluyorlar. Mesela münafıkların yalancılıkları hayret edecek şekilde yalan söylüyor. Mesela koskoca kız “kaplumbağanın üstüne bindim bahçede geziyordum” bilmem ne falan ne yalan söylüyorsun sersem, on dakikada bir yalan. Durduk yere mesela otururken durduk yere “ya aslında aya taksiyle gidende oldu ama gizliyorlar bunu” diyor. Manyak yani delilik. Yalanını unutup bir daha başka türlü bu sefer yalan söylüyor aynı konuda. İnsan yüzünü de vuramıyor, münafığın deliliği öyle şiddetli ki, çirkef de oluyor lafı da değiştirme eğiliminde de oluyor. “Yok ben öyle demedim, böyle dedim, şöyle dedim” yani bir deli küstahlığı, deli manyaklığı oluyor ve hepsi de ruh hastası dikkat ediyorum münafıklar hepsi ruh hastası, sinir hastası adamlar. Ruh hastası, sinir olma hastası suç değil de ahlaksızlıklarıyla orantılı olması çok acayip. Münafıklar genellikle çok çirkef ve yaygaracıdırlar benim gördüğüm, böyle bağırıp, çağırıp, ağlayan, işte yerlere yatan, kepazelik çıkaran, iftira atan, yağmur gibi yalan söyleyen tam cemiyet mikrobu, mikrop bile onlardan üstün olur. Çünkü mikrop öyle çirkeflik yapmaz. Birde çok çok akılsız oluyorlar. Pratik zekaları da bir garip oluyor ama çok şiddetli akılsız oluyorlar. Çirkefliklerini anlamazlıktan geldiği için Müslümanlar onlarda aptal kafalarıyla yaptıkları oyunun fark edilmediğini zannedip daha da yayılıyorlar. Halbuki münafık en başından anlaşılıyor sonuna kadar da anlaşılır.

Zaza Mehmet, “Hocam, olmasan bu dünya çekilmez” diyor. İmanla dünya güzeldir. Ama biz dünyayı güzelleştirmeye çalışıyoruz.

Hayret ya Mehdiliğe hakikaten ben de şaşıyorum samimi olarak söylüyorum. Doğru ya hayret yani. Lise yıllarında ilk dikkatimi çekmişti, çocukluğumda da duyardım Allah Allah her yıl iyice pekişiyor daha pekişiyor, daha pekişiyor, daha pekişiyor aynen dendiği gibi gelişiyor. Hayretten hayrete düşüyorum. Milim milim, santim santim tarih tam dendiği gibi gelişiyor.

Talimat faksla talimat olmaz. Bu talimat sistemini bir değiştirsinler. Adamlar rahatça engelleyebilirler bunu, bin bir türlü yol var. Üç teyitli yapabilirler hem telefon, hem telefon teyidi olur, hem internet teyidi olur, hem faks olabilir değil mi o zaman sağlam olur, telefonla teyit edilmesi lazım.

Amerika, İngiliz derin devletinin eline geçti mahvedecekler o ülkeyi, Amerikalılara yardım etmek lazım. Türkiye Amerikalıları kurtarma konusunda öncü olabilir. İslam alemi Amerikalı insanları İngiliz derin devletinin belasından kurtarabilir. Deccalı tepelemek için İslam alemi olarak birleşmemiz gerekiyor. Rusya’yla da ittifak etmemiz gerekiyor. İlk kurtaracağımız yer de Amerika olması lazım. En son İngiliz halkını bu beladan kurtaracağız çünkü orada müthiş yapılanmış durumdalar.

İnsanlar deccalın çıkacağını ve bütün insanlardan nefret edeceğini pek tahmin etmiyorlar çünkü böyle anormal bir mahluk olmaz diye düşünüyorlar. Ama bak İngiliz derin devleti deccaliyet olarak ortaya çıktı. Nemrut’tan ve Firavun’dan çok daha azgın bir yapılanma ve çok çok daha güçlü. Nemrut’un toplam iki yüz, üç yüz bin kişilik bir gücü vardı ama İngiliz derin devleti koskoca dünyaya hakim oldu. İslam alemi birleşerek deccaliyeti ortadan kaldırabilecek güce sahip. Önümüzdeki günlerde bu olacak ve deccaliyet tepelenecek. Mehdiyet ön plana çıkacak. İsa Mesih’le Mehdi (a.s)’nin birleşmesiyle muazzam bir medeniyet çağı yaşanacak.

“Rusya Türkiye arasında yaşanan uçak krizinden sonra ilk kez Erdoğan’la Putin yüz yüze görüşecek. Bu görüşme hakkında görüşlerimi” soruyor kardeşimiz. Türkiye Rusya’ya yakınlaşmasında Almanya rahatsız olduğuna dair haberler varmış. “Rusya ve Türkiye bölgede nasıl bir işbirliği yapabilir? Bu yakınlaşma Suriye savaşını olumlu olarak nasıl etkiler?” Bir kere Türkiye Suriye’nin bütünlüğü konusunda kesin açıklama yapsın. Rusya’yla bu konuda ittifak etsin. Rusya’yla ortak savunma ittifakı anlaşması yapılabilir. Rusya’ya yapılan saldırı Türkiye, Türkiye’ye yapılan saldırı aynı şekilde karşılıklı birbirine yapılmış sayılacak diye bir anlaşma yapılabilir. Rusya’yla ekonomik yönden müthiş bir bağlantı oluşturulabilir hatta gerekirse vize kolaylığı had safhaya getirilebilir. Gürcistan gibi hale bile getirebiliriz, sınırları kaldırabiliriz müthiş bir işbirliğine gidebiliriz. Putin’le de Tayyip Hocam tam anlamıyla dost olsun. Her konuda ittifakta fayda var. Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasında acil önlemler alınması gerektiği belli, Türkiye’nin ilk yapacağı şeylerden birisi Suriye’ye vizeyi kaldırmak. Çünkü Suriye’den gelecek kişiler eğer şüpheliyse zaten hiç sokmayız. Ama Suriyeli politikacılar, bilim adamları, sanatçılar Türkiye’ye gelmek istiyor ve gelemiyorlar. Burada vize kolaylığı sağlayalım. Hemen vize verip Türkiye’ye girmelerini sağlayalım. Eski güzel günlere dönelim. Almanya’nın rahatsız olması da komik zaten hiç önemli değil çünkü iki ülkenin birbirini sevmesi koruyup, kollaması Almanya’yı mutlu etmesi lazım. Almanya’yı rahatsız ediyorsa bu yanlış bir şey. O yanlış düşünceden Almanya’nın kurtulması için Türkiye nerelerde takılıyorlar, nerelerde kafalarında vesvese meydana geliyor onları öğrenip hepsini açıklığa kavuşturabilir. Bunlara güzel açıklamalar yapılabilir böylece de Almanya kamuoyu önünde de yanlış olduğunu anlar, bir iç muhasebe yapıp kendini düzeltebilir. Çünkü hiçbir neden yok.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Alman basınında Türk hükümetiyle ve Sayın Cumhurbaşkanı’yla ilgili çok fazla olumsuz haber çıkmış son zamanlarda, bunun da halka olumsuz etkilediğini dolayısıyla hükümetine de Almanya yönetimine de yansıdığını söylüyorlar.   

ADNAN OKTAR: Bir daha.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Alman basınında son aylarda hükümetle ve Cumhurbaşkanımızla ilgili çok fazla olumsuz aleyhte yazı ve haber çıkmış. Alman halkı da bu görüşte olunca halkın görüşünün de hükümeti Alman yönetimini etkilediğini söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Onlar hiç önemli değil. Israrla Türkiye iyi niyet, sevecenlik, sevgi, kalite, sanat, dürüstlük, iyi niyet konusunda açıklamalar yapsın, kamuoyu buna direnemez.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Tankların altına yatan bir kardeşimiz vardı Sabri Ünal isimli resmini de gösterebilirim. İlk tank üzerinden geçmişti, ikinci tank üzerinden geçince de kolundan yaralanmıştı. Kardeşimizi Cumhurbaşkanı Erdoğan telefonla aradı. Sayın Erdoğan telefonda kendisine nasıl olduğunu, bir sıkıntısı bulunup, bulunmadığını sordu. Sabri kardeşimiz cevaben kendi sağlığı ile ilgili hiçbir şey söylemeden “Reisim sen beni bırak da sen nasılsın, sen iyi misin onu söyle” diye cevap verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Bu inanç oldukça bu millet dimdik ayakta duracaktır, bu milletle ne kadar iftihar etsek azdır” açıklaması yaptı.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor.

Mehmet Metiner evet güzel bir konuşma yapmış. Mehmet Metiner’in konuşmasını yayınla. 

KARTAL GÖKTAN: “Bu milleti baş tacı etmezsek, ayaklarının altını öpmezsek Allah gücenir bize. Biz düşmüştük hiç tanımadığımız adamlar bizi tutup kaldırdı. Millet arar işim var deriz, adam belediye reisiyle görüşmek ister özel kalemde bekletilir. Gariban adam makama gelmek ister kabul etmeyiz. Önemli birileri gelir kapıda bekleriz. Adamın ufak bir çatı işi vardır ıh cık deriz. Holding sahibi gelir hemen yardımcı oluruz. Öyle olduğu halde onlar bize sahip çıktılar. Reis’e olan sevgileri nedeniyle böyle yaptılar. Bu millete çok şey borçluyuz. Onlar olmasa ey belediye başkanı senin başkanlığın mı kalırdı? Bakan arkadaşımın bakanlığı mı kalırdı? O gece ölebilirdik. Darbe sonrası çok kötü muameleye maruz kalabilirdik. Şimdi bu makamlarda oturuyorsak o isimsiz önemsemediğimiz adamların sayesinde oturuyoruz. Bu millete ne yapsak azdır.”

ADNAN OKTAR: Aferin güzel söylemiş, çok güzel olmuş.

Masaüstü Görünümü