Harun Yahya

Sohbetler (16 Aralık 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, “Sevgi birliğinde hayır vardır” diyelim.

Evet, Fikret dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Halep’ten konvoyların çıkışı durduruldu Adnan Bey, Dışişleri Bakanı ateşkeste yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle konvoyların çıkışına ara verildiğini ama görüşmelerin devam ettiğini ifade etti.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim anlaşmazlık bir şey yok, adamlar çıksın bu kadar basit. Savaşmaya niyeti olan orada duruyor zaten, savaşmaya niyeti olmayan sivil olan da çıkacak. Uzatılacak bir şey yok. Çoluk çocuk, kadın, yaşlı falan yani zaten insan filmlerde görmüyor böyle bir kabusu, muazzam bir kabus yani. Uzatılması için de bir neden yok, adamlar ‘biz buradan çıkmak istiyoruz’ diyor, bırak çıksın. Yardım konvoyu da gitsin yani çünkü çıkacak ama adam açlıktan ölecek orada artık yani takati kalmamış, öyle olmaz.

Milli Gazete’den Burhan Bozgeyik, “Üst akıl İngilizlerdir” diyor, İngiltere’dir.  Üst akıl İngiltere’dir denmez, İngiliz derin devletidir diyeceksin. İngiltere dersen bütün İngiltere’yi içine alır, İngilizler tertemiz insanlar onların bir suçu yok, İngiliz derin devletidir bela olan.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Binali Yıldırım, İran Cumhurbaşkanı birinci Yardımcısı İshak Cihangiri ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Yıldırım’ın Suriye’de tahliye sürecinin sorunsuz bir şekilde ilerlemesi için İran’la işbirliği yapmaya hazır bulunulduğu bildirdiği kaydı var.

ADNAN OKTAR: Tabii ya İran bizim kardeşimiz canımız yani, İran askerleri Türk askerleri birlikte kardeşlerimizi tahliye etsinler, zaten kardeşler yani ne fark eder ya Şii imam ‘Allahu Ekber’ de, arkasında namaza durur. Sünni imam ‘Allahu Ekber’ de, arkasında namaza dur gayet güzel. Bu nereden çıktı kardeşim? Hazreti Ali dedin mi gözyaşı döker Şii, Mehdi dedin mi yüreği böyle göklere uçar, tertemiz insanlar.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sabah Gazetesi’nden Dilek Güngör’ün yaptığı haberde, İstanbul Emniyeti Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ne ait raporda DEAŞ’ın 28 Haziran’da Atatürk Havalimanı’nda düzenlediği 45 kişinin şahadetine neden olan terör saldırısıyla PKK’nın intihar timi TAK’ın 10 Aralık’ta Beşiktaş’ta düzenlediği 44 vatandaşımızın şehit olduğu terör saldırısının bombalarının aynı cins hatta aynı fabrikasyon çıkışlı olduğu tespit edildi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim başları aynı, başları İngiliz derin devleti. Bombalar İngiltere’den veriliyor yani bomba değil, bombanın ham maddesi. C4, TNT Kıbrıs’taki üsden veriliyor, İngiliz derin devletinin elemanları oraya getiriyorlar, onlarda oradan takalarla işte efendim hurda gemilerle falan taşıyorlar olay bu. Ton hesabıyla getiriyorlar öyle bir tane, iki tane, üç tane falan değil, sonra onlar bomba olarak kendileri imal ediyorlar. Çünkü bu fabrikada imal edilen bir şeydir yani bunu devlet yapabilir.  Yani TNT’nin yapımı çok güçtür, öyle hani sokakta, dışarıda bir terörist grubun bir atölye kurup TNT yapması mevzubahis değildir, yapamazsın. Trinitrotoluen toluen bulunacak, tolueni özel şartlarda nitrik asitle birleştiriyorlar ki olacak iş değil çok çok zordur ve böylece TNT elde ediliyor. C4 ondan daha da güçlüsü, bu ancak devlet üretimi olması lazım. Bunu herhangi bir devlet vermez, verecek tek yapı İngiliz derin devletidir. Onların ton hesabıyla verdiği bombalar oradan tevzi ediliyor, bir kısmı DEAŞ’ e gidiyor, bir kısmı efendim işte PKK’ya gidiyor, bir kısmı Kaide’ye Taliban’a gidiyor.

Bombalı araçta kullanılmak üzere RDX TNT ve üçüncü bir kimyasal madde kullanıldığı ortaya çıkmış. Kullanılan patlayıcıların askeri envanterde bulunduğu belirtiliyor. Bu patlayıcının ismi RDX’in anlamı, Royal Demolition Explosive Kraliyet İmha Patlayıcısı bak Kraliyet yani İngiliz Kraliyet imha patlayıcısı adı üstünde, çok açık değil mi? Bak Kraliyet imha patlayıcısı, İngiliz malı yani. Kardeşim İngiliz derin devleti yapıyor diyorum bak açık açık söylüyorum. Kıbrıs’taki üsse getiriyorlar bombayı yani bu patlayıcıları oraya getiriyorlar, oradan da takalarla işte uydurma gemilerle falan dağıtımı oluyor terör örgütlerine. Şimdi tabii trafiği değiştireceklerdir biz böyle söyleyince muhtemelen.

“Kafir dostu İran” diye etiket bir numarada, çok ayıp çok ayıp. İran nur gibi Müslümanlarla dolu ve milyonlarca Sünni var, milyonlarca Türk var ve yöneticilerinin büyük bölümü Türk asıllıdır. Allah’tan korksunlar, bu eğer bir plan dahilinde yapılıyorsa bu çok ayıp yani bunu kim yaptıysa bunu bir araştırmak lazım. Kafir dostu İran, yani bir ülkeye böyle hakaret edilmesi çok çirkin, bütün halka bütün İran halkına bir hakaret var,  Allah’tan korksunlar o etiketi kaldırsınlar. Bunu kim organize ettiyse onu araştırmak lazım yani bu özel bir plan dahilinde yapılıyor olabilir. Çünkü İran’la Türkiye’yi savaştırmak istiyorlar bu İngiliz derin devletinin bir oyunu. Biz İran’la bilakis tam kenetlenip büyük bir güç olarak ortaya çıkacağız. Nereden çıkıyor bu?

YASİN GÖKER: İran’da 30 milyon Türk yaşıyor demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Çok çok fazla yani yöneticilerinin büyük bölümü Türk asıllı. Ahmedinejad Türk’tü mesela, bu Ayetullahların birçoğu Türk, generallerin büyük bir bölümü de Türk yani hava kara deniz.

İtalyan faşist lider Benito Mussolini ilk siyasi hayatına İngiliz ajanı olarak başlıyor, kepazeliği görüyor musun? Bak ilk görevi bu. Haftada 100 Sterlin karşılığında MI5 İngiliz iç istihbarat örgütünde göreve başlıyor, yıllarca orada çalışıyor ondan sonra da İtalyan’ın başına bela ediyorlar adamı.

Kafir dostu İran” çok ayıp yani kim yaptıysa çok ayıp yapmış. O kadar insan da destekliyor olduğunu zannetmiyorum, trol hesaplar onlar büyük bir ihtimalle, bu bir incelensin.

İngiliz derin devleti Müslüman görünümlü adamlarla daha çok Müslümanlara saldırıyor yani münafıklarla saldırıyor buna çok dikkat etmek lazım. Direkt dinsiz ateistlerle saldırmıyor, ateisten insana zarar gelmez dürüstçe söylüyor. Müslüman görünümlü münafıklarla Müslümanlara saldırıyorlar şu an. Bize yapılan ataklara bak hep böyle münafık, karaktersiz, homoseksüel efendim vatanını milletini satmaya hazır, üçkağıtçı, yağcı, yalaka tiplerden oluşuyor birçoğu yani öyle, bir kısmı da kandırılmış adamlar çok dikkatli olmak gerekiyor özellikle bu trol hesaplar şunlar bunlar falan bunlara çok titiz davranmak lazım.

Bir daha bakayım şu listeye, çok çirkin o ifade. İnsan binlerce yıldan beri dost olduğu ülkeye böyle der mi? Bütün İran’ı içine alıyor, çok çok ayıp, çok çok çirkin. İran İslam dostudur kafir dostu değil. “İslam dostu İran” diye bir etiket yapalım biz de. “İslam dostu İran” evet.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rusya Devlet Başkanı Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Suriye konusundaki barış görüşmelerini Kazakistan’ın başkenti Astana’da sürdürmek konusunda anlaştıklarını belirtti. Putin, Suriye’deki bir sonraki hedefin ülke çapında bir ateşkes olduğunu belirtti.

ADNAN OKTAR: Putin’e helal olsun. Delikanlı çocuk yani dinçken gençken Tayyip Hoca da öyle efendim bu 10 yılı iyi değerlendirmek lazım. Her ne olacaksa bu 10 yılda olacak. Dünyanın kilidi bu son 10 yıldır işte yani kilit yıllara geldik. Mehdiyet’in damgayı vuracağı yıl, bu son 10 yıl.

KARTAL GÖKTAN: İran’la ilgili etiket de listeden düşmüş.

ADNAN OKTAR: Düşmüş. Ama onu tabii o halde bırakmayacağız, onu bir araştıralım, o bir trol hesap olabilir. Türkiye’yi karıştırmak istiyor olabilirler, İran’la Türkiye’yi savaştırmak istiyor olabilirler. Ya kardeşim İran, daha ne istiyorsun gayet efendi nur gibi Müslümanlar, neredeyse yarısı Türk’tür İran’ın ayrıca. Her yerde Sünni camiler var nur gibi tertemiz efendi nezaketli insanlar, güçlü bir ülke, askeri yönden de güçlü Allah güçlerini artırsın. Allah sağlık sıhhat versin, selamet versin, Allah devletlerine milletlerine bereket versin. Müslümanların birlik olmasını sağlasın Cenab-ı Allah, Türkiye’yle birleşmelerini nasip etsin Cenab-ı Allah. İran’la Türkiye çoktan birleşmesi gerekiyordu kardeşim. Sınırları açalım, hemen açılsın sınırlar. Pasaportu vizeyi kaldıralım. İran-Türkiye kardeş. Nereden çıkıyor bu?

SEMİH MERİÇ: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın dağılıp ayrılmayın” (Ali İmran Suresi, 103) diye Allah emrediyor Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi birlikte mücadele edenleri Allah sever.” (Saff Suresi, 4) diyor Allah ayette. Şimdi oturmuşlar Şii milisler. Ya kardeşim şimdi biz Sünni’yiz değil mi? Türkiye Sünni. Ee IŞİD? O da Sünni, Sünni olduklarını söylüyor, o zaman adam diyecek ki; IŞİD Sünni, Türkler de Sünni o zaman Türkiye’ye biz düşmanız diyecek şimdi kafa bu. Oradaki Şii milisler İran’ın IŞİD’i, bak İran’ın da IŞİD’i var. Mesela Türkiye’ye yönelik nasıl IŞİD varsa Şiilere yönelik de bir IŞİD daha kurdu İngiltere. Şiilere yönelik kurduğu IŞİD’in adı işte Şii milisler. O İran’ı bağlamaz yani IŞİD nasıl bizi bağlamazsa Şii milisler de İran’ı bağlamaz. Sistani hiç alakası yok adam yani bölgede bir dini lider şiddetle karşı bunlara, çok şiddetle karşı. Hiç alakası yok bunlarla. Onun da milisleri var Sistani’nin ama bunlara şiddetle karşı. Mukteda Es-Sadr var mesela onun da milisleri var, binlerce milisi var o da karşı. Nereden çıkıyor bu ya, bunlar çakal. İngiliz derin devletinin gönderdiği çakallar. Adı Şii, bunların hepsi komünist, Allahsız Kitapsız, Stalinist teröristler bunlar ama nüfus kaydında Şii yazıyor buna inanmayın. Zaten bu Şiilere MI6 Şiisi deniliyor. Ünlü bak adları var adamların MI6 Şiisi. Bu oyuna nasıl geliyorsunuz ya, bak söyler söylemez hemen düştü görüyor musunuz? İşte akılcı yaklaşmanın güzelliği.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Şafak Yazarı Yusuf Kaplan yazısında şunları ifade etti, “Türkiye’yi İran’la kapıştırma ve boğma tuzağına dikkat, dün haydut devlet diye ilan ettikleri İran’ın önünü alabildiğince açtılar. İran’ın 250 bin askerle Irak ve Suriye’de terör havası estirmesine, mazlumların kanını dökmesine imkan tanıdılar amaç Türkiye’yle İran’ı karşı karşıya getirmek, savaştırmak ve ardından da Türkiye’yi boğmak.”

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin kılına dokunamazlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Binali Yıldırım, PKK’ya katılımın azaldığını, katılım sayısının son 40 yılın en düşük yüzeyine indiğine dair raporların olduğunu ifade etti.

ADNAN OKTAR: Onlar için o sorun olmaz onu söyleyeyim böyle şeye güvenmesinler. Katılım matılım olmaz olur mu? Adamlar dolu 10 binlerce terörist Türkiye’nin Güneydoğu’sunu sınır boyu doldurdular. İşte bu YPG-PYD falan bütün bölgede it sürüsü gibiler yani öyle bir şey yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Donald Trump ülkesinin Suriye’de güvenli bölgeler oluşturacağını söyledi. Trump “Çok üzücü, oradaki insanlara yardım edeceğiz, Suriye’de güvenli bölgeler oluşturacağız, orada güvenli bölgeler oluşturulmasına da yardım edeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Bak ne kadar dürüst insan, hayır oldu, çok büyük hayır oldu, çok güzel.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ergün Diler bugünkü yazısında yine İngiliz derin devletine dikkat çekti ve şöyle söyledi.

ADNAN OKTAR: Ergün Diler helal.

BÜLENT SEZGİN: “Bir Rus general tarihin süzgecinde geçenlere bakarak şöyle der, bir Anglosakson’la düşman olmak elbette çok ama çok kötüdür, bilinmeli ki dost olmak bundan çok ama çok daha kötüdür işte bu Anglosakson aklı daha sonra yanına büyük düşünen bazı Yahudi aileleri de alarak büyük oynamıştır.”

ADNAN OKTAR: Şimdi karmaşaya gerek yok Yahudi’si Hristiyan’ı hepsi içinde bunun dinsizi imansızı Allahsız Kitapsızı hepsi var. Belirli bir ırk, belirli bir din yok. Bir de Anglosakson. Ergün Diler çok efendi bir insan, benim kardeşim o, ben onu baş tacı olarak görürüm ayrı mesele de fakat Anglosakson ırk olarak komple, bütün olarak yerilmesi, eleştirilmesi, çirkin görülmesi çok yanlıştır. Anglosakson İngiliz ırkı tertemiz insanlar, çok masumdur İngilizler. İngiliz derin devletidir alçak olanlar. Bu bir deccal geleneğidir. Deccal el veriyor ondan ona, ondan ona mesela Firavun’dan şuna, şundan şuna, şundan şuna, ondan Sezar’a geçiyor Sezar’dan onlara geçiyor. Mesela Hülagü o da bir deccaldır, el değiştirir bunlar hep ortaktır özellikleri kafa yapıları mantıkları hepsinin aynıdır dolayısıyla bir ırkı toptan eleştirmek yanlış, bir dini toptan eleştirmek yanlış. Her dinin her ırkın yanlış insanları vardır, iyileri vardır. İngiliz derin devleti pislik adamların bir araya geldiği bir topluluk, deccal topluluğu yani ne kadar münafık, üçkağıtçı, sahtekar varsa başlarına toplamışlar konu bu.

Bahri Doğan, “Ben anlamadım ne ara şova geçti bir şey anlatıyordu” diyor. Öyle ben kuralcılığı sevmem. Bunlar ağır oturaklı öyle gitsin istiyorlar. Kalkar oynar eğlenirsin sonra bir konu anlatırsın, sonra yine kalkar eğlenirsin falan, gider spor yaparsın Allah Allah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diriliş Postası Yazarı Gökhan Yılmaz ‘İttihad-ı İslam hemen şimdi’ başlıklı yazısında şöyle yazdı: “İttihad-ı İslam’ın zamanı geldi, bugün dünyanın en fazla zulüm gören halkı olan Rohingyalılar İttihad-ı İslam’la kurtarılacak. Bugün Musul’da yeni başlayan ve yakın zamanda Halep benzeri manzaralarla karşılaşacağımızı tahmin ettiğimiz Musul’da yaşayanların umudu İttihad-ı İslam’dır.  İttihad-ı İslam sadece Müslümanlar için değil, dünyada var olan kötülüğü yok edip adaleti, iyiliği, güzelliği, kardeşliği, paylaşmayı, anlaşmayı tesis edecek tek beşeri sistemdir.”

ADNAN OKTAR: Resmini göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Nerede yazıyor dedin?

KARTAL GÖKTAN: Diriliş Postası Gazetesi

ADNAN OKTAR: Gökhan Yılmaz evet, aferin iyi konuşmuş Gökhan’a maşaAllah. Bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Diriliş Postası Yazarı Gökhan Yılmaz ‘İttihad-ı İslam hemen şimdi’ başlıklı yazısında şöyle yazdı: “İttihad-ı İslam’ın zamanı geldi, bugün dünyanın en fazla zulüm gören halkı olan Rohingyalılar’ı kurtaracak olan İttihad-ı İslam’dır. Bugün Musul’da yeni başlayan ve yakın zamanda Halep benzeri manzaralarla karşılaşacağımızı tahmin ettiğimiz Musul’da yaşayan Müslümanların umudu İttihad-ı İslam’dır.  İttihad-ı İslam sadece Müslümanlar için değil, dünyada var olan kötülüğü yok edip adaleti, iyiliği, güzelliği, kardeşliği, paylaşmayı, anlaşmayı tesis edecek tek beşeri sistemdir.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel ama böyle yazan çocuklar, gençler, kardeşlerimiz, koçyiğitler, aslanlar çok sayıda olması lazım. Bunca felakete rağmen bir insan uyanamıyorsa daha hala İttihad-ı İslam istemiyorsa bir rahatsızlık vardır yani psikolojik, kalbinde yani sevgisizlik tarzında bir rahatsızlık vardır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Makaleleriniz hakkında bilgi verecektim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Uluslararası ilişkiler güvenlik ve terörle mücadele konularında uzman yazarlara yer veren Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşu Katehon’un İspanyolca sitesinde ‘Türkiye üzerine oynanan oyunlar kaybetmeye mahkum’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda yakın zamanda MOODY’S Türkiye notunu düşürülmesinin de aslında İngiliz derin devletinin Türkiye aleyhine oynadığı oyunlardan biri olduğundan bahsediyorsunuz. Türkiye’nin bu oyunlara gelmeyeceğini, Rusya ve İran’ın birlik olması durumunda yine İngiliz derin devletinin bölgede istikrarı bozma planlarının kolaylıkla bertaraf edilebileceğini ve bu üç ülkenin bölgede barışın sağlanmasında önemli bir rol oynayacakları üzerine duruyorsunuz.

Ürdün’ün en çok okunan günlük Arapça gazetesi ve aynı zamanda Arap dünyasında en yüksek tiraja sahip gazetelerden birisi olan Al-Rai’de ‘Yeni Amerikan Başkanının Önceliği İslamofobinin önlenmesi olmalı’ başlıklı makaleniz yayınlandı. 1971’den beri yayın yapan gazete hükümetin sahibi olduğu Ürdün Basın Vakfı’na ait ve günlük tirajı 80 bin. Yazınızda belirli medya gruplarının İslamofobinin Amerika’da tırmandırılmasında kilit görev yaptığını anlatıyorsunuz ve seçim öncesi ve sonrası Trump’a karşı acımasız bir şekilde yıpratma kampanyası başlatanların da yine bu aynı medya kuruluşları olduğunu belirtiyorsunuz. Trump’un İslamofobiye kesin son vermesi en başta insani ve vicdani bir görev olduğunu Müslümanların da sözünü ettiğiniz kötü niyetli çevrelerin yanıltıcı yönlendirmelerine kapılmadan Trump’ı daha dindar daha barışsever bir Amerika inşa etmesi için desteklemeleri gerektiğinin öneminden bahsediyorsunuz. Bu yazınız aynı zamanda sadece Facebook’ta milyonlarca takipçisi olan Srinagar Keşmir’in haber portalı Only Kashmir’de yayınlandı.

New York’tan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily sitesinde “Rusya, Suriye’de tarihi bir misyonun öncüsü olma fırsatını kaçırmamalı” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Rusya, Türkiye, İran arasında kurulacak ittifakın Suriye’deki mazlum halka sahip çıkarak onları felaketlerden kurtuluşa çıkarabileceğini, bunun da bölgeyi hedef alan karanlık planlara en büyük darbeyi vuracağını anlatıyorsunuz.

KARTAL GÖKTAN: Ben devam edeyim. Resmi sen gösterebilir misin Bülent?

Az önce okuduğumuz Ekurd Daily sitesinde çıkan yazınız. “Rusya, Suriye’de tarihi bir misyonun öncüsü olma fırsatını kaçırmamalı.”

Merkezi Kuveyt’te bulunan beş dilde yayın yapan İslami internet sitesi Truth Seeker’da yayınlanan iman hakikatlerini anlattığınız makalelerinizden bazıları da şu şekilde: “Kunduzların inşa ettiği mühendislik harikası barajlar” “Hiçbir şey için şans eseri meydana geldi demenin anlamı yoktur” “Bakteri kamçısı” ve “İlk insan Hz. Adem (as) peygamberdir” makaleleriniz yayınlandı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ilimle irfanla Allah bizlere böyle dünya çapında tebliğ yapma imkanı veriyor. Çok güzel.

İran Müslümanları sever, Sünni Müslümanları sever, Müslümanları öldürmez, öyle bir şey yok. O MI6 Şiileri var, MI6 Şiileri, katil yani özel yetiştirilmiş katiller. Onlar bu rezillikleri yapıyorlar. İran’la biz yüzyıllardan beri dostuz. Dört yüz yıldan beri de savaş yapmıyoruz. Yani sevginin, barışın, kardeşliğin tesisi için İslam aleminin en güçlü İslam ülkesiyle dost olmamız en akılcı harekettir. Kuran’a uygun olan budur. Müslüman Müslüman’a düşman olmaz. Allah diyor ki “Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin.” (Hucurat Suresi, 9) Bizim yaptığımız şu an bu araları bulup düzeltme. Müslüman birbirine düşman olmaz, birbirine kin duymaz. İran’la zorla aramızı açıp birbirimize kırdırmak istiyorlar. Çok akılsızca, aptalca bir İngiliz derin devleti oyunu. Bu oyuna da bazı akılsızlar yahut bilgisi olmayanlar istemeden de olsa yahut isteyerek geliyorlar.

Ayetullah Hamaney defalarca açıklama yaptı. “Bunlar Şii değil” dedi. “Bunlar MI6, MI5 Müslümanları” dedi, yani “Şiileri” dedi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Kütahya Belediyesi tarafından dağıtılan evlilik ve aile hayatına benzer bir kitabın Pamukkale Belediyesi tarafından dağıtıldığını tespit ettiklerini bildirdi. Kitapta “el sıkışıp tokalaşmak zinaya giden yoldur, kadının saçını kesmesi, tıraş olması yasaktır, kahkaha atmasına takıntılı kadınlar akıl ve ilim yönünden noksandır, kadınlarla istişare edilmemeli, kadının söylediğinin tam tersi yapılmalı” gibi ifadelerin yer aldığını söyledi. “Anayasaya ve yasalara aykırı durumlar içeren bu ve bunun gibi kitapları kimler onaylamıştır? Bu kitabın yazarları hakkında cezai işlem yapılacak mıdır? Başka hangi belediyelerde bu tip kitaplar dağıtılmaktadır?” diye sordu.

ADNAN OKTAR: Çok önemli bu. Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Kütahya Belediyesi tarafından dağıtılan evlilik ve aile hayatına benzer bir kitabın Pamukkale Belediyesi tarafından dağıtıldığını tespit ettiklerini bildirdi. Kitapta “el sıkışıp tokalaşmak zinaya giden yoldur, kadının saçını kesmesi, tıraş olması yasaktır, kahkaha atmasına takıntılı kadınlar akıl ve ilim yönünden noksandır, kadınlarla istişare edilmemeli, kadının söylediğinin tam tersi yapılmalı” gibi ifadelerin yer aldığını söyledi. “Anayasaya ve yasalara aykırı durumlar içeren bu ve bunun gibi kitapları kimler onaylamıştır? Bu kitabın yazarları hakkında cezai işlem yapılacak mıdır? Başka hangi belediyelerde bu tip kitaplar dağıtılmaktadır?” diye sordu.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii. Cezai işlem önemli değil de yanlışlık düzeltilmesi lazım. Mesnevi’de de aynı izahlar var Rumi’nin, Mevlana Celaleddin Rumi’nin kitaplarında da aynı izahlar var. Mesela bak, Mesnevi’de diyor ki Mevlana Celaleddin Rumi, cilt 2, sayfa 563, beyit 2270. “Ümmet “peki” dedi “ya bir çocuğa rastlarsak, ya bir kadın çıkarsa karşımıza” çocuk da dedi ki” diyor bak, “kadında akıl yoktur. Aydın bir karara varamaz. Peygamber “onunla danış, dediğinin tersini yap, düş yola” dedi.” “Nefsini kadın tanı, kadından beter tanı. Çünkü kadın parça buçuktur. Nefisse tamamen şerdir.” Yani akıl almaz bir hakaret. Peygamber (sav)’i de insanlara yanlış tanıtıyor. Kendisi de kadınlar hakkında çok galiz konuşmuş oluyor. Mesela “kadında akıl yoktur” diyor. Akıl yoktur ne demek ya? Bütün kadınlar, Hz. Meryem’de akıl yok muydu? Hz. Ayşe’de akıl yok muydu? “Bütün kadınlarda akıl yoktur” diyor. “Aydın bir karara varamaz” diyor. “Peygamber, “onunla danış dediğinin tersini yap” dedi” diyor. Yani kadına danışılacakmış, dediğinin tersi yapılacakmış, bu bir hakaret ve işkence bu. “Nefsini kadın tanı, kadından beter tanı çünkü kadın parça buçuktur.” Yani “yarımdır, insan değildir” diyor. “Nefsini de kadın gibi gör” diyor. Yani “aşağılayıcı ve kötü bir şey olarak gör” diyor. Ve “nefsin de tamamen şer olduğuna göre ona göre olayı değerlendir” diyor. Yani kadınlara akıl almaz bir hakaret var. Bu kitaplarda da var. Bu bir felaket, işte kadına karşı zulüm olduğunda Allah bela verir. Allah uğursuzluk verir. Kadın dünyanın yarısı, bu mazlum, mübarek varlıkları Allah nimet olarak yaratıyor. Böyle hakaret edilsin, aşağılansın, ezilsin diye yaratmıyor. Bu Allah’ın zoruna gider. Kullarına böyle zulüm yapılmasını istemez. O zaman intikam alabilir Allah.

Mesela Mesnevi 1. Cilt, 3064-3065. beyitler, Mevlana Celaleddin Rumi’nin. “Kadınlara danışın, sonra da ne dedilerse aksini yapın.” Bu bir hakaret, bir kadın için ne kadar acı ve zor bir şey bu. Yani o kadın sevgili olabilir mi? Bir adam düşün ki kadın ne diyorsa tersini yapıyor. “Hadi yemek yiyelim” diyor. “Yemeyeceğiz” diyor. “Sokağa çıkalım” diyor. “Çıkmayacağız” diyor. Mesela “bir film seyredelim” diyor “Hayır, seyretmeyeceğiz” Bu bela ya, çok korkunç bir şey bu.

“Kadının rüyası aklı noksan, canı zayıf olduğu için erkeğin rüyasından daha aşağıdır” diyor. Mesnevi 6. Cilt, 4354. beyit. Ondan sonra da işte homoseksüellik yayılıyor, kadın sevgisi kalmıyor. Kadınlar nasıl makyaj yapar, nasıl dekolte giyinir. Dans edemez, gülemez, edemez. Kadını garip bir varlık haline getirmeye çalışıyorlar. Kadın nefretini yayıyorlar. Ondan sonra da homoseksüel oluyor birçoğu.

Mesnevi, 5. Cilt, sayfa 224, 2460. beyit, Mevlana Celaleddin Rumi’nin kitabından. “Kadınlarda hayvanlık sıfatları çoktur” Bak, hakaret ediyor. “Çünkü kadının gönlü renge, kokuya akar.” Yani “hayvan gibidir kadın” diyor.

Mesnevi cilt 4, sayfa 178, beyit 2210, Mevlana Celaleddin Rumi’nin kitabından. “Ey yolcu, yolcuyla danış; kadınla değil” Kadına danışma. “Çünkü kadının reyi, kadının oyu kanaati seni topal eder. Kadının tersine hareket et diyor. Bu sırf kadınla ilgili bölümler. Dine, İslam’a akıl almaz derecede açık hükümlerle karşı olan üslubu var. “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” diyor. Peki, nasıl bir anlayış bu? Müslümanlık olmuyorsa senin yolun ne olmuş oluyor?

Hamaney’in bu Müslümanları birbirlerine düşürme konusundaki yapılan bu çirkin girişimler için bir açıklaması vardı. Var mı onun filmi bizde? Şiilere kin duyanlar bu konuşmayı dinlemiştir zannediyorum. Bak, burada bu muhterem insan Şii-Sünni kardeşliğinin önemini gayet güzel vurguluyor. Sünniler aleyhinde sözün dahi çirkin biz sözün dahi haram olduğunu söylüyor, değil ki saldırmak. Dolayısıyla İran düşmanlığı yapanlar büyük bir gaflet içindeler. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bu oyuna müsaade etmeyeceğiz. Bunu unutacaklar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’yi terör örgütü DEAŞ’tan petrol almakla suçlayan CIA’in Türkiye’den özür dilediği ortaya çıktı. 2014 yılında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla bir araya gelen Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry Türkiye’nin DEAŞ’a petrol aldığına dair bilgileri olduğunu söyledi. Çavuşoğlu bu iddiayı yalanlayarak, iddianın belgelerini talep etti. Çavuşoğlu’na bir süre sonra bir dosya iletildi. Türkiye’de bazı koordinatların yer aldığı dosya, Türk istihbarat birimlerince incelendi. Yetkilinin verdiği bilgiye göre, dosyadaki koordinatlar Kilis Belediyesi’nin asfalt şantiyesine ait çıktı. Dışişleri yetkilisi, bu bilginin Amerika’ya iletilmesinin ardından Kerry’nin özür dilediğini, CIA’in de yazılı özür dilediğini söyledi.

ADNAN OKTAR: CIA’in genellikle yüzde doksan dokuzu atış üstüne oluyor zaten, poligona döndü orası. Sürekli serbest atış halindeler. Yani İngiliz derin devleti ve CIA zaten iç içeler. İngiliz derin devletinin yönettiği bir sistemdir CIA. Dolayısıyla böyle olaylara çok yüzeysel bakan, ilkel bilgelerle hareket eden bir yapılanmadır CIA. Millet gözünde çok büyütüyor CIA şöyle böyle ama böyle bir şey yok. Mesela alıyor elin garibanını götürüyor işkence yapıyorlar, dövüp sövüyorlar, çoğu da mafya mensuplarından oluşuyor.

Şevkani, el-Fevaid, Nikah bölümü, sayfa 137’de diyor ki; “Ev halkının kadının evde kırbacı, sopayı görebileceği bir yere asın, çünkü bu onları hizaya getirmede edeplendirmede daha etkindir.” “Ev halkının” bak, “kadının evde kırbacı, sopayı görebileceği bir yere asın.” Yani sopa asılı duracakmış, kırbaç asılı duracakmış. Ev halkı dediği, çocukları ve eşi. Sopayla kırbaçla onları dövecekmiş ve onları hizaya getirecekmiş. Bunu da Müslümanlık olarak vurguluyor ve İslam ahlakının bir gereği olarak bunu anlatıyor. Şevkani, el-Fevaid, sayfa 126’da “Kadınları odalarda rahat edebilecekleri yerlerde oturtmayın” yani “rahat edemeyecekleri yerlerde oturtun” diyor, yani çok çılgınca.

Kardeşim, “düşman çatlatıyoruz” dediğimiz münafıkları çatlatıyoruz. Zalimleri çatlatıyoruz tabii ki. Ama İran’da Sünni Müslüman da var Şii Müslüman da, bunlar tertemiz Müslümanlar. Ama Halep’te IŞİD’in katilleri de var, Şia’nın katilleri de var. Yani psikopatları oraya getirmişler. Her ikisini de lanetliyoruz. Her ikisi de zalim, her ikisi de acımasız. Dolayısıyla bunların yaptıkları zulmü hiç kimse takdir etmez. Ama yani Halep’teki Şii katillerle IŞİD katillerinin arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisini de İngiliz derin devleti yönlendiriyor.

İran’ın zalimlerini, Şii zalimleri Allah helak etsin. Hidayet versin, hidayet vermezse helak etsin. Sünni zalimlere de Allah hidayet versin. Şia’nın dışında El Kaide var, Taliban var, IŞİD var. Allah hidayet versin. Hidayet vermezse Allah helak etsin onları da. Zalim istemiyoruz. Anarşist, terörist istemiyoruz. Sevgi yurdudur dünya.

Tayyip Hocam ne diyor? “Ben Sünni değilim, Şii de değilim, Müslüman’ım” diyor. Şiilik diye bir şey yoktur, Sünnilik diye de bir şey yoktur. Müslümanlık vardır, elhamdülillah. Elhamdülillah Müslüman’ım, o kadar. Dolayısıyla bizi Şii-Sünni diye ayırıp birbirimize kırdırmak istiyorlar. Oyun oynuyorlar, bu oyunu bozacağız. Şii-Sünni birbirini kırıp geçirecek, eline ne geçecek? Ne Sünni kalır, ne Şii kalır. Ondan soran İngiliz derin devletinin bayrağını dikerler İstanbul’a. Ankara’ya dikecekler. Şii’nin zalimini ayır. Yüz binde bir zalim yüzünden bütün Şiileri karalamanın anlamı ne? Yüz binde bir zalim yüzünden bütün Sünnileri karalamanın alemi ne? Bu Sünni-Şii düşmanlığı, zıtlığı bunu ortadan kaldıracağız. Buna müsaade etmeyiz. Helal olsun, bak Tayyip Hocam’ın güzel bir açıklaması var. Var mı onun fotoğrafı görebiliyor muyuz?

BÜLENT SEZGİN: “Bizim Sünnilik diye bir dinimiz yoktur. Bizim Şia diye bir dinimiz yoktur. Bizim tek dinimiz İslam’dır.”

ADNAN OKTAR: Bu mübarek insan daima doğru yolda. Buna hiçbir devlet başkanı cesaret edemez bunu söylemeye. Hiçbir İslam ülkesinde buna cesaret edemiyorlar. Bak, yiğitlik, kabadayılık budur. Allah’a güvenip söyledi bunu, çok güzel etti. Onun bereketiyle, Allah onu kaçıncı kere kurtardı? On beş dakikayla öyle kurtulamazdı. Bu son bombalamada da kurtulamazdı. Doğru yolda samimi olduğu için Allah sürekli koruyor.

BEYZA BAYRAKTAR: Siz hadisi söylemiştiniz Peygamberimiz (sav) “Mehdi dini aslına çevirecek” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Biz de Hz. Mehdi (as) talebesiyiz, Ben de Hz. Mehdi (as) talebesiyim, siz de Hz. Mehdi (as) talebesisiniz. Hz. Mehdi (as)’ın en cahil talebesi benim. Bizi aydınlatır inşaAllah, ilimle, irfanla doldurur. Rabbimiz ilmimizi artırsın. Ayette var. “…de ki: 'Rabbim, ilmimi arttır.” (Taha Suresi, 114) diyor ayette. Biz cahiliz. Alim olsak zaten o ayeti söyleyemeyiz. Demek ki bilmiyoruz ki “…de ki: 'Rabbim, ilmimi arttır.” de diyor Allah ayette. Alimsen her şeyi biliyorsan nasıl diyeceksin? Demek ki Allah bizim cahil olduğumuzu biliyor, bize söylüyor. Cahil olduğumuzu bileceğiz.

Bak, Sahih-i Buhari’de Diyanet İşleri Başkanlığı bunlarla uğraşsın. “Kadınların dinleri ve akılları eksiktir” Bu bir hakarettir. Dini ve aklı eksik olanı sen nasıl sevgili edineceksin? Nasıl sonsuza kadar sevgili olacaksın? Aklı yoksa bitti, dini yoksa bitti. Müslüman olarak sen onu nasıl seveceksin? Dini aklı olmayanla beraberliğin nasıl olsun? Ancak acıyabilirsin ona, şefkat duyarsın. Başka bir şey olmaz.

BEYZA BAYRAKTAR: Ayette “Size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir.” (Rum Suresi, 21) diye geçiyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah bir hanım kardeşimiz bir şeyler yazmış senin söylediğin tarzda. Bir daha söyle bakayım.

BEYZA BAYRAKTAR: Ayette “Size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir.” (Rum Suresi, 21) diye geçiyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Kadın mübarek muhterem, müberra bir varlıktır. Bu nasıl bir laf? “Aklı eksiktir, kırbaçlamak dövmek lazımdır. Şeytanın dostudur…” bilmem ne. Ya kardeşim, ne yapıyorsun? Anan bacın, aklını başına al. Dünyanın en büyük nimetinden bahsediyorsun. Bunu sana şeytan söyletiyor. Yapma etme.

Bir hanım kardeşimiz diyor ki; “Ah o muhteşem bakışları izlerken kalbim çıkacak gibiydi. Sen müthiş bir nimetsin. Müslümanların göz aydınlığısın. Her haline hayranım. Allah aşkıyla seni çok seviyorum. Müthiş yakışıklısın bu akşam, maşaAllah.”

Başka bir hanım, “Allah aşkıyla sevdiğim” diyor. “Bu dansınla yıkıldı ortalık” diyor. “O nasıl bakışlar? Nasıl heyecanlandım, maşaAllah. Münafıklar zulmedenler çatlasın” diyor, maşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Omuzlarınız çok geniş olduğu için çok yakışıyor dans, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Ateist Başkan, “Adnan Hocam’da hunharca dans eden adam enerjisi var” diyor.

Ya kardeşim, Halep’te Türkmenleri katleden İranlı Şia MI6 Şiaları. Bu İngiliz derin devletinin alçak askerleri bunlar profesyonel katil. Bunlar Şii falan değil. Nüfus cüzdanında Şii yazıyor. Buna niye inanıyorsun? Dini imanını yok bunların, komünist, Allahsız Kitapsız adamlar. Ne alakası var dinle imanla bunların? Şiilikle alakası yok. Yani PKK’lıların alın nüfus cüzdanına bakın, Müslüman yazıyor dini. Mesela Ahmet bir şey ismi adamın “dini Müslüman” diyor ama komünist, Allahsız, Kitapsız. Yani onlar neyse PKK neyse Halep’te Müslümanları katleden Şiilerin konumu aynı. Aslında komünist, Stalinist, Allahsız, Kitapsız MI6 Şiileri bunlar. Şii değil bunlar. Şia’da böyle bir şey olmaz. Şia Allah aşığıdır, Hz. Mehdi (as) aşığıdır, Hz. Ali (ra) aşığıdır. Onlar sevgi insanları, bunu yapmaz.

BEYZA BAYRAKTAR: Evet, İttihad-ı İslam’ı istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii, bunlar Müslüman. Türkiye’de de çıkıyor. Mesela Devrimci Halk Kurtuluş Partisi cephesi var, hepsi Müslüman sorduğunda; komünist, terörist. Bak, IŞİD’i de finanse edenler İngiliz derin devletidir. Hiç fark yok. Bu Şii denilen komünist MI6 katillerini de besleyen yine İngiliz derin devletidir. Arada bir fark yok.

İran’ı seviyoruz, İran halkını seviyoruz. Şiileri seviyoruz. MI6 kahpelerini, kendine Şii deyip Allahsız, Kitapsız, azılı Halep’te katliam uygulayan kahpeleri biz zaten Müslüman olarak görmüyoruz. Nüfus cüzdanında Şii yazıyor diye adama niye Şii diyorsun? MI6’in kahpeleri bunlar, katil. Nerenin Şii’si? IŞİD de mesela adamı alıyor, Müslüman’ı doğruyor. Bu ne? Sünni Müslüman mı diyorsun ona? O da MI6’in emrinde, İngiliz derin devletinin emrinde adam, aynı.

İran kafir dostu değil; İran Müslüman dostu. O etikette çok büyük yanlışlık yapılmış. Utanacaklar onu yapanlar.

Sevim Hanım diyor ki; “O nasıl bir danstı öyle? O nasıl bir derinlik, o nasıl heybet, o nasıl ihtişam. Tansiyonum düşüktü, tuz alıyordum. Seni ekranda gördüğüm andan itibariyle aşkınla, güzelliğinle bomba gibi oldum” diyor “Elhamdülillah” diyor.

Tayyip Hocam İran’a gitti, ne dedi? “Burada ben ikinci evimdeyim” dedi. “İkinci vatanım” dedi. Delikanlının şahı, kabadayının şahı helal olsun Tayyip Hocam’a. İran’la, Türkiye’yi savaştırmak istiyorlar. O Halep’te o kanlı katil alçakları ki büyük bölümü homoseksüel, ahlaksız adamların kan dökücü ve psikopat, MI6’in özel maaşlı elemanları birde yüz sterline falan çalışıyor bu alçaklar fazla değil bak yüz sterlin. Böyle kahpe bunlar, yüz sterline tamah eden adamlar böyle alçak bunlar.

EBRU ALTAN: Siz Ahmedinejad’ı da örnek vermiştiniz. Türkiye’ye geldi Sünni imamın arkasında namaz kıldı demiştiniz.           

ADNAN OKTAR: Kardeşim bunlar nur insanlar, nur gibi insanlar. Geldi camide Sünni imam arkasında gayet güzel namazlarını kıldı Ahmedinejad ve Sünnilere, kardeşlerine müthiş muhabbetini belli etti. Türk asıllıdır Ahmedinejad, hep Türklerin yönetiminde olmuştur İran şu ana kadar da. Ordunun ana kumandası şu an hep Türklerin elinde. Generallerin yüzde70’i Türk şu an İran ordusunda. Adamların öyle bir iddiası yok, sevgi dolular. Milyonlarca Sünni var ayrıca, İran nur gibi tertemiz Müslüman ülkesi. Amerika’sı gıcık oluyor, İngiltere’si gıcık oluyor, sen niye gıcık oluyorsun? Sen niye gıcık oluyorsun? Niye İngiliz propagandasına kapılıyorsun? Hamaney defalarca bak diyor “Merkezi Londra’da bulunan Şii kanallarına dikkat edin” diyor. “Bunlar MI6 Şii’si” diyor. “Bunların Şiilikle alakası yok” diyor. Daha ne desin? Profesyonel katiller, buna niye inanıyorsunuz? Müslümanları birbirine düşürmek için kasten yapıyor adamlar. Müslümanları şehit ederek, çocukları şehit ederek, hamile kadınları şehit ederek Müslümanlardan müthiş bir kin ve öfke meydana getirip, bunu kim yapıyor? İran yapıyor dedirtecekler. “Hadi İran’a saldırın” diyecekler. Bu oyuna gelinir mi kardeşim? İran halkı son derece aklı başında insanlar, nerden çıkıyor bu?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sabah Gazetesi Yazarı Mehmet Barlas, siyasilere şu şekilde bir uyarıda bulundu; “Yaşadığımız bu günleri bilinçle değerlendirmeliyiz. Bu bilincin ittihatçı darbelerle yok edildiği Osmanlı’nın son günleri kulaklarımıza küpe olmalıdır. İhanetle siyasetin birbirine karıştırılmasına asla izin vermeyelim.”  

ADNAN OKTAR: Mehmet Barlas, aklı başında bir adamdır, oğlu da iyi onun, karısı da iyi hep aklı başındalar onlar. Bunun çözümü nedir? Tayyip Hocam’a sahip çıkarsan hiçbir şey olmaz. Çünkü darbecinin hedefi kim oluyor? Baştaki oluyor, baştakinden başka bir derdi olmuyor bunların. “Baştakinin kellesini isteriz” diyorlar. İsteriz isteriz diye, İngiliz derin devletinin kafası buydu. Abdülaziz’i şehit etti, beşinci Murat nefes almadan onu indiriyor bunu getiriyor, onu indiriyor bunu getiriyor. Tayyip Hoca’yı da çok kolay zannettiler fakat Mehdiyet’in zıl ve gölgesi Türkiye’yi çelik gibi yaptı. Bak kaç akın yaptılar ağızları burunları kırılıyor, her yaptıkları akında yüzüstü düşüyorlar. Yine akın yapacaklar yine belalarını bulacaklar, yine akın yapacaklar yine belalarını bulacaklar inşaAllah göreceksiniz.

Müslümanı nasıl göstermek istiyor? Kadınlardan nefret eden, kadınları adam yerine koymayan, yarım varlık olarak gören, karşı fikirde olduğu insanları tutup kesen, boynunu kesen, uçurumlardan aşağı atan, vahşet uygulayan ama hepsi bak yapıyor bak tamamı. IŞİD de yapıyor, Şii milisler de yapıyor, PKK da yapıyor hepsi yapıyor. Hepsi İngiliz derin devletinin kontrolünde, MI6’in kontrolünde bunu bir türlü anlayamadılar. Gece gündüz anlatıyoruz daha yeni yeni anlamaya başladılar bak Yeni Asya da daha yeni anlamış Allah razı olsun yine de anlamış Kazım Güleçyüz herhalde öyle bir yazı yazmış. Mesela bak Hameney de Allah razı olsun bizden sonra o da uyandı, o da şimdi bak yeni yaptığı bir konuşması, birkaç ay önce yaptığı. Gadir-i Hum yani bizim yoğun olarak İngiliz derin devleti anlattığımız dönemde. Gadir-i Hum bayramı münasebetiyle başkent Tahran’da kendisini ziyaret eden kalabalık bir gruba hitaben diyor ki Hamaney; “Şii adıyla diğer İslam mezheplerinin duygularını tahrik etmek İngiliz Şiiliğidir” yani MI6 Şiiliği. “Bu da bölgede büyük bir yıkım ve katliamlara neden olan DAEŞ ve Nusra gibi ABD” diyor ama ABD zaten İngiliz derin devletinin kontrolünde. Ve bak “ABD ve İngiliz casusluk servislerine bağlı” diyor. Normal İngiliz casusu, Amerika gariban zaten teslim olmuş vaziyette İngiliz derin devletine. “İngiliz casusluk servislerine bağlı habis terör guruplarının ortaya çıkmasıyla sonuçlanıyor. Ehlisünnet mukaddesatına hakaret etmek İngiliz Şiiliğinin işidir.” Bak açık burada net konuşmuş. Amerika’yı falan karıştırmamış, İngiliz Şiiliğinin işidir yani MI6’in, İngiliz derin devletinin. Hamaney, ehlisünnetin mukaddesatına hakaret edilmesinin Şiiliğin temel şartlarına imamet Mehdiyet konusuna da olumsuz görüşlere neden olduğunu belirtti, “Mehdiyet’e zıttır bu” diyor bak. Ama bak çok önemli bir şey Şiiliğin temel şartlarından imamet yani Mehdiyet konusunda da olumsuz görüşlere neden olduğunu belirtti. Gülen örgütünün üslubuydu bu, İran düşmanlığı Acem oyunu falan diyerek sürekli fitneye sebep olacak şekilde hareket ediyorlardı. Gülen ekibinin aynı kafada hareket ediyor adamlar. Arada ne farkınız kaldı kardeşim? O da İran düşmanı, karşıtı üslup kullanıyor yani FETÖ grubu da aynısını kullanıyor, sen de aynısını kullanıyorsun. İran dost kardeş. Halep’teki homoseksüel, Allahsız, Kitapsız, komünist katilleri sen Şii diye adlandırırsan bu yanlış. Bu adamları ne yapalım? Asıp keselim mi? Adamı nasıl eğitip bu hale getirdiyseler mesela nasıl IŞİD mensubu haline getiriyorlar, nasıl PKK’lı yapıyorlar? Eğiterek yapmıyorlar mı? Bunlar anasından IŞİD’li doğmuyor, PKK’lı doğmuyor sonradan oluyor değil mi? Eğitimle oluyor, eğitimle onlar nasıl eğittiyse biz de karşı eğitimle onları düzeltebiliriz. Adam nasıl batırdıysa biz de düzeltiriz. “Olur mu öyle şey?” Diyor. Niye olmasın? Peki bozarken nasıl oluyor? Mesela sapasağlam adam diyor ki adam “bunu bozamazlar.” Bozuyor işte. Bozulmuş adamı düzeltmek, “yok düzeltemezsin” diyor. Düzeliyor, anlattın mıydı düzelir, niye düzelmesin? Bozulduğu gibi düzelir de. Mesela “İran’a bin yıllık düşman” diyor. Hakikaten ne kadar bilgisiz, bin yıllık tarihinin dokuz yüz senesinin üstündeki bir dönem hep Türklerin kontrolünde, hep Türk hakimiyeti var İran’da. Yaklaşık 960 sene falan 960 sene Türk kontrolü var, peki bu ne? Sen Türk’sün, Sünni Türk’sün 960 sene Türklerin kontrolünde kalmış, sen ne konuştuğunun farkında mısın? “Türk düşmanı” diyor İran için. Kardeşim zaten Türk devleti İran, Türklerin kurduğu bir devlet.

BEYZA BAYRAKTAR: Seksen milyonun otuz milyonu Türk demiştiniz, Sünni demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii ya çok acayip yüksek miktarda tabii.

Hamaney bunu defalarca söyledi ama bizim açıklamamızdan sonra söyledi elhamdülillah. Mesela bak “İngiliz derin devleti yapıyor bunu” dedi. Bak “Şii militanları da, IŞİD militanlarını da hepsini İngiliz derin devleti yönetiyor” dedi. Ama bizim söylememizden sonra söyledi yani bizim söylememizden bir buçuk ay sonra söyledi.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir konuşması vardı.  

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: İran ziyaretindeki konuşma.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam aslan.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı Adnan Bey. Şii milislerin kuşatma altındaki doğu Halep’ten tahliye edilen sekiz yüz sivili nasıl rehin aldığını gösteren ilk görüntüler.

ADNAN OKTAR: Bunlar çoğu İngiltere’de yetişmiş züppe, diskoteklerde falan takılan Şii çakallar, hepsi komünist, sen buna oturmuşsun Müslüman diyorsun. Bunlar ıslah olmaz mı? Olur. Eğitirsek olur ama eğitmek lazım, anlatmak lazım. Bunları öldürüp imha edelim, bu kafa değil, o zaman adam kalmaz. Eğitip kurtaralım ama ıslah olmuyorsa tabii gereği yapılır ayrı mesele.

İran’da Gazneliler hakim oldu, Gazneliler devleti İran’a hakimdi. Sen bin yıldan beri bize düşman diyorsun. Gazneliler Türk devleti. Büyük Selçuklu Devleti, İran’a hakim oldu. Karakoyunlu devleti, Akkoyunlu devleti, Safevi devleti hepsi Türk mesela Kaçar Hanedanlığı hepsi Türk. 1071‘de Türk orduları Anadolu’ya İran sınırı Malazgirt’ten girdiler. Sen niye bin yıllık tarihe laf ediyorsun? Tamamı Türk tarihi. Daha yeni Şahı getirdiler oraya, tepeden inme getirdiler, Kaçar hanedanını devirdiler İran Şahı getirdiler sonra hemen arkasından da Humeyni geldi.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sabah Yazarı Melih Altınok köşesinde milli seferberliğe karşı çıkan kişilerin görüşlerini eleştirdi. “İtirazların iki gerekçesi varmış, ilki terör örgütlerine karşı seferberlik ilan edilemez, savaş açılmazmış. Eğer böyle yapılırsa terör örgütleri kendilerini bir şey sanıp havaya girerlermiş. İkincisi, Cumhurbaşkanı’nın seferberlik çağrısı anayasada bu hali gerektiren durumlara uymuyormuş.”

ADNAN OKTAR: Yok canım olmaz olur mu? Vatanın bütünü alenen İngiliz derin devletinin tehlikesi altında, adamların milyonlarca askeri, milyonlarca silahı var, büyük bir tehdit ve büyük bir savaş riski var. Ben yaklaşık dört yıldan beri ama yoğun olarak da üç yıldan beri her gün seferberlik istiyorum sık sık. Yayınlarda yüzlerce açıklamam var seferberlik, bir an önce seferberlik ilanı. Ben kapsamlı bir seferberlik istedim ayrıca çok kapsamlı askere alınmalar, üç milyon, en az üç milyonluk bir ordu. Mesela Osmanlı dili atalarımızın dili Osmanlı dili Osmanlı’da dilin yüzde 90’ı Arapça ve Farsça. Sen Fars düşmanısın dilin hep Farsça kökenli, Arapça kökenli yüzde 90’ı. Kültür olarak biz iç içeyiz.

Bu IŞİD İngiltere bağlantısını gösterten bilgiler var mı sende?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Göster.

KARTAL GÖKTAN: Ekim 2014’te Haber 7’de yayınlanan habere göre Ayetullah Ali Hamaney, “IŞİD ve El Kaide örgütlerini Amerika’yı İngiltere’nin kurduğunu ve amaçlarının Sünniler ve Şiiler arasında ihtilaf çıkarmak olduğunu” söyledi.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz Times Gazetesi Kasım 2010’da yaptığı haberinde Afgan ve Amerikalı yetkililerle müzakereler yürüten ve sahte Taliban lideri olduğu tespit edilen kişinin İngiliz dış istihbarat servisi MI6 tarafından görevlendirildiğini ve bu kişiye para ödendiğini yazdı.                       

ADNAN OKTAR: Kardeşim olay açık değil mi? Gayet açık.

KARTAL GÖKTAN: Yine başka bilgiler de vardı.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Takvim Gazetesi’nin 2015’te yaptığı bir haberde İngilizlerin IŞİD’in nasıl yönlendirildiği anlatılmıştı. Bu habere göre Kraliçe’nin medyası IŞİD nedeniyle tutukladıkları kişi sayısının on dört olduğunu açıkladı. Ama rakamlara göre İngiltere’den teröre gidenlerin sayısı üç bini buldu. Her hafta beş İngiliz Suriye’ye geçerken bunlardan altı yüzünün İngiltere’de silahlı eğitim aldığı ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Yetiştiren kim? MI6. Burada amaç Müslüman işte asar, keser, boğar, zalim, gaddardır, acımasızdır. Kitaplarla da buna destek sağlıyorlar. Nur olan, sıcaklık olan, güzellik olan, estetik olan, cennet olan İslam, dehşet ve vahşet dini cehennem dini gibi gösteriliyor. Deccalin bir oyunu bunu bozacağız. Ve bozduk ve bozmaya da devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç bilgi daha vardı okuyayım mı Adnan Bey? 

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Eski BBC çalışanı İngiliz gazeteci Toy Gosling yaptığı açıklamada “IŞİD, NATO güçleri tarafından bilinçli olarak yaratıldı. Bu örgütü MI6 ve CIA büyüttü. IŞİD, Kaddafi ve Esad’la savaşmak için kullanılan eski bir organizasyonun yeni adıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak biz uyardıktan sonra herkesin ağzında MI6 İngiliz derin devleti. İki yüz yıllık Osmanlı tarihinde cumhuriyet tarihinde böyle bir şey yok. Hiç İngilizlere dokundurmazlardı hiç konuşulmazdı. İngilizler hiç bilinmezdi.

BEYZA BAYRAKTAR: Hep Amerika.

ADNAN OKTAR: Amerika aşağı İsrail yukarı. Yok Siyonistler, Amerika, CIA başka bir şey yoktu. İngiltere hep pusudaydı ve hiç görünmezdi. Bak herkes uyandı ve uyanmaya da devam ediyor.

“Aslan Hocam sizi bu kadar sevmesem eşimin sizi izlerken durmaksızın iltifat etmesine alınacağım. Siz dans ederken ben de dansa ayağa kalktım eşim bir kere bile bana bakmadı” diyor. “Sizi ailece çok seviyoruz. Saat kaçta olursa olsun bir programınızı bile kaçırmıyoruz.” Sinan Keskin. MaşaAllah.

İngiliz istihbaratının başkanı yüz elli yıldan sonra ilk defa basına açıklama yaptı köşeye sıkıştırınca. Sağ olsun Adnan Hoca. MaşaAllah nefes aldırmıyoruz. Bak bütün Osmanlı aslanları MI6’i İngiliz derin devletini her gün rezil kepaze ediyorlar. Her yer uyandı bak İran uyandı, Rusya uyandı. Hamaney bak mesela peş peşe İngiliz derin devletiyle ilgili açıklama yapılıyor. İran tarihinde yok. Ancak biz konuştuktan sonra başladı bu. Biz cesaretlendirdikten sonra peş peşe. Belgeleri yayınladıktan sonra açıklama kalmadı tabii mecburen netleşmiş oldu. İran’la Türkiye arasında Tayyip Hocam döneminde çok iyi dostluk kurduk elhamdülillah. İran’a karşı ambargonun kaldırması için ilk Türkiye girişimde bulundu biliyorsunuz. İran nükleer tesisini denetime açacaktı. İran ambargosu kalkınca Türkiye’nin İran’la ticaretleri şahlanacağı için hemen İngiliz derin devleti devreye girdi. Türkiye Gezi olayları başladı. Türkiye o zamandan beri sürekli saldırı altında. İran’la bağlantıyı koparmaya çalışıyorlar. Çünkü İran’la bir ticaret başlarsa iki ülke de akıl almaz zengin olacak. Müthiş bir panik yaşadı İngiliz derin devleti bu konuda. Sürekli şu an Müslümanları Şii-Sünni diye birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Bu ambargodan dolayı İran bir türlü belini doğrultamıyordu. Ambargo kalkınca o spazm da çözüldü ekonomide akıl almaz bir şahlanma başlayacaktı Türkiye’nin tetiklemesiyle, katılımıyla. Hem Türkiye şahlanacak hem İran şahlanacaktı. Akıl almaz şeytani planlarla bunu şu an durdurmaya çalışıyorlar. Türkiye’deki atakları görüyorsunuz. İran’da da peş peşe ataklar yapıyorlar. Bu yaptıkları katliamlar falan MI6’in İran düşmanlığını meydana getirmek için yapılan ataklar. Kimse bu oyuna gelmesin. Bu alçaklar zannedildiği gibi Şiilikle falan alakası olan adamlar değil. Mesela bu Brüksel’deki havaalanı saldırısında dediler “IŞİD yaptı. Şapkalı adam lakabıyla tanınan İngiliz ajanı Mohamed Abrini saldırı öncesinde intihar bombacısıyla yan yana kameralarda görülüyor.” Gördünüz değil mi şapkalı?

BÜLENT SEZGİN: Evet hocam.

ADNAN OKTAR: “O iki kişi kendini patlatırken İngiliz ajanı Abrini patlamanın ardından elini kolunu sallayarak havaalanından yürüyerek ayrıldı. İngilizlerin süper ajanı deniliyor Abrini’ye. Atatürk havaalanında düzenlenen saldırıdan tam bir yıl önce de İstanbul’da bir hafta kaldı Mohamed Abrini.” Adam kafasında şapkayla süper lakayt bir şekilde geziyor. İngiliz derin devletinin en önemli ajanlarından. Bak gören IŞİD’li zanneder. IŞİD’li diye tanıttılar. IŞİD’li bombacıları yöneten adam. Bunu nasıl anlamazlar kardeşim? İngiliz albayın bulunduğu odada arama yapıldı. Yüzlerce intihar bombacısı yeleği ve bomba düzeneğiyle bulundu. Daha hala anlamıyorlar. Hayretler içinde kalıyorum. Mesela IŞİD’in tanınmasını sağlayan infazları yapan Cihatçı John vardı biliyorsunuz bütün milleti doğruyor. Muazzam İngiliz aksanıyla konuşuyor ve bu o adam hakkında sonra açıklama yapıldı. Westminster Üniversitesi mezunu olduğu tüm infazları İngiliz aksanıyla konuşarak gerekli yerlere İngilizlerin arkalarında olduğunu gösterdi. Cihatçı John’un da aralarında olduğu dört kişilik bir infaz ekibi kuruldu. Bu ekibe Beatles IŞİD’çileri denildi. Hepsi şamata tipler böyle esrar, eroin, kokain hepsi var bunlarda, her yol. Yani aklına gelen her şey var. Adamı sen nasıl gösteriyorsun? Şii, Sünni işte Müslüman, alakası yok adamın. Koyu Darwinist bunlar ve Marksist bunlar. Marksist komünist adamlar. İslam’la alakaları yok.

“Hadi bırakın bu Hamaney zaliminin güzellemelerine son verin. Zalimlere meyletmeyin ateş size dokunur” bak Hamaney’e söylediği sözü görüyor musun? Halbuki Hamaney gayet dürüst samimi bir Müslüman. İngiliz derin devletine dikkat çekiyor. Adam ne alıp veremediği var? İslam hakim olsun istiyor bu kadar basit. Şu öfkeye bak. Bunlar hep trol hesaplar. Araştırılsa kim bilir arkasından ne çıkacak.

Salim Uzunlar “Arslan arslan arslan canım Hocam yiğit, delikanlı, dünyanın en tatlı dilli insanlarındansınız maşaAllah. Arslan Hocam oynadığınızda yer yerinden oynuyor maşaAllah” diyor.

“Hey maşaAllah bravo, harika, yaşa, nur ol canım Hocam” diyor Şennur Çavdar.

“Canım Hocam inanmayacaksın ama o güzel gözlerinle göz göze geldim” diyor. “Çok çok mutluyum” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız’ın videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: “Benim dinim Sünni değil, Şii değil” dediği.

ADNAN OKTAR: Göster. Helal olsun Tayyip Hocam’a.

Özgün Tatar, “Hocam Allah sizi bize bağışlasın maşaAllah.”

Ferhat Kaba, “Son dönemlerde MHP ile ilgili görüşleriniz nedir?” MHP devlet terbiyesini en iyi yaşayan aslanların bir araya geldiği gruplardan bir tanesidir. Rahmetli Başbuğ çok güzel gençlere devlet terbiyesi verdi. Devlete sadakat, millete sadakat ve ittifak birlik beraberlik yani mükemmel insandı rahmetli. Çok aklı başında çok oturaklı bütün ömrü tebliğle geçti. Canım benim mesela gider Adana’ya ülkü ocaklarına hep ayakta hiç oturmuyor. “Arkadaşlar” diyor “dava çok önemlidir. Davada çok ittifak etmeliyiz.” İşte falan falan ilçeleri sayıyor “oralara gideceğim” diyor. “orada arkadaş vardı” diyor. “İsmi şu” diyor “onun oğluyla da konuşmuştum” diyor. Akşama kadar bu şekilde rahmetli maşaAllah. Allah razı olsun onun gibi şu an milyonlarca Başbuğ Alparslan Türkeş’in ahlakını almış gençlerimiz var. Ama tabii eski ülkücü heyecan daha iyi vurgulanabilir. Bence hiçbir risk yok. Ülkücü olan gençlerin bütün karakterleri değişiyordu benim arkadaşlarımda falan görüyordum. Çok cesur böyle bayağı kararlı, çok kişilikli mesela hiç milli değerlerden haberi olmayan çocuklar. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim akıl almaz hayranı oluyorlardı. Devlet kültürünü, devlet terbiyesini çok iyi alıyorlardı. Ocaklar o zaman üniversite gibiydi. Çok şahane genç yetiştiriyorlardı. Bizim coğrafya hocamız vardı dil tarih coğrafya mezunu aslan gibi delikanlılardı gelmişlerdi hoca olarak. Takım elbiseli falan çok kibar, saygılı böyle mendilli falan şey ceketinde acayip temiz şık giyiniyorlardı. Milli şuuru çok güzel anlatıyorlardı.

Mesela 15 Temmuz darbesinde ülkücü gençler çok güçlüydü maşaAllah. 17-25 Aralık olaylarında da Tayyip Hocamız’ın oğlunu almaya gelmişlerdi. Polisle geldiler biliyorsunuz. Kapıda ülkücü polisler vardı koymadılar. “Devlete karşı olur bu yaptığınız” dediler. “Devleti yıkarsınız” yani “fitne çıkar o yüzden müsaade etmiyoruz” dediler almadılar gelen polisleri. Eğer bu milli şuura sahip olmasa o polislerle beraber onlar da beraber girerler. Çünkü tamam bir eksiklik yok alır götürürlerdi. Ama bak işte milli şuur var.

Kardeşim Halep için kurtuluş Türkiye’nin yapacağı hiçbir şey yok. Suudi Arabistan’ın yapacağı hiçbir şey yok. Ancak ittihad-ı İslam. İran’la Türkiye birleşmiş olsalar Halep’in H’sine dokunamazlardı H’sine. Bak İran’la Türkiye birleşmiş olsa konu bitmişti sırf ikisi birleşse. Hele Pakistan’la birleşsek bir de Pakistan’la birleşsek of bitti konu. Mısır’ı da buna ekle. Yani Halep’e yabancı bir ordu girecek, imkansız. Adam en başından girmez. Hiçbir terör örgütü de olmaz bak hiçbir terör örgütü olmaz. İttihad-ı İslam’a karşı gelenler bunun kapısını sonuna kadar açıyorlar. Mehdiyet’e karşı gelenler de istemeden bunun kapısını sonuna kadar açıyorlar. Mehdiyet’i kabul etselerdi çoktan bu konu bitmişti.

Nisa Suresi 75’te Cenab-ı Allah diyor ki: “Size ne oluyor ki” Allah diyor ki bir anormallik var “Size ne oluyor ki; Allah yolunda ve “Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar.”” Neresi? Şu an bombardıman olan Suriye’deki ve Irak’ta olan Müslümanlar. Ve bak Müslümanlar buradan çıkmayız diyorlar. Başka ne istiyorlar? “Bize katından bir veli koruyucu ve sahip gönder.” Bir şahıs istiyorlar. Koruyucu, sahip, lider. “Bize” bak yine durmuyor Müslüman söylemeye devam ediyor “Bize katından bir yardım eden yolla?” Bir tane. Bir imam, lider yolla diyorlar Allah’a. Bu işte Mehdi. Mehdi yok diyenlere ayet işte Nisa Suresi 75. “…diyen erkekler kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına neden savaşmıyorsunuz?” diyor Allah, niye mücadele etmiyorsunuz? Lider istiyor Müslümanlar. Adam diyor ki  “Yok öyle bir şeye gerek yok” diyor. Bak Allah diyor: “Lider isteyin sıkıştığınızda, Müslümanlara saldırı olduğunda lider isteyin başınıza.” diyor. Demek ki lider yok ki Müslümanlar bu hale geliyor. Müslümanların başında lider olmadığından bu hale geldiğini Allah gösteriyor. “Eğer lidersiz olursanız böyle felaket olur. Başınıza bir lider getirirseniz Müslümanların başına bir imam gelirse bu felaket olmaz.” diyor Allah. Bu, aynı zamanda Müslümanlara bir lider olmasının farz olduğunu gösteriyor. Lider olmadığında felaketin geleceğini Allah gösteriyor ayette. Nisa Suresi 75.

BEYZA BAYRAKTAR: Lider birlik sağlıyor. Ayette de “Eğer birlik olmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar bozgunculuk çıkar” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

“İran hiçbir zaman Müslüman dostu değil. Hele Türk milletiyle dost olmamış.” Ya kardeşim daha yeni ismi değişti İran’ın. Şah zamanında değişti. Kaçar Hanedanlığı’na kadar hep Türklerin kontrolündeydi Türk Devleti’ydi İran. Bunlar uçuyor ya. Bunların yani ne tarihten haberleri var ne coğrafyadan haberleri var.

Tayyip Hocam 2015 yılında İran ziyaretinde Ruhani ile birlikte bir açıklama yapmıştı yayınlasana. Tayyip Hocam aslan. Tayyip Hocam görüyorsunuz bir tek Allah’tan korkuyor. Bak müthiş bir Sünni katılığı var Türkiye’de. Bazı yerlerde. Her şeyi göze alıyor. Allah’ın rızasını güttüğü için -güttü demeyeyim de- Allah’ın rızasını takip ettiği için aslan gibi delikanlıca hakkı söylüyor. “Beni ne Şii, ne Sünni ilgilendirir. Beni Müslümanlık ilgilendirir.“ diyor. Çok güzel. Bu Şevki Yılmaz şu bu falan tipler hep şu ana kadar karmaşaya neden olmuşlardır hep olaylar çıkmıştır partileri kapanmıştır. Bir daha partilerin kapanmasına neden olmuştur. Müslümanları hep başarısızlığa itmişlerdir. Ya kardeşim sen Şii’ye sahip çıkarsan Şii de sana sahip çıkar. Öfkeyle niye ortaya çıkıyorsun?

1856 Büyük Çerkez Göçü sırasında yüzbinlerce Kafkas Müslümanı İran’a göç etti. Bu dönemde İran’ın savunması için birçok Çerkez birliği kuruldu. Çerkezler bugün İran’daki ikinci en büyük nüfusa sahip Kafkas halkı.

BÜLNET SEZGİN: Fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Göster. MaşaAllah.

İngiliz The Times Gazetesi’ne ihbar geliyor ve gerçek ortaya çıkıyor. Afgan ve Amerikalı yetkililerle müzakereleri yürüten bir adam var. “Ben” diyor “Taliban lideriyim.” diyor. Sonradan bu adamın İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6’in ajanı olduğu elemanı olduğu anlaşılıyor. “Taliban lideriyim ben.” Diyor. Halbuki MI6’ in elemanı. Bir de görüşmelere katılıyor adam. Bak bombacı da gördüğünüz adam. O da MI6’in elemanı. Yani rezalet herkesin gözü önünde gece gündüz anlatıyoruz süratle bir aydınlanma var ama daha hala uyuyanlar da var. Bak Yeni Asya da uyandı maşaAllah manen. Açıklama yapmışlar. “İngiliz derin devleti bunu yapan.” diyor. Yani bütün bu melanetleri yapan.

BÜLENT SEZGİN: Ülkücü yemini videosu vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster. Rahmetlinin bu hizmeti anlatılır gibi değil yani mekanı cennet olsun. Eskiden mukaddesatçı genç bulmak adeta imkansız gibiydi. İlk Türkiye’de televizyon başlamıştı o zaman daha siz hiçbiriniz yoktunuz yani daha babanız daha yeni vardı belki. Televizyonda biz İslam’dan bahsetmek falan yani namaz kılanlara falan gülünüyordu yani böyle. Allah diyene namaz kılana gülüyorlardı, hayret ediyorlardı. Darwinizm tam hakimdi. Yani net olarak maymundan geldiğimize inanıyorlardı. Hatta yüzde 80, 90’dı yani inanç yüzde 90. Muhafazakar kesim bile mukaddesatçı kesim “Tabii” diyor ”Darwinizm’in dediği doğru. Allah da var ama evrimle olduk.” diyorlardı. Yani felaket bir durum vardı. Dinden imandan bahsetmeden utanıldığı bir dönemde ülkücüler meydanlara çıktılar namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek bunlarla ilgili açık açık konuşmalar yaptılar. Ve “Bunlardan biz onur duyuyoruz, şeref duyuyoruz. Müslüman olmak şereftir. Müslümanca yaşamak şereftir onurdur.” diye. Ben hayret etmiştim yani öyle konuşmalarına acayip de sevinmiştim. Çocukken daha. Sonra zaten aldı yürüdü. Ondan sonra İşte Erbakan Hoca çıktı. “Gülün aziz kardeşlerim gülün.” diyordu orada böyle gençler gülüyorlardı. “Son gülen iyi güler.” diyordu Erbakan Hocam. Ben ziyaretine gittiğimde çok şık böyle gayet güzel aslan gibiydi. Daha önce de anlatmıştım. Kurt bakışlı yani siyah gözlü ama hakikaten gözleri kurda çok benziyor alenen kurt gibi bakıyor böyle tok sesli çok efendi bir insandı. Beni ayakta karşıladı. Yani o kadar hürmetli bak nezaketli. Ben genç çocuğum daha delikanlıyım yani o zamanlar yeni. Konuştuk, çok güzel şeyler anlattı, önemli konular anlattı. Böyle sır olarak anlattı böyle kimseye söylenmeyecek konular anlattı. Yine kalkarken yine ayağa kalktı kapıya kadar yolcu etti. Yani müthiş efendi bir insan yani görülmemiş efendilikte. Bayağı akılcıydı her şeye çok akılcı bakardı yani bayağı tutarlıydı. Öyle hani çılgın gibi gösteriyorlardı Türkiye’de hani. Öyle değil mesela Musevilere acayip sahip çıkardı. Muazzam sahip çıkıyordu. Mesela Ermenilere çok sahip çıkardı. Hiç böyle laf söyletmezdi. Milli şuur konusunda çok çok titizdi. Bütün Anadolu’yu ayaklandıran şahlandıran odur. Yani komünizm Türkiye’ye çok rahat gelirdi bir kere ben kesin söylüyorum 12 Eylül öncesinde. Net gelirdi engelleyenler doğrudan Ülkücülerdir bak söyleyeyim kesin yani. Ben o devri tam yaşadım gayet iyi biliyorum. Allah gani gani rahmet etsin, Allah cennet nasip etsin, cennette de kardeş etsin. Halen de bak o etki bütün gücüyle devam ediyor ama ben eski günleri arıyorum tabii. O eski heyecan çok güzeldi. Onu bir şekilde elde edebilsek çok güzel olur. Yine öyle kapalı salon toplantıları olsa. O zamanlar ülkücülerin kitapları da azdı çocukların. Necdet Sevinç’in vardı kitapları işte “Ülkücü’ye Notlar” tarzında. Biraz da Osman Nihal Atsız’ın kitapları vardı ama tabii onlar “Ruh Adam” falan fakat biraz ateist kökenli kitaplardı onlar da çocukları yıldırıyordu aslanları o yönden rahatsız ediyordu. Ama şu an çok iyi. Fakat yeni yine çok fazla kitap çıkarılabilir o aslanların eğitiminde kullanılmak için. Yani pratik kolay eserler. O bilmiyorum belki vardır şu an çoktur da. Mehter takımı mutlaka gelirdi o zamanlar. Binanın içinde kitap satılıyordu yani kapalı spor salonunun üst katında böyle koridora diziyorlardı kitapları. İşte üç ayrı bayraklar, Bozkurt rozetleri. Ülkücü gençler duvara kısa sürede bozkurt resmi çizebiliyorlardı böyle yağlı boyayla.

Bu Halep’te altı kilometre alana sıkışan mazlum Müslüman kardeşlerimizin videosu var. Var mı sizde o?

BÜLENT SEZGİN: Vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göster bakayım. Müslümanların birleşmemesi böyle felakete neden oluyor. Birleşme de ancak Mehdiyet’le olur. Büyük bir olay olmadan, büyük bir heyecan olmadan Müslümanların birleşmesi mümkün değil.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Akşam Gazetesi Yazarı Ufuk Ulutaş da İran’ı eleştiren bir yazı yazdı ve şunları söyledi; “Zulümde, katliamda, şiddette, fesatta DEAŞ’ı geride bırakacak bir performans ortaya koyan İran ve komutasındaki teröristler Suriye’deki herhangi bir siyasi müzakerenin çözümün tek anahtarı toplumsal mutabakatın radikalleşmeden ve terörizmden arınmanın önündeki en büyük engeldir. DEAŞ’ın ruh ikizi İran ve komutasındaki teröristlerden uluslararası adalet önünde hesap sorulmalıdır.”

ADNAN OKTAR: Bunlar MI6 Şii’si bunların alakası yok İran bunlarla baş edemiyor, İran’ın başına bela bunlar. İran der mi asın kesin, boğun? Öyle bir şey mümkün mü? Her toplantıda bundan dert yanıyor adamlar anlatıyor, ne yapsın bunlarla adamlar baş olacak gibi değil ki bunlar. Şimdi IŞİD’den bizi sorumlu tutuyorlar, hükümeti sorumlu tutuyorlar bunun mantığı var mı? “Siz Sünni’siniz onlar da Sünni. Türkiye sorumlu” diyorlar. “Peki onlar da Şii onlardan da İran sorumlu” diyorlar. Bu İngiliz oyunu buna gelmeyelim. 

İmam Ali ahir zaman alametlerini anlatırken buyurdu ki “Ahir zamanda kadın kadınla evlenir, aynı erkek ve kadının zifafa girmesi gibi zifafa girerler. Erkek erkekle evlenir, aynı erkek ve kadının zifafa girmesi gibi zifafa girerler” diyor. Alkışlıyorlar ya orada burada düğün yapıyorlar o felaketi ahir zamandaki felaketi anlatıyor. İmam Ali’nin Hutbet-ul Beyan 2. Kaynak İlzamun-nasip 2. Cilt sayfa 184.

BÜLENT SEZGİN: "İslam Dostu İran" etiketimiz 6 Numara, Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. İslam'ın dostudur İran. İran-Türkiye birleşecek. İran-Türkiye birleşecek, Pakistan'ı da katacağız.

Murtaza Bey kardeşim, İngiliz derin devletinin iddiası şu; diyor ki, "Müslümanlık asma kesme, dövme sövme dinidir. Kadınlar aşağılanır. Böyle kaliteli bir kadın bulamazsın. Sakallı bıyıklı kadınlar vardır. Onlar da örterler, başını örterler. Sokağa çıkamaz. Müzik, resim, sanat hiçbir şey yoktur. Ama bize gelin." diyor, "Heykel bizde, resim bizde, müzik bizde. Kadınlar çok şık giyinir. Şapkaları, kıyafetleri, dekolteleri, makyajları, her şey mükemmel. Müziğin, sanatın en kalitelisi bizde. Masalar, yemekler her şey mükemmel. Müslümanlık felaket dini." diyor, "Bak, kendi aralarında bölünmüşler. Şii-Sünni diye birbirlerini kırıp geçiriyorlar. Böyle din olmaz, böyle inanç da olmaz. Bunlar sapkın insanlar. Bunların hepsini öldürmek lazım. Bizim yolumuz yol." diyor. Biz de diyoruz ki, "Bak senin yolun yol değil. Sen homoseksüelliği, Allahsızlığı savunuyorsun. Bak, bizim yolumuzda asıl kadınlar hür." diyoruz. Gayet bakımlı, sağlıklı sıhhatliler, kaliteliler, nezaketliler. Müzik, resim, sanat, heykel her şey Müslümanlıkta var." diyoruz. "İpek de helal altın da helal. Dans da ediyor hanımlar. Özgürce yaşıyorlar. Hepsi üniversite mezunu. En az iki-üç yabancı dil biliyorlar. Gayet başarılılar, sanatta, bilimde, kariyer açısından da her yönden mükemmel insanlar." diyoruz. "Barışçıl, sevecen, kibar, hürmetli, yemeyi içmeyi, oturmayı kalkmayı her şeyi bilen, her yönden mükemmel; imanlı, inançlı, vatanını milletini seven insanlar." diyoruz. Adama sen fiili olarak en büyük darbeyi vurmuş oluyorsun. Biz de eğer gelenekçi bir görüntü vermiş olsak adamların dediğini tasdik etmiş olacağız. Onlara karşı en güçlü alternatifiz işte. O yüzden şu an köpeklerini üzerimize saldılar. Akıl almaz küfürler, saldırılar, iti kopuğu üstümüze salmalar; böyle aşağılık homoseksüelleri, sahtekarları, iftiracı kahpeleri, dangalak takımını hepsini dikkat ederseniz son günlerde üstümüze saldılar. Etkileniyor muyuz? Görüyorsunuz, keyfimize bakıyoruz. Onların yaptığı atar bize keyif katar. Hiç takmayız.

"Sünnilerin boşalttığı yerlere İran Devrimi Muhafızları yerleşiyor." diyorlar ama yerleşmesi bir şeyi değiştirmez. Toprak sahiplerinindir oralar. Uluslararası hukuka göre zaten onlar duramaz orada. Geçici bir işgal olabilir belki. Hiçbir ülke zaten orada işgalde tutunamaz. Uluslararası hukuk vardır. "Ben burayı işgal ettim." Öyle bir olay olmaz. Hepsi oradan çıkmakla mükelleftir. Zaten o zaman savaş devam eder.

Yine izleyicilerimiz bana güzel parçalar bulurlarsa gönderebilirler kendi beğendikleri parçalardan.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Mevlüt Çavuşoğlu'nun bugünkü açıklaması Adnan Bey. "İran burada önemli bir aktör." diyor. "Her zaman “Suriye'de kalıcı çözüm için Rusya ve İran'ın yapıcı rolü önemlidir” dedik. Arazide değişik gruplar var, Şii gruplar var. Kuşatma altında olan Şii ve Sünni köyler var. Bazı Şii ve Sünni köylerin karşılıklı boşaltılmasıyla ilgili bir anlaşma sağlandı. Bu köylerde yaşayanlar insan. Hiç ayrım yapılmaksızın kuşatmadan kurtulması gerekiyor." dedi. 

ADNAN OKTAR: Uzatacak bir şey yok. Herkes anlayışlı davransın; Rusya, İran. Türkiye de garantör olsun, konu bitsin.

Seyyidina Musa (as) diyor ki İbrahim Suresi 8'de; Deccali Tevrat'tan öğrendiği için biliyor; “Musa demişti ki: "Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü inkar edecek -Allahsız- olsanız bile şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmüştür."” (İbrahim Suresi, 8) Deccaliyete karşı verdiği cevap.

"Adnan Hoca, sen niye İran'ı koruyorsun ki? Yoksa siyonizme kardeş olduğu için mi?" Çok güzel bir soru aferin. Zeka fışkırıyor yani.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Halep'te yaşananları değerlendirdi. Terör örgütü DAEŞ'in İngiltere tarafından yönetildiğini belirten Topçu şu açıklamalarda bulundu.

ADNAN OKTAR: Helal. Türkiye'ye, dünyaya yön veriyoruz. Allah'a şükür, hamdolsun. Evet. 

KARTAL GÖKTAN: "Benim kişisel tespitim, DAEŞ'in İngiliz casus Lawrence'in gayrimeşru çocuğu olduğudur ve bu örgüt emperyalist küresel güçler hesabına çalışır. DAEŞ’in varlığının ve ürettiği etkinin temel nedeni mezhep savaşı çıkartmaktır. Bunu Irak’ta başarmıştır, Suriye’de başarmıştır, Yemen’de başarmıştır. Şimdi Türkiye’yle, İran mezhep savaşına tutuşsun istenmektedir.”

ADNAN OKTAR: Bir daha, çok iyi konuşmuş.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Halep’te yaşananları değerlendirdi.

ADNAN OKTAR: Yalçın Baba’yı bir görelim önce.

BÜLENT SEZGİN: Bakayım.

ADNAN OKTAR: O kabadayı, delikanlıdır. Ne demiş bir daha söyle bakayım aslan.   

KARTAL GÖKTAN: Yalçın Topçu, Halep’te yaşananları değerlendirdi. Terör örgütü DAEŞ’in İngiltere tarafından yönetildiğini belirtti.

ADNAN OKTAR: Doğru güzel, İngiliz derin devleti tarafından.

KARTAL GÖKTAN: “Benim kişisel tespitim DAEŞ’in İngiliz casus Lawrence'nin gayrimeşru çocuğu olduğudur.”

ADNAN OKTAR: Bak işte İngiliz derin devletinin bir özetini anlatmış. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Ve bu örgüt emperyalist küresel güçler hesabına çalışır.”

ADNAN OKTAR: Emperyalist küresel güçler yok, İngiliz derin devleti var. Kardeşim öyle ayrı ayrı güçler olsa birbiriyle boğuşur bunlar zaten. Sistemli, düzgün giden emir komuta zinciri içerisinde giden bir deccaliyet hareketi var. Emperyalist güçler diye bir şey yok, bir tane güç var İngiliz imparatorluğu, İngiliz derin devleti, o. Yalçın Topçu, çok güzel.

Terörist hep moralle ayakta durur moral, moral güçle. Bunların morallerini yıkacak olan fikirdir mesela PKK’nın moralini yıkacak olan fikirdir. Bombalama etkilemez onları, hiç etkilenmez moralini yükseltir o, ölüm falan oldu mu daha kinlenir ama fikir kendi fikrinin yanlışlığını anlattığında adam akıl almaz çöker, bütün gücü çöker. Fikri mücadele çok hayatidir mesela IŞİD’de de öyle bir söylense, anlatılsa şak çöker. Bak İngiliz derin devleti adamları eğitmiş gayet netice alıyor. Karşı eğitimle de sen netice alırsın. PKK’da da öyle adamlar dağlarda eğitiyorlar, sen de karşı eğitim verirsen sen de netice alırsın. Ama devlet oturup Darwinist eğitim yaparsa, materyalist eğitim yaparsa adama sen ne diyeceksin? Senin devletin de Darwinist, materyalist derse, biz ne diyelim? Komünizmin geçersizliğini anlatırken komünizm Darwinist, materyalist sistem üstüne kurulmuş. Biz Darwinizm, materyalizm geçersizdir dersek, hükümet, devlet Darwinizm’i destekliyor derse, materyalizmi destekliyor derse, ne diyelim? Derse değil, diyor zaten.

“Ey iman edenler” diyor Cenab-ı Allah Nisa Suresi 59, “Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin” Peygambere “ve sizden olan emir sahiplerine.” Müslümanların başında bir lider olsun, ona da itaat edeceksiniz diyor Allah, farz. Var mı Müslümanların lideri? Yok. İslam aleminin lideri yok hatta paramparça olmuşlar.

Derin devletler münafıkane tavır gösterenleri hemen buluyor mesela bak İran’da Şii Allahsız, Kitapsız, enaniyetli, azgın adam öldürme sevdasında olan homoseksüel psikopatlar var bak hemen bulmuş, adamlar yüz sterline kiralıyor bu alçakları salıyor. İran çok sert bir karşılık vermesi lazım, İran ordusu müdahale etsin bu alçaklara karşı. Mesela bak Putin kabadayı o, çok kısa bir süre verdi, “eğer vazgeçmezseniz hepinizi tepelerim” dedi. İran devrim muhafızları, şu bu kim varsa dedi hepsini tepelerim vazgeçeceksiniz dedi, bak ödleri koptu. İranlı da bunu demesi lazım. 

Cenab-ı Allah’ın hikmeti Bediüzzaman çok güzel anlatıyor konuları. Diyor ki Tur Suresi 42. Ayeti açıklıyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yoksa sana bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o kafirler tuzağa düşecek olanların ta kendileridir.” Münafıklar tuzak hazırlıyorlar, hile yapıyorlar, kahpelik, oyun böyle münafıkane alçak iftirayla dolu böyle bir sistem hazırlıyorlar, tuzak sistemi. Üstat diyor ki tefsirinde; “Veyahut fıtratları bozulmuş, vicdanları çürümüş şarlatan münafıklar, dessas hileci zındıklar gibi ellerine geçmeyen hidayetten halkları aldatıp çevirmek, hile edip döndürmek mi istiyorlar ki, sana karşı kah kain, kah mecnun deli, kah sahir sihirbaz deyip, kendileri dahi inanmadıkları halde başkalarına inandırmak mı istiyorlar?” Senin deli olduğuna onlar inanmıyorlar diyor. Ama ahlaksızlık yapıp sana iftira atıyorlar diyor. “Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerini inkarlarına müteessir olan fütur getirme.” İnsan değil bunlar diyor. İnsan görünümünde ölü mahluklar. “Belki daha ziyade gayret et. Çünkü, onlar kendi nefislerine hile ederler” kendilerine zarar eder münafıklar diyor. “Ve onların fenalıkta muvaffakiyetleri muvakkattır geçicidir ve istidraçtır. Derece derece azaba yaklaşmaları için verilen bir özelliktir, bir mekr-i ilahidir. Allah’ın onlara bir tuzağıdır. Onların hilelerine karşılık Allah’ın düzeni ve oyunudur” diyor. Sözler sayfa 353’te. Bediüzzaman çok şeker. Risale-i Nur’dan gençler hiç olmasa bir sayfa günde okusalar çok iyi olur, herhangi bir Risale-i Nur’dan olur, bir sayfa hatta yarım sayfa dahi okusalar çok faydası olur, yarım sayfa hiç üşenmesinler.

BEYZA BAYRAKTAR: Bir ayette Allah; “Hileli düzen kendi sahibinden başkasını kuşatmaz” diye geçiyor.      

ADNAN OKTAR: Tabii.

1943 Bengal kıtlığında dört milyon Hintli’nin ölmesine sebep oldu Churchill. “Hintlilerden nefret ediyorum” diyor. “Barbarlar, hayvan gibi bir kavim” diyor. Filistinlileri de deve cinsel organı yiyen barbarian olarak nitelendiriyor. Churchill Afganistan’da askerlere direniş gösteren herkese anında vurma emri veriyor. Peştunlar’ın İngiliz ırkının üstünlüğünü fark etmemelerine şaşırdığını ve gıcık olduğunu söylüyor. Buna inandığını söylüyor. Tabii gıcık demiyor da ona hayret ettiğini söylüyor. Güney Afrika’daki İngiliz toplanma kamplarında on binlerce kişi can verdi. Churchill bu yaşananlar için “heyecan verici” diyor. Churchill ırkı bozulmuş yüz bin İngiliz’in zorla çalışma kamplarına götürülmesi ve kısırlaştırılmasını teklif etmiş. Zencilerle falan karışık var, “İngiliz beyazdır” diyor. Filistin halkı için bak haşa diyor ki bak “köpek kulübesi hakkında son kararı içinde yaşayan köpekler veremez” diyor Filistin için. Bak “köpek kulübesi hakkında son kararı” haşa “içinde yaşayan köpekler veremez” diyor. Acayip aşağılıyor, bir elinde puro, bir elinde viski tam alkolik böyle gözü dönmüş koyu Darwinist. Çıplak geziyor sürekli, çırılçıplak anadan doğma geziyor kendi ofisinde. Misafirlerini de öyle karşılıyor çırılçıplak böyle bir adam. Churchill Kenya’da verimli toprakları sadece beyazların işletmesini emrediyor, yüz elli bin Kenyalıyı toplama kamplarına kapatıyor, yüz elli bin kişi.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: Kenya’dan.

ADNAN OKTAR: Görüyor musun bak garibanları? Adamların hiçbir suçu yok sadece suçları Kenyalı olmak. Karayiplerden İngiliz sömürgelerinden göçmen gelişine şiddetle karşı, “İngiltere’yi beyaz tutalım” diyor. Keep England white ünlü sözü Churchill’in, “İngiltere’yi beyaz tutalım.” Boris Johnson şu var ya bizim vatandaş ortalarda geziyor. Churchill tarih yazan insan diye bir kitap yazmış, 2015 yılında piyasaya çıkmış, kitaptan kısa süre sonra bunu hemen Dışişleri Bakanı yaptılar. Hiçbir özelliği yok normalde. Görüyorsun ağzını yayarak falan gülüyor böyle garip hareketler yapıyor.    

Sizde başka resimler var mı?

BÜLENT SEZGİN: Evet Hindistan’dan bir resim vardı Adnan Bey.  

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak adamları ne hale getirmişler görüyor musun? Başlarına bela olmuşlar onlara musallat olup.                         

Biz gidelim, yarın gelsinler. Çünkü uykusuz kalacaklar hasta olurlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü