Harun Yahya

Sohbetler (10 Ekim 2016; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Bir oyun havasıyla devam edelim şimdilik. Mesela bu arkadaş ciddi söylüyor. Bir de böyle cıvık söyleyenler var. Pis pis espriler, kadınlar hakkında çok çirkin sözler. Böyle aşağılık kompleksi içinde olduğu anlaşılıyor söyleyenin, kendini yüceltmek için kadınları küçük düşüren sözler söylüyor şarkının içerisinde. Bu adilik bunlar basitlik bunlar. Bununla yücelmez sadece sıradan basit birisi olduğu daha iyi anlaşılır. Öyle müzik de olmaz, öyle densizlik de olmaz. Kendini yücelteceğini zannediyor ama kendini aşağılamış oluyor.

Bir sevgi etiketi yapalım. “Sevgi birliği şart” diyelim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şemdinli’de yapılan PKK saldırısının detayları ortaya çıktı. Jandarma, Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde askeri birliğe 150 metre mesafede yol kontrolü yaparken bir kamyonete “dur” ihtarında bulundu. İhtar üzerine PKK’lı terörist 5 ton bomba yüklü kamyoneti askerler ve kontrol edilen araçların arasına sürerek patlattı. Terör örgütünün canlı bombalı saldırısında 10’u asker 18 kişi şehit oldu. 11’i asker 27 kişi de yaralandı. Şehitlerimizden 21 yaşındaki Eyüp Hacıoğlu’nun Facebook sayfasındaki son sözlerinin “Ne kimseye muhtaç olduk ne de kimseye minnet ettik. Anamızın duasıyla geldik hocanın selasıyla gideriz” olduğu görüldü. Diğer şehitlerimizin de fotoğrafları vardı.

BÜLENT SEZGİN: Eyüp Hacıoğlu, Asteğmen Ömer Baydilli, Er Erkan Özdemir, Er Evren Kara, Er Özkan Altınok, Hasan Aydoğdu, minibüs şoförü Bahri Fırat, öğretmen Oğuz Uysal, Uzman Çavuş Ertan Bayraktar, Uzman Çavuş Mustafa Dobur, Uzman Çavuş Hasan Aydoğdu.

ADNAN OKTAR: Evet. Allah hepsine rahmet etsin. Büyük bir savaş veriyoruz deccaliyete karşı istiklal savaşı veriyoruz. İngiliz derin devleti Türk milletini, Türk devletini teslim almak istiyor. Kudurmuş gibi bir atak içerisinde. Bütün melanet şebekeleriyle harekete geçti. “İllaki ben Türkiye’yi yok edeceğim parçalayacağım” diyor. Elinden geleni ardına koyma, elinden gelen ne yapıyorsan yap. Hiçbir şekilde senin oyununu kabul etmeyeceğiz ey deccal. Deccalın oyunları önümüzdeki yıllarda da devam edecek, ama sonunda Mehdiyet galip gelecek bunu göreceksiniz. Son oyunları bunlar. Mehdiyet’e göre diyorum son oyunu diye, teknik açıdan demiyorum. Hadislere göre, metafizik alametlere göre diyorum.

Allah şehitlerimizin şehadetini kabul etsin. Hepsinin şehadetini tebrik ediyoruz. Her gün imreniyoruz onlara. Allah onları nuruyla sarsın. Anadolu’nun tertemiz mübarek evlatları, kınalı kuzu onlar. Cenab-ı Allah onları annelerinin yanından alıp-getiriyor, oradan şehadet alemine geçiriyor. Şehadetlerini sağlayan Cenab-ı Allah’tır. Fakat deccal vesiledir. Annelerine babalarına Allah uzun ömür versin. Sağlık, sıhhat, afiyet versin.

Şimdi burada tabii bir teknik sorun var gibi görünüyor. Bir kere yoklama yapılacak yer, elektronik yoklama olması lazım. İlk geldiğinde kamyon oraya geçtiğinde “dur” diye orada bir ihbar. Mesela kırmızı ışık yanacak duracak, elektronik. “Aşağı in” diyecek, “kimliğini şuraya göster,” değil mi? O elektronik alete göster. Kimliğini göstermiyorsa o zaman teröristtir, değil mi? O zaman orada yine insansız otomatik robotlar harekete geçer. Yağmur gibi mermi yağdırmaya başlar. Önce uyarır teslim olması için, bir daha uyarır bir daha uyarır. Üç kademeli olur. Bir yaralayacak gibi olan olur, bir de kamyonu tamamen durduracak gibi olan olur. Kamyon buna rağmen hareket ediyorsa kamyonu orada hemen etkisiz hale getirecek yani modern tabirle, bir çalışma yapılır. Yani yürüyemeyecek hale getirirsin o arabayı. İkinci aşamada asker olur, 2 metre kalınlığında yahut 2 buçuk metre kalınlığında betonarme mevzi. Büyük bölümü yeraltında diğer kısmı yer üstünde. 15 santim kalınlığında kurşungeçirmez cam, asker içinde olur. Zaten kamyon o tip bir şeye girdiğinde artık otomatik sistem devreye girmesi lazım. Kamyonun etkisiz hale getirilmesini falan otomatik sistem yapması lazım. Ama askere de saldırı olsa dahi o beton mevziin içerisinde hiçbir şey olmaz. İsterse 10 ton bomba patlatsın böyle güçlü bir beton mevzii yıkamaz.

Elektronik kontrol. İlk kontrolü askerin yapması olmaz. Yapıyorsa bile, hatta 3 metre kalınlığında beton mevzi içerisinden yapabilir. Silahlar da dışarıda olur. Nasıl polisin arabalarında otomatik silahlar var, polis hiç dışarı çıkmadan ateş edebiliyorsa, değil mi? Çok basit bir teknolojiyle yapılabilecek bir şey bu öyle karmaşık bir şey değil. Özetle, kontrol noktaları elektronik kontrol olacak. Asker kontrolü olmaz. Her gelen arabayı kontrol edebilirler. Ama orada yoğun asker, işte her türlü polis veyahut sivil vatandaş olursa bu olmaz. Kamyona viraj aldıracaksın bir açık alana geçecek orada duracak. Orada elektronik kontrolden geçecek. Kimliğini adam getirip ekrana yapıştıracak. O kimlik merkezden sorulacak “bu adam doğru mu?” Arabanın plakası sorulacak, tamam hır-dölek bir şeyse mesele yok. Onda bile yani ikinci aşamada bile köpekle bomba araması yapılabilir. Hayvanı bırakırsın süratle bakar. Yine asker beton mevzi içinde olur. Yani küt diye açmak olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye’ye dört bir yandan yapılan saldırılar hakkında şunları söyledi: “Firavun’un mirasçıları, Yezid’in takipçileri, fitne ve bozgunculuğun simgeleri Türkiye’ye saldırıyor. Türklüğün gövdesinde ameliyat yapıyor. Hainlerin yüzü dün gülmedi bugün de gülmeyecektir. Millet tam bir kenetlenme haliyle namus, şeref ve izzetini savunacaktır. Tezvirleri def edeceğiz, tefrikanın kolunu-kanadını kıracağız. İşbirlikçi ve ihanet ortaklarının oyununu bozacağız ve milletçe eğilmeyeceğiz. Daha büyük bir felaket yaşanmadan kayıp bir vatan, kararmış bir istiklal ve istikballe karşılaşmadan artık herkes aklını başına almalıdır.”

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş, doğru konuşmuş. Ama İngiliz derin devletinden direkt bahsetse çok çok güzel olur. Diğer siyasiler de gürül gürül devreye girerler çok güzel olur. Yani gündem iyice oturur. Sayın Bahçeli’den bunu ben istirham ediyorum. Kapalı olarak söyledi ama kapalı söylemekten adamlar anlamazlar. Açık aleni söylenmesi gerekiyor. Bunu şu an organize eden İngiliz derin devletidir. Hükümete de sızmaya çalışıyorlar, bu açıkça görülüyor. Ben anlatıyorum. Her yerde adamları var. Bunlar bir de hayasız, yüzsüz ve arsızlar. Bak dikkat ederseniz geçen günler İngiliz derin devletinin bir elemanı geldi. Yüzündeki hayasızlığı bilmiyorum fark ettiniz mi? Akıl almaz arsız oluyorlar, çok pişkin oluyorlar. Yani çok yüzsüzdürler. Ne dersen de anlamaz. İngiliz derin devletin casusları, derin devlet elemanları ruhunu şeytana satmış mahluklardır. Yani adamlarda insaniyet, merhamet, incelik, nezafet hiçbir şekilde olmaz. Yani robotlaşmış mekanik şeytanlardır bunlar.

İngiliz derin devleti kan dökmeyi zevk haline getirmiş manyaklardan oluşuyor. Tırları bombalıyor. Tırla senin ne işin var? Yiyecek içecek getiriyorlar. Hastaneyi bombalıyor, fırınları bombalıyor. Yemek kuyruğuna girmiş, yemek, yiyecek, ekmek kuyruğuna girmiş insanları bombalıyor. Pazaryerlerini bombalıyor. Taziye çadırı oluyor orayı bombalıyor. Psikopatlık peşinde İngiliz derin devleti. Zaten diyorlar “pardon haberimiz yok” diyorlar “yanlışlıkla oldu” diyorlar. Eğleniyorlar, kasıklarını tutarak gülüyorlar adamlar. Onun için Sayın Bahçeli yiğit delikanlı bir insan, kabadayıdır. İngiliz derin devleti diye açıkça anlatsın yer yerinden oynar, Türkiye’de çok büyük etkisi olur. Yazarlar söylemeye başladı ama bu siyasilerin diline dönüşürse o zaman yer yerinden oynar. Yani uluslararası bir şeye olay kaymaya başlar ve İngiliz derin devletini darmadağın etmiş oluruz. Sayın Bahçeli açıkça ve alenen İngiliz derin devleti desin. İstirham ediyorum, ilk yiğitliği ondan bekliyoruz. Hükümeti de bak çepeçevre sarmak istiyorlar şu an. İngiliz derin devleti MHP’yi de ablukaya aldı geçenlerde. Yani böyle züppelerden, entellerden bunların çok fazla casusu var. Özenti tiplerden aşağılık kompleksi içinde olanlardan, arsızlardan, kaşarlardan, böyle saygısız densizlerden, Allah korkusu Allah sevgisi olmayanlardan, akılsızlardan, cahillerden, görgüsüzlerden, münasebetsizlerden çok büyük ordusu var. Onun için Sayın Bahçeli böyle bir şey söylerse bayağı etkileyici olur.

Mesela dün “Üst akıl İngiliz derin devleti” diye etiket vardı. Twitter’de saatlerce listede kaldı “Üst akıl İngiliz derin devleti.” Üst akıl İngiliz derin devletidir diye Sayın Bahçeli bir söylerse, çünkü öbür liderler bunu kolay kolay söyleyemez şu an ama Bahçeli yiğit ve kabadayı bir insan, Allah’tan başka kimseden korkmaz. Söylesin, böyle güzel bir başlangıcı başlatsın, deccalın gözüne ilk darbeyi indirsin. Böyle bir yiğitliği bekliyoruz çok güzel olur. Yoksa bu alçaklar her gün bunu yaparlar adı konmadığında. Bak üst akıl diye kimse İngiliz derin devleti diyemiyor. Üst akıl herkes diyor ama İngiliz derin devleti diyen bir kişi ben görmedim. Bu yiğitliği ilk beklediğimiz kişi Sayın Devlet Bahçeli. Mutlaka söylesin.

Direkt amaçları işkence İngiliz derin devletinin. Mesela Suriye’de önce Halep’i bombaladılar. Aç bırakmak için kuşattılar önce bak şehrin etrafını. Susuz bırakmak için su istasyonlarını vurdular. Şimdi de yaralılar ölsün diye hastaneleri vuruyorlar. Bu sadistlik başka bir değil psikopatlık. Ve kimse de çıkıp İngiliz derin devleti diyemiyor. Üst akıl, üst akıl, alt akıl, üst akıl. Deyin, İngiliz derin devleti deyin ne çekiniyorsunuz? Allah’a verecek bir can borcunuz var.

Şu İngiliz derin devleti mensuplarının resimleri var, onları bir göstersene. Ve derin devletin desteklediği kişiler.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz Ortadoğu ajanı Irak’ın kurucusu olan Gertrude Bell. Hemen yanında daha sonra Ürdün kralı yapılacak olan daha sonra Emir Abdullah. Onun yanında Chatham House kurucularından Lord Rodhschild. İngiltere Filistin Sömürge Valisi Herbert Samuel. Ve onun yanında da İngiltere Başbakanı Winston Churchill.

Diğer resimde İngiltere Başbakanı Winston Churchill, daha sonra Ürdün kralı yapılacak olan Emir Abdullah. Ve İngiliz Ortadoğu ajanı Arap ayaklanmasını başlatan Lawrence birarada.

ADNAN OKTAR: Bak tek başına adam ayaklanma başlatıyor tek başına.

KARTAL GÖKTAN: Bu resimde İngilizlerin Ortadoğu ajanı Lawrance. Yine daha sonra Ürdün kralı yapılacak olan Emir Abdullah. İngiliz Mareşal Jeffrey Salmond. Ve Eski İngiliz İstanbul Askeri Ataşesi ve İngiliz Filistin Sömürge Valilerinden Sir Wyndham Deedes.

Bu resimde İngiltere Filistin Sömürge Valisi Herbert Samuel ve Chatham House kurucularından Baron Rothschild bir arada.

Eski İngiliz İstanbul Askeri Ataşesi ve İngiliz Filistin Sömürge Valilerinden Sir Wyndham Deedes. Daha sonra Ürdün kralı yapılacak olan Emir Abdullah. İngiliz ajanı Gertrude Bell. Ve İngiltere Filistin Sömürge valisi Herbert Samuel birarada.

İsrail’in ilk cumhurbaşkanı olacak olan Chaim Weizmann ve Irak kralı olacak olan Faysal bir arada.

ADNAN OKTAR: İkisi de İngiliz derin devletinin kontrolündeler.

KARTAL GÖKTAN: İngiltere Filistin Sömürge Valisi Herbert Samuel. İngiltere Başbakanı Winston Churchill ve daha sonra Ürdün kralı yapılacak olan Emir Abdullah.

ADNAN OKTAR: Kimin nerenin başına geçeceği, sınırlarının nasıl olacağını hepsini İngilizler belirliyor.

Mesela Tayyip Erdoğan Hocam Mısır’a ilk gittiğinde Mursi’ye dedi ki: “Laikliği Mısır’da koru, laikliğe Mısır’da sahip çık” dedi. “Vay sen misin?” buradaki gelenekçiler çizdiler adeta “sen böyle şeyi nasıl dersin?” diye. Halbuki doğru bir strateji doğru bir konuşma.

Bediüzzaman da mesela modern olduğu için devrin bağnazları tarafından çok baskı gördü. “Niye sakal bırakmıyorsun” işte “niye kravat taktırıyorsun talebelerine?” o ancak o kadar yarabildi o gelenekçi sistemi. Çok zor gelenekçilerle uğraşmak.

Bugün yani 10/9/2016 günü İsrail’in 7 bölgesinde Suriye halkı adına dualar okunacak. Organize eden kişi ise yılarca İslam ve Yahudileri biraraya getirmeye çalışan rahmetli Haham Rav Menahem Frouman. Buraya gelmişti biliyorsunuz. Onun oğlu bu organizasyonu yapıyor Şibi Frouman. Düzenlediği bu eylemin adı ise “dünya susuyor ama biz değil” tarzında. İyi çok güzel örnek, güzel bir çalışma tebrik ediyorum Frouman’ı.

Menzil Cemaati, bunlar son derece mazlum gariban insanlar. İşi gücü bırakacak eline adam odun balta alacak “rejimi ele geçirmeye çalışıyorum” diyecek. Olacak iş mi şu? Adamların karşısında NATO var, en başta Türk ordusu var, Türk polisi var; bunlar mazlum kendi halinde, en ufak fitneden çekinen insanlar. En ufak kargaşadan çekinen insanlar. Adamların zoruna ne oldu? Niye böyle bir şey yapsın? Bunlar tasavvuf ehli kendi hainde zikir çeken, Allah’a dua eden, saygıya, hürmete, nezakete önem veren, birbirlerinin ziyaretine giden, birbirini koruyup-kollayan mazlum Müslümanlar. Bunları tehlikeli adam olarak gösterirsen çok büyük hata yaparsın.

BÜLENT SEZGİN: Frouman’la resminiz vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bak o mübarek insan. Allah gani gani rahmet etsin Frouman’a. Çünkü niye? “La İlahe illaAllah Muhammeden Resulullah, Musa Resulullah” diyordu bu insan. Bak “Muhammed Resulullah, Musa Resulullah” diyordu. Kuran’ı ezberden biliyor, bayağı çok güzel. Büyük alimdi yani. Çok sevgi dolu, çok nezih, kibar, saygılı, sevecen, vefalı, hürmetkar tam bir mümindi yani tertemiz bir mümin. Allah cennetle şereflendirsin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce özerklikten ve çözüm sürecinden yana yazılar yazan, çözüm sürecinin, Deniz Gezmiş, Nazım Hikmet isimlerinin hissettirdiği tarzda romantik şiirlerle desteklenmesi gerektiğini söyleyen Hürriyet yazarı Fatih Çekirge, PKK ile ilgili üslubunu değiştirmiş surumda. Bugünkü yazısında, PKK’nın özgürlük savaşçısı numarası adı altında Ortadoğu’da sınırları yeniden çizmek isteyen dış güçlerin taşeronluğunu yaptığını söyledi. “Artık PKK’nın ne olduğu ortaya çıktı, artık PKK’nın ne olduğunu biliyoruz. Sınırımıza dış güçler tarafından yönetilecek kukla bir kanton kurmak istiyorlar. Irak’tan Suriye’ye kadar ortalığı cehenneme çevirerek sınırları yeniden çizmek istiyorlar. Ancak Türkiye bunu kabul etmiyor. Olan biten bu” demiş.

ADNAN OKTAR: Türkiye kabul etmiyor ben de kabul etmiyorum. Bir atlarsın iki atlarsın demiş, üçüncü de durursun.

Frouman namaz kılarken resmi var. Müslümanlarla el ele, Müslümanlarla dans ederken de resimleri var. Göster. Bak görüyor musun? Evet. Sen bu güzel insanlara dünyayı dar etmeye kalkarsan ben dedim “dünyayı gök kubbeyi tepenize çökertiriz” dedim. Kanunla hukukla tabii.

Hay maşaAllah aferin. İbrahim Karagül de İngiliz derin devletinden bahsetmiş. Güzel, iyi gidiyor. Ama ben asıl Sayın Bahçeli’den bekliyorum. Hep kapalı hep kapalı hep kapalı gidiyor. Bir aslanlık yapsın, kastedilen anlatılan bu gizli güç, bu dünya çapında olan derin devlet yapılanması, Birleşik Krallığın içerisinde faaliyet gösterip gelişip bütün dünyayı kontrol altına alan İngiliz derin devletidir. Başka türlü de diyebilir. Ama İngiliz derin devletini mutlaka söylemesini rica ediyorum. O başlarsa Tayyip Hocam da rahatça söyler. Ve arkası da gelir herkes konuşur. Sayın Bahçeli’nin yiğitliğine delikanlılığına herkes şahittir. Bekliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: İbrahim Karagül’ün yazısını okuyabilirim.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: “1926’da Musul’un kaybedildiği dönemde yeni kurulan Türkiye’nin yaşadığı iç sorunlarla bölgede İngilizlerin servis ettiği isyanlarla bugünkü olaylar birbirine çok benziyor. 90 yıl öncesiyle bugünü kıyaslamak bile olanları anlamak için yeterli olacaktır. Amerika’nın Suriye ve Irak’ın kuzeyinde Türkiye’ye karşı aldığı düşmanca pozisyonla 90 yıl önce İngiliz oyunlarıyla birebir örtüşmektedir. O zaman isyanlarla iş yürütüyorlardı şimdi terör örgütleriyle yürütüyorlar.”

ADNAN OKTAR: Yani “olayın merkezinde İngiliz derin devleti var” diyor. Evet.

Zuhruf Suresi 22, şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Hayır; dediler ki: "Gerçekten atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk” yani biz hazır bulduk inanç sistemini “ve doğrusu biz onların izleri (eserleri) üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş (kimse)leriz.” Yani “daha önce ne varsa, atalarımızdan ne gördüysek biz onu yapıyoruz. Yani Allah’tan Kuran’dan değil” diyor. “Atalarımızdan biz ne aldıysak o şekilde devam ediyoruz” diyor. Şimdi bu iki türlü anlamı oluyor “eserleri.” “Onların izleri eserleri üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş kimseleriz” diyorlar. Bu onların fıkıh kitapları olabilir onları okuyarak Kuran’ı değil. Kuran’a Allah’a değil o mürşitlerine ve onların kitaplarına. İkinci anlamı da “eserlerine” diye baktığımızda onlardan kalan heykeller, resimler, romanlar ve orada meydana gelen kültür yani onlarla desteklenen kültür. Her iki yöne de bakıyor ama tabii birinci dereceden bu dediğim yöne bakıyor.

Haham Frouman beni ziyaret ettikten sonra Tayyip Hoca’ya da gitmişti. Tayyip Hocam’a kitap hediye etmişti. Ve onunla sohbet etmişti. Bayağı dindardı, maşaAllah. Bu da Tayyip Hocam’ın Musevi sevgisini gösteriyor. Musevilere saygısını gösteriyor. Musevi karşıtı gibi gösteriyorlar ama Tayyip Hocam’ı işte gerçeği budur. Musevilere karşı derin sevgisi olan, şefkati olan, koruyucu yönü olan mümin muttaki bir insandır Tayyip Hocam. Ama her şeyi sen yap biz kenardan seyredelim bu olmaz. Yiğitler, delikanlılar, efeler Hocamız’a yardımcı olacaklar bu şekilde bu iş gider, bu şekilde olur.

Hediye ettiği kitap Kuran. Bu çok manidar, değil mi? Bak Tevrat hediye etmiyor Kuran hediye ediyor. Tertemiz insan. İşte örnek bir Musevi bu insan. Musevi deyince böyle bir insan aklınıza gelecek. Tayyip Hocam’ı da seviyordu Frouman.

İbrahim Karagül iyi güzel demiş ama bunu iyice vurgulasın. Diğer yazar arkadaşlarıyla konuşsun, bu İngiliz derin devletinin ipliğini pazara çıkaralım. Yani bir an önce bu konu hallolsun.

İngiliz derin devletinin, Fethullah Gülen’in hareketini  desteklediğini  fark edemedi hükümetler  yani Demirel'den itibaren hiçbiri fark edemedi. Fark eden de anlamazdan geldi. Yani ‘ne yapalım?’ diye. Çünkü zaten onlar da onların gücünün farkındaydılar. Ve ses çıkartmadılar. Mesela Ecevit,  Fethullah Gülen’den çekiniyormuş. Ben bunu sonradan öğrendim, hayret ettim. Yani hükümeti devirecek güçte olduğunu biliyormuş, kendi hükümetini. Bayağı da çekiniyor  o yüzden ne diyorsa yapıyor o devirde. Arkasındaki güç siyasilere de etki ediyorlar ve Rumilik  homoseksüel destekçiliği  Darwinizm  savunuculuğu ve Mehdiyet’e karşı olmak,  İsa Mesih'in gelişine karşı olmak  ve İttihad-ı İslam’a karşı olmak. Adamlar tam aradıkları yani. Yeni bir anlayış çünkü Rumi olunca zaten şarap da helal oluyor. Her şey helal oluyor. Oğlancılık şu bu her şey helal olmuş oluyor. Adamlar ateist,  İslam’a karşı, Allah'a karşı,  Peygamber (sav)’e karşı,  ama Rumi’yi canından çok seviyor. Mevlana’yı.  “O ayrı ama  ben Allah'ı  sevmiyorum” diyor. “Peygamber (sav)’i de  sevmiyorum ama Rumi’yi seviyorum.” Adam niye onu seviyor bir araştırsana. Çünkü homoseksüellik  serbest,  şarap serbest,  her türlü içki serbest, namaz kılmana gerek yok, oruç tutmana gerek yok, zekat vermene gerek yok, İslam‘ı kabul etmene gerek yok,  kafir diye bir şey yok. Müslüman diye bir şey yok, adam “tamam” diyor “tam aradığım din bu işte” diyor. Anadolu Rumiliğini kastetmiyorum. Anadolu Mevleviliğini  kastetmiyorum. Adamların anladığı bu, yani kitaplardan çıkarttığı bu.

Mesela dün Yemen’de cenaze töreninde Suudi Arabistan’ın öncülüğündeki  koalisyon uçakları tarafından saldırı düzenlenmiş, 140 asıl oradaki insanlara göre de 500’den fazla kişi şehit olmuş. Bugün Suudi koalisyonu ‘biz yapmadık2 diyor.  O zaman yine İngiliz derin devletinin bir oyunu daha  yani büyük bir belanın içine İslam ümmeti çekilmek isteniyor. Mısır'da Müslümanları bak ezim ezim  eziyorlar.  Ve oyuna getirdiler orada.  İhvan-ı Müslimin’i  coşturdular dediler “Siz hükümet olun.” Belirli bir fraksiyonun hükümet olması ne kadar tehlikeli bir şey.  Bütün Müslümanları temsilen ortaya çıksana, hepsini kucaklasana sen sırf ihvanı esas alırsan işte felaket de böyle oldu.  Adamlara malzeme vermiş oluyorsun. İhvan Müslüman da diğeri Müslüman değil mi?  Hepsini kucakla.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan bugün şunları yazmış. “15 Temmuz sürecinin üç ana hedefi var. Birincisi; FETÖ maskesi kullanılarak, cemaatlere-tarikatlara saldırılarak Türkiye’nin İslami ruh köklerini kurutmak. İkincisi; Yeni FETÖ’cülerin önü açılarak Türkiye’deki İslami kesimleri birbirine düşürmek. Akideyi sarsacak, mezhepleri tartışmaya açacak yapay tartışmalarla bin yıldır bu toplumu dimdik ve diri tutan ehlisünnet omurgayı Türkiye içinden çökertmek. Üçüncüsü; terör örgütlerini kullanarak Türkiye’nin iç güvenliğini, barışını, huzurunu bombalamak. İç ve dış kuşatmayı yarmanın beş yolu var” demiş Yusuf Kaplan. “Beşinci yol olarak da, İngilizlerin Mısır üzerinden tezgahladıkları sinsi planları ortaklaşa püskürtmenin yollarını, yöntemlerini geliştirmek” demiş.

ADNAN OKTAR: Mısır’dan ne alaka? Londra’dan. Olur mu ne Mısır’ı? Mısır çok küçük bir bölümü. Benim dediklerimi biraz gereksiz kırpıp yahut çarpıtarak anlatıyor. Gurur yapacak bir şey yok. Derin devletin merkezi Londra’dır. Mısır ne alaka? Mısır onların şubelerinden bir tanesi. Ezim ezim ezdikleri adamlardan bir grup. Hepsini hapishanelere doldurdular. Öbürlerini de öldürdüler falan, şehit ettiler. Şu an felç vaziyette Mısır. Tam istedikleri oldu. Şeffaflık ilk orada uygulanmış zaten. Bütün camiler, tarikatlar her yerde kontrol ediliyor. Her yerde de gizli kamera sistemi var o camilerde. Gelen yakalanıyor, giden eziliyor. Müslümanlar biçiliyor. Böyle bir sistem var. Tek çözüm İttihad-ı İslam, Mehdiyet’tir. Resulullah (sav)’in gösterdiği çözüm varken kendi kendilerine beş aşamalı, on aşamalı planlar gösterirlerse aynı felaketin içine düşerler. Deccal, şeytandan aldığı talimatı aynısıyla yapıyor, kusursuz yapıyor. Biz de Allah’tan Resulullah (sav) kanalıyla aldığımız talimatı tam yapmamız lazım. Onlar şeytanı kusursuz uyguluyorlar. Biz de Allah’ın emrini kusursuz uygulamak durumundayız. O da Peygamber (sav)’e uyarak olur. Peygamber (sav) ahir zamanı bize bütün planıyla açıklamış. Tamamı doğru çıkmış. Ta boğaz köprüsünün iki tane olacağına kadar söylemiş. “Köprüleri tutacaklar” diyor, 15 Temmuz darbesini de anlatıyor. “Köprüde kan akıtılacak, askerler çıkacak” diyor. “Doğudan saçaklı kuşlar uçacak” diyor. Hepsini anlatmış. “Siyah yağ taşları” yani asfalt “kan içinde kalacak. Çok fazla insan öldürülecek. Şehir içine bu yayılacak, genişleyecek” diyor. Aynısıyla anlatmış.

DANIELLA ZEYNEP DALAMAN: Kadınlar öldürülecek.

ADNAN OKTAR: “Kadınlar da öldürülür bunda” diyor. Yani her anlattığı doğru çıkmış. Bak günlerden beri anlatıyoruz. Kuyruklu yıldızlar, on beş gün arayla ay ve güneş tutulmaları, her şey doğru çıkmış.

BEYZA BAYRAKTAR: “360 tane araç” diyor, 360 tane araç çıkıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, hepsi doğru, tek tek. “Mehdi (as)’a uyun, kurtulun” diyor. “Deccal çıkacak karşınıza, Mehdi (as)’a uyun ve İsa Mesih gelecek” diyor. Sırf Mehdi (as) da değil, İsa Mesih de. “Birlikte hareket edecekler” diyor. Uzatmanın alemi yok. Herkes ayrı bir formül sunuyor. Her formül battı, her formül perişanlık yaşadı. Aynı şeyleri söylemenin alemi yok. Her kafadan bir formül çıkıyor. Resulullah (sav)’in formülünün dışında formül yok. Allah’ın gösterdiği formül dışında formül yok. Her formül üreten, Allah’ın gösterdiği formüle mücadele veriyor demektir. Ona karşı adeta savaş açmış demektir. Bir nevi savaş açmış gibi oluyor.  

Abdülhamit döneminde, 1889 Şubat ayında, ilk piyango düzenleniyor Abdülhamit’in emriyle. Büyük ikramiye 15 bin 500 kuruş, o devrin parasıyla çok büyük bir para. 14 Mart 1890 tarihinde düzenlenen ikinci piyangoda ise toplam ikramiye 7 bin 100 lira olmuş. Acayip artmış. Biletler 12 mecidiyeden satılıyormuş. 1908 yılında Abdülhamit döneminde Ziraat Bankası’nın düzenlediği eşya piyangosunun resmini göster. Abdülhamit tuğralı. Bak üstte Abdülhamit’in tuğrası var. Abdülhamit’in bizzat talimatıyla kumar oynanıyor Osmanlı’da. Resmi olarak kumar oynanıyor. Bir yanda kerhaneler işliyor, bir yanda kumar, bir yanda meyhaneler, şarap, rakı gırla gidiyor böyle. Osmanlı toprakları oluk oluk veriliyor. Darwinist propaganda almış başını gidiyor. Her yere yüz binlerce Darwinist kitap bastırıp, dağıttırıyor Abdülhamit. Tek beğendiğim yönü; Musevilere otuz altı ayrı yerde, hektar hesabıyla, çok geniş toprak parçası vermesi. Ve oraya Musevileri kafileler halinde sevk etmesi. 80 bin Musevi’yi sevk etti İsrail’e. Allah razı olsun onları vatan sahibi yaptı. Tek beğendiğim yönü budur Abdülhamit’in bu konuda. Yani en büyük yaptığı hayır budur. İsrail devletinin kurulmasını sağlamıştır. Zaten o verdiği topraklar üzerine de 1948 yılında İsrail devleti ilan edildi. Ama onun dışında Darwinist propagandayla Osmanlı’yı manen mahvetti. Bir daha göster. 1908 yılında Abdülhamit döneminde Ziraat Bankası’nın düzenlediği eşya piyangosu, devlet eliyle kumar oynatılıyor. Abdülhamit’in tuğrasını göster. 1908 orada görülüyor.

KARTAL GÖKTAN: Yeni bir haber var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır Silvan’da PKK’lı teröristlerin roketli saldırınsa bir askerimiz şehit oldu, altı askerimiz yaralandı.

ADNAN OKTAR: Bizim askeri oraya buraya göndereceklerine işte bu konularda tankımızı, topumuzu oraya yöneltsinler. Bu alçakları hallaç pamuğu gibi devirsinler. Bir kere her karakolun önüne on tane tank çeksinler. Yani bir kıllık yaptıklarında tank ateşiyle cevap verilsin. Tank namluları o ateş eden yer neresiyse oraya dönsün. Zaten menzili de çok uzun oluyor tank topunun. Mesela yirmi tank birden bir kaleyi koruyorsa, bir karakolu koruyorsa, farz edelim güneydoğu istikametinden ateş ettiler. Aynı noktaya yirmi tank birden ateş etmiş olsa, hem makinalı tüfek ateşi hem topçu ateşi, oradan kaçmaları mümkün olmaz. Mecburen gelip teslim olacaklar. Yani öyle bir ateşten kaçmak bildiğim kadarıyla bir hayli zor.

İran, PKK konusunda Türkiye’yle hem istihbarat hem askeri yönde tam ittifak halinde olsun. Hatta tek bir kumanda merkezi de yapılabilir. İran askeri yamandır. İran’la ittifak edersek biz PKK’yı hallaç pamuğu gibi atarız. Bu çok önemli. Bir kere dostluğumuzu iyice pekiştirelim. Ve Putin, Putin çok delikanlı insandır, dürüsttür. Günahı var, hatası var o doğru, çok yanlışları var. Ama kökeninde dürüst, mert delikanlıdır. Allah günahlarını affetsin. Ama Türkiye’nin rahatça işbirliği yapabileceği bir insan. Tayyip Hocam ona çok sıkı sahip çıksın, her yönüyle.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Katehon’un hem İngilizce hem de Rusça yayınında, ‘Dünyayı yöneten alternatif güç merkezleri’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Katehon hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum. Burası Rusya’nın Avrasyacılık fikrinin teorisyeni Dugin’in beyin merkezi. Yayın, siyasi düşünürlere, uluslararası ilişkiler, güvenlik ve terörle mücadele konusunda uzman yazarlara yer veriyor. Katehon ismi dini bir kavram. Yunanca’dan gelen kelimenin anlamı ‘durduran.’ Ortodoks Hristiyanların ahir zaman ve kıyamet inancında kötülüğü, şerri durduracak ülke veya topluluk anlamında. Deccalın gelişini ve şer hakimiyetini ahir zamanda engelleme, men etme misyonu verilen ülke veya topluluk. Burada çıkan ilk yazınızda; tarihte her dönem iktidarların yanında hareket eden yapılara yani derin devletlere dikkat çektiğiniz bu makalede, Atlantik Konseyi üzerindeki İngiliz derin devleti etkisini anlatıyorsunuz. Ayrıca konsey politikalarının, Amerikan devlet kurumlarının politikaları haline gelmesinden sonra çıkan savaşlardan ve kargaşadan örnekler veriyorsunuz.

Sol görüşlü, Amerika’nın bağımsız haber sitesi American Herald Tribune’de, ‘Yeni seçilecek ABD başkanından beklentiler’ başlıklı makaleniz yayınlandı.

Amerika’dan yayın yapan haber portalı News Resque’da, ‘Büyük balığın küçük balığı yutması gerekliliği diye bir şey yoktur’ ve ‘Medine vesikasından günümüze dersler’ başlıklı makaleleriniz yayınlandı.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde, ‘Türkiye-Rusya yakınlaşması’ başlıklı makaleniz yayınlandı.

Pakistan’ın İngilizce haber sitesi Daily Mail’de, ‘Suriye’de hala umut var’ başlıklı makaleniz yayınlandı.

‘Neden terörü sadece lanetlemek yeterli değildir?’ başlıklı makalenizde Azerbaycan’ın çok okunan haber siteleri Arenatv.az, Fine TV, News Bakü, Hürriyet, Bakü Sesi ve Seher Haber’de yayınlandı. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Azerbaycan aslandır, Azerbaycan bizim ruhumuz, canımız. Azeriler çok mübarek, muhterem insanlar. Aynı Anadolu, Konya, Erzurum gibi bizim parçamız. Tek milletiz, tek topluluğuz. Devlet olarak ayrı, Konya nasıl ayrı bizden, o tarz. Konya ne kadar ayrıysa bizden o da o kadar ayrı. Aynısı. Dostuz, kardeşiz ölümüne, Allah için sonuna kadar beraberiz. Putin de Azerbaycan’ı, Türkiye’yi de çok sever.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekçi’yle Rusya Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukayev arasında heyetler arası bir görüşme gerçekleştirildi. Fotoğrafını da gösterebiliriz. Pravda Gazetesi’nde yer alan habere göre; basına kapalı gerçekleşen görüşmenin, bugün bir araya gelen Sayın Erdoğan ve Sayın Putin için ön hazırlık amacı taşıdığı belirtildi. İki ülke arasında uçak kriziyle başlayan sürecin normalleşmesine dönük adımların yanı sıra, Rusya’yla Türkiye’nin karşılıklı uyguladıkları yaptırımların kademeli olarak kaldırılması da konuşuldu. Türk akımı başta olmak üzere iki ülke arasındaki işbirliğinin arttırılması kararları alındı.

ADNAN OKTAR: Putin yaman delikanlıdır. Tayyip Hocam hiç düşünmesin. Yani bak çok sağlam delikanlıdır. İran da öyle. Çok dürüst bir millettir, çok mübarek bir millettir. Nur gibi tertemiz Müslüman o insanlar. Ve hepsi de yiğit, kabadayıdır, delikanlıdır. PKK’ya karşı işbirliği yapalım. Rusya, İran, Türkiye; hallaç pamuğu gibi atarız. Üç ülke birleşti mi PKK dehşete kapılır. Darmaduman ederiz Allah’ın izniyle. Bir kere yurt içinde adeta tarla porsuğu gibi bağırttırırız, darmadağın olurlar.

KARTAL GÖKTAN: Belçika’dan kardeşlerimizin bir faaliyeti var Adnan Bey. Biraraya gelmişler ve sizin Kan ve Kalp Mucizesi’yle, Münafığın Derin Karanlığı kitabınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Severim ben onları, tatlılıklarını. Şekerliğe bak sen. Bak kaderde görüyor musun? Cenab-ı Allah o anı öyle dondurmuş. Yani mesela beş bin yıl önce bunlar bu şekilde kaderde varlar. Dün böyle resim vardı da yayına yetişmedi. Ufaklıklar yatağa uzanmışlar yan yana, benim programı izliyorlar. Var mı sizde? Bayağı şekerler. Bayram şekeri gibi dizilmişler böyle yan yana.

KARTAL GÖKTAN: Vardı evet isteyelim.

ERDEM ERTÜZÜN: Birkaç resim daha vardı, Belçika’daki kardeşlerimizin.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım nasıl güzelmiş bunlar, nasıl şekermiş. Ağabeyinin kuzusuymuş bunlar. Şekerliğe bak sen, parmaklar falan, saçların tatlığına bak sen. Hepsi birbirinden tatlı. Allah hepsinin ömürlerini uzun etsin.

KARTAL GÖKTAN: Diğer ufaklıkları da gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Pozisyona bak sen. Büyük bir merakla. Patileri falan görüyor musun? Dinleme şekilleri büyük bir dikkatle. Dünya tatlısı bunlar, maşaAllah. Allah annelerine, babalarına da, benim kuzularıma da uzun ömür versin. İsa Mesih’e, Mehdi (as)’a talebe etsin Allah. İslam’ın hakimiyetini göstersin.

KARTAL GÖKTAN: Sizin eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan ‘Peygamberimiz (sav)’i tanıyalım’ belgeselini seyrediyorlar bu resimde.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onları, tatlılığını, ballığını. Bal onlar.

İran’a gözü kapalı dost gözüyle bakabilir Tayyip Hocam. Çok sevsin, bereket görecek. Putin de çok ciğerli delikanlıdır. Devlet erkanı da çok efendi Rusya’nın, çok aklı başında, güvenilirler. Suriye’nin bölünmesine de şiddetle karşı çıksın Tayyip Hocam. Suriye’de hükümeti hemen oluştursunlar. Suriye’de hükümeti hemen kursunlar. Türkiye isterse, İran isterse, Rusya isterse bu olur. Büyük Ortadoğu Projesi’ni patlatalım, rezil kepaze olsun İngiltere. Çünkü Suriye’de hükümet kurulduğunda İngiliz derin devleti bitti demektir. Yani rezil olduğunun resmidir.

Ramuzu'l Ehadis’te Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî Hazretleri, bu ehlisünnetin kıymetli eserlerinden biri. “Farslılara ikramda bulunun. Zira sizin devletiniz onlarla beraberdir” diyor, Peygamberimiz (sav) hadiste. Hazreti İbn-i Abbas (ra)’den rivayet. Ne diyor? Bak, “Farslılara ikramda bulunun.” Yani İranlılara ikramda bulunun. “Zira sizin devletiniz onlarla beraberdir.” Demek ki güvenilir insanlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü