Harun Yahya

Sohbetler (15 Ocak 2017; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

PINAR HANIM: Yayınımıza Hocamız’ın Münafığın Derin Karanlığı kitabını okuyarak başlıyoruz. Hocamız da birazdan bizimle olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Selam. Konu? Münafıklar, iyi güzel. O en az 2023’lere kadar devam edecek bir konu, en az inşaAllah.

BEYZA BAYRAKTAR: Sonra münafık ruhlu insan kalmaz mı?

ADNAN OKTAR: Münafık her zaman kalır. Fakat esleme olacaklar esleme. Yani genel mantığında kabul edecek. Mantıksız görecek münafıklık yapmayı. “Ne çıkarım var?” diye vazgeçecek. Yoksa herkes iman edecek deniyor ama derin iman anlamında değil. O her zaman var o insanlarda olur. Tabii bunun sırrını biz bilmiyoruz. Normalde bir insan Allah’a hemen inanır. Çünkü olmaması olacak gibi değil. Böyle hani hafif de olsa bir ihtimal olacak gibi olsa adam işte bak buradan inanmıyor diyeceğim. Hücrenin aklı zaten nefes kesici. Molekül bütün dünyadaki insanlardan daha akıllı, molekül. Anlamazdan geliyorlar olayı. Ama şimdi biz buna tabii kızıp köpürüp “Ya bu nasıl anlamaz?” Bizim durumumuz belli değil bir kere biz nasıl yaratıldık? Şimdi bize görüntü olarak bunu veriyor Allah. Bizi onların konumu ilgilendirmez. Biz Allah’la birebir yani o kısım bizi ilgilendiren kısım. Biz onu bahane edemeyiz. Şöyle böyle başka bir şeyler diyemeyiz. Onlara tamam şaşırırız da o kadar. Yani iman etmemelerine şaşırırız ama o hiç kimseye bir avantaj sağlamaz o adamların konumu yani görüntü. Suriye yerle bir oluyor, Irak yerle bir oluyor bize öyle göstertiliyor. Biz imtihan oluyoruz. Biz imtihan kısmına bakarız. Tek konu Allah’ın sevilmesi “Beni seveceksiniz” diyor Allah. Haklı Cenab-ı Allah. Zaten Allah sevilmeyince hiçbir şey sevilmiyor. İnsan kendini de sevmez. Cennet, bahçe, ev, araba hiç her şey yok olur. Bütün olay sevgi. Ve sevgiyi de lezzetli yaratmış Allah çok çok lezzetlidir. Niye direniyorlar? Bir şekilde direniyorlar bunun sırrını anlamak için uğraşmaya gerek yok. Dinsizlerin sırrını anlamak için uğraşmaya gerek yok. Münafığın da sırrını anlamaya gerek yok çıkaramayız. Mesela öfkelenmek münafığa, felsefesini kavramaya; yok kavrayamayız. Küfrü de kavrayamayız. Mesela Darwinizm’e adam inanıyor inanılacak bir konu değil. Tesadüf, olabilecek en kötüsünü söylüyor en kötü en imkansızı söylüyor. Hayır, uzaylılar yaptı dese adamın kafası oraya gitti falan diyeceğim. Tesadüf, sen dalga mı geçiyorsun? Proteinin yapısı dantel gibi dantel. Her şey yerli yerinde olması lazım. Azot yerinde oksijen, karbon. Binlerce atomun düzgün dizilmesi gerekiyor yüzlerce atomun. Ee sen ne diyorsun? “Bu tesadüfen oldu” diyorsun. Zekamızla dalga mı geçiyorsun sen bizim? Tıbben olur mu diyoruz ilmen? “Ee olmaz” diyor. Kim yaptı? “Uzaylılar yapmıştır.” Kardeşim alayı bırak.

Bu Müslümanı yorar münafığı anlamaya çalışmak kafasını bulandırır. Edepte, adapta hata yapmasına da sebep olur. Yok hükmünde göreceksin. “Adam böyle diyor” kardeşim mucize kabilinden oluyor. Adam ne diyor? “Ben Napolyon’um” diyor. Sokakta giden bir adam “Ben Napolyon’um” diyor. Mantıklı mı? Değil. “Sen niye Napolyon’um dedin?” diyemeyiz ki biz adama mantığı yok işte. Mantıksız şeyi çözmeye çalışmak yersiz. Bir yaratan var hemen anlaşılıyor. Öyle zorlanacak gibi değil. Kısa bir süre veriyor Cenab-ı Allah. Cübbeli diyor ki işte “Tam ölürken iman şeytan adama musallat olur” çok samimiyetsiz izah, öyle bir şey yok. Bilakis ölüm anında insanın imanını artıracak büyük olaylar olur. Yani çok güçlü bir imanla. Çünkü aklın ihtiyarı kalktığı için çok güçlü imtihanın neticesi meydana gelir. Gördüğü görüntü şu bu falan hepsi tam istediği gibi olur. Hiçbir mümin öyle sıkıntı içerisinde ölmez. Zahiren öyle gibi görünür ama gerçeğinde öyle bir şey olmaz.

İman deyince adam “İmanımı artırmak istiyorum” diyor, nasıl artıracaksın ne demek? Ben şimdi buraya geldiğimde mesela ben bir kitap görüyorum bunun yazarı var diyorum. Buna inancımı artıracağım artıracağım denmez ki belli yani bu bitmiş. İman öyle bakar bakmaz anlaşılır o kadar karmaşık bir şey değil. İmanı büyük bir dert haline getirmek çok yanlış. Öyle bir şey yok bakar bakmaz anlaşılır.

Ne diyelim? “Hedefimiz sevgi birliği” diyelim.

Bir de güzel ahlak, Kuran’a uymak sanki çok karmaşık, çok bol okumamız lazım, işte nefsimizi teskin etme. Yok kardeşim ahlaksızlık yapmadın mı olur biter. Dürüst olacaksın, samimi olacaksın o kadar. Samimi olacaksın. Karmakarışık çok zor bir şey varmış gibi öyle bir şey yok. Ben şimdi mesela burada zorlanmıyorum. Normal yaşıyorum. Allah bizi zorlamıyor da. Yapamayacağın bir şey de demiyor. Ben altmış iki yaşıma geldim hiç zorlandığım bir şey görmedim. Allah diyor “Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez.”(Bakara Suresi, 286) Ben gözümle gördüm. Ben böyle bir şey görmedim hiç. Tımarhane, hapishane hepsi dahil öz olarak koruyor Allah açık açık görülüyor. Öyle bir şey olmuyor, her şeyde. Her şeyde kesintisiz.

Mesela diyor ki “Tarikatta kırk yıl işte uzun odun taşıyacaksın. Kalem gibi odun” yok öyle bir şey. Samimi olacaksın bu kadar basit. Ahlaksızlık zaten karmaşık ve zor bir şey. Ahlaksız olmak çok yorucudur. Çok sıkıcıdır ve çok şeytani ince detaylı düşünmeyi gerektirir. Ahlaksızlığın vereceği yorgunluk tarif edilecek gibi değildir. Samimi olmakta hiç enerji harcamazsın içinden geldiği gibi canlı. Mesela ahlaksıza bakarsın suratına pis bir ifade verir ahlaksız. O kadar zordur ki o yüzüne verdiği aptalca ifade saatlerce o ahmak ifadeyle kalır. Halbuki hiç uğraşmasa gayet rahat yaşayacak.

Bak mesela Allah’ın hikmeti ben samimiyim. Ben dedim ki bir İngiliz derin devleti var dedim. Bütün dünyaya dehşeti saçan, belayı saçan bu dedim. Deccaliyet budur dedim. Bir daha anlattık bir daha anlattık bak bütün Türkiye sahip çıktı. Haber Türk şu bu falan A Haber falan devlet sahip çıktı devlet. Yer gök oynuyor. Bak habire diplomatlar itiraflarda bulunmaya başladılar. Bu üç yüz yıldan beri olmayan bir şey. Hiçbir diplomat İngiliz derin devletini ifşa etmez. Tarihte hiç olmamıştır. Üç yüz yıldan beri ilk defa oluyor. Adam bak göğsünü gere gere anlatıyor. Çünkü ben nasıl anlatılır gösterdim yolunu. Çünkü en başı benim bu işin ve herkesi teşvik eden de benim. Gelsin benimle hesaplaşsın. Adam bakıyor bana bir şey olmuyor. “O zaman ben de konuşacağım” diyor. Bunlar korkak köpekler bunların üstüne üstüne gitmek lazım. Hoşt dedikçe bunlar kaçar kuyruğunu sıkıştırır. Korkana saldırır bunlar. Delikanlıya, kabadayıya bunların bir sözü olmaz. Bak açık açık söylüyorum meydan okuyorum diyorum.

Yüzünüzdeki nur hepsi birbirine benziyor. Aslında bu büyük bir olay da ben fazla bu olayın üzerine gitmiyorum. Çok büyük bir olay bu. Dikkatlice düşünülürse bu kadar genç kızın bir insanı böyle bu kadar deli gibi sevmesi, bu kadar tutkuyla sevmesi pek rastlanacak bir olay değil. Hiç normal bir şey değil.

BEYZA BAYRAKTAR: Sizin kadar Allah’ı seven bir insan biz görmedik. O yüzden sizi çok seviyoruz. Sizin gibi bir insan dünyada başka bir tane yok elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: Küfür zordur, iman kolaydır. En kolay olan imandır. En zor olan küfürdür münafıklıktır. Mesela ben münafıklara şaşıyorum. Kardeşim it gibi eziliyorsun, it gibi aşağılanıyorsun bütün ömrün dehşet ve panik içinde geçiyor. Dürüst, samimi olup rahat yaşasana. Ben böyle bir ahmaklığı tarif edemiyorum, düşünemiyorum. Ne zorun kardeşim her dakikan, her saniyen cehennem ve ahiretinde muazzam bela bir bekliyor seni. Dürüst ol, samimi normal yaşa. Niye ahlaksızlık yapman gerekiyor? Niye karaktersizlik yapman gerekiyor? Açıklanacak gibi değil mucize.

“Samimiyet nasıl olur?” diyor. En kolaya samimiyet denir. Vicdan azabı çekmediğin bir şey varsa o samimiyettir. Ben mesela söylüyorum; “Ben Antalya’ya gidip, tebliğ yapacağım” diyebilirim. Gayet de makul olur bu. Turistlere falan Türklere yaptık deriz. “Gideyim. Herkes beni tanıyor artık burada” derim. “Bir de yabancılara gidip anlatalım. İngiliz derin devletinin adamları da orada çok oluyor. İngilizler de çok oluyor. Gidip onlara tebliğ yapayım” derim. Samimi mi? Değil. Yahut “Gideyim Avrupa’da, İtalya’da tebliğ yapayım” derim. Samimi mi? Değil. Hemen anlaşılır. “Ben samimiyeti anlayamıyorum” diyor. Nasıl anlayamazsın? İşine geldi mi çok iyi anlıyorsun.

Bediüzzaman Said Nursi diyor ki bak; “Arkadaş; küfür, münafıklık yolunda yürümek, buzlar üzerinde yürümekten daha zahmetli ve daha tehlikelidir. İman yolu ise; suda, havada, ziyada (yani ışıkta) yürümek ve yüzmek gibi pek kolay ve zahmetsizdir.” İşte bak bizim anlattığımızın aynısı.

Türkiye Gazetesi Selim Köklü de İngiliz derin devleti hakkında yazmış. Herkes yazıyor. Helal olsun. Osmanlı evlatları ayaklandı yani. En iyi bilen de Milli İstihbarat Teşkilatı’dır, İngiliz derin devletini bilen. Devlet bu olayın üstüne gitsin. Yani hükümetin yapacağı bir şey değil bu. Devlet bu olayın üstüne gitsin. Ve Türkiye’nin tek başına yapabileceği bir şey değil bu. Hemen İslam aleminin birleşmesi… “Şii İran” diyor. Ne güzel, Allah Allah gayet güzel. Şii ise Hz. Ali (ra)’ı seviyor. Al, baş tacı yap. Daha ne istiyorsun? İsrail; Musevi, dindar. Daha ne istiyorsun? Hemen bağrına bas. 3500 yıl Hz. Musa (as)’a sadık kalmış adam. Alnının ortasından öp, daha ne istiyorsun? 3500 yıl bu ve muazzam bir sadakat. Bağrına bas. Yunanistan falan bunların hepsi kendi evlatlarımız. Bizim evladımız yani hepsini bağrımıza basalım.  

Namus çok yakışıyor kız çocuğuna. Acayip nurlu ve çok güzel oluyorlar. Yüzünden anlaşılıyor. Böyle bir iffet ışığı oluyor. Çok şahane bir görüntü oluyor.

Dışarı çok korkunç. Çok sevgisiz, samimiyetsiz, garip bir ortam dünya. İyi insanlar da var ama kötüler çok fazla. Çok fazla deli insan var, dengesiz insan var, psikopat insan var, güvenilmez insan var. Kız çocuklarına çok acıyorum, birçoğuna bu ortamda. Sevgi de yok. Yazık mesela gidiyor, dizilerde bakıyor oğlanların hareketlerine falan onu taklit ediyor. Bir türlü sevgiyi bulamıyorlar. Mesela, ben sevgiyi buldum diyen kız görmedim. Vardır ama ben görmedim.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Bulamayacağına da eminler.

ADNAN OKTAR: Hiçbiri mutlu değil bu çocukların çektiği çile anlatılır gibi değil.

Bak, Cenab-ı Allah’ın verdiği berekete bak ki, yıllarca Darwinizm’i tek biz tepeledik. Bak bir tek biz, dünya çapında. Bak Allah’a hamdolsun hükümet karar aldı. Darwinizm tasfiye oluyor. Şimdi bu birinci aşaması. İkinci aşamada tamamen tasfiye olacak. Darwinistlerin gıkı çıkmıyor. Hadi çıkın, bağırın, konuşun. Çünkü Darwinizm diye bir şey yok, biliyorlar. Utanıyor adam söylemeye. Yine eskiden atar tutarlardı. İşte halka bulduk falan. Daireler havalarda uçuşuyor falan. Halkalar ortalığı kaynatıyor falan gibi. Ne oldu halkalara? “Kayıp halka bulundu” diyorlardı.

Star Yazarı Ersoy Dede de yazmış. “Adnan Hoca bu işi bitirdi” diyor özetle.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster. Ne yazıyor, oku bakayım? Yanaştır.

BÜLENT SEZGİN: “Evrim saçmalığı bitiyor. A9 çevresinin Adnan Oktar ekibinin bıkmadan, usanmadan yıllardır her fırsatta bu büyük tehdide dikkat çektiğini söylemeden geçemeyiz” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet, dikkat çekince topuk selamına geçtiler. Ersoy Dede’yi görebiliyor muyuz? Evet, Ersoy samimi yazmış.

İsrail’le çok sıkı dost olalım. Rusya’yla çok sıkı dost olalım. Çin; gariban ülke. Bak onlara askeri yönden de Çin’e bir saldırı durumunda devreye gireceğimizi söyleyelim. Rusya da desin. Çin korkmasın. Türki devletler de desinler; “Çin’e bir şey olursa biz yanındayız.” İslam alemi ülkeleri de desinler; “Çin’e bir şey olursa biz yanındayız.” İttifak edelim. İngiliz derin devletinin bitmesine ramak kaldı. Yani birkaç sene içinde bitecek bu alçaklar. Bu hamiyeti İslamiye’nin feveranı var ya şu an, deccale karşı feveran ediyor gençler. Her gün bir haber, her gün. Birkaç haber hatta. Mesela bak A Haber’e helal olsun. Gece gündüz vuruyor, İngiliz derin devletine. Şahı merdan topu gibi yani. Ama tabii Topkapı’dan içeriye girdik biz. Ondan sonra aslanlar doluştular. Yani çelik kapıları kırdık, İngiliz derin devletinin.

Ürdün, bak Ürdün Kralı İngiliz derin devletinden feci şekilde korkuyor. Korkma yiğidim, bir şey olmaz. Vur sen ilimle, irfanla, kanunla, hukukla. Bir şey olmaz. Lübnan, acayip çekiniyor İngiliz derin devletinden. Pakistan, tir tir titriyorlar. Hindistan, tir tir titriyor. Korkmayın, bu itlerin yapacağı hiçbir şey yok. Devam edin siz, Allah’a güvenin. Bunların sonu geldi, İngiliz derin devletinin. Devam bak Türk aslanlar yeri göğü yıkıyorlar. A Haber çekiniyor mu? Yahut öbür yazarlar çekiniyor mu? Bak listelerini verdik, iki yüzü aştı şu an. Habire devam ediyor. Bir şey olmaz, rahat olsunlar. Diyecekler ki; “Türkiye’de darbe yapmaya kalktılar” falan. Tamam, yaptı da yapabildi mi? Kaç mucize geldi? Yetmiş mucize oluştu, yetmiş. Her yerde mucize meydana geldi. Hükümet gayet iyi biliyor, herkes de biliyor. Tamamı mucizedir. Mehdiyet’in bereketiyle oluyor. Deccalin Allah elini, kolunu bağlıyor. Elini, kolunu kırıyor. Bak, nereye hareket etse çöküyor üstüne, bela geliyor. Gidin sorun. Ve hiçbir şey yapamayacaklar, yapamazlar. Tayyip Hoca da; gönlü çok rahat olsun. İstediği gibi ilerlesin. Hiçbir şey yapamazlar. Kaderde olan olur, ayrı, takdir olan. “Bu niye oldu?” Hayırla olur. Kaderde olacak olan olur.

İslam ülkelerini tek tek Tayyip Hocam cesaretlendirsin. İngiliz derin devletinden korkuyor hepsi. Suudi Arabistan Kralı akıl almaz korkuyor. Ne deseler kabul ediyor. Bak, seviyorum ben o insanı. Ama acayip korkuyor. Şimdi onun yerine yine İngiliz derin devletinin bir adamı var, onu getirmek istiyorlar. Hükümet, İngiliz derin devletine karşı olan bir prens var. Onun gelmesi için ağırlık koysa çok iyi olur. Şimdi isim vereceğim, adamı ezmeye kalkabilir bazıları. Yani Suudiler ezmeye kalkabilir onun için söylemiyorum. Ama İngiliz derin devletinin adamları Suudi Arabistan’da her yerde, köşe başlarına doldular.

Yemen’i İngiliz derin devleti Suudi Arabistan’a bombalattı. Milyonlarca dolar para harcatıp, yüz binlerce Müslümanı şehit ettirdi Yemen’de. Daha yeni şu an devam ediyor. Oluk oluk İngiliz menşeili fabrikalar bomba imal ediyor, roket imal ediyor. Suudi Arabistan satın alıyor. Kendi satın aldığı uçaklarla vurduruyor, vuruyor. Ödü kopuyor. Diyorlar ki; “Eğer sen Yemen’i vurmazsan ben seni vuracağım” diyor. Korku belasına her dediklerini yapıyorlar. Korkamamaları için Tayyip Hocam bir atak yapsın, bir kabadayılık yapsın. Bak hepsi örnek alacak. Yoksa bu korku devam edecek. Bak, Pakistan’ın ödü kopuyor İngiliz derin devletinden. Bak Kenan Evren’i gördünüz. Ne yapacağını şaşırıyor. Abdülhamit’le başladı bu olay, şu ana kadar devam etti. Bir Atatürk karşı çıktı, bir de Tayyip Hoca. Ondan beri birçoğu bel büktüler, güçleri yetmedi. Yani ya yarı yarıya bel büktüler ya tam anlamıyla bel büktüler. Göster Kenan Paşa’yı. Bak kadın ne demesi gerektiğini söylüyor, görüyor musun? Yani ne konuşacağını söylüyor, gayet soğuk bir ifadeyle. Aynısını söylüyor. Lords; Allahlar anlamına geliyor. Lord; Allah anlamında İngilizce’de. Lords; Allahlar, ilahlar.

Yemen’de vurulacak hedefleri İngiliz derin devleti veriyor. Suudi Arabistan bu hedefleri tek tek vuruyor. Bu hedef belirlemenin yapıldığı askeri birimde altı İngiliz komutan; İngiliz ordusuna mensup altı komutan, yüksek rütbeli subay, uzman onları yönetiyor. Koordinatlar gösteriliyor bilgisayar ortamında. Suudi pilotlar da gidip, vuruyorlar. Parayı da İngiltere’ye ödüyorlar, bombaların paralarını. İngiliz derin devletinin dayatmasıyla yapılıyor bu. Bütün Müslüman aleminin gözü önünde oluyor bu. Yemen’in, tertemiz, mazlum Müslümanların, hiçbir suçu, günahı yok bunların. Geceli gündüzlü bombalanıyor Suudi Arabistan tarafından. İngiltere’ye de haraç ödüyor. Mesela yüz dolarlık bombayı bin dolara alıyor İngiltere’den. Bütün parasını oluk oluk İngiltere’ye akıtıyor. İngiliz derin devleti de o parayı kullanıyor.

Tayyip Hocam bu İngiliz derin devletine bir çaksın. Bir Osmanlı tokadı çaksın. İlk yiğitliği o yapsın. Gerçi söyledi; Ali Kemal dedi falan. Ama millet anlamaz onu insanlar. Çaycı Ali Kemal Amca zannederler. Anlamazlar. Net söylesin. Yani “İngiliz derin devleti bizim hasmımızdır. Biz bununla mücadele ediyoruz. Bütün İslam aleminin hasmıdır. Bütün dünyanın hasmıdır. Bütün dünyayı İngiliz derin devletiyle mücadeleye davet ediyorum” desin. Bir nevi mehdi gibi olur Tayyip Hocam. Yani çok büyük sevaba girer. Bak mahvediyorlar her yeri, örnekler veriyorum. Pakistan tir tir titriyor. Mısır tir tir titriyor. Bak Kenan Evren’i görüyorsunuz. Adam hazır ol da gidiyor yanında. Kadın ne söyleyeceğini söylüyor. Tak, aynısını söylüyor.

İngiliz derin devletinin hakkında İngiliz eski büyükelçi bak büyükelçi, elçi de değil büyükelçi, devletin bütün sırlarını bilen adam. “Haydut bunlar” diyor, İngiliz derin devletine. “Bütün cinayetlerin, ahlaksızlıkların kaynağı olan bunlardır” diyor. Adam anlatıyor. Büyükelçi söylüyorsa Tayyip Hocam büyükelçiye dayandırarak söylesin. “Büyükelçi böyle diyor, ben de buna inanıyorum” desin. Yani bunu desin. Hani diyecekler ki, nereden çıkardın? “Büyükelçileri söyledi. Ben de buna inandım” desin. Benim kitap da çıkmak üzere. Yani rahat olsun.

Evet, dinliyorum Fikret Efendi.

KARTAL GÖKTAN: Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Emre Tayanç -resmini görebiliriz- Güneydoğu’daki durumda münafıkların etkisi üzerine bir açıklama yaptı. “Münafıklar Konya’da da olur, Ankara’da da, Hakkari’de de olur, İstanbul’da da. Ama biz doğulular olarak münafığa karşı tavrımızı koyduğumuz sürece etkisi olmaz. Bu problemler sadece mermi atarak çözülmez. Ben teğmenliğimden beri mermi sıkıyorum burada. Ama dua ediyorum Cenab-ı Allah bize burada mermi atmak yerine omuz omuza, yumruk yumruğa kucaklaşarak problemleri çözmeyi nasip etsin” dedi.

ADNAN OKTAR: Paşa dindar, Paşa aslan. Münafıklık işte gece gündüz üstünde duruyoruz. Orada bir hikmet olduğunu anlamış, görmüş. Münafıklık hiç ağza alınmazdı Türkiye’de, hiç. Cumhuriyet tarihinde yok. Bak hükümet, Cumhurbaşkanı, herkes, kuvvet komutanları hep münafıklığı gündem yaptılar. İngiliz derin devleti 300 yıldan beri hiç konuşulmayan bir şey. Bilakis çok saygılıydı devlet ricalinin büyük bölümü. Ama bak şu an bütün Osmanlı’nın aslanları, Cumhuriyet’in aslanları aslan gibi kükrüyorlar. Yolu açtık Genç Osman gibi şimdi netice yakında görülecek. Eskiden bu hayal dahi edilemezdi. Böyle ordunun bu kadar dindar olması. Ağızlarına alamazlardı Allah’ın adını. Modern, aydın, aklı başında bir nesil yetişti. Eskiden ordu mensupları gizli dindardı, söyleyemiyorlardı. Ama şu an aslan gibi kükrüyorlar.

Münafıkların mesela teknoloji, interneti kullanmaları, telefon kullanmaları konusunu açtık. Ondan sonra bak bu açıklamalar, bu ataklar peş peşe gelmeye başladı. Hayata geçme şeklini bilmiyorlardı münafıkların. Mesela Fethullah Gülen hareketi içerisinde münafık yapılanma, biz münafıklığı anlatınca çok iyi anlaşıldı. Yoksa hiç bilemiyorlardı.

Şimdi kısa bir ara verelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona ediyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü