Harun Yahya

Sohbetler (31 Ekim 2016; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ADNAN OKTAR: Selam. Oktar Bey ne anlatıyorsunuz?

OKTAR BABUNA: Şirk mantığını anlatıyorduk Hocam inşaAllah. İman hakikatleri ve ahir zamandan bahsettik. Mehdiyet’e toplu bir karşı çıkılmasının büyük alamet olduğunu inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, ilk defa oluyor bin dört yüz yıldan beri ilk defa Mehdiyet’e bu kadar kapsamlı panik halde karşı çıkıyorlar. Karşı çıkanlardan istirhamımız “Mehdiyet alametleri vardır. Bu alametler çıkmadı diyecek” bu kadar. Kökten bitecek bu iş. Ama bütün alametler çıkmış bak bunların çırpınmasının artık bir alemi yok. Yapacakları bir şey yok. Durumları vahim yani.

SEMİH MERİÇ: Hocam sizin kitabınız var “Müşrikler istemese de Mehdi” diye inşaAllah orada tüm detayları bilgileri sunuyorsunuz. Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Aklın gereği sevgi birliğidir” diyelim.

Bu “Mehdi yok” diye çırpınanlar çok acınacak durumdalar. Neden mi? Söyleyeyim mi? Sünni mezheplerin tamamı, Şii mezheplerin tamamı Mehdi’yi bekliyor. Vahabilik bekliyor. Bunlar bu “Mehdi yok” diyenler İslam alemini şu an yüz binde biri. Bak yüz binde biri. Yüz binde birle Mehdiyet’e karşı çıkılmaz. Sadece insan acıyor bunlara başka bir şey olduğu yok. Bütün Mehdi alametleri çıkmış. Sen çık ortaya dersin ki “Alametleri vardı çıkmadı” diyeceksin bu kadar açık. Niye korkuyorsun bunu söylemeye? Değil mi? “Bu arkadaşlar” dersin “hadislerde Mehdi alametlerinin çıktığını söylüyorlar. Böyle bir hadis de yok. Böyle bir olay da yok” diyeceksin. “Olmadı” diyeceksin. Bu kadar basit. Bak böyle hadisler var. Böyle olaylar da çıkmış. Gazete köşelerinden nerden geldiğini bildiğimiz talimatlarla yazı yazmanız hiçbir şeyi değiştirmez. İngiltere’ye selamlarımızı gönderiyoruz.

Müslümanlar münafıklıkla mücadelede tabii güçlü olamıyorlar. Çünkü münafıklık tecrübesi Müslümanların çok zayıf. Münafık bütün gizliliği, bütün sinsiliği kullanıyor. Müslümanlar dürüst, açıktır. Daha çok birbiriyle uğraşır Müslümanların birçoğu. Halbuki münafıklıkla uğraşsalar akılla, kökten mesela hallolacak.

Şimdi ahir zamanda münafıkların müthiş bir avantajı var. Telefon ve internet. Şimdi internet Mehdiyet için en mühim silah. Mehdi’nin dabbetül arzıdır. Fakat münafıklar için de çok mühim bir silahtır internet. Münafıkların şimdi yöntemi şu; bir gerçek hesapları oluyor. Orada milliyetçi, mukaddesatçı, Müslüman, içkiye, şaraba karşı, homoseksüelliğe karşı, Rumiliğe karşı, İngiliz derin devletine karşı ama sahte hesaplarında tam anlamıyla homoseksüel taraftarı. Bu İngiliz derin devletini destekleyen, Darwinizm’i destekleyen, Müslümanlardan nefret eden, ırkçı, aşağılık kompleksini büyüklük kompleksiyle kapatmaya çalışan karaktersiz, züppe ve çakal, ağzı bozuk, özenti bir kişilik görüyoruz. Ama gerçek hesaplarında bambaşka bir adamla karşılaşıyoruz. Yani sanki o o değil. İşte bak münafık için bu çok büyük bir silah. Bak bir gerçek yüzü var sahte hesaplar. Bir de sahte yüzü var gerçek hesabı. Gerçek hesabı sahte yüzü oluyor. Sahte olanlar da gerçek yüzü oluyor münafığın. Birde ben münafıklarda şunu gördüm. Sahte hesabından kendi gibi karaktersizlerle de müthiş bir bağlantı içinde oluyor. Nerede böyle ahlaksız işte üçkağıtçı veyahut homoseksüel veyahut İngiliz derin devleti hayranı tipler varsa onların yağcısı ve yalakası olduğunu görüyoruz. Bak münafıklık için kullandığı silahın vasfını görüyor musun? Gerçek hesabı sahte hesabı oluyor. Sahte hesabı gerçek hesabı oluyor. Bunların sahte hesabı çok fazla oluyor. Mesela kırk, elli, altmış, yüz. Birde bu avanaklar kendi hesaplarını sahte hesaplarıyla destekliyorlar. İşte “sen büyüksün, sen yücesin, sen ulusun, senden başka büyük yok” falan bu tarz. Artık akla hayale gelecek her şey. Mesela münafık kendi hesabında kendini kaliteli gösteriyor. Kaliteli gösteriyor mesela seçkin. Ama sahte hesabında o haysiyetsizliği, arsızlığı, adiliği o köprü altı karakteri bütün şiddetiyle kendini gösteriyor. Ve bu yüzbinlerce hesapta kendini gösteriyor. Onun için mesela biz bakıyoruz bu sığır sürüsü diyoruz, bakıyoruz. Hep sahte hesap. Bunların gerçek hesaplarına baktığımızda böyle dürüst, düzgün adam görünümünde. Ama sahte hesapları son derece alçak, münafıkhane, kahpe, pis ve kirli. Her türlü adiliğin, melametin olduğu hesaplar. Onun için münafıkların en büyük silahının da yine internet olduğunu görüyoruz. Mesela kendi hesaplarında Müslümanları destekleyen, Müslüman hamisi Müslümanları seven görünürken sahte hesaplarından ağızlarından lağım akan Müslüman düşmanı olduklarını görüyoruz. Müthiş bir kinle Müslümanlara saldırdıklarını görüyoruz. Mesela kendi hesabında farz edelim Milliyeti Hareket Partisi’ni destekliyor. Ama yahut ülkücüleri destekliyor milliyetçi görüntülü. Fakat sahte hesabında azılı dinsiz, çok alçak milliyetçi düşmanı, vatansever düşmanı bir kahpe kişilik görüyoruz. Onun için interneti münafıkların çok kapsamlı kullandığını bilip ona göre bir internet felsefesi mantığı geliştirmek gerekiyor. Çünkü en büyük tahribatı şu an internet yapıyor. Münafıklar da böyle bir yöntemle zemin bulabiliyorlar. Mesela Müslüman göründüğünde bütün Müslümanları tespit etmiş oluyor. Çünkü Müslümanlar onunla arkadaş oluyor. Görüşüyorlar işte yüz kişi, beş yüz kişi kimse onu destekliyorlar. O onların hesaplarına girip Müslümanların sırlarını öğrenmiş oluyor. Yani her türlü özelliğini öğrenmiş oluyor. Hep casuslukta kullanıyor, hem kahpelikte kullanıyor, hem Müslümanların zaaf noktası varsa onları tespit edip Müslümanlara saldırmakta kullanıyor, hem Müslümanların dengesini moralini bozmaya yönelik kendince gayretlerde kullanıyor. Ucu bucağı olmayan imkanı olmuş oluyor. Onun için böyle oyunlara karşı Müslümanların çok dikkatli olması gerekiyor. Özellikle sahte hesaplar, gerçek hesapla bağlantılı sahte hesaplar çözmede akılcı bir politika izlemeleri lazım. Şimdi bunlar tabii akılsız olduğu için sahte hesabının onu ele vereceğini ummuyor yani tamamen kapalı. Sahte hesabından sürekli kendini övüyor. Bre ahmak hiç kimseyi övmeyip de seni övüyorsa sahte hesap, sahte hesaplar değil mi? İşi gücü gidip homoseksüeller şunu bunu övüyorsa özellikle seni övüyorsa belli ki senin hesabın o, belli ki sen yapmışsın. Değil mi? Bütün üslup sana göreyse onların hepsi ne istiyorsan senin mantığın neyse tam senin mantığında konuşuyorlarsa, tam senin istediğin gibi hareket ediyorlarsa, senin istediğin gibi seni övüyorlarsa çünkü öven tam onun istediği gibi övmüş oluyor. Tam onun kişiliğinde olmuş oluyor mesela o onun homoseksüel olmasını istiyorsa homoseksüel olmuş oluyor. Darwinist olmasını istiyorsa Darwinist olmuş oluyor. İngiliz derin devletinin yalakası olması gerekiyorsa İngiliz derin devletinin yalakası olmuş oluyor. Sen ne istiyorsan hepsi olduğuna göre belli ki sen organize etmişsin apaçık. Bunu anlamayacak kadar ahmak oluyor münafıklar. Pakistan’da, Hindistan’da, Mısır’da falan bunlar böyle kum gibiler internette. Gerçek hesaplar bin ise bunların hesapları milyondur öyle düşünün. Onun için çok büyük bir güç gibi görünüyorlar. Halbuki küçük bir grup. Küçük bir topluluktur münafık topluluğu ama internette akıl almaz bir güç haline geliyorlar. Her biri mesela 100-150-200 sahte hesabı olduğu için, bazılarının 10 bazılarının 20, bu şekilde netice alacaklarını düşünüyorlar.

Mesela adam diyor ki ‘ben şaraba karşıyım haramdır” bakıyorsun sahte hesabında şarabı göklere çıkartmış. Rumilikten kaynaklanan bir kafa. Fark edilmediğini zannettiğinden çok mutlu  münafık saadeti oluyor onda da. Gizli olacağını zannettiği için. Halbuki kuyruğu dışarda, kafası içerde bir maymun gibi bu, haberi bile yok yani bir kobay gibi Müslümanların izlediği, gördüğü ve şeytanı yakalamada kullandığı bir avcı köpeği gibidir münafık. Münafığı onun için Müslümanlar besler, diğer münafıkları ve küfrü yakalamada kullanılır. Münafığın özelliği odur. Çünkü münafığı ancak bir münafık iyi tespit edebilir. Müslümanın münafığı tespiti çok güçtür. Onun için her Müslüman topluğunun mutlaka münafığı olması gerektiği için Allah onlarda mutlaka münafık yaratır. Ama münafığı iyi değerlendirmek lazım yani kaliteli bir avcı köpeğidir o aslında. Münafık avlamada kullanılan kaliteli bir köpektir yani nitelikli diyelim. Nitelikli bir köpektir. Onun kanalıyla bütün münafıkları küfrün zaaflarını bütün yaptıkları anormallikleri, toplantı yerlerini, yaptıkları melanetleri, hepsini öğrenmek mümkün olur. Bizim bunu kendimizden tespit etmemiz mümkün değil, çok zor.

Mesela ben öyle münafıklar biliyorum kendi hesabında İsrail yanlısı Musevileri savunuyor, sahte hesabında köpek gibi saldırıyor. Kendi hesabında şaraba karşı, sahte hesabında şarabı göklere çıkarıyor. Kendi hesabında homoseksüel karşıtı, sahte hesabında müthiş homoseksüel destekleyicisi. Böyle bir melanet şeytani güruh bütün dünyada var. Müslümanlar ona göre kendilerini ayarlayacaklar, ona göre tedbirlerini alacaklar.

Mesela münafık kendi hesabında çok dindar gösterir kendini ama sahte hesabında dinle alay eder, İslam’la alay eder kendince çünkü münafık bilinçaltı var ya, işte bilinçaltını o sahte hesabında ortaya çıkartmış oluyor. Onun için münafığı harita gibi orada görmek mümkündür. Ki ona rağmen de çekinmesine rağmen orada bütün melanetini yine de ortaya koyar. Münafık ruhunu anlamak için internette bu felsefeyi bu mantığı savunanları takip etmek yeterlidir.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hakkari’nin Dağlıca bölgesinde PKK’lı teröristlerle askerler arasında çatışma çıktı, çıkan çatışmada üç askerimiz şehit oldu, bir askerimiz de yaralandı, dört PKK’lı terörist de öldürüldü.

ADNAN OKTAR: Devlet, hükümet, komünizmle, Stalinizm’le hesaplaşmadıktan sonra ideolojik hesaplaşmaya gitmedikten sonra, felsefi hesaplaşmaya gitmedikten sonra bu azgın cereyan gittikçe tevessül eder gelişir. Adam dört tane öldürüyor yedi tane öldürüyorsun her gün askerlerimizi şehit ediyor adamlar zaten. Onlardaki yeni strateji de pek kayıp yok çünkü bomba koyma üzerine kurulu bir sistem geliştirdiler. Öcalan uyarmıştı bunları daha önce çok kalabalık gruplarla saldırıyorlardı çok büyük zayiat veriyorlardı Öcalan bunun çok büyük bir hata olduğunu söyledi. Büyük stratejik hata yapıyorsunuz gerilla yöntemi değil bu dedi, geri çekilin dedi hakikaten o dönemde geri çekildiler. Çok küçük gruplar halinde sabotaj tarzında yapın dedi yani bombalama faaliyeti şeklinde yapın. Kendinizi ön plana koymayın dedi. Nitekim şimdi o sistemi kullanıyorlar. Kalabalık gruplar halinde saldırmayıp, küçük gruplar halinde saldırıyorlar ve sabotaja ağırlık veriyorlar yani patlatma efendim bomba koyma falan tarzında.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Cumhuriyet Gazetesi’ne Gülen terör Örgütü ve PKK propagandası gerekçeleriyle operasyon yapıldı. 18 gazeteci gözaltına alındı. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’dan Cumhuriyet’e operasyona tepki geldi. Schulz, “Türk hükümetine ayrıştırma suçlamasında bulunarak, Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan operasyonla bir kırmızı çizgi daha aşıldı” dedi.

ADNAN OKTAR: Kanuna hukuka aykırı bir şey varsa söylesinler desinler ki bak şurada kanuna hukuka aykırı bir şey var biz de gereğini yapalım söyleyelim uyaralım ilgili mercilere bildirelim. Değil mi? Anayasa Mahkemesi var diğer imkanlar var. Hukukla kanunla meseleyi çözelim. Ama kanunla çelişen hukuka uygun olmayan yönleri göstermeleri gerekir. Bak burada kanuna hukuka uymuyor demesi lazım.

Münafıkların yaptığı bir yöntem de mesela küfürden Allah’ı dini inkar eden insanlar yahut bir homoseksüelin yazdığı bir kitap veyahut bir dinsizin yazdığı kitap; o kitapları alıp o kitabı okurken resim çektiriyor ama o insanların dikkatini çekmiyor bazen yani kitabın kime ait olduğu değil de, o sanki kendi resmini yayınlıyormuş gibi yapıyor. Halbuki dikkatlice bakınca bir dinsizin, din karşıtının, din düşmanının veyahut bir İngiliz derin devleti ajanının veyahut bir Darwinist’in, materyalistin veyahut bir PKK’lının veyahut İslam'a karşı olan birisinin kitabı olduğunu görüyoruz. Mesela bu da bir yöntemdir veyahut işte din karşıtı bir adamın İslam’a karşı olan bir adamın yaptığı bir heykel. Mesela adını yazıyor heykelin şahane bir eser diyor. Adam da merak ediyor kim acaba bu diyor adamın sitesine girdiğinde dinsiz bir dünyayla karşılaşmış oluyor. Bu da kendilerince çaktırmadan yaptıkları din aleyhtarı propagandanın bir yöntemi. Buna da çok dikkat etmek lazım. Elinde kitap sen zannediyorsun adam sadece kendini evini göstermek, kendini göstermek amaçlı yapıyor ama onu da aksesuar gibi kullandı zannediyorsun kitabı yani ilk bakan öyle zannediyor. Halbuki onun amacı sadece o kitabı tanıtmak oluyor. Demek istiyor ki yazara aynı kafadayız mantığı, ben de sen de aynı şeyi düşünüyoruz mantığını vermek istiyor. Ama diğer bakanlar da dikkatlice baktığında o zaman kitabı merak edip gidip araştırıyor onu. Baktığında o adamın sitesine girmiş oluyor. Ve onun fikirleri ile karşılaşmış oluyor. Sinsi bir metottur. Müslümanların buna çok dikkat etmesi gerekiyor. Bilinçaltı kurgulama için yapılan gizli sinsi metotlardan bir tanesidir. Mesela heykel oluyor adam ne kadar detaylı falan diyor yayınlayan halbuki homoseksüelliği vurgulayan bir heykel olmuş oluyor. Bilmeyen de alıyor o heykeli mesela Müslüman adam kendisi yayınlıyor çok güzel diye, farkına varmadan homoseksüel propagandası yapmış oluyor. Yahut farkına varmadan ateist propagandası yapmış oluyor. Buna çok dikkat etmek gerekiyor yani çok sinsi münafıkların yöntemleri. Mesela birini övdüklerinde bil ki bir melanet vardır. Münafık birini övüyorsa bil ki bir melanet vardı. Verdikleri her isme, her konuşmaya, her sanat eseri veyahut heykel her ne olursa olsun kuşkuyla bakıp çok dikkatli değerlendirmek lazım. Çünkü bilinçaltı kurgulama münafıklar için çok önemli bir yöntem. Bütün dünyada bunu yapıyorlar. Mesela bu İngiliz derin devletinin elemanlarına bakıyorum, Müslümanlık adı altında ortaya çıkıyorlar biz Rumi’yiz diyorlar ama yoğun olarak da aynı zamanda Budizm propagandası yapıyorlar. Bak Rumi ve Budist; bu ne alakası var? Zahiren baksan Müslümanım diyor hem de Sufi, Mevlevi artık yani detaya girmiş. Hem Müslüman olmuş artık tasavvufa yönelmiş yani koyu Müslüman. Halbuki İslam’ı kökten reddetmiş oluyor Rumilikle, Budistliği de inandığından değil sırf kafa karmaşası olsun diye yapıyor.

Mesela münafıkların kitabına baktığımızda yahut eserlerine yahut internet sayfalarına baktığımızda Suriyelilere acıdıkları göçmenlere acıdıkları, onlara merhamet ettiklerini savaşa karşı olduklarını görüyoruz. Ama sahte hesaplarında alçakça ve kahpece Suriyeli vatandaşlara kardeşlerimize insanlara karşı acımasız bir nefret içinde olduklarını kahpe bir nefret içinde olduklarını görüyoruz. Bunu yeni kitapta işleyeceğiz tabii daha genişleteceğiz. Müslümanların hiç hesap etmedikleri yönler bunlar. Müslüman hep açığa zahire göre hareket eder halbuki münafıklar çok ince detaylara dikkat ederek şeytani propaganda metodu uyguluyorlar.

Münafıkların internetini veyahut yazılarını, kitaplarını incelerken çok dikkatli olmak lazım mutlaka gizli kahpe pislik bir mesaj vardır ama mutlaka boş yere bir resim koymaz. Boş yere bir yazı yazmaz, mutlaka kuşkuludur. Mesela seçtiği bir şarkı, seçtiği bir şiir, seçtiği bir resim heykel, her ne olursa olsun mutlaka şeytanın telkiniyle yapılmış. Mutlaka gizli bir amaç taşır. Nitekim izlediğimizde baktığımızda lağım gibi fokurdadıklarını görüyoruz. Her yönüyle şeytanidirler ama yakalandıkça münafık aşağılanır yani deşifre oldukça aşağılanır. Çünkü aptallığını görmek münafığın en acı olayıdır. Aptal olduğunun ispat edilmesi münafığa vurulan en büyük darbedir. Çünkü hep aklıyla övünür, zekasıyla övünür. Ama ahmak bir denek haline düştüğünü görürse, ahmak bir kobay haline geldiğini düşünürse, bir av köpeğinden farkının olmadığını düşünürse münafık çok aşağılanmış olur. Buna çok dikkat etmek lazım.

Bediüzzaman diyor ki, “Maddiyunluk manevi bir taundur” Maddiyunluk yani Darwinizm, materyalizm, maddecilik. “Beşere şu müthiş sıtmayı tutturdu” yani beşer titriyor adeta, mahvoldu diyor. “Gazab-ı İlâhîye çarptırdı” yani büyük bela geldi toplumlara diyor. İşte savaşlar, kavgalar, acılar, hayat pahalılığı. “Telkin ve tenkit kabiliyeti“ telkin; ikna ve tenkit; eleştiri “kabiliyeti tevessü ettikçe“, geliştikçe  “o tâun da tevessü eder” gelişir; sürekli gelişiyor diyor. (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri) Onun için münafıkların bu telkin metoduna çok dikkat etmek lazım. Genellikle bilinçaltı telkin kullanıyorlar. Çok alçak zannediyorsun ki keyfe gelmiş kitap okuyor zannediyorsun, -ama bunu münafık için söylüyorum başka biri de okuyabilir ayrı illa münafık olması şart değil- bakıyorsun bir dinsizin kitabını almış eline onu okuyor. Sen Müslümanım diyorsun alçak neyi kastediyorsun sen neyi vurguluyorsun? O sezdirmediğini zannediyor, resim büyütüldüğünde anlaşılıyor ama. Bak resim küçükken anlaşılmıyor. Adam tabii merak ediyor haliyle acaba ne kitap okuyor diyor resmi büyüttüğünde bir dinsize ait kitap okuduğu anlaşılıyor. Adam da bu kitapta ne yazıyor acaba diye merak ediyor. Bak sinsiliği görüyor musun adamdaki? Gittiğinde adamın o fikirleriyle karşılaşmış oluyor. Münafığın en hafifinden yöntemlerinden biri budur. Bu tarzdadır. Onun için işte telkin kabiliyetini bu şekilde geliştiriyorlar, birde tenkit; eleştirme. Sürekli eleştirir münafıklar herkesi. Mümin de eleştirir ama münafık da eleştirir. Fakat onun eleştirisi tabii yıkıcı olur. Yıkmaya yöneliktir. Tamire düzeltmeye yönelik değil yani pisliği geliştirmeye. ‘Niye Darwinist olmadın, niye materyalist olmadın, niye homoseksüel olmadın?’ o tarzdadır. Düzeltmeye yönelik değildir.

Münafık her konuda hırsızdır maddi yönden de hırsızdır fikir yönünden de hırsızdır. Mesela birisinin bir yazısı olduğunda kendi fikriymiş gibi yazar. Mesela yazıyı alır, kendi düşüncesi gibi çünkü zekalı, akıllı gösterecek ya kendini, zeki gösterecek, akıllı, kültürlü gösterecek onun için hep hırsızlama yazılarla kendini akıllı ve zeki göstermeye çalışır. Normalde ahmaktır münafık. Ama çalıntı mallarla çalıntı fikirlerle, çalıntı düşüncelerle kendini güçlü göstermeye çalışır. Bir çalıntı zenginlik anlayışı vardır münafığın. Kendini olduğundan çok daha farklı gösterir etrafa. Mesela bomboş bir adamdır ama kendini çok dolu gösterir. Kafası çalışmaz ama kafası çalışıyor gösterir. Onun için şunun bunun fikirlerini, çeşitli insanların fikirlerini alır bunların hepsini kendi fikriymiş gibi yazar. Buradan da münafığı anlamak mümkündür. Münafık hem eşya hırsızıdır hem fikir hırsızıdır. Onun fikir hırsızlığından da münafığı anlayabiliriz. Bak çok bariz bir şey elle tutulur bir şey. Kendine ait olmayan bir yazıyı kendi yazısıymış gibi gösterir. Kendine ait olmayan bir eşyayı mesela gider çalar kendisine aitmiş gibi gösterebilir. Çünkü ruhunda haram olan her şeye eğilim olduğu için hırsızlığa da eğilim vardır. Mesela gündemde duyduğu bir analiz, bir yazı falan. “Aa ben demiştim. Bak oldu” der. Halbuki onun fikri değil. Başkasından almış. Mesela bir pasaj alıyor farz edelim, bir yazı. Bilmeyen de “adam ne kadar güzel yazmış” diyor. Halbuki biraz düşünse birinden alıntı belli. Çünkü onun üslubu değil. Onun kafasından çıkacak bir şey değil.

Bu münafıklara karşı keskin dikkat sağlanırsa. Bir de bunlar çok yüzsüzdür münafıklar. Onlara karşı Müslümanın usturuplu olmasına gerek yok. Haysiyetsizliğini sürekli yüzüne vurmak lazım. Sürekli hatırlatmak lazım. Deli tıynetlidir münafık. Dengesizdir ve haysiyetsizdir. Yüzüne tükürsen yağmur yağıyor zanneder. Öyle utanmazdır. Tam köprü altı karakteri olur münafıkta. Buna çok dikkat etmek gerekiyor. Mesela Mısır’ı mahvetti münafıklar. Afganistan’ı mahvediyorlar. Fas, Tunus, Cezayir’i, Libya’yı mahvediyorlar. Filistin’i mahvediyorlar. Türkiye’de çok büyük olay çıkarttı görüyorsunuz münafıklar. Darbeye yeltendiler, olmadık işler çıkartılar.

Mesela bazı siteler var, internet siteleri var büyük. On binlerce, yüz binlerce yazı olan siteler var. Bu gizli hesap kullanımı mantığında olan yerler. “Karınca sözlük” diyor. “Saat sözlük” diyor falan feşmekan. Normalde burada işyerinde normal gibi görünen insanlar var. Profesör yahut doçent normal adam. Ama o sözlükte, o yazı grubu içerisinde akıl almaz hakaretler. Dine, imana, mukaddesata akıl almaz çirkin sözler ederek o karanlık dünyalarını orda ifade etmiş oluyorlar. O sevgisizliklerini. Bu, kıyamet öncesi nesil gibi yani. Hayret edecek bir sevgisizlik. Hayret edecek bir kabalık. Mesela adam hiç ummazsın. Normal aile babası falan gibi görünüyor. Zaten bunları bazen mahkemeye verdiğinde birden ortaya çıkıyorlar. “Benim yeğenim yapmış kusura bakmayın.” Hatırlıyorsunuz. Halbuki bunların işi. Birçok gelenekçi yazar falan da buralardan oraya buraya küfür edip, hakaret edebiliyorlar.  Nasıl olsa belli olmayacak, bilinmeyecek diye. Bu Gezi döneminde mesela muazzam bir propaganda vardı internette, hatırlıyorsunuz. Yüzbinlerce. Halbuki bir avuç ekip tarafından yapıldı bu. Hep sahte hesap. Mesela adamın bir tane gerçek hesabı var. Yüz tane de sahte hesabı var. Hep sahte hesaptı. Sonra bunların birçoğu ortaya çıktı. Olaylardan sonra ortaya çıktı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhuriyet resepsiyonunda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Hüsnü Bayramoğlu Ağabey’le de kısa bir görüşme yaptı Adnan Bey. Hulusi Akar, Hüsnü Ağabey’den dua istedi. Hüsnü Ağabey de Akar’a “‘Ben Bediüzzaman’ın talebesiyim sizin bu nazik zamanda vazifeniz gayet ehemmiyetli. Biz de hariçte ve dahilde Cenab-ı Hak sizi muzaffer etsin, küffarı perişan etsin ve sizleri de muhafaza etsin’ diye hep Peygamber ocağında ve Mehmetçiklerimize dua ediyoruz.” şeklinde konuştu. Fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Çok iyi yapmış Hulusi Hoca. Hulusi Akar muhterem bir insan, temiz bir insan. Onu harcamaya kalktılar falan ama beceremediler. Hak yolda nurani temiz bir insan. Şu üslubuyla da ne kadar dürüst, iyi, güvenilir bir insan olduğunu bir kere daha göstermiş oldu. Paşamıza hürmetler. Allah doğru yoldan ayırmasın. Bütün Müslümanlar onu çok seviyor takdir ediyorlar. En ufak bir fütur vermesin. Gönlü son derece rahat olsun. Birde aslan gibi. Allah ömrünü de uzun etsin.  Güzel vazifeler yapacak inşaAllah hayır yolda. Hiç gönlünde en ufak bir tereddüt olmasın.

Kuran’da geçen Zülkarneyn kıssası aleni Mehdiyet’i anlatan bir kıssadır, Zülkarneyn. Bir dünya hakimiyetinden bahsediliyor. Bir veli, peygamber değil, bir şahıs. İnsanlar ona bağlanıyorlar o da dünya hakimi oluyor. Kuran’daki anlatım çok sarih. Ve Süleyman (as) da kendi zamanında Peygamberdi ama Zülkarneyn veli. Zülkarneyn veli bir insandır. Dünya hakimi oluyor. Ayrıca zor zamanlarda Allah’tan bir kurtarıcı istenmesi gerektiği Kuran’da açık, sarih ayetle sabit. Müslümanların takva sahiplerine önder olmak istemeleri yine Kuran’ın, Allah’ın bir emri.

Yasin Suresi, 21. ayeti 21. yüzyıla bakıyor. Yasin “Ya” harfi kime bakıyor? Bir şeye bakıyor. Bir olaya bakıyor “ya” “Sin” de yine aynı şekilde bir işaret. “Yasin” durduk yere hiçbir anlamı olmayacak şekilde değil. Şeytandan Allah’a sığınırım. “İttebiu men la yes’elukum ecren ve hum muhtedun” Anlamı ne? “Tebliğlerine karşılık sizden ücret istemeyen bu kişilere tabi olun.” (Yasin Suresi,21) Allah diyor ki, “ücret isteyene tabi olmayın.” “Sizden ücret istemeyen bu kişilere tabi olun.” Ücret isteyenlere tabi olmayın. Ücret isteyenler ne diyor? “Mehdi (as) yok” diyorlar. Ücret istemeyenler ne diyor? “Mehdi var” diyorlar. Biz Kuran’a göre ücret isteyenlere inanmıyoruz. Ücret istemeyenlere inanıyoruz. Ücret istemeyenlerin hepsi bize “Mehdi gelecek” diyor. Ücret isteyenlerin de hepsi olmasa da büyük bir bölümü “Mehdi (as) gelmeyecek” diyor. Allah’ın bize söylediği ne? “Onlara inanmayın” diyor Allah. Sizden ücret istemeyenlere inanın. Mehdi (as) bizden ücret istemeyecek. Talebeleri de istemeyecek. O zaman biz onlara inanıyoruz. “Ve onlar Mehdilerdir.” “Muhtedun” hani yoktu Kuran’da Mehdilik?

Zümer Suresi, 36; 3 ve 6 “Allah, kuluna kafi değil mi?” tek de olsan Allah sana kafi. “Allah, kuluna kafi değil mi?” aynı zamanda Mehdiyet’e işareti olan bir cümledir. “Allah, kuluna kafi değil mi?” Bak tek, tek kişiye söyleniyor bu. “Allah, kullarına kafi değil mi?” demiyor Allah. “Allah, kuluna kafi değil mi?” Bir kişiye söylüyor bunu.  “Ve Seni” bir kişi “O'ndan başkalarıyla mı” deccallarla mı “korkutuyorlar.” Korkutmaya çalıyorlar. Deccal ne yapacak? Tehdit edecek? İngiliz derin devleti ne yapıyor? Korkutmaya çalışıyor Müslümanları, tehdit ediyor, korkutuyorlar. “Allah, kimi saptırırsa” Dalle; yani deccaliyet içinde bırakırsa “artık onun için bir yol gösterici (Mehdi) yoktur.” (Zümer Suresi, 36) Hani yoktu? “Hadiyun” hani yoktu?

“E leysalluhu bi kafin abdeh ve yuhavvifuneke billezine min dunih” benim tabii Arapçam olmadığı için okuyabildiğim kadar okuyorum. Tabii ki harf hatalarım oluyor okurken. Benim yaklaşık okuduğumu tahayyül edin, düşünün. İyi bilenler zaten tam okur, bilirler. “Min dunihi ve men yudlilillahu fe ma lehu min hadin” Hadi ne? Mehdi. “Onun için bir Mehdi yoktur” diyor. “Kim deccale tabi olursa onun için bir Mehdi yoktur” diyor bak. Bu sözüme iyi dikkat etsin bu arkadaşlar. “Kim deccale tabi olursa” diyor bak ayette Allah. “Dalle” diyor zaten.  “Men yudlilillahu fe ma lehu min hadin” “Onun için bir Mehdi yoktur” diyor. Kime yokmuş Mehdi? Deccale tabi olanlara. “Allah, kimi delalete bırakırsa.” Delalette bırakma ne demek? Deccale tabi olmak. “O zaman onun için bir Mehdi yoktur.” Ayet açık değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Açık.

ADNAN OKTAR: Bir düşünsünler ne anlama geliyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Size ne oluyor ki,” Allah “şaşırın buna” diyor. Size ne oluyor ki, nedir bu haliniz? “Allah yolunda” bak Allah rızası için. “ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar” demek ki, bir zulüm kaplayacak dünyayı. Ülkeleri zulüm kaplayacak. Ve Müslüman ne yapacak? Hicret etmek isteyecek, kaçmak isteyecek. Suriye’de, Irak’ta olduğu gibi. Demek ki, ülkelerde bir zulüm hakimiyeti ahir zamanın bir özelliği. "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar. Bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder.” Bu ne? Bak Allah Katından bir veli, bir tane, bir kişi. “Koruyucu” Müslümanları koruyucu, Müslümanlara sahip çıkan. Sahip dediği mal sahibi değil. Müslümanların sahibi. Müslümanlara sahip çıkan. Sahibi zaman.  “(…sahib) gönder. Bize Katından bir yardım eden yolla" “bir tane yolla” diyor. Kim diyor bunu? “diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar” Bütün müminler diyor. “Bir kişi gönder Ya Rabbi” diyorlar. Ama bunun özelliği ne? Sahip olması Müslümanlara.  “Bize sahip olsun, bizi korusun” diyorlar. Hani yoktu? Hani Mehdi (as) yoktu. Bu kişi dünya çapında bir kişi. Kastedilen Kuran’daki kişi.  Çünkü bütün Müslümanlar bir kişi istiyor. Bütün Müslümanlara hitap ediyor ayet. Bir kişi istiyor. Sahip; neyin sahibi oluyor? Müslümanların sahibi. O zaman zamanın sahibi oluyor. Sahibi zamana ne derler? Mehdi (as) derler. Neyi anlamazdan geliyorsunuz? “Sahibi zaman gönder” diyor Kuran işte açıkça. “Dua edin” diyor. “Ve Mehdi adına neden mücadele etmiyorsunuz” diyor ayet. Bak “Allah için Mehdi (as) ile birlikte neden mücadele etmiyorsunuz” diyor Nisa Suresi, 75. Yanlış okuduysam anlatsınlar. Bana desinler “arkadaş sen yanlış anladın, yanlış okudun” desinler. Arapçasında olabilir. Harf hatası yapıyor olabilirim ama. “Anlamında hata yapıyorsun” desinler. Buradayım ben. Dinleyeceğim.

Bakara Suresi, 246 "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım (mücadele edelim" demişlerdi” diyor müminler.

Enbiya Suresi, 73 “Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık” Mehdiler kıldık diyor. Hidayete yöneltmek ne demek? Hidayet yöneltene ne derler? Mehdi derler. “Ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik.” Müslümanca yaşamayı.  “Onlar Bize ibadet edenlerdi.” (Enbiya Suresi, 73) Diyor Allah.

Talut-Calut kıssasında Talut, peygamber değil. Talut zamanında peygamber var. Peygamber zamanında Talut geliyor. Ve Müslümanları kurtarmak üzere. Ve başarılı oluyor. Sen diyeceksin ki, “Allah’ın Peygamberi varken Talut’a ne gerek var?” diyebilir. O kafadalar zaten. Bak, Allah’ın peygamberi varken Allah Talut’u gönderiyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Ve ona zafer veriyor.

ADNAN OKTAR: Zafer veriyor ona. Allah bunu yaptığında diyorlar ki, “Allah yanlışlık yapıyor” diyorlar. -haşa- Allah da diyor ki, “Allah seçer. Seçim Allah’a aittir.” Sizi ilgilendirmez diyor Allah. Özet olarak söylüyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ve Talut’a tam itaat ediyor Müslümanlar. “İtaat etmeyenler geride kaldı” diyor Allah.

ADNAN OKTAR: Tam anlamıyla itaat ediyorlar. Mesela su içecekler. “Bir avuçtan başka su içmeyeceksiniz” diyor. Kumandan. Hani Mehdilik yoktu Kuran’da? Talut Mehdi işte. Alenen Mehdi (as).

BEYZA BAYRAKTAR: Siz daha önce söylemiştiniz. Mehdi (as)’ın zaferi Peygamberimiz (sav)’in de zaferi olur inşaAllah diye. O dönemde de Talut’un zaferi Peygamber’in zaferi oluyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, diyor ki, “Evlatlarımdan” diyor “Evlatlarımdan Mehdi arza sahip olur.” Evladım. Ne yapacağını, ne edeceğini hepsini söylüyor Mehdi (as)’ın Peygamberimiz (sav). Evladı sahip olduğunda Peygamber (sav) sahip olmuş olmuyor mu? Peygamber (sav)’in hem kumandanı, hem evladı. Hz. Ali (ra) bir yere hakim olduğunda kimin zaferi oluyor bu? Hayber’i Hz. Ali fethetmedi mi? Kimin zaferi? Resulullah (sav)’in zaferi. Dünya hakimi olunca torunu, evladı kim hakim olmuş oluyor? Resulullah (sav) hakim olmuş oluyor. Neyin paniği bu?

Şimdi bunların Resulullah (sav)’in mucizelerini gizlemek durumunda kalması ahir zamanda bunların damgası oldu. Resulullah (sav)’in mucizelerini hepsi gizledi. Büyük bir bölümü gizledi. Şimdi inkar edecekleri gibi de değil. Ve on beş yıl, yirmi yıl gizlemiş oldular. Şimdi çıkıp yarın bir gün “Yok ya biz böyle bir şey demedik” diyecek durumları da yok. Bunlar bunu nasıl açıklayacak ben çok merak ediyorum. Yirmi yıldan beri Resulullah (sav)’in hadislerini gizliyorlar. Resulullah (sav) de diyor. Tespih taneleri gibi peş peşe “ipe dizilmiş boncuk taneleri gibi” diyor tabii “tespih” sizin anlamanız için söylüyorum. “İpe dizilmiş boncuk taneleri gibi peş peşe birbirini takip ederek olacak” diyor. Bunlar en uydurma hadisleri bile Resulullah (sav)’in mucizesi diye anlatıyorlar. Mesela bir uydurma haber var. Onu ballandıra ballandıra her toplantılarında anlatırlar. İşte çorbaya sinek düştüğünde sineği Peygamber (sav) tutmuş batırmış çorbanın içine. Çünkü bir kanadının altında zehir, bir kanadının altında panzehir varmış. Tamamen uydurma bir izah. Bilimsellikle hiç alakası yok. Sadece tiksindirici bir şey. Peygamber (sav) zaten sineği niye tutsun eliyle? Çorbanın içine niye batırsın? Resulullah (sav)’ın da aleyhine yapılmış bir şey bu. İnsanların nazarında Peygamber (sav) sineği çorbanın içine batıran bir insan. Garip bir insan gibi göstermeye çalışıyorlar. Buna benzer çok fazla ifadeler var da ben söylemiyorum. Cübbeli de anlatıyor. Garip bir Peygamber imajı meydana getirmeye çalışıyorlar. Duyanın böyle olumsuz etkileneceği bir Peygamber imajı ama çaktırmadan. Övüyor gibi yaparak. Bir tencere çorbanın içine Peygamber eliyle tutuyor sineği içine batırıp çıkartıyor sineği. Sonra sineği alıp kenara koyuyor. Böyle bir sofra olur mu? Böyle bir yemek olur mu?  Böyle bir samimiyetsiz ifade olur mu? Ne kadar yakışıksız bir tavır bu. Müslümanın yapacağı bir söz mü şu? Hepsi hemen hemen büyük bölümü bunu anlatıyor. Başka da bir bildikleri mucize yok. Bunu anlatıyorlar. Halbuki bak bu alenen çıkan mucizeleri var Peygamber (sav)’in. Bütün söyledikleri ortaya çıkmış. Ve bunları gizliyorlar.

CAN DAĞTEKİN: Alametler söylendiğinde bazen yaygaralar çıkartarak söyletmemeye çalışıyorlar.

ADNAN OKTAR: Görüyorsunuz televizyon programlarına bazen çocuklar çıkıyor, her şeye müsaade ediyorlar. Bir alamet söylemeye kalkıyor ‘aman aman sus sus sus’ diyorlar. Ne korkuyorsun? Söylesin. Onun için sürekli anlatmaya devam edeceğiz. Onlar da sürekli olarak gelmeyecek demeye devam edecekler. Gelmeyecek demeleri de Mehdi alameti. Bir kere çapı çok yüksek. 1400 yıldan beri değil 3500 yıldan beri böyle bir şey olmamış. Mehdi Mesih gelmeyecek diye bu kadar yoğun propaganda hiç olamamış, ilk defa oluyor, yeri göğü yıkıyorlar.

Evet dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Almanya, Belçika ve Hollanda'dan kardeşlerimiz biraraya gelmişler dün Adnan Bey. Kuran mucizeleri ve müminlerin özelliklerinden bahsetmişler. 

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Bak ne kadar güzel, tertemiz arkadaşça kardeşçe biraraya gelmişler.

Tamam kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Altın Oran

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü