Harun Yahya

Sohbetler (8 Kasım 2016; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ADNAN OKTAR: Fikret sen ne anlatıyorsun?

KARTAL GÖKTAN: Hocam dün anlatmıştınız, okullarda anlatılan Darwinist tarihle, PKK’nın ideolojisini kendisini sözde bilimsel olarak görmesi aynı oradan kendilerine temel alıyorlar ve diyorlar ki, ‘akın ilk hayat komünal hayatı siz anlatıyorsunuz zaten; din yoktu, aile yoktu, ahlak yoktu. Biz de bu hayata geri dönüş için mücadele gösteriyoruz’ sözde ‘bilimsel mücadele gösteriyoruz.’

ADNAN OKTAR: Tabii ‘atalarımızın, ilk özümüzün, bizim yaşadığımız şekle aynı uyumu’ diyor yani ‘atalarımızla şu anki hayat aynısı’ diyor. ‘Biz de komünal toplumu savunuyoruz onlar da komünal toplumu savunuyordu ne farkı var?’ diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında: “Türkiye’ye karşı maksat ‘komşunun iki gözü çıksın’ anlayışıyla hareket ediyorlar. İsteseniz de istemeseniz de biz muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız biz. Batı dünyası istediği kadar teröristleri Batı şehirlerinde barındırsın. Ne yaparlarsa yapsınlar. Bumerang gibi bir gün gelecek, onları da vuracak. Bugün bizi sıkıntıya sokmak için terör örgütlerine kucak açanlar; artık kendinizi gizlemeniz mümkün değil ya. Verdiğiniz silahlarla hepinizin adresini biliyoruz. PYD işte PKK’nın yan kolu. YPG, PKK’nın yan kolu bunu dünyada kimse yutmaz. Bizim iki gözümüzü çıkarmaya çalışanlar, sadece çıkardıkları gözleriyle kalacaklar” dedi.

ADNAN OKTAR: Çıkardıkları gözleriyle? Yani bir gözü çıktı diyor onların tek gözle kaldılar diyor. Tayyip Hocam manidar konuşmuş. Çünkü deccal herkesi kendisi gibi kör etmeye çalışır. Ama kendi gözünü çıkartır deccal diyor. Güzel demiş.

“Sevgi birliğini sevelim” diyelim. Bir etiket yapalım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şırnak'ta Görmeç Üs Bölgesi’ne PKK'lı teröristler tarafından roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Güvenlik kuvvetlerinin karşılık verdiği çatışmada bir askerimiz şehit oldu. Şehidimizin kimliği henüz açıklanmadı.

ADNAN OKTAR: Bu çakallar nasıl kaçıyor ben anlamıyorum hayret ediyorum. Kabadayının ismi belli değil daha diyorsunuz.

BÜLENT SEZGİN: Evet belli değil. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Time Türk yazarı Oğuz Düzgün, Mehdi’yi beklediğine dair bir yazı yazdı. “Ben Mehdi’yi bekliyorum ama Mehdi’nin gelecek olması bizim Müslüman olarak sorumluluklarımızı ortadan kaldırmaz“ dedi. Dünya’ya bakış açımızın ve sorunlara çözüm arayışımızın Mehdiyet bakış açısıyla olması gerektiğini söyledi. Ve bunu şöyle açıklıyor, “Mehdiyet bakışı kültürler ötesidir. Mehdi de aynen dedesi Hz. Muhammed (sav) gibi Kurani bir bakışa sahiptir. Mehdi’nin tarafı ancak Allah’ın tarafıdır. Bu nedenle Müslümanlara düşen adalet temelli küresel bir ittifaktır. Mehdi’yi bölünerek veya zulümleri artırarak değil de, küresel bir adalet birliğini inşa ederek karşılamak daha mümince değil mi?“ dedi.

ADNAN OKTAR:  Kimmiş bu delikanlı bayağı akıllıymış.

KARTAL GÖKTAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah. Adı ne dedin?

KARTAL GÖKTAN: Oğuz Düzgün.

ADNAN OKTAR: Oğuz Düzgün. Düzgün delikanlıymış. Aferin maşaAllah Allah ömrünü uzun etsin. Bir tek orada mı yazıyor başka yerde yazısı çıkmıyor mu?

KARTAL GÖKTAN: Time Türk’te yazıyor.

ADNAN OKTAR: Time Türk büyük internet sitesi.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: İyi. Kaç tane öyle büyük internet sitesi var yaklaşık?

KARTAL GÖKTAN: 15-20 tane var herhalde. Gazetelerle birlikte o kadardır.

ADNAN OKTAR: 5-6 tanedir herhalde.

Sayın Bahçeli gerçek lider neden onu anlayamıyor bazı kardeşlerimiz anlayamıyorum. Tutturmuşlar iktidar kardeşim iktidar olmak dert değil. Misyon adamı olmak konu. Ayrıca MHP’nin kadroları devletin bütün kurumlarında var. MHP açıkta kalıyor da değil öyle bir dert de yok. Yani iktidar olamadığımız için her yere gelemedik gibi bir üslup, öyle bir şey yok. Milli İstihbarat Teşkilatı’nda çaka çaka ülkücü dolu. Emniyet çaka çaka ülkücü dolu. Askerde çaka çaka ülkücü var ne alaka yani. Nerede ne eksiklik olmuş? Ayrıca devlet nemalanacak bir yer değil ki. Hükümet nemalanacak bir yer değil. MHP’nin zaten böyle bir üslubu olmaz, böyle bir eline imkan geçse de bunu kullanmaz, kullanmadı ve kullanmaz da. Devletin, milletin, vatanın bekayı mütemadisi yani mütemadi olarak kesintisiz devamı bekası.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Devlet Bahçeli bu sabah grup konuşmasında yaptığı konuşmada CHP’ye sert eleştirilerde bulundu ve şunları söyledi, "Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP'nin bölücü hainlere destek için seferber olması siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir. Ana muhalefet partisinin bölücü odakların avukatlığına soyunması kabul edilemez. Kanunları tanımıyorum diyenleri yargı önüne çıkartmak devletin asli görevidir. Burası Türkiye’dir burada Kandil hukuku değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukuku geçerlidir.”

ADNAN OKTAR: İşte mesela bu da bir muhalefet ,güzel. O da CHP’yi eleştiriyor, CHP hükümeti eleştiriyor bunlar sıhhatli hareketler buna kızmak rahatsız olmak olmaz. Ama tabii darbecilere malzeme verecek şekilde olmaması lazım. Çok çok sert muhalefet siyaseti tıkanmış göstermek olmaz ama makul bir muhalefette fayda var.

Bak Bediüzzaman diyor ki, tam bundan 100 yıl önce söylüyor bunu. “Ey umum ekrad!“ Ekrad demek Kürtler demek. “Gözünüzü açınız, sabah geldi. Ve müteyakkız olunuz” Uyanık olunuz. “Sizin ihtilâf ve vahşetinizden gafletinizden, efkâr-ı fâside sâhibi” kötü niyetli bozguncular “istifade etmesin. Bu şanlı olan ittihad-ı milleti” Türk Kürt kardeşliğini “fena bir hastalığa” ayrılıkçı ırkçı düşüncelere “hedef etmesinler. Zîrâ o vakit bütün millet ve İslâmiyet size davacı olacaktır. Zaman size sille vurmakla o ihtilâf ve keşmekeşi atacaktır.” Bak “Zaman size sille vurmakla” yani olaylar olacak diyor bayağı bir olaylar. “o ihtilâf ve keşmekeşi” anarşiyi, kavgayı, keşmekeşi atacaktır. Ayrılıkçılara destek verir ve bu milletten ayrılırsanız aklınız başınıza gelir ama iş işten geçmiş olur diyor. Sakın ayrılmayın ittifak edin diyor Bediüzzaman. Asar-ı Bediiyye’de, 473. Sayfasında söylüyor.

Bediüzzaman diyor ki Said Nursi Hazretleri, “Kürtler İslam camiasından ayrılmaya asla tahammül edemezler” yani Müslüman camiasından ayrılmaya asla tahammül edemez Kürtler diyor. Bunun aksini iddia edenler mutlaka özel maksatlar altında hareket eden ve Kürtlük adına söz söylemeye yetkili olmayan 5-10 kişiden ibarettir. Kürtlük davası pek manasız bir iddiadır diyor ırkçılık. “Çünkü her şeyden evvel Müslümandır Kürtler” diyor. “Hem de dini salabet-i” sağlamlığı “merdane tavrı kuvvetli olan hakiki Müslümanlardır” diyor. Her zaman söylüyoruz. Kürtler hakikaten öyledir. “İslamiyet herhangi bir ırkın diğer bir İslam unsuru aleyhine olarak menfi surette” bak “İslamiyet herhangi bir ırkın diğer bir İslam unsuru aleyhine olarak menfi surette ayrılmasını asla kabul etmez. Kürdistan’a verilecek muhtariyetten bahsediliyor” diyor. “Kürtler yabancı himayesinde bir muhtariyeti kabul etmektense ölümü tercih ederler” diyor. Bu, mübarek Kürt kardeşlerimizin asaletini bak yüzyıl önce söylüyor.

Yılbaşı olacak. İşte havai fişekler falan şamata şen gül. Kaç gün kaldı yılbaşına?

KARTAL GÖKTAN: Elli dört gün.

ADNAN OKTAR: Elli dört gün kaldı. Geriye doğru sayış devam ediyor. Sonra 2017’ye geliyoruz. 2017 çok önemli bir tarih.

Şimdi çok kısa bir ara verelim. Hanım kardeşlerimiz gelsin. Devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamber (sav) Bu Hadis-İ Şerifinde Çok Önemli Bilgiler Vermektedir.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Bin bir türlü hikmet her yeri sarmış. Amacı Cenab-ı Allah’ın bir tane; sevilmek istiyor. Mehdi’sini zahir etmek istiyor. İsa Mesih’i zahir etmek istiyor. İslam’ı dünyaya son kere hakim etmek istiyor. Hiç hakim etmek de istemiyor Cenab-ı Allah çoğunluğunda. Çünkü imtihana münafi. İslam hakim olduğunda din çok rahat oluyor. Dolayısıyla münafığı, kafiri ayırt etmek mümkün olmuyor. Mümin öyle bir ortamda kolay kolay kendini gösteremiyor. Ama küfür ortamı oldu mu çok rahat. Bayağı kolay. Orada Mehdiler de kendilerini çok iyi gösterir kafir de, münafık da. Mesela böyle derin devlet olmasa falan münafık ortaya çıkmaz. Riyakarlık, yalakalık falan yapamazlar. Mesela küçük hareketler, basit hareketler, yüksek tavırlar, asil tavırlar hepsi Kuran’ın içerisinde yelpaze gibi açılıp dizilmiş. Oradan insanlar onu görüyorlar. Mesela asalet Müslümana yakışan bir tavır. Basitlik basit insanlara yakışıyor. Öyle hassas bir ortam ki bir insanın kalitesi, iyiliği, güzelliği en ince detayına kadar bu ortamda görülüyor. Kafirin, münafığın, kalitesiz basit insanın da, riyakarın da, üçkâğıtçının da bütün tavırları bu ortamda görülüyor. Bu çok büyük bir mucize. İyiler kesinlikle yapmıyorlar adilik. Tek tek ayırt ediyorlar. Kötüler de tek tek bütün adilik çeşitlerini tek tek yapıyorlar. Ve bu da bir mucizedir. Nasıl bitki kökü yerden mineralleri çekiyor. Bakırı, kobaltı şunu bunu falan; zararlı gördüğü bir şeyi çekmiyor almıyor. Mümin de faydalı gördüğü her türlü güzel ahlakı çekip gösteriyor. Kafir ne kadar zararlı varsa onu çekip gösteriyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rusya federal Askeri Teknik İşbirliği Servisi Direktörü Alexander Fomin, Türkiye ve Rusya’nın askeri alandaki işbirliğine yeniden başladığını açıkladı. Fomin, Rusya’dan Türkiye’ye hava savunma sistemi tedarik edilmesi konusunun gündemde olduğunu söyledi. Yetkililer yılsonunda bu konu hakkında toplanacaklar.

ADNAN OKTAR: Bence hiç bekletmesinler. Ağır aksak böyle yıllara yayarak değil. Yıldırım hızıyla yapsınlar. Hayırlı iş gecikmeye gelmez. Devlet işlerinde müthiş bir hızlandırmaya girsin hükümet. Her hayırlı işi kanun çıkararak alabildiğine hızlandırsın. Yirmi yılda yapılanı bir yılda yapsınlar. Tabii yani böyle fitne ortamında vakit kaybedemeyiz. Savunma sistemi derhal getirilmesi lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Etyen Mahçupyan Karar Gazetesi’nde Türkiye’nin idamı tartışmasının ve HDP’lileri gözaltına almasının Batı’yı yavaş yavaş bizden uzaklaştırdığını yazdı.

ADNAN OKTAR: Böyle biraz yavaş yavaş değil zaten uzak. Nefret ediyorlar. İngiliz derin devletinin teşvikiyle İngiliz derin devletine mensup olan çete, Avrupa’daki çete, Türk milletinden nefret ediyor. Avrupa Birliği’ne almayı bırak Anadolu’da durmasını bile istemiyor. “Ya hepsini katledelim ya da Orta Asya’ya sürelim” diyorlar. Dolayısıyla öyle bir dert yok yani Etyen Mahçupyan ondan bir vazgeçsin. O kısımdan geçmesi gerekiyor.

Evet, inliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Eğer idam cezası onanırsa bunun bir etkisi ekonomide görülür. Diğer taraftan idamın geri gelmesi yargıdaki otoriter temayüllerin artmasını sağlar. Yargı sertleşir, radikalleşir. Hele birde bazı isimlerin idam edildiğini düşünün. Bunun sonucu sadece Batı’dan kopmak olmaz. Türkiye dünyadan makulden gerçeklerden kopar” dedi. 

ADNAN OKTAR: Pratikte zaten idam, siyasete getirmesinin bir anlamı yok. Çünkü darbecilere hiç ilgilendiren bir şey değil. Tek bir darbeciyi bile içine almıyor. Öcalan’ı da içine almıyor. Bundan sonra çıkacak tipler için.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Almanya Münih’te yerel halk sığınmacılardan rahatsız olmasın diye yeni Berlin Duvarı’na benzetilen duvarı inşa etmeye başladı. Münih’e bağlı bir ilçede yeni bir sığınmacı kampında kalan mültecileri etraftaki Almanların görüp rahatsız olmamaları için yaklaşık dört metre yüksekliğinde bir duvar örülmeye başlandı.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafları gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bir daha oku bakayım bu haberi.

KARTAL GÖKTAN: Almanya Münih’te yerel halk sığınmacılardan rahatsız olmasın diye yeni Berlin Duvarı’na benzetilen duvarı inşa etmeye başladı. Münih’e bağlı bir ilçede bulunan yeni bir sığınmacı kampında kalan mültecileri etraftaki Almanlar görüp rahatsız olmasınlar diye yaklaşık dört metre yüksekliğinde bir duvar örülmeye başlandı.

ADNAN OKTAR: Müslüman Müslümana önem vermezse, kendi aralarında birbirlerini öldürmeye kalkarlarsa adam yine “onları korumak amacıyla yaptım” falan da diyebilir. Yani asıl Müslümanın Müslümanı öldürmesi felaket. Mehdiyet’e karşı olanlar Müslümanın Müslümanı öldürmesini durduramadıkları gibi Sünni ise Sünniliği savunuyor. Şiili ise Şiiliği savunuyor. Ayrımı iyice körüklemiş oluyor. Halbuki Mehdiyet’i savunsa mesele bitecek. Mehdiyet’in vesilesiyle daha yeni Türkiye’de “Şiilik-Sünnilik yoktur, mezhepler yoktur. İslam vardır” dendi yani bu mehdiliğin öncülüğü elde edildi. Mehdiyet’in vesilesiyle oldu. Mehdiyet’in ruhaniyetiyle oldu. Allah Mehdi’yi de İsa Mesih’i de zahir etsin. Bizleri de talebe etsin.

Gezi için de dedim ki “bak bu komünist ayaklanma” dedim. “Yok” dediler “komünist ayaklanma değil” dediler. En sonunda anladılar komünist “evet” dediler “komünist ayaklanma” dediler. Günlerce söyledim ikna edemedim. Mesela halkı uyardık. Dedik ki, “Araba maraba olduğunda siz de kontrol edin yani kanun hukuk içerisinde. Halk da kontrol edebilsin” dedim. Mesela dün Diyarbakır’daki patlamada halktan biri patlayıcı olan minibüsün önünü kesmiş. Tabii, bu kadar basit. Halkı da devreye sokmak lazım.

Ağaçlar ve taşların Musevilerin yerine haber vereceğini iddia etmek Kuran’a zıt bir yalan bu. Şirk dolu bir yalan. Bu cinayete teşvik. Bu yalan hadisi almak cinayete teşvik olduğu için haramdır. Kuran’ın açık muhkem hükümlerine karşı da saldırı olduğu için ayrıca haramdır. Dolayısıyla geçerli değildir.

Medine’de indirilen surelerin ehli kitaba karşı nefret dolu olduğunu Mekke’de indirilen surelerin daha ılımlı olduğunu. Yok, eğer zulüm yaparsa Müslümanlara saldırırsa “Allah tepeleyin” diyor. Normal bu. Mesela PKK askere saldırırsa asker tabii ki tepeleyecek onu. Kendini savunacak. Yani burada zulümle ilgili bir şey yok. Hiçbir yerde İslam’da doğrudan saldırın hükmü yok. Eğer saldırırsa dinine, imanına, insanlarına, kadınlarına, çocuklarına saldırır onların canlarını, mallarını, ırzını, namusunu payimal etmeye yönelirse o zaman kendini savunman hak olur. Kuran bunu anlatıyor. Mekki sureleri, Medeni aralarında hiçbir fark yok. Öyle bir şey yok yani. Zulme yönelik hiçbir hüküm yoktur. Doğrudan savaş hükmü hiç yoktur Kuran’da. Hepsi ‘kendinizi savunun’ ile ilgili ayetlerdir.

Evet “dağ, taş” işte “Hristiyan Musevi buldunuz. Öldürün” dedi diyor. Bu Kuran’daki en az on-on beş ayetle çelişiyor. Dolayısıyla yalan olduğu açık olan bir uydurma hadis. Bu hadisi savunmak haram. Uygulamaya kalkmak haram. Müslümanın söyleyeceği bir söz değil bu.

Mekki sureler Medeni sureler ayrıdır” öyle bir şey yok. Bütündür Kuran, hepsi birbirini bütünler. Orada öyleyken şurada böyleyken. Yok yani adam adam gibi davranıyorsa Allah diyor ayette “dinde zorlama yoktur” (Bakara Suresi 256), “senin dinin sana benim dinim bana” (Kafirun Suresi, 6), şeytandan Allah’a sığınırım. Ama adam sana saldırıyorsa, dinini imanını payimal edip senin vatanını yerle bir edecekse, toprağını, anana bacına çoluğuna çocuğuna saldırıp katliam yapacaksa tabii ki hakkını avucuna koyarsın, kendini savunursun. Yani Mekki dönemde bunların açıklanmamış olması bir şeyi değiştirmez ki, doğru bu. Bütün hak kitaplarda var bu Tevrat’ta da var, İncil’de de var. Zulüm varsa Müslüman kendini savunacak, bu kadar açık.

OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah “size savaş açana karşı savaşma izni verildi” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson geçtiğimiz yıl İngiliz ITV kanalına yaptığı açıklamada PKK’ya ve peşmergeye çok fazla sempati duyduğunu açıklamış.

ADNAN OKTAR: Bak. Çünkü kendi evlatları olarak görüyorlar. İngiliz derin devleti anlaşılmadan bu konu anlaşılmaz. Ne PKK anlaşılır, ne diğerleri anlaşılır, ne Ortadoğu anlaşılır. Hiçbiri anlaşılmaz. Tutturmuşlar Amerika aşağı Amerika yukarı. Amerika gariban bir ülke, onları İngiliz derin devleti kullanıyor bu kadar. Fransızları da kullanıyor, İngiliz halkını da kullanıyor. Kardeşim bir kere İngiliz derin devleti diyemediklerine göre demek ki deccal dehşetli bir şey. Hiçbir devlet adamı ağzına dahi alamıyor, söyleyemiyor dahi. Bayağı çekiniyorlar. Çok dolaylı yoldan söyleyebiliyorlar. Ama bak Türkiye’de yazarlar cayır cayır söylemeye başladılar ilk defa. Hiçbir İslam ülkesinde böyle meydan okurcasına İngiliz derin devletinden bahseden bir topluluk oluşmadı. İlk defa Türk aydınları İngiliz derin devletine tavır alıyor. Osmanlı’yı yıkan, Ortadoğu’yu paramparça eden, Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren İngiliz derin devletidir. Beyni budur, sistem budur bunu da herkes bilir. Öcalan da anlatıyor, herkes anlatıyor.

OKTAR BABUNA: Siz vesile olup Rusya’ya söyletince İngiltere açıkça Rusya’yı tehdit etmeye başladı.

ADNAN OKTAR:  Tabii, yüz elli yıllık geçmişte ilk defa.

Özetle “gidin darmadağın edin durduk yere” öyle bir hüküm yok Kuran’da. “Canına kastediyorsa canını koru” diyor Allah. Bu bütün dinlerde var uzatacak bir şey yok. Ama gidip işte “dağ-taş size haber veriyor, kaya size haber veriyor gidip adam öldürün” diyorsa bu müşrik uydurmasıdır, yalandır. Kuran’da en az on-on beş ayetle çelişiyor. Haram bir hükümdür, haram bir ifadedir. “Allah böyle dedi” denmesi haramdır, buna göre eylem yapılması haramdır. Yapan günaha girer. Dolayısıyla savunulacak bir yönü yok. Yani Mekke dönemi de Medine dönemi de bütündür kardeşim, Mekke-Medine ne fark eder? Mekke’den Medine’ye giderken yolda da geldi ayetler, iki şehrin arasında da geliyor Peygamber (sav)’e. Bunu bıraksınlar. Mekke ayrı Medine ayrı öyle bir şey yok. Hepsi birbirini bütünleyen gayet tutarlı ayetler.

Dini İslam’ı boş yere böyle şiddet dini gibi göstermeye kalkmasınlar. O, bizim gelmemizle bitti o. Çocukça çırpınıyorlar, öyle bir şey yok. İslam; neşe, sevinç, kalite dinidir, sanat dinidir, hoşluk, güzellik dinidir, nezafet dinidir, nezaket dinidir. Soyluluk, asalet dinidir. Güzel olan her şeyin toplandığı mükemmel bir sistemdir. “İslam nedir?” denildiğinde; en mükemmel hayatın adıdır. En mükemmel yaşantının adına İslam denir. Boş yere çırpınıp oynamasınlar, ben onları başka türlü oynatacağım. Biz varken de kimseye kafalama falan yapamazlar, bu konu bitti. Yobaz alemi de dümdüz oldu, hepsi dümdüz oldular hiçbir etkileri kalmadı. Gayrı ihtiyari bizim yolumuza geliyorlar, gayrı ihtiyari.

Oturmuşlar yok “Mekke döneminde durum müsait değildi.” Kardeşim zaten savaşa müsait değilse savaş yapılmaz zaten, bütün dünyada prensiptir. Ama Medine döneminde diyorsun. Kardeşim Medine dönemine dair ayetlere baktığımızda “affederseniz sizin için daha hayırlıdır” diyor. Müşrik. Müşrik ne olur, aklına ne gelir adam kesip doğrayacak zannedersin değil mi? “Gidecekleri yere” diyor bak “müşrikleri güven içinde götürün.” Nasıl götürecek biliyor musun adam? Canını ortaya koyarak götürecek. “Oraya götürüp güvende olduğunu hissettiğinizde oraya teslim edin ve geri dönün” diyor ayette. Hani nerede burada şiddet? Müşrik yani Ehli Kitap’tan geçtim, müşrik. “Onları koruyun” diyor “canınızı ortaya koyup koruyun” diyor. Nerede burada saldırı hükmü?

EBRU ALTAN: Esirlere kendi yediklerinin bir benzerini yediriyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bak “kendileri aç olsalar bile, kendi yediğiniz yiyeceklerden” diyor “esirlere yedireceksiniz diyor Allah ayette. Gayet güzel muamele yapılıyor. Biraz önce Müslümanları doğramış adam, kesmiş, asmış katil. Ama sonra esir düşmüş. Yemeğin en iyisini veriyor Müslüman kendisi aç olsa bile. Nerede burada? Medeni ayet bunlar evet. Nerede burada öyle dediğiniz gibi saldırgan izahlar? Yok öyle bir şey, göz göre göre yalan söylemeye kalkarlarsa biz buradayız.

Bak “sizinle savaşanlara karşı” diyor Cenab-ı Allah. Adam saldırıyor sen zaten mecbur kendini savunacaksın öldürecek seni boğacak. Ne yapılabilir başka türlü? Adam saldırmış elinde kılıçla üstüne geliyor kesmeye, bu her dinde farzdır kendini koruması. Bak “kendinizi koruyun” diyor Allah “ama aşırı gitmeyin” diyor. Bak buna rağmen aşırı gitmeyin normalde adam onu pastırma gibi doğrar kendini öldürmeye kalkanı. Allah öyle demiyor. “Aşırı gitmeyin.” “Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez” (Bakara Suresi 190) diyor. Bak “size karşı saldıranlara kendinizi koruyun” diyor kendinizi koruyun ama aşırı gitmeyin. “Allah aşırı gidenleri sevmez” diyor. Başkası olsa adamları lime lime eder, hepsini doğrar orayı mezbahaya çevirir, öyle yapmıyor işte Müslüman, adamı durdurduğu an, teslim olduğu an aşırıya gitmiyor. Diz çöktürüyor ondan sonra kendi yemeğinden veriyor vazgeçiyor.

Manevi liderler çok önemlidir. İman derinliğinde, takva gelişmesinde, Allah’a yakınlıkta muazzam etkili olur. Resulullah (sav)’ın zamanında sahabe diyor ki; “Henüz Resulullah (sav)’in kabrinin toprağından elimizi silmemiştik” diyor “daha toprağı elimizdeydi” diyor. “Kalplerimize baktık” diyor “tanıyamadık” diyor. “Tanıyamayacak hale geldik” diyor. İçi bomboş olmuş yani Resulullah (sav) vefat ettiği için. Adam sokakta ama sokaklar ona bomboş geliyor. Evine gidiyor evi bomboş geliyor çok muazzam etki yapar. Resulullah (sav) varken her gün düğün bayramdı ama sonra tabii İslam’ı yaymaya başladılar sahabeler Hz. Ebubekir (as), Osman (as) ama Resulullah (sav)’ın yerini hiçbir şekilde onlar dolduramazdı. İşte İmam Mehdi de şimdi ahir zamanda zuhur ettiğinde kalpler onun sevgisiyle dolacak ama vefatından sonra müthiş bir boşluk olur. İsa Mesih’in vefatından sonra müthiş bir boşluk olur. Ondan sonra işte süratle bozulma oluyor. Daha hala millet bilmem şunu yapayım diyor kardeşim kıyametin kapısına geldik anlattıklarım doğru zaten göreceksiniz, çok yakın 2082.

EBRU ALTAN: Her dediğiniz de çıktı şimdiye kadar. 

ADNAN OKTAR: Tabii.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Sibirya’da on gün önce ilk defa gerçekleşen bir doğa olayı görüldü. Gösterebiliriz fotoğrafını.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: On gün önce Sibirya’nın Obi Körfezi üstünde bir köyde gerçekleşiyor. Sabah aniden sahilde beliren dev kartopları görülüyor. Gülle şekilli bu kartopları tenis topundan, voleybol topuna kadar farklı büyüklüklerde, bölgede yaşayanlar daha önce böyle bir şey görmediklerini, hepsinin sadece tek bir yerde olduğunu ve sanki biri tarafından gidip dökülmüş gibi göründüklerini söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu nasıl olmuştur acaba?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Rüzgarla olabilir diyorlar ama o da tabii.

BÜLENT SEZGİN: Bir bilimsel araştırma kuruluşu açıklama yapmış. Şöyle söylüyor; “Körfezdeki su yükseldiğinde buzla temas etti ve tüm plajı buz kapladı. Daha sonra sular yavaş yavaş çekilmeye başladığında geride buz kaldı. Buz parçaları ıslak kuma yapışarak bu topları oluşturdu” diyorlar. 

ADNAN OKTAR: Yine mantıklı değil canım, buz parçalanıyor biçimsiz şekiller alır. Burada yuvarlık düzgün bir şey dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir şey. Hiçbir şekilde olmaz böyle bir şey. Dünyada hiç rastlanmamış bir olay. Dünyada hiçbir kimse böyle bir şey gördüm diyemez. Buz böyle hiç şekillenmez.                      

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, siz insanın zayıf yaratıldığını ve gençliğine güvenmemesi gerektiğini sürekli hatırlatıyorsunuz. Özellikle ağır spor yapan gençlerin dikkatli olması gerektiğini söylüyorsunuz. Son olarak bir spor kulübünde futbol oynayan, internette on binlerce takipçisi olan ve internet fenomeni olarak tanınan Anıl Ulu, dün gece evinde göğsünde şiddetli bir ağrı hissetti ve ailesi tarafından hastaneye kaldırıldı. Ancak kalp krizi geçiren genç tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah yaşı da küçük hakikaten. Herhangi bir ilaç falan mı kullandı acaba?

BEYZA BAYRAKTAR: Son zamanlarda gençlerde çok görülüyor kalp krizi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah hayret. Allah rahmet etsin.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü