Harun Yahya

Sohbetler (15 Kasım 2016; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

“Sevgi birliği bayramı” diyelim. Kesintisiz bayram “Sevgi birliği bayramı” evet.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde ormanlık alanda jandarma ekibine açılan ateşte bir Uzman Çavuş Fazıl Doğruöz şehit oldu. Terörist kaçtı, ardından ormanlık alanda operasyon başlatıldı. Şehidimiz Fazıl Doğruöz’ün fotoğrafı var.       

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin aslanı, koçyiğidi Allah sana böyle güzel bir nimet vermiş. Allah bize de nasip etsin gıpta ettik, gıpta ettik aslanımıza maşaAllah. Allah şehadetini kabul etsin, şehadetini makbul etsin. Allah ailene, sana uzun ömür versin, sana sonsuz cennet nasip etsin. Cenab-ı Allah dünyada da dünya ömrü versin onlara da, kısa olan dünya ömrü versin. Şehadetinin kabul olması önemli, Allah şehadetini kabul etsin. Allah niyetini kabul etsin. Cennette sonsuz, sonlu da ilk şehadet aleminin sonu ama güya sonlu, bir adımda cennete geçiyorlar ama tabii ölüyor. Şehadet aleminde Allah ömrünü uzun etsin, orada uzun bir ömür var şehadet aleminde. Ama buradaki ölüm gibi değil, o bir adım atar gibi oradan direkt cennete geçiyorlar çünkü “her nefis ölümü tadıcıdır” diyor ya Cenab-ı Allah, onların da mutlaka ölümü tatması gerekiyor. Çünkü ölmüş olmuyorlar, Allah “ölmediler” diyor. “Sağlar” diyor. Ölümün yani Azrail (as)’i görmeleri gerekiyor. Azrail (as)’la karşılaşmadı onlar, şehit olduğu için, canı alınmadığı için Azrail (as) gelmiyor, boyut değiştiriyor ama canının alınması gerekiyor, canının alınması için de memur müşahhas Azrail (as)’dır. Yahut Ezrail, Azrail aynı. Onun vesilesiyle alınacak canları şehitlerin inşaAllah. Bir rüya alemi gibi bir alem. Bu dünya nasıl bir rüya alemi şu an orası da bir rüya alemi.

Şimdi dünya Mehdiyet’e göre dizayn ediliyor. Tayyip Hoca gibi bir kabadayı, delikanlıyı Allah Türkiye’ye nasip etti. Bak İngiliz derin devleti köpek gibi ürüyor, Tayyip Hoca da “hoşt” diyor sadece. Hemen hemen hiçbir kabadayı, delikanlı kolay kolay buna dayanamazdı. Tayyip Hoca’nın kabadayılığı tescilli. Böyle bu tazyikin onda birinde gidiyordu hükümetler eskiden, onda birinde. Tayyip Hoca pek inatçıdır. Erbakan Hocam’dan öğrenmiştir.

Şimdi Trump geldi onu da Allah özel getirdi, o da Mehdiyet için özel getirildi. Çünkü daha önce Obama akıl almaz fesada götürdü Amerika’yı, maddi, manevi akıl almaz çökertti, tarihinde görülmemiş bir çökme meydana getirdi. Şimdi bu insan bunu toparlayacak. İsa Mesih’in talebesi olan bu insanlar bu güzelliği yapacaklar. Talebesi veyahut talebesinin talebesi diyelim. Çünkü olay açık görülüyor anlaşılmayacak gibi değil. Putin de o tarz birisi, Putin de o tarz birisi. Üçlü sacayağı kuruldu. Tayyip Hoca, Putin ve kim? Trump. Ortasında kim var?

OKTAR BABUNA: Hz. Mehdi (as).

ADNAN OKTAR: Evet. Yine bir üçlü var arada, kim?

OKTAR BABUNA: Hz. İsa (as), Hz. Hızır (as).

ADNAN OKTAR: Evet. İç içe geçmiş iki üçgen var şu an. Davud yıldızı gibi inşaAllah iki üçgen.

Mantık bir anda değiştiği için şehit bir türlü çözemiyor olayı. Dünyada niye duruyoruz? Niye oraya gelmiyoruz? Rüyada oluyor ya böyle bir mantık silsilesi, köklü oluyor uyandığımızda hayretler içinde kalıyoruz hatta toparlayamıyoruz da mantığı. Mesela kürek para olmuş oluyor. Para verdiğinde de bir şey almıyorsun adama hizmet etmiş oluyorsun. Akıl almaz mantık bozukluğu, inanılmaz rüyada karmakarışık. Şimdi oradaki mantıkta tabii öyle şiddetli bozukluk yok ama mantık tabii değişiyor, mantık bozuluyor, dünya mantığı değil. Şimdi bize mantık mesela diyoruz yer çekimi var, bizi mıknatıs gibi çekiyor yapışıyoruz diyoruz. Madde de var işte karşımızda duruyor diyoruz, bir bakıyoruz madde kafamızın içinde. Nasıl çıkacak adam bu işin içinden? Hangisi doğru? Diyoruz ki ‘bak ben senle konuşuyorum’ diyorum bazen eskiden soruyordum, ‘ne kadar uzaktayım?’ Diyorum. “Bir buçuk metre kadar” diyor. ‘Doğru söylemiyorsun’ diyorum. “Yo” diyor “yemin ederim” diyor “bir buçuk metre kadar uzaktasındır.” ‘Ben senin beyninin içinde değil miyim?’ Diyorum. “Beynimin içinde.” ‘Niye bir buçuk metre dedin?’ diyorum. ‘İkimiz aynı yerdeyiz beyninin içinde, doğru mu?’ Diyorum. “Doğru” diyor. ‘O zaman bir buçuk metre uzakta değilim. Ne kadar uzaktayım?’ “İçimde oluyorsun o zaman” diyor. İşte bak rüya gibi görüyor musun? Bin bir türlü mantık, hangisini kullanırsan ama doğru olan tabii ikincisi. Şimdi şehadette de öyle mantık değişiyor, fizik kanunu mantığı da değişiyor. Şimdi mesela bütün millet bilime inanıyor. Halbuki bilim beynimizin içinde geliştirilen bir bilgi, Allah tarafından verilen bir bilgi, bize yüz çeşit bilim metodu verilebilir istense Allah tarafından, yüz çeşit. Mesela hava basıncından dolayı yere yapıştığımıza da inanabiliriz. Havada basınç var ondan dolayı yere iniyor, gayet makul gelir. Yemekle ilgili de mantıklar çeşit çeşit olabilir. Mesela bak dünya bir kısmı diyor ki, “düz” diyor “dünya” diyor “şu an.” Adam hakikaten mantıklı geliyor anlattığında, “dümdüz” diyor “dünya, yuvarlak olması mümkün değil” diyor.

Canlıların oksijene ihtiyacı vardır. Karbondioksitte de yaşayabilirdik değil mi? Gayet makul olurdu ama illa ki oksijen. Mesela karbondioksit olduğunda insan yaşayamıyor, tam tersi de olabilirdi. Mesela oksijen öldürücü olabilirdi mesela çok az bir miktarı bile öldürücü olabilirdi ama Cenab-ı Allah onu nimet olarak yaratmış.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, “Şehitler geride kalanları müjdelemek isterler” ayeti var, o nasıl müjdelemek istiyorlar? Görüyor mu?

ADNAN OKTAR: İşte mantık değişiyor, dünyada bizim olduğumuzu biliyor, acıyor bize Allahualem. Hayatı da bildiği için, orası çok kaliteli fakat oraya gelişin nasıl olduğunu tam çıkaramıyor. Şehit olarak geldiğini bilmiyor, onu bilmiyor. Bir şekilde geldiğine inanıyor. Daha iyi hayat şartlarında oraya geldiğine inanıyor. Belki bir menfezden geçerek geldi, öyle göstermiş de olabilir Allah. Mesela bir hava akımı gibi böyle rüzgar gibi akıp oraya da gelmiş olabilirler ki var zaten Kuran’da öyle bir üslup. Süzülerek mesela dünyadan öyle süzülerek bir şekilde alındıklarını düşünüyorlardır. Dünyada kaldığımız için bize acıyorlar benim gördüğüm üslup o şekilde görülüyor. Kendilerine katılmamızı istedikleri çünkü biraz da çok kalabalık şehadet alemi. Çok kalabalık olduğu için bizi de burada az görüyorlardır yazık onlar niye kalıyor ki orada falan gibisinden, bir an önce gelsinler diye düşünüyorlar. Gelenleri tebrik ediyorlar zaten. Onların bir yolunu bulup geldiğine inanıyorlar. O sistemin içinden geçip geldiklerine inanıyorlar veyahut başka bir mantık da olabilir ama onlara mantıklı geliyor daha Türkçesi, özetle mantıklı geliyor. Hepsi ibadetine titiz oluyor, herkes namaz kılıyor orada, oruç var, namaz var hepsi var, ibadetlerin hepsini yapıyorlar ama negatif güç yok, negatif hiçbir şey yok, vücutlarında da negatiflik yok ama bunu fark etmiyorlar. Mesela Yasin Suresi, 51’de diyor ki Cenab-ı Allah. “Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler.” Bir bulut gibi süzülerek gidiyorlar, bu şekilde Allahualem herhalde bir gidiş olmuş, oluyor, o sistemi bizim göremediğimizi, bulamadığımızı düşünmüş olabilirler. Nasıl uzaylılar var falan diye inanıyor ya insanlar daha işte uzayda yeni hayat var falan o gibi düşünmüyor tabii yani Allah’ın bir nimeti olarak düşünüyor ama daha güzel bir hayat boyutuna geçtiğine inanıyor. Daha güzel bir dünyaya, daha güzel bir evrene geçtiğine inanıyor o yüzden de bizim de gelmemizi istiyor. Yasin Suresi 51’de var. “Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip)” Şeytandan Allaha sığınırım. “Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler.” “Allah'ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler.”(Ali İmran Suresi 170) Bak sevinç, kesintisiz sevinç var ama üzülme yok. Şehadet aleminde üzülme olmuyor, sürekli sevinç içindeler.  “Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki,” dünyada kalanlara, “onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.” (Ali İmran Suresi 170) Orda korku yok anarşi, terör şu bu falan yok, üzülecekleri bir şey de yok yani negatif güç tamamen kaldırılmış ama dünyaya bayağı benziyor, öyle bir hayat.

Bediüzzaman diyor ki, “Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar” diyor. “Kemali saadette mütelezziz oluyor” yani “lezzet alıyorlar” diyor. “Ölümdeki firak” ayrılık “acılığını hissetmiyorlar.” Ama müminde zaten bu olmaz yani acı hissetmez mümin olan. Ölüm anından itibaren bitiyor ama küfürde var tabii ızdırap çok şiddetli. “Şehit kendini hay bilir” yani canlı bilir. “Feda ettiği hayatı sekaratı ölüm anını tatmadığından gayrı münkati kesintisiz ve baki görüyor.” Sürekli yaşayacağını düşünüyor. Çünkü ölse görecek. Azrail (as) gelecek, canını alacak bunların hiçbiri olmamış, o zaman inanmıyor öldüğüne, haklı yani çünkü Kuran bilgisi olan herkes bilir Azrail (as) olmadan olmaz. Melekler bilir ki canını alıyorlar, can alma olayı olmamış hayat devam ediyor. “Yalnız daha nezih olarak buluyor” diyor Hutbe-i Şamiye’de. Daha kaliteli, daha güzel hayat.

OKTAR BABUNA: Nefsin negatiflikleri mi de kaldırılıyor Hocam?

ADNAN OKTAR: Evet, hiç yok yani o sonsuz yaşayacağını düşünüyor, onun zaten normal çünkü hakikaten kesintisiz devam ediyor o doğru. “Kemali saadetle mütelezziz oluyor” diyor ayette de aynı şey anlatılıyor zaten.                          

Rüyadaki mantık oynamalarını insanlar unuttukları için hatırlayamıyorlar. Yani akıl almaz derecede mantık bozuklukları oluyor. Hatırlayabilseler akıllarını atarlar, acayip şaşırırlar. Zaten uyanan adapte olmakta acayip zorlanıyor. O kadar acayip bir mantık oluyor ki onu düşünmek dahi istemez. Çok çok garip oluyor. Ama rüyada alabildiğine makul sanki böyle altmış seneden beri öyle yaşıyormuş gibi son derece mantıklı görüyor.

Evet, dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: Avrupa Parlamentosu'nun Başkanı Martin Schulz, "İdam gelirse Türkiye'ye yaptırım uygulanır" tehdidinde bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözlere şu cevabı verdi; "Şu terbiyesize bak ya! 'Yaptırım uygularız' diyor. Senin her tarafın yaptırım olsa ne yazar? Kimsin sen? Bir parlamentonun başkanı. Nesin sen? Sen ne zamandan beri Türkiye adına karar veriyorsun? Geç kaldınız. Hemen kararınızı verin. Yıl sonuna kadar bekleyelim, ondan sonra millete gidelim." dedi.

ADNAN OKTAR: İdam için mi? Millete niye gidiyor?

OKTAR BABUNA: Avrupa Parlamentosu'na, Avrupa'ya katılmak için referandum. 

BÜLENT SEZGİN: Kabul etmezseniz etmeyin şeklinde bir yaklaşımı var. 

ADNAN OKTAR: Türkiye'de bir referandum Avrupa birliği için. Yani girmeyelim mi diyor Tayyip Hocam? 

BÜLENT SEZGİN: Yaptırımları kabul etmeyeceğiz manasında söyleyip.

ADNAN OKTAR: Bunlara cevap vermeye gerek var mı? Tayyip Hoca normal devam etsin, işine gücüne baksın. Bir sorun çıkmaz. Millet destekliyor onu, öyle bir sorun yok. Samimi olduğu için millet destekliyor. Bir anormallik görürse millet zaten derhal oyunu geri çekiyor.

Kuran'da münafıkların özelliklerinden belirli açıklamalar yapılmış. Ama oraya baktığımızda o karakterin yüzlerce, binlerce eyleme baktığını görüyoruz. Mesela Kuran'da Müslümanların yanına geliyor, diyor ki; "Ben size uyuyorum. Yaptıklarınızı benimsiyorum:" diyor. Ama dışarı çıktığında "Ben onları benimsemiyorum. Ben onlarla alay ediyorum." diyor. Münafıklar da kendi aralarındaki konuşmalarında buna çok özen gösterirler. İngiliz derin devletinin felsefesinde de bu vardır. Bulunduğu Müslüman topluluğa kısmen uyuyor gibi görünmek ama temelde onun her şeyine karşı olmak en övündükleri şey. Nisa Suresi 81'de; şeytandan Allah'a sığınırım "Tamam-kabul" derler. Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini kurarlar.” "Karanlıklar" demek, insanların görmediği bağlantı sistemi. Mesela internetten, telefondan veyahut gizli konuşmalardan yani insanların bilemeyeceği, fark edemeyeceği bir ortam. Ondan bahsediyor. Karanlıktan kasıt o. Bir de ruhları da karanlık, ona da işaret ediyor. “Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor.” Zaten o yazılır da yani teknik olarak da yazılıyor. “Sen de onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” [Nisa Suresi, 81] Münafık bununla övünür. Yani "Ben Müslümanların içindeyim ama onlara uymuyorum. Onların dediklerini yapmıyorum. Onlar gibi düşünmüyorum. Onlar gibi bakış açım yok." diye diğer münafıklara böyle yaranmaya çalışır. İngiliz derin devletinin alçaklarına bu kahpeler, bu haysiyetsizler böyle bir üslupla kendilerini beğendirmeye çalışarak yaranma gayretinde olur. Münafıklar da münafıkları bu yönüyle karakterli görürler. Müslümanlarla ittifak etmemelerini, onlara muhalif olmalarını, aksilik çıkarmalarını, ahlaksızlık yapmalarını, İslam'a uygun olan kaidelere uymamalarını, zıtlık ve huysuzluk içinde aksi olmalarını bir karakter üstünlüğü olarak görürler münafıklar. İngiliz derin devleti de böyle kahpelere çok takdir gözüyle bakar. Müslümanlara karşı asi olan, iyiliğe güzelliğe karşı asilikle karşılık veren haysiyetsizleri takdir ederler. Ve överler orada burada. Herkese överler. İşte, Müslümanların sözünü dinlememesini, asi olmasını, pislik çıkartmasını, onlar gibi düşünmemesini, bir ümmet şuuru içinde olmamasını üstünlük olarak alırlar.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim. 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor. 

VTR: Bediüzzaman Hazretleri, “Ahir Zamanın Büyük Mehdisi 3 Büyük Vazifeyi Birden, Bizzat Kendisi Yapacaktır” Diyor

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Buyurun Adnan Bey. 

ADNAN OKTAR: Buyuralım, siz de buyurun.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Dışişleri Bakanı toplantıya katılmıştı Adnan Bey, gündüz bahsettiğimiz Avrupa Birliği toplantısına, Avrupa Parlamentosu. Şöyle söylüyor; yaptığı konuşmada Türkiye'nin endişe konusu olması durumunun devam ettiğini belirtti. Ancak ardından şunları ekledi; "Türkiye'yi köşeye sıkıştırmamamız çok önemli. Türkiye'de yaşananlar ortak çıkarlarımızın aleyhindeymiş gibi aşırı bir tepki vermememiz gerekiyor." dedi. 

ADNAN OKTAR: Kardeşim, bir kere Darwinist’siniz. İngiliz derin devletinin etkisi altındasınız. Bambaşka bir kafanız var. Birde muazzam bir münafık ordusu tarafından destekleniyorsunuz. Ben münafıkları adamların bu şekilde değerlendireceklerini bu sene fark ettim, bu sene anladım. Ben zannettim, münafıklar sadece Müslümanların içinde başına bela olur öyle olur. Derin devlet tarafından çok nadide mantar gibi bunlar toplanıyor. Dağ mantarı gibi hepsini sepete atıyorlar, çok önemli görüyorlar. Her münafık aynı lafı ediyor, işte; "Ben onlara uymuyorum. Onlarla alay ediyorum. Onlara bağlı değilim. Onlar ne yapıyorsa tersini yapıyorum." İşte mesela internette imani bir yazı yayınlayacaksa yayınlamıyor, İngiliz derin devleti ile ilgili bir konu varsa yayınlamıyor yahut İngiltere'nin aleyhine bir şey varsa onu yayınlamıyor veyahut Darwinizm aleyhine bir şey varsa onu yayınlamıyor. Ama kendi menfaatine, kendi çıkarına olan şeyleri yayınlıyor. Bu mesela bir alamettir. Baktın mı anlarsın. Hastalık alameti. Veyahut işte kendince kurnazca homoseksüellik propagandası yapıyor gizli gizli, çaktırmadan. Veyahut cinayet propagandası yapıyor. Veyahut dinsizlik, ateistlik, Darwinistlik propagandası yapıyor çaktırmadan kendince. Bunların hepsi münafıklık alametidir. Onun için ahir zamanda bir münafığı tespit etmek için adamla uzun uzadıya görüşmeye gerek yok. Adamın Facebook'una baktın mı, başka neler oluyor işte Instagram, Twitter falan. Adam kitap gibi okunuyor oradan. Bakıyorsun ki adam işine gelmeyen konulara hiç dokunmuyor. Ama Müslümanım diyor bak, dikkat et. Sorduğunda diyor, "Ben İngiliz derin devletine karşıyım. Münafıklara karşıyım." Müslümanları bütün gücümle destekliyorum. Darwinizm’e karşıyım, Rumiliği kabul etmiyorum. Karşıyım da karşıyım." Bakıyorsun buna ait hiçbir şey yok. Sosyal medya hesaplarında buna ait hiçbir açıklama yok. Konuşmaları; konuşmalarında da yok. Bu anlatıldığında adam dinliyor mu? Dinlemiyor. Okuyor mu kitapları? Okumuyor. Konuşuyor mu? Konuşmuyor. Savunuyor mu? Savunmuyor. Savunmuyorsa, anlatmıyorsa, okumuyorsa, konuşmuyorsa belli ki hasta adam. Bunun başka ne anlamı olur? İkinci bir anlamı yok. Özel konuşmalarında da diyor ki; "Ben onlara onlardanmış gibi görünüyorum ama hiçbir konuda onları desteklemiyorum. Ne diyorlarsa tersini yapıyorum. Ne düşünüyorlarsa tersini yapıyorum. Hiçbir konuda onlara uymamaya çalışıyorum." Adam da diyor ki; "Asiymişsin sen. Helal olsun sana. Bayağı büyük bir kişilik bu, büyük bir şahsiyet." diyor. Asi olmayı, karaktersiz olmayı, kahpe olmayı, kalleş olmayı derin devlet mükemmel bir casus alameti, mükemmel bir şeytani faaliyet olarak gördüğü için takdir ediyor. Buna ait yüzlerce delil tarih içerisinde kendini gösteriyor. Allah ayette, Kuran'da belirtiyor. Münafıklar müminlerin yanına geliyorlar; "Biz sizi destekliyoruz. Küfre karşıyız. Derin devlete karşıyız. Peygamber’den yanayız. Onu çok seviyoruz. Allah'ın yarattığına inanıyoruz." Ee? Anlatmasına bakıyoruz. Arap kabileleri arasına dağılıyorlar; put inançlardan bahsediyor, Roma derin devletini savunuyor, Peygamber (sav)'in aleyhine konuşuyor. Hani seviyordun, destekliyordun? Bunu Kuran ayetleri özetle ana karakter olarak vermiş, münafık karakterini. Bunu gördüğünde adamı bil ki münafık. Münafık hep kendi işine gelen kısımları alır dinin İslam'ın, başka bir konuya girmez. Ve münafıkta da hep affedilme ümidi vardır. Diyor ki mesela "Kıyametin kopacağını zannetmiyorum." Ama kopsa bile bu ahlaksızlığına rağmen cennete gideceğini düşünüyor. Onun için bu yazılarında falan münafıkların hep bu yazıyı görürsünüz; hep böyle affedileceğini, kurtulacağını, yapsa etse de ahlaksızlığına devam etse de bir şey olmayacağını. Kıyamete mesela pek inanmak istemez münafık. Kıyamet onu çok rahatsız eder. Kıyametin yakınlığını asla kabul etmez. Kuran'da buna ait müteaddid ayetler var. Çok çok rahatsız olur; kıyamet, kıyamet alametleri. Mehdi (as)'yi asla kabul etmez. Bunları kabul etmeyen illa münafıktır anlamında demiyorum. Ama münafık sınıflamasında bu var. Deccali kabul etmez. Çünkü deccali kabul ederse kendini kabul etmiş olacak. Münafık asla kabul etmez. Ama hep birbirlerini zeka, akıl, üstünlük iddiasıyla şeytani yönde enaniyetlerini şişirerek beslerler. Münafık münafığı, derin devlet mensubu derin devlet mensubunu gece gündüz enaniyet yönünden besler. “Sen büyüksün, sen büyüksün. O büyük, o büyük. Şu büyük, şu büyük.” Sürekli birbirlerine büyüklük telkini yaparlar. O büyüklük telkininin devam etmesi için de bu sefer onlarda sonsuzluk iddiası var münafıklarda. Mesela PKK'lılar da öyle. Diyorlar ki; "Biz sonsuza kadar bu mezarda uyuyacağız." Sonsuza kadar mezarda uyuyacak. Canlısın öyle mi? Reddetmiştin. Sonsuzluk yok diyordun. Nasıl sonsuza kadar oluyor? "Şehidimiz" diyor. PKK mezarına şehit oldu diyor. Yani ne oldu diyorsun, şehit oldu diyor. Şehit olarak gitti diyor. Yahu şehit oldu adam, sen yok oldu demiyor musun? Yok oldu diyorsun da şehit oldu diyorsun, hangisi doğru? Münafıklarda hep sonsuzluk inancı vardır. “Sonsuza kadar birbirimizi seveceğiz, sonsuza kadar birbirimizi destekleyeceğiz.” Kardeşim, Allah'ı inkar etmiyor musun? Ediyorsun. "Allah yok. İnancımı kaybettim." diyorsun. Ondan sonra o da inancını kaybettiğini söylüyor. Nasıl sonsuza kadar destekleyeceksin birbirini? Sen dünyadaki hayatı kabul ediyorsun sadece. Dünyadaki hayatta da en korktukları şey Mehdi (as)'nin çıkması olduğu için bir on yıllık dönem vermişler son dönemde. 2023 tarihini veriyorlar deccaliyet. Mehdiyet’e karşı onların direncini güçlendirmek için bunları yapıyorlar. Diyor ya Mehdiyet; "2023'te bunlar darmadağın olacak." Onlar da diyor ki; "2023'te biz hakim olacağız." Yani karşı denge kurmak için taraftarlarına moral vermek için son on yılı böyle değerlendiriyorlar şu an. İşte "Ben yıllarca da olsa beklerim." Mesela bir yere casus gönderdiklerinde, casus diyor; "Ben otuz yıl sonra yeniden İngiltere'ye döndüğümde aranızda kendi vatanımda mutlu yaşayacağım." diyor, otuz yıl sonra. Mesela Lawrance gidiyor adam yıllarca kalıyor ve "Sonunda döneceğim ben." diyor. Münafıklarda böyle bir karşılıklı kurgulama metodu var. Mesela on yıl sonra-yirmi yıl sonra görüşeceğiz, konuşacağız gibisinden. O onlara moral veriyor. Bir mücadele azmi oluşturmak için bunu yapıyorlar. Bütün yazışmalarında bu var münafıkların. Kendi aralarındaki çalışmalarında var. Kuran da buna işaret ediyor Tevrat da buna işaret ediyor. İncil’de de buna işaret ediliyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mehmet Şevket Eygi Hocamız yazısında "Birleşik Krallık İngiltere İdarecilerine Hitaben" başlığı altında şunları yazdı. 

ADNAN OKTAR: Etkimiz yeri göğü sallıyor görüyor musun? Şimdi Hocamız’la beraber bu yetmiş dokuzuncu kişi oldu.

KARTAL GÖKTAN: “Birleşik Krallık dağılacaktır. İngiltere'de İslam güçlenecek ve ülkeye hakim olacaktır. İslam diniyle ve alimiyle uğraşmak konusunda başarılı olmanız mümkün değildir.” 

ADNAN OKTAR: Hocam’a helal olsun. İngiliz derin devletine öyle bir tokat vurmuş ki sağ kulağından girmiş sol kulağından çıkmış. Ağzına diline sağlık. 

OKTAR BABUNA: Rusya'yı da şahlandırdınız maşaAllah. Vesile oldunuz.

ADNAN OKTAR: Her yer şahlandı İngiliz derin devletine karşı. Hocamız’ın da dikkatli bir dinleyici olduğu görülüyor maşaAllah Allah razı olsun. Ellerinden öpüyorum. Ben onu evliya olarak görüyorum Mehmet Şevket Eygi Hocamızı. Allah ömrüne uzun güzellik versin, uzun bereket versin, uzun hayırlar versin, her yerini nuruyla sarsın.

Münafıkların birbirlerini övmeleri akıl almaz boyutlarda oluyor yani delilik derecesinde. İngiliz derin devletinin yaptığı yöntem bu. Mesela Lawrance'ı öyle bir övüyorlar ki adam aklını yemiş yani artık böyle, o derece. O kadın Gertrude Bell; öve öve öve öve kadını adeta delirtmişler. O onları övüyor, o onları övüyor. Münafıklarda karşılıklı övme çok hayatidir. Ve zeka ve akıl yönünden, kalite yönünden çok üstün olduklarını iddia ederler. Bölgesini över, kendi şehrini över, kasabasını över, sülalesini över. Irk olarak övünür. Yani bir manyaklık derecesinde büyüklük hissi vardır, delilik derecesinde. Ve münafığın akılsızlığı da; alenen yapar münafıklığını. Fakat hep Allah'ın affediciliğine sığınma eğilimi de vardır münafıkta. Bütün yapıp ettiklerine rağmen cennete gireceğini zanneder. Bir münafığı tanımak o kadar kolay ki aslında sosyal medya hesapları kimlik kartı gibi. Girin, bakın hemen anlarsınız münafığı. İşine gelmeyen hiçbir konuya girmez. İşine gelen her konuya girer münafık. Çok sahtekardır. İşine gelen yerde över, işine gelen yerde durgunlaşır susar. 

İngiliz derin devleti kadınlara hep kısa saç teklif ediyor. Bu çok manidar, yani bunların yazışmalarında konuşmalarında bu çok dikkat çekiyor. İngiliz derin devleti, yani bu tanıtıcı bir vasıf olarak belirtiliyor. Hayır, kısa saç kadınlara çok yakışıyor güzel de fakat bunlar üniforma gibi görüyorlar. İngiliz derin devleti kadınların homoseksüel olmasını, erkeklerin de homoseksüel olmasını istiyorlar. Kadınları da kullanıyorlar, erkeleri de kullanıyorlar. Erkekleri, homoseksüel ilişkiye girdikten sonra istedikleri gibi her ülkeye gönderip kullanabiliyorlar, her şeyde. Kadınları da fuhşun içine çekerek kullanıyorlar. Birçoğunu da İngiltere’ye çağırıyorlar. İngiltere’de ırzına geçiyorlar kendi aralarında İngiliz derin devleti. Bir o, bir o, bir o ırzına geçiyor. “Şöyle muhteşemsin, böyle akıllısın, şöyle zekisin.” Ama kendi aralarında küfrediyorlar, hakaret ediyorlar. Ama arkasından küfreden bu adamlar yüzüne karşı övüyorlar. Sonra kendi aralarında bunun ırzına geçtikten sonra bir o, bir o, bir o ondan sonra oraya buraya casus olarak gönderiyorlar. Birçoğu da Pakistan genelevlerinde, İngiltere’deki genelevlerde oralarda onları peşkeş çekip mahvediyorlar, bir kısmını da suikastla öldürüyorlar. “Ya” diyorlar “sen çok özel bir adamsın. Çok özelsin, çok farklısın. Seni anlamak için ancak İngiliz aklı olması lazım. İngiliz kültürü olması gerekir. Senden ancak bir İngiliz anlar.” İngiliz dediğin ne? Yiyen, içen, banyoya giden alelade Allah’ın herhangi bir kulu. Ne fark eder İngiliz? Hepsi Adem (as)’ın evladı değil mi? Nereden çıkarıyorsun bu kafayı? Kısa bir süre yaşayıp öleceksin. Aklı gidiyor bunların. Mesela birbirlerine on yıllık-yirmi yıllık güvence veriyorlar. Ne biliyorsun on yıl yaşayacağını sen? Ne biliyorsun yirmi yıl yaşayacağını? Bir de sonsuzluk, “sonsuza kadar beraber olacağız” diyor. Ya kardeşim, Allah’ı inkar ediyorsun. Öbürü de inkar ediyor, sen de inkar ediyorsun. Sonsuzluk nasıl olacak size? Ölümden sonra yok olduğunu iddia ediyorsun sen. Sahtekarlık yapıyorsun, yalan söylüyorsun.

Bu yüzlerce İngiliz derin devleti mensubunun resimleri var. Bunları kitap olarak yayınlayacağız. Şimdilik ben özet olarak veriyorum.

Müslümanların içinde Müslümanlara zıt davranan kişileri onlar internetten oradan buradan tespit ediyor. Mesela bakıyor, hiç İngiliz derin devleti aleyhinde konuşmuyor, bakıyor sürekli onları övüyor, İngiltere’ye hayran, homoseksüellere hayran, sapıklığa hayran, homoseksüel kadınlara hayran. Darwinizm’e gönlü açık, kafası açık. Müslümanlardan bahsetmekten şiddetle kaçınıyor, Müslümanlardan bahsetme diye bir konusu yok. “Ha” diyorlar “tamam, bu adam yollu, müsait.” Hemen onunla bağlantıya geçiyorlar. Zaten bu alçaklar da işareti veriyor. Mesela bir dinsizin, Allahsızın Kitapsızın kitabını alıyor. Yatağa uzanıyor mesela o kitapla resim çektiriyor, dinsiz bir adam, Allahsız. O resmini adama gönderiyor. Adam diyor ki; “Sen benim kitaplarımı mı okuyorsun?” “Gece gündüz” diyor “ben bütün kitaplarını okudum” diyor. Halbuki okuduğu falan yok. Sırf o pislik adamlarla bağlantı kurabilmek için. Bu sefer o adamın beğenisini alıyor, adam da gidiyor başkasına tavsiye ediyor bunu. Bu sefer başkasına tavsiye ettiği adamın kitabını alıyor, onu alıyor onunla resim çektiriyor kitabı okuyormuş gibi. Mesela gözlükle falan yan yatmış hani derin tefekküre dalmış gibi yapıyor. Bakan, sadece kitap okuduğunu zanneder. Ama kitabı büyüttüğünde baktığında kitabın Allahsız, Kitapsız biri tarafından yazılmış, din İslam düşmanı bir kitap olduğu anlaşılıyor. Böyle kahpece ve alçakça münafıklar işaret veriyorlar yöntem olarak yani. Ve böyle nerede homoseksüel, üçkağıtçı, din düşmanı, Allah’a Kitap’a düşman, haysiyetsiz, satılmış adam varsa zaten kendi karakterinde olduğu için onlarla ittifaka geçiyor adam. Ve bunları zincirleme bulmuş oluyor, hayret edecek şekilde bulmuş oluyor. Onun için münafığı takip ettiğinde küfrü yakalamak son derece kolay. Yani domuz sürüsü gibi toplu bir arada bulursun. Bütün münafıkları bir münafığı yakaladığında hepsini orada bulman mümkün oluyor. Onun için kardeşlerimiz o gözle baksınlar. Mesela bir homoseksüelin, mesela bir Allah din düşmanının, bir İslam düşmanının, bir münafığın internet sitesine girdiğinde hep kendi kafasındaki adamlarla ittifak halinde olduğunu görürsün. Ve sinsice de bir parça Müslümanlıktan bahseder onlar dikkat çekmemek için bir parça, ağız ucuyla kendi çıkarlarına uygun kısımlarla. Ama asıl İngiliz derin devletinin aleyhine olan kısımlar, münafıkların aleyhine olan, Darwinizm’in aleyhine olan, İslam’ın, Kuran’ın lehine olan hiçbir hususu almamaya dikkat ederler. Diyor ki adam; “Ben nasıl anlayacağım?” İşte aç bak. Biraz kafanı çalıştır hemen anlarsın, görürsün.

Hepsi Kraliyet ailesine hayran. Yani gözlerinde acayip büyütüyorlar. Halbuki onlar da dokuz ay on günlük adam, yiyen, içen, ölen etten kemikten insan. Hiçbir özelliği yok. Onlara yalakalık yapınca İngiliz derin devletinin beğenisini toplayacaklarını ve dolayısıyla rahatça İngiliz vatandaşı olup bal ırmakları, süt ırmakları içerisinde huzur içinde yaşayacaklarını zannediyorlar. Yani deccala şirin görünüp, İngiliz derin devletinin oluşturduğu deccaliyete şirin görünüp deccalın nimetleriyle yaşayacaklarını zannediyorlar. Allah belalarını veriyor tabii sonunda.

Ya kardeşim, düşünün hayret edici homoseksüel ilişkiye besmeleyle giriyor. Homoseksüel evlilik yapıyorlar; besmeleyle yapıyor, hoca çağırıyorlar, rahip çağırıyor. Dine inanmıyorsun, Allah’a inanmıyorsun. Adamı niye eziyorsun orada? O pisliğin içine niye o adamı sokuyorsun? Allah ona “pislik” diyor Kuran’da. Adamı niye bu işin içine sokuyorsun? “Seni hapsederiz” diyorlar. Cami hocasına gidip besmeleyle homoseksüel nikahı kıyıyor adam, cami hocasıyla. Sapık ilişkiye, sapıklık yaparken, ahlaksızlık yaparken besmeleyle yapıyor. Yani kendince alay ediyor. Ama karşı taraf da ahmaksa onu da kandırdığını zannediyor. Mesela münafık adaylarını kandırdığını zannediyor. Böyle cins tipler yani.

Münafık köpek gibi böyle kaçarak yaşar. Müslümanlardan kaçarak, İslam’dan kaçarak, Kuran’dan kaçarak, Allah’ın ayetlerini dinlemeyerek. Yani böyle bütün ömrü zelillik ve aşağılanma içinde geçer. Yani böyle bir ahmaktır. “Şeytanı dessastır” diyor Bediüzzaman. Bak, ahmağa bak, güzel, insanca yaşamak varken domuz gibi oradan oraya kaçarak, oradan oraya gizlenerek Allah’ın adını duymamak için, İslam’ın şiarını, güzelliğini hissetmemek için köpek gibi kaçar. Hep pislik içerisinde, hep rezillik içerisinde, hep aşağılanarak, hep haysiyetsizce yaşar ve buna razıdır. Bu çok büyük mucize. Halbuki tövbe edip kurtulsa biter. Ama vazgeçmez işte hasta yani. Mesela Resulullah (sav) zamanında görüyorsun, nur gibi Peygamber. Üç yüz kişi inanılır gibi değil, üç yüz kişi münafık Peygamber (sav)’le gece gündüz uğraşıyorlar, alçak adam. İnsan gibi olsana, Müslüman gibi olsana, normal yaşasana. Akşama kadar köpeklik yapıyor. Gizlice bir şeyler getiriyor, gizli haberler götürüyor. Fitne çıkarıyor, fücur çıkarıyor, karaktersizlik yapıyor. Onun için ayette de diyor “arkasını dönüp kaçar sizden” diyor. Bak, bu da bir münafık alameti. Mesela bu şaşmıyor Allah’ın hikmeti. Binlerce yıldan beri hiç vazgeçmedikleri bir özellik. Resulullah (sav) zamanında mesela münafık Allah’ın ayetleri okunduğunda dayanamıyor, hemen kaçıyor. “Münafıklar, kalblerinde olanı kendilerine haber verecek bir sûrenin aleyhlerinde indirilmesinden çekiniyorlar.” (Tevbe Suresi, 64) diyor ayette. “Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.” (Nisa Suresi, 61) diyor. “Bir sûre indirildiğinde onlardan bazısı: "Bu, hanginizin imanını arttırdı?" der.” (Tevbe Suresi, 124) diyor. Ahmak, dinsizsen dinsiz olduğunu söyle. Be hey sersem münafıklık bin beter. Kafirlik yine hafif derecesi. Münafığın bin beter yani dinsizsen söylesene dinsiz olduğunu. Niye Müslümanların içinde ahlaksızca ve alçakça ve çirkefçe kafir olduğun halde küfür içinde olduğun halde kendini gizliyorsun? Mesela var ateistler “ben ateistim” diyor, gayet normal. İman etmiyor olabilir, anlamıyor olabilir. Adam dürüstçe söylüyor. Ama öbürü sahtekarlık, kahpelik, oyunla ve adice ve alçakça bütün ömrü boyunca kendini gizleyerek münafıkane yaşıyor. Zoruna ne oldu?

Şunların akla bak. Homoseksüel evlilik yapıyor. Allah’ın ayetlerini okuyarak homoseksüel evlilik yapıyorlar. Allah’ın diniyle ne uğraşıyorsunuz be hey alçaklar? Dinsizsen, Allahsızsan Allah’ın dinini kullanmaya kalkma.

Mesela bak, İngiliz vatandaşı olmak için başvuracak kişiler sözlü ve yazılı teste tabi tutuluyor. Şimdi bak, adamlara sordukları soruya bak. “İngiltere’nin değerleri, prensipleri, gelenekleri, kültürü.” Onun için akıl almaz bir çalışma yapıyorlar. İngiltere’nin değerlerini öğreniyorlar, prensiplerini öğreniyorlar, geleneklerini öğreniyorlar, kültürünü öğreniyor. İngiltere tarihini şekillendiren olaylar ve kişiler, bunlar soruluyor. İngiliz hükümeti ve hukuku soruluyor ve İngiltere’de yaşam bilgisi. Adam yani iliklerine kadar İngiliz oluyor. İşte İngiliz büyüklerinin resimlerini koyuyor. Onların yazılarını yayınlıyor. En sonunda “tamam” diyorlar. “Sen müsaitsin.” Ama İngiliz derin devleti bu adamların içerisinden karaktersiz ve kendi vatanına, kendi milletine, Müslümanlara, kardeşlerine karşı kahpelik yapacak tipleri ayrıca ayırıyor. Bunları casus olarak kullanıyorlar. Yani şu an mesela 15 Temmuz darbesinde kullanılanlar işte bu tiplerdi. Daha önceki ayaklanmalarda kullanılanlar da bu tiplerdi. Yani hükümetin üstüne baskı yapmada kullandıkları da bu tipler. Bazıları için söylüyorum hepsi için söylemiyorum. Hükümetin içine kadar sızmaya kalktılar bunlar.

Mesela bağlılık yeminini okumuştum size, bak, diyor ki “ben falanca” diyor adam, “İngiliz vatandaşı olduğumda Majesteleri Kraliçe 2. Elizabeth’e ve varislerine bağlı kalacağıma” Ya Allah adına yemin edilir. İngiltere Kraliçesi adına niye yemin ediyorsun? “Yollarını izleyeceğime.” Ya sen Kuran’ın yolunu izlersin. İngiltere Kraliçesi’nin yolunun neyini izleyeceksin sen? “Her şeye kadir tanrının adıyla yemin ederim.” “Kim o tanrı?” diyorsun? “Söyle.” “Lord” diyor. “Kim?” Diyor. “Benim” diyor. Geçen gün gördünüz adam alenen Allah olduğunu iddia ediyor.

Mesela homoseksüeller Kuran ayetleriyle homoseksüelliği helal hale getirmeye çalışıyorlar. Kadından anlamayan, erkekliğini kaybetmiş, yani cinsel gücünü kaybetmiş erkeklerden bahsediyor ya ayette. Yani testisi alınmış erkek. “İşte” diyor; “bak, Allah burada homoseksüelden bahsediyor.” Adam sadece testisi alınmış bir insan. Kolu kopmuş gözü kopmuş, bunun gibi. Homoseksüelliği Allah Kuran’da müthiş aşağılıyor, onu açıklamış zaten. Ama bu adam sadece erkekliğini kaybetmiş, yani üreme gücünü kaybetmiş. Çocuk için de söylüyor. Çocuk da mı haşa homoseksüel? “Kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan” (Nur Suresi, 31) diyor. Onunla beraber söylüyor, her ikisinde de aynı amaç. Çocukla onun arasında bir fark yok Kuran’daki o hükümde. İkisinin de cinsellikle ilgili yeteneği yok, gücü yok. Burada nerede homoseksüel propagandası, nerede burada homoseksüel açıklaması? Bak, Kuran’ı kullanmaya kalkıyorlar homoseksüellik propagandası için. Yani bu çok korkunç bunların yöntemleri.

BEYZA BAYRAKTAR: Allah Lut kavmi için “Siz gerçekten, sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı 'çirkin bir utanmazlığı' yapıyorsunuz.” (Ankebut Suresi, 28) Diye geçiyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela diyor ki “adam hırsızlık yapıyor” diyor. “O da homoseksüellik yapıyor” diyor. Ya kardeşim hırsızlık yapan şahsi suç işlemiş oluyor. Ama homoseksüel bütün toplum açısından riskli oluyor. Yani bir aile içine gittiğinde, sokağa bir yere gittiğinde herkes için risk meydana gelmiş oluyor. Ve Allah’ın lanetlediği bir eylem, bunu nasıl hafife alırsın sen?

İbni Hacer el Askalani, Fethul Bari’de “Deccal” diyor Resulullah (sav), “önce iman ve iyilik iddiasıyla ortaya çıkar.” Bak, Resulullah (sav)’in sözü. “Deccal önce iman, Allah’a iman ve iyilik iddiasıyla ortaya çıkar. Yani “Allah var” diyor. “İslam vardır ve insanlar barışa, kardeşliğe yönelsinler” iddiasıyla çıkar. Sonra peygamberlik daha sonra Allah olduğunu iddia eder” diyor. Ve ahir zamanda çok fazla deccal oluşacağını söylüyor. “Otuzun üstünde deccal oluşur” diyor. “İçinde kadınların da olduğu deccallar” diyor.

“Münafıkların diğerlerinde sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız.” Yani hem Müslümanlara yalakalık yapıyor, hem kafirlere yalakalık yapıyor münafıklar, yani kendilerini beğendirmeye çalışıyorlar. “Ama” diyor ayette, “fitneye her geri çağırılışlarında” yani bir pislik yapmak istediklerin “içine baş aşağı balıklama dalarlar” diyor. Nerede bir pislik varsa münafık orada oluyor Allah’ın hikmeti. (Nisa Suresi, 91).

Bak, mesela Zümer Suresi 45’te, şeytandan Allah’a sığınırım. “Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır.” Münafıklar acayip sıkılırlar hemen kaçar olay yerinden Allah anıldığında. “Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.” Mesela İngiliz derin devletinin bir menfaati, İngiltere’nin bir menfaati yahut bir homoseksüelin bir hayatı falan olduğunda mesela adam bir yerde birisi konuşuyorsa yahut bir yerde yazı varsa, bir araştırma “hemen ona yönelirler” diyor. “Ve sevince kapılırlar” diyor. Zümer Suresi, 45’te.

Özetle homoseksüelleri, Darwinistleri, Allah’ı inkar edenleri korumak için, yani teşvik etmek için Kuran ayetlerinden delil arıyor bu adamlar. Hiç alakası olmayan hükümleri delil gibi sunuyorlar. Bak, homoseksüeller için de böyle, Darwinistler için de böyle. Darwinizm ile ilgili hiçbir hüküm yok Kuran’da. Zorla “Kuran’da Darwinizm anlatılıyor” diye ortaya çıkıyorlar. Homoseksüelliği Allah şiddetle aşağılarken “Allah” diyor “homoseksüelliği Kuran’da savunuyor” diyor. Yani çok şirret ve şerir adamlar münafıklar. Çok dikkatli olmak lazım.

Mesela sosyal medya hesaplarında bakın, küfürle iç içedir, kucak kucağadır. Ama Müslümanlardan hiç arkadaşları olmaz. Ya onları bloke ederler, utanır Müslüman’dan. Kafirde onu bulur, yani mesela homoseksüelde veyahut bir Dawinist’te. Onda onuru bulur kendi kafasına göre.

Resulullah (sav) diyor ki; “İmam Mehdi her grubun gizli planlarından haberdar olur.” Bak, “İmam Mehdi her grubun gizli planlarından haberdar olur ve planlarını kendilerine söyler” Yani “siz bak, böyle böyle planlarınız var” diye yüzlerine karşı söyler” diyor. “Mehdi sadece bakmasıyla dost ve düşmanını tanır” diyor. “Gözlerinden, yüzünden tanır” diyor. İmam Caferi Sadık (as) “suçlular çehrelerinden tanınacak” Muhammed Suresi, 30’da ayet hakkında şöyle buyurdu. “Allah onları tanır, lakin bu ayet Kaim Mehdi hakkında nazil olmuştur. Mehdi münafıkları çehrelerinden tanıyacak ve ashabıyla birlikte onları darmadağın edecek.” Tipinden tanıyacak. Ama hayret ya münafık diye bir sınıf olması çok şaşırtıcı değil mi? Normalde direkt kafir olması lazım. Müslümanların içerisinde aşağılanarak, horlanarak çok zor şartlarda kahpelik yapıyor, inanılır gibi değil. Mesela İngiliz derin devletine casusluk ne kadar zor ve tehlikeli bir şey. Binlerce casusları var ya. Hayret edecek şey, inanılır gibi değil. Bodrum katlarda yaşıyorlar, erkek kılığında geziyor. Kendini gizliyor, fahişelik yapıyor, dövülüyor, sövülüyor. Ömrü boyunca sürünüyor, fakat o ahlaksızlığı yapıyor. Yani adamların maaş falan da bir şey de verdikleri yok. Hayır, para karşılığı zaten yapabileceği bir şey de değil. Parayı harcayacağı bir yer de yok zaten. Yani rezil kepaze olarak yaşıyorlar. Sadece o pisliği yapabileceği kadar para veriyorlar ona. Ama onun dışında sürünüyor adam. Çok şaşırtıcı bu. Sonra da “sonsuza kadar beraber olacağız” diyor. “Allah’a inanmıyorum” diyor haşa. “Sonsuza kadar da beraber olacağız.” Bu kadar münasebetsiz, bu kadar çelişkili, bu kadar delice bir sistem tahmin edilemiyor. İşte bu mucize, Kuran’ın mucizesi. Normalde bunun hiç olmaması lazım. Yani kafirse kafirdir, Müslüman’sa Müslüman’dır.

Mesela diyor ki; “Casusluk için her şeyi bırakırım. Ülkemi bırakırım, vatanımı bırakırım. Dinimi bırakırım, casusluk için ne gerekiyorsa yaparım” diyor. Ya kardeşim casus zaten hainlik. Bak, kendi vatanını aleyhine hainlik yapıyorsun ve pislik adamlara hizmet ediyorsun, katillere. Kendi vatandaşlarını öldüren insanlara hizmet ediyorsun. Bu nasıl bir alçaklık, ahlaksızlıktır? Bu nasıl bir manyaklıktır? Zoruna ne oldu? Ve sürünüyorsun, aşağılanıyorsun. Gizlilik içerisinde Müslüman gibi görünmeye çalışarak bu kadar kepazeliğin içine niye girersin?

Peygamber Efendimiz (sav)’e demişler ki; “Mümin ve münafık kimdir?” diye sormuşlar. Peygamberimiz (sav) şu cevabı vermiş; “Mümin, Allah’tan başka hiçbir kimsede umudu olmaz.” Yani sadece Allah’a güvenir. “Münafık ise Allah’tan başka herkese umut bağlar” diyor. “Bir tek Allah’a güvenmez” diyor münafık. Yani “herkesten bir şeyler almaya çalışır” diyor. Müslüman’ın mesela malını almaya çalışır, imkanını almaya çalışır. Kafirin yine malını, imkanını, kendine baktırmaya çalışıyor. “Mümin günahını üzerine düşecek bir dağ gibi görür.” Yani günahını üstüne düşecek bir dağ gibi, yani günahtan çok çekiniyor. “Ve günahtan böylece korkar. Münafık ise günahını burnunun üzerine konmuş uçan bir sinek gibi görür.” Yani çok hafif görür, çok önemsiz görür. Sahihi Buhari, Daavât bölümü 4’te.

Lokman Suresi, 33 “Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin.” Dünya hayatına aldandığı için casusluk yapıyor, adilik yapıyor. “Ve aldatıcılar da” deccallar de “sizi Allah ile aldatmasın.” Bak, şu an deccallar Allah ile aldatıyor. Pislik yapıyorsun besmeleyle yapıyorsun, inanılır gibi değil. Adam öldürüyor besmeleyle, homoseksüellik yapıyor besmeleyle, fuhuş yapıyor besmeleyle. Deli misin sen ya? Nasıl bir adamsınız siz? Telefonda ahlaksızlık yapıyor mesela, zulüm emirleri veriyor. “Şurayı bombalayın, burayı bombalayın” besmeleyle. Kendi de inanmıyor, konuşulan da inanmıyor. Böyle bir manyaklık içindeler. “Biz Rumiyiz” diyor. Zannediyorsun ki adam artık hem Müslüman hem de artı tasavvufla ilgileniyor. “Bize bunu bir anlatsana” falan diyorsun. “Rumilik en yüksektir” diyor. “Nasıl?” diyorsun. “Biz İslam’ı aştık, Müslümanlığı aştık. Müslümanlığın üstünde bir şey bu” diyor. Zaten diyor Rumi’nin kitabında “Müslümanlığın üstünde bir ova” diyor, “kafirliğin ve Müslümanlığın üstünde bir ova. Alakası yok. İslam altta kaldı” diyor haşa. Adamlardaki kafa bu.

OKTAR BABUNA: “Kuran yok olur” diyor “Mesnevi kalır” diyor “aracısız geldiği için. Kuran aracılı olduğu için yok olacaktır” diyor haşa.

ADNAN OKTAR: Münafık Müslümanlarla ilgili bilgiyi, ufacık bir bilgiyi bile anında bir yere göndermekten haz duyar, şeytani bir haz. Mesela bir yerden bir yere biri gitse onu bile söyler. Böyle muhbirlik ciğerine işlemiştir münafığın. Onun için hep Müslümanlara yakın olabilmek ister ki haber alabilsin. Mesela Resulullah (sav)’ın yanından hiç ayrılmıyordu münafıklar. “Vahiy yazacağız” diyor, vahyin hiçbirine inanmıyor gülüyor adam vahiy yazarken. Resulullah (sav)’la alay ediyor haşa kendince. “Kimin imanını artırdı bu?” diyor. Ama ısrarla da yanında duruyorlar. Ya kardeşim bu nasıl bir kafa iman etmiyorsan git. Bak vahiy yazıyor aşağılanıyor, hakaret ediliyor münafıklarla ilgili hükümler iniyor adamın umurunda bile değil. Daha hala Resulullah (sav)’ın yanında ona kötülük yapmanın peşinde. Bu çok şaşırtıcı.

Mesela Müslümanların herhangi bir gizli bilgisi mutlaka onu küfre gönderir münafık. Mutlaka yani manyaklık derecesinde. O şeytani bir haz onun için. Onunla da bir şey yaptığını zanneder halbuki zaten Allah onun halini yazıyor. O zaten Allah katında görülen bir insan. Mesela “Allah adına bir şey yap” desen “beceremiyorum” der. Ayette var ya “biz” diyor “mücadele etmeyi bilseydik gelirdik sizinle.” Bütün münafıklarda bu vardır. “Bana bir görev verin” işte “ben beceremiyorum bulamıyorum” halbuki sen ona para versen cayır cayır yapar, çıkar için yapar. Yahut bir münafık söylese “seni” işte “İngiltere kraliçesiyle görüştüreceğiz” falan dese anında yapar. Ama İslam adına olduğunda bir türlü beceremediğini söyler. “Şunu anlayamıyorum şunu göremiyorum bilsem yapardım.” Halbuki bayağı var yeteneği, münafığın yeteneği açıktır. Ama İslam adına olanda yapmaz. Ama mesela küfür adına bir şeytanlık olduğunda sekiz saat bile yazı yazar, dokuz saat bile yazı yazar. Araştırma da yapar kitap da okur ama illaki fitneye açık olması lazım. Diyor ya ayette “balıklama dalarlar, fitneyi gördüğünde balıklama dalarlar.” Ama İslam konusu olduğunda bir türlü beceremediğini söyler. Mesela münafıklarla yazışmalarda şunda bunda çok ustadır şeytanlıkta. Ama İslam’a hizmette kendisini çok beceriksiz gösterir. Buradan da tanıyabilirsiniz münafığı.

Münafığa çok önem vermemizin nedeni, ahir zamandaki tek mücadele edilecek cereyandır. Tek mücadele edilecek cereyan. Bediüzzaman diyor bak, “O ahir zamanda tevellüt edilecek olan cereyanı münafıkaneyi öldürüp dağıtacak Mehdiyet” diyor. Biz de Mehdi öncüsü olduğumuz için bu konuyu ön planda tutuyoruz.

Bak Tevbe Suresi, 107’de “Zarar vermek” bak Müminlere zarar vermek “inkârı (pekiştirmek)” Darwinizm’le materyalizmle inkarı pekiştirmek, “mü'minlerin arasını ayırmak” Müslümanların birbirleriyle bağlantısını istemez münafık, birbirini sevmesini dost olmasını istemez “ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek” Müslümanların aleyhine bir baskın yapılmasını, bir saldırı yapılmasını gözler münafık “için mescid edinenler” yani kendilerine bir sistem kuranlar mesela İngiliz derin devletiyle bir mescid meydana getiriyor, bir topluluk, mescid’den kasıt topluluk yani. İrtibat halinde bağlantı halinde her türlü melaneti yapacağı çalışma. “Derler ki” diyor. "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" amacımız iyilik “diye yemin edenler (var ya,)” birde Allah adına yemin ediyor, münafık Allahsız Kitapsız birde diyor ki “ben” diyor “tek amacım iyilik. Müslümanlara faydalı olmak için yapıyorum” diyor.  “Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir” diyor Allah.

Münafık akıl almaz pistir. Bu gizli bir özelliğidir, akıl almaz pis olur münafıklar. İğrenç mahluklardır fakat onu göstermez alenen göstermez ama çok pistir. Çok şeytandır çok oyuncudur. Hayret, dürüst normal yaşamak varken casusluk senin neyine? Ta Hindistan’dan kalkıp geliyorsun bilmem ne oradan gidiyorsun Rusya’ya. Kafanı mı sıyırdın sen? Zoruna ne oldu ya bin bir tehlike, dövülüyor sövülüyor aşağılanıyor. Allah’ı inkar ediyor, dini inkar ediyor, kendine dinine karşı mücadele veriyorsun. Sen deli misin? Şu manyak enerjisine bak.

Ali Muhammed, “Münafık analizleriniz mükemmel.”

Muhammet Kartal, “İslam’a mükemmel hizmet ediyorsunuz” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim. 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

VTR: Münafık Sosyal Medya Hesaplarında Dini Hatırlatan Konuları Görmek Müslümanlarla Bağlantı Kurmak İstemez 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Bundan sonra "Münafık nasıl teşhis edilir?" diyen internete girecek. İnternette sosyal medya hesaplarından münafığı teşhis etmenin yollarını göstereceğim. Tam isabet kaydedecekler. Göstereceğim, anlatacağım Allah'ın izniyle. Münafığın bütün karaktersizliğini sosyal hesaplardan, sosyal medya hesaplarından görebileceksiniz.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü