Harun Yahya

Sohbetler (25 Kasım 2016; 18:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Yayına devam ediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Evet inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Sen de hoş geldin.

BÜLENT SEZGİN: Hoş bulduk.

ADNAN OKTAR: Ne var haberler ajans?

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan bu akşam batıyı eleştirirken İngiltere’nin adını özel olarak zikretti Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Helal olsun Tayyip Hocam’a, kabadayılığı delikanlılığı yeter, yakışır şanına. Ne dedi?

KARTAL GÖKTAN: Şöyle konuşması; “Amerika’da seçim oldu, Amerika’daki seçimde Trump’a ne diyorlar? Diktatör. Ya hani siz demokrattınız? Sandıktan böyle bir netice çıktığına göre niye şimdi diktatör oldu? Durun bakalım bir çalışsın, biz Amerika’nın içişlerine karışmayız. Peki İngiltere’dekilere ne oluyor? Bunları anlamak mümkün değil, tatlı su demokratı bunlar bunlardan bir şey olmaz, bunlar dürüst değildir, bunlar darbecileri kırmızı halılarda karşılayanlardır.

ADNAN OKTAR: İngiltere’ye diyor değil mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ya Tayyip Hocam de direkt İngiliz derin devleti diye çık şu deccalın kafasını patlat ya, değil mi? Bak bunun şerefi sana kalacak ne güzel. Darwinistlere de, Tayyip Hocam bir kondurmuş herhalde Darwinizm’e, biz Adem’le Havva’dan mı geliyoruz demiş şey demiş birisi anlattı bugün ama.

KARTAL GÖKTAN: Bakalım.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’dan onu da bekliyoruz, millet onun yanında o çekinmesin, işte diyor ya anlatamıyorum diye, hiçbir şey olmaz en kralları gelsin yani. Kılına tüyüne dokunamazlar. En hafifinden elimizi tuttuk bak bu darbede, ben söyleyeyim en hafifinden yani gece gündüz ortalığı yatıştırmaya çalıştım akşam “aman kimseye dokunmayın, aman sakin olunsun” falan anlattım yani. Başka türlü de konuşabilirdim demedim yani.

KARTAL GÖKTAN: Sizin hep vurguladığınız başka bir konudan da bahsetti Adnan Bey. Efendi değil hizmetkar olduğunu ifade etti. “Bizim tek derdimiz var, millete efendilik yok hizmetkarlık vardır.”

ADNAN OKTAR: Hah yaşa, Tayyip Hocam güzel konuşmuş. Onlar çok önemli, ara ara onları vurgulamasında fayda var.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Biraz önce bahsettiğiniz ifadesini okumak istiyorum Cumhurbaşkanımızın. “Dikkat ederseniz ilk erkek olan Adem’i hangi saygı ifadesi ile anıyorsak, ilk kadın olan Havva’yı da aynı ifadeyle zikrediyoruz. Nitekim Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz bizi bir erkekle bir dişiden yarattığını, Kendi Katında değerli olanın da Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan olduğunu ifade ediyor. Bakınız burada erkek kadından veya kadın erkekten üstündür diye bir hüküm yok. Tam tersine yaratılışta eşitlik var, üstünlükse sadece Allah’tan sakınmada yani takvada söz konusu olabiliyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi Tayyip Hocam helal olsun delikanlılık yaptı, evrime karşı olduğunu çok güzel açıklamış yani Darwinizm’e karşı olduğunu çok güzel açıklamış ama bu insan hadi sen çık bunları darmadağın et falan, biz televizyondan seni seyrediyoruz, sen aslansın; böyle olmaz. Diyor bak ben konuşacağım konuşamıyorum diyor, daha ne desin? Demek ki sarılmış etrafı. Şimdi Saadetli gençler Müslümanlığın gereği “bir mümine saldırı varsa el birlik onu koruyun” diyor Allah ayette. İngiliz derin devleti Tayyip Hoca’yı muhasara altına aldığına göre biz deccala karşı Tayyip Hoca’yı korumak durumundayız. Deccal saldırıyor çünkü şu an, seyredersek günaha gireriz olmaz, bir mümine saldırı var. Particilik değil bu, partiyi bırak, ben AK Partili falan değilim. Aynı şekilde ülkücü gençler de büyük bir bölümü aslan ve titizlikle orda bir blokaj oluşturuyorlar. Büyük Birlik Partisi’nin aslanları da öyle, AK Partili olsunlar demiyorum, siyasetini destekliyoruz falan anlamına gelmez bu, bir mümine İngiliz derin devleti ve deccaliyet ezmek istiyor buna müsaade etmeyeceğiz. Siyasetini eleştir istediğini söyle ama buna müsaade etmeyiz. Etrafında esaslı bir blokaj yapalım yüzde 80’lik ama siyaseten eleştir istediğini yap ama bu konuda aman vermeyelim bak dünkü konuşması çok manidar. Benim sözümü aldı aynı sözümü, bir gün önceki sözümü, “her sözün doğru olsun her doğruyu her yerde herkese söyleme” inşaAllah. Konuşamıyorum diyor, demek ki bir muhasara var. Dünyayı dar edeceğiz deccaliyete. Yani oturup seyredilecek durum yok yani bunun siyasetle falan da alakası yok. Direnen mağlubiyeti kabul etmeyen, baş eğmeyi kabul etmeyen bir insan var karşımızda bu bizim için bir nimet. Birçoğuna baş eğdirdiler daha önce, bak baş eğmiyorum diyor bu kadar basit. Sahip çıkalım, siyasetini ben de eleştiriyorum mesela başkanlık hiçbir şekilde kabul etmem dedim, başka bir şey oluyor eleştiriyorum yani çok kapsamlı ama bu konuda titiz olmak lazım. Allah diyor bir mümine birisi saldırdığında -ki deccaliyete işarettir bu- el birlik onu koruyun diyor. Değil mi? El birlik korumak durumunda hatta İslam aleminin de koruması lazım Tayyip Hoca’yı. Pakistan, İran hepsi koruması lazım. Kime deccal saldırırsa onun korunması lazım. Mesela Trump’a da bak deccaliyet pençesini uzatmaya kalkıyor kırıyoruz pençesini müsaade etmiyoruz. Bazı yerli bilgisi az olan tipler var olayın nereye gideceğinden haberi yok mesela Trump da direniyor İngiliz derin devletine. Adamı suikastla falan tehdit ediyorlar. Halbuki tertemiz bir ailesi var, kaliteye, güzelliğe, temizliğe önem veren bir insan belli ki Amerikan rüyasını hakikaten yeniden ortaya çıkarabilecek güçte, öyle bir kararlılıkta, bu konuda dürüst iyi insanları destekleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız konuşmasının başını da okuyabilirim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: İnancımıza göre insanlığın ilk insan ve ilk peygamber olan Hazreti Adem’le, Hazreti Havva’dan doğup çoğalarak bugünkü 7,5 milyarlık nüfusa ulaştığını ifade ediyor.

ADNAN OKTAR: Darwinizm’e darbeyi vurmuş ve bütün bu Darwinist ekibin alacağı cevap tam olmuş, şimdi o ifadeleri de geniş çaplı kullanalım.  Tayyip Hoca bizden. Milli delikanlı Tayyip Hocam ama bu insanı ortada bırakmak çok günah olur. Daha da güzel şeyler yapacak diye düşünüyorum. Allah sağlık sıhhat versin, hidayet versin güzel gidiyor. Mesela şu üslup çok güzel, ben daha önce kimseden duymadım böyle bir şey. Rahmetli Erbakan Hocam bir tek çok sıkı bu işe sahip çıkardı, Darwinizm’in yanlış olduğunu anlatırdı benim kitaplarımla izah ederdi. Hatta bazı dergilerde işte Necmettin Erbakan Hocamız’ın Mehdi olduğunu, Mehdilik görevini Harun Yahya kitaplarıyla yaptığını, kitapları da onun yazdığını söylemişlerdi. Bana sordular “kim yazıyor kitapları?” dediler, ben de dedim “Erbakan Hocam yazıyor. Kim yazacak?” dedim acayip hoşlarına gitmişti o zamanlar, o El-Aziz Grubu evet.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanının bu konuda iki gün önce yaptığı bir konuşma daha var Adnan Bey. Cumhurbaşkanı Erdoğan ırkçılık tehlikesine dikkat çekerek insanların tümünün Adem ile Havva’dan geldiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Helal çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: “Biz Abaza, Çerkez, Gürcü tek milletiz. Adem ile Havva’dan geliyoruz. Millet olarak baktığımızda ise Millet-i İbrahim’den geliyoruz. Ama bizi bölme gayreti içerisindeler ve bunun adı da tam manasıyla ırkçılıktır. Bizi hapsetmeye çalıştıkları şey hep ırkçılık oldu. Asıl tehlikeli olan bu.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel konuşmuş. Ağzına diline sağlık. “Millet-i İbrahim” dedim diye devlet güvenlik mahkemesinde yargılanmıştım. “Ben” dedim “yani Türk kavmindenim. İslam milletindenim” dedim. Savcı dedi ki “Sen bunu söyledin mi?” dedi. “Söyledim” dedim. “Tamam” dedi. “Yaz kızım” dedi. “Sanığın tutuklanmasına” dedi. “Aa” dedim “niye ki?” falan dedim. “Ne var bunda?” dedim. “Sana hapishanede anlatırlar” dedi. İnanılır gibi değil. On ay hapiste tuttular. Sırf bir kelime yüzünden. İnanılır gibi değil. Mucize bu. Sonra da aynı savcı “bunda suç unsuru yok” deyip bıraktı. Mahkemeye hakim işte ona söyledi “açıklama yap mütalaanı ver” dedi. Mütalaası öyle. Mübarek niye on ay bekletiyorsun beni? Madem suç unsuru yok.

Bak Papa’ya nasıl boyun eğdirmişler bak koskoca Papa’ya. Bütün Katolik aleminin liderine bak nasıl boyun eğdirmişler? Ne diyor adam? “Yaratılış hikayelerini okuduğumuzda” hikaye diyor. “Tanrı’yı elinde sihirli değneği olan ve her şeyi yapabilen bir büyücü gibi hayal etme yanılgısına düşebiliyoruz. Ama öyle değil” diyor “biz evrimle olduk” diyor. “Adem Havva hikayeleri bunlar yanlış” diyor. Adamı ele geçirmişler. Öbürü zaten pembe pabuç giyiyordu. Orada bir askerle barbut oynuyormuş daha önce. Bunu tespit ettiler. O gitti. Bu sefer bu geldi papucu değiştirdi bu geldi. Koyu Darwinist. Tamamen kontrol altına alınmış orası. Bak Tayyip Hoca’yı kontrol altına alamıyorlar Mehdiyet’in bereketiyle. Mehdiyet’in bereketiyle bak bir bakan on dakika arayla kurtuldu. Tayyip Hoca on beş dakika arayla. Yedi dakika arayla kurtulanlar var. Bu Mehdiyet’in harikasıdır. Allah vesile ediyor. Mehdiyet’in bereketi yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sizin bir süredir üzerinde durduğunuz gibi Rusya’nın en saygın gazetelerinden Argumenty i Fakty Gazetesi de Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump’ın hep birlikte dünya düzeni sağlaması gerektiğini belirtti. Ve şöyle yazdı. “Dünya tekrar güçlü liderlere gereksinim duyuyor. Rusya’da Putin, Türkiye’de Erdoğan ve Amerika’da Trump. Üçü de anlaşarak birlikte dünya düzeni sağlamalı. Peki yapabilirler mi?”

ADNAN OKTAR: Kardeşim ne dersek o dünyada gündem oluyor. Ne dersek. Bu hayrettir yani. Dünya köy gibi oldu. Eskiden mesela bir şey söylendi mi bir yerde duyulması mümkün değildi. Şimdi internette mesela bir gazetede Rusça yayın yapan bir gazetede yazım çıkıyor, dünyanın her tarafında duyuluyor. Mesela İran’da bir gazetede yazım çıkıyor, dünyanın her tarafında anında duyuluyor internetten. Bu çok büyük kolaylık güzellik. Özetle Tayyip Hoca’ya yardımcı olalım. Sahip çıkalım. Partili olmasınlar. CHP’li olabilir, MHP’li olabilir. Eleştirsinler ama şahsını ezdirmeyelim İngiliz derin devletine. Deccale ezdirmeyelim. Hedeflemişler bak yiğitçe, delikanlıca Darwinizm’e tavrını koymuş. Şimdi bunun yerli uzantıları da çıkacaktır. İngiliz derin devletiyle iç içe olan hocalar var. Onlar da Darwinistler bu adamlar. Bir kısmı da İngiltere hayranı. İngiliz derin devletinin dolaylı olarak etkisi altında. Onlar da ayrı bir dert.

Etiket yapmadık. Ne diyelim? “Sevgi birliği kardeşliktir” diyelim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hükümete yakın basın, doların hızlı yükselişinin Türkiye’ye yönelik bir nevi ekonomik darbe olduğunu iddia etmişti. Ekşi Sözlük başta olmak üzere gezici ve bazı muhalif çevreler hükümeti devirmek için ekonomik boykot başlattılar. Daha önce “temel ihtiyaçlar dışında alışveriş yapmama” kampanyası başlayan bu çevreler bugün de piyasadaki döviz miktarını azaltmaya yönelik “herkes yüz dolar alsın” kampanyası başlattılar.

ADNAN OKTAR: Yüz dolar. Şimdi yüz doları ne yaparız? Bin dolarla, iki bin dolarla karşılık veririz. Verdikleri emekler boşa gider. Çok çocukça hareketler. Türkiye’nin özel bir durumu var. Türkiye bir kere kendi iç pazarı kendine yeten bir ülke. Her türlü ihtiyacımızı karşılayabiliriz. Amerikan malı almayız olur biter. Ne zorumuz yani? Dışarıdan bir şey almazsak kendi malımızı kullanırsak konu kapanır. Bu kadar. İran’la Rusya’yla ticaretimizi güçlendirelim, Çin ile. Bütün yapıp ettikleri boşa gider. Oturdukları yerden para kazanma olayı bitti. Böyle bir şey yok. Birde boşa sevinmesinler. Türkiye’nin ekonomisi tepmez devrilmez Allah’ın izniyle. Bir darboğaz olur, ekonomik sıkıntı olur. Dünyanın her tarafında dünya yaratıldı yaratılalı ekonomik kriz bitmemiştir. Ekonomik kriz hep olmuştur. Mesela Firavun devrinde bile ekonomik kriz vardı. Hz. Yusuf “ekonomik kriz başlayacak” dedi. “Yedi yıl devam edecek” dedi. Yedi yıl da sonraki etkileri var. “Yedi yıl devam edecek” diyor ekonomik kriz. Her devirde ekonomik kriz olmuştur. Osmanlı döneminde de. Her zaman olmuştur. Mikail (as), yani bu özel Allah tarafından tasarlanır. Yoksa normalde dünya çok zengin olur. Şu anki teknolojiyle özellikle tarım teknolojiyle, genel teknolojiyle akıl almaz zengin olur dünya. Allah buna imkan tanımıyor. Çünkü ahireti istemelerini istiyor Allah. Zenginlikte insanlar Allah’ı unutuyorlar. Hepsi olmasa bile genel çoğunluk öyle oluyor. Onu Kuran’da Allah ayetle açıklamış. “Allah’a inanmayanlar ittifak kurarlardı” diyor Allah. “Eğer ekonomik yönden kısmasam dünyada inanmayanlar tek bir ümmet olup Allah’a karşı başkaldırırlardı” diyor.  Ama ekonomik kriz olduğunda Allah’ın kıymetini biliyorlar. Dinin kıymetini biliyorlar. Sevginin kıymetini biliyorlar. Bu yüzden Allah ekonomik kıtlık meydana getiriyor.  Ve bununla ilgili özel bir dünyada birim vardır. Çok eski devirden beri olan bir birim. Ekonomik krizi ayarlayan birim yani yeryüzünde. O konuyu sonra anlatacağım. Allah onları vesile ediyor. Ekonomik kriz elde edilebilen bir şey. Yani kontrol altına alınabilen bir şey. 2007’de kontrollü olarak yapıldı. Şu anda da kontrollü olarak yapılıyor. Bunun özel bir ekibi var. Bunlar bunu yapıyorlar. Tabii Allah bu insanları vesile ediyor. Bu insanları. Ekonomik krizin özel ekibi var. Ve buna güç yetirilemiyor. Bunu dünya derin devleti organize ediyor. Eskiden beri böyle. Onu ayrı bir konu olarak sonra anlatırım. Ama Kuran ayetinde bu açıkça belirtiliyor çok detaylı olarak anlatılıyor. Bugün bütün internet sitelerinde var. “İnsanlar azmasın diye” diyor. Sırf azmama olayı değil. Bir kısmı azdığı için olur. Bir kısmı Allah’ı düşünmediği için olur. Bir kısmı gaflette olduğu için olur. Bir kısmı Allah’a şükretmediği için olur. Bir kısmı Allah’ı sevmesi için olur. Bir kısmı daha takva olması için olur. Sırf azma değil. Azan ayrı, azan da olur. Ve bunu ben söylemiyorum Allah söylüyor. Ekonomik krizin, ekonomik bolluğun özel meleği vardır. Hususi ona ayrılmış bir melek vardır. Bununla ilgili görevli olan melek. Dünyada da bu işi organize eden özel grup vardır. Dünyadaki ekonomik krizi organize eden, piyasayı istediğinde rahatlatan istediğinde kasan bir ekip vardır.  Dünya sermayesi bunların kontrolünde. Hepsi biliyorlar bunu. Bilmedikleri bir konu da değil ayrıca. Ama yine de ihtiyaten bir ara anlatayım.

BÜLENT SEZGİN: Allah “yayar da, kısar da” diyor ayette.

ADNAN OKTAR: Evet. Diyor ki, Araf Suresi, 130’da Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım; “Andolsun, Biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye…” bak belki öğüt alıp, düşünme. Allah’ın amacı ne? Öğüt almaları. İki; düşünmeleri. “...yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.” (Araf Suresi, 130) “Yani ekonomik kriz meydana getirdik” diyor Allah. Niçin yapıyormuş? Öğüt alıp düşünmeleri için. Çünkü refahtan kuduruyor o zaman Firavun ve çevresi. Müminler var, insanlar da var ama Firavun yapılanması daha büyük, dev yani yüzde doksan dokuz. Müminlerin sayısı çok az. Müminler şükür ve iktisat bereketiyle bu fitneye dayanıyorlar. Zaten Bediüzzaman diyor “ahir zamanda ekonomik kriz meydana gelecek” diyor ilerde. “Buna müminler ve kardeşlerim” diyor “Şükür ve iktisat bereketiyle cevap verecekler” diyor. Şükür ve iktisat, yani tutumlu olmak. Bediüzzaman çok az bir emekli maaşı vardı. Onunla bir torba yoğurt alıyordu canım benim. Arpa şehriye alıyordu. Birde bir tavuğu var her gün yumurtlayan. Bir de tereyağı var ayrı bir kapta. Başka da yiyeceği yok Bediüzzaman’ın.  Bediüzzaman aynı zamanda tayyip bir insandır. Tayyiptir. Beldetün tayyibe. Tayyip olmak güzel bir şeydir insan için. Bedidir, tayyiptir.

Tevbe Suresi, 126 “Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar” yani belalar, savaşlar, kavgalar, anarşi, terör ve ekonomik kriz “da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar.”  (Tevbe Suresi, 126) Bak Allah’ın bir amacı da insanların tövbe etmesi birde öğüt alıp düşünmeleri.

Zuhruf Suresi, 33, şeytandan Allah’a sığınırım, “Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman'ı (Allah'ı) inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık.” (Zuhruf Suresi, 33) “Ama Allah’a isyanda ittifak ederler” diyor “böyle bir zenginlik verirsem” diyor Allah. Bu çok rahat Allah için mümkün. Zenginlik şu an dünyada olmaması mucizedir. Bakın dünyada bütün dünyanın zengin olmaması mucizedir. Akıl alacak gibi değil. Bunun nasıl tasarlanıp uygulandığı da hayret verici bir olaydır, mucizedir. Müthiş zengin olmaması için şu an dünyanın hiçbir sebep yok. Teknik olarak hiçbir sebep yok.

Tevbe Suresi, 34, şeytandan Allah’a sığınırım, “…Altını ve gümüşü biriktirip” parayı yığıp “Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele.” (Tevbe Suresi, 34) diyor Allah. Acı bir azap işte ekonomik kriz, belalar, savaşlar. Parayı yığmak haramdır. Altını, gümüşü yığmak haram, harcanması lazım. Bak adamlar ne yapıyorlar? “Dolar aldık harcamayacağız, evde tutacağız” diyorlar. Güya ekonomik kriz meydana getirecek. Tavşan çayırda hoplamış da çayırın haberi olmamış. Öyle derler atasözünde. Kardeşim senin her tarafın dolar toplama olsa ne olur? Ne dolar toplayacaksın sen? Bak ekonomik krizin nedenini de Allah söylüyor. Biriktirme ve yığma. “Bunda felaket meydana gelir” diyor. Onun için herkes parasını kullansın. Yığmasın, harcasınlar. Hiçbir şey olmaz Türkiye’ye. İstediklerini yapsınlar. İsterseler doları beş yüz, altı yüz liraya çıkartsınlar. Doların gücü kırılır o zaman. Çünkü adam mal ithal etmez. Mal elinde kalacak ne yapacak? Çöker. Aleyhine olur. Pahalı bir malı almaz adam. Niye alsın? Ne zoru yani? Amerikan malını hiçbir şekilde kullanmaz. Tehlikeli bir şey bu. Doların yükselmesi doların lehine olmaz. İlk başta öyle gibi görünür ama çok aleyhine olur. Ekonomik kriz meydana getirir bu Amerika’da. Tehlikeli bir şey. Benim kanaatim Trump’a bir oyun oynuyorlar. Doların değerini yükseltip Amerikan piyasasını çökertmek istiyorlar. Bu Türkiye’ye yönelik değil. Amerika’ya yönelik bir oyun. Çünkü hiç kimse Amerika’dan mal almaz bu durumda. Ekonomiyi çökertirler. Bu oyuna karşı da yine Çin; Rusya, Türkiye Amerika’ya yardımcı olması lazım. Plan Londra’da uygulanıyor. Londra’da planlanıyor. Gittiler İsrail’i yaktılar önce. Sonra bu işi yapmaya kalktılar. Deccal kudurdu yani Türkiye’yi birbirine katmaya kalktı. Ormanlardan ne istiyorsun? Deccalin azgınlığını görüyor musun? Kutsal beldeleri yaktı. Gitti Kudüs’ü yakıyor. Peygamber diyarlarını yakıyor. Sinagogları yaktılar. Tevrat’ları yakıyorlar. Tam deccal işi.

İslam ülkelerinin genç kızlarını, delikanlılarını kandırıyorlar, İngiltere’ye götürüp onlarla homoseksüel ilişkiye giriyorlar çocuklarla, kendilerini esir ediyorlar. Kızları götürüp fuhuş bataklığına sürüp kendilerine esir ediyorlar. Onlar da onlara yaranmak için yapmadık numara bırakmıyorlar. Hepsi cayır cayır İngilizce öğreniyor, kurslara gidiyorlar falan, İngiliz aksanıyla İngilizce öğreniyor yok diyorlar olmamış senin İngilizcen falan İngiliz tarihini iyi öğren.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Peygamberimiz (sav)’in Ahir Zaman Mucizesi: Afganistan’ın İşgali

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 13 Kasım’dan itibaren Myanmar ordusu Rohingyalı Müslümanlara yönelik yeni bir saldırı başlattı, gerçekleşen son saldırılarda en az 9 kişi yakılarak öldürüldü 90 kişinin de kaçırıldığı belirtiliyor. Myanmar ordusu ise Dar Gyi Zar isimli bir Müslüman köyünde kendilerine saldırdıklarını iddia ettikleri 28 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü ise yaptığı açıklamada, Müslümanlara ait olan 3 köyün yakıldığını gösteren uydu görüntülerine ulaştıklarını belirtti. İnsan Hakları İzleme Örgütü 10-17 ve 18 Kasım tarihlerinde çekilen uydu görüntülerinde Kuzey Arakan bölgesindeki 5 köyde 820 yıkılmış binanın belgelendiğini, toplam sayının da 1250’ye ulaştığını açıkladı.

ADNAN OKTAR: Evet, irili ufaklı bütün hükümetlere o bölgede hep İngiliz derin devleti hakim, ne diyorlarsa onu yapıyorlar. Ordu denilen şey tamamen İngilizlerin kontrolünde. Adam kendi kardeşini gidip vuruyor “Askeriz biz. Ne yapalım?” diyor.

Nazım Bleda çok güzel söylüyor. Sözleri de güzel, dünyanın hayal olduğunu söylüyor çok güzel, hakikaten gölge varlıktır.

“Neye gıcık oluyorum biliyor musunuz? Siz anlatmadan önce İngiliz derin devletinin iyisinden haberi olmayan şu internet fenomenlerinden bir kısmı sanki ilk fark eden kendileriymiş gibi akıldane üsluplar kullanmıyorlar mı?  Ne hissediyorum? Yine de sizin ortaya çıkardığınız gerçekleri tekrar etmiş oluyorlar. İyi yayınlar aslan Hocam” diyor Sevil Kayseri’den.

“Selam Hocam Trump, Hazreti İsa (as)’nın talebelerinden biri olabilir mi? Hürmetler” diyor. Talebesi olması şart değil, talebeleri yönlendirirse yani destek oluyorsa olur ama İngiliz derin devletine karşı alenen tavır almış durumda.

Ama bak tekrar ediyorum Tayyip Hoca’ya iyi sahip çıksınlar, çok riskli bir şey bu. AK Partili olsunlar demiyorum şahsını, şahsını sakın İngiliz derin devletine teslim etmeye kalkmasın hiç kimse. Bak böyle aslan gibi İngiliz derin devletiyle mücadele eden delikanlı dünyada pek yok, duyuyorsunuz dünyanın her tarafında, kendi vatandaşını kurşunluyor adamlar, liderleri ele geçirmişler. Tayyip Hoca inatçı ve kabadayıdır ona hakim olamadılar, bayağı uğraştılar hatta o daha tersiyle döndü yani, iyice öfkelendirdiler yani iyice tavır aldı o yönü çok güzel.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Siz çok sahip çıkıp desteklediniz hayır yönünde.

ADNAN OKTAR: Kimi?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Tayyip Hoca’yı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca’yı Allah’ın emri, bak bir mümine deccal saldırırsa bütün müminler birlikte onu koruması lazım. Alenen deccal saldırısı var, parti marti değil ben parti gündeme getirmiyorum. CHP’ye de benim çok büyük saygım var seviyorum, Saadet, Refah hepsini severim ben yani şahsına sakın. Bak adamlar merdivenlerden tırmanarak bilmem ne cinayet ekibiyle şehit etmeye gidiyorlardı gördünüz. Mehdiyet’in bereketiyle Allah bunu engelledi yoksa acayip kolaydı onlar için yapamadılar ne havada ne karada.

Enfal Suresi 47 “Bir de yurtlarından refahtan şımarıp” bak refahtan, zenginlikten, bolluktan şımarıp “şımarıp-azıtarak, insanlara gösteriş yaparak” enaniyetle büyüklük gösterisinde bulunarak “çıkanlar ve (halkı) Allah’ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın.” Bu ayet de yine bu anlattığım konularla bağlantılı.

BÜLENT SEZGİN: Karun da kibir, enaniyet yapıyor. ‘Bu mallar, bu servet bilgi dolayısıyla verildi’ diyor, “kendi bilgim.”

ADNAN OKTAR: Tabii. Münafıkta öyle bir züppe üslup oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan’ın bir yazısı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Şöyle söylüyor, “7 Haziran’da AK Parti’yi azıcık uyardı milletimiz. 1 Kasım’da yeniden AK Parti’ye yöneldi. Hiç değilse bunları tanıyoruz, biliyoruz diyerek. Hiç değilse bunları öngörebiliyoruz diyerek. Hiç değilse bunlar istikrarı sağlıyor diyerek. Fakat özellikle şu son günlerde iktidar cenahında ortaya çıkan istikrarsızlık, rasyonellikten uzaklaşma, umutsuzluk, sağduyusuzluk, maceracılık işin rengini fena halde değiştirecektir. Çünkü bu millet bazı muktedirlerin ya da bazı muhaliflerin sandığı gibi ‘koyun’ değildir.” demiş.

ADNAN OKTAR: Yani koyun falan o laflara gerek yok. Tayyip Hoca kendi imkanları içerisinde en iyiyi yapmaya çalışıyor, boyun eğmiyor. Tek suçu şu an İngiliz derin devletinin ona öfke duymasının nedeni, İngiliz derin devletine boyun eğmemesidir. Onun dışında ne yapıyor? Dünyada ekonomi allak bullak. Türkiye’de gayet güzel istikrar var. Kaç yıldan beri ekonomide istikrarı muhafaza ediyor. Mesela ekonomik kriz bize dokunmadı. Tabii Allah vesile etti. Bu Mehdiyet’in bereketidir.

İncil’de de ahir zamanda dünyada ekonomik kriz olacağına dikkat çekiliyor Matta/24’te. “Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak. Yer yer kıtlıklar, depremler olacak.” Diyor aynısı oluyor şu an.

Münafıkların Müslümanları minnet altında bırakmaya çalışmaları konusu önemli bir konu. Münafık, ‘ben Müslüman oldum, bunu ödeyin’ der Müslümanlara. Bu yeni kitabımda bu konuyu geniş olarak ele alacağız. İşte ‘bana en iyi yiyecekleri verin, en güzel imkanları verin, beni rahatlatın, beni eğlendirin’ kafasında olur münafık. Çok bilir Müslümanlar yani mesela başörtüsü örter. Öfler püfler Müslümanlara nefes aldırmaz öyle tipler. Namaz için de öyle. Sanki büyük bir felakete uğramış gibi sürekli işte ‘sabah erken kalkmak durumunda kalıyorum, uykum kaçıyor’ falan. Kardeşim erken kalkıyorsan bu Allah’a sevginden. Sevgi gösterisinde bulunuyorsun. Ve uykun varsa zaten yine uyuyabilirsin namazını kıldıktan sonra. Ne kadar samimiyetsiz izah.

BEYZA BAYRAKTAR: Ayette, “…hayır olarak ne yaparsanız, onu Allah katında bulacaksınız.” (Bakara Suresi/110) diye geçiyor. Kendi ahireti için herkes yapıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Münafıkların asıl hedefi peygamberler ve müminlerin ileri gelenleri oluyor. Ana hedef o olur. Münafık çok kinlidir, çok nefret doludur. Hep onun çevresinde dönüp dolaşır. Müslümanlara da kinlidir ama asıl kini Müslümanların lideri olan kişiye olur. Yani peygamberlere yahut imamlara. Çok yalan söyler münafık. Ama delilik derecesinde yalan söyler. Küfre çok büyük saygısı vardır. Güçlü görür, geleceğin onların elinde olduğunu zanneder. Mesela 10 yıl sonra, 20 yıl sonra, 30 yıl sonra küfrün hakim olacağı kanaatindedir. Müslümanlara da Müslümanların hakim olacağına inandığını söyler Müslümanların yanında. Halbuki kalbinde asıl inancı küfrün hakim olacağı şeklindedir. Biz mesela 2023 diyoruz ya, onlar da 2023’te küfrün hakim olacağına inanıyorlar. Tabii Allah’ın kurduğu sistemi yıkmaya çalışmalarının karşılığını vakti gelince görecekler.

Münafık çok tartışmacı ve cedelci, kavgacıdır. Her konuya, her basit bir konuşmaya bile, basit bir çıkar çatışmasını bile bir anda kavgaya, kepazeliğe, şirretliğe döker. Ruhu çok anarşi içindedir münafığın. Dinmez bir sıkıntı, kavga ruhu ve gerilim içindedir. Allah ona bela olarak vermiştir bunu.

Kendilerini münafıklar dindar gösterirler. Asıl dünyaları dinsiz, azgın, ahlaksız, kindar, nefret dolu ve pislik içindedir. Şu an asrımızda bunu tespit için mesela bunların gizli hesaplarından da bilinebilir. Mesela kendi hesabı ayrı, Müslüman gibi gösterir de ama gizli hesaplarında küfrünü, kinini, o lağım ruhunu ortaya koyar. Münafığın özelliği. Ama tabii başka yerde konuşmalar da yapar mesela gizli konuşmalarında Müslümanlarla aslında alay ettiğini, Müslümanlara değer vermediğini, küfre değer verdiğini ama onlara öyle görünmesi gerektiği için onların yanında öyle gibi yaptığını ama aslında gerçek düşüncesinin küfürden yana olduğunu söyler. 

BÜLENT SEZGİN: Allah ayette şöyle buyuruyor, "İman edenlerle karşılaştıklarında 'İman ettik" derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında 'Şüphesiz biz sizinle beraberiz. Biz onlarla yalnızca alay ediyoruz." 

ADNAN OKTAR: Evet. Münafığın hiç bak yüz yıllardan beri, binlerce yıldan beri değişmeyen karakteri.

Fizik ve ruh olarak pistirler münafıklar. Fizik olarak da çok pistir. Gizlide çok iğrenç pistir münafıklar. Hayret edilecek şekilde iğrenç pistir. Ruhu da çok pistir, karanlıktır. Bir de çok iftiracıdır münafık. Hemen yalan söyleyip Müslümanlara iftira atma eğilimi olur.

Münafık sürekli sıkılır. Yaptığı ahlaksızlıktan dolayı Allah onu bayağı sıkar. Ayette de var ya, "Dünya onlara dar gelmiştir." diyor. Ama o sıkıntısını Müslümanlara yöneltmeye başlar bu sefer, İşte “Bana şunu alın, beni şuraya götürün, beni şöyle eğlendirin. Sıkılıyorum. Yer değiştirmem lazım. Bana vazife vermeyin, görev vermeyin. Birisi bana hiçbir iş vermesin. Ben çalışmayayım, gayret etmeyeyim çünkü sıkılıyorum.” Mesela Samiri öyleydi. Onun için hep ömrü boyunca hep yalnız gezdi. 

EBRU ALTAN: Allah ayette, sanki göğe yükseliyorlarmış gibi göğüslerinin dar ve sıkıntılı olacağını söylüyor. 

ADNAN OKTAR: Göğe yükseliyormuş gibi göğüsleri dar ve sıkıntılı olur. Çünkü o kadar ahlaksızlık yaptı mı bünyesi dayanmıyor ona artık. Kendi bedeni bile isyan ediyor onun adiliğine.

Münafık alametlerinin duyulması ve  Allah'ın anılması münafığın en istemediğidir. Akıl almaz daralır. Münafık alametiyle ilgili ayetler indiğinde münafıklar dehşete kapılıyorlardı, hemen yüz üstü kaçmaya kalkıyorlardı. Münafık alametine hiç tahammül edemez münafık. Bir de Allah'ın anılmasına hiç tahammülleri yoktur, çok sıkılırlar.

Şifre sistemleriyle görüşür münafıklar. Resimler, fotoğraflar, imalı şiirler, imalı sözler, imalı semboller, Müslümanların onu çözemeyeceğini düşünerek öyle bir politikaları olur.

Sapkın sistemleri savunurlar; homoseksüellik, Darwinizm, Rumilik yani İslam’a zıt olan her şey. Ama Müslümanların yanında bunu söylemez. Gizlice yapar bunu.

Kitap yüklü eşek gibidir münafıklar, çok şey okur, çok araştırır ama boştur. Allah'ın ilmini, Allah'a ait bilgileri öğrenmek istemez, Kuran'a ait bilgileri öğrenmek istemez. Boş, anlamsız yani hiçbir faydası olmayan bilgilerle kendini donatıp etrafa sükse yapmak ister. Mesela o ayette var ya; adamı getiriyor münafıklar, "Sen Kuran'ı incele." diyorlar. Böyle inceliyor, okuyor, bakıyor kendi cahiliye kültürü içerisinde öğrendiği bilgilerle kıyaslayarak, "Bu Kuran gerçek bir kitap değil." diyor anladığı halde Kuran'ın geçerliliğini, doğruluğunu, hakikat bir eser olduğunu gördüğü halde, harikalığını gördüğü halde. Bir de kaşını gözünü şekilden şekle sokarak bunu yapıyor. Kaşını çatıyor, ağzını eğiyor. Münafığın yüzünü kullanma özelliğini Peygamberimiz (sav) çok hadiste belirtmiş. Ağlayarak yapar, yüzünü ekşiterek yapar, suratını asar, bön bön bakarak yapar, anlamsız bir surat yapar; konuşmalarında meymenet olmaz, üslubu berbat olur, züppe cevaplar verir, bakışlarına züppelik yerleştirir. Ama genellikle ayette işte “sanki ölüm baygınlığı geçiriyormuş gibi” yani sanki kafasından kan gitmiş, bayılacakmış gibi yani anlamsız, boş, küt, ruhsuz bakışlarına Kuran dikkat çekiyor. 

Münafıklarla ilgili ayetleri, hükümleri anlatmayı; İslam hakim oluncaya kadar anlatacağız her gün, her gün. Çünkü münafıklık yeryüzünden kalktığında yani eylemi kalktığında İslam hakim olmuş oluyor zaten. Münafık İslam’ın hakimiyetini engelleyen şeytan ordusu. İslam'ın hakimiyetini engelleyen en güçlü ana sebep münafıklardır.

Münafıkların bir savunma yönü de Allah'ın hükümleri anlatırken kaçmalarıdır, "Yüz geri dönerler" diyor Allah ayette. Çok fazla ayet var. "Kulaklarını tıkarlar." diyor, "Örtülerine bürünürler." Yani sizi dinlemek istemezler diyor, Allah'ın hükümlerini. "Kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün." diyor Allah ayette. Allah'ın hükmünden çok rahatsız olurlar. Zaten "Aleyhlerine bir sure inmesinden çekinirler." diyor Allah. Şimdi kaçıyorsa ne yaparsın? O zaman dozunu artırarak kaçtığı yerde de onu karşılayacak şekilde Allah'ın hükümlerini anlatmak lazım. Nereye dönerse, hangi yöne dönerse mutlaka Allah'ın hükmüyle karşılaşacak şekilde anlatılması lazım. Yani doğu, batı, güney, kuzey, yerin altı, yerin üstü; her yerde Allah'ın hükmünün anlatılması lazım. Yani münafığın kaçacağı hiçbir alan bırakılmaması gerekiyor. Kaçıp göçeceği hiçbir alan bırakılmaması gerekiyor. Her yerde Allah'ın anılması lazım. "Mağaralara sığınmak isterler." diyor ya Allah ayette. "Duvar arkalarından sizinle mücadele etmek isterler." diyor. İşte kaçma nedenlerinden birisi de o, duvarın arkasından gizlice Müslümanların aleyhine faaliyet yapmak ister münafık. Mesela Lokman Suresi 7'de “Ona” münafığa “ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.” (Lokman Suresi, 7) Yani kahpece kaçar. Pislik yapar münafık. Ne yapıyormuş? Bak, sanki işitmiyormuş gibi ama işitiyor. Sanki demek, işittiği halde işitmiyormuş gibi yapar. Kulaklarında bir ağırlık varmış gibi yani sanki duymuyormuş gibi büyüklük taslayarak; münafığın böyle bir deli yönü vardır, büyüklük taslar. Halbuki yarın bir gün mezarda ölüp gidecek, darmadağın olacak. Etten kemikten olmuş ama işte o manyak dünyasında kendini çok büyüttüğü için propagandayla, İşte “Ben falanca memlekettenim, falanca şehirdenim.” İşte “Babam şu, anam şu. Şöyle akıllıyım, şu kadar yabancı dil bilirim, şöyle kitap okudum.” Halbuki Allah işte eşeğin yük yüklenmesine benzetiyor. Kitap yüklenmeyle bir şey olmaz. Bütün ülkeler de Allah'a aittir, orayla da sükse yapamazsın, hiçbir şeyle sükse yapamazsın. Yarın bir gün ölüp gideceksin, Allah'ın huzuruna çıkacaksın.

Mesela münafık zihniyetli bazı kişiler kendilerine bu WhatsApp’ta yada Skype gibi sohbet programında kendilerini çevrimdışı gibi yani kapalı gibi gösteriyorlar ama gerçeğinde çevrimiçiler yani aktifler. Bu şekilde kendilerini yokmuş gibi göstererek sinsice Müslümanların çalışmalarını izliyorlar. Böyle bunların yüzlerce yöntemi var, münafıkların. Bilgisayarı münafık nasıl kullanır diye de bir kitap hazırlıyorum. Münafığın internette yaptığı oyunlar yani nasıl oyun oynar? Mesela kapatma yöntemleri, kendini fark ettirmeme yöntemleri, samimiyetsizce ve alçakça yaptığı, ahlaksızca yaptığı bütün oyunları anlatan bir kitapçık. Yaklaşık yüz sayfalık falan bir kitap o da. Onu da hazırlıyorum.

Nuh Suresi 7'de "Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde,” -yani İslam'a gelsinler, Kuran’a gelsinler, düzelsinler diye uğraştığımda- “onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar,” -yani duymamak için her türlü tedbiri aldılar- “örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.'” (Nuh Suresi, 7) Enaniyet çok önemlidir münafıkta. O pis, kokmuş bedeniyle çok önemli bir insan görünümü vermek için sürekli propaganda yapar münafık. Halbuki yarın bir gün mezarın altında darmadağın olacak, etten kemikten zavallı bir varlık. Ama alabildiğine büyütür. Bazıları da onun kendini büyütmesini fark etmez, ona yardımcı olurlar. Onun da öyle hampaları olur münafığın da, onun yaptığı pisliği alanlar da olur. Halbuki onun yaptığı pisliği almasa mümin o, o kadar kendini büyük zannetmez. Yani haddini bilir. 

BÜLENT SEZGİN: Bir ayette, "Onlara, 'Gelin Allah'ın resulü sizin için bağışlanma dilesin.' denildiğinde başlarını yana çevirdiler." diyor. "Sen onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün." 

ADNAN OKTAR: Evet, Nuh Suresi 7'yi bir daha okuyorum. Şeytandan Allah'a sığınırım “"Doğrusu ben, onları bağışlaman için” -İyi niyetle mümin yanaşıyor kurtulması için, münafıklıktan çıkması için- “her davet edişimde,” -defalarca davet ediyor- “onlar” -münafıklar- “parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler” -yani duymayacak şekilde her türlü tedbiri aldılar- “ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.'” (Nuh Suresi, 7) Diretme var münafıkta.

Hac Suresi 72'de; şeytandan Allah'a sığınırım “Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin.” -Yüzleri acayip pis böyle baygın, akık, donuk ve ahmak bir görüntü olur münafıklarda. Allah ona dikkat çekiyor, "Tanıyabilirsin" diyor. Yani "Böyle bir güç verdim size" diyor, "tanıyabileceğiniz."- “Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler.” -"O kadar nefret ederler." diyor. "Münafık alametleri okunduğunda, Allah'ın hükümleri okunduğunda Müslümanlara saldıracak kadar azgınlaşırlar." diyor Allah.- “De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu inkar edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır."” (Hac Suresi, 72) diyor Allah. Tabii münafık buna inanmaz. Bu mümin için, bu dersler, bu anlattıklarımız; müminin kendini toparlaması için. Yoksa münafık bu ayetlerden hiç etkilenmez, umurunda bile değildir. O 2023'lerde, 2033'lerde küfrün hakim olacağına inanır, önüne gelene sadakat yemini yapar, kendi deccal ordusu içerisindeki arkadaşlarına. İşte "Sonsuza kadar beraberiz." der. Yahut "Otuz yıl sonra sizinle karşılaşacağız, yirmi yıl sonra sizinle karşılaşacağız." der. İngiliz derin devletinin elemanlarında, deccaliyet ordusunda bunları görüyoruz.

İngiliz derin devletinin casuslarından bir kısmını yine göstersene.

“Şeytan onları sarıp kuşatmıştır” münafıkları “böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur.” Allah'ı anmak istemezler, duymak da istemezler. “İşte onlar şeytanın fırkasıdır.” Şeytanın fırkası işte deccal ordusu oluyor. “Dikkat edin, şüphesiz şeytanın fırkası hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadele Suresi, 19) Bunların hüsrana uğramaları Mehdiyet’le oluyor. Deccaliyetin yıkılması, Mehdiyet’in hakim olması; hüsrana uğramanın neticesi bu.

Evet, göreyim. 

KARTAL GÖKTAN: Anne-Marie Walters, Christine Granville, Vera Atkins, Virginia Hall, Noor Inayat Khan, Nancy Wake, Violette Szabo, Odette Sansom, Cecile Pearl Witherington, Eliane Plewman.

ADNAN OKTAR: Evet. Münafıklar hayran bunlara. Onlar da bir gün böyle bunlar gibi casus olup tarihte casus olarak anılmayı çok istiyorlar.

Ali İmran Suresi 23'te “Aralarında Allah'ın Kitabı hükmetsin diye çağrılıyorlar” -Allah'ın Kitabına göre hükmedelim, ona göre düşünelim dendiğinde- “da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.” (Ali İmran Suresi, 23) İşte münafıklar bunlar. Arka dönen kaçıyor Müslümanların yanından. “Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde,” -Yani Allah'ın hükmü anlatıldığında- “o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.” (Nisa Suresi, 61) Münafığın temel vasıflarından birisi de budur. Yani Müslümanlardan kaçar, Allah'ın hükmü anlatıldığında kaçar, dinlemek istemez.

Kehf Suresi 101, “Ki onlar,” münafıklar “Beni zikretme (konusun)da gözleri bir perde içindeydi. (Kur'an'ı) dinlemeye katlanamazlardı.” (Kehf Suresi, 101) Çok ağırına gidiyor Allah'ın hükmü okunduğunda. Ama boş zırvalar olduğunda çok hoşuna gider münafığın.

Müddessir Suresi 18-23; “Çünkü o,” münafık “düşündü ve bir ölçü tesbit etti. Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?” -Münafıkların kendilerine has ölçüleri vardır- “Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu? Sonra bir baktı. Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.” -Münafığın özelliği; yüzünü bir anda pis bir görünüme sokabilir münafık. Yüzüyle oynar. İsterse ağlar, isterse pis donuk anlamsız bön ve bet çirkin bir bakışa çevirebilir.- “Sonra da sırt çevirdi” -Müslümanların yanından uzaklaşıyor, sırt çevirme odur- “ve büyüklük tasladı (istikbar).” (Müddessir Suresi, 18-23) Münafığın ana özelliği. Neyine büyüklük taslıyorsun? Zavallı bir varlıksın, etten kemikten oluşmuşsun. Mezarın içinde darmadağın olacaksın. Ama işte delilik derecesinde bu bir mucizedir, büyüklük hırsı. Casusluk yapmayı da öyle. Mesela kendi ülkesini beğenmemiş oluyor; kendi ülkesi aleyhine, mesela otuz milyon kişinin aleyhine başka bir ülkeye casusluk yapıyor. Onu büyüklük olarak görüyor, kahramanlık olarak görüyor. Kendi milletine hainlik yapmak ve kendi milletini zor durumda bırakacak her türlü ahlaksızlığı yapmayı bir üstünlük olarak görüyor. İşte münafık aklı böyle.

Müddessir Suresi 49-51; “Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki” diyor Cenab-ı Allah, bu münafıklara “öğütten yüz çevirip duruyorlar.” -Öğüt al işte güzel, düzelt kendini. Yüz çevirirler diyor Allah. Yani yüz çevirmek; kaçar.- “Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;” -Yaban eşeğine benzetiyor Allah bunları, zebraya benzetiyor; ürkmüş yaban eşeği, zebra.- “Arslandan korkup-kaçmışlar.” (Müddessir Suresi, 49-51) Arslandan korkup kaçıyor gibi. Arslan biliyorsunuz, Mehdi (as)'nin de lakabıdır. Normal eşeğe de benzetmiyor bak, zebraya benzetiyor Kuran'da. Ürkmüş yaban eşekleri gibidirler. Yani vahşi içlerindeki o deli korkuyu; yaban eşeği nasıl kontrolsüz vahşi hayvan, akılsız yani eşek kafalı, yaban eşeği vahşiliğinde ve onlar gibi kontrolsüz. “O inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi.” -O kadar nefret dolu, pis ve iğrenç bakıyorlardı diyor- “"O, gerçekten bir delidir" diyorlar.” (Kalem Suresi, 51) Ama gizli yazışmalarda konuşuyorlar bunu tabii, gizli konuşmalarda.

Hac Suresi 72'de de “Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin” -münafıkların- “yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin.” -Yüzlerinde belli olur diyor. Tanıyabilirsin diyor, çok manidar bu ayet; red ve inkar. Yüzündeki o pis, iğrenç, aşağılık ifadeyi görürsün diyor Allah. “Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler.” -O kadar nefret ediyor, o kadar kinleniyor. Münafık kinini görüyor musun? Allah'ın hükmünü dinlememek ve okuyana da saldırmak eğilimindeler.- “De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu inkar edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır."” (Hac Suresi, 72) diyor Allah.

Kıyamet Suresi 32'de de “Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.” (Kıyamet Suresi, 32) Müslümanın sözünü, Allah'ın hükmünü yalanlıyor. Münafığın özelliğidir. Müslüman bir şey söyledi mi hemen tersini söyler münafık. Yani böyle cedelcidir, aksidir. Mesela sen, "Şu an akşam." dersin. "Ne akşamı ya, sabaha yaklaşıyoruz. Buna sabah denir." der. İlla aksidir böyle. Hep ukalalık ve züppelik münafığın özelliğidir. Mesela, "Bu çay güzel olmuş." dersin. "Yok ya. Neresi güzel olmuş? Güzel olmamış." der. Fincanı beğenirsin, "Yok." der, "Fincan bir şeye benzemiyor." der. Hep aksidir münafığın özelliği. “Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti. Sonra çalım satarak yakınlarına gitmişti.” (Kıyamet Suresi, 32-33) Kendi adamlarının yanına giderken de çalım satıyor böyle enaniyetle poz yapıyor, münafık pozu. “Sen buna müstahaksın, dahasına müstahaksın.” (Kıyamet Suresi, 34) Allah, "Her türlü belayı vereceğim, dahasını da vereceğim." diyor. Tabii böyle anlata anlata bu konular iyice benimsenmiş ve anlaşılmış olacak. Tekrar tekrar anlatmak lazım. Ezberlenmesi çok önemli.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü