Harun Yahya

Sohbetler (26 Ocak 2017; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Yeni Twitter hesabımız var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Nedir? Adı ne onun var mı öyle bir şey?

BÜLENT SEZGİN: Evet gösterebilirim yeni Twitter adresimizi. AdnanOktar_tr.  Yeni Twitter adresimiz. Sizin yorumlarınızı izleyicilerimiz buradan takip edebilirler bundan sonra.

ADNAN OKTAR: Ne oldu benim Twitter’ıma? Kapanmış. Herhalde benim konuşmalarımdan birileri rahatsız oldu veyahut olacak veya olması gerektiğini düşünüyor. Olmaz. Hesap açık ancak biz ulaşamıyoruz, bunda bir gariplik var. Hesap açık ancak biz ulaşamıyoruz ve bir şey yazamıyoruz böyle bir Twitter olayı oldu. Teknik olarak açıklanamıyor.

Bazı arkadaşlar ben cinciyim diye ortaya çıkıyorlar hiçbir Müslüman bu iddialara itibar etmesin. Bizimle tanışan insanlarda da ben bunu görüyorum. Cinciyim, sen kimsin de cinci oluyorsun? Çok münasebetsiz izahlar bunlar hurafe öyle cin kontrol etmek, adamdan cin çıkartmak, cin ilave etmek bunlar yok böyle bir şey. Bazı öyle vesveseli tipler oluyor uykusuz falan oluyor gözüne bir şeyler görünüyor uykusuz olduğu için cinlendim diyor ondan sonra sahtekara müracaat. Bazı sahtekarlara hadi cin çıkart, suiistimale çok açık bir şey bu bayağı tehlikeli. Bunu yapanlar bayağı tehlikeli insanlar birçoğu. İyi niyetli olanlar da olabilir ama birçoğu çok tehlikeli insanlar. Kardeşlerimiz böyle şeylere kesinlikle itibar etmesin, bu birçoğu oyun bunun. Böyle bir şey olmaz. Sanki halı silkeliyor cin çıkarıyormuş çok münasebetsiz bir şey. Bütün güç kuvvet Allah’ın elindedir. Böyle bir şey olmaz. Vesveseli insanları orada kullanmış oluyorlar, zayıf insanları kullanmış oluyorlar. Böyle insanları gerekirse isim isim de söyleyeceğim. Bu münasebetsizliği bıraksınlar bu müthiş densizlik ve çok ayıp. Hem ayıp hem günah. Hem de vicdana uygun değil. Bir insanın aczinden istifade etmeye kalkmak çok gıcık bir hareket.

Cinci tabir edilen kişilere kimse uymasın. Böyle bir şey olmaz dürüst bir tavır değil bak bir daha söylüyorum bazı insanlar hassas olurlar zayıf olurlar böyle vesveselenir bilmem ne yapar. Uykusuz olduğu için, sinirleri bozuk olduğu için bazen gözüne bir şeyler görünüyor gibi olur bunun cinle minle alakası yok kimse kimseye cini musallat da ettiremez cini de çıkaramaz da böyle bir şey olmaz. Peygamber Hz. İsa (as)’da var ama o bir mucize olarak oluyor. Alelade bir insanın yapacağı bir şey değil bu böyle bir dert de olmaz zaten. O, Hz. İsa (as) zamanında Cenab-ı Allah harika olsun diye bazı insanlara öyle bir dert vermiştir sonra da kurtarmıştır. O devre ait bir şey o. Şimdi böyle bir şeyden bahsetmek çok yanlış olur.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fatih Altaylı Trump’a destek verenlerin bir süre sonra hayal kırıklığına uğrayabileceğini iddia etti ve şunları söyledi; “Trump’un Amerikan Başkanı seçilmesine Türkiye’de sevinenler de bir süre sonra çok ciddi hayal kırıklığı yaşayabilir. Trup ve en yakın adamları son derece anti-Müslüman bir söylem kullanıyorlar. En yakın danışmanı doğrudan doğruya Kuran-ı Kerim’i suçlayan açıklamalar yaptı. Bunu ne kadar sürdürebilirler bilmiyorum ama nedense Türkiye’deki siyasal İslamcı kesim şimdilik bu üslubu görmezden geliyor” dedi. 

ADNAN OKTAR: Hayır hayır adamlar iknaya da açık, konuşmaya da açık ben konuşuyorum adamlarla bağlantım da var bir şey söylediğinde ikna olacak adamlar dengesiz değiller. Onlar IŞİD, El Kaide, Taliban onlardan çekiniyorlar. Aklı başında Müslümanlarla alıp veremedikleri yok. Ben sohbet ediyorum konuşuyorum en yakın adamlarıyla da bağlantımız var. Öyle bir şey yok. Adamları korkutmuşlar siz Kuran’a göre kafirsiniz, kötüsünüz, katliniz vacip, kafirlerle Müslüman zaten muhatap olmaz. Sevmez dost olmaz niye gidiyorsun o zaman Amerika’ya? Adam da gelmesin diyor o zaman, haklı.  “Ben müzik istemiyorum” diyor, “resim de istemiyorum, heykel de istemiyorum, Hristiyan da istemiyorum, Yahudi de istemiyorum” diyor niye gidiyorsun o zaman oraya? Seni pullu dilekçeyle mi çağırıyorlar niye gidiyorsun?

Münafık konusunu böyle en az iki-üç yıl daha gündemde tutacağız. Bu diğer iki-üç kitap daha çıktığında yine kapsamlı olarak devam edeceğiz.

KARTAL GÖKTAN: Selin Kandiyoti, Şalom Gazetesi’nde Evrim Meselesi başlıklı bir yazı yazdı. Evrimin dinle çelişmediğini çünkü evrimin yaşamın nasıl başladığını değil yaşam başladıktan sonra türlerin nasıl oluştuğu sürecini anlattığını iddia etti.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim öyle bir şey olsa söyleriz, öyle bir olay yok. Ona ait bir delil yok. 700 milyonun üstünde fosil var tek bir tane öyle bir delil yok. Hayır merak ediyor olabilirler ayrı mesele.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle diyor yazısında “Allah yaşamı pekala evrimle yönetiyor olabilir diye düşünebilirsiniz. Bu tamamen sizin inancınızla ilgili.” Yazısında evrimi şu şekilde açıklıyor Selin Kandiyoti “Evrim, faydalı mutasyona uğrayan ve ortama diğerlerinden daha fazla uyum sağlayan canlıların zamanla radikal değişiklikler geçirerek yeni türler oluşturmasıdır.”

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim böyle bir şey yok. Buna ait hiçbir delil yok. Olsa Allah böyle yarattı derdik böyle bir şey yok. Teknik olarak mümkün değil ve buna ait hiçbir fosil yok. Ara fosil denilen işte yamuk yumuk çeşitli deliller olması gerekir bir tane yok.10 trilyon vereceğim dedim daha ne diyeyim? Onu kafaya taktılar olmayan bir şeye iman ediyorlar. Bilimsel olarak bu şekilde açıklama mümkün değil bu doğru değil. Kendilerini kandırmanın bir alemi yok. İlkokul, ortaokul, lisede bunları böyle biraz okuyunca herhalde vardır gibi düşünüyorlar. Buna ait hiçbir delil yok. Allah yapamaz mı? İstese yapar. Mesela attan eşeği çıkartır, eşekten başka bir hayvanı çıkartır direkt doğumla o çıkabilir ama yok öyle bir şey hiç olmamış hiç ara fosil yok.

BÜLENT SEZGİN: Oktar’la Cihat’ın resimleri gelmişti Amerika görüşmelerinden.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Oktar ve Cihat sizi temsilen Donald Trump’ın başkanlık törenine davetliydiler Adnan Bey. Senatör ve kongre üyeleriyle birlikte törene katıldılar. Tören başlamadan öncesine ait birkaç resim görüyoruz. Başkan Trump’ın ekibinden kişilerle cumhuriyetçi senatör ve kongre üyelerinden bazılarıyla görüştüler sizin kitaplarınızı hediye ettiler. Ayrıca İsrail Likut Partisi’nden davetli milletvekilleri, Haham Yehuda Glick ve Sharren Haskel ile birlikte Büyük Yeni Umut Kilisesi’nde yapılan duaya katıldılar. Ayrıca resimlerini gösterebileceğimiz bazı görüşmeleri şu şekilde; Amerikan Kongre Binası’nda Oklahoma Kongre Üyesi Steve Russell. Maryland Büyük Locası’nın büyük Üstadı Carlton S. Brigham. Simon Wiesenthal Merkezi’nden Amerika’nın en etkili hahamları arasında sayılan haham Abraham Cooper. İsa Mesih Zafer Kurtarışı Tapınak Kilisesi’nin Kurucusu Rahip Samford Brown.

ADNAN OKTAR: Evet güzel.

İngiliz arşivlerinde cab 23-35 numarayla kayıtlı 11 Ocak 1920 tarihli Lloyd George’un otel odasında İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un da katılımıyla yaptıkları toplantıda İstanbul’un ayrı bir devlet olması planlandı. Orada bir harita çizildi. Var mı onun belgesi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Evet, bizzat elleriyle çizdikleri harita orada. Otel odasında hazırladıkları harita. İşte kafayı taktıkları konu bu. Şimdi İstanbul’u bu şekilde ayırmak istiyorlar. Bak ta 1920’de İstanbul devleti projesi o zamanlar yapılmış. İngiliz arşivlerinde cab 23-35 numarayla kayıtlı.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Devlet Bahçeli Twitter’da akşam bazı açıklamalarda bulundu Adnan Bey. “Televizyonlarda MHP hakkında atıp tutuluyor. Gazeteleri açıp okuyorum MHP’yi kesip biçiyorlar. Hepsi hücuma geçmiş MHP’nin üstüne oynuyor. Çok şükür çiğ süt içmedik ki karnımız ağrısın. Yönümüz doğru siyasetimiz doğrudur. Şimdi şu teklifim herkes tarafından dikkate alınmalıdır madem MHP’de hayırcı muhalifler etkin ve çoğunluktadır, o zaman YSK ayrı bir sandık kursun. Başına da müşahit diye Aydın Doğan’ı oturtsun, olmadı Turgay Ciner yetmiyorsa Ferit Şahenk kurulan ayrı sandıklarda görev yapsınlar. Yanlarına kirli ve kinli kalem sahiplerini alsınlar ve MHP’li sözde müzmin muhaliflerin ne kadar hayır oyu kullanacağı ortaya çıksın. Bu demokratik teklifimiz de tarafımıza çok görülmesin. Tekrar hatırlatıyor, yeniden söylüyorum bizde taban yoktur dava arkadaşlığımız vardır bizde tavan yoktur ülkücü şuur hakimdir” demiş.

ADNAN OKTAR: Evet. Sayın Bahçeli neden rahatsız oldu, hangi konu mevzubahis?

BÜLENT SEZGİN: Bahçeli başkanlığı kabul ediyor ama tabanı referandumda hayır oyu kullanacak diyorlardı.

ADNAN OKTAR: Evet, referandumda tabii ne çıkacağını bilmiyoruz. Peki, o konuda bir araştırma yapıldı mı, referandumun rengi nasıl?

AYLİN KOCAMAN: Anketler var ama “açıklamıyoruz” diyorlar. Sadece bir ankette yüksek çıktığını söylüyorlar yüzde altmışa gittiğini açıklama yaptı. Ama genelde o tarafa meyilli bir anket şirketi.

ADNAN OKTAR: Evet, anketlerde MHP tabanı yüzde yetmişin hayır dediğini gösteriyormuş, evet. MHP’yi bölmeye çalışmalarından endişe ediyordur Sayın Bahçeli herhalde, ondan tedirgin oluyordur. Ama bize mutlaka bu anayasanın taslağının, hazırlanan metnin ne amaçla olduğunun anlatılması lazım. Anlatılmadığı müddetçe bu derin bir kuşkuya sebep olur ve bizi tedirgin eder, bu bizim hakkımız. Neyin, niçin olduğunu nasıl bilmeyiz biz? Bilmemiz gerekir.

Mutasyonun faydası nedir? Faydası yok, sadece canlıya zarar veriyor başka bir canlıya dönüştürmez tahrip eder sadece. Eciş bücüş yapar, yok olur o.

EBRU ALTAN: Siz daha önce anlatmıştınız kırk yıl boyunca meyve sinekleri üzerinde deney yapıyorlar. Mutasyonlar sonucunda hiçbir şekilde yeni bir sinek türü de ortaya çıkmıyor. Hepsi anormal patolojik varlıklar oluyor. Sizin evrimcilerin itirafları kitabınızda da evrimcilerin bu konu ile ilgili itiraflarını siz yayınlamıştınız.

ADNAN OKTAR: Evet, mutasyon canlıların genlerinde meydana gelen hasarlar. Yüzde doksan dokuzu zararlı, yüzde biri etkisiz. Bu yüzde bir etkisiz olanların da uzun vadede mutlaka zararlı etkileri çıktığı ortaya çıktı. Bu yüzden sessiz mutasyon diyorlar. Mutasyonlar hiçbir canlıya yeni bir özellik katmadı hiçbir delil yok buna ait. Hiçbir canlıyı başka bir türe dönüştürmez. Mutasyon yüz binde bir ihtimalle DNA kopyalanırken oluyor. Kopyalanan enzim hemen durup hatayı düzeltiyor. Bak bir mucize, kopyalanan enzim hemen durup hatayı düzeltiyor ve sonra yoluna devam ediyor. Mutasyon düzelten mekanizmayı da yaratmış Allah. Bu çok büyük bir mucize. Hasarı görüyor burada bir yanlışlık var diyor zifiri karanlıkta. Hatalı parçayı söküp çıkarıyor yerine sağlam parçayı yaptırıyor imar ettiriyor. Ki çok karmaşık bir şey. Tam ona uygun açısında kalıp gibi gelip oraya oturtturuyor o açısını da tutturması gerekiyor. Hasarlı parçayı da söküp götürüyorlar mutasyon bu. Bu mucize Allah’ın varlığının delili.

Dünyanın en ünlü biyoloji kitabında yani Darwinist bir kitapta evrimi savunan bir kitap “Mutasyonun yararlı olması arabanın motoruna ateş edip motorun daha iyi olması gibi bir ihtimaldir” diyor. Makinalı tüfekle ateş edilirse diyor arabanın motoruna motor daha iyi oluyorsa bunun gibi bir şeydir diyor.

Genetikçi B. G. Ranganathan var ünlü Darwinist dünyaca ünlü B. G. Ranganathan diyor ki “Mutasyonlar küçük, rastgele ve zararlıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu üç özellik mutasyonların evrimsel bir gelişme meydana getiremeyeceğini gösteriyor” diyor. Yani evrimde hiçbir faydası yoktur diyor. Bunu kim söylüyor? En ünlü evrimcilerden biri söylüyor. Mesela diyor adam bak “Bir kol saatinde meydana gelecek rastgele bir değişim kol saatini geliştirmez” diyor. Kol saatine bir şey çarptığında dışardan ne olur kol saati daha mı kaliteli hale gelir? Bozulur.

Mesela bu Amerikalı Paleontolog David Deming var ünlü evrimci “Son yıllarda genetik mutasyonlarla bağlantılı olan binlerce insan hastalığı sınıflandırılmıştır. Yeni yayınlanan bir kaynak kitapta dört bin beş yüz farklı genetik hastalık sayılmaktadır. Dahası moleküler genetik ve analizlerden önce klinik olarak tanımlanan bazı kalıtsal sendromların örneğin marfan sendromu mutasyonların sonucu olduğu anlaşılmıştır” diyor. Bak “mutasyonların sonucu olduğu anlaşılmıştır. Mutasyonların oluşturdukları tüm bu hastalıkların yanında faydalı etkileri var mıdır? Ama işbu faydalı mutasyonların tanımına gelince evrimci biyologlar hepimiz garip bir sessizlik içindeyiz” diyor “hiçbir faydası yok” diyor. Sadece bozar süper bir adam meydana gelmez.

“Adnan Hocam’a sorar mısınız? Gençlere masonluğu tavsiye eder mi?” Masonluk tavsiye üstüne üye olunacak bir dernek değil. Seni masonların tavsiye etmesi gerekir. Benim gençlere masonluğu tavsiye etmemle bir şey olmaz. Masonların, üstat masonların seni masonluğa tavsiye etmeleri önemlidir. Eğer onlar seni uygun görürlerse tamam demek ki önemli görüyorlardır. Dolayısıyla bakkala gider gibi ben “mason olacağım” olmaz. Mason olmak için üstat masonların o kişi hakkında kanaatinin oluşması gerekir.

“Masonluk içinde Müslümanların artmasının ittihat-ı İslam’a faydası olabilir mi?” Üst dereceli masonların tamamı İslam’a hizmet ederler, en üst derece. Moşiyah Mehdi (as)’ye hizmetle görevlidir onlar en üst derece.

“Masonist disiplin ve Kuran’a göre yaşam çelişir mi? Paralellik arz eden yönler var mıdır?” Serkan Polat Aleykümselam. Masonist disiplin Kuran’a göre yaşamla çelişen hiçbir yönü yok. Dürüstlük, hürriyet, özgürlük dolayısıyla Kuran’la çelişen bir yönü olmaz.

Mutasyonlar sonucu ne olur? Kanser hastalığı olur, ağır sakatlıklar olur, asimetri ve ölüm olur. Mutasyonu düzelten genin ismi P53 geni. Kanserli hastalarda bu genin bozulduğu görülüyor o yüzden ölüm meydana gelir. Mutasyon yeni bir tür meydana getirmez.

Amerikalı Paleontolog, Jeolog, Zoolog ve Bilim Tarihçisi ünlü Darwinist Stephen Jay Gould şöyle diyor “Bir mutasyon büyük ve yeni bir ham malzeme DNA oluşturmaz. Türleri mutasyona uğratarak yeni bir tür elde edemezsiniz” bitti. Bütün Darwinist bilim adamları bu konuda ittifak halindeler. Türkiye gibi ülkelerde Pakistan’da falan böyle az okuyan, az araştıran adamları bazı tipler kafalayabiliyor. Burada çeliğe çarptınız, küt diye çarptınız. Hele Celal Hoca hiç adım atamıyor. Eskiden bir hoplayıp, sıçrıyordu bir şeyler yapıyordu şu an o da yok. Haber Türk falan hepsi. Biz burada yayın yaptığımızda adamların bütün yapıp ettikleri boşa gitmiş oluyor.

Mesela bu Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarında ve Çernobil faciasında hep kanser ve ağır sakatlıklar meydana geldi mutasyon sonucunda. Hep ölüm görüldü. Kimse de böyle gelişmiş bir organ Cüneyt Arkın gibi delikanlılar falan oluşmadı. Felaket bir bozulma ve tahribat meydana geldi.

“Hocam ben ateistim ve bunu Türkiye’deki dışlamalar yüzünden gizlemek zorundayım. Şu anda sizi izliyorum ateist olmama rağmen. Anlattığınız dini bilgiler beni sizlere bağlandı. İslam dinine karşı bir merak uyandırdınız bende. O kadar çok mucizevi paylaşımlar yapıyorsunuz ki sizi neden eleştirdiklerini şimdi daha iyi anlıyorum. Yolunuz daima açık olsun. Önünüze çıkan engellere aldırmaksızın yolunuza devam etmeniz bizlere sizin ne kadar irade sahibi olduğunuzu gösteren birçok özelliklerinizden biri sadece. Daima destekçiniz olarak takip edeceğim. Saygılarımla Hocam” diyor. Evet, ben bütün ateist gençleri çok seviyorum. Hepsiyle arkadaşım dostum. Bana güvensinler, istedikleri gibi gelebilirler, sohbet ederiz, konuşuruz, soru da sorabilirler. Onlara karşı çok saygılıyım. Çünkü dürüst açıkça söylüyor “Arkadaş ben ateistim” diyor “inanamıyorum anlat, kanaatim gelsin inanayım” diyor “benim dinle, İslam’la alıp veremediğim yok” diyor “ben saldırmıyorum da” diyor. Ama münafık kahpedir, alçaktır. Müslümanların içine girer böyle kurt gibi Müslümanları kemirmeye çalışır. Yapamaz ayrı mesele de baş belasıdır. O belalığı da işte Müslümanın makamını yükseltiyor, derecesini artırır.

“Hayırlı akşamlar Hocam, masonlar İstanbul’da Sultanahmet altında ayin yapıyorlar doğru mu?” Diyor. Mason toplantıları genellikle tabii böyle ilginç tarihi binalarda oluyor, onların seçtikleri bir şey bu.  Mesela İsrail’de büyük tarihi bir mağara var çok büyük, Kudüs’te o Süleyman Mescidi’nin bulunduğu bölgede, o mağarada toplantı yapıyorlar yani yılın belirli zamanlarında. Bir de Mısır’da o piramitlerin altında yine büyük bir salon var orada da toplantı yapıyorlar yani herhalde hoşlarına gidiyor yani oranın bir özelliği olduğundan değil. Asıl mason locaları İngiltere’dedir Londra’da, İrlanda’da vardır ünlü, Fransa’da vardır, Rusya’da, Hindistan’ın locaları çok eskidir, İran’ın mason locaları ünlüdür eskidir, Pakistan’da var, Ürdün’de, İsrail’de yeni yeni kuruluyor azdır İsrail’de. Fas’ta çok büyük localar vardır mason locaları, Fas, Tunus, Cezayir’de, Moskova’da vardır büyük mason locası. Dünyayı yöneten insanlar genellikle masonluk adı altında toplanıyorlar yani dünyayı asıl yönetenler masonlardır bu herkes tarafından da bilinir, binlerce yıldan beri böyledir yeni değil yani 5 bin yıllık geçmişleri var, en az 5 bin yıl. Tarihin karanlıkları içinde kayboluyor hatta tarihi araştırmalar yapılıyor hayret ediyoruz 5 bin, 6 bin, 7 bin yıllık kazılarda mason kamaları çıkıyor ‘T’ biçiminde yerin altında yani inanılır gibi değil. T biçiminde mason örneklerinde de vardır, görebiliyor muyuz onların resimlerini?

KARTAL GÖKTAN: Evet mason önlüğünü görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Yaklaştır, şu işaret mason kaması. Bu yeraltında bulunan taşlarda büyükçe mason mabedi olarak kullanılmış hayret edilecek şey, 6 bin, 7 bin yıllık yeraltı şehirlerinde bu çıkıyor. Nemrut harabelerinde inanılır gibi değil çok şaşırtıcı pergel, güneş, ay bütün masonik semboller var. Firavun’un sarayı zaten olduğu gibi mason sembollerle dolu, Hazreti Musa (as)’nın yetiştiği yer de mason mabedidir yetiştiği ortam. Hazreti İbrahim (as)’in de yetiştiği yerler mason mabedidir yani gençliğinde Hazreti Musa (as) mason mabedi içindeydi, daha detaya girmeyeyim yani masonluğun bütün sırlarını bilir Hazreti Musa (as), Hazreti İbrahim (as) de bilir. Hazreti İsa (as)’nın devrinde de masonluk çok güçlüydü. Hazreti Süleyman (as) zamanında çok güçlüydü, Hazreti Süleyman (as) da sanatçıdır duvarcı ustasıdır, İsa Mesih (as) de duvarcı ustasıdır yani üstattırlar hepsi yani sanattan anlayan insanlardır.

BÜLENT SEZGİN: Mason toplantısının yapıldığı mağara resimleri vardı Adnan Bey bahsetmiş olduğunuz.

ADNAN OKTAR: Gösterelim.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’de.

ADNAN OKTAR: Evet bu mesela o toplantının yapıldığı yerlerden birisi, büyük yeraltı mağarası İsrail’de.

MÖ 860-865 yıllarına ait Nemrut’un kireç taşından yapılmış kabartması gösterebiliyor muyuz?

KARTAL GÖKTAN: Evet görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Şimdi tek tek göster o amblemleri, 1’den başla.

KARTAL GÖKTAN: 1-Boynuzlu kask.

ADNAN OKTAR: Dikkat ederseniz yanlardan boynuzlar var, bu birçok tarikatın da, gizli tarikatın da toplantılarında giyilen bir şapka şeklidir, çift boynuz yani iki boynuzlu Zülkarneyn anlamına gelir, Zülkarneyn iki boynuzlu anlamına geliyor aynı zamanda. Zülkarneyn yani dünya yöneticilerinde bir sembol.

KARTAL GÖKTAN: 2-Güneş.

ADNAN OKTAR: Güneş mason sembolü.

KARTAL GÖKTAN: 3-Hilal şeklinde ay.

ADNAN OKTAR: O da mason sembolü.

KARTAL GÖKTAN: 4-Pergel.

ADNAN OKTAR: Pergel mason sembolü.

KARTAL GÖKTAN: 5-Yıldız.

ADNAN OKTAR: Davut Yıldızı mason sembolü.

KARTAL GÖKTAN: 6-Malta Haçı.

ADNAN OKTAR: Masonik sembol, Tapınak Şövalyeleri de kullanıyor biliyorsunuz. Malta Haçı gördünüz mü? Yaklaştır, aynısı Tapınak Şövalyeleri’nin de kullandığı Malta haçı. Bileğindekini göster, bileğindeki evet yaklaştır bak saat gibi, çiçeğe benzer Rosetta sembolü ünlü masonik sembol.

Buraya Tapınakçılar gelmişti, Tapınakçıların dünya çapında lideri olan kişi de geldi, dünya lideri olan kişi “İstanbul bizim kitaplarımızda geçen bir şehir” dedi yani “1000 yıllık kitaplarımızda geçer” dedi, “bizim beklediğimiz kişi İstanbul’da çıkacak” dedi yani “1000 yıl önceki eserlerimizde bu geçer” dedi bizim. “İstanbul’da çıkacak ve biz o kişi çıktığında biz onu tanırız” dedi yani “o bize bir şekilde bildirilir biz bunu biliriz anlarız” dedi yani “onun dışında da öyle dikkati çekecek şahıslar olduğunda dünyanın bir yerinde onu da mutlaka biliriz” dedi.

Kudüs’te Zedekiya Mağarası’nda yapılan toplantıyı bir daha göster. Bu mağara Mescidi Aksa’nın tam altında yani çok derinde, her yeri taş. Zedekiya Mağarası üstünde Mescidi Aksa var ama çok üstünde yani bu Mescidi Aksa’nın altında.  Vahiy gelen bir yer olduğu için, peygamberlere vahyin yoğun geldiği bir yer olduğu için masonlar da orada toplantı yapıyorlar yani mühim toplantıları orada yapıyorlar, dünya çapında önemli gördükleri toplantıları.

“Hocam sizleri yoğun kar yağışı altında zevkle seyrediyoruz” diyor Kadir Avcı.

“Hocam Amerika’dan selamlar iyi yayınlar diliyorum, lütfen selam yollayın okuyorsanız eğer” diyor. Aleykümselam.

Seyyidina İsa Mesih en çok hayret edeceğiniz olay odur. İsa Mesih bir peygamber ilk defa insanlar peygamber görecekler. Hiç bu nesil peygamber görmedi yani hep hikaye zannettiler ilk defa peygamber görecekler o yönden çok hayret vericidir. Yoksa Mehdi’dir bütün meseleleri bitiren Darwinizm materyalizmi patlatan, İngiliz derin devletini patlatacak olan, deccaliyeti patlatacak olan Mehdi’dir. İslam’ın dünyaya hakim olmasına vesile olan da Mehdi’dir fakat İsa Mesih sembolik olarak Cenab-ı Allah gönderiyor ama Hristiyan alemi o olmadan da Müslüman olmaz, onun gelişiyle bütün Hristiyan alemi Müslüman olacak, isteyecekler istidat edecekler ama onun söylemesi tabii bir başka, alenen bilinecek yani peygamber yüzüne baktığında herkes anlar. Bayağı güzel çok tatlı böyle nurlu, çok zeki. Kafasında peygamberlerin bulanıklık olmaz insanlar gibi olmazlar, hafızası çok güçlü keskin bir dikkat, keskin bir akla sahip bir insan olacak. Hazreti Mehdi (as)’ye tabi oluyor, manevi bir liderdir onun için Mehdi (as)’ye bırakıyor her şeyi yani o hükmen gelmiştir hükmen.

AYLİN KOCAMAN: Hristiyanların üçlemesini kaldıracak demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, teslisi kaldıracak. “Ben Allah’ın bir kuluyum, İsa Mesih Allah’ın bir kuludur dolayısıyla Allah’tan başka Allah yoktur, tektir Allah” bunu diyecek. Hazreti İsa (as)’nın marangoz olduğu yazılır ama eski yazıtlarda kullanılan kelime inşaat ustasıdır, taş ustası olarak geçiyor onun için masonlar hep ona ‘üstat’ derler İsa Mesih’e, o da birçok sırra vakıftı. Hazreti İsa Mesih (as) zaten çok harika bir peygamberdir yani sanki böyle melek gibi, normal bir insan gibi değil insanla melek karışımı gibidir.  Alışılmışın dışında bir insan zaten gördüğünde insanların kanaati gelir yüzündeki ifadeden insanları bayağı ürkütür heybeti yani yüzüne direkt bakan çok sarsılır öyle şey değildir yani rahatça insanların muhatap olacağı gibi olmaz peygamberler.  Onlarda peygamber heybeti oluyor o insanlara ürküntü veriyor. Mesela Peygamberimiz (sav)’i görenler bayılıyorlardı peygamberlik halinden dolayı mesela karşılaşıyor göz göze geliyor adam şak düşüyor bayılıyor, çok fazla bayılan oluyordu, dili tutulan çok fazla oluyordu konuşamıyor. Mesela suikast yapmaya kalkıyor adam, Peygamberimiz (sav) bir kere bakıyor elinde kalıyor kılıç adamın yani şok oluyor, vücudu bütünüyle iptal oluyor öyle bir özelliği var peygamberlerin. Peygamberimiz (sav) çok şaka yaparak çözüyordu onları sahabeleri, kalkar kalkmaz hemen şakaya başlıyordu espriler şakalar peş peşe gülmeler falan öyle açılıyorlardı yoksa çok heybetinden ürküntü geliyordu sahabelere. Çünkü gözleri simsiyah iri siyah gözlü, göz göze geldiler mi yüzü de çok nurlu, müthiş bir heybeti ve çok yapılı, ona dayanamıyorlardı insanlar onun için peygamberlerin ünlü özelliğidir çok şakacı olurlar, İbrahim (as) de şakacıydı, Hazreti Süleyman (as) da, Hazreti Ali (kv) de çok şakacıydı. Hazreti Ömer (ra) hatta diyor “ben onu halife yapmam” diyor “Kesinlikle. Çok şakacı öyle halife olmaz” diyor yani bayağı diretti ciddi olarak diretti kabul etmedi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir kardeşimiz geçen hafta Alanya’da yaklaşık 40 tane kitap bırakmış kapılara. Kardeşlerimiz Bilecik’te 250 adet iman hakikatleri CD’si ve 50 adet Harun Yahya eseri dağıtmışlar ayrıca Bursa’da 5 lisede fosil sergisi düzenleyip tüm okula konferans vermişler. 22 Ocak günü Düzce Akçakoca’da Kuran’dan ayetler okuyup sohbet etmiş kardeşlerimiz. 14 ve 21 Ocak tarihlerinde Adapazarı Merkez ve Sakarya’nın Serdivan ilçesinde A9 TV broşür dağıtımı yapılmış. 15 Ocak günü bayan kardeşlerimiz Beylerbeyi’nde evlere cami kütüphanelerine ve bir öğrenci yurduna 75 adet broşür, 120 kitap, 275 CD ve 10 adet dergi hediye etmişler sonrasında çay içip sohbet etmişler. Geçtiğimiz günlerde iki kez bir araya gelen Almanya’daki kardeşlerimiz iman hakikatleri ve çeşitli konularda sunumlu sohbet yapmışlar. 18 ve 19 Ocak’ta Erenköy’de ve Küçükyalı’da 120 adet kitabınızı halkımıza hediye eden kardeşlerimiz ardından sohbet etmişler. Avusturya’dan kardeşlerimiz Pazar günü toplandıklarında Münafığın Derin Karanlığı kitabınızdan okumuşlar. Antalya’dan bazı kardeşlerimiz toplam 200 adet kitabınızı ve 60 adet belgesel DVD’sini dağıtmışlar sonrasında ahir zamandan bahsetmişler. Şanlıurfa’da sizin 65 adet kitabınız ve 240 adet CD dağıtılmış. Kardeşlerimiz 14 Ocak tarihinde 206 adet eserinizi halkımıza hediye etmişler. Yine 14 Ocak günü iki kardeşimiz Bahçeşehir’de 13 adet Rumilik Tehlikesi isimli kitabınızı dağıtmışlar. Önceki gün Uşak’ta 180 adet kitabınızın dağıtımı yapılmış. Osmaniye’de 56 adet eseriniz ile A9 TV broşürleri dağıtan kardeşlerimiz faaliyetlerinin ardından yemek yiyip Kuran okuyup sohbet etmişler. Pazar günü çok sayıda Kayserili kardeşimiz Keykubat Mahallesi’nde halkımıza eserlerinizden 110 adet hediye etmişler. Yine Pazar günü bu kez Mersin’de 33 adet eseriniz dağıtılmış. Alanya’dan kardeşlerimiz farklı günlerde 480 ve 2 bin adet A9 TV broşür dağıtımı yapmışlar. Dün Malatya’da 100 adet kitabınızın dağıtımını yapan kardeşlerimiz dağıtımın ardından Kuran sohbeti yapmışlar. Ankaralı kardeşlerimiz 19 ve 26 Ocak tarihleri arasında Batıkent, Bağlıca, Bahçelievler ve Keçiören Akçatepe’de toplam 90 adet Harun Yahya eseri ve 40 adet belgesel CD’sini dağıtmışlar. Ve Konya’dan kardeşlerimiz de 20 adet ederinizin dağıtımını yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Aferin ben aslanlarıma. Kitap dağıtımı en hayati konudur tebliğde en hayati. Gittim anlattım diyor. Kardeşim anlatırsın unutur adam. Kitap verirsen defalarca okur okur okur başkasına gider anlatır. Kitabın etki gücü en yüksek olan tebliğ metodudur. En yüksek ondadır kitaptır.

KARTAL GÖKTAN: Konya’daki kardeşlerimizin resimlerini de gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah güzellikleri artırsın.

Bir de bizim içimize gelen insanlardan bazılarının oturup cincilik iddiasında bulduğunu duydum. Çok büyük terbiyesizlik ve vicdansızlık. Bir kere bak sen adama ne diyorsun “ben seni cinden kurtarırım” diyorsun. Sen haşa kendini Allah gibi görmüş oluyorsun. İnsanda bir dert varsa Allah kurtarır. Sen kimsin de onu kurtarıyorsun? Nasıl metafizik güçlere sahip oluyorsun sen? Bu bir şirk bir kere. Adama da diyorsun ki “bak bu cin Allah’tan daha kuvvetli, daha güçlü, Allah’ın cine gücü yetmez, cin seni ele geçirdi” diyorsun bu da ayrı bir vicdansızlık zulüm ve şirk. Adamı müşrikliğe itiyorsun. Cin ne oluyor da adama etki etsin? Çok samimiyetsiz bir dahaki sefere isim isim vereceğim. Böyle tipler var çok ayıp yapıyorlar birkaç kişi ama çok rahatsız edici. Bir de bizim adımızı kullanarak bunlar ortaya çıkıyorlar yani. “Kitap dağıtıyorum” kitap dağıt güzel Allah razı olsun. İslam’a hizmet et ama cincilik iddiası neyin nesi yani? Sen kimsin yani? Bu alenen şirk. Münasebetsiz bir hareket. Ve o insanın zaafından istifade ediyorsun ne kadar büyük bir zulüm ve ne kadar şiddetli korku duyacağını bir düşün. Şimdi ağızımı bozmak istemiyorum. Adama diyor ki “seni kurtardım cinden” adam “bir saat sonra yine geldi cin” diyecek. Hadi bir daha buna müracaat yeniden gel adamı kurtar cinden diye. Ve çıkarın kapısı sonuna kadar açılmış olacak. Ne kadar çirkin, basit ve sıradan bir hareket. Ve ne kadar büyük bir zulüm. Ve adamı da inandırıyorsun adamı deli edeceksin yani. Yok öyle bir şey. Hayır cin vardır ama böyle musallat olma diye bir olay yok. Tamamen Allah’ın kontrolündedir cin. Allah’tan habersiz adım atamaz.

“Akçay’dan selamlar, bekliyoruz Hocam” diyor. İnşaAllah.

“Adnan Bey engelliler hakkında ne düşünüyorsunuz öğrenebilir miyim? Merakımı bağışlayın?“ Güzel, tatlı insanlar ne mutlu onlara biz akşama kadar namaz kılsak onlar bir kere Allah dese bizden daha fazla sevap kazanırlar. Mesela bir amayı düşün bizim bir namazımızdan bir sevap varsa onun bir milyon sevap var. Ama için acayip sevaplı. İki günlük dünya ama da vefat ediyor gözü cıncık gibi gören de vefat ediyor. Göz mezara akar sonunda. Ama o çok karlı. Onun için ben engelli kardeşlerimi tebrik ediyorum ne mutlu onlara. Ne güzel, gaziler gibi onların sevabı çok fazladır.

Mustafa Gökçe, “Hocam seviyorum sizleri” diyor. Mustafa Gökçe’yi göster bakayım. Bu tarz resim gönderebilir kardeşlerimiz bunları yayınlayabiliriz. İstiyorlarsa gönderebilirler. Kudüs’te yine bir fotoğraf bak taştan binalar var mı fotoğraf onu gösterebiliyor musunuz?

Kudüs’te de yine bir fotoğraf taştan binalar. Babil Kulesi de yine aynı şekilde. Onun yapımında da duvarcı ustaları yaptı.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz. Babil Kulesi.

ADNAN OKTAR: Orada Nimrod ziyarete geliyor orada etrafındakiler taş ustaları. Öbür resmi de göster. Kudüs. Dikkat ederseniz hiç ahşap bina bulamazsınız.

"İşte böyle bir sırada" diyor Bediüzzaman o cereyan yani deccaliyet yani İngiliz derin devletinin bu azgın gücü. Yani süper krallık. "Pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazreti İsa (as)'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur edecek, yani rahmet-i ilahiyetinin semasından nuzul edecek; hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslamiye ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslamiyet'e inkilab edecektir. Ve Kur'an'a iktida ederek, o İsevilik şahsı manevisi tabi; ve İslamiyet, metbu makamında kalacak. Din-i Hak, bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı” deccaliyette karşı “ayrı ayrı iken mağlup olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde, deccaliyet cereyanına karşı galebe edip dağıtacak istidadında iken alem-i semavatta cism-i beşerisiyle bulunan” bak alem-i semavatta cism-i beşerisiyle yani beşeri cismiyle yani maddesiyle etiyle kemiğiyle bulunan "şahs-ı İsa (as)" bizzat İsa (as)’ın şahsı. "O din-i Hak cereyanının başına geçeceğini bir Muhbir-i Sadık" Peygamber, “bir Kadir-i Külli Şey'in vadine istinad ederek" Cenab-ı Allah’ın üç ayette belirttiği vaade istinad ederek "haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külle Şey va'detmiş elbette İsa Mesihi indirecektir" diyor. (Mektubat, s.53-54)

Peygamberimiz (sav) diyor ki “Miraçta bana Hz. Musa gösterildi onunla karşılaştım” diyor. “Esmer yüzlü, uzun boylu, kıvırcık dalgalı bir saçı vardı. Uzun boylu, heybetli bir görünümü vardı. Hz. İsa Mesih’i gördüm, o orta boyluydu. Benzi kırmızıyla beyaza karışıktı. Saçları düzgün, hafif dalgalı. Malik ve deccali de gördüm” diyor. “Cehennem muhafızı Maliki ve deccali de gördüm.” 

“Hz. İsa (as) hafif dalgalıdır düz saçlı. Kumral benizli, başından su akar vaziyette gibi “diyor sanki saçları o kadar temiz. “İki kişiye dayanıp ortalarında gitmekte olan birisini gördüm “bu kim?” dedim” diyor ““Meryem oğlu Mesih” dediler” diyor. “Yakından görmek için ilerledim” diyor Peygamberimiz (sav), “kızıl, iri, kıvırcık saçlı, sağ gözü kör, gözü üzüm gibi dışarı pörtlek” diyor. “Bir adam daha vardı “kim bu?” dedim “deccal bu” dediler” diyor. Yani deccali de gördüm diyor. Şu an hayatta bu adam. Deccal denilen adam.

“Hocam ben amcamla birlikte sizi izliyorum amcam sizin hayranınız amcamın ismi Mustafa.” Mustafa amcana da selam sana da selam.

“Değerli Hocam ben Havva. Ben Dersimli bir vatandaşım. Kısa bir süredir sizi izliyorum hoşgörülü ve insanların inançlarına olan yaklaşımınız ve bilgileriniz beni gerçekten etkiledi. Sizi izlemeden önce biraz cahil düşünceliydim. Gerçekten çok ruhu ve kalbi derin birisiniz. Bunları paylaşmak istedim saygılarımla” diyor. Evet sevgisi güzel kardeşimizin.

“Sayın Hocam İmam Hatip Lisesi’ndeyken bize hep İsa Mesih’in Mehdi’nin gelmeyeceğini, İsrailiyat olduğunu söylediler sizin vesilenizle doğruları öğreniyoruz, sizden Allah razı olsun.” İbrahim Çelik. İsrailiyat olduğunu zaten Kuran söylüyor. İsrailiyat olduğunu Kuran söylüyor “Zebur’a bakın, Tevrat’a bakın orada göreceksiniz” diyor “dünya hakimi olacağınızı.” Baktığımızda doğrudan Moşiyah Mehdi (as)’den bahsediyor Zebur. Yani sanki o bir suçmuş gibi İsrailiyat olması daha sağlam o. Tevrat ve Zebur’daysa bir hüküm Kuran da bunu tasdik edip Kuran bu kitaplara bakın diyorsa bitti.

“Selam sevgili üstadım“ Aleykümselam. “Duvarda tamamen senin resimlerin asılı” diyor. Göster bu koçyiğidi. MaşaAllah bu nasıl güzel bir sevgi böyle.

“Hocam takipteyiz yayınlarsanız sevinirim” diyor. Göster koçyiğidi. Allah nurunuzu artırsın. 

“Hocam Karaman Ermenek ilçesi Tünel şeklinde yol açma çalışmaları devam ediyor bizden dualarınızı esirgemeyin Hocam“ diyor. Allah yardımcınız olsun. Zor iş tabii Allah yardımcıları olsun.

“Hocam ailecek izliyoruz” diyor Feyzullah. Aslan Feyzullah.

“Canım Hocam ben Almanya’dan Hümeyra. Kalbimizde ve evimizde sen varsın” diyor.

“İsa Mesih yeşile bakan gri gözlü. Keskin bakışlı.” Ahmed bin Hanbel söylüyor. “Keskin bakışlı. Yüzü hafif çilli. Altın rengine bakan kestane rengi saçlı, sakalı da aynı renk. Saçları taranmış, sanki saçından su damlıyor gibi.” Islak görünümlü yani ona has bir özellik. Ben bir kişide görmüştüm öyle bir saç. Çok nadir oluyor İsrail’de. “Uzuna yakın orta boylu.” Sahih Müslim’de. “Geniş omuzlu, ince belli. Yüzü duru ve pırıl pırıl.” Parlak yüzlü. “Hamamdan çıkmışçasına al çehreli.” Buhari’de geçiyor. “Yüzü hem ağır başlı hem çok canlı. Ağzı burnu kusursuz güzellikte. Alnı düzgün ve çok temiz. Sık ve düzgün sakallı. Küçük ve güzel burunlu. Gözleri ateş gibi parlak. Yüzü kırmızıya çalar beyaz renkte.” Taberani’de geçiyor Kebir’de. “Ayakları ve elleri temiz ve parlak.” Çok kibar elleri ve ayakları ve parlak. “Görünüşü kibar ve hoşnut.” Atletik yapılı. Kibar ve uzun parmaklı mükemmel şekilli elleri var. Çevik ve güçlü. Geniş omuzlu. Atletik vücutlu. Dar belli, ince belli. “Ona bakanlar bakmaya doyamazdı” diyor rivayette. “Dikkatlerini de ondan çevirmek istemezlerdi” diyor İsa Mesih için.

Mehdiyet eğer çok önemli bir şey olmasa, doğru olmasa bu kadar üstünde durmam ben. Bir fevkaladelik olmasa yani kesin deliller olmasa bu kadar üstünde durmam. Net olay yani bütün dünya tarihi Mehdiliğe göre dizayn edilmiş. Ben hayret ettim çok şaşırdım ama bu doğru. Yani 3500 yıldan beri olay Mehdiyet’e doğru gidiyor. Masonluğun kuruluş amaç Mehdiyet. Tapınak şövalyelerinde Mehdiyet. Her şey ona göre. Mesela Birleşmiş Milletler’in amacı Mehdiyet. Adam kendisi söylüyor bak gördünüz haham geldi, amacı o. Zaten duvarına Mehdiyet’in amacı yazılmış. İslam’ın hakimiyeti cemaatlerle, tarikatlarla olmayacak. Cemaatler onun bir bölümü olur, bir kenarı olur. Bütün dünyanın katılımıyla oluyor. Birleşmiş Milletler’in katılımı, masonluğun, tapınak şövalyelerinin, Rus siyasetinin, Çin siyasetinin, Amerikan siyasetinin hepsinin katılımıyla oluyor. Müslümanlar da iştirak etmiş olacaklar. Birleşmiş Milletler kuruluş amacı o. Dünya masonluğunun da kuruluş amacı o. Ta en başında ona göre planlanmış. Ben şaşırmıyor değilim yani ben zaten illa Mehdilik farzdır demiyorum ama hayret edilecek şekilde o yönde gelişiyor olaylar. Ben herkese söylüyorum, ben diyorum bak Nur Suresi’nin 55. ayeti bizi asıl ilgilendiren, İslam’ın dünya hakimiyetiyle ilgili ayet. Ve “fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar, din Allah’ın oluncaya kadar mücadele edin.” Bu iki ayet asıl bizim hedefimizdir. Ama nereye dönsek Mehdiyet oluşuyor. Yani o kadar açık sarih deliller ki. Abdullah Öcalan’ın ismini söylüyor Peygamber (sav). Ne yapacağını söylüyor. Suriye’deki rejimin başının ismini söylüyor, kardeşinin ismini söylüyor. Yerine geçen oğlunun ismini söylüyor yani bu kadar detaylı.

AYLİN KOCAMAN: İngiliz derin devleti bir de Mehdiliği yıkmaya azmediyor siz söylemiştiniz, asıl hedef olarak onu belirliyor kendince.

ADNAN OKTAR: Şimdi işin hayret edilecek yanı İngiliz derin devleti eğer Mehdiyet’i yıkmaya kalkmasa Mehdiyet hakim olmuyor. Bak, sırra bak. İngiliz derin devleti Mehdiyet’i yıkmak için mücadele etmese Mehdiyet hakim olmaz. Yani onun deccallık yapması gerekiyor, Mehdi’nin de Mehdilik yapması gerekiyor. Çok şaşırtıcı, garip bir sır.

“Mehdi her an Allah korkusunu kalbinde taşır ve Allah’ın Katında sahip olduğu takarruk (yakınlık) makamından dolayı da gururlanmaz. O dünyaya gönül bağlamaz, bunun için de taş üstüne taş yığmaz. Onun zamanında kimseye kötülük edilmez.” Bin yıllık kitap. (El-Mehdiyyil Mevud. Cilt 1, sayfa 280 ve 300)

Deccal yaşlı, çok ileri yaşlarda şu an. Yani yetmiş falan vardır ferah. Hadislerde belirtiyor, “saçı sakalına karışmış. Bir gözü kör.”

BÜLENT SEZGİN: Kardeşlerimiz Balıkesir’de bir hafta boyunca A9 TV ilanı yayınlatmışlar Adnan Bey. Fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: “Saçları ağaç dalları gibi birbirine girgindir” diyor. Yani böyle felsefeci görünümlü. “Kırmızı cildi” kırmızı. “Bünyesi büyük. Saçları kıvırcık. Tek gözü kör” sönük bir gözü de. Gözlerinde problem var. Ön tarafı kızıl fakat arka tarafı siyah saçlarının. Yani kendince tarz da yapmış olabilir veyahut yapısı öyle olabilir. “Onun tek gözü kördür. Başı yılan veya kertenkele başını andırır” diyor, görünüşü. Yani garip bir görünümü var. Taberani’de geçiyor. “İrice, kalın boyunlu, tek gözlü ve şaşı.” Sihir ve manyetizmanın neviinde teshir edici vasıflara sahip. Bu konuda çok bilgi sahibi. Manyetizma, ruh ilmi, metafizik konularda çok bilgisi olan, çok araştıran bir kişi. Hipnoz gücü var. Tabii söylemek istemezdim ama o da mason olacak. Yani deccal de masondur. Mehdi (as) mason mudur, değil midir bilmiyorum yani o zahir olduğunda anlarız. Ama deccal mecburen o taifenin içinden çıkması gerekiyor. Masonlukla bağlantısı olmadan yapamaz deccallığını.

İngiliz derin devletinin en büyük kozu bağnazlık olacak. Hz. Mehdi (as) de onların kozunu parçalayan bir insan olacak yani modern kişiliğiyle bağnazlığı dağıtmış olacak. Mevdudi bile açıklıyor “Modern bir Müslüman olacak” diyor Mevdudi. Millet onu diyor hoca böyle bir molla gibi bekleyecek ama diyor o asrının en moderni olacak diyor Mevdudi. Çok kaliteli ve modern bir insan olacak diyor. Ta yüz sene önce söylüyor yani.

Ali Kocaman, "Trabzon'dan saygılar. Burada kar yağıyor. Uyku tutmadı, sizi izliyorum. Çok güzel sohbetiniz var."

Bütün Masonlar Hazreti İsa Mesih (as)'in Mason olduğu kanaatindeler. Hazreti Musa (as)'nın da Mason olduğu kanaatindeler. Hazreti Süleyman (as)'ın da Mason olduğu ve Hazreti Adem (as)'in de Mason olduğu kanaatindeler. İlk önlüğü, Mason önlüğünü Hazreti Adem (as)'in kullandığına inanıyorlar. Yapraktan, genişçe bir yapraktan Mason önlüğü taktığına inanıyorlar. Kabe’nin yapımında da Masonların yardımcı olduğuna inanıyorlar. Mikap taş tarzında, onlarda kutsal biliyorsunuz, küp şeklinde olması. O taşın konulmasını da yine öyle ona bağlıyorlar. Yani Masonlukla bağlantılı görüyorlar. Tabii onların kendi inançları. Hacer'ül Esved biliyorsunuz, göz şeklindedir. Bütün kutsal mabedlerin yapımında yine Masonların görev aldığına inanıyorlar. Görevlerinin de en son aşamada, en üst aşamada Mehdi (as)'ye yardım etmek yani Moşiyah'a yardım etmek olduğuna inanıyorlar. 33. Derecenin üstünde anlatılır onlar. Alt kademedekileri daha çok yönlendiriyorlar.

Mevdudi diyor ki -Mevdudi büyük bir alimdir, eski- "Şuna inanıyoruz ki, İmam Mehdi (as) geldiği zaman  en ideal komutan; zamanının en ideal komutanı, lideri olacaktır. Buradaki idealden maksadım şudur; çağın bütün gerçeklerini bilecek tam bir yönetici yeteneğine sahip bir insan olacaktır. Korkarım ki onu ilk reddedecek olanlar gelenekçi ulema sınıfı ve Sufi takımından başkası olmayacaktır. Çünkü onlar göreceklerdir ki bu insanın, tasavvurlarındaki Mehdi (as) ile hiçbir alakası yok. Mehdi (as) geldiği zaman, Müslümanların düşünce ve inançlarında bulunan cahiliye pisliklerini temizlemeye çalışacak, en saf şekliyle İslam'ı ortaya koyacaktır. İslam'ı her alanda hakim kılmak için çalışacaktır. Kendisine ait ve kendisinin oluşturduğu bir iddia ve davası yoktur. Bunun karşısında cahiliye de boş durmayacak, bütün gücüyle batılı hakim kılmak için çalışacaktır.” Yani Darwinizm’i materyalizmi geliştirmeye çalışacaktır. “Ama hak için yapılan bu büyük mücadelede Allah'ın yardımıyla Müslümanlar” yani Mehdi kolu “galip çıkacak, cahiliye hezimete uğrayacaktır."

Bakara Suresi 127; şeytandan Allah'a sığınırım, “İbrahim, İsmail'le birlikte Evin (Kabe'nin) sütunlarını” sütun; çift sütun Masonluk'ta kutsaldır “yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin"” (Bakara Suresi, 127) Bakara Suresi 127'de Hazreti İbrahim (as) ve Hazreti İsmail (as)'in duvarcı ustası olduğu anlaşılıyor. İkisi birden Kabe'yi mikap taş tarzında inşa ediyorlar. Buradan da açıkça görüyoruz ki her ikisi de İngilizce karşılığı olarak Masonlar. Çünkü duvarcı ustası, açık, Kuran'ın ifadesiyle duvarcı ustası. Ve sütunları yükseltiyorlar. "Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." (Bakara Suresi, 128) 

Mehdiyet’in olduğu ortamda bir daha deccaliyet olmaz. İngiliz derin devleti deccaliyettir. Çok az var kıyamete. Toparlanıp deliliğini bıraksın derin devlet. İngiliz derin devleti manyaklığı da bıraksın. Yapacağını zaten tarih boyunca yaptı. Şeytani görevi bitti. Bundan sonra sıra Mehdiyet’te. Son kere İslam dünyaya hakim olacak. Kısa bir süre, yedi veyahut dokuz sene kadar dünya hakimiyeti var. Ondan sonra zaten ne onlar kalacak ne başkası kalacak. Hepsi darmadağın olacak. Ancak gizli olarak götürebilecekler bir süre İslamiyet’i. "Gizli ve mağlubiyet içerisinde vazife-i tenviriyesini yapmaya devam eder." diyor. Hem Fatiha'dan çıkarıyor Bediüzzaman hem iki Kuran ayetinden çıkarıyor, iki ayrı sureden çıkarıyor. Bir de hadisten; "Her yönden mutabık olması çok güçlü kanaat getirdi bana." diyor. Ama benim anladığım, Hızır (as)'dan öğrenmiş gibi görünüyor yani üslubu öyle. "Diğer meseleler gibi kati surette bilememekle beraber Allahualem ve bil sevap" diyor, açıklıyor.

“Allâhümme ecirna min fitneti deccal, min fitneti mesihid-deccal, min fitneti süfyani deccal. Allâhümme ecirna min fitnetil mesihid-deccal ve süfyan. Allah’ım bizi Mesih Deccal ve Süfyan'ın fitnelerinden koru.” Peygamberimiz (sav)'den dua. “Allâhümme ecirna min fitneti mesihid-deccal ve Süfyan.” Her ikisi de deccal hareketi. Bu dua edilirken -bu 1400 seneden beri yapılan bir dua- elini ters çeviriyor Müslümanlar. Göğe doğruyken, bu dua yapılırken ellerini şu şekilde ters çeviriyorlar deccalden ve Süfyan'dan Allah'a sığınırken. Ahir zamanın en büyük fitnesi, ta Hazreti Adem (as)'den itibaren peygamberler uyarıyor ümmetlerini. 

Ümmetimden bir taife fırkasının makamı cifrisi 1542” yani 2117 şimdi 2017’deyiz, 2117’de bitiyor. “Nihayet devamına ima ederek Hak üzerinde olacaktır şedde sayılır fırkası dahi makamı cifrisi 1506” 2082 işte tamam 2082’ye kadar mücadele hemen daha yakın, “bu tarihe kadar zahir ve aşikarane belki galibane sonra ta 1542 2117’ye kadar gizli ve mağlubiyet içinde vazifeyi tenviriyesine devam edeceğine remze yakın ima eder. Allah’ın emri gelinceye kadar şedde sayılır fırkası dahi makamı cifrisi 1545 olup” yani 2120 olup “kafirin başına kıyamet kopmasına ima eder” diyor (Kastamonu Lahikası Sayfa 33) Yani kıyamet kapıda. İngiliz derin devletinin artık yapacağı bir şey yok çekilsinler işlerine güçlerine baksınlar. Vakit Mehdi (as)’nin ve İsa Mesih (as)’in devri, kısa bir süre İslam hakim olacak o kadar. Deccaliyet görevini yaptı bitirdi, derin devletler de görevlerini yaptı bitirdiler yani bütün deccalların görevi bitti, dünyada imtihan da bitti son kere İslam hakim oluyor, pılını pırtısını toplayıp deccal gitsin.

Kedilerin bilinçaltında bilgi olması yılana karşı eğitimli olmaları hayret, bunlar hayatlarında hiç yılan görmüyorlar ama yılana karşı bilinçaltında muazzam bir bilgi var bu büyük bir mucize, hayatında görmemiştir bunlar yılanı.

“Rabbimiz” diyor İsmail (as) ve İbrahim (as), Şeytandan Allah’a sığınırım “içlerinden onlara bir elçi” bir Mehdi “gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin” Kuran’ı öğretsin ve hikmeti öğretsin “ve onları arındırsın. Şüphesiz sen güçlü ve üstün olansın hüküm ve hikmet sahibisin.” (Bakara Suresi 129)

“Biz ayetlerimizi” diyor Cenab-ı Allah “hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz;” yani kendilerinin madde olmadığını onlara göstereceğiz yani vücutlarındaki harika sistemi bilecekler “öyle ki, şüphesiz Allah’ın hak olduğunu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbin şahit olması yetmez mi?” (Fussilet Suresi 53) Bu ayetin tefsirinde Ebu Cafer diyor ki; “Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz öyle ki, şüphesiz Allah’ın hak olduğunu kendilerine açıkça belli olsun.” “Kaim Mehdi’nin ortaya çıkışı anlamına gelmektedir ki Allah onun Mehdi’nin çıkışını kullarına kaçınılmaz surette gösterecektir.”  Yani afaktaki ayetlerle, uzaydaki, gökteki güneş ay tutulmaları, kuyruklu yıldızın çıkışı hem kendi nefislerinde kendilerinde de görecekler diyor.  “Öyle ki şüphesiz onun hak olduğunu” yani Mehdi’nin hak olduğunu “kendilerine açıkça belli olsun, kaim Mehdi’nin ortaya çıkışı anlamına gelmektedir ki Allah onun Mehdi’nin çıkışını kullarına kaçınılmaz surette gösterecektir” bu şekilde tefsir ediyor. (Beklenen Mehdi, Allame Muhammed Bakır el-Meclisi, Bihar’ul Envar, İngilizce Tercümesi Cilt 13 (Eski Baskı)/ Cilt 51)

“Kaim Mehdi her türde insanın, insanlara hükmedip her türlü hükümetin kurulup artık bundan sonra kimsenin ‘eğer biz hükmetseydik adalet yayardık’ diyemedikleri bir zamanda ortaya çıkar. Ancak bundan sonra Kaim Mehdi gerçek adaletle hükmetmek için ortaya çıkar.” Beklenen Mehdi kitabında.

“Alemlerden de halktan da Mehdi’yi tanıyamayacaklar” diyor Peygamberimiz (sav), büyük alimler de tanıyamayacak. “Mehdi geldiği zaman bir zaman gelir ki, sünnet bidat gibi çirkin görülür, bidat ise sünnet gibi rağbet görür.” Mesela Bediüzzaman’ın açıklamalarında da var bu ama buradaki hadiste çok açık. “Bir zaman gelir ki, sünnet bidat gibi çirkin görülür.” Sünnet Kuran’a uymak demektir, “bidat gibi çirkin görülür” yani anormal bir şeymiş gibi gösteriyorlar. “Bidat ise” hurafeler ise “sünnet gibi rağbet görür” mesela Cübbeli’nin anlattığı hurafeler sünnet gibi rağbet görüyor. “Bidat işlemeye alışmış olan Medine’deki alim” yani İstanbul’daki alim “bidati güzel sanıp” yani hurafeyi güzel sanıp “ibadet olarak yaptığı için Hazreti Mehdi (as)’nin bidat aleyhindeki sözlerine şaşıp” yani Kuran’ın yeterliliğini anlatması ve hurafeye karşı olmasına şaşıp “‘bu adam bizim dinimizi yok ediyor’ diyecektir” diyor. Kim diyor? İmamı Rabbani Mektubat’ında yazıyor.

“Mehdi geldiği zaman dini yayarken sünnetleri diriltmeye çalışacak” yani Kuran’a insanları davet edecek “ve bidatle amel işlemeye alışanlar” yani hurafelerle amel işlemeye alışanlar “ve hurafeleri güzel sandığı ve ibadet bildiği için Medine’deki alimler de Mehdi için ‘bu bizim dinimizi yok etti ve milletimizi yok etti’ diye karşı çıkacaklardır” diyor. Milletimiz dediği ne? Dinimiz, inancımızı yok etti ‘bu zındık kafirdir’ diye ortaya çıkacaklar diyor. “Mehdi onların güzel sandığı, hurafelerin çirkinliğini, sünnetin önemini” yani Kuran’a uymanın önemini anlatacaktır “bu Allah’ın bir nimetidir” diyor İmamı Rabbani Mektubat’ının 1. cildinin 255. mektubunda.

Allah’ın Resulü (sav) dedi ki, “Ehli beytimden kaim Muhammed Mehdi’nin zamanında yaşama imkanı bulanlar ne kadar da kısmetliler. Onun” Mehdi’nin “çıkışından önce Mehdi’ye inananlar, Mehdi’nin arkadaşlarını sevenler ve Mehdi’nin düşmanlarından uzak duranlar mübarek olsun.” Peygamberimiz (sav) mübarek olsun diyor duasını alıyor. “Bu insanlar benim en yakınlarım ve hesap günü dostlarım olacaklar.” Rufai’den aktarılan hadise göre de “Bana göre Allah’ın en saygın varlıkları olacaklar” diyor Peygamberimiz (sav).

Peygamberimiz (sav) Ali İbni Ebnu Talib’e işaret ederek buyurmuşlardır ki, parmağıyla gösteriyor. “Daha sonra Mehdi doğacaktır ki onun soyundan gelecektir.” Hazreti Ali (kv)’yi göstererek söylüyor. “Onun (Mehdi’nin) aracılığıyla Allah yalanları ortadan kaldıracaktır, Onun (Mehdi’nin) aracılığıyla Allah zorlukları kaldıracaktır, boyunlarınızdan esaretin utancını kaldıracaktır” İmam Mehdi’yle. “Allah’ım bana kardeşlerimi göster” diyor Peygamberimiz (sav) iki kere sahabelerin yanında durduk yere “Allah’ım bana kardeşlerimi göster, Allah’ım bana kardeşlerimi göster” diyor, çevresinde olan sahabeler ona Resulullah (sav)’a soruyorlar ‘ Ya Resulullah biz senin kardeşlerin değil miyiz Ey Allah’ın Resulü (sav)’ diyorlar. Resulullah (sav) şöyle cevapladı; “Hayır, siz hepiniz benim sahabelerimsiniz kardeşlerim ahir zamanda geleceklerdir, onlar beni görmeden bana inanacaklar. Allah bana onların babalarının isimlerini analarının rahminden çıkmadan önce bildirmiştir, onların her biri için imanlarını korumak gecenin karanlığında dikenlerin üzerinde yürümekten veya ellerinde kor tutmaktan daha zor olacaktır. Onlar karanlıkta kandil olacaklar. Yüce Allah onları bozgunculuktan ve kötülükten kurtaracak.” Mehdi (as) cemaati için söylüyor Resulullah (sav). Çok acayip Peygamber (sav) otururken “Allah’ım bana kardeşlerimi göster” diyor bir daha “Allah’ım bana kardeşlerimi göster” diyor, “siz kardeşim değilsiniz siz sahabemsiniz, kardeşlerim ahir zamanda Mehdi devrinde gelecekler” diyor çünkü deccaliyet çok şiddetli olduğu için o şekilde söylüyor.

Temmuz Alpar, “İslam hiçbir zaman dünyayı yönetmeyecek” diyor. Niye öyle kızgın acaba? Hazreti Süleyman (as) zamanında yönetti, Zülkarneyn (as) zamanında yönetti, Buhtunnasr zamanında küfür yönetti başka Nemrut zamanında yönetti. Beşinci olarak “evlatlarımdan Mehdi (as)” diyor son. Deccalın yönetmesine şaşmıyorsun da İslam’ın yönetmesine niye şaşıyorsun? Hayır, deccalın hakimiyetini sağlayan da Allah, o onu anlamıyor yani deccalın hakimiyeti İslam’ın hakimiyetinden bin kat daha zor. İnsanları dinsiz imansız katil ahlaksız yapmak çok zordur, deccal bunu yapıyor bunu çok makul karşılıyorsun. Halbuki Allah ona o gücü veriyor deccala yani onu deccal olarak yarattığı için o güç hakim oluyor. İslam’ı da, deccalı da hakim eden Allah yani her halükarda yine Allah’ın hakimiyeti var. Allah deccalla da hakim ediyor Mehdi (as)’yle de hakim ediyor, ikisinde de Allah hakim ediyor. Senin Allah’ın hakimiyeti ağırına gidiyor, Allah’ın hakimiyetinin olmadığı tek bir gün yok, bu Allah’ın hakimiyetine bozuluyor benim anladığım. Allah’ın hakimiyetinin olmadığı tek bir gün olmamış dünyada. Ya deccalla hakim olmuştur Allah, ya Mehdilerle hakim olmuştur ama mutlaka hakimiyet olmuştur.

“Mehdi halkın kişisel kanaatlerine yorumlarına önem vermeyecek Kuran’ın hükmünü icra edecek” diyor. (Mikyalu'l-Mekarim Cilt-1 S.81)

“Mehdi’nin Kurani hükümdarlığı alemin doğusunu ve batısını kaplayacaktır.” (El-Mehdiyy-il Mev'ud Cilt-1 S: 254-255)

Churchill diyor ki, “Türklerin yok edilmesi balığın suda yok edilmesi gibidir” diyor. “Balığı suda yok etmek çok güçtür ama suyu boşaltırsan balıklar ölür, hepsini yakalarsın. Onların inancını yok ettiğimizde” diyor yani Kuran’a bağlılıklarını yok ettiğimizde “hepsi balık gibi dibe çökecektir ve böylece bu mesele bitecektir” diyor. Niye Darwinist, materyalist eğitim yaptıkları buradan anlaşılıyor.

Biz gidelim yarın devam edelim İnşaAllah

BÜLENT SEZGİN: Yayınımızın sonuna geldik, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü