Harun Yahya

Sohbetler (9 Kasım 2016; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Ne yapalım? Bir etiket yapalım önce. Ne diyelim? “Sevgi birliği dostluğa götürür” diyelim.

İngiliz derin devleti İngiliz dilini dünyanın ana dili haline getirmiş. Aydın dili haline getirmiş. Yani bilim adamı, araştırmacı, yazar olup da İngilizceyi bilmeyen kimse yok. Her yerde ortak dil İngilizce. Dünyanın neresine gidersen git, değil mi? Mesela bütün Amerika’ya İngilizceyi hakim etmişler. Kanada’ya git İngilizce hakim, bütün Avrupa’da İngilizce hakim. Yerli dilleri var ama aydın dili İngilizce. Yani o dil hakimiyetiyle de muazzam bir kontrol sistemi kurmuşlar. Mesela Araplar Arapçayı hakim edememiş. Ruslar Rusçayı hakim edememiş dünyaya. Fransızlar Fransızcayı, İspanyollar İspanyolcayı hakim edememiş. Ama İngilizler İngilizceyi dünyaya hakim etmişler.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hillary Clinton başkanlık yarışını kaybetti ve Trump, Amerika’nın 45’inci başkanı seçildi. Trump, ayrımcı politikaları olduğu iddia edilmesine rağmen zencilerin ve Latinlerin çoğunlukta yaşadığı eyaletleri de aldı. Trump yarışı kazanınca göçmen karşıtı açıklamaları nedeniyle birçok Amerikalı Kanada’nın göçmenlik bilgilerini veren resmi sitesine akın etti ve site çöktü. Ayrıca Trump Meksika sınırına duvar öreceğini söylediği için Trump’un önde gitmesi Meksika borsasını da vurdu. Ancak Donald Trump bu söylemlerin çoğunun yanlış ifade edildiğini açıklamış medyanın kendisini doğru yansıtmadığını söylemişti.

ADNAN OKTAR: Hayırla gelir hayırla gider her şeyde bir hayır vardır uzatmaya gerek yok. Adamı böyle umacı gibi göstermenin bir alemi yok. Bence samimi. Eski Amerika’yı özlüyor, bu güzel. Eski Amerika’yı özlemesi güzel. Amerikan ahlakının yeniden hakim olması; işte komşularını sevmek, barışçıl olmak, iyi niyet, sevecenlik klasik Amerikan ahlakı bu çok güzel. Bunu yeniden canlandırırsa çok güzel olur. Birde sosyalizme, komünizme karşı. Obama sosyalistti komünizmi destekliyordu alttan alta. O Fabian Derneğin etkisi altında.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Başkan Trump, 15 Temmuz darbe gecesiyle ilgili olarak “Bunun bir senaryo olduğuna inanmıyorum. Erdoğan’a güveniyorum” demiş ve Amerika’nın başka ülkelerin içişlerine karışma hakkı olmadığını söylemişti. “Erdoğan’ın yaşananları tersine çevirebileceği konusunda ona güveniyorum. Bazıları darbe girişiminin tertip olduğunu söylüyorlar ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Bence başkalarına nutuk atma hakkımız yok. Ülkemizde olup-bitenlere bir baksanıza. Birileri polis memurlarını soğukkanlılıkla vururken nasıl başkalarına ders verebiliriz ki?” diye konuşmuştu.

ADNAN OKTAR: İşte bunlar hep samimi ifadeler. Ben Amerikalıları severim. Amerikan kültürü, şakacılığı, sevecenliği, komşuluk anlayışı, dostluk anlayışı güzeldir. Dindarlık anlayışları da güzel ama çok uzaklaştırdılar onları dindarlıktan. Yapabilirse Trump, dindar Amerika’yı yeniden inşa etmeye çalışsın. Kızı da Musevi oldu herhalde bildiğim kadarıyla. Dindar olmaları o yönden de hoş, güzel. Herhalde kızının eşi de Musevi olmuş. Dindarlık bereket getirir. Dindarlık güzelliktir. Dindarlara alabildiğine destek sağlaması, Amerikan halkının dindar olması muhteşem olur. Bereketin bolluğun kaynağı da oydu zaten, dindarlıktı. Obama geldi sosyalist, komünist havalarında; bereket kalktı Amerika’dan bir uğursuzluk sardı. Şimdi yeniden bir bereket gelir Amerika’ya, umuyoruz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Trump’un Ortadoğu danışmanı ve Amerikalı bir Türk olan Saygın Şimşek ise yaptığı açıklamada şunları söylemişti seçim öncesinde: “Amerika’nın dünya genelinde ılımlı ve reformcu Müslümanların yanında olması gerektiğini düşünüyoruz. İnsanlığın Irak ve Suriye’deki DAEŞ ve El-Kaide teröristleriyle birlikte PKK ve Hizbullah teröristlerine karşı zafer kazanmasını istiyoruz.”

ADNAN OKTAR: Yok, terörist tehlikesi o kadar üstünde duracakları bir şey değil. Hikaye onlar, hiçbir güçleri yok. Usulen ortaya çıkmış bir ekip. Ahir zamanda çıkacağı belirtilmiş, belirli bir dönem faaliyet yapıp sonra geri çekilecek bir ekip.

Kocası zaten Ortodoks Musevi’ymiş Trump’un kızının öyle mi? Kendisi Musevi olmuş. Dinsiz mi olacak, Musevi mi olacak? Tabii ki Musevi olması çok çok iyi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Trump’un Yardımcısı ve Amerika Başkan Yardımcısı olacak olan Mike Pence, yaptığı konuşmaya Allah’a şükrederek başladı. Mike Pence dindar bir Hristiyan olarak tanınıyor. Daha önce homoseksüel karşıtı açıklamaları sebebiyle bazı çevreler tarafından çok tepki almıştı. Obama’nın homoseksüelleri destekleyen yasalarına karşı çıkan Mike Pence önceki açıklamalarında şunları söylemişti: “Eşcinsel evlilikler ve çiftler toplum ahlakını çökertiyor. Bu evliliklere karşı çıkmak ayrımcılık değil Allah’ın emridir” demişti.

ADNAN OKTAR: İşte bu bereket getirir. Güzel olmuş üslubu. Onun için Allah yollarını açar bu güzel görüşlerinden dolayı, inşaAllah.

Müslümanlık çok güzel, en güzel hayat şeklidir. Ama insanların büyük bir bölümü Müslümanlığı gelenekçilerin anlattığı gibi yarı cehennem gibi biliyorlar. O yüzden dünyaya bu büyük nimet hakim olamıyor şu an. Vaktini bekliyor. Ama yani son aşamasında olduğu da görülüyor. Süratli bir çıkışla hakimiyetin kapıda beklediği açık açık görülüyor. İslam’ın hakimiyeti için gayret edenler olduğu gibi, sokak sokak gezen altında arabayla bir oraya giden bir oraya giden, işte uçağa biniyor bilmem nereye gidiyor sürekli gezerek Allah’ı unutacağını zanneden, ahireti unutacağını zanneden tipler oluyor. Münafık zihniyette öyledir. Gezdikçe Allah’ı geride bırakacağını zanneder. Halbuki nereye giderse Allah şahdamarından daha yakındır ona. Allah’ı unutmak için sokak sokak, mahalle mahalle, memleket memleket geziyor adam ömrü boyunca. Gezdiği her gün cehenneminin çukuru biraz daha derinleşiyor. Çünkü Müslümanlara yardım yapacağına, İslam’a katkıda bulunacağına, Müslümanlara hizmet veren insanlara destek olacağına egoistçe bencilce sadece kendi çıkarlarını düşünerek, kendi keyfini düşünerek boşa zaman harcayarak sokak sokak gezip sıkıntısını izale edeceğini zannediyor. Allah daha da şiddetli bela verir daha da sıkıntı verir.

KARTAL GÖKTAN: Şeytandan Allah’a sığınırım: “İnkar edenlerin ülke ülke dönüp-dolaşmaları seni aldatmasın.” [Ali İmran Suresi, 196] buyuruyor Yüce Rabbimiz.

ADNAN OKTAR: Tabii. Onlar kendilerini öyle bir uyuşturucu gibi gezmeyle sakinleştireceklerini zannediyorlar. Münafığın bir nevi uyuşturucusudur gezmek. Gezerek o sıkıntıdan kurtulacağını zanneder. Onu o takip eder öyle bir şey olmaz. Allah sadece parasını harcatır, zamanını harcatır ve onu cehennemin dibine doğru biraz daha yaklaştırır.

Kendilerini İngiliz göstermek için ne hallere giriyorlar görüyorsunuz. İnternette, Facebook’larında orada burada kapak ya İngiltere Kraliçesi, ya İngiliz bayrağı, ya Churchill. Yani bu kadar özenti bu kadar aciz bir görüntü inanılır gibi değil. Bütün insanlara da bunu gösteriyorlar yani utanma hissi olmadan. Sen Pakistanlısın sen kendi memleketinin özelliklerini taşı. “Ben bir İngiliz’im” diyor. İngiliz değilsin sen Pakistanlısın. “İngiliz’im” demenden kastın onlardan bir şeyler umduğun için söylüyorsun yoksa nefret ettiğin belli. Çünkü onlar seni adam yerine koymuyorlar. Irk üstünlüğü iddiasındalar o yüzden nefret ediyorsun. Doğrusunu söylesene.

Münafığın kötü bir özelliği de Müslümanları müthiş meşgul etme özelliğidir. O da şeytanın sevkiyle olur. İçinde şeytanın verdiği tazyikten bir sıkıntı olur. Allah’tan uzak olmak, Kuran’dan uzak olmak, Müslümanlara karşı içinde öfke taşımak gibi nedenlerden dolayı vücudunda sinirsel müthiş bir gerilim olur. Onu ya gezerek halletmeye çalışır, ya boş işlere kendini vererek halletmeye çalışır veyahut Müslümanları meşgul ederek, lafa tutarak, boş işler yaptırarak, boş konuşmalar yaptırarak böylece dikkatini dağıttığını zanneder. Münafığın tabii dikkatlice eğitilmesi onun bir süre sonra, eğer İslam’a yatkınsa hastalıklarının tedavi olmasına neden olabiliyor. Münafığın tedavi olduğunu Allah Kuran’da belirtiyor. Olmayan vakalar da vardır fakat olan vakalar da vardır. Tedavi etmeyi Müslüman önemli bir ibadet olarak ele alması lazım. Fakat münafığın Müslümanlara iş çıkartmak, masraf çıkartmak, meşgale çıkartmak, konu çıkartmak, dikkatini dağıtmak, hedefini şaşırtmak gibi çok yönlü meşgul edici çirkin özelliği vardır. Yani nasıl sinek gelir insana musallat olur, değil mi? Bir türlü dikkatini veremez insan mesela mühim bir şey yapıyorsa. Ve ısrarlıdır sinek. Münafık da öyle sinek gibidir yani Müslümanlara çok musallat olur. Gönderirsin yine gelir, gönderirsin yine gelir, bir şey olur yine musallat olur nefes aldırmaz.

Bu İngiliz derin devletine şirin görünmek isteyenler de hep İngilizlerin beğeneceği resimleri kullanıyorlar. Yani İngiliz derin devletinin beğeneceği resimler. İşte en önemli sükselerden bir tanesi iyi İngilizce biliyor olmak. Fakat Amerikan aksanı değil İngiliz aksanı. Onunla övünüyor İngilizce biliyorum diye. Kardeşim, dünya nüfusunun neredeyse yarısı İngilizce biliyor, önemli bir konu değil. Kendi aralarında İngilizce konuşuyorlar. Bir de kendilerine sahte hesaplar açıp çok fazla destekçisi var gibi gösteriyorlar. Bir de çeşitli derneklerin üyesiymiş gibi gösteriyorlar. Bilmem derneği işte karpuz yiyenler derneği yok bilmem ne falan. Uydurma dernekler hayali dernekler kendileri de bir şeyler meydana getiriyorlar onların üyesi olmuş oluyorlar. Sonra da derin İngiliz sırlarının içerisinde yüzen derin adamlar havası vermek istiyorlar. İşte kimi filin sırrını çözmüş oluyor. Kimi efendim kaplumbağanın sırrını çözmüş oluyor. Bir şey bildiğiniz yok sadece uyuyorsunuz. Adamlar sizi adeta kullanıyorlar bundan haberiniz bile olmuyor. Rumi olmalarını takdir ediyor üç-beş tane yazar hepsi Rumi oluyor. Hepsine Darwinist olmayı güzel gösteriyorlar hepsi Darwinist oluyor. Mesela kadın yazarlara bakıyorsun. Sen nereden biliyorsun Rumilik kim sen kim hiç alakan bile yok. Darwinizm’den hiç anlamaz Darwinizm’i savunuyor sırf onlara şirin görünmek için. Üslupları aynı. İşte şaraptan hoşlanıyor gösteriyorlar kendilerini. Homoseksüellerden çok memnunmuş gibi gösteriyorlar. Çok fazla homoseksüel dostları oluyor. Yani homoseksüel desteği almak bu çevre için çok önemli bir konu oluyor. Darwinistlerin desteğini almak çok önemli oluyor. Böylece çok öne çıkacaklarını düşünüyorlar. halbuki kimsenin bunları kaale aldığı yok. Bütün genç ömürleri böyle geçip-gidiyor. Birbirlerine karşılıklı suni sükse yapıyorlar. O onu bir şeymiş gibi görüyor o anlamda yani büyük ünlü bir yazarmış gibi, hiçbir özellikleri olmuyor. Yabancı yazarlar bunların genellikle editörü oluyor. Bunlar yazı yazıyorlar onları gönderiyor, o yazıyı onlar düzeltiyorlar bunlara geri gönderiyorlar. Orada burada bazen bunların yazıları yayınlanıyor. “Muazzam yazdın” diyor. Yüzde seksenini değiştirmiş yazıların, yüzde doksanını değiştirmiş. Bir şey falan yazdığın yok. Öyle öyle, öyle öyle bunları alıştırıyorlar. Ve dünyanın her tarafında böyle yüzlerce binlerce talebeleri olmuş oluyor o kafadaki insanların.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bitlis’in Hizan İlçesi’nde geçen 26 Eylül’de PKK teröristler tarafından evinden alınarak kaçırılan Bölüklü Köyü Muhtarı Salih Güven yol kenarında ölü olarak bundu. Resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin. Allah şehadetini makbul etsin. Deccalın şehit ettiği müminlerin sevabı daha da çok daha fazla. Deccal tarafından şehit edilmiş.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın yeni Başkanı Trump yaptığı ilk konuşmada şunları söyledi: “Herkesle çatışma değil ortaklık arayacağız. Tüm diğer uluslarla da iyi ilişkiler kuracağız. Amerika’nın aile çıkarları önde olacak ama her millet ve devletle adil şartlarda çalışacağız. Ortaklık esasına dayalı düşmanlık değil Amerikan rüyasını yenileyerek başlayacağız. Tüm dünyayla iyi anlaşacağız” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, o Amerikan rüyası iddiası güzel. O Amerikan sevecenliği, Amerikan zenginliği, Amerikan neşesinin güzel tecellileri çok hoş olur. Gerçi kıyamet yakın ama ertesi gün bile kıyamet kopacak olsa mümin ağaç dikecek, değil mi? Bir saat sonra bile kıyamet kopacak olsa ağacını dikecek.

Tayyip Hocam şu an Avrupa Birliği’ni haşlıyormuş. Helal olsun Tayyip Hocam’a. “Kalkmış ne diyorlar; ‘Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakereleri gözden geçirilmelidir.’ Hadi bir an önce gözden geçirin aman ertelemeyin ha. Nihai kararınızı verin” diyormuş Tayyip Hocam. Helal olsun. Tayyip Hocam’a yamuk yok. Yanlış yapana anında cevap. Doğru diyor tabii. Oturup lafı ne uzatıyorsunuz? Zaten İngiliz derin devletinin etkisi altındasınız. Zaten Türklük,, Müslümanlık nefreti derin devletlerinize hakim olmuş. Dolayısıyla senin Türkiye’ye dostane yaklaşmayacağını çocuk olsa bilir.

Siz münafık alametlerini biraz konuşun. Münafık kitabından konuşun. Ben de hanım kardeşlerimize söyleyeyim hazırlansınlar.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin içişleri hakkında sürekli üst perdeden konuşmalar yapan batılı ülkelere şöyle seslendi. “Siz bu milleti ne zannediyorsunuz? Bugüne kadar talimat veriyordunuz, ‘emir buyurdunuz efendim’ diyorlardı. Geçti o günler. Artık kendi kararını kendi veren bir devlet var.”

ADNAN OKTAR: Helal Tayyip Hocam’a helal. İngiliz derin devletinin ağzına ağzına yumruğu koyuyor, manevi yumruğu. Çakallar alışmışlar, hakikaten hep cumhuriyet döneminde de, Abdülhamit döneminden itibaren büyük bir bölümüne diz çöktürdüler. Bütün İslam alemi de öyle, hepsine diz çöktürdüler. Hepsi topuk selamına geçiyordu. Tayyip Hoca’yı kabadayı görünce şaşırdılar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan şöyle söyledi; “Kalkmış ne diyorlar? ‘Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakereleri gözden geçirilmelidir.’ Hadi bir an önce gözden geçirin. Aman ertelemeyin ha, nihai kararınızı verin. Buradan kaçan teröristlere kim kapısını açıyor? Batının yöneticileri, başbakanları, bakanları kapılarını açıyor. Türkiye kapısını açacak olsa aynı durumda onlar olsa bunların duruşu nasıl olurdu?”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam hiç kafasını yormasın. O dimdik yolunda gitsin. Bunlar zaten böyle açıklamadan falan anlamaz. Adam eli yüzü yırtmış ne alaka zaten biliyor. Çamura yatmış adama bu tip açıklama olmaz. Ama kısaca bir kamuoyunu aydınlatsın. Bunlarla hiç muhatap olmasına gerek yok. Millete açıklama.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: New York Times köşe yazarı Ross Douthat, sabaha karşı köşe yazısında Trump için; “Erdoğan ve Putin benzeri bir kişi” demiş. Darbeyle gelen Fransız imparatoru Napolyon’a benzetmiş. Dünyayı, tarihin sonuna götürebilecek politikaları uygulayabilecek bir tehlike olarak adlandırmış. “Gerekirse sağdan ve soldan tüm Amerikalılar ona karşı direnmelidir” diye yazmış.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: New York Times köşe yazarı Ross Douthat, sabaha karşı köşe yazında Trump için; “Erdoğan ve Putin benzeri bir kişi” diye yazmış.

ADNAN OKTAR: O zaman şahane adam demek istemiş. O zaman mükemmel. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbeyle gelen Fransız imparatoru Napolyon’a benzetmiş.

ADNAN OKTAR: Yok yok adam seçimle geldi, ne alakası var? “Amerikan rüyasını canlandıracağım” diyor. Gayet güzel işte. Şu ifade yeterli. Amerikan halkı güzel insanlar. Onları mahvettiler. Zenginliğini giderdiler, neşesini giderdiler, efendiliklerini, şakacılıklarını, hayat doluluklarını giderdiler. Deliye çevirdiler. Bedenen de bozdular. Eskiden filinta gibiydi Amerikalılar, bayağı düzgündü. Kadınlar incecik belli falan çok güzeldiler. Bambaşka bir şey yaptılar. Yüz, yüz kırk kiloluk falan adamlar yani deforme. Sürekli intihar eden, günde otuz kişi, kırk kişi intihar ediyor, sırf asker. Rezalet paçadan akıyor. Olmaz öyle şey.

Evet, dinliyorum.

AYLİN KOCAMAN: Amerikan rüyası geri gelsin diyen ilk sizdiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, ilk ben söylemiştim. O çok şaşırtıcı aynı ifadeyi kullanması.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Duma’daki sabah oturumunda söz alan milletvekili Vyacheslav Novikov şöyle söyledi; “Üç dakika önce Hillary Clinton seçimlerdeki yenilgisini kabul etti ve iki saniye önce Trump, Amerikan başkanı olarak zafer konuşmasını yapmaya başladı. Bu nedenle sizleri, Rus milletvekillerini kutluyorum” dedi. Novikov’un bu sözlerinden sonra salonda alkış koptu.

ADNAN OKTAR: Yani iyi bir şeyler oluyor herhalde.

Tayyip Hocam’ın hiç kendini sıkmasına gerek yok. Millet onu yalnız bırakmaz, devam etsin. İngiliz derin devletine karşı gazayı ekberini Allah mübarek ve said etsin. Deccali tepelerse bir nevi mehdi bak söyleyeyim. Üstüne üstüne gitsin deccalın, inşaAllah.

Rus milletvekili; “Dünya politikasını yöneten Londra’dır” diyor. Var mı onun filmi?

KARTAL GÖKTAN: Evet, var.

ADNAN OKTAR: Bak bizden sonra yer yerinden oynuyor, maşaAllah. Göster bakayım. İşte bizim milletvekillerimiz de çıksın, bunu söylesinler. Rus milletvekilleri delikanlılık yapıyor, kabadayılık yapıyor söylüyor. Hiçbir şey olmaz. Asan, kesen de olmaz, öldüren de olmaz. Hiçbir şey olmaz, söylesinler.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey siz söylemiştiniz canlı yayında iki defa okudunuz. İngiliz bir politikacının kendi ağzından alıntı yapmıştınız. “Eğer dünya bir bedense İngiltere beyni, Amerika’da kaslarıdır” diye. Aynısını söylemiş.

ADNAN OKTAR: Evet, doğru.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Putin Trump’ı kutladı ve Amerika-Rusya ilişkilerinin yenilenmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Rusya’nın Pravda Gazetesi’nde yer alan habere göre, Putin ayrıca Rusya ve Amerika ilişkilerinin krizden çıkmasını dilediklerini de iletti. Rusya başkanına göre Moskova ve Washington arasında yapıcı bir diyaloğun geliştirilmesi yalnızca iki ülke için değil, tüm dünya menfaatleri için gerekli.”

ADNAN OKTAR: Evet, evet güzel, doğru konuşmuş. Yani bir felakete doğru gidiyordu dünya. İyi oldu, hayır var yani.

Bizim sağın pek enteli falan yoktur. Entel olunca da bir yol bulamıyorlar. Nasıl olurum acaba diye araştırdıklarında işte klasik Darwinist olmak, Rumi olmak, işte Avrupa diye bir canavar varmış. Burnunun üstünde tencere kaynarmış. Onun buharından Avrupa oluşmuş. İpsiz, sapsız böyle onlar da hayran oluyorlar, aklı gidiyor. “Ne efsaneymiş ya” diyor, “şu derinliğe bak şu derinliğe” diyor. Kardeşim özetle zırva yani. Bunun neyini kurcalıyorsun? Bunlardan mana çıkartmaya çalışıyor. Bir şey yok bunda. Hayır, Kuran’dan, Tevrat’tan, İncil’den bir şey söylesen aklım alır. Hurafeden ne çıkaracaksın? Yani hikaye. İşte tabloları beğeniyorlar, güya. Heykeli beğenmiş oluyor. Adamın kütüphanesi kitaplarla dolu olmuş oluyor. Kitaplarda da hiç adı sanını duymadığımız, bilmediğimiz adamlar oluyor. Onların anlatımları hiç anlaşılmaz oluyor ama bu okumuş, anlamış oluyor. Yani demek istiyor ki; ‘Ben sizden çok çok üstünüm. Halktan çok üstünüm. Sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Anlayamadığınız şeyleri kavrıyorum. Zekam, beynim, her şeyim sizden üstün.’ Üstünlük arzusu, başka bir şey yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP’li vekillerin tutuklanmasına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Sen kimsin? Ne demek ifade vermiyorum? İfadeye çağrılıyorsan ifade vereceksin. Gitmiyorsan sonuçlarına katlanacaksın. Arkamızda PYD var dediniz. Gelsin onlar şimdi sizi kurtarsın. Bizim arkamızda terör örgütleri yok, halk var. Türkiye’nin sabır taşı sürekli test edildi” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet yani tabii burada bir kanun işledi. Kanunsuz bir şey yok. Ama bunlar bir zafer değil. Yani bununla bir netice alınmaz. Darwinist-materyalist sistem bilimsel yönden yenilmedikçe bunların hiçbiri zafer olmaz. Yani meydan okuyacaksın ve yeneceksin. Bu yönde meydan okuma değil de, Darwinist, materyalist sisteme meydan okuma çok önemlidir. Asıl meydan okunacak konu budur. Meydan okunamıyorsa yenmen adeta imkansız olur. Bilimsel yönden yenemedikten sonra öbür türlü yenmek mümkün değil.

İngiliz derin devleti müthiş bir Anglosakson, İngiliz ırkçılığı yaparak kendi ırkının üstünlüğünü insanları aşağılayarak kabul ettirmiş. Acayip hayran Hintliler, Pakistanlılar, Ürdünlüler, Mısırlılar İngilizlere; Osmanlı, Abdülhamit dönemi. Yani çılgıncasına bir hayranlık var. Ve İngilizce öğrenmeyi de çok büyük bir ayrıcalık olarak görüyorlar o yüzden. Adamlar İngilizce öğrenin demiyor. Zaten bunlar onlara yaranmak için İngilizce öğrenip onlara yakın olmaya çalışıyor. Yani İngiltere; “Bizim dilimiz en iyi dil, dil öğrenin” demiyor. Onlar o güce hayran oldukları için, onlara yaranmak amacıyla İngilizceyi öğreniyorlar, öğrenmişler. Ve dünyanın en büyük dili olmuş. Yani aydın dili olmuş. Çok sistemli, çok sabırlı bir çalışma yapmışlar. Ama hırslı ve kararlı bir çalışma yapmışlar. Şimdi bunun belasını çekiyor dünya, şu an. Gençleri yarışa sokmuşlar. Ben daha İngiliz’im sen daha İngiliz’sin gibi. Bu Pakistanlılarda İngiliz olma rekabetini görseniz hayretler içinde kalırsınız. Yani Pakistan onun için çok geride bir ülke. Pakistan diye bir şey yok. Varsa yoksa İngiliz olmak. Hindular falan yani çılgınlar gibi İngiliz olma peşinde.

EBRU ALTAN: Siz Firavun’u söylemiştiniz. “O kavmini aşağıladı, onlar da ona boyun eğdiler” diye.

ADNAN OKTAR: İnsanlarda öyle bir şey var. Kendini aşağılayan adama saygı duyuyorlar. Hatta halk arasında böyle argo deyimler vardır. Acı çektiren, zulmedene saygı duyulur diye. Böyle bir mantık.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan Wall Street Journal Gazetesi, Avrupa Birliği’ne üye 28 ülkenin dışişleri bakanlarının önümüzdeki hafta Türkiye ile müzakerelerin dondurulmasını tartışacaklarını yazdı.

ADNAN OKTAR: Ne olacakmış dondurunca?

CEYLAN ÖZBUDAK: Avrupa Birliği’ne giriş süreci donmuş oluyor kendilerine göre.

ADNAN OKTAR: Zaten hiçbir şekilde almaya niyetleri yok, acayip kinliler. Yani epey bir bölümü öyle. Zaten konu bitmiş vaziyette. Adam diyor; ‘yüz sene geçse yine almayız’ diyor.

EBRU ALTAN: “Öne sürdükleri şartların tamamını yerine getirsek yine de almazlar” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, ne yaparsanız yapın. Adam ‘Anadolu’dan süreceğim’ diyor. Yani ‘kitle olarak yok edeceğim’ diyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rus stratejist, siyaset bilimci, Putin’in özel temsilcisi Alexander Dugin, AK Parti grup toplantısına katıldı. Ve toplantıyı baştan sona izledi. Dugin kendisine “Putin bir mesaj gönderdi mi?” diye sorulunca şöyle cevap verdi; “Putin sözlü mesaj göndermedi. Ancak hareketlerinden zaten verdiği mesaj açıkça anlaşılıyor. Sayın Putin’in en önemli mesajı Türkiye’ye stratejik ortaklık teklif ediyor ve dostluk elini uzatıyor. Bunu zaten herkes biliyor. Stratejik ortaklığın anlamı nedir? Bunu uzman kişiler ve entelektüel kesimin araştırması lazım” dedi. Fotoğraf da var.

ADNAN OKTAR: Dugin’le bizim çocuklar geçenlerde gittiklerinde görüşmüşlerdi. Evet, daha önce de Türkiye’ye gelip giden, İslam Birliği’ni isteyen bir kişi. İslam aleminin birleşmesini isteyen bir kişi.

KARTAL GÖKTAN: Darbe girişimiyle ilgili olarak da Dugin; “15 Temmuz’da Türkiye’deki iç aktörlere yapılan destekler gösteriyor ki amaç Türkiye’yi parçalamaktı. Maksat iç karışıklık çıkararak Türkiye’yi bölmek ve haritadan silmekti” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Rusya’yla ittifak ederek, İran’la ittifak ederek şiddetle bu deccalın oyunlarına karşı direnmek lazım.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü