Harun Yahya

Sohbetler (3 Ağustos 2016; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz. 

ADNAN OKTAR: Ne konuşuyordunuz?

BÜLENT SEZGİN: Kuran mucizeleri, iman hakikatleri.

ADNAN OKTAR:  Bu yeni kitabım “Nasıl Bir Yemen” Bayağı güzel bir eser. Yemen’de olan zulmü detaylarıyla belgeleriyle anlatıyor. Müslümanların çektiği zulüm, çile onlar çok detaylı belgelerle anlatılıyor bu kitapta. Bunu kardeşlerimiz isterlerse internetten de ücretiz indirebilirler. Ama diyorum her zaman kütüphanenin dolu olması şart her Müslüman’ın. Evet, “Nasıl Bir yemen.” Dünyadaki zulmün küçük bir yansımasını anlatmış oluyoruz Müslümanlara yapılan zulmün.

Bir etiket yapalım “Birlikle sevgiyle güçlüyüz” diyelim. Çünkü sevgi unutulmasın.

Tabii Kuran’ın en mühim yönü en berrak net din olması. Yani insanın kalbinde hiçbir huzursuzluk, kuşku meydana getirmeyecek şekilde imanını hiç sarsmayacak şekilde mantıksız hiçbir ifade bulunmayan, her şeyi doyurucu açıklayan, Hristiyanlığın ve Museviliğin yanlış yönlerini de mükemmel izah eden, onları da kurtaran, onların da içine girecekleri vesvese bataklığında onları tahir hale getiren, aklı ortaya çıkaran, mantıklı düşünmeyi sağlayan, normal Allah’ın beğeneceği insan modelini geliştiren, cennet terbiyesi veren, cennette normal yaşamayı sağlayacak olan hayat kılavuzu Kuran. Olmasa dünya kitlevi cinnet geçirir, bütün dünya aklını oynatır, birbirlerini kırar geçirirler. Kuran sayesinde dünya ayakta duruyor. Hak din kalktı mı dünyanın aklı gider. Bediüzzaman Said Nursi diyor bak: “Dünyanın aklı hükmünde olan Kuran’ın göğe ref edilmesiyle” diyor ahir zamanda ref, çekilmesiyle “dünya artık divane olur” diyor “aklını kaybeder” diyor “ve intizamsız hareketlerle kafasını başka seyyarelere vurur” diyor “ve İzni İlahiyle kıyamet kopar” diyor. Cinnet hali gelir, Kuran dünyadan kalktı mı cinnet. Yani bu dünyadaki dengenin sebebi halen anarşinin kargaşanın olmasına rağmen meydana gelen dengenin sebebi yine Kuran’dır. Kuran’ın az yaşanmasından anarşi ve dengesizlik meydana geliyor. O denge şimdi düzelecek Müslümanların lehine olacak.

“14 Ağustos’ta bir şey yapacağız” diyorlar değil mi bu Fethullah Gülen’in sempatizanları, efendim, orada burada anlatan kişiler. Ne düşünüyorlar? Darbe olması mümkün değil çünkü her yer tıkalı kapalı.

ERDEM ERTÜZÜN: Tutuklananlardan birisi “tekrar görüşürüz” demiş.

OKTAR BABUNA: AK Parti’nin kuruluş yıldönümüne denk gelen bir tarihmiş.

ADNAN OKTAR: Ama suikast, o günü bilindiğine göre müthiş bir teyakkuz olacaktır. Suikastı yapması için adamın bunu gizlemesi gerekir normalde. Bile bile olacak iş değil. Yani çok daha yoğun teyakkuz olacaktır.

7’sinde büyük toplantı yapacaklar. 7’nin iki katı 14 oluyor. Onlarda öyle bir inanç var çünkü. Fethullah Gülen’in açıklamalarında da var “ne var bu 7’de, her şey bu 7’de” diyor. İşte “kurtuluş da 7’de” diyor. “Sen Yusuf musun?” isimli kitapta. “7’nin iki katı 14 hicri 1400 eder” diyor. O da işte Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihi oluyor. Öyle bir inanç geliştirmiş olabilirler ama nasıl bir şey düşünüyorlar anlamadım. Ama tabii suikast ihtimali düşük bir ihtimal değil fakat bile bile çok zor.

Tayyip Hocam yiyeceğine içeceğine çok dikkat etsin. Çünkü Kuran’da da buna işaret var ve geçmiş tarihlerde de, mesela Hz. Hasan (r.a)’a yönelik, Hz. Hüseyin (r.a) yönelik eylemlerde, Ehli Beyt’e yönelik eylemlerde zehirleme vakaları görülüyor. Resulullah (s.a.v.)’ta da mesela zehirleme olayı görüldü. O Hayber’in fethi döneminde biliyorsunuz Resulullah (s.a.v.)’in etine zehir karıştırdılar. Münafıkların yaptığı bir yöntem bu. Onun için Tayyip Hocam’ı uzun vadeli de bir zehirleme programı içine sokmuş olabilirler. Mesela arsenik yavaş yavaş verebilirler. Veyahut DDT yavaş yavaş yiyeceğine verebilirler. Bu uzun vadede çökertme meydana getirir. Onun için Tayyip Hocam bir kan tahlili yaptırsın, çok kapsamlı toksik madde aransın kanında toksikasyon. Yani yavaş yavaş uzun vadede zehir veriliyor mu yahut verilmiş mi bunu tespit ettirelim. Yiyeceklerinde de çaprazlama sistemle yemek tabağı değiştirildin. Mesela hiç alakasız bir kişiye giden yemeği ani olarak istesinler onu alsın Tayyip Hocam. Kendine gelen yemek de incelensin.  

Münafık öyledir. Müslümanların mesela yemek kaplarını kirletmeye kalkar, pislik yapmaya kalkar, gizlice o pis şeyleri Müslümanlara bulaştırmak ister. Mesela ne bileyim, kirletir bir kabı Müslümanların yiyeceğinin içine karıştırabilir. Kirli pis bir eşyayı Müslümanların eşyalarının içine karıştırabilir yani sapıkça bundan zevk alabilir. Ama en yüksek noktada istediği zehirlemedir ve cinayettir. Cinayete münafıklar çok yatkın olurlar. Cinayet için yanıp-tutuşurlar. Hz. Yusuf (a.s)’da var ya, kıskanıyor kardeşleri cinayet için yanıp-tutuşuyorlar. Tayyip Hoca için de öyle cinayet için yanıp-tutuşan insanlar olabilir. Kendi sevdiği yakın dostlarından da milis olarak korumaları olsun. Polisten de yine çok güvendiği kişilerden yani öyle bilmediği etmediği kişileri yanına almasın. Bulunduğu binada bomba araması yapılsın, kendi odasında, bir yere gizlenmiş bir şey olabilir, zamanında gizledikleri bir şey olabilir. Binanın inşaatı döneminde gizledikleri bir şey olabilir. İlk bina yapılırken binanın temellerinde veyahut Tayyip Hoca’nın kullanacağı makam odasında patlayıcı madde yerleştirmiş olabilirler. Detektörlerle bunları araştırsınlar, inceleme yapılsın. 14’ünde de bence o sarayı kullanmasın, o binayı kullanmasın yer değiştirsin. Yani bir kaç kere yer değiştirse iyi olabilir. O gün milletimiz de çok teyakkuzda olsun. Çünkü o gün değil her gün aslında teyakkuzda olmak lazım. Bir de böyle şeylerde İngiliz derin devleti devrede olduğu için onların bir müdahalesi ve oyununa karşı çok dikkatli olmak lazım. Fethullah Gülen hareketi olarak değil de Fethullah Gülen hareketine deccal pençeyi takmış. İngiliz derin devleti pençeyi takmış. Şamil Tayyar şu bu falan birçok yazar açık açık söyledi. “Tayyip Hoca’ya yakın kişiler de İngiliz derin devleti olduğunu biliyor” dediler bana. Bütün milletçe tedbir alalım, bütün İslam alemini ayaklandıralım, herkesi ayaklandıralım, herkese söyleyelim. Gizlemenin bir alemi yok.

Bak mesela Genelkurmay’ı ziyaret ederken Tayyip Hoca otomatik silahlı çok sayıda özel harekat koruma varmış çok güzel. Bunu ben özellikle söylemiştim. Var korumaları aslan gibi delikanlılar ama tabanca taşıyor. Tabanca ne yapar? 50 metre falan mesafesi en fazla. Otomatik silaha karşı hiçbir etkisi olmaz onun. Ne yapacak onlar öyle bir şeyde?

Özel harekatların zırhlı araçları da eşlik ediyormuş bu da güzel. Ama özel harekata ağır silahların dağıtımı süratle bitirilsin, vakit geçirilmese çok iyi olur. Polise de öyle, karakollara da öyle.

İç savaş çıkmaz bizde. Biz çünkü birlik halindeyiz. Kürt kardeşlerimizi biz canımız gibi seviyoruz. Onlar da Müslüman Türk kültürü içerisinde yetişmiş koçyiğitler. Onlar şiddetle karşı darbeye. Zaten gördünüz Güneydoğu’daki gösterileri, asla kabul etmezler. PKK belki pislik yapmaya kalkabilir, öyle birçok yerden atak yapmaya kalkabilir. Poliste de bir süre izinler kaldırılsa iyi olur, inşaAllah. Ve ağır silahlarla donatılsın. Bir de Tayyip Hocam AK Parti’yi tamam koruyup-kolluyor fakat bu anayasayla netleştirilsin, bu sakıncayı kaldıralım. Anayasanın o maddesi iptal edilsin. Partili cumhurbaşkanı olsun. AK Parti, CHP, MHP adeta koalisyon gibi Türkiye’yi idare etsinler. Hiçbir şey olmaz gayet aklı başında insanlar. CHP’nin aklı başında insanları devreye girer. MHP’nin vatanseverleri devreye girer. Hatta BBP ve Saadet Partisi de çok önemli yerlerde görevlendirilebilir iyi olur yani. Benim bu teklifimi birçok siyasi ileri gelen de kabul etti, yani hükümet içinde görev almaları konusunu bu bayağı güzel bir şey olur, iyi bir şey olur. Tayyip Hoca’nın üstünden de yük kalkar. CHP bayağı vatansever, darbelere karşı aklı başında insanlar. Hiçbir şey olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan’ın özel harekat korumalarını gösteren bir video vardı.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar, olmuş. Evet, tabii böyle olması lazım, her zaman böyle olması lazım. Allah razı olsun.

İran’la arayı çok iyi tutalım. İran’la bir askeri pakt da oluşturabiliriz. Gizli de olabilir, gizli bir askeri pakt da oluşturulabilir. Dostluğu çok güçlü hale getirelim çok çok güçlendirelim. Rusya ve İran’la bir ortak savunma anlaşması yapalım. İran muazzam bir güçtür. Rusya zaten müthiş bir güç, dünyanın süper gücüdür. Çok iyi olur.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Baş Danışmanı Ali Ekber Velayeti, İranlı tüm yetkililerin darbe girişiminin ardından darbecilere karşı Türk halkının ve devletin yanında olduklarını söyledi. Ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminde bazı ülkelerin parmakları olduğunu da söyledi.

ADNAN OKTAR: Bazı ülkeler, kim onlar?

BÜLENT SEZGİN: Açıklamamış sadece bilgi vardı.

ADNAN OKTAR: Söylesinler ben anlamıyorum. İngiltere onları dövecek mi sövecek mi? İngiliz derin devleti diyecek bu kadar. Bazı değil bir tane var. Büyük şeytan diye Amerika’yı gösterdiler halbuki büyük şeytan falan yok garibanın teki onlar. İngiliz derin devletinin boyunduruğu altına girmiş garibanlar. Asıl tehlikeyi görmezden gelmek olmaz. Onu İran’a bir mektupla gönderelim. Bu konuyu detaylı anlatıp mektupla gönderelim.

Bir de Tayyip Hocam Alevi dedelerle, Alevi kardeşlerimizle şöyle bir büyükçe toplantı el ele güzel bir gösteri oluştursun. O gösteri küfrün belini kırar. Alevi kardeşlerimizi ne kadar çok sevdiğimizi ne kadar iç içe olduğumuzu göstermiş oluruz. Çünkü Alevi kardeşlerimiz darbeye şiddetle karşılar. İllet olurlar öyle şeylere hiç sevmez Alevi kardeşlerimiz. Onlar hep mert delikanlı bakış açısına sahiptirler. Ama tabii bunu parti propagandası olarak kullanmaya kalkmak çok çirkin olur. Gerçi Tayyip Hocam bu konuda çok titiz davranıyor. AK Parti de titiz davranıyor en başta söylemiştik, Allah razı olsun. Ama bu konuda sakın taviz verilmesin. Tayyip Hocamız bizim kendi evladımız tabii ki kılına dokundurtmayız ayrı mesele ama bunu parti meselesi olarak görmek değil de Türkiye meselesi olarak görmek en akılcı ve doğru olan. Doğru olan bu çünkü. AK Parti’yle falan alakası yok.

Alışılmışın dışında şaşırtma vererek hareket etmek gerekiyor. Evet.

Bir de bir seferberlik halinde silah dağıtılacak insanların hiç olmazsa tespit edilmesi gerekir, değil mi? Seferberlik halinde kimlere silah dağıtılacak? Mesela 200-300 bin kişilik bir liste çıkarabilir hükümet. 300-400 hatta 500 bin kişilik liste çıkarılabilir silah dağıtılacak. CHP’den, Milliyetçi Hareket Partisi’nden, Büyük Birlik Partisi’nden, değil mi bütün partilerden olur.

Dün Anadolu Ajansı, “İngiltere büyük oyunun bittiğinin farkında değil” diye balık atmıştı ancak bu yazı İngiltere’yi savunmak amacıyla yazılmış maksatlı bir yazıymış. Başlık aldatıcı olmuş gibi görünüyor. “Türkiye’de kalkışmanın engellenmesi çıkarcı ve gerçekçi İngiliz diplomasisini bölgede kendisiyle buluşma zemini en sağlam olan Türkiye ile yakın ilişkileri geliştirmenin yollarını aramaya sevk ettirdi.” Öyle bir şey yok. Olur mu? Oturmuş 200 yıllık bir politika var. Türkiye ile neyi geliştirecek? İngiltere’nin Türkiye’ye hiç ihtiyacı da yok ayrıca. Ne ekonomik bir çıkarı var, ne askeri bir çıkarı var. Sadece Türk milletinden nefret ediyor İngiliz derin devleti o kadar. Yani ırk olarak nefret ediyor ve yok edilmeleri gerektiği kanaatinde ve maymun ırkı olarak görüyor. Yani evrimini tamamlamamış yarı insan yarı maymun olan bir topluluk olarak görüyor ve mutlaka yok edilmeleri gerektiği kanaatinde. Darwin bunu zaten açıklıyor. İngiliz derin devletinin temel felsefesidir bu.

Bir de Tayyip Hoca’nın yöntemi, hükümetin yöntemi itirafçıları kazanma yönünde olsun. İtirafçılığı çok teşvik edelim kazanma yönünde. Çünkü bunların hepsinin vicdanı bozuk değildir yani, içinde yine bir vicdan sahibi insanlar vardır. Bu teşkilatın yani bu karanlık yapılanmanın. Zaten Fethullah Gülen cemaati içinde de iyi insan bayağı vardır çoktur yani. Mesela bak Hüseyin Gülerce’yi görüyorsunuz bayağı normal adam. Demek ki alayı psikopat değil. İçlerinde normal makul insanlar var. İtirafçılığın kapısını iyice açmak lazım. İtirafçı da ayrıca ödüllendirmek de gerekebilir. Adamların Müslümanlığı güzel bir şey demiyoruz. Mehdi olarak da inanabilir insan sevdiğine onda da bir şey yok. İslam’ın dünyaya hakim olmasını da isteyebilir. Anormal olan çoluk-çocuk, kadın, masum insanlara, kahraman polisimizi kahpece ve alçakça, şerefsizce, kalleşçe şehit etmeleri benim takıldığım nokta bu. Yoksa adam devlet içinde tabii ki kadrolaşır, her topluluk kadrolaşır mecburen olur. Adam mesela mason mecburen devlet içinde görev alıyor. Ama akşam gider mason kulübünde toplantıya katılır. Veyahut mesela İskender Paşa cemaatinin mensubu bir yerde müdür olmuş suç mu bu? Olur. Ama devleti yıkmaya kalkmak, hükümeti yıkmaya kakmak anormal bir hareket. Kadrolaşmak anormal bir şey değil. Adam mecburen kadrolaşır nasıl yapsın? Şimdi mesela Menzil cemaati burada üniversiteye giden binlerce genç var. Bunlar devlette görev alıyorlar tabii ki. Yükseliyor bir yerlere geliyor bu bir suç değil ki. Ama bunu organize yapmak anormal hareket olur. Yani kasıtla devleti ele geçirmek için, hükümeti yıkmak için, ihtilal için darbe için yapmak bu anormal. Yoksa normal olarak tabii ki kadrolaşır ona kimse bir şey demez. Zaten bir şey demiyorduk biz. Fethullah Gülen cemaatinin biz biliyorduk her yerde kadrolaştıklarını. Bütün Türkiye biliyordu. Hatta onur duyuyorduk yani, Müslümanlar ne güzel dine… Çünkü Müslümanların hakikaten böyle hiç polis de, asker de pek esamesi pek olmazdı. Hukukta, yargıda, Yargıtay’da tahayyül dahi edilemezdi. Onun için çok büyük bir sevinç duydu Müslümanlar dediler “ne güzel Yargıtay’da görev alıyorlar, devletin her türlü önemli mevkiinde görev alıyorlar diye herkes destekledi. Demirel’den tut Özal, Ecevit özellikle ANAP zamanında Turgut Özal ve ekibi büyük bir coşkuyla teşvik etti. Her yerde garanti verildi yurt dışında çalışmaları için. Çünkü iftihar edeceğimiz bir şeydi. O zamanlar iftihar ediyorduk bütün Türkiye iftihar ediyordu. İyi niyetli olduklarını düşündük. Nurcudur utangaçtır başı yerde gider, kimseye karşı bir taşkınlığı olmaz, merhametli şefkatli olur, işte yerdeki karıncayı bile incitmez. Dolayısıyla devlette kadrolaşınca da herkes sevindi. Yargıtay’a geniş çapta atamalar yapıldı bütün herkes biliyordu. Emniyette her yerde kadrolaştılar. Ama sonradan anormal olaylar gelişmeye başladı, şeytani olaylar gelişmeye başladı. Baktık ki İngiliz derin devleti bunları pençelemiş. Ta ciğerlerine kadar girmiş. Müslümanlar tabii hep ezik olduğu için daha önce ezilmiş oldukları için böyle bir kadroya sevinç gözüyle bakmışlardı. Ama sonra İngiliz derin devletinin kahpelik yaptığını anladık. Ve bunları içten çürüttüğünü anladık. Ama geç oldu tabii. Mehdilik iddiası zaten biliniyordu Fethullah Gülen’in. Mehdilik değil de Hz. İsa Mesih (a.s) olduğu. Yani şöyle; Hz. İsa Mesih (a.s)’ın şahsı manevisinin onda tecelli ettiği Fethullah Gülen’de.

Hükümet İngiliz derin devletiyle bağlantıya çok dikkat etsin. Konu burada dönüyor başka bir şey yok. Ve Rumilik kullanılıyor. Mesela Fethullah Gülen hareketine Rumilik muazzam hakim durumda şu an. Zaten isimleri de acayip mesela Herkül diyorlar, Herkül sürekli seri cinayet işleyen bir katil ve homoseksüel, Herkül tarihte öyle biliniyor. Ve önüne geleni öldüren psikopat bir katil Herkül. Sitenin adını niye Herkül koyuyorsun? Rumi Forum diye siteleri var. Rumilik zaten, adamlar bütün İngiltere’nin homoseksüelleri Rumi’ye hayran. Bütün ateistler hayran, Allah düşmanları hayran, senin ne işin var Rumi’yle Bediüzzaman Said Nursi dururken? Ama tabii Konya’nın Rumi’siyle İngiltere’nin Rumi’si ayrı. Konya’nın Rumi’si beş vakit namazında mümin muttaki birisi olarak biliniyor. Ama İngiltere’nin Rumi’si homoseksüelliği savunan, Darwinizm’i savunan, Allah’ı inkar eden, kendinin Allah olduğunu iddia eden, İslam’ın bütün şiarını ortadan kaldıran bir mantık.

Mesela takipçileri “Günümüzün Mevlanası” diyorlar Fethullah Gülen’e. Başka örnek alacak adam bulamadın mı? Peygamberimiz (s.a.v.)’ın yolunu sen anlat. Mesela Ekrem Dumanlı, Fethullah Gülen’i Mevlana’ya benzetiyor. “Bu insan 13. asra gitseydi Mevlana olurdu, Mevlana bugün gelseydi Fethullah Gülen olurdu” diyor.

Herkül homoseksüel olarak biliniyor. Mesela Admetos, İfitos, Yufanemos, Alekatos, Abderus, Lalaos gibi erkeklerle ilişkiye girdiği anlatılıyor. Klasik homoseksüel. Üç çocuğunu ve karısını öldürdüğü anlatılıyor. Kadın kılığında çalıştığı söyleniyor. Herkül’ün en iyi yaptığı işler ok atmak ve güreşmek. Fethullah Gülen de diyor bak “güreşte onu yendi” diyor Genelkurmay Başkanı’yla. Acılardan kurtulmak isteyen Herkül kendi ateşlere atmış ve yanarak can vermiş. Herkül’den başka isim bulamadınız mı? Müslüman kendine Herkül ismini takar mı? Nereye baksan bir anormallik.

BÜLENT SEZGİN: Son dakika haberi vardı. Antalya’da patlama. Darbe girişiminin ardından Antalya’da demokrasi nöbetinin, tutulduğu Cumhuriyet Meydanı’nda henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Olayda 1 kişi yaralandı.

ADNAN OKTAR: İşte herkes uyanık olacak. Çiğköfte yapıp böyle sere serpe etrafa yayılmak olmaz. Çok keskin bir dikkat olması lazım. Mesela arabalara dikkat edecek, başka şeylere dikkat edecek.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün Bingöl Havalimanı yolunda çevik kuvvet polislerini taşıyan zırhlı servis aracının geçişi sırasında PKK’lı teröristler tarafından bomba yüklü aracın patlatılması sonucu 7 polisimiz şehit olmuştu. Şehitlerimizin kimlikleri belli oldu. Fotoğraflarını gösterebiliriz. Abdullah Bıyık.

ADNAN OKTAR: Abdullah sen nasıl yakışıklıymışsın böyle?

BÜLENT SEZGİN: Bekir Deniz.

ADNAN OKTAR: Bekir Deniz, hepsi birbirinden yakışıklı. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Duran Melemir.

ADNAN OKTAR: Hepsi aslan.

BÜLENT SEZGİN: Eray Karademir. Hasan Koçer.

ADNAN OKTAR: Adı gibi koç.

BÜLENT SEZGİN: Oğuz Sümbül. Yunus Emre.

ADNAN OKTAR: Ne mutlu size, ne mutlu size. Ne güzel Resulullah (s.a.v.)’in yanına gittiniz neşeniz yerinde. Biz de size imreniyoruz sadece, maşaAllah. Biz buradayız siz Resulullah (s.a.v.)’in yanındasınız. Size gıpta etmemek mümkün mü? Allah size verdiği güzel nimeti bizlere de nasip etsin. Allah ananıza babanıza uzun ömür versin, sabrı cemil nasip etsin. Allah gazanızı mübarek etsin. Şehadetinizi kabul etsin, şehadetinizi makbul etsin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Pazar günü Yenikapı’da yapılacak mitinge katılma kararı aldı. Twitter hesabından “Hainlere ve hasım odaklara karşı Türkiye’nin safında duracak, 79 milyonu katılımcı devlet ve siyaset adamlarıyla birlikte kucaklayacağım” dedi. Sayın Erdoğan’ın resmi Twitter hesabından Bahçeli’nin bu paylaşımları retweet edildi. Böylece ilk defa bir muhalefet liderinin paylaşımları Sayın Erdoğan’ın sayfasında yayınlanmış oldu.

ADNAN OKTAR: Sayın Bahçeli’ye hükümette güzel bir görev de verebilir AK Parti hükümeti. Böyle geniş yetkili güzel bir görev verelim. Sayın Kılıçdaroğlu da öyle, hükümette görev alabilir. CHP’nin çok değerli insanları var çok tecrübeli, dem almış, devlet terbiyesi almış çok fazla aklı başında insanı var.

Şu Deniz Baykal’a yapılan komployu da kırmak için hükümet Deniz Baykal’a güzel bir görev verse acayip tokat olur. Komploya boyun eğmemek lazım. Devletin mühim bir kademesinde mühim bir görev Sayın Kılıçdaroğlu’na çok şahane olur. Ben o zaman çok rica etmiştim meclis başkanı olsun diye. Bayağı güzel olur. Tabii değerli Ağabeyimiz de çok sevdiğimiz büyüğümüz, onun meclis başkanı olması da bizi çok memnun etti ama bu tip görevler onore edici olur. Ve komplocuların da kafasına tas gibi geçer. Çünkü ‘ben yaptım yanıma kaldı’ olmaz.

Sayın Kılıçdaroğlu katılmıyorsa bir hayır vardır. O istişareyle alınmış bir karardır zaten, bir hikmete binaen yapmıştır ama güvenlik önlemleri hat safhada olsun. Havadan da pislik yapmaya kalkabilirler, çok güçlü bir hava savunma hazırlığı yapılsın. Keşif için de jet uçakları havada olsa iyi olur böyle İstanbul’un çevresinde bir turlasın jet uçakları, böyle emekli olan pilotları falan yeniden göreve alabilirler.

Ed Hüseyin daha Türkiye’den ümidini kesmiş durumda değil. Adamda bir ızgara hali var ama tam anlayamadım. Birde Türkiye’ye şirin görünmek için yapmadığını bırakmıyor. “En büyük Türkiye” diyor. İşte “canımız, ciğerimizdir Türkiye” neler demiyor. Ama birdenbire ağzı değişti, birdenbire. Herhalde birileri bir yerden hafiften dokundurdu. Yok, İngiliz derin devletine nefes aldırmayacağız.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Altı tanınmış senatörün ABD senatosuna “Erdoğan’ı devirelim ve Fethullah Gülen’i iktidara getirelim” diye mektup yazdığı ortaya çıktı Adnan Bey. Bu senatörlerden biri de Hillary Clinton’ın başkan olursa yardımcılığına gelecek olan Tim Kaine. Söz konusu mektubun detayları şu şekilde. Uygun görürseniz okuyacaktım. Bir; Erdoğan Türkiye’yi seküler bir yapıdan radikal İslamcıların savaştığı bir yere çeviriyor. İki; Türkiye’de insan hakları ihlalleri ve özgürlük konusunda sıkıntılar var. Üç; küresel toplumun Türkiye’nin daha fazla dini radikalleşmesini engellemesi çok önemlidir. Dört; demokratik prensiplerin temsilcisi olan din adamı Fethullah Gülen’e verilecek yetki, bize Türkiye’nin radikal İslam’dan uzaklaşmasını sağlayacaktır. Beş; biz şiddetle Türkiye’nin mevcut durumuna baskı yapılması konusunda ABD dış politikasının yeniden düzenlenmesine çağırıyoruz. Mektubun fotoğrafı da vardı.   

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Altı senatörün ortak mektubu, imzaları da var.

ADNAN OKTAR: “Devirelim” bak ne kadar kolay, ne kadar basit, ne kadar sıradan görüyor olayı ve Türk halkına bakış açısına bak. Sanki mutfakta bir eşyayı bir yerden bir yere alıp oraya koyuyor, “hemen devirelim.” Bu Türk milletine yönelik bir hakaret aynı zamanda, ağızlarını bozmuşlar, ağızlarını düzeltmeleri lazım, çok münasebetsiz bir hareket. Türk milleti kimi iktidara getireceğini, kimi iktidardan götüreceğini bilir ve bunu demokrasiyle yapar, böyle bir üslup çok çirkin. “Devirelim” bu bir suç ayrıca bu yaptıkları da bir suç, bunların arkasına baktığımızda kim geliyor? İngiliz derin devleti çıkıyor. Bu adamlarla konuştuğunda bunların çok gariban olduğunu görürsünüz. Bakın bomboş adamlardır, hiçbir özelliği olmayan insanlar. Bunlara bu mektubu yazdırtan, imzalatan kim ona bakmak lazım. Bunlar aklının ucundan bile geçmez öyle bir şey, durduk yere niye yapsın onu?

“Batı, Türkiye’ye müdahale etsin, AK Parti hükümetini düşürsün.” Çok ayıp bunlar, mazlum bir Anadolu delikanlısı, İngiliz homoseksüellerin, züppelerin ağrına gidiyor onun iktidarda olması. Çakalların, İngiliz derin devletinin oranın pislik, psikopat böyle enaniyetli insanlara tepeden bakan, kalleş katillerinin alışmadığı bir durum bu, çünkü merhamet var, Suriyelilere merhamet var, halka merhamet var, özgürlük var, halka züppelik yapamadı ya Türk halkına ağırlarına gitti, ne tür çakallık yapacaklarını şaşırdılar. Darbe mi yapsak? Yok işte hükümeti mi devirsek? Avrupa bir araya gelecekmiş de Türkiye’ye bak, İngiliz derin devletinin züppeliğini görüyor musun? Öyle bir gücü kendinde görüyor. Şunun mantığı var mı? AK Parti hükümeti düşerse sana ne çıkar sağlayacak bu? Hükümetin düşmesi demek Türkiye’nin yüzde 52’sinin inancının, kanaatinin sıfır olarak görülmesi demektir. Sen Türkiye’nin yüzde 52’sini de iktidardan düşürmüş olacaksın yüzde 52’sini ve MHP’yi de iktidardan düşürürsün çünkü MHP’nin de hiç hoşuna gitmez bu. CHP’yi de iktidardan düşürmüş olursun bu CHP’nin de hoşuna gitmez çünkü. Bu bir ahlaksızlık Türkiye’de bunu hiç kimse kabul etmez. Hatta HDP bile kabul etmez. Böyle kalleşçe, kahpece, homoseksüellerle ittifak ederek katillerin, psikopatların, pislik adamların ittifak ederek Türkiye’deki meşru hükümeti düşürmesini kimse kabul etmez. Fethullah Gülen de böyle pislik adamlara alet olmaması lazım ve daha hala darbeyle ilgili konuşma yapmadı. Bunlar alçaktır, pisliktir, namussuzdur demedi. Bak her geçen gün sorumluluğu artıyor, her geçen gün. Şimdi ahirete gidecek Allah ona soracak “Bu kadar mazlumun kanı döküldü sen ne dedin? Nasıl reaksiyon gösterdin? Bu pisliğin durdurulması için ne yaptın?” diyecek Cenab-ı Allah. Ne cevap verecek?

Darbeyi takmaz bizim millet, böyle kabadayı ve delikanlı mevcudu nüfusu çok artmış. Eskiden kabadayı mahallelerde bir tane iki tane çıkardı, şimdi dağ taş kabadayı dolmuş, halis kabadayılar, tebrik ediyorum hepsini.

KARTAL GÖKTAN: Şehit babasının konuşması vardı gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet. Kabadayıya bak sen kabadayıya. Helal, aslanım benim. Helal olsun. İşte bak hakiki kabadayı. Tevazuu da çok güzel, ahlakı da güzel, imanı da güzel. Yedi ceddine rahmet olsun.

BÜLENT SEZGİN: Darbeyi televizyondan öğrenen bir erimizin, askerimizin konuşması vardı.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanıma. Basiretli. Hakikaten çocuk nasıl şaşırıyor, hayretler içinde. Kardeşim bir kere darbeciler asker bulamamışlar kendilerine.  Üç-beş tane homoseksüel katil bulmuşlar, manyak, onun dışında askerler hep şaşırmış çocuklar benim gördüğüm, hep hayret içindeler “Bizi niye getirdiler?” Bir kere tabanı hiç yok darbecilerin. Çocukları da kendilerince kandırmışlar ama çocuklar hemen uyandılar aslanlar.

KARTAL GÖKTAN: Bir video daha gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet. Göster.

Bir de bizim kahraman Mehmetçiğimizi kullanmaya çalışıyorlar. Çocukların hepsi şoka girmiş, hayret ediyorlar. Bağırıyor çocuk “ben hayatımda böyle bir şeyi kabul etmem” diyor “ben Güneydoğu’da gidip çatışmak için can attım” diyor, “bizi alıp getirdiler” diyor “tatbikat var diye”. Bak kahpelere bak. Hiçbir asker, hiçbir delikanlı, bundan sonra tecrübe olsun askerlere, aslanlara, böyle kahpelik yapan oldu mu hemen tevkif etsinler. General de olsa fark etmez “yat lan yere” desinler, eğer direnirse de gereğini yaparlar. Yani mesela silah çekmeye kalkarsa hemen kendini savunsun, yaralayıp indirsin aşağıya. Zaten çok alçak onlar, korkak olurlar öyle bir şeye cesaret edemezler.

Tayyip Hocam’ın kan tahlili yapılsın, çok kapsamlı. Toksik madde aransın. Zehir verebilirler, az az yani birçok zehir çeşidi aransın kanında. Şu ana kadar yapılmış da olabilir Allah esirgesin.

Bunlarda böyle uyuşturucu koyma olayları da varmış bak, askeri okul öğrencilerine yapmışlar, dolaplarına uyuşturucu koyup çocukların okuldan atılmasına sebep olmuşlar. İngiliz derin devletinin işte ahlaksızlığı yayma yöntemi böyledir.

12 Eylül darbesinden sonra da,  12 Eylül darbesini “Hızır gibi imdadımıza yetiştiniz” diyor darbe için. Halbuki meşru hükümet gayet güzel görev yapıyordu, her yerde söküp atmışlardı komünistleri. Ege’de, Karadeniz’de peş peşe polis darmadağın ediyordu, tam başarılı giderken darbe oldu.

Bu İmralı konusunda da çok dikkatli olsun hükümet. Oranın hava savunma sistemini hem denizden, hem havadan savunma sistemini güçlü yapmaları lazım. Tabii onlar daha iyi takdir ederler ama ben yine de bir ehli vicdan olarak söyleyeyim. Bir destroyerle falan, harp gemisiyle adanın kenarında tedbir alınsın. Havadan da saldırı ihtimaline karşı uçaksavarlarla tedbir alınsın. Öcalan’a yönelik bir şey yapmaya kalkabilirler, kargaşa çıksın diye. Bir de orada yeraltı sığınağı oluşturulsun, herhangi bir hava saldırısı olduğunda, buna benzer saldırı olduğunda Öcalan’ı sığınağa alsınlar. Yani bomba etki etmeyecek bir sığınak yer altında. Çok kolay yapılabilir, iki günde üç günde bile yapabilirler, titiz bir çalışmayla. Alet edevat getirsinler, o şeyin arazisinde var, müsait yer var. Üç-beş kişinin sığacağı yahut on kişilik kadar sığacağı kadar artık kaç kişiyse oranın personeli sığacağı kadar bir yeraltı sığınağı yapsınlar. Yerin yaklaşık on metre altında olabilir, yeter on metre kadar altında. Yeraltı sığınağı, beton, çelik takviyeli, çok kalın çelik kullansınlar. Bu gerekir. 

Var mı anlatacağın Fikret?

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz Bağcılar’da demokrasi nöbetindeydi akşam, Bağcılar Meydanı’nda.

ADNAN OKTAR: Bak, “Tayyip Hocam’ı” dedim “otomatik silahlı kişiler korusun, tabancayla olmaz” dedim “özel harekatçılar korusun” dedim. Tayyip Hocam hemen yapmış. Yakın korumalarına da otomatik silah verilmiş. Doğrusu bu. Silah dengesinin sağlanması lazım. Birde otomatik silah biraz dağıtsınlar, polise falan da çokça versinler bir şey olmaz.

Rütbeli asker eğer vur diyorsa o pişmanım inandırıcı olmaz. Vur diyen askerler, ona inanmak olmaz. Ama er olarak gitmiş, hakikaten şaşırmış belli, görülüyor, şahitlerin ifadesi, o doğrudur. Ama yani subay, yüzbaşı nasıl bilmez, emrediyor ayrıca. Talimat verdiyse vur diye, bitti. Onun pişmanlığı diye bir konu olmaz, hainlik yapmıştır. Yani talimat veren asker affedilmez. Vur diyorsa bitti. Bunun ne pişmanlığı olacak, pişmanlık olur mu? Cinayet hükmündedir bu, bunda pişmanlık olmaz. Ama erse çocuk bilmiyor bunlar yani hakikaten hepsi diyorlar “biz operasyona diye bizi götürdüler, bilmiyoruz” diyorlar. Çocuk niye darbe yapsın, er çocuk? Annesi mümin, babası Müslüman, ne zoru yani? Parti işini de bilmez, siyaset işini de bilmez, hükümeti niye devirmeye kalksın? Bileceği bir şey değil. Ama erden cinayet işleyen varsa, halka silahı doğrultup, onun affı olmaz, pardonu falan olmaz. Arkadaşlarını teşvik ettiyse vurun diye onun da pardonu olmaz. Yani onu kabul etmek mümkün değil. Ama hiç silah falan sıkmamış, hakikaten tedirgin, yüzünden, her şeyinden anlaşılır, pişmanım diyorsa, pişmanım demesine bile gerek yok zaten kandırılmış o.

KARTAL GÖKTAN: Meclisi F16’yla vuran darbeci pilot Hüseyin Türk’ün de bir ifadesi var Adnan Bey.  Meclisi bombaladığını itiraf ederek “Bana talimat gelince ‘burası şehir içi’ dedim, ‘sıkıntı yok, ateş serbest’ dediler. Ben de hedef olarak belirttikleri yer olan meclisi bombaladım. Talimatı da Akıncı Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim’den aldım” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama bu çok manyakça bir üslup yani. Demek ki ona tecavüz etmek isteseler onu da kabul edecek bu. Annesine, babasına kurşun sık deseler onu da kabul edecek. Böyle iğrenç bir şey kabul edilir mi? Böyle bir alçaklık kabul edilir mi? Bombala deyince o zaman onun dediği yere doğru gelmeye başlarsın. Ben şimdi sana anlatacağım dersin. Bulunduğu mekanda boş araziyi bombalarsın, çok iyi bir gözdağı olur. Yani o paşanın bulunduğu yere gidersin. Sen niye gidip millet meclisini vuruyorsun? Orada çok insan da öldürebilirdin, şehit edebilirdin. Müthiş bir rezalet, meclis bombalanır mı? Böyle bir açıklama mı olur? “Paşa söyledi ben yaptım.” Demek ki her türlü ahlaksızlığı sana yaptırabilecek. Hırsızlık da yaptırır sana, soysuzluk da yaptırır. Böyle bir emir olur mu? Ama bak işte bilmiyor, askerlerin darbeye karşı eğitilmesi lazım. Gidip anneni, babanı bombalıyorsun deli misin sen? “Paşa söyledi gittim vurdum” diyor. Bu kadar anormallik, bu kadar delilik inanılır gibi değil. Halkın safına nasıl katılırlar, polisin safına nasıl katılırlar bunların yolunu göstermek lazım askerlere. Çocuklar, bunlar Tokat’tan, Turhal’dan gelmiş, Amasya’dan gelmiş gariban çocuklar, bilmez. Panik oluyorlar, ne yapacaklarını şaşırıyorlar orada kanunu bilmiyor, hukuku bilmiyor. Komutanı diyor “vurmazsanız vururum sizi” diyor. Olayı da anlayamıyor. Hayır anlamıştır da yani o anda şoku yaşıyor. Allah vermesin orada ne yapacağını şaşırıyor olabilirler. Çünkü bir kısmı ilkokul mezunu çocukların, şoka da girmişler. Mesela bir kısmı çok felaket korkmuş, şuuru kapanmış olabilir. Ama bunların tabii hiçbiri bahane değil, normal bir insan böyle bir şeyde hiçbir şekilde ateş etmez. Onlar halkın korkmasına göre bunu ayarlamışlar. Zaten söylüyor telsiz konuşmalarında, “korkak bunlar” diyor. Korkmadığını gösterirsen çil yavrusu gibi dağılır adam. Ama askerleri ben bundan tenzih ediyorum erleri, bunlar benim aslanlarım, bizim çocuklarımız onlar. Deccalın pençesi üstlerinden geçti. Ama haklarını öğretelim.

 Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan dün gece yarısı evinin önünde nöbet tutan vatandaşların arasına karıştı. Kendisine gösterilen sevgiden çok memnun olan ve sürekli gülümsediği görülen Sayın Erdoğan’a kalabalık tarafından çok büyük sevgi gösterisi oldu. Videosu da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bizim şerefimizdir Cumhurbaşkanı’nın kılına zarar getirttirmemek. Bütün Türk milletinin şerefidir bu, onurudur. Allah esirgesin bu eğer dilim varmıyor söylemeye de eğer İngiliz derin devletine kaptırırsak Sayın Cumhurbaşkanı’nı bütün milletin onuruna en büyük darbeyi indirmiş olur. Türk milletinin onurudur bu, asla kabul etmeyiz. Neye mal olursa olsun. Çünkü eğer onu Allah vermesin, adam öyle bir şey yapmış olmuş olsa Türk milleti sıfıra gider Allah esirgesin. Asla kabul etmeyiz. Elimizde imkan olmasa o ayrı mesele ama elimizde imkan varken böyle bir şeye asla müsaade etmeyiz. Ama bir kahpelik yapar o ayrı mesele yani ona bizim gücümüz yetmez. Ama bilerek ve isteyerek buna asla müsaade etmeyiz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbe gecesi yaşananları anlatan bir gazimiz var Adnan Bey. Çanakkale ruhuna benzetiyor.

ADNAN OKTAR: Helal olsun kabadayılara.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı demokrasi yürüyüşünden, şortlu bayanlarla cübbeliler bir arada.

ADNAN OKTAR: Evet böyle olacak işte. Ama tabii dekolte giyinen hanımlara da müthiş bir saygı hürmet olması gerekiyor. Yani böyle uğraşan bir üslup çok çok tehlikeli olur. Onlar bu konunun riskini tam kavrayamıyorlar. Büyük uğursuzluk getirir öyle şeyler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyorum. Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’nın Rusça sitesinde “Türkiye’deki darbe girişimi hakkında merak ettikleriniz” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda bu darbe girişiminin milletimiz için bir deneme olduğunu anlatıyorsunuz. Türk, Kürt, Laz, Sünni, Şii, inançlı, inançsız herkesin tek bir vücut olarak Türk milletinin bu çirkin darbe girişimine karşı üstünlük kazandığını belirtiyorsunuz.

İsrail’de Rusça olarak yayın yapan Channel 9 TV’nin web sitesinde “Yanlış bilinen Siyonizm korkusu” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Siyonizm’in sadece Musevilerin kutsal topraklarda komşularıyla barış içinde yaşama hakkı olduğunu, İslam dünyasında bilmeden gereksiz bir korku yaşandığını ve Kuran’da Allah’ın o topraklarda yaşayacaklarını bildirdiğini anlatıyorsunuz.

Bahreyn’in ilk İngilizce günlük gazetesi Gulf Daily News’de “Türkiye’nin en uzun gecesi” başlıklı makaleniz yayınlandı. On bir yıldır yayınlanan, elli üç bin tirajlı Hiba dergisi ve bir milyon ziyaretçi alan internet sitesinde “Allah’ın yaratma sanatı” ve “Kör termitler gökdelenler inşa ediyor” başlıklı makaleleriniz yayınlandı.

Son olarak Bangladeş’ten yayın yapan haber gazetesi Weekly Blitz’te de “Cesur Türk halkı darbeyi nasıl püskürttü?” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Güzel, Rusya’nın en büyük gazetelerinde yazılarımız çıkıyor. İsrail’in en büyük gazetelerinde yazılarımız çıkıyor. Her yere fikirlerimizi, düşüncelerimizi aktarıyoruz. İran’ın, Suudi Arabistan’ın her yerin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Darbe soruşturmasında tanık olarak ifade veren savcı Ferhat Sarıkaya, Şemdinli iddianamesini hazırlaması üzerine meslekten ihraç edilmesinin ardından Bülent Arınç’ın kendisine mecliste hukuk danışmanı olması için iş teklif ettiğini ancak bu teklifi kabul etmediğini açıkladı. Ayrıca Ferhat Sarıkaya’nın meslekten men kararı toplantısına Cemil Çiçek katılmamış, karar Çiçek olmadan verilmiş.

ADNAN OKTAR: Sarıkaya pişman oldu zaten o. Bence samimi pişman oldu. Bu olaydan sonra bence herkes uyanmıştır o ekipten. Vicdan sahibi ama böyle İngiliz derin devletine köpeklikte kararlı olan alçaklar tabii etkilenmez onlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir video gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet. Gazisin gazisin mübarek. Gazisin baş tacısın. Nasıl mübarek bir millettir bu millet Allah’ın hikmeti çok acayip bir millet. Hep fakir fukaralar da yani. Dünya hırsları da yok hiç. Öyle esaslı bir eğitim de almıyorlar, dini eğitim de almıyorlar. Ama mayaları güzel. İman ruhu, iman fıtratı çok güzel ruhlarında.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, farklı şehirlerden kardeşlerimiz de demokrasi nöbetine katılıyorlar. İstanbul Üsküdar’da bayan kardeşlerimiz katılmışlar gösterilere. Ayrıca Antalya Cumhuriyet meydanında da bulunmuş birçok kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Yaklaştır bakayım göreyim ben güzellerimi. Aslan onlar aslan, aferin benim güzellerime. Onları yaklaştır. Onlar can can can can, onlar benim bir tanelerim aferin. Aferin benim güzellerime. Aferin çok güzel.

Benim kitaplarım yenilenmiş. Baskıları gelmiş olması lazım. İçerideyse onları getirin. “Gözdeki Mucize” kitabının beşinci baskısı yapıldı. “Komünizm Pusuda” genişletilmiş dördüncü baskı. Evet, hepsinin yeni baskısı. Evet bir, yenilenmiş beşinci baskısı bu “Gözdeki Mucize” genişletilmiş. Efendime söyleyeyim, “Mültecilere Yardım” kitabının İngilizcesi. Kardeşim böyle bir olay yok. Dört yüze doğru gidiyor kitaplarımın sayısı. Bu altıncı baskısı “Dinde Pasifizm” yeni baskısı. “Kıyamet günü”nün sekizinci baskısı. Genişleterek devam ediyoruz baskılara.

Bu Türk Solu Dergisi ile ilgili sende resimler var mı?

KARTAL GÖKTAN: Var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster.

KARTAL GÖKTAN: Muhsin Yazıcıoğlu şehidimiz için "iyi bilmezdik" manşeti atan, Bediüzzaman Hazretleri için çirkin bir manşet atan, “Sayın Erdoğan'ı kim vurmak ister” şeklinde manşet atan ve orduyu darbeye davet eden Türk Solu Dergisi de Gülen örgütüne ait çıktı. Derginin başyazarı olan Gökçe Fırat kendisini yıllardır komünist olarak tanıtıyor. Ancak Gülen cemaatinin bir mensubu olduğu ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Hayret bu o kadar acayip bir yapılanma ki anlamak mümkün değil. Adam komünistim diyor komünist propaganda yapıyor ama Fethullah Gülen örgütüyle bağlantılı. İşte İngiliz derin devletinin taktik ve oyunlarından bir tanesi de bu. Bak bu yapılanmayı ne hale getirmişler, nasıl sızmışlar içlerine? Adamların belki de haberi bile yok nasıl oynatıldıklarından, nasıl yönlendirildiklerinden haberleri bile olmayabilir. Tayyip Hoca’yla ilgili işte darağacında resimlerini yayınladılar. Bediüzzaman'a akıl almaz hakaretler ettiler kapaklarında. Ama Fetullah Gülen örgütüyle iç içe oldukları anlaşılıyor.

KARTAL GÖKTAN: Bediüzzaman Hazretleri’yle ilgili kapağı gösterelim uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: "Hür adam değil sefil adam" diyor Bediüzzaman'a. Şerefli, asil, soylu adam. Sefil adamın kim olduğunu Allah gösterdi. Hakaret edene döner.

 Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fırat Sarıkaya şöyle bir açıklamada yaptı "Şu ana kadar sustuğuma çok pişman oldum. Ben böyle bir yapıda olduklarını bilsem bunlar için yaptıklarımın hiç birini yapmazdım. O zaman insani ve ekonomik yönden beni kendilerine bağlayarak beni mecbur bıraktılar. Ama bugün eğer bu vatana bir vefa borcum varsa o gün bugündür dedim inanmayanlar olabilir ama Allah biliyor ben bunları anlatarak kendimi bu insanların hedefi haline de getiriyorum. Ama Allah'a verecek bir can borcum var" dedi.

ADNAN OKTAR: Yok canım ben samimiyetine inanıyorum onun. Samimi olduğu belli niye yalan söylesin? Birçok kişi öyle olay anlatır. Mesela adam komünist, komünistim diyor fakat Fetullah Gülen'in talebesiyim diyor. Komünist propaganda yapıyor, örgüt tarafından destekleniyor bu adam. Bir kısmı homoseksüel, bir kısmı katil bu dehşet verici bir yapılanma ortaya çıkıyor. Homoseksüelleri, katilleri, canileri, pislik adamları, Mehmetçiği vuran şehit eden kahpeleri görevlendirmişler bu işlerde. Bu açık görülüyor. İngiliz derin devletinin kahpeliği bu yöndedir, böyle yapar.

Hastanelerde yatan gazilerin hemen hemen tamamı tarikat üyesi, tarikat mensubu. Kimi Nakşibendi’dir, kimi Kadiridir, kimi Ülkücü. Ülkücülük de bir ocaktır. Osmanlı’da Yeniçeri hep Bektaşi’ydi tarikat mensubuydu. Padişahlar hep Nakşibendi’dir. Osmanlı padişahları. Cumhuriyet döneminde de cumhurbaşkanlarının epey bir bölümü tarikat mensubudur. Sayın Turgut Özal mesela Nakşibendi’ydi. Kardeşi de Nakşibendi’ydi. Korkut Özal. Daha bu tarafa doğru gelirsek Tayyip Hocam da ehli tasavvuftur. Hükümet üyelerinin de birçoğu ehli tasavvuftur.

Mesela dün Sultangazi’de Mehmet Talu Hoca konuşma yaptı. Tamam, Mehmet Talu Hoca Nakşibendi’dir. Oradaki bulunanların büyük bölümü Nakşibendi. Tertemiz Müslümanlar, cemaatler. Yüz yıllık bir geçmiş var. Ali Haydar Efendi, Osmanlı’ya son derece sadıktı. Sonra Mahmut Hocamız göreve başladı. Hükümetlere her zaman saygılı oldu, devlete her zaman sadık.

Darbe girişiminde yaralanan Emrah Özçelik tankın yanına yaklaştıklarında kirli sakallı askerler gördüklerini ifade ederek "Ne Türkçe konuşuyorlardı, ne Kürtçe konuşuyorlardı bunlar yabancı dil konuşuyorlardı" diyor.

Şimdi ne yapalım kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü