Harun Yahya

Sohbetler (23 Aralık 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Siz de hoş geldiniz, herkes hoş geldi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, siz, öldürülen Rus Büyükelçi’ye rahmet dilediğinizi ifade etmiştiniz. Bugün Sayın Erdoğan Tire’de halka seslendiği konuşmada, “Rus Elçi vefat etti, kendisi için rahmet diliyorum.” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR: Bak, ne diyorsak o güzel bir öncü vesile oluyor. Hristiyan bilindiği için rahmet dilemiyorlar. Hiç olmayan bir şeydir bu, hiç. İlk defa ben rahmet diledim. İlk defa oluyor bu. İlk defa Cumhuriyet tarihinde bir Cumhurbaşkanı rahmet diledi. Hiç olmayan bir şeydir bu. Allah razı olsun Tayyip Hocam’dan.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Putin düşürülen Rus uçağı hakkında fikrini değiştirdiğine dair yeni bir açıklama yaptı. “Doğrusunu söylemek gerekirse, uçağımızın Türkiye yönetiminin emriyle değil de Türk-Rus ilişkilerine zarar vermek isteyen bazı kişilerin talimatıyla düşürüldüğüne inanmamıştım. Ancak şimdi Büyükelçimize yönelik çevik kuvvet polisi tarafından düzenlenen suikast sonrası fikrimi değiştirmeye başladım. Uçağın Türkiye yönetimi tarafından düşürülmediği konusunda ikna oldum. Yıkıcı güçler Türkiye’de polis teşkilatı ve ordu dahil devlet yapısına girmiş olabilir diye düşünüyorum.” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii. Yani Tayyip Hoca gidip Rus uçağını düşürün falan demez. Bir yapılanma bütün dünyada var. Tek merkezden idare var. Tek merkezden, yani İngiliz derin devletinden. 200-300 yıllık bir gelenek bu. Bu idare devam ediyor. Osmanlı döneminde de hatta Abdülhamit döneminde Birleşik Krallık’ın üyesi olmayı kabul ettiğimize dair gizli bir anlaşma imzalandığı biliniyor. Yani Abdülhamit imzaladı demiyorum ama bazı devlet yetkilileri tarafından bunun yapıldığı ve bu anlaşmanın da İngiltere’de halen mahfuz tutulduğu biliniyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Putin, Halep’teki tahliyeler için şunları söyledi: “Halep’ten neredeyse 100 bin kişi tahliye edildi. Bu, dünyadaki en büyük insani operasyon oldu. Bu, Sayın Erdoğan, İran liderliği ve Suriye Devlet Başkanı Esad olmadan başarılamazdı. Rusya-Türkiye ve İran’ın dahil olduğu üçlü format Suriye konusunda etkili olduğunu kanıtladı. Bu formatı devam ettirmek gerek. Amerika’yı da bu üçlüye katılmaya çağırıyoruz.” dedi.

ADNAN OKTAR: Amerika, İngiliz derin devletine yakayı kaptırmış vaziyette. Yani gelemez.

Bak, bir kitap çıkarttım. Şimdi onu göstereyim. Ne yazıyor?

KARTAL GÖKTAN: Rumilik Tehlike mi?

ADNAN OKTAR: Yani, bak olayın en can alıcı noktalarından giriyoruz. İngiliz derin devletinin kullandığı din Rumiliktir. Bütün homoseksüelleri, ateistleri falan hepsi Rumiliği kullanıyorlar. Biz de damardan girdik konuya. Rumilik Tehlike mi?

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, milli içkiye ayran dediği için büyük tepki aldığını söyledi. “Varsın saldırsınlar. Bizim milli içkimiz ayrandır” dedi ve canlı yayında konuşması sırasında “maşaAllah elinize sağlık” diyerek ayran içti. Ayranı tattıktan sonra maşaAllah demesi de dikkat çekti Cumhurbaşkanı’nın.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam aslan, Tayyip Hocam’a laf yok.

“Beraberce sevgi birliğine” diyelim. Beraberce sevgi birliğine, evet

KARTAL GÖKTAN: Bir videosu da vardı ayrandan bahsettiği.

ADNAN OKTAR: Bakayım, helal Tayyip Hocam’a helal. Ya saldırsınlar Tayyip Hocam kılına dokunamazlar, her yeri saldırı olsa ne olur onların, yok yok sen hiç kafanı takma evelAllah milletçe yanındayız. Sen doğru yoldasın gayet makul. ‘Rakı içme, şarap içme, ayran iç’ diyorsun işte en doğrusu da bu. Gece gündüz bizim söylediğimiz de bu zaten çünkü ayranda kalsiyum var, magnezyum var, fosfor var, kobalt, çinko, bakır her şey var efendim protein var, yağ var faydalı olan her şey var ve içindeki bakteriler de çok faydalı dolayısıyla eleştiriyorlarmış, sabaha kadar eleştirsinler.

“Yasin oradan bana bir ayran ver iki yudum içeyim” diyor Tayyip Hocam, şimdi üslup da tutmuş vaziyette aynısı. Tayyip Hocam’ı kendilerince böyle yalnız falan gördüklerini zannediyorlar öyle bir şey olmaz, millet kendi evladını çok iyi korur kollar, millet sokağa döküldü bak hepsi canını Allah’a teslim etti, hepsi şehit oldular. Yalnız olsa öyle sokağa çıkmazdı millet değil mi? Evet. Gönlü rahat olsun ama bak benim ricalarım var Tayyip Hocam’dan.

Şimdi bak şu çok önemli, bir madde var; “Kamu hizmetlerinin görülmesinde -anayasa- verim ve uyum sağlamak amacıyla birden çok ili içine alan,” bak birden çok ili içine alan “merkezi idare teşkilatı kurulabilir. Merkezi idare kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş görev, yetki ve sorumlulukları Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir.” Şimdi adam ne yapar? Tayyip Hocam’ın Allah ömrünü uzun etsin şimdi Cumhurbaşkanı oldu emekli oldu gitti, şimdi yeni bir adam geldi düşünelim, adam da solcu cumhurbaşkanı, “şimdi bana anayasa yetki verdi mi arkadaş?” diyecek, verdi evet. Ben Diyarbakır, Mardin, Siirt, Urfa bu illeri tek idare altında topluyorum diyecek. Ee? “Polis, mahkemeler, eğitim bu iller topluluğunun yönetiminde olacak, var mı diyeceğiniz?” diyor. Ne diyeceğiz? Kararnameyle yetki verilmiş cumhurbaşkanına hiçbir şey diyemeyiz. Hadi, geçmiş olsun. Çünkü sen buna karşı çıktığında anayasaya karşı çıkmış olacaksın yani anayasa suçu işlemiş olacaksın. Devletin sana müdahale hakkı olur o zaman ve bunu yaptığında o cumhurbaşkanı NATO’nun desteğini alabilir, Birleşmiş Milletler’in desteğini alabilir. Halk mesela karşı bile koysa cumhurbaşkanı anayasayı uyguluyor ama halk karşı çıkıyor, cayır cayır ezerler. NATO da devreye girebilir, Birleşmiş Milletler de devreye girebilir kimse de bir şey diyemez.

CHP Bursa Milletvekili ve Anayasa komisyonu üyesi Nurhayat Altaca Kayışoğlu bu konunun riskli olduğunu söylemiş; sınırı olmayan ucu açık bu maddenin her şeyi kapsayacağını belirtmiş.  Bu maddenin gizlenmiş bir bölgesel yönetim kurumu maddesi olduğu görüşünü savunmuş, “öyle gibi görünüyor” demiş.  “Bu hükümle birçok ili içine alan bölgesel yönetim kurulabilir” demiş yani bu yetki bunu veriyor zaten, “bunun önünde hiçbir engel yok” demiş. Çok vahim bu Tayyip Hocam aman aman aman aman aman yani Allah rızası için bu maddeyi çıkarsınlar bu çok riskli. Biz sana güveniyoruz Tayyip Hocam, senden anormal bir şey çıkmaz ama senden sonra bir şeyler olabilir. Bir adam gelir başımıza dert açar ve kontrol edemeyiz. Mahkemeye mi verelim adamı ne yapalım? Hiçbir şey yapamayız konu biter, kökünden biter yani. Kanun hükmünde kararname bitti, bir kalemde biter.

BÜLENT SEZGİN: Ümit Özdağ bir açıklama yaptı konuyla ilgili.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

BÜLENT SEZGİN: Bu durumun tehlikesine şöyle dikkat çekti: Bu Anayasa Cumhurbaşkanlığına özerk bölge kurma fırsatı veriyor. Hiçbir MHP’linin böyle bir anayasa değişikliğine evet demeyeceğine inanıyorum, hiçbir milliyetçiye özerk bölgelerden oluşan federasyonun önünü açtıramazsınız açan Türk Milliyetçisi değildir zaten” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye’de hiçbir vatandaş kabul etmez, sırf MHP mi? AK Parti de kabul etmez, CHP de kabul etmez, Saadet de kabul etmez efendim Büyük Birlik de kabul etmez kimse kabul etmez.

123 ve 126. Maddeler Allah rızası için böyle ileri geri çekilebilecek muğlak maddeler konulmasın. Bunları çıkaralım, mecbur muyuz? Allah Allah. Bilakis sağlama bağlayacak maddeler koyalım ki adamlar herhangi bir hareketlilik yapamasınlar. Çünkü bak sağlam madde koyduğunda NATO’ya ve Birleşmiş Milletler’e karşı kozun oluyor ama madde sağlam değilse NATO’ya ve Birleşmiş Milletler’e karşı kozun olmuyor, o zaman müdahale hakkı oluyor adamların, böyle madde olmasın çıkaralım o maddeleri.

Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı Rıza Türmen, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde cezalar almasının sebebini şu şekilde açıklıyor: “İşkence yapan bulunamıyor” diyor, bir kere polis çünkü gözünü bağlıyor ya işkence yapılanların, bizim gözümüze öyle bir genişçe kumaştan yapılmış bir şey bağlıyorlardı adamları anlamak mümkün değil. Bak “işkence yapan bulunamıyor, bulunursa yargı önüne çıkarılamıyor, çıkarılabilse dahi ceza verilemiyor zaman aşımına uğruyor, verildiğinde ise en hafif ceza oluyor.” Ceza verilse dahi en hafif ceza oluyor diyor. “Mahkemenin işkence yapan kişiye kol kanat germemesi lazım” diyor.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 2007 tarihli araştırmasında, bilimsel araştırma bu; Sadece 2002-2005 arası 5587 işkence davasının cezasız kaldığı ortaya konulmuş. Genelde hep zaman aşımı sebebiyle işkence davaları cezasız kalıyormuş. Yani bu Türkiye’ye yakışmıyor, bunun düzeltilmesi lazım.

İslam Demir, “Bir şey diyeceğim neden güzel kızlar yakışıklı kardeşler burada amaç nedir?” Ya kardeşim Hazreti Süleyman (as)’ın yöntemidir, Hazreti Süleyman (as)’ın çevresindeki bütün insanlar çok seçmeydi seçkindi, hep güzel insanlardandı. Hanımları da çok güzeldi, orada çalışanlar, faaliyet yapan, gayret eden hanımların hepsi çok güzeldi sarayda, İslam’ın tebliğinde bu çok hayati etki yapıyordu. Hazreti Süleyman (as)’ın sarayına gelip de Müslüman olmadan dönen olmuyordu, her yer imana geliyordu çünkü İslam’ın satvetini, gücünü, ihtişamını, kalitesini, derinliğini ve mükemmelliğini görüyorlardı yani bir din böyle bir hayat meydan getiriyorsa bu din doğrudur diyordu insanlar. Sen dinden imandan bahsediyorsun, adamların evine gidiyorsun leş gibi sarımsak, soğan kokuyor ev, adamların ağzı ayrı kokuyor, sırtı ayrı, kafası ayrı kokuyor, ağzına ikide bir tahtayı alıp sürtüyor, tahta da küflenmiş böyle yani ondan sonra gelip dinden imandan bahsediyor adam.  Daha da çirkin şeyler var da söylemek istemiyorum, böyle din anlayışı olur mu? Hepsi yerde oturuyorlar, güzellik yok bir şey yok havadan bir ampul sallanıyor Peygamber böyle demişti diyorlar işte bir hırka bir lokma demişti diyorlar halbuki öyle bir şey yok ve İslam’ı çökertiyorlar ve çöktürtüyorlar, bunların yüzünden İslam bu hale geldi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK’yla mücadelede kazandığı başarılarla tanınan Kayseri Komando Tugayı vatanı savunmak için 5 günde toplam 23 şehit verdi, Kayseri’de PKK’nın yaptığı bombalı saldırıda 14 komando şehit olurken, bundan 5 gün sonra Fırat Kalkanı Operasyonu’nda da 9 şehit daha verdi. Bir resim de vardı, Kayseri Komando Tugayı.

ADNAN OKTAR: O çocukların yüzünü yaklaştır bakayım aslanlarımın, yaklaştır kamuflaj boyası sürmüşler. Bayağı sevimliymişsin, ağabeyinin aslanları koçyiğitleri. Bunlar kuzu kuzu kuzu, kınalı kuzu bunlar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CHP lideri Kılıçdaroğlu, Fırat Kalkanı için yaptığı açıklamada ‘Ortadoğu bataklığından çıkamayacaklar, çıkamazlar da zaten çünkü devleti yönetemiyorlar’ dedi. Ayrıca “İktidara geldiğimizde hem terörü bitireceğiz hem Suriyeli kardeşlerimizin tamamını Suriye’ye göndereceğiz, önceliği ülkemize vereceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Niye? Suriyeli kardeşlerimiz bizde kalsın, bayağı şekerler biz onları çok seviyoruz, hoş geldiler sefa geldiler, misafir bereketiyle gelir. Biz onlardan memnunuz. Hayır düzelse bile ortalık gitmesinler kalsınlar yani güzel insanlar, Arapça öğreniriz inşaAllah. Namazında niyazında dindar temiz insanlar, hiçbir suça da karışmıyorlar yani mesela Türkiye’de suç oranı mesela binde otuzsa, bu insanlarda binde bir yani tertemiz insanlar. Hepsini çok seviyoruz. Kendi vatanları olarak kabul etsinler, istedikleri kadar da kalsınlar. Niye gönderelim? Misafir geldiyse misafire git demeyiz biz, misafirperver bir milletiz biz severiz. Allah onları bereketiyle getirdi, onların rızkı Allah Katında belli. Ne güzel işte 79 milyonken 83 milyona çıktık gayet iyi.

“Merhaba ben İngiltere’de okuyor ve yaşıyorum, sizin İngiliz düşmanlığınıza anlam veremiyorum, ben gayet güzel anlaşıyorum ve burada birçok da arkadaşım var, amacınız nedir anlayamadım.” Kemal Sağlak, Londra. Kemal doğru yoldasın. Yani niçin bu şekilde anladın ki? İngiltere’de okuman güzel, yaşaman da güzel. İngiliz düşmanlığı diye bir şey yok, ben İngilizleri çok severim, çok kibar, kaliteli, tertemiz insanlar onu nereden çıkarttın? “Ben gayet güzel anlaşıyorum” ben de gayet güzel anlaşıyorum İngilizlerle çok fazla dostum var İngiliz. Ne var? Şimdi amacım nedir? Amacımız İngiliz derin devletini yani deccaliyeti ortadan kaldırmak, İngilizlerin de başına bela, dünyanın da başına bela olan bu çeteyi ortadan kaldırmak. Nasıl Türkiye’de FETÖ var, PKK var, IŞİD var bundan dolayı biz Türkleri suçluyor muyuz? Türkiye’yi suçluyor muyuz? Suçlamıyoruz. Amacımız ne? Onların etkin yönünü ortadan kaldırmak oluyor, bizim de burada istediğimiz İngiliz derin devletinin etkin, etkili yönünü ortadan kaldırmak. İngiliz milletiyle, İngilizlerle bir zıtlığımız olmaz olamaz çünkü sevdiğim insanlar, tertemiz insanlar İngilizler. Onlara benim bir sözüm yok, verdiğim örnekten artık anlamışsındır.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Çarşamba gecesi Boston’da yaklaşık 200 kadar kişi yürüyüş yaptı Adnan Bey. Museviler, Müslümanlar için yürüdüler. Boston barışı için Musevilerin Sesi Grubu tarafından gerçekleştirilen yürüyüşte katılımcılar “Museviler İslamofobiye ve ırkçılığa karşıdır” pankartlarıyla yürüyüş yaptılar. Amerika çapında bu konuda 25 yürüyüş yapıldı. Bir fotoğraf da vardı. Barış İçin Musevilerin Sesi Yürüyüşü’nü düzenleyenlerden biri olan Laura Abelson; “Sevgi bu kırık dünyayı iyileştirmemize yardım edecek” dedi. Yürüyüşü düzenleyenlerden bir diğeri Richard Colbert Hes ise; “Babam soykırımdan sağ çıktı ve onun anlattıklarından öğrendiğim, bir toplumun en savunmasız durumunda olan vatandaşlara saldırdığı ve kalkıp buna dur demek bizim görevimiz. Şimdi Müslüman kardeşlerimizin ve komşularımızın yanında durma zamanı” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bir Müslüman ahlakı göstermişler. Museviler güzel insanlar diyorum adamlar ikna olmuyorlar, al örnek işte. Eli yüzü nurlu, üslubu güzel, sevgi dolu, nezih, kibar, sevecen, sorumluluk sahibi, vicdanlı, merhametli insanlar. Zalimiyle uğraş ama dürüstlüğünü, iyisini güzelini görmezsen bu vicdanlı bir tavır olmaz.

Rumilik Tehlike mi? Evet, bak fazla yorum da yapmadım. Sadece Mevlana’nın kitaplarından alıntıları koydum. Yorum izleyicilere ait. Kendim de bir şey demiyorum. Çok açık sarih yani benim bir yorumum yok, çok kısa yorumlar var. Varsa da çok kısa. Rumilik Tehlike mi? Çünkü İngiliz derin devletinin adeta dini halinde Rumilik. Hülagü’nün de İslam deccali Hülagü de o zaman kendine din ediniyor Rumiliği ve her yerde Rumiliği savunuyor Hülagü. “Anadolu’da sadece Rumilik geçerli olacak” diyor. İngiliz derin devleti de “Sadece Rumilik geçerli olacak, İslam dinini istemiyoruz” diyorlar.

GÖKALP BARLAN: “Kuran’ı ellerinden almalıyız” diye Gladstone’nun açıklaması vardı. “Türkler bu Kitap’la yürüdükçe asla onlara bir şey yapamayız” diye açıklıyordu Adnan Bey daha önce belirtmiştiniz.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

GÖKALP BARLAN: “Kuran’ı ellerinden almalıyız” diyor “Türkler bu Kitap’la yürüdükçe biz asla onlara bir şey yapamayız” diye açıklaması vardı.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Evet, o anayasa komisyonu üyeleriyle gidip konuşalım. Bu maddeyi açıklayalım. Ne zorumuz kardeşim? Böyle bir madde koymayalım. Ne işe yarar bu yani böyle bir madde? Riskli sadece risk taşıyor başka bir şey yok.

Bu Rumilik ile ilgili kitaptan arkadaşlar edinseler iyi olur. İnternette de var oradan da indirebilirler. Ama kitap olarak bulunsa bence çok daha iyi. Çünkü her yere götürebilirler. Belge olarak sunabilirler. Rumiliği savunanlara hediye edebilirler. Bu kitapta yani kitabın orijinalinden fotoğraf var altları çizilmiş çok açık sarih hiç kimsenin inkar edebileceği gibi değil. İkinci baskısında bu homoseksüel ve ateist olan Rumilerin listesini vereceğim fotoğraflarıyla. Ama tabii çok az verebiliriz. Çünkü on binlerce homoseksüel ve ateist Rumi. İngiliz derin devletinin elemanlarının hemen hemen tamamı Rumiler. Burada bir gariplik var. Bilgi vermek açısından örnekler vereceğim. Zaten Rumi’nin bütün sözlerini de almadık. Yani örnek olması açısından aldım yani çok fazla var, yanlış ifade çok çok fazla. Bir tane, iki tane, on tane değil. Bir de Hülagü’yle bağını anlatacağım bir dahaki sefer. Yani ikinci baskısında Hülagü’yle bağını. İslam deccali olan bir insan. Hülagü bütün gücüyle destekliyor Mevlana’yı. Yani o onu destekliyor, o da onu destekliyor. Felaketin boyutu anlatılır gibi değil. Ama belgelendirdiğimde konu bitecektir tabii. Bakın kitabı bir daha gösteriyorum kardeşlerimiz mutlaka bu kitaptan edinsinler. Evet, bu iyice belleklerine otursun insanların. Bu kitaplarla, eserlerle meseleleri halledeceğiz. Kırıp dökerek değil, kafa göz yararak değil fikirle benim düşüncem bu.

Hülagü sırf Bağdat’ta bir buçuk milyon insanı katlediyor bir buçuk milyon Müslümanı. Halifeye davet yolluyor Hülagü “kızımı” diyor “oğlunuzla evlendirelim, teslim olun” diyor. “Müslümanların canını, malını kurtarırsınız” diyor bak kahpeliğine bak Hülagü’nün. Buna inanan halife ailesi ve ulemayla birlikte bak ailesi ve ulemayla birlikte Hülagü’nün yanına gidiyor. Tüm ailesini ve ulemayı katlediyor Hülagü. Tüm ailesini gözünün önünde katlettikten sonra en son halife Mutasım’ı keçiye sarıyor atların ayakları altında çiğneterek adamı da öldürüyor yani şehit ediyor. Bağdat’ta işgalin ilk üç günü hiç durmadan geceli gündüzlü katliam yapıyor, üç gün geceli gündüzlü. Daha sonra yağma ve katliamlar altı hafta daha devam ediyor. Katledilenlerin çokluğundan Dicle Nehri kırmızı akıyor böyle kıpkırmızı. O Barada Nehri var onların ünlü orada da muazzam katliam yapıyor. Orada da nehir kıpkırmızı akıyor. Mevlana da bütün gücüyle bu adamı destekliyor, Hülagü’yü.

GÖKALP BARLAN: Hocam daha önce de anlatmıştınız Hülagü bütün Anadolu’daki İslami cemaatleri katlediyor. Sadece Mevlana’yı bırakıyor ve ona uyuyor.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

GÖKALP BARLAN: Hülagü Anadolu’daki bütün cemaatleri Müslümanları katlediyor. Onun dışında sadece Mevlana’yı bırakıyor ve ona tabi oluyor.

ADNAN OKTAR: Mevlana’nın dışında hiçbir hocaya, alime hayat hakkı tanımıyor. Hepsini katlettiriyor “Bir tek buna uyacaksınız” diyor. İngiliz devleti de “sadece buna uyacaksınız” diyor.

Demet Akbağ müthiş yetenekli sanatçı, böyle bir olay yok. Ata Demirer de çok yetenekli ve alışılmış klasik yeteneğin çok çok üstünde. Son zamanlarda sessiz sedasız bayağı değerli sanatçı yetişti.

Rusya’yla, İran’la aramızı açacaklardı buna müsaade etmedik. O yanlış sesler bizim gür sesimiz altında boğuldu gitti.

YASİN GÖKER: Rusya’nın en büyük gazetelerinden Pravda’da makaleleriniz çıkıyor.

ADNAN OKTAR: Evet Pravda’da Allah’a çok şükür hem başyazı olarak çıkıyor bir de en çok okunan. Pravda da bize sürekli haber gönderiyor en çok sizin yazılarınız okunuyor diye bugün yine haber geldi.

GÖKALP BARLAN: İran’da da en büyük gazetelerinde.

ADNAN OKTAR: İran’da da evet hep başyazı olarak maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Aralık ayının ikinci haftasında yabancı basında yayınlanan makaleleriniz vardı onları gösterebiliriz. Washington’da yayınlanan Capital Hill bölgesinde günlük tirajda bir numara olan, Amerikan Kongresi ve Cumhuriyetçiler tarafından yakından takip edilen sağcı politik gazete The Hill’de ‘Terörün çirkin yüzü bir kez daha Türkiye’de’ başlıklı yazınız.

1952 yılında kurulmuş ve İngilizce olarak en fazla okuyucu kitlesine sahip Tayvan’ın birinci gazetesi The China Post’ta ‘Rusya Suriye’de tarihi bir misyonun öncüsü olma fırsatını kaçırmamalı.’

Katar’ın ilk İngilizce günlük gazetesi Gulf Times’da ve internet sitesinde ‘Birleşmiş Milletler’de reform ihtiyacı’ başlıklı yazınız.

Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke Newspaper’da ‘Peygamberimiz (sav)’in güzel ahlakı’ başlıklı yazınız.

Lübnan’ın 1952 yılında kurulmuş ve Ortadoğu’nun en büyük İngilizce gazetelerinden The Daily Star Gazetesi’nde ‘Trump, Amerika-Türkiye ilişkilerinde yeni bir sayfa açıyor’ başlıklı yazınız.

Merkezi Belçika’da bulunan aylık ziyaret sayısı 4 milyonu bulan Sasa Post haber sitesinde‚ ‘Ortadoğu siyasetinde ani değişim’ adlı yazınız.

Merkezi Almanya’da yer alan Burma’yla ilgili gelişmelere yer veren haber sitesi Burma Times’da ‘Daha iyi bir hayat için ölümle burun buruna’ başlıklı yazınız.

Uluslararası ilişkiler güvenlik ve terörle mücadele konularında uzman yazarlara yer veren Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşu Katehon’un İspanyolca sitesinde ‘Türkiye üzerine oynanan oyunlar kaybetmeye mahkum’ başlıklı yazınız.

Ürdün’ün en çok okunan günlük Arapça gazetesi ve aynı zamanda Arap dünyasında en yüksek tiraja sahip gazetelerden birisi olan Al Raya’da ‘Yeni Amerika başkanının önceliği İslamofobinin önlenmesi olmalı’ başlıklı yazınız. Bu yazınız aynı zamanda sadece Facebook’ta milyonlarca takipçisi olan Srinagar Kashmir’in haber portalı Only Kashmir’de de yayınlandı.

New York’tan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily sitesinde ‘Rusya, Suriye’de tarihi bir misyonun öncüsü olma fırsatını kaçırmamalı.’

ADNAN OKTAR: Şimdi buna devam edeceğiz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Genelkurmay Başkanlığı, IŞİD örgütünün rehin aldığı iki askeri yakarak öldürmesine ait olduğu iddia edilen video görüntülerinin incelendiğini, bir tespit yapılmasının ardından bakanlıktan konuyla ilgili açıklama yapılacağını söyledi. Aydınlık Gazetesi ise IŞİD’in internete yüklediği ve Türk askerini infaz ettiğini iddia ettiği görüntülerdeki kişilerin IŞİD’li olduğuna dair bir haber yaptı. Görüntülerdeki kişinin ismi Fetih Şahin olarak açıklanmıştı Aydınlık Gazetesi bu kişinin IŞİD’e de bundan üç yıl önce katılan militan olduğunu iddia etti.

ADNAN OKTAR: Yani kendi militanını mı yakıyor diyor?

BÜLENT SEZGİN: Öyle diyor Aydınlık.

ADNAN OKTAR: Kendi militanını niye yaksın? Ben o filmi izledim, çok yüksek teknoloji kullanılması lazım öyle bir filmin hazırlanması için. Bilmiyorum onlarda öyle bir teknoloji var mı? Sahte olarak, oyun olarak hazırlanması için çok yüksek teknoloji gerekiyor. Adamların da yapmadığı bir şey değil bu. Genellikle stilleri bu olduğuna göre. Olayı yine o gözle değerlendirmek lazım yine de teknik bir konu. Bakmak lazım. Ordu bilir o çocuklar orada yayınlanan kişiler asker mi değil mi? Çünkü ismini de veriyor, görüntüsü de var. Fotoğrafından ailesi de, askerler de tanırlar. Oysa odur değilse de değildir.

Sevgiyi insanların kalbinden almışlar. Halbuki ana bünyesi, ana yapısı sevgiye göre insanın. Vücudunu, ruhunu en çok etkileyen tek konu. Yaratılış amacı o. Şeytan bunu tersine çevirmiş. İnsanlara sevgiyi unutturmuş. Hayatın anlamı kalmaz o zaman sevgi yoksa. Yani yaşamın anlamı kalmaz. Buna da alışmışlar. Ben buna hayret ediyorum. Görüyorum, sevgisiz yaşamaya alışmış. Hayat kalmış mı o zaman? Yani sen organizma olmuş oluyorsun artık. Yani bir hücre topluluğu olmuş olursun sevgi yoksa.

İBRAHİM AKMUGAN: Ayette de peygamberler yapmış olduklarına tebliğlerine karşılık, sevgi yakınlığından başka bir şey istemiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Yakınlıkta sevgiden başka bir şey istemiyorum” diyor evet. O yüzden yüzler, bakışlar sevgisizlikle dolmuş. Halbuki sevgi olsa insan sevdiğini velayet altına almak ister. Kuran’da velayet sistemi var ya, o velayet sistemi sevgiyle işleyen bir sistem. Mesela mümin yediğinden yediriyor, içtiğinden içiriyor. Kıyafetlerin en iyilerini kardeşlerine veriyor. Velayet sistemi. Ama kökündeki muharrik güç Allah korkusu ve Allah sevgisi oluyor. Ve o mümindeki Allah’ın tecellisini görüp, seviyor mümin. Yani severek mallarını dağıtıyor. Komünizmdeki gibi sopayla değil. Dünyanın tarihçesinde de pek bu olmamış. Hep savaşlar, kavgalar yani sevgisizliği daha çok ön plana çıkartmışlar. Halbuki Allah’ın amacı sevgi. Cennetin amacı da sevgidir. Sevgiyi hakim kılacağız. Ama nasıl? Allah dilediği için kılıyoruz. Yoksa Allah’ın istediği seçkin, samimi sevenler. Yani mesela peygamberler, veliler. Onların sevgisini seviyor Allah. Kainatı yaratmaktaki amacı da onların sevgisi. Yani Kendisi’ni sevmeleri Allah’ın, yarattıklarını sevmesi. Çünkü cenneti sevmiyorsa adam cennetin bir anlamı olmuyor. Yani bütün sistem çöküyor bir anda çöker bütün sistem sevgi olmadığında. Cennete götürmesinin nedeni, cennetteki her şeyi sevmesi sebebiyle. Ama sevgiyi bilmeyen bir adamı cennete koyduğunda o sevgi olmamış oluyor zaten. Yani samimi sevgi olmamış oluyor. Onun için cennetten en iyi anlayan, sevgiyi en iyi anlayanları Allah yetiştirmek istiyor. O yüzden de dünyada muazzam bir imtihan sistemi kuruyor. Bak, kan gövdeyi götürüyor. Amacı sevgi.

SEMİH MERİÇ: “İman edenler ve salih amellerde bulunanlar, Allah onlar için sevgi kılacaktır” diye Allah ayette bildiriyor Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

SEMİH BEY: “İman edenler ve salih amellerde bulunanlar, Allah onlar için sevgi kılacaktır.”

ADNAN OKTAR: İman ediyor, samimi faaliyetler yapıyor. Samimi her türlü tavır. Mesela deccaliyet sürekli vahşeti ve sevgisizliği teşvik ediyor. Bak Lenin ne diyor? “Sakın kalbinizde sevgi, merhamet, şefkat gibi duygular olmasın. Sadece zalimliği, gaddarlığı ve acımasızlığı kalbinize koyun. Kan dökücü olun. Kan denizinde onları boğalım” diyor. “Zerre miktar, çok az dahi olsa merhametin kırıntısını dahi kendinizde bulundurmayın” diyor. “Sevgiyi kalbinizden tamamen atın” diyor. Hakikaten o devirde, Politbüro üyeleri oluyordu. Komünistleri falan gösterirlerdi Rusya’da. Akıl almaz soğuk ve akıl almaz bir donukluk yüzlerinde olurdu.

Mesela İncil’de, Markos 12/29-31; “Allah'ın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.” İşte Allah’ın istediği budur. Bak, “Allah'ın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.” Kainatın yaratılış amacı budur.

“... Allah'ın Rab’bi tüm yüreğinle, tüm canınla, tüm anlayışınla seveceksin.” Böyle kenardan bir sevgi değil. Bütün dikkatiyle, iradesiyle, keskin, bütün, blok bir sevgi. “İşte ilk ve en önemli buyruk budur.” Bak görüyor musun? İlk ve en önemli buyruk yani kainatın sebebi bu. “İlkine benzeyen ikinci buyruk da şudur: 'Komşunu kendin gibi seveceksin.'” Yani çevresindeki insanları da seveceksin. (Matta, 22:37-39)

“Umut düş kırıklığına uğratmaz. Çünkü... Allah'ın sevgisi yüreklerimize dökülmüştür.”  (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 5:5)

“Allah'ın bize olan sevgisini tanıdık ve buna inandık. Allah sevgidir. Sevgide yaşayan Allah'ta [Allah'ın rızasına uygun] yaşar...” Yani Allah’ın rızasına uygun yaşar. (Yuhanna'nın 1. Mektubu, 4:16)

“Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Allah'tandır. Seven herkes... Allah'ı tanır. Sevmeyen kişi Allah'ı tanımaz.” Hakikaten Allah’ı tanımayanlara bakın, çok sevgisiz oluyorlar. “Çünkü Allah sevgidir... Sevgili kardeşlerim, Allah bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz.” (Yuhanna'nın 1. Mektubu, 4:7-11)

“Sevgi, Allah'ın buyruklarına uygun yaşamamız demektir. Başlangıçtan beri işittiğiniz gibi, O'nun (Allah’ın) buyruğu, sevgi yolunda yürümenizdir.” (Yuhanna'nın 2. Mektubu, 1:6)

Tevrat’tan, Yasa’nın Tekrarı, 10:12-13; “… Allah'ınız Rab sizden ne istiyor? Yalnız şunu istiyor: Allah'ınız Rab'den korkun, O'nun yollarında yürüyün, O'nu (Allah’ı) sevin; bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk edin; üzerinize iyilik gelsin diye bugün size bildirdiğim buyruklarına, kurallarına uyun.” (Yasa'nın Tekrarı, 10:12-13)

Yine İncil’den; “İnsanların ve meleklerin diliyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bakırdan ya da çınlayan zilden farkım kalmaz... Bütün sırları bilsem, her bilgiye sahip olsam... Ama sevgim olmasa, bir hiçim. Varımı yoğumu sadaka olarak dağıtsam, bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir yararı olmaz.” (Pavlus'tan Korintlilere 1. Mektup, 13:1-3)

“... Allah'ınız Rab'bi sevmeye çok dikkat edin.” (Yeşu, 23:11) Tevrat’ta.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sevgi ve dostluğa dair bazı fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ama şahane olmuş o.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Osmaniye’de yaşayan, kalp yetmezliği, diyabet ve tansiyon hastası Adem Şenol adlı vatandaşımız rahatsızlanınca yakınları 112 acil servisten yardım istedi. Ancak kar nedeniyle ambulans Şenol’un evine gelemedi. Yaklaşık yarım metreyi bulan kardan ilerleyemeyen sağlık görevlilerinin yardımına jandarma ekipleri de geldi. Yol açılamayınca Jandarma Uzman Çavuş Süleyman Yener, Adem Şenol’u sırtına alarak yaklaşık bir kilometre kara bata çıka ambulansa kadar taşıdı.

KARTAL GÖKTAN: Fotoğraflar var.

ADNAN OKTAR: Aslan, aslan, koçyiğit, ağabeyinin aslanı, maşaAllah. Allah sağlık sıhhat içinde yaşatsın. Asker demek nur demek. Melek gibi onlar.

Bir mason muhabbetidir gidiyor. Benim mason diploması aldığımdaki resimleri göster. Sanki gizli saklı mason olmuşuz gibi. Herkes biliyor cümle alem. Ayrıca tapınak şövalyesi üstadıyım. Şimdi Gülhaçlar gelecek, Malta şövalyeleri gelecek. Onlardan da yine üstatlık teklifi geldi. Yani sosyal olaylar bunlar. Tedirgin olmanıza gerek yok. Bir şey yok, Allah Allah.

GÖKALP BARLAN: Siz tüm bunları İslam’a, Müslümanlığa çekmek için insanları…

ADNAN OKTAR: Tabii canım. O insanlarla tanışıp, onlara İslam’ı, Kuran’ı anlatmak, Darwinist düşünceden onları uzaklaştırmak.

ERDEM ERTÜZÜN: Bu vesileyle localara Kuran konuldu, maşaAllah. Türk bayrağı çekildi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Hemen hemen her locaya Kuran dağıttık, Allah’a çok şükür.

SEMİH MERİÇ: En son görüşmenizdeki Skype görüşmesi Hocam birçok inşaAllah ve maşaAllah zikirlerini söylemişlerdi masonlar. Vesilenizle namaz kılmışlardı.

ADNAN OKTAR: Tabii, maşaAllah. Her gelen mason topluluğu burada mutlaka namaz kıldılar. Evet, bak gizli saklı değilmiş demek. Herkesin gözü önünde 33 derece masonluk diploması aldık. Sanki bir şey keşfetmiş gibi anlatıyorlar. Ben anlamıyorum bunları.

BÜLENT SEZGİN: Neredeyse tüm localardan.

ADNAN OKTAR: Tamamından aldık tabi. Avrupa localarından, Amerikan localarından, hepsinden var.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Veliaht Prensi Charles, Noel mesajında Hz. Muhammed (sav)’den bahsetti. Şöyle söylüyor; “Normalde Noel’de İsa Peygamberimiz’in doğumunu düşünürüz. Ancak bu yıl belki de Hz. İsa (as)’ın doğum hikayesinin nasıl ortaya çıktığını, kutsal ailenin şiddet içerikli zulümden kaçışını hatırlamalıyız. Ayrıca kendisi ve inananları için ibadet özgürlüğü arayışında olan Hz. Muhammed (sav)’in de Mekke’den Medine’ye hicret ettiğini hatırlayabiliriz” dedi.

ADNAN OKTAR: İyi, güzel.

O zaman komünist düzen Rusya’da müthiş bir sevgisizlik ortamı meydana getirmişti. Bütün siyasilerin, halkın yüzünde bunu görmek mümkün oluyordu. O devirden fotoğraf var mı? Bütün sanat eserlerinde de bu görülüyordu.

KARTAL GÖKTAN: Evet, görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun? Buz gibi yüzleri.

Sahra Çölü’ne, daha önce Mehdi (as)’ın çıkış tarihi olan 1979 yılında ilk kez kar yağmıştı. Şimdi 37 yıl sonra ilk defa bir daha kar yağdı. Vardır bir güzellik, bir anlam.

KARTAL GÖKTAN: Resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Hiç olmayan bir şey bu normalde.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü