Harun Yahya

Sohbetler (22 Kasım 2016; 18:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BEYZA BAYRAKTAR: Hocamızla sohbete devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Ne diyelim? Bir etiket yapalım “Sevgiyle ve dostlukla” diyelim.

Münafıklar kendi aralarında konuşmalarında, derin devlet üslubunda da bu vardır, sonsuz sadakatten bahsederler ama Allah’a inanmaz. Bunu inandırıcı bulmadıkları için 10 yıllık, 20 yıllık, 30 yıllık zaman birimleri veriyorlar. “10 yıl da olsa seninle yine aynı dostluğum devam eder, 20 yıl da olsa, 30 yıl da olsa devam eder” diyor. Sonsuzluk inandıkları bir şey değil ama öyle bir felsefi inanç gibi onu da söylüyorlar. Yani “sonsuz sadık olacağım” diyor. Mesela “Birleşik Krallık’a sonsuza kadar sadık olacağım” diyor. Nereye sonsuza kadar oluyorsun zaten ölüp-gideceksin. Ahirete gidiyorsun cehennemin dibine gideceksin, inşaAllah. Birleşik Krallık’ın da kalmayacak, anan deden de kalmayacak kimse kalmayacak yani.

Münafık ısrarlı olarak hayret edecek şekilde psikopattır. Yani çok sık rastlarsınız. Asi, dengesiz, kontrol edilemez ve manyaktır yani baş belasıdır. Çok fazla rastlanır, ailelerde de buna rastlanır mesela baş belasıdır. Böyle züppedir, kontrol edilemez evden kaçar, gider fuhuş yapar, kepazelik yapar, uyuşturucu kullanır gelir. Hem Allah’tan dinden bahseder hem de manyaktır yani kesintisiz baş belasıdır. Münafıkların özeliği budur ama derece derece çeşit çeşittir.

Cenab-ı Allah Peygamberimiz (sav)’a biliyorsunuz Kuran’da “Bundan sonra kadınlarla nikahla evlenmen sana yasak” diyor Allah. Bu binmeyen bir konu. Yani nikahla evlenme niye yasaklanıyor diye. Çünkü münafık kadınlar Peygamberimiz (sav)’le evlenmek istiyordu o dönemde Peygamberimiz (sav)’e eziyet vermek için hem de ayrılırken de yüksek mehir alabilmek için. Mesela ayrıldığında 1000 altın istiyor farz edelim mehir olarak sırf zora sokmak için. Hem de Peygamberimiz (sav)’i haşa kendince mahcup edecek, ayrılmış olacak. Diyor ya Peygamberimiz (sav) ayette “Eğer ayrılmak istiyorsanız sizi güzel bir salıverme tarzıyla salayım.” Güzelden kastı para vererek, iyilik yaparak, güzel konuşarak, mal-mülk vererek. Olayı anlayınca o münafık kadınlar konuyu anlayınca, yani bunu yapabileceklerini anlayınca bu sefer Peygamberimiz (sav)’den yüksek ve yüklü tazminat alabilmek için yani bol para alabilmek için bu yola girdiler. Allah sonra yasakladı biliyorsunuz. “Bundan sonra nikah sana yasak” dedi. Onun için münafıkların da bir yöntemidir bu, mesela paralı birini bulur gider evlenir sonra ondan yüksek miktarda para koparmayı amaçlar. Yani nafaka adı altında onu soyar, soymak ister. Mesela ondan ne kadar para kazanacağını, evlenirken bile boşandığında ondan ne kadar para kazanacağını düşünür. Halbuki evlenme amacı ondan nafaka yoluyla yüksek miktarda para almaktır. Adam da zannediyor normal evlenecek. Halbuki münafıkların evliliklerinde amaç o kişiyi soymaktır, soygun amacıyla, hırsızlık amacıyla evlenir. Yani malını gasp etmek için evlenir. Ve onun da hesabını yapar zaten. Ayette diyor ya “gizlice dostlar edinmemişler olarak” diyor. Münafıklar hep gizlice dostlar edinirler, münafık kadınlar gizlice dostlar edinirler Kuran ona işaret ediyor işte. Sonra da alacağı tazminatın hesabını yapar münafık kadınlar. Yani adamı nasıl soyacak, yeni bir maceraya nasıl gidecek? Yeni macerada da yine o adamı da soyar. O tazminatı parasını yiyeceğini zanneden adamı yine aynı yöntemlerle daha da kapsamlı soyar. Peygamberimiz (sav)’e de kötülük yapmaması için kadınların Cenab-ı Allah yasakladı nikahla evlenmesini. Ama kendini hibe etmek isteyen varsa dedi Cenab-ı Allah yahut işte yeminle kendini bağlayan kadınlar o ayrı. Yani ‘mülki yemin’ yani yeminle gelen, yeminle oluşmuş söz vererek oluşmuş ömür boyu ona ait olacağına dair hüküm.

Münafıkta kesintisiz bir iç sıkıntısı vardır. Ayette diyor ya “Onların gezip-dolaşması seni aldatmasın.” Şimdi sen zannediyorsun ki keyfinden zannediyorsun ama o sıkıntıdandır. Sürekli yer değiştirir münafık. Mesela oradan oraya geçer, oradan oraya geçer, oradan oraya geçer yani sıkıntı da onu kovalar o da sıkıntıdan kaçmaya çalışır. Halbuki sıkıntı onun sırtındadır. Kalbinin içini yakan bir ateş olarak içine girmiştir. “Ayaklarından kalbine doğru” Kuran’da geçiyor ya “ayaklarından kalbine tırmanan bir ateş, sıkıntı ateşi. O nereye kaçsa o sıkıntı onu kovalar. Gören de onu geziyor zanneder. Der “Adam bir oraya gidiyor bir buraya gidiyor.” Bakın münafıklara dikkat edin kesintisiz deli gibi gezerler. Normal insan gezebilir ayrı da münafığın gezmesi açısından diyorum. O sıkıntıyı geride bırakmak için yapar onu ama sıkıntı onu bırakmaz. Onu akıl edemez. Allah nereye giderse onu boğar, nereye gitse o sıkıntıyı yaşar. Hatta ayette diyor ya Cenab-ı Allah “dünya bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmişti.” Kemiklerini sıkan bir azap bu. Bak “dünya bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmişti ve onları azapla sıkıyordu” diyor “acı çekiyorlardı” diyor. İşte bu acıdan bu azaptan kurtulmak için sürekli gezer münafıklar bir oraya bir buraya çok huysuzdur.

Bir de münafık çok acelecidir, yine bu sıkıntıdan kaynaklanır. Mesela yemek gelecekse “çok acele gelsin” der. Mesela ayakkabısı gelecekse “hemen gelsin” der. Sıkıntının şiddetindendir. “İnsan aceleden yaratıldı” diyor ya Allah ayette, mümin sabırlı işte o aceleye karşı müminde sabır var. Münafıkta sabır olmadığı için münafık çok acı çeker. Mesela farz edelim seyahate çıkacak başka bir ülkeye gidecek hemen gitmek ister. Yani bir zemin hazırlamak bir şey yapmak istemez. Delicedir hareketleri. Mesela hemen uyumak ister ama uyuyamaz telaşından da. Yani münafığın öyle bir deli dünyası vardır. İnsanlar şaşırır onun aceleciliğine. Hemen şu olsun hemen bu olsun, hemen şu olsun hemen bu olsun. Kuran’da bu husus işte “insan aceleden yaratılmıştır” ayetinde belirtiliyor.

Bir de doyumsuzdur münafık yani sürekli yeni şey. Hani diyor ya Allah ayette “sürekli artırmamı ister” diyor ayette biliyorsunuz “sürekli artırmamı ister.” Sürekli artırmayı ister. Mesela bir gün şunu ister, bir gün bunu ister bir türlü rahatlamaz. Yine o sıkıntısıyla bağlantıdır. Yani yer değiştirme hissinin bir başka şeklidir o.

Birde minnet duygusu yani Müslüman olduğunda, çok görmüştür Müslümanlar, kız olsun erkek olsun. Hele başını örten bazı kızlar oluyor biliyorsunuz, Müslümanların başına bela olur. Her gün ağlar, işte başörtüsünden sıkıldığını söyler. Sıkılıyorsan bağlama sana kimse zorla bir şey yaptırdığı yok. Namaza üfleyerek püfleyerek kalkar. Hatta annesine bakıyor yardımcı oluyor “öf” diyor mesela ayette var ya, Allah “öf demeyeceksiniz” diyor “öf bile demeyeceksiniz” diyor. “Öf” işte o sıkıntıyı belirtiyor. Yani münafıkta öyle bir sıkıntı olur onu “öf” diye belirtir. Yani ondan kurtulmaya çalışır. Ama öf tabii onu kurtarmaz.  Allah “bunu demeyeceksiniz” diyor. Çünkü münafığa ait bir üslup o. “Öf” kelimesi münafığa aittir Müslüman bunu demeyecek. Çünkü sıkıntı kelimesidir münafıktaki o. Mesela annesine bakıyor sabırla bakacak. Öf olmaz.

Mesela Peygamberimiz (sav)’in hiçbir zaman için yüzüne karşı konuşmuyordu münafıklar. Hep gıyabında. Mesela iki üç kişi diyorlar “Muhammed” başkasıyla konuşurken bayağı saygın ifade kullanıyor “bilmem ne hazretleri” falan ama Peygamberimiz (sav) için “Muhammed” diyor kasten. “Şunu niye böyle yaptı ki?” diyor “benim hiç aklım yatamadı buna” diyor. Köpek, gidip-sor “Ya Resulullah (sav) bunun hikmeti şahanesi nedir?” dersin. “Ben bu zayıf aklımla akıl edemedim” dersin. Sırf adilik olsun. Adam da diyor ki “hakikaten benim de aklıma gitmedi pek” diyor “ben de anlayamadım” diyor. Adamı orada zehirlemiş oluyor kasten yapıyor. Aslında cevabını vereceği konular olur genellikle münafıkların bunlar. Ortaya attıkları sorular cevaplarını rahatça vereceği sorular ve cevaplar olur. Ama özellikle kafa bulandırmak için peygamberin aleyhinde yahut işte Müslümanların lideri kimse onun aleyhinde öyle konuşur ki kafada istifham meydana gelsin, şüphe meydana gelsin. Çünkü ona sorsa, Peygamber (sav)’e sorsa hemen cevabını verecek, hemen konu aydınlanacak. Bunu yapmaktan şiddetle kaçınır münafık. Açıklarsın münafığa yine sorar, açıklarsın yine sorar, açıklarsın yine sorar. Mesela Peygamberimiz (sav) defalarca açıklıyor savaşa gidilmesi gerektiğini, Müslümanların perişan durumda olduğunu, kadınlara tecavüz edildiğini, çocukların kesildiğini, yaşlıların dövüldüğünü sövüldüğünü ve “mutlaka kendimizi korumamız lazım” diyor. Sabah oluyor sanki hiçbir şey dememiş gibi “Bu sıcakta mücadele yapılmaz savaşa gidilmez.” Kardeşim, günlerden beri ne konuşuluyor ne anlatılıyor? Sürekli anlamazdan gelir münafık, tekrar tekrar aynı şeyi söyletir. Böyle kalın kafalı gösterir kendini. Mesela Samiri’ye de anlatıyor Hz. Musa (as) Allah’ın varlığını birliğini, hiç dinlemiyor adam yine aynı. Bak tam tipik domuz kafası gibi kafası diyor ki “o aslında unuttu” diyor “o da Firavun’un dinindeydi buzağıya o da tapıyordu” diyor “ama o unuttu” diyor. Bak hem de unutmayla onu suçluyor. Yani acz ifadesi veriyor. Hz. Musa (as)’da biliyorsunuz unutma çok oluyor. Kuran’da bu sık sık geçer, yardımcısında da oluyor kendi de unutuyor “onu bana şeytan unutturdu” diyor, Hz. Hızır (as)’la konuşmasında unuttuğunu söylüyor. Onu birkaç kere görmüş anladığım kadarıyla bu alçak unuttuğunu, unutkanlık gibi görmüş onu, onu zaaf gibi yakalamış. Diyor ki bak ne kadar anormal bir suçlama ve ne kadar anormal bir iddia “aslında putperest dindeydi o” diyor “Firavun’un dinindeydi, buzağıya tapıyordu ama unuttu” diyor. Yani ağır çöküntü iddiasında ağır çöküntü. Artık inancını unutmuş. “Onun için kendine yeni bir din çıkarttı” diyor” yeni bir inanç çıkarttı.” Yani tam manyakça tam ahmakça tam münafıkça bir ifade. Münafıklarda böyle muazzam mantık çöküntüleri olur. Yani delinin konuşmayacağı laflar ederler, yani akıl almaz zırvalar. Ve münafıklarda ağlama çok yoğun silahtır. Yalanın en kötüsünü ve en aptalcasını söylerler. Diyorlar ya işte “kurt yedi kardeşimizi” diyorlar. Yani akıl almaz zırva. Babası duyar duymaz hemen anlıyor yalan olduğunu. Münafığın yalanı mantıkla akılla, zekayla hiçbir şekilde örtüşecek gibi olmaz. Mesela bazı yalanlar vardır zekicedir inandırıcı gibi olur. Münafığın yalanı çok ahmakça olur. Kuran’da onun örneğini görüyoruz. Bir de ağlayarak bunu örtbas etme özellikleri münafıkların.

Münafık çok pis olur. Kuran’da işte onun için Cenab-ı Allah “onlar ancak bir pisliktir” diyor. Pis olarak mescitlere geliyorlar leş gibi böyle üstleriyle başlarıyla domuz gibi Müslümanların evine dalıyorlar. Onu önlemek için Cenab-ı Allah diyor ki “mescitlere geldiğinizde temiz ziynetlerinizi giyinin.” Yani temiz elbiselerinizi, güzel elbiselerinizi giyinin. Yani o pis üstünüzle kirli üstünüzle gelmeyin. Mescitler yani Müslümanların evleri. Münafık öyle mesela ahırda at temizliyor bilmem ne yapıyor, o pis haliyle gelip Müslümanların tertemiz evine girip orayı burayı elleyerek, dokunarak, yatarak ahlaksızca ve alçakça kirletiyor. Münafığın bir vasfıdır bu. Ve bundan şeytani bir zevk alır Müslümanın evini kirletmekten. Yani bir ahlaksız çeşidi ya, yaptığı her türlü pislikten şeytani zevk alır münafık. Ama nasıl bir zevk biliyor musun? Kendini sıkan bir zevk, içini sıkar. Buna zevk denmez de ama Allah ona mesela “şölen vardır ahirette” diyor “cehennemde bir şölen vardır.” Yani ızdırap şöleni bunlar için o, yani acı şöleni şeklinde oluyor.

Resulullah (sav)’e diyor ki Cenab-ı Allah “elbiseni temizle pislikten kaçın.” O etrafındakilere duyurmak için söylediği bir söz. Hem Resulullah (sav)’e de bir uyarı. Ama Resulullah (sav) zaten çok temiz bir insan. Ama etrafına onu söylemesi için ve bu konuda titiz olması için Allah ona o hükmü indiriyor. “Elbiseni temizle.” [Müddessir Suresi, 4] “Pislikten kaçınıp-uzaklaş.” [Müddessir Suresi, 5] Ne diyor o zaman Resulullah (sav) bak “herkes elbisesini temizlesin” diyor. Kendinden örnek göstererek onların temizliğini sağlamış oluyor. Mesela “pislikten kaçının” diyor. Kendi kaçınacağı için, Cenab-ı Allah Resulullah (sav)’in vesilesiyle onları terbiye etmiş oluyor. Sözü ona söylüyor o da etrafına söylemiş oluyor. Bu da vahiyle terbiyenin bir yönü. Mesela sen çok sevdiğin birine dersin ki “bak burada merdiven çok yüksek düşebilirsin, dikkati ol” dersin. Ama arkasında 10 kişi vardır, yansıtmalı açıklamadır bu, değil mi? Sen onu yüksek sesle söylediğinde ona söylediğinde, o tabii hemen dikkat ederim der ama herkes anlar. Resulullah (sav) de işte “elbiseni temiz tut, pislikten kaçın” denince ayeti söylüyor “ben pislikten kaçınacağım elbisemi de temiz tutacağım.” Ne yapar bunu duyan Müslüman? Hepsi elbisesini temiz tutuyor. Hepsi pislikten kaçınmış oluyor. Yoksa haşa Hazreti Resulullah (sav) pisti de temizleniyor yahut elbisesi üstü başı kirli geziyordu anlamında değil bu. Bu hüküm bildirmek için, “eğer böyle bir şey olursa buna dikkat et” anlamında ama etrafındakileri asıl uyaran bir ayet.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca “her mescit aynında ziynetlerinizi takının” diye buyuruyor Allah.

ADNAN OKTAR: Demin söylediğim ayet o, evet. “Ziynetlerinizi giyin kullanın, kuşanın.” Yani elbisesi, mücevherleri her şeyi bunun içinde. Ceketi şık temiz olacak, pantolonu yahut işte neyse o dönemde giyilen sarığı cübbesi, o devirde ne varsa.

BEYZA BAYRAKTAR: Bir hadiste “Allah nimetini, eserini kulunun üzerinde görmek ister” diye geçiyor kıyafetlerle ilgili de, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Evet doğru.

Mesela diyor ki Cenab-ı Allah, “Evimi tavaf edenler, itikafa çekilenler” şeytandan Allah’a sığınırım “rüku ve secde edenler için temizleyin diye ahit verdik.” (Bakara Suresi 125) Bu ne demek? Ev temiz olacak ve gelenler de temiz olacak. Üstün başın leş gibi domuz gibi eve giriyorsa bir adam evin temizliğinden bahsedilemez, değil mi? Bir evin içine bir domuz girdiğinde, pis bir domuz girdiğinde o ev temiz olur mu? Olmaz. Ya o domuzu çıkaracaksın temizliğin olması için, değil mi? Yahut kirli bir elbiseyle giriyorsa o adam elbisesini çıkaracak. Öbür türlü “secde edenler için temizleyin” hükmü oluşmaz, mutlaka temiz olacak.

Bak, Allah münafıklar için “onlar gerçekten pisliktirler” diyor Allah Tevbe Suresi, 95’te. Gerçek anlamda pistirler şey olarak değil temsili anlamda demiyor bak “gerçekten pistirler” diyor Allah. Yani teknik anlamda pis olurlar münafıklar.

Tevbe Suresi 125’te de, “Kalplerinde hastalık olanların ise” yani münafıkların ise “iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-arttırmış” çok iğrenç olur münafıklar yani tam cemiyet mikrobudurlar. “..ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir.” Öldüğünde küfür içinde, küfrüyle ölüyor münafık küfür içinde. Münafık, münafık olarak ölmüş oluyor ama küfür asıl hükmü, küfür içinde ölmüş oluyor.

Mesela bak Allah Vakıa Suresi 79’da da, “(Kuran’a) Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz.” Yani melekler kastediliyor burada ama Allah temizliğin önemine yine burada dikkat çekmiş oluyor.

Resulullah (sav) diyor ki: “Münafık gözlerine hakim olup istediği şekilde ağlayabilir” diyor. (Deylemi, Camiu’s-Sagir, İmam-ı Suyuti, hadis numarası 9237)

Malik bin Dinar (ra) diyor ki: “Ben Tevrat’ta gördüm, münafığın nifakı kemale erince” artık münafıklıkta yüksek noktaya çıkınca “gözlerine hakim olur artık” diyor gözlerini kullanmaya başlar. İsterse pis pis bakar, öküz gibi bakar, durgunluk yapar, anlamamış gibi yapar, ağlayabilir her türlü adiliği yapabilir. Yani gözüyle, kamil anlamda münafık olduğunda gözüyle hem hainlik, hem pislik, hem ahmak görünümü, hem anlayışsız dun görünümü yahut saf görünümü veyahut seviyor görünümü veyahut öfkelenmiş görünümü istediği gibi gözüne ifade verebilir diyor.

Yine Feyzü’l-Kadir’de geçen hadisi şerifte: “Kötü insanlar gözlerine hakimdirler istedikleri gibi ağlayabilirler.” Münafığın bir vasfı bu.

Şeytandan Allah’a sığınırım Hucurat Suresi 17’de, “Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana yönelttiği için Allah size minnet etmektedir.” Şeytandan Allah’a sığınırım “Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)"  Münafık hep ödetmek ister dünyanın her tarafında demin de anlatmıştım. Mesela Müslüman oluyor Müslümanlarla kalıyor, “öf sıkıldım” diyor. Kardeşim, Allah için Müslüman oldun sen yani adamlara niye? “Ee ben parayı nerden bulacağım, ailemden mi alayım siz mi verirsiniz? Evim yok” diyor “arabam yok.” Ee? “Ayakkabım yok, ceketim yok.” Müslümanların başına acayip bela olur münafıklar öyle. Yani minnet konusu ederler Müslüman olmalarını Kuran’da ona dikkat çekilmiş. Halbuki Allah için Müslüman oluyorsun sen. İşte “sıkıldım daraldım, beni bir gezdirin.” Kardeşim, “Allah’ın zikriyle kalpler felah bulur” gezmeyle mi insan felah bulur? Nerede görülmüş böyle bir şey? O zaman postacılar mostacılar hiç sıkılmaması lazım.

Mesela Hz. İbrahim (as)’a misafirler geliyor, hemen onlara su getiriyor. Bak temizliğe verdiği önemi görüyor musun? Ellerini yüzlerini ve ayaklarını yıkamalarını sağlıyor. Bak ayaklarını yıkatıyor. Münafıklar pis ayaklarıyla Müslümanların temiz yerlerine girmeye çok meraklı olurlar. Yani o her türlü pisliğin içinde gezerler. Onun için Kuran’daki üslupta “temizlenin” işte “mescitleri temiz tutun” derken en ziyade pislik ayakla götürülür. Onun için camilerde başka yerlerde falan ayak temizliğine çok dikkat edilmesi lazım. Müminin ayaklarını yıkaması tertemiz olması, çorabının tertemiz olması, ayakkabısının tertemiz olması önemli. Pis ayaklarıyla mesela Müslümanların yataklarına çıkmak, evinde gezinmek, halılarını kirletmek bu çok büyük bir ahlaksızlık ve seciyesizliktir. Yahut terli terli kirli üstüyle gelip Müslümanların tertemiz elbiselerini orasını burasını kirletmeye kalkmak. Pis saçlarıyla Müslümanların yastıklarını yorganlarını kirletmeye kalkmak bunlar ahlaksızlıktır.

Bir de münafık çok geveze olur. Müslümanı sürekli lafla sözle Allah’tan dinden uzak tutmak ister. “Sözün boş olanına tevessül ederler” diye ayette var ya, boş konuşurlar. Ve boş konuşmadan kaçınmayı söylüyor. İşte o münafıkların vasfı olarak Kuran’da geçiyor. O bir münafık alametidir. Münafık boş konuşmayla hem kendini iptal eder,  hem Müslümanları iptal etmeye çalışır. Onun için “boş konuşanlardan yüz çevirin” diyor Allah ayette boş konuşmalardan. Münafıkla o yüzden yüz yüze geldiğinde Müslüman boş konuşuyorsa hemen yanından ayrılması lazım. Hemen İslam’ın Kuran’ın faydasına bir iş içinde olması gerekiyor. Münafık çünkü şeytanın ilkasıyla onu yapar. Boş konuşarak Müslümanları hırpalamak, vaktini almak, onların güzel hizmetlerini sekteye uğratmak ister. Müslüman orada alttan alıp onun rızasını gütmeye kalkarsa olmaz. Allah’ın rızasının peşinde olacak. Yani münafığı razı etmeye çalışmak doğru olmaz. Allah’ı razı etmeye çalışmak lazım. “Allah ne der” demek lazım. Birçok insan münafığı razı etmeye kalkar. Münafığı alttan alır, işte onu yatıştırmaya çalışır, gevezeliğini kabul eder. Zırvalarını kabul eder, yalanlarını dinler. Kendini büyütmelerini, enaniyet yapmalarını dinler, züppeliğini dinler. Öyle olmaz. Müslüman hemen Kuran’dan bahsederek, Allah’tan bahsederek konuyu değiştirmesi lazım. Münafığın pis kokusunu etrafa dağıtmaktan kaçınmak lazım.

Münafık nadir yıkanır, pistir. Onun için Allah “müminler tahirdir” diyor. Mümin mesela, gusül abdesti var Müslümanlıkta temiz olduğu için mümin. Mesela abdestte elini yüzünü her yerini yıkıyor, ayaklarını yıkıyor, başını mesh ediyor Müslümanın sürekli temiz olmasını sağlıyor. Münafık abdest almaz gizlide. Yani kimse görmüyorsa abdest almaz, abdestsiz kılar namazını. Namaz kılındığında eğer görmezlerse namazı da kılmaz münafık. Öyle aşağılık bir karakteri vardır. Oradan da çok rahat anlaşılabilir münafık.

Bir de münafık muhalefettir, sürekli her şeye karşı çıkar. Mesela beyaz dersin siyah der, siyah dersen beyaz der. Münafıkta bu hastalıktır. Mesela “Hak” diyor peygamber, o “batıl” der. Peygamberimiz (sav) “savaşa çıkalım” diyor “hayır sıcak havada çıkılmaz” diyor. “Hadi İslam’ı tebliğe çıkalım” diyor “becerebilseydim gelirdim” diyor. Sürekli muhalefet, münafığın özelliğidir bu. Yani münafığı anlamak istiyorsanız buradan da çok rahat anlayabilirsiniz.

Bir de münafığı sosyal medya hesaplarından anlamak artık çok kolaylaştı. Yani sosyal medya hesabına baktın mı onun psikolojisini, ruh halini, kafasındaki bozuklukları, iman zafiyetini, dengesizliğini, Allah’tan uzaklığını, münafık karakterini, Allah’a olan öfkesini, küfre olan yakınlığını, münafıklara olan yakınlığını, yalakalığını, haysiyetsizliğini, pisliğini, ahlaksızlığını her şeyini anlamak mümkündür. Ama çok dikkatli incelemek lazım. Dikkatlice incelenirse böyle basiret feraset gözüyle iman nuruyla bakılırsa görülür. İman nuruyla hepsini anlamak mümkün. İşte Instagram’da olabilir, Facebook’unda hepsinden çıkarabilir Müslümanlar.

Mesela sanatla pislik yapmaya kalkar. Böyle homoseksüelliği çağrıştıran resimler kullanır. Mesela Allahsız kitapların propagandasını yapar, Allahsız dinsiz kitapların. Mesela bakarsın elinde dinsizliği anlatan bir kitap onunla resim çektirmiş. Mesela kütüphanesine bakarsın hep Allahsız dinsiz imansız insanlar. Ama kendisi Müslüman olduğunu söylüyor. Ama adam ateistse o ayrı mesele. Ateistse yapar açık açık söylüyor zaten, ateist olduğunu söylüyor. Ateistse açık açık söylüyor. Mesela dinsizse yahut küfür içindeyse açık açık söylüyor. Ama Münafık Müslüman olduğunu iddia ediyor bak çok önemli bu. Fakat kütüphanesinde hep Allahsız, imansız, Kitapsız insanların kitaplarını bulundurur. Müslüman kitabı bulundurmaz münafık. Bulundursa da usulen bulundurur çok sıkılır. Müslüman kitabı bulundurmak onun için bir züldür, onu küçük düşürücü bulur. Küfür kitaplarından onur bulacağını zanneder. Böyle kafirlerin kitaplarıyla resim çektirir. Ateistlerin kitaplarıyla resim çektirir. Okuduğundan da değil sırf züppelik olsun ahlaksızlığından, yani propaganda yapmak için, onlara yalakalık yapmak, onlarla bağlantı kurmak için yapar bu alçaklığını.

Şimdi bu konular ikinci kitapta genişçe yer alacak. İkinci kitap da birinci kitap kadar geniş. Ama tabii o birinci kitapta işlemediğimiz birçok konu var, bu ikinci kitapta bunları işleyeceğiz.

İyi gözlemci olmak lazım yani münafığı anlamak için. Bir münafığı yakaladığınızda o bir öğretmen gibidir size. Münafıklığın bütün detaylarını onda görebilirsiniz. Mesela böyle nitelikli bir münafık bulduğunuzda o tam anlamıyla bir öğretmendir. Münafığın bütün detaylarını, inceliklerini, Kuran’daki bütün hükümleri onda görebilirsiniz. Mesela Kuran’a bakın ayete, hangi ayet nasıl oluşuyor tecelli ediyor ona baktın mı hemen görürsünüz. Münafık ayetlerinin tamamı nitelikli münafıklarda görülür, hepsi görülür. Ama çok özenli bakılması lazım. Hatta detaylarını da -bir ayettir- Allah detaylarıyla gösterir. Mesela asiliği var ya münafığın, Kuran’da asi geçiyor, asiliğinin bütün detaylarını bir ayet olarak gösterir Allah münafığın şahsında. Onu gözlemleyerek Müslüman münafığı çok rahat anlayabilir. Ateist o kadar önemli değildir. Yani ateistin Müslümana zararı olmaz. Sadece inanmıyordur o, dürüst davranır merttir açık açık söyler. “Benim kanaatim bu” der düşmanlığı da yoktur kimseye. Yani Müslümana düşman değildir ateist. Sadece ateistliğini anlatır açıklar, “ben şu şu şu nedenlerden ateistim” der. Ama münafık öyle değil. Müslümanların içine girip Müslüman olduğunu iddia edip hatta çok iyi bir Müslüman olduğu iddiasındadır münafık. Bak arada fark vardır. Çok akıllı, çok kavrayışı yüksek, çok kültürlü, çok bilgili, en temiz, en dürüst, her şeyi en bilen, en çok çalışan, en güzel vicdanlı, en mükemmel Müslüman olduğu iddiasındadır münafık. Arada bak çok büyük fark var. Ve en azılı kafirdir. Yani en azılı kafirden daha ahlaksızdır münafık. Aradaki fark yani müthiş bir zıtlık vardır. Gösterdiğiyle yaşadığı arasında muazzam bir zıtlık vardır.

Mesela münafığa bakın, münafık bütün kafirlere hayrandır, küfre hayrandır. Müslümanlarla bir türlü bağlantı kurmak istemez. Bağlantı kurduğu Müslümanlar da usulen kurduğu Müslümanlardır. Mesela değerli, sevimli, iyi olan, dürüst olan Müslümanlarla asla bağlantı kurmak istemez. Çok kinlidir onlara karşı. Mesela Facebook’una bakın Instagram’ına bakın falan açıkça görürsünüz. Müslümanlarla bağlantılarını kestiğini görürsünüz. Bağlantıda olduklarını da usulen yapıyordur. Sadece bir propaganda aracı olarak hükmen yapıyordur. Asıl aklı onun kafirlerdedir, küfürdedir. İslam düşmanlarında ve özellikle münafıklardadır. Münafığa çok düşkündür münafık. Çünkü asıl kendi kavmi olarak onları düşünür, görür ve kabul eder.

“Mehdi münafıkları mümin yapabilecek mi? Münafık Mehdi’nin farkında mıdır?” Münafık Mehdi’yi kabul etmez. Mehdiliği kullanır münafık sadece yani “Mehdi çıkacakmış” der falan böyle. Çünkü kendi aralarındaki üsluplarında sonsuza kadar İslam’ın hakim olmayacağına inanır münafıklar. Mesela yirmi yıllık, otuz yıllık birbirlerine verdikleri sözlerde İslam’ın hakim olması imkansızdır onlar için. Yani yirmi yıllık, otuz yıllık söz veriyor adam. Mesela casus, casus olarak söz veriyor. Belli ki hiçbir şekilde inanmıyor İslam’ın hakimiyetine. Esleme oluyorlar Mehdi zamanında yani ayette diyor ya şeytandan Allah’a sığınırım “İman ettik demeyin. Teslim olduk deyin” diyor. Teslim oluyorlar sadece. Mümin gibi yaşıyor sadece. Yoksa iman etmiyor tabii. “İman ettik demeyin” diyor Allah. “İman etmediniz” diyor. “İman henüz kalplerinize yerleşmedi” diyor ayet.

Mesela münafıklar halkın anlayamadığı şifrelerle konuşmaya çok meraklı olurlar. Yani onu bir üstünlük görürler. Mesela bilinmeyen işaretler, bilinmeyen resimler, anlatımlar, kelimeler, hiç ummadık sistemlerle bağlantı kurmak. Mesela münafıklar için İngiliz derin devletine sadık olan bu alçak casuslar için muazzam sistemler geliştirmişler internette, münafıklara bunları sunuyorlar. Mesela “Bizimle görüşmek için şunu kullanacaksın” diyor. Mesela hiç bilinmedik bir sistem. Kimsenin bilmediği bir sistem. Mesela özel bir teknoloji. Deccal onlara sunuyor bu yöntemi. Bu Bylock falan biliyorsunuz. Bu Bylock bile geride kalır yani çok acayip sistemler geliştiriyorlar. Müslümanlar hakkında casusluk yapmak, bilgi aktarmak için en alçakça yöntemlere başvuruyorlar. Ama tabii onlar yaparlarken Allah “Ben onları görüyorum ve duyuyorum” diyor Allah. “Bütün yapıp ettiklerini yaratan da Benim” diyor Allah. Ama münafık bunun farkında değildir.

Evet, Fikret Efendi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Uluslararası basında en son yayınlanan makaleleriniz şu şekilde Adnan Bey. Seksen ülkede takip edilen İngilizce, Almanca, Japonca, Korece, Hollandaca, Norveççe de yayınları olan daha çok Hristiyan Siyonist ve Mesiyanik Museviler tarafından takip edilen ve İsrail’den yayın yapan Israel Today gazetesinin İngilizce yayınında “UNESCO’nun Tapınak Tepesi’yle ilgili kararı siyasi olmamalı” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda UNESCO’nun derin güçlerin planlarını ve siyasi çıkarlarını bir tarafa bırakmasını ve kutsal kitapların emir ve tavsiyelerine göre kararlar alması gerektiğini hatırlatıyorsunuz. Allah’ın bizden düşmanlık, nefret değil sadece sevgi, kardeşlik ve barış istediğini bunu da inşaAllah Kral Moşiyah yani Mehdi vesilesiyle tüm dünyaya hakim edeceğini anlatıyorsunuz.

Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinde Al Raya’da “İyiler ve kötüler; siz hangi taraftasınız?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Ortadoğu’da camiler, hastaneler, pazar yerleri gibi halka açık yerlerin hemen hemen her gün bombalı saldırılara maruz kaldığını ancak bu saldırıların askeri bir amacı olamayacağından bahsediyorsunuz. Bunları gerçekleştirenlerin ancak öldürmekten zevk alan hasta ruhlu insanlar olduğunu söylüyorsunuz. Bu nedenle iyilerin öne çıkarak kötülere karşı güçlü bir birlik sağlanmasının Müslümanlara veya diğer masum insanlara zarar vermek isteyenlere karşı caydırıcı bir kuvvet olacağını anlatıyorsunuz.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde “Amerika Trump’ı neden seçti?” başlıklı makaleniz yayınladı.

Ve yine Amerika’dan yayın yapan haber portalı News Rescue’da da “Bedavacılık kültürü” başlıklı makaleniz yayınlandı maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Dünya çapında böyle etkileyici çok takip edilen yazılar çıkartmamıza Allah’ın vesile etmesi bizleri çok büyük nimet.

BEYZA BAYRAKTAR: Sizin farkınız samimiyetiniz. Her insanda vicdan var ama siz çok vicdanlısınız ve çok samimi olduğunuz için Allah sürekli yolunuzu açıyor. Siz niyet ediyorsunuz insanlara dini anlatmaya Allah sürekli imkan sağlıyor. Sadece, siz daha önce söylemiştiniz zaten samimiyetle ilgilidir iman diye inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

KARTAL GÖKTAN: Siz tebliğe başladığınızda bu imkanların hiçbiri yoktu Adnan Bey. İnternet, televizyon, uydu yayını. Allah müthiş imkan nasip etti samimiyetinizle beraber.

ADNAN OKTAR: Biz tahayyül dahi edemezdik böyle bir şeyi. 1979-1980’lerde yani tahayyül edilecek bir şey değildi. Bize derlerdi ilerde telefonlarda insanlar birbirlerinin görüntüsünü görecek falan yani herhalde bizden sonra olur falan diyorduk biz. Olmayacak bir şey çok ileri teknoloji olarak düşünüyorduk. İnternetin zaten i’si yoktu öyle bir konu gündemde değildi.

BÜLENT SEZGİN: Bir anda yayıldı tüm dünyaya.

ADNAN OKTAR: Tabii.

BEYZA BAYRAKTAR: Dindar olduğunu söyleyen insanlar oluyor elinde büyük gazeteler oluyor. Televizyonlar oluyor ama sizin yaptığınız tebliğin onda birini bile yapamıyorlar. Yüz biri, binde birini bile.

ADNAN OKTAR: Ne konuşsak Türkiye’ye damga oluyor. Bak PKK’nın rezil edilmesini Allah bize nasip etti elhamdülillah. Darwinizm’in yerle bir olmasına Allah bizi vesile etti, bize nasip etti. Münafıkların mahvedilmesini Allah bize nasip etti. İngiliz derin devletini rezil kepaze edilmesini Allah bizlere nasip etti. Nerde hayırlı iş varsa Allah’a çok şükür Allah bizlere nasip ediyor.

Münafıkların Instagram’ına, Facebook’una bakın, bayağı eğlenceli olur. Nasıl Müslümanlardan nefret ettiklerini orada görebilirsiniz. Nasıl sinsice ve alçakça faaliyetler yaptıklarını da görebilirsiniz. Geriye dönük de bakarsınız. Münafıkları orada rahatça tespit edebilirsiniz. Bu güzel bir zeka çalışması olur. Zeka oyunudur yani. Nasıl kafirlere yaltaklandıklarını, onlara kendilerini sevdirmek için nasıl alçakça yalakalık yaptıklarını, tertemiz Müslümanlara da nasıl kin duyduklarını orada görebilirsiniz. Çok alçaktır münafıklar. Yani münafığın tespit edilmesi bir zevktir mümin için. Hatta Allah ayette diyor ki “Asıl şaşacaksan” diyor “onların Biz” şeytandan Allah’a sığınırım “kemikleri olduktan sonra mı dirilecekmişiz demelerine şaş” diyor yani orada kastettiği Kuran’ın iman etmemeleri ve Allah’tan korkmamaları, kafir ve münafık olmaları asıl hayret edilecektir diyor. Çünkü normal insan fıtratında zaten insan mecburen Allah’tan korkar. Mecburen iman eder. İkinci bir yolu yoktur normal yaratılan bir insan için. Seçenek yok. Allah diyor ya “iki yol gösterdim” diyor. Küfür yolu usulendir. Mümin mutlaka Allah’tan yanadır. Bu hayret edilecek yolu seçmelerini Allah harika bir şey olarak belirtiyor Kuran’da. Yani küfür çok zordur. Mesela münafık olmak çok zordur. Bayağı çilelidir. Münafık olmak dünyanın en çileli, en pis mesleğidir. En ızdıraplı meslektir. En kirli, en alçak meslektir münafık olmak. Acayip zordur. Ama münafık bilerek ve isteyerek o alçakça dünyada köpek gibi yaşar.

Münafıkların birde sahte hesaplarını eğer bulabilirseniz görebilirseniz asıl o alçak ve pis dünyalarını, kirli dünyalarını oradan görebilirsiniz. Sahte hesaplarında asıl alçak yönlerini gösteriyorlar. Müslümanlardan nasıl nefret ediyorlar mesela normalde sağcı gibi gösterir ama normalde soldur. Darwinizm’e karşı gibi gösterir ama Darwinizm’i savunur sahte hesabında. Homoseksüelliği karşı gibi görünür ama kendi sahte hesabında homoseksüelleri savunur. Münafıklığı yaşamak için bir münafığın mutlaka sahte hesaba ihtiyacı oluyor. Çünkü orada gizlice ve alçakça kendince gizli olduğunu zannederek o pis dünyasını yaşar münafık. Ama kendi hesabında da ne kadar güzlerse gizlesin akıllıca bakan Müslüman onun alçaklığını görebilir. Müslümanlara nasıl kin duyduğunu, onlardan nasıl uzak olduğunu ve küfre nasıl hayran olduğunu, münafıklara nasıl hayran olduğunu görebilir. Bak açık açık söylememize rağmen, buna rağmen yapar münafık yani elinde olmaz. Çünkü Kuran belirtmesine rağmen münafıklık yapıyorlar münafıklar. Yakalanacağını bilmesine rağmen, bu harikada yani ahmaktır münafık. Halbuki söylenince normalde yakalanmamak için tersini yapması gerekir. Ama buna gücü yetecek aklı olmuyor işte münafığın. Her halükarda alçaklığını yapar.

Araf Suresi, 82’de münafıkların bir üslubuna Cenab-ı Allah dikkat çekmiş. Araf Suresi, 82 şeytandan Allah’a sığınırım. “Kavminin cevabı” yani münafıkların cevabı. “Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!” Müslümanların temiz olması münafıklar alaycı dille değerlendirirler yani alay ederler. Onlar mesela pis ayaklarıyla Müslümanların yataklarına çıkar, temiz havluların ütüne çıkar, temiz yaygılarının üstüne çıkar, leş gibi mesela kirli yorgun terli bedenleriyle Müslümanların yataklarını, yorganlarını, havlularını batırırlar. Domuz sürüsü gibidir münafık. Çok pis bir mahluktur. Müslümanlar da sakınınca onlara şaşırtıcı geliyor “Bunlarçokça temizlenmek isteyen insanlarmış” diyorlar. Homoseksüelliğe karşı oluyor Müslümanlar, “Oo” diyorlar “bunlar çokça temizlenmek isteyen insanlarmış” diyor. Yani hayret edici bulurlar pislikten kaçınmasını Müslümanların.

Mesela temiz güzel Müslümanlardan münafık bahsetmek istemez. Onların yüzünü dahi görmek istemez, haset eder çünkü haset damarıyla, tahammülü yoktur. O ancak kafire, pisliğe karanlığa açıktır ruhu. Onun için İngiliz derin devleti böyle alçakları Twitter’dan Facebook’tan geniş bir tarama ağıyla tespit ediyorlar bu alçakları. Çok zor bir şey aslında milyonlarca insanı taramak ama elleriyle koymuş gibi buluyorlar bu alçakları. Ve ona göre bunlara görev dağılımı veriyorlar. Zaten Facebook, Twitter falan kökeninde İngiliz derin devletinin rahatça kontrol edebileceği sistemler. Yani her türlü bilgi onlara akıyor zaten. Bu sistemin ana damarları zaten onların kontrolünde olmuş oluyor. Dolayısıyla herkese ve her şeye ulaşma imkanları oluyor. Ama böyle geniş çaplı analiz yapmaları yani bu kadar insanı tarayıp içinden bu alçakları seçmeleri çok hayret verici.

Feyza, “Hoş geldin gözümün nuru gönlümü sultanı.”

Sedat Çınar, “MaşaAllah engin bilgilerinizle bizi aydınlatıyorsunuz Hocam” diyor.

“Haksızlıklar karşısında susmak münafıklık mıdır sizce?” diyor. Tabii ki Müslüman susmaz eğer susacağı mecburi durum varsa ayrı bir mesele. Adamın ağzını kapatıyorlarsa öldürme tehdidi varsa ayrı ama konuşabilecekse tabii ki Müslüman konuşacak tabii ki Emr-i maruf nehy-i anil münker yapacak yani yanlış olanı söyleyecek doğru olanı da bildirecek.

BEYZA BAYAKTAR: Ayette,Kendi aleyhinize bile olsa Allah için hakkı ayakta tuttun” diye bildiriyor Allah.

ADNAN OKTAR: Münafığın evliğinin bile talan mantığıyla olması hayret. Ne kadar büyük alçaklık bak kahpece plan kuruyor. Evlenmeden önce ondan alacağı tazminatı düşünüyor, alacağı nafakayı düşünüyor. Ayrılması kesin yani. Nasıl oyun oynayacak nasıl tuzak kuracak, eline ne para geçecek onun peşinde.

BEYZA BAYRAKTAR: Sonra ikinci kişiyi daha büyük dolandırır dediniz.

ADNAN OKTAR: Öbür ikincisini de zavallı daha da perişan duruma düşüyor. Zavallı demeyeyim de akılsız onunla iş birliği yapıyor. Güya daha iyi dolandıracak Allah ona bela olarak onu getiriyor bu sefer onu daha da beter dolandırıyor. En sonunda da münafığa o nasip olmaz parası pulu başkasına kalır ölür gider. Çok akılsızdır. Münafığın ahmaklığı tarif edilecek gibi değildir. Allah’a oyun oynayacağını zanneder münafık. “Onlar bir tuzak kurdular” diyor “Allah da bir tuzak kurdu, Allah’ın tuzağı daha çetindir” diyor Allah.

Münafık keskin sivri dillidir, çok pis ve alçaktır münafık patavatsız münasebetsiz istediği gibi konuşan. Allah’tan korkmadığı için kafasında blokaj durdurucu bir güç yoktur münafığın. Aklına geleni söyler çok dangalaktır. Pisliğin içine hemen dalar. Mesela ahmaklığın içine hemen dalar. Haramı rahatça hemen yapar. Onu durduran bir güç yok imanda helale harama titizlik, Allah korkusundan dolayı Müslüman hareketleri kontrollü oluyor. Ama münafıkta Allah korkusu olmadığı için hareket kontrol sistemi yok. Freni kopmuş kamyon gibi. Her türlü adiliği ahlaksızlığı yapar her yere dalar, her şeyi yapar. Bir cemiyet mikrobudur münafık.

“Merhaba Adnan Bey üst aklın İngiliz derin devleti olduğunu sürekli dile getiriyorsunuz fakat hala devlet tarafından net bir açıklama gelmedi bunun hakkında.” Şimdi devlet bazen kendi düşüncelerini savunan, kendi çizgisinde olan yazarlar kanalıyla kendi düşüncesini açıklar. Mesela hükümet bir konuda karar vereceği vakit önce basında yazılar çıkıyor dikkat ederseniz, bir şey yapacağı vakit. Zemin yoklar hükümet yani devlet bir zemin yoklaması yapar. Halkın tepkisine göre hareket eder. Şimdi mesela İngiliz derin devletini yüzün üstünde yazar anlattı, bu devlet anlatımıdır. Bu yüz yazar devletten kopup bunu yapmaz. Bunun en az 80’i devletle bağlantılıdır. Yazar dediğin adam zannedildiği gibi başıboş adam değildir. Mesela farz edelim a haber bilmem şu haber, bu haber televizyon kanalları var bunlar başıbozuk yayın sistemleri değildir. Hükümetle, devletle birçoğu iç içedir. Dolayısıyla hükümetin sesi, devletin sesi olur. Yüzün üstünde ünlü yazar İngiliz derin devletini 300 yıllık tarih içerisinde ilk defa açıkladı ve bunu sadece Türkiye yaptı. Bu İngiliz derin devletinin sonu demektir. İngiliz derin devletinin sıkışmasını nereden anlıyoruz? 150 yıllık tarihlerinde İngiliz gizli servisi hiç açıklama yapmamıştı. İlk defa İngiliz derin devleti konusunda sıkışınca açıklama yaptı. Rusya tarihinde İngiliz derin devletiyle ilgili hiç açıklama yapmış değildir. İlk defa tarihinde peş peşe, peş peşe siyasi açıklamalar yaptı. 300 yıllık tarihinde yok, Rusya’nın tarihinde yok öyle bir şey. Osmanlı tarihinde de hiç yoktur İngiliz derin devletinin aleyhine açıklama hiç olmamıştır.  İlk defa oluyor peş peşe. Ama tabii bunu ısrarla teşvik edilmesi takip edilmesi gerekiyor.

İngiliz derin devletinden bahsedenlerden süratlice isimlerini sayabilir misin? Hangi gazetelerde olduğunu söylemene gerek yok hepsi büyük basın kuruluşları, büyük televizyonlar o kadar.

KARTAL GÖKTAN: Bekir Hazar, Ergün Diler, Bülent Erandaç, İnur Çevik, Mehmet Hakan Sağlam, Yalçın Doğan, Yıldıray Uğur, Necati Özfatura, Fuat Bol, Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Fuat Uğur, Kurtuluş Tayiz, Emin Pazarcı, Mehmet Barlas, Haşmet Babaoğlu, Yiğit Bulut, Aziz Üstel, Fadime Özkan, Şamil Tayyar, Yasin Aktay, Eren Erdem, Fikret Bila, Murat Bardakçı, Kadir Çöpdemir, İlker Başbuğ, Mehmet Sait Kılınç, Yusuf Kaplan, Kıymet Sezer, Mahmut Erol Kılıç, Yaşar Süngü, İbrahim Karagül, Süleyman Seyfi Öğün, Tamer Korkmaz, Bülent Orakoğlu, Faruk Aksoy, Yaşar Süngü, Selim Efe Erdem, Salih Tuna, Tuna, Cemile Bayraktar, Yalçın Çetinkaya, Furkan Çalışkan, Rasim Özdenören, Abdullah Muratoğlu, Sabri Balaman, Hüseyin Öztürk, Mehtap Yılmaz, Latif Erdoğan, Yavuz Bahadıroğlu, Abdullah Şanlıdağ, Eyüp Kılıç, Abdullah Çiftçi, Ömer Turan, Sercan Taşçı, Arslan Bulut, Arslan Tekin, Ahmet Takan, Batuhan Çolak, Burhan Ayeri, Turgay Polat, Mevlana İdris, Sami Bayraktar, Gökhan Yılmaz, İrem Şentürk, İsmail Yaşa, Burhan Bozgeyik, Muhammed Demirci, Mehmet Ali Altındağ, Nilgün Cerrahoğlu, Serkan Üstüner, Sinan Tavukçu, Fatih Tezcan, Koray Kamacı, Ahmet Akgül, Taha Ün, Hüseyin Turan, Salim Köklü, Hilal Kaplan, Mehmet Şevket Eygi, Abdülkadir Özkan, Kazım Kürşat Yücel, Soner Polat, Kamil Çakır,  Mehmet Emin Koç, Şükrü Alnıaçık, Kayahan Uğur, Mehmet Çetin, Ömer Özkaya.

ADNAN OKTAR: Ve Sayın Devlet Bahçeli. Osmanlı tarihinde ilk defa oluyor bu kadar geniş çaplı aydınların toptan İngiliz derin devleti hakkında teşhis koymaları ve gereğinin yapılmasına dair talepleri ilk defa oluyor. 300 yıllık tarihte yok ilk defa ve bu kısa sürede böyle oldu. Öncülük ettik Allah vesile etti. Yer gök sallanıyor.

Hucurat Suresi, 12 şeytandan Allah’a sığınırım, “Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin” casusluk yapmayın, münafıkların ana vasfı ya. Casusluk yapmayın. “Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın” Münafıkların yaptığı zaten Müslümanların sürekli gıybetini yapar küfre Müslümanların bilgisini taşır. “Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz.” Demek ki münafık ölü eti yiyen bir alçak. Ölü eti yiyen bir sapık yani. Allah o kadar iğrenç bir mahluk olduğunu söylüyor münafıkların. “Allah'tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.”

Münafıklar zan üzerine hareket ederler işte tesadüfen insanların yaratıldığını zanneder zan üstüne. Müslümanların yanlış yolda olduğu kanaatindedir kendi zannına göre. Allah’ın olmadığı kanaatindedir zannına göre. İslam’dan nefret eder zannına göre. Müslümanların yok edilmesi kanaatindedir zannına göre. Hep zanla hareket eder derin devletler. Ve o yüzden dünyayı hercümerç ediyorlar. Allah zandan kaçınmayı söylüyor.

Deccal derin devleti dünyayı şu an inim inim inletiyor. 3D yani deccal derin devleti.

Selim Can, “Hocam artık lütfen münafıkları deşifre edin“ Bak söylüyorum, eğlenceli olur açın Facebook’larına bakın, Instagram’larına bakın çok açık, bir zeka oyunu gibi olur sizin için. Bakın bütün alçaklıklarını görürsünüz. Sinsi bütün faaliyetlerini görebilirsiniz. Çözeceğinize inanıyorum çok kolay çözersiniz. Zevkle yapabilirsiniz. Nasıl Müslümanlara kin duyduklarını görürsünüz. Nasıl kafirlere hayran olduklarını görürsünüz. Kimlere hayranlar bir bakın. Kimlerden nefret ediyorlar bir bakın. Görmek dahi istemedikleri Müslümanlar hakkındaki görüşlerini bir görün tespit edin.

“Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır.” (Hucurat Suresi, 12) “Hadis nedir?” soruyoruz zandır diyor zan. Hadisin açıklaması yani ilmi açıklaması hadis nedir diye bakın hadis ilminde; zan. Allah’a zanna göre uymayın diyor ayette. Ahkam yani Allah’ın emirleri açık sarih hükümleri zanla olmaz. Allah’ın muhkem ayetleriyle olur muhkem ayet gerekir. Namaz kılın, oruç tutun, zekat verin açık açık söylüyor Allah. Zan değil bunlar. Ama sen hadisle zanla hareket edersen harama girersin. Zanla Allah’ın hükmü olmaz. Mesela Darwinizm zandır. Tesadüfen olduk herhalde diyor. Tesadüfen hücre oldu herhalde diyor. Protein herhalde tesadüfen oldu diyor. Tesadüfen meyveler oldu ağaçlar oldu insanlar oldu diyor.

BÜLENT SEZGİN: Herhalde uzaydan gönderdiler diyor.

ADNAN OKTAR: Herhalde uzaydan geldi diyor. Hep zan. Yani küfrün münafıkların kullandığı sistem zandır. Bilgisi olmayanların da kullandığı sistem yine zandır. Gelenekçi Müslümanların kullandığı da yine zandır.

BEYZA BAYRAKTAR: Ayette, “Allah’ın kendisiyle ilgili kesin bir delil indirmediği şeyi Allah’a şirk koştular” (Necm Suresi 23) diye geçiyor.

ADNAN OKTAR: Bak Allah’ın kesin hükmü gerektiğini Allah ayette söylüyor görüyorsunuz, kesin hüküm gerekir, muhkem ayet gerekir. “O zaman” diyor “Kuran’da yok” diyor. Allah Allah “Ne yapacağız?” Diyor. Yoksa yok işte tamam, demek ki Allah’ın hükmü yok. “Olur mu ya?” Diyor. “Var” diyor. Kardeşim senin atanın dininde var, Allah’ın Kitabı’nda yoksa yoktur. “Nasıl olacak ki o?” Diyor. Nasıl olacak, yoksa yok bu kadar açık. “Kuran’da rastlayamıyoruz” diyor. Uydurmuşsun işte Allah’ın hükmüne hüküm katmışsın.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Belçika’dan kardeşlerimiz bu hafta toplanıp Kuran okumuşlar ve Münafığın Derin Karanlığı kitabınızdan da bölümler okumuşlar. Görünmeyen Dünya belgeselini izleyip virüs konusunu öğrenmişler. Resimleri de gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan aferin çok iyi yapmışlar.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca minik talebeleriniz de var sohbete katılan.

ADNAN OKTAR: Oo, o minik Adnancıları ben bir göreyim bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Ecrin, Sara ve Mina.

ADNAN OKTAR: Seyyid Abdülhakim Arvasi diyor ki; “İslam’ın ve Müslümanların en büyük düşmanı İngiliz derin devletidir” diyor. Bak bütün ulemanın şeyhidir Hüseyin Hilmi Işık’ın, Mehmet Zahid Kotku’nun hepsinin. Abdülhakim Arvasi hepsinin üstündedir yani büyük alimdir, seyittir. “İslam’ın ve Müslümanların en büyük düşmanı İngiliz derin devletidir” diyor.

“Çocuk istismarı ve tecavüzcüler için bir şeyler söyler misiniz?” Çocuk istismarı veyahut tecavüzcüler Avrupa’daki homoseksüellerin eline yüz binlerce çocuk teslim edildi ve yüz binlerce çocuğun ırzına geçti bunlar. Bak erkek erkeğe bunlar evlendi, evlendiriyor ,devlet evlendiriyor bunları Avrupa’da, devlet eliyle bunların eline çocuk veriliyor sekiz, yedi, dokuz çocuk veriliyor küçük, beş, altı, yedi yaşlarında çocuklar veriliyor, bunların yüzde 99’unun ırzına geçiyor bu adamlar, bunun hiç üstünde durmuyorsunuz. Türkiye’de bir vakıfta birisi sapıklık yapmış aylarca onun konusunu yaptılar. Hayır güzel, titiz olun tamam ama bu büyük çocuk katliamına neden gözünüzü kapıyorsunuz? Bu homoseksüellerin yüz binlerce çocuğun ırzına geçmesini niye makul görüyorsunuz? Suriyeli on bin çocuk kayıp, homoseksüel güya ailelere verildi sahte evli olan bu homoseksüel ailelere verildi, erkek erkeğe evlenmiş adamlara verildi. Bunların niye üstünde durmuyorsunuz? Bu çocukları bu sapık partilere götürüyorlar, bunların ırzına geçiyorlar, bunlardan bahsetmeniz gerekir.

Masaüstü Görünümü