Harun Yahya

Sohbetler (1 Eylül 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Organik domateslere bakıyorum böyle yamuk yumuk. Tarla artığı gibi böyle. Salatalıklar yine çarpık çurpuk. Niye? “Bu organik de onun için” diyor. Bir de pahalı da. Herhalde satamadıklarını Bir kısım kişiler…

Ne diyelim? Bir etiket yapalım. “Geleceğimiz Sevgi Birliğinde” diyelim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Siirt’in Pervani ilçesinde yol güvenliğini sağlayan askerlere PKK’lı teröristler tarafından ateş açıldı. Çıkan çatışmada Uzman Çavuş Halit Şiltak şehit olurken bir asker de yaralandı. Van’ın Çaldıran ilçesinde de çıkan çatışmada bir korucu ve bir asker şehit olurken dört korucu yaralandı. Siirt şehidimizin fotoğrafını gösterebiliriz.

BÜLENT SEZGİN: Halit Şiltak.

ADNAN OKTAR: Halit Bin Velid gibi. Koçyiğit o, ağabeyinin aslanı, nurlu aslanı. Allah şehadetini kabul etsin, makbul etsin. Allah anana baban uzun ömür versin.

BÜLENT SEZGİN: Murat Kasım.

ADNAN OKTAR: Yaklaştır Murat’ı. Murat Allah seni nuruyla sarsın. Cennetiyle seni şereflendirmiş. Sana ne mutlu. Allah annene babana uzun ömür versin.

BÜLENT SEZGİN: Bir şehidimiz daha vardı Adnan Bey. PKK geçen Salı günü eski Köy Korucuları Derneği Başkanı Mehmet Emin Özer’in oğlu AK Parti üyesi Menderes Özer’i kaçırmıştı. Arama çalışmaları devam ederken, Menderes Özer bugün başından vurularak şehit edilmiş halde bulundu.

ADNAN OKTAR: Menderes’i görebiliyor muyuz?

KARTAL GÖKTAN: Görebiliriz, evet.

ADNAN OKTAR: Menderes, ağabeyinin aslanı. Allah şehadetini makbul etsin, kabul etsin. Allah anana babana uzun ömür versin. Cennette arkadaşlarınla bir aradasın. Biz burada bekliyoruz. Ne mutlu sana.

Bursa Nutku 35; “Adnan Bey ben evrim teorisine inanan bir insanım, materyalistim. Beni nasıl vazgeçirirsiniz?” Kitap veririm. Yaratılış Atlası’na bakarsın, oku, incele. Bizim internet sitelerine gir. Kanaatin geliyorsa tamamdır. Kanaatin gelmiyorsa ben senin fikrine saygı duyarım. Yani illa iman edeceksin diye bir şey yok. Allah nasip etmez, iman etmezsin. Ama bu bilgiye rağmen iman etmemen mümkün değil. Çünkü benim Yaratılış Atlası’nı okuyup da iman etmeyen bir adam ben rastlamadım. Bak altını çizerek söylüyorum. B enim Yaratılış Atlası’nı birinci cildini bak hepsini demiyorum. Birinci cildini okuyup, inceleyip, iman etmeyen bana bir tane adam getirin. Alıyor fakat okumuyor, iman etmeyenlerin sebebi o. Yani üç beş sayfaya bakıp vazgeçiyor. İman etmekten korktuğu için okumuyor. Bak, iman etmekten korktuğu için okumuyor. Okusa iman eder. Tamamını okuyup da iman etmeyen bir adam yok.

Erhan Demirci; “Hristiyan olduğunu kabul et” diyor. Nasıl yapacağız peki? Peki, şöyle diyeyim bak; Hz. İsa (as)’ın Kuran’a uygun bütün öğretilerini kabul ediyorum. Hz. İsa (as)’ı Peygamber kabul ediyorum. O anlamda İsevi’yim. Muhammedi bir İsevi’yim. İçin rahatlasın madem öyle işte söylüyorum. Muhammedi bir Musevi’yim. Muhammedi bir İsevi’yim.

Mücahit Erikçi; bak işte toplumda acayip bir korku yayılmış baksana o da kafası hep tutuklama, hapse düşme. Bir panik hali var yani bir garip şey. Böyle bir ülke olmaz. Yani Türkiye’nin moralinin yükselmesi ve milletin ferahlaması lazım. Bu korkular normal değil. Böyle olmaz. Buna bir çözüm bulunması lazım.

Gizem; “Sen bizim nefesimizi kesiyorsun, subhanAllah” diyor, sevgiden.

Leyla Kaya; “Canım Hocam her akşam canlı yayında hikmetli açıklamalarınızla bizleri aydınlatıyorsunuz.”

İlker Güleç; “İsrail’in Filistin zulmünü anlat.” Ama bak ben Filistin’i defalarca uyardım. Roket atmayın dedim İsrail tarafına. Sürekli kontrolsüz roket atıyorlar. Roket atınca onlar da karşılık veriyor.

Şehmuz Taş; “Hocamız herkese sevgiyle yaklaşıyor. Fazla ileri gidene güzel bir dille karşılığını verir, unutmayın” diyor. İlimle, irfanla tabii.

Ben PKK’ya nefes aldırmıyorum. Yaptıkları pislikleri sürekli açıklıyorum. PKK’yı çok saygın göstermeye kalkmışlardı hatırlıyorsunuz, göklere çıkarıyorlardı. Rezil kepaze eden benim, aşağılayan sizlersiniz, insanlarımız. Dolayısıyla ben olduğum müddetçe PKK’yla ilgili alçak bir pazarlığa bazıları giremeyeceğinden emin. “Ne yapsak da yolun kenarına çeksek?” diyorlar. Çekemezsin, dene istersen. Hiçbir şey yapamazsın.

“Hocam, bu çiftliğin resimlerini görsem, mimarı kim diye sorsalar hemen sizin isminizi verirdim. Sizin zevk ve sanat anlayışınız, güzel ahlakınız, kaliteniz, şıklığınız televizyon ekranlarına, kitap çalışmalarınıza, etrafınızdaki insanlara, her şeye yansıyor. Sizi iyi ki tanımışım. Sizi çok seviyorum canım Hocam” diyor, Yonca, Didim’den yazıyor.

Eylül Buse; “MaşaAllah Allah aşkıyla sevdiğim, cildin bebek cildi gibi” diyor.

Tarık Kaya; “Mehdi (as) çok zor şartlarda yaşayacak. Siz çok rahat yaşıyorsunuz.” İşte bak çok sağlam bir delil Mehdi (as) olmadığıma. O zaman rahat et. Bak gecenin bu vaktinde seni de bir Mehdi telaşı almış. Benim zaten Mehdilik iddiam yok. Bak delil de çok sağlam delil. Niye rahat etmiyorsun? Niye bu kadar telaş ediyor bunlar? “Şu nedenle Mehdi olamazsın” Zaten değilim. Delil veriyorsun çok sağlam. “…Zor şartlarda yaşayacak. Siz çok rahat yaşıyorsunuz.” Şimdi bu konuda bir açıklama yapmamdan korkuyordur.

Ümit Varlık, Ümit; üç yüzün üzerinde kitap yazdım. Hiçbir yazarda böyle bir şey yoktur. Dünyada böyle bir olay yok. Rekor. Yetmiş altı yabancı dile çevrildi. Bu da bir rekor. Binlerce internet sitesi. Milyonlarca kitabım satıldı. Milyonlarca insanın hidayetine vesile oldum. Milyonlarca belgesel her yerde seyrediliyor, izleniyor. Kitaplarım yüzün üzerinde ülkede kitapçılarda mevcut. Toplam sayfa adedi elli beş binin üzerinde kitaplarımın. Elli beş bin sayfa yazı yazmışım, düşünün. Beş binin üzerinde konferans gerçekleştirdik, beş binin üzerinde konferans. Yaklaşık bin kadar Web sitesi mevcut. Yüz altmış yedi ülkeden her ay kırk yedi milyon insan ziyaret ediyor bu Web sitelerini. Her ay sitelerde aylık on milyondan fazla film izleme gerçekleşiyor. Bilgisayarlara indirme olarak da ayrıca yaklaşık sekiz milyon film, beş milyon kitap indiriliyor. Toplam aylık on dokuz milyonun üzerinde kitap ve film indirme, sayısı on dokuz milyon. Sitelere günlük bir milyonun üzerinde ziyaretçi var. Bu yaptığımız hizmetin çok küçük bir bölümü, anlattığım. Hiçbirine de ücret almıyoruz.

Suphi Beyazpınar, "Hocam, bütün arkadaşlarınız jön gibi. Benim gelmem için estetik olmam gerekiyor sanırsam." Sakın. Delikanlı estetik yaptırmaz.

"Mükemmel, muhteşem zevklisin Hocam. Sana hayranım." diyor bir hanım kardeşimiz.

Hülya; "Allah senden razı olsun. Senin vesilenle Kuran'ı anlamaya başladık." diyor.

"Sizi çok seviyorum üstadım. Ruhum gelişiyor. Sizi sevince her şey başka. Her şeye daha sevgiyle bakıyorum. Siz benim canımdan bile daha kıymetlisiniz." Defne.

"Evrim Aldatmacası ismindeki eserinizle imanım kurtuldu. Bu iyiliğinizi hiçbir zaman unutmayacağım. Allah razı olsun." diyor Erman.

"Canımdan çok sevdiğim, Allah aşkıyla sevdiğim, çok yakışıklısın, çok nurlusun, çok cazibelisin, çok akıllısın. Seni Allah aşkıyla çok fazla seviyorum. Çok nurlusun." diyor. Sude yazmış.

"Hayatımı güzelleştiren, hayatıma ışık saçan asil yakışıklı sevdiğim; her geçen gün daha yakışıklı, daha genç. Ve gittikçe güzelleşiyorsun. Seni izlerken müthiş heyecan duyuyorum. Sana bakmaya doyamıyorum. Senin sevginden mahrum kalmak istemiyorum." Emine.

Şeyma Yüksel, "Öyle derin, öyle yeşil, öyle güzel gözleri vardı." diyor. Bu aynı zamanda bir parça değil mi, şarkı? Evet.

Ahmak, ahmaklığını yapacak. Deccal, deccallığını yapacak. Mehdi (as), Mehdiliğini yapacak. Mehdi talebeleri, Mehdi talebesi olmanın gereğini yapacak bizler gibi. Hızır (as), Hızırlığını yapacak. Herkes görevini yapacak. Deccala, "Niye deccallık yapıyorsun?" denir mi? Ağzından lağım akacak onun. Deccalin ağzından nur akmaz; lağım akar, pislik akar. Şaşırmayacaksın. Onlara karşı ilimle irfanla, Kuran'la mücadele vereceksin.

"Allah aşkıyla çok ama çok sevdiğim canım Hocam, karanlık ruhların kararttığı bir dünyanın içinde bize gerçek İslam'ı, Kuran'ı tanıttınız. Dünyamızı aydınlattınız. Her gün duamızdasınız. Samimiyetinize, Allah sevginize, Allah'ı çok sevdiğiniz için yarattığı insanlara olan sevginize tüm dünya şahit. Bu yüzden çok seviliyorsunuz, çok seviyoruz. İyi ki varsınız Hocam." diyor Tuğçe Yılmaz.

Haluk Kaya, "Mehdilik İsrailiyattır, İslam'da yok." İsrailiyatsa daha sağlam. Tevrat'ta ve Zebur'da varsa daha sağlam. Hadiste var, Tevrat'ta var ve Zebur'da var; sağlam bilgi demektir.

Kemalettin Kaya, "Bir videonuzu izledim. Orada size 33. Derece Masonluk belgesi veriliyordu. Mason musunuz?" diyor. Çok isabetli görmüşsün. Tespitin de tam. Yalnız dikkatine şaştım. Gözünden bir şey kaçmıyor. Tebrik ediyorum.

Fatih Yalçındağ; "Kalite adamsın." Hasan Cankaya, "Yok böyle bir şey. Mükemmelsiniz." diyor.

Benim arkadaşlarımın hepsi namaz kılar. Sormuş da bir genç, "Namaz kılıyorlar mı?" diye. Ve muntazam. Yani namazı birçok insan kaçırır değil mi, bizde öyle bir şey yok. 

İBRAHİM AKMUGAN: Sabah namazının kaçma ihtimaline karşın birbirimizi telefonla arayıp uyandırıyoruz.

ADNAN OKTAR: Tabii. Hem saati kurup hem de telefonla teyid ediyorlar ayrıca. Namazı kıldın mı diye herkes birbirini uyarıyor. En çekindikleri şey arkadaşlarımızın, namazı kaçırmaktır.

Nurdan Yüksel, "Kabul edin ki Hocam şahane, muhteşem, olağanüstü. Hocamı ve aslanları kıskanmak yok." diyor.

Aytaç Şengül Demir, "Bu insanın yüzünde muhteşem bir nur var. Burnu çok güzel. Şarkılar da çok güzel." diyor.

Kevser Anne Ulusoy; "Sakın küfretmeyin. Mahkemeye veriyor." Ne yapacağım? Mecburen.

"Kişiyi nasıl görürsün?" demiş, "Kendim gibi." demiş. Adam karşısındakine bir şey söylüyorsa illa ki o da. Çünkü mantıksız bir şey. Anlamı yok. Mantıklı olsa tamam, bir delili olsa tamam.

"Sanatçı sanatın güzelliğini sorar, görgüsüz paranın kaynağını sorar." diyor.

Solkan Tunç; "Hocam, sizin sayenizde Türkiye'de ateist kalmadı." diyor.

Ecrin Saadet; "Sana kötü söz edenler ne kadar kıskanç olduklarını gösteriyorlar. Bu senin değerini daha da yükseltir." diyor.

Davut Bölükbaş; "Hocam sizlere yakın yaşamak için kriter nedir? Viyana'dan Tokyo'ya yürürüz. Bir şans verin." diyor. Müslüman zaten kardeştir. Geldin de, "Niye geldin?" mi dedim? Gelirsen kardeşimizsin zaten görüşürüz, saygı gösteririz; sevgimizi görürsün.

"Hocam, kırk yıldır neden bir kere bile tatil yapmadınız diye soran olması lazım. Ve ben soruyorum; kırk yıldan beri neden hiç tatil yapmadınız?" diyor. Kral 01 Leo; Leo seni yöneten birçok kişi Müslüman ama aynı zamanda da Mason. Şimdi sana söylersem sabaha kadar uyuyamazsın. Çok sevdiğin var ya, o da Mason. Öbür sevdiğin, o da Mason. Sen bana güven. Masonluk içinde dinsiz de vardır, dindarı da vardır ama Mehdi yanlıları hakimdir Masonluk'ta. En üst derece de öyledir.

Adil Aydın; "Hizmetiniz çok güzel. Allah razı olsun." diyor.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Oktar bu gece saat 22:00-23:00 arası Rusya'da Devlet Başkan'ına çok yakın bir grubun kanalı ve Alexandr Dugin'in yönetmeni olduğu Ortodoks Analitik Kanalı The Zagat TV'de canlı yayına çıktı. Bu program internet üzerinden de canlı izlendi. Programda hem sunucu hem Oktar evrimin geçersizliğine dair delilleri ve evrimin dünyadaki hakimiyetinin nedenlerini analiz ettiler. Darwinizm’in dünyadaki bütün devletlerin resmi ideolojisi olmasının nedenlerini konuştular. Ayrıca Yaratılış Atlası isimli sizin eserinizden ve bu kitabın dünya çapında evrimin geçersizliği konusunda yaptığı büyük etkiden bahsettiler.

ADNAN OKTAR: Evet, çok güzel olmuş.

Mehteran müziği dinleyelim devam edeceğiz.

VTR: Mehter Marşı

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Kafa karıştıracak bir şey yok. Nihayetinde koskoca evrende dünya misket kadar bile değil uzaktan baktığında. Leblebi kadar biraz daha yakından. Leblebi kadar dünyada Allah deccal yaratıyor. Onun her tarafı deccal olsa ne olur yani? Deccal olsan kaç yazar? Allah için hiçtir. Ama mücadele istiyor Allah. Mehdiyet’le deccaliyetin mücadelesi o. Kardeşlerimiz şaşıyor mesela deccal yanlılarının ağzı bozuk olmasına hayret ediyorlar. Yani deccal mi olmasın o zaman, neyi kastediyorsunuz? Firavun olacak, deccal olacak, Nemrut olacak ve mücadele edecek. Yani o mücadele belli bir süre sürüyor zaten. Çok kısa yani dünya zamanına göre çok kısa. Şimdi o mücadelenin içindeyiz biz. Mesela önümüzdeki ayda da büyük olaylar olacak, hadise göre. Telaş edecek bir şey yok. Deccal mutlaka yenilir. Şimdi de böyle ağzını bozanlara kardeşlerimiz öfkeleniyorlar. Bağırıp, çağırıyorlar onlara. Gerek yok. Bu adamların bizi izlemesi önemli. İzlesin, bunlar zamanla düzelirler. Acele etmenize gerek yok. Mesela bir ay sonra, on beş gün sonra bazen bir yıl sonra düzeliyorlar. Tabii ki deccal zehirlemiş onları. Darwinist-materyalist sistemle zehirlenmişler. Ne bekliyordun? Zehir verirsen zehirlenir adam. İlaç verirsen tedavi olur. Şimdi ilaç almak için geldiğine göre ilacı alacak. Bağırıp çağırırsan eczaneden döner. Olmaz. Sakin, sessiz dinlemelerini sağlarsak yeterli olur.

Bir de iman etmeyenlerin çokluğundan çok telaş ediyorlar. Bak şimdi sır perdesi kaldırılsa, biz ne kadar azmışız diyeceksin. Perde kalksa nefesin kesilecek. Bir de bakacaksın ki bir avuç Müslüman var. Perdede sana çok gösteriliyor küfür. Zannettiğin gibi değil. Allah onlar ölüdür diyor. Ölü demek ne demek? Yok demektir. Yani sana öyle gösteriliyor. Eğer sana öyle gösterilmezse imtihan olamazsın. Ayette de var; onlar size çok gösteriliyordu diyor. Nihayetinde Allah’ın dediği oluyor mu olmuyor mu sen ona bak. Darwinizm yıkıldı mı Türkiye’de? Yıkıldı. Hani yıkılmazdı? Yıkılıyor. Hani Kuran okuyan, bağıra bağıra Kuran tilavet eden cumhurbaşkanı olmazdı? Oldu bak, yeri göğü inletiyor Cumhurbaşkanı. Camide Kuran tilavet ediyor. Böyle bir Cumhurbaşkanı tahayyül ediyor muydunuz? Genelkurmay’da cuma namazı kılınıyor, Genelkurmay Başkanı da katılıyor, beraber, komutanlar. İşte bu Mehdiyet’tir. Mehdiyet’i şuan buram buram insanlar yaşıyor ve yaşayacaklar da. Cumhurbaşkanlığı’na ait arazide yapılan camide Nakşibendi zikri yapılıyor. Yer gök inliyor. Kadiri zikri yapılıyor. Bu nedir? Mehdiyet. Bu özgürlük demektir. Daha da özgür olacağız, daha demokrat olacağız. Avrupa demokrasisi, Amerikan demokrasisinden daha ileride olacağız.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan yeni bir belgesel daha yayınlanmaya başlayacak. İsmi; Tevrat ve İncil Kuran ile Mutabıktır. Bu belgeselde; Allah’ın birliği, sadece Allah’a kulluk etmek, Allah’a şükretmenin önemi gibi birçok temel konuda Tevrat ve İncil’in Kuran ile mutabık olan pasajlarından örnekler veriliyor. Kuran’da anlatılan Allah korkusu, Allah’ın isimleri ve Allah’a yönelmek gibi birçok konunun Tevrat ve İncil’de de anlatıldığını görüyoruz. Bu Kuran ve diğer kutsal kitapların bir ve tek olan Yüce Allah’ın vahyi olduğunu gösteriyor. Kardeşlerimiz bu belgeseli bugün yani 2 Eylül Cuma günü saat 19’da kanalımızda izleyebilirler.

ADNAN OKTAR: Mesela bugün adli yıl açılış töreni vardı. Yargıtay Başkanı, Diyanet İşleri Başkanı gibi konuştu. Hep dinden, imandan, İslam’dan bahsediyor. Tahayyül dahi edilemezdi. Bak, darbe akşamı sabaha kadar ezanlar, yer gök tekbirlerle inledi. Tahayyül dahi edilemezdi. Ve dünyanın en çok kabadayısı olan ülkeyiz. Yani şuan darbe ihtimali sıfır. Böyle bir toplumla darbe yapamazsın. Korkağa göre ayarlanır darbe. Korkak insanlara göre ayarlanır. Toplum genellikle insanlar korkaktır diye düşünür darbeciler. Küçük bir toplulukla darbe yapılır. Mesela şimdi de en ufak bir gürültü şamata olsa; “darbe mi var, hemen biz dışarı çıkalım?” falan diyorlar. Yer gök kabadayı dolu. Bu işte bir sır var. Bunu düşünsünler.

Geçen gün Konya’da elektrikler kesilmiş. Halk hemen sokağa çıkıp askeri tesislerin önünde set oluşturmuşlar. Çok tatlılar.

Tayyip Hocam Sayın Kılıçdaroğlu’nu da yanına alsın. Yani onun fikirlerine de saygı gösterdiğini göstersin. Bir şey olmaz, güzel olur. Mesela; “Adli yıl açılışı Külliye’de olmasın” diyor. Tamam. Memlekette yer mi yok? Bir yerde yaparsın. Bir de yanındayız yani rahat etsin. Kılına dokunamazlar dedim, dokunamadılar. Bak, kılına dokunamazlar dedim, gök kubbeyi tepelerine göçertiriz dedim, kanunla hukukla. Gök kubbe çöktü üstlerine işte.

“Hocam Türk ordusunun Cerablus’a girmesini doğru buluyor musunuz? Tolga Duman.” Cerablus değil, bütün bölgeye girmesi lazım. Yani yedi yüz kilometrelik sınırımız PKK tarafından işgal edildi. Tamamen temizlenmesi gerekiyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Yeşilvadi Mahallesi’ndeki on beş hane dört yıldır yaz mevsiminde içme suyu sıkıntısı yaşıyor. Mahalle sakinleri su ihtiyacını karşılamak için yaklaşık beş yüz metre uzaklıktaki dereden bidonlarla su taşıyorlar. Genelde bu işi kadınlar yaptığı için çok zorlanıyorlarmış. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne müracaatlarına rağmen sorunlarının çözülmediğini belirten vatandaşlar sıkıntının giderilmesini istiyor. Bir de fotoğraf vardı konuyla ilgili.

ADNAN OKTAR: Hemen gereği yapılsın. Bu güzel insanlar üzülmesin. Gündemde tutalım, yarın dilekçe de verelim.  Gereği yapılsın.

Efkan Baba tabii başka bakanlıklarda da olabilir. Ne olabilir? Adalet bakanlığı falan olur. Yani liyakat almış oluyor iyi oluyor. Çünkü şeceresi güçlenmiş oluyor, geçmişi güçlenmiş oluyor. Öbür türlü sırf içişleri bakanlığı yapmış oluyor. Halbuki adalet bakanı olur, meclis başkanı olur, olur da olur yani. Ama Efkan Baba sağlam delikanlıdır. Ona iyi bir yer verecektir Tayyip Hocam.

Efkan Baba’nın arkadaşlarıyla bir resmi yayınlanmış. Bir kısmı Fethullah Gülen’ciymiş. Olabilir yani herkes Fethullah Gülen’i savunuyordu. O Efkan Baba’ya bir leke veyahut sorumluluk getirmez. Yani her türlü vatandaşla iç içeydi. Onu niye sorumlu hale getirsin? Ondan kaynaklanan hiçbir uygulama yok. Yani boş yere heveslenmesinler. Onunla ilgili bir girişim de olmadı. Hükümet ona dayalı bir atak da yapmadı. O herkesin karşılaşacağı bir şey. Yurtta resim çekilir, sokakta resim… Ben Fethullah Gülen’in talebelerinin çoğuyla görüştüm. Konuştum, tanıştık, evlerine de gittik. Yani o bizi bağlamaz ki. Hükümet de öyle, bütün gücüyle destekliyordu Tayyip Hocam, hepsiyle iç içeydi. Başbakan da iç içeydi. Onlar hükümet içerisinde sorun olacak konular değil. Ondan bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar. Çok acizce bir girişim.

İmani, Allah’ın sanatından kısa kısa böyle anlatımlar olsun sohbette. Yaln dikkat dağılmaması için en fazla yarım dakika, bir dakika içinde anlatacağımız harika yönler. İmani konular onları anlatalım. Allah’ın sanatını bilmek çok önemli, hayati bir konudur. Allah’ın istediği temel konulardan birisi odur; sanatının bilinmesi. Çünkü sanatı olacak, sanatını bilmeyeceğiz, çok korkunç olur. Sanatını bilmek, hafızada tutmak, o çok önemli. Allah’a dua etmek lazım onun için. Hafızada tutmak ve hayretini yaşamak. Hayretini yaşamıyorsa insan hastadır. Mutlaka hayretini yaşamak lazım. Sanatını bilip hayretini de yaşarsan, iman sarhoşluğu içinde yaşarsın. İman sevinci içinde yaşarsın. Bu çok önemli.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü