Harun Yahya

Sohbetler (26 Eylül 2016; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mardin'de PKK'nın bombalı tuzak saldırısında 4 asker ve 2 köy korucusu şehit oldu ve 4 asker yaralandı. Şırnak'ta ise PKK'lı teröristlerin Şırnak-Van karayolundaki kontrol noktasına düzenlediği saldırıda 6 asker şehit oldu. Şehitlerimizden bazılarının fotoğrafları vardı.

BÜLENT SEZGİN: Enes Kaya, Mustafa Alparslan, Ömer Faruk Darbaş, Sedat Yıldız.

ADNAN OKTAR: Nasıl oldu bu olay?

KARTAL GÖKTAN: Bombalı tuzak saldırısı Mardin’de. Şırnak'ta ise karayolundaki kontrol noktasına saldırı düzenlendi.

ADNAN OKTAR: Bu bunların klasik yöntemi oldu, bunlar çatışmaya da girmiyorlar. Adam zayiatları da olmuyor gayet kolay bir metot oturttular. Yollar her yerde var yolun kenarına mayını koyuyor uzaktan dürbünle bakıyorlar tam araba geldiğinde düğmeye basıyor bombayı patlatıyor. Buna çözüm bulunması lazım. Böyle olmaz. Yani her ne pahasına olursa olsun çözüm. Çünkü yollar hemen hemen her yol yani bomba tuzağıyla dolu. Daha önceki o belediyeler döneminde seçimlerde bunlar bombaları yerleştirmişler. 3 yıllık 4 yıllık bombalar. Hatta kabloları da hazır sadece ona elektronik düzen takıyorlar o kadar. Onlar için gayet kolay oluyor bu. Ya havadan taşıma yapalım yani çok sayıda çok çok fazla sayıda helikopter alalım. O çift pervaneli büyük taşıyıcı helikopterler var, bunları alalım. Yol güvenliğini de sağlayacak bir teknik teknoloji vardır. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir durum var burada. Geceli gündüzlü aynı olayla karşılaşıyoruz. Bir kere tek yol değil de şaşırtmalı yollar yapılması lazım. Yani yol derdi olmaması lazım. Patika yollar başka yollar birçok yol denenmesi gerekiyor. Bir de PKK'nın bu tip bir düzenek yapmasına karşı da mayınlama yapılabilir. Bunlar ellerini kollarını sallayarak istedikleri yere gelip bombayı yerleştiriyorlar. Halbuki asıl mayını ordunun yerleştirmesi gerekiyor, polisin yerleştirmesi gerekiyor. Adam gelip bomba yerleştirmeye kalkarsa orada mayın olduğunu bilecek tedirgin olup hiç yanaşamaz. Bütün yol boyunu mayınlayabilirler, her yer bütün yol boyunca muntazam aralarla mayın döşenebilir. Adam da oraya gelemez tedbir olarak. Bin bir çeşit tedbir yol olabilir yahut bu İHA’larla kontrol edilebilir her şey yapılabilir. Mesela kontrol noktası; kontrol noktaları bir kere betonla güçlendirilmiş böyle majino hattı gibi otomatik silahla içerisi teçhiz edilmiş alttan da tüneli olan hatta koruma sistemleri ile mücehhez hale gelmesi gerekiyor. Bu şekilde olmaz.

Ama PKK bir ihtimal “Bunlar akılsız aptallar bunlar yılar” işte “kamuoyunu da yıldırırız, sonra da ne olacaksa olsun verelim gitsin” diyeceğimizi düşünüyor olabilirler. Çünkü İngiliz derin devleti öyle karaktersiz bir yapı. Türk halkını da öyle düşünüyor, yani iradesizdir biraz üstüne gittin mi “ne yapalım tamam al git ne yapıyorsan yap” derler diyor. Çünkü Osmanlı daha önce verilmiş, topraklar her yer verilmiş. “O kadar toprağı veren bunu mu vermeyecek?” diye düşünüyorlardır. “Bunu da verirler olur biter” diye düşünüyorlar. Böyle bir şey olmaz. İsterse yüz yıl terör yapsınlar hiçbir şekilde orada bir karış bile toprak verilmez bunu unutacaklar. Bunun lamı cimi yok. Bir de kontrol noktasına geliyor adam inanılır gibi değil. Kontrol noktasına geliyor saldırıyor ve kaçıyor. Yani gözlerime inanamıyorum. O bir kere geldi mi oraya zaten ayağıyla gelmiş geldiyse bir daha gidemez orada kalır o. Hepsinin yakalanması lazım. Ben hayretler içinde kalıyorum anlayamıyorum bu olayı. Sağanak yağmur gibi mermi yağdırırsın santimetrekareye mermi düşer. Hallaç pamuğuna çevirirsin ve adam kaçamaz bu kadar kolay. Benim bilemediğim bir sistem işliyor ama ne olduğunu anlamadım.

Aslanlara Allah'tan rahmet diliyorum. Allah şehadetlerini makbul etsin kabul etsin Allah nuruyla sarsın. Annelerine babalarına Cenab-ı Allah uzun ömür versin. Hepimiz yolcuyuz. Biz de buraya kalmaya gelmedik hepimiz imtihan oluyoruz. Onlarınki kolay, tek bir kurşunla cennete gidiyor. Ama biz burada imtihana devam ediyoruz edeceğiz de yani. Aslanlarımı bir daha göreyim ben.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Hepsi yakışıklı aslan bunların, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Mustafa Alparslan, Ömer Faruk Darbaş, Sedat Yıldız.

ADNAN OKTAR: Allah nuruyla sarsın. Şimdi onlar bize hayret gözüyle bakıyorlardır. “Biz niye burada duruyoruz?” diye. Onlar bizi ölü zannediyorlar. “Mübarekler gelse de rahat etseler burada” diye. Bediüzzaman öyle diyor “bir manevi alemde” diyor “Cenab-ı Allah o ortamı bana gösterdi” diyor “o beni ölü zannediyor” talebesi için “kendisinin diri olduğu kanaatinde” diyor. Bu da doğru yani ayete de uygun hadise de uygun.

Ne diyelim? Bir etiket yapalım “Birlik sevgiden doğmalı” diyelim. Evet.

Şimdi biz kalıyoruz tabii kaldığımıza da memnunuz çünkü sevap kazanıyoruz. Çünkü her dakika her saniye sevap kazanma imkanımız var. Ama şehidin işi de çok kolay bayağı güzel. Hem imtihan oluyor hem çok rahat. Yani negatif kaldırılmış sadece pozitif var. Zaten insanın hep aklında o vardır diyorlar “hep pozitif imtihan olsak olmuyor mu?” Olmaz. Yani burada zaten imtihanın bir kısmını oluyor o şehit. Şehit olması için bilinçli olması lazım, yani belirli bir dünya imtihanından geçmesi gerekiyor. Yani hiç imtihan olmadan olmaz. Öbür türlü vildan olur o, cennet vildanı olur çocuk olarak  şehit edilirse cennet vildanı olur o. İlla ki bir hayat geçiriyor zaten. Allah onu yeterli görüyor sonra alıyor.

Aslında vakit çok süratli geçiyor. Şimdi “vay şehit ediliyor” diyor bazıları. Çok büyük hata yapıyor. Şehit nasipli insan demektir. Biz zaten çoktan öldük yani. Haberi bile yok ağlayanın kendi zaten ölmüş durumda Allah katında. Şu an Allah katında onun cenaze namazı kılınıyor. Şehide ağlayanın, bak ağlıyor ağladığı anda onun cenaze namazı kılınıyor zaten orada Allah katında ondan haberi yok. Tek bir an var, an içinde bitmiş zaten. Çoktan toprağa konmuş, çoktan kıyamet kopmuş, çoktan kalkmış topraktan, çoktan yerini almış fakat haberi yok. Yani zamana bağlı olduğu için oturuyor dövüne dövüne şehide ağlıyor. Şehide neden ağlıyorsun? Şehit nasipli insandır, kısmetli insandır. Allah ona kısmet nasip etmiş, güzellik nasip etmiş. Keşke Allah hepimize nasip etsin ne güzel, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz Independent’ın Ortadoğu muhabiri Patrick Cockburn, darbe girişiminin ardından başlatılan tasfiyenin orduyu ve ülkeyi çökertebileceğini söyledi. Açıklaması şu şekilde: “Darbe girişimi sonucunda Türkiye'de devletin gücü genel anlamıyla daha da zayıfladı. Ülkede yıllardır devam eden tasfiyeler sonucu kamu kuruluşlarının içi boşaltıldı ya da etkisiz hale getirildi. Bu kurumların yeniden inşası zaman alacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok canım niye zayıflasın? Zayıflama yok da. Hükümet başka ne yapsın? Bir darbe girişimi olmuş devlet kendini şu an koruyor. Yani iç açıcı durum değil tabii ki bu. Devletin de isteyeceği bir şey değil ama can havliyle yapacak başka bir şey varsa söylesinler. Ama tabii gönül isterdi ki bunlar hiç olmasın. Mümkünse de durum düzeltilebilsin. Benim düşüncem zaten suç işleyenlerin cezası, hemen cezalandırılması diğerlerinin de devletle hükümetle barıştırılıp birlik ve bütünlük içinde yola devam edilmesi. En güzel çözüm bu olur. Evet.

Darbe bundan sonra çok zor. Çünkü darbe için çok fazla askere ihtiyaç var öyle bir asker bulamazlar. Çok fazla piyade çok fazla subaya ihtiyaç var. Yani yüz kişi bile toparlayamazlar. Olacak şey değil. Kafalama da yapamazlar daha önce kafalama yapmışlardı. Abdülaziz devrindeki gibi kafalama. Yani aldatmaya dayalı olması lazım darbenin onu da yapamazlar. Yalnız istihbarat sistemi çok güçlü olması lazım. Ben Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan rica ediyorum, istirham ediyorum asker içinde de polis içinde çok fazla elemanı olsun.

Kadınlar ne güzel varlıklar, çok şekerler kadınlar. Allah onları sevmek için yaratmış. Bayağı tatlı. Hakikaten değerleri bilinmiyor kadınların ben çok acıyorum. Şeker gibiler. Bak hep çocuklar dışarıda geziyorum bakıyorum genç kızların hep gözleri yerde. Halbuki genç kız göğsüne gere gere sokakta gezmesi lazım. Son derece rahat olmaları lazım. Çocuklar etrafa bile bakamıyorlar. Hiçbir tane kızı ben etrafına bakarak giden kız göremiyorum. Çocukları nasıl korkutmuş, yıldırmışlar? Çok acı bir şey bu. Olur mu? Göğsüne gerecek etrafa böyle sevinçle bakarak etrafını izleyerek gitmesi lazım. Bilmiyorum siz dikkat ettiniz mi hep başları yerde çocukların. Mutlu da değiller. Yazık çocuklara hep gerginler hep gerginler.

“Güneydoğu merkezde sokak ayaklanmaları başlayacak. Eş zamanlı olarak Suriye'den ve YPG Türkiye'ye saldıracak” diye yorum yapıyorlar. Yok kardeşim, Güneydoğulu kardeşlerimi ben bilirim Kürt kardeşlerimi bayağı efendi çok asil aklı başındadırlar. Öyle sululuklardan hiç hoşlanmazlar. Onlara bir silah dağıtsınlar da bak bakalım ne yapıyorlar? PKK kaçacak delik arar. Ve acayip kabadayıdır Kürt kardeşlerim çok cesurdurlar, asla kabul etmezler öyle bir şeyi.

Tayyip Hocam hep içkiye karşı kanunlar çıkarttı. ‘Açıkta içki içilmesin, şu yaşın üstündekilere içki verilmesin’ şiddetle karşı. Sigaraya hiç aman vermez o yönleriyle çok çok güzel. Tayyip Hocam nurlu delikanlı. Erbakan Hoca şahanedir. Erbakan Hocam’ın yetiştirdiği talebelerin yüzde doksanı iyidir. Çok şahane yetiştirdi çok şuurlu insanlar, akıl almaz zekiydi Erbakan Hocam, dünyanın en zeki insanlarından birisiydi.  Demirel de öyle çok zekiydi ikisi de çok zekiydi. Çok şahane insanlardı Allah rahmet etsin. Türkeş rahmetli Başbuğ, Erbakan Hocam, Süleyman Demirel çok eğlenceli çok neşeli bir dünyaydı. Demirel konuşurken bizim nefesimiz kesilirdi. Böyle acayip şahane olurdu müthiş şakacı ve nüktedandı. Polemikte üstüne yoktu anında darmadağın ediyordu. Erbakan Hocam da öyle hazır cevaptı yani mümkün değildi hiçbir lafın altında kalmıyordu anında cevap. İnsanlar hayretler içinde kalıyorlardı. Şimdi öyle bir şey biraz zor oluyor tabii gergin üsluplar falan. Eskiden öyle değildi. Eskiden şakacıydılar, o onu güldürüyordu o onu güldürüyordu çok espritüeldiler. Rahmetli Türkeş çok ciddiydi ama ona yakışıyordu iyi oluyordu. Tam anlamıyla kurda benziyordu ben yakından bakmıştım kurt bakışlıydı hakikaten. Yüzü de kurda benziyordu bozkurt görünümü vardı. Sesi çok toktu gırtlaktan bayağı ama müthiş efendi ve çok çok nezaketli bir insandı. Böyle bir insan düşünemiyorum. Türkiye'de komünizmin engellenmesinin yüzde 95 nedeni rahmetli Alparslan Türkeş’tir yüzde 95 diyorum bak. Poliste çok şahane ülkücü bir kadro oluşturmuştu o zaman. Mesela bak o da kadrolaştı ama vatansever bir kadrolaşma. Hiçbir ülkücü hükümeti yıkayım demedi hiçbir ülkücü. Hiçbir ülkücü ihtilale karışayım demedi asla yanaşmazlar öyle bir şeye. Hükümetlere müdahale falan hiç akıllarından geçmez, hep devlet. Aman devlet ayakta kalsın aman devlet ayakta kalsın. Devlete saygı vardır ülkücüde. Hükümetle alıp veremediği yoktur. En yamuk gördüğü hükümete bile karışmaz, demokratik mücadeleye yapar. Ama devlete yönelik bir şey olduğunda o zaman ağırlığını koyar. Şu anda da ülkücüler çok güçlüdür devlet içerisinde. Özel harekat içerisinde poliste, Milli İstihbarat Teşkilatı’nda en güvenilir kadrolardandır, insanlardandır, en güvenilir. Her devirde öyle olmuştur. Mesela Süleyman Demirel en çok ülkücülere güvenirdi. Uğur Mumcu herhalde İlhan Selçuk’tu hatırlamıyorum da “kısa sürede” diyor “Süleyman Demirel'in sokakta güveneceği güç oluşmuştu” diyor. Hakikaten bir milyona çıkmış ülkücülerin sayısı. “Artık” dediler “Türkiye'de komünist darbe mümkün değil” dediler. Ankara'da ünlü bir yürüyüş olmuştu ülkücülerin, Ankara'nın bütün sokakları ülkücülerle dolmuştu. Yer-gök inliyordu. Çok çile çekti o çocuklar Allah'ım. Ben o devri hatırlıyorum çok eziyet ediyorlardı. Semtlerde az oluyordu mesela üç tane-beş tane oluyordu ülkücü. Böyle öldüresiye dövmeler kurşunlamalar. Pek iç açıcı bir ortam değildi. Ama çok çok yiğit olur ülkücüler.

Geçen gün bir ülkücü delikanlı geldi mühim güzel görevler almış çok önemli yerlerde. MHP içerisinde kilit noktada güzel bir görev almış. O da Ankara'dan. “Hocam siz anlatıyorsunuz” diyor “ben müthiş duygulanıyorum” diyor “o dönemi anlatıyorsunuz” diyor. “Arkadaşlar da anlatıyorlar” diyor çok hoşuna gidiyor. Hakikaten ben o zaman olayların tam içindeydim.

Ülkücülük demek Anadolu'nun özü demektir. O zaman akıncılar da vardı akıncılar ama sonradan gücünü kaybetti. Ama ülkücüler maşaAllah hiç güçlerini kaybetmediler. Fakat o eski coşkuyu ben istiyorum o çok önemli. Nefes kesici. Şimdi gençler onu görseler bayılırlar bayağı güzel. Bizim Ceylan de biraz öyle o damardan gider. Bizim çocuklar genellikle hep böyledir yüzde 95 öyledir bizde, damarları o tarzdır. Ama Türk milletinin yapısında var o zaten doğuştan ülkücü ruhlu oluyorlar. Fıtratları öyledir, ordu da öyle, ordu mensupları da bütün hepsi fıtraten ülkücü ruhludurlar. Hepsinde bir Kızıl Elma ruhu vardır. Mesela Yargıtay üyesi, Danıştay üyesi hepsi. Mesela hiç ummazsın adam gayet ciddi sert bir adamdır ama çok sıkı milliyetçidir, vatan millet devlet dedin mi hiç nefes aldırmaz. Hatta komünist oluyor hayret ediyorsun ama koyu devletten yana mesela vatana millete çok sadık hayret edecek şekilde kararlı oluyorlar.

Mesela 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar çok sağlam ülkücüdür, benden tüyoyu alın. Tayyip Erdoğan'a “Biz sizi koruruz İstanbul'a gelin” dediğinde “sözünüze nasıl güveneceğim” demiş. Paşa “Beni Devlet Bahçeli'den sorabilirsiniz” demiş. Sağlam kaynak yani. Ama eski heyecanı istiyorum eski heyecan çok önemli, inşaAllah.

Mesela daha hala hazmedemediğim benim aslanımı okulda vurdular, onu ben bir türlü hazmedemiyorum edemem de yani. Bu beni mesela çok kızdırdı. Normalde benim koçyiğidim kendini muazzam korur. Orada da öyle komünist de kalmazdı. Devlete güvendi, polise güvendi ama benim aslanımı polis korumadı. Kimse artık o yetkili ahirette yakasına yapışacağım, inşaAllah. Defalarca dilekçe veriyor çocuk. Yoksa benim koçyiğidim onları süpürür, on dakikasını alır en fazla. Bir kişi kalmaz. Ama kanuna bağlı, hukuka bağlı, devletine bağlı anarşi görünümü olmasın, terör görünümü olmasın diye o aslanlar aslanı çok nezaketli davrandı. Üstünde bir çakı bile yoktu onun. Bak o kahpeler benim aslanımı şehit ettiler ve daha hala ses çıkmadı ondan. Bu benim aklıma geldikçe beni çok kızdıran bir olay.

“Şehit kendini hay bilir” diyor Bediüzzaman “feda ettiği hayatı sekeratı ölüm anını tatmadığından.” Çünkü ölüm olsa, çünkü kesintisiz bir yaşantı var o yüzden inanamıyor. Yani birden hayatın şekil değişiyor. O yüzden inanamıyor öldüğüne. “Gayri münkatı kesintisiz ve baki görüyor” diyor “yalnız daha nezih olarak buluyor” diyor. Yani “gayri münkatı kesintisiz ve baki görüyor.” Yani devam ediyor diye görüyor. Daha nezih bir hayat var, yani hayat devam ediyor. Şaşırıyor söylendiğinde.

DANIELA ZEYNEP BALAMAN: Şehitlik anını hatırlamıyor, değil mi?

ADNAN OKTAR: Hatırlamıyor hiç hatırlamıyor. Ondan önce canı alınıyor yani canı alınıyor derken şehitlik makamına gidiyor, ne acısını zaten ayette de var acısını da hiç hissetmiyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Melekleri de o zaman daha görmüyor henüz.

ADNAN OKTAR: Yok görmüyor. Melekleri görmediği için canı alınma olayı olmadığı için. Çünkü Kuran'a göre Azrail (as)’ın gelmesi lazım, meleklerin gelmesi lazım, canı ayaklarından çekilmesi gerekiyor, göğsüne gelmesi gerekiyor ve ondan sonra canının alınması gerekiyor. Bu olay yok şimdi, bunları biliyor tabii. Bütün herkes bilir bu konuyu. Bu olmayınca o zaman muntazam devam ettiğine göre hafif bir değişim olduğu kanaatinde. Yani dünyada bir değişim olduğuna inanıyor o kadar. Fark edemiyor yani.

DANIELA ZEYNEP BALAMAN: Peki dünyada tanıdığı insanlar orada yok?

ADNAN OKTAR: İşte onu da çözemiyor onların ölü olduğunu düşünüyor o zaman. Çünkü kendisi ölümü tatmadığı için kendisi sağ kalıp onların öldüğünü düşünüyor. Bir ara bir şey olduğunu zannediyor dünyaya böyle çıkaramıyor yani. Ama haklı da çıkaramamakta çünkü delil yok öldüğüne dair. Müslüman da delil var öldüğünü alenen biliyor. Geliyor Azrail (as) ruhunu kabzediyor alıp götürüyorlar, sevdikleri geliyor öldüğü söyleniyor, canının alınacağı söyleniyor zaten ona. Ama burada böyle bir şey yok.

BÜLENT SEZGİN: Bir nevi rüya gibi mi acaba? Çünkü Allah uyuyunca uyku halinin bir nevi ölüm olarak Kuran'da tarif ediyor. Rüyada da bambaşka bir dünya yaşayabiliyor insan. Yani bu hayatı ile hiç alakası olmayan bir hayat yaşayabiliyor.

ADNAN OKTAR: Aferin, işte rüyada nasıl mantıklı görüyorsak o tarz işte anlamanız açısından anlaşılması açısından doğru evet. Mesela rüyaya nasıl şaşırmıyoruz onun gibi o da şaşırmıyor. Yani hiçbir şekilde inanmıyor öldüğüne. Diri olduğuna inanıyor. Bayağı da uzun yaşıyorlar kıyamete kadar yaşıyorlar. Bir tek kıyamette canları alınıyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Zaman dünyadaki gibi akar mı?

ADNAN OKTAR: Tabii tabii akar normal yaşıyor yani uçsuz bucaksız bayağı keyif içinde yaşıyorlar.

DANIELA ZEYNEP BALAMAN: Peki orada yaşlanma oluyor mu?

ADNAN OKTAR: İşte o yok, yani negatif hiçbir şey yok. Hep genç kalıyorlar ama normali de odur zaten yaşlanma zaten mucizedir. Garip olan yaşlanmadır.

BEYZA BAYRAKTAR: Siz toz tanelerini örnek vermiştiniz “Allah’ın onları tek tek yaratması mucize” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela havada toz oluyor görüyorsunuz gemi gibi uçuyor. Onun içindeki canlıları düşünün siz. Uzay gemisi gibi uçsuz bucaksız boşlukta gidiyor mesela gayet sakin. Bir de bir yere gittiğinde çarptığında yıkılma falan da yok tahribat yok gayet sakin iniş yapıyor. Sonra hafif bir üfürüyor hafif bir rüzgar yeniden havalanıyor. Hele fırtına falan varsa rüzgar varsa git gidebildiğin yere kadar. Üstündeki canlıların nasıl eğlenebileceğini bir düşünün. Bayağı bir eğlenceli olur. Oradan oraya oradan oraya.

Ali İmran Suresi 169, 170. Şeytandan Allah’a sığınırım: “Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır, onlar, Rableri Katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.” [Ali İmran Suresi, 169] Mesela yemek de yiyorlar.  “Allah'ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler.” Yani kesintisiz sevinç var üzüntü yok. “Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler” yani bir anlatabilsem diyor yani “ki onlara hiç bir korku yoktur,” yani oranın özelliği olarak, dünyada var ama korku orada yok “mahzun da olacak değillerdir.” [Ali İmran Suresi, 170] Mesela mahzunluk da yok. Üzülme mahzunluk yok o boyutun özelliği olarak. Mesela Hz. İsa Mesih (as)’ın bulunduğu boyut da öyle. Bak meleklerle beraber Hz. İsa Mesih (as) namaz kılıyor. Allah “ondan çekinmezler” diyor “Mesih ve mukarreb melekler yakınlaştırılmış melekler Allah'a ibadet etmekten gocunmazlar çekinmezler, yani onu onur bilirler, güzellik bilirler” diyor. Bak sırf Hz. İsa Mesih (as) için söyleniyor bu. Çünkü bak, “Peygamberimiz (sav) namaz kılıyordu” demiyor Allah meleklerle. Sadece Hz. İsa Mesih (as) için var namaz kılma. Çünkü namaz sakıt oluyor vefat ettiğinde şeriatla sorumlu olmuyorsun ama bak Hz. İsa (as) şeriatla sorumlu. Yani namaz kılmakla mükellef. Halbuki vefat etmiş “teveffeni” Allah katına alınmış. Ama bedenen ölmediği için bedeni durduğu için şeriatla mükellef oluyor. Orada meleklerle beraber namaz kılıyor.

Tabii şimdi İttihad-ı İslam olacağı için, İslam hakimiyeti olacağı için Allah'ın bir kanunu var. Şehit olmadan hatta çok şehit olmadan hakimiyet vermiyor. Mesela Çanakkale'de Allah normalde alacaktı İstanbul'u elimizden. Çok şehit verdiğimiz için almadı, bize nasip etti. Mesela 200 bin şehit verildiği için Allah vermiyor. Yoksa İstanbul’u Avrupa bize asla ve asla vermez. İstanbul gibi bir şehri bize verecekler; mümkünü yok. Adam gelmiş buraya gemiyle falan donanmayla oturmuş, adam niye gittin? Gitmez, tabii. İngiliz donanması, bitmiş, donanmayı çekmiş buraya adam konu kapanmış tıpış tıpış gidiyorlar. Mucize yani.

Nisa Suresi 172. “Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeye 'karşı çekimser' davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır.”  Bak sırf Hz. Mesih (as) için söylüyor bunu Cenab-ı Allah.

Bediüzzaman rüyaya benzetiyor bak, “Nasıl ki iki adam bir rüyada cennet gibi güzel saraya girerler. Birisi rüyada olduğunu bilir aldığı keyif ve lezzet pek noksandır.” Rüyada olduğunu bilince nasıl zevk alsın? Alamaz. “Ben uyansam şu lezzet kaçacak diye düşünür. Diğeri rüyada olduğunu bilmiyor.” Çok güzel anlatmış Bediüzzaman. “Hakiki lezzet ile hakiki saadete mazhar olur” diyor. Yani fark etmeme nedenleri bu. “İşte alem-i berzahtaki emvat ve şühedanın hayatı berzahiyeden istifadeleri de öyle farklıdır.” Ama ölen mesela öldüğünü biliyor. “Hadsiz vakıatla ve rivayatla şühedanın bu tarz hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve katidir” diyor. Mektubat, Said Nursi’nin eserinde, 13.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson BBC’ye yaptığı açıklamada, Rusya'yı Suriye'de savaşı uzatmak ve durumu kötü değiştirmekle suçlamıştı. Johnson’a Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova’dan yanıt geldi. Facebook hesabından yanıt veren Zaharova, “Her şey doğru iki kelime dışında; Rusya yerine İngiltere, Suriye yerine Irak kullanılmalı” dedi.

ADNAN OKTAR: Şahane konuşmuş. Dehşet konuşmuş. Helal olsun. Onlar da bu kervana katıldılar. İngiliz derin devletini Rusya da patlatacak anladığım kadarıyla. Onların da kanaati gelmiş. Demek ki takip ediyorlar. Bizim aydınlarımız bu işe girdi. Rusya da bu işin içine girdiyse konu tamamdır gayet güzel. Hiç konuşmadıkları bir şeydi, hep Amerika'ya suçlarlardı biliyorsunuz hep Amerika. İlk defa “İngiltere” diyor ilk defa. Yani muazzam bir gelişme bu hiç denmeyen bir söz. Şimdi buna Hindistan, Pakistan falan da katılırsa bitti. İran özellikle katılsın. İran'a da mektup yazalım.

Müminlerde ayrı bir temizlik güzellik oluyor, maşaAllah.

Ben bunu anlamıyorum mesela akıllı bir insan diyebilir “ben akıllıyım” der, değil mi?

AYLİN KOCAMAN: Onu Allah'ın verdiğini düşünmüyor. Her şeyi Allah yaratıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Çünkü Allah övüyorsun sen kendini övmüyorsun ki. Allah'ın tecellisini övüyorsun.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Başbakanı Netanyahu, 1. Dünya Savaşı sırasında Filistin topraklarının Osmanlı hakimiyetinden çıkmasını kutlayarak Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull’a hitaben “Ülkemizi Osmanlılardan kurtardığınız için size borçluyuz. Bu büyük bir olaydı. Sanırım tarihteki son süvari saldırısı buydu” dedi. Turnbull’un da Netanyahu buna karşılık olarak “Evet bu doğru. Son süvari saldırısı Birüssebi’de gerçekleşti, burayı ziyaret edeceğim” dedi.

ADNAN OKTAR: Anzaklar yani İngiliz. İngilizlere teşekkür ediyor İsrail. “Allah razı olsun teşekkür ederim bize devlet kurdunuz.” Tamam, asıl Abdülhamit'e teşekkür etsinler onlara toprak verdiği için, geniş yerleşim alanları verdiği için. Zaten teşekkür de ediyorlar. “Çok severdi” diyor tabii. Zaten 40’lardan sonraki haritayla o devirdeki harita aynı.

KARTAL GÖKTAN: Evet gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster.

KARTAL GÖKTAN: Sol taraftaki 1948 yılında Filistin'de Yahudi yerleşim alanları. Bu da Abdülhamit dönemindeki yerleşim alanları. Hemen hemen aynı bölgeler.

ADNAN OKTAR: Aynı yer tabii.  48’de birbiriyle değişiklik yok yani, evet.

Orhan Öztürk, “Geceler bizim aslan Hocam, gündüzler de bizim sen var ol yeter ki” diyor.

Engin Bozkurt. Ben anlattığın konuyu bilmiyorum. “Emeklilerde yaşa takılanlar için….” var mı öyle bir şey mi var sorun mu emekliler için, duydunuz mu öyle bir şey? 

CEYLAN ÖZBUDAK: Belli bir yıl çalışmış da olsa yaşı eğer tutmuyorsa emekli olamıyor.

ADNAN OKTAR: Evet. 

Putin iyi delikanlı. Putin’e Tayyip Hocam çok yakın olsun. Çok iyi arkadaş olsunlar. Türkiye’yle gizli açık savunma anlaşmaları olsun. İran’la da özellikle çok iyi olur. İran da çok dürüst ülkedir. Biz Rusya ve İran’la bir blok oluşturursak yani akıl almaz bir güç. Rusya, Türkiye ve İran. Sınırlar zaten bitişik böyle bir ülke dünyayı sallar. Çünkü muazzam nükleer silah var. Muazzam klasik silah var. Muazzam asker gücü var. Birde bütün Avrupa’yla Asya arasında dev bir kale. Müthiş bir güç. Dünyayı Allahualem yerinden oynatacak bir güç.

Devlet Bahçeli ne mübarek insan. Çok akıllı bir insan. Konuşmaları falan mükemmel bayağı güzel. Devlet Bahçeli’nin kıymetini o kadar bilmiyor bazı kişiler. Şimdi biraz sonra Sayın Bahçeli’nin konuşmalarını anlatacağız. Sizler de bu konuları daha detaylı öğrenmiş olacaksınız.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeniçağ yazarı Aslan Bulut, Türkiye’de bölücü zihniyeti yöneten sistemin İngiliz aklı olduğunu belirterek şunları söyledi.

ADNAN OKTAR: Helal, buna da bir alkış. Her gün bir aslan, her gün bu vatanın kıymetli bir evladı İngiliz derin devletini deşifre ediyor. Rusya’ya da helal olsun. Dedim bak uluslararası da bunlar deşifre olacaklar dedim. Rusya’dan cevap geldi. İngiliz derin devletine onlar da tavır aldıklarını söylediler. Bak dedim dünya çapında tavır alacaklar dedim dün. Bak bugün Rusya’dan cevap geldi. İngiliz derin devleti deşifre olduğunda konu biter.

BÜLENT SEZGİN: Şöyle söylüyor yazısında “Abdülhamit Hristiyan teba ayrılmaya başlayınca devleti kurtarmak için İslamcılığı birleştirici siyaset olarak uygulamış ama başaramamıştı. Çünkü Arabistan çöllerindeki bedevilerin liderleri Müslümanların birliğini değil İngiliz altınlarını istiyordu. Kısacası düşmanı sistem değil İngilizler üretiyordu. Bugün de Türkiye’de bölücülük üreten İngiliz aklıdır.

ADNAN OKTAR: Helal olsun o koçyiğidin resmini göster. Böyle güzel konuşan aslanları tek tek gösterin. Helal olsun şuurlu, ülkücüdür benim kardeşim, aslandır güzel konuşmuş. Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin. Cesur demek ki, yiğit, güzel konuşması. Zincirleme yeni güzel konuşmalar demektir.

Şimdi bak bu gençler bir yerde eğleniyorlar. Ama hepsi samimi Güneydoğulu kardeşlerimiz. Hepsi böyle Allah aşkıyla, imanla hareket ettikleri için meydana gelen müzikte bir ruh oluyor. Mesela orada resmi olmuş olsa o resmi, soğuk bir şey, bu hava olmaz, bu görüntü olmaz. Sadece Türkiye’ye mahsus bir güzellik bu. Mesela bunun ayrı bir felsefesi var. Tarif et desen tarifi zor. Mesela Ankara havasının ayrı bir felsefesi var. Bu kadar müzik felsefesi çok olan bir ülke yok. Mesela Osmanlı sanatı var, onun ayrı bir felsefesi var. Osmanlı dilinin ayrı bir güzel felsefesi var. Müthiş zengin bir dil yani acayip zengin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Emekli Albay Atilla Uğur, ikinci kalkışmanın İngilizlerin işgal girişimi olabileceğine dair bir açıklama yapmıştı. Yeni Akit yazarı Abdullah Şanlıdağ; “Bu ciddi bir uyarı. Mutlaka araştırılması gerekiyor” dedi. “İngilizlerin planlayıp, Amerika’nın oynadığı bir oyun oynanıyor olabilir.”

ADNAN OKTAR: Olabilir değil, öyle. İngilizlerin ilk defa yaptığı bir şey değil. Osmanlı’yı yıkan bunlar, Abdülhamit’i bu hale getirenler bunlar. Vahdettin’i yurt dışına çıkmaya zorlayan bunlar. Her yeri, her şeyi talan eden bunlar. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Suriye, Irak, Kuveyt’te olduğu gibi Türkiye’ye girmek istiyor olabilirler” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Olabilirler değil, öyle. Yani zaten Büyük Ortadoğu Projesi’nin en önemli ayağı Türkiye’nin parçalanmasıdır. Suriye, Irak ve Türkiye’nin parçalanmasıdır. Sonra da Rusya’yı parçalayacaklar. Bu İngiliz planı, iki yüz yıllık plan. Adam daha ne yapsın? İşte yaptı bak gördün. Darbe yaptı, beceremedi. Daha önceki de darbeydi, sivil darbeydi. Ondan sonra askeri darbe yaptı. Şimdi yine adam yanıp tutuşuyor. Yeni bir darbe girişimi tabii ki var. Yani bu belki dışarıdan müdahaleyle de olabilir. Getirirler İngiliz donanmasını falan dayar adam buraya, İzmir’e, şuraya, buraya falan. Ben vatandaşlarımı kurtaracağım görünümünde her türlü kepazeliği yapabilirler. Olağanüstü tedbir alınması gerekiyor. İngiliz derin devletine dünya çapında dikkat çekelim. İngiliz derin devletinden hiç bahsedilmemiştir. Abdülhamit’ten itibaren ilk defa bahsediliyor. Hiç bahsedilmemiştir. Hep Amerika, işte büyük şeytan, küçük şeytan, yan dallarıyla uğraşıp hedefi şaşırmışlardır. Ana saldıran güç hep kendini gizlemiş. Hiç kendini ortaya koymamış. İlk defa deşifre oluyorlar.

Ve bunlar Rumiliği de kullanıyor, Darwinizm’i de kullanıyorlar. Darwinizm’in Osmanlı’yı tahrip etmesi için ellerinden geleni yapmış adamlar. Ve büyük netice almışlar. Bir de alkolle Osmanlı’yı mahvetmişler. Bak bunu ben söylemiyorum, halife söylüyor. “Alkolle Osmanlı’yı mahvettiler” diyor. Çünkü bu da teknik tahribat. Manevi tahribatı Darwinizm’le, teknik, maddi olan yani bedene yönelik tahribatı alkolle yapmışlar. Ruha yönelik tahribatı da Darwinizm’le yapmışlar. Ve yapmaya devam ediyorlar şu an. Bu sefer de uyuşturucu devreye soktular, liselerde falan. Bak bütün okulların önünde öğrencilere tedbir alınıyor. Gençler arasında uyuşturucu anormal yaygın. Hap içmeyene, esrar içmeyene hayretle bakıyorlar, şaşırıyorlar. Yani bu nasıl birisi ki falan gibisinden. Bir oyun oynanıyor. Bunu görmemek için çok saf olmak lazım.

Ama çok iyi bak her gün bir yeni yazar, her gün sözü geçen bir insan alenen ve açıkça İngiliz derin devletine dikkat çekiyor.

Bir de yurt dışından Putin’i tebrik ediyorum, Allah razı olsun. İngiliz derin devletine dikkat çekmiş. Daha geniş çaplı çekelim. “Ne istiyorsun bizden?” diyelim. “Bırak dünyanın yakasını” diyelim. Tabii bunu kanunla, hukukla yapalım, demokrasiyle yapalım. Ama yakalanalım, bu rezaleti kabul etmeyelim. Dünyanın her yerini eziyor bunlar, manyak bunlar. Osmanlı’yı mahvetmiş adam hızını alamamış daha hala Güneydoğu’yu da koparacağım diyor. Kopardığını düşünelim -Allah vermesin- İzmir’i de ayıracağım diyor. Sen manyak mısın? “İstanbul’u da ayıracağım” diyor. Hayır, İstanbul’u bir de ayrı ayrı yine İstanbul’u alıp blok da düşünmüyorlarmış, İstanbul’u da federasyonlara ayırmayı düşünüyorlarmış. Yani Anadolu yakası ayrı, Avrupa yakası ayrı. Oraları da ayrı federasyonlara… Herhalde Avrupa yakasını Avrupa Birliği’ne alacaklar anladığım kadarıyla. Anadolu yakasını da kendi aralarında bölüşmeyi düşünüyorlar. Müthiş bir kepazelik var, anlamayacak gibi değil. Biraz acele hareket etmek lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeniçağ yazarı Selcan Taşçı, Albay Atilla Uğur’un İngilizler hakkında anlattıklarını, tarihi bilgilerle pekiştiren bir yazı yazdı. “Tarihte de aşiretleri, Kürtleri, Arapları Osmanlı’ya karşı kışkırtanın hep İngilizler olduğunu, aradan geçen yüz yıl sonra da aynı tanıdık senaryonun İngilizler tarafından yeniden sahneye konmak istendiğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Bu çok büyük mucize. Bak bütün aydınlar ayaklanmış, herkes görüyor musun? Allah razı olsun. Dedik ya hani gerekeni yapın, herkesi uyarın, herkese hatırlatın, herkesi bilgilendirin. Bak görüyor musun aydınlar teker teker? Şimdi daha da hızlandı. Bak Rusya da devreye girdi. Bu çok güzel, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce kimse bahsetmiyordu.

ADNAN OKTAR: Hiç. Abdülhamit’ten beri ilk defa oluyor bu. Allah razı olsun. Bak öncülük ettik, Allah vesile etti, her yer aydınlanıyor. Bak herkes İngiliz derin devletine dikkat çekiyor. Bir tane, iki tane, on tane değil.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fener Rum Patrikhanesi İzmir’e doksan dört yıl aradan sonra ilk defa metropolit atadı.

ADNAN OKTAR: Güzel, onda bir mahsur yok. Ona da çok gereksiz kafayı takmışlar. Hristiyan çok olsun, Musevi çok olsun. İngiliz derin devletinin oyunu olmasın sadece. Yoksa berekettir, güzeldir. Ermeni de olsun, hepsi olsun.

Muazzam bu görüyor musun? Bütün aydınlar teker teker İngiliz derin devletini deşifre etmeye başladılar. Türkiye öncülük ediyor bak bu hayırlı işe. Rusya’da da bunun arkası gelir, devam edecek inşaAllah. Putin de rezil, kepaze etsin bunları. Herkes rezil, kepaze etsin. Milletin, dünyanın yakasından düşsün bunlar yani islik. Binlerce, on binlerce belge var bunların yaptığı bu adiliklere dair.

BÜLENT SEZGİN: Siz dünya çapında İngilizlerden bahsedilsin demiştiniz. Hemen Rusya ardından açıklama yaptı bu şekilde.

ADNAN OKTAR: Bak çok manidar. Rusya’dan bunu özellikle isteriz biz, istiyoruz. Bak, öncelikle Rusya açıklama yaptı. Çünkü en önemli açıklama Rusya’nın açıklaması olur. İngiliz derin devletine dünya çapında ayaklanalım dedim, demokratik metotla ve hukukla, kanuna dayalı. Rusya’nın açıklama yapması çok tarihi bir olay, İngiliz derin devletine dikkat çekmiş olması. Ve hemen akabinde yani gecikme hiç yok. Süratle cevap verdiler. Allah razı olsun.

DANIELLA ZEYNEP BALAMAN: “Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık, Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan), Hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar, Zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik;” (Kalem Suresi, 10-13)

ADNAN OKTAR: Selam. MaşaAllah, Cenab-ı Allah tam o ayeti işte çok güzel bir özetle, münafık karakterini bütünüyle anlatmış oluyor.

Abdülhamit devrinden itibaren İngiliz siyaseti Osmanlı’ya girmiş, İngiliz derin devleti adeta burada cirit atmış oyun oynamış birde bunu bize yedirmeye kalkıyorlar yani adamlar elinden gelen her şeyi yapmış. Hem Darwinizm hem alkolle Osmanlı’yı mahvetmişler, paramparça etmişler. Buna müsaade etmeyeceğiz.

Yalnız böyle koçyiğit aydınlarımızın belayla ilgili açıklamaları mükemmel. Ben zannettim ki çekinecekler falan İngiliz derin devletiyle çatışmaya girmek istemezler diye düşündüm ama çifte yürekli çıktılar helal olsun. Diğer aydınlardan da bunu bekliyoruz. İngiliz derin devletinin üstüne hep beraber gidelim. Bak Rusya da bu işe katıldı maşaAllah, onlar da İngiliz derin devletine meydan okuyan bir üslup kullandılar. Buraya gönderdikleri adam falan bunlar bizi durdurmaz. Bu beladan vazgeçecekler, bu ahlaksızlıktan 200 yıllık, 300 yıllık aslında 300 yıl, 300 yıllık ahlaksızlıktan vazgeçecek İngiliz derin devleti.

Mesela bak Sultan Abdülaziz Paris’i ziyaret ettiğinde şerefine verilen yemekte yanına 3. Napolyon geliyor, ‘Girit’in Yunanistan’a verilmesi iyi olur’ diyor Abdülaziz demediğini bırakmıyor. Adam dümdüz oluyor ve kaçıyor ama 2. Abdülhamit devrinde tıkır tıkır verdiler. Bak Abdülaziz asla kabul etmiyor. Sultan Abdülmecit, ‘Babam Abdülaziz asla içki içmezdi, kahve dahi içmezdi, o yüzden çok sıhhatliydi’ diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Başbakanı Netanyahu’yla görüşen Trump, eğer başkan seçilirse Amerika’nın Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağı sözünü verdi. Yapılan açıklamada Trump, ‘Kudüs’ün Yahudi halkının 3 bin yıllık ebedi başkenti olduğunu benimsiyor, bölgede barışı ancak Filistinlilerin nefret ve şiddetten vazgeçerek İsrail’i bir Yahudi devleti olarak kabul etmesiyle sağlanabilir’ ifadelerini kullandı. 

ADNAN OKTAR: İsrail zaten bir Yahudi devleti değil Musevi devleti, Yahudi ayrıdır. Yahudi lafını kullanmak doğru değil, Yahudilik diye bir kavram ta eski çağlarda ortaya atılmış bir iddia. Beni Yehud vardır, Yehud kavmi ayrı Musevilerin içerisinde bir koldur onlara denir. Bu arkadaşlarımız Museviler, her kavimden insan var, her kavimden Musevi, orada bir din birliği var yani bir ümmettir onlar ümmet, ırk değil. Musevilik bir ırk değildir ümmettir. Her ırktan insan var zenci de var, Kıpti de var hepsi var. Ne alakası var?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün Moodys’in Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi üzerine halka bir çağrıda bulunmuş ve insanların para piyasasını hareketli tutmasının oynanan oyunu bozacağını söylemiştiniz. Bugün haberlerde piyasaların güne hareketli başladığı ve normalleşme yoluna girildiğine dair ifadeler var.

ADNAN OKTAR: EvelAllah hiç ihtiyacımız yok. İstediği kadar kredi notunu azaltsın çoğaltsın fark etmez. Biz kendi kendine yeten bir milletiz. Ayrıca Rusya gibi bir dostumuz var, İran gibi dostumuz var yani biz dünya devletiyiz hiç ihtiyacımız yok, hoplayıp zıplamaları hiçbir şeyi değiştirmez.  Laf onlar.

Sibel Can çok değerli bir sanatçı canım benim. O da öyle hiç, kenarda köşede kaldı çocuk. Halbuki otuz kere söyledim hükümet 5 bin lira, 10 bin lira maaş verebilir bir avuç sanatçı var ya değil mi? Bu insanlar çalışmaya niye mecbur olsunlar, bu kadar gayrete. Yok kaset bilmem ne karmakarışık oluyor üslupları. Sanatçı adam evinde oturur rahatça yeni parçaları hazırlar, yeni besteler hazırlar sakin bir kafa olması lazım. Onu hayat mücadelesinin içine atarsan sanatla mı uğraşsın hayat mücadelesiyle mi uğraşsın? Sanat dinginlik ister, sükunet ister, huzur ister.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan 17-25 Aralık soruşturmasında, soruşturma yürütenlerin Gülenciler olduğunu bilmesine rağmen yine de hükümetin karşısında yer aldığını hatta hükümetin politikalarından pek hoşlanmadığı için bu yolsuzlukların ortaya çıkmasına sevindiğini söyledi. Ayrıca 15 Temmuz fikrimi tamamen değiştirdi çünkü şu anda 17 Aralık’ın amacının yolsuzluğu ortaya çıkarmak olmadığını biliyorum. Tamam, ortada bir yolsuzluk var ama yolsuzluğun karşısında onunla kıyaslanmayacak kadar büyük bir ahlaksızlık var hatta eğer 17 Aralık başarılı olsaydı 15 Temmuz’a gerek bile görmeyeceklerdi” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii ki. Yani bu ahlaksızlık değil de ahlaksızla nasıl açıklanır bu? Çünkü ahlaksızlık da diyemiyorsun buna, kansızlık da denilmiyor, kahpelik de diyemiyorsun böyle bir alçaklık görülmemiş yani. Ya çocuklar gencecik kadınlar falan çocuğu yanında arabasıyla mesela evine dönüyor, hayvanlara bak tankla üstüne çıkıp eziyorlar çoluğu çocuğu. Yaşlı amca gördünüz ya askerlere bir şey oldu dediler diyor, biz de geldik yardım için, vay sen bizi öldürmeye mi geldin dedi diyor hepimizi taradılar diyor. Kiminin kolunu kopardılar kiminin bacağını kopardılar, akıl almaz bir alçaklık bu nasıl nefret? Yüzlerce insanı makineli tüfekle şehit ettiler.  Ahmet Hakan burada vicdanını kullanarak yazmış, güzel olmuş. 

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hamaney ülkenin birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğunu, Ahmedinejad’ın seçimlere katılmasının kutuplaşmaya yol açacağını düşündüğünü belirtti. Bu nedenle Hameney Ahmedinejad’a gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmamasını tavsiye ettiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Bir daha, kim kime ne dedi diye başla.

KARTAL GÖKTAN: Hamaney şunu söylüyor, “Ülkenin birlik ve beraberliğe ihtiyacı var.”

ADNAN OKTAR: Nerede yazıyor bu nerede? Bilmiyorsun. Bir gazetede diyelim. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Ülkenin birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğunu söyleyen Hamaney, Ahmedinejad’ın seçimlere katılmasının kutuplaşmaya yol açacağını düşündüğünü söyledi. Bu nedenle Hameney’in Ahmedinejad’a gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmamasını tavsiye ettiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Niye ya? Ahmedinejad da çok efendi bir insan, bir mahsuru yok ki yani dürüst kendi halinde, sakin, efendi, mütevazı bir insan. Tehlikeli bir tip de değil böyle yani kavgacı mavgacı da değil, gereksiz o tedirginlik.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Numan Kurtulmuş asılsız ihbarlar konusunda şöyle bir açıklama yaptı, “Asılsız ihbarların büyük suç olduğunu herkesin bilmesi gerek, bunun da bir bedeli olduğunu herkes bilmeli. Bu en ağır suçun içinde olan kimseyi affetmeden yolumuza devam edeceğiz. Komisyon kuruldu çok titiz bir çalışma yürütülüyor, uzun sürecek bir süreç.”

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim güzel de şimdi adamlar diyor ki, bu Fethullah Gülen’i zamanında böyle alkışladı yahut Zaman Gazetesi aldı şu bu falan diyor. Bununla ilgili soruşturma açılıyor. Evrak açılıyor. Benimle ilgili de çok fazla şikayet geldiler yaptılar, çok fazla savcılığa yazı gitti. Bunlarla uğraşmak kolay değil yani savcılık bunu başından bitirsin. Yani direkt takipsizlik verip hiç muhatap olmasın, yoksa bunlarla uğraşılmaz yani. Tabii en iyisini yine onlar bilirler ama takdir onların bu şekilde olması lazım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri Türkiye’nin Mısır ile gerginliği giderme niyeti bulunduğunu, ülkesinin de buna hazır olduğunu söyledi. Mısır’da yayın yapan El Yevm Es-Sabi Gazetesi'ne konuşan Mısır Dışişleri Bakanı Şükri, Mevlüt Çavuşoğlu’yla son iki haftada Venezüella ve New York’ta olmak üzere iki defa bir araya geldiklerini dile getirerek görüşmeleri olumlu olarak niteledi.

ADNAN OKTAR: Onu ta başında söylemiştik, eninde sonunda dediğimiz oluyor ama çok vakit geçtikten sonra oluyor. Rusya’yla da Allah muhafaza etti, ısrar ettik bak defalarca özür dileyin konu bitsin dedik. Özür diledikleri halde yok özür dilemedik dediler bu sefer o da bir anormal durum oldu. Ya özür dilemişsin işte niye özür dilemedim diyorsun. Tayyip Hoca’dan bir sorun yok da etrafındakilerde var.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İstanbul’da yakalanan PKK’lı bir teröristin Yeni Şafak’a saldırı hazırlığında olduğu ortaya çıktı. Gazete civarında keşif yapan teröristin Yeni Şafak yerleşkesindeki çevik kuvvet polislerini cep telefonuyla görüntülediği tespit edildi. Teröristlerin diğer hedeflerinin ise İstanbul’daki stadyumlar ve polislerin toplu olarak beklediği alanlar olduğu belirlendi.

ADNAN OKTAR: Yani gereğinin yapılması lazım böyle tipler varsa.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır’ın Lice ilçesinde PKK’lı teröristlerle girilen silahlı çatışmada şehit olan ve önceki gün son yolculuğuna uğurlanan Jandarma Uzman Çavuş Arda Şen’in ailesine, “Ben şehit olacağım, şehit olursam evin önünde üç gün mehter çaldırın” dediği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Aslan, koçum benim. Ağabeyi kurban olsun onu Yaratan’a. Nerede o aslanımın evi? Dediğini yapsınlar benim koçyiğidimin ya açsınlar hoparlörü sonuna kadar çalsın mehter.

BÜLENT SEZGİN: Şehidimizin fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin aslanı koçyiğidi. Ağabeyinin nurlu kuzusu aferin sana. Ne güzel bak Resulullah (sav)’ın yanına gitmişsin, sahabelerin yanına gitmişsin Hazreti Osman (ra)’ın, Ömer (ra)’in, ehl-i beytin yanındasın ne mutlu sana. Allah bize de nasip etsin. Şerefli aslanım benim. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Milliyet yazarı Tunca Bengin bugünkü köşesinde 1 Kasım seçimlerinde en yakın tahmini yapan araştırma şirketinin başkanı Adil Gür’ün FETÖ soruşturmalarıyla ilgili fikirlerine yer verdi. Buna göre Adil Gür, “Türkiye’nin bir seçime ihtiyacı var çünkü FETÖ’yle mücadelenin siyaset ayağı eksik gidiyor. Siyasi partilerde bu işle mücadele etmenin yolu bir seçimden ayıklamaktan geçiyor” dedi. Kışın ortasında seçim yapılamayacağını, bahar aylarındaki seçilen iktidarın zararına olduğuna dair değerlendirmede bulunan Gür, “Makul zaman 2017’nin sonbaharı, olursa da genel değil yerel seçim olur” dedi.

ADNAN OKTAR: Seçim bir şeyi değiştirmez. Tayyip Hoca’ya destek var yani millet desteği yüzde 70’tir şahsına. AK Parti’ye yine aynı oylar çıkar. Allahualem.

Mustafa Armağan diyor ki, “Sultan Abdülhamit, Hicaz demiryolunun istasyonlarını öyle ayarladı ki burası en büyük nebiye giden bir nebiler yolu oldu” diyor. Bazı kişiler demişler ki ‘Bunu Adnan Oktar’a yaz.’ Tam adrese yazmış doğru. Hicaz demiryolunun istasyonlarında 100 binlerce kitap Hicaz’a kadar Darwinist kitap dağıtıldı. Hicaz demiryolu bu yönde kullanıldı ta Filistin’e kadar. Her yerde Darwinist kitaplar dağıtıldı vagonlar dolusu. Hicaz demiryolunun kullanış amacı buydu. Develerle cayır cayır İstanbul’da 100 binlerce Darwinist kitap basıldı her yere dağıtıldı. Bir tek Darwinist kitap da değil, şimdi onun çalışmalarını yapıyorum. Allahsız yazarların eserleri de yani onlar da basılıyor. Darwinist kitaplar demiryolu boyunca vagon hesabıyla dağıtıldı ve Osmanlı manen çökertildi Darwinizm’le. Adamlar belanın kaynağını daha hala anlayamıyor ya hala başka yerlerde arıyor. Kardeşim bak İngiliz derin devleti bizimle oynadı. Osmanlı’yı yıkan İngiliz derin devleti halen bak yıkma ameliyatı devam ediyor. Adam binayı yıkmış diyor çatısı kaldı kenarı diyor Güneydoğu orayı da yıkacağız diyor birde diyor Antalya kısmı orayı yıkacağız, İzmir kısmı kaldı birde İstanbul diyor. Ondan sonra sırf İç Anadolu’da size bir yer bırakacağız ondan sonrası kolay diyor yani biz de orda sizin gereğinizi yapacağız diyor. Orda ne Türk bırakacağız ne Çerkez ne Kürt hepsini darmadağın edeceğiz bunu anlatıyor adamlar ve aydınlarımız da maşaAllah uyandılar. Her gün ikişer üçer aydınımız İngiliz derin devletine isyanını ve nefretini ifade etmeye başladı. Bak uluslararası destekde başlayacak dedim hemen Rusya devreye girdi, daha dediğimden 24 saat geçmeden. Rusya’nın tarihinde böyle bir açıklama yok ilk defa açıklama yapıyor. Abdülhamit devrinden beri böyle bir açıklaması yok Rusya’nın yani 300 yıldan beri böyle bir açıklaması yok ilk defa böyle bir açıklama yapıyor resmi açıklama. Bütün olayların altında İngiliz derin devleti var diyor Rusya. Olayın teşhisi tamam bunu Çin de açıklayacak hepsi açıklayacak, bu beladan kurtulacağız.

BÜLENT SEZGİN: Abdülhamit dönemindeki bazı Darwinist eserleri gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster.

Kartal Göktan: Hoca Tahsin Efendi’nin Tarih-i Tekvin Yahud Hilkat (Varoluş Tarihi Veya Yaratılış)isimli kitabı. Evrimci yazılara yer veren fen ve edebiyat dergisi: Maarif Dergisi.  Materyalist ve Darwinist felsefi yazılarıyla tanınan Serveti Fünun Dergisi. Evrimci felsefe dergisi İçtihat Mecmuası, Darwin’in hayatını anlatan yazı, Evrimci İktisat Dergisi Ulumu İktisadiye ve İctimadiye Dergisi, Tarihçi Reinhardt Dozy’nin Tarihi İslamiyet adlı kitabı, İslamiyet hakkında saygıya uygun olmayan ifadeler var bu kitapta tercüme eden Abdullah Cevdet. Abdülhamit döneminin en ünlü Arapça evrimci dergilerinden biri El Muktataf, evrimci Ed Dia Dergisi. Evrimci Ed Tabib Dergisi. Hüseyin El Cisri’nin kitabı Risale-i Hamidiye (Hamidiye Risalesi). Doktor Bişara Zalzal’ın çıkardığı El Beyan Dergisi. Şemsettin Sami’nin yine İnsan isimli Darwinist diğer kitabı. Evrimci yazılara yer veren El-İrfan Dergisi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak bunlar çok küçük bir bölüm.

BÜLENT SEZGİN: Bazıları evet.

ADNAN OKTAR: “Hicaz demiryolu yaptı nebiye kadar ulaştı” diyor. Kardeşim Darwinist propaganda ta Mekke’ye Medine’ye kadar gitti tren yoluyla 100 binlerce kitap, bu kitapları her yerde dağıttırdı Abdülhamit. Dağıtanlara da madalya taktı. 1876 yılına kadar Arap ülkelerinde tek bir Darwinist eser yok, Abdülhamit’ten sonra başlıyor ve her yeri Darwinist kitaplarla dolduruyorlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’da bir alışveriş merkezinde yine silahlı saldırı oldu. Texas’ın Houston kentindeki alışveriş merkezinin dışında gerçekleşen silahlı saldırıda 9 kişi yaralandı, polis saldırganı öldürdü. Houston Belediye Başkanı saldırının çalıştığı hukuk firmasıyla sorun yaşayan bir avukat tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Amerika’da son 9 gün içinde 3 AVM saldırısı gerçekleşti.

ADNAN OKTAR: Nerede oldu dedin bu?

BÜLENT SEZGİN: Houston.

ADNAN OKTAR: Houston, evet dünyanın her tarafında bu tarz olaylar oluyor olur da. Deccaliyetin adı konulmamış bir hakimiyeti var, biz onun adını koyacağız. İnşaAllah. 

İngiliz derin devletiyle böyle silahlı çatışmaya falan gerek yok. Bütün dünya ‘ne istiyorsunuz lan bizden’ derse İngiliz derin devleti fıs diye söner. Çok fazla yalakası yancısı var, iblisten çok fazla ordusu var ben bunları tevafukken yakaladım. Osmanlı bunları anlamış fakat herhalde çekinmişler bir kısmı korkmuş, bir kısmının da işine gelmiş idare etmişler. Bu vakte kadar gelmiş, hükümetlerin de birçoğunun farkında olduğunu biliyorum, anlamazdan gelmişler. Şu ana kadar getirmişler, son işte Kıbrıs’la Güneydoğu’yu istiyorlardı biz ‘ne oluyor?’ falan dedik tırstılar beklemeye geçtiler. Şimdi yeni yeni ataklar düşünüyorlar. İşte hükümete darbe yapmak bilmem ne falan onları da beceremediler. Normalde bunların hesapları çabuk tutardı yani Kıbrıs çoktan verilmesi gerekiyordu Kıbrıs’ı alamadılar. Güneydoğu’nun da PKK tarafından çoktan alınması gerekiyordu yani Osmanlı’nın o tarz adamlarının kafası olmuş olsaydı çoktan verilmişti Güneydoğu. Veriyor zaten adamlar yani ne isterse veriyor. Kıbrıs’ı istiyor ‘tamam al senin olsun’ diyor.  Girit? ‘O da senin olsun’ diyor. Romanya, Yunanistan istediğin gibi hepsini al diyor yani öyle bir konu yok. Şu an alamamalarının sebebi Mehdiyet yani tıkandılar oradan dolayı. Şimdi gıcık oldular üçüncü bir darbe düşünüyorlar. O darbe sözü doğru yani tabii biz bundan korkuyor çekiniyor falan değiliz. Denediklerinde zaten aldıkları cevapla kanaatleri gelecektir ama işgal de düşünüyorlar. Sırf darbe değil, darbe onun çok küçük bir bölümü.

Eski İngiliz Başbakanlarından bu Benjamin Disraeli vardı diyor ki, “Görüyorsunuz ya” diyor basına, “bütün dünya sahnede görülmeyen perde arkasındaki güçler tarafından yönetilmektedir” diyor. Açıklıyor adam zaten, biz yönetiyoruz diyor. Yani İngiliz derin devletinden korkanlara sözüm şu bak, geniş çapta bütün ülkelerde aydınlar İngiliz derin devletinden bahsederse bu adamlar bayağı tırsarlar söyleyeyim. Eylemleri durur yoksa Suriye’yi, Irak’ı, Türkiye’yi ilk planda derhal paramparça etmek istiyorlar. Birçok kişi de ayarlamışlar hiç ummadığım gazeteler ayarlanmış, bazı gruplar topluluklar ayarlanmış, siyasilerin içine de sızıyorlar yani zannedildiği gibi değil. Ama kollarını bacaklarını kanunla hukukla kırarız, sakın bir maceraya girişmeye kalkmasınlar, daha öncekinin bin beteri olur, karşılığını veririz hukukla kanunla.  

Alperen Kızıltaş, “Hocam neden disko müzikleri çalıyor? Biraz ilahi çalar mısın? Rica ediyorum lütfen” diyor. Alperen horlayarak uyursun sen şimdi açsam köfte yani vicdan azabı çekiyor müzik olduğunda haram biliyor ya. Halbuki haram değil, birde gizli gizli dinliyorsun işte açık açık dinle gizli gizli dinleyeceğine.

İngilizlerin en güçlü silahı da alkol Osmanlı’ya karşı. 1920’de İstanbul işgaline karşı, işgallerine karşı mücadeleyi zayıflatmak için işgal ettiler ya direniyor halk, yüzlerce ton içki getiriyorlar İstanbul’a kasa kasa Galata’da her yere tevzi ediliyor bedava. Viski, rakı, bira, şarap bak yüzlerce ton Galata’ya gemiyle getiriyorlar her yere dağıtıyorlar. Abdülhamit’in fabrikaları zaten çalışmış, rakı fabrikaları şunlar bunlar, tütün bir yandan dumanla alkolle Darwinizm’le Osmanlı gençliğini mahvetmişler sonra da rahatça işgal etmişler. Kimse de çıkıp “Ya ne oluyor bu topraklara böyle dağıtıyorsunuz?” dememiş.

Takvim Gazetesi’nden Bülent Erandaç, bugün yazmış, “Dünyada her şeyi İngilizler planlar, Amerika’yı oynatır. Bunu hiç gözden uzak tutmayalım.” Bak bütün aydınlar, yalın kılıç İngiliz derin devletine girdiler. Bu giriş pek derin olacak ve darmadağın olacaklar. Tebrik ediyorum aydınlarımızı, yazarlarımızı. Dört koldan yüklensinler. Yurt dışını da bu şekilde hareketlendireceğiz inşaAllah. Rusya öncülük etti, diğer ülkelerden de bunu rica edeceğiz. Bu İngiliz derin devleti pisliğini ortadan kaldıracağız. Adamlarda yüzsüzlük hat safhada. Yani çok net, gayet açık adamların planı, karmaşık değil. Kıbrıs’ı almayı adamlar yüz sene önce söylüyorlar, yapıyorlar. Güneydoğu’yu ayırmayı yüz sene önce kararlaştırıyorlar, yapmaya çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz, müsaade yok.

BÜLENT SEZGİN: Öcalan çok açık söylüyor, “bizi PKK’yı İngiltere kurdu” diyor. “Bütün planı bu bölgede İngiltere yapar” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, hepsini İngiltere’ye yüklüyor. “PKK’yı kuran İngilizler” diyor. “Güneydoğu’daki bütün stratejiyi İngilizler belirler” diyor. “Oyunun başında onlar vardır” diyor. Daha nasıl açıklasın?

Bu Abdullah Öcalan’ı İmralı’da sorgulayan emekli Albay Hasan Atilla Uğur var. “Öcalan’ı ben sorguladım” diyor. “Sekiz ay boyunca orada kaldım. Bana bir lafı var. Dünyada bugüne kadar her şeyi İngilizler planlar, Amerikaları oynatır” dediğini söylüyormuş. Bütün dünyada bu biliniyor. Ama kimse çıkıp bunu söyleyemiyordu. Şimdi biz yüreklendirdik insanları. Hiçbir yazar bunu söyleyemiyordu. İki yüz yıldan beri bu söylenemiyordu. Bak, iki yüz yıllık oyunu bozduk. Aslında üç yüz yıllık da son iki yüz yılda çok keskinleşmiş. Normalde üç yüz yıllık. Yani üç yüz yıldan beri insanları uyutuyorlar. Ona bir dokuz yıl daha ilave ettiler. Toplam 309 yıl, inşaAllah. Tepelerine geçireceğiz. O dokuz da ayrı bir konu.

Evet, Aşık Şekip Şahadoğru’nu görebiliyor muyuz, resmini? Hay koçum be maşaAllah. Öbür resmini göster. Osmanlı ne delikanlılar yetiştirmiş.

Hicaz tren yolu sadece Medine ve Şam arasında çalışıyor. Hicaz demiryolu Abdülhamit devrinde yaptırılıyor. İki milyon liraya mal oluyor. Yani bugünün parası ile beş yüz milyon dolar. Dünya Müslümanlarından bağış olarak toplanıyor. Altın, gümüş, yüzük, onunla yaptırılıyor. Demiryolu açıldıktan beş sene sonra İngilizler bölgeyi komple işgal ediyor, boydan boya. Ve bu demiryollarının tamamına el koyuyorlar. Ve Osmanlı’nın kontrolünden çıkıyor. İngilizler tüm Ortadoğu’nun işgalinde bu demiryolunu kullanıyor. Asker sevkiyatı, Müslüman esirler bunlarla esir kamplarına taşınıyor. İşkence yapacakları yerlere bu şekilde götürülüyor. Müslümanların ezilmesinde, perişan edilmesinde bu tren yolu kullanıldı. Daha önce de şarap sevkiyatında kullanıldı. Şarap, rakı, bira ve Darwinist kitapların sevkiyatında kullanıldı. Marul, fasulye falan da yüklüyorlardı ama bu dediklerim de oluyordu.

Hz. Ali (ra)’ın Kitab-ül Cifr kitabı vardır. 1400 yıllık kitap. Bu, Şii kardeşlerimizin sakladığı bir kitap. Bak diyor ki, “Amelika” Amerika değil. “Amelika bayrakları Kürdistan’da yükselir.” O zaman orada Kürdistan var. “İşte o zaman Tur Dağı’nda Musa (as) ile konuşanın vadettiği Mehdi (as)’ın zuhurunu bekleyin.” Hz. Musa (as) Tur Dağı’nda konuşurken Cenab-ı Allah ona vadetti ya Moşiyah’ı. Bak, “Tur Dağı’nda Musa (as) ile konuşanın zuhurunu bekleyin ki hemen zuhur eder.” Yani Mehdi (as) zuhur edecek o devirde diyor. “Amelika bayrakları Kürdistan’da yükselir” diyor. (Kitab-ül Cifr, İmam-ı Ali, Sayfa 131) 1300-1400 yıllık kitap. Tarihçilerin bir kısmı Amelika kavminin Kürtler olduğunu, bir kısmı da Arap kavmi olduğunu söylüyor. Ama zahir anlamında Amerikan bayrağı olduğu anlaşılıyor. Çok net yani.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü