Harun Yahya

Sohbetler (24 Aralık 2016; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

“Bereket sevgi birliğinde” diyelim.

Sevgi yerine kini insanlara sevdirmek şeytanın bir oyunu. Enaniyet ve kibri sevdirmek, intikamcılığı, nefreti sevdirmek. Hayret edilecek şey; şeytanın fısıldamasıyla insanlara böylece kötü, çirkin, itici, pis bir şeye ikna etmesi bir mucize. Ne kadar kolay ikna ediyor. Adam öldürmeye ikna ediyor, adam öldürüyor adam. Nefrete ikna ediyor, nefret ediyor ama milyonlarca, milyarlarca insanı ikna ediyor. Müslümanlar sevgiden bahsediyor, adam sanki ona kötülük yapıyormuş gibi kaçıyor. Arkasına dönmeden kaçıyor yani. Bu bir mucize, Allah’ın bir mucizesi. Mesela bak, Luka İncil’de 6:32, “Günahkarlar bile kendilerini sevenleri sever.” Günahkarlar bile.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Devlet Bahçeli bugün İngiliz derin devletinin Amerika’yı yönettiğini açıkça ifade eden şöyle bir konuşma yaptı. “IŞİD’i Ortadoğu’ya salan karanlık ve, kalleş küresel güç merkezleri dökülen kanlardan birinci derecede mesuldür. ABD dış politikasını zannederim yayılmacı ve kaos imalatçısı İngiliz aklı yönlendirmektedir.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun Bahçeli’ye. Kabadayılığın, delikanlılığın yiğitliğini yapmış. Betona çivi çakar gibi çakmış helal olsun, işte bu kadar. Şimdi Tayyip Hocam’dan bekliyoruz. Şöyle balyozla çakar gibi bir çaksın. Sayın Bahçeli’nin videosu var mı sizde mevcut? Onu bir görelim.

İngiliz derin devletine kabadayıca, delikanlıca mıh gibi çakmış. Yedi ceddine rahmet olsun. Allah ömrünü uzun etsin, işte bu kadar. Rusya da sürekli vuruyor, İran da vuruyor, Türkiye de vuruyor. Vura vura çökerteceğiz, ilimle irfanla bu çakallara nefes açtırmayacağız. Yani kastettiğimiz şu; İngiliz halkını biz seviyoruz. İngiliz derin devleti bu alçaklar. Bu mikroplar çok eski aslında kökeni, altı yüz-yedi yüz yıldan da eski ama son üç yüz yıldan beri köpekleştiler. Akıl almaz azgınlar. Yani gittikçe azgınlıkları arttı. Şu an tepelerinde de deccal olduğu için iyice kudurmuş vaziyetteler. Çocuk katliamı, insanlar, babalar, anneler falan bunların gözünde hiç. Şehirleri yok ediyorlar, binaları yok ediyorlar, mahvediyorlar ortalığı. “Üst akıl” deniyor. “Nerede üst akıl?” “Kaçtı” diyorlar. “Nereye kaçtı?” “Duvarın arkasına.” “Duvar nerede?” “Cin yedi” diyorlar. “Cin nereye kaçtı?” “Balık yuttu.” “Balık nerede?” “Denizde kayboldu.” Böyle ipsiz sapsız, münasebetsiz izahlar, böyle şey yok. Siyasiler hadi diyebilirler. Tayyip Hocam hadi dediğini düşünelim “Üst akıl” diyebildiğini düşünelim. Bana güvensin Tayyip Hocam, bunların bütün gizli sırlarını çarşaf çarşaf yayınlayacağım. Helal olsun Sayın Bahçeli’ye. Lider işte böyle olur, delikanlı da böyle olur. Sayın Başbuğ’umuzdan sonra onun değerini bize unutturmayan muhterem bir insan. Allah yedi ceddine rahmet etsin, ömrüne bereket katsın, sağlık sıhhat versin, mükemmel. Bu insanı görevden almaya kalkmak çok büyük bir hata olur. Meral Akşener Hanımefendi’ye de ben istirham ediyorum değerini bilsin. “Yok” işte “onların vesilesiyle iktidar olamıyoruz.” Ya kardeşim iktidarı bırak. MHP her zaman iktidardır zaten. Demirel zamanında da iktidardaydı, Özal zamanında da iktidardaydı senin haberin yok. Her zaman iktidardır MHP. Her yerde iktidardır. Adı konulmamış bir iktidardır. Sen hizmete bak sen. O direkt gidecek makama oturacak. Makamı sen boş ver. Fikir olarak sen hakim misin? Kendin evdeyse fikrin iktidardaysa iktidarsın. İktidardan biz nemalanmak derdinde değiliz ki. Maaş almak derdinde de değiliz. Hayır, tabii iktidara gelen insan tabii ki maaş alacak, yani normal ihtiyaçlarını giderecek. O bir suç değil de. Ama iktidarda kasıt çıkar değildir hizmettir. Hizmetse hizmet ediyor MHP zaten.

Büyük Birlik Partisi de aslında onlarla da bir görüşelim de en azından şimdilik MHP ile birleşsinler. MHP mübarek bir partidir, yani beş bin şehit vermiş asil bir topluluktur. Yani ayrı gayrı nedir? Hadi yüzde üç oyu olduğunu düşünelim, MHP’nin oyuna yüzde üçü eklesen bu muazzam bir şey olur. Bence hiç gerek yok. Yani MHP’nin içinde yine o ruhlarını devam ettirirler. Neyse bilmiyorum kendi ayrı bir şey, biraz tabii şikayetçi oldukları konular var ama Büyük Birlik Partisi içinde de değişik düşüncede insanlar var. MHP’nin içinde de değişik düşünce de insanlar olabilir. Bence Sayın Bahçeli’yi direkt destekleyerek Büyük Birlik Partisi MHP’ye katılsın. Bir devam etsinler böyle sonra bir düze çıktığımızda yine ayrılıyorlarsa ayrılsınlar. Hiçbir şey olmaz. Mesela Süleyman Soylu normal Doğru Yol Partili, şimdi Doğru Yol Partisi’ni lağvetmiş değil. Yani o partiyi yine yaşatmış oluyor. Ne olur? İleride DYP’nin başına geçmiş olsa tecrübeli, devlet hizmeti yapmış güvenilir bir insan olarak görevine yine devam eder. Yani kaybedilen bir şey yok. Dolayısıyla MHP’yi güçlendirelim. Tayyip Hoca’ya da kimseyi dokundurtmayalım. Bak, İngiliz derin devletine o meydan okur ama daha ayağını biraz daha sağlama almak istiyor. Çok destekleyelim ki rahatça meydan okusun şöyle bir yeri yerinden oynatsın. Belki belgelerin daha çoğalmasını istiyor olabilir. Yani devletin bütün arşivleri belge dolu zaten, İngiliz derin devletinin belgeleriyle dolu, yani yüz binlerce belge var. Belgeden yana hiçbir sorun çıkmaz. Yüz binlerce, bir tane, iki tane değil.

Churchill’e gazeteciler savaşla ilgili soruyorlar, bütün gazetecilerin yanında söylüyor bunu. “Ben bu savaşı seviyorum” diyor. “Biliyorum her an binlerce kişinin canını alıyor ama savaşı sevmeyi engelleyemiyorum. Her saniyesinden zevk alıyorum” diyor. Çünkü sürekli Müslüman kanı akıyor, bombalanıyor. “Havadan bombardıman bana heyecan veriyor” diyor. “Çok zevkli oluyor” diyor “bombalamalar, adam öldürmeler” diyor Churchill. İngiliz derin devletinin en beğendiği insandır.

Kladius, “A9 TV’yi izliyorum. Adnan Hoca’nın ayakkabıları müthiş.”

Canım, FETÖ falan dendiğinde Fethullah değil, Fatih olabilir yani ismi. Yani Allah’ın ismini biz tenzih ediyoruz. Çıkartıyoruz, öyle bir şey olmaz.

Hakikaten doğru söylüyor Tayyip Hoca. Böyle havadan birkaç mermi atınca tankla çiğneyince halkı halk korkacak, herkes evlerine kaçacak, teslim olacaklar falan zannediyorlar. Öyle bir şey yok. Yani bütün millet şehit olmaya hazır. Öyle sel gibi akarız üstlerine öyle bir şey olmaz.

Mete Yarar dün televizyonda anlatmış. “Beşiktaş saldırısında kullanılan dört yüz kilogram patlayıcı bir terör grubunun bulabileceği nitelikte değil. Ordular tarafından kullanılan bir patlayıcı. On-yirmi gram bulabilseler terör örgütleri için çok acayip bir durum olur” yani “çok önemli görürler” diyor. Dört yüz kilo elde etmişler. “Özel olarak bir devlet tarafından verildiği belli. Resmi makamlar bu devletin adı hakkında açıklama yapmıyorlar ama biliniyor bu durum da” diyor. Zaten bu patlayıcı Kraliyet patlayıcısı, İngiliz Kraliyet patlayıcısı diye ünlü. İngiliz malı, İngiliz derin devletinin yönlendirmesiyle terör örgütlerinin eline geçen bir patlayıcı. Bütün terör örgütlerine tevziat Kıbrıs’ta, Güney Kıbrıs’taki üslerinden oluyor. Oradan takalarla, ufak gemilerle şunlarla bunlarla tevziatı yapıyorlar. Patlayıcı tahlil edildi, bakıldı, İngiliz malı, yani İngiliz ordusunun kullandığı bir patlayıcı. Dolayısıyla olay çok net ama anlamazdan geliyorlar bazı kişiler. Bu patlayıcı RDX İngiliz menşeili, baş harfleri Royal Demolition Explosive, Kraliyet İmha Patlayıcısı, açık yani gayet net. Adı da var, Kraliyet İmha Patlayıcısı, yani İngilizlerin geliştirdiği bir patlayıcı madde. Kimin eline geçiyor? PKK’nın eline geçiyor. Kim veriyor? İngiliz derin devleti veriyor. Karmaşık bir şey yok.

Bugün Gülenciler tarafından bir haber yayınlandı. IŞİD’lilerin elindeki silahların Türk yapımı MPT 76 olduğunu yaydılar. IŞİD’lilerin bu silahlarla fotoğrafını paylaştılar. Kısa sürede bu silahların aslında Amerikan yapımı M4 olduğu ortaya çıktı. Yani zaten sahipleri de İngiltere’ye hizmet eden, İngiliz derin devletinin desteklediği insanlar.

GÖKALP BARLAN: Daha önceden de bunu yaptıklarını söylemiştiniz Adnan Bey. Tony Blair en son bir itiraf etti. Önce “orada kimyasal gaz var” dediler, Irak’a müdahale ettiler. İki milyon Müslüman’ı katlettiler, şehit ettiler. Sonra da “pardon yanlış, yokmuş” diye açıklama yapmışlardı. Açıklamıştınız.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

GÖKALP BARLAN: Tony Blair açıklama yapmıştı daha önceden, “kimyasal gaz yokmuş” diye ama daha önceden “var” deyip Irak’a müdahale edip iki milyon Müslüman’ı şehit etmişlerdi ama sonradan “pardon yokmuş” diye açıklama yapmışlardı.

ADNAN OKTAR: Tabii Tony Blair, “Hata yapmışız, yanlış.” İki milyon Müslüman ne oldu? “Kusura bakmayın” diyor. Şehit oldular. “Şehit oldular” demiyor zaten “ex oldular” diyor. “Ben Churchill’in izindeyim. Ona hayranım” diyor ve “Gladstone’un hayranıyım” diyor.

OKTAR BABUNA: “İlham alıyorum ondan” diyor.

ADNAN OKTAR: “İlham alıyorum” diyor, “onun yolundayım” diyor.

SEMİH MERİÇ: “O dönemde o nasılsa bu dönemde ben öyleyim” diyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii “Onun yaptığı görevi şu an bu asırda yapan benim” diyor.

OKTAR BABUNA: Siz söylemiştiniz, “Türkleri orta Asya steplerine geri sürmeli, ya da daha iyisi yok etmeliyiz” diyor Gladsone.

ADNAN OKTAR: Tabii, “Daha iyisi Orta Asya’ya sürmeden Anadolu’da imha etmeliyiz” diyor. “O daha makul” diyor.

ERDEM ERTÜZÜN: Irak savaşına katılan bir çavuş da “Eğer esmerlerse ve İngilizce bilmiyorlarsa hayvan olduklarına inandırıldık” diyor.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle bakayım.

ERDEM ERTÜZÜN: Irak savaşına katılan bir çavuş şunu diyor; “Eğer esmerlerse ve İngilizce bilmiyorlarsa hayvan olduklarına inandırıldık” diyor.

ADNAN OKTAR: Bak, Amerikan ordusuna garibanlara büyü gibi hipnoz tarzı bir uygulama yaptılar. Yani “İspiritizma ve manyetizmanın nev’inden müthiş harikalara mazhar olan deccal” diyor. Çocukları delirttiler, katil ordusu haline geldi bunlar. Şu an günde yirmi-yirmi beş sürekli intihar ediyorlar Amerikan ordusu kesintisiz. Pişman oldukları için, acı çektikleri için akıllarına geldikçe, şuurları açıldıkça sürekli intihar ediyorlar.

GÖKALP BARLAN: Gladstone’un zamanında “bu Kuran’ı” parlamentoda Kuran’ı gösterip “Bu Kitap’ı ellerinden almalıyız” diyor “Türklerin. “Yoksa biz onlara şey yapamayız.” Diyor. Ondan sonra da Rumiliği destekleyerek, Kuran’ın yerine Mesneviliği koymaya çalışıyorlar Adnan Bey açıklamıştınız.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

GÖKALP BARLAN: Gladstone o dönemde Kuran’ı gösterip parlamentoda “Türkler bu Kitap’la yürüdükçe onları engelleyemeyiz” diyor. Bu yüzden de Rumiliği destekleyip Mesnevi’yi Kuran’ın yerine koymaya çalışıyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet, yani Kuran’ı yok edip Kuran’ın yerine Mesnevi’yi, “Müslüman mısın?” “Yok” diyor. “Müslüman değilim.” “Nesin?” “Rumi’yim” diyor. “Elhamdülillah Rumi’yim” dedirtiyor. Müslümanlık yok. Hazreti Muhammed (sav) yok onlar için. Allah’ı inkar var ama “Rumilik tamam” diyor “o baş tacı” diyor. Çünkü Rumilikte Müslümanlık yok. İfade var. “Bizim yolumuzda Müslümanlık diye bir şey yok” diyor. Ama bilinmiyor şimdi, halk bunu bilmiyor. Büyük bölümü bilmiyor.

Ersan Şahin, “O çam ağacı nedir Adnan Hoca?” Hangisini kastediyor? İki tane yavrusu var, bir de büyüğü var. Çam ağacı niye dağlarda var ya bütün Türkiye’nin dağlarında var. Dağlardaki çam ağacının işte aynısı. Sevmiyor musun çam ağacını yoksa?

GÖKALP BARLAN: İngiliz derin devletinin önce Darwinizm’i ellerinden aldınız Hocam. Şimdi de Rumilik hakkındaki yeni çıkardığınız kitabınızla inşaAllah bütün hepsini deşifre ettiniz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ertan Uygun, “Allah’ın Resulü’nün hangi sünneti var sizde?” diyor. Allah’ın Resulü’nün sünnetini Hazreti Ayşe’ye soruyorlar. “Resulullah’ın sünneti neydi?” diyorlar. Tek kelime ile cevap veriyor Hazreti Ayşe. “Kuran’dı” diyor. Tek kelime, “Kuran” Biz de Kuran sünneti bulursun sen. Allah’ın Resulü’nün sünneti budur. Kuran’dır. Sen bizde Kuran’ı bulursun. Kuran’a muhalif yanlış bir şey olursa ayetle bana yaz gönder. Derhal uygularım ve dua ederim sana. Ama Kuran’ın dışında şirk dininden kaynaklanan, hurafeden kaynaklanan izahları bana gönderirsen, ben o şirk dinini kabul etmediğim için Kuran’ı kabul ettiğim için o söze itibar etmem. Benimle konuşan Kuran’la konuşacak, beni eleştiren Kuran’la eleştirecek. Eleştirirse dua ederim, memnun olurum. “Allah razı olsun” derim. Çünkü çok önemli Kuran’la eleştirmek.

EMRE ACAR: Hocam, her şeyden öte “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat” (Duha Suresi, 11) diye bildiriyor Kuran’da. Siz otuz yılı aşkın bir süredir bütün dünya biliyor ki sürekli Kuran ayetleri ve Allah’ın nimetlerini anlatarak hayatınızı geçirdiniz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Serhat Yılmaz, “Ağzı bozuk olanların çoğu dış ülkelerden” diyor. Doğru, adam yakalayamayacağımızı düşündüğü için bunlar özel bir yapılanma zaten internet için bir ekip kurmuşlar. Büyük işte mesela yüz bin kişilik, iki yüz bin kişilik bir ekip kurmuşlar. Birbirleriyle de bağlantılılar. Mesela bir konu oluyor hep beraber zaten üsluplarının aynı olmasından anlıyoruz, aynı kelimeler, aynı cümleler. Ama mesela beş yüz, bin, iki bin, gören de zannediyor “ya” diyor “vatandaşlar bozulmuş. Ne olmuş?” falan. Bakıyoruz hep yurt dışı, hep sahte hesap, hep asılsız adamlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Son bir haftadır. Mevlana’yı öven pek çok yazı çıktı.

ADNAN OKTAR: Bak, Rumilik’le ilgili bir kitap yazdım. Yani ilave ek falan yok. Yorum da yapmıyorum. Tamamen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bastırdığı, Kültür Bakanlığı’nın bastırdığı veyahut kütüphanelerde bulunan orijinal el yazmalarından Mevlana’nın kitaplarından konular. Bize böyle kafalama tarzında izahlar bundan sonra yapmanız mümkün değil. Bu kitap Türkiye’nin her yerine yayılacak ve bundan sonra böyle ters propaganda yapmanız mümkün olmayacak. Ne oldu birdenbire Mevlana muhabbeti falan? “İngilizlere dokunmayın.” İngilizlere dokunmuyoruz biz; İngiliz derin devletine dokunuyoruz. İngiliz’le bizim alıp veremediğimiz yok. Ben İngilizleri severim. İngiliz derin devleti bizim muhatabımız.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz “Onları da kurtaracağım” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.  Çok kibar, temiz insanlar, mazlum insanlar. İngilizlerle bizim ne alıp veremediğimiz olur?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Faruk Beşer, Müslümanların gevşememesi, yılgınlığa düşmemesi gereken bir dönemde olduğumuzu ve bu dönemin bütün sıkıntılarıyla birlikte aslında İslam’ın ikinci yükseliş dönemi olduğunu söyledi. “Peygamber Efendimiz (sav)’in zamanında İslam nasıl sıkıntılı bir ortamda hakim olup yükselmişse şimdi de aynı şekilde yükseliyor. Allah, daha öncekilerin yaşadıkları başımıza gelmeden cennete gidemeyeceğimizi söylüyor. İnsanların imanları sıkıntıyla denenir. Ancak Allah’ın yardımı yakındır. Kuran’daki ayetler bugünlere bakıyor. Yapmamız gereken birliğimizi güçlendirmemizdir.”

ADNAN OKTAR: Yani Mehdiyet, İsa Mesih’in nüzulü, İttihad-ı İslam.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni anayasa çalışmalarında hukuk profesörü Mustafa Şentop ve Burhan Kuzu Hocamız gibi isimlerin olduğunu biliyoruz. Ancak çalışmada bulunan kişilerin tam listesinin kimler olduğu belli değil. Sadece bundan birkaç ay önce AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turhan yaptığı açıklamada anayasa çalışmalarına partilerinden Abdülhamit Gül’ün katılmasına karar verdiklerini açıklamıştı.

ADNAN OKTAR: Abdülhamit Gül’ün. Nereden icap etti bu açıklama?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Anayasa hazırlamakta görevli olan kişilerin içinde hangi partilerden görevliler var?” diye sormuştuk dün, onunla ilgili bir cevap olarak hazırladılar bildiğim kadarıyla.

ADNAN OKTAR: Cevap olarak hazırladılar. Biz buluruz. O maddeyi kim yazmış, o çok önemli. Yani o madde bölücülüğe kapı açabilecek bir madde, yani bölünmeye. Tayyip Hocam onu yapmaz. Tayyip Hocam helal sütü emmiş ama yarın bir gün bir adam gelir başımızı belaya sokar. Bu işin şakası olmaz. Biz, bizden sonraki nesilleri de düşünmek durumundayız.

Burhan Kuzu da geçen hafta CNN Türk’te yaptığı bir konuşmada İngiliz derin devletini dile getirdi. Burhan Hoca’ya helal olsun. Bak, her yer kaynıyor. “Ortadoğu’da oyunları İngilizler planlar, Amerika Birleşik Devletleri piyondur” diyor. Bakın, neymiş? “Ortadoğu’da oyunları İngilizler planlar.” Ne demek? Planı yapan kimdir? Derin devlet yapar. Demek ki İngiliz derin devletiyle ilgili iddiamız, açıklamamız, hükmümüz doğru. “Amerika Birleşik Devletleri piyondur.” Bakın, bütün devlet ricali teker teker açıklamaya başladı. Sayın Bahçeli artık net konuştu. Gidişat güzel. Rusya açıklama yaptı defalarca. Şimdi sıra Tayyip Hocam’da.

Abdullah Öcalan diyor ki; “İngiltere, bizim PKK konusuna en akıllı yaklaşan ülkedir. MED TV’ye yayın hakkı verdi. Politikaları İngiltere oluşturur. Amerika Birleşik Devletleri’ne uygulatır” diyor, bayağı net, açık. Abdullah Öcalan diyor ki; “İngiltere bence ana politikayı oluşturmaktadır. Avrupa’daki işbirlikçilerine ama özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ne bunu uygulattırmaktadır. Bak, “hem Avrupa hem Amerika’yı kullanıyor” diyor “İngiltere.” “Gelişmelerde dikkat edilmesi gereken konu Avrupa’nın İngiltere’de düğümlenmesidir.” Yani “bütün Avrupa İngiltere’de düğümlenir” diyor. “İngiltere konulara çok derin yaklaşıyor” diyor. Derin yaklaşmak derin devlet yani, İngiliz derin devleti, o kadar söyleyebiliyor yani. Yine Abdullah Öcalan diyor ki; “Ortadoğu’da dört yüz-beş yüz yıldır İngiliz politikaları egemendir. İngiltere’nin Ortadoğu’yu denetim altına almak için yaptığı planlarının sonucunu iyi görmek gerekir. Bu plana daha sonradan Amerika Birleşik Devletleri dahil olmuştur. Ancak esas planlayıcı İngilizlerdir.”

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sosyal medyada terör örgütünü öven, terör örgütü propagandası yapan, terör örgütüyle bağlantılı olduğunu alenen beyan eden, devletin bölünmez bütünlüğüne kasteden 1656 kişi tutuklandı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: 1600?

BÜLENT SEZGİN: 1656 Kişi.

ADNAN OKTAR: Devlet kendini korur tabii, yani gel beni ez demez. Her modern devlet kendini korumakla mükelleftir. Devlet kendini korumazsa zaten devlet olamaz.  Ama haklılık olur, haksızlıklar varsa da devlet onu düzeltir.

Türk ordusunun Yunan işgaline karşı gösterdiği başarı üzerine; Yunanlıları biliyorsunuz Türk ordusu püskürtmüştü. Bunun üzerine Londra Konferansı düzenlendi. Londra Konferansı’nda İngiliz Başbakanı Lloyd George konuşma yaptı. Bak konuşmada ne diyor? “Türkleri bir insanlık kanseri olarak nitelendiriyorum” diyor. “Kötü yönettikleri toprakların etine işlemiş bir yara onlar” diyor Türkler için. Bu belayı ve potansiyel dert kaynağını Avrupa’dan def etmek gibi büyük bir fırsatı şu anda gerçekten de elimizden kaçırıyor olabiliriz” diyor. “Bir an önce bunu yapalım” diyor. “Avrupa’da Türk bırakmayalım” diyor. Kardeşim sen İngiliz derin devletini anlayamadım diyorsun Ahmet Hakan, daha nasıl anlatalım sana? Adam daha nasıl anlatsın?

1880-1885 yılları arasında İngiltere’nin Başbakanlığını yürüten William Gladstone diyor ki; “Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Yani hayvan diyor haşa Türkler için. Yani insanla hayvan arası bir varlık diyor. “Medeniyetimizin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu’da Türkleri yok etmeliyiz. Türklerin yaptıkları kötülükler yalnız bir suretle ortadan kaldırılabilir.” Bak “Türklerin yaptıkları kötülükleri yalnız bir suretle ortadan kaldırılabilir, “Türkleri yok etmekle” diyor. Bir tek bu yöntemle olur diyor. Yok etmek için ne yapacak? Irak-Suriye modeli Türkiye’de ayaklanma çıkaracak, darbe yapacak, kan akıtacak. Yine 1911 tarihli İngiliz parlamentosuna ait gizli belge Lord Salisbury’nin açıklaması, bak konuşmasında diyor ki; “Aynı maskara Osmanlılık devam ediyor”, haşa. “Fanatik cahil insanlar, barbar millet, kapitülasyonların da kalkmasını istiyorlar. Türkler daima Türk kalacaklar, hiçbir zaman Avrupalılaşamayacaklar” diyor. Her yerde nefret akıyor adamların ağzından. Ne yapıyor derin devlet? Nefret ettiği bu insanları yok etmek istiyor. Ne yapacak? PKK’yı salıyor. DEAŞ’ı salıyor, Hizbullah’ı salıyor, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi cephesini gönderiyor, FETÖ’yü gönderiyor, gönderiyor oğlu gönderiyor. Yani bütün kendi ordularını salmış oluyor. Hepsi tek merkezden yönetiliyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz daha önce anlatmıştınız Adnan Bey, Allah Kuran’da Müslümanları yurtlarından sürmek isteyenlerle dostluk kurmanın haram olduğunu söylüyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. İngiliz derin devletiyle dost olunmaz. Haram olur. Ben dedim ki 2016’da büyük olaylar olacak dedim. Dedim mi? Dedim.

Mesela Rumilik 2016’da deşifre oldu. İngiliz derin devleti 2016’da deşifre oldu benim yaptığım faaliyetler olarak. “Münafık karanlık dünyası” kitabını çıkarttım. Münafıklara en büyük darbeyi vurdu. “Müşrikler istemese de Mehdi” kitabını çıkarttım. En büyük darbeydi. Nasr Suresi’ni verdim hatta bak ayetler 2-3. Ayetler şeytandan Allah’a sığınırım; “Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi 2-3) Bu ayeti verdim 2013’te söyledim ben bunu. Röportajda bu ayeti anlattıktan sonra dedim ki “bakın altını çiziyorum, herkes unutmasın bir yere yazsınlar, bir deftere bir yere yazsınlar, ayeti de söylüyorum Nasr Suresi 110. Sure Ebcedi 2016” dedim. “Bir yere yazsın kardeşlerimiz, bakın neler oluyor 2016’da, neler olacak bir görsünler” dedim. Aynen bak dediğimiz gibi oldu. Ta 2013’te söyledim Nasr Suresi’nden ebcedle 2016 tarihini verdim ve ayetin işaretini anlattım.  Film olarak da varsa gösterelim.

EBRU ALTAN: IŞİD’cilerin siz daha önce anlatmıştınız, İngiltere’de birçok tanınan okullarda okumuş olduklarını, çok iyi derecede İngilizce bildiklerini.

ADNAN OKTAR: Kardeşim IŞİD’in bütün elemanları İngiliz bağlantılı, hepsi. Ana dili gibi İngilizce biliyorlar, böyle bir de İngiliz aksanıyla. Ana yöneticileri falan hepsi İngilizler. PKK hep İngilizlerle bağlantılıdır. Bütün toplantılarda, konuşmalarda, görüyorsunuz bak meclisin içerisinde “biji Apo” diye slogan atıyor adamlar.

Bu PKK’ya RDX tonlar hesabıyla verildi bu çözüm süreci zamanında. İngiliz menşeili söylediğim gibi, İngiltere Londra’da Wünsche’te Kraliyet mühimmat tesislerinde geliştiriliyor bu, bu silah bomba. Wünsche Kraliyet mühimmat tesislerinde geliştiriliyor. Dünyadaki en güçlü patlayıcı şu ana kadar geliştirilmiş. Çok küçük bir miktarı akıl almaz atom bombası etkisi yapıyor yani adeta. Mesela on ton falan olsa düşünemiyorum şehirde bina kalmaz yani. Bir şehrin ortasında on ton falan patlatılsa cam, çerçeve falan her yer dümdüz olur. Yani son derece tehlikeli bir patlayıcı.

KARTAL GÖKTAN: RDX’in kullanıldığı birkaç olayla ilgili görüntü vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Hindistan Bombay’da 257 kişinin öldüğü mafya bombalamalarında kullanıldı, ona dair görüntü. Lübnan Cumhurbaşkanı Refik Hariri’nin suikastında kullanıldı. 

ADNAN OKTAR: Refik Hariri’nin özelliği neydi? İngilizlere karşı idi. İngilizlerin menfaatleriyle çatışınca adam, İngilizlerin icat ettiği bombayla havaya uçurdular adamı. İngiliz derin devletinin bir gözdağı olayıydı. Hindistan mafyası da tamamen İngiliz derin devletinin kontrolünde olan bir mafya sistemidir. Ve Hindistan hükümetini hizaya getirmede kullanıyorlar. Hindistan Hint hükümeti zaten tam teslim şuan İngiltere’ye gıklarını çıkartamıyorlar.

İngiliz derin devletinin durması Mehdiyet vesilesiydi, yoksa Mehdiyet olmasa İngiliz derin devleti kıyamete kadar kan akıtmaya devam edecekti yani kesintisiz devam edecekti. Allah Mehdiyet vesilesiyle şu an durduracak. İngiliz derin devleti deccaliyettir, başındaki kişi şu an deccal diye tanımlanan kişidir. Yaşlı, uzun, beyaz saçlı, bir gözü rahatsız, bir gözü de biraz hafif patlakça olan, genel kültürü çok çok fazla olan, çok fazla yabancı dil bilen, yedi yabancı dil bilen bir zat, köken olarak İbrani kökenden geliyor fakat İngiliz. İngiliz kökenli bir adam o yönetiyor şuan, olay bu. En son onda kaldı ondan ona elden ele geçiyor, en son deccal odur. En sonuncu deccal. Yani deccaldan deccala, deccaldan deccala geçerek devam eden bir sistem bu. Mesela Firavun’dan Roma derin devletine, Roma derin devletinden İngiliz derin devletine elden ele geçen bir deccalıyet sistemi. Hülagü de bu konuda görevli olan bir insandı, o da bir deccaldır. Şeytan görevlendiriyor bunları ruhuna hulul ediyor, bedenine hulul ederek elde ediyor. Şu an güç yetirememelerinin nedeni Mehdiyet’tir. Normalde İngiliz derin devleti bu tip bir engeli derhal açacak güçtedir, Türkiye’deki hükümeti derhal yıkar aslında, derhal ilerler. Osmanlı’da falan böyle bir takılması hiç olmamıştır. Mesela Abdülaziz’i indirecek mi, hemen suikast ve indirir. Beşinci Murat, hemen adamı deliye çevirdiler hemen indirdiler. Vahidettin yurt dışına kaçırılacak, İngiliz gemisine bindirdiler hemen alıp götürdüler. Adamlarda hiçbir engel çıkmıyor öyle bir konu yok. Adnan Menderes tak hemen astılar. Öyle bir konu olmaz. Mehdiyet’e metafizik olarak şu an güç yetiremiyorlar, bakın metafiziktir nedeni. Bu onları da korkutuyor, tahayyül dahi edemiyorlar yapamıyor sadece Mehdiyet’ten bahsettirmeyin, Mehdiyet’i örtün diyebiliyorlar taraftarlarına. Yüz binlerce hoca bunların emrinde şu an, İngiliz derin devletinin emrinde yüz binlerce hoca var ama zincirleme sistemle bunu yapıyorlar. Mesela bunların başını yakalıyorlar başı, başının etki ettiği adamları zaten kontrol etmek çok kolay oluyor, her suyun başını tutuyorlar.

YASİN GÖKER: Siz “Mehdiyet’i savunan da, savunmayan da Mehdiyet’e hizmet eder” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi İngiliz derin devleti kadar Mehdiyet’e hizmet eden bir kurum yok. Deccal kadar Mehdiyet’e hizmet eden bir kurum yoktur. İsteyerek mi yapıyor? İstemeyerek yapıyor ama Mehdiyet’in hakim olmasını sağlayan ana unsurdur, yüzde 99’luk ana unsur. Anlatsam hayretler içinde kalırsınız yüzde 99’luk ana unsurdur. Bütün dünya hükümetlerinin aşağı yukarı hemen tamamına yakınını kontrol altında tutuyor İngiliz derin devleti. Bir avuç bak ufacık bir Mehdiyet’le baş edemiyor. Ufacık Hz. Mesih’in ufacık ordusuyla baş edemiyor ufacık.

“Hz. Adem (as)’ın yaratılışından itibaren” diyor Peygamberimiz (sav). “Kıyamete kadar geçen süre içerisinde deccalden daha büyük bir hadise, daha büyük fitne yoktur” diyor. Müslim’de, Sahih Müslim’de. En büyük fitnedir Mesih deccal, ahir zamanda Mesih olarak zuhur ediyor yani şu an o ihtiyar kendisini Mesih olduğunu iddia ediyor. Müthiş Tevrat bilgisine sahip olan bir adam, İncil’i su gibi biliyor, Tevrat’ı biliyor, Kuran’ı biliyor her şeyi biliyor, yakın bir zamanda herkes tanışacak bu adamla. Kudüs’te ortaya çıkacak ama rezil rüsva olacak. Metafizik bir şahıstır deccal de mesela “deccal cüsseli” diyor “heybetli” diyor Peygamberimiz (sav) böyle geniş kitleleri etrafında sürükleyebilen görünüşü garip bir insan. Buhari’de, Müslim’de, Müsned’de geçiyor. Saçı İsa Mesih’e benzetmek için kızıl renklidir saçı deccalın, “ben İsa Mesih’im” diyor ya. İsa Mesih’in saçı kızıl, “benim de saçım kızıl” diyor. Saçı kızıldır. Buhari Fiten’de geçer bu, Buhari’de. Bak sahih hadis kitaplarında söylüyorum. Söylediklerim nettir. “Ensesi kalın deccalın, boynu kısa, ensesi geniş, kısa boylu, bacakları ayrık” şöyle “V” biçiminde bacakları, ayrık bacaklı. Bu hep Buhari’de çok geçer. “Onun tek gözü kördür, ne tam beyaz, ne de tam esmer ciltlidir, sanki onun başı gövdesi kafasına göre daha küçük olan yılan ve kertenkele başı gibi” yani yaşlı bir görünümü olduğu için böyle kertenkeleye benziyor görünüşü çok ürkütücü, deccalın görüntüsü ürkütücüdür göreceksiniz. İmam AhmetdTaberani’de bahsediyor. Ebu Hureyye’den rivayet edilen bir hadisi şerifte Peygamberimiz (sav) deccalı şöyle vasıflandırmaktadır; “O tek gözlüdür, saçlarının ön kısmı kısadır.” Saçlarının ön kısımlarını kestirmiş, biçimi şu kısmı alnının boş, kısa kesilmiş arka taraflara doğru saçı var, tarz yapmış yani. Alnının ön tarafının saçlarını kestirmiş. Kırmızı bir bünyeye sahip böyle, kırmızı. Kör olduğu halde insanlara “Ben sizin Rabbinizim” diyor. Sürekli Allah olduğunu iddia ediyor. Hep lord, lord diye hitap ediyorlar. Lordum diye Allah diye hitap ediliyor. “Halbuki sizin Rabbiniz kör değildir. Yarattıklarına benzemekten her türlü kusur ve noksandan uzaktır, SuphanAllah.” Müsned’de geçiyor.

Kardeşim şimdi işin acı yanı bak bir konu var söylemeyeyim dedim ama söylemek durumundayım. Abdülhamit’ten itibaren İngiltere Türkiye’yi şu güne kadar hiç boş bırakmamış. Abdülhamit’ten itibaren siyasetin içine akrep gibi çökmüş. Bak dikkatlice bakarsanız nereye dönsek birilerini görüyoruz, her yerde adamları var, her yerde ama biz deşifre edince mum damlamış böcek gibi dondu kaldı, ne ileri ne geri. Ancak işte böyle ince seslerle falan bir şeyler demeye çalışıyorlar. Yok, yakanızı bırakmayacağız. Oturmuş beni IŞİD’le tehdit ediyor, Kaide’yle tehdit ediyor, Taliban’la tehdit ediyor. Ya kardeşim bırak bana bu metotları, ağa babanızı gönderin gözünü burada tedavi ettirelim mümkünse ama kaderde de tedavisi yok. Bak birçok gözü görmeyen kardeşimiz var onlar mübarek insanlar ama bu şahsın gözünün tedavisi diye bir şey yok, bir de “lordum” diye ortalarda geziyor “Allah’ım” diyor. Lord aşağı lord yukarı.

Deccalın eşeğinin iki kulağı arasındaki mesafesi kırk arşın bulmaktadır” yani bir vagon boyu, trene çok dikkat çekmiş. Hakikaten trenle İslam alemini mahvettiler, Darwinist kitaplar hep trenle gitti, tütünler, şarap kasaları hep trenle İslam alemine dağıtıldı, özellikle Darwinist kitaplar hep trenle. Ta Hicaz’a kadar tren yolu yapılmıştı biliyorsunuz, bu trene çok dikkat çekildi hadislerde. Müsned’de var, Hakim’in Müstedreki'nde var. “Deccal önüne bulutu katan rüzgar gibi hızlı gider.” Müslim Fiten. Uçakla da gideceğine işaret oluyor bu açıklamadan. “Bütün yeryüzünü kırk günde dolaşacaktır, buna imkan verilecektir” uçakla oradan oraya, oradan oraya her yere gidiyor. Mekke ve Medine’ye bir tek giremiyor. “Rüzgarı takip eden yağmur gibi yürüyecektir” diyor. “Şark ve garp ehlinin rahatlıkla duyabileceği tizde üç sayhası (narası )vardır.” Üç kere konuşma yapacak Mehdi (as) devrinde, İsa Mesih devrinde radyolardan, televizyonlardan muhtemelen.

İngiliz derin devleti Amerikan halkına musallat olmuştur. Mesela 61/75 yılları arasında Vietnam’da Amerika’ya elli sekiz bin asker kaybettirdi keyif için. Yüz binlerce sivil ve asker Vietnamlı öldü. Amerikan ordusunun kullandığı turuncu etmen isimli kimyasal savaş sonrasında yüz binlerce kişinin ölümüne ve sakat kalmasına neden oldu. Amerika Vietnam’ın teslim olması için kıtlık oluşturdu. Bunun için havadan tüm mahsulü yok edecek zehirli ilaç attı, hiçbir yerde mahsul kullanılamayacak hale geldi. Tüm ürünlerini ve arazilerini yok etti. 1962’de Küba füze krizinde Amerika Küba’yı ablukaya aldı ama buna rağmen Küba nükleer silah elde etti yani atom bombası bulundurdu. Her yerde Nikaragua’da orada burada insanları mahvetti. Komünist hareketleri de İngiliz derin devleti destekledi, faşist hareketleri de, onu ona kırdırıyor, onu ona kırdırıyor. Niye yapıyor? Bir manyak sistem açıklanamıyor. Yüz yıllardan beri bunu yapıyor ama şu an sert kayaya çarptı, Mehdiyet’le şu an başı belada.

OKTAR BABUNA: Siz geçen gün Karl Marks, Engels ve Lenin’in nasıl Londra’da hem eğitim gördüklerini, yaşadıklarını ve kitaplarını yazdıklarını anlatmıştınız detaylı olarak delille.

ADNAN OKTAR: Kardeşim hep beraberler İngiltere’de, Marks, Lenin. Hayır Mussolini de orada yetişiyor o da MI6 elemanı rezalet paçalardan akıyor.  

OKTAR BABUNA: İngiliz Kraliyet ailesiyle Hitler’in resimlerini göstermiştiniz.

ADNAN OKTAR: İngiliz Kraliyet ailesiyle Hitler iç içe acayip destekliyorlar tam bir rezalet, nerden baksan rezalet.

Resulullah (sav) şöyle buyurdu; İstanbul için söylüyor. “Orası tayibedir.” Tayyip’tir diyor Tayyip Hocam’a da bak işaret var. Temizdir İstanbul, tayibe bir şehirdir. “Deccalı sürer çıkarır.” Terör örgütlerini, pislik adamları, münafıkları sürer çıkarır. “Tıpkı körüğün demirin pasını çıkardığı gibi.” Nerde geçiyor bu? Buhari’de, Meğâzî bölümü, Fadıyel’ün Medine, Tefsiri Nisa Müslim’de Münafikun 6’da, Tırmızi Tefsiri Nisa’da. Hepsinde var.

Resulullah (sav) diyor ki; “Allah’ın gönderdiği her peygamber ümmetini deccal ile uyardı. Nuh (as) ümmetini deccal ile uyardı. Ondan sonra gelen peygamberler de, “o sizin aranızdan çıkacak, onun hali sizden gizli kalmayacak.”” O gizliliği kim bozuyor? Mehdiyet bozuyor, Mehdi (as) bozuyor. Deccalı deşifre ediyor. Buhari’de geçiyor. Buhari’nin Fiten Bölümü. Sünni kardeşlerimiz Mehdi konusunu kendilerince kapatmaya çalışmışlar. Şiiler de bütün şiddetiyle açmışlar onlara inat. Mesela Buhari ve Müslim’de Mehdi’nin ismi açıkça geçmez dolaylı yoldan geçer ama Buhari ve Müslim dışında Sünen-i Tırmizi, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davud, Sünen-i İbni Mace’de açık açık isim verilerek geçiyor. Kardeşim nereye gizliyorsun? Diyor ki, “ahir zamanda” diyor “İslam aleminin lideri olur, bütün İslam aleminin başına geçer. İsa Mesih de gelir o İslam aleminin liderinin arkasında namaz kılar” diyor. Kardeşim ululazm bir peygamber, alelade bir cami hocasının arkasında namaz kılmaz, kim bu? Niye söylemezsin be mübarek? Söylemiyorsan işte Tırmizi söylemiş, İbni Mace söylemiş, Sünen-i Davud’da var, Sünen-i Nesai de var hepsinde var. Ne diye saklıyorsun? Çünkü İsa Mesih’i de saklasa olmayacak, onu söylemeye mecbur olunca bak diyor “Müslümanların lideri, dünyadaki lideri” diyor “camiye gelir İsa Mesih gökten iner o liderin arkasında namaza durur” diyor “onu namaza geçirir ve onun imamlığını ilan eder” diyor. Allah Allah, bu cami hocasını alelade bulmuş, Sultan Ahmet’in hocasını almış, İsa Mesih’i alıp gelmiş, İslam aleminin başına geçmiş öyle gibi anlatıyor. Kardeşim şunu dürüstçe anlatsana mübarek. Sen, İslam aleminin başına geçiriyor bak İsa Mesih gibi bir ululazm bir peygamber, biat ediyor ona biat, bağlanıyor. “Sen benim mürşidimsin, sen benim idarecimsin, imamımsın, seni imam olarak kabul ettim, lider olarak kabul ettim, kumandan olarak kabul ettim, sana tabi oldum” diyor. Ululazm bir peygamber. Sıradan bir insana bunu yapar mı? Desene adını Mehdi diye. Onlar da diyememiş, diyanet de diyemiyor ama İsa Mesih’i gizleyememişler, nasıl gizlesin üç tane ayet var. “Kuran’da Mehdi yok” diyor. Kardeşim iki yüz yerde geçiyor Mehdi kelimesi Kuran’da en az iki yüz yerde. Nereye yok?

SEMİH MERİÇ: İncil’de de, Tevrat’ta da Mehdi’den bahis geçiyor Hocam İnşaAllah. Kuran’da onu da işaret ediyordu inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

SEMİH MERİÇ: İncil’de de, Tevrat’ta da inşaAllah Mehdi konusu geçiyor Hocam. Hatta Kuran onlara yeryüzüne varis olacak kullar diye işaret ediyor inşaAllah.  Bunu Tevrat’ta ve inşaAllah Zebur’da bahsettik diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah orada açıkça tabii. “Bakın” diyor “Tevrat ve Zebur’a orada geçiyor” diyor Allah. Tevrat ve Zebur’a baktığımızda Mehdi’yle karşılaşıyoruz. Kuran “bakın Tevrat ve Zebur’a” diyor. Bak Tevrat ve Zebur’a baktığımızda doğrudan Mehdi’nin ismiyle karşılaşıyoruz, Moşiyah’la karşılaşıyoruz.

İBRAHİM AKMUGAN: Mehdi konusunun İsrailiyat olduğunu söylüyorlar. Kuran’da zaten onu söylüyor İsraliyet olduğunu.

ADNAN OKTAR: Tabii “İsrailiyat bilgisidir” diyor “İsrailiyattan gelir, Tevrat ve İncil’den gelir orada da var bu bilgi” diyor Allah. Zaten Allah diyor onu, sen sanki onu bir hataymış gibi anlatıyor. O Mehdiyet’i pekiştiren bir bilgi.

Bak “Deccal kendisini kızdıran bir şey sebebiyle çıkar.” Kim biliyor musun o? Mehdi (as). “Deccalı insanın üzerine gönderecek ilk sebep onu gazaba getirecek bir kızgınlıktır.” Çünkü onun kuyruğuna basacak Mehdi (as), o da kudurmuş gibi öfkeyle ortaya çıkacak. Sahih Müslim’de bu hadis. Bak 1400 sene önce Peygamber (sav) bildiriyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Makaleleriniz hakkında bilgi verecektim Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Endonezya’nın kırk bin tiraja sahip en büyük İngilizce günlük Gazetesi The Jakarta Post’ta “Geçmişin karanlık mirası: Anti-Semitizm” başlıklı makaleniz yayınlandı. Masum çocukları, yaşlıları tüm insanları içine alacak şekilde tüm Musevilere karşı nefret besleyen eski zamanlardan kalma bu hastalıklı zihniyetin günümüzde hala devam ediyor olmasının anormalliğinden bahsediyorsunuz. Allah’ın Hucurat Suresi’nin 13. Ayetinde bildirdiği gibi, farklılıkların dünyaya güzellik, zenginlik getirdiğini, bizim tek mücadelemizin iyiliklerde yarışmak olduğunu, takvası dışında kimsenin kimseye üstünlüğü olmadığını açıklıyorsunuz. Şeytandan Allah’a sığınırım. Hucurat Suresi 13 “Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.”

ADNAN OKTAR: Başka var mı?

BÜLENT SEZGİN: Var bir tane daha. Üç gün önce uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’nın Rusça yayınında; “Hayır, Türkiye ve Rusya bu sefer tuzağa düşmeyecek” başlıklı makaleniz yayınlanmıştı. Bu yazınız çıktığı günden beri en çok okunan makalelerin ilk sırasında yer almaya devam ediyor. Yazınızda kalleş bir suikast saldırısı sonucu hayatını kaybeden Rus Büyükelçisi Sayın Karlov’un şerefli, güvenilir, çok değerli, sevgi dolu kişiliğinden bahsediyorsunuz. Türk-Rus ilişkilerini yıpratmak adına planlanmış bu barbarca saldırıya rağmen Halep krizi üzerine düzenlenen üçlü zirvenin gerçekleştirildiğini ve olumlu sonuçlar elde edildiğini anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Güzel.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz derin devletinin geçen sene uçak kriziyle Türkiye-Rusya arasını açma girişiminler den sonuç elde edemeyince bu şekilde yeni oyunlara başvurduğunu ancak Türkiye ve Rusya’nın bu tuzağa bir kez daha düşmeyeceklerini vurguluyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Her gün İngiliz derin devletiyle ilgili çok geniş kapsamlı deliller, fotoğraflar, belgeler veriyorum. Bak yüzlerce belge sundum, kitapta da yine var binlerce belge de yine elimde var onları kitaplar halinde, yazılar halinde sunmaya devam edeceğiz.

“Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât ve min şerri fitneti’l-mesîhi’d-deccâl.” Müminler her gün namazda dua ederler deccalin ismi geçtiğinde ellerini ters çevirirler bir tek onda Mesih deccal ismi geçince. “Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât ve min şerri fitneti’l-mesîhi’d-deccâl.” Her gün Müslümanlar bak 1400 yıldan beri dua ediyorlar, ellerini Peygamberimiz (sav)’in sünnetidir şu şekilde dua ederken Mesih deccalın ismi geçtiğinde elini ters çeviriyor. “Allah’ım cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Mesih deccal fitnesinden sana sığınırım. Ölümün ve hayatın fitnesinden sana sığınırım.” Müslim’de geçiyor. Mecahit Bölümü 134.1/413.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Takvim Yazarı Hakkı Yalçın, Rus Elçi’ye suikast düzenleyen katilin yüzüne iyi bakmak gerektiğini çünkü yüzünde sevgiden zerre kadar nasibini almamış biri olduğunun hemen anlaşıldığını söyledi. “Rusya Büyükelçisi’ni sırtından vuran katilin yüzündeki ifadeye bakınca sevgiden zerre kadar nasibini almamış birini görüyoruz. Küçük yaşta katliam eğitimi almış bir teröristi, dinde uyuşturulmuş bir psikopatı onlar bugünler için yetiştirdiler. İpleri çekildiğinde her türlü eyleme sadakat gösteren kukla olarak.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu adamların dinle, imanla alakası olmuyor. Bir psikopat eğitimi bu, bu ayrı bir şey, derin devlet mensubu olmak onu heyecanlandırıyor. Mesela İngiliz derin devletinin elemanı olmak onu heyecanlandırıyor.

Deccal halüsinasyon da gösteriyor yani hipnozla mesela diyor ki; “Ölü babanı, anneni dirilteyim” diyecek diyor. O da “evet göster” deyince diyor yanındaki şeytan babasının şekline girecek. Mesela ins şeytan var yanında babasının şekline giriyor. Demek ki şeytanı görüntü olarak çağırıyorlar, bu muazzam bir şey. “Oğlum ben senin babanım, bu adama uy” diyecek diyor ve o yüzden İngiliz derin devleti adamları böyle delicesine uyuyorlar. Adam padişahları kendine uyduruyor, kralları uyduruyor herkes emrine giriyor adamlar deliye dönüyor. İngiltere’ye gidiyorlar bunlarla orada bir seans düzenleniyor, orada manyağa, deliye dönüp kendi ülkelerine dönüyorlar, akılları gidiyor. Adam mesela normal insan gittikten sonra deliye dönmüş olarak buraya dönüyor, birçok kişi bunu bilir görmüştür, duymuştur. Makul bir devlet idarecisini gönderiyorsun adam delirmiş olarak buraya dönüyor. Vatansever olarak gidiyor, vatan haini olarak geri dönüyor. Birçok Arap ülkesinde bu vardır.

Afganistan iç savaşını 1979’da çıkaran İngiliz derin devletidir. Bununla ilgili yüzlerce belge var elimizde. İran-Irak Savaşı 1980’de, 1990’na kadar İngiliz derin devleti tarafından organize edilmiştir. Elimizde yüzlerce belge var. BOP haritasını çizen Amerikalı Albay Ralph Peter's'dir, İngiliz derin devletinin en çok sevdiği adamlardan birisi, ona çizdiriyorlar. İngiliz derin devletinin verdiği haritayı çiziyor daha Türkçesi, kafasına ilham geliyor değil. Çizdiği haritada ve bu haritaya ek gerekçeleri kanlı sınırlar daha iyi bir Ortadoğu başlığı altında açıklanıyor. Bu Amerika Birleşik Devletleri silahlı kuvvetler dergisinin Haziran 2006 sayısında da yayınlandı bu, bunu da göstereceğim. 19. Yüzyılda Asya’ya yönelik jeopolitik stratejisinde İngiltere’nin o dönemde Hindistan’ı sömürge haline getirdi, İngiliz Hindistan’ı deniyordu zaten. Bu Osetya çatışmasını da onlar uyguladılar. Yugoslavya’nın parçalanması İngiliz derin devletinin bir uygulamasıdır. Apasya ve Kosova savaşları yine onlar tarafından organize edildi. Afganistan ve Irak’ın işgali yine İngiliz derin devleti tarafından yapıldı. Suriye iç savaşı ve Ukrayna ayaklanması yine İngiliz derin devleti tarafından yapıldı, oyun oynuyorlar insanlarla ve çok kolay yönlendiriyorlar. Cahil kinli bir kitle var, Türkiye’de de var öyle tipler ağzı bozuk böyle akıl almaz hakaretlerle ipsiz sapsız konuşan böyle bir anda galeyana getirilmeye müsait, galeyan kafasına açık, kan dökmeye açık bayağı tipler var. Türkiye’de bu insan sayılarının azaltılması ve yok edilmesi gerekiyor, bu eğitimle olur onun için böyle galeyan kafasına açık ağzı bozuk tiplerin ağzını ilimle irfanla, sevgiyle düzeltilmesi gerekiyor.

BOP haritasının İngilizcesini bir gösterin, sonundaki de Türkçeleştirilmiş hali. Ralph Peter's tarafından İngiliz derin devletinin tavsiyesiyle çizdirildi, yaklaştır Türkiye’yi bir görelim önce.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır gitmiş.

ADNAN OKTAR: Komple gitmiş.

BÜLENT SEZGİN: Doğu ve Güneydoğu yok.

ADNAN OKTAR: Bak bir de ‘Free Kurdistan’ diyor.

OKTAR BABUNA: Her yer bölünmüş.

ADNAN OKTAR: Her yer ölmüş evet. Bu birinci aşaması yalnız yani 3-5 aşama düşünüyorlar. Önce bir bu kadar bölme, sonra bir daha bölme, sonra bir daha bölme, sonra bir daha bölme.

KARTAL GÖKTAN: Bir minik köpek yavrusu var.

ADNAN OKTAR: Hayret ya, cennet varlığı gibi ne kadar güzel varlık yani tam sevilmelik. O kadar abartılı ki hatlar ve tatlılık yani insan ne kadar çaresiz kalıyor bunun karşısında.

Hazreti Ali Keremallahü Veche şöyle buyuruyor: Resulullah’a şöyle dedim, “Acaba vaat edilen Mehdi bizden midir? Yoksa başkasından mı?” Bak bildiği halde soruyor sırf Resulullah (sav)’ı konuşturmak için çünkü çok fazla söylüyor Peygamberimiz (sav) zaten. “Mehdi bizden olacaktır” diyor Peygamberimiz (sav), “Allahu Teala bu dini Mehdi vasıtasıyla sona erdirecektir nitekim bu dinin ortaya çıkışı da bizimle oldu, bizim vasıtamızla şirkten kurtuldukları gibi bizimle de fitneden kurtulacaklardır.” Mehdi’ye kim, ne diyor? “Biz” diyor Peygamberimiz (sav), “Biz, benim ailem, torunum olan Mehdi’yle bitecek” diyor. “Biz” diyor ama kendinden ayrı görmüyor. Bak diyor ki, Resulullah (sav) devam ediyor “Allahu Teala bizim bereketimizle şirk ve putperestlik döneminin düşmanlıklarından sonra kalplerini birleştirip onları dine kardeş kıldığı gibi fitne döneminin düşmanlıklarını da kalplerden silecektir.” Çünkü İngiliz derin devletinin yaptığı bütün pislikler şu an siliniyor. (Bihar’ul Envar Cilt:51 S.84)

Ka’b’dan rivayet:  “Kıyam edecek olan İmam Mehdi’nin Mehdi olarak adlandırılmasının sebebi, gizli işlere hidayet edilmesi sebebiyledir” yani her türlü gizli şeyi bilir diyor.

İmamı Bakır şöyle buyurmuştur,  (İmamı Bakır’ın Resulullah(sav)’tan naklettiği hadis) “Kaimimiz Mehdi kıyam edince elini kardeşlerinin başının üstüne koyar.” Başka bir rivayette de; “Elini Allah’ın kullarının başının üstüne koyar. Böylece akıllarını bir araya toplar, gelişimlerini kemale erdirir, Allah görüşlerini ve duyuşlarını güçlendirir.” Bak Allah görüşlerini ve duyuşlarını güçlendirir, önce görüşü kıt göremiyor, duyuşu da kıt duyamıyor, görüş ve duyuşunu artırıyor yani oyunları çözme gücünü artırıyor. “Öyle ki kendileriyle Kaim Hazreti Mehdi arasında hiçbir örtü engel kalmaz.” (Yevmul Halas S.269) Yani berrak ve keskin teşhis kabiliyeti meydana getirir Mehdi (as) diyor. “Bu meselenin görevlisi Kaim İmam Mehdi zuhur ettiğinde o Mehdi, Peygamber (sav)’in uğradığı kötülüklerden çok daha fazlasına maruz kalacak fakat başarılı olacak” diyor Peygamberimiz. Beklenen Mehdi,  Muhammed Bakır El-Meclisi – Bihar’ul Envar İngilizcesi Cilt 13, 51-52-53) 

Masaüstü Görünümü