Harun Yahya

Sohbetler (9 Mart 2017; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi.

“Sevgi şefkat ve dostlukla” diyelim.

‘İslamofobi niye var?’ diyor ‘nasıl oluyor’ diyor ‘Ya bütün Avrupa dünya bize karşı tavır alıyor bizi kıskanıyorlar’ diyorlar. Kardeşim gelenekçi Ortodoks sistemden bütün dünya korkuyor, çekiniyor. Türkiye modern olsa Danimarka, Norveç gibi falan olsa baş tacı olur, bir şey olmaz. Kimsenin kıskandığı da yok sadece sistemden çekiniyorlar yani gelenekçi Ortodoks sistemin adım adım ilerlemesinden çekiniyorlar bu, başka bir şey yok. Ama tabii İngiliz derin devleti de bunu fırsat biliyor daha da körüklüyor bu sistemi, gelenekçi Ortodoks sistemi. Anglosakson ırkının dünya hakimiyeti için gelenekçi sistemin gelişmesinde fayda var. Onun için bu tip adamları her yönden besliyorlar. Sonuçta da felaket oluyor.

Bakara Suresi 170’de “Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse” şeytandan Allah’a sığınırım. Yani Kuran’a uyun sadece Kuran’a göre hareket edin denilse “onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler.” Bak ne diyorlar? “onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye” yani gelenekçi İslam’a uyarız derler. “(Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?” (Bakara Suresi, 170) Yani “Kuran’a uymamışsalar yine mi uyacaklar?” diyor Allah.

Şakalaşmak yasak “şakalaşmalarda mizahtan sakının çünkü o insanın yüzünün suyunu giderir” El Kuleyni’de var. “Az gül çünkü çok gülmek kalbi öldürür.” “Kahkaha şeytandandır.” Bu nasıl bir dünya kardeşim?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Siz yayınlarınızda sık sık Kut'ül Amare zaferinin her yerde anlatılması ve örtbas edilmemesi gerektiğine dair anlatımlar yapmıştınız. Nitekim Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da TRT’de yeni bir dizinin hazırlıklarının olduğu yönünde bir açıklama yaptı. Dizinin on üç bin kişilik İngiliz ordusunun Osmanlı tarafından teslim alınışını anlatan Kut'ül Amare savaşıyla ilgili olduğunu söyledi. İngilizlere karşı kazandığımız bu zaferin konu edildiği bu dizi yakın zamanda TRT’de yayınlanmaya başlayacak.

ADNAN OKTAR: Ne diyorsak oluyor Allah’a şükür. Dua mahiyetinde. Kut'ül Amare’yi hükümet çok müthiş gayretle gündemde tutsun. Her türlü hatırlatalım filmlerle, yazılarla, romanlarla, konuşmalarla sürekli gündem yapalım demiştim aylar önce bak duamıza Allah icabet etti maşaAllah. Çünkü gıcık oluyor İngiliz derin devleti Kut'ül Amare konusundan, acayip darlanıyorlar.

Kürdilihicazkar makamında okunmuş bir ezan var çok güzel, dün dinledim bayağı beğendim. Nihavent makamında da çok güzel oluyor. Müthiş bir güzellik oluşuyor nihavent makamında. Bu Osmanlı’da var, Araplarda yoktur. Osmanlı’da birçok makamda okunur Kuran. Mesela bak ezan Kürdilihicazkar makamı nefis güzel. Kürdilihicazkar makamı Osmanlı’nın güzelliklerinden bir güzellik. Hep ecdad böyle ezanlar dinlemiş. İnşaAllah bize de nasip olur artık. Nihavent makamında, Kürdilihicazkar makamında. Kuran da öyle çeşitli makamlarda okunduğunda çok çok çok güzel oluyor. Sadece Nihavent değil. Birçok makamda çok güzel olur.

Nisa Suresi, 101’de Allah “darabtüm” ü açıklıyor darabeyi “Yeryüzünde sefere çıktığınızda” (darabtüm) “kafirler size bir kötülük yapmalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur.” (Nisa Suresi, 101) Dövme mi anlatılıyor burada? Darabtüm işte. ‘Yeryüzünde dövüldüğünüzde’ anlamında mı anlayacağız biz bunu? ‘Sefere çıktığınızda’ diyor ayette.

“Hocam seni çok seviyorum, ben Nur Allah’ım Rabbimi ve seni çok seviyorum. Bugün doğum günüm” diyor.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Münafık, Kendisine Verilen Her Nimet ve İmkanı Huzursuzluk Çıkarmak İçin Kullanır

KARTAL GÖKTAN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Şeyh Mehmet Efendi’yle kardeşlerimiz görüşmüşler. Ben görüşmeye ait fotoğraf ve bilgileri rica edeyim.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz Şeyh Mehmet Efendi’yle görüştüler. Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri kitaplarınızın çok etkili olduğunu ve faaliyetlerinizin de çok güzel olduğunu ifade etti. “İngilizler asıl Kıbrıs’ta çok etkinler” dedi. Ayrıca sizin hediyenizi de kardeşlerimiz Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri’ne sundular.

ADNAN OKTAR: Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri gerçek Şeyh’dir. Ayrıca Şeyh Kabbani Hazretlerini tebrik ediyorum. Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri’ne biat etmiş. Şeyhimiz’in bir nurani yansımasıdır Şeyh Mehmet Efendi. Gerçek Şeyh’dir. İcazetli Şeyh’dir. Değerli bir insan, büyük bir insandır, tertemiz bir insandır. Dünyadan geçmiş veli bir insandır. Allah kutsiyetini artırsın. Allah tabilerinin sayısını artırsın, sevenlerinin sayısını artırsın. Daima yanındayız. Beni sevenler Şeyh Mehmet Efendi’yi sevmiyorsa ben onları sevmem. Şeyh Mehmet Efendi’yi seven beni seviyordur. Şeyh Mehmet Efendi bizim sultanımız. Şeyhimiz’den sonra bize emanettir. Çok değerli bir insan. Tabii tarikat devri kapanmıştır o artık maneviyatıyla, ilmiyle, irfanıyla, sevgisiyle ders veren bir alim. Sevgi öğretmenidir yani şeyhten kastımız sevgi öğretmeni olmasıdır. Mübarek, muhterem, müberra bir insandır. Asil bir ailenin asil bir evladıdır. Hem seyit, hem şeriftir. Gönül huzuruyla diğer kardeşlerimizin de ittiba edeceği, değer vereceği, büyük sayacağı muhterem bir velidir. Selamlarımı, saygılarımı iletiyorum.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Belgesel tanıtımımız var Adnan Bey. Görüntülerini gösterebiliriz. Fosil avcısı belgesel serisinin üçüncü bölümünde Onur kardeşimiz Türkiye’deki en büyük memeli fosillerinin bulunduğu yer olan Muğla Müzesi’ni ziyaret ediyor. Burası Türkiye’de yapılan fosil kazılarının en kapsamlı ve ilkinin yapıldığı bölge. Buradaki filler, zürafalar, gergedanlar gibi büyük memelilere ait fosillerin yanı sıra bazı yırtıcı hayvanlar ve bitki fosilleri de bulunmuş. Müzedeki fosillerin yaşı beş ila yedi milyon yıl arası. Buradaki fosillerin de gösterdiği gerçek canlıların hiçbir zaman değişim geçirmediği, milyonlarca yıldır hep aynı olduğu dolayısıyla evrimin asla yaşanmamış olduğu. Kardeşlerimiz bu belgeseli yarın akşam yani 10 Mart saat 20:00’de kanalımızda A9 TV’de izleyebilirler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri İstanbul’a geldiğinde bana haber verin de bir huzura çıkalım inşaAllah. Nasip olursa bir elini öpeyim. Şeyh Mehmet Efendi çok asil insandır. Öyle anladıkları gibi değil. Dünyaya hiç itibar etmeyen, dünyadan geçmiş bir insandır. Maneviyatın kimde olduğu belli olmaz. Bazı akılsızlar Şeyhimiz’in dergahından ayrılıp gidiyorlar.  Nereye gittikleri belli değil. Cehenneme mi gidiyorlar,  cennete mi gidiyorlar belli değil. Böyle güzel bir kapıyı bırakmak çok büyük uğursuzluk getirir. Böyle güzel bir kapıdan ayrılmak çok büyük bir uğursuzluk getirir. Hiç tavsiye etmem. Sadakat ve vefa denen bir şey vardır. Vefayı asla terk etmeyecekler.

DEAŞ denilen örgüt İngiliz derin devleti tarafından kafalanan, kandırılan Müslümanlardan oluşan bir zulüm örgütü. Bir dehşet örgütü. İngiliz derin devletin kontrolünde olan bir sistemdir. Bu belaya Müslümanların düşmüş olması onların hiç kurtulmayacağı anlamına gelmez. İngiliz devleti yıkılınca bu olay da kökünden çözülmüş olacak.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: FETÖ’nün önemli isimlerinden firari Abdullah Aymaz, Zaman Amerika’da yazdığı yazıda tutuklu darbecilerin baharın gelmesiyle birlikte serbest kalacaklarını, itirafçıların ise zarar göreceğini ima etti. Yazısı şöyle “Baktım, garip ve büyük bir kafes. Yere doğru gömülmüş. İçinde binlerce güvercin. Hepsi de çıkmak için çırpınıyorlar. Büyüğümüz dedi ki, ‘Şimdi bu güvercinler serbest kalacak. Fakat hemen serbest kaldıkları yerde güvercin yemleri var; görünüşleri ve tatları çok güzel ama yalancı bir güzellik ve zehirli bal tadındalar. Yanılıp da o yemlere tenezzül edenler yerde kalacak.' dedi. Büyüğümüzün dediği gibi bazıları o yemlerin cazibesine kapılıp yerde kaldılar yükselemediler.”

ADNAN OKTAR: Ne zaman güvercinler uçacak diyor?

KARTAL GÖKTAN: Baharda uçacak.

ADNAN OKTAR: Herhalde Eskişehir kapalıya alınacaklar. Onu kastediyor anladığım kadarıyla. Olur mu? Cinayet işlemiş adamın güvercinle alakası olur mu? Domuza bile benzetemezsin cinayet işlemiş adamı. Tanklarla halkı ezen adamı nasıl güvercine benzetiyorsun? Otomatik silahla halkı tarayan. Yaşlı dedeler, komada birçok insan. Aslan gibi polislerimizi gece yatağında uyurken şehit eden alçaklara nasıl sen güvercin diyorsun? Bunlar kahpe başka bir şey değil. Güvercin müminleri sevene denir. Allah için onlara şefkat gösteren, Allah için gayret eden, koruyup kollayana denir. Öyle güvercinlik mi olurmuş? Karga bile diyemezsin onlara karga. Yazık günah hiç kımıldamadan yatan çok fazla komada insanımız var. Allah’tan korksunlar. Eli, ayağı kopan. Aslan gibi polislerimizi gece yatağında hanımlar da dahil olmak üzere şehit ettiler. Bu mu güvercinlik? Arabanın içinde çocuk var kadının yanında küçük üç yaşında, iki yaşında arabayla gidiyor. Tankla üstüne çıkıp ezdiler. Bu mu güvercinlik?

Evet, dinliyorum.  

BÜLENT SEZGİN: Arda Turan’ın oynadığı Barselona takımı şampiyonlar ligine çeyrek finale yükseldi. Maçın ardından soyunma odasından bir sevinç fotoğrafı paylaşan Arda Turan, fotoğrafın altında Kuran’ı Kerim’deki Yasin Suresi’nden şeytandan Allah'a sığınırım “Ol der olur” anlamına gelen “Kün fe yekün” ayetini paylaştı.

ADNAN OKTAR: Aferin Arda’ya aslan o aslan. Müslüman, mümin, muttaki, modern Müslüman, Kuran Müslümanı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sinekkuşunun özelliklerini anlatan bir videomuz var.

ADNAN OKTAR: Saniyede yanlış duymuyorum değil mi? Evet, güzel. Tüyü mucize, simetrisi mucize iki tarafında aynı, altın oranı mucize, uçuş mühendisliği açısından mucize üstü mucize. Bir insana öyle imkan versen uçamaz insan. Acayip çakılır. Yavrusuna titizliği mucize. Minicik yumurtaları var titizlikle gidip onun üstüne oturuyor o minicik canıyla. O yavruları tek tek besliyor götürüyor yiyecek alıp getiriyor. Düşünürsek tabii ucu bucağı yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ertuğrul Özkök dünkü yazısında Hakan Fidan ve beş kişinin darbeden saatler önce haberdar olduğu halde bunu Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a iletmediklerini belirterek “Bu darbe önlenemez miydi? Bunun mutlaka soruşturulması gerekir” dedi. Hakan Fidan bugün Abdülkadir Selvi’nin kaleminden Özkök’e şöyle yanıt verdi. “2016 yılının ilk altı ayında MİT’e on beş darbe ihbarında bulunuluyor ama doğru çıkmıyor. O gün yapılan ise MİT müsteşarına suikast yapılacağı yönünde bir ihbardı. Darbe ihbarı değildi. Yine de Sayın Erdoğan ve Yıldırım’a konunun iletilmesi gerekiyordu. Bu bir eksiklikti. Ama asıl eksiklik 2015 yılından beri ordu içindeki darbe faaliyetlerinin öğrenilmemesidir. Çünkü MİT askeri birliklerde istihbarat yetkisine sahip değildir.”

ADNAN OKTAR: Olur mu? Kanun çıkarılsın. Bu nasıl bir mantık? Çok büyük hata olmuş, çok büyük yanlışlık olmuş. Ta üniversite safındayken MİT elemanı olacak, orduya eleman olarak girecek. Korgeneral, Orgeneral oluncaya kadar da MİT elemanı olarak kalabilir. Tabii ki MİT elemanı olacak, yani ordunun içinde nasıl MİT elemanı olmaz? Kanun derhal değiştirilsin. İnanılır gibi değil. Ordunun her bölümünde, her yerinde MİT elemanları olması lazım. Nasıl olmaz? Zaten MİT yarı askeri. Ben şok oluyorum bu konuyu duyunca, hayret ediyorum. En çok eleman orduda, hatta emniyette de komiser, emniyet müdürü, hatta emniyet genel müdürü bile olabilir. MİT elemanı bulunacak, olur mu öyle şey? MİT’in bünyesi içerisinde mesela orduya adam çaycı olarak da girebilir, kapıcı olarak girebilir, tesisatçı olarak girebilir. MİT elemanı olarak her yerde bulunacak. Kanun derhal değiştirilsin. Ben buna şaştım kaldım. Teğmen MİT elemanı olacak, Yüzbaşı olacak, bütün birlik her yerde olması lazım. Hem de usta, bayağı iyi yetişmiş MİT elemanı olması lazım. Ne mahsuru var? Ne mantığı var bunun? Emniyetin içinde de çok fazla MİT elemanı olması lazım. Devletin her kurumunda olacak. Olur mu öyle şey? TÜBİTAK’tan tut, ordudan çık, her yerde olması lazım. Türkiye’deki en büyük kurum olması lazım Milli İstihbarat Teşkilatı. En büyük yapılanma olması lazım. PKK’lı kahpeler elli iki aslanımı birden, bir gecede şehit ettiler. Ne kadar zor MİT elemanı olmak, ne kadar zor, anlatılacak gibi değil. Evine uğramıyor, çocuklarını arayıp sormuyor yani acayip zordur. Şehit edildiklerinde de beş kişi cenaze namazını kılıyor, beş kişi. Gizli kahramanlar bunlar. Mesela Afganistan’da görev yapıyor, Irak’ta şehit oluyor. Getiriliyor cenazesi kılınıyor. Altı, yedi kişi kılıyor namazını. Sessiz sedasız kaldırılıyor. İki üniversite mezunu, on yabancı dil biliyor bu aslanlar. On iki yabancı dil bilenler var. Her konuda eğitilmiş. Mükemmel insanlar. Allah için şehit oluyor. Yedi kişi cenazesini kıldırıyor, kaldırıyor. Gizli. Mezarda sessiz sakin yatar onlar. Gizli kahramanlar. Tabii ki her yerde olacak. Bunu hükümet derhal halletsin. Tekrar tekrar gündeme getirelim. Halledilinceye kadar da uğraşalım. Olur mu öyle şey? Ordudan nasıl haberi olmaz MİT’in? İnanılır gibi değil. Rüya gibi, gözlerime inanamıyorum. Orgeneral seviyesine kadar MİT elemanı olması lazım, nasıl olmaz yani? Öğrencilerin içinde de olması lazım, üniversitede. Her üniversitede olması lazım MİT elemanı. Polisin de aynı şekilde yani polis istihbarat da olsa fark etmez. Her yerde olsunlar. Nasıl olmaz yani? Bir insanın ömür boyu kendini gizlemesi ne kadar zor bir şeydir. Ailesi fark etmiyor, çalıştığı kurum fark etmiyor. Bu nasıl büyük bir yetenektir yani? PKK’nın içine giriyor, o pis izbe evlerin oralarda yaşıyor, betonun üstünde yatıyor bu aslanlar ya betonun üstünde yatıyorlar, PKK kıyafetleriyle yani. İstihbarat alıyor. Kahpeler o paralelciler, benim aslanlarımın elli ikisinin ismini birden verdiler, hepsi bir gecede şehit edildi. Bu çok büyük bir kahpelik mesela. Sen buna nasıl güvercin diyorsun? Bu batağa batmış karga bile olmaz yani bu alçaklar. Karganın bile haysiyeti var yani.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Tıraş olan mutlu köpekler var videoda.

ADNAN OKTAR: Çok şahaneler. Bakımdan sonra çünkü huzura kavuşmuş bu hayvanlar. Sevilmişler, güven de kazanmışlar bunlar, değil mi? Güvenli hissetmişler, ondan sonra böyle oluyorlar. Yoksa normalde böyle olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Devlet Bahçeli’nin Barzani geldiğinde çekilen bölge bayrağını eleştirmesi üzerine HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu -resmini gösterebiliriz- şöyle bir konuşma yaptı; “Kürt kardeşlerimize karşıymışız gibi bizi göstermeye çalışıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde olan Kürtler senin kardeşin dışındakiler senin düşmanın mı? Senin ölçün sınırlarsa sınırın öteki tarafındaki Türkmenler nereden senin kardeşin oluyor? Senin bayrağın kutsal başkalarınınki paçavra öyle mi? Bu çok büyük bir ayıptır. Kürtleri incitiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Niye? Barzani’nin biz orada devlet kurmasını isteriz. Öyle bir konu yok yani. Suriye müsaade ediyorsa, Irak’la anlaşsınlar. Birleşmiş Milletler de kaniyse, Türkiye de kabul ediyorsa iftihar ederiz. Öyle Müslüman, dindar, aklı başında, demokratik bir Kürt devleti varsa orada iftihar ederiz. Biz PKK’ya komünist devlete karşıyız. Yoksa biz Kürtlerin orada bir devlet oluşturmasından hiç rahatsız olmayız. İftihar ederiz. Gideriz geliriz, Türkiye’nin dostu olur o. Ama kahpeler, böyle kancıklar oraya gider, başa geçmeye falan kalkarsa o zaman dünya yer yerinden oynar. O olmaz. Biz komünist, Stalinist devlet istemiyoruz. Yoksa Türkiye’ye dost, Irak’a dost, Suriye’ye dost, herkese dost adam devlet ne fark eder? Ne fark eder yani? İftihar ederiz. Onda bir sorun çıkmaz. Ama PKK MKK olayın içine karışırsa öyle bir devlet kalmaz söyleyeyim. Ne tesis kalır, ne devlet kalır, ne bir şey hiçbir şey kalmaz, gözümüz döner kanunla hukukla ne gerekiyorsa yaparız, burnumuzun dibinde komünist devlet istemiyoruz. Stalinist, Allahsız, Kitapsız, din düşmanı, Türkiye düşmanı kahpeleri istemiyoruz bu kadar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hükümete yakın isimlerden Ömer Turan sosyal medya hesabından İslamcıların namaz kılmayı bıraktığını söyledi. Şöyle söylüyor: “Türkiye’de İslamcılık sabaha kadar edebiyat, şiir, devrim soslu, romantik, entel dantel tartışmalar yapıp sabah namazını kılmadan yatmaktır. İslamcıların büyük bölümü yüzde 98 gibi sabah namazını bırak cuma namazını bile kılmaz. Eskiden darülharp derlerdi şimdi direkt kılmıyorlar. Bir Müslüman olarak İngiliz Pers icadı bu İslamcılıktan ve şeytandan Allah’a sığınırım” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. İngiliz derin devletinin uşağı olan ve homoseksüel yanlısı Rumi, İslam’ı kökten reddeden aslında, ‘bizim yolumuzda Müslümanlık yok’ diyen tipler türedi ama oranı ne kadardır bilemem ama var bayağı varlar. Ömer Turan aklı başında bir insan.

Barzani’nin Irak ve Suriye bölgesinde Irak ve Suriye’nin razı olması, Türkiye’nin razı olması ve Birleşmiş Milletler’in kabulü ile bir devlet kurması, Avrupai Müslüman, Türkiye’ye dost bir devlet olması bizim kabulümüz. Ama herhangi bir şekilde komünist, Stalinist, Allahsız, Kitapsız bir iktidara dönüşmeye kalkarsa böyle bir şey Allah adına yemin olsun ki, kanunla hukukla yerle bir ederiz, müsaade etmeyiz yani bunu istemiyoruz. Türkiye düşmanı bir devlet istemiyoruz.

Sayın Bahçeli tabii tedirgin oluyor haklı olarak yani Barzani’nin oluşturacağı devletin, oluşturması muhtemel devletin bir gün PKK’nın eline geçmesinden çekiniyor yoksa hiçbir sorun yok. PKK’nın tamamen kazınması şartıyla Müslüman, dindar, Türkiye’ye aşık Arap kardeşlerimizin, Kürt kardeşlerimizin orada bir devlet kurmasından herkesin izniyle hiç rahatsız olmayız. Biz orda komünist, Stalinist adam istemiyoruz bu kadar. Ama böyle bir koku alırsak kaçacak delik ararlar onu söyleyeyim, bunu istemiyoruz kanunla hukukla yapmadığımızı bırakmayız.

Şeyh Mehmet Efendi, İngiliz Derin Devleti kitabını herkesin okumasını tavsiye etmiş, dergaha beş kitap daha istemişler, göndereceğiz inşaAllah. O çok mübarek, çok temiz bir insan, bazı kafası zayıf insanlar anlamıyor. Şeyhimiz’in ruhaniyeti onun üstünde, Nakşibendi’de bu böyledir. Hz. Ebubekir (ra)’dan itibaren geliyor ondan ona, ondan ona o ruhaniyet ilave gelir. Şeyh Nazım Hocamız’da o ruhaniyet gitmez. Adam zannediyor ki o vefat etti ya bitti zannediyor, biten bir şey yok. Şeyh Nazım nasıl şeyhinden aldığı o ruhaniyeti ta Hz. Ebubekir (ra)’a kadar bu silsile devam ediyor, Şeyhimiz’den de Şeyh Mehmet Efendi’ye geçti o ruhaniyet aynı etki gücü, aynı hitabet. Mana gözüyle bakan görür ama gaflet gözüyle bakarsan göremezsin.

Niye canım Barzani ayrı bir devlet, nasıl ‘böyle bir devlet kurmak fikrimiz yok’ olur mu? Bayrağı ayrı, bankası ayrı, içişleri bakanı var, dışişleri bakanı var nasıl yok? Ordusu var, polis gücü var apayrı bir devlet tasdik edilmiş değil ama alenen devlet yapılanması var. Ne yapsın? Bir Irak saldırıyor, bir Suriye saldırıyor, bir PKK saldırıyor onlar da mecbur kaldılar ama yani tabii anlaşmak lazım. Nasıl anlaşılacak? Birleşmiş Milletler devreye girmesi lazım. Türkiye, Irak, Suriye masaya oturup o kardeşlerimizle orada bir devlet oluşturması olabilir eğer razıysalar. PKK’yı tamamen kazımak şartıyla, o köpekleri istemiyoruz o kadar. Aklı başında devlet zaten bizim kanaatimiz gelmese biz müsaade etmeyiz. Ben hayalen söylüyorum kanaatimiz gelirse dürüst, samimi, Türkiye’yi seven bir devlet olacağına kanaatimiz gelirse Birleşmiş Milletler, Türkiye, Suriye anlaşır modern, Avrupai bir devlet oluşur bir şey demeyiz. Kürt kardeşlerimizin orada bir devlet kurmasında bir şey yok, herkesi seven dürüst bir yapı olmak şartıyla,  Allah’tan korkan demokratik bir yapının, devletler anlaşırsa Türkiye dahil tamamdır bir şey olmaz. Bir de garantör devletler olması lazım. Mesela Türkiye garantör olması lazım böyle bir devlet yani eğer bir yamuk durum olursa askeri müdahale imkanı olması lazım. Anında tepesine binecek şekilde kim yaparsa o garantörlük çok önemli.

“Adnan Bey, sizden daha akıllı, daha zeki, zevkli, sevgi dolu, neşeli İslam düşünürü görmedim, çıkacağını da sanmıyorum. Ha agnostik olduğumu da belirteyim, saygılar, sevgiler sunuyorum.” Evet ben ateistleri, agnostikleri hepsini çok seviyorum. Benimle rahatça bağlantı kurabilirler. Hepsine saygı duyarım. Nezakette kusur etmem. Çünkü dürüst söylüyor işte bak agnostiğim diyor gizlemiyor münafık değil, sahtekar değil ‘benim inancım bu’ diyor. ‘Gel konuşalım tartışalım’ diyor ‘bana anlat neyse fikrin benim de fikrim bu’ diyor. İkna edebiliyorsan edersin.

Kızlar ne güzel varlıklar, çok çok güzel varlıklar nasıl farkına varamaz insanlar bunun, ben hayret ediyorum.        

BEYZA BAYRAKTAR: İman gerekiyor, ruh gücü gerekiyor.

ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil ezim ezim eziyor ya böyle bir mükemmel varlık daha ne istiyorsun? Yat kalk Allah’a şükret, yat kalk Allah’a sevincini belirt daha üstüne bir şey yok dünyada.   

AYLİN KOCAMAN: Sizin gibi görebilen pek kimse yok.         

ADNAN OKTAR: Kadınların hemen arkasından kediler geliyor benim için şahane şeyler kardeşim.

“Selam.” Aleykümselam. “Sohbetiniz dolu dolu Kürtçülük kokuyor Hoca.” Sertan İlven. Yo niye Kürtçülük olsun? Arap kardeşlerimiz var mesela Suriye’de, Araplar var devlet kurmuşlar Osmanlı’ya aitti iftihar ediyoruz. Irak da Osmanlı’ya aitti bize ait topraklardı Arap kardeşlerimiz orada yaşıyor ve Kürt kardeşlerimiz de orada istiyorsa Birleşmiş Milletler izin veriyorsa devlet kuruyorsa kursun biz rahatsız olmayız. Hristiyanlar var aşağı bölgede yani bu laf değil ki. O zaman Arapların devlet kurmasından ben memnun oluyorum, Arap ırkçısı mı oluyorum ben? Böyle bir şey yok. Benim derdim komünistlerle ve İttihad-ı İslam’ı engellemeye kalkan komünist PKK’yla. Bunlar çünkü Barzani ittihad-ı ‘İslam’ı engelleyeceğim’ demiyor, ‘ben İttihad-ı İslam’a dahil olacağım’ diyor. Türk İslam Birliği’ne dahil olacağım diyor. Ben öyle adamın yanında olurum ama İttihad-ı İslam’a karşıysa bitti. PKK’nın amacı Karadeniz’den, Akdeniz’e kadar Türkiye’yi ortadan bölmek ve İttihad-ı İslam’ı durdurmak. Kimin emriyle yapıyor? İngiliz derin devletinin emriyle yapıyor.

Mehdi (as) talebeleri için diyor ki, Peygamberimiz (sav), “Onları yeryüzünün kenarlarında ara.” Yeryüzünün kenarlarında. “Onların yaşantıları sadedir, evleri sırtlarındadır.” Yani her yere giderler hazır bir evleri yok “Eğer hazır olsalar tanınmazlar, eğer kaybolsalar aranmazlar, hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez. Eğer evlenmek isterlerse kimse onlara gelmez. Eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz. Onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar ve birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler ayrı şehirlerde de olsalar.” Bak “ayrı şehirlerde olsalar dahi istekleri hep aynıdır.” Kim diyor bunu? Resulullah (sav) söylüyor. Gaybet-i Numani Sayfa 238’de.  Bak “Allah kendilerini doyurduktan sonra açlığı tercih ederler” diyor Mehdi (as) talebeleri. “Giydirdikten sonra sade kıyafeti, içirdikten sonra susuzluğu tercih eder ve Allah’ın katındakilere ümitlerine” bak “Allah’ın katındakilere ümitlerine bağlayıp bunları terk ederler hesabından korku duyarak helali dahi bırakırlar, dünyaya sadece bedenleri ile ilgi gösterirler. Onun herhangi bir şeyiyle iştigal etmezler” yani dünya onları ilgilendirmez. “Ne yaparsalar Allah rızası için giyinmeleri, yemeleri, içmeleri, malları, mülkleri her şeyi Allah içindir” diyor Peygamberimiz (sav).

Hz. Muaviye Bin Kırra (ra) rivayet etmiştir: “Mehdi cemaatinden, Mehdi topluluğundan kendilerini terk edenlerin ayrılmaları onlara bir zarar vermez.” Nerde geçiyor? Ramuz El-Ehadis’te geçiyor. 472’de. “Allah onların Mehdi talebelerinin kalplerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir ashabı kadardır, üç yüz on üç kişi kadardır” diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Monark kelebekleriyle ilgili bir videomuz var. Sonbahar döneminde Kanada’dan havalanıp Meksika’ya kadar uçuyor monark kelebekleri. Tam 3 bin 200 kilometrelik bir yolculuk. Günde yaklaşık kırk beş kilometre yol katediyorlar. 

ADNAN OKTAR: Bunlarla arkadaş olup hep beraber gitmek lazım.  

KARTAL GÖKTAN: Yolculuk esnasında fırtına ve şiddetli yağmurlar oluyor savrularak yön değiştiriyorlar ama hiçbir zaman kaybolmuyorlar. Ve hiç görmedikleri bir yere doğru, doğru yolda devam ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu çok büyük mucize. Hayret yani yeni doğmuş bir kelebek nerden bilir bunu? Bu çok çok önemli bunun üstünde çok duralım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Karar Yazarı İbrahim Kiraz, Abdülhamit hakkında tartışmaların olduğunu belirterek “Bilinmesi gereken sadece şunlar:” dedi “Yakın zaman öncesine kadar Abdülhamit’in hep hataları dile getirilirdi. Kıbrıs’i İngilizlere vermesi, donanmayı Haliç’te çürütmesi, aşırı evhamlı kişiliğinden dolayı devlet işlerinde liyakatin yerine sadakati esas alan tercihleri vs. sonra devran değişti ve Abdülhamit’in olumsuz özelliklerinden bahsetmek cesaret işi haline geldi. Halbuki Abdülhamit ne Süpermen’di ne de evliya. Elbette deccal veya Drakula da değildi. Hataları ve sevapları olan bizim gibi bir faniydi.”

ADNAN OKTAR: Kim bunu diyen?

KARTAL GÖKTAN: İbrahim Kiraz Karar Yazarı.

ADNAN OKTAR: Demek ki beni iyi takip ediyor çünkü benim üslubumun milimi milimine aynısını söylemiş aşağı yukarı. On yıldan beri bunu yazmadığına göre ilk defa yazdığına göre demek ki fikrimiz hep etkin ve hep hakim. Ve tam benim dediğim çizgide konuşmuş iyi yapmış.  

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Çanakkale Savaşı’ndan bir görüntü vardı Adnan Bey. Savaşta üç evladını şehit verip on dört yaşındaki son evladını cepheye uğurlayan bir ananın fotoğrafı.

ADNAN OKTAR: Hay benim mübarek anam hay, hay benim aslanım hay. O dönemin halini çok güzel anlatan bir fotoğraf. Bu insanların şehadetiyle biz buralardayız şu an. 

Abdülhamit döneminde imparatorluğun şarap üretimi 340 milyon litre. Yani düşünün. O zamanki nüfusu düşün ve şarap üretimine bak.

Kemal, “Hocam, Barzani devlet kurunca yarın Türkiye’ye saldırırsa ne yapacaksın?” diyor. Öyle bir şey olmaz. Yani öyle bir şeye kimse cesaret edemez. Öyle bir şey demek ne demektir? Toptan yok oluş demektir. Kim yaparsa taş taş üstünde kalmaz yerle bir olur Allah esirgesin. Ayrıca onu yapacak bir insan da değil o kişi. Barzani çok efendi, seyit, Nakşibendi dindar bir insan. Ama kim bunu yapmaya kalkarsa yeryüzüyle bağlantısını koparır. Türkiye’yi kimse tanımıyor daha tam kendini de anlatmış bir ülke değil. Allah vermesin hiç istemeyiz. Hiç kimse denemek istemesin. Sırf Türkiye’yle kalmaz kıyamet kopar aman ha.

“Mehdi devrinde” diyor Peygamberimiz (sav) “demirci körüğünün demirin kirini pasını giderip attığı gibi şehir de (yani İstanbul’da) pisliği yani habis insanları dışarı atacak ve o güne halas günü denecek” diyor yani kurtuluş günü. Demek ki münafık gittiğinde bir halas kurtuluş oluyor. Oturup sen ona üzülüyorsan bir hastalık vardır. Allah diyor ayette diyor “Görünüşlerini beğenirsin, konuştuklarında dinlersin” diyor. “Ama onlardan yana olanlar var” diyor Allah yani münafıklardan yana, onlara Cenab-ı Allah çirkin tavırda bulunduklarını söyleyerek onları uyarıyor. Mehdi (as) cemaatinde böyle olaylar olacağına göre, Mehdi (as) cemaatinin yolunda olan, Mehdi (as) cemaatine uymaya çalışan insanlarda da gül bahçesindeki gibi o koku olur. O alametler olur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hakkari’de AK Partili Başkana silahlı saldırı düzenlendi Adnan Bey. Yüksekova ilçesinde AK Parti Esendere Belde Başkanı ve Ağabeyi PKK’lı teröristlerin silahlı saldırısı sonucu yaralandı.

ADNAN OKTAR: Kabadayının şanındandır gazilik. Kabadayılara saldırı olur. Dolayısıyla gazaları mübarek olsun. Gazilikleri mübarek olsun, Allah kabul etsin gaziliklerini. Ne zaman olmuş?

KARTAL GÖKTAN: Akşam 10:00 civarı. İçlerinden bir tanesi şehit olmuş ama hangisi bilmiyoruz.

ADNAN OKTAR: Delikanlılığın şanındandır şehit olmak da gazi olmak da şanındandır. Ama tabii bandoyla kaldırıyorlar falan onlar çok yanlış, tekbirlerle kaldırılacak. Aslında şehit ahşap geniş bir sedyeye yatırılır geniş, o kıyafetiyle askerse asker kıyafetiyle al kanlar içerisinde o şekilde gezdirilir. Tekbirlerle ve o şekilde gömülür. Şimdi götürüyorlar morgta bağlanıyor kefenleniyor yıkanıyor. Şehit yıkanır mı kardeşim? Nereden çıkarıyorsunuz bunları? Hiç olmayacak şeyler. Ne anlamda yapıyorsunuz onu, şehitliğini mi reddediyorsunuz? Değil. O zaman niye bunu yapıyorsunuz? Saatlerce gezdirmek lazım şehir yıkılacak böyle tekbirlerle. Kabadayı delikanlıyı görecekler yani.

Mehdi (as) iki kere gözden kaybolacak yani iki kere hapse gireceği anlaşılıyor hadislerde öyle görünüyor.

Mesela Antep savunmasında 6 bin 200 şehit verdik. Hepsi elbiseleriyle defnedildi kanlı elbiseleriyle yıkanmadan. Şehit böyledir usul budur. Sahabeler de öyleydi, şehit olan hiçbir sahabe kefenlenmiyordu yıkanmıyordu usulü odur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül referanduma hayır diyenler arasında uluslararası istihbarat örgütleri, FETÖ, PKK gibi güçler olduğunu ve bunların adeta Türkiye karşıtı ortak bir cephe oluşturduğunu söyledi. “Güney sınırımızda Suriye’yi parçalayıp PKK koridoru oluşturmaya çalışanlarla Almanya’dan Avrupa’dan bize karşı yapılan saldırılar ortak bir elle yapılıyor. Eğer güney sınırımızda bu koridor oluşursa Türkiye’nin parçalanma süreci başlar. Bize karşı savaşın ana cephesi orası olur. Bu nedenle gerekirse Şam’la bile masaya oturalım ama orada hiçbir yabancı gücün ya da örgütün hakimiyetine izin vermeyelim.”

ADNAN OKTAR: Bak dediğime yıllar sonra geldiler en başta söylemiştim yıllar sonra hepsi dediğimi kabul etti. Hükümet de bütün politikasını değiştirdi. Başından beri söylüyorum Suriye’yle ittifak edelim diye. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi Sincar Askeri Sorumlusu Serbest Lezgin terör örgütü PKK’nın peşmergeye saldırmak için büyük bir hazırlık içinde olduğunu öne sürdü.

ADNAN OKTAR: Evet PKK’yı kazısınlar kardeşlerimizi bağrımıza basalım. Bizim Kürt kardeşlerimizin huzurunda sevinç duyacağımızı herkes bilir. PKK’yı istemiyoruz biz o kadar. 

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

VTR: Münafığın Ruhunda Sevgi ve Saygı Hissi Yoktur

Masaüstü Görünümü