Harun Yahya

Sohbetler (22 Ağustos 2016; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Anan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

“Gün Birlik ve Sevgi Günü” öyle diyelim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Tunceli’de dün gece sabaha karşı saat 04:50 sıralarında Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı ve Kaymakamlık binalarına PKK tarafından eş zamanlı saldırı düzenlendi. Bir asker şehit oldu, üç polis de yaralandı. Operasyon başlatılırken ilçede ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Urfa’da da bir saldırı oldu. İçinde dört Özel Harekât polisinin bulunduğu zırhlı aracın geçişi sırasında önceden döşenen patlayıcı infilak ettirildi. Patlamada bir polis şehit oldu, diğer üç polisimizde hayati tehlike bulunmadığı açıklandı. Urfa’daki şehidimiz Özel Harekât Polisi Ömer Sönmez, fotoğrafını görebiliriz. Tunceli’deki şehit olan askerimiz ise Trabzonlu Murat Durmaz.

ADNAN OKTAR: Her iki aslan da diğer kardeşlerinin yanına gittiler. Hepsini her gün heyecanla karşılıyorlar. Her gün yeni gelenler. Ta sahabe devrinde, Hz. Musa (a.s) devrinde, İbrahim (a.s) devrinde şehit olmuş aslanlar kesintisiz akış devam ediyor oraya. Allah gazalarını mübarek etsin. Şahadetlerini kabul etsin. Makbul etsin. Anne, babalarına Allah uzun ömür versin.

“Fethullah Gülen cemaatinin içinde suçlara karışmamış insanlar varsa bunlara bir tavsiyeniz olur mu? Bu dakikadan sonra ne yapsınlar? Hayırlı günler Hocam” Temel Yaycı-Rize. Ne yapacak? Vatana, millete hayırlı insan olmak için gayret etmesi lazım. Yine Mehdiyet yolunda ilerlesin ama sahte Mehdiyet değil gerçek Mehdiyet’i arasın. Çünkü gerçek Mehdiyet’te hükümeti, devleti devirmek yoktur. Hükümeti, devleti güçlendirmek vardır. Siyaseti güçlendirmek vardır. Zor kullanma yoktur; tavsiye vardır. Şefkat, merhamet vardır. “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur.” (Bakara Suresi, 256) Kuran ayeti açık. “Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez.” (Bakara Suresi 185) “Allah’ın dininde zorlama yoktur” diyor Allah ayette; açık. “Sizin dininiz size, benim dinim bana.”  (Kafirun Suresi, 6) diyor yine ayette Cenab-ı Allah.

İlhan Zengin, “Hocam, Türkiye IŞİD’e saldırıyor.” diyor. IŞİD’e saldırıyorsa işte İngiliz derin devletinin istediği olmuş oluyor. Bu PKK’yı güçlendiriyor. PKK bölgeye daha da hâkim oluyor, daha gelişiyor. Türkiye’nin Doğu, Güneydoğusu yüzlerce kilometre boyunda en az iki yüz kilometre, üç yüz kilometre de eninde dev bir toprak parçası halinde komünist, Stalinist PKK devletiyle sarılıyor. Ve böylece o bölgede muhalif olan, PKK’ya karşı olan herkes IŞİD’li ilan ediliyor. Yani komünist olmayan herkes IŞİD’li ilan ediliyor şu an. Dolayısıyla bu PKK’nın işine yarıyor. PKK bölgeye adım adım hâkim oluyor. Müslümanları da Türkiye’de büyük bir heyecanla “IŞİD’e karşıyı. IŞİD’i ezeceğiz.” Hayali bir düşman. Bizim IŞİD’le işimiz yok.

Fikret, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, cumartesi günü İsviçre’nin Lozan kentinin merkezindeki San Fransuvaz meydanında fosil sergisi düzenlemiş kardeşlerimiz. Sabah 10.00’dan akşam 20.00’a kadar süren sergiye ilgi büyük olmuş. Aynı yerde Yehova şahitleri de kendi dinlerini anlatıyorlarmış. Kardeşlerimiz onlara evrimin geçersizliliğinden bahsetmişler. Yehova şahitleri de kitap hediye etmiş kardeşlerimize, onlar da evrimin geçersizliğini anlatmaya başlamışlar.

ADNAN OKTAR: Yehova şahitleri de bayağı gayretliler. Onlarla dost olmak lazım. Gerçi Hristiyanları sevmez onlar ama yazık onlara da, yani şefkatle yaklaşmak lazım. Ama fosil sergisi mükemmel olmuş tabii, çok iyi, yani en hayati konu.

“Hocam, İngiliz derin devletinin bir helakı olacak mı? Ya da helak olmayıp dize mi gelecekler?” Keramettin Yiğit. Helak demek yani tahrip olmak, ölmek falan değil; fikren bitecekler. Bak, bizler olmasaydık normal akışında Türkiye’de gelenekçi Ortodoks Müslümanlardan başka kimse olmayacaktı. Bir tek modern Müslümanlığı biz temsil ediyoruz.  Aydın, ilerici, demokrat, herkesi kucaklayan, sanata, bilime, estetiğe çok önem veren, sadece “Kuran” diyen, kınayanın kınamasından çekinmeyen, bir tek Allah’tan korkan, son derece dürüst ve candan İslam’ı anlatan, hiçbir çıkar peşinde olmayan, bütün hayatını İslam’a adayan, her şeyiyle benliğiyle İslam için gayret eden ve sahabe İslam’ını dünyaya yaymak için olanca gücüyle gayret eden bir topluluğuz. Hanımlar modern Müslüman kadınını temsil ediyor, beyler de modern Müslüman erkeğini temsil ediyor. Dolayısıyla bütün Avrupa’ya, bütün Amerika’ya tokat gibi bir cevap oluyor bu. Dolayısıyla İngiliz derin devletinin asla açıklayamayacağı bir durum var. Mesela bak, Mısır’da modern Müslüman hiç yoktu. Örnek gösterilecek Müslüman yoktu. Adamlar tak vurdu; indirdiler. Ama Türkiye’de biz olunca karşılarına balistik çelik gibi çıktık. Bak, İngiliz derin devletinden bizden başka bahseden yok. Onları bizden başka deşifre eden yok. Mesela adamlar diyor ki; “IŞİD” diyor. Hurra, adamlar IŞİD’in üstüne saldırmanın peşinde oluyor. Orada PKK gelişiyor, PKK’yı unuttun. PKK’ya karşı aynı şevkin yok.

Evet, kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Hz. Mehdi (a.s) İstanbul’dan çıkacaktır

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: İngiltere’nin tarih boyunca işgal ettiği ülkeler, dikkat edin dünya genelinin yüzde doksanını oluşturuyor, yüzde doksan. Yani şu ana kadar dünyanın yüzde doksanını işgal etmiş İngilizler.

BÜLENT SEZGİN: Harita vardı, gösterebilirim.

KARTAL GÖKTAN: Haritada mavi ile görülenler İngiltere’nin şimdiye kadar işgal ettiği ülkeler, gri gözüken yerlerse işgal etmediği ülkeler.

ADNAN OKTAR: Yani işgal ettiği yerler dünyanın bütünü olarak, blok olarak görülüyor.

BÜLENT SEZGİN: Sadece yirmi iki ülkeyi işgal etmemiş.

ADNAN OKTAR: Tabii. Günümüzdeyse on dördü deniz aşırı olmak üzere yirmi iki ülke Birleşik Krallık’a bağlı, yirmi iki ülke halen. İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, sayılan bu yirmi iki ülkenin dışında on altı ülkenin daha kraliçesi konumunda, resmi kraliçe yani. Bunlar bağımsız ülkeler fakat hala kraliçeye bağlılar. Bu ülkeler Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Jamaika, Barbados, Bahama Adaları, Grenada, Papua Yeni Gine, Samoa Adaları, Tuvalu, Saint Lucia, Saint Vincent ve say say bitmiyor; çok fazla yer. Bu ülkelerin tümüne “İngiliz Milletler Topluluğu” diyor İngiltere. Bu hali hazırdaki İngiliz Milletler Topluluğu’nun haritasını göster.

BÜLENT SEZGİN: Evet, gösteriyorum. Şu an maviyle işaretli yerler İngiliz Milletler Topluluğu’nu gösteriyor. Avustralya, Kanada tümüyle İngiltere’ye bağlı.

ADNAN OKTAR: Bunların bayraklarını gösterebiliyor muyuz?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bak, bayraklarını görüyor musunuz? Bak, tamamı İngiliz bayrağı. Bunu göremiyor insanlar, fark edemiyorlar. Anlatıyoruz, bundan sonra anlayacaklar.

IŞİD, Ortadoğu’yu helak etmek için İngiliz derin devletinin ortaya attığı bir hile ve oyundur. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma oyunudur. Gelenekçi Ortodoks Müslümanları imha hareketidir. Bu oyuna kimse gelmesin. Dünya Müslümanlarının Allah’a çok şükür aydınlık, kaliteli sahabe dönemini Müslüman’ı modelini oluşturduk. O yüzden hiçbir şey diyemiyorlar bizler olduğumuz için Türkiye’de.

Ceylin Busen, “Allah aşkıyla sevdiğim canımın içi, sen ne mübarek bir insansın. Her kelimen ferahlık, her bakışın nimet. Sen Allah’ın lütfusun. On dakikalık konuşman insanın hem ruhuna şifa hem ahiretine vesile. Seni o kadar çok seviyorum ki” diyor, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz Independent Gazetesi’nin Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, Türkiye’yi IŞİD’le bağlantılı gösteren ve Türkiye’yi Ortadoğu ülkelerine benzeten son yazısında şunları yazdı. “IŞİD ile masa altında yakınlaşan, Kürtlerle savaşı yeniden başlatan ve eski ortağı, yeni ezeli düşmanı Gülen tarafından planlanan darbe girişiminden sağ çıkan Erdoğan’ın yönettiği Türkiye, Pakistan’ın 1980’lerin başında Afganistan’a en çok mücahit gönderen ülke olduğu zamanlardaki haline her geçen gün biraz daha fazla benziyor. Savaş sona erse bile Suriye’nin bir daha asla eski Suriye olamayacağı söyleniyor. Ama şu da bir gerçek ki Türkiye de bir daha eski Türkiye olamayacak. O gün geldiğinde Türkiye’nin Cumhurbaşkanının kim olduğunu görmek ilginç olacak.”

ADNAN OKTAR: Görmüyor muymuş Tayyip Hoca’yı? Yakından bir baksın o zaman. Tayyip Hocam mazlum delikanlıdır. Tayyip Hocam daha görevi çok onun. Öyle indirme falan öyle bir şey olmaz. Türkiye’de biz varken Türkiye’ye kimse gelenekçi Ortodoks iddiasında bulunamaz. Türkiye’deki ideal Müslüman anlayışını Türkiye’ye altın çivi gibi çaktık ve bütün Avrupa herkes tanıyor.

Avni Ulutürk, “Sanki ABD derin devleti, CIA falan gizleniyor, perdeleniyor. İngiliz derin devleti derken ne fark eder? Hepsi aynı değil mi?” Canım nasıl fark etmez? Amerikalıları kullanıyor, Fransızları kullanıyor. Adamların üstüne de hiç dikkat çekilmiyor. Elini, kolunu sallayarak rahatça hareket ediyor. Adam kalenin içerisine gizlenmiş seni görünmeyen bir yerden sürekli vuruyor. Sen onu tespit edersen, hedefi belirlersen bütün dünya kamuoyu oraya yönelir ve adamları sen inhibe edersin, etkisiz hale getirirsin. Bak, mesela bilmiyorum sizde var mı İngilizlerin devlet adamları yani derin devlet mensupları da kurt gibidirler. Ama Amerikalıların yüzündeki o safiyane ifadeyi görebilirsin. Yani kullanılan insanlar olmaları, yönlendirilen insanlar olmaları yüzlerine yansır onların, anlaşılır. Yani saftırlar biraz, safi kalplidirler. Ama İngiliz derin devleti kurt gibidir. Ve İngiliz derin devletinin emrinde olan kişiler de yahut farkına varmadan onlara hizmet edenler de bazen İngiliz derin devleti kendini gizler ki çoğu zaman gizler böyle kişilerden, kendisini hissettirmez ve onları yönlendirir. Ama onlar farkına varmazlar.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fatih Şehzadebaşı Camisi’ndeki hatim merasimine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan şehitler için Kuran-ı Kerim okudu. Bir kısa görüntü vardı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın kıraati güzeldir. Allah, Darwinizm’i ortadan kaldırmayı da ona nasip etsin. Darwinist, materyalist eğitimi durdurmayı nasip etsin. Bak, cayır cayır Kuran okunuyor, gürül gürül Kuran okuyor ama aynı ülkede gürül gürül Darwinizm, materyalizm anlatılıyor. Camide Kuran okunurken aynı anda binlerce, on binlerce, yüz binlerce okulda milyonlarca öğrenciye Allah’ın olmadığı anlatılıyor. Darwinizm anlatılıyor, materyalizm anlatılıyor. Tesadüfen yaratıldığımız anlatılıyor. Darwinist, materyalist eğitime son verilmesi lazım.

BÜLENT SEZGİN: Hâkimiyet ayetinde Nur Suresi, 55’te Allah, dünyaya hâkim edeceğini söylüyor. Sonun da ayetin “Onlar, yalnızca Bana iman ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar.” Diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, Nur Suresi’nde.

Bohem Mehmet Muta, “Yıllarca masonluğu kötüleyen birinin sonradan mason çıkması, bununla gurur duyması doğru mu?” diyor. Yıllarca masonluğu ben kötülemedim. Masonluğu anlattım, sırlarını anlattım. Ateist masonluğun, Darwinist masonluğun yanlış olduğunu anlattım. “Doğrusu da budur” dedim. Şimdi de aynısını söylüyorum. Yine masonluğu anlatıyorum. “Ateist, Darwinist masonluk yanlıştır” diyorum. “Benim gibi dindar mason olun” diyorum. “Müslüman mason olun” diyorum. Dünyada hiçbir lider bir anda otuz üç dereceyi atlayıp, otuz üç dereceden üstat mason olmamıştır, dünyada yok. George Bush’u bile otuz ikinci dereceden mason yaptılar, Obama’yı otuz ikinci dereceden mason yaptılar ve ilerleyemediler ondan sonra da. Ama bak, beni hem Amerikan mason locaları, hem Avrupa mason localarından otuz üçüncü dereceden meşrik-i azam üstat mason olarak ilan ettiler.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Bir de locaya gitmeden.

ADNAN OKTAR: Locaya gitmeden ve beni ayakta karşılayarak, tebrik ederek otuz üç dereceli mason ilan ettiler. Çünkü ben masonluğun sırlarını onlara samimi olarak anlattım. Kuran’daki mason sırlarını da anlattım. Buna da hayret ettiler. Çünkü bana bu sırları açıklayan olmadı, ben kendim söyledim onlara. Birçok mason sırrını onlara ben söyledim. O yüzden de otuz üç dereceli mason ilan ettiler.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Yayın boyunca da saygılarını ve hayranlıklarını belirttiler.

ADNAN OKTAR: “Sana tabiyiz” dediler. “Emrinizdeyiz” dediler. Bu bir nezakettir. Bu insanların kibarlığını, saygısını gösteriyor. Nasıl asil insanlar olduklarını gösteriyor.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç resim gösterebilirim Adnan Bey stüdyodan.

ADNAN OKTAR: Evet, bu otuz üç dereceli mason ilan edildiğimdeki resimler. Mesela bak, bu Amerika’daki masonların lideridir gelen kişi.

“Cemaatler ve tarikatlar aleyhine yapılan açıklamalar hükümeti ve Tayyip Hocam’ı yalnızlaştırmak için oynanan bir oyundur.” Kurtuluş Tayiz, bu konuşmamı beğendiğini ifade ediyor. Doğru bir söz tabii ki.

Biyoloji ikinci sınıf kitabından resimler var mı sende Figo?

KARTAL GÖKTAN: Evet. Hayatın Başlangıcı ve Evrim, ikinci ünite.

ADNAN OKTAR: Yani “Allah yok” diyor. “Tesadüflerle yaratıldınız. Size de onu anlatayım.” diyor. Tamamen hurafe izahların. Devlet eliyle hurafe anlatılmış oluyor. Hükümet eliyle hurafe anlatılmış oluyor. “Allah yaratmadı, tesadüf yarattı” diyor. Buradaki kitaplarda o Kuran, hurafe olarak gösterilmiş oluyor. Peygamber (s.a.v.) hurafeci olarak gösteriliyor hâşâ. “Allah yok” deniyor.

KARTAL GÖKTAN: Yine bir başka sayfada “Canlıların Embriyolojik, Biyokimyasal Benzerlik ve Farklılıkların Evrimsel İlişkisi.”

ADNAN OKTAR: Bak, alenen ve açıkça “Allah yaratmadı, tesadüfen oldu” diyor.

KARTAL GÖKTAN: Günümüzde yaşayan balinaların ilk ataları olarak kabul edilen canlılara ait fosil çizimleri denmiş.

ADNAN OKTAR: Hâlbuki hepsi mükemmel canlılar, hiçbiri ara fosil değil. Zamanında yaşamış, mükemmel bir çıkış yapmış, aniden ortaya çıkmış ve bir süre sonra aniden ortadan kaybolmuş canlılar bunlar ve simetrik, düzgün, kusursuz mükemmel canlılar. Yani altın oranla yaratılmış. Evrime dair en ufak bir kırıntı alameti olmayan canlılar.

Şimdi kısa bir ara verelim. Akşam muhabbete devam edeceğiz. Ama kardeşlerimiz yine sohbete devam edecekler.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

VTR: Türkiye’deki Okul Kitaplarında Evrim Aldatmacası

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Biz arkadaşlarımızla sohbete başlayacağız. Birazdan Hocamız bizlerle olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İhlas karmaşık bir şey değil. Allah’tan korkan zaten Allah için bütün samimiyetiyle gayret eder. Çünkü Allah’ın her an onu dinlediğini, izlediğini bilir. Dünya için hareket etmez, Allah için hareket eder. Her hareketinde Allah’a yönelir.

İtikatlı bir toplum itikatsız bir topluma galip gelir. Yanlış dahi olsa. Mesela bak masonluk bir itikat topluluğudur. Dünya itikat yönünden zayıftır genelinde. Onlar itikatlı oldukları için rahatça hakim oluyorlar. Mesela bak Musevilik, itikatta güçlüdür Museviler, inançta. İnançsız milyarlara hakim oluyorlar. Bir avuç inançlı inançsız milyarlara hakim oluyor. Yani boşsa bir insanın ruhu, kafası fikir yönünden, zayıf bir fikir galip gelir. Darbelerin gelişme sistemi de öyle oluyor. Mesela diyor ki; ordunun hiçbir fikri olmasın. En zayıf bir fikir orduda galip gelir o zaman. Hiçbir fikir yoksa. Yani bir kere bu çok anormal bir laf, garip bir laf. “Ordunun hiçbir fikri olmasın, öğrencinin hiçbir fikri olmasın, halkın hiçbir fikri olmasın. Tarikatlar olmasın, cemaatler olmasın, cami cemaati olsun.” Ne istiyorsun sen? Nasıl bir toplum olacak? Olur mu öyle şey? Mesela bak PKK fikir bazında sapık bir ekol. Ama fikir olmayan sistem içerisinde Güneydoğu’da galip geliyor. Mesela bak hükümet tartışamıyor PKK’yla, tartışmaya girmiyor. Fikir yönüyle onlara karşı çıkmak istemiyor. Gelin sizle fikri tartışmaya girelim yahut bunlarla fikri mücadeleye girelim demiyor. Doğrudan askeri çözüm. Bak fikri mücadeleye giremiyor. Çünkü fikir yok. Bir felsefi zemin yok. Zaten bu teşvik ediliyor. Öğrencilere diyor ki; “Yavrum hiç etliye sütlüye karışma sen. Kimseye karışma, işine gücüne, okulunu bitir, evlen, işine bak.” İşte bu felsefede o toplum boğuluyor. “Sana ne el alemin üç koyunu dört keçisi? Sen işine bak. Okulunu bitir, kendine bir iş bul, rahat hayatını yaşa. Karışma milletin etlisine sütlüsüne” falan. Bunlarla ilgili böyle çok fazla sloganlar var. Onun için böyle ilgisiz, alakasız, içine kapalı, sadece yemek yiyen, çalışmaya giden, yıl sonunda da artık ne zaman müsaitse tatile giden, 15-20 gün tatil yapan, ömrünü tüketmek için çeşitli uğraşlar bulan ama boş uğraşlarla uğraşan topluluklar dünyanın her yerinde hakim. Dolayısıyla çok küçük sıradan gruplar, sıradan fikir ekolleri galip geliyor.

ŞERİFKAN SÜLEYMANİYELİ: PKK dağa çıkmadan silahlı eğitimden önce felsefi eğitim veriyordu, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

ŞERİFKAN SÜLEYMANİYELİ: PKK dağa çıkanlara silahlı eğitimden önce felsefi eğitim veriyordu.

ADNAN OKTAR: Tabii.

BÜLENT SEZGİN: Siz daha yeni hatırlatmıştınız. Beykoz Belediyesi de hatırlatmanız üzerine şehitlerimizin fotoğraflarını panolara asmaya başlamış. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii ama bütün şehitler. Burada eksik bırakılırsa bu çok ayıp. Mesela kaç pano var? On bin pano var. On bin panoya şehitleri taksim edecekler. Hepsi görünecek. Onlarla ilgili kitapçık da çıkartsınlar. Şehitlerin resimleri olan bir kitapçık çıkartsınlar. Belediye bassın. Bunu da görelim. Şehitler unutulmaz.

KARTAL GÖKTAN: Çengelköy’e de Gazi Çengelköy densin demiştiniz. Semte asmışlar.

ADNAN OKTAR: Güzel olmuş, ellerine sağlık. Belediye de gerekli girişimde bulunsun. Tabelalar değişsin. Gazi Çengelköy Muhtarlığı, Gazi Çengelköy Karakolu, Gazi Çengelköy Mahallesi. İsmi değişsin. Çengelköy’ün kabadayıları destan yazdı. Ben Çengelköy’ün bu kadar çok kabadayı barındırdığını bilmiyordum. Helal olsun.

İhlasla, samimiyetle vicdanlar temiz olacak, kalp temiz olacak. İçinizde olumsuz hiçbir şey barındırmayacaksınız.

Bir kere şehitlerin isimleri mahallelere, sokaklara verilsin. Her mahalleye, her sokağa o şehitlerin ismi mesela okullara.

KARTAL GÖKTAN: Bazı otobüs duraklarına verdiler.

ADNAN OKTAR: Her yerde. İsimler unutulmasın, resimler de unutulmasın. Aileleri unutulmasın.

“Karizma, kalite, yakışıklılık, üstün akıl, basiret, feraset deyince tek bir insan aklımıza geliyor. Üstelik daha da fazla meziyetlerini sayabiliriz. Sen kadınların Allah aşkıyla sevdiği, rüyalarının yakışıklı prensisin. Sen tüm güzel duygularımızı ayaklandıran biriciğimizsin. Sen Allah aşkıyla sevdiğimizsin” diyor bir hanım kardeşimiz.

Öbür başka bir hanım kardeşimiz diyor ki; “Canımın içi, nurum Armin’le -on altı aylık benim torunum- ikimiz birlikte seni ekrandan” işte ekrana sarılıyorlarmış özetle. “Seni çok seviyoruz” diyor.

Fırat Çakıroğlu tabii ki şehittir. Şehit sayılsın demeye gerek yok. Tabii ki şehit yani bu ne demek? PKK bir koçyiğidi vurup, onun dünyadaki bedenini alıyorsa, o şehittir.

Evet, dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Üç askerin şehit olduğu saldırıda kaçan PKK’lı, Ordu’da gasp ettiği araçtaki sürücünün yanında bulunan iki kadının bıçak çekerek kendisine direnmeye çalışması üzerine araçtan inerek kaçmaya çalıştı. Daha sonra polisler tarafından yakalanmış. Fındık harmanında fındık patozlayan vatandaşlar PKK’nın kesinlikle Karadeniz’de barınamayacağını, devletin kendilerine izin vermesi halinde silahlarla ormana girip, terörist arayacaklarını söylediler.

ADNAN OKTAR: Yani Karadenizli’ye otomatik silah vereceksin, maazAllah orada PKK değil de yani o tarz hiçbir mahlukat kalmaz. Zaten gelemez başta. Zaten PKK belasını arıyor. En sonunda olacağı o. Yani kanunla hukukla tabii.

“Sayın Adnan Oktar, otuz altı yıldır bir gün dahi tatil yapmadan Allah için yaşıyor” diyor. Doğru diyorsun.

“Hocam sen de İngiliz derin devletine taktın. Niye ABD değil de İngiltere?” ABD’yi kuran İngilizler zaten. Amerika Birleşik Devletleri diye bir devlet yoktu. Onu kuran İngiltere’dir. İsrail diye bir devlet yoktu. İsrail’i kuran İngiltere’dir. Tarih bilgileri de yok. Olayları araştırmıyorlar. İngiltere başından beri Amerika’ya hakimdir. Yani İngiltere’nin bir eyaletidir Amerika. Kanada nasıl bir eyaleti, Amerika da bir eyaletidir.

GÖKALP BARLAN: Haritayı göstermiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, göster o haritayı bir daha baksın. İngiliz işgali mesela İstanbul’u işgal etmişti İngilizler. Bu tehlike değil mi bu? Olmadık melanet yaptılar. Zürafa Sokağa, genelev açtılar o dönemde. İlk İngilizler açtı o genelevi, o Zürafa Sokağı’na. Zürafa onlarca bir kutsallığı vardır, İngiliz derin devleti için o kutsaldır. İlk defa İngiltere’ye zürafa getirmişlerdi. Her yerde moda olmuştu zürafa. Desenler, kıyafetler falan böyle cinnet tarzındaydı İngiltere’de. O meşhurlukla açtıkları genelevin bulunduğu yere de Zürafa Sokak dediler o dönemde. İlk İngilizlerin açtığı genelevdir.

BÜLENT SEZGİN: Haritayı gösterebiliriz. İngilizlerin dünyada hâkim olduğu ülkeleri bugüne kadar. 22 ülke hariç dünyadaki tüm ülkeleri işgal etmiş.

KARTAL GÖKTAN: Dünyanın yüzde 90’ına karşılık geliyor İngiltere’nin şu ana kadar işgal ettiği ülkeler. Maviyle işaretli olan kısımlar.

ADNAN OKTAR: Bak dünyanın yüzde 90’ını şu ana kadar işgalden, mutlaka bir işgalden geçirmişler.

KARTAL GÖKTAN: Sadece 22 ülkeyi işgal etmemişler.

ADNAN OKTAR: Evet. Şu an hâkim olduğu ülkeler?

KARTAL GÖKTAN: Şu an hali hazırda 14’ü deniz aşırı olmak üzere 22 ülke Birleşik Krallık’a bağlı.

ADNAN OKTAR: Resmi olarak bu. Bak gayri resmi olarak yüzde 90’ı İngiltere’nin kontrolünde, İngiliz derin devletinin kontrolünde.

BÜLENT SEZGİN: Avustralya ve Kanada da Birleşik Krallık’a ait, bağlı.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Avustralya tamamı ve Kanada da Birleşik Krallık’a bağlı.

KARTAL GÖKTAN: Tümüyle bağlı olan ülkeler.

BÜLENT SEZGİN: Ve bu ülkelerde Kraliçe’nin sözü geçiyor.

ADNAN OKTAR: Boşlukçu felsefe deccaliyet tarafından insanlara öğretiliyor. Hayatı boş ve anlamsız ele almaları isteniyor. Genç kızlara mesela iyi bir koca bul, zengin bir koca bul, evlen. Birkaç tane de çocuk yap. Otur kocanın dizinin dibinde. Gezersin, çarşıya çıkarsın, yer içer yatarsın. İşte kocanla da arada sırada kavga edersin. Bağırır çağırırsın. Böyle evliliğiniz gider. Sonra torunların olur, onları okula gönderirsin. Böyle bir felsefe var. Adam maç muhabbeti yapıyor. Kahvehaneye gidiyor barbut oynuyor falan. Yani bomboş bir hayat felsefesi veriliyor. O zaman ahireti düşünmüyor insanlar. Ölürken düşünüyor ama iş işten geçmiş oluyor. Tam ölüm anında düşünüyor. Bazıları onu da düşünmüyor. Ancak ahirete gittiğinde anlıyor. “Eyvahlar bize, bu vaad edilenmiş” diyorlar.

Türkiye şu an eş zamanlı olarak Suriye Menbiç’te YPG’yi top atışlarıyla ve Irak Zaho’daki PKK kamplarını da havadan vuruyormuş. Bazı kaynaklarda Cerablus’taki IŞİD mevzilerini de vurduğunu söylüyorlarmış.

BÜLENT SEZGİN: Batman’da teröre karşı yürüyüş düzenlendi Adnan Bey. Katılım çok yoğundu.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar vardı. Batman.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Çanakkale aşılmaz, Batman geçilmez.

“Allah aşkıyla çok sevdiğim, bir tanem. Münafıkları çok uzun zamandır sabırla anlattın. Senin vesilenle her şey ayna gibi ortaya çıkıyor. Tüm gelişen olayları basiretinle görüyor ve alınması gereken önlemleri de yine sabırla anlatıyorsun. Allah senden razı olsun. Rabbimiz iyi ki seni yaratmış. Ve iyi ki seni bize sevdiriyor. Yüce Rabbimiz’e hamd olsun. Güzel gözlüm seni çok seviyorum. Allah seni benden hiç ayırmasın.” Handan.

Hakan Yıldız, “Herkesin tarikatı kendine sıcak, sevgi dolu, mütevazi gelir. Tarikat sosyal hayattan soyutlanan insanlardan oluşur. Bilgi.” Sosyal hayattan kasıt? Yani adam homoseksüel oluyor. Sosyal hayat yaşadığını söylüyor. Veyahut barlarda esrar çekip sabaha kadar oynuyor. Sosyal hayat diyor. Yahut genç kız oluyor; gece 11-12 gibi evden gidiyor. Sabah geliyor. Fuhşa gidiyor, kendini satıyor. Buna sosyal hayat diyor. Sosyal hayatın bir tanımını yapmak lazım. Tarikat ehli, tarikatta arkadaşıyla gidip sohbet ediyor, zikir yapıyor. Onlarla muhabbet ediyor. Kalbi, gönlü açılıyor. Ertesi gün gidiyor dükkanını açıyor, ticaret yapıyor, para kazanıyor. O parayı fakire fukaraya dağıtıyor, yemek veriyor fakirlere. Ailesiyle açık havada gezmeye gidiyor. Şimdi senin kastettiğini anlarsak ona göre bir cevap veririm. Yani sosyal hayattan kasıt nedir? Sosyal hayattan soyutlanma nedir? Yani soyutlanmamış hür adam ne yapıyor? Bir fahişeye göre o kendini çok hür zanneder. Bir cinsi sapık da kendini hür zanneder. Bir psikopat da kendini hür zanneder. Sokaklarda bağırır çağırır, içer, rezalet çıkarır. Hürlük; Allah aşkıyla kalbi sevgi dolu insanın yaşadığı huzurdur. Yani kalbi mutmainse hürdür. Kalbi mutmain değilse istediği kadar hür olsun, sokaklarda tepinsin, bağırsın çağırsın, isterse cinnet geçirsin bu adam sinir hastasıdır, azap çekiyordur. Yani hür olması, sokaklarda gezmesi onun mutlu olmasını göstermez.

GÖKALP BARLAN: En ferah ve hür ülkelerde daha çok intihar oranı onlarda daha önce söylemiştiniz.

 ADNAN OKTAR: Tabii.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen bir panelde Suudi bilim adamları kadınların hakkında çok aşağılayıcı bir hüküm verdikleri söyleniyor ama bu doğru mu bunu bir araştırın. Eğer öyleyse çok büyük bir rezalet, ona reaksiyonumuz çok güçlü olur. Yani tabii kanunla hukukla. Ama zannetmiyorum öyle bir rezalet çıkarttıklarını.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın yardımcılarından birinin dün Şam’a giderek Suriye hükümet yetkilileriyle görüştüğü öne sürüldü. İran Haber Ajansı IRNA’nın aktardığı habere göre görüşmede Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerin de konuşulduğu ifade edildi.

ADNAN OKTAR: Biz “Suriye ile barışın” dedik. “Suriye’de hükümet kurulsun” dedik. “Teknokrat hükümeti kurulsun” dedik. “Suriye’nin bölünmesine şiddetle karşı koyun” dedik. Aylardan beri söylüyoruz. “Suriye bölünürse Türkiye’de bölünür” iddiası doğru bir iddia. Ama böldürmeyiz ayrı mesele de ama bu konudaki ısrarımız nihayet netice vermeye başladı Allah’a şükür. İran konusunda da çok ısrar ettik, netice verdi. Rusya konusunda çok ısrar ettik, İsrail konusunda çok ısrar ettik, “Kesinlikle barışmayız, kesinlikle bağlantımız olmaz” diyorlardı ikna ettik. Suriye konusunda da ısrar ettik, o konuda da ikna ettik Allah’a şükür.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kışlaların şehir dışına taşınması kararı alınmıştı. İlk adım bugün atıldı. 66. Zırhlı Mekanize Tugayı bugün Tekirdağ’a taşınmaya başladı. Dün zırhlı araçlar nakil için yola çıktılar. Polis ekipleri araçlara eskortluk yapacaklar.

ADNAN OKTAR: Tamam.

Mesela bak Fas’ta olan bütün olaylar, darbeler şunlar bunlar benim şimdi İngiliz derin devletiyle ilgili anlattığım kitapta çok kapsamlı anlatılıyor. Fas’ın başına gelen bütün felaketlerin arkasında İngiltere vardır. En ince detayına kadar. Tunus’ta, Cezayir’de, Libya’da, Mısır’da, Ürdün’de hep İngilizler. Mesela İngiliz derin devleti 1906 ve 1911’de Fas’ta el altından iki ayaklanma başlatıyor. İngiltere için Fas önemli çünkü Cebelitarık Boğazı’nın karşı kıyısı olan Cebelitarık İngiliz kontrolünde biliyorsunuz. İkinci  Silistre Savaşı’nda İngiltere kamuoyunda savaşma isteği yoktu. O sırada Times Gazetesi Almanya da Kongo’yu işgal etmek istediğine dair bir haber yapıyor. Ve Başbakan Lloyd George da “Savaş nedenidir” diyerek donanmasını Fas’a göndermeye hazırlanıyor. Oyunu görüyor musun bak ne kadar ilkel basit yöntemlerle yapılıyor. Bu dönem sonrasında 1912’de Fas Fransız sömürgesi haline getiriliyor. Kırk yıl Fransızlar yönetiyor, İngiltere’nin teşviki ve yönlendirmesiyle. 1971 ve 1972’de Fas hava kuvvetleri iki defa darbe deniyor. Başarısız olunca İngiliz kontrolündeki Cebelitarık’a sığınıyorlar. Onlar yönettiği için darbeyi, aynı Türkiye’deki gibi.

Mesela İngiliz derin devleti 1906-1911’de Fas’ta el altından iki ayaklanma başlattığını söyledim ya. Ayaklanmalara karşı bak uyanıklığa bak Fransa’yı yardıma çağırıyor İngiltere. Çünkü onların kontrolünde onların emrine göre hareket ediyorlar. Fransa Fas’ı işgal ediyor bak kendileri de uğraşmıyorlar. Kendi yancılarına iş yaptırıyor, o anlamda. Yancı derken emrinde olan kişiler. Almanya da işgale karşı Fas’a ordu gönderiyor. Bu iki kriz Avrupa’yı Birinci Dünya Savaşı’na götüren en önemli olaylardan kabul ediliyor. İngiltere adeta oynar gibi İngiliz derin devleti, neticeyi elde ediyor. Savaş da başlatıyor, savaşı durdurabiliyor.

Mesela Cezayir’de bağımsızlık savaşında bir milyon Müslüman hayatını kaybetti. Üç milyon Müslüman da kamplara sürüldü. Bu konularda da mesela bir kısmında Amerika’yı kullanıyor, bir kısmında Fransa’yı kullanıyor tamamen kontrollerine almışlar.

İngiltere zamanında Rus donanmasının Baltık Denizi’nden geçmesine yardım etti. O dönemde Rusya’yı tam anlamıyla desteklediler. 1770 tarihinde o ünlü Çeşme baskını yaşandı. Rus donanması Kont Alexis Orlof’un komutası altındaydı. Yanında İngiltere’de donatılmış ve İngiliz subayları ve gemicilerine idare ettikleri dört Rus gemisi vardı. Bu gemileri getiren İngiliz amirali Elphinstone Ege Denizi’nde Mora açıklarında çatışma oldu. Rus ve Osmanlı amirallerini taşıyan iki sancak gemisi arasındaki çarpışmada her iki gemi de ateş alarak infilak etti. Bak adamların çakallığını görüyor musun? İngiliz derin devletinin. İki tarafı birbirine çatıştırıyor. Osmanlılar çeşmeye sığındı. Ruslar Osmanlı gemilerine burada sıkıştırdı teslim almaya zorladı. Ancak yenik olan Osmanlı donanmasını yaktılar. Bu fikir İngiliz amiral Elphinstone’dan çıktı. Bak yönlendiriyor gayet net de netice alıyor Osmanlı donanmasını yok ettirdi Ruslara. Kendisini hiç işin içine sokmadılar. Bak bir adamın amiralin sözüyle halloldu bu konu kendilerince.

Mesela İngilizler Hitler’i ortaya çıkarttılar, Stalin’i ortaya çıkarttı İngiliz derin devleti. İkisini birbirine savaştırdılar sonra Amerika’yı devreye sokup Hitler’i feci şekilde ezdiler Rusya’yla birleşip sonra Rusya’yı kendi içine çektiler kendi kontrollerine aldılar sonra. Çin’i komünistlerin eline teslim edip kendi kontrollerine aldılar koskoca ülkeyi. Şimdi de bütün dünyayı yönlendiriyorlar istedikleri gibi.

Serkan Kank7725 “Mükemmel bir üslupla konuşuyorsunuz” diyor. “Sapkınlıklara karşı bir setsiniz” diyor. Evet, Kuran’la İslam’la elimizden geldiği kadar yapıyoruz.

Oğuz Özbek, “Tarikat ne üretiyor?” tarikatlarda; sevgi, arkadaşlık, dostluk, muhabbet başka ne olacak? İşte görüyorsunuz Mahmut Hoca’nın yanına geliyor. Dizlerinin üzerinde geliyor gayet hürmetli, yine dizlerinin üzerinde geri geri geliyor. Müthiş bir sevgi, hayranlık, muhabbet yani. Tarikatın amacı muhabbettir, sevgidir.

Eylül Buse, “Canımın içi nurum çok etkileyici, çarpıcı yakışıklısın. Allah aşkıyla çok seviyorum seni.”

“Sevgili Hocam isteseler de istemeseler de yer yerde Hz. İsa (a.s)’dan ve Hz. Mehdi (a.s)’den bahsediliyor. Herkes bir şekilde Mehdiyet’e hizmet ediyor” diyor Sinem Karagöz. Şimdi Mehdiyet’i siz 2017’de bir görün. Yer gök Mehdi diye inleyecek. 2019’larda selamın aleyküm Mehdi. Konu budur. Her yerde Mehdi bak, konuşulma oranı dünya tarihinde en yüksek orana çıktı şuan Mehdi’nin bahsedilme oranı. Dünya tarihindeki en yüksek orana çıktı.

“Bu ülkede bir Adnan Hoca olmak kolay mı?” diyor İskoç kardeşimiz.

“Bir darbe olayından sonra siyasi partilerin birbirine yaklaşmalarına nasıl bakıyorsunuz? Üslupları soğuk değil mi sizce?  Hala daha korkularım var birbirlerine karşı güven mi yok aralarında Hocam birde bu yakınlaşmayı bozmak isteyenler çıkabilir mi?” Ahmet Şimşek Antalya. İşte Mehdiyet’in dışında dostluk ve birlikteliği sağlayacak birisi yok. Ama tabii çok güçlü şekilde eski muhalefet ruhu yıkıldı. O bir daha olmaz.

“Artık sivil halka da saldırmaya başladı PKK” diyor. “Bunun sebebi nedir sizce?” işte Türk milletini kökten yok etme politikasının ilk ön provaları bunlar. Savaş provası.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Suudi Arabistan’ın ilk İngilizce gazetesi olan ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra Ortadoğu genelinde de dağıtımı yapılan Arap News gazetesi ve internet sitesinde; “Erdoğan’ın Putin ziyareti neyi simgeliyor?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; ülkeler arasında yaşanan acılara çözümün devletlerin çıkar öncelikleriyle değil sevgi birliği ve güçlü ittifaklarla mümkün olabileceğini anlatıyorsunuz.

İsrail’de en çok okunan gazetelerin başında gelen İbranice olarak yayınlanan günlük gazete Mariv’de yazılarınız yayınlanmaya başlandı. Gazete de ilk olarak “İslam dünyasında Musevilere karşı düşmanlığı körükleyen ‘Gargat Ağacı’ efsanesi devam ediyor.” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Merkezi Londra’da bulunan Irak’ın günlük Arapça gazetesi olan Ez Zaman’da “Uluslararası medya, demokrasinin yanında olmalı” başlıklı makalenizi baş sayfadan yayınlandı. Ez Zaman gazetesi eş zamanlı olarak Londra, Bağdat ve Beyrut’ta da basılıyor. Irak’ın en çok okunan günlük gazetesi ve önde gelen haber kaynağı olarak kabul ediliyor.

İsrail’in önde gelen haber sitesi The Times Of Israel’de; “İslami bakış açısıyla, Tapınak Tepesi üzerinde Musevilerin hakları” başlıklı yazınız Fransızca olarak yayınlandı.

Katar’ın ilk günlük İngilizce gazetesi Gulf Times’de; “ Radikalizmi def etmek için eğitim kampanyası başlatılması hayatidir” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke Newspaper’da ve internet sitesinde; “Türkiye hakkında birkaç kilit soru” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; darbe teşebbüsünün ardından yaşanan gelişmeler hakkında bilgi veriyorsunuz.

Son olarak Bosna merkezli haber sitesi Cazin Net’te de “Allah’a tevekkül edenler ümitlerini yitirmezler” başlıklı makaleniz yayınlandı maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel.

Ben zamanında böyle büyük bir gençliğin yetişmesine vesile oldum. Siyonizm’e karşı olan Masonluğa karşı olan. Ama haklıydım o tarz bir Siyonist kafa yani Darwinist, Materyalist, Siyonist kafaya ben karşıyım. Ve İsrail şuan dindar oldu. Bir alıp veremediğim yok şuan ama o dindarlığın sağlanmasında çok büyük emeğimiz geçti. Masonluk dindar bir Masonluğa dönüştü ve şuan karşı değilim. Ama daha önce karşıydım. Şuan Darwinizm’e karşı bir masonluk var karşımızda. Bu çok önemli.

Irak’ta bir haber çıkması ve en büyük gazetede çıkması çok hayatidir. İsrail’de haber çıkması çok önemlidir. Suudi Arabistan’da çok önemlidir.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel. Her yerde ilimle irfanla anlatıyoruz İslam’ı Kuran’ı.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sisi yaptığı basın toplantısında kendisine yöneltilen Başbakan Binali Yıldırım’ın Mısır’la ilişkileri geliştirmek istediklerine ilişkin sözleriyle ilgili soru üzerine “Mısırlılar ve Türkler arasında düşmanlığı gerektirecek bir durum bulunmuyor. Biz Mısır politikalarını gözden geçirmesi için Türkiye yöneticilerine gereken zamanı tanıyoruz. Türkiye aleyhine düşmanca bir açıklama yapmadık.” Dedi.

ADNAN OKTAR: Bu konuda da sürekli hükümeti teşvik ediyoruz. Mısır’la dost olmak için. Kardeşim Firavun’la bile Hz. Musa (a.s) gidip konuşuyor. Bu adam Firavun’dan daha mı aşağı? Değil mi? O zaman konuşulur çünkü biz Mısır halkıyla dostuz yani hükümetiyle aynı kafadayız demiyoruz, Mısır halkını seviyoruz biz. Hükümet yanlış yolda, Rusya da ona kalırsa Müslümanları katlediyor, şehit ediyor ama görüşüyoruz. Yani bağlantının kopması yanlış bir şey. Biz Rus halkını seviyoruz. Hükümetlerinin yanlış politikalarını destekliyoruz anlamına gelmiyor bu.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bu sabah saat 10:00’da Başbakanlık resmi konutunda ilk defa Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli ve Başbakan Binali Yıldırım bir araya geldiler. Üç saat süren görüşmede başta terörle mücadele ve yeni anayasa konuları olmak üzere pek çok konunun konuşulduğu belirtiliyor ve Yenikapı ruhunun devamı olarak bu tip görüşmelerin sürdürüleceği düşünülüyor. Fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Gayet güzel. Allah bir gecede milleti ıslah etti. Herkes birbirini sevdi, kardeş oldu, yakınlaştı. Bu daha da güçlenecek, saldırılar daha da artacak, daha da ittifak pekişecek. Yoksa durduk yere ne İttihadı-ı İslam olur, ne Mehdi çıkar, ne de İsa Mesih iner. Yani her şey hayırla meydana gelir.

CAN DAĞTEKİN: Siz darbe girişimi olduğu gece demiştiniz artık eski tip siyaset olmaz demiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet.

Münafık kitabından bölüm mü okuyacaksınız?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ERDEM ERTÜZÜN: Münafık, Sürekli İyilik ve Güzel Ahlak Gördüğü Müslümanlara Karşı Çok Nankördür. Allah'ın Peygamberlere vahiyle bildirmesi dışında, 'kimin cennete kimin cehenneme gideceğini bilmek', dünya hayatında asla mümkün olamaz. Bu nedenle Müslümanlar, münafık karakterini en yoğun üzerinde barındıran, bu yönde çirkin bir cesareti ve ısrarı olan bir kişiye dahi, bir gün değişebileceğini ve ahlakını düzeltebileceğini düşünüp hep ümitvar bir bakış açısıyla yaklaşırlar.

BÜLENT SEZGİN: Müslümanlar münafıktaki şiddetli küfür alametlerini çok açık bir şekilde fark eder ve münafığın Kuran'a aykırı ahlakına, pis ve karanlık yönlerine karşı içlerinde imanlarından kaynaklanan bir 'buğz hissi' duyarlar. Buna rağmen sürekli vicdanlarını kullanarak hem fitne çıkarmalarının önüne geçmek hem de kalplerinin yumuşayıp dine ısınmasına ve düzelmelerine bir vesile olması umuduyla münafıklara sürekli Kuran'a uygun şekilde güzel ahlaklı davranırlar.

ERDEM ERTÜZÜN: Nitekim Allah Kuran'da Hz. Musa (as)'a kardeşi Hz. Harun (as) ile birlikte Firavun'a gitmelerini bildirirken de, hemen akabinde ona 'yumuşak söz söylemelerini' emretmiştir. Münafığı eğitmeye çalışırken de, Müslümanlar hep sevgi, şefkat, merhamet ve affedicilik yolunu benimserler. Ancak münafığın tehlikesine ve ahlaksızlığına karşı gerekli her türlü önlemi de asla elden bırakmazlar, bu konuda gevşekliğe düşmezler.

BÜLENT SEZGİN: Münafık ise, Müslümanlardan gördüğü tüm bu iyiliklere, fedakarlığa, nezakete, güzel ahlaka rağmen çok nankördür. Kendini akıl, yetenek, görgü ve kalite olarak tüm Müslümanlardan daha üstün gördüğü ve bu yönde ruhundaki büyüklenme hissini sürekli beslediği için, kendisine yapılan bütün iyilik ve güzelliklerin zaten 'hakkı olduğuna' inanır. Kendisine verilen bir hediyeyi, sunulan bir ikramı hak ettiğini düşündüğü için teşekkür etmeyi gereksiz bulur. Münafık mantığında kendisine yapılan iltifatlar da zaten onun en doğal hakkıdır. Ona göre, madem ki en büyük, en akıllı, en yetenekli olan odur; iltifatlar da elbette ki ona yapılacaktır. Hatta müminlerin, kendisine gösterdikleri her türlü özveriyi ve inceliği mecbur oldukları için yaptıklarına inanır. Dolayısıyla da münafıkta Müslümanlara karşı ne bir minnet duygusu ne teşekkür etme isteği oluşur.

ERDEM ERTÜZÜN: Münafığın bu ahlaksız yapısı, günlük hayatın pek çok aşamasında kendini belli eder. Örneğin bu kişi hastalandığında, bütün Müslümanlar o kişinin etrafında pervane olurlar. Allah rızası için onun her türlü ihtiyacıyla ve bakımıyla ilgilenirler. Doktoru ararlar, ilacını veriler, ateşine bakarlar, yemeğini hazırlayıp yanına kadar götürüp ikram ederler, hal hatır sorarlar. Gece boyunca saat kurup aralarda uyanıp gidip sağlığını kontrol ederler. Gerekirse hiç uyumadan onun başında nöbet tutarlar. Müslümanlar tüm bunları yaparken her aşamada özel olarak vicdanlarını kullanıp, emek verirler. İşte münafığın farkı bu gibi durumlarda hemen ortaya çıkar. Müslümanlar böyle bir ihtimam karşısında ömür boyu karşılarındaki Müslüman kardeşlerine Allah rızası için sevgi duyarlar. Defalarca teşekkürlerini, sevgilerini, muhabbetlerini dile getirirler.

BÜLENT SEZGİN: Münafıklık batağındaki bir kişi ise, hastalığı geçene kadar, kendisine en iyi şekilde bakılabilmesi için yarım ağızla da olsa Müslümanlara teşekkür eder. Ama kalbiyle dili birbirine tamamen zıttır. Gün gelip de bir öfke patlaması yaşadığında, 'kendisiyle hasta olduğunda bile hiç ilgilenilmediğini, ilgilenilse de isteksizce ve kerhen ilgilenildiğini' iddia eder. kendisiyle ilgilenen kişinin tüm bunları hiç istemeden yaptığını kendisine sürekli hissettirdiğini öne sürerek'nankörce ve adice bir iftira' atar. Hatta kimi zaman onlarca şahide ve gördüğü abartılı ihtimama rağmen, kendisiyle hiç ilgilenilmediğini iddia ederek çirkefçe yalan da söyler. Çünkü münafık Müslümanlardan nefret eder. Amacı, 'Müslümanları sözde gaddar ve sevgisiz gibi  göstermek', 'kendisine zulmedildiği imajını vermek' ve 'yeni ahlaksızlıkları için kendince meşru zemin oluşturmak'tır.

ERDEM ERTÜZÜN: Münafığın kendisine sunulan nimetler ve imkanlar karşısında güzellikler yerine 'sürekli eksiklikleri dile getirmesi, kusur bulmaya çalışması ve sürekli Müslümanları suçlama eğilimi' münafığın samimiyetsizliğini ve nankörlüğünü açıkça ortaya koyar.

BÜLENT SEZGİN: Ancak elbette ki münafığın bu nankörlüğü asıl olarak Allah'a karşıdır. Allah'ın kendisine nasip ettiği güzelliğini, sağlığını, gençliğini, kuvvetini de kendi yeteneği sayesinde elde ettiğine inanır. Çok düzenli spor yaptığı için genç, güzel veya yakışıklı kaldığını düşünür. İçtiği vitamin haplarının sağlıklı olmasını sağladığını zanneder. Çok fazla kitap okuyup, çok yoğun olarak beyin jimnastiği yaptığı için hafızasının güçlü olduğuna inanır. Dolayısıyla bu nimetler için Allah'a gönülden şükretme ihtiyacı duymaz. Allah'ın bu nimetleri her an elinden alabileceğine de ihtimal vermez. Bu da münafığın gitgide daha da şımarıp azgınlaşmasına ve kendini daha da ulaşılmaz bir büyüklükte görmesine neden olur. Allah Kuran'da münafıkların bu nankör ahlaklarına dikkat çekmiş ve -Allah'ın dilemesi dışında- asla bağışlanmayacaklarını bildirmiştir:

ERDEM ERTÜZÜN: Şeytandan Allah’a sığınırım, “Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez.” (Tevbe Suresi, 80)

BÜLENT SEZGİN: Münafıkların nankörlükleriyle ilgili gün içinde onlarca örnek olur. Ama buna rağmen Müslümanlar güzel ahlaklarından asla taviz vermezler. Küfri ya da çocuksu bir intikam alma ruhu içerisinde asla hareket etmezler. Kaderi izlediklerini bilir, sabırlı ve şefkatli olurlar.

ERDEM ERTÜZÜN: Zaten bir kişinin kaderinde ahlakının düzelmesi, canının Müslüman olarak alınması yazılıysa, Müslümanların yaptığı her fedakarlık o kişinin hidayet bulması için bir vesile hükmünde olur. Ve bu güzel ibadetin sevabı da çok olur. Bu da bir Müslüman için çok büyük bir güzelliktir. Ancak elbette ki, bir kişinin hayatı 'münafık' olarak son bulursa, o zaman da Müslümanların onun için yaptıkları bütün iyilikler, fedakarlıklar onun ahiretteki sorumluluğunu artıracak ve ahirette karşılaşacağı azabın artmasına vesile olacaktır.

ADNAN OKTAR: Güzel.

Işın Çetin, Işın çok gelenekçi klasik İslam anlayışını savunduğun anlaşılıyor. Eğer İslam’ı biz savunuyor olmasaydık, Darwinizm’i yıkmış olmasaydık, ideal İslam anlayışını Türkiye’de tanıtmış olmasaydık şuan sen ne halde olurdun bir düşün bakayım. Sen şuan varsan bizlerin sayesinde varsın. Darwinizm Türkiye’de şuan ezilmiş ve perişan haldeyse bu bizim vesilemizle. Sen bizim meydana getirdiğimiz konforla yaşıyorsun haberin bile yok ondan. İman hakikatlerini anlatıp imanlı bir topluluk oluşmasına vesile olduk. İnsanların imanlarının güçlenmesine vesile olduk. Sen de bunun konforunu yaşıyorsun. Sen bunu zannediyorsun ki babandan verasetle intikal etti. Böyle değil. Bizlerin vesilesiyle oldu bu. Senin bundan haberin bile yok.

SEMİH MERİÇ: “İslam’ın gülen yüzüyüz” demiştiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Allah’ın Arslanı Hz. Mehdi (a.s)

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü