Harun Yahya

Sohbetler (29 Eylül 2016; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Bir sevgi etiketi yapalım. Ne diyelim? Düşünelim. “Hep kardeşlikle hep sevgiyle” evet.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe projesinin gerisindeki siluetlerin aslında 15 Temmuz gecesi bir işgal girişiminde bulunmak istediklerini söyledi ve şöyle devam etti; “Bakın burası çok önemli darbe girişimi 1912’den 1923’e kadar kısa sürede 5’te 1’e düşen topraklarımızın geri kalanının işgali teşebbüsüydü.” Ayrıca “Lozan’ı bize zafer diye yutturmaya çalıştılar” dedi Sayın Erdoğan ve şunları ilave etti; “1920’de bize Sevr’i gösterdiler. 1923’te Lozan’a razı ettiler. Bu mu zafer? Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Bağırsan sesimizin duyulacağı adaları verdik. Oralar bizimdi. Oralarda bizim hala camilerimiz var. Ama şu anda halen “Ege’de kıta sahanlığı ne olacak?” mücadelesi veriyoruz. Bu darbe başarılı olsaydı Sevr’i dahi arayacak noktada olurduk.” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam bizden. Tayyip Hocam bizim insanımız. Tayyip Hocam şuurlu delikanlı. Aylardan beri günlerden beri anlattığımızın kapalı bir özetini söylemiş. Doğru yolda. İngiliz derin devletinin alçaklığını kapalı bir üslupla anlatmış. Adamların Güneydoğu’yu istemesinin nedeni zaten “Bu imparatorluğun tasfiye süresi bitmedi” diyorlar adamlar. “Öyle bir şey yok” diyor daha yeni anlattım. Değil mi? “Devam edecek” diyor “tasfiye.” Dün de anlattım. “Ayrıca Karadeniz ne alaka?” diyor. “Ora ayrı bir yer” diyor. “Orayı bir ayırın” diyor. “Antalya orayı da bir ayırın. İzmir. İstanbul zaten Avrupa’ya ait bir yer” diyor. “Orayı bir ayırın. Orası bir özerk, ayrı bir ülke” diyor. “Siz İç Anadolu’da gidin oturun.” Yalnız şimdi sadece Fethullah Gülen cemaatini kapmamış İngiliz derin devleti. Mun tarikatı çok büyük bir yapılanma onu kapmış. Ahmediler var, Kadıyaniler büyük bir yapı, kapmış. Yüzün üstünde kaptığı böyle kurum ve kuruluş ve cemaat yapılanması var yüzün üzerinde kapmış. Ama bunların en çekindiği şey deşifre olmak. Tayyip Hocam çıkıp bir aslan gibi kükrese “Bunları İngiliz derin devleti yapıyor bu alçaklara bunlara müsaade etmeyiz” dese bak Kennedy söylemedi kapalı söyledi olmadı. Açık söyleseydi bayağı tırsardılar. Açık söylesin Tayyip Hocam delikanlı adam, kabadayıdır Tayyip Hocam yiğittir. Zaten bunu söylemesi bile yiğitlik. Çok ciddi bir yiğitlik. Açıkça söylesin “Üst akıl İngiliz derin devletidir” desin. Ama basın önce bunun zeminini bir süratlice hazırlasın. Basının zemin hazırlama işlemi çok önemli. Her yerde bu duyulsun. Yani istediğimiz sayıya henüz ulaşmadı bu. Yirmi kişi falan oldu. Yani yirmi basın kuruluşu falan bunu söyledi. Daha yükseltelim. Her yerde bunu söylesinler. Tayyip Hocam da sonra çıkıp aslan gibi bunu söylesin acayip tırsar bunlar söyleyeyim. İran da söylesin. İran, Hamaney söylesin açıkça “İngiliz derin devletidir Amerika falan bunlar hikaye” desin. Asıl yönetici bunlar. Bunlar çok sinsi hep gizlemişler kendilerini deşifre oldu mu bunlar bitti. Çok korkak adamlar zaten toplam üç yüz kişi falan bu yöneticileri.

Darbe tabii Sevr Anlaşması’nı uygulamak için yapıldı. Sevr’in daha da gelişmişi aslında Sevr’i onlar hafif bulur. Sevr’i yani doğrudan paramparça etme ve yok etme ve imha. İmha yani Türk milletinden kim varsa yüz bin kişilik bir ön liste sonra bir milyon kişilik liste. Gece gündüz katliam, dertleri buydu. Allah korudu. Yalnız Fethullah Gülen cemaati bunlar hepsi anormal olmaz. Nadim olanlar. AK Partili de olmasın kardeşim AK Partili olsun demiyoruz. Türk milletinden yana olsunlar, millete sahip çıksınlar. “Ben nadim oldum milletimin yanında yer alıyorum” desin. Yani Sevr’e karşı olanlar. Osmanlı’dan daha büyük daha ihtişamlı bir hayatı Kızıl Elma’yı isteyenler çıksınlar “Biz insanız hata yaptık hükümet de hata yaptı, Demirel de Çiller de gittiler desteklediler biz ne bilelim. “İngiliz derin devletinin bu işin içinde olduğunu bilmiyorduk. Farkına vardık biz milletimizden yanayız. Tavır aldık” desinler. AK Partili olsunlar demiyorum. Hangi partiden olursa olsun milletten yana tavır alsınlar ama Tayyip Hoca’yı da kaptırmaya kalkarsak kalkarsalar o zaman çok büyük bir hıyanet olur. Yani İngiliz derin devletine kaptırırsak bu müthiş bir rezalet olur ve çok büyük bir kepazelik olur. Buna AK Partili olmasak da müsaade etmeyelim. Ne CHP ne MHP ne aydınlık grubu işte ney onlar vatan partisi mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Vatan Partisi.

ADNAN OKTAR: Ne Saadet ne Büyük Birlik, kendi evladımız, kendi insanımız asla ve kesinlikle kaptırmayalım. Bak Abdülaziz’i şehit ettiler, Menderes’i şehit ettiler bunların şakası yok. Bayağı azgın adamlar. Kafayı taktılar bak Tayyip Hoca bu ikinci kurtuluşu. Kardeşim etrafını çepeçevre değil mi? Muhafazaya alalım tüyüne dokunamasınlar. Öbür türlü çok yazık günah olur çok aşağılayıcı bir şey olur rezalet olur.  İngiliz derin devleti “Ben işte dediğimi yaparım” mantığına getirir o zaman. Onu çok büyük bir aşama olarak görür. Asla kabul etmeyelim. Demokratik yöntemle AK Parti’yi indirsinler alkışlarız. Başka partilere gitse alkışlarız demokrasiyle kanunla hukukla hiç onda bir sözümüz yok. Alnını öperim ben öyle adamın ona bir şey demiyorum. Ama böyle kalleş kahpe yöntem bu çok büyük bir kepazelik hep Osmanlı’da alışmış bunlar bunları yapmaya. Kimine deli demişler, kimini suikastla şehit etmişler, kimini sürgüne göndermişler, kimine darbe yapmışlar hep böyle rezaletler silsilesi. Menderes’i bütün milletin gözü önünde eze eze astılar, gördünüz. Talimat İngiltere’den. Asıl talimat o yani asılmasını istiyorlardı zeminini hazırlattılar tak bütün milletin gözünün önünde götürüp astılar. Şuan ki imkanlar olsa millet astırmazdı. Yani internet şu bu falan birde bu şuur şu eğitim. Çünkü millet hem şehitlik, gazilik için çok eğitildi hem iman hakikatleri konusunda çok iyi eğitildi hem Darwinizm’in geçersizliği konusunda çok iyi eğitildi, kararlılar o yönde güzel. Ben Ak Partili olsunlar demiyorum. Tayyip Hoca'yla ilgili hiç öyle bir iddiam yok. AK Parti’ye karşı da olabilirler. Hiç derdimiz değil. Tayyip Hoca'yı İngiliz derin devleti ezmek istiyor. Adamlar bayağı kararlı gözü dönmüşler. Milletçe diyelim, seksen üç milyon; "Biz evladımızı size teslim etmeyeceğiz. Ne yapıyorsanız yapın." Bu kadar. Diyeceğimiz bu. Hayır, AK Parti'yi eleştirsinler de bak, yanlış anlamasınlar. Ama kendi evladımızı İngiliz derin devletine yedirmeyiz. Olay bu. Bu kadar. 

GÖKALP BARLAN: Sayın Bahçeli bugün açıklama yapmıştı Adnan Bey. Açıklamasında, "Benim cesedimi çiğnemeden, bizim cesedimizi çiğnemeden darbe yaptırmayız." diye.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. İşte bu kadar. Bir de askeri darbeye karşı eğitsinler. Çocuklar, hiç tecrübeleri yok; "Biz bilmiyorduk. Bize dediler, 'İşte bir çalışma var. Hep beraber gideceğiz.' dediler." "Tatbikat var." diyorlar, yok IŞİD operasyon yapacakmış falan. Böyle kandırmacalara karşı askerleri eğitmeleri lazım. Çocuklar böyle bir şey olduğunda hatta olay yerine götürülmüş olsalar bile üstlerini dinlememenin nasıl olacağını hukuki yönden anlatmak lazım. Çocuklar bilmiyor; "Subayım ateş et dedi." diyor. Kardeşim, ateş et dediyse dönersin ona ateş edersin. Çünkü adam ne diyor? "Vurmazsan seni vururum." diyor. Bir. Senin gözünün önünde adam vuruyor, kendi vatandaşını vuruyor. Sana diyor ki; "Gidip adam öldüreceksin." Zaten cinayete tam teşebbüs var. Cinayete teşvik var, azmettirme var. Zaten bunların hepsi toplu suç, zaten askerin onu tutuklaması gerekir. Artık o subay olmaktan çıkıyor. O adi bir suçlu oluyor. Er dahi değil, er de değil; erliği de düşer. Bir şereftir er olmak. Er de değil aşağılık bir adam olmuş oluyor. Klasik katil. Onu orada yakalama hakkı var, derdest etme hakkı var. Direnirse de vurur. Yani yaralayarak indirsin, ayağından vursun. Sözünü dinlemesin. Bunu askere öğretmek lazım. Çok iyi bunun eğitiminin verilmesi lazım. Darbe konusunda hatta bütün üniversite gençliği, lise gençliğinin de eğitilmesi lazım. “Darbeye nasıl tavır alınır, darbe nasıl etkisiz hale getirilir?” Askere de silah eğitimi gibi eğitim verilmesi lazım. İşgale karşı eğitiliyor asker, tamam. Darbe işgalin daha da beteri. Hainlerin işgali var bu sefer, hain işgali.

Suudi Arabistan'ın kuruluş gününün fotoğrafı var. Suud El Faysal'ın yanında düşük rütbeli İngiliz subaylar. Onları görüyor musun? Suudi Arabistan ülkesini oluşturan İngilizlerdir. Toptan biz tek bir topluluktuk. Orada asıl sahipleri, iktidarın asıl sahipleri üniformalılar, görüyor musun? Orada usulen iktidarın başı gibi gösterilen bir insan var. İngilizlerin her dediğini yapan bir insan. Yani İngiliz derin devletine tabi olmuş bir insan.

Abdülaziz'in intikamını alan kabadayı Çerkez Hasan var, gösterebiliyor musun? Lakaba bak, maşaAllah, Çerkez Hasan. Üstünde dört tane silah varmış. İki tane ayaklarında toplu silah, iki tane de belinde ayrıca belinde de hançer. Kapıyı vurup dağıtıp bir omuzla kapıyı açıyor, içeriye giriyor. Yağmur gibi ortalığı dağıtıyor. Tabii biz bunu tasvip etmeyiz de. Ayılanlar bayılanlar. Hergele daha önce adam öldürmeye kalkıyordun, Abdülaziz'i şehit etmeye kalkıyordun; "Yiğidim, kabadayıyım." diyordun. Nereye gitti yiğitliğin, kabadayılığın? Sahte kabadayı seni. Bak, rezil oluyorsun. Direkt, boylu boyunca yatmış olayın şiddetinden oradaki katiller. Baygınlık geçirmişler. Çerkez Hasan diyor, "Ben Allah için yaptım. Kendi nefsim için yapmadım." diyor.

BÜLENT SEZGİN: Siz dün yine Ürdün Kralı ve Irak Kralı yanındaki İngilizleri de göstermiştiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, her gün belge gösteriyorum. Olay Osmanlı'da ta Abdülmecit zamanında başladı. Abdülhamit zamanında doruk noktasına çıktı. Homoseksüelliğin suç olmaktan çıkarılması Abdülmecit zamanına geliyor, ilk. Avrupa'da bile yasak, ilk bu kaldırıyor. Hayret edilecek şey, Osmanlı'da, halife bu. İnanılır gibi değil. İngiliz kraliçesiyle görüştükten sonra tavırları tamamıyla değişiyor. İngiltere'ye götürüyorlar bunu. Osmanlı'da altın, gümüş kullanılıyordu para yerine. Banknot olayı İngilizlerin tavsiyesiyle bunun zamanında başladı, Abdülmecit zamanında başladı. Ama asıl vahim tahribat Abdülhamit zamanında. Kahredici bir tahribat; her yerin verilmesi, Darwinist propagandanın bir anda ayyuka çıkması, rakı şarap bira fabrikaları, kerhanelerin kurulması; hepsi o döneme rastlıyor. Tütün, her yer duman altı. Bütün Osmanlı duman altı oluyor. Yoğun tütün fabrikaları.

İngiliz derin devleti, otuz altı Osmanlı padişahından on ikisini isyan ve darbe ile tahtından indiriyor. Hep son zamanlarda bunlar, dikkat edin. Başlarda yok. On iki Osmanlı halifesini darbe ile ve ayaklanmayla iktidardan alıyor. Tayyip Hoca'ya ikisini de denediler. Darbeyi de denediler, beceremediler. İsyan, ayaklanma; onu da yaptılar, onu da beceremediler. Onun için Tayyip Hoca'yı bazı tipler ağzı açık seyrediyor. Öyle olmaz. Ağzı açık seyrederken gelir sana da çarparlar. Ağzı açık seyredilecek durum yok. Devlete sahip çıkmanın zamanı, millete sahip çıkma zamanı. Seksen üç milyon bütün oldu mu gırtlağını yırtar İngiliz derin devletinin, gırtlağını yırtar. Gücü yetmez. Ama ufak ufak parçalara ayırsaydı işte Güneydoğu'yu ayırsa, Karadeniz, İstanbul falan; bitti Allah esirgesin. Avrupa'da ta 1967'de homoseksüellik serbest bırakıldı. Görüyor musun? Abdülmecit ta kendi zamanında serbest bıraktı. Akla bak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yüksekova'ya bağlı bazı mevzilerde nöbet tutan geçici köy korucularına bu sabah saatlerinde bir grup PKK'lı terörist tarafından ateş açıldı. Çıkan çatışmada üç köy korucusu şehit olurken bölgede PKK'lı teröristlerin etkisiz hale getirilmesi için operasyon başlatıldı.

ADNAN OKTAR: Koruculara el bombası atan makineli tüfek versinler, muazzam mühimmat versinler. Bir de köyde farz edelim, üç yüz kişi ise en az otuz korucu olsa çok iyi olur. Şu şartlarda en az otuz. Yani on korucu-beş korucu, bu olmaz.

Abdülmecit, "Kadın alacaksan İngiliz kadını alacaksın." diyormuş. O konuda biraz tabii, bir derece haklı olabilir. Çünkü kadınlar bakımsızdı biraz o dönemde, onu kastetmiş olabilir. Ama tek bir ırkın üstünde durması yanlış. Yani "Bakımlı kadın iyidir, güzeldir" demesi gerekir. Irkı esas alan bir üslup acayip olmuş. Neden İngiliz? Fransız da güzel, Alman da güzel, Türk de güzel, Çerkez de güzel, hepsi güzel yani. Abdülhamit söylüyor, Abdülhamit. "İngiliz kadını" diye. İngiltere'ye gittiğinde. Böyle totoş hanımlar onlar hep, yüz on kilo yüz yirmi kilo falan.

Şam Emiri Nesip El Bekri; onun sağında Arabistanlı Lawrance, ünlü İngiliz derin devletinin ajanı Ürdün'de bir sohbet anında resimleri var. Göster. Şam Emiri yani Şam'ın devlet başkanı Nesip El Bekri, onun sağında Lawrance İngiliz derin devletinin ajanı. Bu kişileri yönlendiren bunlar. Osmanlı'yı yıkan bunlar. Şu an hükumeti yıkmak isteyenler bunlar. Güneydoğu'yu vermek isteyenler bunlar. Aydınlardan istirham ediyorum, bu konuyu geniş çaplı gündeme getirsinler. Hepsi belgeli, tek tek anlatıyorum.  

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyorum Adnan Bey. Katar'ın ilk İngilizce günlük gazetesi Gulf Times'da "Fransa'nın İhtiyacı Olan Laiklik Modeli Kuran'dadır" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Kuran'ın demokrasi, özgürlük, sevgi, saygı, barış, kardeşlik ve eşitliğin kaynağı olduğunu ve milyonlarca Müslümanın yaşadığı Fransa'nın tüm sorunlarını çözecek bir laiklik modeli olduğunu anlatıyorsunuz. Bu nedenle Fransız hükümetinin bir an önce Kuran ahlakını temel alan bir eğitim projesi başlatmasının en doğru karar olacağından bahsediyorsunuz. Bu yazınız aynı zamanda Amerika'dan yayın yapan haber portalı News Resque'da da yayınlandı. Katar'ın en büyük Arapça gazetelerinden El Raya'da "Katar-Türkiye Dostluğu Güçlenerek Büyüyor" başlıklı makaleniz yayınlandı. İsrail'de en çok okunan gazetelerin başında gelen İbranice olarak yayınlanan günlük gazete Mariv'de "Yanlış Bilinen Siyonizm Korkusu" başlıklı makaleniz yayınlandı. İsrail'de Rusça olarak yayın yapan Channel 9 TV'nin web sitesinde dünya çapında antisemitizmle mücadele etmenin Müslümanca yöntemlerini anlattığınız makaleniz yayınlandı. Tayvan'ın önde gelen İngilizce gazetelerinden The China Post'ta "Suriye'deki Çocuklar İçin Acil Müdafaa" başlıklı makaleniz yayınlandı. Bu yazınız aynı zamanda Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde de yer aldı. Suudi Arabistan'ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke Newspaper'da ve internet sitesinde, "Afrika'da Yeni Kolonileşme Dalgası ve Toprak Yağmaları" başlıklı makaleniz yayınlandı. Mekke Newspaper'da ayrıca "Bayram, Suriye ve Çocuklar" başlıklı makaleniz yayınlandı. Ve Amerika'dan yayın yapan haber portalı News Resque'da da "Darwinizm Bir Kere Daha Yenilgiye Uğradı" başlıklı yazınız yayınlandı. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne güzel.

Castro kaç yaşında? Kardeşine bırakıyor değil mi o iktidarı? 

KARTAL GÖKTAN: Doksan yaşında.

ADNAN OKTAR: Doksan.

Ajan Lawrance'ın Suriye'deki bir fotoğrafı var. Suriye'de Lawrance'ın fotoğrafı. Ayakkabısına gelsene. Ayakkabılar kırk beş numara, erkek ayakkabısı. Görüyor musun? Suriye halkıyla adeta alay ediyor. Suriye'yi bizden ayıran İngiliz derin devleti üç-beş elemanıyla meseleyi bitiriyor. İnsanların iradesizliğinden, bilgisizliğinden istifade ile her türlü rezaleti yapmışlar. 

BÜLENT SEZGİN: O dönem basılan, dağıtılan eserleri Darwinist eserleri gösterebiliriz Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Evet, göster.

KARTAL GÖKTAN: Hoca Tahsin Efendi'nin Tarih-i Tekvin Yahud Hilkat isimli kitabı, Varoluş Tarihi veya Yaratılış; ilk baskısı 1893'te Abdülhamit döneminde yapıldı. Evrimci yazılara yer veren fen ve edebiyat dergisi Maarif Dergisi; 1892. Materyalist ve Darwinist felsefe yazılarıyla tanınan Servet-i Fünun Dergisi; 1892, Abdülhamit dönemi. İstanbul ve Kahire'de yayınlanmaya başlayan evrimci felsefe dergisi İçtihad Mecmuası. Selanik'te yayınlanan Bahçe Dergisi'nde Darwin'in hayatını anlatan yazı. Evrimci iktisat dergisi, Ulum-u İktisadiye ve İçtimaiye Dergisi; 1908. İslam'ı materyalizmle açıklamayı amaçlayan Peygamberimiz (sav) ve İslamiyet hakkında saygıya uygun olmayan ifadeler kullanan Hollandalı tarihçi Reinhart Dozy'nin Tarihi İslamiyet isimli kitabı; Tercüme eden Abdullah Cevdet, Abdülhamit döneminde. Abdülhamit döneminin en ünlü Arapça evrimci dergilerinden El Muktataf. Mısır'da yayınlanmaya başlayan evrimci Ed Dia Dergisi. Lübnan'da basılan evrimci dergi Et Tabib. Hüseyin El Cisri'nin kitabı Hamidiyye Risalesi. Doktor Bişara Zalzal'ın çıkardığı El Beyan Dergisi, düzenli olarak evrim propagandası yapıyordu. Şemsettin Sami'nin yine İnsan isimli Darwinist diğer kitabı. Evrimci yazılara yer veren El İrfan Dergisi. 

BÜLENT SEZGİN: Bir kısmı bunlar.

ADNAN OKTAR: Bunlar evet çok küçük bir kısmı bu. Böyle yüzbinlerce muzır neşriyat, yani Allah’ı dini inkar eden neşriyat Osmanlı’nın her tarafına gemilerle, trenle, develerle, merkeplerle taşındı. Abdülhamit’in talimatıyla. Ve manen Osmanlı çöktü. Maddeten de işte içkiyle, şarapla, tütünle bedenen de çökerttiler. Abdülhamit de bunda öncülük etti. Bu İngiliz siyasetinin bir gereğiydi. İngiliz derin devleti siyasetinin bir gereğiydi. Abdülhamit de bilerek veya bilmeyerek bu oyuna geldi. Ama ben bilmeyerek geldiğine inanıyorum. Bilmeyerek yani. Mesela Cibali Tütün Fabrikası 1884 yılında 2. Abdülhamit tarafından yaptırıldı. Bütün Osmanlı’ya zehir saçtı bu fabrika. Yani ton hesabıyla tütün Osmanlı’ya sevk edildi. Bir tane, iki tane değil her yerde bu fabrikalar açıldı sonra. Osmanlı gençlerinin cebi tütün tabakasıyla dolu. Diğer elinde de şarap şişesi. Darwinist dergiler kitaplar her yerde. Kerhaneler cayır cayır. Hatta Avrupalılar bile geldiklerinde şaşıyorlar bu kadar çok kerhane olmasına, bu kadar çok meyhane olmasına hayret ediyorlar. Adamlar yabancı ülkeleri gezmişler. Bu Safahat’ın evet, Rio de Janeiro oraya buraya giden insanlar geliyor. Adamlar hayretler içinde kalıyorlar. Yani “Bu kadar çok meyhane, bu kadar çok kerhane nasıl oluyor?” diyorlar. Her yerde adamlar ellerinde sigara. Nargileler, efendim tömbeki tütün gırla gidiyor böyle. Her yerde rakı şarap. Dükkanlarda bakkallarda çakkallarda her yerde var.

BÜLENT SEZGİN: Esrar da yoğun.

ADNAN OKTAR: O dönemde tabii esrar da çok çok yoğun. Yani esrar üretimi de çok yoğun içme de çok yoğun.

Yıldız Sarayı’nda ziyafet salonunun fotoğrafı var göstersene.

KARTAL GÖKTAN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: O şarap kadehlerini yaklaştır. Her konuğun önünde dört değişik şarap için kadeh var. Yani her şarap çeşidi için ayrı kadeh dörder tane. Yıldız Sarayı’nın defterleri şarap, bira, rom, rakı listeleriyle dolu. “Haşa” diyor, “saraya içki girmez” diyor. Kardeşim defterler dolu. Zibil gibi girmiş. Yani şarap içmek de öyle gazoz içer gibi içmek de değil yani her bardak ayrı. Mesela kırmızı şarap için ayrı bardak kullanıyorlar. Beyaz şarap için ayrı. Her içki için ayrı bardak. Sarayın fotoğrafında, Yıldız Sarayı’nın fotoğrafında bu görülüyor yemek salonunun. Defterleri zaten inceleyebilirler bakabilirler. Yani öyle örtbas edecekleri gibi değil.

Cabernet şarabı bir fıçısı 160 Frank’a o zaman alıcı buluyor. Erenköy’de yine uçsuz bucaksız Riesling Bağları var. Sırf şarap için. 7 Nisan 1886’da Müskirat Nizamnameleri, yani içki yönetmelikleri çıkarılıyor. 7 Nisan 1886 tarihinde yönetmelikte içkiden alınacak vergiler düzenli bir hale getiriliyor. 14 Temmuz 1890’da da ihraç edilecek şarapların kalitesi ve vergileri belirleniyor. Yani devlet tespiti yapılıyor devletin ölçüleri oluyor Abdülhamit de başta. Yani hangi tür şarap satılacak? Kalitesi ne olacak? Ne kadar vergi alınacak? Alınan vergiyi de Abdülhamit kullanıyor. Kerhaneden vergi alınıyor yani fuhuştan vergi alınıyor. Kumardan vergi alınıyor. Şaraptan rakıdan vergi alınıyor sonra Darwinist kitaplar basılıyor onun parasıyla da bütün Osmanlı’ya dağıtılıyor. Osmanlı toprakları veriliyor. Perişan ediliyor Osmanlı. Sonra da “Geçmiş olsun” diyorlar. Kardeşim bunların hepsinin belgesi ortada yani bunları niye örtbas etmek istiyorlar ben anlamıyorum. Hepsinin belgesi ortada.

Bu yıl dağıtılan 12. Sınıf Biyoloji kitabının resmi var mı sende?

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz. 4. Ünite Hayatın Başlangıcı ve Evrim.

ADNAN OKTAR: Ta Abdülhamit devrinde bu işin adı konmuş bak şu ana kadar devam ediyor görüyor musun? İlkokul, ortaokul, lisede, üniversitede Abdülhamit döneminde Darwinist eğitim var. Yani ama bilhassa ortaokul ve lise, üniversitede. Ve bu eğitim halen kesintisiz açılarak devam ediyor. Bir daha göster. 12. Sınıf Biyoloji kitabının resmi. Ne yazıyor?

BÜLENT SEZGİN: 4. Ünite Hayatın Başlangıcı ve Evrim. 1. Bölüm Hayatın Başlangıcı. 2. Bölüm Evrim.

ADNAN OKTAR: Hayatın başlangıcını tamamen tesadüflerle açıklıyor. Allah yarattı demiyor tesadüflerle oldu hepsi. Ve insanlar, bütün canlılar bitkiler de evrimle oldu diyor. Kuran’da Allah Hz. Adem (as)’le Havva (as)’dan geldiğini söylüyor. Bu kitapta “atanız solucandı” diyor, “kurbağaydı” diyor. Yani Kuran’ı kabul eden bir üslup yok. Kuran’a zıt bir üslup var. Abdülhamit döneminde bu devlet eliyle yapılmış halen devam ediyor. Adam düşünmüyor bu nerden geldi nereye gidiyor diye. Kardeşim bunun bir başlangıcı yok mu? İşte başlangıcını ilk Abdülhamit başlatmış. Yönetmelik çıkarıyor baksana 7 Nisan 1886’da. 1886’dan sonra da zaten faaliyetler bütün şiddetiyle devam ediyor. İçkiden vergi, şaraptan rakıdan biradan. Meyhanelerden vergi. Kerhanelerden vergi. Kumardan vergi. E sonra da paralar nereye? Oradan aldığı parayla alıyor ne yapıyor? Darwinist kitap bastırıyor. Nerede? Devletin matbaasında. Ne yapıyor? Devletin demiryollarıyla ta Hicaz’a kadar bu kitapları dağıttırıyor. Adamlar da övünüyor diyor “Devlet Demir Yolları yaptırdı” diyor. Kardeşim demiryolları yaptırdı da demiryolunda ne taşındı? Şarap taşındı. Rakı taşındı, bira taşındı. Tütün tonlar hesabıyla Anadolu’ya dağıtıldı ve Darwinist kitaplar yüzbinlerce Darwinist, materyalist kitap dağıtıldı. Voltaire’in kitapları falan da. Her yerde yayılıyor basılıyor. Yani böyle ateist yazarlar. Yani bir tane, iki tane, on tane, yirmi tane değil yani. Her yerde. Milletten altın topluyorlar, küpe müpe bilezik falan demiryolu yaptırıyorlar. Allah için yaptırıyoruz diyorlar. E sonra? Gelsin rakılar gitsin şaraplar. Tütün, Darwinist kitaplar. Sonra da İngilizler o demir yoluna el koydular bize yaptırdılar sonra el koydular. İngilizlerin yöntemi oydu hep. Mesela donanmaya biz para veriyoruz. Millet işte altın ne varsa üstünde küpesini bileziğini hep veriyor. Tonlar hesabıyla Anadolu’dan toplanıyor. Donanma yapılıyor İngiltere’de. “Hadi gönderin” diyorlar. “Vermiyoruz” diyorlar adamlar “el koyuyoruz” diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Osmanlı Devleti’nin ilk istatistik yıllığı vardı 1897’e ait. Gösterebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: Evet burada şarap üretimi 86 milyon 132 bin kilogram. Rakı 14 milyon kilo. Brandy 31 bin 708 kilogram üretim. Bira 1 milyon 193 bin. Toplamda 101 milyon 416 bin 201 kilogram içki üretiliyor.

ADNAN OKTAR: Bunların hepsinden vergi alınıyor. Felaketin kökeni bu işte. İngiliz derin devleti Osmanlı’yı oyuna getirdi. Çok büyük bir oyun oynandı. Ve bu oyuna halen devam etmek istiyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Bir tablo daha gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Yine 1904 yılındaki şarap üretimi yani Abdülhamit döneminde 340 milyon litre. Abdülhamit’ten sonra 1913’te 41 milyon litre. En fazla Abdülhamit döneminde 340 milyon litre şarap üretimi.

Masaüstü Görünümü