Harun Yahya

Sohbetler (22 Ocak 2017; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk Bülent Bey, nasılsınız?

BÜLENT SEZGİN: Çok iyiyim.

ADNAN OKTAR: Fikret Bey, siz de hoş geldiniz.

Ne diyelim? “Sevgi birliğiyle kardeşiz” diyelim. Etiket yapalım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’da ülke çapında Trump karşıtı yürüyüşlere on binlerce kişi katıldı. Washington’da on binlerce gösterici kongre binasından Beyaz Saray’a doğru yürüyüşe geçti. Trump karşıtı protestolara Amerika Eski Dışişleri Bakanı John Kerry’nin de köpeği ile birlikte katıldığı görüldü. Kadınların Washington Yürüyüşü adlı etkinliklerin ise George Soros’la bağlantılı sivil toplum kuruluşları tarafından desteklendiği öne sürüldü. Amerika merkezli Breitbart haber sitesi, etkinliğin liderlerinden Harry Belafonte’nin George Soros’un Açık Toplum Vakfı tarafından fonlandığını yazdı.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar vardı yürüyüşlerden.

ADNAN OKTAR: Evet, temiz hava iyidir, güneşlenirler, gezsinler. Amerikan halkının görüşüne saygı duyacaklar. Demokrasiye alışacaklar, Amerika büyük bir ülke. Senin dediğin seçilmedi. Ne yapalım? Sokağa dökülelim. Bunun mantığı var mı? Demokrasi olduğuna göre, demokraside çoğunluk ne diyorsa o iktidarda oluyor. Çoğunluk Trump dediğine göre çoğunluğa saygı duyacaksın. O zaman nasıl olacak? Yani senin sözünün dışında hiçbir şey geçerli değil anlamına geliyor. Yani halkın oyları önemli olmuyor, çoğunluğun oyları önemli olmuyor. “Benim oylarım Amerika’nın asıl oylarıdır” diyorsun. “Benim asıl insan, ondan gerisinin değeri yok, kıymeti yok” diyorsun. Çok ayıp, çirkin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın da katıldığı törende Ankara Fen Lisesi’nin öğrencileri değişen müfredata tepki gösterdi. Öğrenciler “Bu müfredatı hangi ilkelere, hangi gerekliliklere göre değiştirmişler, biz anlayamadık. Açıp baktık, okuduk. Mesela evrim teorisi yok yeni programda. Biz evrimi okuduk. Bundan sonraki nesiller için üzgünüz. Okulda evrimi görmeyeceksek neden fen okuyoruz? O zaman programlardan fen dersini, biyolojiyi, fiziği, kimyayı da kaldırsınlar” dediler.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak, fizik, kimya, fen, bunlar bilimdir ama Darwinizm kainatın yaratılışını tamamen tesadüflerle açıklayan bir pagan dinidir. Eski bir Sümer, Hitit dinidir, Eski Yunan dinidir. Yani putperest bir inançtır. Putperest inancın devlet okullarında okutulmasını şöyle kabul edebiliriz, tarih bilgisi olarak kabul edebiliriz, fakat bilimsel cevabı verilmek şartıyla. Yani nasıl? Paleontolojik deliller sergilenir. Mesela paleontoloji bir bilimdir, fosil bilim. Fosiller bütün okullarda sergilenir, bu olur. Proteinin yapısını açıklarsın biyoloji bilimi içerisinde bu olur. Ama o putperest dini sen getirip bana bilimsel bir gerçek diye sunmaya kalkarsan bu olmaz. Olmaz, küçük düşersiniz sonra. Bak, kainatın oluşumunu, insanların oluşumunu, hayvanların oluşumunu, bitkilerin oluşumunu, bütün bu meyve çeşitleri işte portakal, elma, muz, mandalina, aklına ne gelirse hepsini tesadüflerle açıklıyor bu teori, baştan sona tesadüf. Bunun bilimle alakası ne? Yani tesadüften bilim olur mu? Bilimden de tesadüf olmaz. Onun için bu gençler boşa çırpınmasınlar. Ayrıca ellerinde bir delil varsa, madem fen lisesinde okumuşlar “öğrendik” diyorsunuz güzel, öğrendiğiniz bilgiyi bize gönderin şu an, yayınlayalım. Evrim teorisini ispat eden herhangi bir delil varsa, o fen lisesi öğrencilerinden kim varsa orada öğrencilerden ben hepsine birer trilyon vereceğim her birine, kaç öğrenci varsa orada ama bana bir tane delil gönderecekler, yani evrimin olduğuna dair bir tane delil. Olmayan bir şeyi niye anlatıyorsunuz ya? Bunları herhalde bu eskilerden dedeler var böyle kırk sekiz kiloya düşmüş falan tipler konuşmaktan aciz, takılmış kalmış evrime, onlar teşvik etmiştir “böyle konuşma yapın” falan diye. Öğrencileri ben buraya davet edeyim, gelsinler fen lisesi öğrencileri hepsini buraya oturtalım. Soru sorayım bakayım ne biliyorlar? Hiçbir şey bilmediklerini göreceğiz. Evrimle ilgili hiçbir bilgileri yok. Tamamen ideolojik, propagandaya dayalı yani şeye geliyorlar. Ne diyelim? Buhara geliyorlar diyelim kibarca.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Washington’da Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump’ın kabine adaylarıyla görüştü. Görüşmeye ilişkin olarak şunları söyledi. “Görüşmelerimizde ikili ilişkilerimizi daha iyi götürebilmek ve daha da güçlendirmek için güçlü bir irade gördüm. Görüştüğüm tüm bakanlar ve diğer yetkililer, Türkiye ile ilişkileri çok daha güçlendirmek istediklerini vurguladılar.”

ADNAN OKTAR: Türkiye ile ilişkileri zaten güçlendirirler de Türkiye bir an önce şu Suriye ile de meselelerini halletsin, Suriye’nin bütünlüğünü sağlayalım, İsrail’le bağını çok güçlendirsin Türkiye, Irak’la da bağını güçlendirsin, bu kargaşa da bitsin.

Kennedy kendisi açıklıyor derin devleti. Diyor ki “Bizler insan olarak doğamız ve tarihimiz gereği gizli topluluklara, gizli yeminlere ve gizli işlemlere karşıyızdır. Karşı olduğumuz dünyayı sarmış durumda olan ve öncelikle kendi etki alanını genişletmek için gizli saklı amaçlara dayanan kocaman ve acımasız bir gizli ittifaktır. Bu gizli ittifak saldırı yerine içimize sızmaya, seçim yerine hükümeti yıkmaya ve devirmeye, özgür seçme hakkı yerine korkutmaya ve karışıklığa dayalı bir ittifaktır.” Şimdi mesela Amerika’da yapıyorlar bunu, Trump’a yapıyorlar. “Bu öyle bir sistemdir ki muazzam miktarda insani ve maddi kaynakları sıkıca ördüğü askeri, diplomatik, istihbari, ekonomik, bilimsel ve siyasi operasyonlarla birleştirerek yüksek verimli bir makine haline getirip kendi emellerine doğru sürüklerler. Onun faaliyetleri gizlenir” Yani derin devletin faaliyeti gizlenir “belli edilmez, yayınlanmaz. Onların hataları gömülür. Gazete manşetlerinde göremezsiniz. Onun muhalifleri susturulur övülmez. Hiçbir harcamaları sorgulanmaz, hiçbir sırları açığa çıkmaz. Önemli bir vazife olan Amerikan halkını uyarma ve aydınlatma konusunda sizlerden yardım istiyorum.” Diyor. Bunu dedikten on-on beş gün sonra da öldürüldü Kennedy, arkasından da kardeşini de öldürdüler onun yerine geçer diye. Bak, kardeşini de öldürdüler, sıradan gittiler. İngiliz derin devletinin varlığı kesin net. Şimdi üç ciltlik kitap hazırlıyorum, birinci cildi hazırlandı bütün belgeleri, dokümanlarıyla hazır. Zaten dediğimin doğru olduğunu üç yüz ayrı aydın, Türk aydını kabul etti. Rusya’da da birçok aydın ve siyasetçi İngiliz derin devletini anlattı, İran’da da benim yazım Tahran Times’da başyazı olarak yayınlandıktan sonra İranlı aydınlar da İngiliz derin devletine gereken açıklamaları yapmaya başladılar. İngiliz derin devletinin sonu geldi yani bundan kurtulamaz. Darwinizm dinine dayanarak kendi gizli imparatorluğunu devam ettiriyordu. Bundan sonra müsaade yok.

Mesela Amerika Birleşik Devletleri eski Başkanı Woodrow Wilson var bilirsiniz. Wilson diyor ki “Politikaya başladığımdan beri birçok kişi bana gizlice görüşlerini aktardı. Amerika Birleşik Devletleri’nin en etkili insanları kimisi ticaret kimisi sanayide söz sahibi kişiler birinden, bir şeylerden korkuyorlar. Bir yerde son derece organize, son derece gizli, son derece gözlemli, iç içe geçmiş yapılardan oluşan son derece kapsamlı, son derece yaygın bir güç var.” Derin devletten bahsediyor, bu İngiliz derin devleti. “Bu gücün aleyhinde konuşurken fısıldamaktan fazlasını yapmaya cesaret edemiyorlar” diyor. “Ancak kendi aralarında fısıltı şeklinde konuşabiliyorlar” diyor. Hani yoktu? Wilson da söylüyor. Bak, Amerikan başkanları söylüyor bunu. Adamlar yılmış İngiliz derin devletinden. Lenin bile diyor bak, Lenin yani komünizmin pratisyeni, komünizmi uygulayan adam ne diyor? “Devlet bizim istediğimiz gibi işlemiyor. Araba itaat etmiyor. Direksiyonda bir adam var onu yönetiyor gibi görünüyor ama araba istenen yönde gitmiyor. Başka bir gücün istediği yönde gidiyor” diyor. İşte derin devlet, İngiliz derin devleti Rusya’da da hakimdi. Lenin’i kullandı ama dediklerini yaptırdılar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’da şüphe üzerine durdurulan bir kişinin üzerinde suikastlarda kullanılan anahtarlık şeklinde bir tabanca bulundu. Üst araması sırasında üzerinde bir otomobil firmasına ait amblem bulunan oto anahtarlığına polis ekipleri dikkat çekti ve durdurdu. Ekipler yaptıkları inceleme sonucu söz konusu cihazın anahtarlık değil anahtarlık şeklinde 6,35 çapında iki mermi alan bir silah olduğunu tespit etti.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, çok acayip.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CIA Ajanı Robert David Steele, Trump karşıtı protestolarla ilgili Amerika’nın meşhur ailesi Rothschild’lerin Trump’a yirmi milyar dolar rüşvet teklif ettiğini iddia etti. Ayrıca George Soros’un Amerika’daki ırkçı gösterileri ateşlemek için para sağladığını belirtti. Rus Büyükelçinin Avrupalı bir ekip tarafından öldürüldüğünü dile getiren Steele, Reina saldırısınınsa NATO Gladyo’sunun düzenlediği sahte bayrak operasyonu olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Evet, Gladyo’nun elemanları çok gözü kara oluyorlar. Bir kişiyle bayağı bir şey yapabiliyorlar. Bak, adam son derece dayanıklı, emniyete götürdüler hiç, böyle adamların on binlerce elemanı var Gladyo’nun. Yalnız Türk ordusu içine nasıl sızdılar, ben buna hayret diyorum. Sen Gladyo’yla ne işin var? Sen Türk subayısın.

Fosil var mı sende?

KARTAL GÖKTAN: Evet getirebilirim.

ADNAN OKTAR: Bu Rothschildler, Chatham House ve CFR’ın da kurucu ailesi. CFR’ı kuranlar Rothschild’ler, bu Chatham House’u Ed Hüseyin’lerin teşkilatı kuran da onlar. Ed Hüseyin de onların memuru gibi.

Nedir bu?

KARTAL GÖKTAN: 30 milyon yıllık kurbağa fosili.

ADNAN OKTAR: 30 milyon yıl, otuz milyon yıldan beri değişim yok. O fen liseli gençler bak, hayatlarında görmemişlerdir fosil. 30 milyon yılık fosil hiçbir değişim olmamış. Hani “evrim var” diyordunuz? Hani kurbağaydı insanların atası? Bak, kurbağa otuz milyon yıl önce de kurbağa, şimdi de kurbağa. Dolayısıyla bu putperest inanca, bu pagan dinine inanmayın. Bu insanları aşağılamak, küçük düşürmek için ortaya atılmış bir oyun. İnsanların zekasıyla alay ediyor İngiliz derin devleti.

Başka var mı?

KARTAL GÖKTAN: 114 milyon yıllık nautilus fosili.

ADNAN OKTAR: 114 milyon yıl. Değişim var mı? Yok. 114 milyon yıldan beri aynı. Hani değişiyordu? Şu anki ile aynısı, 114 milyon yıl bak, 114 milyon.

EBRU ALTAN: Diğer tarafında odacıkları da görebiliriz. Aynı sistemle çalışıyor nautilus.

ADNAN OKTAR: Görüyor musun? Yani adeta böyle taş kesilmiş.

BEYZA BAYRAKTAR: Canlısının resmi.

ADNAN OKTAR: Evet, öbürünü de göster. 114 milyon yılan beri bak, değişim yok. Altın oranı görüyor musunuz ey fen liseli gençler? Bak, altın oran mükemmel bir görünüşte tezahür ediyor, tam bir mühendislik harikası, tam bir mimarlık harikası. 114 milyon yıldan beri bir değişim yok.

EBRU ALTAN: Denizaltılarda kullanılan sistem denizaltılarda keşfedilmeden önce nautiluslar tarafından milyonlarca yıl önce kullanılmış.

KARTAL GÖKTAN: 28 milyon yıllık kozalak fosili.

ADNAN OKTAR: 28 milyon yıldan beri bak, çam ağacının kozalağı hiçbir değişikliğe uğramamış. Onların dediğine göre bu çoktan dans ediyor olması gerekiyordu. Her şey olduğu gibi kalmış. Amber de var mı?

KARTAL GÖKTAN: Evet, var.

ADNAN OKTAR: Getir amber de görelim. Nedir bu?

KARTAL GÖKTAN: 25 milyon yıllık kanatlı termit.

ADNAN OKTAR: 25 milyon yıllık kanatlı termit amber içinde kalmış. Değişiklik var mı?

BÜLENT SEZGİN: Yok.

ADNAN OKTAR: Hayır, bir tek termit değil de içinde her türlü sinek dolu. Çok büyük icraat yapmış. Bak, o içindeki sinekler de öyle. Bak, hiçbiri değişime uğramamış. Kanatlı termit de olduğu gibi duruyor, hiçbir değişikliğe uğramamış. Yani dokuları, kaşı, gözü, hepsi aynı, dokungaçlar 25 milyon, 35 milyon yıllık, 45 milyon yıllık böyle amberler var, hiçbir değişiklik yok.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Homoseksüellik (Cinsel Sapkınlık) Hakkında İnsanlardan Gizlenen Önemli Gerçekler

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Donald Trump, Washington’daki ulusal katedralde yirmi altı farklı din ve mezhepten temsilcinin katıldığı dini törene katıldı. Bu törende Kuran dinledi aynı zamanda. Videosu da vardı.

ADNAN OKTAR: Trump zaten yetmiş yaşına gelmiş bir insan, şevkle gayretle Amerika'ya hizmet etmek istiyorsa ona herkesin yardımcı olması lazım. Ahlaksızlık yapmaya gerek yok. Sokaklarda kepazelik çıkartmaya da gerek yok. Daha bismillah daha yeni görevine başlıyor. Huysuzluk, terslik yapmak yakışık almaz. Güzel hedefleri. “Amerikan rüyasını yeniden canlandıracağım” diyor. Yıllardan beri söylediğimiz bir şey. Dürüst de yaklaşıyor. Aklı başında bir insan, fırsat verip, saygı duyup destek olmak lazım. Rezillik çıkartmak, kepazelik çıkartmak çok ayıp.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kremlin Basın Sözcüsü Dmitri Peskov Rusya’nın her gün İngiltere, Almanya ve Amerika uzantılı çok sayıda siber saldırı ile karşı karşıya kaldığını söyledi. Peskov bu saldırıların hükümetlerle ilgili olduğunu düşünmediklerini ancak yoğun saldırıların arkasında yabancı özel servislerin bulunduğuna dair ellerinde bazı deliller bulunduğunu kaydetti.

ADNAN OKTAR: Yabancı özel servisler değil İngiliz derin devleti. Servisler olmaz. Servisler birbiriyle çatışır. Zıtlar varsa birbiriyle çatışır ve birbirini yok ederler. Ama tek noktadan hareket varsa organize bir çalışma var demektir. Çalışma organize olduğuna göre ve tek tek hedeflere yönelik olduğuna göre ve hedeflerin de büyük bölümünü tahrip ettiklerine göre tek merkezden ana yönetimden yönlendirildikleri anlaşıyor. Bu da İngiliz derin devletidir. Mesela CIA, IM6, MOSSAD bunlar birbiriyle karşı karşıya gelse birbirlerini darmadağın ederler. Ama tek merkezden olduğunda çok organize, güçlü, büyük ataklar yapabiliyorlar. Mesela istedikleri ülkede terör çıkarıyorlar. Mesela şimdi Amerika’da Trump’ın aleyhine sokak hareketleri başlattılar. Tek merkezden. Peki mesela MOSSAD ayrı bir faaliyet yapsa falanca bir bölgede. Rusya ayrı bir faaliyet yapsa falanca ayrı bölgede, bunlar birbiriyle çatışır. Her birinin menfaati birbiriyle çatışır. Böyle bir şey olmaz. Hepsini yöneten tek bir güç var İngiliz derin devletidir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Star Gazetesi bugünkü haberinde evrim teorisinin bizzat İnönü döneminde kitaplardan silindiğini teorinin 27 Mayıs darbecileri tarafından geri getirildiğini yazdı. Evrimin müfredattaki süreci şu şekilde; 1930 yılında Türk Tarihinin Ana Hatları adlı kitapta evrim konusuna genişçe yer veriliyor. 1941 yılında evrim müfredattan çıkarılıyor. 1962’de geri döndü. 1968-1982 yıllarında da derslerde yer aldı. 1985-1998 yılında yaratılış görüşüne de yer verildi. 1992-1998 yılında Evrim Kuramı eleştirilerek verildi. 2000-2003 yılında yaratılış görüşüne eleştirilerek yer verildi. 2004’ten itibaren evrim konusu, Fen ve Teknoloji ve Biyoloji derslerinde yer aldı.

ADNAN OKTAR: İşte felaketin boyutu burada açık açık görülüyor. PKK’nın temel ideolojisidir Darwinizm. Bütün komünist örgütlerin temel ideolojisidir ve İngiliz derin devletinin dinidir Darwinizm. Türkiye’ye ve İslam ülkelerine bu dayatılmış.  Ve zorla okutuluyor. “Ben bunu kabul etmiyorum” yok. Öğrenci “ben böyle bir teoriyi kabul etmiyorum” diyemiyor. “Evet, kabul ediyorum” demek mecburiyetinde. Yoksa sınıfta kalıyor. Birçok öğrenci sınıfta kalma pahasına “inanmıyorum” diyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Belçika'daki kardeşlerimizin bir faaliyeti var. Resimlerle gösterebiliriz. Sema ve Fatih kardeşlerimizin evinde toplanmış Belçika’daki kardeşlerimiz. Darwinizm’in Getirdiği Belalar ve Münafığın Derin Karanlığı isimli kitaplarınızdan bölümler okumuşlar. Ve iman hakikatleri üzerine konuşmuşlar.  

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel, ne güzel. Ne nurlu varlıklar maşaAllah. Aferin benim canlarıma. Bunlar da şekerler ballar, bunların zamanı çok güzel olacak, İslam’ın hakimiyetini, sevginin hakimiyetini görecekler.

BÜLENT SEZGİN: Takvim Yazarı Bülent Erandaç 27 Mayıs darbesinin ardında derin İngiltere olduğunu yazdı. Türkiye’deki İngiliz-Amerikan darbelerine ilişkin araştırma yapan birçok siyaset duayeni ile konuşmuş bir gazeteci olarak yıllardır 27 Mayıs darbesini derin İngiltere’nin yaptığını, “Darbeler arkasında CHP’nin yer aldığı mevzileri görüyordum. 27 Mayıs 1960 darbesi İngiltere (yani Kraliçe'nin ünlü MI6 servisi) tarafından yaptırılmıştı. Bu darbeyi derin İngiltere'nin Amerika beyni İngilizler Türkiye'yi yönetmek üzere adamlarını getirmek üzere geliştirmişlerdir. 27 Mayıs darbesinin başında katıksız İngiliz muhibbi olan General Cemal Madanoğlu vardı” diyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim İngiliz muhibbi olanların haddi hesabı yok ki. Kenan Evren en sıkı İngiliz muhiplerinden bir tanesiydi. Kraliçenin yanındaki halini görüyorsunuz. Kraliçe nasıl konuşacağını gösteriyor ona. Konuşmayı da beceremiyor.  “Şunu söyle” diyor “bunu söyle” diyor. O da onu söylüyor ne söylüyorsa. Bak görüyor musun nasıl konuşacağını tarif ediyor ona. Yeniden sözünü baştan bir daha düzelttiriyor. Konuşmayı bile beceremiyor. Ne konuşacağını gösteriyor orada. Onun söylediği şekilde konuşuyor. Yüzündeki ifadeyi gördünüz mü Kraliçe’nin sinirleniyor ona. Yanında nasıl iki büklüm, nasıl gariban. Ama burada Türkiye’de altmış kişiyi astırttı. Buradaki tavrı bambaşkaydı orada kuzu gibi. Bir daha göster. Bak ne konuşacağını anlatıyor. O da onu anlatıyor. Konuşmayı da beceremiyor.

BÜLENT SEZGİN: Bülent Erandaç’ın haberi okuduğumuz 29 Mayıs 2016 tarihliydi.

ADNAN OKTAR: Göster. Bak daha önce bu insanlar İngiliz derin devletinden hiç bahsetmeyen insanlar. Osmanlı’da yok böyle bir olay. Hiç, iki yüz yıldan beri konuşma yoktu. İlk defa konuşuluyor bunlar. Üç yüze yakın Türk aydını şu an İngiliz derin devletinden bahsediyor.

Yüz yetmiş bir kişi işkenceden öldü 12 Eylül döneminde. Yaklaşık elli-altmış kişiyi de astılar. Yedi bin kişi idamla yargılandı. Beş yüz on yedi kişiye idam cezası verildi.  Üç yüz kişi de cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Yüz yetmiş bir kişi işkenceden öldüğü belgelendi. Bakın görüyor musunuz? Bir milyon altı yüz seksen üç bin kişi fişlendi. Altı yüz elli bin kişi gözaltına alındı. Bak ama orada kuzu gibi Kraliçe’nin yanında.

Darbeye zemin hazırlamak için kurgulanan olayları da İngiliz derin devleti yaptı. Hem sağdan hem soldan insanları kitle halinde katlettirdiler. Otuz bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. On dört bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. Otuz bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitti. Açılan iki yüz on bin davada iki yüz otuz bin kişi yargılandı aşağı yukarı. Yirmi üç bin altı yüz yetmiş yedi derneğin faaliyeti durduruldu. Ama bak orada görüyorsunuz üslup, yürüme falan kuzu gibi. 1980 yılında Türkiye’nin nüfusu bugünün yarısı kadardı aşağı yukarı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yusuf Kaplan, Yeni Şafak’taki yazısında İngiliz derin devletinin Osmanlı’yı nasıl çökerttiğini anlattı. “İngilizler Osmanlı elitokrasisine derinlemesine nüfus ettiler Tanzimat’ta. Başka bir ifadeyle İngilizler hem elitleri hem de Osmanlı münevverlerini zihnen teslim aldılar. İngilizlerin nüfusu Cumhuriyetle birlikte bizzat batılılaşma projesini uygulayacak kadroların hem zihnen, hem de fiilen kontrol edilmesiyle yeni bir evreye girdi.”

ADNAN OKTAR: Güzel. Bak bütün aydınlar İngiliz devletine karşı ateş püskürüyorlar. Tanzimat ve ıslahat fermanları ile İngilizler Osmanlı devletinin içine girerek devleti içeriden yönetmeye başladılar. Bu muazzam bir yöntemdi onlar için. Tanzimat fermanı Londra’da hazırlandı. Osmanlı yönetimine dikte ettirdiler. Bu Tanzimat’ın mimarı İngiliz yanlısı Mustafa Reşit Paşa. Sultan Abdülmecit döneminde altı kez sadrazamlık yaptı. Londra elçiliği görevinde bulundu. İngiliz yanlısı politikası olan Mustafa Reşit Paşa 1838’de Baltalimanı Antlaşması’yla İngilizlere ticari imtiyazlar verdi. Bu imtiyazlardan sonra Osmanlı ekonomisi tamamen çöktü.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milliyet Gazetesi’nden Tunca Bengin, Reina saldırısı hakkında şunları söyledi. “Görüntülerinden tam bir profesyonel olduğu anlaşılan tetikçinin mont cebinde sim kartı unutma, bol bol selfie çekip iz bırakma, katliamda kullandığı ‘flashbang’leri (şok bombası) el bombası sanma ya da deşifre olduktan sonra uzun süre aynı yerde kalma gibi amatörlükleri nasıl yaptığına dönük daha pek çok karanlık nokta var” dedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi adam profesyonel falan değil. Sadece silah kullanmayı biliyor, deli pervasızlığı var yani deli cesareti var adamda o kadar başka bir özelliği yok. Kafa da çalışmıyor herifin suratından da anlaşılıyor. Boş kafa adam öyle bir şey yok. Aklına ne geliyorsa yapmış orada. Sadece silah kullanmayı biliyor o kadar bir şeyden anladığı yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Akit’ten Sefa Saygılı tüm cemaatleri suçlayan üslubu eleştirerek şunları yazdı “FETÖ gizli örgütlenir. Devletin kritik kurumlarına sızar. İdareyi ele geçirmek isterler. Cemaatlerin ise alınları aktır, her şeyleriyle meydandadırlar. Kesinlikle devlet ve millet düşmanlığı yapmazlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim millet düşmanlığı yapabilir. Nasıl yapar? İngiliz derin devletiyle kontağa geçerse, İngiliz derin devletinin kontrolüne girerse o muazzam bir güce dönüşür o zaman. Yüz kişi bile olsa yüz bin kişilik ordu gibi olur. Bütün mesele İngiliz derin devletiyle bağlantıdır. O yüzden İngiliz derin devletiyle bağlantılı ufak bir gazete bile olsa, ufak bir topluluk, bir şirket büyük bir güç haline gelebilir. Mesela bazı tipleri görüyorsunuz Türkiye’yi hop oturup hop kaldırtıyor. Adam, medyada ufak bir gücü var ama Türkiye’de muazzam bir gücü oluyor. İngiliz derin devletiyle bağlantı kurdu mu olay böyle olur ve dokunulmazlık kazanıyor bir acayip güç haline geliyor. Bu gözle değerlendirmek lazım. Ama cemaatler garibandır tabii İngiliz derin devleti falan zaten onlarla muhatap olmaz İngiliz derin devleti. Çünkü İngiliz derin devleti züppe arar, millete tepeden bakan adam arar, çakal arar, sadist arar, psikopat adam arar, homoseksüel olmasını ister efendim enaniyet ve kibirden delirmiş olmasını ister. Bunu buldu mu tamam kim olursa olsun kullanır.

“Halk tam zuhurundan ümidini kestiği anda İmam Mehdi zuhur edecektir.” (Şeyh Muhammed Bin İbrahim Numani, Gaybet-i Numani)

İki yüz yıldan beri Osmanlı’yı mahveden, bizleri mahveden güç İngiliz derin devletidir. Amerika’yı da mahveden İngiliz derin devletidir. Obama da yakasını kaptırdı İngiliz derin devletine, haberi bile yok. Bak şu an yine İngiliz derin devleti de Trump’ın yakasına yapıştılar. Hemen atağa geçtiler birinci atak ne şimdi İngiliz derin devletinin birinci atağı, ilk atağını yaptı. Bakın dikkat edin Amerikan Devlet Başkanı’nın odasına Churchill’in heykelini getirip koydular, ilk uygulama. Şu an Trump’ın çalışma ofisinde, resmi çalışma ofisine kocaman Churchill’in heykelini getirip yerleştirdiler. Ben onun için destek olalım diyorum. Bak adam hiçbir şey diyemedi. Churchill’in koskoca heykelini getirip koydular çalışma odasına. Churchill ne alaka? Ne akala yani? Niye Idi Amin’nin heykelini getirmiyorsun, değil mi? Yahut ne bileyim Saddam’ın niye heykelini getirmiyorsun? Ne farkı var? Akıl almaz cinayetler işlemiş bir adam, kitle katliamları yapmış bir adam, Türklerden nefret eden bir adam. Sen onun heykelini oraya nasıl getiriyorsun? Devlet başkanı bir şey diyemiyor buna bak birinci atak, ben söyledim daha İngiliz derin devletiyle tanışmadı dedim. Bak ilk tanışması bismillah yeni başladı. Şimdi bak sokakta kepazelik çıkarıyorlar. Bu İngiliz derin devletinin sopa göstermesidir. Trump’a sopa gösteriyor hizaya getirmek için. Onun için Türk halkı alenen Trump’ı desteklesin tweetlerle şunlarla bunlarla falan alenen destekleyelim. İslam ülkeleri de desteklesin, Türki devletler de desteklesin. Bak bu insan yalnız insan bir ailesi var, çoluğu çocuğu var. Bunun başına bela olacaklar. CIA’in binasına gitti onları tabii karşısına almak istemiyor dedi “Ben CIA’in sonuna kadar arkasındayım, yanındayım, destekliyorum” dedi. Ama basının bir kısmı kudurmuş gibi adama saldırıyor, kudurmuş gibi. Yalnız bırakırsak ezerler söyleyeyim, destek olmamız gerekiyor. Kamuoyu desteği önemlidir taraftarları da susuyor şu an bir kısmı herhalde çekindiler anladığım kadarıyla susmamak lazım. Putin, Trump ve Tayyip Hoca bak bu üçüne yükleniyorlar şu an, üçünü de destekleyelim. Çok büyük bir oyun dönüyor. İngiliz derin devletinin tepelenmesi onların deşifre olmasıyla olur. Aslında Tayyip Hocam bir yiğitlik gösterse, bir kabadayılık İngiliz derin devleti diye bir bahsetse arkası gelecek. Yahut Putin söylese çok güzel olur. Putin’i de cesaretlendirmek lazım o da kabadayı ama Rusya’yı da bayağı kaplamış İngiliz derin devleti. Bürokraside acayip bir yapılanma içindeler. Gördünüz peş peşe Rus diplomatları vurdular. Bak fotoğrafı göster. Kimsenin büstü yok. Korkunç bir görüntü oluşmuş.

BEYZA BAYRAKTAR: Eski başkan diye hiçbir şey diyememiş.

ADNAN OKTAR: Tabii adam hiçbir şey dememiş görüyor musun? Bu böyle bir gövde gösterisi, İngiliz derin devletinin gövde gösterisi bak İngiliz derin devleti var derken kastettiğim işte buydu. Bak adamı ne hale getiriyorlar görüyor musunuz? Meydan okumadır bu Amerikan halkına meydan okuma, Amerikan devletine meydan okumadır. Bak oraya koyuyor kimsenin büstü falan yok bir tek o var. Tabii o da bir şey diyemiyor şu an felaketi buradan anlayın dediklerimin hepsi doğru.

Tayyip Hocam Büyük Ortadoğu Projesi falan diye onu işin içine sokmaya kalktılar. O uyandı olaya biz çok ısrarla bastırınca uyandı vazgeçti. Şimdi biz Suriye’yi aslında iyi bir destek olsak Suriye’de konu hemen biter. Irak’a da iyi destek olursak biter. Oradaki işgal tamamen kalkar öyle bir konu olmaz. Yalnız ben Tayyip Hocam’a bak şunu söyleyeyim Esad’sız çözüm en başından da söyledim olmaz. Esad mutlaka olayın içinde olması gerekir. Sonra ayrılır kendi gönlüyle ayrı mesele. Ama “Adamı zorla hizaya getirdim” dedirttirmezler. Şimdi birileri gitmiş adamın ülkesine saldırmış. Adam da can havliyle kendini koruyor kendine göre. Ve tabii çok korkunç olaylar meydana geliyor bunun sonucunda da. Ama adamı sen kaldırır atarsan o zaman zaten sen onu yenmiş oluyorsun yaptığın da başarılı olmuş oluyor. O yüzden Esad’la Türkiye’nin muhatap olması lazım. Tamam, cinayetler işledi kardeşim kiminle muhatap olacaksın orada adam kalmadı ki kiminle muhatap olacaksın? Günahı onun üstüne ama biz Esad’sız bir çözüme girmeye kalkarsak bu netice alınacak bir şey olmaz. Ona kalsa Irak hükümeti de çok fazla kan döktü su gibi kan aktı. Suudi Arabistan kendi uçaklarıyla bütün Müslümanları vurdu birçok yerde vurdu, Yemen’de falan hallaç pamuğu gibi attı. Şimdi biz Suudi Arabistan’la görüşmeyecek miyiz? Putin, Rus orduları Müslümanlara bomba yağdırdı çoluğun çocuğun üzerine Halep’te falan herkesin üstüne bomba yağdırdı. Rusya’yla görüşmeyecek miyiz? Bunlar bir çözüm değil görüşüp barışı sağlamak lazım. Herkesin günahı kendi boynuna. Onun için hiç uzatmadan Irak ile Suriye ile görüşüp olayı bağlamak bitirmek lazım.

Şimdi İngiliz derin devletinin gösterileri bitmiyor. Melania Trump biliyorsunuz şimdi bir dergide çekim yaptırmışlar. Fil, İngiliz derin devletini temsil eden bir sembol biliyorsunuz, göster. Bak hemen daha yeni yeni. Kardeşim artık daha nasıl anlatalım? Bak adamın masasına getirip büstü oturtuyorlar Churchill’in büstünü. Görülmemiş bir şey. Şimdi Tayyip Hoca’nın bulunduğu mekana her şeyi kaldırsalar bir tek Churchill’in büstünü getirip koysalar ne anlarsınız siz? Anlamı açık olur Allah esirgesin. “Deccalin” diyor Peygamberimiz (sav) “sayısız planları vardır. Ordusu isteksiz kölelerden oluşur. Yanında fil orduları vardır” diyor deccalin, gergedan ve fil orduları. George Bush’u da İngiliz derin devletinin başı olan Churchill’le Bush’la Churchill’in resimleri var heykelle onun yine bürosunda konuşma yaptığı yerde, göstersene.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Görüyor musun? Bak adam Amerikan Devlet Başkanı fakat önündeki heykel İngiliz derin devletinin başı olan şahsın heykeli. Bu nerede görülmüş böyle bir şey? Başı derken İngiliz derin devletinin arkasında olduğu kişi yoksa bu İngiliz derin devletini yani yöneten bu olmuyor. Bunu onlar yönlendiriyorlar ama başa getiriyorlar. İngiltere’nin başına getiriyor adamı görevlendiriyorlar. İngiliz derin devleti daima arkada olur bunları öne sürüyorlar kullanıyorlar. Bazen haberleri bile olmuyor.

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla şeytandan Allah’a sığınırım Fil Suresi 105/1, “Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? Onların 'tasarladıkları planlarını' boşa çıkarmadı mı?” yani derin devlet planlarını boşa çıkarmadı mı? “Üzerlerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi. Onlara 'pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı; Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.”

Aslında şu an Amerika’da olay çıkartmalarının nedeni şu Trump taraftarlarını da sokağa çekmek istiyorlar. İki tarafı birbirine sokakta çatıştırmak istiyorlar. Sonra diyecek ki ordu “Amerika gidiyor böyle olacak gibi değil. Sen iktidardan çekil” diyecekler yöntem bu. Darbe şeklinde düşündükleri plan bu. Ama Trump bu oyuna gelmez gelmemesi lazım. Gelmemesi gerektiğini de söylüyoruz.

Kırk beş Amerikan Başkanı var bugüne kadar, on dokuzu bu başkanlardan on dokuzu doğrudan İngiltere kralı Edward’ın soyundan geliyor on dokuzu. Otuz dokuzu ise yine Fransa kraliyet soyuna bağlanıyor, ancak Fransa kraliyet ailesi de zaten İngiliz kökenden geliyor, bu çok acayip bir durum. İngiliz kraliyet ailesinden geliyor, Fransa kraliyet ailesi köken olarak tamamen İngiliz kraliyet ailesine bağlı, o kökten geliyor. Dolayısıyla tamamı İngiliz kraliyet ailesi kökünden geliyor kırk beş başkanın, onun için adamın büstünü alıp oraya koyuyorlar, öbüründeki büstü gördünüz daha da hükümet gibi kocaman. Tek bulunan büst o oluyor zaten. Adamlar diyor ki İngiliz derin devleti mi var? Kardeşim bu büstü sen şimdi ne yapacaksın? Ne anlama geliyor o? Anlamıyor musun?  

2004 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush kendisinin ve İngiltere Başkanı Blair’ın Sir Winston Churchill’in manevi mirasçısı olduğunu söyledi, aynı üslubu kullanıyorlar “biz de” diyorlar “manevi mirasçısıyız onun” diyorlar. Yani İngiliz derin devletine derin saygılarımızı ifade ederiz anlamına geliyor bu, bağlılık yemini gibi. George Bush diyor ki; o Oval Ofis’teki yerinde Churchill büstü için, Churchill’in Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te bulunan sert bakışlı büstünün her hareketini izlediğini söylüyor. “Ben ne yapsam beni izliyor” diyor. Oturduğunda da ona bakıyormuş, kalktığında da, konuştuğunda da sert bakışıyla beni izliyor diyor. İngiltere Başbakanı Blair de Churchill’in ruhunu gördüğünü söylüyor, onunla konuştuğunu söylüyor. Şeytani bir yapı ortalığı sarmış.

Uzman çavuşlara sözleşme yapılmış, “Özlük haklarını istiyoruz Hocam” diyor. Tamam, neyse gereği yapılsın, sizin yediğiniz, içtiğiniz helal özlük hakkıysa özlük hakkı, başka haksa başka hak ne gerekiyorsa yapılsın uzman çavuşlar için.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rengarenk bazı kuş fotoğrafları var.

ADNAN OKTAR: Hayret ya böyle bir şey olması maşaAllah. Bütün bunlar tesadüfler sonucu olmuş Darwin’e göre. Bunlar tesadüfler sonucu oluyormuş, şu simetriye bak, şu süslerin güzelliğine bak, müthiş bir altın oran, muazzam bir simetri ve hem mühendislik harikası, hem mimarlık harikası, hem sanat harikası.

EBRU ALTAN: Renkleri hiç solmuyor.

ADNAN OKTAR: Tabii gıcır gıcır, göz alıcı.

EBRU ALTAN: Çünkü ışığı yansıtma prensibiyle renkleri renk veriyor.

ADNAN OKTAR: Gözle görülmeyen bir hücreden Allah böyle mükemmel bir görünüş yaratıyor.

Churchill diyor ki; “Savaş hukukuna göre” Sir Winston Churchill “savaş hukukuna göre zehirli gaz kullanmak yasaktır biliyorum ama zehirli gazı insanlara karşı kullanmak yasaktır. Türkler insan sayılmaz” diyor. “Türklere karşı rahatça zehirli gaz kullanabiliriz” diyor. O Darwin’inde iddiası, “bir ara form o” diyor. “İnsan değil Türkler” diyor. “Hayvanla insan arası” diyor haşa. “Onlara zehirli gaz kullanılabilir” diyor. Yine Çanakkale’de Türklere karşı kimyasal gaz kullanılmasını istiyor Churchill. “Gaz kullanım hakkındaki bu hassaslığı anlamıyorum” diyor Generallere. “Ben medenileşmemiş kabilelere karşı kuvvetle zehirli gaz kullanılması” medenileşmemiş yani vahşi olan kendine göre öyle görüyor. “Kabilelere karşı kuvvetle zehirli gaz kullanılmasından yanayım. Türkler medeni değil ki, medeni olmayan barbar kabilelere karşı zehirli gaz kullanabiliriz” diyor. Zaten aynısını Darwin söylüyor, “barbar” diyor Türkler için. “Medenileşmemiş barbar” diyor. Aynısını Churchill söylüyor. Bu, derin devletin fikri, İngiliz derin devletinin fikri. Darwin’e de onu söyletiyor, Churchill’e de onu söyletiyor.

SEMİH MERİÇ: Gladstone’nun da bazı açıklamaları vardı Türk milletini tenzih ederim. “İnsanlığın insan olmayan numuneleridir” diyor Türklere.  

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

SEMİH MERİÇ: Gladstone da, eski İngiliz Başbakanlarından Gladstone’nun da bazı açıklamaları vardı Türk milletini tenzih ederim. Türklere “insanlığın insan olmayan numuneleridir” diye bir sözü vardı.

ADNAN OKTAR: Çok fazla İngiliz derin devletinin yönettiği bu kişiler Türkler hakkında hep böyle aşağılayıcı hayvan gibi gören haşa üslupları var ve mutlaka yok edilmeleri gerekir diyorlar.

EBRU ALTAN: Tony Blair de kendisi için Gladstone’nun günümüzde yaşayan hali diyordu.  

ADNAN OKTAR: Tabii “Ben onun ruhuyla görüşüyorum” diyor. “Ruhu bana görünüyor ben onunla konuşuyorum” diyor. “Ona göre hareket ediyorum” diyor. George Bush da “onun büstü bana bakıyor” diyor. “Ne yapsam beni izliyor” diyor. “Ben ona göre hareket ediyorum, o büstteki onun bakışlarına göre hareket ediyorum, anlıyorum ne demek istediğini” diyor. Resmini göster. Bak Oval Ofis’te Sir Winston Churchill’in büstü. Bush daima yanında bulunduruyor onu. Şimdi onu Trump’ın odasına getirip koydular. Bir büstü onun odasına koydular, yeni kondu daha. Bak başka kimsenin büstü yok, bir tek o var Churchill’in büstü var.

EBRU ALTAN: Normalde Amerika’nın kurucularının olması beklenir en azından. 

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela Amerikan Cumhurbaşkanı, Amerika’nın kuruluşunda yardımcı olan kişiler, kahramanları falan var kendilerinin onların yok. İngiliz Sir Winston Churchill. İngiliz derin devletinin sembol olarak kullandığı bir kişi. Bizim Türkiye’de de birçok ünlü yazar biliyorsunuz hep evlerinde Churchill’in büstünü bulunduruyorlar.  

Trump’ın işi biraz zor, İngiliz derin devleti esaslı şekilde Amerika’ya kancayı takmış, kraliyet soyundan olmayanları da iktidara getirmiyorlar, İngiliz kraliyet soyundan olmayanları, buradaki garipliği de insanlar herhalde takdir edecektir, anlayacaktır ne demek istediğimi.

Tabii İngiliz derin devletinin gücünden tırsıp falan vay be bunlar dünyayı ele geçirmiş, bunlarla baş olmaz falan bu çok yanlış. Bütün güç, kuvvet Allah’ın elindedir, samimi iman eden Müslümanlar için bu adamların hiçbir gücü yoktur. Bu deccaliyettir kastedilen deccal budur işte, dünyaya hakim olmuş durumda. Deccal şu an zuhur etti, İngiliz derin devletinin başında olan kişinin adı deccaldır yani bir gözü kör olan, yaşlı, çarpık bacaklı bir adam bunu insanlar görecek. Mehdi (as) de zuhur etti, İsa Mesih de zuhur etti, ahir zamanda başka bir vakit de kalmadı. 7000 yıl dünyanın ömrü, bitti dünyanın ömrü. Bediüzzaman söylüyor; 2082 gibi falan zaten bozulma başlayacak.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yayınlanan son makaleleriniz şu şekilde Adnan Bey, dünya basınında. Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da “Rusya’ya yönelik provokasyonlara dikkat” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda İngiltere’nin son dönemde Rusya’yla potansiyel bir savaşın sözcülüğünü üstlendiğini belirtiyorsunuz. Bu felaket senaryosunun aksine Rusya’nın bir tehdit olmadığını, aksine uzlaşı ve dostluk içinde ittifak edilecek bir ülke olduğunu anlatıyorsunuz.                                      

1845’ten beri yayınlanan Malezya’nın en köklü İngilizce gazetelerinin başında gelen News Straits Times Gazetesi’nde ve internet sitesinde “Sosyal Medya Sevgi İçin Çalışacak” başlıklı yazınız yayınlandı. Yazınızda, sosyal medya üzerinden kötülüğü örgütleyenlerin ustaca kurgulayıp yaygınlaştırdıkları yalanlara karşı iyilerin en önemli gücünün vicdanları ve iyilikte kararlı olmaları gerektiğini söylüyorsunuz. Sevgi, dostluk, barış ve dürüstlükte kararlı olanların vicdanına hem kargaşa isteyenlere karşı bir set olacağını hem de sosyal medyayı salt iyilik mecrası haline getireceğini belirtiyorsunuz.

Gayrimüslimlere İslam dinini tanıtmak amacıyla hizmet veren Kuveyt’ten Discover Islam Kuwait Portal’da “Birkaç Aşamalı Plan Yapabilen İmparator Tırtılı” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, imparator tırtılının Allah’ın ilhamıyla kendini düşmanlarından korumak için ihtimal hesapları yaparak geliştirdiği yöntemlere değiniyorsunuz.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde ise “Trump, Amerika-Türkiye ilişkilerinde yeni bir sayfa açıyor” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Türkiye ve Rusya’nın Trump’ı desteklemenin önemini ve bu ittifakın olumlu getirilerini yakın zaman içinde göreceklerini ifade ediyorsunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ama Trump’ı da tabii kendi haline bırakmamak lazım, İngiliz derin devletiyle çatışmamaya dikkat ediyor yani başına belayı satın almamak istiyor ama ağır baskı altına alacakları da görülüyor yani şu andan itibaren başladılar zaten, aba altından sopa gösteriyorlar. Taraftarları da biraz çekingen Hristiyanlardan oluşuyor, dindar ama çekingenler. Rusya, Türkiye, Çin, Çin de biraz çekingendir ama Rusya ve Türkiye çok delikanlıdır kabadayıdır, İran da kabadayıdır meseleyi bitirirler yani Çin’e de destek verirsek Çin zaten bayağı bir yüreklenir. Bu topluluk Trump’a destek verdiklerinde çok daha rahat edecektir yani sistemli olarak baskı yapacaklar göreceksiniz Trump’a İngiliz derin devleti. Bak adamın geldiler odasına önce hiç sormadan büstü koydular. Adama sordun mu sen, Trump’a sordun mu? Buraya getirip büst koyacağız biz ne diyorsun dedin mi? Demedin, pat getirip koydular odanın ortasına, bir şey diyemiyor. Bush’a da getirip koydular Bush gidip sarılıyor, “beni sürekli seyrediyor” diyor, “ne yapsam bana bakıyor” diyor yani felaketi daha hala anlamıyor adamlar.

Melania Trump yemin töreni yapıldığı gün giyindiği kıyafet var, kıyafet bir anlam taşıyor diyorlar Jacqueline Kennedy’nin giyindiği kıyafetin benzerini giymiş diyorlar, aba altından sopa gösteriyorlar. Kennedy’yi biliyorsunuz çekip vurdular, yakın atışla bitişik atışla vurulduğu halde yaklaşık 600-700 metre öteden vurdular dediler. Halbuki bitişik atış yakından vuruldu ve kardeşini de vurdular onu da aynı şekilde şimdi de aba altından sopa gösteriyorlar. Onun için Amerika’da bulunan Türkler bilhassa Müslüman kardeşlerimiz dindarlar Trump’a bütün güçleriyle destek olsunlar, o radikal İslam’a karşıyım diyor haklı orada çünkü onun kastettiği IŞİD, El-Kaide, Taliban falan yani normal Müslümanlara bir şey dediği yok, o yüzden bu insana destekte büyük fayda var. Müslümanlar kısa kısa açıklamalar yapsalar internetten şuradan buradan yazılar yazsalar, vakıflar, dernekler adına açıklamalar yapsalar çok güzel bir destek olur hiç bekletmesinler.

Yine bir resim var Jacqueline Kennedy’nin giydiği kıyafet görebiliyor muyuz?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Benzerliği görüyorsunuz değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Aynı evet.

ADNAN OKTAR: Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

Masaüstü Görünümü