Harun Yahya

Sohbetler (18 Aralık 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Evet yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Hocamız’ın münafıklık kitabından tekrar okumaya devam edeceğiz.

Münafık Pis Bakışlarıyla Yeteri Kadar Eylem Yapamadığını  Düşündüğünde, Diliyle Müslümanları Rahatsız Etmeye Çalışır. “Eğer Biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. And olsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.” (Muhammed Suresi, 30) 

Bakışları gibi, üslubu da münafığı ele veren en önemli alametlerden biridir. Allah Kuran'da Müslümanların münafıkları, 'konuşmalarındaki anormalliklerden tanıyıp fark edebileceklerini' bildirmiştir. Zira münafıkların konuşmaları bir Müslümanın konuşma tarzına, adabına, ahlakına hiç benzemez. Öfkeli, laf dokunduran, küstah, saygısız, kinayeli, kinli ve saldırgan bir üslupla konuşurlar. Züppelikleri, laf dokundurmaları, her fırsatta Müslümanları incitmeye çalışan sözler seçmeleri, yalan söylemeleri, iftira atmaları ve sürekli olarak Müslümanları suçlayan bir üslup kullanmaları karakteristik özelliklerindendir. Müslümanların Allah'tan korkup sakındıkları için asla ağızlarına dahi almayacakları sözleri, Kuran'a ve İslam ahlakına muhalif mantık ve fikirleri pervasızca konuşurlar. 

GÖKALP BARLAN: Münafıkların kullandıkları bu üslupla neyi amaçladıklarını anlamak ise önemlidir. Çünkü münafığın her eylemiyle ulaşmayı hedeflediği bir sonuç vardır. Münafık gelişigüzel, doğal akışıyla konuşuyor değildir. Bir konuda istediği bir çıkarı elde edebilmek, kendini temize çıkarmak, kendi üstünlüğünü, haklılığını veya diğer insanların eksikliklerini, kusur ve hatalarını daha iyi vurgulamak istiyordur. Sinsice ve gizlice yaptığı eylemlerin ya da küfürle olan gizli bağlantısının üstünü örtmeyi veya dikkati kendinden başka bir yöne çekebilmeyi hedefliyordur. Birinden intikam almak, bir yalanı destekleyip inandırıcı hale getirmek ya da Müslümanları aldatarak onları başarısızlığa sürükleyecek hatalı bir yöne doğru yönlendirmek gibi bir amaçla konuşuyordur. Ancak işte bunlardan hangisi olursa olsun, münafık tüm tavırlarında olduğu gibi, her konuşmasında da büyük bir planın küçük bir parçasını yerine oturtmaya çalışıyordur. Ve işte tüm bu sayılan üslup bozuklukları, bize 'münafığı tanımada önemli ipuçları veren' çok mühim alametlerdir.

Kuran'da "sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın" (Muhammed Suresi, 30) ifadesiyle tanıtılan münafıkların bu özelliği bir başka ayette de şöyle haber verilmiştir:

“... Sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu, Allah'a göre pek kolaydır.” (Ahzab Suresi, 19)
 

ADNAN OKTAR: Münafık evet, bütün İslam aleminin çektiği münafıklardan. Osmanlı’nın yıkılışı münafıklarla oldu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kayseri’deki saldırıda şehit olan yirmi yaşındaki Piyade Er Yunus Emre Duran için cenaze töreni düzenlendi.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafını gösterebiliriz şehidimizin.

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin aslanı.

KARTAL GÖKTAN: Şehidimizin cenazesinde Binali Yıldırım ve Kemal Kılıçdaroğlu şehit babasının iki  yanına geçip elini tutarak destek verdi.

ADNAN OKTAR: Bu iyi olmuş. Elele tutuşmaları güzel olmuş. O zaman ne diyelim? “İslam alemi sevgiyle el ele” diyelim.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün üç bin özel harekatçımız mezun oldu Adnan Bey. Önümüzdeki dönemde alınacak on bin özel harekatçı için iki yüz seksen beş bin başvuru olmuştu. Dün mezun olan özel hareketçılarımızın bir videosu vardı gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Evet aslanları güzel yetiştirmişler. Şimdi PKK’da moral kalır mı bu durumda? Yapacakları hiçbir şey yok. Arkadan nesiller dalga dalga geliyor. Sayılmayız parmağınan efendim tükenmeyiz kırmağınan. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca Fetih Marşı’nı okudukları bir video daha vardı polislerimizin.

ADNAN OKTAR: Bir daha göreyim. Gece gündüz çalıyoruz Mehter Marşı’nı bak aslanlar da birkaç gündür üst üste çaldığımız Mehter Marşı’nı söylüyorlar çok güzel.

İnsanlar iyi niyetli oluyor, güzel niyetli oluyor ama samimiyetsiz münafıklar Müslümanların başına aradan çok ciddi bela oluyorlar. Yoksa insanlar güzel, huzurlu yaşamak istiyorlar. Mesela, İngiliz derin devleti; millet rahat normal yaşıyor, duruyor bomba patlatıyor şeytan dürtüklüyor. Gidiyor bir tane daha bomba patlatıyor. Gidiyor bir yeri yıkıyor. İnsanları gidiyor Darwinist yapıyor Allah sevgisinden uzaklaştırıyor. Durduk yere homoseksüelliği yayıyor. Mesela gençlerin hiç niyeti yokken aralarında homoseksüelliği yayıyor. Satanizmi yaymaya kalkıyorlar. Yani kendi kafalarına göre. Münafıkta sürekli bir hareketlilik şeytani bir hareketlilik vardır. Kuran’da bu açıkça geçer. Yani makul meşru bir şeyi sürekli durdurur ve çarpıtmaya çalışır. Ama Müslümanları meşgul etmek münafığın en önemli özelliği. Sürekli boş işlerle meşgul etmek. Kuran’a baktığımızda bunu görüyoruz.

Mesela bak biz samimiyiz. Ama mesela buraya bir münafık hücumu olsa Allah esirgesin burası cehenneme döner. Yani huzursuz edecek ne varsa, konuşmaları münasebetsizdir, üslubu münasebetsizdir. Yani bir bela akar münafıktan. Huzurlu bir varlık değildir. Sürekli kargaşa arar. Mesela sen burada durursun oradaki farz edeyim bir eşya küçük bir eşya, ona kafayı takar. Onu düzeltirsin dediğini yaparsın başka bir şeye kafayı takar. Yani huzursuzluk münafığın temel özelliğidir. Sürekli kargaşa ister. Kesintisiz. O komünistlerde de var biliyorsunuz. Komünist sistemde de vardır. Sürekli çelişki prensibi vardır. “Maddede çelişki vardır.” diyorlar. “Tez vardır, antitez vardır ve sentez meydana gelir sonucunda da ama bu çelişki kesintisiz devam eder. Bu çelişki de” işte “savaşlar devrimler şeklinde kendini gösterir.” diyor.

Kalpler ancak Allah’ın zikriyle felah buluyor. Münafık başka şeylerle kalbini ferahlatmak ister. Bu Allah’ın gadabını çeken bir şeydir yani Allah’ın zikriyle kalbini ferahlatacağına başka şeylerle kalbini ferahlatmaya kalktığında Allah akıl almaz kafasını ezer. Mesela “Sinemaya gideyim rahatlayayım” diyor. Gider. O sinema ona cehenneme döner, kurtulamaz. “Sokağa çıkayım gezeyim rahatlayayım” der her adımında o ızdırabı yaşar. “Spor yapayım kurtulayım” der. Hiçbir şekilde rahatlayamaz. Allah’ın dediğinin dışında bir yol yoktur. Allah’a teslim olup Allah’ı sevmenin dışında kalp ferahlamaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Diyarbakır, Hakkari ve Cizre’de başta Kürt kardeşlerimiz olmak üzere halkımız teröre karşı bayrak yürüyüşü yaptı ve Beşiktaş ve Kayseri’de düzenlenen saldırıları kınadılar. Yürüyüşte “Türk-Kürt kardeştir, PKK kalleştir” ve “Kahrolsun PKK” sloganları atıldı. Bazı resimler var yürüyüşlerden.

BÜLENT SEZGİN: Bir de video gösterecektim.

ADNAN OKTAR: Evet çok güzel yani tabii daha önce de söylemiştim bu tip olaylarda sağ alabildiğine tırmanışa geçer yani bu bir sosyolojik olay olarak bilinir. Yani bu tip suikastlar olsun işte bombalama olayları falan halkta hem kenetlenme hem de sağa kaymada muazzam bir gelişme meydana getirir. Ve gittikçe daha da derinleşir yani sağın gelişimi hayır oluyor her şeyde bir hayır vardır yani onlar kendilerince şer zannediyor ama hayır var. Yalnız bak ben açıkça söyleyeyim; ben Allah’ı çok seviyorum, milletimi seviyorum, devletimi seviyorum. Bu şekilde bir kurtuluş olmaz mümkün değil. Yani Allah’ı inkar eden bir felsefe ve din var. Yani Darwinizm. Evrim inancı. Bütün kainatın, her şeyin insanların, bak kainatın, insanların, hayvanların, bitkilerin her şeyin tesadüfler sonucu, karşılıklı çelişki sonucunda, tez-antitez-sentezin sürekli hareketlenmesi sonucunda, bakın dikkat edin tamamen tesadüfler sonucunda ama, kainatın yaratıldığına inanıyorlar. Bu Allah’a muazzam bir iftira. Ve Allah’a muazzam bir karşı koyma. Bu Allah’ın çok zoruna gider. İngiliz derin devletinin bu dinini ortadan kaldıralım. Bak bu din özel olarak çıkartıldı İslam alemini parçalamak için. Şeytanın yardımıyla bu gülünecek derecede boş ve mantıksız olan bu dine bütün dünyayı şeytan rağm etti bağladı. Bu dini ortadan kaldıralım. Bunun dışında kurtuluş yok. Darwinizm’in yıkılışı, İslam aleminin birleşmesi. Bunun dışında kurtuluşumuz olmaz. Yani her gün bombaları adamlar patlatmaya da devam ederler. Önü sonu gelmez. Bugün televizyonda bir kardeşimiz bir vatandaş konuşma yapıyor diyor ki, “Komünistlerden, soldan, PKK’dan intihar bombacısı çıkmaz. Ancak” diyor “dini kökene dayalı olarak IŞİD’den çıkar. Dolayısıyla bu bombacıları IŞİD menşeili olarak aramamız lazım. Yani PKK da patlatıyorsa IŞİD’in kanalıyla bu adamları buluyor.” diyor.  Şimdi bu Müslümanlara geniş çaplı bir saldırı için el altından bir yönlendirme. Farkına varmıyor ama olay oraya gidecek. Yani kötü niyetle söylediğini zannetmiyorum. Bir öfkeyle söylemiş. Kardeşim bir kere komünist ve Stalinist bir adam PKK’lı yaşamak istemiyor. Yani neden intihara kapalı olduğunu iddia ediyorsun. Adamlar ölüm orucuna giriyorlar can çekişerek ölüyor. Yüzlerce insan birden ölüm orucuna giriyor yani intihar ediyor yüzlerce kişi birden intihar ediyor. Mesela bir olay oluyor kendini yakarak intihar ediyor. Ve polisle çatışmada, teslim olsa hiçbir şey olmaz. Polis diyor mesela “Teslim olun.” diyor. “Tamam, teslim oluyorum” dese çıkacak. Teslim olmuyor, öldürüleceğini bildiği halde intihar edip polisle çatışmaya giriyor ve kendini öldürtüyor. Hani komünistten böyle bir şey çıkmazdı. Komünistler, yani komünist derken komünist Stalinist PKK’yı kastediyorum. Yoksa komünisttir de mesela var Türkiye İşçi Partili adam demokratik yollarla iktidarla gelmeye çalışıyor. Tamam, bizim onlarla bir alıp veremediğimiz yok. Legal yani açık konuşuyor. Efendim “Ben bir komünistim.” Diyor. Ben o adama saygı duyarım. Yani ben onu kardeş olarak görürüm. İşte TKP’li adam, “Benim fikrim bu.” diyor. “Mekanım burası ve şiddet ve dehşeti de düşünmüyorum. Konuşarak ikna ederek demokratik yollarla iktidara gelmek istiyorum.” Ben saygı duyarım böyle bir adama.  Ama PKK öyle değil. PKK’da, komünist Stalinist PKK’da intihar eğilimi hepsinde var. Yani zaten mesela askerle çatışmaya giriyorlar tek kişi. Asker “Teslim ol.” Diyor. Saatlerce çatışma devam ediyor. Teslim olsa kurtulur. Yani öldürüleceği yüzde yüz. Buna rağmen çatışmaya giriyor. Bu intihar değil mi bu? Hani müsait değildi onlar intihara hani istemiyorlardı hani öyle bir özellikleri yoktu. Hani dindarlardan çıkıyordu. Çok mantıksız bir ifade. Dolayısıyla devlete küsülmez bak devlete küsmüş üslubundan anlaşılıyor ve arkasından bunu söylüyor. Yani belli ki PKK’dan bazı unsurlarla görüşmüş ve onların sempatisini kazanmak istiyor. Ya kardeşim ne yapıyorsun sen ya, ne yapıyorsun yani ne yapmak istiyorsun? Ne kadar büyük hata yapıyorsun. Ve ne kadar mantıksız bir açıklama yapıyorsun. Adamlar intihar etmezmiş PKK’lılar. Bütün çatışmaları intihar adamların. Mesela geçenlerde gördünüz sokak caddeye geldi, ana caddede karakolun önünde sokakta herkes görüyor polisle çatışmaya girdiler. Kadınlar falan bağırıyor kenardan. Asker tamamen sarmış, özel harekatçılar sarmış deli olan yapmaz. Teslim olsa bitecek. Bu intihar değil mi? İkisini de vurdular.

Mesela 1980 ve 1990 arası en çok intihar saldırısı düzenleyen örgüt Komünist Tamil Gerillaları. Hindistan Başbakanı Rajiv Gandhi, Sri Lanka Cumhurbaşkanı’nı intihar saldırılarıyla öldürdüler. Komünistler sürekli bunu yapıyor, bunların hiçbiri Müslüman değil. Mesela aynı dönemde Türkiye’de de PKK militanları intihar saldırılarına başladı. 1994-1999 yılları arasında da 16 eylem oldu hepsi de PKK’lıydı. Yani dolayısıyla Müslümanlar sadece bunu yapar demek, yani bilgisizlikten kaynaklanan mı diyeyim veyahut yanlış yönlendirilmekten kaynaklanan bir tavır olabilir. Yani çok vahim bir açıklama sen Müslümanları yani nasıl anlıyorsun ki böyle hani intihara meraklı adamlar falan gibi. Bir kere İslam’da intihar haramdır, nasıl olsun öyle bir şey? Cana kıymak haramdır dolayısıyla öyle bir kaynak yok, bir açıklama yok nereden çıktı bu böyle?

Mesela Lübnan’da ilk ilk intihar saldırısı yapan teröristler komünist kadın gerillalardı, mesela intihar saldırıları ilk kez Lübnan iç savaşında kullanıldı.  İç savaş sırasında Lübnan Baas Partisi, Lübnan Komünist Partisi, Suriye Sosyalist Milliyetçi Partisi, Arap Sosyalist Birliği, Komünist Filistin Halk Kurtuluş cephesi gibi komünist örgütlerin tamamı bu yöntemi kullandılar o dönemde. Mesela ilk intihar bombalı suikastı Rus Çarı 2. Alexander’a komünist bir terörist tarafından yapıldı. Mesela Komünist Çin İhtilali sırasında yüzlerce komünist intihar saldırı eylemi yapıldı, aynı yöntem daha sonra işte Çin Japon savaşında kullanıldı. Sovyet işgali sırasında mesela Afgan direnişçiler hiç intihar saldırısı yapmadılar, hiç yok. Hatta 2002 ABD işgalinin ilk dönemlerinde bile intihar saldırısı gerçekleşmedi. Dolayısıyla bunu Müslümanlara mal etmeye kalkmak. Tabii ağır bir üslup kullanmak istemiyorum çünkü bilgisizlikten kaynaklandığını düşünüyorum arkadaşımızın, bu yanlış bir görüş.

Bazen komünist gerillalar PKK’lılar askerin bulunduğu karakolun içine giriyorlar askerleri boğma teliyle falan yani içeri girip şehit ediyorlar. Böyle şeylerde bayıltıcı gaz kullanılsın yani askerin cephanesi kalmıyor çocuklar içeride 10-15 kişi, bunlar it sürüsü gibi doluşuyorlar, cephane sorunu da yok bunlarda on binlerce mermi var dolayısıyla askerin cephanesi bitince onu fırsat bilip dalıyorlar karakolun içine, kapıyı kırıp içeri giriyorlar. Yani biraz teknik imkanlar daha iyi kullanılabilir mesela askere gaz maskesi dağıtılabilir. Gaz maskesi dağıtılsın yani en azından mesela kükürt dioksit falan verilebilir, rahatsız olur giremezler yahut mesela amonyak gazı verilse giremez acayip rahatsız olurlar yani bütün mesele maskede. Askere maske verilirse yani o tip gazlar çok rahatsız edeceği için giremezler. Bölgeyi de rahatsız eder o çünkü mecburen kaçacak o gazın etkisinden kurtulmak için yani bayıltıcı veyahut rahatsız edici gazlar kullanılması gerekiyor yani ya bayıltıcı veyahut nefes almasında ona zorluk meydana getirecek rahatsız edici gazlar. Şimdi ben kimyasal yapısını bilmiyorum tabii tıbbi bilgim de yok o konuda ama hangisi olur neler olur bilmiyorum yani bunları ezberden söyledim tahmini belki başka türlü de olabilir.

Yani devlete küsülmez bak o arkadaşımız için söylüyorum şimdi ismini açıkça da vermeyeyim kapalı olarak söylüyorum, devlete küstüğü anlaşılıyor. Ya kardeşim devlet o dönemde bazı yapılanmaların ters gittiğini gördü, mecburdu bunu bu şekilde yapmaya yani mesela kontrgerilla yapılanması vardı ama kontrgerilla oturup eroin satışına girdi. İşi gücü bıraktı mesela bizimle uğraştı o zaman. Ya sen babayiğitsen git PKK’yla uğraş bizimle niye uğraşıyorsun? Yani o zaman Allah belalarını verdi özetle bu, darmadağın oldu kontrgerilla. Tabii ki bir meşruiyeti var mıydı yok muydu bilmiyorum yani kanuna dayandırılması lazım ama oturup eroin satışına bilmem neye falan girersen yani bu ahlaksızlık bu. Tabii ki devlet buna müdahale eder ama biz yapmıyorduk diyebilirsin tamam ama yapılanmanın tamamının gitmesi gerekiyor böyle bir şeyde yani devlet onu ayırt edemez. “Sen kokaini satıyor musun sen eroin mi satıyorsun?” Yani sistemi ortadan kaldırılacaksa hepsini ortadan kaldırır. Dolayısıyla yani devlete küsülecek bir şey yok burada. Ne kadar pervasız ve arsız davrandıklarını kontrgerillanın daha önce gördük. Durduk yere Allah belalarını vermedi. Sen mesela benimle ne alıp veremediğin var kardeşim? Ben antikomünist bir adamım, anti-Stalinist bir adamım, PKK’ya karşı mücadele veriyorum. Kahramanlık damarın bana mı tutuyor senin? O zaman da Allah işte böyle belanı verir darmadağın olursun, hepsini tenzih ediyorum ama yani içlerindeki dangalakları kastediyorum. Devlet tabii ki de bakıyor ki münasebetsiz üçkağıtçılar dolmuş tabii ki kendini korur devlet. Ne desin? Devam edin mi diyecek? Devam edin zaten diyemez, bilmiyorum yani kanuni yönü hukuki yönü de, hukuki bir zemini varsa tamam hukuki zemini yoksa zaten müdahale etmekle mükellef.

Kadınlar çok güzel varlıklar, nasıl kıymetlerini bilmiyorlar ben hayret ediyorum, dünyaya ne olmuş böyle? Ben çocukluğumda anlamadım ben normalde kadınlar sevilir, insanlar birbirlerini sever. Baktım münafık deli bir sistem var dünyanın büyük bir çoğunluğunda yani bu kadar Allahsızlığın yaygın olması falan inanılır gibi değil. Koskoca adamlar dünyanın yüzde 95’i Darwinizm’e teslim olmuş hayret edilecek şey. Şeytan yerlere yatarak gülüyordur, tesadüf ne yapar ya, koskoca adamlar tesadüfe inanıyor.

Korucu kardeşlerimizde de oluyordu devlete küskünlük, ben burada da konuşmalarında gördüm yani hemen öfkeleniyorlar yani bu asil bir insana yakışmaz. Sen devlete küstüğünde olabilecek en büyük kötülüğü yapmış olursun, devlete küsülmez kardeşim. Olur mu? Olursa tamir edilir düzeltilir, devlete küsülmez yani son derece tehlikeli bir şey bu. Devlete öfkelenmek, devlete küsmek yani kendi bindiğin dalı kesmiş olacaksın. Devlet diyor silahlarımız müsadere etti diyor ne yapsın o dönemde nasıl yapılsın? Yani kontrgerillanın temizlenmesi gerekiyordu, sen dur sen geç olmaz ki, varsa hepsine yönelik olur. Belki orada faydalı işler yapmış olabilirsin, büyük bir ihtimalle faydalı şeyler yaptınız ama devlet bu gibi şeylerde ayırım yapamaz, uğraşamaz onunla. Bir sistem komple kaldırılacaksa hepsini kaldırır. Mesela Fethullah Gülen hareketinde de ne yapsın? İçlerinde iyi insan da olabilir, olaylardan habersiz de olabilir yani eğer o sistem kaldırılacaksa mecburen o akış içinde gider o.

Rusya’da yapılan ziyaretlerle ilgili var mı anlatacaklarınız?

BÜLENT SEZGİN: Evet, arkadaşlarımız İbrahim ve Zafer sizi temsilen Rusya’nın başkenti Moskova’da dini ve politik liderlerle çeşitli görüşmeler yaptılar ve Eurasian Talk Organization yani Avrasya Görüşmeler Organizasyonu Komitesi’nin Moskova’daki ekonomik bir perspektiften “Rus-Türk ilişkilerinin değerlendirilmesi” konulu panele katıldılar. Bu programı organize eden kişi Rusya’da Gündem Avrasya adlı dergiyi çıkaran

KARTAL GÖKTAN: Resmi gösterebiliriz.

BÜLENT SEZGİN: Aynı zamanda bu komitenin Genel Koordinatörü olan Sayın Hayrettin Aydınbaş.

KARTAL GÖKTAN: Resimdeki Sayın Hayrettin Aydınbaş.

ADNAN OKTAR: İbrahim Tuncer’in yanındaki.

BÜLENT SEZGİN: Evet, Sayın Aydınbaş size çok selam ve saygılarını iletti.

ADNAN OKTAR: Aferin Aydınbaş’a. Aleykümselam ve rahmetullahü ve berakatühü.

BÜLENT SEZGİN: Görüşmelerde dindarların kardeşliği, Darwinizm ve materyalizmle mücadele, Türk Rus ilişkileri, sizin İsrail ve Rusya krizlerini çözme çabalarınız gibi konular konuşuldu ve görüşülen kişilere sizin kitaplarınızdan hediye edildi. Görüşmelere ait resimlerden bir kısmını gösterebiliriz Adnan Bey. Bu resimde görülen kişi Rusya Liberal Demokrat Partisi’nin kurucusu Musevi asıllı ünlü Rus siyasetçi Vladimir Zhirinovsky.

ADNAN OKTAR: Zhirinovsky Musevi mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Çok iyi.

BÜLENT SEZGİN: Arkadaşlarımız Sayın Zhirinovsky’yle Rusya Parlamentosu olan Duma’da A9 TV adına Türk-Rus ilişkileri konulu bir röportaj yaptılar. Yakında izleyicilerimiz A9 TV’den bu röportajı izleyebilirler. Ayrıca kendisine Yaratılış Atlası ve Evrim Aldatmacası adlı kitaplarınızın da Rusça tercümelerini hediye ettiler.

Bu kişi uzun bir dönem Rusya Baş Hahamlığı yapmış olan Adolf Shayevich, kendisine sizin Evrim Aldatmacası adlı kitabınız hediye edildi.

Diğer resimde Rusya’da yayın yapan ve geniş bir izleyici kitlesine sahip Tsargrad TV Genel Müdürü Jack Hanning . Oktar sizi temsilen bu televizyon kanalında daha önce  ‘Evrim Teorisinin Çöküşü’ konulu bir yayına da katılmıştı.

Diğer resimde görülen Rusya Baş Hahamı Berel Lazar, kendisi 2000 yılından bu yana Rusya’nın Baş Hahamı, Putin’le yakın dostuyla tanınıyor, aynı zamanda Rusya Musevi Toplulukları Federasyonu Başkanı ve Rusya Parlamentosu’na danışmanlık Rusya Federasyonu Sivil Meclis Üyesi. Sayın Lazar’la A9 TV için röportaj yapıldı. Ayrıca kendisine sizin Rusça Yaratılış Atlası ve Evrim Aldatmacası kitaplarınız hediye edildi.

Diğer resimde bu resimde görülen kişi Rusya’da vaazlarıyla, kitaplarıyla ve Müslümanlar hakkında sarf ettiği güzel sözleriyle tanınan Moskova Voronej Kilisesi Başrahibi Dimitri Smirnov. Sayın Smirnov’u internet üzerinden yayın yapan kendisine ait bir radyo ve televizyon kanalı da var. Moskova’da kendi kanalında arkadaşlarımızla da bir program yaptı.

Bu resimde Pravda Editörü Dmitri Sudakov. Sayın Sudakov, sizin Rusya’daki faaliyetlerinizden çok memnun olduklarını, ülkelerinde Türkiye’yi anlatan bir ses olmadığı için bu çalışmaları çok önemli gördüklerini belirtti.

Rus hükümetine bağlı Dışişleri ve Savunma Konseyi Başkanı Fyodor Lukyanov, bu kişi aynı zamanda bu konseyin yayın organı olan Russia in Global Affairs’in Genel Yayın Yönetmeni. Kendisine Yaratılış Atlası kitabınız hediye edildi.

Konferansa katılanlardan Doktor Mikhail Meyer, bu kişi Moscow State Üniversitesi’nde Ortadoğu Tarihi Bölüm Başkanı.

Bu kişilerin dışında arkadaşlarımız panelde Türkiye Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz ve müsteşarı, AKkuyu Nükleer Santrali’nin Başkanı, çeşitli işadamları ve öğrencilerle ayrı ayrı sohbet ettiler ve sizin iki ülke dostluğu için yaptığınız çalışmalardan bahsettiler.

ADNAN OKTAR: Putin çok önemli; bu insan genç, samimi, atak, haktan yana bir insan, hataları var, yanlışları var tabii ki bir insan olarak hata yapar ama genel hatlarıyla İslam alemine çok faydası olacak bir insan. Putin’le bağlantıyı Tayyip Hocam en yüksek noktaya çıkartsın. Türkiye’yle, Rusya’nın politikaları birbiriyle uyumlu olsa çok güzel olur. Ortadoğu’daki bu bölme olayına karşı Putin birleştirmeden yana, o çok güzel. Mesela Suriye’nin bölünmesine şiddetle karşı çünkü Suriye bölündü mü bütün Ortadoğu bölünür. Irak bölündü mü bütün Ortadoğu bölünür, bu oyunu baştan keşfedip durduran insan Putin ama tabii biz kanla, barutla bunların olmasını istemiyoruz, fikirle, anlaşmayla, konuşmayla, sevgiyle olsun istiyoruz. Rusya’da da bu dindar, güzel insanların olması çok sevinç verici. Rusya’da dindar Museviler, Hahamlar olması, bir Musevi topluluğu olması büyük berekettir Rusya için çok güzel. Ortodoks dindarların olması çok çok güzel. Rusya’da kiliseler dolsun, Sinagoglar dolsun, camiler dolsun nefis bu bayağı güzel. Putin’e de devlet bütün gücüyle destek olsun.

İngiliz derin devletinin şu deliliğini ortadan kaldırmak için mutlaka onları deşifre edip açık açık isminin söylenmesi gerekiyor. Deccalın en rahatsız olduğu şey budur, adının söylenmesidir, onun için bu kapalı konuşmaları kaldırsınlar “üst akıl, üst akıl” bırakın üstü aklı işte İngiliz derin devleti herkes biliyor bunu artık Türkiye’de, dünyada bilmeyen yok. Bak İran da açık açık söylemeye başladı. İttifakla deccalın bu azgınlığını bırakmasını söyleyelim. Bırakacak mı? Bırakmaz. Ama rezil etmekte fayda var, yüzsüzdür deccal çünkü çok arsızdır, azılı münafık olduğu için çok arsızdır. İsa Mesih’in nüzulüne kadar bu itliğine devam eder. Bak Mehdi (as)’dan bahsediyoruz, İsa Mesih’ten bahsediyoruz. Mehdi (as) zahir oluyor ama bu alçak devam ediyor daha hala. Ama Allah’ın hikmeti İsa Mesih’e dayanamıyor, onu gördüğünde tuzun suda eridiği gibi eriyor, baş edebileceği gibi değil, o vakte kadar bu çakallığını devam ettirir.

Jirinovski delikanlı bir tiptir, böyle coşkulu, ilginç bir tip. Atak.

Kayseri’deki saldırıda Beşiktaş’taki gibi İngiliz üretimi patlayıcı kullanıldı, bu patlayıcının kısaltılmış ismi Royal Demolition Explosive Kraliyet İmha Patlayıcısı ismi. Bak Kraliyet İmha Patlayıcısı ismi, İngiliz üretimi.  

Rus devlet televizyonu Rossiya 1’de konuşan Jirinovski, “Bizim Türkiye ile ilgili uluslararası siyasi sürece müdahale etmemiz gerekir. Erdoğan’ı desteklememiz lazım. Erdoğan bizim adamımız onu kimse devirmeye cesaret edemez.” Bu çok güzel. Tayyip Hocam’ın kılına dokundurtmayız, Rusya da Tayyip Hocam’dan yana, biz de Hocamız’dan yanayız. Bak Rusya’yla aramızı açmaya çalıştılar, biz ısrarlı yazılarımızla, Rusya’daki en önde gelen gazetelerdeki başyazılarımızla, Türkiye-Rusya dostluğuna hiç halel getirttirmedik elhamdülillah ve sonuçta da çok güzel netice aldık.

Sömürge Bakanlığı’nda İngiliz gizli servisinin hazırladığı bir rapor var, yıllar sonra ortaya çıkmış bir rapor. Biliyorsunuz onlar bir elli, altmış yahut yüz yıllık bir süresi oluyor sonra ortaya çıkıyor. Mesela İran-Osmanlı anlaşmazlıklarının kullanılması konusunda bir plan yapmışlar. Arazilerin satışı, yabancıların satışı konusunda bir plan yapmışlar. Bak ta o devirde homoseksüelliğin teşvik edilmesi için plan yapılmış. Devlet dairelerine de işte uzman, tabip, mühendis, maliyeci olarak ajanların girmesinin sağlanması konusunda plan yapılmış.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, yabancı basında yer alan makaleleriniz vardı uygun görürseniz. 

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Sol görüşlü Amerikan’ın bağımsız haber sitesi American Herald Tribune’de “Sahte bayrak operasyonları” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda geçmişte bazı savaş gemisi komutanlarının karşı tarafın bayrağını çekip düşmana rahatça saldırmak için kullandığı bu aldatma yöntemlerinin İngiliz derin devletinin en meşhur taktiklerinden biri olduğunu tarihten örneklerle açıklıyorsunuz. Özellikle İngiliz derin devleti tarafından yakın tarihte düzenlenen iki sahte bayrak operasyonu olan 1953 İran darbe girişimi ve 1957 Suriye darbe girişiminden bahsediyorsunuz. Dolayısıyla dünyanın pek çok yerinde cinayetler işleyip suçu farklı ülke ve grupların üzerine atanların oyunlarının ortaya çıktığını anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Son zamanlarda da Müslümanları bombalıyorlar, “kim yaptı?” Diyoruz soruyor Türkiye, “bilmiyoruz” diyor Amerikalılar. Öbür koalisyon ülkelerine soruyoruz, onlar da “bilmiyoruz” diyor. İngiliz derin devletinin oyunu.

BÜLENT SEZGİN: 1957 yılından beri yayınlanan günlük tirajı yüz on bin olan Malezya’nın en büyük gazetelerinden biri olan Berita Harian’da Malezyaca “Homoseksüellik klanına dikkat” başlıklı yazınız yayınlandı. Yazınızda Kuran’da haram kılınan homoseksüelliği makul göstermeye çalışan kirli ittifaktan bahsediyorsunuz. Züppe, homoseksüel, anarşist, milli değerlere değer vermeyen, İslam’a zıt, İslam’dan utanan, entel, özenti, aşağılık kompleksi olan bir Müslüman gençlik oluşturmayı hedefleyen bu kirli ittifaka karşı Müslümanların uyanık olmasını hatırlatıyorsunuz. Ve Müslümanların hiçbir koşulda, hiçbir aldatmacayla İslami değerlerinden ödün vermemelerinin önemini vurguluyorsunuz.

Hindistan’ın Cemmu ve Keşmir eyaletinde bulunan ve bölgenin yazlık başkenti olarak bilinen Srinagar’da basımı yapılan Keşmir’in en hızlı büyüyen günlük İngilizce Gazetesi The Kashmir Monitor’da “Daha iyi bir hayat için ölümle burun buruna” başlıklı makaleniz yayınlandı. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah bunlar tabii çok sevindirici, Allah’tan bir nimet, her yerde İslam’ı anlatabiliyoruz. Yazı bizim doğumumuzdan önce yazılmış oluyor, biz daha doğmadan yazı yazılmış oluyor, “yazan kim?” Diyorlar. İşte “Adnan Bey yazdı” diyorlar. Allah yazar, Allah hazırlar kulunu vesile eder, Allah dilemeden kul dileyemiyor Kuran’da açık hüküm.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bir şehidimizin annesi şehidimizin cenazesinde kışlık ayakkabısı olmadığı için ayakkabısı ıslanmış, üşümüş, bir askerimiz ayağına havlu sarıyor annemizin. Onun resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Nasıl bir daha söyle bakayım?

KARTAL GÖKTAN: Şehidimizin annesi kışlık ayakkabısı olmadığı için yazlık ayakkabıyla gelmiş cenazeye.  Ayağı üşümüş ve ıslanmış ayakkabı askerimiz ayağına havlu sarmış annemizin.

ADNAN OKTAR: Bu tabii bizi kızdırıyor böyle şeyler. Şehit annesinin ayakkabısını biz nasıl sağlayamayız? Şu olacak iş mi? Bir vakıf bir şey kursunlar hemen halledelim. Bu konuşmaları, bu resimleri biz gördükçe çok çok rencide oluyoruz. Çok rahatsız edici. Zor mu? Dağ taş ayakkabı dolu. Gayet güzel kışlık güçlü bir ayakkabı alınabilir. Altı kauçuk. Bunları halletmek çok kolay, bir kere annelerimiz, kardeşlerimiz gelmeden önce devlet yetkilisi o kişilerin ihtiyaçlarını bir görsün.  O olay olduğunda hemen Allah vermesin gidiyorlar diyorlar ki işte “şehidimiz var Allah başka size zorluk göstertmesin, ömrünüz uzun olsun. Şehadetini Allah makbul etsin” diyor. Gittiğinde bir eksik tespiti yapılması lazım. Giden ekibin ilk yapacağı şey bu olsun. Ve yıldırım hesabıyla o gün birkaç saatin içerisinde o ihtiyaçlar karşılansın. Şehit annesi değil mi? “Anne ayakkabına bakayım” dersin, “ayakkabı ihtiyacınız var mı, kıyafet ihtiyacınız?” hemen onların giderilmesi lazım. Şehit çocuğu üşüyerek gelirse oraya bu çok acı bir olay. Bu olmaz buna çözüm bulalım.

BÜLENT SEZGİN: Bu olaydan sonra hemen bot alınmış annemize.

ADNAN OKTAR: İşte onlar önceden olması lazım orada olmaz. Yaparız bunu milletçe yaparız bizim için bir şey değil bu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bu milletin bu vatanı korumak için şehit olmaktan asla çekinmeyeceğini belirten Adalet Bakanı Bekir Bozdağ şöyle konuşma bir yaptı. “Bu aziz milletin evlatları bugüne kadar vatanını, milletini, devletini, dinini ve bayrağını korumak için gerektiğinde şehit veya gazi olmakta asla tereddüt göstermediği gibi bugün de yarın da gerektiğinde şehit ve gazi olmakta asla tereddüt etmeyecektir.”

ADNAN OKTAR: Ben geçenlerde böyle dedim “vay sen misin böyle diyen?” hepsi birden ayağa kalktılar.  Dedik yani “otuz kişi, doksan kişi, üç milyon kişi hiç etkilemez bizi” dedik. “Ne kadar şehit verirsek verelim devam ederiz” dedik. “Sen böyle nasıl dersin?” diyor. Ne oldu, ne dememi bekliyordun? Perişan olduk, mahvolduk, bittik gücümüz yetmiyor mu diyecektim? Tabii ki böyle diyeceğim. 

Annenin paltosu da yok hırkayla oturuyor. Battaniyeyle gelmiş böyle acı manzaralar olmasın Allah rızası için. Oraya giden ekip ne istiyorlarsa söylesinler yapalım böyle bir durum olmasın. Bak annenin üstünde battaniyeye sarmışlar hırkayla gelmiş oraya. Yanındaki muhterem de herhalde şehit babası olabilir onun da paltosu yok bu öyle tahammül edilecek gibi bir şey değil. Bunlar bizi çok yorar, rencide eder buna bir çözüm bulalım.

BÜLENT SEZGİN: Daha sonra bot alınınca annemiz seviniyor.

ADNAN OKTAR: Yazık günah böyle olmaz. Şerefli asil insanlar bunlar, bunlar sessiz sedasız evde halledilmesi lazım. Sokakta halledilecek şeyler değil bunlar. Oraya subay geliyor, kadın subay, erkek subay geliyor, sağlıkçı geliyor. Bir de maliyeden bu işlerle ilgilenen levazımdan bir insan gelsin hemen eksik tespiti yapılıp değil mi? Not alıp yıldırım hızıyla birkaç saatin içerisinde hemen temin edilsin. Daha onlar oradan çıkmadan. Baksın buzdolabına neye ihtiyacı var, hemen yiyecekler, kıyafet eksikleri var palto hemen, hemen mağazaları açtırırsın yıldırım hızıyla alıp getirtirsin. 

Masaüstü Görünümü