Harun Yahya

Sohbetler (12 Kasım 2016; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İngiliz derin devletini şu ana kadar elli beş oldu yazar, fikir adamı. Cumhuriyet tarihinde de yok, Osmanlı tarihinde de yok. İlk defa aydınlar İngiliz derin devletine karşı tavır alıyorlar ve Rusya da ilk defa oluyor. Burada bir liste var, var mı sende?

KARTAL GÖKTAN: Evet var.

ADNAN OKTAR: Oku onları. Hatta yetmiş beş, şu ana kadar yetmiş beş.

KARTAL GÖKTAN: Son dönemde İngiliz derin devleti konusunu gündem yapanların listesi var. Rus Devlet Başkanı Putin. Rus Milletvekili Nikolay Starikov. Takvim Gazetesi’nden Bekir Hazar, yine Takvim Gazetesi’nden Ergün Diler ve Bülent Erandaç. A Haber’den İlnur Çevik ve Mehmet Hakan Sağlam. T24 sitesinden Yalçın Doğan. Türkiye Gazetesi’nden Yıldıray Uğur, Necati Özfatura, Fuat Bol. Profesör Dr. Ekrem Buğra Ekinci. Fuat Uğur, Kurtuluş Tayiz. Akşam Gazetesi’nden Emin Pazarcı. Sabah Gazetesi’nden Mehmet Barlas ve Haşmet Babaoğlu. Star Gazetesi’nden Yiğit Bulut, Aziz Üstel ve Fadime Özkan. AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay. CHP Milletvekili Eren Erdem. Hürriyet Gazetesi’nden Fikret Bila. Haber Türk Gazetesi’nden Murat Bardakçı. Metro FM’den Kadir Çöpdemir. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ. Aktüel Dergisi’nden Mehmet Sait Kılıç. Yeni Şafak Gazetesi’nden çok sayıda isim var Yusuf Kaplan, Kıymet Sezer, Mahmut Erol Kılıç, Yaşar Süngü, İbrahim Karagül, Süleyman Seyfi Öğün, Tamer Korkmaz, Bülent Orakoğlu, Faruk Aksoy, Yaşar Süngü, Selim Efe Erdem, Salih Tuna, Cemile Bayraktar, Yalçın Çetinkaya, Furkan Çalışkan, Rasim Özdenören, Abdullah Muratoğlu. Yeni Akit Gazetesi’nden Sabri Balaman, Hüseyin Öztürk, Mehtap Yılmaz, Latif Erdoğan, Yavuz Bahadıroğlu, Abdullah Şanlıdağ. Twitter’da Eyüp Kılıç, Abdullah Çiftçi, Ömer Turan. Yeniçağ Gazetesi’nden Selcan Taşçı, Arslan Bulut, Arslan Tekin, Ahmet Takan, Batuhan Çolak, Burhan Ayeri. Karar Gazetesi’nden Turgay Polat, Mevlana İdris, Sami Bayraktar. Diriliş Postası Gazetesi’nden Gökhan Yılmaz, Erem Şentürk, İsmail Yaşa. Milli Gazete’den Burhan Bozgeyik, Muhammet Demirci. Gazete Uzay Haber sitesinden Mehmet Ali Altındağ. Cumhuriyet Gazetesi’nden Nilgün Cerrahoğlu. Haber7 sitesinden Serkan Üstüner. Haber10 sitesi Sinan Tavukçu. Analiz Merkezi sitesi Fatih Tezcan. İrade haber sitesi Koray Kamacı. Milli Çözüm Dergisi Ahmet Akgül. Ayrıca düzenli olarak bu konuda İngiliz derin devleti hakkında haber yapan site ve gazeteler de; En Son Haber sitesi, Takvim Gazetesi, Time Türk sitesi, Haber7 sitesi, Rus haber sitesi Sputnik, A Haber, Dünya Bülteni sitesi, Risale Haber sitesi ve Cafe siyaset sitesi maşaAllah.   

ADNAN OKTAR: Damgamızı dünyanın ortasına vurduk. Daha önce tek kişi bile İngiliz derin devleti hakkında konuşmazken bak yetmiş beş tanınan yazar İngiliz derin devleti hakkında bizim öncülüğümüzde yazı yazdı. Osmanlı tarihinden beri yok, ilk defa oluyor topluca.

OKTAR BABUNA: Yüzlerce delil sundunuz Hocam, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Bir etiket yapalım. Ne diyelim? “Her gün sevgi birliği” diyelim.

Ben Amerika’nın eski haline dönmesini istiyorum. Kim vesile olursa ben onu desteklerim. Amerikan rüyası denilen neşeli, sevinçli, temiz giyinen, zarif, şakacı, hoş sohbet, hayat dolu Amerikalı kavramı vardır; zengin tek katlı evleri vardır, misafirperverdirler ben bu insanları istiyorum, buna kim vesile olursa ben onu desteklerim. Trump “Ben böyle bir Amerika meydana getireceğim” diyor tamam. Yanlışlık yaparsa da uyarırız. Zaten hemen şeklini şemailini değiştirdi, düzeltti, birçok anormal tavırlarını bıraktı. Mesela karısı çok klas, çok kaliteli güzel bir kadın, kızı da öyle çok bakımlı güzel, şık bir kız dolayısıyla kadınlara bakış açısının olumlu olduğu görülüyor, onları örnek olarak öne sürdüğüne göre.

Mehdiyet öyle projeyle oluşmaz yani kafa kullanarak işte televizyon kanalları açıp, okullar açarak, askerin içerisine girip darbe yaparak falan o şekilde Mehdiyet yok. Mehdiyet gönüllere sultanlık kurmaktır, kalplere sultanlık kurmaktır, saf sevgiyledir, Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla oluşan, Allah’ın özel yardımıyla harikalar şeklinde tezahür eden bir iman yayılması, iman hakimiyetidir, kalplere imanların nakşedilmesi konu bu, Allah sevgisinin nakşedilmesi. Mehdiyet’in bütün yönü, yöntemi budur yoksa mesela Ahmediler, Kadıyaniler binlerce okulları var, okul ve üniversite var Kadıyaniler, yaklaşık yüz altmış milyon falan üyesi var Kadiyanilerin yani resmi rakam on milyon falan diyorlar ama o değil. Sempatizanlarıyla şunla bunla on milyon onun kayıtlı üyeleri. Dünyanın her tarafında okulları var; olmuyor Mehdilik ilan etmiyor ama mesela Fethullah Gülen hareketi de bütün gücüyle Mehdiyet’e karşı tavır alan bir hareketti. Mehdiyet’i asla kabul etmeyen, İsa Mesih’in inişini kabul etmeyen bir hareket ama kendince bazı yöntemler geliştirmeye kalktı, hiç ummadığımız şeyleri yaptılar, dehşet yöntemleri kullandılar çöktü gitti. Mehdiyet’in karşısına çıkan, Mehdiyet’i yıkmaya kalkan her hareket yıkılır, onu çok önce yıllar önce söyledim sözümüzü dinlemedi bak Allah helak eder dedim, uğursuzluk her yanınızı sarar dedim yapmayın etmeyin dedim sözümü dinlemediler. Mehdiyet’e karşı olan her hareket yıkılır. Allah Mehdi’sini hakim etmek istiyor, İsa Mesih’i zahir etmek istiyor bu kadar.  “Allah’a ben bunu yaptırmayacağım” diyorsa bir adam haşa Allah onu eze eze yapar ama onun gücü yetmez. Bunların koro halinde bağırması zaten Mehdi’nin vaktinin tam olduğunu gösteriyor. İslam tarihinde böyle bir şey yok, 1400 yıllık tarihinde böyle ittifakla Mehdiyet’e karşı muazzam bir huruç hareketi yok. Mesela Kadıyaniler de “Mehdi geldi geçti sakın açmayın konuyu” diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Son dakika haberi vardı.

ADNAN OKTAR: Nedir?

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın Afganistan’daki hava üssünde çok büyük patlama olmuş Adnan Bey. Henüz sayı tespit edilememiş ama çok sayıda ölü var diyorlar. Fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: Üste patlama.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Dünyanın her yerinde patlama oluyor. Ankara’da da oldu, İstanbul’da da oldu, Paris’te oluyor, başka yerde her yerde oluyor patlama. Dolayısıyla nadir rastlanan bir olay değil.  

Çok şeker maşallah, bir Alevi derviş olduğu, bir Bektaşi dervişi olduğu anlaşılıyor çok güzel, güzel bir Bektaşi nefesi. Hızır (as) sevgisi, Ali (ra) sevgisi görüyorsunuz. Bir bağnazın aklı nerde, bir Alevi’nin, bir Bektaşiliğin inceliği nerde? Sünni’nin de arifi vardır, Bektaşi’nin de böyle arifi olur, ince düşünen insanlar, güzel düşünen insanlar.

Bu bombalanan hava üssü Afganistan, Pakistan ve diğer ülkelerdeki Müslümanların kitle olarak katledilmelerinde yapılan hava harekatlarında kullanılıyordu. İşte felaket felaketi getiriyor, kan kanı getiriyor. Yüz binlerce Müslümanın kanının akıtıldığı bir üs o, oradan bombalama yapılıyordu İslam alemi, adamlar da gitmiş onları bombalayıp öldürmüşler. Halbuki sevgiyle yaklaşsalar sevgiyle karşılık alırlar, merhametle yaklaşsalar merhametle karşılık alırlar. Deccal iki tarafı da körüklüyor. Bediüzzaman diyor ki; “Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki;” yani düşünce ekolleri, fikirleri işte faşist, komünist fikirler falan 1910’larda söylüyor. “Her şey kendi hesabına aldığı için faraza hakiki beklenilen o zat dahi” Mehdi “bu zamanda gelse harekatını o cereyanlara kaptırmamak için siyaset alemindeki vaziyetten feragat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum.” Yani siyasete girmeyecek diyor Mehdi. Siyasetle alakası olmayacak diyor. “Herhalde en azim meseleyi esas yapacak Mehdi, öteki meseleleri esas yapmayacak. Ta ki iman hizmeti safiyetini umumun nazarında bozmasın. Ve avamın çabuk iğfal olunabilen akıllarında o hizmet başka maksatlara alet olmadığı iyice tahakkuk etsin” diyor Bediüzzaman. (Kastamonu Lahikası, 57) Daha Hz. Mehdi (as)’ın babası yeni doğmuştur belki. Belki o devirde, belki de doğmadı. O devirde Hz. Mehdi (as)’ın ne yapacağını anlatıyor yani 2010’larda neler yapacağını anlatıyor.

"Kıyamet alametlerinden ve ahir zaman vukuatından (ahir zaman olaylarından) bahseden hadis-i Şerifler güzelce anlaşılmadığından, akıllarına güvenen bir kısım ehl-i ilim (ilim sahibi)” işte profesörler, hocalar “onların bir kısmına zaîf (zayıf) veya mevzu (hadis) demişler.” Uydurma hadis demişler. “İmanı zayıf ve enaniyeti kavi (güçlü) olan bir kısım” hocalar da, alimler de, işte profesörler, şunlar bunlar, “(aklını beğenen, kendini büyük, kusursuz, üstün gören kişiler de)” bu hadisleri “inkâra kadar gitmişlerdir” diyor. (Sözler, s. 355)  Toptan yani hiç böyle bir şey yok demişlerdir diyor. Onlar zayıf diyor, bunlar da tamamen inkar ediyor diyor. Böyle iki grup olacak diyor ahir zamanda Hz. Mehdi devrinde. Kendi zamanında da öyle olduğunu söylüyor ve sonradan da böyle olacak diyor.

“Netice-i Kelam” diyor Bediüzzaman, “ey insafsız ve dikkatsiz ve imanı zaif, felsefesi kavi,” Darwinist yani felsefesi kavi dediği bu “hodbin (bencil, kibirli), münekkid (sürekli eleştiren) adam! Şu “On aslı nazara al” diyor. “Sonra sen hilaf-ı hakikat (gerçeğe aykırı) ve kat’i muhalif-i vaki (kesin muhalif olarak) gördüğün bir rivayeti bahane ederek ehadis-i şerifeye ve dolayısıyla Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam’ın mertebe-ismetine (masumluk mertebesine) halel verecek itiraz parmağını uzatma” diyor kendi kafana göre, bilmezsin diyor (Sözler, s. 355’te). İşte bu sahih hadisler geçerli değil diyenlere böyle diyor Bediüzzaman. “Hadis-i sahihte rivayet edilen, Hazret-i İsa Mesih ibni Meryem Aleyhisselamın geleceğini ve şeriat-i İslamiye ile amel edeceğini, deccalı öldüreceğini (manen yok edeceğini) imanı zayıf olanlar istib’ad ediyorlar (uzak görüyorlar).  Onun hakikati izah edilse, hiç istib’ad yeri kalmaz” diyor Bediüzzaman. (On Beşinci Mektup, sf. 59)

Mesela Kehf Suresi’nde 18:35, şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendi nefsinin zalimi olarak (böylece) bağına girdi” yani zengin  “(ve): “Bunun sonsuza kadar kuruyup-yok olacağını sanmıyorum” dedi.” (Kehf Suresi 35) Bunlarda hep işte zenginlerde, ehli dünyada sonsuz yaşama arzusu vardır. Ama şöyle yani evladına geçer, ondan ona, torununun torununa yani evlenme suretiyle, çocuk olma suretiyle sonsuza kadar malının da kalacağını, dolayısıyla kendi silsilesinden gelen çocuklarla sonsuza kadar yaşayacağını düşünür. Münafıklarda böyle bir hastalık vardır, bir kısmında. “Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum.” Bak görüyor musun bunalmış. Kıyametten hiç hoşlanmazlar mümkün mertebe çok uzak görmek isterler. Binlerce sene sonra olmasını isterler. Kendi zamanında gelmesini istemez kabul etse bile. Ama bak ne diyor? “Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum” en çok istedikleri budur. Kıyametin hiç kopmamasını ister çünkü nesillerinden nesle malının devam edeceğini düşünür, dünyanın devam edeceğini düşünür. “Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam,” yani ölürsem “şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım.” (Kehf Suresi 36) Yani ahirette de ben zaten cennetlik olurum diyor. Ama kıyamete de inanmıyorum diyor. Allah’ın demesine rağmen. Görüyor musun, münafık deliliğini görüyor musun? Allah diyor ki kıyamet var diyor o da diyor ki kıyamet yok diyor. Allah yanlış söylüyor diyor haşa. “Ama” diyor “buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam” bu sefer de Rabbim diye Allah’a sevgisini göstermiş gibi konuşuyor. Halbuki inanmıyor zaten. Varsa böyle bir şey diyor orada da en iyi yerde olurum diyor cennette olurum zaten diyor. Tam imansız üslubu, klasik. “Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan,” bak iman hakikatleri anlatıyor görüyor musun? Yani o devrin Mehdisi, hidayete vesile olan bir Mehdi bu. “sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkar mı ettin?” (Kehf Suresi 37) Bak her devirde demek ki Allah’ı inkar var. Her yerde her zaman böyle münafık üslubu olmuş ve ona karşı da müminler iman hakikatleriyle, Kuran mucizeleriyle hareket etmişler. Bak görüyor musun tipik bir mümin iman hakikatleriyle tebliğ yapıyor. “Fakat, O Allah benim Rabbimdir” şeytandan Allah’a sığınırım “ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.” (Kehf Suresi 38)  Bak şirke karşı da tavır alıyor. “Bağına girdiğin zaman, ‘MaşaAllah, Allah'tan başka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi?” bak maşaAllah’ı savunuyor. Biz de maşaAllah’ı savunuyoruz ahir zamanda. Biz de iman hakikatleri anlatıyoruz, insanların hidayetine gayret ediyoruz. “Allah'tan başka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi? Şirke karşı böyle bir üslup kullanıyor. Ne derin devletten korkuyor ne şundan ne bundan ne Darwinizm hiçbir şeye inanmıyor. “Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az (güçte) görüyorsan.” (Kehf Suresi 39)  Mehdilerde, peygamberlerde çocuk pek olmaz. Çok zaruri olursa yaparlar. Ancak ümmete bir fitne gelecekse, bir felakete sebep olacaksa onun dışında yanaşmıyorlar Kuran’da biz bunu görüyoruz. Bak “çocuk bakımından senden daha az (güçte) görüyorsan.” Resulullah (sav)’a da diyorlar ya “soyu kesik” diyorlar. “Asıl ebter olan o” diyor Cenab-ı Allah. “Asıl soyu kesik olan o, senin soyun devam edecek” diyor. Ve Resulullah’ın soyuna Cenab-ı Allah dünya hakimiyeti veriyor. Ahirette de cennet inşaAllah doğru yolda olanlarına. "Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir,” bu nedir, bağından daha hayırlısı? Dünya hakimiyeti. Çünkü daha büyüğü nedir? Dünya hakimiyeti. “(seninkinin) üstüne gökten 'yakıp-yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesilir.”  (Kehf Suresi ) Bir felaket işte şu an İslam aleminin başına gelenleri görüyorsunuz, dünyanın başına gelenleri görüyorsunuz. Hep gökten yakıp yıkan afet geliyor, havadan, hava bombardımanı, roketle uçakla. Sürekli. Onları yaratan da Allah’tır. “Veya onun suyu dibe göçürür de böylelikle onu arayıp-bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin.” (Kehf Suresi 41 ) Yani kıtlık, susuzluk. Yağmur yağmıyor ya şu an, dünyanın her tarafında öyle oluyor. Bir Mehdiyet alameti bu. Suların azalması, kullanılacak su bulunamaması ahir zamanda. “(Derken) Onun ürünleri (afetlerle) kuşattı. Artık o, uğrunda harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) oğuşturuyordu.” Yani ekonomik kriz, Kuran’da ekonomik krize dikkat çekiyor. “O (bağın) çardakları yıkılmış durumdaydı.” Ülkeler sürekli yıkılıyor “kendisi de şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım. (Kehf Suresi 42)   Yani şirkin insanı ne hale getireceğini Allah belirtiyor. Halbuki bak “maşaAllah de” diyor. MaşaAllah demediğinde ne oluyor? Ben yaptım dersen şirk olur. MaşaAllah dersen ne yapıyorsun? Şirki paramparça yapıyorsun. Allah ne güzel yarattı diyorsun. Adam diyor ki “ben ne güzel yaptım” diyor. “Ben ne güzel bahçe hazırladım, ben ne güzel zengin oldum.” MaşaAllah demiyor, halbuki “maşaAllah ne güzel bahçe” diyecek, “Allah ne güzel yaptı” diyecek. Ben güzel yaptım diyor, ben güzel yaptım demeyince Allah yerle bir ediyor işte. Şirk çünkü.

Mesela inşaAllah, maşaAllah bizimle anılıyor, dünyada hiç bilinmiyordu, İslam aleminde. Bak o masonlar bile gördünüz maşaAllah diyorlar. Hiç bilinmiyordu. İnşaAllah maşaAllah hatta bir şeyin olmazlığı için söyleniliyordu. “Yarın gelirim” diyor “gelir misin?” diyor “inşaAllah” diyor. Yani gelmem gelmeyebilirim anlamına geliyordu eskiden, şüpheli olan şeyler için. Halbuki Allah’ın izniyle demektir. MaşaAllah da Allah ne güzel yarattı der. Dolayısıyla Müslümanlarda inşaAllah maşaAllah’ın çok olması Mehdiyet alametidir, İslam’ın hakimiyeti alametidir, inşaAllah maşaAllah’ı çok söyleyenler dünyaya hakim olacaklar. İnşaAllah maşaAllah’ın içinde gizli şifre. Fatiha’da, inşaAllah ve maşaAllah’ta.

SEMİH MERİÇ: İnşaAllah Hz. İsa (as)’nın İ’sine, maşaAllah da Hz. Mehdi (as)’ın M’sine işaret ediyor” demiştiniz Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet.

Bediüzzaman diyor ki “Ehli ilmin” profesörlerin, hocaların “bir kısmında enaniyeti ilmiye bulunur. Kendi mütevazi de ola o cihette enaniyetlidir.” Yani ilim cihetinde enaniyetlidir, “çabuk enaniyetini bırakmaz. Kalbi aklı ne kadar yapışsa da nefsi o ilmi enaniyet cihetinde imtiyaz ister.” Yani ayrıcalık ister. Halbuki ilim Allah’a ait onu konuşturan da Allah, hafızasına o bilgiyi veren de Allah. Kendinden zannedip ona enaniyet yapıyor, şirk koşuyor. “Kendini satmak ister” diyor. Televizyonlara çıkıp falan böyle büyüklüğünü, ilmini, yüceliğini anlatmak ister diyor, mütevazi olmaz diyor.

Mesela Camius Sağir’de 2486. Sayfada. “Bir kişinin bütün sözlerinde inşaAllah demesi onun imanının kemalindendir” diyor.

Selami Elibol; “Mehdi gelmeyecek diye kimse bir şey söylemiyor” diyor. Gazete okumuyorsan, televizyon seyretmiyorsan tabii ki olmaz. Gazete okumuyorsa, televizyon seyretmiyorsa, radyodan haberi yoksa, evinde oturuyorsa, internete bakmıyorsa olmaz tabii.  “Kuran’da yazmıyorsa?” diyor. Kuran’da “muhtedun” “mehdiler gelir” diyor Allah, muhtedun. “Hadiyun” diyor Allah, mehdiler, muhtedun mehdiler. İki yüzün üstünde geçiyor Mehdi kelimesi.

GÖKALP BARLAN: Müslümanların yalvararak bir lider isteyeceklerini söylüyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Kıymetli İslam Alimlerimiz “Hz. Mehdi (as) Geldi” Diyorlar

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Hocam derin devlet açıklamalarınız çok dikkat çekti maşaAllah. Yazarların da sürekli bu konudan bahsetmesinden belli. Halkın da Allahualem çok dikkatini çekiyor.

OKTAR BABUNA: Her söylediğiniz doğru maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Trump’ın Yardımcısı Mike Pence var. Onun evrim teorisine karşı olmasıyla ilgili konuşma var. Var mı sende o?

KARTAL GÖKTAN: Şu an yok.

ADNAN OKTAR: Trump’tan bir şey çıkmaz, ondan çekinmeleri için bir neden yok. Karşı ayaklanmaları organize eden de İngilizler, İngiliz derin devleti. Bir şekilde devirmeyi düşünüyorlar. Tayyip Hoca’nın konumu gibi onun durumu da. Amerika’nın peşkeş çekilmesini istemiyor bu kadar basit, adamın istediği bu. Amerika’nın kanını iliğini çürüttü İngiliz derin devleti, mahvetti. Ekonomik yönden de, ahlaki yönden de çökertti Amerikan halkını. Dindar Hristiyanlar da kendini kurtarmaya çalışıyor, konu bu.

BÜLENT SEZGİN: Mike Pence’in videosu vardı bu konuyla ilgili.

ADNAN OKTAR: Tamam. Evet bak adam uyanık. Bunların hepsine kitap gitti. Dolayısıyla hepsi aydınlandılar, her yerde kazan kaldırdılar. Doğru yapıyorlar. Darwinizm, Amerikan halkını da mahvetti, dünya halklarını da mahvetti. Türkiye’de de PKK’nın doğuş sebebi Darwinizm’dir, Darwinist felsefedir. Hükümet de onlarla ideolojik mücadeleye girmiyor. Halbuki ideolojik mücadeleye girse, kazansa kan kaybı olmadan netice biter. Gelin masaya oturalım diyorlar. Masaya oturmayla bir şey olmaz. Masada yemek yenir masada başka bir şey olmaz. En büyük felaket Türkiye’de Darwinizm’in eğitilmesi, anlatılması, gençlerin kafasının bu yanlış teoriyle, bu fasit teoriyle doldurulması. Kum gibi PKK’lı kaynıyor. Devletin okullarında gece gündüz Darwinist eğitim var, adamlar da Darwinist materyalist oluyorlar. Diyalektik felsefe okutuluyor resmi olarak, devlet olarak, hükümet olarak böyle bir eğitim veriliyor. Diyalektik felsefe. Ne diyor diyalektik felsefe? “Maddenin kökünde çelişki vardır” diyor. “Tez vardır anti-tez vardır” diyor. Komünistler diyorlar ki “biz teziz, bize karşı da anti-tez faşist düşünce” diyor “bizi ezmeye çalışıyor, biz de ona karşı mücadele vereceğiz. Bu çatışma süreklilik arz edecek ve sonuçta biz kazanacağız” diyor. “Ama biz kazanınca da bizim anti-tezimiz çıkacak yine” diyor. “Ve bu çelişki sürekli devam edecek, bu çatışma sürekli devam edecek” diyor. O yüzden de sürekli çatışma halindeler. Sürekli asker polis vuruyorlar, sürekli bomba patlatıyorlar. “Çelişki durursa hayat durur” diyor onlar. Yani “kainat ölür” diyorlar. Mutlaka çelişki ve çatışma olması lazım. Buna inandıkları için çatışmayı kesintisiz devam ettiriyorlar. Halbuki öyle bir iddia yok. Cennet gibi bir dünya mümkün, rahatça mümkün, Allah zaten ahirette olacağını söylüyor. Dünyada da sevgiyle, merhametle, şefkatle mutedil, dengeli, huzurlu bir dünya rahatça kurulacak durumda. İşte bu da ancak Mehdiyet’le olacak gibi görünüyor.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey siz söylemiştiniz, İngiliz derin devleti Clinton’u destekliyordu ve o alacak gibi hep her şey oluyordu sonradan sizin deşifre etmenizle Trump başa geçti çok büyük mucize oldu aslında.

ADNAN OKTAR: Tabii, hem senato hem temsilciler meclisi şu an cumhuriyetçilerin kontrolünde her istediği yasayı geçirebilecek gibi Trump. Daha önce öyle değildi. Birde İngiltere’ye, İngiliz derin devletine bağlı düşünce kuruluşları var biliyorsunuz yani İngiliz derin devletinin etkisi altında olan. O düşünce kuruluşlarının hiçbirine itibar etmiyor Trump. Hiçbiriyle muhatap değil, o direkt kendi kafasına göre hareket ediyor. Adamlar paniğe kapıldılar. İngiliz derin devleti ilk defa hop oturup hop kalkıyor o yüzden suikast yapma ihtimalleri de var Trump’a. Trump çok dikkatli olsun. İyi bir polis koruması gizli ve açık yapsın aynı Tayyip Hoca gibi o da o yönde. İngiliz derin devletine meydan okuyor şu an. Adamların hiç hazmedemeyeceği bir konu. Birde darbe tehlikesi de olabilir gerçi Amerikan tarihinde pek rastlanmış bir şey değil ama rahatça onu da yapabilirler. Ona karşı da çok dikkatli olsun. Rusya da, Türkiye de desteklese iyi olur şu an. Yanlış yönlerini, eksik yönlerini gidermek kolay laf söz dinleyecek bir insan. Öyle bir lüksü yok onun. Müslümanlara kafa tutma, Suriyelileri ezme falan öyle bir lüksü yok. O zaman yalnız kalır yani öyle bir şey yapacağını zannetmiyorum aklı başında bir adam. Tehlikeyi de görüyordur İngiliz derin devletine karşı akılcı mücadele.

Hillary’nin seçim kampanyasına maddi destek verenler arasında Rothschild ve Soros var artık oradan anla. İkisi de İngiliz derin devletinin etkisinde olan yapılar. Seçim kampanyasında Trump dedi ki,  "Ben para babalarına gidip el açmam. Onların parasıyla bir yere gelmem. Lobiciler parasıyla beni yönetemezler. Bu düzen değişecek” dedi.  Benim param bana yetiyor dedi. Halk oradan uyandı olaya. Bu Hillary falan hepsi para alıyorlar ondan bundan şundan. Ve lobiciler yönlendiriyor ona göre hareket ediyorlar. İşte homoseksüel lobisi ayrı, İngiliz derin devleti zaten hepsinin üstünde. Adam ben bunların hiçbirini takmıyorum dedi Trump. O yüzden suikast ihtimali yüksek, çok özenli olması lazım. Mesela başkanlık maaşını almayacakmış Trump. Bir kuruşunu bile almam demiş. Tamamen de vazgeçmiş maaştan. Normalde 400 bin dolar maaş veriliyor başkana. Bak zengin olduğu için ben diyor sırf hizmet olarak yaptım diyor. Çok samimi bir tavır. Onun için Tayyip Hoca da sahip çıksın Trump’a, Milli İstihbarat Teşkilatı da sahip çıksın, Rus İstihbaratı da sahip çıksın, Sayın Putin de sahip çıksın bu adamı ezdirmeyelim. O laf onlar Müslümanlar şöyle böyle. Seçim öncesi sözler onların hiçbir kıymeti değeri yok onların tamamı şu an rafta. Öyle bir şey olmaz zaten. Öyle bir şey tahayyül dahi edemez. Öyle bir şey olmaz. Bu, klasik İngiliz devleti paniği ne zaman böyle istemedikleri bir netice alınsa acayip yaygara yapıyorlar milleti sokağa döküyorlar falan şamata yapıyorlar. Trump hiç önemsemesin sabırlı olsun ama ülkelerden de tabii destek mesajları gelsin. Demokratik bir seçim buna saygı duymaları lazım. Tayyip Hoca da gerçi tebrik etti ama biraz konuşma yapsa iyi olur, durumu ona benziyor.  İngiliz derin devletinin orada bir çakallığı mevzubahis yine panik oldular. Tayyip Hoca’ya tavrı da oradan kaynaklanıyor yine İngiliz derin devletinden kaynaklanıyor. Onu söylesin Tayyip Hoca İngiliz derin devletini çekinmesin artık. 

Trump diyor ki benim yanımda sadece ailem var diyor ama onun yanında hepsi var diyor.

Bu sokak hareketleri organize olarak yapılıyor şu an yani Soros Vakfı tarafından. O diğer İngiliz derin devletine bağlı veyahut İngiliz derin devletinin desteklediği gizli ve açık sistemler tarafından yapılıyor. Çok dikkat etmek lazım. Gayet makul bir seçim şamata yapılacak bir şey yok. Protestocular protesto yapılacak yere otobüslerle getiriliyor bunu da Soros Vakfı ödüyor yani bir anormallik var. Birde stratejik yönden planlı askeri disiplin içinde yapıyorlar. Bu da çok karanlık. Bayağı dikkat etmek lazım. İki saat içinde ülke çapında 200’den fazla protesto düzenlendi. Soros Vakfı tarafından organize ediliyor. Çok tehlikeli. Trump diyor ki, “Hillary’nin yanında medya, Hollywood var anket şirketleri var herkes var” diyor. Doğru söylüyor ama şunu söylemiyor, İngiliz derin devleti var dese bitecek. İngiliz derin devleti destekliyor böyle homoseksüel lobileri falan destekliyor. Adam bak ben maaş almayacağım diyor daha ne desin? Hiçbir çıkarı yok yani.

Cumhuriyetçi ada Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne yeni başkan olduğu seçimler sonucunda Somalili göçmeni İlhan Omar da temsilciler meclisine giren ilk başörtülü vekil olmuş. Dolayısıyla adamın Müslüman düşmanlığı diye bir konu yok.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster. Tamam eğer öyle bir şey olsa böyle bir konu olmazdı.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız hakkında bilgi vermek istiyorum. Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da  ‘20. yüzyıl benzeri işgal planı’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Türkiye ve Rusya üzerine geçmiş tarihte ve hala günümüzde gerçekleştirilmeye çalışılan işgal planlarından bahsediyorsunuz. Dünyanın 200 yıldır devam eden fitne ve fesadı yaygınlaştıran bu gayriinsani zihniyetten çok çektiğini vurguluyorsunuz. Bölge halklarının ihtiyacı olan yeni sınırlar, mayınlar, tel örgüler değil dostluk ve kardeşlik olduğunu belirtiyorsunuz. Rusya ve Türkiye’nin ittifakı bölgeyi, dünyayı ve tüm masum insanları koruyabilecek bu dostluk ittifakının çekirdeği olması gerektiğini vurguluyorsunuz.

İsrail’de Rusça olarak yayın yapan Channel Nine TV’nin web sitesinde ‘Müslümanların, Nazilerin Musevilere uyguladıkları vahşetleri unutmamaları önemlidir’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Müslümanların Musevilere karşı beslenen nefretin ortadan kaldırılması konusunda öncü olmaları gerektiğini Kuran ayetleriyle açıklıyorsunuz. Allah’ın insanları ırkları, milletleri, cilt renkleri ve dillerine göre değil, takvalarına göre üstünlük kazanacaklarını bildirdiğini bu yüzden samimi müminlerin de bu ayetlere uygun şeklide davranmaları gerektiğinin farziyetinden bahsediyorsunuz. Nazi zulmüne benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması için Kuran’a göre yanlış olan Musevilere nefret zihniyetini ortadan kaldırmanın insanların sorumluluğunda olduğunu belirtiyorsunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok güzel.

Trump göçmen düşmanı falan değil, çok münasebetsiz izahlar onlar. Karısı da göçmen Slovenyalı sonradan Amerikan vatandaşlığına geçti. Bu adamcağızı ezmek istiyorlar benim gördüğüm. Çok dikkat etmek lazım.

İngiltere’de adeta böyle şok etkisi yaptı, adamlar açıp tebrik etmeyi bile düşünmüyorlar. Bir acayip şoktalar. Niyetleri bozuk gibi görünüyor. Dikkatli olmak ve her türlü tedbiri almak Sayın Trump için önemli. Antipati meydana getirecek hiçbir konuşma yapmaması lazım. Yaptıklarını da düzeltsin adamlara malzeme vermesin.

Suudi Arabistan, Arap ülkeleri, Türki devletler falan da Trump’ı desteklesinler adamların azgınlığına karşı öyle bir destek onları yıldırabilir. Normal demokratik seçim olmuş şu kepazeliğe bak yeri yerinden oynatıyorlar. Sen halkın oylarına saygı duymuyor musun? Ne kadar densiz hareket. El-alemin en akılısı sen misin? Sen diyorsun ki ‘benim aklımda olmayan herkes yanlış yoldadır’ mantık bu. Herkes benim gibi düşünmeli diyorsun bırak millet nasıl düşünüyorsa düşünsün.

KARTAL GÖKTAN: Trump’ın aldığı oyları bir harita üzerinde gösteren bir resim vardı. Kırmızılar Trump’ın kazandığı yerler.

ADNAN OKTAR:  Bakayım. Ezmiş geçmiş baksana her yerde.

Hicaz yani Suudi Arabistan’ın eski kralının ismi Fahd. Bir evvelki. Fahd demek çita anlamına geliyor yani vahşi hayvan çita anlamına geliyor. Yani bir hayvan ismi. Onun oğlu Kral Abdullah ardından başa geçti ve Kral Abdullah da 2015’te vefat etti biliyorsunuz. Ebu Basir İmamı Sadık’tan aktardığı Ahir zamanda ismi hayvan ismi olan bir adam Hicaz’da” yani Suudi Arabistan da “başa gelir. İsmi Abdullah olan bir yönetici bunu izler” devamında başka Abdullah isminde birisi gelir diyor. “Bu Abdullah’ın ölümüyle Mehdi’nin çıkışı artık uç ucadır.” Mehdi’nin çıkışı an meselesidir diyor. Görüyor musun? Detaya bak Resulullah (sav) hepsini bildirmiş gelenekçi hocalar bunu söyleyebilir mi?  Söylemezler, gizleyeceklerdir bu hadisi. Güya alimim diyor. Niye gizliyorsun Resulullah (sav)’ın hadisini? Söylesene mucize bu. Açık mucize ama söyleyemiyor. Mehdi’yle ilgili hadislerin hiçbirini söyleyemiyor. Habire gelmeyecek gelmeyecek bağırıyor. Kardeşim gelmeyeceğine inanıyorsan hiç olmazsa şu mucizeleri söyle. Ama işte söyleyecek durumları yok. Bunu reddedince her şeyi reddediyorlar.

Bir video yayınlamışlar nefret içerikli olduğu için biz yayınlayamıyoruz. Trump konuşurken televizyonlarını parçalıyorlar. Üstüne başına sıçrayacak olay çıkacak elektrik kontağı falan da olabilir. Çok fazla böyle televizyonu parçalıyorlar. Bu münasebetsizlik, saygısızlık. Hillary kazansa halk öyle bir şey yapmaz. Ama İngiliz derin devleti böyle çirkin akıllar veriyor insanlara, yakışıksız akıllar.

Bak şöyle düşüneceksin; Hz. İbrahim (as) Nemrut’a gidiyor, Nemrut ne? O devrin deccalı. Aynı zamanda bu adam mason. Oranın bir mason mabedi olduğu kalan kalıntılardan net, açık, sarih olarak anlaşılıyor. Hepsi masonik amblem. Ama tebliğ yapıyor, bir kere iki kere değil defalarca tebliğ yapıyor. Hz. Musa (as); yetiştiği yer mason mabedinde yetişti çocukluğundan itibaren. Yani mason ritüellerine göre eğittiler onu. Masonik eğitim aldı. Vahiy gelene kadar yani oradan ayrılana kadar mason mabedinde kaldı ve masonik eğitim aldı. Firavun mason; bütün amblemler, işaretler,  yüzlerce amblem açıkça mason olduğunu gösteriyor. Ama ne yaptı? Gitti tebliğ yaptı. İslam’ı tebliğ yaptı. Onun için mason olması bizim için iyi bir şey. Masonun özelliği ne? Her türlü fikre açık olması. Her türlü fikre açık olduğu için daha önce Darwinistler onları kontrol altına aldılar yani ekariyetle Darwinisttiler. Ama biz kitaplar gönderdik, tebliğ yaptık, anlattık şu an Amerikan ve Fransız mason locaları, İtalyan mason locaları özellikle hep Allah’a inanan hale geldiler. Amerikan locaları. Localarda Kuran yoktu eskiden Kuran kondu. Namaz kıldılar buraya gelip namaz kıldılar herkes de gördü. Bak Firavun’a ve Nemrut’a tebliğ yapıldığına göre aynı şekilde masonlara da tebliğ yapılır. Çünkü adam ben katıyım demiyor, açığım diyor. Biz eleştirdik yine eleştiriyoruz Darwinist masonları yine eleştiriyoruz. Ateizme hizmet eden masonları yine eleştiriyoruz. Şevksiz heyecansız olan masonları yine eleştiriyoruz. Ama genel bir aktivite ve canlılık bütün masonlukta oluştu şu an. Geçen günkü toplantıda gördünüz bayağı heyecanlıydılar. Uzun uzun alkışladılar falan. Hepsi İslam dinini şu an seviyor. Oradaki topluluğun tamamı seviyor İslam dinini. Bak İslam’dan yana olduklarını göstermek için de “maşaAllah” dedi orada dikkat ederseniz. En üst düzey otuz üç dereceli masonlar. O yüzden bu adam kötü ben buna İslam’ı tebliğ etmeyeyim olmaz. Yahut bu adam dinsiz, bu insan ateist ben buna İslam’ı tebliğ etmeyeyim olmaz. Biz ateist gençlerle de görüştük ben onları bayağı seviyorum. Tebliğ yapıyoruz. Onun için İslam’da farz olan bir konuya şaşırmak olmaz. Eleştiririz, haklı eleştirilerimiz doğru ama tebliğ yaparız anlatırız dostça ve kardeşçe de davranırız. Onlara ters davranmak haram olur. İslam’ı tebliğle biz mükellefiz. Onda şaşılacak bir şey yok.

AYLİN KOCAMAN: Üstat masonlar da sizinle birlikte ateist masonları eleştirmeye başladılar.

ADNAN OKTAR: Evet.

EBRU ALTAN: Üsluplarından da Allah’a derin saygı gösterdikleri çok belli oluyor, Allah’a bağlı oldukları.

ADNAN OKTAR: Açık açık konuşuyor çok net. Gelip namaz kılmalarının açıklaması yok ki. Hristiyan rahip bile burada dedi ki “ben” dedi “Müslüman oldum ama ailemin duymasını istemiyorum” dedi. Mason bu yani otuz üç dereceli mason.

OKTAR BABUNA: Burada tapınakçıların en büyük üstadı “ben sürekli sizin kitaplarınızı ve Kuran akıyorum” diye burada söyledi canlı yayında. 

ADNAN OKTAR: Tabii en başı. Dünya çapındaki en başı.

Donald Trump’ın babası Almanya, annesi de İskoçya göçmeni niye göçmenliğe karşı olsun? Cameron başbakanken Trump’a demediğini bırakmıyordu acayip hakaretler ediyordu. Hatta birçok milletvekili İngiltere’ye girişinin yasaklanmasını istedi. Mesela Boris Johnson, New York’un bazı bölgelerine Trump’ın yüzünü görmemek için gitmek istemediğini söylüyordu.

Ben masonluğun dine muhalif olarak olumsuz yönde uygulanmasına karşıyım. Mason olduğunda özgür düşünüyor, hür mason zaten adı üstündedir. Hür düşünen insan. Bu güzel, bir insanın hür düşünmesi güzel. Her tür fikre açık mı? Açık. Konuşuyorsun tamam tam tebliğ yapılacak yer. Herkes her yerde fikrini açıklayamıyor ama mason locasında istediğin gibi konuşabiliyorsun. Bu güzel bir şey. Bir de her ülkenin en ileri gelen, seçkin profesörleri, bilim adamları, sanayicileri, okuyan araştıran insanlar. Onlara rahatça da ulaşmış oluyorsun güzel bir şey tebliğ açısından. Biz siyasetçileri de eleştiriyoruz, gazetecileri eleştiriyoruz. Ne demek yani siyasetçi eleştirince siyaset suç olmaktan çıkar. Yani siyasetin suç yönü yok. Şahsın acayip bir yönü var. Masonluğun orada bir suçu yok masonluk her düşünceden insanın toplanacağı bir kurum. Oradaki şahısların fikirleri önemli. Yanlışsa eğitirsin anlatırsın bu kadar. Masonluğun suçlanacak bir yönü yok.

OKTAR BABUNA: Siz belirtmiştiniz Hocam Hz. Süleyman (as) döneminde Hz. Süleyman (as) onları hayra vesile ediyor masonları.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Hatta Kuran’da şeytanları bile İslam için kullanıyor Hz. Süleyman (as). Diyeceksin ki o zaman peygamberin şeytanlarla ne işi var? Var işi işte Allah dilerse olur. Şeytanları Allah için kullanıyor. Normalde uzak durması gerekir diye bilinir değil mi? Uzak durmuyor gidiyor konuşuyor kontrol altına alıyor İslam’a faydalı hale getiriyor. Şeytanı bile İslam’ın lehine Müslüman görevlendirebiliyorsa masonu neden İslam’a davet etmesin? Değil mi niçin İslam için onları faydalı hale getirmesin?

HÜSNA HANIM: Sizin o yönde bir çabanız olmadı kendileri gelip sizi masonlar davet ettiler.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Hillary Clinton konuşmalarında Trump taraftarları için “acınacak adamlar, acınacak durum” diyor mesela bu çok ayıp. Kendi taraftarı olan insanlara da “en iyi insanlar” diyor mesela bu da çok ayıp. Hepsi iyi insanlar. Öyle denmez. Değil mi? Onları normal görüp de onları anormal görmek; hepsi normal. Hillary’nin annesi İngiltere İrlanda göçmeni İngiliz kökenli onun için o biraz İngilizler ne derse onu yapma taraftarı. Hillary İngiliz kökenli o biraz ırk gözüyle bakıyor gibi görünüyor.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Müslüman Savaşları Çağının Sonu ve Yeni Bir Altın Çağ

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: “Peki Hocam” diyor “Darwinci batıda neden böyle terörist örgütler ortaya çıkmamış da bizde çıkmış?” Ortadoğu’da terör İngiliz derin devleti tarafından özel organize ediliyor. Darwinizm’in asıl tahribatı vicdan yok olur, merhamet yok olur, affedicilik yok olur, egoist bencil insanlar yetişir. Avrupa da böyle; merhametsiz görüyorsunuz. Suriyeli insanlar denizlerde şehit oluyorlar adamlar eğleniyor büyük bölümü. Hoşlarına gidiyor hatta kürek vurup daha da denizin dibine düşsün diye uğraşıyorlar. Ülkelerine almak istemiyorlar. Muhatap olmak istemiyorlar, yardım etmek istemiyorlar. Nefretlerini açık açık dile getiriyorlar. Birbirlerine karşı şefkat merhametleri yok, sevgileri yok. Koruyup koruyuculukları yok. Sivri dilliler, birbirlerine çok çirkin ifadelerde bulunuyorlar. Egoistler, şüpheciler. Birbirlerine karşı merhamet, dostluk, kardeşlik, affedicilik muhabbet gözüyle yaklaşmıyorlar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Richard Dawkins de “Ben sosyal Darwinizm’in yaşandığı bir ortamda yaşamak istemem” demişti.

ADNAN OKTAR: Tabii ki adam kendisi bile söylüyor “Darwinist ahlakın yaşandığı bir ortamda yaşamak istemem” diyor.

Trump’a karşı öfke çok net. Obama’da da, Hillary’de de, onun ekibinde de, İngiliz derin devletinde de çok sarih sokaklara döküldüler artık adamlar. Yüzlerce televizyonu kırmışlar seyrederken. Çok müthiş bir vahşilik etrafı sarmış vaziyette.

“Darwinci batıda yok terör” diyor. Batı zaten İslam alemindeki bütün cinayetleri organize eden yapı. Sen terör olarak bunu nasıl kabul etmiyorsun? Irak’ta iki milyon insanı kim şehit etti? Suriye’de yine aynı iki milyona yakın Müslümanı kim şehit etti? Afganistan’da üç milyon Müslümanı kim şehit etti? İngiliz derin devleti, Avrupalı askerler ve Amerikalı askerler. Bu terör değil mi işte? On milyona yakın Müslüman şehit edildi son yirmi yıl içerisinde. Terör ne? IŞİD en fazla iki bin kişi şehit etmiştir. Yahut iki-üç bin kişi şehit etmiştir en fazla; adamlar on milyon kişiyi şehit etti Müslüman, on milyon. Bu terör değil mi? Sen terörün şeklini anlamadığın için böyle konuşmuşsun.

Evrim karşıtı yaratılışı savunan Ben Carson, Trump’ın Milli eğitim bakanı olacakmış. Güzel çok doğru. Aferin.

Amerika’da Hristiyan kültürü vardır şakacı böyle sevecen, komşularını seven, iyi niyetli, her şeye hayır gözüyle bakan nezaketli insanlar. Bu kafa değişecek, Amerika’yı mahvedecekti İngiliz derin devleti Allah vesile etti zannediyorum bu vesileyle biraz silkelenme olacak Hazreti İsa (as)’ın bereketiyle inşaAllah. İsa Mesih’in mübarek nefesinin vesilesiyle güzel bir şeyler olacak.

Obama’nın ekip bayağı bozulmuş Trump konuşurken resmi var göstersene suratları bir karış, cenaze evi gibi olmuş.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bazı cenaze evleri gibi, şu hale bak ya. Ne zannediyordunuz? Tabii ki öyle olacak. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Trump karşıtı protestolar 3 gündür ülkenin her yerinde devam ediyor. Los Angeles’ta da Trump karşıtı öfkeli kalabalık ‘Başkanlık seçimini kabul etmiyoruz’ sloganları attı. New York’ta da Trump Towers önünde buluşan protestocular, Amerika’nın 45. Başkanını istemediklerini haykırdılar. Dün gece gösteriler sırasında bir kişi vuruldu. Protestolara ilişkin açıklama yapan Trump, Twitter’da ‘Açık ve başarılı bir Başkanlık seçimi yapıldı şimdi medya tarafından kışkırtılan profesyonel göstericiler protesto ediyor’ mesajını paylaştı.

ADNAN OKTAR: Doğru, parayla oradan buradan getirtilen adamlar, İngiliz derin devleti kendince dünyanın her tarafında böyle ülkeleri dizayn ediyor. Orada da rezalet çıkartıp meşru seçimi yok edecek, burada Tayyip Hoca seçildiğinde de aynı olayları yapmışlardı. Bunların kafası bu illa kendi kafalarında kendilerine hizmet edecek adam arıyorlar yok öyle şey.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ne bu?

BÜLENT SEZGİN: Protestolardan Trump karşıtı fotoğraf, Madonna da aralarındaydı.

Adnan Oktar: Madonna o işlere girmesin, hiç gerek yok.

Hocam sizi çok sevirem. Seninle tanıdık sahabe İslam’ını Allah için sevdiğim. Hoş geldin yakışıklım” diyor hanım kardeşimiz.

Trump’ın Yardımcısı Mike Pence seçimden sonraki açıklamasında ‘Şu anda Hazreti İsa (as)’ya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var’ demiş. Çok güzel demiş. Allah’ı severseler, İsa Mesih’i severlerse Allah onların yolunu daha da açar. Hiçbir şey de yapamaz deccal, onlar devam etsinler.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Gülen örgütünün Amerika’da gerçekleşen seçimlerde Demokrat Parti’nin Başkan adayı Hillary Clinton’a verdiği bağış desteğinin ayrıntıları ortaya çıktı. 15 Temmuz darbe girişimi akşamı Akıncı’da yakalanan ancak daha sonra firar eden Öksüz’ün de aralarında bulunduğu çok sayıda Gülen örgütü mensubunun 2014’ten bu yana Clinton’a 5 milyon dolar bağış yaptığı belirlendi.

ADNAN OKTAR: 5 milyon dolarlık kitap dağıtsak dünyada yer yerinden oynardı. Değil mi? 5 milyon dolar acayip bir para yani.  Yani binlerce tır kitap yer yerinden oynardı, israf yazık günah yani.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de ifade özgürlüğü olmadığı yönündeki eleştirilere ‘Son 14 yılı bir kenara koyuyorum hiçbir dönemde bu kadar özgür, bu kadar huzurlu, bu kadar rahat bir dönemi yaşamamıştır. Benim ülkemde isteyen istediği gibi konuşuyor, inandığı gibi yaşıyor, istediği gibi giyiniyor, istediği gibi yiyor içiyor biz hiçbir şeye yasak getirmedik’ dedi.

ADNAN OKTAR: Helal olsun Tayyip Hocam’a, o bizden örnek vermiştir. Bak istediğimiz gibi çalıyoruz oynuyoruz, hanımlar istediği gibi giyiniyor dekolte de giyiniyorlar, istediğim gibi hükümeti eleştiriyorum, aklıma geleni söylüyorum, kimse gelip bu kapıya dayanmadı yani ‘niye böyle konuşuyorsun?’ diye. Açık örnek.

Dağda terörist eğer teslim olduysa vurmayız böyle şey olmaz yani biz hukuk devletiyiz. Medeni kendi hukukumuza göre de böyle bu, İslam hukukuna göre de böyledir. Kuran’a göre adam teslim olduysa vuramazsın. Bizim kendi hukukumuza göre de böyledir. Tabii şu an İslam hukuku yok, medeni hukuk var. Medeni hukuka göre böyle davranırız.

Trump’ı Müslümanlar desteklesin Türkiye’de, İslam alemi de desteklesin. Büyük bir oyun oynanıyor, İngiliz derin devleti ilk defa şımarıklığına bir ciddi tokat yedi, bayağı kıvranıyor her türlü kepazeliği yapabilir. Nasıl Tayyip Hoca’da cinnet geçirdiler, rezalet çıkarttılar aynı Trump’ta da aynısını yaparlar çok dikkatli olmak lazım.

Tayyip Hocamın oh dili açılmış, nihayet. PKK’ya ‘Alçaklar, adiler, ahlaksızlar’ demiş. Güzel. Daha önce çok kibar konuşuyorlardı. Bu yolu biz açtık. Kahpe olduklarını alçak olduklarını, ilk defa da Tayyip Hocam söylemiş ağzına diline sağlık darısı diğer siyasilere.

Züppelik çok korkunç bir şey, ahlaksızlık çok korkunç bir şey yani insan fıtratında çok rahatsızlık meydana getiren bir hal. Kincilik, laf sokmak, münasebetsizlik, ağzını yüzünü oynatmak, garip hareketler yapmak, kendi kafasında olmayana baskı yapmaya kalkmak bunlar Müslüman’ın yapacağı hareketler değil.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılan CHP parti toplantısında miting kararı çıktığı öğrenildi. Karara göre CHP bir dizi ‘Türkiye’yi böldürtmeyeceğiz’ mitingleri düzenleyecek. İlk mitingin adresi henüz kesinleşmedi ancak ilk mitingin Kasım ayının sonunda yapılması planlanıyor.

ADNAN OKTAR: Güzel, güzel çok faydalı yani öyle bir slogan öyle bir üslup çok güzel. Atatürk zamanı gibi olsun. Atatürk devri gibi giyinsin CHP’li gençler, Atatürk gibi dindar olsunlar, Atatürk gibi Kuran’a sarılsınlar, Atatürk’ün gösterdiği o kalite anlayışı nefis çok çok güzel.

“Ahir zaman hadisleri mucize, insanın aklı duruyor” diyor. Doğru.

“Allah aşkıyla sevdiğim, upuzun bir ara oldu ama seni özlüyoruz.”

“Ortam bayağı hareketlendi Adnan Bey, en akıllı zekice yorumlar da sizden geliyor ondan izlenme oranınız artıyor.”

“Adnan Bey size ait Kuran-ı Kerim çıkaracağınızı söylemiştiniz, zamanını öğrenebilir miyim acaba? Allah Razı olsun.” Ümit. Bana ait değil canım işte Kuran’ın kelime kelime teknik açıklaması yani her kelimenin Türkçe açıklaması. Arapçası Türkçesi yani bu bir kolaylık, böyle bir kitap yok piyasada ama herhalde bu ay basarız tahmin ediyorum. Yani bayağı hızlandırdık.

Münafıklığa hiç önem vermemiş insanlar halbuki münafıklar elini kolunu sallayarak Müslümanlar içerisinde yaşıyorlar veyahut dışarıda yaşıyorlar ve bunlar hep surat-i haktan dürüst görünüyorlar. Bütün münafıklar dürüstlük iddiasındadır. Yani efendilik, dürüstlük, mağdur iddiasındadırlar. Akıllı olan, iyi isabetli iş yapan, Müslümanların da böyle akılsız, isabetli iş yapmayan, yanlış konuşan, yanlış davranan garip insanlar olduklarına inanırlar. Bütün münafıklara dikkat edin hep böyle üstünlük, dürüstlük, efendilik, iyilik ve en akıllı hareket eden ve genelde de mağdur olan, haksızlığa uğrayan, yanlış anlaşılan, yanlışlıklarla karşılaşan masum insan görünümündedir yani çok alçaktır münafıklar, çok karaktersiz olurlar yani iblis ordusu gibi böyle şeytani bir üslupları vardır. Bir tanesinde normal bir üslup görmezsin. Kendinde bir hata arayan, yanlışlık arayan yoktur. Yani hep kendini yücelten, büyülten, hatalarını inkar eden, yanlışını inkar eden, kendini yüce gören bir üslup içindeler.  Müslümanları da bin bir türlü eleştirirler, beğenmezler.

Kosova, Türkiye maçı sıfır-sıfır devam ediyormuş.  Bastırsın arslanlar, gereği yapılsın. Kaçıncı dakikadayız?

KARTAL GÖKTAN: Kırk.

ADNAN OKTAR: Kaç dakika kaldı?

KARTAL GÖKTAN: Elli.

ADNAN OKTAR: Elli dakika kaldı. Elli dakikada çok şeyler yapılır.

Tayyip Hocam’ın Kuran kıraati varmış. Var mı sizde?

KARTAL GÖKTAN: Evet var.

ADNAN OKTAR: Şehit kaymakamın cenazesinde Kuran okuyor.  Bakayım. Helal olsun Tayyip Hocam’a, sesi güzel, kıraati de çok güzel, Arapça aksanı da çok iyi.

Her münafık çok dürüst olduğu kanaatindedir.  Dikkat edin. Bayağı doğru yolda olduğunu, Müslümanların da gereksiz ve çok büyük hatalar yaptıklarını, yanlış hareket ettiklerine inanır. Ve sürekli Müslümanlarda kusur arar münafıklar. Eksiklik ararlar yani kullanmak üzere. Güzel yönünü görmek istemez, kendince, o kendi aptal kafasınca kendi çıkarlarıyla çatışan şeylerde malzeme arar. Bütün İslam alemini herc-ü merc eden de bunlar. Mısır’ı mahveden yüz binler hesabıyla münafık. Fas, Tunus, Cezayir hepsini mahvediyorlar, Afganistan, Filistin, İran her yeri mahvediyorlar. Mısır’da, Müslümanlar çaka çaka hapishanelerde dolu, genç kızlar.

Evet dinliyorum.

 BÜLENT SEZGİN: Trump’ın Eğitim Bakanı olacak olan Dr. Ben Carson bir twitinde şunları yazdı: “Ben Allah'a kulluk ederim ve benim amacım O’nu hoşnut etmek ve Allah sizin tarafınızdaysa, kim size karşı durabilir?”

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

 BÜLENT SEZGİN: Ve Romalılar 6:31’den bir pasaj paylaştı: “Öyleyse buna ne diyelim?  Tanrı bizden yanaysa, kim bize karşı olabilir?”

ADNAN OKTAR: Çok güzel, gönülleri rahat olsun İsa Mesih (as)'ın desteğini alacaklar. En başta Allah'ın desteğini alacaklar. Devam, eski Amerika'yı istiyoruz. Amerikan rüyasını istiyoruz. Böyle hoş sohbet, dürüst, samimi, dindar, aklı başında hoş insanların yurdu Amerika'yı, Amerikan rüyasını yeniden istiyoruz.

Bu El Kaide, El Nusra, Haram, IŞİD ve İhvan bu terör örgütlerinin kurucularının hemen hepsi El-Ezher mensubudur. El-Ezher de İngilizler tarafından kurulmuştur ve koyu bir Darwinist bir İslam üniversitesidir.  Koyu Darwinist. Avrupa'da bile bu kadar Darwinist bir üniversite yoktur.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika'nın önemli gazetelerinden Washington Post, Rusya kaynaklarına dayanarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2017 yılında iktidarını kaybedebileceğini yazdı.

ADNAN OKTAR: Yok yok kaybetmesi için bir neden yok. Niye kaybetsin? Gayet iyi gidiyor. Rusya'yı da gayet iyi idare ediyor. Milliyetçi, sağlam delikanlı, ulusal menfaatlerini iyi koruyup kolluyor. Dindar. Hristiyan, Musevi, Müslümanlara karşı da çok sevgi dolu, niye kaybetsin? Sağlığı, sıhhati de yerinde, öyle bir şey yok. Yani rahatça 2021’lere kadar götürebilir, inşaAllah.                       

Cemaleddin Afgani, bu gelenekçi Müslümanların en büyük alimi yani en büyük hocalarındandır.  Bu adı geçen terör örgütlerinin tamamı aşağı yukarı ona bağlı, cemaati Afgani’ye bağlıdır. Sosyal Darwinizm'in adeta kurucusu, savunucusu. İslam dünyasında milletlerin ancak, birbirleriyle savaşması durumunda ilerleyeceklerini iddia ediyor. İşte şu anda da birbirlerini kırıp geçiriyorlar. Bu savaş yanlısı, radikal örgütler, bu felsefe üzerine kuruldu. Yani “Müslümanların kendi içinde çatışması Müslümanları güçlendirir” diyor. Birbirlerini kırıp geçiriyorlar şu an, tamamen sosyal Darwinizm’e dayalı bir kafa, mantık. İngiliz derin devleti, 1881'de Mısır’ı işgal edince, El-Ezher Üniversitesi’ni Müslüman evrimcilerin merkezi haline getirdi. 1882'den itibaren üniversitede yoğun olarak Darwinist kitaplar yayınlanmaya başladı. Peş peşe, Abdülhamit ile aynı, paralel başladılar. Abdülhamit döneminde 1876-1950 yıllar arasında Mısır’ı, İngiliz yüksek komiseri Lord Cromer yönetiyor. Cromer, koyu bir Darwinist. Abdülhamit’le münavebeli yoğun Darwinist propaganda yaptılar. Yüz binlerce kitap, İslam alemine dağıtıldı. Bir yandan Mısır'da bastılar, bir yandan İstanbul'da basıldı Darwinist kitaplar, yüz binlerce. Gemilerle kervanlarla her yere dağıttılar. Darwinist Lord Cromer ilk olarak El Ezher Üniversitesi’nde yenilik yapıyor ve evrimci Muhammet Abduh’u Mısır Baş Müftüsü olarak atıyor. Abduh ilk Müslüman evrimcilerden. Sözde İslam modernizminin kurucusu. Yani modern İslam, bu şeyler işte El Kaide şu bu falan. Cromer’un atadığı evrimci müftü Muhammet Abduh ve hocası Cemalettin Afgani’nin çalışmalarıyla Darwinizm tüm İslam dünyasına yayıldı. Bugün şu televizyona çıkan hocalar var ya hep Abduh’un, Afgani’nin öğrencileridir. Yani o ekoldür. Bu hep Mehdi karşıtı tipler var, hepsi bu ekoldür. Hepsi Mısır kökenlidir. Mısır yani El Ezher kökenlidir. Evrimci Afgani Osmanlı’nın eğitim politikalarını belirleyen büyük eğitim meclisine atanıyor Abdülhamit devrinde, adam muazzam görev yapıyor. Darwinist propaganda yapıyorlar. Birde Ergenekon yani gizli derin devletin, Ergenekon veyahut başka isim gizli Türk derin devleti yani Encümen-i Daniş ilk o zaman kuruldu işte, ilk derin devlet Encümen-i Daniş. Onun da üyesi. Yani derin devlet üyesi. Ondan sonra işte Osmanlı’yı mahvettiler, parçaladılar. Bu hiç kesintisiz devam etti şu ana kadar. Halen de Darwinist propaganda yoğun olarak devam ediyor. Abdülhamit döneminden itibaren bu ezme ve yıkma mantığı yani Darwinizm’le milleti maneviyatından uzaklaştırma mantığı bütün gücüyle devam ediyor. Şu andaki Güneydoğu’daki terörün nedeni Darwinist eğitimdir.

Çingene sanatçıdır, çingene güzel söyler, aşkla söyler. İyi bilen birisi olacak. Allah onlara böyle bir güzellik vermiş, özel bir gırtlak vermiş, özel bir ses vermiş. Hakikaten Roman gırtlağı derler. Çingene çok güzel bir kelime. Çingene, bütün dünyadaki insanların hepsinin kanında vardır çingene kanı. Çingene asil insan demektir, güzel insan demektir, sevgi insanı demektir, merhamet demektir, sanat estetik demektir. Barışçıl olur çingeneler, savaşa karşıdır, kavgaya karşıdır. Güzel insan demektir.

Nisa Suresi 72’de “Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır.” diyor. Müslümanlar muazzam gayret ederken o yan gelip yatıyor, işine gücüne bakıyor kendi keyfinde. Müslümanların cihadını dışardan seyrediyor. “Ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: “Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım” der.” (Nisa Suresi 72) Müslümanlardan mümkün mertebe uzak duruyor, hiçbir işe karışmıyor, hiçbir faaliyete katılmıyor. Dolayısıyla Müslümanların başına bir şey geldiğinde “ben” diyor “akıllı davrandım” diyor “bak uzak durdum Allah beni korudu” diyor. Halbuki sen uzak durmanla cehennemin ortasına oturdun, onlar cennete gitti sen cehenneme gittin akılsız. Dünyaya göre değerlendiriyor. Cehennemde tam oturmuş ortaya, o ayrı kalmayla oturduğu yer cehennem oluyor. Ondan haberi yok. Onu öldüğünde anlıyor. Ölürken kafasına boynuna suratına vurarak canı alındığında anlıyor. Kendini çok uyanık zannediyor dünyada. Münafıklar hep uyanık olduğu kanaatindedir. Hep böyle bir züppe uyanıklığı vardır onlarda, çakal uyanıklığı. Yani köpek gibidir gözleri sürekli etrafı tarar. Uyanıklık derken işte kendine hiç zarar getirtmediğini düşünür, hep Müslümanlara zarar getirttiğini, kendisinin aradan sıyrıldığını. Mesela Müslümanlar cihada gider o köpek gibi bir yerden kaçar. Müslümanlar en zor işlere girer o köpek gibi bir kenardan sıyırtır. Onu bir uyanıklık zanneder. Dolayısıyla da Müslümanlara karşı da öfkelidir. Bunu Müslümanlar fark edemediği için onların saflığından oraya gittiğini zanneder, kendisi uyanıklığından. Halbuki gittiği yer cehennem zaten, cehennem çukuruna gidiyor haberi yok. Bunu öldüğünde anlar.

BÜLENT SEZGİN: “Savaştan geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler” diyor ayette.

ADNAN OKTAR: Evet, kendini uyanık zannediyor. Bütün münafıklarda öyle bir şey vardır. Kuran’da da geçiyor kendini akıllı, uyanık, Müslümanları da akılsız görürler. “o akılsızlar, beyinsizler gibi mi hareket edeceğiz” diyorlar. Onlar hani fedakar ya her yere gidiyor, her şeyi yapıyor falan, akılsızlığından yaptığına inanıyor. Kendinin de öyle köpek gibi kaçmasını uyanıklık olarak görüyor.

SEMİH MERİÇ: “Asıl düşük akılılar kendileridir” diye Allah bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Asıl düşük akıllı kendisi, çünkü ölünce onu çok iyi anlıyor.

Trump iyi. O insan İsa Mesih’e, Allah’a saygılı. Etrafındakiler de öyle. Türk dışişleri, hükümet bütün gücüyle desteklesin Trump’ı. Amerika’daki Türkler de desteklesinler. Müslüman gruplar da desteklesin, sakın muhalif olmasınlar. O adam onların aleyhine olmaz, gönülleri rahat olsun. İran da desteklesin. İngiliz derin devletine çok büyük tokat oldu, adamlar kafayı yedi şu an çizdiler yani. Bu oyunda Trump’ı yalnız bırakmayalım. Bak Allah bir başarı vermiş yalnız bırakmak olmaz. Desteklersek İngiliz derin devleti geri adım atacaktır. Şu an bütün gücüyle bastıracak öyle görünüyor. Ama dünya çapında destek sağlanırsa gücü yetmez. Rusya da öyle, Putin bütün gücüyle desteklesin, İran desteklesin. Çin de suskun kalmasın, kenardan. Hiçbir şeye karışmıyor Çin. Çok ayıp yapıyorlar yani. İnsan değil misiniz? Vicdanınız var. Tamam, komünist Çin şu bu ama artık o kafa yavaş yavaş değişiyor. Destekleyin siz de.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın eski Ankara ve Bağdat Büyükelçisi James Jeffrey’nin açıklaması vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Trump arasında Obama’dan daha iyi bir kimya olacağı görüşünü dile getiriyor. Jeffrey, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın IŞİD’le mücadele konusunda Trump’ı taktik değiştirmeye ikna edebileceğini söyledi. “Ayrıca Gülen’in iadesi konusunda da Trump Türkiye’nin tezlerini dinlemeye daha istekli olabilir.”

ADNAN OKTAR: Gülen’in iadesinden tamam da yani meseleyi halletmez o. Hiçbir şey değişmez Gülen’in iadesiyle. İngiliz derin devletinin ezilmesi gerekiyor. Üst akıl diyor hükümet kim olduğunu söylemiyor. Bu çok vahim bir şeydir. Üst akıldan bahsedip de hükümet üyeleri kim olduğunu söylememesi. Korkuyor musun? Çekiniyor musun? Göremiyor musun, bulamıyor musun? Ne demek üst akıl? Olur mu öyle şey? Adını söyleyeceksin. İngiliz derin devleti. Organize üç yüz yıllık bir yapılanma. Kapatacak, örtecek bir şey yok binlerce, on binlerce belge var. Hükümet de çok iyi biliyor. Bak yetmiş beş Türk aydını yazarçizer, İngiliz derin devletini kabul etti “fark ettik” dediler ben anlattıktan sonra, yetmiş beş yazar. Bu olacak iş değil, ilk defa böyle büyük bir ittifak oluyor. Bak, yetmiş beş yazar birden. Rusya da kabul etti. Bunu genişletelim. Hükümet de açık açık söylesin İngiliz derin devleti diye söylesin.

Çin’den mal alıp almaması önemli değil. Çin’den Türkiye de gerekirse mal almaz bu insani bağlantıyı koparacak diye bir şey yok. İngiliz derin devletiyle Çin karşı karşıya kalırsa Çin’i darmadağın eder İngiliz derin devleti. Komünist Allahsız Kitapsız diye ellemiyorlar şu an nasıl olsa bizim çizgimizdeler diye. Çin Allah’a inansın. Allah’tan yana olsun. Ve bu ittifakla ittifak etsin. Rusya, Türkiye, Çin, Türki devletler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Trump’ın Latin Amerikalılar, özellikle Meksikalılar hakkında ve göçmenler hakkında ırkçı konuşmalar yapıldığı algısı yaratılmıştı. Ancak Trump göçmenlerde yoğun olarak uyuşturucu kaçakçılığı ve suç işleme oranının yüksekliği hakkında konuşmalar yapmış. Sadece suçlu olanların Amerika’ya girmesine izin vermeyeceği yönünde konuşmalar olmuş. Yoksa tüm Latinleri kapsayan bir açıklaması olmamış.

ADNAN OKTAR: Gayet normal canım onda bir şey yok.

Resulullah (sav) eve meyve geldiği zaman alıp hemen dışarıya çıkıyor küçük çocuklara dağıtıyor onlar bayılıyorlar elma, armut, üzüm yahut taze hurma olduğunda hakikaten çocuklar için o çok daha büyük bir şeydir. Büyükler için meyve bir anlam taşır ama çocukların iştahı daha güzeldir daha hoştur. Bir çocuk için elma çok hayati bir şeydir. Hepsine dağıtıyormuş acayip koşuşturuyorlarmış ufaklıklar Resulullah (sav)’ı gördüklerinde.

İngiliz derin devletiyle ilgili Mehmet Civelek sormuş. Bu konuda kitap çıkaracağım işte 500-600 sayfalık kitap orada bayağı detaylı bilgiler var. Bu konu zaten biliniyordu fakat birçok kişi ses çıkartmıyordu. Biz aşikar hale getirdik cesaret verdik yazarlara bak 75’in üstünde yazar Türkiye’de İngiliz derin devletini anlatır hale geldi. Son 300 yıldan beri olmayan bir şey ilk defa oldu.

Evet dinliyorum.

 

BÜLENT SEZGİN: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Başbakanlığa yaptığı görüşme sonrası şu açıklamayı yaptı, “Fiili durum ya ortadan kalkmalı ya da bir esasa bağlanmalı. Bağlanmadı. Bu fiili durum Türkiye’yi açmaza götürür. Bizim kararımız parlamenter sistemin revize edilerek güçlendirilmesinden yana. AK Parti’nin teklifine 'evet' demedik önce teklifi görmemiz gerekir” dedi. Ayrıca Sayın Bahçeli, "Meclis'te evet dersek referandumda da evet deriz" diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim bölünmeye tamamen kapalıysa başkanlık bizi ilgilendirmez, bizi rahatsız edecek bir yönü yok. Hemen millet onu kabul eder. Ama şu an belediyelere geniş yetki vereceğiz diyorlar. Bu ilk defa çıkan bir konu değil. Tayyip Hocam çıkıyordu “Başkanlık Sistemi istiyor musunuz?” “İstiyoruz evet” diyorlardı. Daha sistem belli değilken evet dedirtiyordu. Sonra sorduk “hangi sistem?” “Amerikan sistemi” dediler. “Olmaz” dedik “federasyon var onda.” “O zaman Meksika olsun” dediler. Hükümet bilmiyor ne istediğini. Meksika da olmaz dedik. Saydı da saydı Fransa, Güney Afrika, Endonezya önü sonu yok yani. Her hafta bir model söylediler. “Hiçbiri olmaz bunların hepsi bölündü” dedik. Bakın eğer o safhada evet desek battık yani. Şimdi bak felaket burada. Hükümet bu tehlikeyi ya önemsemiyor ya farkında değil yahut bizim bilmediğimiz bir durum var. Kardeşim ilk dediklerinde tamam deseydik ne olacaktı? Mesela Meksika modelini kabul etseydik, Fransa modelini kabul etseydik, Endonezya modelini kabul etseydik ne olacaktı? Hepsini de reddettik ısrarla.  O zaman şu olsun o zaman bu olsun dediler. Demek ki tehlikenin ciddi anlamda farkında değiller. Şimdi de en sonunda Türk modeli olsun dediler ilk defa duyuyoruz bunu. Ama belediyelere yetki vereceğiz dediler. Kardeşim zaten bela oradan girer. Tehlike orada zaten. Belediyeye kayyum atıyorsun şakır şakır vuruyor adamlar. Bu kaçıncı? Vuracağız dediler ben dedim ki çok iyi koruyun adamları dedim bu insanları, bu mübarek varlıkları, şakır şakır hepsini vuruyorlar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Makamında şehit ettiler

ADNAN OKTAR: Makamında vuruyorlar. Belediyenin yetkisini genişletsen ne olur? Yine bu olaylar daha da beter olacak. Belediyenin yetkisinin genişletilmesi diye bir konu olmaz. Çünkü hangi konuda genişleteceksin? Güvenlik. Askeri polisi onlara vereceksin, eğitimi ona vereceksin başka genişletilecek bir yönü yok ki şu an. Belediyenin yetkisi zaten çok geniş. İlave genişletilecek ne kaldı? Emniyet yani asayiş, emniyet, yargı, eğitim. Bunları verdin mi zaten ayrı devlet olmuş oluyor. Federasyon olmuş oluyor.

EBRU ALTAN: Siz söylemiştiniz, Chatham House da zaten önce bunları yapalım sonra zaten federasyon bölünme olur diye düşünüyor.

ADNAN OKTAR: Chatham House diyor ki, hiç kafayı takmayın diyor şimdi şu bölünme işini bir yapalım ondan sonrası çok kolay diyor. Önce şu federasyon işini bir halledelim diyor. Bunu yaptıktan sonra asker zaten PKK’dan olur diyor sorun olmaz. Yargı da PKK’ya ait olur o da sorun olmaz diyor. Adamlar kendi kafasında işi bitirmiş İngiliz derin devleti. Yok öyle şey. Biz titiz olmakta haklıyız. Bak daha önce evet deseydik bitmiştik Allah esirgesin, tamam deseydik. Ben dedikçe vazgeçtiler 30 kere uyardım hatırlıyorsunuz herkesin gözü önünde oldu.

OKTAR BABUNA: Her modelin yanlışını gösterdiğinizde başka bir modele geçildi.

ADNAN OKTAR: Her modelde pardon falan dediler özür dileriz yanlışlık oldu tamam o zaman şu olsun dediler. Kabul etsek kabul edeceklerdi yani. Kabul etmiyoruz. Belediyelerin yetkisinin genişletilmesi olayını bize açıklayacaklar. Emniyet, yargı, eğitim bu konularda yetki kabul etmiyoruz. Başka ne konu var ben bilmiyorum. Hangi konuda genişleteceklerini bize söylemeleri lazım. Sayın Bahçeli de bunun üstünde dursun. Hangi konu genişleyecek yani? Her gün adam vuruyorlar, aslanlarımızı vuruyorlar. Bu bir yıldırma siyaseti İngiliz derin devletinin. Bizde yılma falan olmaz onu söyleyeyim. Hiç etkilenmeyiz. Bizim ölçümüz 83 milyondur tamamını şehit ederse tamamını alabilir Türkiye’nin. Yoksa biz bölüm bölüm parça parça öyle bir şey olmaz. Onun şartı da 83 milyonun tamamını şehit etmektir. Öyle 100 kişi 1000 kişiyle falan olmaz. Milyonla gidecek yani yapabiliyorsa ayrıca sürekli bak şimdi İçişleri Bakanı söz verdi dedi PKK’yı bitireceğiz. İsterseniz bitirirsiniz. Bak sürekli sevkiyat yapılıyor silah sevkiyatı yapılıyor falan. Ciddi bastırılsa bir ayda falan bitirilir PKK. Hallaç pamuğuna çevrilir ortalık hepsi de tutuklanır. Üniversitelerde falan her yerde hiçbir yerde PKK’lı falan bırakmasınlar. Sayın İçişleri Bakanı sözünü tutsun bak bütün milletin önünde yemin etti söz verdi bu sefer bitireceğim dedi bitirsin. Uçsuz bucaksız imkan var önünde.

Trump ilk ortaya çıktığında konuşmalar yaptığında ben Trump’ı destekledim o zamanki konuşmalarım bantlarda mevcut. 20-30 kere ifadem oldum, gerekçesini de söyledim. Kazandıktan sonra destekliyor değil kazanmadan önce destekledim. Aylar öncesinde destekledim.

EBRU ALTAN: Hatta sizden sonra Putin de açıklama yapmıştı Trump’ın kazanmasını isteriz diye.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Nizamettin Kundakçı, “Adnan Hocam Mehdi ile Mesih ayrı kişiler mi olacak?” Tabii ayrı kişiler. Seyyidina İsa Mesih ayrı birisidir ayrı bir insan. Onu göreceksiniz. Zaten bu çok şaşırtıcı bir şey. Ama tabii kendisi de imtihan oluyor. İsa Mesih’e geçmişi sorulduğunda hatırlayamaz. 33 yaşında buraya dünyaya getirilecek ya birisinin evine bırakılacak yahut bir kiliseye uyur vaziyette bırakılacak. Uyandığında Aramice biliyor. Sonradan yabancı dilleri öğrenecek. İngilizce, Almanca, Türkçe. En az 10-15 dil bilir İsa Mesih. Çünkü muazzam bir zekaya sahip. Normal bir insan zekası değil zekası. Zaten oradan da anlaşılacak. Müthiş bir ezber kabiliyeti var. Bir kere okuduğu bir şeyi hemen hafızasına alır. Kuran’da Cenab-ı Allah diyor “Sana Tevrat’ı öğrettim ve İncil’i öğrettim” yani ezberlettim. Tevrat ezberlemek öyle kolay bir şey değildir. Bak Tevrat, İncil ve Kuran’ı su gibi ezberden biliyor. Bu görülmüş bir şey değil dünyada. İsa Mesih olduğunun alametlerinden biri bu. Yaklaşık 10-15 yabancı dil bilecek bu da normal bir şey değil. Tam aksanıyla düzgün biliyor. Türkçe, İngilizce, Arapça, Farsça hepsini biliyor. Normal bir insanda olmaz böyle bir şey. Dikkat hafızası çok güçlü İsa Mesih’in. Mesela iman hakikatlerini biz birkaç tanesini 3-5 tanesini aynı anda belki aklımızda tutabiliriz, o hepsini aklında tutabiliyor. Bağlantılı olarak kafasında tutabiliyor. Müthiş bir beyin gücüne sahip. Ama geçmişini hatırlamaz sorsan ama annesi babası yok işte en güçlü alamet o. Üstündeki kıyafet çok eski 2000 yıllık. Bunun bir açıklaması yok. Ne olabilir başka türkü nasıl açıklanır? İki bin yıl önce Roma dönemine ait para var üstünde, aynası, tarağı var, aynı kıyafeti, olduğu gibi kıyafetiyle gelmiş. Ne denir nasıl açıklanır bu? İsa Mesih’ten başka birisi olamaz o ama yüzde yüz odur diyemeyiz. Allahualem o diyeceğiz. Mehdi için de öyledir Allahualem o diyeceğiz; herhalde. Ama yüzünden bakışından, konuşmasından, tatlılığından anlaşılır. Ama normal bir insan 70 yaşın üstünde yaşıyor 75-76 yaşında vefat edecek yani hadislere göre yaklaşık. 9 veya 7 yıl öyle düşündüğümüzde en fazla 80 yaşına kadar falan yaşamış oluyor, 80 küsur. Normal yani bizim bildiğimiz gibi insan, yaşayıp vefat edecek. Fazla da Cenab-ı Allah yaşlandırmıyor öyle şeylerde peygamberleri de. Onları dinçken alıyor yani çok yaşlılık perişanlığı olmuyor peygamberlerde. Dinç olarak vefat ediyorlar hiç öyle bir peygamber yok. Yaşlılık perişanlığıyla vefat eden peygamber yok. Hiç kayıtlarda öyle bir şey görmedik. Mesela Resulullah (sav) da öyle çok dinç olarak vefat etmiştir. Hz. Musa (as) da öyle Paran Dağları’nda karayağız delikanlıydı dimdik ayakta falan. Hz. Yusuf (as) da yaklaşık 120 yaşındaydı aslan gibi delikanlıydı. Ayakta yani öyle bir perişanlık, bir aza noksanlığı yoktu. Hayır, olurdu. Olabilir ama Allah yapmıyor.

Muhtemelen bir eve gelecek. Bir ev yani büyük bir ev olabilir. Belki halk orada görenler evin sahipleri falan korkacak bir an. “Kimsiniz siz?” falan ama kısa sürede anlarlar. Dindar bir topluluk içine girecek. Çok sık yıkanan temizliğe çok titiz bir Peygamber. Yani çok çok temiz. Ama durumu riskli olduğu için sürekli saklayacaklar. Ne desinler? Ne diyecekler? Şimdi  “annesi babası yok” deseler bütün dünya ayağa kalkar. Kim bu falan. Abuk sabuk konuşmalar alaycılığa çok yatkınlar zaten. Kuran’da diyor ya “Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar.” (Zuhruf Suresi, 57) diyor. Buna karşı tedbir. Gizleyecekler.

EBRU ALTAN: Siz “kimliği olmaması da çok büyük sorun çıkarır” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. Sahte kimlik kullanamayacağına göre.

Dinliyorum.  

BÜLENT SEZGİN: Cem Küçük duruşmasında şunları söyledi Adnan Bey, “Ben buradan savcılarımıza söylüyorum. PKK’yı savunan ve destek verenleri tutuklayın. Övemezsin PKK’yı, sempati gösteremezsin, iyidir diyemezsin, destekleyemezsin. Selahattin Demirtaş’a da iyi adam diyemezsin. Seçilmiş siyasetçi diyemezsin. Ülke için çalışıyor diyemezsin. Yazık değil mi askere polise? Biz burada rahatız televizyonda yorum yapıyoruz ama onlar orada ölüyor” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte kanuna göre olması lazım kanun hukuka göre. Bizim delikanlımız tabii canı yandığı için öyle aşkla şevkle konuşuyor ama kanun hukuk ne diyorsa o olur. Yani biz kendi kendimize kanun çıkaramayız. Kanun çıkararak, hepsi kanun çıkararak halledilir.

Trump altmış milyon oy alıyor, altmış milyon. Adamlar beş yüz bin oyla “seni istemiyoruz” diyorlar. Ne kadar ayıp. Altmış milyona karşı bu saygıya uygun olmayan bir hareket. Altmış milyonun oyunu geçersiz kabul ediyorsun. “Bizim kafamız çalışıyor” diyorsun. “Biz doğru biliyoruz” diyorsun. Saygılı olmayı öğrenecekler.

Türkiye iki Kosova sıfır. Kosova dost ülke. Kosova delikanlı. Bizim kardeşimiz. Efendim yiğitçe, aslanca güzel bir müsabaka olmuş.

İsa Mesih gece gelişi, gece. Gece vakti. Herkes uykudayken.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü