Harun Yahya

Sohbetler (2 Mart 2017; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Bunlar güzel bir anı olarak kaderde Allah tarafından yazılıyor. Şimdi bak siz genç sıhhatlisiniz. 2107’nin gençliği sizi kasetlerden falan izleyecek. O zamanlarda hiç kimse kalmayacak buradaki kişilerden tek kişi kalmaz. 2107. Şimdi 2017 bir de 2107 var. Çok berbat bir dönem, bu oyunların tabii CD’leri falan kalır o devire. Ama buradan hiç kimse kalmamış olacak tamamı en genç de dahil olmak üzere tamamı yok olmuş olacak. Güzel bir anı olarak, ahiret anısı olarak kalacak. Şimdi işte hükümetler oluyor işte evet hayır var konuşma falan anlar, anlar, anlar hep üst üste anlar. Milyonlarca an üst üste biniyor zaman meydana geliyor.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Adıyaman’da 5.5 büyüklüğünde ve Urfa’da 4.6 büyüklüğünde 15 dakika arayla art arda depremler meydana geldi. Adıyaman Samsat Belediye Başkanı Yusuf Fırat yaptığı açıklamada: “Kaymakamın evi, belediye binası, hükümet konağı, köyümüzün yarısı yıkıldı. Ölen yok, artçı depremler şu anda da devam ediyor. Yıkılmayan ev yok” dedi. Adıyaman’daki depremde ilk verilere göre 22 kişi yaralandı. Diyarbakır Afat’tan 35 kişilik ekip 4 kurtarma aracıyla bölgeye sevk edildi. Adıyaman’da yaşanan deprem sonrasında yıkılan bazı evlerin fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bayağı ciddi deprem olmuş. Çünkü evler öyle uydurma ev değil, bayağı sallanmış. Efendim kardeşlerimiz hiç telaş etmesinler Cenab-ı Allah Kendisi’ni hatırlatıyor. Amacı Allah’ın Kendini sevdirmektir, dünyadan insanları uzaklaştırmaktır. Evleri yıkılanlar sadaka hükmünde sevap kazandılar, yaralananlar da gazi hükmündedir. Hepsine Allah uzun ömür, sağlık, sıhhat versin, afiyet versin. Mehdiyet devrinde bu var. Mehdiyet devrinde depremler kesintisiz devam edecek. 1980’den itibaren başlıyor 1990’larda, 1996’larda akıl almaz tırmanmaya başlıyor gördünüz çizelge olarak da gösterdik. Dünyanın 100 bin yıllık, 200 bin yıllık tarihinde olmamış bir şey, ilk defa oluyor. 300 bin, 500 bin yıl geriye gittiğimizde bile böyle depremler yok. İlk defa oluyor bu bir mucize.

Ay ben seni severim. Nasıl güzel benim Güneydoğulu çok sevdiğim bir hanım arkadaşım var. Resmini göndermiş çok çok güzel. Allah güzelliğini daha da artırsın maşaAllah.

ASLI HANTAL: Depremlerle ilgili bir grafiğimiz vardı Adnan Bey, onu gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet.

ASLI HANTAL: Bu grafikte 1900 ile 2008 yılları arasında yeryüzündeki 6-8 arası şiddette depremlerde izlenen artış görülüyor. 1980 yılından sonra depremlerde ani bir artış yaşandığı çok açık görülüyor grafikte. Sadece 1999 yılında yeryüzünde küçük veya büyük şiddette 20 bin 832 deprem meydana gelmiş.

ADNAN OKTAR: Bakın bu eğer düşünen bir insan varsa, düşünen insanlar varsa ki var çok büyük ibret bu bak. Dünyanın 100 bin yıllık, 200 bin yıllık tarihinde olmayan bir şey Mehdi (as) devrinde ilk defa oluyor. Ve depremlerde akıl almaz bir artış başladı. Ve bak gittikçe de tırmanıyor yalnız çok manidar olan bu, dikkat çeken bu. Dünya kıyamete doğru gidiyor, kıyamete doğru kendini hazırlıyor.

“Hocam her akşam sizi izliyorum. Bir sorum olacak. Sizin bu kadar insanı kendinize çekebilmenizi açıklayabilir mi stüdyodan birisi? İyi yayınlar.” Barış Bahçeci diyor. Ne yapalım?

EBRU ALTAN: Çok çok akıllı, çok samimi, Allah’tan çok korkan, çok vicdanlı bir insansınız. Bütün özellikleriniz de bir insanı tam cezbedecek anlamda ve insanı derin bir aşkla, tutkuyla kendinize bağlayacak bir insansınız, o yüzden.

BEYZA BAYRAKTAR: Sizin gibi bir kişi daha bize göstersinler, gösteremezler.

NADIA AYŞE: Şu an gördüğüm tüm insanların içerisinde en çok siz sevgiyi buluyorsunuz, en çok siz şefkat gösteriyorsunuz. O yüzden biz sizi çok seviyoruz, canımızdan daha çok seviyoruz aklınızı, ahlakınızı.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.

SALİHA YAZAROĞLU: Ve en önemlisi herkesin ahireti için çok çaba sarf ediyorsunuz. Allah razı olsun. O yüzden sizi çok çok seviyoruz.

EBRU ALTAN: Bir de çok güzel bir elektriğiniz var. İnsanı doğal olarak çekiyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel. İmani bir cazibe evet.

Ne diyelim? “Sevgi birliği selamettir” diyelim.

NADIA AYŞE: Bir de Adnan Bey, vicdanınız temiz ve siz çok çok güzel ahlaklısınız elhamdülillah. Ben Hristiyan’ken bana şefkat ve sevgiyle, saygıyla yaklaştığınız için ben İslam’ı sizden tanıdım. O yüzden çok etkilendim sizden.

ADNAN OKTAR: Cübbeli Ahmet kafasıyla biz sana yaklaşsak Müslüman olmazdın.

NADIA AYŞE: Tabii ki.  

ADNAN OKTAR: Mesela Dani de öyle. Biz ona Cübbeli Ahmet kafasıyla yaklaşsak Müslüman olmazdı. Birçok Musevi kardeşimiz var Müslüman olan, çok fazla Hristiyan kardeşimiz var Müslüman olan, çok fazla ateist var Müslüman olan. Demek ki Cübbeli Ahmet kafası veyahut işte “Karınızı döverseniz işte paratoner gibi ev ferahlar” falan diyen adamlar gibi değiliz.

“Hocam depremden çok korkuyorum. Ne yapmam lazım?” Zaten Allah korkutmak için yaratıyor, Allah’a sığınacaksın, Allah’a tevekkül edeceksin. Allah Kendisi’ni sevdirmek için yapıyor. Ama ölenler şehit olur, kalanlar gazi olurlar yaralananlar. Yıkılan mallar, yanan mallar sadaka ve zekat hükmünde olur.

“Şu an sizi izliyorum Hocam. Boşuna demezler meyve veren ağaç taşlanır diye. Siz güzel insansınız, güzel yayın yapıyorsunuz. Kim ne derse desin.”

“Bir tane de kısa boylu, fiziği düzgün olmayan bir Müslüman bayanın sizin aranızda olmaya hakkı yok mu?” Bir hanım kardeşimiz söylemiş. Canım kısa boylu, uzun boylu falan; kadın güzel olduktan sonra, güzel kişilikli olduktan sonra, güzel akla sahip olduktan sonra kadın zaten güzeldir, çirkin kadın olmaz. Nereden çıkarıyorsunuz onu? Makyaj, tabii ki makyaj Peygamberimiz (sav)’in isteği. Peygamberimiz (sav)’in kadınlara emri. Mesela dudaklarına boya sürüyorlardı, haluk denen boya. Yanaklarına boya sürüyorlar kadınlar allık tarzı haluk ünlüdür. Ellerini boyuyorlar kınayla ve saçlarını boyuyorlar. Mesela sarıyı Peygamberimiz (sav) daha çok beğeniyor: siyah, kızıl ve sarı. Ama “En makbulü sarıdır” diyor Peygamberimiz (sav). Bunlardan habersiz oldukları için arkadaşlar garip bir ruh hali içindeler. Bak o devrin imkanlarıyla düşünün kadınlar dudaklarını boyuyorlar, yanaklarını boyuyorlar, gözlerine sürme çekiyorlar. Mesela sürmesiz insan kabul etmiyor Peygamberimiz (sav). Her kadının sürme çekmesini söylüyor. Hep bütün kadınlar sürmeliydi gözleri. Peygamberimiz (sav) de çok süslü geziyor. Erkekler de sürmeli o devirde Peygamberimiz (sav) zamanında çok bakımlılar. Peygamberimiz (sav)’in saçları örgülü iki taraftan, uzun. Saçlarını boyuyor, siyaha boyuyor Peygamberimiz (sav). Saçları siyahtı ama beyazlıklar vardı tabii, onları kapatmak için saçını siyaha boyuyordu. Ketemle kınayı karıştırıyordu. Boya kabı müzede duruyor burada İstanbul’da, kutsal emanetlerin içerisinde. Hz. Ayşe ile beraber kullandıkları boya kabı ta o devirden kalma. Hz. Ayşe diyor “Beraber boyanırdık” diyor o “Kendi saçımı boyarken” diyor Hz. Ayşe “Resulullah’ın da saçını sakalını ben boyardım” diyor. Birlikte kendi saçını da boyuyor. Ki o devrin güç şartlarında bunu yapıyorlar. Peygamberimiz (sav) gül yağı kullanıyor mesela gül kokusu bizzat yetiştiriyor da. Daha gelmeden 100 metre, 200 metre öteden Peygamberimiz (sav)’in kokusu geliyor, buram buram gül kokusu. Gül Peygamber deniyor onun için. Müthiş kimi mesh etse başı günlerce gül kokuyor. Peygamberimiz (sav)’in, öyle güzel bir özelliği. Peygamberimiz (sav) diyor ki: “Kadını boyasız, süssüz görmekten hoşlanmam.” Hz. Ayşe’den hadis. Bak “Kadını boyasız, süssüz görmekten hoşlanmam.” Çünkü onların boyasını, süsünü yapan da Allah. Mutlaka yanaklarına haluk sürdürüyor Peygamberimiz (sav). Dudaklarını yine halukla kırmızıya boyuyorlar, ellerine kına yapıyorlar. Hatta Peygamberimiz (sav)’e elini uzatıyor kadın, Peygamberimiz (sav) “Böyle kadın eli olmaz” diyor “gitsin eline kına yapsın” diyor “erkek eli gibi eli” diyor.

Avrupa’nın ana özelliği dekoltenin Avrupa’da hakim olmasıdır. Amerika’da her yerde dekolte var. Burada da, Türkiye’de de modern bir ülkede yaşıyoruz, bunu unutmayacaklar.

Kettânî, et-Terâtîbu'l-İdâriyye isimli eserde çok eski bir eser 11. cilt 157’de Resulullah (sav)’tan hadis “Eğlenin ve oynayın çünkü ben dininizde ağırlık ve baskı görmekten hoşlanmıyorum.” Bak Resulullah (sav)’ın hadisi, “Eğlenin ve oynayın çünkü ben dininizde ağırlık ve baskı görmekten hoşlanmıyorum.” Kettani’ye bakabilirler. 11. Cilt 157’de. Hadis. Kettani çok önemli bir eser.

“Hocam ben Ankara’dan Selim Güngör. Mehdi (as)’nin ilk talebeleri inananlar ateistler, komünistler olduğu söyleniyor doğru mudur?” Bir hadis var daha önce de okumuştum çoğu sonradan İslam’ı öğrenen insanlar olacağı ifade ediliyor Mehdi (as) talebelerinde. Muttaki işte gelenekçi Ortodoks Müslümanken Mehdi (as)’ye tabi olmuyor, zaten gelenekçi Ortodoks sistem içerisinde Sünni inançta Mehdi (as)’ye tabi olmak çok güçtür. Çünkü o zaten mezhebe tabi, koyu mezhep yanlısı o görüş içerisinde zaten Mehdi (as)’yle çatışır görüşleri, kabul etmezler yani öyle bir topluluk içerisinde Mehdi (as) talebesi çıkması çok zor adeta imkansız gibi bunu fıkıh alimleri, geçmiş büyük alimler Mehdi (as)’den hadis anlatırken uzun uzun anlatıyorlar. En büyük düşmanı Mehdi (as)’nin diyor fukahanın büyük bir bölümü olacaktır fukaha. Yani içtihat alimlerinin mukallitleri olacak diyor. Halk ehlisünnet nasıl oluyor? İçtihat aliminin mukalliti oluyor. Mesela İmam Ebu Hanife nedir? İçtihat alimi. Mukallit nedir? Sünni vatandaşlar, Sünni insanlar. Bunların büyük bölümü Mehdi (as)’ye karşı olacaklar diyor hadiste. Bak içtihat alimlerinin mukallitleri Mehdi (as)’ye düşman olacak, karşıt olacaktır diyor. Büyük bir kitle olarak söylüyor bunu.  Hatta “yetmiş bin sarıklı” diyor “başı tıraşlı, sakallı ve başı taylasanlı” çok detay veriyor bak “başı sarıklı, başı tıraş edilmiş, sakallı yetmiş bin kişi Mehdi (as)’ye karşı mücadele verecek” diyor. Çok büyük bir sayı demektir bu. Ve Mehdi (as)’yi zındıklıkla, kafirlikle ve dinden çıkmakla suçlayacaklar diyor hadislerde. Mehdi (as) talebelerinin zaten ilk başta diyor cenazesine bile gelmezler diyor evlenmek istese evlenmezler, iş yapmak istese iş yapmazlar onlarla diyor. Mehdi (as) talebelerine muazzam bir baskı var ilk başta. Bunu çok uzun fukahadan büyüklerden anlatanlar var ayrıca tarikat ehlinden de bunu anlatanlar var. Mesela İmamı Rabbani Hazretleri Mektubat’ında bunu uzun uzun anlatıyor.

Fütuhat-ı Mekkiyye isimli eserinde Muhyiddin Arabi el-Endülüsî şöyle bildiriyor, “Mehdi (as)’nin açık düşmanları fakih alimler olacak çünkü halk arasında imtiyazlar kalmayacak.” Yine Muhyiddin Arabi Hazretleri Fütuhat-ı Mekkiyye’sinde 66. Bab cilt 3, sayfa 327’de “Mehdi (as)’nin döneminde din tamamen reyden arınmış olacak. Eski hüviyetini kazanacaktır.” Resulullah (sav) zamanı gibi olacak diyor. “Mehdi (as) vereceği birçok hükümlerde ulemanın mezheplerine muhalefet edecektir.” Yani her konuda onlarla fikren çatışacak. “Bundan dolayı Mehdi (as)’den uzak duracaklardır.” Ulema, fıkıh alimleri. Adam nasıl ona tabi olsun o zaman? “Zira zanlarına göre gerçekten Allah imamlarından sonra bir müçtehit bırakmadığını kabulleneceklerdir.” Yani Mehdi (as)’nin gelmeyeceğine inanacaklardır diyor. Bak görüyor musun? 1300 yıl önce Peygamber (sav) bildiriyor aynısını görüyoruz şu an. Ne diyor fukaha adamlar açıklıyorlar? “Mehdi (as) diye birisi yok öyle biri gelmeyecek diyecekler.” Ne diyor? “Allah imamlarından sonra bir müçtehit bırakmadığını kabulleneceklerdir.” Diyor. Yani bunun üstüne Ebu Hanife’den sonra İmam Malik’ten sonra bir müçtehit gelmeyecek diyecekler. “Halbuki en büyük müceddit, en büyük müçtehit hem hakim hem Mehdi hem mürşit hem kutbu azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek” diyor Bediüzzaman. “O zat da ehli beyti Nebevi’den olacaktır” diyor. “Kıştan sonra baharın gelmesi gibi Mehdi (as)’yi bekliyoruz” diyor. “Mehdi (as) geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Ve yakınları (havas) ve seçkinler onu imanın nuruyla tanıyabilirler” diyor. “Fakat ilk çıktığında bedahet derecesinde onu tanıyamayacaklar” diyor. “Hatta deccal dahi kendisinin deccal olduğunu bilmez” diyor başlangıçta.

O devirde bir tek o değil imam Mehdi (as)’ye karşı bir kere şeytan ve şeytanın bütün avaneleri de karşı olacaktır. Cin şeytanlar da musallat olacaktır Mehdi (as)’ye ins şeytanlar da musallat olacaktır. Münafıklar işte fıkıh alimleri, fıkıh alimlerinin mukallitleri yani ordu gibi yetmiş bin diyor yetmiş bin alim Mehdi (as)’ye musallat oluyor düşünün. Ve hepsini yeniyor Mehdi (as), Allah’ın hikmeti büyük bir mucize bu.

“Kaim Mehdi zuhur ettiğinde kendilerini onun takipçileri sananlar” Mehdi (as)’yi savunanlar “bundan dönecekler.” Yani Sünni ya da başka kafada olacaklar ama bakacak ki Mehdi (as) kendi inancına uygun değil, kendi çıkarlarına uygun değil, Mehdi (as)’yi bırakıp ayrılacaklar ondan diyor. Bu çok manidar. Büyük gruplar halinde hatta Peygamberimiz (sav) hadiste üç kere diyor, büyük gruplar halinde ayrılırlar diyor münafıklar Mehdi (as)’den ayrılırlar diyor. Bak Peygamberimiz (sav) devam ediyor “Dinin dışında olanlar ise” işte Darwinistler, materyalistler, ateistler ise “Mehdi’ye inanacaklar.” Deminki arkadaşın sorusu. Bak 1400 yıl önce Peygamber (sav) bildiriyor bunu. (Beklenen Mehdi, Allame Muhammed Bakır el-Meclisi, Bihar-ül Envar İngilizce tercümesi cilt 13, eski baskı cilt 51 -52- 53) Yeni baskı Gaybet kitabı İmam Mehdi On İkinci İmam bölüm 2 orada da var aynı hadis.

İmamı Rabbani Mektubat’ında diyor ki “Geleceği vaat edilen Mehdi dinin tervicini (değerini artırmayı) sünnetin ihyasını” yani Allah’ın sünneti nedir? Kuran. “…ihyasını (yeniden canlandırmasını) murat ettiği (istediği) zaman bidat ehli ile ameli adet edinen” dinde olmayan şeyleri ortaya çıkaranlar “hasene zannı ile dini karıştıran” yani güzel bir şey yaptığını zannederek dini karıştıran dine ilaveler yapan, dinin aslında özünde olmayan şeyleri dinin emri olduğunu zanneden “bazı insanlar hayretle şöyle diyeceklerdir: “Bu kimse (Mehdi) dinimizi kaldırmak ve şeriatımızı izale etmek mahvetmek istiyor” derler” diyor. Mektubatı Rabbani 1. Cilt sayfa 535’te.

El Kavlul Muhtasar fi Alametil Mehdiyyil Muntazar’da yine bu da çok eski bir eser “İmam Mehdi Allah’ın izniyle taş gibi kalpleri yumuşatabilecek, kömür gibi ruhları elmaslaştırabilecek, ölü ruhları imanın nuruyla diriltebilecek.” İsa Mesih gibi o da mesela adam ölü ona ruh gelmesini sağlıyor vesile oluyor.

İmamı Rabbani diyor ki Mektubatı Rabbani cilt 1, sayfa 318’de “İşittiğimize göre diyor Hz. Mehdi hükümet sürdüğü zaman” yani hükmettiği zaman “dini yayarken ve sünneti diriltirken” sünnet nedir? Kuran. “…bidat işlemeye alışmış olan” yani uydurma ve hurafelerle dini yaşamaya alışmış olan “Medine’deki alim” yani İstanbul’daki alim “bidatı güzel sandığı ve ibadet olarak yaptığı için Hz. Mehdi’nin emirlerine şaşarak ‘bu adam bizim dinimizi yok etti ve milletimizi öldürdü’ diyecektir. Hz. Mehdi rahmetü aleyh bu alimi etkisizi hale getirecek” diyor fikriyle düşüncesiyle. “Onun güzel sandığı bidatin kötü olduğunu ona bildirecektir.” Yani onun hurafelerinin yanlış olduğunu ona bildirecektir. “Bu Allahu Teala’nın nimetidir dilediğine verir onun ihsanı çoktur.” Bunu İmamı Rabbani Mektubat’ında diyor.

Yakup Köse, “Hocam iyi yayınlar dinde evlenmek zorunlu mudur?” Yok. Allah içinizden bekar olanları evlendirin diyor. Müminler evlendirmeye gayret eder ama evlendirmek için Allah’ın rızasının en çoğunu aramak lazım. Evlenmek cennet kardeşini, ahiret kardeşini seçmektir onu seçerken kıstas nedir? Allah’ın rızasının en çoğudur. Adam ne diyor? Boyum bir seksen bilmem işte sırtım şu kadar. Biz ahıra sığır almıyoruz değil mi? İnsanla evlenecek o kadın mesela babası kızını evlendiriyorsa adam kurbanlık sığır almıyor. İşte şu kadar kiloyum kardeşim ahlakından, kişiliğinden, karakterinden bahsetsene. İşte mühendisim şu kadar para kazanıyorum arabam var, evim var. Din, iman, Allah, Kitap tek kelime yok. Sonra da Allah bela veriyor tabii sıkıntı veriyor kısa sürede birbirlerine giriyorlar.

“Adnan Hocam kusuruma bakmayın ama Allah her şeye gücü yetiyorsa, her şeyden haberi varsa, ol deyince oluyorsa, yalnızlık Allah’a mahsussa dört baş melek ve yardımcı melekler neden var? Her şeyden haberi olan yüzde yüz kesin olmayan sadece olduğuna yüzde yüz inanan müminler için ezeli Allah’a koşulsuz şartsız itaat etmek gerekirken yarattığı şeytan gördüğü bildiği halde hangi akla hizmet edip isyan edip kazan kaldırıyor bu şeytan? Hitit mitolojisinden Kumarbi Efsanesi kadar mantık dışı çatışmalar” diyor. Kumarbi Efsanesi o efsanede şeytandan bahsedildiğine göre demek ki hak dinler çok eski. O da bir hak dinin bozulmuş şekli efsanelere geçtiğine göre o inanç, o bilgi on binlerce yıl önce de var demek ki. Çünkü hepsinde namaz, hepsinde secde, rukü, kıyam var, hepsinde tek Allah inancı var. Hepsinde evlilik ve aile kurumu var yani dinin temel değerleri bütün eski efsanelerde eski bozulmuş dinlerin tamamında var. Demek ki hak din her zaman varmış bunu görüyoruz yani özünü hepsinde korumuş. Dört baş melek, o süs güzellik Allah sonsuz güzeldir. Güzellik nasıl oluşturulur? Meleklerle, melekler ordusuyla mesela katrilyonlarca melek var bu bir süs güzelliktir. Allah’ın emrinde kimi rukü ediyor, kimi secde ediyor, kimi kıyam ediyor. Mesela Allah zer alemi yaratıyor, dünya yaratıyor, cennet yaratıyor, şehadet alemi yaratıyor bunların hepsi süs. İmtihan meydana getiriyor, cihat, ceht, gayret meydana getiriyor siz istiyorsunuz ki hiçbir şey olmasın.

ASLI HANTAL: Makaleleriniz hakkında bilgi vardı.

ADNAN OKTAR: Makale evet.

ASLI HANTAL: Uluslararası ilişkiler güvenlik ve terörle mücadele konularında uzman yazarlara yer veren Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşu Katehon’un İngilizce ve Rusça yayınlarında “Dünyadaki Kötülüğün Merkezi İngiliz Derin Devleti” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda insanlık tarihinin son üç yüz yılının İngiliz derin devletinin kana buladığı bir tarih olduğunu İngiliz halkı da dahil yüz milyonlarca masumun bu ırkçı, sömürgeci, acımasız katillerin elinde can verdiğini anlatıyorsunuz. Bu çapta organize olmuş ülkelerin kılcal damarlarına nüfuz etmiş bir yapının kirli planlarını durduracak olanın iyilerin ittifakı olduğunu söylüyorsunuz. Dünyayı İngiliz derin devleti belasından kurtarmak isteyen her temiz vicdana düşen Rusya’yla Türkiye arasındaki güçlü ve sarsılmaz ittifakı desteklemelerinin önemini belirtiyorsunuz yazınızda.

Suudi Arabistan’ın önde gelen İngilizce haber sitesi Riyadh Vision’da “Avrupa’da Sağ ve Gelişen Irkçılık” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Amerika’dan yayın yapan haber portalı News Rescue’de “Hangi Canlılar Dronlara İlham Kaynağı Oluyor?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; Allah’ın üstün özelliklerle yarattığı canlıların bilim adamları tarafından taklit edilerek oluşturulan teknolojik cihazlara değiniyorsunuz.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde mültecilerle ilgili “Başkanlık kararnamesi acilen geri çekilmeli” başlıklı makaleniz yayınlandı.

“Sigara hakkındaki gerçekler, ölümcül sektörler neden teşvik ediliyor?” başlıklı makaleniz Azerbaycan’ın çok okunan siteleri News Bakü, Parol AZ, Respublica, Haber TV, Haber Hattı, Analog, Azim Forum, Dünya Haber, Fine MMC, Kanal 15’te yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel. Azeriler candır, Türk milletinin baş tacıdır onlar. Hepsini kardeşimiz olarak derin bir sevgiyle, derin bir muhabbetle severiz. Allah hükümetlerini, devletlerini başarılı kılsın. Sağlık, sıhhat, afiyetle huzurla yaşatsın. Zenginlik, bereket, nur versin Allah.

MaşaAllah canlar toplanmışlar. “Aslan Hocam sizi çok seviyoruz, bize dua edin inşaAllah. Allah sizi başımızdan eksik etmesin.” Siz cansınız, bir göreyim. Allah hepinize uzun ömür, sağlık sıhhat, hidayet versin. Allah Hadi ismiyle tecelli etsin sizlere. Evin içi de kuzu dolu küçük küçük. MaşaAllah maşaAllah. O yedikleriniz içtikleriniz size sağlık sıhhat versin, dine hizmete vesileniz olsun. O minik kuzula da melek hükmünde onlar da, ne güzel aranızda melekler var gibi yani şu an.

“Canım aslan Seyit Ahmet Muhammed Adnan Hocam” Küçük Adnani.

Belinay, “Sizi büyük bir hayranlıkla izliyoruz. Sizi Allah için çok seviyoruz. Sen cansın bizim için” Görebiliyor muyum iki güzeli? Küçük Adnani’yi görüyor musunuz? Yanakları şekerin tam ısırmalık yanakları. Ablası da çok güzel, kendi de çok güzel. Allah ikisine de uzun ömür ve hidayet versin, çok güzel.

Bazen söylüyorlar işte ‘darbe tehlikesi var’ şu bu falan feşmekan, tamam da koskoca devlet var. Hayret, 60 darbesinde de hükümet nasıl müsaade etti? Ben anlamadım. Yığ sokağa polisi kardeşim. Polisle rahatça halledersin. Allah Allah, adam uçak kaldırmaya kalkarsa basarsın polisle indirirsin aşağı. Şu anda da öyle bir risk eğer oluşuyorsa Özel Harekat var, polis çeşit çeşit hizmete hazır. Halk da emredin hemen gereğini yapsın. İllaki vardır demiyorum ama gereken dikkatin de oluştuğuna inanıyorum. Milletin gönlü rahat olması lazım ama ara ara da tetikte olunduğu yani uyanık olunduğunun vurgulanmasında fayda var, çünkü bazı insanlar bazen tedirgin olabiliyorlar, bilgilendirmekte fayda var. Hükümet ara ara kararlılığını, devletin gücünü ara ara vurgulasa iyi olur. Gerçi askerin hiç niyeti yok bizim gördüğümüz kadarıyla ama Cem Küçük diyor ‘Anadolu’da hareketlenme var’. Kardeşim hareketlenme olan yeri söylesene mübarek, adı yok mu? Mesela ‘şu ilin şu ilçesi’ de. Polisle basarlar, gereği yapılır. Varsa paralelci, dikeyci, devlete isyan eden adam, ağır suçtur bu, gereği yapılır. Bunlar lafta bırakılmasın.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Şehit Aileleri Derneği yayınladıkları videoyla ‘Referandumda Hayır’ denmesi gerektiği çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada; “Biz bu ülke bölünmesin, üniter yapısını kaybetmesin diye elli bin şehit verdik. Başkanlıkla beraber tartışılan eyalet ya da federasyon, özerkliğin bir diğer adıdır. PKK’ya bu yolla özerklik verilecektiyse biz bu kadar şehidi neden verdik?” sözleri yer aldı.

ADNAN OKTAR: Nerede o video?

ASLI HANTAL: Videosu yok, haber olarak.

ADNAN OKTAR: İşte hükümet o konuda böyle gönüllerini rahatlatacak konuşma yaparsa… Bu hakikaten büyük bir dert. Anayasaya koydukları maddeyi çıkarttırdık biz yani o federasyona sonuna kadar açık bir maddeydi, onu kim koydu? Onu da anlayamadık. Bayağı uğraştık ve onu çıkarttırdık. Demek ki bak daha hala içleri rahat etmemiş o yüzden bu konuda daha çok güvence veren, daha kalpleri rahatlatan, anayasanın içindeki maddelerin konumuyla da bu konuları açıklayan bir üslup, bu kardeşlerimizin içlerinin mutmain olmasına sebep olur, önemli.

“Allah aşkıyla sevdiğim, bir tanem. Çok yakışıklısınız, karizmatiksiniz, size büyük hayranlık duyuyorum saygılar” diyor, bir hanım kardeşimiz yazmış.

“İyi geceler. Ben Samet. Hayırlı sohbetler. Adnan Hocamızı çok seviyoruz, bilgisinin ışığına hayranız. Tekrar hayırlı geceler olsun” diyor. Hayırlı geceler inşaAllah.

“Değerli Hocam, güzel bir bayan görünce bakmadan yapamıyorum. Dinimizce günah olur mu acaba? Saygılar.” İşte bir çiçeğe bakar gibi, Allah’ın tecellisine bakar gibi, onu bir ibadet gibi bakacaksın. Yani ama bazı ahlaksızlar “Nasıl ırzına geçse? Nasıl tuzağa düşürse? Nasıl canını yaksa? Nasıl onu kızdırsa? Nasıl üzse?” Ahlaksızlık alçaklık yapıyor. Laf atıyor mesela, onu üzmeye çalışıyor yahut vücudunda bir şekilde canını yakacak küçük de olsa bir teması önemli görüyor. Onun canı yandığında da heyecanlanıyor, seviniyor. Mesela hakaret edince hoşuna gidiyor. Pis laflar ediyor yani bu sevgiyle bunun alakası yok, bu kıskançlıktır. O güzelliğe ulaşamamanın verdiği kinden kaynaklanan nefret dolu sözler. Ama hürmet ediyorsa, saygı duyuyorsa, hayranlık duyuyorsa mesela Avrupa’da öyledir. Hanımlar daha önce de söylemiştim mesela arabadan iniyor, sırt dekoltesi ta neredeyse kalçasına kadar, derin göğüs dekoltesi var, mini etek de giyinmiş. Mesela uzun kıyafet de giyiyor bazen ama yırtmaçlı, elinden tutup çok nezaketli arabadan indiriyorlar. Bir kraliçe götürür gibi götürüyorlar. Herkes hayranlıkla bakıyor, herkes hürmet ediyor. Oturtuyorlar en güzel yiyecekler geliyor, en güzel içecekler geliyor. Programın sonuna kadar saygı hürmet görüyor, her yerde hürmet görüyor. Böyle vahşileşmiyorlar. Ama burada bazı yerlerde adam sarı dişleriyle, iğrenç gülüşleriyle böyle bıyık burarak, orasını burasını ovuşturarak ki çoğu da bunların homoseksüel ve ahlaksız tipler. Sırf ahlaksızlık olsun diye yapıyor, kadını rahatsız etmek için yapıyor o genç kızları. Üzmek ve onu moral olarak çökertmek için kendince yapıyor. Onun için böyle ahlaksızlara genç kızlar hiç önem vermesin, adam yerine koymasınlar ‘it ürür kervan yürür’ demiş, yani hiç kaale almasınlar.

“Dekolte güzellik mi?” Tabii ki, yani kadının her yeri çok güzeldir. Meşru sınırları içerisinde dekolte kadına en yakışan kıyafettir. Makyaj da çok yakışır. Temizlik, bakım, saçını boyuyor mesela, vücudu çok çok güzel olur. Atletik bir kadın, güzel bir kadın, dünyanın en güzel varlığıdır ama namusuna, haysiyetine, şerefine, sağlığına sıhhatine, moraline her şeyine dikkat etmek lazım. Koruyup kollayacaksın. Mesela kadınla pazarlık olmaz. Mesela alışveriş yapıyor, canım benim çanta alacak mesela genç kız. Çatır çatır onunla kavga ediyor, ver gitsin, genç kız bereketi olur yani ne zorun yani? Heveslenmiş istiyor yani onu üzmenin alemi ne? Beş lira için, üç lira için yani ne kazanacaksın? Bereketi olur ver gitsin değil mi? Onu mutlu et, gönlünü al ‘yakışır sana’ dersin. ‘Helal olsun, tamam bitti’ dersin. Mesela modellik yapıyor çocuklar, söke söke son kuruşuna kadar pazarlık yapıyor. Bırakın nasıl rahat ediyorlarsa öyle olsunlar. Genç kız, sağlıklı sıhhatli yaşasın, güzel yaşasın. Huzurlu, iman sevinciyle, saygıyla hürmetle yaşasın.

“Okuduğumuz gibi Taş Devri var mıydı?” Yok canım sende, onlar kendi hayal alemindeler, işte bağırarak adamlar saldırıyor vahşi falan, zaten bir kere insan öyle vahşi yaşayamaz. İnsan çocuğu; çok nezaketli, ilmi ve akılcı şekilde bakılmadıktan sonra, şefkatle bakılmadıktan sonra ölür o çocuk. Hayvanların yavruları hepsi yaşayacak gibidir, Allah onları içgüdüyle öyle yaratmış ama insan çocuğu çok kolay ölecek gibidir yani medeniyet olmadan hiçbir insan çocuğu yaşamaz. Onun için her dönemde müthiş bir medeniyet vardı. Anneler mesela, çocuklarına çok güzel baktılar. Mutlaka kundak, altının temizlenmesi, yıkanması, beslenmesi, saçının taranması hepsi çok özenlidir. Ta Hazreti Adem (as) devrinden beri bu intizamlı devam etmiştir ama Afrika’da şurada burada yine öyle vakalar var. Her halükarda annenin bakımı, özeni ve aklı son derece önemli bir ihtiyaçtır. Yani Kabataş Devri gibi, dedikleri gibi öyle vahşi bir ortam olsa nesil devam etmez, bütün çocuklar ölürdü.

BEYZA BAYRAKTAR: Yanlışlıkla gece uyurken yüzüstü kalan bebekler.

ADNAN OKTAR: Tabii tabii, çocuk kendi tükürüğünde bile boğulabilir, müthiş bir özen gerekiyor, müthiş bir akılcılık gerekiyor yani tam dikkatli keskin bir anne aklı ve özeni gerekiyor. Öyle vahşi bir toplumda, öyle bir çocuğun yetişmesi mümkün değil. Allah ona göre yaratmıştır.

“Bir erkeğin kadınlara iltifat etmesi dine uygun mudur?” Olur ama nezaketli, saygılı, onun iffetine, namusuna, haysiyetine, şerefine özen göstererek. Asaletine özen göstererek. Bir prensese iltifat eder gibi olması lazım. Yoksa öyle sulu cıvık ‘gız Hatça’ bilmem ne diyerek ortaya çıkarsan, kadın sadece kasılır ve gıcık olur, nefret eder, illet olur. Ona adeta hakaret etmişsin gibi olur. Kadın, kendisine muhatap olan insanın kaliteli ve akıllı olmasını ister. Allah’tan korkmasını ister.

“Hayırlı geceler Adnan Hocam. Bugün deprem oldu. Bunun kıyametle bir ilgisi var mı?” Tabii ki, işte dedim ya ahir zamanda acayip yükseldi. Hayret edilecek şekilde 1980’den sonra depremler, 200 bin yıllık dünya tarihinde, olmamış şekilde muazzam bir tırmanışa geçti.

Kadının güzelliği onun süksesidir. Kadının güzelliğini kapattığında onu öldürmüş olursun yani yok olan bir güzellik, ölü olan güzelliktir. Bir çiçeğin üzerini kapattığında, o çiçek yoktur yani ‘ne kadar güzel çiçek var’ diyemezsin. O çiçek bütün ihtişamıyla, bütün güzelliğiyle takdir edilmek ister. Allah çiçeği takdir edilsin diye yaratır. Kadını da takdir edilsin diye yaratır ama haysiyetine, şerefine, namusuna, iffetine, gururuna özen göstereceksin. Asaletine yakışır şekilde, ona yerlere kadar eğilerek saygı göstereceksin. Köpek gibi saldırırsan, domuz gibi pisliğini üstüne dökmeye kalkarsan Allah o zaman belanı verir. Onu korur, senin de Allah belanı verir. Aklını başına alacaksın. Allah’ın güzelliğine kimse kötülük yapamaz. Nur Suresi’nde Allah onu açıklıyor. Kadınları koruyan hükümlerle doludur Nur Suresi. Onlar hakkında, aleyhte tek bir kelime bile kullanılmasını istemiyor Allah. Delikanlılar ne yapıyorlar badi salonlarında falan? Göbek yapıyorlar ‘baklava göbek olduk’ diye resimlerini çektiriyorlar. Niye? Takdir edilmek için. Kimi de sırtını dönüp arkadan resmini çekiyor, yatağa uzanıp resmini çekiyor, kendince takdir edilmek istiyor, acayip şeyler yapıyorlar. Size oluyor da kadınlara niye olmuyor? Saçını limonla arkaya tarıyorsun yahut öne, kakül yapıyorsun. Öne perçem bırakıp, ortasını da bombelendiriyorlar tarağın arkasıyla, doyamıyor kendine bakmaya. Yolunda yürüyemiyor yani. Ayakkabıyı da boyuyor, yere ayakları takılıyor artık yürüyemiyor. Felaket yakışıklı olduğu kanaatinde. Madem sen öyle kendini süslüyorsun, bırak kadınlar da süslesin.

Mustafa Keser çok zeki, bir de samimi. İman ehli olduğu için çok coşkulu ve güzel bir ruh meydana getiriyor. Donuk değil. Millete poz da atmıyor. Tam kendi, o yüzden mükemmel.

O Şehit Aileleri Derneği’nin konuşmasını dinleyebiliyor muyum? Var mı sizde o?           

ASLI HANTAL: Evet, var.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

VTR: Referandum Öncesi Hayır Mesajı: Biz bu ülke bölünmesin, üniter yapısını kaybetmesin diye 50 bin şehit verdik. Başkanlıkla beraber tartışılan eyalet ve federasyon, özerkliğin bir diğer adıdır. PKK’ya bu yolla özerklik verilecektiyse biz bunca şehidi neden verdik? Lütfen ‘Hayır’ deyin.

ADNAN OKTAR: İşte buna bir açıklama getirsinler. Rahatlatacak, bu konuda halkı yatıştıracak çünkü şehit aileleri çok önemli bir bölüm. Tedirgin olduklarına göre, cevap verilmesinde fayda var. Birçok hukukçu var, bu konuda uzman olan kişi var, açıklarsalar iyi olur.

Muammer Mehdi en minik Adnancılardan, o da ağabeyini çok seviyormuş. Görebiliyor muyum?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Seni yerim ben, seni yerim kıtır kıtır. Bayağı küçük maşaAllah.

“Hocam Malatyalıyım, programınıza katılmak istiyorum. Öyle bir şansımız var mı?” Şans değil, nasip. Şans; kör tesadüf inancında olur, kaos inancında olur. Tabii, her zaman gelebilirsiniz.

Şimdi kısa bir ara verelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü