Harun Yahya

Sohbetler (13 Ocak 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

MİNE SEDA YAPICI: Hocamız’ın kitabıyla devam ediyoruz yayınımıza. Hocamız da birazdan bizlerle olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Benim Tayyip Hocam’dan bir ricam var. Bu Kırım konusunda politikamızı değiştirelim. Rusya ile ittifak edelim. Kırım’ın kontrolü Türkiye ve Rusya’da olsun. Rahat rahat gidelim. Türk yurdu, Osmanlı usulünde oraları güzel ihya edelim. Rus kardeşlerimiz de rahat rahat gidip gelsinler. Askeri yönden Türkiye ve Rusya güvenliğini sağlasın Kırım’ın. Ukrayna işi bir kere devreden çıksın. Ukrayna bu işe girmesin bence. Çünkü alakası yok Ukrayna’nın. Anlaşmalarla Türkiye ve Rusya sorumlu. Ukrayna sonradan müdahil oldu. Aynalıkavak Antlaşması var Osmanlı döneminde yapılan. Bir de Küçük Kaynarca Antlaşması. Biz bu iki anlaşmayı da Rusya’yla birlikte yaptık. Ukrayna’nın alakası yok. Karadeniz’i Rusya ve Türkiye ihya etsin. Oranın sorumluluğunu biz alalım. Türkiye ve Rusya alsın ve güzel bir kardeşlik ortamı meydana getirelim. Ukrayna’yı dışlayalım demiyorum da ama alakasız. Kırım’la bir bağlantısı yok. Dolayısıyla ‘Kırım’dan sen sorumlu ol’ falan bir anlam ifade etmiyor. Türkiye-Rusya birleşsin. Kırım’da bir güvenli bölge oluşturalım, Kırım’ın bütününde. Rahat rahat Kırım’a gidip gelelim. Rusya da bulunsun orada, Türkiye de bulunsun, Türk askeri de bulunsun. Rusya da güvenlik konusunda sorumlu olsun. Askeri üs de yapabilir istiyorsa Rusya. Böyle yapalım. Bu Ukrayna’nın bölünmesi anlamına gelmiyor. Ukrayna’nın Kırım’ın alakası yok çünkü. Kırım ayrı bir ülke. Ukrayna’yı biz bölmüş olmuyoruz bununla. Kırım kendi kendine müdahil oldu. Belki iyi niyetle yaptı, bilmiyoruz. Ama hiç gerek yok. Güvenli bölgeyi Türkiye, Rusya birlikte oluştursunlar. Ukrayna’nın bütünlüğü diye bir konu da bak yok. Biz Ukrayna’yı bölmüş olmuyoruz. Dolayısıyla Kırım, Türkiye ve Rusya’nın garantörlüğünde bağımsız bir ülke olsun. Sorumlu olanlar, garantörler Türkiye ve Rusya olsun. Güvenli bölge kurulsun. Rahat rahat yaşasınlar.

Sayın Çavuşoğlu bir süre önce “Kırım’ı tanımayız.” dedi. “Ukrayna’nın bütünlüğünden yanayız.” dedi. Ukrayna’yı biz bölmüyoruz ki. Tamamen ayrı bir yer. Kırım adı üstünde ünlü bir ülke. Türk ülkesidir. Özetle Rusya-Türkiye garantör ülke olarak Kırım’a sahip çıksınlar. Güvenli bölge oluşturalım. İstedikleri gibi yaşasınlar. Kırım özgür olsun. Tedirgin olacak bir şey yok. Soros bu işe bozulur ayrı. Soros bayağı bozulur. Soros bizi ilgilendirmiyor. Bunu yapalım. Tayyip Hocam’dan ben bir cevap bekliyorum.

Kırım konusunda Tayyip Hocam, İngiliz politikasını reddeden, Soros politikasını reddeden bu cevabı versin, rica ediyoruz. Kırım’da bir kere Ukraynalı yaşamıyor zaten. Ne alaka Ukrayna işe dahil oldu ben anlamıyorum. Kırımlı Tatarları var bir de Ruslar var. Güzel Osmanlı camileri yaptıralım, Osmanlı evleri yaptıralım. Kırım çok güzel bir yer. Rusya Türkiye garantörlüğünde Karadeniz’i barış gölü haline getirelim, sevgi gölü haline getirelim. Rusya ile ittifakı güçlendirelim. Soros’a bir tokat. Tayyip Hocam hiç tereddüt etmesin. Çavuşoğlu iyi niyetle söylüyor ama o yanlış. Politikayı değiştirsin. Sitili değiştirelim, yanlış o. Soros’un dediğini niye yapalım ya? Akılcı davranalım.

Tayyip Hocam’ın uçağına, normalde havada ateş etmek istemiş FETÖ’cüler. Uçağı görmüşler, yakalamışlar yani havada uçağı. Fakat frekans tutturamadılar. Yani roket frekansını tutturamadılar. Rusya elektromanyetik kalkan meydana getirmiş. O elektromanyetik kalkan, o frekansı bozduğu için sistem çalışmadığından vuramamışlar. Tayyip Hocam’a bu çok güzel bir kıyak, çok güzel bir şey. Tayyip Hocam’a kimse kıyamaz. Kıyak dedik ya kıymayalım. Tayyip Hocam biliyor bunu zaten. Bu benden ekstra bir bilgi. Nereden biliyorum? Cinlerden. Darbeyi Rusya haber verdi. Hem MİT’e hem Tayyip Hoca’ya. Önceden haber verildi.

Türkiye ve Rusya bu ahlaksız İngiliz derin devleti sistemine karşı direnen iki aslan. Sırt sırta versinler, tam ittifak edelim.

Putin’in etrafını İngiliz derin devletinin çakalları sarmış. Çok fazla adamı var. Putin’e çok iyi destek gerekiyor. Çok fazla yüksek dereceli memur, İngiliz derin devleti ile iç içeler. Aslında söylemeyecektim ama neyse söyleyeyim. Geçen gün Rus Ekonomi Bakanı rüşvet alırken yakalattırıldı. Rüşvet alırken yakalandı, Ekonomi Bakanı Rus. Adam hapse atıldı. John Kerry’yi arıyor telefonla hapishaneden. Kayıtları var. “Ne oluyor böyle?” diyor. “Beni kurtarın.” diyor. “Böyle anlaşmıştık.” diyor. Ferahlığa bak, John Kerry’yi arıyor. “Böyle anlaşmıştık.” diyor. “Kurtaracaktınız.” diyor.

Burada en önemli nokta, Rusya ile ittifakı en yüksek düzeye çıkaralım. Kırım, bağımsız Türkiye ve Rusya’nın garantörlüğünde bir ülke olsun. Rusya üs de kursun, askeri üs de kursun Kırım’da. Güvenli bölge oluşturalım Kırım’ın bütününde. Camiler, imarethaneler, hanlar, hamamlar tam Osmanlı ülkesi gibi yapalım. Rusya için de turistik bölge olur, çok güzel olur. Türkiye için de olur. Karadeniz de bizim gölümüz olsun. “Çırpınırdın Karadeniz” diyor “bakıp Türk’ün bayrağına.” Soros’un mantığını yerle bir edelim. Soros’un mantığı, İngiliz derin devletinin mantığı. Tayyip Hocam ‘Ya Allah bismillah’ desin bunu yapsın. Sayın Çavuşoğlu da politikayı değiştirsin. Ukrayna’nın orda bulunmasının hiçbir mantığı yok. “Ukrayna’yı bölmeyelim.” Allah Allah, Ukrayna’nın toprağı değil ki bölünsün. Mesela farz edelim Yunanistan. Türkiye’ye bağlı mı? Değil. Biz desek ki, “Bizi bölmeye mi çalışıyorsunuz?” Yunanistan ayrı bir ülke. Ukrayna’nın bölünmesiyle ne alakası var? Ukrayna bağımsız, ayrı bir ülke. Kırım’ı kendi kendilerine kontrol altına aldılar, iş çıkarttılar. Öyle bir şey yok. İki güçlü ülke Rusya ve Türkiye anlaşmalarla da oranın garantörüdür. İki ayrı anlaşmayla garantörüyüz.

Kırım’da bütün köyler Anadolu köyü gibi. Çok şahane bir ülke Kırım. Aynı Anadolu, çok şahanedir. İnsanları da çok güzel. Hepsinde köy camisi var. Hep Türk isimleri zaten; Bahçesaray, Bahçeliköy falan hep öyle. Nefis bir yer.

Kırım elimizden çıktığı 1853 Rus-Osmanlı Savaşı’nda, İngiliz yanlısı Koca Mustafa Reşit Paşa sadrazamlık yapıyordu. İngiltere’nin yönlendirmesiyle Osmanlı’yı Rusya’ya karşı savaşa soktu. Tam İngiliz derin devletinin oyunu. Pisipisine iş çıktı.

Tayyip Hocam’ın Kırım politikasını değiştirmesini istiyoruz. “İleri ileri haydi ileri, alalım düşmandan eski yerleri” diyor mehterde. Kırım’ı Rusya’yla birlikte garantörlükte kurtaralım. Anlaşmalarımız tapu gibi elimizde. Küçük Kaynarca, Aynalıkavak Antlaşmalarında zaten garantörlüğümüz tescilli. Hiç tereddüt etmesin Tayyip Hocam yanındayız. Ya Allah bismillah. Güzel bir açıklama yapmasını bekliyorum.

George Soros’un doğum yeri olan Macaristan’da Soros’un Açık Toplum Vakfı yasaklanmış. Helal olsun. Macaristan iktidar partisinin yaptığı açıklamada “Macaristan elinde bulunan tüm olanakları kullanarak George Soros bağlantılı bütün sivil toplum kuruluşlarını kapatacak. Artık yeni bir ortam var. Donald Trump seçildi. Soros, Amerika Birleşik Devletleri seçimlerinde para kaynaklarıyla Hillary Clinton tarafında yer almıştı. Dolayısıyla Trump kazandı onlar kaybetti” demiş hükümet. Bundan sonra nefes aldırmayacağız diyorlar.

Kırım’da Tatarlar rahatlar, kimsenin bir sorunu yok. Rusya onlara kötü davranmıyor, hiçbir şey yaptığı yok. Şu an bayağı özgürler.

Bir etiket yapalım. Ne diyelim? “Sevgi birliğiyle dostuz” diyelim.

Şimdi Tayyip Hocam bir aslanlık yapacak, bana güzel bir haber gelecek bekliyorum. Karadeniz’in şu an buruk Türk milleti. Bizim çoktan oralarda özgürce yaşıyor olmamız gerekiyordu. Rusya Rusya sanki böyle büyük bir düşmandan bahsediyormuş gibi bize bahsettiler. Rusya tam Osmanlı terbiyesiyle yetişmiş insanlardan oluşan güzel bir ülke. Dürüsttür Ruslar, namusuna düşkündür, homoseksüelliğe karşıdır, Darwinizm’e karşıdır. Vicdanlıdırlar. Bütün dinlere saygılıdırlar. Efendi, görgülü, nezaketli insanlar. Türkiye-Rusya ittifakı en büyük boyutlara gelsin, en yüksek boyutlara gelsin, hiç vakit kaybetmeyelim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Geçtiğimiz son iki gün içerisinde, İngiliz derin devleti hakkında, birçok gazeteci yazılar yazdılar Adnan Bey. Resimleri ile gösterebiliriz. Milat Gazetesi’nden Yusuf Serçe. Türkiye Gazetesi’nden Kazım Kürşat Yücel. Sabah Gazetesi’nden Mehmet Barlas. Yeni Şafak Gazetesi’nden Serdar Tuncer. Takvim Gazetesi’nden Hakkı Yalçın ve Ergün Diler.

ADNAN OKTAR: Nasıl demişler kısa kısa?

KARTAL GÖKTAN: Şu şekilde; Türkiye Gazetesi Kazım Kürşat Yücel, “Amerika olup bitenleri saklamayı beceremiyor. İngiliz soğukkanlı olması sebebiyle hiçbir şeyi sezdirmiyor.” demiş.

Yusuf Serçe, “Osmanlı yıkılırken İngilizler ve Fransızlar şu an güneyimize düşen bölgede tasallut kurmuş ve buna rağmen halkın Osmanlı sevgi ve bağlılığını üstelik en aykırı birbirine hasım gruplarla bile kıramamış, lakin kukla idarecileri sayesinde bugüne dek hep Türkiye aleyhine tavır aldırmışlardır. Amerika diyorsak bunun arkası İngiltere’dir ha.” demiş.

Serdar Tuncer, “Osmanlı’nın Güneydoğu’sunun İngiltere’nin Ortadoğu’su değil, imamesi hizasından koparılmış bir tespihin yere saçılan taneleri gibi elimizden kayıp gidiş serencamını kaçımız hakkıyla biliyoruz?” demiş.

Hakkı Yalçın, “İngiltere yetiştirmek için 1900 ajana ihtiyacı olduğunu açıkladı. Eskiden böyle gerçeklerin gizlisi saklısı olurdu da garibime gitti doğrusu. İngiltere ve Amerika’nın ajanları kendi ülkelerini savunmak için değil diğer ülkeleri karıştırmak için yetiştirdiğini söylemeye gerek yok” demiş.

Yeni Şafak’tan Ergün Diler, “MI6 ajanlarının Avrupalı müttefikler tarafından CIA’a verildiğini öğrendikleri an Avrupa Birliği’nde kalmama kararı aldırlar. Brexit İngiliz halkının kararıydı öyle mi? Yok öyle bir şey. İngiliz derin devletinin aldığı kararın halk tarafından onaylanmasıydı” demiş.

Sabah Gazetesi’nden Mehmet Barlas da, “Kendilerini en demokratik hukuk devletleri olarak dünyaya sunan Amerika ve İngiltere gibi devletlerin karar mekanizmalarına onların derin devletlerinin yön verdiğini bilmeyen yoktur. Bu konuda yazılan romanlar ve çevrilen filmler çoğu gerçek olan komploları hayali olarak sunmuşlardır. CIA ve MI6 gibi oluşumlar ancak hayal dünyasında geçebilecek olayları sahnelemişlerdir” demiş.

ADNAN OKTAR: Hocam yine ikiye bölmüş. CIA’yi kuran MI6, Amerikan devletini kuran İngiliz derin devleti böyleyken sen hedefi ikiye ayırdın mı gözün gider. Yani artık karşındaki gücü yakalama imkanın olmaz. Bir tane katil var sen iki kişiyi arıyorsun, bir tanesi kimse katili bulacaksın. Hedef şaşırtmak olmaz, çok yanlış olur. Yani bir anda diyememiş anladığım kadarıyla yoksa anlamadığından değildir. Bak herkes anlamış, herkes İngiliz derin devleti diyor yani biz bu konuyu çok net anlattık. Türkiye’de bu konuyu kavramayan yok. Rusya’da da anlamayan yok, İran’da da herkes anladı ama burada hala diretmenin bir alemi yok, gurur yapılacak bir konu değil. Büyük bir felaket var ortada açıkça İngiliz derin devleti deyip adını koyup deccaliyetin resmi sıfatını açıklamak lazım.

Nasıl kös sesi? Yıkıyor ortalığı değil mi? Tayyip Hocam’a özel dinlettim. Bak, “İleri ileri” diyor, “Haydi ileri, alalım düşmandan eski yerleri” diyor. Rusya, seve seve coşkuyla ister bunu. Türkiye ile Rusya -bak iki anlaşmamız var- garantör olarak Kırım’ın güvenliğini sağlasın. Güvenli bölge oluşturalım. Bitsin iş. Olayın Kırım’la alakası yok. Kırım’ı üzecek bir şey de değil. Ne alaka? Nereden çıktı yani? Hiçbir hukuki hakkı yok Ukrayna’nın. Ne yaparız? Ticaret yapalım, kardeş olalım, Ukrayna’yla iç içe olalım biz. Dışlayalım demiyoruz. Ama Kırım’la ne alaka yani?

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dünya basınında en son yayınlanan makaleleriniz şu şekilde Adnan Bey, “Lübnan’ın 1952 yılında kurulmuş ve Ortadoğu’nun en büyük İngilizce gazetelerinden olan The Daily Star Gazetesi’nde “Türkiye teröre yenilmeyecek” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda terörle mücadelenin iki ayağı olduğunu bunlardan birincisi olan toplumsal mücadelenin terörün gücünü kıracağını, ikincisi olan ideolojik mücadelenin ise terörün fikir sistemini yok edeceğini anlatıyorsunuz.”

İsrail’de en çok okunan gazetelerin başında gelen İbranice olarak yayınlanan günlük gazete Maariv’de “Kutsal mekanlar çatışma değil uzlaşma merkezleri olmalı” başlıklı yazınız yayınladı. Yazınızda UNESCO’nun Kudüs ve kutsal mekanlara yönelik Musevileri dışlayan kararını eleştiriyor bu bölgenin üç dinin mensupları için kutsal olduğunu anlatıyorsunuz. Bu tarz politik ve haksız kararların husumet ve anlaşmazlığı artıracağını bunun yerine üç dinin ortak paydası olan sevgiyle hareket edilmesi halinde gerçek bir çözüme kavuşmanın mümkün olduğunu vurguluyorsunuz.

Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke Newspaper’da, “Teröre gereken cevabı vermek” başlıklı makaleniz yayınlandı. Reina saldırısına değindiğiniz yazınızda hükümet ve muhalefetin politik hesapları bir kenara bırakarak teröre karşı güç birliği yapmasının ve vatandaşların da devlete destek vermelerinin öneminden bahsediyorsunuz. Defaatle tekrarladığınız gibi bu makalenizde de ulusal seviyede eğitim kampanyaları başlatılmaları gerekliliğini yineliyorsunuz.

New York’tan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily sitesinde ise “Duvarların ardında hapsolmak” başlıklı makaleniz yayınlandı. Makalenizde dünyanın altmış beş ülkesinde yüksek duvarlarla sınırlar çizenlerin savaşları sefaleti engelleyemeyeceğini ve bu duvarlar arkasındaki masum insanlar için yardım seferberliği başlatılmasının öneminden bahsediyorsunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu İngiliz dostu olan Mustafa Reşit Paşa’nın yaptığı tüm anlaşmalar Osmanlı aleyhine oldu o zamanlar. Koyu İngiliz taraftarıydı Mustafa Reşit Paşa şu anda da olduğu gibi öyle tipler vardı.

BÜLENT SEZGİN: Mustafa Reşit Paşa’yı gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster. Evet, yakışıklı bir resmini çekmişler.

Kırım Savaşı öncesinde Osmanlı-Rus krizinin barışla çözülmesine İngiliz dostu Mustafa Reşit Paşa engel olmuştu o zamanlar. 1829’da Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Edirne Antlaşması’nı imzalayan Osmanlı Heyeti’nde de yer alıyor. Nerede acayip iş varsa onun içinde. Yani böyle İngiliz yanlısı garip bir adam.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kraliçe Elizabeth ile ilgili haberler çıkmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde İngiliz Times’da yer alan habere göre sarayın bahçesinde gece yürüyüşe çıkan Kraliçe’yi karanlıkta tanıyamayan bir saray muhafızı az kalsın vuruyormuş. Ardından otuz yıl sonra ilk defa Kraliçe Noel aynine katılmadığı ve saraydan hasta olduğu için katılamadığına dair bir açıklama yapıldı. Ancak bazı İngiliz yayın kuruluşları İngiliz derin devletinin Noel mesajında karanlık güçlerden bahseden Kraliçe’yi sarayda gözaltında tuttuğuna dair iddialar ortaya attılar. İngiliz basınındaki iddialara göre Kraliçe Noel mesajında şöyle söylüyor “2017’de çok acayip şeyler olacak. Karanlık güçler harekete geçiyor. Bu güne kadar sakladığım için beni affedin” demiş. Bunun üzerine kaydı durdurup eve hapsetmişler.

ADNAN OKTAR: Evet dedi öyle bir şey. İngiliz derin devleti normalde öldürürdü onu ama dünyadan tepkilerden çekiniyorlar. İşte asker “tanıyamadım vuracaktım” falan işte ona yer yapmaya hazırlanıyorlar. İngiliz derin devletinin, deccaliyetin sonu geldi. Bu kepazeliğe müsaade etmeyeceğiz.

Kırım’da cami resimleri var mı sende?

BÜLENT SEZGİN: Var gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bak ne güzel.

BÜLENT SEZGİN: Ak Mescit Kebir Camii. Bahçesaray Medresesi. Bahçesaray’da Han Sarayı.

ADNAN OKTAR: Bak şekerliğini görüyor musun Kırım’ın her yeri böyle işte.

BÜLENT SEZGİN: Bulganak Köyü Camii. Han Saray Tahtalı Camii.

EBRU ALTAN: Türkiye gibi.

ADNAN OKTAR: Evet, aynı Türkiye.

BÜLENT SEZGİN: Kırım Han Sarayı. Kökköz Köyü Camii. Özbek Han Camii. Sudak Kalesi.

ADNAN OKTAR: Hiç hiç düşünmesin Tayyip Hocam. Rusya’yla birleşip güvenli bölge oluşturalım. Kırım işine baksın. Pasaportu vizeyi de kaldıralım rahat rahat gidip gelelim. Hemen şurası zaten. Atladık mı kayığa gideriz, tabii.

Müslümanların en büyük hatalarından birisi böyle şuursuzca veyahut akılsızca hareket eden insanlara her kim olursa olsun “Gel, gel, gel” toplama kafaları. Resulullah (sav) zamanında da bir kısım iyi niyetli insanlar önüne gelen insanı toplamış. Bu sefer altı yüz sahih Müslüman var mesela altı yüz, üç yüz de münafık var önüne geleni topladıkları için. Kardeşim öyle bir bela ki üç yüz, altı yüz saf Müslüman olsa o üç yüz olmasa onlar şahlanır gider ve çok güzel hayat yaşarlar. Ne Hz. Osman (ra)’ı şehit ederlerdi, ne Hz. Ömer (ra)’i şehit ederlerdi, ne ehli beyti şehit ederlerdi hiçbir bela olmayacaktı. Ama her ne olursa olsun çoğalsın dersen böyle olur işte.

EBRU ALTAN: Siz Peygamberimiz (sav) içinde söylemiştiniz. O Yahudi kadının yaptığı yemeği yemeden önce mutlaka münafıkların bir organizasyonu vardır, onu götürmezlerdi oraya demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii organize edilmeden Yahudi kadın nereden gidip Peygamber (sav)’i bulacak, yemek götürecek bilmem ne. Münafıklar organize ediyorlar. Teşvik ediyorlar, planı onlar yapıyor kadına da uygulatıyorlar. İnsanoğlu çiğ süt emmiş derler bir kısmı insanların hakikaten karaktersizliğe çok müsaittir. “Sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır” diyor Allah ayette. Peygamberimiz (sav)’in dağıttığı sadakalar konusunda adaletsizlik yaptığına kaniler. “Bana daha fazla gelmesi gerekir” diyor. Cahilin azgınlığı, dengesizliği başında belli olur. Onun için böyle münasebetsiz insanlara, basit insanlara, akılsız insanlara işte sizinle arkadaş olduk, dost olduk, iç içe olalım, gelin evimize buyurun işte birlikte sohbet eder konuşuruz falan dersen adamın fitneden başka faydası olmaz. Allah diyor ki “Gelip sizinle beraber mücadele etseler size zarar vermekten başka faydaları olmaz” diyor Allah. Hasta bu insanlar bunlarla oturup muhatap olmak doğru olmaz. Mutlaka aklı başında, dengeli, tutarlı, Allah’tan korkan, samimi insanlara dini anlatmak lazım. Adam dehşet içinde bakıyor, vahşi hayvanlaşmış ormana düşmüş bir hayvanın görüntüsü var. Sen almışsın onu evine getiriyorsun. Bu çok anormal bir hareket. Makul, munis, halis, samimi insanlarla görüşmek lazım. O zaman Mevlana’nın dediği gibi “kim olursan ol gel gel gel” öyle bir kafa olmaz. Herkesle arkadaş olunmaz, herkesle dost olunmaz, herkese de güvenilmez. Öyle bir şey fitnenin kapısını açar başka bir şey olmaz.

İnsanlar çok kompleks karışık varlıklardır. Çok akıllı ve dikkatli hareket edilmesi gerekir. Her insan hem çok kıymetlidir aynı zamanda çok tehlikelidir hemen hemen her insan için tanımadığınız, bilmediğiniz bir insan açısından. Çok değerli birisi de çıkabilir ama son derece tehlikeli birisi de çıkabilir. O akılla, ferasetle anlaşılabilir, basiretle anlaşılabilir. İnsanlarda kıskançlık olur, hasetlik olur, dedikodu eğilimi var bunlar mucizedir zaten. İnsanda böyle hasletler olması normalde olmaması lazım. Çünkü gökyüzünde bir taş yığını toprak yığını üstünde yüzlerce kilometre hızla uçsuz bucaksız boşlukta yol alıyor. Bu durumda bir insanın korkudan ne dedikodu yapacak hali olabilir, ne konuşacak hali olabilir, ne de şununla bununla uğraşacak hali olabilir. Ama akıl almaz bir ferahlık var. Ve kirli bir zenginlik var insan karakterinde. Bak güzel bir zenginlik de var kirli bir zenginlik de var. Mesela karaktersizlik, ahlaksızlık, üçkağıtçılık, egoistlik, bencillik, dengesizlik, tuzakçılık, sahtekarlık say say bitmiyor. Öbür türlü de işte vefa, şefkat, merhamet, akıl, dürüstlük, iyilik, güzellik say say yine o da bitmiyor. İki zıt güç insanın üstünde sürekli dönüyor. Bazı insanlarda oturuyor negatif. Bazı insanlarda pozitif oturuyor vücuduna pozitif özellikleri oturuyor. İmtihanı Allah niye bu kadar çetin yapıyor? Şimdi sonsuz yaşatacağına göre çok iyi seçilmesi lazım insanın. Alelade bir imtihan çok yazık olur. Çünkü sonsuz yaşayacak bir varlık için yazık olur. Çok iyi yetişmesi lazım. Çok iyi yetişmesi için de çok iyi düşünmesi gerekiyor, çok zorluktan geçmesi gerekiyor. Öbür türlü pişmiyor zayıf gelişiyor insanın kişiliği. Bazı insanların süratli gelişir ama çoğunlukta zayıf gelişir. Mesela bak her birinizin kişiliği ayrı. Her birinize ayrı özen göstermek gerekiyor. Her birinizin kişiliğine göre hareket edilmesi gerekiyor. Sokak için de öyle mesela her siyasi partinin ruh hali ve felsefesi ayrı. Taraftarlarının ruh hali de ayrı. MHP’nin ruh hali tamamen ayrıdır. CHP tamamen ayrıdır kendine has bir karakteri vardır. AK Parti Saadet’ten ayrılma bir parti olmasına rağmen Saadet’in dışında tamamen orijinal kendine has bir karakteri var. Mesela Saadet’in karakteri tamamen klasik kendine hastır, güzeldir kendine hastır. Mesela Büyük Birlik Partisi’nin ayrı, HDP’nin ayrı bir karakteri var, oturmuş bir kişilik. Bakkalın, kasabın ayrı ayrı kişilikleri oluyor herkesin ayrı. Akıllı insanlar gece gündüz elektronik beyin gibi akıllarını kullanıyorlar. Mesela bakkalla konuşurken ayrı, kapıcıyla konuşurken ayrı, annesine babasına ayrı hitap ediyor, kız arkadaşına ayrı son derece dikkatli ve itinalı olması gerekiyor. Bunu yaparken de kafası tabii sürekli gelişiyor. Mükemmel bir gelişme meydana getiriyor. Eğer pozitif Müslüman ruhunda ise hep Kuran’a uygun sürekli olumlu puan topluyor. Ama şeytani ise sürekli münasebetsizlik ve densizlikle sürekli aleyhine kendilerini devamlı yıpratıyor. Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında Müslümanlar, Hz. Ebu Bekir (ra), Peygamber (sav)’i çok seviyor. Maddi bütün malı mülkü verdi. Gece gündüz sevgi gösteriyor, iltifat ediyor, gönül alıyor falan. Ama münafıklar çok kahpeydi. Peygamber (sav)’in aleyhinde ne var, ne kullanılabilir akşama kadar onu düşünüyorlardı. “Hangi konuşmasını kullanabiliriz, hangi tavrını aleyhte kullanabiliriz?” Mesela sadaka. Peygamberimiz (sav) diyor ki “Şu adama daha çok verin” adamın ağrına gidiyordu. Ahmak adam anlamıyor ne hikmetle onu söylediğini bilmiyor Peygamber (sav)’in. “Niye ona çok para gitti?” diyor. Halbuki o adama paranın çok verilmesinde hayır var. Peygamber (sav)’in bir bildiği oluyor. Ama o aptal bilmiyor onu. O düz muhalefet peşinde oluyor yani terslik peşinde oluyor. Mesela Peygamber (sav) savaşa çıkmak istiyor ona bir kusur buluyor, evinde oturuyor ona bir kusur buluyor, yemek yiyor ona bir kusur buluyor her şeyine kusur bulur sevgisizse yani ruhu hasetlikle ve kıskançlıkla doluysa. Ama sevgiyle doluysa kalbi sürekli hayır bulur. Mesela Hz. Ebu Bekir (ra) Peygamberimiz (sav)’in hep güzel yönlerini görürdü. Ebu Cehil de hep Peygamberimiz (sav)’de terslik görürdü kendi kafasına göre binlerce, yüzlerce ama. Hz. Ebu Bekir (ra) binlerce güzellik görüyor o da binlerce terslik görüyor kendi kafasına göre. Yok öyle bir şey ama öyle görüyor o. Öyle bakmak istediği için. Halbuki o da dokuz ay on günlük bir insan. O da dokuz ay on günlük bir insan. İşte imtihan zemini. Biri çok karakterli, biri çok karaktersiz. Biri hasut, biri mesut. Çok büyük farklılıklar oluyor.

YASİN GÖKER: Bir ayette mealen şöyle geçiyor. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlara verildiği zaman sevinirler. Verilmediği zaman hemen elçiyi eleştirirler” diyor. “Oysa onlar Allah'ın bize verdiği ve elçinin bize verdiği deselerdi ya” diye buyuruyor Allah.”

KARTAL GÖKTAN: “Allah ve elçisi bize çok yakında verecek. Biz yalnızca Allah'a rağbet edenleriz deselerdi ya.”

ADNAN OKTAR: Hayır canım hiçbir şey de ihsan etmeyebilir. Peygamber (sav)’in mecburiyeti yok. Hayır gözüyle o şekilde de yapabilir. Ama nankör, aşağılık, hırslı, kindar ve nefret dolu oldukları için sürekli bir bahane arıyorlar. Mal verse de kinlenir. “Niye bu kadar bol bol. Nereden buluyor bu parayı?” der. “Niye dağıtıyor ki?” der. Yahut “niye bana bu kadar verdi de sana bu parayı vermedi?” Mesela “sen fakirsin ama bak bana verdi. Niçin veriyor ki bu kadar?” diyebilir. Ahlaksız olduğu için. Tersinde de der. Mesela “Sana niye çok verdi de bana az mal verdi?” diyebilir. O ruhundaki şeytanlıkla orantılı olarak o karaktersizliği yapar. Önü sonu gelmez onun. Yani herhangi bir tavra göre o değişmez.

BÜLENT SEZGİN: Allah şöyle buyuruyor; “Münafıkların sana intikama kalkışmalarının sebebi Allah'ın ve Resulü’nün kendi fazlından onları zengin kılmasından başka bir şey değildi” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet yani zenginleştikçe kuduruyor, zenginleştikçe azıyor. Mesela daha önce gariban mazlum olan adam zenginlik, ferahlık içinde azıp, kudurup, şımarmaya başlıyor. Taşkınlığa başlıyor. Bu Kuran’da sık rastlanan bir durum.

BÜLENT SEZGİN: Hocam, Allah elçi için “emaneti ehline ver” buyuruyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, yeni eğitim müfredatını halkın görüşlerine de açtıklarını belirten bir konuşma yaptı. “Taslak programa müfredat.com.tr adresinden ulaşılabilecek. Ayrıca öğretmenlerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza da yazılı olarak ileteceğiz” dedi. “Onlar da gerek siteye, gerekse e-postalarla katkılarını sunabilecek. Bütün halkımızı hiçbir kısıtlama olmadan görüşlerini paylaşmaya davet ediyoruz. İletilen öneriler değerlendirilip düzenlemeler yapılacak” dedi müfredatla ilgili.

ADNAN OKTAR: İşte o zaman millet bu Darwinist eğitim karşı tepkisini dile getirsin çok yoğun olarak. Çünkü Allah'ı, dini inkar eden bir sistem Darwinizm. “Allah yaratmadı tesadüfen oldu” diyorsun Allah'a iftira bu. Bilimsellikle de alakası yok. Mantıkla da alakası yok. Şeytanın dalga geçmesi, alay etmesi. İnsanlıkla alay ediliyor. İngiliz derin devletinin dünya ile alay etmesi olayıdır bu. Darwin’i yetiştiren İngiliz derin devletidir.

Peygamberimiz (sav) diyor ki; “İmam Mehdi (as)’ın başarısı gerçekte benim başarım” diyor Peygamberimiz  (sav). “Adem (as)’ın, Nuh (as)’ın, Musa (as)’ın, İsa (as)’ın ve diğer tüm Peygamberlerin başarısıdır Mehdi (as)’ın başarısı” diyor.

Ebu Said El Mukri Haris Bin Nasir’den nakletti “İmam Mehdi nasıl tanınacak?” diyor. Peygamberimiz (sav)’e soruyorlar. Dedi ki, “sakinliği ve ağırlığıyla.” Üstünde bir ağırlık olacak ve sakinliğiyle tanınacak. (Kitabu'l-Gaybe Sayfa 13, Sayfa-236)

“Mehdi (as)’ın talebeleri kanaatkardır ve günaha yanaşmazlar” diyor Peygamberimiz (sav). (Bihar’ul Envar Birinci kitap Sayfa-449)

 “Yüce Allah Mehdi (as) talebelerinin kalplerini saf sevgiyle yaratmıştır. Ve münafıklığın her türlü kirliliğinden onları temizler. Dinin gerekliliğini gönülden kabul ettikleri için çehreleri her zaman nurludur.” (Bihar’ul Envar Sayfa-449)

Evet, dinliyorum

BÜLENT SEZGİN: Kıbrıs için çözüm müzakerelerinde hem Türkiye'nin çekilmesi, hem de toprak vermesi yönünde talepler vardı. Sayın Erdoğan bu konuyla ilgili bugün açıklama yaptı. “Güney Kıbrıs ve Yunanistan farklı beklentiler içinde. Güvenlik noktasında Türkiye'nin olmadığı garantörlüğü beklemeyin” dedik. Güney Kıbrıs’la Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde eşit oranda asker bulunduracağız” dedi. Sayın Erdoğan toprak paylaşımı konusunda da “önce Rum kesiminin toprak vermesi gerektiğini belirtti. Eğer Maraş’ı tamamen halkın istifadesine sunmak istiyorsanız bizim teklifimiz var. Erenköy’le Güzelyurt arası birleştirilerek Kuzey Kıbrıs’a bırakılır. Diğer bölge de Güney Kıbrıs'a bırakılır. Yok, Karpaz bize bırakılsın, yok orası bize bırakılsın böyle bir şey olmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu haliyle bitirsinler yeni yeni şekillere gerek yok bence. Hiç kıpırdatmayalım bu haliyle bitsin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Donald Trump’ın CNN muhabirinden soru kabul etmemesini ve “siz yalan haber yapıyorsunuz” deyişini şöyle değerlendirdi. “Bölücü örgütün başlattığı çukur eylemleriyle bu milletin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine saldırılmıştı. İşte o zamanlar Türkiye'de bu oyunu oynayanlar bakın dün Amerika'da Sayın Trump'un basın toplantısındaydı. Orada bir yanlış yaptılar ve Sayın Trump da aynı o grubun muhabirini orada benzetti” dedi.

ADNAN OKTAR: Helal. Tayyip Hocam tam Kasımpaşa’nın üslubuna uygun güzel bir cevap vermiş. Tayyip Hocam aslan Tayyip Hocam’a laf yok. Ama CHP ile uyumlu gitsin AK Parti. MHP ile olduğu gibi CHP ile de üç aşağı beş yukarı askeri bir müşterekte ittifak ederler. Halkın gözü önünde de tartışabilirler, konuşabilirler. CHP niye karşı olduğunu açık açık anlatsın. AK Parti de bu konuları neden istediğini açık açık anlatsın. İki taraf da açıklamıyor. Hamasi oluyor o zaman. Neden istendiğini bilmiyoruz, neden istenmediğini de bilmiyoruz.

Ebu Abdullah Cafer sadık (as) şöyle buyurdu. “Kaim Mehdi (as) dokuz, üç, beş ve bir yıllarının ortalarında zuhur edecektir.” Hadiste geçen dokuz, üç, beş, bir sayılarının düzenlenmesi bir, üç, beş, dokuz miladi 1359-1979 Mehdi (as)’ın çıkış tarihini veriyor. 1359-1979 Mehdi (as)’ın çıkış vakti.

Bu gelenekçi uyanıklığının psikolojisini analiz eden bir kitap hazırlayalım. Bak şimdi diyor ki, “Kıyamet yakın ama beş yüz sene mi? Bin sene mi? On bin sene mi? O belli değil.” Mesela bu bir gelenekçi uyanıklığı. Klasik uyanıklık, kurnazlık. Buradaki -psikolojik kendilerince yöntemleri diyelim- neyi amaçladıklarını, orada nasıl bir zeka belirtisi gösterdiklerini anlatmamız gerekiyor. Cübbeli’nin bütün yöntemlerindeki bilinçaltı nedir? Bunların bilinçaltı nedir? O dedenin bilinçaltı nedir? Bunların bilinçaltlarını anlatmak çok önemli. Çünkü bunları hiç anlatan olmamış bunlara. Bunlar da esip savurmuşlar. Mesela öbürü de coşuyor orada. Kadınlarla ilgili olarak. “İşte sopa atmazsanız şöyle olur, böyle olur” diyor. Böyle çirkin bir kurnazlık var, gıcık bir kurnazlık var. Onu göstermemiz lazım. Onun anlatılması lazım. Gıcık derken yakışıksız bir kurnazlık. Mesela “Deccal bir kişi midir? Bir nesne midir? Her dönem ayrı ayrı kişiler midir? Tartışılabilir.” Bak deccalı böylece hamur gibi yapıp yok etmiş oluyor, müthiş bir kurnazlık görüyor musun? Bak cisim nesne de olabilir diyor, herhangi bir şeye verecek. Adam buzdolabı da deccaldır diyebilir bu kafaya göre çamaşır makinası da deccaldır diyebilir. Kim bilir neyi verecek yani, muhtemelen kendi kafasına göre televizyon falan diyecek böylece deccalı yok etmiş oluyor.

Mesela Mustafa Karataş temel konusu boşanmaymış. Hatipoğlu kuşların boşanması ve ayrılış sebeplerini anlatıyormuş kuşların, karabatak, kaz falan ördek nasıl boşanıyor bunlar onları anlatıyormuş. Bu da bir kurnazlık metodu bak konuyu nereden nereye. Suriye’de Müslümanlar mahvoluyor adamın konusuna bak kuşların boşanmasından bahsediyor alay eder gibi yani.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü