Harun Yahya

Sohbetler (27 Ağustos 2016; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Efendim, ne diyelim? “Gücümüz birliğimiz ve sevgimizde” diyelim.

Bu Fethullah Gülen cemaati, bunlar İngiliz derin devletinden yakayı kurtarsa da bu adamları faydalı hale getirsek. Zayi olacak bunlar böyle. İngiliz derin devletine karşı milletçe tavır alalım. Sırf hükümetle, Tayyip Hoca’yla olmaz. Tayyip Hoca’yı öne sürersin, adam seyrediyorlar. Öyle olmaz. Mesela İngiliz derin devleti Adnan Menderes’i de astırdı o zamanlar. Ordu öyle kendi kendine cesaret edemez. Yani dışarıdan organize edilmedikten sonra, motive edilmedikten sonra ordu içerisinde darbe mümkün değildir. Biri çıkacak kabadayılık yapacak falan olacak iş değil. Yani mutlaka organize edilmesi gerekiyor. Yoksa o iradeyi gösteremez tek başına. Çıkacak bir gün bir albay “arkadaş bir darbe yapalım” diyecek. Hemen ihbar ederler. “Bu deli” derler “manyak, darbeden falan bahsediyor haberiniz olsun” derler. Düşünün, mesela tuğgeneral diyor ki “arkadaşlar benim bir fikrim var” “Ee?” “ben darbe yapmak istiyorum ne diyorsunuz?” adam ilk çıktığında telefonla söyler “bu adam deli darbeden marbeden bahsediyor, benim ismimi vermem ama bu manyaktır şakası yok” falan der. Olmaz öyle şey. Mutlaka İngiliz derin devletinin yüzyıllardan beri geleneksel oluşturduğu zemine oturması gerekiyor. O zaman rahat yapabiliyorlar. Fakat darbe tabii burada mucize oldu. Başka ülkede falan olsa darbe olurdu. Şartları bol bol oluşmuş durumdaydı. İki kere darbe yapacak kadar imkan vardı burada en az.

Ama bunu biraz sevinçle karşılıyorlar ama sürekli tutuklamalar oluyor falan, şirketler kapanıyor, okullar kapanıyor. Yurt dışındaki okullar kapanıyor falan, bu sevinç verecek bir şey değil. Bu sevinilecek bir olay değil. Biz kendi kendimizi yiyip-bitirmiş oluyoruz. Islah edelim, düzeltelim, kullanılır hale getirelim, doğru çizgiye getirelim, doğru yolda istifade edelim, faydalı hale gelsinler. Zayi etmeyelim israf olmasınlar. Bütün mesele İngiliz derin devletinde. Bu alçaklarla bağlantılarını kesersek bu insanlar bu Rumi kafadan, homoseksüelliği savunan kafadan, PKK’ya şirin görünmek isteyen kafadan, “Türkiye bölünürse bölünsün daha iyi bizim için” diyen kafadan kurtarırsak bu insanları, Osmanlı evladı gibi, sahabe gibi hale getirirsek zayi olmaktan kurtarmış oluruz. Öbür türlü yazık olacak. Sürekli insan israfı var, eşya israfı var. Bu bizim sevinç duyacağımız bir şey değil. Uçaklar havadan bombardıman yapıyor, bizim karakollarımız bombalanıyor, karakollar aşağı iniyor, karşı bombardıman yapılıyor, paralelcisi tutuklanıyor, dikeycisi… Adam ta en uzaktan eskiden beri en alakasız olanlar onları da tutukluyor falan. Tabii devlet refleksi var mecburen yapıyorlar. Çünkü şu an dehşetli bir tehlike var adamların şakası yok. İstanbul’u almayı düşünüyorlar, ayırmayı, Antalya’yı, İzmir’i ayırmayı düşünüyorlar, PKK’ya Güneydoğu’yu vermeyi düşünüyorlar. Türkiye’de homoseksüelliği Rumiliği yaymayı düşünüyorlar. Türkiye diye bir şey kalmıyor zaten, geriye bir şey kalmıyor. Devlet haklı bir refleks gösteriyor ama sevinilecek bir şey değil bu. Süratle tamir ederek kullanılır hale getirelim. Bir de hükümetin aydına, aklı başında adama çok ihtiyacı var. AK Parti’nin aydını az, oradan destek sağlanması lazım. Yani nedamet getiren insanlar, aklı başına gelen insanlar desinler “biz pişman olduk, nadim olduk, hata yaptık, hükümet de anlamamıştı biz de anlamadık, Cumhurbaşkanı da anlamadı, Başbakan da anlamadı. Daha önceki cumhurbaşkanı, başbakanlar da anlamadı oyuna geldik. Ama şu an pusuyu fark ettik, oyunu fark ettik bu konuyu düzeltelim” demeleri lazım. Bu şekilde yapalım. Öbür türlü bu içinden çıkılacak gibi değil. Çıkılır da dallanıp-budaklanır.

Şu an mesela halkta yeni bir takıntı varmış, plakası FG olanlar plakalarını değiştiriyormuş. Emniyet açıklama yapmış “Değiştirmek isteyenler gelsin ücretsiz değişim yapacağız” demiş. Mesela benim tişörtler yabancı marka var, çoğunda F işareti var. Giyebilene helal olsun. Mesela F harfli mobilyalar var onları da kullanamıyorsun.

Ama bak ben kınamıyorum hükümeti. Öbür türlü devlet gidecek, millet gidecek. Darbe olmuş olsaydı en az bak en az yüz bin kişiyi katlederdiler en az yüz bin kişiyi. Rahatça milyonu da bulurdu katliam, gittikçe artacaktı. Çünkü darbeyi oturtturdukça katliamın çapı artacaktı. AK Parti, MHP, CHP ileri gelenler falan herkese katliam uygularlardı. Onun için devletin kendini savunması normal. İnsanların da tedirgin olmasına gerek yok. Ya devlet kendini savunacak ya batacak. O subay vardı ya bağırıyordu “ya devlet başa ya kuzgun leşe” diye. O ne kadar şevkli delikanlı, maşaAllah. Ama o gün sinirleri bayağı gergindi, çok çok gergindi şimdi daha mutedil. Ama o tabii darbe heyecanıyla. Asker anlamadı çocuklar önce. Eğer darbe otursaydı o çocukların çoğuna cinayet işletirlerdi zorla.

Özetle millet tedirgin olmasın. İnsanlar işte yok tutuklanıyor, tutuklanıyorsa tutuklanır bir şey olmaz. Yok malıma mülküme… Asıl ahirette senin malın, cennette malın. Dünya malı olsa ne olur? Bir de yabancıya da gitmiyor nihayetinde devlete gidiyor yani. Kafayı takacağınız bir şey yok, sokağa atılmıyor, değil mi? Duruyor malın yine. İki günlük dünya kafayı takacakları bir şey yok. Ama devlet kendini savunmasa bak bu sefer malı değil canı da gider ailesi de gider her şeyi gider. 

Peki o askere kurşun sıkmışlar kurşun isabet etmemiş mi nasıl olmuş? Bana bir yazı göndermişler.

Tayyip Hoca da çocuk, insanlara herkese tabii sevgiyle bir yaklaşımı var. Ama tabii o da sonuna kadar direnmek yanlısı. Ne yapsın? Yani “Korktum yıldım alın iktidar sizin olsun” mu desin ne yapsın? Hayır, bana bir yol göstersinler desinler “arkadaş şunu yapsa iyi olur” falan desinler. Ne desin? Yılarsa mağlup olur, olmaz. Evet.

O “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” diyen, filmini görebiliyor muyuz? Çok sağlam delikanlıya benziyor.

ERDEM ERTÜZÜN: Evden çıkarken de “Allah bana böyle bir fırsatı veriyor şehit olma fırsatı, bu fırsatı geri çevirmem” deyip çıkmış evden.

ADNAN OKTAR: Evdeymiş öyle mi görevde değil mi?

KARTAL İŞ: Evdeymiş Hocam. Olayı duyunca abdestini alıyor, namazını kılıyor, karısıyla çocuğuyla helalleşiyor çıkıyor. Oradan karargaha gidiyor. Orada ateş ediyorlar ona, orada bir şeyler atlatıyor. Zaten o yüzden onun üzerinde polis yeleği vardı. Darbeci sanmasınlar diye yelek giyiyor üzerine o şekilde oluyor.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah. Yeleği nerden bulmuş?

KARTAL İŞ: Herhalde oradaki polislerden alıyor. Asker olmadığını belli ediyor orada üzerine yelek giyerek.

ADNAN OKTAR: Çok iyi aferin. İşte pratik akıl çok önemli öyle şeylerde, pratik olmak çok önemli. Bizim milletimizde de o bol bol var. Hakikaten darbe tecrübeleri hiç yok. Mucize orada gösterdikleri akıl. Her yerde bir beceri göstermişler. Ne yiğit delikanlılarımız varmış, maşaAllah. Ne aslanlar varmış helal olsun çocuklara.

Görevinden alınanlar, tutuklananlar devlete küsmesinler. Devlet yok olacaktı öbür türlü. Görevinden alınanlar, tutuklananlar devlete sakın küsmesinler. Öbür türlü aileleri falan her şeyleri yok olacaktı. Devlet de yok olacaktı, Türkiye de yok olacaktı, aileleri de yok olacaktı. Yani Türk milletine büyük bir katliam uygulanacaktı. Güneydoğu gidecekti, İstanbul’u ayıracaklardı Avrupa’ya bağlayacaklardı. İzmir’i ayıracaklardı Avrupa’ya bağlayacaklardı. Antalya’yı ayırıp Avrupa’ya bağlayacaklardı. İç Anadolu’da bölge bırakacaklardı, Türkleri oraya toplayacaklardı sonra katliam. Yani tam köle konumuna sokacaklardı mahvolacaktı millet. Allah esirgesin. Yani İngiliz derin devletinin eline düşecekti millet. Onun için, hapishaneler de bizim, hapishanelerdeki yiyecekler de bizim. Yani üzülüp fütur vermelerine gerek yok. Aslan gibi yatsınlar hiçbir şey olmaz. Beklesinler, memleket bir düzlüğe çıksın hal yoluna girer olaylar. Ama şu an devlet kendini koruyor bu refleks normal, tedirgin olacak bir şey yok. Malı mülkü feda olsun. Ahiretteki karşılığı çok daha güzel olur. Malıma mülküme el kondu diye de üzülmeye tedirgin olmaya gerek yok.

Görevden alındıysa aç kalıp açlıktan ölmez. Hiç olmazsa kendi vatanımızda yaşamış olur, değil mi? Yarım ekmek peynirle yaşayabilir ama kendi vatanımız olur. Orada yapılacak şey biraz sabırlı olmak. Bir düzlüğe çıkacağımız vakit var. Mehdiyet zahir olacak, Hz. İsa Mesih (as) zahir olacak, malın mülkün alasına kavuşacaklar. Zibil gibi olacak mal, denizler gibi akacak mal-mülk. Hiç fütur vermesinler. Hapishanelere de girenler cinayet dışında, hainlik dışında bir kolaylık yolu bulunur. Şüphe üstüne girmişse bile onların hepsine bir çözüm bulunur sonra. Ama hıyanet, vatana, devlete, millete hıyanet, cinayet bunlar olmaz. Ama bu kadar da dert edinmelerine gerek yok rahat olsunlar. Düzelecek diyorsam düzelecek. Biraz bekleyecekler.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cerablus’un güneyinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait iki tanka PYD tarafından roketli saldırı yapıldı. Saldırıda 1 asker şehit oldu, 3 asker yaralandı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, tank işi sakat. Tankın içinde asker tutmayalım. Tank hareketli ortamda kullanılır. Tankın içinde asker tutulursa adam gelir çat diye vurur. Tank hareket ederken havadan, karadan, denizden yoğun bombardıman gerekir ki tanklar korunacak o şekilde ilerleyeceksin. Yoksa tankın içinde asker oturtursan götürür yakar adam. Benzin döker yakar yahut roket atar çok basit gayet basit. Bir lav silahıyla rahatça o tankı imha etmek mümkün. Olmaz, tankın içinde asker tutmayalım. Tank hareketli oluyor, arkasında asker yürür tank hareketlenir, arkasında mesela 20-30 asker olur, havadan da takviye vardır tank öyle ilerler. Onun dışında tank kullanılmaz. Çocukları onun içine doldurup beklersek adamlara hazır hedef. Olmaz, ona bir çözüm bulsunlar.

Amerika IŞİD’e karşı savaşacaklar diye YPG’ye, PYD’ye, PKK’ya müthiş tanksavar silahlar verdiler. Tanksavar ve uçaksavar. Halbuki IŞİD’in elinde tank yok, uçak da yok niye verdikleri belli. Bak şimdi kullanmaya başladılar. Böyle olmaz. Tank artı piyade, dışarıda olacak piyade ve hava desteği, yoğun hava desteği, tank öyle kullanılır. Benim kanaatim görüşüm, ben vatandaş olarak kanaatimi söylüyorum.

Özetle, görevden almalar falan idare etsinler bir süre. Bak devlet elden gidecekti olay büyük. Millet elden gidecekti. Olayın büyüklüğünü fark etsinler.

Bülent dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün Cizre şehitlerimiz vardı Adnan Bey ve gösterememiştik. Resimleri vardı. Abdülhamit Kaya.

ADNAN OKTAR: Ne güzelmiş senin ismin öyle, maşaAllah. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Burak Mert.

ADNAN OKTAR: Burak’ı göreyim yakından. Ağabeyinin yakışıklısı aslanı.

BÜLENT SEZGİN: Erhan Öztürk.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Ferhat Bozkurt.

ADNAN OKTAR: Hepsi birbirinden yakışıklı.

BÜLENT SEZGİN: Gökhan Kıncak.

ADNAN OKTAR: Ama hakikaten müthiş yakışıklılar, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Halil İbrahim Erik.

ADNAN OKTAR: Bak hemen Hz. İbrahim (as)’ın yanına gittin ne güzel. Adaşının yanına.

BÜLENT SEZGİN: Harun Maytalman. Mehmet Dama. Osman Budak.

ADNAN OKTAR: Bu ne yakışıklılık bu aslanlarda böyle, maşaAllah. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Tayfun Doğan.

ADNAN OKTAR: Tayfun da çok yakışıklı, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Evet Cizre şehitlerimiz.

ADNAN OKTAR: Cizre şehitleri. Allah hepsine gani gani rahmet etsin. Biz burada kaldık onlar cennet yurdunda sefa yurdundalar. İnşaAllah biz de yanlarına gideriz. İmreniyoruz. Annelerine babalarına Allah uzun ömür versin.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Cizre şehitlerimizden 11 polisten biri olan 24 yaşındaki Osman Budak, memleketi Osmaniye’de son yolculuğuna uğurlandı. Şehidimizin annesi “Köpekler pusu kurmuşlar evladıma, ama benim bir oğlum daha var onu da göndereceğim” dedi. Şehidimizin babası “Cenab-ı Allah o hain PKK’lıları da Kahhar ismiyle perişan eylesin. Ağlayıp onları sevindirmeyeceğim. O şerefsizleri sevindirmeyeceğim. Vatan sağ olsun. İsterlerse de ben de giderim oğlumun yerine” dedi.

ADNAN OKTAR: Babayı anneyi görebiliyor muyuz? Bakayım. Babaya bir alkış. Baba kabadayının şahı, maşaAllah, baba aslan, baba nur, baba cennet kuzusu, maşaAllah. Ne güzel şeref böyle güzel nurlu bir evlada sahip. Allah işte onu deniyor. Bu imtihandan ne güzel başarıyla çıkmış. Çünkü o evladı kim verdi ona? Allah verdi. Kim cennetine aldı? Allah aldı. Babayı da alacak, bizi de alacak hepimizi alacak. İmtihan süratle devam ediyor. Gelen gidiyor, gelen gidiyor, gelen gidiyor çok akıcı, hızlı bir imtihan var. Anneyi de tebrik ediyorum, anneye de helal olsun. Anne asıl emeği geçen.

Yalnız bak hükümetten istirham ediyorum, Darwinist-materyalist eğitim devam ediyor. Bu eğitim Allah’ı inkar eden bir eğitim. Yapmayın etmeyin, Allah’ın zoruna gider. Buna bir çözüm bulun. Allah alenen inkar ediliyor. Peygamberler, din, iman, bütün kitaplar hepsi inkar ediliyor. Darwinizm İngiliz derin devletinin ortaya attığı Allahsız bir ideoloji. İngiliz derin devleti deccaliyetin merkezidir. Deccal bu oyunu oynuyor. Bak askerlerimizi vurduran deccaliyettir. Milleti böyle huzursuz yapan deccaliyettir. Bak Fethullah Gülen cemaatini yutan da deccaliyettir. Hz. Mehdi (as)’ın zuhuruna çok az bir zaman kaldı. Herkes gönlünü açsın, kafasını açsın, uykudan uyansınlar.

Adamlar nereden bilsin bunların bu kadar ahlaksız olacaklarını?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Hakan, “Gülen örgütünden sonra cemaatlere ve tarikatlara nasıl bakılmalı?” başlıklı bir yazı yazdı. Yazıda şunları söylüyor: “Daha önce ‘alnı secdeye değen insandan zarar gelmez’ deniyordu. Ama son olaylar bize en büyük zararın alınları secdeye değenlerden geldiğini gösterdi. Kimse kusura bakmasın, Gülen’den dili yananlar tabii ki cemaat ve tarikatlara üfleyerek yaklaşacaklar. Cemaatler ve tarikatlar sadece hu deyip dönseler, sadece uhrevi olsalar, şirketleşmeseler, dünyevileşmeseler, adamlarını bir yerlere yerleştirmeye çalışıp ekip taassubu yapmasalar kimse onlara kafayı takmaz.”

ADNAN OKTAR: Ne demezsin. Para sende kalsın, sermaye sende kalsın, bütün devlet kademelerinde sen ol, Müslümanlar köşesinde hu deyip dönsünler alt katlarda, zemin katlarda.

“Hocam Amerikan Başbakan’ı Joe Biden hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? O da İngiliz derin devletinin bir adamı mı?” Aylin Sönmez. Üç yüz yıl önce İngiliz derin devleti dünyayı ele geçirmiş.

Müslümanlar hep gariban olsun istiyorlar, hiçbir yerde görev almasın. Kardeşim, görev alsın, devletine milletine sadık olsun, hainlik yapmasın. Öbür türlü PKK görev alıyor. Hastanede PKK’lı doktor oluyor, bilmem nerede PKK’lı oluyor, öbür tarafta komünist oluyor, yani terörist komünist oluyor. Eğitim sistemindeki bozukluktan kaynaklanıyor. İngiliz derin devletine bak aylardan yıllardan beri dikkat çekiyorum bir türlü anlamadılar. Bela adım adım ilerliyor gizli olduğu için. Deşifre et, deccaliyetin en büyük korkusu deşifre olmaktır. Söyle, adamı darmadağın et.

İngiliz derin devleti kendi elemanlarına Allah diyorlar. Yani lord, birbirlerine lord diyorlar. İngilizce’de lord Allah demek. “Sayın lordum nasılsın?” O ona lord, o ona lord hepsi kendilerini Allah gibi görüyor. Lordlar Kamarası var ama ayrı İngiliz derin devletinin elemanları kendi aralarında birbirlerini Allah olarak isimlendiriyorlar. Hitap şekilleri öyle “Sayın Lordum bugün ne yaptınız? Sayın Lordum işte şu şekilde mi olması gerekir” diye birbirlerine hitapları budur İngiliz derin devletinin mensuplarının. Lord diye hitap ediyorlar yani Allah diye hitap ediyorlar birbirlerine.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Muhammed Nur Doğan katıldığı bir programda Üstad’ı ve risaleleri hedef aldı. Doğan, Nur talebelerinin namazda kıraat maksadıyla Kuran yerine risale okuduklarını ve risaleleri de haşa Kuran gibi kabul ettiklerini öne sürdü. Üstadımız’ın yazılarına gönderme yaparak ““Bu bana yazdırıldı” diye iddia edip kutsallık atfederseniz insanlar böyle sapıtır işte” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Bediüzzaman diyor ki “Bu bana yazdırıldı ben yazmadım.” Ayette ne diyor Cenab-ı Allah “Attığın vakit sen atmadın Allah attı. Öldürdüğün vakit sen öldürmedin Allah öldürdü.” “Her şeyi yapan Allah’tır” diyor. “Ben Allah’ın aciz bir kuluyum bunu bana Allah yazdırdı” diyor. Bu gayet güzel, bir müminin konuşması gereken şekildir. Tevhid ehlinde hakiki Müslüman böyle konuşur.

BÜLENT SEZGİN: “Allah’ın dilemesi dışında yarardan ve zarardan hiçbir şeye malik değilim” diyor Allah ayette. (Araf Suresi / 188)

ADNAN OKTAR: Tabii. Bediüzzaman’a kendilerince tavır alıyorlar. IŞİD de Bediüzzaman’a tavır almış çok ayıp yapmışlar. O onlara uğursuzluk getirir. Bir daha yapmasınlar öyle bir şey. IŞİD mensupları bir daha öyle bir ifadede bulunmasınlar. Bediüzzaman’la uğraşmak çok çok çirkin. Çok yanlış bir yola girmişler.

İBRAHİM AKMUGAN: “Namazlarda kıraat yerine Kuran yerine Risale-i Nur okunuyormuş” diye konuşmuş.

ADNAN OKTAR: Bir kere Risale-i Nur öğrencileri -ben onların dershanelerinde bulundum gördüm, herkes de bilir milyonlarca şahidi vardır- Kuran okunur bir kere yüksek sesle ama ayrıca Risale-i Nur’dan da bir bölüm açılıp okunur. Ama kıraat kastıyla değil ilim irfan kastıyla okunur. Nasıl her gün okuyorlarsa orada da okuyorlar. Gayet güzel bir tavır. Nur talebelerini tedirgin etmeye kalkmak çok ayıp. Muhammed Nur Doğan onların üstünlüğünü görüyor. Böyle bir üslup kullanması yakışık almaz.

“Adnan Bey, Amerika göz göre göre PKK’yı destekleyip askerlerimizi şehit etmesine rağmen hala Amerika’da masa başında oturup hiçbir şey yokmuş gibi ‘biz müttefikiz’ diyebiliyoruz.” İşte olay açık sarih. Amerika diye bir şey yoktur, İngiltere vardır,  İngiliz derin devleti vardır. Amerika İngiltere’nin bir eyaletidir. Uçsuz bucaksız ‘güneş batmayan imparatorluk’ denilen bir sistem. Zamanında üç yüz yıl önce bütün dünyaya hâkim olmuş dev bir imparatorluk, zamanında derin devletini kurmuş. Tepmez, devrilmez bir yapı oluşturmuş kendi kafasına göre. Böyle bir imparatorluğu zaten ancak casusluk ve derin devlet sistemiyle ayakta tutabilir. Bunu yapmış ve gelenek olarak devam ediyor şu anda da. Karmaşık olan bir şey yok. Adamın milyonlarca casusu var İngiliz derin devletinin. Yancısı var. Hampası var.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz milletvekilleri Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları olan internet devlerini aşırılıkla mücadele konusunda başarısız kalmakla suçladı. İngiliz Parlamentosu’nun alt kanadı avam kamarasının içişleri komisyonu tarafından hazırlanan radikalleşme raporunda internet platformlarının bazı gruplar tarafından aşırılığın yayılması için kullanıldığı, Facebook, Twitter ve Youtube gibi sosyal medya devlerinin de bu kapsamda aşırılıkla mücadelede bilinçli olarak başarısız kaldığı öne sürüldü. Komisyon Başkanı Kate Was, beyinlerin hedef alındığı bir savaşın yaşandığını söyleyerek interneti “modern cephe” olarak tanımladı.

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş. Dehşetli bir buluş yapmış. Hayran olduk.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılışında Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar Paşa da vardı. Oda TV, Türker Ertürk imzalı bir haber yaparak Paşamız’ın açılışa katılmasını eleştirdi. Haberde; ülke şehitler verirken Genelkurmay Başkanı’nın bu tip açılışlara katılmasının doğru olmadığı söylendi. “Bu tip katılımlar ve görünümler demokrasiyle yönetilen ülkelerde değil, baskıcı ve otoriter ülkelerde olur. Belli ki Genelkurmay Başkanı’nı katılım için zorlamışlar. İşte biz bu nedenle daha önce Akar Paşa’nın ve komutanların istifa etmesini istemiştik. Çünkü karizmaları çizildi ve istismara açık hale geldiler.” Dedi.

ADNAN OKTAR: İşte anlamı şu: Hulusi Akar çok mükemmel bir insan. Yani bunları hep negatifinden pozitife çevireceksiniz. Şimdi adam “siyah” dediyse beyazdır, “beyaz” dediyse siyahtır. Yani bu tiplerde hiç şaşmaz ölçü budur. Demek ki çok mübarek bir insan, muhterem bir insan, doğru yolda bir insan. Tabii ki tarihi bir günde milletiyle, sevdikleriyle, dostlarıyla bayram havasında birlikte olması bazı kişilere dokunmuş. Hulusi Paşamız bizim başımızın tacı, çok seviyoruz. Destekliyoruz da, aslan o. Kabadayının şahı. Gazidir, yiğittir, doğru yolda bir insan, nur gibi Müslüman evladı. Üçkâğıtçılara, PKK’ya, derin devlet yapılanmalarına da tavır almış bir insandır. Paşamız’ın doğru yolda olduğunu Allah bize gösteriyor. Bunların reaksiyonu Paşa’nın doğru yolda olduğunu gösteriyor. Mübarek bir insan olmasa bu adamlar böyle konuşmaz. Mübarek bir insan ki böyle konuşuyorlar. Paşamız’a Allah uzun ömür versin, yolu doğru, tavrı da doğru, davranışları da güzel, nur gibi bir insan. Paşamız’ın güzel hizmetleri olacak. Hulusi, güzel bir isim, Hulus, o kökenden geliyor. Allah ömrüne bereket versin. Paşamız hiç kaale almasın böyle tipleri, zaten almıyordur.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak için Suriye topraklarına giren Türk Ordusu, Özgür Suriye Ordusu ile birlikte terör örgütlerine karşı operasyonlarını sürdürüyor. Türk Askerleri IŞİD’den temizlenen Cerablus’ta Ankara havasıyla kutlama yaptı. Kutlamaların kısa bir görüntüsü var.

ADNAN OKTAR: Onlar aslan, Ağabey’inin kuzusu onlar, maşaAllah.

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde şebeke suyuna bulaşan bakteri nedeniyle binlerce kişi hastalanmış. Oraya eğer zehirlenen kişi çoksa seyyar hastaneye sevk edilsin. Kızılay olay yerine intikal etsin. Bu İtalya’daki depremle ilgili de bir Kızılay’ın girişimi olması şart. Yani oradaki insanlar mazlum. İtalyanlar, İtalyan köylüler çok mağdur durumda kaldılar. Kızılay gereğini yapsın. Oraya çadır, battaniye, yiyecek, oradaki insanların rahat yaşaması için ne gerekiyorsa bu temin edilsin. İtalya komşumuz.

Bu bir sabotaj da olabilir Kahramanmaraş’taki, Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlatmış. Böyle şeylerde seyyar hastaneler, seyyar hastane çok önemli. MaşaAllah, doktorumuz çok. Ama bu adamların gözü dönmüş yani her türlü rezilliği yapmaya yatkınlar. Suları da zehirlerler, yiyeceklere de zehir katabilirler. Kafayı çizmiş vaziyetteler, çok dikkatli olmak lazım.

O İtalya’daki depremle de ilgilenelim. Yani Kızılay bu konuya önem versin. Hemen Kızılay’ın o dev hilalleri görülsün İtalya’da. O İtalyan köylüleri falan, yazık baktım. Dağ tepelerde falan onların eski evleri var, hep yıkılmış. Maddi yönden de fakir insanlar, yani öyle zor durumda olacakları anlaşılıyor. Yiyecek, giyecek, battaniye, şu bu falan, barınacak yer, ilaç, çok iyi olur. Ben İtalyanları severim, güzel insanlar.

Mersiyeler, 4/2 Musevi duası, Musevilerin duası, “Moşiyah Mehdi hayatın ve nefesin kaynağıdır. Nefes aldığımız sürece umudumuz sürer. Allah’a güveniriz ve her nefesimiz duadır. Umudumuz odur ki Moşiyah Mehdi gelecek, hayatımız tamamen temizlenecek.” “Moşiyah Mehdi’yi tanıyabilmiş olsaydık şu an sıkıntılarımız çoktan biterdi, İsrail de kurtulurdu.” Kol HaTor, 2/39, Hz. Mehdi (as) gelmeden İsrail’in kurtulacağına inanmıyor Museviler. Yani hep huzursuzluk ve korku devam edecek diye inanıyorlar.

Moşiyah’ın işareti olan koku alması nedeniyle burundan nefes almak, nefes, koklamak gibi kelimeler dualarda Moşiyah’a ithaf edilen ifadeler. Yani koklamak, nefes almak…

Deks, “İtalya’ya deprem için yardım edilsin” demiştik. “Onlara Kızılhaç yardım eder” diyor. Kızılhaç yardım eder ama bizim merhametimiz, şefkatimiz, sevgimiz İtalyan milletine olan kadirşinaslığımız nişanlanması lazım, işaretlenmesi lazım, bunun gösterilmesi lazım. Türk Kızılay’ının dev flamaları İtalya’ya giriş yapsın. Kızılay’ın dev tırları İtalya’ya giriş yapsın, bu görülsün. Bu bir sevgi ve dostluk gösterisidir, bir gönüldür. Orada o insanların kalbine bir ferahlık gelecektir. Müslüman Türkiye oraya yardıma gelmiş, bu bir ihtişamdır; Osmanlı’nın, Türk milletinin ihtişamı.

“Moşiyah’ın geleceğine tüm kalbimle inanıyorum. Mehdi, Moşiyah gecikse de onu tüm kalbimle bekleyeceğim.” Mişna Tora öğretilerine göre her sabah Musevilerin söylemesi gereken dualardan meşhur Migdal duasıdır. Sabahları yapılıyor. Her sabah her Musevi’nin söylemesi gerekiyor. Sabah kalktıklarında Museviler “Mehdi’nin Moşiyah’ın geleceğine tüm kalbimle inanıyorum. Moşiyah Mehdi gecikse de onu tüm kalbimle bekleyeceğim.” Her gün söylüyorlar bunu.

İtalya’ya sabahtan itibaren, Ro-ro gemilerle Türk tırları hareketi geçsin, sabah erkenden “Bismillah” diye İtalya’ya giriş yapalım. Bu insanlar, güzel insanlar, mazlum insanlar, Kızılhaç yardım ediyor olması ayrı mesele, edebilir. Ama bizim şanımız, şerefimiz, güzelliğimiz ve merhametimizdir bu yardım. Bunu mutlaka yapalım hiç gecikmeden, hiç vakit kaybetmeden ve süratle.

Musevi süslemelerinde güvercin motifi çok kullanır Museviler. O, Hz. Mehdi (as)’ı temsil eder, Moşiyah’ı.

Dua bir seferde böyle uzun dualar değil de kısa kısa dualar da çok güzeldir. Ama duayı hiç unutmamak lazım. Dua çok hayati bir konudur. Özel sırrı vardır duanın. Dua olmadığında insanın aklı gider Allah esirgesin. Aklına zayilik gelir. Dua çok hayatidir yani insan dua ile ayakta durur. Allah duayı vesile eder. Duaya çok önem vermek lazım.

BÜLENT SEZGİN: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” (Furkan Suresi, 77) buyuruyor Allah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

SEMİH MERİÇ: “Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm.” (Bakara Suresi, 186) diyor Allah başka bir ayette de, şeytandan Allah’a sığınırım.

ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah, evet.

Şimdi ben Mehdiyet’i anlatıyorum. Halktan insanlardan da Mehdiyet’in doğru olduğuna dair bir kanaat oluştuğu görülüyor. Ama Allah sürekli ıslah ediyor ve terbiye ediyor. Yavaş yavaş ilerletiyor insanları. İnsanlar çok müthiş yol aldılar Mehdiyet yolunda Türkiye’de. Yani muazzam yol aldılar. Hem Darwinizm çok geriledi, çok ezildi, yani yüzde doksan beş oranında yaratılışa inanç var. Mehdiyet’e inanç da yüzde seksenin üstünde, bu muhteşem bir şey. Yani bunu fark ettikleri için her kanaldan panik halde “Mehdi gelmeyecek” demelerinin nedeni o. Dedikçe daha da gelişiyor; bu sefer ne yapacaklarını şaşırdılar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye destekli muhalif grup Sultan Murat Tugaylarının komutanı Ahmet Osman, Cerablus operasyonunun Türkiye ve Rojava sınırında güçlü bir şekilde başladığını belirterek Özgür Suriye Ordusu tarafından civar köylerin kontrol edilmesinden sonra da IŞİD’in Cerablus’tan geriye çekildiğini ifade etti.

ADNAN OKTAR: IŞİD zaten çekilir de, oraya PKK’yı yerleştirmemek sorun. Yani IŞİD her yerden çekilir, öyle bir dert yok. Ama asıl konu PKK’nın oraya balıklama dalmaması. PKK’yı çeksinler, tamamen çeksinler. PKK kaybolsun, IŞİD de gider oradan. Benim kanaatim öyle.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milli Savunma Bakanımız Fikri Işık, Twitter hesabından ordumuzun yeni savunma füzesinin tanıtımını yaptı. Hisar adlı füzenin yüksek atış ve vuruş kabiliyetine sahip olduğunu söyledi ve bir fotoğrafını paylaştı. Hisar füzeleri askeri üs, liman, tesis ve birliklerin hava tehditlerinden korunması amacıyla sabit ve döner kanatlı uçaklara, seyir füzelerine, havadan karaya atılan füzelere ve insansız hava araçlarına karşı kullanılacak.

ADNAN OKTAR: Bu çok önemli, çok hayati, sayısının çok olması lazım. Az miktarda değil, mebzul miktarda olması lazım.

Bülent Bey dinliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Türk ordusunun Fırat Kalkanı Operasyonu sonrası acil durum çağrısı yapan Kandil, teröristlere Menbiç-Afrin hattında yaşanacak büyük savaşa hazırlıklı olun talimatı iletti. PYD yaklaşık iki bin kişinin yaşadığı Türkmen köyü Amame’yi zorla boşaltıyor. Köyü terk etmeyenleri ölümle tehdit eden PYD'liler, bölgenin 'askeri alan' ilan edildiğini ve Cerablus'a saldırı hazırlığı yaptıklarını belirtiyor.

ADNAN OKTAR: Yani bunların sırtında kabarma olmuş demek ki. Acil alerjik ilaç, yani aranıyorlar, kaşınıyorlar benim gördüğüm. Bunların bu kadar şımarması da inanılır gibi değil. Mağlup olacaklar, mağlup. Söylüyorum, feci şekilde mağlup olacaklar. Bir yere yazsınlar. İsterse uygun şekilde biz yazalım, inşaAllah. Ama yenilecekler. Deccaliyet mümkün değil yani Kuran’a göre imkânsızdır yaşaması.

PKK kaybedecek. Onlar kaderin içerisindeki yerlerini bilmiyorlar. Onları şeytan kurdurdu. Şeytana uyanlar mağlup olurlar biliyorsunuz. Kaderlerinde mağlubiyet var, inşaAllah. Hadislerden bunu anlıyoruz.

SEMİH MERİÇ: “De ki: 'Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.” (İsra Suresi, 81) buyuruyor ayette.

ADNAN OKTAR: Bunların süresi de doldu, yani süreleri tamam. Pergel tepelerinden bir geçti, yani ben onlara söylüyorum. Ne demek istediğimi olaylar gelişince anlayacaklar. Pergel tepelerini çizdi geçti.

İtalya depremi ilk meydana geldiğinde Dışişleri Bakanımız, “İtalya’ya ihtiyaç olduğu takdirde hemen yardıma hazırız” diye açıklama yaptı ama şimdi “bize yardım edin” demez onlar. Biz doğrudan gidelim. Yani Kızılay’ın o muhteşem ayı görülsün. İtalya’da o sevgi anlamında, dostluk, kardeşlik anlamında bulunmamızda fayda var.

Hava Savunma Sistemi için devreye girmişler ama herhalde 2022’ye ancak bitecekmiş. Ama o arada dışarıdan bir şeyler alacaklarmış işte savunma sistemleri. Olur, fark etmez. Ama hayati bu konular.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz Financial Times Gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı anda üç ayrı cephede Gülen, IŞİD ve PYD ile savaşmasının bir risk ve anlaşılmaz bir durum olduğu yorumunu yaptı. Haberde “Ankara’nın risk sıralamasını değiştirmek zor. Gülen yok edilebilir, IŞİD bir gün ortadan kaybolacaktır. Ama Kürtlerin Suriye sınırının her iki tarafındaki ilerleyişi Türkiye’nin sınır bütünlüğüne yönelik sürekli bir tehdit olarak kalacak” denildi.

ADNAN OKTAR: Kim diyor onu?

BÜLENT SEZGİN: İngiliz Financial Times Gazetesi.

ADNAN OKTAR: Yok, yok. Kürtler, Türkler, Çerkezler, hepsi birleşecek. İttihad-ı İslam olacak. PKK falan da kalmayacak. Böyle it kopuk, alçaklar, böyle homoseksüel, dinsiz imansız hapçı takımı, öyle bir şey olmaz. Kürt kardeşlerimiz bizzat kendi elleriyle o pislikleri oradan süpürecekler. Öyle orada alçak istemiyoruz. Kürt kardeşlerimize cennet gibi bir ortam sağlayacağız. Bütün Türkiye onların, bütün bölge onların, her yerde özgürce yaşayacaklar. Proletaryanın azgın devleti, proletarya diktatörlüğü onları ezim ezim ezmeyecek, ezdirtmeyeceğiz müsaade de etmeyeceğiz.

‘Kamuda başörtüsü istemiyoruz’. Sana ne, isteyen başörtüsü taksın, istemeyen takmasın çok ayıp. Öyle etiket yapmaları çok çirkin. Özgürlük her yerde olması lazım, kamuda da olsun her yerde olsun. Hanım kız dekolte hoşlanıyorsa dekolte giyinsin, başörtülüyse de başörtü. Sen sana ne ya? Sana ne yani? Dekolteye karşı olmak da çok ayıp, kapalı olmaya karşı olmak da çok ayıp çok çirkin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Trabzon Polis Okulu öğrencileri ay yıldızlı koreografiyle Allah diyerek eğitim yapıyorlar, videosu var.

ADNAN OKTAR: Mehdiyet doğru muymuş? Bu sesler Mehdiyet’in sesi. Her yer Allah diye inliyor, 71’lerde böyle bir şey hiç yoktu. Bak vakti saati gelince neler oluyor? 2016 böyle 2017 kim bilir nasıl olacak.

BÜLENT SEZGİN: Bir videomuz daha vardı. 16. Dönem Bursa Polis Meslek Eğitim Merkezi yemin töreni.

ADNAN OKTAR: Görüyor musunuz? Bunlar Mehdiyet’in güzel bir tecellisi, ahir zamanın güzellikleri. Her yer Allah diye inliyor. Her yer. Bizim aslanlarımız modern, kaliteli, akılcı ve gönülleri imanla dolu.

Şeytandan Allah’a sığınırım Bakara Suresi 256. Ayet “Lâ ikrâhe fîd dîn” Dinde zorlama yoktur. “La ik” iki şeyi bak, la ik . Kuran’da görüyor musun laik. Ayet öyle başlıyor, laikle başlıyor. “lâ ikrâhe fîd dîn” Dinde zorlama yoktur. Bu zaten laikliğin kısa özetidir bu ayet. Laik kelimesiyle başlıyor Kuran’da. Biz diyoruz ki Kuran’da var laiklik diyoruz, kelime olarak da var. Laik kelimesiyle başlıyor ayet. Laik alenen açık. “Lâ ikrâhe fîd dîn dinde zorlama yoktur.” Laikliği özetle deseniz en mükemmel özeti budur. Dinde zorlama olmaması. Herkesin özgür olması. İsteyen Hristiyan olur, isteyen Müslüman olur devlet herkese eşittir. İsteyen de dinsiz olur.

“lâ ikrâhe icbar” zorlama yoktur. “fî ed dîni” dinde. Laik, birde tam laik uzatmasıyla falan da tam klasik laik diye başlıyor ayet. Bu Kuran’ın bir mucizesidir.

Kuzey Suriye PYD’den kaçan yedi yüz bin Barzani bölgesinde 350 bin Kürt de Türkiye’de yaşıyorlar. Kürtler PYD’yi istese PYD’nin yönetimi olduğu yerlere dönerlerdi. Pislikten, lağımdan tiksinir gibi bu alçaklardan tiksiniyorlar. Kusuyorlar bu pisliklerden yani o kadar iğreniyorlar alçaklardan. Hepsi Türkiye’ye geldiler. Pislik herifler, seni sevseler oraya giderler zaten. Gayet rahat gider. Gitmiyor, iğreniyorlar sizden. PKK’lılardan iğreniyorlar. Her türlü alçaklık, pislik var bu lağımlarda, her türlü. Kürt kardeşlerimiz nur gibidir, namazında niyazında tertemiz insanlar. Bir milyonun üstünde Kürt Türkiye’de yaşıyor. Asla istemiyorlar bu alçakları.

İnsanlar hemen 2021’e 2023’e gelelim falan diyorlar ama bir süreç bu tabii. 2016’da 2017’de zaten daha büyük olaylar olacak. Allah milletimizi muhafaza etsin. Ama sarsılma Müslüman’da olmaz. Güzel bir imtihanla imtihan oluyoruz. Olacak büyük olaylardan paniğe kapılmak bilmem ne yapmak Müslüman’ın yapacağı hareket değil. Bir korku tüneli gibi tünelden geçeceğiz. Sonra aydınlık bir yere doğru gideceğiz. Pırıl pırıl aydınlıkla güneş ile karşılaşacağız. O da fazla sürmüyor zaten. 1506’lara kadar falan. Hicri 1506’lara kadar. Sonra yeniden bozulma başlayacak. Sonra o devrin Müslümanları tabii kendilerini gizleyecekler. Nasıl gizleyecekler? Artık bir yolunu bulacaklar. Veyahut bir yolu gösterilecek onlara. O yolda ilerleyecekler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Takan Yeniçağ Gazetesi’ndeki yazısında: “Hükümetin Kandil’e karadan operasyon düzenleyeceğini iddia etti. Hükümet kaynaklarının verdiği bilgiye göre Kandil vurulacak. Bu sefer sadece havadan yoğun bombardıman ile değil, karadan özel harekat kuvvetlerinin de bölgeye operasyonu ile.  İran ile de sınırlarında bulunan bazı PKK kamplarının kapatılması için yoğun diplomatik temaslar devam ediyor. Her şey siyasi iradenin samimiyeti ve kararlılığı çerçevesinde devam ediyor. Yeter ki yeni bir çözüm süreci sürprizi ile karşı karşıya kalmayalım.” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam iyi gidiyor. Devam etsin. İran’ı kucaklayalım. Rusya’yı kucaklayalım. Doğru yoldayız.

BÜLENT SEZGİN: Son dakika haberi vardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır Havalimanı’na 4 tane roket atmışlar. Can kaybı yok. Uçuşlar ve giriş çıkışlar şimdilik durduruldu. Saldırıda yaralananlar olduğu bildirildi. Ambulanslar olay yerine sevk edilirken havalimanı uçuşlara kapatılmış.

ADNAN OKTAR: Olur öyle şeyler. Ama tabii çok tetikte olmak, dikkatli olmak, dikkati açmak çok önemli.

Akıl çok hayati. Akıl her insana yakışır. Kadına da yakışır, erkeğe de yakışır. Akılsız bir insan erkek de olsa kadın da olsa yok hükmündedir. Aklı Allah bir nur, güzellik, heybet olarak yaratmış. Tarif edilemeyen bir süs.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Özgür Suriye Ordusu Cerablus’ta,  IŞİD'den 5 köyü daha aldı. Bu ilerleyiş Azez'e kadar sürecek. Böylelikle Özgür Suriye Ordusu kontrolünde güvenli bir hat oluşturulacak. Bu hatta kurulması planlanan 6 çadır kentin 4 tanesi Türkiye'nin himayesinde, 2'si de Birleşmiş Milletler’in himayesinde olacak. Buraya Türkiye'deki 1 milyon, özellikle Türkmen ve Araplardan oluşacak mülteciler yerleştirilecek.

ADNAN OKTAR: Tamam anlıyoruz canım.

Kuzey Dkotalı Kürt, “Hocam Barzani’nin bayrağı dalgalanacak mı Kürtlerin yaşadığı yerlerde.” Dalgalansın. Kardeşim dini imanı olduktan sonra Allah’a, Kitap’a saygısı sevgisi olduktan sonra Suriye ve Irak razı ise bir Kürt bölgesi olsun. İftihar ederiz biz. Dindar Türkiye ile barışık Türkiye ile dost ticaret yapıyoruz, efendim ezanlar okunuyor, Kuranlar okunuyor. Ben öyle adamın alnından öperim Bayrağını dalgalandırırsa dalgalandırsın. Zaten orada Türk bayrağı illa ki dalgalanır yani. Öyle nurlu bir yer varsa Türk bayrağı da olur. Ama Barzani bayrak çekiyorsa oraya çeksin. Yani iftihar ederiz. Bizim bir rahatsızlığımız yok, bununla ilgili bir problemimiz yok. Biz ahlaksızlık, alçaklık istemiyoruz. Orada birbirini bilmem ne yapan alçaklar, komünist, Allahsız, Kitapsız, pislik, lağım takımı cinayet işliyor. Biz bu alçaklığı istemiyoruz. Adamın komünist olması bizi rahatsız etmez. Yaptığı alçaklıklar bizi ilgilendiriyor. Fikriyle bizim alıp veremediğimiz yok.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt, CIA’in kurulması emrini veriyor. Emir nereden geliyor, biliyor musunuz? İngiltere’den geliyor. O da onların adamı, onların emrinde. “Nasıl yapacağız, CIA nasıl olacak?” diyorlar Diyor ki; “MI6’in aynısını yapacaksınız. Ne yapacaksınız?” diyor. MI6’in elemanları geliyorlar. Amerika’da CIA’i kuruyorlar.

Amerikan istihbaratının ve CIA’in babası kabul edilen General William Donovan, 1940 ve 41 yılları arasında İngiltere’de Churchill ve İngiliz istihbarat yetkilileriyle görüşüyor. Ve ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde İngiliz istihbaratının aynı, benzeri bir yapı kurmak konusunda anlaşıp, faaliyete başlıyorlar. Talimat İngiltere’den. Onun için CIA dediğinizde aklınıza MI6 gelecek, İngiltere gelecek. 1941 yılında CIA’in ilk başlangıcı olarak kabul edilen Stratejik Servisler Bürosu, Rockefeller binasında kuruluyor. Merkez ofisin alt katında, İngiliz gizli servisi MI6’in operasyon merkezi var. Yani şaka gibi artık alenen yani.

Ankara’da akşam saatlerinde aniden bastıran yağmur hayatı felç etmiş. Ankara’da bir şey var o zaman. Aman ha, aman ha. Ankara’da bir şey olması iyi bir şey değil. Birilerine bir şey yapmaya kalkarsan Allah da sana bir şey yapar. Bu bir uyarı o kimse ilgili kişi aklını başına toplasın. Yahut kişiler diyelim.

İngiltere MI6’e Sovyet ajanı gibi görünen, Cambridge beşlisi olarak adlandırılan beş İngiliz ajanı yerleştiriyor. İngiliz derin devleti bunun üzerine Amerika’yla ilgili önemli bilgileri Sovyetler’e sızdırıyor. Bak oyuna bak. Bu sayede Amerika Birleşik Devletleri’nin tek güç olmasını engelliyor. İngiliz desteğine de bağımlı kalmasını sağlıyor. Daha sonra bu beş ajan Sovyetler’e kaçınca İngiliz istihbaratının Sovyetler’deki ajanı oluyor. Ve denge kuruyorlar. Yani Sovyet-Amerikan dengesini kuruyor. Ve her ikisini de kontrol altına alıp dünyada idareyi ele alıyorlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika, PKK’nın Suriye uzantısı YPG’ye hem Fırat’ın doğusuna çekilme talimatı verdi hem de silah ve istihbarat desteğini kesti. PYD lideri Salih Müslim’e Fırat’ın doğusuna çekilme tamamlandığı zaman destek yeniden başlayacak mesajı iletildi.

ADNAN OKTAR: Evet. Komünistlere destek olmaz. PKK’ya destek olmaz. Amerika çok büyük hata yapıyor. Sürekli belayla karşılaşıyor. Aklını başına almıyor.

PKK’lı köpekler, Diyarbakır Havaalanı’na yolcular iniş yaparken saldırmışlar. Kürt kardeşlerimizi güya korkutmaya çalışıyorlar. Kürtler hep kabadayıdır. Sizi ne sayarlar? Siz kimsiniz yani?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rus ajansı Sputnik, Türkiye’nin savaş uçaklarıyla Cerablus’un güneyindeki YPG mevzilerini bombaladığını iddia etti. Salih Müslim Twitter hesabından; “Kasımpaşa kafası Cerablus’a toslamıştır. Sonuçları Türkiye’ye çok kötü olacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Fatura ağır mı olacak diyor? Evet. Fatura ağır olursa faturayı biz geri göndeririz.

Tabii İngiliz derin devleti deyince insanlar gözlerinde çok büyütüyorlar. Halbuki İngiliz derin devletini kuran da Allah anlatır. Çünkü deccalın bir derin devlete ihtiyacı var. Onun için Allah tarafından oluşturuluyor. Deccal olmayınca Mehdi olmuyor. Mehdi (as)’ın çıkması için Allah deccalı oluşturuyor. Yani ledün ilminin bir uygulamasıdır bu. İlmi batındır. Yoksa deccalın olacağından değil. Akıl almaz bir güç veriyor Allah. Fakat sonra da köpek başı ezer gibi Mehdi (as)’a ezdiriyor, İngiliz derin devletini.

Putin kabadayıdır, delikanlıdır. Tayyip Hocam ona çok önem versin. Hataları var, yanlışları var ama delikanlıdır.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:  Mete Yarar, Barzani’nin PKK’nın hedefinde olduğunu şöyle söyledi; “PKK’nın en fazla saldırdığı grup Barzani’dir. Barzani’nin yaklaşık kırk köyü PKK tarafından işgal altındadır. Barzani’nin PKK’yla mücadele sırasında verdiği kayıp üç bin peşmergedir. Barzani PKK’nın bir numaralı hedefinde. Kendisine yapılacak olan darbe girişimine hazırlık yapıyor Erbil’de. PKK destekli bir ayaklanmanın ve başka bir ülkenin desteğiyle ayaklanmasına hazırlık yapıyor. Barzani’nin arkasından gelecek kişinin Türkiye’yle ortak hareket edeceği konusunda kesin bir bilgi de yok” dedi.

ADNAN OKTAR: Barzani’nin kılına dokunanın gök kubbeyi tepesine geçiririz. Sıkıysa yapsınlar da göreyim. Öyle kolay iş değil onlar. Bunlar havada dans ediyor. Yani ufak atsınlar civcivlere yem olsun.

İngiliz donanmasının bir amblemi var onu görebiliyor muyum? Var mı?

 BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Şimdi burada amblemde denizgergedanı var. Dikkat ederseniz. Bu aynı zamanda İngiliz derin devletinin de amblemidir, denizgergedanı. Yani İngiliz derin devletinin kendi aralarındaki anlaşmalarda tanıtımda kullandıkları parola bir resimdir. Başka var mı? Evet, o taç da dünya hâkimiyetini gösteriyor. Amerikan deniz donanmasında da aynı işaret vardır. Yani İngiliz derin devletinin damgası var. O boynuz yırtıcılığı, ölümü, yakıp yıkmayı temsil ediyor, remzediyor. O tek boynuzlu at da aynı şekilde İngiliz derin devletinin sembollerindendir. O da yıkmayı ölümü temsil eder.

Mehmet Şevki Hocamız yarın ki yazısında diyor ki “Ahir zamanda yaşadığımı biliyorum. Sahih hadislerde bildirilen Mehdi (as)’nin zuhur edeceğini biliyorum”. Hay maşaAllah. “Efendimiz (sav)’in yüzden fazla sahih hadiste bildirilmiş olan İsa (as)’ın zuhuruna inanıyorum”. Mesih’in geldiğin farkında demek ki. “Amik Ovası’nda Melhame-i Kübra savaşı olacağını çok sayıda insan öleceğini biliyorum” yani Hocamız demek ki konuşmalarımı iyi izliyor. Kokuyu almış. Kapalı bir üslup ile bir şeyler anlattım ama Şevval, Zilkade derken oradan konuyu anlamış o. Zilhicce’ye doğru gidiyoruz. O da baksana “taş üstünde taş kelle üstünde baş kalmayacağından çok korkuyorum” diyor. Yok, Hocamız’ın gönlü rahat olsun. Türkiye muzaffer olacak. Mehdi (as)’nin olduğu yerde mağlubiyet olmaz. Mehdi (as)’nin olduğu yerde zafer olur. İsa Mesih’in nefesi her yerde şuan. İsa Mesih de hazırlık halinde. O da çıkışa hazırlanıyor. Talebeleri de biliyor kendisi de biliyor. Oradan buradan her yerden bir yoğun hazırlık var. Biz de buradan ona selam ediyoruz. Sevgilerimizi gönderiyoruz. Güven içinde çıkacağı gün yaklaşıyor. Kudüs, Kudüs’ü Şerif’te Jerusalem’de inşaAllah dünya onu görecek. Mehmet Şevki Eğri Hocamız da farkına varmış. Varmaması da mümkün değil. Ben biliyorum birini ama söyleyemem diyor. Bize gelmişti acayip sevimli. Evde sohbet ediyoruz. Hiç yüzüme bakmıyor. Çok nadir bakıyor yüzüme yine gözünü indiriyordu hiç yüzüme bakmıyordu çok dikkat ettim. Sonra sarayda iftar vardı. Normalde o asla gelmez. Sarayda iftar olacak gelecek Çırağan’a asla gelmez. Seni sevdiğim için geliyorum dedi. Herkes gitti o gitmiyor. Kahveler falan geldi muhabbete başladı.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry Suriyeli mevkidaşı Lavrov’la yaptığı basın toplantısında yaptığı açıklamada “Suriye’nin bütününden yanayız. Bağımsız bir Kürt girişimini desteklemiyoruz. Bazı unsurları ile sınırlı bir şekilde işbirliği yapıyoruz. Dostumuz Türkiye’nin hassasiyetini anlıyoruz.” Cerablus’a yönelik Fırat kalkanı operasyonu ile ilgi Suriyeli yetkililerin rızası olmadan başlatıldığını da savundu.

 ADNAN OKTAR: Suriye ile dostluğun oluşabilmesi için önce şu sınırdan geçişi bir kolaylaştırsınlar. Suriyeli politikacılar, bilim adamları, profesörler Türkiye’ye rahatça gelebilsin. Vize imkansız hale getirmiş sistemi. Müthiş bir vize kilitlenmesi olmuş. Bu kilidi açsınlar. Vize kilidini açsınlar. Vize kolaylığı sağlansın. Suriyeli birçok üstat buraya gelemiyor. Meseleyi çözebilecek adamlar buraya gelemiyorlar. Bu bir yanlışlık. Orada bir kilitlenme ve hata var ilk oradan başlasak çok iyi olur. Bak istirham ediyorum. Vize kolaylığı sağlasınlar. Orada da çok iyi niyetli güzel insanlar var Suriye’de.

Barzani Türkiye aleyhine konuşmalar yaptığı dönemde Kürt kardeşlerimizi İngiliz derin devletinin etkisi ile Türk derin devletinin içerisindeki alçaklar ezim ezim eziyorlardı mahvettiler bizim Kürt kardeşlerimizi. Kürt delikanlı kızları bağırta bağırta şehit ettiler. Kürt delikanlıları asit kaplarında erittiler bu alçaklar. Barzani de nefret etti bu kahpelerden. Ve onların aleyhine söylüyor. Türk milletinin aleyhine konuşmadı. Derin devletin alçaklarına söyledi. Ben de söylüyorum o da söyler ne var bunda yani.

PYD terör örgütünün eline tanksavar füzeler verdi Almanya, İngiliz derin devletinin emri ile. O tanksavar füzelerinin imha edilmesi gerekir. Ellerindeki bütün silahın imha edilmesi gerekir. İmhayı da Türk hava kuvvetleri yapabilir. Ve Türk topçusu yapabilir. Bütün silah depolarının havaya uçurulması gerekiyor. Adam öldürülsün demiyorum. Ama bütün silah depoları halı bombardımanı ile yerle bir edilsin. Tek bir silah bırakılmasın ellerinde. Yani tankın içinde asker şehit etmeye kalkarsa biz o silah deposunu ortadan kaldırmak ile mükellef oluruz. Öyle şey olmaz. Almanların verdiği İngilizlerin verdiği bütün silahların yok edilmesi gerekiyor.

 BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Cerablus şehidimiz uzman Çavuş Ercan Çelik’in fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR:  Yaklaştır bakayım benim aslanıma. Ah severim ben seni. Hadi Allah şahadetini makbul etsin. Anana babana uzun ömür versin. MaşaAllah ne mutlu sana. Bak biz akşam akşam buradayız. Sen akşam olmayan bir yerdesin. Değil mi akşam oldu karanlık. Orada akşam yok. Sürekli gündüz. Gayret de eminler yaşadıklarından o çok şaşırtıcı. Ben normal bedenim işte diyor normal yaşıyorum. Ona ait hiçbir alamet bulamıyorlar. Çünkü ibadet ediyor namaz kılıyor. Ölsem namaz kılmazdım diyor. Oruç tutuyor, namaz kılıyor normal ibadetini yapıyor. Ama her şey pozitif. Ona Allah öyle planlamış. Yani günaha gireceği hiçbir şey olmuyor. Sürekli pozitif. Sırf sevap kazanmaları için oraya alınıyorlar. O yüzden de anlayamıyorlar niye gelmedi diyorlar. Kuran’da ona işaret var biliyorsunuz.

Evet dinliyorum.

 KARTAL GÖKTAN: Sahibi tarafından sevilmek istenen, sarılmak istenen bir kedi var.

 ADNAN OKTAR: Yani çok büyük nimet. Bir evde böyle bir şeyin olması. Ama çok şükür çocukluğumda kedi görmedim demem. Kedisiz bir anım hiç olmamıştır. Köyde de evde de zibil gibi kedi vardı. Bizim ev zaten kedilerin geçit güzergâhı üzerindeydi. Bütün mahallenin kedileri oradan geçerdi. Ama en tehlikelileri zorro kamçılı süvari vardı. Gözleri şeyli, o geldiğinde kediler paniğe kapılıyorlardı. Mahallenin dayısıydı. Onu mecburen kovalamak durumunda kalıyorduk geldiğinde.

Tarık Akan akciğer kanseri tedavisi görüyormuş. O sigara içiyor muydu Tarık Akan? Ona biraz yardımcı olalım. Genellikle bu önemli.

“Türbanlı polisin tutuğu, türbanlı savcının gözaltına aldığı, türbanlı yargıcın yargıladığı başı açık kadın adalete güvendi”. Emre Kongar. Ne alakası var? Başı açık kadında hakim oluyor. Başı kapalı kadın da hakim olur, savcı olur olabilir, olması gerekir. Yani kanunla hukukla bu sağlanabilir. Özgürlükçü olması lazım Emre Kongar. Dekolte hanımlar da olsun. Başı açık, başı kapalı her türlü istediği gibi hanımlar yaşayabilsinler.

“Ben sigarayı bir buçuk yıl önce bıraktım. Hem de günde dört paket içiyordum” demiş Tarık Akan. Mahvetmiş kendini. Zoruna ne oldu günde dört paket ciğer ne yapsın ona? Çok büyük bir hata yapmış. Artık olmuş bir kere ama sigaradan şiddetle kaçınmak lazım. Dört paket birden sen aslan gibi delikanlısın zoruna ne oldu ya? Ona kitap gönderelim.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan Savunma Bakanı Ashton Carter ABD senatosunda PKK ve PYD arasındaki ilişkiyi kabul etmek zorunda kaldı. Savunma Bakanı Senatör Lindsey Graham kendisine yönelttiği YPG, PYD’nin silahlı kanadımı sorusuna “evet doğru” dedi. Raporlar bunların PKK ile bağlantılı ya da en azından önemli ilişkileri olduğunu belirtiyor. Bu doğru mu şeklindeki soruya da “evet” yanıtını verdi. Ayrıca senatör PKK’nın Türkiye için terör örgütü olduğunu söylemesi üzerine Savunma Bakanı Carter “PKK sadece Türkiye’nin değil, Amerika’nın nazarında da terör örgütüdür” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: O zaman niye destekliyorlar? Çok karanlık bir durum.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adalet Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgilere göre son çıkan Kanun Hükmünde Kararname kapsamında açık cezaevlerinden 23 bin 806, kapalı cezaevlerinden 6 bin 293 toplamda 30 bin 99 hükümlü tahliye edildi.

ADNAN OKTAR: Evet. Ama tabii bu, bu kadarıyla kalsın. Çok tehlikeli bir girişim olur aksi.

Fikret dinliyorum ben.

BÜLENT SEZGİN: Amerika, IŞİD lideri Bağdadi’nin 2004 yılında 7 ay boyunca Irak’ın en güvenlikli hapishanesi Ebu Garip’de tutulduğunu ilk kez kabul etti. Amerikan Ordu Sözcüsü Troy Rolan, Bağdadi’ye verilen tutukluluk numarasının 157 ile başladığını ve bu numaranın Ebu Garip’deki mahkumlar için kullanıldığını belirtti. Haberde Bağdadi’nin 13 Ekim’de pek çok hücre arkadaşıyla birlikte Bucca Kampı’na nakledildiği ve 9 Aralık’ta şartsız salıverildiği belirtildi.

ADNAN OKTAR: İşte zamanında ezim ezim ezilen adamlar annesinin ırzına geçilmiş, kız kardeşinin ırzına geçilmiş, babasının burnu kesilmiş, kulağı kesilmiş ve adamları delirtmişler özetle. Onlar da şu an intikam peşindeler bu tabii çok korkunç bir durum. Kendi elleriyle yaptılar bunu, kendi elleriyle oluşturdular. Akıl almaz nefretle onları donattılar, müthiş bir kin duygusuyla donattılar ve adamlar şimdi adamları kıtır kıtır kesiyorlar. Sevgiyle yaklaşın dedim dehşetle yaklaştılar.

Aziz Grbemiraziz; “Üstad Said-i Kürdi vefatından önce Mehdi’nin Nakşibendilerden çıkacağını söylemişti” diyor. Olur mu? Seyyid olacağını söylüyor Bediüzzaman. Nakşibendilerle ilgili tek kelime söylememiş. Bir de Hz. Mehdi (as)’nin Nakşibendi olması mümkün değil çünkü hiçbir yere biat bağı olmayacak. Hadislerde Peygamberimiz (sav) hiç kimseye boğun bağı -biat bağı- yoktur diyor. Hiçbir alime, hocaya bağlılığı yoktur, Hz. Mehdi (as)’nin.

SEMİH MERİÇ: En büyük müçtehid demiştiniz .

ADNAN OKTAR: Tabii, kendisi en büyük müceddid, müçtehid, hem hakim hem mürşid hem Kutb-u Azam. En büyük müceddid ve müçtehid dışında hem mürşid diyor. Hem Mehdi olarak diyor bir zat-ı nurani gönderecek diyor.

Münafık kitabından bir bölüm okuyalım.

KARTAL GÖKTAN: Münafık dünyanın pek çok yerini gezmesiyle sükse yapmaya çalışır. Bazen de münafık yine küfrün dikkatini çekebilmek ve onların gözünde iyi bir yere gelebilmek için onların önem verdiğini bildiği yabancı ülkelere gidip gezer. Böylece ileride kendince hemen her fırsatta “ben şu yabancı ülkelere gittim, şuralarda gezdim, şu insanlarla tanıştım, şu önemli görevlere geldim” gibi sözlerle sükse yapabilecektir. Allah Kuran’ın, şeytandan Allah’a sığınırım: “…Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.” (Mümin Suresi, 4) ayetiyle münafıkların bu özenti ruhu nedeniyle gösteriş ve hava atmak için şehir şehir gezmelerine işaret etmiş ve “seni aldatmasın” sözleriyle de bunun özenilecek bir durum olmadığını hatırlatmıştır.

BÜLENT SEZGİN: Bir başka ayette ise Allah, şeytandan Allah’a sığınırım: (Ali İmran Suresi, 196) “İnkar edenlerin ülke ülke dönüp-dolaşmaları seni aldatmasın.” Sözleriyle yine münafıkların dünyayı gezip dolaşma çabalarının onlara bir kazanç sağlamadığına dikkat çekmiştir. Ancak münafık bunu kendi adına çok büyük bir kar zanneder. Kendisi küfrün bu tür imkanlarına büyük bir hayranlık ve imrenme hissiyle yaklaştığı için Müslümanların da dünyanın pek çok yerini gezip dolaşmış olmasından dolayı onu çok büyük göreceklerini ve ona gıpta edeceklerini sanır.

KARTAL GÖKTAN: Bu nedenle münafık küfre yaranmak için yaşadığı bu özenti ruhunu Müslümanlar arasında da üstünlük taslamak için kullanır. “Ben New York’a gittim, şu ünlü sokaktaki şu meşhur kafede, şu özel yiyecekten yedim. Sen de gidip gördün mü bunları?” gibi konuşmalar yapar. Bu şekilde kendince Müslümanları beğenmediğini vurgular ve kendisini de yücelttiğini sanır. Oysaki bir yerleri gezip-görmüş olmak bir üstünlük konusu değildir. Müslüman da dünyanın dört bir yanına gidip gezebilir, küfürden biri de. Zaten her insanı gezdiren yalnızca Allah’tır. Üstünlük ancak kişinin Allah’a olan sevgisiyle, imanıyla ve Kuran ahlakını titizlikle uygulamasıyla olabilir. Ama ölçüleri Kuran’a göre değil küfri değerlere dayalı olan münafık bu gerçekten gafil haldedir.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca elbette ki dünyanın güzel yerlerini gezmek hoş bir nimettir. Bir Müslüman da güzel olan her şeyi sever ve beğenir. İmkan olduğunda dünyadaki nimetlerden istifade etmek ister. Ancak Müslümanlar vakitlerini kendi eğlencelerine mi yoksa dünyadaki zulmün ve sıkıntıların sona ermesine mi ayırmaları konusunda bir seçim yapmaları gerekse elbette ki asla sadece kendi keyifleri için boş gezmeye vakit ayırmayı tercih etmezler. Mutlaka vicdanlarını kullanıp muhtaç insanlara yardım etmekten yana tavır alırlar. İşte münafık da bunu bildiğinden kendince Müslümanların vakit ayıramadığı bir şeyi kendisinin yapabildiğini vurgulayarak Müslümanlar arasındaki zayıf imanlı kişileri olumsuz etkileyip yanlarına çekebilmeyi amaçlar. Diğer yandan da o zayıf aklıyla Müslümanlara “siz gezemiyorsunuz ama bakın ben dünyanın dört bir yanını geziyorum” diyerek onlara sükse yapabileceğini sanır. Sırf bunun için gidip dünyanın bir ucundaki bir yerde bir hatıra fotoğrafı çektirip gelir ki bununla kendince hem Müslümanlara hem de küfürdeki yandaşlarına hava atıp itibar kazanabilsin. Ama hiçbir zaman için gezmeye ayırdığı vakti, Allah'ı anlatmaya, Kuran okumaya, güzel ahlakı tebliğ etmeye ayırmaz.

KARTAL GÖKTAN:  Eski devirlerde de bu münafık ahlakı tüm detaylarıyla benzer şekilde ortaya çıkıyordu. Münafıklar yine, 'ülke ülke, şehir şehir dolaşmalarıyla' hem küfre, hem yandaşlarına hem de Müslümanlara sükse yapmaya çalışıyorlardı. "Ben Fizan'a kadar gittim, oraları çok iyi bilirim, hep gezip gördüğüm yerler" gibi sözler sarf ederek kendilerince itibar kazanmaya çalışıyorlardı. Hatta kimileri bu durumlarıyla övünebilmek için hatıralarını anlatan kitaplar bile yazıyorlardı.

BÜLENT SEZGİN: İslam'a hizmete, acı ve sıkıntı çeken insanları zulümden kurtaracak çalışmalar yapmaya, Kuran ahlakını insanlara öğretmeye vakit ayırmamayı kendilerince 'uyanıklık' olarak gören münafıklar, gezip tozmalarıyla övünür ve buna sevinirler. Müslümanları, kendi ifadeleriyle 'enayi' gibi, kendilerini ise 'çok akıllı' görürler (Müslümanları tenzih ederiz). Oysaki Müslümanların ne kadar karda, münafığın ise ne kadar büyük bir zararda olduğunu Allah ona kısa bir süre sonra gösterecektir. Münafık ne kadar gayret ederse etsin, elde etmeye çalıştığı küfri itibarı ve süksesi eninde sonunda mutlaka yerle bir olacaktır. Allah Kuran'da bunun onlar için sadece 'az bir yararlanma' olduğunu ve sonunda karşılaşacakları yerin mutlaka 'cehennem' olduğunu bildirmiştir, şeytandan Allah’a sığınırım: (Bu) Az bir yarar(lanma)dır. Sonra bunların barınma yerleri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o! (Al-i İmran Suresi, 197)

ADNAN OKTAR: Evet.

Uğur Mumcu’nun oğlu Özgür Mumcu, ‘İsa Mesih’in nefesi şuan da her yerde’ dedim ya, ona bozulmuş. “Artık hat kalmadı” diyor. Yani bir sınır kalmadı her yerde diyor. Maneviyat, sevgi, İsa Mesih sevgisi her yerde. Çünkü Hristiyan alemi de seviyor, Müslümanlar da seviyor. Ona yönelik sevgi, ona yönelik muhabbet her geçen gün daha artıyor. Tabii ki hat olmaz. Sevginin hattı olmaz. O hatlar yıkıldı artık.

Emre Ertürk, “Biz de Kürt düşmanı, faşist yapıya karşıyız. O ne olacak?” Kürt düşmanı, faşist yapı varsa biz ona karşıyız. Her Müslüman karşıdır. Aklı başında herkes karşı olur. Öyle ahmaklık yapan olursa gereğini yaparız. Ama Kürt düşmanı olmak ayrıdır, PKK pisliğine, PKK lağımına dur demek ayrıdır. PKK lağımına tabii ki dur diyeceğiz. Ama Kürtler baş tacıdır. Onlar nurdur. Çok asil, vatanın mübarek evlatlarıdır.

Pena Beryan, Mir Başkanyan; Benim anladığım sen Barzani’yi pek sevmiyorsun. Niye sevmiyorsun? Çünkü dindar olduğu için sevmiyorsun. Çok ayıp. Müslüman’a sevgi duyman gerekir. Çünkü Müslüman mazlum, iyi niyetli, dürüsttür.

Evet, dinliyorum Fikret Efendi.

BÜLENT SEZGİN: Bir ufaklığın, minik kızın resmi vardı. Halep’teki patlamalardan sonra artık hiç konuşmuyormuş Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ama bayağı tatlı bir şey bu. Öbür ufaklık da çok şeker, bu da. Suriyeliler bayağı güzel insanlar, çok güzeller. Bir daha bakayım. Şu şekerliğe bak canımın içi. Küsmüştür o. Alıp Türkiye’ye getirseler bunu olmuyor mu? Biz bakarız. O bir gezip tozsa açılır, bir şeyi kalmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Resmi gazetede yayınlanan yönetmelik değişikliği kapsamında, emniyet mensuplarına yönelik kıyafet kısıtlamaları kaldırıldı. Bu kapsamda artık kadın polisler başörtülü olarak da görev yapabilecek.

ADNAN OKTAR: Şahane. Öyle olması gerekirdi zaten. Yakışmış. İstediği gibi giyinsinler. İsteyen açık giyinsin, ister kapalı giyinsin. Doğru olan bu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ankara Gülhane Askeri Hastanesi’nin Sağlık Bakanlığı’na devri gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı Genel Sekreteri Profesör Doktor Fatma Meriç Yılmaz’ın başörtülü olması dolayısıyla bugün tepkiler vardı.

ADNAN OKTAR: Ne var onda? Gayet normal. Var mı resmi? Niye? Nur gibi kadın. Çok ayıp yapıyorlar. Bir de bu gerekir zaten. Zamanında çok ezildi başörtülü hanımlar. O acı dönemlerin telafisi anlamına geliyor bu. Güzel bir şey. Ama tabii dekolte hanımlara karşı tavır gelişirse, bu da denge bozukluğu demektir. Bu da çok yanlış.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: YPG sözcüsü, YPG güçlerinin Fırat Nehri’nin batısında olduğu iddiasına dair örgütün Facebook sitesinden bir açıklama yaptı. “Hiç kimse YPG güçlerinin Fırat Nehri’nin batısında olduğu gerekçesiyle bu alanlara saldıramaz. Çünkü o kişiler iyi biliyor ki YPG güçleri bölgenin IŞİD üyelerinden kurtarılması için Menbiç askeri meclisine destek vermiş ve bu görev yerine getirildikten sonra güçlerimizi bu bölgelerden çekmiştir.”

ADNAN OKTAR: Eğer Irak ve Suriye müsaade ediyorsa, Barzani ve Barzani’nin çizgisinde, sevgi dolu, imanlı, İslam’a Kuran’a hürmeti olan, Türkiye’yle dost olan insanlar orada bir Kürt devleti oluşturabilirler. İftihar ederiz. Suriye kabul ediyorsa, Irak kabul ediyorsa yani kanun, hukuka uygun bir oluşumsa, Müslüman, muttaki, temiz insanlardan oluşan bir devlet oluşturacaklarsa iftiharla kabul ederiz. Öyle bir derdimiz yok. Biz Stalinist, komünist, Allahsız, Kitapsız bir devlete müsaade etmeyiz. Türk düşmanı, Türkiye düşmanı bir devlete müsaade etmeyiz. Nasıl müsaade etmeyiz, ne zaman bunu anlatırız? Herhalde Zilkade’de anlatacağız. Zilkade’de anlatırız. Müsaade etmeyiz, bunu unutacaklar. Ben şiddete karşıyım, dehşete de karşıyım. Bombalamaya, şuna buna karşıyım. Ama bu konu düzelecek, onu söyleyeyim.

BÜLENT SEZGİN: Videomuzla devam ediyoruz programımıza. 

Masaüstü Görünümü