Harun Yahya

Sohbetler (21 Kasım 2016; 18:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

HAKAN KURTUL: İyi akşamlar A9 TV izleyenleri. Adnan Oktar'la Sohbetler'e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: "Hocam, oğlum için bir isim?" Ahmet Yılmaz. 

Ne diyelim? Bir etiket yapalım. “Sevgi birliği dünyanın ihtiyacı” diyelim.

Evet, dinliyorum. 

OKTAR BABUNA: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, NATO Parlamenterler Asamblesi'nde Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki varlığını eleştiren Ermeni vekili Nahapetyan'ın, Türk askerinin Halep'te faaliyet göstermesiyle ilgili sorusu üzerine sert bir cevap verdi; "Bizim hiçbir şekilde Suriye ile Irak'la toprak bütünlüğü ile ilgili hiçbir sorunumuz yok. Milletvekili yine bilmiyorsa ya son derece cahil ya son derece art niyetli. Başka izahı yok. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Halep'le ilgili tek bir münasebeti yok, attığı mermi yok. Halep'le ilgili Türkiye'nin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir tek mermi attığını söyleyen varsa ben istifa ederim. Bu terbiyesizliktir, iftiradır, yalandır, ahlaksızlıktır." dedi. 

ADNAN OKTAR: Paşamızı gadaplandırmışlar. Paşamız Osmanlı paşası gibi. Ona gadab-ı şahane derler. Paşamız dürüst insan, efendi insan, Müslüman evladı. Bir ara dedikodu falan çıkartmaya kalktılar. Adilik yapacaklardı şeytanın pabuçları. Kafalarına ters şapka gibi giydiler kendi pabuçlarını. Haklı sinirlenmekte yani bu tip çıkış yapmakta. Çünkü Türkiye nefsi müdafaada. Ben Halep'i fethederim falan demiyor. Dünyanın şu şartlarında bizim öyle bir derdimiz yok. Ayrıca biz bütün İslam alemi birleşsin diyoruz. Biz küçük küçük toprak parçaları fethederek büyüme derdinde değiliz. Bir anda bütün İslam alemi birleşsin diyoruz. Dolayısıyla öyle bir derdimiz olmaz. Yalnız Paşamız böyle şeylerde daha müsterih, daha rahat olsun. Kasten yapıyor adamlar kızdırmak için. Paşamızın da tabii Hamiyet-i İslamiye'si kabardığı için, ona gadab-ı şahane derler, öfkeleniyor. Adamlar da amacına ulaşmış oluyorlar. Bence çok sakin olsun. Her yerde bu tip laf atmalar olur. Zaten malumudur, benim onu söylememe gerek yok. Çok iyi bilir. Yüzde yüz böyle bir şey olacak, kızdırma amaçlı olacak diye düşünerek sakin akılcı cevap vermekte fayda var. Paşamız bizim Paşamız, EvelAllah. Ciddiye almasın böyle insanları. Bunlar sıradan insanlar. Tembihli geliyorlar. Bunlar İngilizlerle bağlantılı tipler, İngiliz medyasıyla bağlantılı tipler. Bu Ed Hüseyin'lerin falan ekipleriyle iç içe bunlar. Yani malum tipler. Dolayısıyla bunları ciddiye almak olmaz. Hatta önceden de bildirilebilir böyle kişilerin geleceği, Paşamız bundan sonra gereğini yapacaktır.

"Hocam, sol görüşlü bir yazarla sohbet ederken sizin için; 'Hayata bakış açılarımız farklı ancak bağnaz düşünceye karşı çok ciddi bir fikri mücadele içinde.' dedi. Hocam bağnazlığa karşı duruşunuzu her kesim ve görüşten insan gerçekten hayranlıkla izliyor. Ben de CHP'yi destekleyen demokrat görüşlü bir insanım. Ancak sizin fikirleriniz ve dini anlatımlarınız bana yarınlar için güven veriyor. Sevgiyle kalın." Ayla Yücel, İstanbul. Biz de güzel Ayla'ya saygılarımızı, selamlarımızı, hürmetlerimizi iletiyoruz. Bütün CHP'lileri çok seviyorum. Hepsi tertemiz insanlar, çok aklı başında insanlar. Türkiye'nin güçlü bir muhalefete ihtiyacı var. Muhalefetsiz Türkiye korkunç olur. Yaşanmaz öyle bir ülkede. Çok tehlikeli olur. Çünkü muhalefet iktidarın kalitesini artırır. İktidarın bir nevi aklıdır muhalefet, hareket gücünü artıran muharrik bir sistemdir.

"Hocam, şehitler diğer dünyadayken şehit oldukları ihtimalini düşünürler mi?" Gamze Hürmetli. Aklına gelmiyor. Mantık olarak onu bulamıyorlar. Çünkü normal hayat yaşarken hayat sakince birden değişiyor. Yani o anlaşılacak gibi olmuyor. Anlatıldığı kadarıyla böyle olduğunu anlıyoruz. Çünkü bir kere Azrail Aleyhisselam'ı görmüyor, can alınma yok. O zaman ölüme nasıl inansın? Ama şehitlik kavramını da bilmiyor yalnız. Yani o kavram unutturuluyor. Sadece onu bilmiyor. Sadece ölümü biliyor. Bir insan ya ölür ya ölmez, o şekilde, ara bir yol bilmiyor. O sistemde, o da bir rüya gibi bir sistemdir; buradaki rüyanın bir benzeridir daha net, buraya göre daha net. Haklı olarak çıkaramıyor. Nasıl anlasın? Çünkü hayat devam ediyor, yiyor içiyor. Aynı dünya şartları gibi, çok benziyor. Sadece it kopuk yok işte anarşist terörist falan yok, olaylar yok; negatif olaylar yok. Yoksa yaşıyor normal. Rüyadaki gibi mantıklar bazı yerlerde kopmalar yaşıyor, mantık kopmaları oluyor, mantık unutmaları var. Biz mesela rüyada nasıl oluyor* Mantık kopmaları, mantık unutmaları oluyor. Ayakkabının içi gemi olur mu? Kendi ayakkabısının içine giriyor adam, milleti de çağırıyor, beraber gidiyorlar. Son derece mantıklı geliyor. Gayet tutarlı bir şey olarak geliyor. En ufak bir mantıksızlık hissetmiyor. Orada da öyle mantık kopmaları oluyor, fark edemez. Allah onun oradaki işte fedakarlığına, sevgisine karşı bir güzel hayatla, ilginç bir hayatla onu ödüllendirmiş oluyor. Ama tabii Allah'ın asıl istediği yaşatıp müminin zorluklara, çileye karşı mücadele etmesi ve kendini asla bırakmaması, Sevgilisini asla bırakmaması. Müminin sevgilisidir Allah. Sevgili asla bırakılmaz. Şüphe de etmeyecek mümin kuşkuya da kapılmayacak. Ama insanların çoğu iman etmiyor, Allah'ın hikmeti. "Çoğu da" diyor Allah, "Allah'a şirk koşmadan iman etmezler." Onun için ayette, şeytandan Allah'a sığınırım, "İman ettik demeyin" diyor Bedevilere Cenab-ı Allah, "teslim olduk deyin" diyor. Teslim yani esleme. Teslim olduk. "Henüz iman kalbinize yerleşmedi." diyor. İslam'ın hakimiyetinde de öyle olacak. İsa Mesih geldiğinde de insanlar teslim olmuş oluyorlar. "Esleme" yani böyle Hakku'l yakin bir iman oluşmuyor. Sadece münafıklık yapmıyor, ahlaksızlık yapmıyor; İslam'ı prensip olarak, düşünce olarak kabul ediyor, güzel görüyor, seviyor. Ama gerçek derin iman oluşmuyor. Herkeste oluşmaz, nadir insanda oluşur gerçek iman. Onun için insanlar şaşırıyor mesela sokağa çıktığımızda hakikaten birçok insanın İslam’la ilgilenmediğini görürsünüz, dinle ilgilenmediğini görürsünüz esleme olduğu için. Mesela sorduğunda, "Allah'a çok şükür Rabb'im bugün de kazandırdı." diyor. Hatta kumar oynuyor Allah'a hamd ediyor, "Elhamdülillah bugün bayağı bir şey kazandık." diyor. Şarap içiyor, "Allah'a şükür." diyor.

Mesela İngiliz derin devleti mensupları da adam mesela fuhuş yapıyor. Besmeleyle yapıyor fuhşu. Adam öldürmeye, casusluğa adam gönderiyor. Besmeleyle gönderiyor, Müslüman görünümü vermek için. Mesela homoseksüelleri evlendiriyorlar erkek erkeğe. “Ya haram olur öbür türlü” diyor. “Allah katında helal olması lazım” diyor. İki erkeği evlendiriyor. O çirkin fiili yaptırıyor adam. Besmeleyle Kuran ayeti okuyarak onu yapıyor. Papazlara İncil’den Allah’ın hükmünü okutarak homoseksüel evliliği yaptırıyorlar. Yapmazsa papazı hapse atıyorlar. Rahipleri hapse atıyorlar. Yani öyle şiddetli bir devirdeyiz. Bak haram bir fiili sanki Allah’ın hükmü gibi gösterip uygulamaya kalkıyor. İngiliz derin devletin genel yapısı bu. Mesela sonsuzluğa inanmıyor. “Sonsuza kadar beraber olacağız” diyor. “Ama Allah’a inanmıyorum ben” diyor. Kardeşim Allah’a inanmıyorsan sen nasıl sonsuz olacaksın? “Ahirete de inanmıyorum” diyor. Ama “sonsuza kadar beraberiz” diyor. Yirmi yıl sonra da olsa görüşeceğiz, konuşacağız. Yirmi yıl da geçse ben sana sadığım” diyor. Mesela “Otuz yıl da olsa sana sadığım” diyor derin devlet elemanları. Hakikaten de bazen oluyor. Mesela İngiliz casusları gösterdik bunlar ömürlerinin sonuna kadar sadakat gösterdiler. Mesela homoseksüeller kiliseye geliyor. Orada Allah’a inanan insanlar var Hristiyan yaşlı başlı insanlar var. İki homoseksüel şarap içip kafayı bulmuş. Hatta haplı falan da gidiyorlar. Adama diyor “Bizi evlendireceksin” diyor rahibe. İncil’e göre haram. Adam çekiniyor. O zaman “polis çağırın” diyorlar.  Adamı alıp götürüyorlar rahibi. Mahkemeye çıkarıp tutukluyorlar adamı. “Sen nasıl homoseksüel evlendirmezsin?” diyor. İnandığından değil. İnanmıyor ama dine karşı böyle bir gizli alay metodu geliştirdi bu adamlar, bu kafadaki kişiler. “Cereyanı münafıkane” denmesinin nedeni bu.

“Hocam Müslümanların ticaret hayatlarında tevekkülleri nasıl olmalı? Bir Müslümanın dünyanın en zengini olmayı istemesini nasıl karşılıyorsunuz?” Gül yazmış Akçaabat’tan. “En zengin” Allah bilir senin niyetini. Eğer o bütün malını, mülkünü Allah için kullanacaksan Allah sana verir. Ama enaniyet için, dünya geçimini hedefleyip ahireti unutarak böyle bir sistem geliştirmek istiyorsan tabii Allah onu bir belaya çevirir. Mal kaçar sen kovalarsın. Para kaçar sen kovalarsın. Para seni kovalar sen paradan kaçarsın. Müthiş bir belanın içine girersin. Ne yapacağını şaşırsın.

SEMİH MERİÇ: Allah Kuran’da Hz. Süleyman (as)’ın duasını örnek gösteriyor Hocam. “Ben mal sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim” diye bildiriyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Rumiler homoseksüeller için “ayrımcılığa uğrayan azınlık” diyor. Ayrımcılıkla ne alakası var? Haram bir fiili söylüyorsun. Sen birinin çoluğuna çocuğuna adam musallat olacaksa tabii ki müdahale edersin. O çirkin fiili çoluğuna çocuğuna, ailesine mümin uzak tutmak ister. Bu ayrımcılıkla alakası yok. “Gidip adamı boğsunlar, dövsünler, sövsünler, ezsinler, küfretsinler” demiyoruz. “Hakaret etsinler” demiyoruz. Neyse Kuran’da hüküm o uygulansın diyoruz. Allah’ın hükmüne göre çirkin bir fiil. Tiksindirici bir fiil. Biz bunu söylemekle mükellefiz. Ama gidip adamı dövelim, sövelim, asalım, keselim diyen varsa bu çok çirkin bir hareket yapıyor demektir. Bunu kabul etmeyiz.

On bin Suriyeli mülteci çocuk kayıp. Bunları hep işte bu homoseksüel evlilik yaptı diyen adamların ellerine verdiler bu çocukları. Bu ailelerdeki homoseksüel güya ailelerdeki yetişen çocukların hepsini homoseksüel yapıyorlar çocukların, hemen hemen tamamını. Çocuklar anlatıyor, homoseksüel filimler seyrettiriyorlar. Yanlarında homoseksüel ilişkiye giriyorlar. Akıl almaz bir kabus bunu resmi görevli koskoca devlet başkanları, devlet yöneticileri İngiltere’de, Avrupa’da, Almanya’da, Fransa’da falan bir çoğu destekliyor, teşvik ediyor. Ama bütün gücüyle teşvik ediyor yani Suriyeli mültecilerin denizde boğulması onları hiç ilgilendirmiyor. Homoseksüellerin o çirkin ilişkisi onları ilgilendiriyor. Biran önce onu yapmalarının peşindeler. Bu çocuklar kayıp, on bin çocuk. Nereye gitti bunlar? İşte bu homoseksüel güya ailelere veriyorlar çocukları. Satıyorlar daha Türkçesi, para karşılığı. Kimse de hesabını sormuyor. Mahvoluyor Müslüman evlatları.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Münafık Gün Boyunca Sürekli Homurdanarak Olumsuz ve Şikayetçi Konuşmalar Yapar

ADNAN OKTAR: En mühim mesele Kuran’da, Kuran’ı açıp baktığımızda hep böyle inkarcılar işte mesela herhangi bir sayfa açıyorum bakın. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler.” Kim bu? Münafıklar. “Allah'ın yolundan alıkoyarlar.” Kim yapar? Münafıklar yapar. “Onu çarpıtmak isterler.” Yani Kuran’ın hükmünü değiştirir mesela homoseksüellik haram olduğu halde helal gibi gösterir. “İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim Suresi 3) Yani Allah’ın rahmetinden uzak bir sapıklık içindedirler. Mesela “Musa demişti ki:” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsanız bile” ki şu an deccaliyetle yüzde doksan dokuzu Allah’ı inkar etti. “Şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmüştür.” (İbrahim Suresi, 8) Mesela bak İbrahim Suresi 8. Ayet, deccaliyetin bütün dünyaya hakim olacağına işaret eden bir ayettir. Mesela bak yine İbrahim Suresi, 9’da “…Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkar ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.” (İbrahim Suresi, 9) Münafıklarda ne vardır? Hep tereddüt vardır. Küfür mü, Müslümanlar mı? Karar veremez. Bak Kuran’ın neresine baksak sürekli münafıklardan bahsettiği için, en ağırlıklı konu münafıklık olduğu için biz de münafıklara ağırlık vereceğiz. Müslümanlar münafıklığı hep arka plana almışlardır yani 1300 sene hatta 1200 sene diyelim. Münafıklık çok küçük mesele olarak ele alınmıştır. Ehemmiyetsiz bir mesele olarak alınmıştır. Çok nadir konusu geçer münafıklığın. Bin konu arasında belki bir geçer, çok nadirdir herkes de bilir. Birde zor rastlanan bir varlık olarak işte eğer çeklerini ödemezse “bu adam münafık ya” falan der. İstediği gibi evlilik yapamazsa damada “münafık” derler. Ona benzerdir. Münafık pek gündeme gelmeyen, insanlar tarafından ehemmiyeti fark edilmemiş hayati bir konudur. Kuran’ın tamamına hakimdir münafıklıkla ilgili konular.

Münafık dikkat ederseniz Peygamberimiz (sav)’in hep gıyabında konuşuyor, yüzüne konuşmaz. Mesela “gece karanlıklarda” diyor. Karanlıklarda Peygamber var mı? Yok. “Düzen kurarlarken” diyor Allah. Hep gizli, Peygamber’den uzak, Peygamber’in duymayacağı şekilde oyun oynadıklarına Kuran dikkat çekiyor. Münafık da hep gıyapta konuşur. Çünkü yüze konuşsa hemen cevabını alacaktır ama gıyapta konuşunca sadece onun konuştuğu kalmış oluyor. Peygamber cevap verememiş oluyor. Dolayısıyla tek taraflı küfür eylemini yapmış oluyor. Mesela diyor ki; “O bir kulaktır” diyor “her şeyi dinler.” Cevap? Cevap yok. Peygamber’in yüzüne karşı bunu söylemiyorlar. Ancak vahiyle haber alınıyor, ona da şaşırıyorlar ve çok korkuyorlar vahiyle haber alınmasına. Tam da emin olamıyorlar acaba Cebrail (as) mi getirdi yoksa birisi çadırın arkasını dinledi de o mu söyledi, tam kanaatleri gelmiyor ama münafıkların vasıfları arasında gıyapta ve gizlice Müslümanlar aleyhine yahut Müslümanların peygamberi, imamı kimse onun aleyhine konuştuklarını görüyoruz. Bu, savunma hakkı vermemek, tek taraflı Müslümanları olumsuz etkilemek, Müslümanları Peygamber’den soğutmak, İslam’dan soğutmak için münafıkların yaptığı bir oyun. Ve kitapta bunu bir bölüm olarak alacağız. Çok fazla Kuran ayeti bunu destekliyor zaten.

Mesela Müslümanların yanında “tamam kabul” derler diyor Allah ayette. Mesela münafığa anlatırsın “tamam anladım” falan der. Üç gün sonra karşılaşırsın aynı soruyu birde bakarsın birisine gizlice soruyor. Yine anlatırsın, “tamam kabul anladım” der. On gün sonra münafık gider onu yine birisine sorarken görürsün. Merak ettiğini öğrenmek istediğinden değil, belki Peygamber’in aleyhine bir şey olur, Müslümanların aleyhine bir şey olur, İslam’ın aleyhine bir şey olur, o Müslümanı belki İslam’dan soğuturum düşüncesiyle bunu yapar münafık. Hatta münafık Peygamber’i dahi rahatsız etmek isteyip diyor ki, “ben özel görüşmek istiyorum, yalnız.” Münafıklarda hep yalnız görüşme talebi vardır. Müslümanların olmasını istemez, bu da bir münafık alametidir. Özel, tek görüşme. Çünkü adilik yapsa gizli kalır, yalan söylese gizli kalır yahut ahlaksızlığını başka Müslümanlar görmemiş olur. Mesela Peygamber söylese bile o da diyecek ki, “Peygamber” haşa “yalan söylüyor, ben öyle bir şey demedim” diyecek. Onun için şahit oluşturmamaya çok dikkat eder münafıklar, yalnız konuşmaya. Müslümanlardan bir kısmı da bunu yapıyordu. Cenab-ı Allah “sadaka versinler” dedi. Yalnız konuşmayı durdurmak için çünkü tehlikeli olduğu için. Ama kalbinde hastalık olanlar sadaka vermemeye başladılar. Hatta Müslümanlardan da bilgisi az olanlar, zayıf olanlar sadaka vermemeye başladılar. Allah o sadaka şartını ondan sonra kaldırdı. “Buna güç yetiremeyeceğinizi Allah gördü” diyor. Zaten bilir Allah. Fakat onların halini onlara gösteriyor. Ondan sonra sadaka kalkıyor yalnız görüşme konusunda ama yalnız görüşmenin riskine de Allah dikkat çekmiş oluyor, tabii bu da akıllarında kalmış oluyor.

Birde Allah Peygamberimiz (sav)’e diyor ki: “Geldiğinde elbiseni temizle.” Peygamber zaten temiz bir insan fakat münafıklarla farkı vurgulamak için söylüyor. Münafıklar çok pistirler. Elbiseni temizle dediği o. Müminlerin evine geldiğinde elbiseni değiştir, temiz bir elbise giy, sokak kıyafetiyle gelme, temiz ol anlamındadır. Bak “elbisenden kiri uzaklaştır” diyor Allah. Nasıl uzaklaşır? Elbiseyi çıkarttığında uzaklaşır. Onun için müminlerin evine geldiğinde sokak elbisesini Müslümanın değiştirmesi gerektiğine Kuran işaret ediyor. Ama münafık öyle değildir, sokağın pisliğini alır gelir, oraya buraya her yere bulaştırır önemsiz görür Müslümanlara değer vermediği için, hatta kininden dolayı, nefretinden dolayı yapar. Allah münafıkların kapısını kapatmak için Peygamber’e böyle bir emir vermiştir. “Ey Peygamber elbiseni temizle.” Elbisesi zaten temiz Peygamber (sav)’in, dışarda olsa bile temizler. Elbiseye titizlik göster, sokak kıyafetiyle evde yaşanmaz, eve girilmez bunu vurgulamış oluyor Peygamber’e. Ama bunu söylemekle bütün müminlere bir konuda dikkat çekmiş oluyor, böylece bütün Müslümanlar çok dikkat etmiş oluyorlar.

“Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler” Tevbe Suresi, 95’te diyor. Münafıklar bak  “Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler” Artık biz vazgeçtik münafıklık yapmayacağız, ahlaksızlık yapmayacağız diye yemin ediyorlar. “Artık siz onlara sırt çevirin. Onlar gerçekten pistirler.” (Tevbe Suresi, 95) Münafıklar pis, görünmeyen yerde de pistirler, çok tehlikelidir münafığın pisliği, akıl hastasıdır bayağı pis olur münafık. “Kalplerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-arttırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir.” (Tevbe Suresi 125) Bak “kafir kimseler olarak ölmüşlerdir.” (Tevbe Suresi 125). Kalplerinde hastalık olanlar işte henüz daha münafık olmamış ama münafık gibi kalbinde hastalık var. Bak ama “iğrençliklerine iğrençlik ekleyip arttırmış” diyor. Çok iğrenç olur münafıklar, pisliktirler yani görünen gibi değildirler. Görünürde çok entel, çok kibar, çok nezih, çok görgülü, kaliteli gibi ama normalde çok iğrenç, pislik böyle köprü altı çakalı gibidirler. Çok ahlaksız, ayyaş karakterli, çok şerefsiz ve namussuz olurlar bayağı pisliktirler. Ama Müslüman tabii onu sezemeyeceğini Allah şöyle söylüyor: “Yüzüne baktığında onların beğenini kazanır” diyor “anlaşılmaz” diyor beğeni, “konuşmalarını dinlersin” çünkü çok lafazan ve çok kelime kullanır münafıklar, çok konu bilir ama bu bilgi değildir, eşeğe yüklenmiş bilgi gibidir Kuran’da var ya. Merkebe yüklenmiş bilgiye benzetiyor Cenab-ı Allah, onun gibidir.

Mesela Müddessir Suresi’nde Cenab-ı Allah. “Ey bürünüp örtünen.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kalk (ve) bundan böyle uyar. Rabbini tekbir et (yücelt). Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş.” Elbiseni temizle demek işte temiz elbiseyle mescitlerde bulun. Allah diyor ya “mescitlere geldiğinizde ziynetlerinizi takının.” Sokak elbisesiyle mescit olmaz, sokak kıyafetiyle mescit olmaz. Elbiseni temizle ona işaret ediyor aynı zamanda. Pislikten kaçınıp uzaklaş da işte münafıklardan, kafirlerden, pislik adamlardan, maddi pislikten olduğu gibi manevi pisliklerden de uzaklaş anlamına geliyor. Çünkü Allah, münafıklar ve kafirler için, “onlar ancak bir pisliktir” diyor. Pis, mahluktur. Ama sen görünüşe göre tabii çok temiz gibi gösterir kendini, çok nezih gibi işte entel gibi, dantel gibi çok kibar falan gösterir ama bir vahşi hayvandan daha pisliktir, daha berbattır münafık.                         

Sanatçılar ne çabuk unutuluyor çok acı bir olay, yine bir darbuka üstadı vardı yaşlı bu dediğim şahıs Güngör Hoşses darbukayı ağlatırdı yani darbukanın üstüne yatardı böyle yani darbuka kendini kaybederdi. Yakın zamanlarda yine emekli olmuş bir darbuka üstadımız daha var, çok acı nasıl bilinmez? Erkan Tokmak o da çok sıkı darbuka ustasıdır, o da çok mütevazı çok efendi bir insandır, mazlum kendi halinde bir insan. Güngör Hoşses vefat etti geçen yıl Allah rahmet etsin gani gani.

Münafık konusunda atalete kapılmak çok büyük hata olur, ömrümüzün sonuna kadar münafık konusunu gündemde tutacağız. Yani hiçbir zaman için bırakılacak gevşetilecek bir konu değil. Allah Kuran’da en ehemmiyetli konu olarak münafıkları ele almış, en ehemmiyetli konu yani en çok üstünde durduğu konu odur. İslam aleminin de en az üzerinde durduğu konu münafıklıktır bak o çok acayip bir şey. Allah’ın en önem verdiği konu, İslam aleminin de en az üzerinde durduğu konu şu an.

Sanatçılar ne çabuk unutuluyor, çok acı bir olay bak hiç ortada yoklar, hiçbir sanatçı ortada yok. Eskiden hep sanatçı kaynardı ortada yoklar.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Müzik eğlence programı da yok onu söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Mesela müzik eğlence programı olmaması çok acı yani çok dehşet verici ve çok şaşırtıcı, hiç görmüyorum ben.

Birde mümin çok ince düşünür çok Allah’tan korkar, titizdir. Münafık Allah’tan korkmadığı için hayret edilecek bir ferahlık, serkeşlik, züppelik böyle çakal arsızlığı içerisindedir yani Müslüman onu bir türlü kavrayamaz yani münafığın akıl almaz ferahlığını, haysiyetsizliğini o cemiyet mikrobu karaktersiz kişiliğini bir türlü çıkaramaz. Halbuki Allah’tan korkmadığı için o teyakkuz hali yoktur ama müminde teyakkuz hali vardır yani hiç hak geçsin istemez, temizliğe çok dikkat eder, Müslümanları üzmemeye çok dikkat eder, kalplerini kırmamaya dikkat eder çok itinalı bir varlıktır Müslüman çok özenlidir, münafık paldır küldürdür dağdan yuvarlanan taş gibi, öküz gibidir tam bir sığırdan da aşağı bir mahluktur ama kendini çok kaliteli göstermeye kalkar. İşte kütüphane kurdurur güya kütüphanelerden çıkmaz, kitaplar okur işte yabancı diller havalarda uçuşur, aynı zamanda trilyonerdir, aynı zamanda dünya beyin şampiyonudur. Millette bir kiloysa beyin onda iki kilo olur. Böyle manyak gibidir yani siyasette her konuda en isabetli kararı o verir, kimsenin düşünemediğini düşünür, bulur fark eder, buluşlar yapar orijinal buluşlar yapar. Dünyada ilk defa görülen olayları bilir daha da olmasa uzaylılar ne tür çorba yaptığından tut da.

Birde imamlar evlendiriyor diye bir şey yok, babası da evlendiriyor yani ‘imam evlendiriyor’ imam düşmanlığını bıraksınlar, gariban cami hocalarına musallat oluyorlar. Dayısı evlendiriyor bir ayet okuyor bir sure okuyor evlendiriyor onları zaten bilinen şeyler, bir Fatiha okuyup evlendiriyor. İşte falancanın kızını falancanın oğluna aldım diyor işte falancanın oğlunu falancanın kızıyla evlendirdim diyor oluyor bitiyor yani bunlar gelenektir. Kafalarıyla sürekli hocalara Sünnilere falan takmaya gerek yok bu da çok münasebetsizlik. Bu ne kadar sevgisiz insanlar bunlar ya bu nasıl bir kafa bu? Adam yirmi yıl hapiste yatıyor hiç vicdanın merhametin yok mu? Acıyın insana yani tamam kanuna hukukun kestiği parmak acımaz olmuş ama kurtulma imkanı varsa biz kanun çıkartıp o çocuğu kurtarabileceksek bırak kurtaralım çıksın yani cahilliğinden yapmış uğraşma adamla. Bilmiyor adam, bilse yapar mı, sana yirmi yıl hapis vereceğiz dese adam yapar mı? Bilmediği açık değil mi? Bak yirmi yıl hapis cezası olduğunu bilmiyor. Jandarmanın yanına geliyoruz, çoğu öyle fark ediyor mesela kadın hastaneye gidiyor kadın rahatsızlanıyor doğum yapacak hastaneye gidiyor “yaşı kaç? diyor “15” diyor adama soruyor “bu kadın neyin oluyor?” diyor “karım oluyor” diyor, buyur “bu çocuk?” “Benim çocuğum” diyor. Ee? İhbar tamam, memur onu bildirmekle mükellef, hemen karakolu arıyorlar polis geliyor adamı arayıp götürüyorlar herkes şaşırıyor babası anası “ne oluyor?” falan diyorlar “evli, karı kocası” diyorlar. Bilmiyor, bunu ısrarla bu halde tutmanın bir alemi yok biraz ehli vicdan olsunlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milat Gazetesi Yazarı Erdal Şimşek bugünkü yazısında Ortadoğu’daki mezhep çatışmalarının İngiltere kaynaklı olduğunu yazdı.

ADNAN OKTAR: Güzel.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle yazmış; El Hekim ailesinin, Osmanlı-İngiliz Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı’nda bütün Şiilerin Osmanlı Devleti’nin yanında İngilizlere karşı savaşmasının gerektiğine dair verdiği tarihi fetvayı hatırlatmakta fayda var.

ADNAN OKTAR: Resmini göster.

KARTAL GÖKTAN: Milat Gazetesi Yazarı Erdal Şimşek, görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Erdal aferin sana. Yüzü aştı, iki yüze doğru gidiyor yazarlar, maşaAllah. İngiliz derin devletini Osmanlı’nın evlatları dünyaya deşifre ediyor. Çok güzel. Bu hayati bir dönüm noktası. Ama tabii en güzel açıklamayı Tayyip Hocam’dan bekliyoruz. İngiliz derin devletine şöyle esaslı, tarihi bir ayar verirse, Tayyip Hocam’ın kabadayılığı delikanlılığı da tescillenecek. Bekliyoruz. Yiğitliği o zaman tam ortaya çıkacak.

Münafığın özelliği, Müslüman oldum diye Müslümanın bunu ödemesini ister. Yani “ben senin yüzünden böyle bir hayat tarzına girdim, sen buna sebep oldun o yüzden bunu öde” der. Her türlü kepazelik, gerginlik, rezillik, pislik, ahlaksızlık, surat asma, çakallık, çirkeflik, bir şeyler istemeler, münafığın tavrıdır. Kuran’da “Allah’a minnet ederler” diyor. “Allah’ın bunu ödemesini isterler” diyor münafıklar. “Halbuki onlar Allah’a şükretmesi gerekir” diyor. “Allah’a minnet borçları vardır onların” diyor. “Allah’ın onlara minnet borcu yok” diyor. “Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler.” (Hucurat Suresi, 17) Yani Peygamber (sav)’e terslik yapıyorlar “biz sıkılıyoruz” diyorlar “bizi rahatlat, bunaldık” diyorlar “Müslüman olunca.” “Bunalımdayız” diyor, “bize mal ver” diyorlar. “bize eşya ver, para ver, yiyecek ver. “Para veriyor bu sefer de kuduruyorlar daha da azgınlaşıyorlar. Ayette diyor ki bak “onların azmasının nedeni senin Allah’ın lütfuyla onları zengin etmen” diyor ayette. Bu çok önemli bir münafık alametidir. Bunun ayrıca vurgulanması lazım. Hucurat Suresi, 17 şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana yönelttiği için Allah size minnet etmektedir.” Yani “sizin Allah’a minnet borcunuz var” diyor. “Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)" (Hucurat Suresi, 17) diyor Cenab-ı Allah.

“Beni eğlendirin” der münafık, baş belası olur Müslüman olunca. “beni gezdirin sıkılıyorum” der. “Bana para verin, eşya verin, mal verin, yiyecek verin, imkan verin.” Sürekli “bu borcunuzu ödeyin” mantığında olur münafık. Çünkü münafık Müslüman olunca çok sıkılır. Enayilik yaptığını düşünür kendi kafasına göre, vaktinin boşa geçtiğini düşünür. Onu ödemesini ister Müslümanlardan. Onun için Müslümanları da rahatsız etmeye başlar. Kendi sıkıldığı gibi Müslümanların da sıkılması için onlara tazyik uygulamaya başlar. Baş belası olur. Mesela onları uyutmak istemez, tebliğ yapıyorlarsa tebliğ yaptırmak istemez, kitap okuyorlarsa kitap okutturmak istemez. Yani azgın ve manyak bir belaya dönüşür. “Bunu bana ödeyeceksiniz” der, münafığın özelliğidir. Mühim bir konu olduğu için, genişleterek, Kuran ayetleriyle yeni kitapta bu konuyu da işleyeceğiz. Yeni kitap da bitmek üzere aşağı yukarı. Şu ana kadar dünyada münafıklarla ilgili hiçbir kitap yok. 1300 yıldan beri yok. İlk defa bu münafıklarla ilgili. En önemli konu olarak Cenab-ı Allah almış, yüzlerce ayet var münafıkları anlatan. Kuran’da en çok üzerinde durulan konu münafıklıktır, en çok üzerinde durulan konu. Hangi sayfayı açarsan aç münafıktan bahseder.

BEYZA BAYRAKTAR: Hatta Müslümanlar bile günümüzde münafık yokmuş gibi davranıyorlar ayetler olduğu halde. Siz günümüzdeki bütün özellikleriyle deşifre ettiniz.

ADNAN OKTAR: Münafık günümüz Müslümanları, geçmiş Müslümanların da birçoğu için de -hepsini tenzih ediyorum da büyük bölümü için- fantezi bir konu. Münafık zaten çok çok nadir bulunur. Nadir bulunduğu için de konuşmaya gerek yoktur. Nerede bulacaksın münafığı. Tarih içerisinde olmuştur münafık onlara göre. Peygamber (sav) zamanında olmuştur ve sadece tarihi bilgi olarak onlardan biraz bahsedilir. Yoksa münafık tamam bitmiştir. Başka peygamberler döneminde de yoktur onlara göre. Sadece Peygamberimiz (sav) zamanında vardır o da Kuran ayetlerinde geçer. İki üç vaka vardır. Bir savaşa çıkmak istememişlerdir, bir de “evim açık” diyorlar işte, o kadar. Binlerce ayet var bak binin üstünde ayet var Kuran’da münafıklarla ilgili. 6666 ayet, binin üzerinde ayet var münafıklarla ilgili. Hiç önemli görmüyorlar. Bütün detaylarıyla biz kitap haline getirdik, şimdi ikinci kitap en az onun kadar hazırladığımız. Yine çok kapsamlı, yine ayetlerle, hadislerle anlatacağız.

Münafık hep suratını asar. Neden? Çünkü Müslüman olduğu için. “Beni gezdirin” der, “beni yedirin, beni içirin, bana kıyafet alın, ben sıkılıyorum” işte “benim yanımda durun, beni açacak bir şeyler yapın.” İşte “sinemaya götürün, tiyatroya götürün, başka ülkelere götürün, eğlence konusu bulun.” Bu arada da münafık, “ben İslam’ı anlatmak istiyorum ama anlatamıyorum” der. Kuran’da bu mühim bir konu olarak, özel, ayetle açıklanmış. Diyor “Biz tebliğ yapmayı bilsek, İslam’ı anlatmayı bilsek tabii ki sizinle gelirdik” diyor. “Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar.” (Nisa Suresi, 91) diyor ayette. “Muazzam yetenekli olurlar” diyor.  Mesela günümüz münafıklarına, İngiliz derin devletine hizmet edeceksin dediklerinde İngiliz derin devleti mensupları, hayret edecek bir yetenek gösteriyorlar, akıl almaz. Kütüphaneler önünde resimler çektirmeler. Bütün kütüphaneleri okumalar, yalakalık yapalar, yağcılık yapmalar. Kadınsa homoseksüel görünümüne giriyor, erkekse homoseksüel görünümüne giriyor, kendini rezil edecek şeyler yapıyor, günde 10-15 saat kitap okuyor. 8-10 saat yazışıyor, deli gibi gayret ediyor. İngiliz tarihini su gibi ezberliyor, İngiliz kültürünü su gibi ezberliyor. Ama İslam, Peygamber (sav)’in hayatını incele denince incelemez. İslam tarihini incele de incelemez. Çünkü boş görür münafık. Ayette diyor ya Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin.” (Hucurat Suresi, 49) “Esleme olduk deyin” diyor Allah. Böyle çok fazla insan vardır birçok kişi bilir Müslüman olmasına vesile oldukları kişiler hep başlarına bela olurlar. Kız osun erkek olsun. Mesela bazen başını kapatan kızlar da oluyor adamların başına bela oluyor. Evlendirilmesini istiyor, evlendirilirse evine eşya alınmasını istiyor, kendine ev alınmasını istiyor, araba alınmasını istiyor. Birçok Müslüman cemaat bilir. Tam anlamıyla baş belası olurlar.

Hucurat Suresi, 16’da Cenab-ı Allah diyor ki şeytandan Allah’a sığınırım; “De ki” Peygamber (sav)’e söyle diyor, “De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğreteceksiniz? Oysa Allah, göklerde ve yerde olanları bilir. Allah, her şeyi bilendir." (Hucurat Suresi, 16) Mesela şu dekolte konusunda Allah’a ahlak öğretiyorlar. Diyor “kadın açık olmaz.” “Neye göre?” diyorum, “ayette yok, bana göre olmaması lazım” diyor. Nur Suresi’ni gösteriyorlar. “Nerede ayette?” diyorum, “yok, ama olması lazım” diyor. “Kuran’da yok o zaman hadiste olması gerekir” diyor. “Kuran’da Allah onu unutmuş” diyor. “o zaman hadisle tamamlayalım” diyor. Allah’a ahlak öğretmeye kalkıyorlar. Allah’a yaratılışı öğretmeye kalkıyorlar, Darwinizm’le. “Allah ‘Adem’le Havva’dan’ dedi ama yanlış” diyor. Papa da öyle diyor. “Allah’ın öyle dediğini söylüyorlar Adem’le Havva, bu hikaye öyle bir şey yok” diyor haşa. ”Doğrusu Darwinizm’in açıkladığı gibi” diyor.

Kuran homoseksüelliği haram kılıyor. “Yok” diyor “O yanlış, Allah yanlış söylemiş” diyor. “Kuran’da yanlış anlamışsınız siz” diyor, “homoseksüellik helaldir” diyor. Kuran’da Cenab-ı Allah iğrenç bir pislik olduğunu söylüyor, o da “çok yanlış” diyor “öyle bir şey yok” diyor.

Münafığın özelliği Allah’a ahlak öğretmeye kalkar. Allah’a din öğretmeye kalkar. Mesela Rumiliği İslam’ın yerine koymaya çalışıyorlar. “Allah böyle diyor” diyorsun. “Olur mu?” diyor, “Mevlana ne diyor o önemli” diyor. “Allah’ın dediğini sen bir kenara bırak şimdi” diyor. “Rumi’nin ne dediğine bak sen” diyor. “Ne diyor?” diyor, “Müslümanlık ve kafirlik, bizim için böyle kavramlar yok” diyor. Yani “Müslümanlık ve kafirlik diye bir şey yoktur” diyor adam. Daha hala görüyorsunuz alenen savunuyorlar. O Rumilikle ilgili bölümleri alan bir kitap hazırlayın demiştim, hazırlanıyor mu o kitap onu takip edin. Hiç yorum yapmayacağız sadece adamın dediklerini alacağız ve olduğu gibi basacağız ve dağıtacağız. Diyeceğiz “Siz bunu kabul ediyor musunuz yani bu makul mü?”

Münafık böyle nazlanması gereken gelin gibi kendini görür. Kadın olsun erkek olsun baş belası olarak Müslümanların içine girer. Bütün cemaatlerde Müslümanlar hep çok uğraşır böyle mahluklarla. Her şeyden bir kepazelik çıkartır, huysuzluk çıkartır, ortadan kaybolur. Namaz kılmak istemez, oruç tutmak istemez zor ikna ederler. Zekat zaten hiç vermek istemez.

Yayınevine biz Rumi’yle ilgili kitabı verelim yayınevi ne yapıyorsa yapsın. Satışa sunsun. Mevlana Celalettin Rumi. Zaten meraklısı çok alıp baksınlar. Kaynaklarıyla veriyoruz.

Şu anda da münafıklar acayip hareketlenmiş vaziyette müthiş bir mesajlaşma trafiği başlamış şu an aralarında. Münafikun ve münafikat. Ne oluyorsunuz? Dedeniz çelik tabutta, bitti. Bakın o devrin Hürriyet Gazetesi’ne bakın Milliyet’e bakın, Tercüman’a bakın 1971’ler, 1981’ler, 1991’ler hatta 2001’ler “kemik bulundu, odun bulundu, tahta bulundu” sürekli olurdu. Tek kelime gık yok. Helal olsun bize elhamdülillah maşaAllah.

Japonya’nın Fukuşima kentinde 7.3 büyüklüğünde deprem meydana gelmiş. Tsunami uyarısı yapılmış. Ama Japonya’da ona göre binalar dayanıklı yapılıyor. Bir sorun çıkacağını zannetmiyorum. Tsunmai olabilir ama çok güçlü bir tsunami çıkmaz Allahualem. Gücü o kadar yüksek değil çünkü.

11 Mart 2011’de bak 11 Mart 2011 çok manidar 11-11 görüyor musun? Birde 11 Eylül. Fukuşima’da dokuz şiddetinde deprem olmuş ama dokuz çok yüksek tabii.

Evet Bingöl’den bir kardeşimiz yazmış “Canım sevdiğim, gözümün nuru, bebek kokulum şu an Rize’deyim” diyor. “Allah sevgimi artırsın.”

KARTAL GÖKTAN: Almanya’dan bir faaliyet haberi vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Samet, Fatih, Furkan ve Bilal kardeşlerimiz -resimlerini de gösterebiliriz- Almanya’nın Aachen şehir merkezinde ve üniversite evlerinde on üç bin tane “PKK Kürtlerin temsilcisi değildir” ve “Darwinizm’in geçersizliği” broşürünü dağıtmışlar maşallah.

ADNAN OKTAR: Almanya’da muazzam olmuş, çok iyi olmuş. Çok etkili faaliyet. Muazzam ses getirir.

Bu Sokrat konusu falan ayrı konu. Platon, Şölen ve Dostluk kitabında Sokrat’ın homoseksüel yönünü vurguluyormuş. Vurguluyor yani daha Türkçesi. O konular ayrı onlara sonra gireceğiz. 

Masaüstü Görünümü