Harun Yahya

Sohbetler (18 Ocak 2017; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk siz de hoş geldiniz. Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Paranızı bankada tutun dendiği zaman bilin ki ‘Parayı bankaya yatır patron kimlerse onlar da vurgun yapsın’ denmek istiyordur. Finans sektörünün sahibi durumunda olanlar iş adamlarına, yatırımcılara gerekli muslukları açmıyorsa karşısında bizi bulacaktır.”

ADNAN OKTAR: EvvelAllah. Dinliyorum evet.

BÜLENT SEZGİN: Trump’ın Rusya’da hayat kadınlarıyla birlikte olduğu yönündeki iddiaları Putin “Bunlar seçimi kazanan Trump’ın meşruiyetine gölge düşürme çabaları” şeklinde yorumladı. Ve şunları söyledi; “Bu yalan haber birincisi bahsettiğimiz kişi Trump yetişkin biri. İkinci olarak bu kişi yıllarca güzellik yarışması düzenlemiş ve o nedenle de dünyanın en güzel kadınlarıyla iletişim kurmuş biri o nedenle onun yani Trump’ın otele konup bizim kadınlarımızla buluştuğunu düşünmekte zorlanıyorum.”

ADNAN OKTAR: Velev ki öyle bir şey olsa bile destekleyeceğiz Allah Allah. Ne yapıyorsa yapsınlar. Yaptıysa günaha girmiştir en fazla bir daha yapmaz. Yine destekleyeceğiz. İngiliz derin devleti böyle oyunlarla bir netice alamaz. Boşa çırpınıyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Putin ayrıca “Fahişelik çirkin bir olgu ama Amerika’nın seçilmiş başkanına karşı bu tarz sahte haberleri politik mücadele için kullananlar fahişeden daha kötüdür ve ahlaki değerleri yoktur” diye konuşarak tepki gösterdi. “Trump’ı tanımıyorum onunla hiç karşılaşmadım, uluslararası alanda ne yapacağını da bilmiyorum bu yüzden de ona saldırmak onu savunmak için bir nedenim yok” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Yok yok destekleyeceğiz. O samimi benim gördüğüm destekleyeceğiz. Çin de desteklesin, Türkiye de desteklesin, Türki devletler de, Arap alemi de. İngiliz derin devletinin tam aksi hareket edeceğiz. Bunu unutsunlar. Velev ki filmi gösterseler bile yine destekleyeceğiz. Bıraksınlar bize bu münasebetsizlikleri. Bir de bu çıktı. Kırk yıl, elli yıl bir siyasetçi kendini yetiştiriyor bir film gösteriyorlar hayda bitti. Nerede görülmüş böyle bir şey? Tamam yaptıysa günaha girmiştir tövbe eder bir daha yapmaz. Yok öyle şey.

“Kardeşlik sevgi birliğinde” diyelim inşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dünya basınında en son yayınlanan makaleleriniz şu şekilde Adnan Bey

ADNAN OKTAR: Dünya basınında en son yayınlanan makalelerim şu şekilde göreyim.

KARTAL GÖKTAN: İran’ın en büyük İngilizce günlük gazetelerinden Tehran Times’da ‘Geçmişten Ders Almak’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; geçmişte İngiliz derin devletinin Ortadoğu’yu şekillendirmede binlerce casus kullandığını, Şii-Sünni mezhepleri arasında suni çatışma meydana getirerek Ortadoğu’yu parçalama hedefini anlatıyorsunuz. İngiliz derin devletinin bu niyetinin aksine Kuran’da Allah’ın Müslümanların kardeşler olarak birlikte hareket etmelerini bildirdiğini bu yüzden Şii-Sünni kardeşliğine dikkat çeken hatırda tutan ilmi çalışmalar yapmanın öneminden bahsediyorsunuz.

1944 yılından beri Hollanda’da ‘Hristiyan perspektifi’ sloganıyla yayınlanan, okurlarına Hristiyan bakış açısını sunan Nederlands Dagblad Gazetesi’nde bugün bir yazınız yayınlandı, Hollandaca olarak yayınlandı.  Başlığı şu şekilde ‘Aklıselime davet: Kuran’a bağlı Müslümanların Musevilere bakış açısı nasıl olmalı?’ Allah’ın Kuran’da kitap ehli olarak bahsettiği Musevi kardeşlerimizi sevmemizi ve korumamız gerektiğini buyurduğunu anlatıyorsunuz. Dinimizin bize barış yolunu emrederken kendimizi öfke ve nefret duygularına teslim etmememiz gerektiğini hatırlatıyorsunuz.

İran’da en çok dağıtımı yapılan ve en çok okunanların başında gelen günlük Shark Gazetesi’nde ‘Türkiye ekonomisini güçlendirmek için takdire şayan halk hareketi’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda doların ani yükselişini ve daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla vatandaşların dövizlerini bozdurması sonucu tekrar düşüşe geçtiğini, bu olayın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türk insanının örnek dayanışma ve fedakarlığını bir kez daha gösterdiğini anlatıyorsunuz.

Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden Al Raya’da ise ‘Tıbbi yöntemlerle işlenen bir cinayet türü:: Ötenazi’ başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, Belçika’da çocuklar için tanınan ötenazi hakkının korkunçluğundan bahsediyorsunuz. Rızasıyla ve rızası olmadan doğrudan ya da yardımcı olarak insan yaşamına son vermenin vicdana uygun olmadığını ve ağır bir suç olarak kabul edilmesi gerektiğini açıklıyorsunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. İran gazetesinde -ki İran’ın en büyük gazetesinde- başyazı olarak İngiliz derin devletinin yerle bir edilmesi çok büyük bir olay yani İran bölgenin en güçlü İslam ülkelerinden birisi, bu İngiliz derin devletine en şiddetli tokatlardan bir tanesi.

EBRU ALTAN: Ruhani’nin yeni açıklaması vardı Adnan Bey. Siz yıllardır İran, Türkiye, Rusya çözüm olur diye bahsediyorsunuz o da yine aynı bu üç ülkeyi söyleyip çözüm olur diye aynı sizin ifadenizle konuşmuş.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

EBRU ALTAN: Ruhani’nin yeni bir açıklaması var, siz yıllardır İran, Türkiye, Rusya sorunu çözebilir diye anlatıyorsunuz, tam sizin ifadenizle bu üç ülkeyi sayıp çözüm olabilir demiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi; “Devletin işlerliğinde bir patinaj var, bu patinajın ortadan kaldırılması gerekiyor, çift başlılık işte bunu getiriyor. Muhalefet partililerimizden Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu gerçeği görmesi sayesinde anayasada yeni sisteme uygun değişikliklerin yapılabilme yolu açılmıştır. Ben milletim adına Milliyetçi Hareket Partisi liderine ve ekibine özellikle teşekkür ediyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: MHP’ye biz güveniyoruz, Tayyip Hocam’a da güveniyoruz ama neyin ne olduğunu gerçekten bilmiyoruz yani bilelim içimize sinerek olsun. Gözü kapalı kabul etmek benim yapabileceğim bir şey değil. Yani neyin ne amaçla ne gerekçeyle ama şöyle denilebilir, milli menfaatler var ama söyleyemeyiz, büyük bir risk altında Türkiye yani tahmin etmediğiniz olaylar var ancak bununla tedbir alabiliyoruz diyorlarsa bunu da kabul ederim. Hani dediler ya size söylesek üç saat ancak uyursunuz, büyük olaylar var yani teknik olarak ancak böyle engelleyebiliyoruz bunu diyorlarsa ama açık açık da anlatamayız diyorlarsa o da olur ama bir gerekçe olması lazım, bir şey söylenmesi lazım. Hiçbir şey olmadan bunu direkt kabul et dersen olmaz. Ben içimde huzurla güvenle kabul etmek isterim ve teşvik edip tasdik etmek isterim ama bilmediğim bir şeyi ben kabul ediyorum dersem adam bana soracak diyecek ki, “sen bunu neye göre kabul ettin?” “Bilmiyorum” şimdi bu dürüstlük olmaz, ben böyle bir şeyi kabul edemem.

Evet dinliyorum.  

KARTAL GÖKTAN: Obama yönetiminin görevi devretmeden önce PYD’nin Amerika’da temsilcilik açması için çalışma yaptığı ortaya çıktı. PYD’nin de bağlı bulunduğu Demokratik Suriye Meclisi Eş Başkanı İlham Ehmed, Amerika’da temsilciliğin açılması için çalışmaların devam ettiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Obama komünist eğilimli yani etrafındakiler de birçoğu komünist, ilk defa antikomünist birisi karşısına çıkıyor. Trump antikomünisttir, onun yaptığı tahribatı temizleyecek inşaAllah, onun için bütün Türki devletler İslam alemi Trump’ı desteklesin gözü kapalı ve gözü açık iki türlü de olur. Gözü kapalı destekleyenler bana güvenip desteklesinler, gözü açık destekleyenler de araştırıp desteklesinler ama antikomünist, anti-Darwinist bir insan yani eski güzel Amerikan rüyasını da canlandırabilecek gibi.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran, Türkiye ve Rusya’nın birlikte hareket etmesi durumunda Suriye sorununu çözebileceğini ifade etti ve şunları söyledi; “İran, Türkiye ve Rusya birlikte Halep ve Suriye’de ateşkes sağlayabiliyorsa bu mesele bu üç ülkenin etkin güç olduğu ve bu işi birlikte çözebileceğimizi gösteriyor.”

ADNAN OKTAR: Bunu yıllardan beri söylüyoruz, yıllardan beri anlattığımız bir konu. Bu birlikteliğin içine Suudi Arabistan’ı da alsınlar, Pakistan’ı ve Mısır’ı da alsınlar bitti, İttihat-ı İslam oldu demektir. Deccaliyeti yerle bir ederiz. Irak’la arayı düzeltelim, İsrail’le arayı düzeltelim, Mısır’la arayı düzeltelim, İran’la arayı düzeltelim, Rusya’yla arayı düzeltelim dedim Allah’a şükür hemen hemen hepsi oldu, bir tek Mısır kaldı. Ne dediysek oluyor Allah’a çok şükür, tabii bunlar benim söylememle olan şeyler değil, kaderde olan şeyler. Allah bizleri vesile ediyor, her konuda bizleri vesile eder yoksa biz aciz zavallı kullarız, Allah’ın gücünün vesilesiyiz. Allah bizleri vesile ediyor sadece söyletiyor zaten yaratacak oluyor ama aciz kuluna söyletir yani hiçbir konuda biz güç sahibi olamayız, bütün güç kuvvet Allah’a aittir. Mesela ne dediysek hükümet yaptı, ne dediysek hükümet yaptı, her dediğimizi yapıyor Allah’a çok şükür, dua mahiyetinde ama bu bizdeki güçten kaynaklanmıyor. O bizim duamız, Allah duamızı kabul ediyor yoksa kul acz içindedir, bütün güç kuvvet Allah’a aittir. Ne hükümetin gücü yeter ne başkasının gücü yeter, gücün kuvvetin tek sahibi Allah’tır.

EBRU ALTAN: Allah’ın sizi vesile ettiği böyle binlerce hayırlı konu var maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii yani, ne dediysek oldu. Mesela “Özel Harekat okulları açılsın” dedik açıldı, “sayısı artırılsın” dedik artırıldı.” Hastanelerde kanser hastalarından para alınmasın” derhal, akla hayale gelecek her şey. Mesela “İsrail’le arayı düzeltelim” dedik tamam, “Rusya’yla arayı düzeltelim” dedik tamam, ne dediysek Allah’a çok şükür.

BEYZA BAYRAKTAR: İnşaAllah, Allah sizi çok seviyor çünkü sebep olarak sizin söylediğiniz konular hep başarıya ulaşıyor, Allah sizi sebep ediyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mesela müfredata Cumhuriyet döneminde Osmanlı’da da münafıklarla ilgili hiçbir hüküm konulmamıştır, bizim rica etmemizden sonra Peygamberimiz (sav)’in münafıklarla mücadele metotları müfredata konuldu, münafıklığı biz gündeme alıp ana konu haline getirdik. Mesela biyomimetik ‘Teknoloji Doğayı Taklit Ediyor’ benim kitabım biliyorsunuz, bunu da hükümet aynı şekilde Milli Eğitim programına koydu. Altın oranı yıllardan beri anlatıyoruz yine aynı şekilde hükümet bunu Milli Eğitim programına koydu. İngiliz derin devletini anlatıyoruz, İngiltere’nin Ortadoğu ve Afrika’daki sömürgeciliği adı altında İngiliz derin devletini anlatıyor yeni müfredatta hükümet, bak Allah’a çok şükür elhamdülillah vesile olduk. Mesela Allah yolunda mücadele cehdetmek cihat, gece gündüz anlattığımız konu bu konu da müfredata konuldu. Mesela Sykes-Picot ve McMahon gibi gizli anlaşmalar ve günümüze etkileri aylardan beri anlatıyoruz bu da müfredata konuldu.  Mesela Amiral Bristol ve General Harbord raporları ve İngilizlerin Anadolu’yu işgalinin haksızlığı konusunu anlattık bu da müfredata konuldu. Sanal ortamdaki ahlaksızlıklar olumsuz davranışlar bunları anlattık bu da müfredata konuldu. Kan ve kemik iliği bağışının önemini anlatıyoruz aylardan beri bu da müfredata konuldu. Mesela Karadeniz ve hava hakimiyet teorileri ve küresel güçlerin mutlak güç olma arzusu anlattığımız konu bu da müfredata konuldu. Mesela etnik ideoloji ve mezhep temelli çatışmaların topluma zararları. Mesela Alevi-Sünni ayrımı, Şii-Sünni ayrımının yanlışlığını anlattık, bu da müfredata konuldu.

EBRU ALTAN: Siz “Milli şuur dersi olsun” demiştiniz yıllardır bunu savunuyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Milli şuur da kondu, maşaAllah. Şehitlik ve gazilik sürekli üstünde durduğumuz konu, oda müfredata konuldu. Taassup, gelenekçi tutucu, yanlış İslam anlayışı konusu, taassup konusu o da müfredata konuldu. Korucuların kadrolu hale gelmesini yıllarca savundum. Sonunda bak onu da hükümet yaptı Allah’a çok şükür. “Şehit ve gazilere de yardım edilsin” dedik gece gündüz. O da halloldu. “Kalekol yapılsın” dedik o da oldu. Ne dediysek oldu Allah'a çok şükür. Hepsi dua mahiyetinde.

BEYZA BAYRAKTAR: Şehitler tekbirlerle uğurlanıyor. Siz o yas mantığını ortadan kaldırdınız.

ADNAN OKTAR: Tabii bu “Ağlama, inleme, ahu eninde bulunma, yas bunlar İslam’a uygun değil” dedik. “Bandoyla, mızıkayla cenaze kalkmaz” dedik. “Tekbirle kaldırın” dedik. Tekbirler her yerde hakim oldu. Bandoyu mızıkayı kaldırdılar. Ne diyorsak Allah'a çok şükür o yerine geliyor. Dua mahiyetinde.

KARTAL GÖKTAN: “Allah bize de şehitlik nasip etsin” dediniz. Daha sonra cumhuriyet tarihinde ilk defa Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar…

ADNAN OKTAR: Bütün hükümet üyeleri “Allah bize de nasip etsin” dedi. Birçok insan şaşırdı niye böyle diyorlar diye.

BEYZA BAYRAKTAR: Çok hayırlı bir insansınız maneviyat açısından halkı çok güçlendirdiniz Allah razı olsun. Hüzün hakimken şu anda herkes coşku içinde maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii, “Korkak” falan diyorlardı Türk milleti için. 15 Temmuz’da kabadayılığın kitabı yazıldı.

EBRU ALTAN: Sizin vesilenizle. Siz şehitliğin, gaziliğin üstünlüğünü anlattınız.

ADNAN OKTAR: Ki bu da en hafifinden bak en hafifinden. En az. Elimizi çok hafif tuttuk. En hafifi. Çünkü ben zor yatıştırdım. “Aman” dedim “Sakin olun. Aman aslanlar” dedim. Yoksa bu darbecileri hoşafa çevireceklerdi yani. Darbeyi sabaha kadar durdurmak için gayret ettik. Darbenin sahte olduğunu, oyun olduğunu, küçük bir grubun komplosu olduğunu ilk Türkiye’ye duyuran benim. Saatler sonra hükümet üyeleri ve diğer kişiler açıklama yaptılar. Tayyip Hoca benden bir saat sonra açıklama yaptı.

EBRU ALTAN: Siz onları açıklama yapmaya davet ettiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, hepsini açıklama yapmaya davet ettim. “Meclise gidin” dedim bir kısmına. Bir kısmına “hemen çıkın açıklama yapın” dedim. “Sayın Devlet Bahçeli çıksın açıklama yapsın. Sayın Kılıçdaroğlu çıksın açıklama yapsın” dedim “Tayyip Hocam.  Kuvvet komutanları, hava, kara, deniz açıklama yapsınlar” dedik.

BEYZA BAYRAKTAR: Sizin iki cümleniz yetti. “Bu sahte bir darbedir” dediniz. Sonra moralleri de bozuldu darbecilerin. Çöktüler.

ADNAN OKTAR: Ben zaten hakikaten bu darbe sahte darbe dedikten sonra, bu geçersiz, oyun dedikten sonra moral sıfıra gitti. Apar topar gittiler. Televizyon yayını yapan sistemleri vurmaya kalktılar. Güya buradaki yayını durduracaklar. Allah şaşırttı süs olarak kullanılan anteni gidip vurdular.  Yayına yine devam ettik. Durduramadılar.

Bu Robert Kennedy’nin özelliği İngiliz derin devletini ilk anlayan insanlardan olması. Ve bayağı tavır koymuştu. Uzun uzun anlatıyordu İngiliz derin devletinin riskini. Ama isim vermeden. Onu vurduklarında adamlar dediler ki artık bu iş bitti herhalde. Ama bu sefer ağabeyi devreye girdi. John Kennedy. John Kennedy’nin vurulmasından beş yıl sonra 1968 yılında başkanlık seçimi kampanyasından hemen önce vurularak öldürüldü Robert Kennedy. Ağabeyi John Kennedy’nin vurulmasından sonra. Beş yıl sonra ama bak. 1968 yılında. Robert Kennedy’i vuran Sirhan Sirhan isimli kişinin zihin kontrol sistemi ile bu cinayeti işlediği öne sürüldü. Adam hipnoz halinde manyak gibi böyle. Kennedy arka taraftan ve yakın mesafeden vuruldu aslında. Raporlarda, adli tıp raporlarında, mahkemeye intikal eden raporlarda arka taraftan ve yakın mesafeden vurulduğu tespit ediyor. Ama bu Sirhan Sirhan’ın mesafesi çok uzak. Bir binanın üst katı, çok uzak. “Uzaktan dürbünlü tüfekle vurdu” diyor. Halbuki atış yakından atış. O adamı kullandılar sadece Sirhan Sirhan’ı. Onun üstüne yıktılar. Zaten adamı da gidip vurdular sonra. Kennedy’i vuran kurşun aslında keskin nişancı, CIA’nın keskin nişancıları tarafından vuruluyor. Fakat Sirhan’ın görevi sadece dikkati dağıtmak. Yani işte “Vuran nerede?” “Tavanda” falan dediler. Polis o tarafa doğru koştu. Gerçek vuranlar kayboldu o zaman. O kargaşada. Susturucu silahla vurdular yakından. Mesela Sirhan Sirhan, “Kennedy’i vurduğuma dair hiçbir şeyi hatırlayamadım” ceza evinde bulunduğu sürede. Boş bakışlarla böyle bakıyor adam. Neden karakola götürüldüğünü de anlamamış. Onu soruyormuş. Beyni boşaltılmış gibi. Hafızası boşaltılmış gibi adam. Sadece üst kata oraya çıkarıyorlar. Oradan ateş ediyor birkaç el. Vuruş yakından. O adamın ateş ettiği yer neresi? Çok uzak. Binanın en üst katı ve çok uzak. Araba hareket halinde. Çok büyük bir oyun döndü.

EBRU ALTAN: Araştırma komisyonunda merminin çok uzaktan köşeleri dönerek ve bir saniyeden daha fazla havada kaldığını iddia etmişler hatta.

ADNAN OKTAR: Bu da alay eder gibi bir şey. Binanın resmi var çok yüksek bina. “Dürbünlü karabinayla vurdu” diyor. Araba hareket halinde. Halbuki tam sırtından arkadan vurulmuş enseden. Yakın atış var. Yakın atışla vurulmuş. O atışı sadece hedef saptırmak için kullanmışlar. Sonra da Sirhan Sirhan’ı çekip vurdular. Delil de ortadan kalkmış oldu onlar için.

Mesela “Irak’la arayı düzeltin” dedik. Bu Başika konusunda savaş çıkacaktı neredeyse. Israrla üstünde durunca arayı düzelttiler. Allah'a çok şükür elhamdülillah. Mesela ben “sanata değer verin, çok önemli bir konu” dedim. Tayyip Hocam çıktı dedi ki, “Biz sanat konusunda hakikaten eksik kaldık” dedi. İsrail’le aranın düzeltmesi konusunu ben gündeme getirdiğimde adamlar işte “sen Yahudi’sin, İsraillisin sen. Adnan Oktar sen değilsin. Nasıl İsrail’le dost olmamızı istersin?” Tamam, Adnan Oktar değilsem suç mu bu yani? Aron Kohen olmak suç mu? O nedir? O da bir insan nihayetinde. Yok, İsrail’de yaşıyormuşum. İsrail’de yaşamak suç mu? Yok, Kudüs’te yaşıyormuşum suç mu?

EBRU ALTAN: Siz “İsrail özür dilesin” demiştiniz. İmkansız gözüyle bakıyordu bütün çevreler. Daha sonra siz Tevrat’tan delil gösterdiniz. Ve sizin yine ifade ettiğiniz miktarı öne sürerek tazminat ödemeyi kabul ettiler ve özür dilediler.

ADNAN OKTAR: Tabii. Tayyip Hocam çıktı dedi ki “İlk insan Hazreti Adem (as)’dir” dedi. Darwinistlere tak tokadı vurdu. İstedikleri kadar çırpınsınlar. Tayyip Hocam’a laf yok. Tayyip Hocam bizden. Tayyip Hocam’ın kılına tüyüne dokunamazlar. Müsaade etmeyiz. Ama anayasada da Tayyip Hoca’ya uzak kurabilirler. Buna da müsaade etmeyiz. Ne malum iyi niyetle yapıldığı bazı maddelerin? Tuzak da olabilir. Ben mesela dedim ki “Askeri birliklerin şehir içinde ne işi var?” dedim. “Şehir dışına çıkarılsın” dedim. Hemen bak askeri birlikler hep şehir dışına çıkarıldı. Allah’a çok şükür.

KARTAL GÖKTAN: Mesnevi’deki ifadeleri siz anlattıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan Mevlana’nın anma törenine katılmamıştı.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Mesela Tayyip Hocam dedi ki “PKK Allahsız itapsız bir örgüttür” dedi. Sürekli bizim söylediğimiz bir şey. İlk defa söyledi. Eskiden askerler direkt binalara giriyordu. Ben dedim ki “Binaları uzaktan patlatın tank ateşiyle, topçu ateşiyle yani önce uyarın kimse kalmasın içinde. Sonra topçu ateşiyle binayı dağıtın polis sonra girsin” dedim. Patlayıcı olması ihtimaline karşı. Çünkü eskiden patlayıcı oluyordu. Asker, polis içeri giriyordu imha oluyorlardı Allah esirgesin şehit oluyorlardı. Ben bunu dedikten sonra Allah’a çok şükür Tayyip Hocam dedi ki “Binalar uzaktan patlatılmalı” dedi. Ben bunu söyledikten sonra. Ondan sonra hep binalar uzaktan patlatılmaya başlandı. Mesela ben hep “sevgi sevgi” dedim. “Sevgimiz silahları yenecek” dedi Tayyip Hocamız.  Tayyip Hocam aslan.

BÜLENT SEZGİN: “Ne Şii’yim, ne Sünni’yim” dedi.

ADNAN OKTAR: Mesela bak bu çok önemli bir konuşma. Bu Mehdiyet ağzı.  Bayağı güzel.

EBRU ALTAN: İngiliz derin devleti kavramını ilk defa siz açıkladınız. Onun üstüne zaten bütün Türkiye’de gündem oldu.

ADNAN OKTAR: Birçok konuda önce çok çekiniyorlar ben söyledikten sonra çok rahat konuşmaya başlıyorlar. “Şii-Sünni kardeştir. İran’la kardeşiz” bir türlü diyemiyorlardı. Şii karşıtlığı sanki ibadet gibi görüyorlardı. İran’a karşı olmayı ibadet gibi görüyorlardı. Biz onu kaldırdık elhamdülillah. Hükümetin de eli çok güçlendi. Çok rahat konuşabildiler ondan sonra. Mesela çözüm sürecine herkes olmasa da yüzde seksen, doksan kendini kaptırmıştı. Ben şiddetle karşı çıkınca herkes çözüm sürecine karşı çıktı. Ve şu an bu mesele halloldu. Eskiden Atatürk’ün dindar olduğunu söylemek mümkün değildi. Ama bak herkes şu an Atatürk’ün dindar olduğunu söylüyor. İlk ben, bu konu vurgulayan benim. En güçlü vurgulayan, kitaplar çıkaran, ispat eden de benim.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Münafık Müslümanların Maddi İmkanlarını Ne Kadar Çok Kullanabilirse O Kadar Büyük Kar Elde Ettiğini Sanır

CEYLAN ÖZBUDAK: Hocamız’ın kitabından biz okumaya başlıyoruz. Daha sonra Hocamız da bize katılacak inşaAllah.

Münafık Müslümanların sadece malını mülkünü değil güzelliklerini sağlıklarını, sevgilerini, mutluluklarını, enerjilerini ve vakitlerini de çalmak ister.

ADNAN OKTAR: Ayetullah Hamaney bölge için Ortadoğu için en büyük tehdit kaynağını İngiltere kraliyet rejimi olduğuna dair bir açıklama yapmış. Bu iki yüz yıldan beri yapılmayan bir açıklama, ilk defa oluyor. Bak öncü olduk hayır işledik elhamdülillah. Hamaney bu açıklamayı Şii ve Sünni İslam Alimleri, İslam ülkeleri, elçileri ve İran halk kesimleriyle yaptığı bir grupla görüşme yaptı. Konuşmasında İngiltere yönetiminin küstahça yani İngiliz derin devletinin küstahça İran İslam Cumhuriyeti’ni bölge ülkelerine karşı tehdit oluşturduğunu ancak İngiltere herkesin bildiği gibi asıl tehdit, fesat ve fitne kaynağının İngiltere derin devlet rejimi olduğunu vurguladı diyor. Açıklamasında belli başlı noktalar şöyle diyor hepsini anlatmışlar. O Myanmar’daki İngiliz derin devletinin katliamları, Nijerya’daki katliamları hepsini anlatmış. İngiliz Şia’sıyla Amerikancı Sünnilerin bir makasın iki kolu olarak iki Müslüman arasında ihtilaf ve çatışma çıkartıldığını, bunu İngiliz derin devletinin organize ettiğini. Bak yazım daha yeni çıktı. Hemen akabinde açıklama geldi. İran’da Tehran Times’da ana yazı olarak çıktı, başlıktan çıktı. Hemen gıyabında çok kapsamlı Ayetullah Ali Hamaney açıklama yaptı. Yazım sabah çıktı, bak konuşma şu an. Gerçi daha önce de açıklamıştı ama Ayetullah Hamaney yeniden yine açıklama yaptı. 17 Aralık’ta da yaptı bu tip bir açıklama. Bu açıklamasını 17 Aralık’ta yaptı.

İngiltere’de Exeter Kütüphanesi bu işte malum adamların yetiştiği üniversitenin kütüphanesinde 1852 basımlı bir şiir kitabı var. Bak psikopatlıklarına bakın ki idam edilmiş bir mahkumun derisinin üstüne yazılmış bu şiir kitabı.  

CEYLAN ÖZBUDAK: Manyaklık.

ADNAN OKTAR: Tam manyaklık, adamların deliliğine gülüyorum Allah akıllarını almış.

Trump’ın kızı Ivanka’yla Putin’in kız arkadaşı Wendi Deng’le birlikte tatil yapmış fotoğraflarını paylaşmış. Fotoğrafı var mı sizde?

BÜLENT SEZGİN: Evet vardı gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Hangisi hangisi?

BÜLENT SEZGİN: Wendi Deng, Ivanka ile beraber.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan terör saldırılarının İstanbul’u hedef almasının bir tesadüf olmadığını, altında ekonomik bir mesajın olduğunu söyledi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’e seslenen Erdoğan şunları söyledi: “Tarlada domates bir lira, çarşıda yedi-sekiz lira. Ne bu? Arada olanlar kimler? İnsaf insaf. Bu işe kesinlikle bir çözüm bulmamız lazım. Çiftçime sesleniyorum bir yıl önceden senin tarlanı satın alanlar noktasında dikkatli ol. Gıda Tarım Bakanımız’ın tedbirini alması lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet Tayyip Hocam haklı hem de yerden göğe kadar haklı.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza. Birazdan Hocamız’la birlikte olacağız tekrar inşaAllah.

VTR: Yaşlanmak ve Ölümün Yaklaşması Münafığın Dehşetli Bir Korkuya Kapılmasına Neden Olur

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Yayınımıza devam ediyoruz. Evet dinliyorum

BÜLENT SEZGİN: Medyada karanlık bağlantıları ifşa eden CIA ve Alman istihbaratı ile çalışan gazetecileri anlatan ‘Satılmış Gazeteciler’ kitabının yazarı Alman Gazeteci Udo Ulfkotte 4 gün önce evinde ölü bulundu. Yapılan açıklamada Ulfkotte’nin kalp krizinden öldüğü söylendi.

ADNAN OKTAR: Bu da İngiliz derin devletinin cinayetlerinden klasik, hepsi kalpten öldü diyorlar kalbi durduracak bir ilaç veriyorlar muhtemelen potasyum, hiç adamlar üstünde durmuyor. Zaten birçok yerin savcılıkları adli tıp falan son derece lakayt oluyor. Bakıyor doktor kalp enfarktüsü diyor. Enfarktüs de neden olmuş enfarktüs, durduk yere enfarktüs olur mu bir adamda? Umurunda bile değil. Kalp durduysa insan merak etmez mi? “Durmuş” diyor. “Neyine bakacağız?” diyor, “e ne yapalım?” “Götürüp gömün” diyor dolayısıyla sürekli bu tip olaylar örtbas edilmiş oluyor yani savcılıklar bu konuda yurtdışında son derece lakayt birçok ülkede, umurlarında bile değil adamların.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İngiliz Telegraph’ın haberine göre, 2015’te Yemen’de savaşın başlamasının ardından İngiltere, Suudi Arabistan’a 3.3 Milyar dolarlık silah satışı yaptı.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP tutuklu Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a yönelik yapılan soruşturmayla ilgili iddianame tamamlandı, iddianamede Demirtaş’ın 142, Yüksekdağ’ın 83 yıla kadar hapsi istendi.

ADNAN OKTAR: İnsan ömrü yetmez ona, müebbet gibi bir şey. Evet. Nedir suçları?

BÜLENT SEZGİN: Açıklama yoktu şu an detaylı, öğreneyim.

ADNAN OKTAR: Ama istenir de yani idam da istenir ama mahkemenin vereceği karar önemli yani savcının istemesi yani bir karar anlamına gelmiyor. Zamanında diğer ağır mahkemelerde de hep öyle idam cezası müebbet falan istenmişti hatta bir süre sonra bir kısmı beraat etmişti veyahut çok az bir ceza almışlardı falan feşmekan. Yani savcılığın iddiasını esas almamak lazım, mahkeme kararı değildir o, o talep yani takdiri mahkeme yapar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rus Pravda Gazetesi ‘Erdoğan geleceğin büyük sultanı’ başlıklı bir haber yayınladı. Yeni anayasa değişikliğiyle Erdoğan’ın Silahlı Kuvvetler ve istihbarat birimlerinin kendisine bağlanması dahil çok geniş yetkilere sahip olacağı söylendi. Haberde bir Rus Ortadoğu uzmanının görüşüne de yer verilerek, Türkiye’deki bu gerilimli ortamın yeni bir darbeye zemin hazırlayabileceği belirtildi.

ADNAN OKTAR: Evet, yok canım makul bir anayasa olursa yani halka açıklanırsa, herkes ikna edilirse ama böyle yani alelacele ne olduğunu açıklamadan, bir kısmını böyle tehditkar üsluplarıyla falan meclise sunulursa yani halk oylamasında pek oy çıkmaz gibi geliyor bana, bu riskli. Çünkü AK Partiliyim diyen bazı tipler var alenen tehditkar konuşuyorlar televizyonda falan. Geçenlerde gördüm kimi sanatçıları tehdit ediyor, kimi bilmem kimi tehdit ediyor böyle bayağı pervasızlar yani garip bir şımarma var bir kısmında. Bu, Tayyip Hoca’yı zor duruma sokmak için yapılmış bir oyun olabilir, bir provokasyon dönüyor olabilir. Tayyip Hoca’nın da bu anayasanın bütün maddelerinden haberdar olup olmadığını da bilmiyorum yani gerekçelerinden haberdar olup olmadığını bilmiyorum. Çünkü sürekli değiştiriyorlar, değiştirildiklerine göre o da direnirdi eğer kendi bilgisi dahilinde olsa ve önemli görse aman derdi bunlar böyle olmasın falan derdi, demiyor, bir gariplik var. Anayasanın değiştirilmek istenilen maddelerinin hepsini halka anlatılması, ikna edilmesi, gerekçesinin izah edilmesi lazım yoksa böyle aceleye getirerek, gerekçesini açıklamadan hatta tehditkar bir üslupla bu olmazsa işte şöyle olur, şöyle olmazsa böyle olur bu bir üslup değil, bu çok riskli olur.

Yeni darbe çok zor yani ordunun içerisinde öyle bir grup yok, ordu bayağı aklı başında yani bir fevkaladelik üstü fevkaladelik yani çok muazzam bir açmazı düşünse ordu mensupları belki böyle bir şeye girebilirler diye düşünürüz, öyle bir şeyin oluşması çok çok güç. Öbürleri intikam için yaptılar zaten, kinlenmişler yani Mehdilik sizde mi kalacak bizde mi kalacak tartışması sonucunda işi darbeye götürdüler. Darbe pek çıkacak gibi değil, darbe olmaz yani teknik yönden mümkün görünmüyor ama yani halka bu konuları açıklamadan halkoyuna bu sunulursa halk buna olumsuz tepki verir ben söyleyeyim ve hükümet de çok zor durumda kalır yani ret alır hükümet, kabul etmezler yani mutlaka açıklanması lazım. Gerekçesiyle bak bu sizin lehinize, şu yönden lehinize, şu yönden vatan millet faydasına diye açıklanması gerekiyor yoksa düşünmeyin, araştırmayın, konuşmayın basın eveti bitsin böyle bir şey olmaz bu çok riskli. Ben Tayyip Hoca’ya bir oyun hazırlandığını da düşünüyorum, bana şüpheli geliyor bu hareketler. Bu konuyu aklı başında kişilerin yeniden bir daha değerlendireceğini düşünüyorum.

Selam veren selamı takip edecek.

İnsan bilmediği bir anayasa maddesine nasıl olumlu oy verir, bilmiyorsun etmiyorsun faydası mı var? Zararı mı var? Bu nasıl vatan sevgisi?  Nasıl millet sevgisi? Olur mu öyle şey, ne yaptığını bilmeden bir insan bir şeye evet der mi? Hayır, diyebilir ki “Tayyip Hoca biliyor ben ona güveniyorum.” Tayyip Hoca biliyor olsa bu kadar madde değişmez, bir acayiplik var. Tayyip Hoca onu çok önemli görse diretir, “arkadaş” der “bu çok önemli bunu bir daha gözden geçirin” falan bir şey demiyor. Çok önemli maddeler değişti hiç sesini çıkartmadı. Demek ki bir şeyler var yani bu anayasayı hazırlayan bir ekip var. Çok özür dilerim ama kendi kafalarına göre hazırlamışlar. Halka da açıklama yapmıyorlar, iyi niyetli olabilir bak çok faydası oluyor faydasını bilelim seve seve tasdik edelim ama bilmiyoruz etmiyoruz. Şu an ne anlama geldiğini de anlamadık bunun yani faydası nedir, zararı nedir bilmiyoruz bize bu açıklansın.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Takvim’den Bekir Hazar bugünkü yazısında, İngiliz derin devleti ve IŞİD bağlantısını anlattı, şöyle söylüyor; “İngiltere haydut devlet diyen İngiliz Büyükelçi Craig Murray “DEAŞ’ın içinde çok sayıda istihbarat örgütü cirit atıyor” dedi. İngiliz istihbaratı MI6 Başkanı Sir Alex “DEAŞ’ın içindeyiz” diye resmi açıklama yaptı. İngiliz vali tarafından yönetilen Kanada’nın ajanları sınırımızda DEAŞ’e eleman götürürken yakalandı. 15 gün önce Suriye’nin güvenliğinden sorumlu bir bakan “DEAŞ’in içine çok sağlam ajanlarımız sızdı” dedi.”

ADNAN OKTAR: Bak, onun yayınlamadığımız videoları var mı bizde?

KARTAL GÖKTAN: Vardı evet.

ADNAN OKTAR: Vardır o zaman görelim. Craig Murray öyle mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet, gösterebiliriz.

KARTAL GÖKTAN: Bir video daha vardı.

ADNAN OKTAR: Evet. Kimin?

KARTAL GÖKTAN: Yine Craig Murray’in.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca’ya çok dolaylı yoldan bir tuzak hazırlıyor olabilirler. Çünkü İngiliz derin devleti çok şeytandır. Yani anayasanın içine gizli maddeler koyup, Tayyip Hoca’yı zor duruma sokmak istiyor olabilirler. Bilmeyenler de bilmeden o maddeleri hayata geçirmek istiyor olabilirler. Bir bakmak lazım.

Kadir Güntepe; Kaymakam. ByLock kullandığı anlaşılınca tutuklanmış. Kim bu Kadir Güntepe?

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Tanıyor muyuz? Resmini bir yerden tanıyorum ama bu…

BEYZA BAYRAKTAR: PKK’ya karşıydı. O yönden çok haber olmuştu, PKK’ya karşı olarak.

ADNAN OKTAR: Evet.

Tayyip Hoca geçenlerde; “Bildiklerimi anlatamıyorum” diyor. Anlatsın, bizimle paylaşsın. Kardeşiz yani 33 milyonuz. Ortamıza alır, koruruz yani. Hiçbir şey olmaz. Diyorlar ya işte “Üç saat uyku uyuyabilirsiniz ancak” diyorlar. Anlatın, ne var? Nihayetinde en fazla şehit oluruz. Yani bu kadar tedirgin olacakları ne var? Adam en fazla bize saldırır. Biz de kendimizi koruruz yani.

Bak, Ardan Zentürk de aynı benim kanaatimi söylüyor. Ben bunu iki-üç kere söyledim bu kanaatimi. Onun da kanaati gelmiş. Bak diyor ki; “Kişisel kanaatim, yeni sistemin asıl cumhurbaşkanını yüksek risklerle rotalandırdığı yasama, yargı kumpaslarına açık hale getirir” diyor. Yani böyle antipati meydana getirecek bir sisteme doğru Tayyip Hoca’yı çekmek istiyor olabilirler. Yalnızlaştırmak, bütün sorumluluğu üstüne bırakıp, onu ezdirmek istiyor olabilirler. Yani böyle bir garip pozisyona getirmek istiyor olabilirler. Böyle padişah gibi falan göstermek istiyor olabilirler.

33 milyon hazır asker çıkartırız. 83 milyonuz ama 33 milyon kılıç gibi asker çıkartırız. Yani çakı gibi. 83 milyonun hepsini asker yapamayız.

Tayyip Hoca’ya bir kumpas yapıyor olabilirler. Bir oyun oynuyor olabilirler. Bu anayasa olayıyla başını belaya sokmaya kalkıyor olabilirler. Tayyip Hocam uzmanlarıyla olaya bir baksın. Bir teşkilata getirme var gibi görünüyor. Bu eski sistem iyi. Hem başbakan hem cumhurbaşkanı; orada sorumluluk ikiye bölünüyor. Onun üzerine şimşekler gelmez. Yani sorumluluğu azalmış olur. Teke düşürüp, tek kişiye getirip, bütün sorumluluğu üstüne yükleyip, müthiş bir yetki de vererek, muazzam bir yetki vererek, onu açmaza ve kilitlenmeye doğru götürmek istiyor olabilirler. Yani bütün Türkiye’nin sorunlarını tek bir kişinin üstüne yükleyip, bir kilitlenmeye doğru götürmek istiyor olabilirler. “Bak her şeyden de sen sorumlusun” diyecek olabilirler. Tayyip Hocam milletle iç içe hareket etsin. İstişare ederek hareket edelim. Bence demokratik parlamenter sistem iyi. Sorumluluk dağılıyor. CHP’yi de kucaklasın yani CHP’yle zıtlaşmasın. MHP’yle bağlılığı güzel. CHP’yi de yanına alsın. Toplu hareket etmeye mecbur yani. Sonuna kadar öyle gitmek gerekiyor. Darbe gecesi nasıldı? Herkes ittifak halinde ya ancak öyle mukabele edilebilir. Yoksa İngiliz derin devletinin çok fazla elemanı var. Yani AK Partiliyim gibi ortada gezen tipler var ama bir olay olsa bunlar hemen geri dönerler. Tayyip Hoca’yı bunlar ortada bırakırlar. Yani adamların suratından, tavrından, üslubundan belli. Bunlarda Rumilik var, Darwinistlik var, İslam’a uzaklık var, Müslümanlar incelensin işte şeffaflaştırılsın diye Müslümanlara karşı şüpheci bunların yaklaşımı. Tayyip Hoca’dan da hiç hoşlanacak tipler değil. Hep enaniyetli, kibirli adamlar. Ortada bırakmak istiyor olabilirler, yalnız bırakmak istiyor olabilirler. Tayyip Hocam’a milletçe sahip çıkarak; dertlerini de açıkça bize anlatsın çıksın canlı yayında. Hatta toplanalım beş milyon, altı milyon bir geniş alanda, havanın iyi olduğu bir gün. Ne varsa derdi, hepsini anlatsın. Diyor ya; “3 saat uyuyamazsınız. Bazı bildiklerim var, anlatmak istemiyorum.” Anlat, yanındayız. En az altı milyon adam toplarız, altı-yedi milyon. Demokratik yöntemlerle yeri göğü inletiriz, kanunla-hukukla. Öyle bir şey yok. Kılına da dokundurtmayız. Rahat olsun Tayyip Hocam. Bütün sorumluluğu üstüne vermek istiyorlar. Ben normal bir gidişat olarak görmüyorum bunu. Herkes geriye çekiliyor, birçok kişi. Bir tek Tayyip Hoca’yı ortada bırakacaklar. Akıl almaz yetkiler, sonra da diyecekler ki; “Bu nasıl bir insan, bütün yetki onda? Demokrasi diye bir şey kalmadı, hukuk kalmadı. Meclisi devreden çıkardı” falan. Ee? “İşte gereğini yapın” falan diyecekler herhalde bazı tipler. Böyle bir plan da dönüyor olabilir. Yani iyi niyetle de yapıyor olabilirler, fakat bir oyun da dönüyor olabilir. Yani bir şeyler dönüyor da olabilir. Biraz akılcı bakmak lazım. Çünkü adamların gözü dönmüş. Tayyip Hocam daha böyle serinkanlı, geniş bir ekiple bir daha bir değerlendirsin. Bir oyun seziyorsa halka söylesin, bizlere söylesin. Hemen yanında tavrımızı gösterelim. Destek konusunda sorun çıkmaz. Tayyip Hoca bir kere bu konuda tedirgin olmasın. Biz destek oluruz, öyle bir şey olmaz. Çünkü çözüm sürecinde kumpasa sokmaya çalıştılar. Tayyip Hoca’ya çözüm sürecinde muazzam bir kumpas kurdular. Ve oraya doğru çektiler Tayyip Hoca’yı çözüm sürecinde. Biliyorsunuz, başını derde soktular. Sonra Suriye’de başını derde soktular. İşte “sen Şam’da namaz kıldıracaksın” falan dediler. Yani nasıl söyleyeyim? Argo da konuşmak istemiyorum ama oyun oynadılar gibi bir görüntü oldu. Veyahut onu andıran bir görüntü oldu diyelim.

EBRU ALTAN: Birçok kişi Rusya’yla barışmasına da engel olmak istedi.

ADNAN OKTAR: Bak, İran’la kavgalı hale getirmek istediler. İsrail’le kavgalı hale getirmek istediler. Biz bunu zor bela çözdük. Çok uğraştık. Bize demedik laf bırakmadılar. “Aman Tayyip Hocam, senin başını belaya sokmak istiyorlar. İsrail’le barış” dedim. Suriye’yle, Irak’la da barış dedim. Bak uğraştıktan sonra onu halledebildik. Orada da bir kumpas ve oyun varmış gibi görünüyor. Yani öyle bir his veriyor insana. Ne yapsalar bir acayiplik; her yerde başını belaya sokmaya çalışıyorlar gibi görünüyor. Şimdi başını yine belaya sokmaya kalkıyor olabilirler. Bir şey var bu işte. Yani benim içime sinmedi bu. İlk defa yapmıyorlar ki kardeşim bunu. Yani bak çözüm süreci dediler, başını belaya sokmaya kalktılar. Suriye’de başını belaya sokmaya kalktılar. Libya’da başını belaya sokmaya kalktılar. Mısır’da başını belaya sokmaya kalktılar.  Mısır’daki olayı biliyorsunuz. Direkt Tayyip Hoca’nın öncülüğünde gelişti birçok olay. Orada bir teşkilat oluşturdular ve teşkilata geldi olay. Yani kumpas kuruldu. Ve kumpasın sonucunda da gördünüz, Mısır ne hale geldi yani. Yine bir şey dönüyor olabilir. Bak benim bu işi hiç anladığım vaki değil yani. Anlamadım ben bu işi. Bunda bir gariplik var. Tayyip Hocam bunu bir daha bir gözden geçirsin. Benim hiç içime sinmiyor bu iş. Başından beri içime sinmiyor. Bunda bir gariplik var. Kardeşi olarak ben söylüyorum. Mesela Musaddık’a da böyle yapmışlardı. İlk darbe yaptılar, beceremediler birinci darbeyi. Sonra Musaddık’a geniş yetkiler verdiler, acayip yetkiler verdiler. Anayasayı falan değiştirdiler. Sonra darbeciler dedi ki; “Adam tam klasik diktatör. Tam padişah oldu başımıza. Meclisi, şunu bunu ortadan kaldırdı. Her şeye kendi karar veriyor” dediler. Tak, darbe yaptılar. Millet de; haklı falan dedi. İran halkı da ‘haklısınız’ dediler, birçoğu. Bir şey dönüyor yani. Mesela Saddam ve Esad’a da önce sınırsız yetki verdiler. Akıl almaz yetki. Adeta hükümdar gibi oldular. Sonra da feci şekilde devirdiler. Tayyip Hocam buna girmesin. Avrupai bir yapı olsun. Bütün sorumluluğu da yaysın, üstüne almasın. Kendine yönelik bir darbe hazırlığı olabilir, bir oyun hazırlıyor olabilirler. Bir şey yapmak istiyor olabilirler. Çünkü bunu çok yaptılar Ortadoğu’da. Musaddık’a yaptılar, Kaddafi’ye yaptılar, hepsine yaptılar yani aynı. Hüsnü Mübarek’e de yaptılar, aynı. Yani bilmiyorum; iyi niyetle de yapıyor olabilirler, kötü niyetle de yapıyor olabilirler. Biraz şüpheci bakmak lazım. Çünkü benzerlikler insanı çok şüphelendiriyor. Yani emin değilim ama bir gariplik var. İçime sinmiyor çünkü. Yani içimde bir huzursuzluk var bu konuda. “Hadi olsun bitsin.” Olsun bitsin de biraz bir düşün. Bütün sorumluluğu tek kişinin üstüne yüklüyorsun. Al sorumluluğu dağıt. Mesela bak darbe gecesi herkes sahip çıktı. Darbeciler bir anda yatıştı. Mesela CHP falan da sahip çıktı. Ama halk ikiye bölünmüş olsa darbeciler kudururdu. Çok tehlikeli olurdu halk ikiye bölünse. Yani halkın yarısının -Allah vermesin- darbecileri desteklediğini düşün. Al başına belayı. Adamlar kudurur, acayip bastırırlardı yani. Bence Tayyip Hocam bu konuyu tarihi gelişmeleriyle, diğer benzerleriyle de kıyaslayarak bir gözden geçirsin. Bu kadar yetkide bir acayiplik var. Ben Tayyip Hoca’yı sevdikleri için bu kadar yetki verdiklerini zannetmiyorum. Bu anayasayı kim hazırlıyor, buna bir bakmak lazım. Bir şey var bu işte, ben anlamadım. Bak tekrar diyorum; iyi niyetli de olabilir ama içime hiç sinmiyor. Bir acayiplik var. Ben bundan biraz tedirgin oldum bu işten. Çünkü mazlum Tayyip Hoca. Ama destekliyorum diyenlerin de ben pek sevdiklerini zannetmiyorum Tayyip Hoca’yı. Yani sevdiği için desteklediklerini zannetmiyorum bazılarının. Ben şefkat duyuyorum. Çünkü Anadolu delikanlısı. Kendini Allah için feda etti. Oradan çok saygı duyuyorum. Kabadayılığına, delikanlılığına. Ama seviyorum diyen bazı tiplerin gerçekten sevdiğine ben inanmıyorum. Öfkeli adamlar, bir oyun hazırlıyor olabilirler. Bunu yarın yine konuşuruz. Tayyip Hocam bak ben onun kardeşiyim. Sevdiğim için söylüyorum, dostu olduğum için söylüyorum. Bu konuya şüphe gözüyle de bir baksın. Bir şey var bu işte. Ben anlamadım. Çünkü anayasa sebebiyle bazı Nurcu topluluklar, mesela Yeni Asya falan, liberal bilinen şu ana kadar AK Parti’ye destek veren kesimler, Milli Görüş, bazı küçük tarikatlar AK Parti’ye karşı tavır aldılar. Mesela Saadet bugün; “Biz hayır oyu vereceğiz” dedi. Hemen onları hain ilan ettiler. Bu çok tehlikeli kardeşim yapmayın, etmeyin. Allah Allah demokratik bir sistem, adam hayır da diyebilir, evet de diyebilir. Böyle şey olmaz. Bunlar çok tehlikeli. Çok büyük bir muhalif kitle hazırlanıyor bu sefer. Dev bir kitle hazırlanıyor. Yani yüzde 45’in, yüzde 50’nin üstüne çıkabilir bu kitle. Yapmayın, etmeyin. Kontrolsüz bir gelişme oluyor. Bunu yapmayalım. Kardeşlik gözüyle yaklaşalım. Herkesi kucaklayalım. Saadet’i de kucaklayalım. CHP’yi de kucaklayalım, birlikte hareketin dışında bir yol yok. İlla dediğim dedik de olmaz. Millet hayır diyorsa vardır bir bildiği, evet diyorsa onda da bir hayır vardır. Tayyip Hocam bir kardeşimiz olarak, kardeşim olarak bir daha bu konuyu bir gözden geçirsin. Bir şey hazırlıyor olabilirler ben bu işten kuşku duydum. Tekrar söylüyorum iyi niyetle de olabilir bilmiyorum ama içimdeki kuşku gitmiyor.

Milli Görüş ne alaka? Niye aynı olsunlar Milli Görüş? AK Parti’nin doğum yaptığı bir fikir sistemi, AK Parti’nin doğduğu fikir sistemi.

Kadir Güntepe de İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde doktora yapmış. Abdullah Gül döneminde devlete yerleştirilmiş, şimdi Exeter mezunu bürokratlar incelenecekmiş. İnceleyebilirler çünkü İngiliz derin devletiyle bağlantı çok hayati bir konu.

Bak Tayyip Hoca’yı alaşağı etmek istiyor İngiliz derin devleti kafayı taktı, milletçe bizim namusumuzdur Tayyip Hoca. Onu devirttirirsek biz millet olarak mahvolduk demektir söyleyeyim, bizim delikanlılığımız, yiğitliğimize, kabadayılığımıza bu gitmez, kılına dokundurtmayalım, milletçe koruyalım. AK Parti falan olayı değil AK Parti’yi falan beni ilgilendirmez açıkça söyleyeyim AK Parti. Ben bütün partileri destekliyorum, benim AK Parti’yle bir şeyim yok. Ama kendi evladımız bak İngiliz derin devleti bunlar çakal çakal kızdılar bunlar, öfkelendiler bir şey yapmak istiyorlar şu an, bir oyun oynamak istiyorlar abanalım, milletçe üstüne de kapanalım zarar verdirtmeyelim, etrafını çevirelim. Bizim elimizden alamazlar, bizim meydana getirdiğimiz suru yıkamazlar, kafayı taktı bu adamlar anlaşılıyor. Bu anayasada da bir şey var gibi görünüyor, bu pek acayip bir duruma benziyor bu. Çünkü tek ortada bırakacaklar, bütün sorumluluğu da üstüne verecekler, bu nedir bu? Ne yapmak istiyorsunuz? Ne istiyorsunuz? Bir şey var, bir de bunlar hep makam, mevki peşinde birçoğu sevmiyorlar da Tayyip Hoca’yı. Önce imkanlarını kullandılar onun mesela onun yiğitliğini, cesaretini kullandılar, şimdi nimet faslına geçti onu ezdirip nimete konmak istiyorlar buna müsaade etmeyiz. Buna müsaade etmeyeceğiz sıkıysa yapsınlar da bir göreyim, gök kubbeyi tepelere çökertiriz kanunla hukukla, hiç tavsiye etmem en ufak bir kıpırtıda gök kubbeyi tepelerine göçertiriz kanunla hukukla akıllarını başlarına alacaklar.

Ama devlet İngiliz derin devletinin dehşetle demeyeyim ama müthiş bir heyecanla farkına vardı şu an devlet, muazzam abanıyorlar şu an. Bu İngiliz derin devletine tam tavır koyacak hükümet göreceksiniz, bütün aydınlar ayaklandı hepsi, herkes durumun farkına vardı. Şu an muazzam bir ayaklanma var, demokratik bir ayaklanma var kanuna hukuka uygun ayaklanma yer yerinden oynuyor herkes anladı İngiliz derin devletini, cayır cayır bütün kanallarda anlatılıyor. Büyük bir kumpas ve oyunun ortasına getirildiğimizi gördü herkes, tek bela İngiliz derin devletidir. İngiliz derin devletinden dikkati dağıtmaya kalkanlara da çok dikkat etmek lazım, aman aman hedefi şaşırmayalım devam. Resulullah (sav) bakıyor denize, “denizin dibinde” diyor “İblis’in tacını görüyorum” diyor. “Kuzeyde” diyor bak yer de söylüyor. “Kuzeyde, adada” diyor. Daha ne desin? Açık söylüyor, “Kuzeyde ada” diyor. “Deccal adada” diyor.

EBRU ALTAN: Sizin vesilenizle hem İran’dan hem Rusya’dan hatta İngiltere’nin içinden de İngiliz derin devletine karşı hemen açıklamalar geldi.                     

ADNAN OKTAR: Mesela Tayyip Hocam daha önce “Beni sırtımdan bıçakladılar” diyor. Onu sırtından bıçaklayanları yerlerde sürüklendiririz kanunla hukukla, kimse de bıçaklayamaz sırtından onu söyleyeyim, memleket kabadayı dolu gönlü rahat olsun. Ama gelip söylesin toplasın ez an altı, yedi milyon adam toplayalım. Arkadaş desin bana bunu bunu bunu diyor bu adamlar bunlar çakal desin açık açık söylesin. Hemen gereğini yaparız şahsına, şahsına tam koruma gerekiyor.

İran ve Rusya’dan sonra İngiliz derin devleti konusunda herkes uyandı. Hindistan’dan da açıklama gelmeye başladı İngiliz derin devletiyle ilgili. Hindistan’ın tarihinde yok, tam teslimdir bak İran bugün yıktı ortalığı İran benim yazım çıktıktan sonra, İran Tehran Times’da başyazı olarak çıktı yazım, bugün İran Devlet Başkanı yıktı ortalığı. Yine geçenlerde de ağızlarının payını vermiştim.

Müslümanları her yerde şehit ediyorlar ben ne diyeyim bu mübareğe şimdi? Her yerde var.

“Adnan Bey, siz İngiliz derin devletini yeni mi fark ettiniz? Yoksa bizlere mi yeni…” Yeni fark ettik, bir şeylerin peşinden giderken tevafuken yakaladım, bir şeyleri araştırırken tevafuken yakaladım, gördünüz zaten nasıl yakalama şeklini de gördünüz sonra çorap söküğü gibi olay aydınlandı. Halen devam ediyor çorap söküğü gibi. Kitabın birinci cildi muazzam her türlü bilgi var içinde. İkinci cilt de süratle hazırlanıyor on binlerce belge var elimde, bir tane, iki tane, on tane değil.

Hamaney geçenlerde bir açıklama yaptı da bugün de bir açıklama yaptı ama bu özel bir açıklama ben bunu yani basına yaptığı bir açıklama değil bugün yaptığı açıklama, özel açıklama özel bilgi bizim anlattığımız, geçenlerde basına yaptığı açıklamayı söyledim. Ne fark eder ayrıca, ha bugün, ha geçmişte.

Tayyip Hocam mazlumluğuna devam, tevazuuna devam bak şu Mehdilik iddialarına bunlara da bir cevap versin bak bereket getirecek ona iyi olur. Bütün olaylar oradan çıktı, ona bir cevap versin kısaca bir şey olmaz. O diyor ya “Benim yerim iki metre mezar ben sizin hizmetçinizim.” Onu ara ara söylüyor o çok bereketli güzel bir söz onu söylesin yine. Bir de “Ben ne halifeyim, ne Mehdiyim, ne Mürşidim Allah’ın bir kuluyum. Millet beni Cumhurbaşkanı seçti Allah ömür verdiği müddetçe hizmet ederim, benim böyle bir iddiam yok, benim büyüklük iddiam yok” gibi buna benzer tabii bunun aynısı değil de buna benzer bir konuşma yapsa gönülleri fetheder. Adamların niyeti bozuk bak bu çok yatıştırıcı olur, çok iyi olur. Ama yanındayız evvelAllah kimse kılına dokunamaz. Sedd-i Zülkarneyn gibi Allah’ın izniyle.

Fatih Çapraz, “Sosyete Hocası diyorlar ayrım var mı Hocam?” Diyor. Bir kere hoca değilim bir ama sosyeteye bizim dışımızda tabii bağlantı kuran olmadı, dünyanın hiçbir yerinde bağlantı kuran olmadı bizim dışımızda. Bir tek biz hem dünya sosyetesine, hem Türkiye’deki sosyeteyle bağlantı kurup İslam’ı anlattık. Masonluğun içinde de İslam’ı bizim dışımızda anlatan yok. Tapınak şövalyelerinin içinde de anlatan bizden başka yok.

Abdullah Çevik, “Giyim zevkinize gıpta ediyoruz.” Ne güzel.

Cenab-ı Allah diyor ki Haşr Suresi 24’te “O Allah ki, Yaratan'dır.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kusursuzca var edendir” kusursuzca. Evrimde senin anlattığın nedir? Kusurlu var etmeden bahsediyorsun. Evrim zaten kusurlu var etme üstüne kurulmuş bir sistem. Allah “Ben kusursuz var ettim” diyor. “Şekil ve suret verdim” diyor. Sen habire yamuk yumuk mahlukat oldu diyorsun. Yine yamuk yumuk mahlukat oldu, onlardan bazıları devam etti, bazı devam edemedi. Sonra yine yamuk yumuk bir şeyler oldu diyorsun. Bu milyonlarca kere tekrarlandı en sonunda insan oldu diyorsun. Kuran’da öyle demiyor Allah. “En güzel surette yaratım” diyor. “Ahsen-i takvim” diyor. “Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?” (Mülk Suresi, 3) Diyor Allah. “Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.” (Secde Suresi, 7) Çamurdan balçık şeklinde heykel yapıyor onu canlandırıyor Allah. “Ki” diyor bak Cenab-ı Allah. İnfitar Suresi 7 ve 8’de, “Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi” düzen. Darwinizm’in anlattığında düzen diye bir şey yok ki, sürekli yamuk yumuk mahlukatlar oluşuyor. Yamuk yumuk mahlukatlar milyonlarca kere oluşuyor onların içerisinde birkaç tanesi doğru yolda oluyor, doğruya doğru gidiyor onu kabul ediyorlar. “Ki O, yarattı, bir düzen içinde biçim verdi.” Diyor Allah yine A’la Suresi’nde. “Doğrusu biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin Suresi 4) Sen diyorsun maymun yok solucan, mikrop her şeyi sayıyorsun. Ne diyor Allah? “Biz insanı en güzel biçimde yarattık” diyor. Senin demenle tam anlamıyla çelişik. Diyor ki Allah; Kaf Suresi 15-16’da, “Biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük?” Diyor. Böyle mikroptan, sülükten bilmem işte solucandan. “Hayır, onlar 'karmaşık bir kuşku' içindedirler” diyor Allah. Bunlar da karmaşık bir kuşku içinde, karmakarışık kafaları. “Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz.” İşte Darwinizm’le ilgili vesveseler. “Biz ona şahdamarından daha yakınız” diyor Allah.

Tayyip Hocam, dürüst delikanlı, dürüst insan, etrafında yağcılar var başını belaya sokmaya çalışıyorlar, hepsi için demiyorum bir kısmı yağcı, bir kısmı da yalaka. Çıkar için bunlara para vermezsen anında dağılıp giderler bir kısmı, dürüst yaklaşmıyorlar başını belaya sokmaya çalışıyorlar dikkatli olmak lazım.                                                                                       

Evet birileri bir şey anlatsın.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Kılıçdaroğlu anayasa değişikliği hakkında yaptığı açıklamada “Parlamento günde on iki, on dört saat çalıştı. Ne için? İlla başkanlığı getireceğiz. Hangi kanunu istediniz de çıkaramadınız? Peki, niye başkanlık? İki yıllık fiili başkanlığın Türkiye’yi nereye getirdiğini hepimiz biliyoruz, yaşıyoruz. İlla otoriter bir başkanlık sistemi olacak. E siz üst akıldan şikayet eden değil misiniz? Şimdi kendi üst aklınızı kendiniz yaratıyorsunuz. Bütün yetki bir kişiye verilir mi?” eleştirilerinde bulundu.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şöyle, yetki gerekirse verilir de bir kişiye fakat bu yıpratma amacı var gibi geliyor bana. Bana bu kuşkulu geldi. Sorumluluğu yaymak bir insana karşı öfke duyanların gücünü kırar. Başbakan efendim başbakan yardımcıları, bakanlar her yere dikkati dağıtmak lazım. Ve sırf AK Parti’ye de dikkat vermemek lazım. Bir kısmını MHP’ye sorumluluğu vermek lazım, bir kısmını CHP’ye, bir kısmını AK Parti’ye, bir kısmını Saadet’e, bir kısmını Büyük Birlik’e o zaman bütün Türkiye darbecilerin muhatabı olmuş oluyor. Adam nasıl darbe yapsın? Herkesi muhatap ediyorsun. Ama sen küçük bir topluluğu ve tek kişiyi muhatap edersen tek kişiyi al sana hedef diyorsun, böyle anlar adam böyle anlayabilir. Böyle yapmayalım. Tayyip Hoca’nın üstüne her şeyi yüklemeyelim. Hayır, dediklerini yapalım yani eline, ayağına dolanmasın. Mesela gayet güzel bir şeyler yapmak istiyor farz edelim yeraltı geçidi yapmak istiyor hemen yaptırtalım, köprü yapmak istiyor yaptırtalım, otoyol yapıyor hemen yaptıralım. Bunlarda engel çıkmasın bunlar tamam. Ama bütün sorumluluk bu insandadır dersen adam onun üstüne çökmeye kalkar böyle yapmayalım sorumluluğu yayalım, Tayyip Hoca’yı da hedef olmaktan çıkaralım tek hedef haline getirmeyelim. “Arkadaş” dersin “bütün hedef Türkiye. Gel gelebiliyorsan” dersin. Mesela darbe akşamı biz ne yaptık hedefi yaydık. CHP’yi de işin içine soktuk, MHP’yi işin içine soktuk, AK Parti’yi, Saadet’i herkesi işin içine soktuk. Tarikatları, cemaatleri her şeyi işin içine soktuk. Darbecilere dedik ki “buyurun millet sizi bekliyor, hadi” adamlar tırstı. Çünkü millet de mücadele edecek. Ama burada sen hedefi küçültürsen tek bir kişinin üstüne verirsen bütün sorumluluğu AK Parti’nin içinde küçük bir gurubun içine toplarsan bu olmaz. AK Parti’de de karşı tarafın adamları var. Adamlar dans ediyor, bağırıyorlar “biz o taraftanız” diyorlar adamlar zaten belli. İngiliz hayranı adamlar İngiliz derin devletine hayran. Tayyip Hoca milletin bir ferdi olarak hareket etmesi gerekiyor. CHP, MHP ve AK Parti’yle birlikte hareket etsin AK Parti’yi de bir bütün olarak işin içinde tutsun. Çünkü AK Parti’nin içinde de bir bölüm karşı, uyanıklık yapıyorlar kendilerince. Tayyip Hoca’yı harcayıp yerine geçmek istiyorlar. Akbaba gibi bekliyorlar adamlar isim isim de sayarım yani. CHP Sayın Kılıçdaroğlu ile en az Sayın Bahçeli kadar iş birliği yapsın Tayyip Hoca. Bir de CHP’yi böyle işte düşman, İslam’a karşı, minareye karşı, camiye karşı, ezana karşı bunlar yiğitlik yapmıyor bunlar çok büyük hata yapıyor ve fitne çıkarıyorlar. CHP nur gibi Müslüman insanların olduğu bir arada camia tertemiz insanlar hepsi de efendi. Bıraksınlar bana bu münasebetsizliği. Hayır işlerinde vardır anormal insan tabii ki çıkar her toplulukta çıkar ama doğru konuşmuyorlar.

Ali İmran Suresi 191’de şeytandan Allah’a sığınırım “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler.” Göklerin ve yerin yerde olan her şeyin yaratılışı hakkında düşünürler. Ne olmuş oluyor? Farz olmuş oluyor. Gökleri düşünmek farz, yerin yaratılışını düşünmek farz. Mümin düşünecek. “(Ve derler ki:) 'Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Ali İmran Suresi, 191)

Yok yok Tayyip Hocam her şeyin tek sorumlusu haline getirmesinler. Muhalefet de her şeye sahip çıksın darbenin önlenmesinin yolu budur. Bütün milleti darbecinin karşısına dikmek. Tek bir partiyi darbeciyle muhatap edersen ne oldu Menderes döneminde? Demokrat Parti ile orduyu karşı karşıya getirdiler. Halbuki Demokrat Parti artı CHP olsa ordu gıkını çıkaramazdı ve diğer partiler de devrede olmuş olsaydı. Ama çok güçlü muhalefet vardı Demokrat Parti ile CHP arasında. Halbuki dost olsalardı hiçbir şey olmazdı hiç.

İnsanlardaki hayvan sevgisi çok hoşuma gidiyor çok titiz davranıyorlar hayvanlara. Bakımları güzel, merhametleri, şefkatleri güzel.

“Hocam her seferinde yok artık bu kadar da olamaz diyorum. Kız arkadaşlarınız hem yüzleri güzel, hem fizikleri güzel, hem on dokuz yaşında, hem iyi eğitim görmüşler. Siz müzik açıyorsunuz son derece güzel dans ediyorlar, şarkı söylüyorlar sesleri birbirinden güzel. Çok modern olmaları hoşuma gidiyor. Dünya çapında kaliteliler. Büyük dünya çapında yapılan yarışmalarda bile bu kadar çok meziyetleri olan kızlara rastlamak zor. Ne diyelim maşaAllah diyorum” diyor. Evet biz de maşaAllah diyoruz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey dünyada sınırları tel örgülerle belirlenmemiş kolaylıkla geçiş yapılabilen ülkelerden bazı örnekler vermek istiyorum inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Bu gördüğümüz Hollanda-Belçika sınırı.

ADNAN OKTAR: Hollanda nerede Belçika nerede?

BÜLENT SEZGİN: Hollanda-Belçika sınır burası.

ADNAN OKTAR: B yazan Belçika öyle mi?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: NL de?

BÜLENT SEZGİN: Hollanda.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Oradan oraya bir adımda geçilebiliyor iyi güzelmiş.

BÜLENT SEZGİN: Aynı şekilde Belçika-Hollanda sınırı. İsveç-Norveç sınırı. Norveç-İsveç sınırı burada görünüyor.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel olmuş.

BÜLENT SEZGİN: Burada Avusturya, Macaristan ve Slovakya sınırlarının kesiştiği yer.

ADNAN OKTAR: Kardeşim işte böyle dostluk içerisinde, kardeşlik içerisinde olması lazım. Sevecen bir topluluk, kalite gündemde öyle hoş olur hayat.

Nuh Albayrak Star Gazetesi’nde ne diyor? Var mı sende?

KARTAL GÖKTAN: Bizde yoktu.

ADNAN OKTAR: “Bu katliam derin yapıların yoğun destek verdiği bir eylemdir” diyor bu son olay için. “DEAŞ olsa olsa tetikçi olabilir. DEAŞ üstlendiği haberi FETÖ ile ilişkisi çok derinlere dayanan İngiltere’nin” bak “FETÖ ile ilişkisi çok derinlere dayanan İngiltere’nin” bunları hep bizden öğrendiler Allah’a çok şükür. “Uluslararası algı operasyonlarını üstlenen ajanslardan birinin ortaya attığı bir şaşırtma bombasıdır.” Bu da bizim açıklamamız yani olabilir dedik. Ama İngiliz derin devletini bak bu kadar mesela Nuh Albayrak’tan tut iki yüzün üzerinde Türk aydını açık açık ifade etti. İngiliz derin devletinin algı operasyonu yaptığını açıkça yazmış.

“Bu ümmetin Mehdisi bizdendir” diyor Resulullah (sav). “Benden sonra onlara sarılan şüphesiz Allah’ın kopmaz ipine sarılmıştır. Onları terk eden ise Allah’ı terk etmiştir” diyor. (İsbat'ul-Hudat cilt 2, sayfa 526)

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diriliş Postası’ndan Erem Şentürk İslam Birliği’nden bahsettiği yazısında şunları söyledi “Daha ağzımdan İttihat-ı İslam lafı çıkar çıkmaz Müslümanlar cümlenin bitmesini beklemeden Körfez ülkelerinden şikayet ederler, Suud Kralı’na laf ederler. İran’ın durumu ortada bunlarla birleşme imkansız derler. Sen bir cümle edersin Müslüman o bir cümleye yarım saatlik vesveseyle itiraz edip “olmaz mümkün değil başaramayız, kazanamayız, beceremeyiz” diye itirazları sıraya dizer. Sen bir an önce inşaAllah desene mübarek önce inşaAllah de sonra gayret et. Bakalım Allah ne takdir edecek? Ayrıca sana ne olup olmayacağından? Kimsin sen? Sen mi olduracaksın?” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Gösterebiliriz resmini. Diriliş Postası’ndan Erem Şentürk.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah Mehdi talebelerinin vasfı. Bu Erem Şentürk benim bu Türk İslam Birliği çalışmalarımı yakından takip eden birisi. Ben ona o zaman İttihat-ı İslam ile ilgili çok fazla yazı gönderdim merak etti. Sonra aklı yattı öğrendi. Ve İttihat-ı İslam’a gönlü yattı. Ama sonra kıskançlık bunu sardı. Sen kadınlara karşı olursan, kadın sevgisine, kadınların hürriyetine karşı olursan İttihat-ı İslam’ı istediğin kadar bekle Allah hakim etmez. Önce kadınlara özgürlük bak İttihat-ı İslam’ın anahtarı kadınlardır. Kadınlar mutlu olduğu bir toplum olduğunda ve olacağına eğer anlatıp söz verirsen Allah İttihat-ı İslam’ı hakim eder. Yoksa İttihat-ı İslam istediğin kadar bekle olmaz.

Bu Ivanka Trump’ın oğlu ufaklığı görebiliyor muyuz?

BÜLENT SEZGİN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: “Cenab-ı Allah insan nezdinde halim olan Kaim Muhammet Mehdi’yi talebeleriyle birlikte gönderir. Ortaya çıktıklarında insanlar onların muhaliflerinin” yani düşmanlarının “elinde bir süre sonra yok olacaklarını düşünerek durumlarına acıyıp ağlayıp onlardan uzaklaştıracaklar” diyor. Yani bunları zaten ezerler darmadağın ederler güçleri yok derler. “Ne var ki” diyor “Cenab-ı Allah onları” Mehdi ve talebeleri için “dünyanın doğularını ve batılarını fethedecektir. Biliniz ki onlar gerçek inananlardır. Biliniz ki cehdin en iyisi ahir zamanda yapılandır.” Muhammed Bakır Meclisi Bihar’ul Envar’da 13.cilt. Gaybet kitabında var bir de evet.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Abdüllatif Şener’den Zülfü Livaneli’ye doksan dokuz eski milletvekili bildiri yayınlayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Anayasada öncelik hukuk, demokrasi ve normalleşme olmalı” çağrısı yaptı. Bildiride “Cumhurbaşkanının yargılanmasına veya cumhurbaşkanı tarafından açılacak iptal davalarına bakacak anayasa mahkemesi üyelerinin atanmasında cumhurbaşkanının tek başına karar vermesi endişe duyulacak ve tartışılacak bir husustur” deniliyor.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın şahsına yönelik koruyucu bir üslup gerekir. Böyle onu köşeye sıkıştırmaya yönelik bir üslup yakışık kalmıyor. Kendini riske attıysa vatan, millet, bayrak için, Allah için attı. Şimdi üstüne üstüne gitmenin bir alemi yok, koruyucu bir üslup kullanmak lazım. Üstüne gittin mi kimin işine yarar? Kim hedefliyor bu işleri belli. O zaman koruyucu olmak lazım. Ayrıca niyetine bakarız biz iyi niyetle mi yaptı kötü niyetle mi? İyi niyetle yaptı. İyi niyetle yaptıysa bitti.

Yarın görüşelim. Evet, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımızın sonuna geldik bu akşam. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü