Harun Yahya

Sohbetler (21 Şubat 2017; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Siz başlamışsınız haberimiz yok. Hoş bulduk. Neler anlattınız?

KARTAL GÖKTAN: Münafıklardan bahsettik.

ADNAN OKTAR: Münafık bir dert tabii. İnsanların Allah’tan korkmaması çok şaşırtıcı. Çocukluğumdan beri ben ona şaşarım hayret ederim. Yani o gücü nasıl buluyorlar? Çünkü bakıyorum dışarıda arabalar, evler, arabanın içinde arabayla ilgili aletler edevatlar cihazlar, Allah çok özenli yaratmış. Çiçekler, otlar, insanlar, bitkiler, hayvanlar. Bir de gökyüzündeyiz elma gibi gökyüzünde büyük bir süratle gidiyoruz uçsuz bucaksız boşlukta. Allah’ı inkar mümkün değil zaten. Akli dengesi yerindeyse bir insanın inkar edemez. Ama bir başka boyuttaysa oluyor demek ki. Yani tarif edilecek gibi değil. Bir de Allah çok nimet veriyor. Özellikle iyi olana çok nimet veriyor iyi olanlara. Titiz olmak lazım Allah sevgisinde.

Ne diyelim? “Gelecek sevgi birliğinde” diyelim, evet.

Mesela kadınların da kıymetini bilmiyorlar. Onu da düşündüm yolda arabayla gelirken. Çok güzel genç kızlar canlarım benim, öyle tek başlarına öyle gezip-gidiyorlar falan. Halbuki onları Allah sevilsin diye yaratıyor. Yaratılış amaçlarından en önemlilerinden biri sevilmeleri. Onlara sevgi sunulmaması çok korkunç. Bir de hayat mücadelesinin içine itiliyor o çocuklar. İşte “git kendine koca bul, iş bul, ne yapıyorsan yap” falan. Bayağı ürkütücü. Halbuki dünyanın süsü onlar. Kadın çok önemli bir nimettir çok çok önemli bir nimettir. Her gittiği yeri renklendirir, her gittiği yer süs haline gelir.

Mesela bak hanımlar çok tatlılar bayağı güzeller. Yüzünde bir efendilik var mesela bu güzel kızın. Bayağı şeker. Şimdi insanın gözü-gönlü açılıyor tertemiz bir varlık. Boylu-boslu çok şeker bir varlık. Varlığı bir nimet yani sevinç vesilesi. Mesela o da bayağı güzel çok tatlı kız. Bakımlı da, bakımlı olmasının nedeni sevilmek. Ama bu çocukları hayat mücadelesinin içine atmak bana çok korkunç geliyor. Bayağı ürkütücü. Halbuki kadınların her yerde desteklenmesi lazım, her yerde korunmaları lazım. Ama tabii sevginin karşılıklı olması lazım. Çünkü öbür türlü Allah fıtratı bozmuş olur bozar yani. İnsanın yaratılışı öyle; sevgi gösterecek sevgi alacak o zaman normal insan fonksiyonu gösterebiliyor. Yoksa mesela kadın sevgi gösterene karşı refleks olarak kendini koruyorsa yani soğuk duruyorsa Allah insanı öyle yaratmıştır, o insan artık onun sevgisinden etkilenemez. Yani ona sevgi duymada zorlanır, öyle yaratmış Allah. Ama insanları işte bu koruyucu mekanizmaya mecbur ediyorlar. Bu koruyucu mekanizma muazzam çalışıyor. Aslında bu kötüler için kullanılması gereken bir mekanizmayken iyiler de birbirine kullanıyorlar. Herkes birbirine kullanıyor. O zaman fıtrat kilitleniyor. Mesela bir genç kız o zaman güzel olamıyor. Mesela bir delikanlı bir genç kız için hoş olamıyor. Yani fıtrat bozuluyor, beden düzgün ama ruh bozuk olunca Allah’ın ilahi kanunu devreye giriyor ve sistem bozuluyor. Bu tabii ahir zamanda çok geniş çaplı kullanılıyor şu an. Mesela hiçbir genç kız başını yerden kaldırıp bakmıyor kendini kapamış. Birçoğu çocuk gibi davranıyor. Karşı tarafın zararından korunmak için saf gösteriyor kendini. Yahut kafası çalışmıyor gibi gösteriyor yahut cahil bilgisiz gibi gösteriyor, öyle kendini koruyor. Hayır, bu mekanizma tamam çok zaruri olursa bir genç kız bunu kullanabilir ama hayatının tamamına hakim olması çok anormal. Her yerde kullanıyor ve kesintisiz ölünceye kadar kullanıyor. Eşine karşı da kullanıyor herkese kullanıyor o çok korkunç.

Evet, dinliyorum.   

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Vitali Çurkin’in görev yeri New York’ta işyerinde çalışırken doğum gününden bir gün önce aniden hayatını kaybettiği belirtildi. Deneyimli diplomatın ölüm nedeni belli değil.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Hiç birinin nedeni de belli olmuyor. Bak, İngiliz derin devletine Rusya tavır aldıktan sonra her hafta, her on beş günde bir Rusya’nın kilit noktadaki çok önemli siyasetçileri diplomatları teker teker, her ne hikmetse de hepsi de kalpten. Bak otuz kere söyledim dedim ki; “adli tıbba gönderin yahut vefat da ettiyse de feth-i meyyit yapılabilir.” Yüksek dozda potasyum veriyorlar muhtemelen. Bu araştırılmıyor. “Kalpten öldü, kalpten öldü” adam durduk yere kalpten ölmez. Bir bakın ne kaybedersiniz? Kan muayenesi yapın. Çok dikkat etsin Rus diplomatlar bayağı tehlikeli. Ortalık karışık. Tayyip Hocam da çok dikkat etsin. Tayyip Hocam’a yönelik adamların kafası dönmüş vaziyette, normal değil ifadeler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Saadet Partisi referandum öncesi hayır kampanyalarına katılmayacaklarını ve bu konuda bir çalışma yapmayacaklarını açıkladı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu “Beni Kandil’dekilerle aynı safa koymanın mantığı yok. Ben Kandil’le hiçbir zaman aynı safa düşmedim. Referandumda evet de hayır da çıksa hiçbir şey değişmeyecek. Cumhurbaşkanı her şartta zaten etkili. Sadece cumhurbaşkanının partili olması geliyor. Zaten cumhurbaşkanı partili gibi davranıyor. Başkanlık sistemi dış tehdidi körükler” dedi.

ADNAN OKTAR: Düşünmüşlerdir onu. Sayın Bahçeli aklı başında bir adam. Tayyip Hoca da kafası çalışıyor bayağı zeki bir insan. Araştırmışlardır bir bildikleri vardır. Riskliyse de düzeltiriz kardeşim, illa mecbur değiliz, bu kaçıncı anayasamız bizim. Bir acayiplik görürsek, bizi rahatsız eden bir yönünü görürsek değiştiririz. Evet.

Yok, Lütfü Oflaz’ın dediği doğru değil. Tayyip Hocam Allah esirgesin mesela farz edelim görevinden ayrılsa bile aynı destek, aynı saygı, aynı sevgi, devam eder hiçbir şey değişmez. Tayyip Hocam’ı hiçbir şekilde ezdirmeyiz. Saygıda da kimse kusur edemez. Ayrıca Tayyip Hocam Allah’ın izniyle 2032’ye kadar başta. Ciddi söylüyorum 2032’ye kadar evvelAllah yani. Kanun müsait yani şu anki kanun müsait. Allah ömür verirse. İdaresi de iyi gayet güzel, siyaset yönü de mükemmel. Mehdiyet’in en mükemmel yöneticilerinden biri olur. Çünkü Mehdiyet siyasete karışmaz. Mehdiyet sadece maneviyat, sevgidir, şefkat, merhamettir, dostluk ve kardeşliktir. Siyaset ayrı maharet isteyen bir konudur. Hz. Mehdi (as) siyasete karışmaz. O evinden, evinden yani sevgi, şefkat, dostluk, kardeşlik o kadar. Bediüzzaman da diyor: “Zannediyorum” diyor “siyasete karışmayacak” diyor Hz. Mehdi (as) için. Çok manidar o ifadesi “zannediyorum” diyor bak “zannediyorum ahir zamanın o mübarek şahsı siyasete karışmayacak diye umuyorum” diyor. Yapmayacak anlamına geliyor, siyasetle alakası olmayacak. Hz. Mehdi (as)’ın uzaktan yakından siyasetle alakası olmaz. Hani diyorlar ya “Cumhurbaşkanı olacak, başbakan olacak.” Cumhurbaşkanı, başbakan ayrı, o devletin siyasi yöneticisi o. O maneviyat eridir, maneviyat insanıdır. Onun görevi sevgi, sevgi, merhamet, dostluk, kardeşlik, savaşlar olmasın, şiddet olmasın, sosyal adalet olsun, bu. Allah ona bu kadar görev vermiş.

“Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki” diyor Bediüzzaman, “her şeyi kendi hesabına aldığı için” bak “her şeyi kendi hesabına aldığı için faraza hakiki beklenilen” bak daha bekliyoruz diyor “hakiki beklenilen o zat dahi” o zat yani Hz. Mehdi (as) “dahi bu zamanda gelse harekatını o cereyanlara kaptırmamak için siyaset alemindeki vaziyetten feragat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum” diyor. Siyasete girmez Hz. Mehdi (as).

Peygamber (sav) ne kadar zorlu imtihanlardan geçmiş Hz. Muhammed (sav). Ne kadar zor bir şey. Mesela sabah diyor ki “hadi bakalım arkadaşlar savaşa gidiyoruz.” Kim ölecek kim kalacak belli değil. Kim şehit olacak, kim yaralanacak belli değil. Peygamber (sav) de aralarında, şu imanın gücüne bak. Üstünde gömlek kamis var, elinde kılıç, çakal ordusunun içine dalıyor, küfrün içine dalıyor ve hiçbir şey olmuyor. Bu nasıl bir imtihandır, maşaAllah. Bir daha gidiyor, ertesi gün bir daha, ertesi gün bir daha, ertesi gün bir daha önü-sonu gelmiyor. Yağmur gibi ok yağıyor ona gelmiyor. Mesela bak sahabelere geliyor. Canlarım benim gözünün bir tarafından buradan giriyor öbür taraftan çıkıyor ok. İki gözünü birden çıkarıyor. “Ne diyorsun?” diyorlar sahabeye -tarihi olduğu için önemli- “Resulullah’ı göremeyeceğim sadece o” diyor “başka bir şey yok” diyor. Şu güzelliğe bak bu insanlarda. İşte Cenab-ı Allah’ın aşk dediği bu. Cennet bununla anlamlı, bu insanlarla anlamlı. Yoksa cennetin ırmakları, köşkleri böyle değerli insanlar olmadıktan sonra bir anlam ifade etmez. İmanla güzel oluyor.

Bak diyor ki: “Fakat, şimdi umumun nazarında ve hal-i alem ilcaatında en mühim mesele, hayat ve Şeriat göründüğünden, o zat şimdi olsa da, üç meseleyi birden umum ruy-i zeminde vaziyetlerini değiştirmek, nev-i beşerdeki cari olan adetullaha muvafık gelmediğinden, herhalde en azam meseleyi esas yapıp, öteki meseleleri esas yapmayacak; ta ki îman hizmeti safvetini umumun nazarında bozmasın ve avamın çabuk iğfal olunabilen akıllarında, o kutsi hizmet başka maksatlara alet olmadığı tahakkuk etsin” diyor. Siyasete girmeyeceğini her yerden anlıyoruz.

Türkiye huzurlu olsun bu gerilimi kaldıralım. Tayyip Hocam, Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli bir araya gelsinler. Bir şey yok Türkiye’de, bu kadar gerilime ne gerek var ki yani? Gerçekten suni hiçbir şey yok. Darbe tehlikesi de kalkar. İttifak edelim kardeş olalım yani iş çıkartmaya gerek yok. Ondan sonra risk tamamen örtülür ve çok da huzurlu olur ekonomi de çok rahatlar. Dolar falan da düşer her şey tam olur. Sıcak bir hava oluşturalım insanlar diken üstünde oturmasın.

Bu troller falan var internette fitne çıkaran kavgacı falan, bunları da sevgiye, merhamete, şefkate devlet davet etsin hükümet. Muhalefet de bunları sevgiye davet etsin bunlar adam olur düzelirler yani. Adamlar da daha iyi adam olacaklar. Bir kısmı da ama tabii garip yani.

Ebu Abdullah Cafer-i Sadık (as) şöyle buyurdu: “Kadınları sevmek peygamberlerin ahlakındandır.” Peygamberimiz (sav) söylüyor “kadınları sevmek peygamberlerin ahlakındandır.” Yani mübarek varlıklardır. Hediyeyle sevindirirsin, iltifatla sevindirirsin gönlünü alırsın, zor iş varsa elinden alır yardımcı olursun, hürmet edersin saygı duyarsın. Allah onları o zaman çok güzelleştirir. Böyle çocuklar çok eziliyorlar bu devirde çok. Yani değerleri bilinmiyor.

Resulullah (sav) diyor ki: “Kadınlara karşı sevgisi çoğalmadığı sürece bir kimsenin imanının aratacağını düşünmüyorum.” İmanla doğru orantılıdır kadın sevgisi. Mübarek varlıklardır kadınlar.

“Mehdi manasında bir siyaset dahi bulunmuyor” diyor Bediüzzaman. Bak diyor ki: “Gerçi hakikat noktasında ahir zamanda gelecek büyük Mehdi siyaseti tam dindar İsevilere bırakıp yalnız İslamiyet hakikatlerini ispata, izhara, icraya çalışır. Bu noktayı nazardan…” diyor ve devam ediyor. Yani siyasetle Hz. Mehdi (as)’ın alakası yoktur.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Eserlerinizden faydalanılarak yeni bir belgesel daha hazırlandı Adnan Bey. Tanıtım videosunu gösterebiliriz. Belgeselin ismi “Fosil Avcısı.” Bu fosil serisinde Anadolu’nun çeşitli bölgelerindeki fosiller yerinde tespit ediliyor ve milyonlarca yıllık fosillerin bugüne kadar hiç değişmeden nasıl muhafaza edildiği anlatılıyor. Günümüzdeki örnekleriyle kıyaslanarak hiçbir değişiklik olmadığı gösteriliyor. İlk bölümde “denizineği” isimli memeli bir deniz canlısı anlatılıyor. Memeli deniz canlıları evrim teorisi açısından hiç açıklanamayacak olan canlılar. Çünkü öne sürdükleri sözde evrim sürecinde memeli hayvanların tekrar denize dönmüş olmasına hiçbir açıklama getiremiyorlar. Kardeşlerimiz bu belgeseli bu akşam saat 21’de kanalımızda izleyebilirler.

Talha Bin Ubeydullah Uhud Savaşı’nda Resulullah (sav)’i kendi bedeniyle korudu. Peygamberimiz (sav)’e ok atmaya başladılar. Bak güzelliğine bak şu insanın, böyle havaya kaldırıyor ellerini oka tutuyor, iki eline de ok isabet etti. Eli parçalandığı için, buradan vuruyor ok, bilekleri her iki bileği sakat oldu. Görüyor musun imanı? Uhud Savaşı’nda da 80’e yakın yara aldı. Hemen hemen her yeri kılıç, mızrak, ok darbeleriyle yaralandığı halde Resulullah (sav)’in yanından ayrılmadı onu korumaya çalıştı.

Mesela Mus’ab Bin Umeyr, Uhud Savaşı’nda bir kılıç darbesi sağ kolunu kaybetmesine neden oldu, kolunu düşürdü kılıç. Yani vurunca kolunu düşürdüler. Ardından sancağı sol koluna alıyor. Öyle bir durumda insan normalde savaş meydanını terk eder, hemen kaldırırlar çünkü ağır yaralı. Kol kopması ne demek? Sol koluna alıyor, ikinci bir kılıç darbesiyle sol kolunu da kaybediyor. Ve bu haliyle daha hala iki kolu kopmuş Peygamber (sav)’e kendini siper ediyor. Görüyor musun kabadayılığı, yiğitliği, asilliği, soyluluğu? İşte Cenab-ı Allah’ın sevdiği insan böyle olur. Tabii Peygamberimiz (sav)’i korurken bir de mızrak attılar Peygamberimiz (sav)’in üstüne, o da göğsünü tuttu tabii şehit oldu. Ama böyle bir nimet, böyle bir şehadet kime nasip olur bilmiyorum. Ne olacaktı? İki günlük dünya, hadi yaşasaydı yatağında ölseydi? Asaleti görüyor musun? Soyluluğu güzelliği görüyor musun? İşte böyle insanlar ahir zamanda yetiştirmek lazım, böyle güzel insanlar.

Terzi Savaş. Bu kızın mı senin yanındaki? “Hocam, gelmek istiyorum” diyor ama çok şekermiş kızıysa eğer. Göster bakayım. Bayağı şeker. Getir kızını da biraz sevelim. Onun bir burnunu ısırayım ben o minik burnunu.

Selda Dal, “Dünya nimetim. Sana kavuşturan Rabbime bin şükür” diyor.

Tayyip Hocam iyi konuşmuş. Binali Yıldırım Hoca çok nüktedan, o da güzel konuşmuş. “Bu tellallar ne diyor? ‘Efendim ülke bölünecek.’ Yahu bu referandumda evet deyince ülke bölünecek olsa önce Kandil koşa koşa evet der” diyor. Yok, Türkiye’yi millet böldürmez. Millet sağlam. Yoksa anayasayla bir milletin bütünlüğünü sağlamak mümkün değil. Milletle sağlamak, milletin inancıyla imanıyla sağlamak mümkündür. Yoksa güçle şununla bununla elde edilecek bir şey değil o.

Şimdi sahabelerden yine örnekler vereyim. Şemmas Bin Osman, Uhud Savaşı esnasında Peygamberimiz (sav)’i sırttan vurmaya hazırlanıyorlardı, arkadan, arkasından yanaştılar sırttan vuracaklardı. Allah vermesin. Sahabe ok gibi kendini attı önüne ona isabet etti silah. Ağır yara aldı tabii tek vuruşta ve şehit oldu. Resulullah (sav)’ı kurtardı böylece. Ama kader böyle.

Abdullah Bin Zübeyr henüz 12 yaşındayken Yermük Savaşı’na, 16 yaşında da Mısır fethine katıldı. Küçük yaşta gösterdiği şevk ve yiğitlikle tüm Müslümanlara örnek oldu. Bak 12 yaşında kabadayının şahı, yiğidin şahı yani, maşaAllah.

Allah çok seviyor kabadayı ruhlu ve yiğit, samimi, Allah’tan başka kimseden korkmayanları Allah çok seviyor.

Amr Bin Cemuh ileri yaşına ve ayağının sakat olmasına rağmen, çok yaşlı bir de ayağı sakat, imanın coşkusuyla ve Allah rızasını kazanma arzusuyla Peygamberimiz (sav)’in Uhud Savaşı’na katıldı. İzin istedi katıldı. Bu savaşta şehit düştü.

Hanım Sahabe Ümmü Ümare Nesibe, Peygamberimiz (sav)’in etrafını çevirdiklerini gördüğünde küfrün, sahabeler koşuyorlar. Yani ok isabet etmesin, mızrak isabet etmesin işte kılıç isabet etmemesi için özellikle Peygamberimiz (sav)’in etrafını çeviriyorlar. O çevirenlerden birisi de Nesibe annemiz Nesibe Binti Ka’b pek çok yerinden yaralandı. Bak kadın, yiğitliğe bak kabadayılığa bak. Diyorlar ya hani kadınlar işte erkeklerin yanına gelmez uzak durur. Bak savaşın içinde, yiğidi, kabadayıyı, aslanı görüyor musun? Oğlunu vuruyorlar savaşta, düşüyor çocuk yaralanıyor “oğlum kalk Peygambere yardım et” diyor. Bak güzelliğe bak yani. Ne yapar bir anne? Çocuğuna koşar yardım eder, değil mi? Bak vurulmuş çocuk ona diyor ki “kalk ayağa Peygambere yardım et” diyor. Binti Ka’b, bu yaralanmasına rağmen savaşa devam ediyor ve şehit düşüyor. Delikanlılığı görüyor musun kabadayılığı, yiğitliği?

Şimdi bazı tipler var, Allah’tan bahsedeceğine işte eliyle gösteriyor “O izin verirse, yukarıdaki…” Ölürken böyle laubalilik yapamayacaklar bunlar, söyleyeyim. Bu saygıya uygun olmayan üslupları bıraksınlar. “Yukarıdaki” denmez Allah’a. Bir de bu çıktı. İşte “Yukarıdaki görüyor” haşa “Yukarıdaki yürü dedi.” Bu ne kadar çirkin bir cesaret, ne kadar çirkin bir üslup. İşte “Yukarıdaki” derken sen kimden bahsediyorsun yukarıdaki diye?

“Adnan Oktar, Mehdi dediğin adam ne diye siyaset yapıyor?” diyor. Tayyip Hoca’yı herhalde kastediyor. Bir nevi Mehdi’dir, ben Mehdi’dir demedim, Tayyip Hocam bir nevi Mehdi’dir. Onun görevi de siyaset Mehdiliğidir. Bediüzzaman diyor ya; “siyaset aleminde, diyanet aleminde her alanda Mehdiler gelecek” diyor. Onun görevi de siyaset Mehdiliğidir. Bir nevi Mehdi’dir. Bütün üslubuna baktığımızda buram buram Mehdiyet görülüyor. Onun için uğursuz saldırılar oluyor, deccaliyet onun için saldırıyor. Onun için Ankara’ya kamp kurdu İngiliz derin devleti. Bak her saldırdıklarında zemin titriyor.

“Hocam, sosyal medyada sizin ‘dikkatin açık olmasının Allah’a bağlantıyla alakalı olduğunu’ ilgili sözünüzü paylaşmıştım. Bazı kişiler ‘her konuyu Allah’a bağlamayın. Dikkatsizlik günlük bir konu. Ne alakası var?’ diye eleştiri ve yorum getirdiler.” Canım, gece-gündüz bir insan Allah’ı düşünürse, Allah ile kalbi iç içe olursa olağanüstü bir varlık olur. Dikkati de çok keskin olur aklı da çok keskin olur. İnsani vasfın üstüne çıkıyor o zaman insan melekleşir. Yani melek gücü gelir. Hafızası aklı falan her şeyi çok güçlenir. Onu bilmediği için öyle konuşmuş o arkadaş. Önemli değil onun dediği.

Ali İmran Suresi 146’da, şeytandan Allah;’a sığınırım: “Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever.” Bak, ne gevşeklik gösteriyor ne boyun eğiyor. Bek, kendilerine isabet eden güçlük ve mihnetten dolayı. Çocuğu şehit ediliyor, kolu kopuyor, bacağı kopuyor asla yolundan dönmüyor. Allah’ın sevdiği budur. Yoksa bu kol-bacak zaten ayrılıp gidecek. Mezarda hepsi parçalanacak.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edeceğiz

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Yalan Söylemek Münafıkta Adeta Bir ‘Akıl Hastalığı’ Şeklindedir

ASLI HANTAL: Yayınımız sona erdi. Yarın görüşmek üzere inşaAllah.

Masaüstü Görünümü