Harun Yahya

Sohbetler (31 Ağustos 2016; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: İyi akşamlar değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Fikret Bey siz de hoş geldiniz.

Televizyonlara çıkıp Müslümanları birbirlerine kapıştırıyorlar. Bu çok büyük bir hata. Müslümanların Türkiye’de hepsi gariban zavallı insanlar. Birbirine kapıştırmaları da bir oyun, hiçbir Müslüman buna gelmesin. Her ne olursa olsun bunlar Allah’a inanan insanlar, Allah’ı seven baş eğmiş insanlar. Birbirlerine karşı çok acımasız hale getirmeye yönelik bir çalışma var. Hiçbir Müslüman gruba biz kin duymayız. Sadece acırız şefkat duyarız ve kurtarmak isteriz. Dolayısıyla bu kapıştırma oyununa kimse gelmesin. Televizyonlarda şu an tarikat ve cemaatleri birbirine düşürüp birbirinin aleyhine konuşturup topyekun imha etme kafası var. Bu oyuna hiç kimse gelmesin. Çok kötü İngiliz derin devletinin berbat oyunlarından birisi. Her yerde yapmıştır bunu. Suudi Arabistan’da yaptı, Irak’ta, Suriye’de yaptı her yerde yaptı. Fas, Tunus, Cezayir, Libya ve her yerde de tuttu. Ama Türkiye’de aklı başında adamlar var, burada yapamazlar. Müslümanlar bundan kaçınsınlar bu utanç verici bir olay çirkin. Tarikatların, cemaatlerin birbirini kırıp-geçirmesi projesine hiç kimse imza atmasın. Hiç kimse bu çirkin oyunun içine girmesin. Giren de geri çekilsin. Yani yanlışlıkla girmiş olan da varsa geri çekilsin. Bilakis kucaklaşsınlar, birbirlerini sevsinler, dost olsunlar, kardeş olsunlar nur gibi insanlar. Bu oyuna kimse gelmesin. Bu oyunla ilgili yazı da yazalım, makale de yazalım sık sık uyaralım.

Orada burada büyük yangınlar oluyor dünyanın her tarafında cayır cayır seyrediyorlar. Otuz kere dedim “Ormanlarda 100 metre aralık bırakın.” Yine yanar yine yanar yine yanar. 100’er metrelik şeritler yapılması lazım yangının sıçramayacağı gibi. Öbür türlü bu olur. Hatta 200 metre de olur. Geniş alan orman içerisinde, ora da kullanılır da evler yapılır, sanayi tesisleri yapılır her şey yapılır. Blok orman olacak diye bir şey yok. En az 200 metrelik şerit yapsınlar ormanlarda. Yangın olduğunda o bölgede kalır yayılmaz etrafa. Sadece orada kalır. Tarla yapabilirler sebze yetiştirilebilir her şeyde kullanılabilir o alanlar. Dolayısıyla blok orman kafası yanlış. En az 200 metrelik güvenlik mesafesi bıraksınlar. Bunu da her yere yazalım Amerika’ya da yazalım. Yani resmi kurumlara bildirelim. 

Bir etiket yapalım. Ne diyelim? “Sevgiyle hep birlikte” diyelim, evet.

Efkan Baba görevinden ayrılmış yerine Süleyman Soylu getirilmiş. Hayırlı olsun. Ama Efkan Baba’nın hizmetleri unutulmaz. Yiğit delikanlı yani. Ama bir hikmet vardır hayır vardır.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK dün Bitlis, Diyarbakır karayolunda yolu keserek kimlik kontrolü yaptı. Bu sırada PKK’yı fark ederek araçlarıyla uzaklaşmaya çalışan 1 polis ve 1 öğretmeni yaraladı. Ayrıca Bitlis Diyarbakır arasında bulunan tünellerin içinde sivillere ait 7 tırı yaktıkları belirtildi. Bazı fotoğraflar var.

ADNAN OKTAR: PKK işte eylem yapıyor. Böylece hani, “Bugün boş durmadık ey örgüt mensupları. Biz güçlüyüz bize güvenin arkası gelecek. Dolayısıyla da bize de yamuk yapmayın işte gücümüzü görüyorsunuz ayağınızı denk alın.” Kastettikleri bu. Ama işte topyekun bir mücadele verilmesi lazım sadece polisle askerle olacak bir şey değil bu. Topyekun vatandaşlara görev verilmesi lazım. Bunu kanunla hukukla halletsinler. Çünkü bak PKK topyekun mücadele veriyor. Topyekun. Ama biz daha kalabalık olduğumuz halde topyekun mücadele verilmediği için adamlar avantajlı oluyorlar. Topyekun mücadele verilse bu olmaz. Bunlar topyekun mücadele veriyor, halk topyekun mücadele vermiyor bu yanlış. Kanunla hukukla bu halledilsin.

Eğer İslam düşmanı merak ediyorsan, münafık merak ediyorsan nasıl olur diye bunu küfür çok iyi seçer. Yani böyle manavdan armut seçer gibi münafığı iyi seçer. Mesela İngiltere’de azılı küfür özelliği gösteren kanallar oluyor değil mi televizyon kanalları. O kanallara Müslüman diye çıkarılan sahtekarlar tam klasik münafıklar. Müslüman seçemez kafir çok iyi seçer küfür. Çünkü bak, küfür diyor ki “bana yarar, benim çizgimde beni destekliyor” diyor. Mütehassıstır küfür münafığı teşhiste. Çünkü küfre daha çok açılır münafık, daha samimi kendini gösterir. Müslümana gizler, küfre kendini açar. Onun için üçkağıtçı sahtekar münafık görmek isteyen İngiliz derin devletinin desteklediği televizyon kanallarına baksın. Oralara hemen getirirler münafıkları paket olarak ve açıkça da görürsün. Züppeliklerinden, kinlerinden, nefretlerinden, ahlaksızlıklarından, sapıklıklarından hemen anlarsınız. Bak yol merak edene yol gösteriyorum. O konunun uzmanı kanallar vardır İngiliz derin devletinin emrinde olan kanallar, münafık uzmanıdır. Çünkü o kanallara Müslüman yaramaz, onlara münafık yarar. Münafığı da bulma konusunda onlar çok ustadırlar. “Ey falan münafık” der “gel burada bu kanalda konuş” der. Onun için münafık konusunda mütehassıs olan, ihtisas yapmış olan İngiliz derin devletinin emrindeki televizyon kanallarına bakmak lazım. Oraya çıkarılan adamlar tam İngiliz derin devletinin uşağı olan münafık, üçkağıtçı Müslümanlar. Adı Müslüman olan üçkağıtçılar. Bilmem anlatabildim mi? Yani yol göstermek istiyorsanız, teşhis istiyorsanız hazır teşhis imkanı.

Bu mağazalara girerken silah araması için bir teşkilat var zangır zangır ötüyor böyle ışıkları falan yanıyor. Aynı onun gibidir işte bu İngiliz derin devletinin televizyon kanalları. Oraya çıkarttıkları, Müslüman adı altında çıkarttıkları böyle lamba gibi yanıyor dikkat ederseniz, ışıklar falan saçıyor. Münafık olmasa onu çıkartmaz oraya o, asla çıkartmaz. Casusluk için, üçkağıtçılık için, sahtekarlık için mutlaka münafığa ihtiyacı vardır. Normal dürüst bir Müslümanı İngiliz derin devletinin televizyon kanalı asla çıkartmaz. Seçmece hazır bilgi işte Müslümana. “Nasıl bulacağız?” diyor, bak kanala gör. Gerçekten iman etmiş bir Müslümanı asla çıkartmaz. Samimi bir Müslümanı asla çıkartmaz sadece münafığı çıkartır. Kendi işine yarayacak, her işinde ona yalakalık yapacak, üçkağıtçılık yapacak, Müslümanlara saldıracak, tuzak kuracak, alçaklık yapacak, gizli homoseksüel, gizli Darwinist, gizli dinsiz münafıklar. İngiliz derin devleti bunları çok iyi teşhis eder ve kanallarında meşhur etmeye çalışır. Bilmem anlatabildim mi?

Bu, Mir Quasem Ali’yi her an asabilirler. Tayyip Hocam bir kısa konuşma yapsa çok iyi olur yahut Başbakan. Yani bu asmalara bir önlem olarak. Katar ve Suriye yöneticilerine de yazı gönderelim internetten bunun durdurulması için. Yani devletin en önemli kademelerine 5-10 yere yahut 15 yere önemli kademelerine en önemli yerlere. En baştan işte orta dereceli kademeye kadar yazı gönderelim internetten bu kişinin asılmaması için. Mir Quasem Ali. Mir Quasem Ali’nin oğlu ve avukatı da kaçırılmış. Muhtemelen onları da şehit edecekler. Çok fazla kaçırılma olayı varmış. Bunun da engellenmesi için tedbir alınması konusunda Katar ve Suriye yöneticileri bir açıklama yapsınlar. Putin de bir açıklama yapabilir. Putin’e de bir yazı gönderelim. Obama da bir açıklama yapabilir. Obama’ya da bir yazı gönderelim.

“Mir Quasem Ali öldürülmesin” diye yine etiket yapalım İngilizce.

Sakın, bak Müslümanları, cemaatleri birbirine düşürmek istiyorlar. Televizyon kanallarını arena haline getirdiler adeta. Arenada Müslümanları birbirine düşürüp kapıştırmak ve aradan da kendi hedeflerine doğru ilerlemek istiyorlar. Böyle bir şeye hiçbir Müslüman yanaşmasın. Yanaştıysa da vazgeçsin. Kimse oyuna gelmesin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak’ta 11 polisin şehit düştüğü, sivillerin de hedef alındığı saldırıda kullanılan 10 ton bomba yüklü kamyonun Cizre Belediyesi’ne ait olduğu belirlendi.

ADNAN OKTAR: İşte artık gereğini yapsınlar. Otuz kere söyledik bak, “belediyeleri onlara vermeyin” dedik. “Oranın itibarlı insanlarını öne sürün ortaya getirin onları seçsinler ve belediyelere de bu kadar yetki vermeyin” dedik. “Yok” dediler işte “belediyeler alabildiğine özerk olacak, özgür olacak.” Hatta öyle bir hale getiriyorlardı ki öyle düşünüyorlardı ki neredeyse ordu gibi adamlar, asker-polis de onlara bağlı, mahkemeler de onlara bağlı gibi düşünüyorlardı bazı kişiler. Riske o zaman dikkat çekmiştik.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hürriyet, Sayın Erdoğan’ın özel harekatçılar tarafından korunmasını üstü kapalı şekilde eleştiren bir manşet attı. Gösterebilirim manşeti. “Özel koruma” diye attılar manşeti. Hürriyet’in ne amaçla attığı anlaşılmayan bu manşeti sosyal medyada büyük tepki aldı. Ayrıca Hürriyet yeni düzenlemeye göre polislerin başörtü takması önündeki engelin kalkmasını da üstü kapalı bir şekilde eleştirdi. Külliye’deki sivil başörtülü bayan emniyet görevlisini de “Sarayın türbanlı koruması” başlığıyla okurlarına duyurdu.

ADNAN OKTAR: Türbanlı bir avuç insan var. Çok ezildiler özgür olsunlar. Yani o bir kalp ferahlığıdır. Eskiden pastanede oturamıyorlardı, sokağa çıkamıyorlardı. Ben bazen dışarı çıkıyorum bakıyorum genç kızlar birbirlerine sokulmuşlar başörtülü falan rahat rahat oturuyorlar, çarşılarda istediği gibi geziyorlar. Kimse de laf etmiyor. Yani o eziyet dönemi gitti. O yüzden sevinç duysunlar onlar için de iyi bir şey bu kötü bir şey değil. Modern aklı başında genç kızlar. Bizde öyle bağnaz yobaz falan çıkmaz.

Özel harekatçı da çok normal. Çünkü polisin tabancası oluyor, yeni mezun oluyorlar çatışmaya falan o kadar alışık olmuyorlar. Çatışma tecrübeleri olmuyor. Ama özel harekatın çatışma tecrübesi var o yüzden iyi. Onda şaşılacak bir şey yok. Tehlike büyük olduğu için önlem de büyük oluyor. Ben “özel harekatçı olsun” dedim Tayyip Hoca’ya korumaları. Hatırlıyorsunuz, evet. “Özel harekatçılardan seç otomatik silah bulunsun” dedim. Tabancalı polis olmaz. Bunlar istiyor ki tabancalı polis olsun. Çocuklar tamam sırım gibi delikanlılar, sırım gibiler ama silahla imtihanları var, tabancayla olmaz. Tabanca 50 metre en fazla. Uzun namlulu silahla saldırı olduğunu düşün Allah muhafaza ne yapacaksın? Tamamen avantaj kaybolmuş olacak. Tayyip Hocam doğru yaptı. “Özel harekatçı bulundur” diye tavsiyede bulunmuştuk. Allah razı olsun o da özel harekatçıları çevresinde bulunduruyor. O doğru bir sebebe sarılma yöntemi. Yaptığı hareketlerde anormal olan hiçbir şey yok. Türbanlı polis de çok güzel çok isabetli olmuş. Çünkü o bir iç acısıydı. Olsun, insanlar içerisinde türbanlı kardeşlerimiz de olsun. İnanıyorsa öyle kapansın. Niye zorla başı açılsın, niye acı çeksin?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Hakan, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın bir anlık coşkuyla Che hakkında eşkıya dediğini ancak tepkiler karşında hemen geri vites yaptığını belirterek şunları söyledi: “Ama yiğitçe bir geri vites değildi yaptığı. ‘Rabbim affetsin hata yaptım özür dilerim’ demedi diyemedi. Onun yerine kem küm yaptı. İsmail Kahraman eğer Che’nin çeyreği kadar bir yiğit olsaydı özür dilerim deme cesaretini gösterirdi” dedi.

ADNAN OKTAR: Mao muhabbeti, Che muhabbeti nereden geldi buna? Senin önderin Hz. Muhammed (sav). Sen Kuran’a uyan bir adamsın, senin Che’yle ne işin var? Adam Marksist, Leninist, komünist terörist düşünceyi savunan, dehşeti ve şiddeti savunan, kan dökmeyi savunan, cinayetleri teşvik eden Stalinist yapıda bir adam. Sayın Kahraman’ın tabii geri adım atması çok yersiz oldu. Bilakis daha da vurgulayan geniş bir açıklama yapsın. Bu Ahmet Hakan gibi tiplere malzeme vermiş oluyor. Onun da Che’den haz alması diye bir konu da yok aslında. Ondan feyiz alması, onu kabul etmesi diye bir konu yok, nefret ettiği birisi. Mao’dan nefret ettiği halde Mao’nun resmini göğsüne asıyor. Che’den nefret ettiği halde onu savunuyor, çok samimiyetsiz. Sen Müslüman muttaki imam hatip mezunu adamsın ne alaka yani?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Wall Street Journal Gazetesi, Türkiye’nin Cerablus operasyonuna 40 Amerikan komandosunun da katılacağını, ancak bu konuda Beyaz Saray ile Pentagon arasında anlaşmazlık çözülünceye kadar Türkiye’nin çoktan Suriye sınırını aşıp Amerika’yı şaşırttığını söyledi. Ayrıca Amerikalı yetkililerin Cerablus’un 14 saat içinde alınmasına ve IŞİD’in direnmemesine de şaşırdıklarını belirtti.

ADNAN OKTAR: Şaşırmış. Daha çok şeye şaşırırlar. Onlar istiyor ki hem Türk askerinin kanı aksın, hem IŞİD’deki Müslümanların kanı aksın, Müslümanlar birbirine düşsün, cinayete hazırlıklı olalım, alışkın olalım istiyorlar. Türkiye’de de tarikatlar birbirine düşsün, cemaatler birbirine düşsün, hükümet tarikatlara saldırsın, tarikat hükümete saldırsın, herkes birbirine düşsün böyle bir şey olmaz. Boşa hayalleniyor Amerika. O, İngiliz derin devletinin tavsiyesiyle ortaya çıkan bir atak. Böyle bir şey kabul etmeyiz. Kendilerini çok akıllı zannediyorlar ama çok kabaca bir akıl bu. IŞİD oraya saldırı olacağını bilince tabii ki çekilir. Ne yapsın yani? Türkiye’yle çatışacak hali yok.

Müslümanlara adamların bakış açısını bir kitap haline getirebiliriz insanların. Bak, Türkiye’de görüyor musun, bütün tarikat ve cemaatlerin haksız olduğu kanaatindeler. Haşa bir kısmının böyle koyun gibi olduğunu. Bir şeyh efendi çıkar kafalar bir şey söyler bütün millet inanır, malını mülkünü de kaptırır. Zaten sürekli şey yapıyorlar “aman dikkat edin malınız mülkünüz, kafanızı açın” falan. “En iyisi sizi Diyanet izlesin” diyorlar şeffaflaştıralım falan. Bak komüniste demiyor bunu, ateiste demiyor. Sırf Müslümanın kafasının çalışmadığı kanaatinde. Yani her türlü suça müsait, bu ırza geçer, soygun yapar, kafalanır, devleti yıkmaya kalkar her şeyi yapar kafasındalar.

1960 darbesini Müslümanlar mı yaptı, tarikat mı yaptı, cemaat mi yaptı? Abdülhamit’i devirenler kimdi? Patrona Halil İsyanı’nı yapan kimdi? Madanoğlu cuntasını kim ortaya çıkarttı, tarikat mıydı bunlar? 12 Eylül’ü tarikat mı yaptı? Bu garibanları kullandılar, İngiliz derin devleti kullandı. Suç işleyenler tabii ahlaksız onları ayırıyorum da, İngiliz derin devleti kullandı. Darbeyi NATO yanlısı subaylar, Gladyo. NATO’nun Türkiye’de Gladyo yapılanması var çok büyük bir yapılanma. Onun artık subayları var arta kalan onlar ve bir kısım da Fethullah Gülen’in adamlarını karıştırıp çorba yapıp ellerine yüzlerine bulaştırarak bir darbe yaptılar. Konu bu.

Esra Zeynep Yavuz, “Selam Allah’ın aslanı. Delikanlı aleminin hası canım Hocam. Geçen günlerdeki sohbetinizde bayan kardeşlerimiz için ‘birisine yan gözle dahi bakmazlar, birisi de onlara bakamaz bu onların imanlarından iffetindendir’ demiştiniz. Ben bu sözünüz üzerine tefekkür ediyorum lakin iffeti tam anlamıyla kavrayamadım canım Hocam. Yani iffet neyi kapsar? İffetsiz olmak neye bağlıdır? Bakışlarla ilgisi var mıdır? Kısacası iffeti daha detaylı anlatır mısınız canım Hocam? Ellerinizden hürmetle öpüyorum.” Şimdi, Müslümanları kıskanan çok ama bizi kıskanan çok çok çok fazla. Çünkü biz İslam’ın aydınlık nurlu onurlu yüzüyüz, gerçek yüzüyüz. Yani gururla anlatabilecekleri yüzüyüz. Aydınlık nurlu yüzü olduğumuz için bizde milim santim hata olmaması gerekiyor. Mesela kız arkadaşlarımız da o yüzden çok çok titizler. Yoksa bakar da insan etrafına konuşur da ama o kadar titizler ki, burada da görüyorsunuz titizliklerini. Burada bile kimse hanım arkadaşlarımıza bakmaz. Göz ucuyla dahi bakmazlar. Niye? Çünkü çok alçak bir sistem var Müslümanlara karşı kurulmuş kahpe bir sistem var ona karşı. Yoksa haramlığından değil. Müslüman Müslümana bakar ne olacak? Bir şey olmaz. Ama bu kahpe alçak sistemi boğmak gerekiyor ilimle irfanla, akılla fikirle, kanunla hukukla. Fırsat vermemek lazım. Fırsat vermemek için. Mesela bak, konuşmalarım oluyor bu kadar konuşuyorum, hiçbir konuşmamda hukuki açık yok. Adamlar konuşuyorlar televizyonda, en az 200-300 mahkemesi var adamların. Herhangi bir kişinin bile en az 200-300 mahkemesi vardır. Son derece özenli konuşuyorum. Hep barıştırıcı, dengeleyici. Mesela fırsatı ganimet bilmiyorum. Fethullah Gülen cemaatinin ezilmesinden kaynaklanan alan açıklığını kullanma yönünde de bir tavrım yok. Ben onların da kazanılmasını düşünüyorum. Yani imhasını düşünmüyorum kazanılmalarını düşünüyorum. Suçlu olan hapse girsin ama suçu olmayan da eğitilsin doğru bir çizgiye girsin istiyorum. Bunca rezalete rağmen, yaptıkları rezalete rağmen.

Mesela bizim kız arkadaşlarımızla ilgili, der adam değil mi, arkadaşlar bana Facebok’tan veyahut şuradan buradan herhangi bir şekilde der ki yahut sokakta, mağazada, lokantada veyahut normal hayatta böyle bir şey oldu demesi lazım. Bak yüzlerce hanım kız var bir kişiyle ilgili tek bir kelime yok. Niye yok? Çok titizler de onun için. Ve hepsinin yüzündeki nurdan da anlaşılıyor bu. Ama Müslümanlar işte dünya çapında hep böyle haşa büyük bölümünü avanak görüyorlar. Kafalanır, teröre bulaşır, zaten potansiyel teröristtir, adam öldürür, ondan sonra ırza geçer, kafa keser, her türlü cinsi sapıklığa hazırdır, kafalanır, malını-mülkünü kaptırır, nereye çeksen gider. Bak televizyonlarda gece-gündüz bunu anlatıyorlar dikkat ediyor musunuz? Saygı yok adamlarda, Müslümana saygı duymuyor adam, değer de vermiyor. Kendinin akıllı olduğunu zannediyor. Akıllı olmak için dinsiz olmak gerektiğine inanıyor. Dinsiz olan akıllı olur. Mesela adam bak Mao’nun resmini koymuş göğsüne “ben sizden daha üstünüm” diyor. Göğsünde La ilahe illaAllah yazsa “ha demek ki bu adam akılsız” diyecekler. Ama Mao’nun resmi olunca “ha bu adam ne konuşsa haklı” diyecekler. Bak Türkiye’nin akıl babası oldu dikkat ederseniz, değil mi? Bütün cemaatlerin üstünde, herkesin üstünde, bütün İslami toplulukların üstünde hepsine akıl veren, onlara doğru yolu gösteren hatta akıllı olduğunu iddia edenlere dahi akıl veren. Mesela bak Mustafa İslamoğlu en akıllı olduğu kanaatinde, onu dahi yöneten ve yönlendiren adam konumunda. Ne yapmış? Göğsüne Mao’nun resmini koymuş. Mesela “Allah bir” yazsa göğsünde bitti. Bu felaketi de Müslümanlar kabul etmişler, büyük bölümü kabul etmiş.

BÜLENT SEZGİN: “Onlara iman edin dendiğinde ‘düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim’ derler” (Bakara Suresi 13) diyor.

ADNAN OKTAR: Hayır, öyle bir eğitim yapmışlar ki hakikaten Müslümanlar ezik. Mesela Pakistan’da 150 Müslüman aynı gün şehit ediliyor, hak ettiklerine inanıyorlar ezikler. Ne oluyor demiyor. Avrupa’da olsa yer yerinden oynar. Bir kişi bile ölmüş olsa büyük olay oluyor. Her gün Irak, Suriye’de 100-150 kişi muntazam şehit ediliyor hiç kimsenin muhatap dahi olduğu yok. Bak 9000 çocuk kayıp, mülteci 9000 çocuk Avrupa’da kayboldu. Bu akıl almaz bir skandal ama Müslüman çocuğu diye önem verilmiyor. Bu tabii kitap haline gelmesi gereken bir şey. Bunu nasıl elde ettiler bu da ayrı bir konu. Bak Müslümanlara verdikleri değere bak sen. Gece gündüz günlerden beri “bütün tarikatlar şeffaf hale getirilmesi lazım” diyor. Niye şeffaf? “Çünkü karanlık göremiyoruz” diyor. Çünkü potansiyel suç şebekesi gibi görüyor. Bak PKK’yla baş edemiyor. PKK’yı bir kenara bırakmış, YPG’yi bir yana bırakmış, PYD’yi bırakmış “önce şu tarikatları bir hizaya getirelim” diyor.  

Cem Erdoğan, “Sizi yakından takip ettikçe önyargılarım yıkılıyor ve fikirlerinizin bu ülkeye çok fayda sağlayacağını anlıyorum.” Önyargıyı sana İngiliz derin devleti verdi. Yıllarca benim üstümde ve arkadaşlarımın üstünde bir mühendislik çalışması yaptı İngiliz derin devleti. Basın, televizyon, radyo ama yıllarca. Adamlar herhalde bir koku aldılar ama ne kokusu aldılar anlamadım. Bizdeki koku olsa olsa gül kokusudur.

Mesela homoseksüel dernekleri var, bunlar şeffaf olsun falan kimsenin dediği yok. Akıl almaz büyük yapılanmalar bunlar. İngiliz derin devletinin uşakları kanguru gibi hopluyorlar etrafta. Onlara da kimse şeffaf olun falan demiyor. Nerede gariban varsa gidip onlara şeffaf olun diyorlar. Çünkü Müslümanların ürkek, çekingen, tedirgin, adap ve edebe önem veren, kendi içinde kapalı kasılmış bir ruha sahip olduğunu biliyorlar. Müslümanlar öyle yetiştiler, böyle çekingen, içine kapalı, adap ve edep diye bir din çıkarttılar. Şimdi bir dinin kuralları var, adabın kuralları ayrı, edebin kuralları ayrı. Onlar farzların çok üstünde. Mesela on tane farz varsa on bin tane de edep var ve hepsi farz hükmünde. “Bu edepsizliktir” diyor. Hoppala, neye göre? “Edepsizliktir” diyor. Mesela bacak bacak üstüne atıyor adam oturuyor kadın, “bu edebe uygun değil” diyor. Mesela yüzüne bakıyor “bu da edebe uygun değil” diyor. Neye göre? “Benim şeyhim dedi” diyor. Edep dediği yeni bir din, adap dediği yeni bir din. Onun için de Müslümanları boğdukları için canlarım benim felç olmuş vaziyetteler. Mesela bir yere gittiği zaman Müslümanların arasına hemen elini düzünün üstüne kor dimdik böyle hiç kıpırdamaz, ağzı falan kurur yazık böyle, o korku ve tedirginlik içinde etrafa bakar hemen anlarsın. Yani kıyafetinden kılığından, bıyık kesiminden falan her şeyinden anlaşılır. Gereksiz kendine eziyet eder ama tabii Allah için yapıyor.

Müslümanlar bu oyuna gelmesin. Potansiyel suçlu gösterilmeleri olayına karşı çok ciddi tavır alsınlar. Bak çıt çıkmıyor tarikatlardan bir tek ben savunuyorum onları dikkat ediyor musunuz? Hiçbir tarikat çıtını çıkartmıyor. Ve aydın bilinen takım falan da adamların üstüne acayip yükleniyorlar kendilerince. Bunların ağababaları asıl yönlendiricileri koro şefi olarak önde yürüyorlar. Yani “Siz kimsiniz de bize böyle kafa tutuyorsunuz, bizi böyle analiz etme gücünü siz nereden aldınız, siz niye şeffaf olmuyorsunuz da bizi şeffaf hale getirmeye kalkıyorsunuz?” demiyorlar. Bir de “Neyimizi şeffaf yapacaksınız?” da demiyorlar. Menzil cemaati bütün milletin gözü önünde neyini şeffaf yapacaksın? Otobüsle gidiyorsun, evine giriyorsun her yere giriyorsun, yemek yiyorsun, gözünün önünde hatme yapıyorlar zikir çekiyorlar gizli bir şey de yok. Yani neyi merak ediyorsun? Adamın yatak odasına mı girmek istiyorsun ne yapacaksın? Hayır, neyi göremediğin ne kalmış geriye? Her şeyi görüyorsun zaten. Havadan onların tarlalarının resimlerini çekmişlerdi daha önce biliyorsunuz. Bu konuda dava açıldı. İşte “Maydanoz yetiştiriyorlar.” Sana ne? Niye o garibanlara kafayı takıyorsun. Rapor var inanılır gibi değil, “Bir kısım elma ağaçları olduğu, hayvan yetiştirdikleri ağıllar olduğu” diyor. Keçeli kalemle de çizmişler fotoğraf havadan çekilmiş. İşi gücü bırakıp jet uçağıyla resim çekmişler havadan. Bak layık gördükleri sisteme bak. Adamlar sana ne yaptı, ne yaptılar? Yazık, çıtları çıkmıyor gariplerimin kendi hallerinde yaşıyorlar. Yıllardan beri, 1980 yılından beri tanıyorum 79-80 çıtları çıkmaz. Daha eski bir tarikat tabii. Mazlum, Güneydoğu’da PKK’ya karşı mücadele veren, devletin birliğini beraberliğini savunan güzel inanlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN:  Menbiç’e yönelik bir operasyonun Türkiye’yi doğrudan etkileyeceğini iddia eden Figen Yüksekdağ, kendisi Türkiye’yi tehdit etti. Şöyle söylüyor  ‘Menbiç’e dönük bir saldırı harekatının başlatılması ve sürdürülmesi Türkiye’yi doğrudan etkiler. Dün nasıl 6-8 Ekim sürecinde Kobani’nin  DAEŞ  tarafından işgal edilmesi  Türkiye’deki  Kürt halkını bizleri harekete geçirdiyse, Menbiç’e yönelik saldırganlık yanıtlanacaktır’ şeklinde konuştu. 6-8 Ekim olaylarında HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın çağrısıyla sokağa çıkan sivil teröristler ortalığı yakıp yıkarken 50’den fazla kişinin ölümüne sebep olmuştur.

ADNAN OKTAR: Bir daha öyle bir şeye yelteneceklerini zannetmiyorum. Sivil terörist değil ayrıca PKK’lı onlar. Nerenin sivil teröristi? Yaparlarsa karşılığını alırlar. O zaman devlet daha elastikiydi. O süreç bulamaç olayları vardı, o yüzden adamlar o bulamaçın içinde zıplıyorlardı ama şimdi süreç küreğe döndü. Yani zannettikleri gibi olmadı, isterse bir denesinler. Tahminlerinin çok çok üstünde karşılık alırlar. Deli akıllıyı gördüğünde değneğini saklar derler. Yani hiç kimse dangalaklık yapmaya kalkmasın. Yani vatanı böldürmeyiz bunu unutsunlar. 30 kere deneme yapmaya gerek yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Eski Ehli Sünnet TV’nin muhabiri Mücahit Cihathan Twitter hesabında ‘Cumhurbaşkanlığı külliyesinde bulunan Beştepe Millet Camisi’nde, muhteşem zikrullah, Devletin merkezinde zikrullah’ başlığıyla bir video paylaştı.  Oda TV bu konuyu haber yaptı. 6 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı külliyesinde bulunan Millet Camisi’nde toplu zikir ayini yapıldığını ve bu durumun çok tartışılacak bir olay olduğunu yazdı. Sosyal medyada da yayımlanan videonun kısa görüntüsü var.

ADNAN OKTAR: Nerede olmuş bu zikir?

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanlığı külliyesinde bulunan Beştepe Millet Camisi’nde.

ADNAN OKTAR: Tamam işte şeytanı kovalamışlar. Ne var yani? Şeytan mı zikir yapacaktı ki? Müslümanlar zikir yapmış, iyi olmuş. Şeytan kovalamışlar şeytan, güzel olmuş.  Oraya İblis çağırmışlardır onlar da şeytanı kovalamış. Güzel olmuş, tebrik ederim. Ferahlık güzellik bereket gelmiştir, hayır olmuştur. Oda TV’nin hoşuna gitmiştir. Ne diyecek Oda TV? Yayınlıyorsa sevincinden yayınlamıştır.

Tatlı bir sinek var, beni niyeyse çok sevdi. Bu hayvanlar inanılır gibi değil çok büyük mucize. Evrimciler diyor ki ‘uçma diye bir olay yoktu ilkönce’ diyor. Dinozorlar vardı diyor, sonra sinek yakalarken diyor onlar uçmaya başladılar diyor. Sinek kardeşim, saniyede 500 kere 1500 kere kanat çırpıyor, saniyede. En mükemmel kanat onda. Sineğin kanadının olduğunu bile unutuyorsun. Yani kafa öyle dağılmış ki. Herhalde gazozla ayran karıştırmış, ne dediğinin haberi yok. Dinozor da bütün gücüyle yakalamaya çalışıyormuş böyle, yavaş yavaş tüyler çıkmaya başlamış ve bunu adamlar yiyor ya. İnanılır gibi değil, yiyor yani. Birde Müslümanlarla dalga geçmeye kalkıyor bu kafadaki adam.

6 Ağustos’ta zikir yapılmış, kim yaptıysa o zikri yedi ceddine rahmet olsun. Allah razı olsun. Şeytan kovalamışlar. Şeytan oraya bir daha gelmez.

Şemsi git Allah aşkına, sineğin adı Şemsi. Laf söz dinlediği yok, dikey uçuşlar yapıyor falan, hayır akıl almaz zeki de. Mesela bir insanın yakalaması mümkün olmuyor, refleksi insan refleksinden çok daha yüksek. Yani en ala uçak pilotundan daha iyi uçağı kullanıyor. Şemsi eğer cin min isen yani bilmiyorum. Cinsen şöyle havada bir uç, göreyim seni. Cinmiş bu tamam.

Müslümanlara akıl veren, onları yönlendirmeye çalışan, kafası çalışmayan insanlar topluluğuymuş gibi gösteren tiplere karşı bir kitap hazırlamayı düşünüyorum.  ‘Üst Perdenin Adamları’ gibi olabilir, ona benzer. Bunlar haddini bilmiyor, kendini de bilmiyorlar. Müslümanlar her dönemde mazlum olmuştur, zaten Kuran’da onların vasfı odur. Mazlum ve halimdir, yani dünyanın dengesini sağlayanlar da onlardır. Halimlikle, yani çılgınların dengede olmasını sağlayan bir topluluktur, Müslümanların.

“Başımızın tacı Adnan Hocam, ölümüne seninleyiz” diyor. Allah ömrünüzü uzun etsin.

“Kuran’ı hayatına geçirmiş gerçek Müslüman görmek isteyen Sayın Adnan Oktar’a baksın” diyor Ömer Toprak. Çok fazla öyle kardeşimiz var, maşaAlah.

Ayşe Karadoğan, “Gülüşünü yaratana kurban olayım” diyor. “Canım nurum yakışıklı Adnan Hocam.”

“Hocam evanjelistler hakkında ne düşünüyorsunuz?” Volkan Akgün. Dinsiz olmasındansa evanjelik olsun. Yeter ki dindar olsun yani.

İsrail’de iç savaş çıkmadı, şamata yapıyorlar. Darbe de olmaz, yani darbeye kapalı bir toplumdur İsrail. Mesela; Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda buralar hep darbeye kapalıdır. İngiltere. Ama Amerika şuan açık çünkü İngiliz sömürgesi olduğu için.

Münafıklarla Müslümanları çok eziyorlar. Yani şuan Müslümanların ezilmesinde hep münafık kullanılıyor, bunlar da bayağı bilgili kültürlü adamlar. O yüzden fark edemiyor insanlar. Bir yüksek nitelikli münafık vardır, yani derin devletlerle doğrudan bağlantılı. Onlar çok keskin bir zekaya sahiptirler yani şeytani bir zekaya sahiptirler çünkü şeytanla doğrudan bağlantıda oldukları için. Onlar özel bir klandır, yüksel nitelikli münafıklar. Birde orta nitelikli münafık vardır ama onların tahribat gücü derin devletlerle bağlantısı çok dolaylıdır yani direkt derin devleti hedeflemez. Birde niteliksiz münafıklar vardır; halk arasında çok yaygındır, niteliksizdir, tahrif gücü de zayıftır. Ama sevap gücü de zayıf oluyor. Yani Müslümana sevap gücüde zayıftır. Niteliksiz münafığın. Nitelikli münafığın sevap gücü çok yüksek olur, Müslümana sevap verme gücü. Kendi günahı çok olur ama Müslümana sevap verme gücü az olur, halk tipi münafığın. Yani düşük nitelikli münafığın sevap verme gücü azdır. Şimdi onlarla ilgili ben bir kitap yazmadım, yani düşük nitelikli, orta nitelikli münafıklarla ilgili bir kitabımız yok onu hazırlayacağım. Çünkü halk daha ziyade o tip insanlarla muhatap oluyor. Yüksek nitelikli münafık çok nadir olur, yani her yerde rastlanmaz. Onlar genellikle yönetici konumunda oluyorlar yani çok üst düzeyde olurlar. İngiliz derin devletiyle doğrudan bağlantılı oluyorlar. İngiliz derin devleti onları doğrudan tanır, ismen bile bilirler. Ama yüksek nitelikli münafıkların kullandığı orta nitelikli münafıklar daha avamidir yani daha kolay yönlendirilen insanlar olurlar. Ama asıl ordu olan yani münafık ordusu olan alt nitelikli, az nitelikli münafıklardır, büyük bir kitle oluşturur onlar. Onları üst nitelikli yüksek nitelikli münafıklar yönlendirirler. O yönlendirme nedeniyle şuan Müslümanlar eziliyorlar zaten. Yani dinin değiştirilmesi de onlarla yapıldı. Ta Resulullah (sav)’ın zamanında hemen vefatından sonra yaptılar. Hatta Resulullah (sav)’a baskı yapıyorlardı, Kuran’da da var o, ayette ‘Sana baskı yapıyorlar’ diyor Allah ayette, ‘dini değiştirmen için. Eğer sana yardım etmeseydim az da olsa onlara meyledecektin’ diyor Allah. ‘Eğer bunu yapsaydın şahdamarını koparırdım’ diyor Allah. ‘Allah’ın dilemesiyle onu yapmadın. Sana değiştirmen için gelirler’ diyor yani ‘Kuran’da yok bunu ilave et veya çıkart gibi gelirler sana’ diyor ayette.

Sefa Eren, “Hocam Müslümanlıkta böyle dekolte ve süslü bir cemaat olur mu?” İşte tam yerini söyledin, doğrusu budur, bu şekilde olur. Müslüman hep bütün peygamberler döneminde Süleyman (as) zamanında da böyleydi. Hanımlar çok bakımlı ve güzel, erkekler çok yakışıklı bakımlı hep böyle yani. Mesela bak ‘mescitlere giderken süslerinizi giyin, ziynetlerinizi takının öyle gidin’ diyor Allah. Müslüman çok yakışıklı çok güzel olacak. Hanımlar da çok bakımlı olacak.

 CAN DAĞTEKİN: Şeytandan Allah’a sığınırım, “Size süslü bir giyim var ettik” diyor Cenabı Allah.

ADNAN OKTAR: Süslü bir giyim.

CAN DAĞTEKİN: Evet, maşaAllah.

Sizin her şeyinizi okuyacak olursak sabaha kadar vakit ayırmak lazım. Birde boş laflarla niye vakit geçirelim? Onu oku, bunu oku bilmem ne. Sen yaz bir yerden bir arkadaşın okusun sabaha kadar dinle. Öyle olmaz, burada demagoji olmaz. Boş lafla vakit kaybedemeyiz. Ayette diyor ya ‘boş bir lafla dalmış oyalanıyorduk derler’ diyor, olmaz öyle bir şey.

İsra Suresi 73-75 Şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlar neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını” yani Kuran’ın hükmünden başkasını “bize karşı düzüp uydurman için” yani hadis şeklinde yeni uydurma çıkarman için “seni fitneye düşüreceklerdi o zaman seni dost edineceklerdi.” Yani bir hadis çıkartsaydın uydurma bir Allah’ın hükmünü meydana getirseydin “Eğer Biz seni sağlamlaştırmasaydık andolsun onlara az bir şey de olsa eğilim gösterecektin” yani kendinden bir hüküm gösterecektin diyor Allah. Yani Kuran’a ilave yeni bir hüküm getirecektin ama Ben buna müsaade etmedim diyor Allah. “Bu durumda Biz sana eğer yapmış olsaydın” bir hadis uydursaydın bir hüküm çıkartsaydın Allah adına “bu durumda Biz sana hayatında kat kat, ölümün de kat kat acısını tattırırdık” feci şekilde karşılık verirdim diyor Allah. “Sonra da Bize karşı bir yardımcı bulamazdın.” Peygamber (sav)’e diyor bunu.

Meryem, “Müslümanların aydınlık yüzüsün canım Hocam” diyor. Evet, modern, demokrat, sanata dönük, kültürlü, görgülü, güzel olan her şeyi esas alan, kötü olan her şeye karşı olan, en hoş, en nezih, en estetik ne varsa onu talep eden, kabili hitap, demokrat, şefkatli, merhametli, dengeli, tutarlı, helale harama çok titiz, mükemmel, aydın bir topluluk. Müslüman topluluğu, arkadaş çevrem.

Hakan Akın, “Böyle hoca böyle ilk defa İslam’a uygun, Kuran’a uygun anlatan bir hoca gördüm” diyor.

Bu dediğin şahıs da vefat etti o ayrı. O şeyhti ama benim dediğim kişi tam klasik iblis. Ona uyduğunu zannetmiyorum.

“Hocam Efkan Ala’nın görevi bırakmasının sebebi İngiliz derin devletinin tehdidi olabilir mi? Hayırlı akşamlar” Şemsi Türkücü. Efkan Baba kabadayıdır. Yani şehit olacağını bilse bu adamları hiç kaale almaz. Böyle bir şey olmaz.

Sevgisiz gençlerden oluşan bir klan var. Bu nasıl oluyor? Bunlar garip kelimelerle birbirleriyle konuşuyorlar ve her cümleye bir küfür ekliyorlar. Ama bu onları mahveder. Bu çocuklar zinde olamıyorlar. Yani yarı deli gibi yaşıyorlar. Bu kadar nefret bu kadar sevgisizlik, kalitesizlik, kir, estetik, güzellik hiçbir şey yok bunlarda, nezaket yok sürekli küfürleşme, kavga var. Annesi babasıyla küfürleşiyor kavga yapıyor. Eşiyle de kavga yapıyor. Çocuklarına karşı da kinli. İşyerinde de kinli. Üslubu hep nefret dolu. Laf sokan, münasebetsizlik yapan saygısız, küstah. Böyle hayat olmaz. Bu belanın içine düştüyse Allah’a sığınıp, Kuran’ı çok iyi kavrayıp okuyarak bu beladan kurtulması lazım. Bu belanın içinde yaşanmaz.

Ayhan Topaloğlu, “FETÖ haçlıları övüyordu sen de Ermenileri övmeye başladın. Hayır mı Oktar Bey?” Haçlıdan kastıysa Hristiyanlarsa, Hristiyanlar çok mübarek insanlardır. Temiz insanlardır. Ben Fethullah Gülen’in övmesinin bin misli överim Hristiyanları. Çünkü Allah’tan korkuyor, helale harama dikkat ediyor. Yaratan olduğuna inanıyor. Allah’ın birliğine inanıyor. Ne için sevmeyeyim? Allah diyor onlardan kadınlarla evlenin diyor. Sevgili olsun onlar size diyor. Ayet. Dolayısıyla tabii ki seviyorum. Ermenileri de çok seviyorum. Kardashian da Ermeni’dir. Onu da söyleyeyim.

“Sana kızanlar seni neden izliyor?” Mesut Aydemir. Kızmasının sebebi zaten kıskançlık, hayranlık, gıpta ve çektiği acı. “Neyi yanlış yapıyorsunuz?” İnsan olabilir hata yapabilir ama bunların yanlış dedikleri hiçbir şeyde ayet getirmiyorlar. Kafasına göre kendi dini anlayışına göre kendi yarattığı dine göre söylüyor. O şirk olur biz onu dinlemeyiz. Ama Kuran’la bana şu ana kadar yanlış yaptın diyen yok. Kuran’a göre yanlış yaptın diyen yok. Demek ki doğru yoldayız.         “Bunlar ağlayan hocalara alışmış” diyor o kişiler. Ağlayan hocalara alıştıysa onlara ağlayan bebek alırız. Plastikten var bir tane. Yatırdın mı ağlıyor, biliyorsunuz değil mi? Gidip onlarla ilgilensinler.

Yüzlerce kişi sayfasında canlı yayın linkini paylaşmış. Yani yüz bin rakamlara şu an ilerliyoruz. inşaAllah. Yalnız bu sevgisiz insanlar kendi aralarında böyle internette bir klan oluşturmuşlar. O, ona küfrediyor; o, ona küfrediyor küfürden bunlar rencide olmuyorlar. Yani nasırlaşmışlar. Bir kısmı da kaşarlaşmış. Akıl almaz küfürler hakaretler bağırtılarla kendi aralarında konuşuyorlar. Ama her gün normal hayatları olmuş bunların. Annesine küfrediyor, babasına küfrediyor, oğluna küfrediyor. Oğlu ona küfrediyor. Dedesi ona küfrediyor. O dedesine küfrediyor. Birbirlerine saldırıyorlar. Cam çerçeve kırıyorlar. Adeta cehennemin dünya şubesi gibi yani. Dünyadaki bir kolu gibi. Allah onlara bir bela olarak bunu vermiş. Bunu kabul etmemeleri lazım.

“Haçlılar işgal etse size bir zarar gelmez” diyormuş Fethullah Gülen. Olur mu? Evanjelik sistemde Fas, Tunus, Cezayir’de akıl almaz katliamlar yaptılar. Evanjelikler özellikle yani Katoliklerde de var. Evanjeliklerde de vardır. Müthiş bir katliam ruhu var bir gelenek olarak. Fethullah Gülen cemaatine de o katliam ruhunu, evanjelik katliam ruhunu verdiler. O çok kötü. Daha önce onlarda böyle bir şey yoktu. Allah’ı haşa kıyamete zorlama kafası var ya onlarda mantık. Katliam mantığını mesela Suriye’de uyguladıkları katliam mantığını, Irak’ta uyguladığı katliam mantığını Türkiye’de Fethullah Gülen’in kontrolündeki subaylara yaptırmak istediler. Yani bu evanjeliklerden alıntı. Onların ahlakını kabul ettiler. Cinayet ahlakını. Hepsi değil ama. Evanjeliklerin bir kısmında cinayet kutsal. Adam öldürmek kutsal. Onlar da bunu kutsal kabul ettiler adam öldürmeyi. Cinayeti kutsal hale getirdiler.  Bu inanç onlara yeni girdi Fethullah Gülen cemaatine. Adam öldürme kültü oluştu. İnsan öldürmeyi ibadet olarak görüyorlar. Bu çok korkunç bir şey.

Mustafa Can Mete, Mustafa sen akşam akşam gazoz mu içtin? Kola karışık mı içtin? Coşmuş. Abdülhamit’in sancaktarıysa dedendir o. Geçmişindir. O seni ne bağlar? Sen ayrı imtihan olacaksın. Abdülhamit’in sancaktarı ola kişi ayrı imtihan olacak. Deden cennete gider sen cehenneme gidersin. Yahut tersi de olabilir. Dolayısıyla dedenle övünmeyi bırak sen. Kendini düzelt. Kendi eksiklerini düzelteceksin. Soyundaki şehit de seni kurtarmaz. Allah’ın karşısına çıktığında benim soyumda şehit vardı dersen geçerli olmaz. Sen müstakil yaptıklarından sorgulanacaksın. Şehitler cennete gider seni de cehenneme koyarlar. Allah esirgesin. Onun için sen cehennemden kendini kurtaracak bir gayret içinde olması lazım.

Erdal Aydın “mason” Soru mu soruyorsun? Benim mason olduğumu mu söylemek istiyorsun? Bir kitap ismimi bu? Nedir? Anlamıyorum k ‘mason.’ Yeni bir itap mı yazıyorsun yoksa.

Realist adlı Realist Men diye yeni bir hesap açılmış Gülen örgütünden muhtemelen. Şimdi adam öldürme inancı gelişti bunlarda bakın ne diyor; “Çok yazık uykuda olan halk için artık söz tükendi.” Bunu Tevrat’tan da almış olabilir. “Haliniz çok acı olacak bağrışlarınız sokaklarda yankılanacak.” Muhtemelen Tevrat’ın etkisinde kalmışlar yani Türk halkının Tevrat’a ve İncil’e göre öldürülmesi gerektiğine inanıyorlar gibi görünüyor. Allah hidayet versin.

Ümit Bozkurt, hanım kızları yaratan Allah. Oradan buradan gelmiyorlar Allah yaratıyor. İmana karşılık Allah yaratır. Bak bu mühim bir sır sen bunun farkında değilsin. Hz. Süleyman (as)’ın üç yüz hanımı yedi yüz cariyesi vardı. Dünyanın çeşitli yerlerinden geldiler ama Allah yarattı orada onu. Dünyanın çeşitli yerlerinde yaratıp yanına gönderen Allah. Bu hanım arkadaşlarımı da yaratan ve benim yanıma gönderen Allah’tır. Kaderde onlar o şekilde istihdam ediliyorlar. Sokakta aramayla bulamazsın öyle bir şey olmaz. O zannediyor ki rastlantı böyle geziyorduk sokakta mıknatıs gibi insanları toplarsın öyle bir şey yok. Dünyanın en büyük mıknatısı olsa yine gelmez öyle bir şey olmaz.

Oğuz Atılgan, “Müslüman kadın nasıl olmalıdır?” Kuran ahlakına uyan olması lazım. Kuran’a uyan.

Eminov, “Makedonya’ya selam söyler misiniz?” diyor. Selam bütün Makedonlara.

“Hocam Peygamberimiz (sav)’in yetmiş iki fırka hadisi var doğrusu sizce hangisi? Türkiye’de kim?” diyor. “En iyi fırka” Ömer Koç. Mehdi fırkasıdır. Yetmiş ikiden kasıt Peygamberimiz (sav)’in çok anlamında o. Matematik rakam anlamında demiyor yetmiş iki. Mesela yetmiş bin sarıklı yobaz Hz. Mehdi (as)’ye karşı mücadele verir, yetmiş bin. Yani çeşitli din adamları Diyanet’te de var başka bir yerde de var azgın, İngiliz derin devletine mensup bazı dindar görünen alçaklar Mehdi (as)’ye karşı mücadele edecekler yoksa yetmiş bin sayısında sınırlı değil. Belki yedi yüz bin de olabilir. Çok anlamında o.

Sebati Kaya, “Adnan Bey Tokatlı mısınız öyle diyorlar?” Anne tarafım Tokat. Baba tarafı Bala, Bala’ya da Kafkasya’dan, Kafkasya’ya Mekke’den gelmişler. Hz. Ali (ra)’nin evladı olan soydan geliyorum.

Meltem, “Hocamızın Müslümanları güçlü koruma duygusu, hamiyeti, aklı, neşesi tevekkülü tüm İslam alemi için bir aydınlık” diyor. Müslümanları çok rahat ezebiliyordu İngiliz derin devleti ve parmağına takıp oynatıyordu çünkü elinde muazzam münafık ordusu vardı. Bizi pek hesap etmediler. İşleri zor, zor değil de imkansız. Bunlar sonunda mıh gibi çakılacaklar. Bak şimdi Tayyip Hoca’ya karşı bir yapılanma meydana getirmeye kalktılar onu da bozduk.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz 12 Ağustos tarihinde Beşevler Parkı’nda bir araya gelip sizin Münafığın Derin Karanlığı kitabınızdan bölümler ve makaleler okumuşlar. Ayrıca 7 ve 21 Ağustos tarihleri arasında Bursa Cumhuriyet Caddesi, Yalova’da Çınarcık ve Armutlu sahilleri, Bodrum Yalıkavak, Gemlik Küçükkumla, Aydında Kuşadası ve Didim sahilleri, Mudanya ile Muğla’da Datça ve Ortaca sahillerinde fosil sergileri düzenlemişler. Çok kalabalık olan bu bölgelerde sergiler çok ilgi görmüş maşaAllah. 17 Ağustos günü Kopenhag’da kardeşlerimiz sizin elli adet kitabınız, yüz adet belgesel CD’si, beş yüz adet Evrim Yalanı broşürü ve yüz adet A9 Arapça broşürü dağıtmışlar. Kardeşlerimiz 26 Ağustos’ta Zonguldak Ereğli’de yüz yirmi adet CD ile elli adet kitabın dağıtımını yapmışlar. İnegöl’deki kardeşlerimiz 22 Ağustos’ta ev sohbetinde bir araya gelerek Münafığın Derin Karanlığı kitabınızdan bölümler okumuşlar. Gebze’den kardeşlerimiz 15 Ağustos’ta  buluşup Kuran’dan ayetler ve kitabınızdan bölümler okumuşlar. Fin Fillandiya’nın Pori kentinde yaşayan kardeşlerimiz iki yüz ellişer adet Fince PKK terörünün gerçek yüzü ve Evrim Yalanı broşürü ile İngilizce belgesel CD’sinin dağıtımını yapmışlar ilk kez. Fin’de Yehova şahitlerini de ziyaret edip onlara da broşür ve CD hediye etmişler. Çalışmalarınızdan, Kuran’dan ve İncil’den bahsetmişler ve tekrar sohbet için sözleşmişler. Sakarya’nın Erenler ve Serdivan ilçelerinde 21, 26 ve 28 Ağustos tarihlerinde çok sayıda A9 broşürü dağıtılmış. Kardeşlerimiz 19, 22 ve 23 Ağustos’ta Münafığın Derin Karanlığı kitabınız başta olmak üzere Nasıl Bir Yemen ve Sakın Unutmayın kitaplarınızdan bölümler okuyup sohbet etmişler. 28 Ağustos’ta Antalya’daki bir alışveriş merkezi çevresinde iki yüz elli adet eseriniz dağıtılmış. Viyana’daki kardeşlerimiz altmış adet Türkçe ve doksan adet Almanca kitabınızı ve çok sayıda Allah var, Evrim yok broşürü dağıtmışlar. Dağıtımdan sonra evde sohbet etmişler. İzmir Enternasyonal Fuar Alanı’nda beş yüz belgesel CD, beş yüz A9 TV broşürü ve otuz adet eseriniz dağıtılmış. Sonrasında kardeşlerimizin sohbeti olmuş. Almanya’dan bayan kardeşlerimiz 17 ve 18 Ağustos tarihlerinde toplam elli yedi adet kitabınız ile çok sayıda Almanca broşür dağıtmışlar. 17 Ağustos’ta Denizli köyleri kahvelerinde ve Burdur Çavdır ilçesinde halkımıza çok sayıda kitabınız, PKK’ya çözüm broşürü, belgesel CD si hediye edilmiş. 18 Ağustos’ta Balıkesir’den kardeşlerimiz evde bir araya gelip evde yemek yiyip sohbet etmişler. Son olarak Bursa Fethiye semtinde de yüz adet Harun Yahya eseri dağıtılmış. Bir alışveriş merkezinde de fosil sergisi düzenlenmiş. Üç gün boyunca sürmüş sergi maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

Demircan Sözen, “Herkes mason olabilir mi?” olmaz. Masonlukta üç şart vardır, ilmü kemal, hüsnü cemal, malü enval. Yani güzel yüzlü olmak, zengin olmak ve ilim sahibi olmak,  bilgili olmak. Eskiden beri bu şekildedir. Geçmişleri çok eskidir masonluğun. İlmü kemal, hüsnü cemal, malü enval.

Birol Birzade, “Devletimizin varlığına gelecek ve tehdit oluşturabilecek her unsur hakkında istihbarat edinilmesi sizi neden rahatsız ediyor? Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik diye bir ilkesi var. Bilmem daha önceden hiç haberiniz oldu mu?” Bu istihbaratı sağlayan benim zaten. İngiliz derin devletini devlete bildiren benim. PKK’nın yaptığı alçaklıkları bildiren benim. Devlet ondan sonra PKK’ya karşı sertleşti. Daha önce PKK’ya karşı çok ılımlı gidiyorlardı. Türkiye’nin akıldaneleri her yere dağılmıştı. Öcalan’ı övenler oluyordu. Bülent Arınç göklere çıkarıyor Öcalan’ı. Biz tehlikenin varlığını devlete bildirdik. PKK’nın nasıl ayaklanacağını anlattık. Bütün tehdit unsurlarını devlete bildirdik. Dolayısıyla istihbaratı veren biz olduğumuza göre, istihbarat bilgisini veren biz olduğumuza göre, istihbaratı aktaran biz olduğumuza göre rahatsız olan değil bizzat icra eden olduğumuz anlaşılıyor. “Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik diye bir ilkesi var. Bilmem daha önceden hiç haberiniz oldu mu?” Daha önceden haberim oldu Kuran’dan haberim oldu. “La ikrahe fiddin” diyor Cenab-ı Allah. Laiklik ilkesini Cenab-ı Allah Kuran’da ilk defa açıklıyor. 1400 sene önce açıklıyor. “Dinde zorlama yoktur”  laikliğin en kısa açıklamasıdır. En kısa ve öz açıklaması bak laik diye başlıyor zaten “laikrahe” laik Kuran’ın ilk kelimesinde laik geçiyor zaten. Laik “laikrahe fiddin” şeytandan Allah’a sığınırım “dinden zorlama yoktur” dolayısıyla önceden haberim oldu. 1400 yıl öncesinden haberim oldu. Senin yeni haberin olmuş benim 1400 yıl önce haberim oldu. Sen 2016’da haber almışsın. Biz 1400 sene önce haber aldık. Arada fark bu. Benimle eğer polemiğe girersen her seferinde kaybedersin. Sana söyleyeyim.

Vural Bal, “Hocam sen ne anlatıyorsun daha düne kadar elçilerimizi öldüren, çocukların diri diri derisini yüzen Karabağ’ı işgal etmiş Ermeniler mi?” O Ermeniler suçlu ben masum Ermenileri seviyorum. Yani bu cinayetlere katliamlara karışmamış, dindar temiz masum Ermeni kardeşlerimiz. Osmanlı’nın milleti sadıka dediği, Türkiye’de de yüz binlerce Ermeni kardeşimiz var şu an. Ermenistan’dan gelip burada çalışıyorlar nur gibi tertemiz insanlar onları ben seviyorum. Katili niye seveyim? Senin anlattığın katiller. Katillerden nefret ederim.

Varancan, “Hocam Alevilik ve on iki imam hakkından ne düşünüyorsunuz?” Alevilik nurdur, güzelliktir, sevgidir. İnsan sevgisi, hayvan sevgisi, bitki sevgisi, Yaratan’a sevgi her şeyi sevmektir Alevilik. İnsanın kalbine inşirah meydana getiren, bağnazlığın kapısını kapatan bir ışıktır. On iki imam, Resulullah (sav)’ın evlatları on iki imamı sevmeyen zaten Müslüman değildir.

Demircan Sözen, “Hocam büyü yapmak günah mı?” Günah tabii ama etkisi olmaz büyünün.

Süleyman Özmen, “Kurban hakkındaki görüşleriniz çok güzel.”

“Adnan Bey cennette de şehvet arzusu var mı o keyif?” diyor Ömer Koç. Tabii ki, şehvet asıl ahirette olacaktır. Mesela meyveden alınan zevk, meyve suyundan alınan zevk, manzaradan alınan zevk, şehvetten alınan zevk en yüksek cennettedir.

Zekeriya Elmalı, “Ee İsrail’i ne biçim övüyordun. Hani Allah’ın bile dikkat etmemizi istediği şu Yahudileri sen ne çok övdün.” Yahudi’nin iyisi iyidir Peygamber (sav) övüyor Cenab-ı Allah Musevi’nin iyisi iyidir. Allah onlara Kenan ilini vadediyor. Cennet vadediyor, iyisine ama doğrusuna. Yani Mehdi (as)’ye tabi olanlarına.

Tarık KMRC, “Hey Hocam içki içmek günah mı?” Hem günah hem zararlı. İçkiyi siz gözünüzde gereksiz büyütmüşsünüz. Çok alerjik, toksik, müthiş zararlı bir madde. Hiç heveslenmeyin.

Emrah Beştepe oyun havası istiyor, tamam biraz bekle.

Ahmet Haliloğlu, “Adam gibi adamsın mert konuşuyorsun, çekemeyenler çatlasın.”

İlker Öztürk işte kurbanda beraber birleşin kurban alın kesin. Sabahleyin beraber arkadaşınla yersiniz.

Ömer Koç, “Alevilik hak mezhep değil diyorlar alimler ama” diyor. Yok. Aleviler candır. Sevgidir Alevilik saf sevgi.

“Canım Hocam ben de Vanlı bir Kürt kardeşinizim aslen Ermeni asıllıyım sizi 2012’den beri takip ediyorum ve çok seviyorum. Rabbim sizden ayırmasın.” Elif Özal. Ermeni çok fazladır. Keşke imkan olsa da hakikaten genetik koduna baktırayım hayret ederler Türkiye Ermenilerle iç içe yaşamıştır yüz yıllarca. Ayrıca Ermeniler de peygamber soyudur tertemiz insanlar onlara karşı öfkenin bir anlamı yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Takvim yazarı Bekir Hazar Fethullah Gülen’in yaptığı konuşmada “Haçlının ülkemizi işgal etmesi çok tehlikeli değildir, bir kere onlar sizin kadınınıza, kızınıza, mabedinize ilişmezler” dediğini söyledi. Ardından şu yorumu yaptı “Ancak İngiliz istihbaratı Irak’ta kimyasal silah var diye asılsız bir rapor hazırladı ve bu rapora dayanarak Irak’a giren Amerika ve İngiliz ordusu Irak’ta milyonlarca insan öldürdü, binlerce kadına tecavüz edildi. Siviller, çocuklar kan gölünde çırpınarak can verdi.”

ADNAN OKTAR: Doğru.

BÜLENT SEZGİN: “Ve sonra da İngiliz başbakan televizyonlara çıkıp “pardon” dedi.”

ADNAN OKTAR: Doğru evanjelik kafada bu var. Evanjelik İngiliz derin devleti kafasında yani geniş çaplı cinayet mantığı.

Göktuğ Burak Karaman, “Hocam boks yapmak günah mı ?” Çok tehlikeli kafaya vuruluyor. Habire bütün gücüyle kafasına vuruyor bir insanın, tabii ki günah. Kafa beyin kalır mı onda? Ne kadar tehlikeli bir şey. Var gücüyle kafaya vurmak, nasıl mantıklı olur bu? Böyle spor mu olur? Pehlivanlık iyidir, pehlivanlık. Karakucak. Dalıp kaldırıp atacaksın böyle. Kündede yani, hiç kaçarı kurtarırı olmaması lazım kündede. Bas kündeyi diye bağıracaksın.

“Merhaba hayırlı geceler. Servet ben. Soracağım soruyu yorumlamanızı istiyorum. Müslümanlık evrensel bir din midir? Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.” Tabii ki evrensel bir din. Bütün kainata yöneliktir yani Peygamberimiz (sav) bütün dünyanın peygamberidir, hepsi ümmetidir, icabet etmemişlerdir. Biz icabet ettik biz icabet ümmetiyiz, onlar icabet etmedi ama hepsi ümmettir, Peygamberimiz (sav)’in ümmetidir.

Gizem, “Lütfen videomu Allah aşkıyla sevdiğime gösterin.” diyor. Var mı öyle bir videosu?

KARTAL GÖKTAN: Yoktu.

BÜLENT SEZGİN: Yok şuan.

ADNAN OKTAR: Herhalde ayrı bir video anladığım kadarıyla.

Emin Öztürk, “Adam seçilmiş hükümete darbe yapmak istedi. Nasıl bu saatten sonra barış olmasını beklersiniz ki ?” Şimdi, suçu olan herkes içeri yani, o tamam o. Yapmayan masumları diyorum ben. Yani bu işlere bulaşmamış, pis işlere girmemiş olanları kurtarıp vatanın asli vatandaşımız olarak, kıymetli evlatları olarak bağrımıza basmamız lazım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İçişleri Bakanlığı görevine getirilen Süleyman Soylu’dan ilk açıklama geldi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevini bırakarak Efkan Ala’nın yerine İçişleri Bakanı olarak atanan Soylu: “Benim için de sürpriz oldu.” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Süleyman Soylu iyidir güzel insandır.

Şimdi bir video daha yayınlatacağım. Müslümanların sanat anlayışının çok küçük bir yansıması bu. Şimdi o ikinci çiftliğin de filmini göstereceğim.

Nurullah Yiğit, “Hocam dövme yapmak günah mı?” diyor. Niye günah olsun?

“Adnan Hocam, ömründe tek bir güzel bayanla tanışamayanlar sizi çekemiyorlar. Yakışıklısınız ve derin imanlı nur ala nursunuz. Bu da bunları kızdırıyor” diyor. Sabahattin değil mi bunun ismi? Sabahattin Önkibar.

BÜLENT SEZGİN: Evet Sebahattin.

ADNAN OKTAR: Eren Öztürk. Eren, cinayet işleyenler Fethullah Gülen cemaatinden, kanun ve hukuk ne diyorsa tabii ki karşılığı olacaktır. Suç işleyenlerin hiçbirinin affedilmesinden yana değilim. Yani mutlaka kanunla ve hukukla karşılığı verilsin çünkü çok büyük zulüm yaptılar. Yani kalleşçe kahpece ve alçakça. Bizim canlarımızı şehit ettiler. Mutlaka karşılığı verilecek. Ama yüzbinlerce bu işlere karışmamış insan var. Onları kazanmamız lazım.

Meryem, “Seni sevmek en güzel duygu” diyor. En güzel duygulardan biri evet.

Leyle Şahin, “Hocam ateistlerle Müslüman arkadaş olabilir mi?” Olur tabii konuşursun. Ateist adam inanamıyordur, ikna edersin anlatırsın.

“Kaç dönüm üzerine kuruldu burası?” diyor. Görüyorsun işte artık. Bayağı geniş bir arazi üstüne.

Evet şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü