Harun Yahya

Sohbetler (10 Mart 2017; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Hocamız birazdan bizlerle olacak.

ADNAN OKTAR: Bülent dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Moskova’da Putin’le iki buçuk saatlik bir görüşme yaptı Adnan Bey. Bu görüşme son altı ayda Sayın Erdoğan ve Putin’in dördüncü görüşmesi. Cumhurbaşkanımız’ın ziyaretine sekiz bakan, Hakan Fidan, İbrahim Kalın ve Genelkurmay Başkanı da eşlik ediyor. Görüşme sonrası iki ülke arasında ekonomi, turizm, enerji, tarım, sanayi, adalet, istihbarat gibi konularda sekiz anlaşma imzalandı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel yapmışlar bayağı iyi olmuş. Tayyip Hocam’a helal olsun iyi gidiyor. Rusya’yla dostluk önemli. İran’la da dostluğu pekiştirelim aynı şekilde. İngiliz derin devletini çıldırtacak bir şey bu. Rusya çok temiz insanların yaşadığı ülke. Osmanlı ahlakı vardır Ruslarda. Mütevazi, mazlum, temiz, sanatçı insanlardır. Irk olarak da güzel insanlar. Bu efendi insanlara, güzel insanlara güzel yaşamak yakışır.

OKTAR BABUNA: Ama siz Allah razı olsun vesile oldunuz Hocam en gergin dönemlerde özür dilenmesi gerektiğini hem Pravda’da çıkan yazılarınızda televizyonlardaki anlatımlarınızda her gün hemen hemen dile getirdiniz. Onun da hayrı görüldü hikmeti görüldü inşaAllah maşaAllah.

Enaniyetli çevreler sanki büyük bir felaketmiş gibi özür dileme, adam ölmüş insan ölmüş paralelciler Rus jetini vurdular. Vurdu adamlar. Paralelci olduğu anlaşıldı onların değil mi? Yanlış hatırlamıyorsam evet. Tamam, bu özür dilenecek bir konu. Yok, özür dileme diyor kardeşim kullanılan kelime özür kelimesi. Rusça bilmiyor musun sen? Niye inkar ediyorsun, niye samimiyetsizlik yapıyorsun?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Putin, Sayın Erdoğan’la görüşme öncesi yaptığı açıklamada “İlişkiler hızla onarılıyor Moskova böyle olduğu için çok memnun. Rusya ve Türkiye askeri ve istihbarat makamları arasında böyle yakın işbirliği kurulacağını kimse beklemiyordu” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet Rusya’yla her yönde ittifak etmeliyiz. Rusya dürüst mert bir ülkedir. Temiz insanlardan oluşur. Rus yönetiminin hatası yok mu? Var. Yanlışları var ama diğer ülkelerin de var. Dolayısıyla Tayyip Hocam doğru yolda. Yaptıkları da iyi güzel, hayırlı, bereketli gönlü çok rahat olsun.  

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Putin görüşmeler sonrası yaptığı açıklamada, bir milyar dolarlık ortak yatırım fonu koyduklarını, istihbarat ve askeri işbirliği konusunu geliştireceklerini, milli parayla ticaret yapmayı düşündüklerini, Türk Akımı Projesi kapsamında önümüzdeki süreçte on yedi buçuk milyar metreküp doğalgazı Türkiye’ye göndereceklerini, Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda anlaştıklarını, Menbiç’teki PYD’nin varlığının sonlandırılması gerektiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Hükümet doğru yolda, Tayyip Hocam çok akılcı hareket ediyor. İngiliz derin devleti hükümete pençe atmaya kalktı hükümet de onların pençesini kırdı. Şu an doğru hareketler içerisinde ilerliyorlar. Güzel, gidişat güzel bu son ataklar da çok güzel.

“Sevgiyle her şey güzel” diyelim.

PKK hiçbir yerde eylem yapmıyor bu aralar, bu karanlık bir şey bir acayip bir şey var. IŞİD de bir eylem yapmıyor. Neyi bekliyor bunlar? Bunu da düşünmek lazım.

Benim için her gün kadınlar günü. Zaten görüyorsunuz kadınlar günü olduğunu benim için.

Rusya’nın, Amerika’nın, Avrupa’nın PKK’ya destek olmasının nedeni Türkiye’deki bağnazlar. Onlardan çekindikleri için onları daha modern görüyorlar, komünist de olsa daha ehvendir diyor. Biz modern olalım da adamlara malzeme çıkmasın.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Siz Büyük Birlik Partisi’ne ülke bu durumdayken birlik olmak gerektiğini ve “Evet” denebileceği yönünde tavsiyede bulunmuştunuz. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici referandumda evet oyu kullanacaklarını açıkladı. Sayın Destici geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 90 dakikalık bir görüşme yapmıştı. Bu görüşmenin kararlarında etkili olduğunu söyledi. “O görüşmede devletin bir beka tehlikesiyle karşı karşıya olduğu düşüncesini aldık. Devletin ve milletin bekası, istikbali ve istiklali söz konusu olduğunu gördüğünde Büyük Birlik Partisi, devletin ve milletin yanında durur. Bunun için evet demeye karar vermiş bulunuyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Demek ki bir fevkaladelik var hükümet açıklama yapamıyor. İşte ben o yüzden “Evet” dedim, tek sebebi bu, fitne. Fitne ayakta, fitneye karşı olmak da farzdır. Ben de o yüzden “Evet” diyorum. O yüzden ben “Konuşalım, onları da ikna edelim” dedim. Aynı şekilde Saadet için de söyledim. Bir fevkaladelik var ama hükümet bunu açıklayamıyor. Ama şunu da bilsin Tayyip Hoca, yanındayız öyle bir şey yok, kılına dokundurtmayız. Şahsını koruyacağız, söz veriyoruz. Ama ben AK Parti ile ilgili bir garanti vermiyorum, AK Partili değilim ben. Ben bütün partileri destekliyorum, hepsi benim partim. CHP de benim partim, MHP de, AK Parti de, Saadet de hepsi benim partim. Ben ayırt etmiyorum. Bu partilerin hepsi benim partim. Ama şahsı açısından milletçe desteklerim kendi evladımız, kendi kardeşimiz. İngiliz derin devletine malzeme vermeyelim. Gözümüzün önünde olan bir insan. Saadet de “Tabanımıza sözümüz şudur; Sizi serbest bırakıyoruz, vicdanınızın sesini dinleyin. Ne karar veriyorsanız verin” desin, Saadet tabanına bunu diyebilir. Onu konuşalım yani parti olarak karar almasınlar da tabanı serbest bıraksınlar. “Hürsünüz, ne karar veriyorsanız verin” bu kadar, bu şekilde desinler.

“Allah aşkıyla sevdiğim Hocam seni çok seviyorum. Kızım da çok seviyor. Selam olsun” Aleyküm Selam “Selamımı alırsanız çok mutlu olurum ben Münevver Ucak, kızım Asil Ucak. Eşimin de selamı var Hüseyin Ucak. Allah gücüne güç katsın Hocam” diyor.

“Vesilenle özgürlüğümüze kavuşuyoruz.”

“Canım Hocam yakışıklılığınızla, heybetinizle, asil duruşunuzla, gülüşünüzle nefesimiz kesiliyor Allah’a şükür. Gömleğiniz, ceketinizle göz kamaştırıyorsunuz. Her geçen gün daha genç görünüyorsunuz” diyor. “Sizi Allah aşkıyla çok seviyorum.”

Peygamber Efendimiz (sav) sahabeleri teşvik ediyor ve kendisi de aynı şekilde hareket etmiştir. Kendisi ketem ve kınayla saçını boyuyordu. Eşi de ketem ve kınayla boyuyordu. Fakat “kızıl da kırmızı da olur” diyor “sırf o tip bir boya değil de” diyor. Bir de hanımlara da sarıyı tavsiye ediyor Peygamberimiz (sav) “Sarıya da boyayabilirsiniz” diyor. Sarı, kızıl ve siyah her üçü de caizdir öyle bir şey yok. Hadiste hadisi de veriyorum, açıklıyorum. Yanağına kadınlar haluk sürüyorlardı o zaman kırmızılaştırıyorlardı. Dudaklarına boya sürüyorlardı halukla kırmızı yapıyorlardı. Ellerini, tırnaklarını boyuyorlardı kınayla o zamanın ojesi öyle düşünün. Kadınlar süsleniyor gözlerine sürme çekiyorlardı.

“Hiçbir bakış hiçbir göz senin bakışların, senin gibi tertemiz ve derin değil Allah aşkıyla sevdiğim. İnsan hal alıyor senin yanında. Hayret verici derinliğinden tutkuyu, sevgiyi, güveni ve huzuru hissediyorum ruhumun en derinlerine kadar. Senin değerini, senin kıymetini uzakta olunca diğer insanlara kıyasla daha iyi anlaşılıyor” diyor.

Başka bir hanım kardeşimiz diyor ki “Yaşayan insanlar içinde en çok sevilmeye layık insansın bence” diyor.

Emine Hanım “Allah senin gücünü, heybetini artırsın, sağlığını nur kılsın. Sana derin bir tutku, özlemle sevgilerimi gönderiyorum. Hep dualarımdasın” diyor.

“Hocam dikkatimi çekiyor Türkiye’de sürekli inşaat hali var üretim diye bir şey yok. Sürekli bina yıkıyoruz, bina yapıyoruz. Ekonomik sıkıntıya girilecek gibi” diyor Hakan Kahraman. Onu düşünüyordur hükümet. Tayyip Hocam bayağı teşvik ediyor herkesi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yabancı basında yer alan makaleleriniz var Adnan Bey. Uluslararası İlişkiler Güvenlik ve Terörle Mücadele konularında uzman yazarlara yer veren Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşu Katehon’da, “Kırım’da krizi tarihi bir fırsata dönüştürebilmek” başlıklı makaleniz yayınlandı. Türkiye ve Rusya’ya tarih ve sevgi bağlarıyla bağlı, her iki ülkenin himayesinde bağımsız bir Kırım’ın güçlü bir Türk-Rus ittifakının ve kardeşliğinin sarsılmaz sembolü haline geleceğini anlatıyorsunuz. Sayın Erdoğan ve Sayın Putin’in bu tarihi fırsatı çok iyi değerlendirmeleri gerektiğini belirtiyorsunuz. Tarih boyunca iki ülkeyi her fırsatta birbirine karşı kışkırtmayı adet edinmiş İngiliz derin devleti için de bu ittifakın en büyük cevap olacağını vurguluyorsunuz.

1957 yılından beri yayınlanan günlük tirajı 110 bin olan Malezya’nın en büyük gazetelerinden biri olan Berita Harian’da Malezyaca “Sinsi bir psikolojik dizayn yönetimi: Çirkin Sanat” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda İngiliz derin devletinin telkin ve propaganda kampanyalarından birinin de çirkin sanat olduğunu belirtiyorsunuz. Çirkin sanatın toplumların manevi ve kültürel dokusunu bozmaya, insanların ruhunu köreltip değerlerini yok etmeye, bilinçaltlarını altüst etmeye yönelik özel sistematik ve organize bir programın parçası olduğunun geniş kitlelere anlatılmasının hayati önem taşıdığını anlatıyorsunuz.

Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden Al-Raya’da “Komünizm Avrupa’yı hiç terk etmedi ki” başlıklı makaleniz yayınlandı. Avrupa’nın geleceğini araması gereken yerin sokaklar ya da çatışma olmadığını, Marksist ideolojilerin yaşlı kıtaya yeteri kadar çatışma getirdiğini anlatıyorsunuz. Avrupa toplumunun dünyaya örnek olması gerektiğini ve kendilerine yakışanın komünizmin çatışmacı, egoist kültüründen uzaklaşmak olduğunu vurguluyorsunuz.

Suudi Arabistan’ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Mekke Newspaper’ın hem basılı hem internet yayınında “Suriyeliler vatandaşımız olmalı” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Türkiye topraklarında barınan ve siyasi ve adli olarak risk taşımayan tüm Suriyelilere ayırt etmeksizin Türk vatandaşlığı verilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz.

Suudi Arabistan’ın önde gelen İngilizce haber sitesi Riyadh Vision’da “Dünyayı kana bulayan tarihi yalanlar” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Güzel.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca Bosna merkezli haber sitesi Cazinnet’te “Teröre karşı savaş ama nasıl?” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel.

“Allah aşkıyla sevdiğim kadınların süsü makyaj, ben de çok seviyorum makyaj yapmayı ama etrafımızdaki birçok kişi sizin kadar nezaketli, iffet sahibi olmadığı için, kendimizi korumak için gizlendikçe gizleniyoruz. Mehdiyet devrinde bu değişecek değil mi?” diyor Şeyma. Evet tabii ki şu an bakımlı bir kadın sokağa çıksa birçok yerde eziyet ederler, dekolte giyinse eziyet ederler burnundan getirirler. O ancak Mehdiyet devrinde olacak bir şey. Şu an mecburen kadınlar dışarıda kapalı giyinmek durumundalar. Birçok yer için böyle. Ama bazı yerler daha değişik tabii onlarda daha rahat giyinebiliyor kadınlar yahut bazı mekanlar. Mesela düğüne gidiyor orada rahat giyiniyor herkes tanıdığı için, bildiği için.

İbn-i Abbas Radıyallahu Ahn anlatıyor “Saçlarına kına yakmış biri geliyor. Peygamberimiz (sav): “Bu ne güzel” buyurup takdir ediyor. Kınalı saçı, kırmızı. “Az sonra kına ve ketem ile boyanmış biri geliyor” siyah o da, kahverengiye çalar siyah. “Bu evvelkinden daha güzel” diyor Peygamberimiz (sav) “Sonra saçlarını sarıya boyamış biri geliyor. Bu öbürlerinden de güzel” diyor. Ebu Davud, Sünen Ebu Davud Kütüb-i Sitte’nin ünlü eserlerinden Tereccul bölümü 19, 4211. İbni Mace’de yine sahih hadis kitabı Libas bölümünde 34, 3627 numaralı hadis.

Buhari ve Müslim’de Hz. Enes’ten gelen bir rivayette şöyle denilir “Hz. Ebubekir, Hz. Ömer de saçlarını kına ve ketemle boyardılar” yani koyu kahve, siyah boyuyorlar.

Resulullah (sav)’a bir kadın elini uzatıyor, diyor ki: “Bu el” diyor “kadın eli mi, erkek eli mi?” diyor. “Eğer sen kadınsan” diyor “tırnaklarının rengini kınayla değiştirmen gerekir” diyor. “Bakımlı ve güzel kadın eli olsun elin. Böyle el olmaz “ diyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Şemdinli’de bir köy ziyaretinde camide başı açık bir şekilde oturmuş, gelenekçiler cinnet geçirmişler “Nasıl böyle yaparsın?” diye. Halbuki gayet normal öyle bir farz da yok, öyle bir ifade de yok. Çok acı bir şey bu. Öznur Hanım’ın yaptığı doğru, göster.

KARTAL GÖKTAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Anormal olan Kuran’a uygun olmayan hiçbir şey yok. Nereden çıkarıyorsunuz caminin içinde niye başını örtsün? Bana Kuran’dan hüküm göster, niçin örtsün? Güvenlik içinde bir yer, kimse ona bir kötülük yapmıyor, saldırmıyor, bir zarar görmüyor neden örtsün?

“Allah aşkıyla sevdiğim muhteşem üstü muhteşemsin, olağanüstü yakışıklısın” diyor. İşte iman gözüyle baktın mı öyle olur. Ben de sizi çok seviyorum. Niye? İman gözüyle bakıyorum.

2003’te 20 milyon turist gelmiş. 2014’te 40 milyona çıkmış turist sayısı. Dolayısıyla yanlış, Türkiye’de Tayyip Hocam zamanında ekonomi şahlandı, bayağı gelişti. Yapılan hizmetleri falan görüyorsunuz. Daha da güzel hizmetler yapabilir ama Tayyip Hoca’yı boş işlerle sıkıyorlar, ayağına dolanıyorlar. Bıraksalar o bayağı bir şeyler yapacak, çok daha güzel şeyler yapacak. Güzel projeleri var.

Gaziantep’te aslanlar kitap okuyup, bizim kitaplardan okuyup sohbet etmişler, resim göndermişler.

KARTAL GÖKTAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanlarıma. Antep’in yiğitleri, Allah nurunuzu artırsın.

“Bugün kardeşlerimizle Cuma sohbetinde kıymetli Üstadımız’ın eserlerinizden, Münafığın Derin Karanlığı kitabı ve Kuran-ı Kerim okuduk Allah’a hamdolsun” diyor.

Bu da minik Adnan, en minik Adnancılardan yeşiller içinde, yanaştır yüzünü. Allah nuruyla sarsın, uzun ömür versin, bunun vakti güzel maşaAllah.

Bakın hanımlar can görüyor musunuz? Hemen hemen hepsi başörtülü bir tanesi başörtüsü takmamış, gayet güzel. O onların içtihadı güzel, doğru yapıyorlar. Allah’ın hükmünü yerine getirmiş oluyorlar. Bir hanım daha var evet, iki hanım var başı açık. Evet, çocuklar var çok güzel sofra da cennet sofrası olsun size.

“Hocam tek kelimeyle hayranınızım. Fakat 12. Gezegen ve ona benzer kitaplar okuyorum kafam çok karışık. Allah’ı kim yarattı?” yani “Allah’tan önce ne vardı?” diyorsun değil mi? Onu demek istiyor. Önce ve sonra, zaman sonradan yaratıldı. 15 milyar yıl önce yaratıldı zaman ve mekan. Zaman bir algı, beynin inancına biz zaman diyoruz. Dışarıda zaman yok, tek bir an var. Tek bir an olunca öncesi sonrası nasıl olsun? Allah’tan önce Allah’tan sonra diyemezsin ki. An ne demek? Sonsuz kısa zaman. Sonsuz kısa zamanda Allah vardı ve bütün kainatın sonsuz uzun zamanını yarattı sonsuz kısa zaman içinde. Dolayısıyla önceden ne vardı diyemeyiz. Çünkü zamanlı bir varlık için bu var. Zamansızlıkta önceden ne vardı dersen bir mantığı olmaz.

“Neden zamanında birçok Tanrı diye tabir edilen birçok gökten gelen varlıklar vardı? Kurbanlar ederlerdi onlara şaraplar ikram ederlerdi. Sizce durum nedir Hocam?” diyor. Gelenler melek, gökten gelen dedikleri melek. O devirde de yine peygamberler oluyor. Üç bağlısı var, beş bağlısı var bazen hiç bağlısı olmuyor. Ama melek geliyor. O gelen meleği de onlar resmediyorlar, yazıyorlar. İşte kanatlarıyla resimlerini yapmışlar. O bütün kaya yazıtlarında, kaya kabartmalarında olan resimler onlar. Gördükleri meleği o şekilde resmediyorlar, konu bu. Peygamber görüyor halka anlatıyor. Onlar da onun anlattığını kayalara nakşediyorlar.

Kısa bir ara verelim devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz.

ASLI HANTAL: Yayınımıza iman hakikatleri okuyarak devam ediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü