Harun Yahya

Sohbetler (2 Şubat 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz inşaAllah. Adnan Bey, hoş geldiniz. 

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz. Evet, dinliyorum Fikret. 

KARTAL GÖKTAN: Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile düzenledikleri ortak basın toplantısında iki lider arasında küçük bir tartışma yaşandı. Toplantıda terör olaylarına değinen Merkel, "İslamist terör" ifadesini kullanınca Erdoğan tepki gösterdi. Ve "Bunu lütfen kullanmayalım. Ben Müslüman Cumhurbaşkanı olarak bunu asla kabul edemem. İslam’la terör bir araya gelemez. İslam’ın kelime anlamı barıştır. Biz bu ifadeyi terörle yan yana getirirsek bu o dinin mensuplarını üzer. Biz DEAŞ terör örgütünden dolayı 'İslamist terör örgütü' ifadesini kullanırsak bu üzücü olur." dedi. Merkel bu tepki üzerine; "Almanya'da Müslümanların inançlarını özgürce yaşayabilmeleri için elimizden geleni yapıyoruz. Bu nedenle 'İslami' ile 'İslamist' arasında bir fark var. İnsanlarımızın Müslümanlara karşı çok büyük takdir duyduklarını ve terörle mücadele etmemiz gerektiğine inanıyorum." 

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın refleksi güzel olmuş. Tayyip Hocam, helal süt emmiş. Başkası olsa geçiştirirdi, anlamazdan gelirdi, makul görürdü. İslami Kurani titizliği güzel. İsabet olmuş. Herkesin de o konuda titiz olmasını sağlar o.

"Sevgi birliği berekettir" diyelim. Berekettir sevgi birliği, mabruk, mübarek, bereketli. 

KARTAL GÖKTAN: Hocam, hanım arkadaşlarımızın size bir hediyesi var. 

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bu tür provokasyonlar hep senin başının altından çıkıyor. Aferin, iyi olmuş, güzel olmuş. Faydalı provokasyonlar tabii.

İbrani dilinde Moşiyah veya Maşiyah olarak adlandırılan Kral Mesih, ahir zamanda kral olarak kutsal yağ ile meshedilen kral anlamındadır. Maşah meshetmek anlamına geliyor; fiilinden türüyor. MaşaAllah da oradan geliyor olabilir. “Kral Mesih, Allah'a hizmet için yağ ile meshedilen seçilmiş kişidir.” Mesih'in çıkış şekli şöyle; Moşiyah Mehdi, kendisini belli etmeden önce tanınmayacak. Yeşaya onun ortaya çıkışını tarif ederken kim olduğunun babası, annesi, ailesi veya akrabaları tarafından bile bilinmeyeceğini söylüyor. Mehdi olduğunun babası, annesi, ailesi, akrabaları tarafından bile bilinmeyeceğini söylüyor. Başlangıçta gizli. Bediüzzaman da diyor; "O, kendisi dahi kendisini bilmez. Mukarrep ve havası onu imanın nuruyla tanır." diyor. "Çünkü şöyle söylenmiştir. Bir fidan gibi büyüdü kurak yerdeki kök gibi." Kurak yerdeki kök, çok manidar bu. Yani çok olumsuz ortamlarda gelişiyor. (Yeşaya, 53'e 2)

"Peygamberler ve alimler dünyayı yönetmek, uluslar tarafından yüceltilmek veya yiyip içmek veya keyif sürmek için Moşiyah Mehdi (as)'nin günlerini özlemle beklemediler. Onlar özgür olup baskı veya engelleme olmadan Allah'ın hükümlerinin ve hikmetinin üzerinde yoğunlaşmak, ahiretteki hayata layık olabilmek için Moşiyah Mehdi (as)'nin gelmesi için yalvardılar." (Maimonidas Rambam, Hilchot Melachim 12'ye 4)

"Bu yüzden Moşiyah Mehdi (as) tüm halkı eğitecek ve onlara Allah'ın yolunu öğretecektir. Böylece tüm milletler gelip dinleyecektir." (Maimonidas Rambam Hilchos Teshuvah 9'a 2)

"Ve ardından belirlenen zamanın ilgili gününde kurtarıcı olmaya layık olacaktır. Ve ardından kendisinin Moşiyah Mehdi (as) olduğunu fark edecektir." (Haham Chaim Vital Arbuay Morris Şekel Kesef’ten Alıntı kaynağı Acharit HaYamim Cilt 2, Bölüm 6)

"Davut soyundan bir kişinin Moşiyah'ın, (Mehdi'nin) gelişiyle şu hususu açıklamak gerekir; ilk kurtarıcı Musa seksen yıl boyunca İsrail'i kurtaracağını bilmeden yaşadı." Seksen yaşına kadar bilmiyor. İsrail'i kurtaracağını bilmiyor seksen yaşında. Çok manidar bu. "Önceden yeteneğinin farkında değildi. Aynısı ilk kurtarıcı ve son kurtarıcı için de geçerli olacaktır. O doğru kişi Moşiyah, kendisini fark etmeyecektir." (Hassam Sofer, Responsa Cilt 6, 98, Hareyni Nazir)

"Davud soyundan gelen Kral Mehdi (as) Hazreti Süleyman (as)'dan daha akıllı olacaktır." (Maimonidas Rambam Hilchos Teshuvah 9'a 2)

"Moşiyah Mehdi (as) çok doğru olacaktır. Allah'a sarılacaktır. Her hareketini ve davranışını, görevini tamamlamak niyetiyle gerçekleştirecektir."

"Kurtarıcı Mehdi (as) gelişinden önce hemen her kişi doğru yoldan sapacaktır. Allah tüm dünyanın Moşiyah Mehdi (as)'den haberdar olması için bunu meydana getirecektir. Allah onların kalplerini ve ağızlarını bu kavramlarla dolduracaktır hatta sahte fikirler ve yanlış yollar ile. Böylece zamanı geldiğinde atalarından yanlış bilgileri miras aldıklarını fark edecekler ve bileceklerdir." Darwinizm ve materyalizm de dahil.

"Eğer insanlar Moşiyah Mehdi (as) gelmeden önce onu fark etselerdi çıkışıyla birlikte işlerini çok zorluk çekmeden yerine getirmesi ve herkese açıklaması mümkün olmayacaktı." Yani tanınması tehlikeli olur diyor, vazifesini yapamaz. Onun için bir süre tanınmaması gerekiyor diyor. Bu konuyu önemli bir konu olarak açıklamışlar.

"Gelecekte Moşiyah Mehdi (as) ortaya çıkacak ve Davud ailesinin krallığını yeniden ilk hükümdarlığında olduğu gibi tesis edecektir."

"Onları ülkede İsrail dağları üzerinde tek bir ulus yapacağım. Hepsinin tek krallığı olacak. Artık iki ayrı ulus olmayacaklar. İki krallığa bölünmeyecekler." (Hezikel 37'ye 22) Bütün dünya tek oluyor.

Ağabeyimin arkadaşı Güneydoğu'da doktorluk yapıyor. Bir hastası gelmiş böyle yaşlı bir amca, "Mota siz misiniz?" demiş. "Evet, amca mütehassısım." demiş. Ona çok önem vermiş. "Mota siz misiniz?"

Böyle gergin bir Türkiye riskli olur. Bundan kaçınsın hükümet. Şunu eleştir bunu eleştir, öyle değil. Olayları doğal akışına bırakalım. Ilımlı bir eleştirme üslubu olsun. Sevecen bir üslup daha güzel olur. Çünkü olayı değiştirmiyor. Adamlar daha da kinlenip daha da bizden uzaklaşıyorlar. Başka bir şey olduğu yok. Onun bir faydası olmaz. Ilımlı üslup güzel olur. O kendimizden emin olduğumuzu, kendimize olan güvenimizi gösterir. Biraz hava gergin. Bunu yumuşatsınlar. Buna gerek yok. CHP'yi de dışlayan AK Partili bazı gençler var yahut işte Saadetlilerden de oluyor başka partilerden de oluyor. CHP'ye karşı çok sert bir üslup var. Dinsiz imansız işte Kuran yakar, cami yıkar; bu hiç inandırıcı değil. Çok abuk sabuk bir ifade olmuş oluyor. Bunun bir anlamı yok. Şu anki CHP ile biz muhatap oluyoruz. Bu insanlar tertemiz insanlar, aklı başında insanlar. Durup durup siz dinsizsiniz, imansızınız. Bu çok tehlikeli ve riskli bir şey. Bundan şiddetle kaçınmak lazım. Nasıl MHP'ye AK Parti sahip çıkıyorsa, yakın davranıyorsa CHP'ye de o şekilde yakın olması lazım. Dediklerini tam kabul etmese dahi kabul edebilecekleri noktalar vardır. Asgari müşterekte ittifakta fayda var. Dışlama politikası yanlış. Gerilim meydana getirir. Hiç doğru değil. Türkiye bütün hareket etmek durumunda. Yüzde altmış bile riskli olur. Yüzde doksan dokuz olması gerekiyor, yüzde doksan beş olması gerekiyor. Öbür türlü bir hareket Türkiye'nin konumunda çok çok riskli olur. Şu dönemde hiç olmaz.

Mehdi (as) nübüvvet yolunda oluyor. Nübüvvet, nebi kökünden geliyor. Peygamberlerin, Allah'ın emriyle vazifeli olarak insanları doğru yola davet etmeleri görevini tarif eder. Allah dilediği kuluna nübüvvet vazifesi verir. Peygamberlik çalışma ve isteme ile elde edilmez. Mehdilik görevi de aynı şekilde Allah'ın dilemesiyle O'nun isteği ile şahsa veriliyor. Mehdi (as) bu makama kendi gayreti ile gelmiyor. Yani özel çaba ile elde edilen bir şey değildir. Velayet makamına ulaşmak için bir gayret ve çaba gerekiyor. Velayette mesela zikirler var, nefsine böyle tezkiyede bulunuyor; bayağı emek veriyor, çok uğraşıyor. Nübüvvet yolu için böyle bir şart yoktur. Burada seçilmek söz konusudur. Bu yolda, nübüvvet yolunda hidayetler feyzler doğrudan ilgili şahsa ulaşıyor. Arada herhangi bir vasıta mürşit yok. Yani şeyhe bağlı değiller. Mesela Mehdi (as) o yüzden. Mehdi (as)'nin mürşidi, şeyhi yoktur. Doğrudan nübüvvet yolu. Nübüvvet yolu, peygamberlerin yolu. Onların tebliğ metodu ve mücadele tarzı bu kelime ile ifade ediliyor. Mehdi (as) de bu yolda olacağına göre onun mücadele şekli de aynı peygamberler gibi oluyor. Velayet yolunda genellikle içe dönük bir yapı mevcut oluyor. Velayet yolunda tarikatla bu gruba giriyorlar. Bağlıların kendilerini ıslah çalışmaları bu yolun esası oluyor. Nübüvvet yolu ise peygamber yolu olduğu için devamlı mücadele ve tebliğ ile yani bütün insanlara yönelik sosyal bir yapı ile karşımıza çıkıyor nübüvvet yolu yani kitlevi. Adam kendini düzeltmeye çalışıyor tarikatta velayet yolunda, kendini geliştirmeye çalışır. Nübüvvet yolunda şahıs bütün insanlığa yöneliyor.

İmam Rabbani diyor ki, Ramuzü'l Ehadis'te de var; "İsa (as) ve Mehdi (Aleyhi'r-Rıdvan) birinci yoldan" yani nübüvvet yolundan "vasıl olurlar. Kurb-ü nübüvvet" aracılık etme "orada yoktur. Her kim bu yoldan vasıl olur ise, onun için arada bir hail ve bir vasıta yoktur." Yani mürşidi şeyhi olmaz. İsa Mesih (as)'in de öyle, mürşidi şeyhi yok. "Hatta o feyizleri ve bereketleri herhangi bir kimsenin tavassutu olmadan alır. Zira tavassut ve hail ancak diğer yoldadır. Bu yerin muamelesi ise diğerlerinden ayrıdır." (Mektubat-ı Rabbani 534. Mektup 2'ye 763-764) "Kurb-ü nübüvvet denilen bu yolda -Mehdi (as)'nin yolunda “feyz ve hidayet vasıta ile gelmiyor” vasıtasız geliyor “bu yolda yükselen arada vasıta ve perde olmadan vasıl olur. Hiçbir kimse vasıta ve perde olmaksızın feyzlere ve bereketlere kavuşur." Doğrudan alıyor. Vasıta olmak ve perde olmak kurb-ü vilayet” velayet “yolundadır. Bu iki yolu birbirine karıştırmamalarıdır” diyor. Mesela tarikatlarda çile çekiyor, riyazet denilen, riyazetle uğraşıyor, emek veriyor, nefsini tezkiye ediyor, kendini ıslaha çalışıyor. “Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (Aleyhi'r-Rıdvan) nübüvvet yoluyla vasıl olurlar” diyor İmamı Rabbani. “Seyhayn yani Hz. Ebu Bekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) her ikisi de nübüvvet yoluyla” onlarınki de. Bak, Hz. Ebu Bekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) onlarda da nübüvvet yolu velayet yolu değil onlar. “Resulullah’ın himayesi altındadırlar, şanları çok yüksektir.” Mesela Hz. Ali (ra) velayet yoludur. Onun için bütün tarikatlar Hz. Ali (ra)’a bağlıdır.

“Yüce Allah Mehdi’nin veladetini” doğumunu “gizleyecek ve şahsını saklayacaktır. Böylece o zuhur ettiğinde kimsenin biatı onun boynunda olmayacaktır.” Yani hiçbir tarikata bağlı olmayacaktır. Yani tarikata bağlıysa bir kişi Mehdi değildir. Yani şeyhi varsa Mehdi değildir. İmamı Rabbani söylüyor bunu. Ama ayrıca Peygamberimiz (sav) de hadiste belirtiyor.

“Onun gaybetinde Allah onun ömrünü uzatacak sonra kendi kudretiyle onu kırk yaşından daha genç görünümlü olarak aşikar edecektir.” Mehdi (as) mesela ileri yaşlarda oluyor ama bakan kırk yaşında gibi görüyor. Mesela yetmiş yaşına geliyor yine kırk yaşında gibi görünüyor. Seksenine geliyor yine öyle gibi görünüyor. Allah’ın hikmeti.

Tarikatlarda velayet yolunda çok harikalar olur. Yani şahıs istiğraklar görür, vecd olur kendinden geçer işte süluku olur böyle, görüntüler görür, sesler alır, harikalar olur. Nübüvvet yolunda öyle olmuyor, doğrudan bağlantı olduğu için daha değerli oluyor, daha kıymetlidir. Mehdi (as) vahiy almadığı için yüksekliği oradan geliyor, destek almıyor. Açık vahiy alıyor çünkü peygamberler. Mesela bir hata yaptığında sorabiliyor Cebrail (as)’a. Ama Hz. Mehdi (as)’ın danışacağı kimse yok. O yüzden makamı yüksek. Yani tek başına. Mesela peygamberler, hatta onlara peygamber arkadaşı da oluyor ayrıca, vahiy alan peygamber arkadaşları oluyor. Ve Cebrail (as) sürekli yardımcı oluyor alenen, görünerek yardımcı oluyor. Hz. Mehdi (as)’da değil ama Hz. Mehdi (as)’da gizli. Öyle bir görüntü yok tek başına olmasından dolayı veya harikaların da az olmasından dolayı makamı çok yüksek oluyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 2017’de darbe yaşanma riski en yüksek ülkeler sıralamasının olduğu bir sözde analiz yayınlayan Washington Post Gazetesi, Türkiye’yi beşinci sıradan listeye koydu. Amerikan gazetesinin sıralamasına göre Suriye’de darbe olma riski Türkiye’den daha düşük. Ayrıca eğer bir darbe girişimi yaşanırsa başarı şansının yüzde kırk olduğu söylendi.

ADNAN OKTAR: Türkiye için?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Hiç kimseye tavsiye etmem. Bu sefer zannettikleri gibi olmaz. Çünkü geçen sefer bilmiyorlardı, kandırıldık dediler, o tamam kabul. Ama bu sefer bilmiyorum, milmiyorum olmayacağı için karşılığı çok değişik olabilir. Kimsenin de böyle bir şeye cesaret edeceğini zannetmiyorum. Yani öyle dangalaklık yapacak, akılsızlık yapacak adam çıkacağını zannetmiyorum. Çünkü hakikaten geçen sefer acıdık, dedik “aman aman, ellemeyin, sakın, bilmiyorlardı.” Hakikaten sorduğumuzda bilmiyoruz dediler, biz kandırıldık falan dediler. Ama bu sefer pardonu mardonu olmaz bu işin. O zaman ona göre bir karşılık olur. Bu milletin yumruğu keskindir. Yani kanunla hukukla gereğini yaparlar. Hiç tavsiye etmem.

Kayserinin aslanları. Ağabeyinin aslanları. Allah nurlarını artırsın. “Saygı sevgi hürmetlerimizle ellerinizden öpüyoruz.” Ben sizin ellerinizden öpüyorum. “MaşaAlllah elhamdülillah. Sizi çok seviyoruz.”

Kadınlar çok güzel varlıklar, Allah’ın hikmeti maşaAllah. Evet, bütün sevenlerime sevgilerimi iletiyorum. Hepsine saygılar, sevgiler, selamlar bütün sevdiklerime. Yani yayın haricinde olanların hepsine.

Ebru Gündeş ne tatlı varlık. Ben daha önceden anlatmıştım, bu çocuk ilk çıktığında bayağı üstüne varmışlardı. Dedim mahvettiler çocukcağızı dedim. Ne kadar vicdansız insanlar. Bu bir çıktı darmadağın etti hepsini. Acayip kabadayı. Yani hiç etkilenmemiş. Ben bayağı sarsıldı falan zannettim, bayağı yaman böyle az-boz yaman değil. Sesi de çok güzel maşaAllah. Ama o çocukcağızın hiç sesi soluğu çıkmıyor. Bayağı şeker tatlı bir şey ama onun da keyfini kaçırmış olabilirler.

Hükümet bu konuya çok titiz olsun. Dünyaya da böyle hoş bir üslup geliştirsin, sert üslup biraz bıktırıcı olur. Bir şey de çıkmaz ondan. Yani ılımlı böyle hoşsohbet biraz da şakacı bir üslupla konuları geçiştirmek lazım. Çünkü biz içte zaten gereğini yaparız yani Türkiye’ye kimse yamuk yapamaz. Darbe marbe diye bir şey yok, kolunu bacağını kırarız. Kim öyle bir densizlik yaparsa kanunla hukukla gök kubbeyi tepesine geçiririz. Öyle çakallık olmaz. Geçen sefer hükümet güvendi, biz aklımızın ucundan geçmedi böyle bir oyun oynayacakları, ahlaksızlık yapacakları. Bir şey demedik. Askerler de kandırıldığı için bir şey demedik. Ama bu sefer öyle olmaz onu söyleyeyim. “Ay pardon”u falan da olmaz.

Radyolar çok güzel, çeşitli radyolardan da arkadaşlar resimler çektirip göndermişler, Çorum’dan, çeşitli illerden. Halka güzel konular anlatıyorlar radyodan. Bayağı iyi. Mesela açtın mı o ilde rahatça dinleniliyor radyo, bayağı zevkli bir şey.

Yalnız Tayyip Hoca’ya benim gördüğüm içerde de muhalefet olmuş herhalde. O kendini böyle Allah için feda etti. Çok iyi sahip çıkmak lazım Tayyip Hoca’ya. Yani onu ezdirmek çok büyük günah olur, çok büyük zulüm, vicdansızlık olur. Bu samimiyetine karşı, bu çilesine karşı ona sahip çıkmak hepimizin boynumuzun borcu. AK Parti değil, AK Parti çok özür dilerim beni ilgilendirmez AK Parti yani ben bütün partileri destekliyorum. Ama bu insan hakikaten çok çile çekti Tayyip Hocam. Ben biliyorum çocukluğundan itibaren çok çile çeken bir insan. Bu alçaklara gereken dersi verelim kanunla hukukla, ona el uzatılamasın. Bak Menderes’e yapıldı insanların sesi çıkmadı. Gittiler Özal’a yaptılar bak kimsenin sesi çıkmadı. Bu sefer o eli kıracağız havada. Müsaade etmeyiz.

“İyi ki doğdun canım Hocamız” diyor “bize bir tebessüm eder misin ne olur?” diyor “sen nurumsun.” Üç tane kedi, üçü de birbirinden güzel. Allah ömürlerini uzun etsin, sağlık sıhhat versin, hidayetiyle sarsın. Onların vakti güzel vakit. İslam’ın hakimiyetini görecekler. En şahane vakitteler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Trump bugün Amerika’daki ulusal dua gününde dindarlığını vurgulayan çok güzel bir konuşma yaptı ve Amerika’ya giriş yasağı konusunda da şunları söyledi. “Biz sadece et kemik değiliz, bizim ruhumuz var. Özgürlük Allah’tan bir hediye. Allah huzurunda hepimiz eşitiz. Barışı seven Müslümanların öldürüldüğünü gördük. Bizim topraklarımızda her zaman din özgürlüğü olacak. Dini özgürlüğe inanan insanları kabul edeceğiz, bizi ve değerlerimizi seven insanları kabul edeceğiz. Allah olduğu sürece hiçbir zaman yalnız değiliz. Allah her zaman bize güç verecek. Her zaman Allah’tan, O’nun istediği şekilde yönetmek için akıl istemeye devam edeceğiz.”

ADNAN OKTAR: Güzel. İşte bu. Konu bu. Amerika’nın ihtiyacı olan bu konu var. Bir koyu dindarlık yani yoğun dindarlık, bütün dindarlara kapıyı açan. Musevilerle bir yemek yesin, beş yüz, bin Musevi birlikte, hahamlarla. Beş yüz bin Müslüman veya bin Müslüman toplasın onlarla bir yemek yesin. Katoliklerle bir yemek yesin. Ortodokslarla birlikte yemek yesin. Bitti, bu kadar. Bir de askeri harcamaları kaldırsın, Amerikan halkına harcayacak. Bu kadar. Yapacağı başka bir şey yok. Karmaşık bir şey yok yani. Bunu yapsın bereket bulacak yani konu o kadar karmaşık değil. Her yere evler yapılsın, rahat etsinler. Yollar, bahçeler falan bu sokakta kalan aç insanlar var onlar kalmasın mesela bunların hepsine ev verilsin. Yiyecek imkanı, iş imkanı verilsin, bitsin. Amerika zaten çok fakir bir ülke değil. O denge bozukluğunu düzeltelim, bitti yani. Suriye’yi falan bombalamaya gerek yok, Irak’ı. Bırakın boş ver ne yapıyorlarsa yapsınlar kendi hallerine bırakın.

“Hocam ben de programınıza katılmak istiyorum. Hocam bize de iyi geceler dileyin” diyor.

Tayyip Hocam hemen oylamaya gitmesin, anayasa. Bunu bir netleştirelim, hiçbir riski kalmasın bu yüzde elli bir falan elli buçuk bilmem bunlar olmaz. Bu çok riskli. Bu darbe kabadayılığına bir son verelim. Kanun çıkarılsın yani darbeyi kilitleyelim. Her yerde bu lafları ben duyuyorum. Darbeyi imkansız hale getirelim. Yani milisle askerin kendi içinde de eğitilmesi lazım. Mesela darbeye karşı asker, subay görevli olsun. Bir görevi de darbeye karşı mücadele olsun askerin. Askerin tek görevi dış saldırı. İç saldırıya karşı da, darbeye karşı da askerin eğitilmesi lazım. Darbede ne yapacak mesela tanklara el konulduysa nasıl bunu durduracak, uçakların kalkışını nasıl durdurabilir askere eğitim verilsin. Bu konuda çekinecek bir şey yok, darbe çok ciddi bir tehlikedir yani şakası yok bunun. Bunda çekinecek bir şey yok.

Bir de Cumhuriyet Halk Partisi de Tayyip Hocam’a karşı şefkatli olması lazım yani gereksiz bir öfke var bazı tiplerde. Bu vicdanlara sığmaz. Bu insan nihayet Allah rızası için ortaya çıktı, malı yok mülkü yok, hiçbir şeyi yok. Bütün ömrü acıyla geçti. Bu yaşından sonra gidip Miami’de falan eğlenecek hali de yok. Dolayısıyla şefkatle bakmak lazım, yanlış bir bakış açısı var. AK Parti de CHP’ye karşı bu sert üslubunu kaldırması lazım.

Tarihte Şii-Sünni çatışması diye bir şey yok, atıyorlar. Yavuz Sultan Selim’le bu Safevi İmparatoru Şah İsmail arasında 1514 yılında Çaldıran’da bir savaş var ama bu savaşta amaç, iki taraf da Türk beyi. Bak iki taraf da Türk beyi, Doğu Anadolu’ya hükmetmek için yapıyorlar. Yani Safeviler de Türk, bu taraf da Türk. İki taraf da Türk. Güneydoğu’ya hakim olmak, konu bu. Yani Şiilik üzerine değil. Yani “sen kimsin? Şii’sin” “ben kimim? Sünni’yim” böyle bir şey yok. Toprak hükümranlığı için yapılmış bir savaştır bu. Yavuz, Şah İsmail'i yendikten sonra İran'ın içine doğru yol almadı. Bitti olay, bu kadar. Mesela Mısır'a Memlüklere sefere gidiyor iki yıl sonra. Memlükler Sünni. Bu Sünni-Şii savaşı olmadığı belli. Hakimiyet savaşı bunlar. Sünni, hakimiyeti ele geçirmek için oraya gidiyor. Şah İsmail, Safevi Devleti’ni kurana kadar İran'daki tüm Şii boyları ile de savaşıyor zaten. Şiilerle savaşıyor bizzat Şah İsmail. Adam Türk. Toprak hakimiyeti onun derdi. Başka bir şey yok. Şiilik-Sünnilik diye bir düşüncesi yok. Orada o Şii boylarını hep katletti Şah İsmail. Birçok Şii Türk, Azeri, İranlı Şii’yi hep şehit etti; binlerce. Toprak hakimiyeti konu. Şah İsmail Osmanlı'ya yenilince İran'da Şiiliği zorla yerleştirdi bu sefer sinirlendiği için. Sünnilerin de öldürdü büyük bölümünü, şehit etti yahut Anadolu'ya sürdü. Amacı orada Osmanlı'ya destek olacak kimseyi bırakmamak. Yani intikam amaçlı yaptı. Şiilikle adamın alakası yok. Netleştirmek için, gücü net hale getirmek için. Sünni de nur gibi Müslümandır, Şii de nur gibi Müslümandır.

Ne kadar ufaklık varsa hepsi resimlerini göndermişler. Bayağı şekerler. Ordu gibiler.

Severim ben onun tatlılığını. Viyana'dan Büşra, severim ben onun tatlı güzelliğini, o masum güzelliğini. maşaAllah. Büşra MaşaAllah bayağı tatlı. Aman Allah'ım hanımların önü sonu gelmiyor isimlerinin maşaAllah.

Evet, dinliyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Ekmek kızartma makinesinden korkan bir kedi var. 

ADNAN OKTAR: İnsan bu kadar dikkatli olmaz. Akıl almaz dikkatli oluyorlar. Refleksleri de çok güçlü oluyor. Zararlı yanlış bir şeye karşı çok itinalılar.

Arakanlı Müslümanları gel-git nedeniyle yılın büyük bölümü su altında kalan uzak bir adaya göndermeyi planlıyorlarmış Bangladeş Hükümeti. Bu çok büyük vicdansızlık. Su altında kalan adada ne yapsın onlar?

Kısa bir ara verelim, devam edelim. 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

VTR: Münafık, Müslümanlara Zarar Vermeye Devam Edebilmek İçin Onlardan Ayrılış Vaktini Erteler 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü