Harun Yahya

Sohbetler (18 Mart 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başladı. Hocamız birazdan bizimle birlikte olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu kadar güzel olmaları Allah’ın tecellisi. Tabii insan güzelliği en çok insanı etkileyen o onun üstüne yok. O da kadın güzelliğidir. Kadın da en az kıymeti bilinen olmuş ahir zamanda o çok şaşırtıcı hayret verici. Ki bu dünyadaki halleri düşünün ahirette nasıl olur? Cennetteki halleri kıyas olmaz. Çok çok daha güzel olur.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bugün 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 102. Yıl dönümü. 1915 yılında İngiliz askerleri Churchill’in emriyle Çanakkale Boğazı’nı donanmayla geçerek İstanbul’u işgal etme girişiminde bulundu. İngiltere’nin en güçlü saldırısı 18 Mart tarihinde gerçekleşti ancak İngiltere o gün ağır kayıplara uğrayarak deniz harekatından vazgeçmek zorunda kaldı. Ardından yapılan kara harekatı da başarılı olamadı ve Çanakkale geçilemedi. O savaşta vatanı işgalden kurtaran kahraman şehitlerimizi bugün rahmetle anıyoruz. Çanakkale Savaşı dönemine ait fotoğraflar vardı. Osmanlı kadınları Harbiye nezareti önünde Çanakkale cephesindeki eşlerinden, çocuklarından, kardeşlerinden haber almaya çalışıyor. Osmanlı erkekleri gazete bürosu önünde asılan son cephe haberlerini takip ediyor. İstanbul resmi. Çanakkale Savaşı’nın son gününde atılan düşman mermileri. Çanakkale cephesinde Osmanlı askerleri savaş sırasında. Osmanlı askerleri Çanakkale içinde. Osmanlı askerleri Çanakkale cephesine doğru hareket ediyor. Arıburnu’nda bir İngiliz savaş gemisinden atılan patlamamış top mermisi ve Osmanlı askerleri, Çanakkale.

ADNAN OKTAR: İngiliz, İngiliz, İngiliz nereye dönsek İngiliz daha hala İngiliz derin devletini anlayamayanlar var. Anlatıyoruz onu adam geçiştirmeye çalışıyor. İki yüz bin insanı adam bir kere de şehit ediyor. Getirdiği askerlerin de çoğu da Müslüman asker. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırıyor. Anzakları getiriyor garibanları oradan buradan toplamış. Çok kapsamlı cinayet işlediler burada. Hiç umurlarında bile değil tası tarağı toplayıp çekip gittiler. Kim yaptı diyoruz? Hiç kimse sorumluluk almıyor. Sorumluluk İngiliz derin devletindedir.

“Canım Hocam Allah aşkıyla sevdiğim bir soru sormak istedim. Mehdi (as)’ın cin talebeleri olacak mı?” Mehdi (as) cinlere ve insanlara yönelik tabii hocalığı alimliği olacak mı? Zaten otomatik olur cinler dinler onu. Resulullah (sav)’ı nasıl dinliyorlardı?  Ayette diyor “Neredeyse etrafında keçeleşmişlerdi” diyor. Milyonlarca cin geliyor bir tane, iki tane değil keçeleşme oluyor artık. Milyonlarca cin gelip sohbetini dinliyorlar. Mehdi (as)’nin de sohbetini cinler dinlerler tabii. Sayısı hakkında bilgim yok ama var ama yani ins ve cinsedir. “Kafir, münafık cin ve insler musallat olacağını söylemiştiniz cinlerin peki Mehdi (as)’ın aleyhine faaliyetleri münafık insanların faaliyetine benziyor mu?” Tabii. Münafık cinler de dinsiz cinler de bütün gücüyle uğraşır. Mehdi (as)’yle ve talebeleriyle uğraşır tabii. Deccal onları görevlendirir. Deccalin emriyle cinler vardır münafık cinler o yönlendirir yani Mehdi (as)’nin üzerine göndertir. Ama Mehdi (as)’yi de Cebrail (as), Mikail (as), İsrafil (as) koruyor. Üç bin melekle korunuyor. Cin saldırısı oluyor ama üç bin melekle de bir blokaj oluşturulmuş durumda Mehdi (as)’nin etrafında. O blokaj kalksa tabii çok büyük felaket olur Allah esirgesin. Cebrail (as) sağında, Mikail (as) solunda, İsrafil (as) önde yürürlerken o şekilde gidiyorlar. İsrafil (as) biliyorsunuz kıyametin kontrolü verilen melek. O müsaade etmiyor kıyametin kopmasına. Yoksa normalde kıyametin kopması gerekiyor. Ama Mehdi (as)’nin varlığından dolayı kıyamet kopmuyor. Peygamberimiz (sav) diyor “bir an” diyor “bir an Mehdi dünyadan çekilse dünya insanlar üzerine çöker” diyor. Hemen kıyamet kopar diyor. Bir an çekilse diyor yani sağken. Allah’ın alması başka. İnşaAllah.

Çanakkale Savaşı’nda İngiliz derin devleti İngiliz güçlerine üç ayaklı zehirli çivi dağıttı. Dört ayaklı pardon bir, iki, üç, dört. Sacayağı gibi attın mı yere mutlaka bir kısmı yukarıda kalıyor. Şu tarz görüyor musun? Bu zehirli çivilerle ucuna da zehir sürülmüş bunlarla çok fazla askerimizi şehit ettiler. Aslanlar bilmiyor otların içerisinde bastı mı ayaklarına giriyor onlarda da çarık var ayaklarında bu zehirli çiviler yüzünden şehit olan çok fazla aslanımız oldu. Müthiş bir kalleşlik, müthiş bir kahpelik. On iki bin askerimiz ayağını kaybetti bu zehirli çivi yüzünden. On iki bin asker on iki bin küsur. Bak İngiliz derin devletinin sadistliğini görüyor musun? Kahpeliğe bak, deliliğin şiddetine bak. Bir kısım askerlerimizi zehirli suyla yıkattılar gözlerini kör ettiler. Ama öyle binler hesabıyla. Binlerce yani.

“Kadının dekolte giyinebilmesi için meşru sınırlar nelerdir?” Fatih. O kadına bırakılmış. Göğsü ve cinsel organı dışında kadına bırakılmış. Kültüre göre değişir, görgüye göre değişir, örfe göre değişir istedikleri gibi.

“Adnan Bey bir insan ölmeden önce öleceğini hissedebilir mi bu mümkün müdür? Ölüm anında neler yaşanır?” Buse, İstanbul. Birçok kişi hissediyor. Benim mesela dedem vefat etmişti Allah rahmet etsin annem gece üç buçuk gibi kalktı “ben İstanbul’a gideceğim” dedi. “Niye?” dedim “babamın öldüğünü gördüm” dedi. Hakikaten o saatlerde ölmüş dedem de. Demek ki insanlara bildiriliyor. Çok acayip gece hem de bayağı “sabahı bekle zoruna ne oldu?” dedik “gecenin üç buçuğunda gidilir mi?”  Sonra dedik “ne yapıyorsun böyle gece üç buçukta olacak iş mi?” dedik. “Yok” dedi. Biraz da ağlamaklı ve ağlar tarzda “gideceğim” dedi “gitmem lazım, babamın dedi öldüğünü gördüm” dedi hakikaten o saatlerde ölmüş. Bu delil bence açık görünen bir delil. Birçok akrabada ben gördüm. Ölmeden önce söylüyorlar. Mesela Resulullah (sav) elini yukarıya kaldırdı “Refik-i Ala’ya” dedi “Yüce Dost’a” dedi ve eli düştü bak biliyor demek ki. Binlerce örneği vardır on binlerce ben kendi akrabalarımdan biliyorum, tanıdıklardan biliyorum çok fazla örnek gördüm onun için söylüyorum.

Kardeşim biz en başta ne dediysek her zaman onu dedik. Tayyip Hoca’ya ben en başından destekledim. Hiçbir şekilde de çizgimde değişiklik olmadı. Yanlış yaptığında da en ağır şekilde eleştirdim, en keskin şekilde eleştirdim. Halen de öyle yanlış bir şey gördüm mü derhal eleştiriyorum. Yani yüzlerce kere eleştirmişimdir hükümeti yanlış bir şey gördüğümde. Doğru olanları da destekliyorum. Ben harbi delikanlıyım, öyle bende yamuk yanlış olmaz. Ne bildiğim varsa o doğrudur samimi inandığımdır onu söylerim. Hiç çizgimde bir bozukluk olmadı.

Meliha Yılmaz, “Adam bu dünyada cenneti yaşıyor.” Meliha ben senin bir resmini görsem de, seninle bir konuşsak belki sen de cenneti yaşayacaksın, değil mi? İnşaAllah.

Serkan Dağdelen, “Ya Seyit Adnan Hocam” diyor. Evet seyitliğim doğru, ne güzel. Bilmiyordum sonra öğrendim. Evet bir şecere uzmanı profesör var, Rus profesör, ona rica ettik araştırdı. Ben amcamın ifadesinden şüphelendim. Çünkü bir şecere çıkartmış orada (sa) diyor sallallahu aleyhi ve sellem tarzında (sa) bir şifre bir şeyler yazmış üst tarafa. Bir de (sav) diyor sallallahu aleyhi ve sellem tarzında. Oradan kuşkulandım “Ya” dedim “bu benim şecereyi araştırtalım” dedim Rus bir uzmana araştırttık. Aa hakikaten öyle dedem katledilmesi gereken seyitlerin listesinde. O zamanki komünist hükümet katledilmesi gereken seyitlerin listesini çıkartmış. Dedem o sıranın içerisinde. Sonra dedem hakkında başka araştırmalar var. O devirde kitap da yazılmış aslında. “Avrupai’ydi görünümü” diyor “hiç oradaki insanlara benzemiyordu” diyor. Seyit olduğu için daha farklı tabii. O konuda uzun araştırmalar yaptı. Ta Hz. Ali (kv)’ye kadar gitti. Hz. Ali (kv)’den sonrasını da yine oradaki dostlarımız araştırdılar. O da Hz. İsrail (as)’e kadar götürdüler oradan da. Hz. Ali (kv)’den Hz. İsrail (as)’e kadar.

Tayyip Hocam ne diyor? “Bizim Sünnilik diye bir dinimiz yoktur Şia diye bir dinimiz yoktur.” Halis muhlis Müslüman ben ne diye desteklemeyeyim? Farz olur samimi Müslüman’ı desteklemek. Ve müminlerin Allah lideri olarak gösterdiğine göre biz de ona şefkat duyarız. Mesela bak darbe yapmaya kalktılar, hemen darbe haberini aldım, yıldırım gibi buraya geldi. Yağmur gibi darbecilere yağdırdım. İlk konuşmayı ben yaptım. Daha ilk saatlerde darbeye karşı Tayyip Hoca’yı savundum. Bunu her babayiğit yapamaz ve alenen ve açıkça. Ve kaybedeceklerini de söyledim darbecilerin, yapamayacaklarını söyledim.

EBRU ALTAN: Ondan sonra moralleri bozuldu zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii moral gitti. Gittiler bombaladılar mombaladılar ama. Mesela bak darbe girişimi günü ilk tweetim yayın 23.54 saat, göster.

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: “Meşru demokratik hükümet geçerli olan hükümettir. Fitne katilden beterdir. Askerimiz aklı başındadır, demokrasiyle herkes çözümlenir” İşte bu kadar. Darbecilerin en kudurdukları dönemlerdi. Hiç. TRT’de konuşma yaptılar “Geçersiz” dedim yani ne yaptılarsa “geçersiz” dedim. Efendim yine açıklamalar başka açıklamalar da yaptılar resmi gibi görünen, geçersiz olduğunu uzun uzun anlattık.

15 Temmuz sonrası cemaatler aleyhine muazzam bir propaganda yaptılar. O oyunun ikinci safhasıydı Tayyip Hoca’yı onlara karşı kullandılar. Kardeşim Tayyip Hoca’yı bütün cemaatler, destekliyorlar zaten. Cemaatler kimi desteklerse genellikle o iktidar oluyor bunun anlaşılmayacak bir yönü yok. Süleyman Demirel ilk bunu fark edenlerdendir. Menderes de bunu ilk fark etmişti. Ama Menderes, kıymet bilmedi, Bediüzzaman’ın kıymetini anlayamadı. Bediüzzaman da dedi “Onlar gidecekler” dedi. Ankara’ya onu sokmadı. Gelsin ne çekiniyorsun? Allah’tan kork, ne çekiniyorsun? O çekingenliğini anladılar darbeciler azdılar. Halbuki cesur davransa bir de atak davranmadı. Tayyip Hoca atak davranıyor iyi.

“Daha dua ediyorken önceden görümümde gördüğüm adam Cebrail, akşam sunusu saatinde hızla uçarak yanıma geldi” diyor Daniel, 9’da. Daniel peygambere görünüyor. “Şunu bil ve anla: Yeruşalim’i yeniden kurmak için” yani İslam’ın hakimiyetini yeniden kurmak için “buyruğun verilmesinden mesh edilmiş olan önderin” yani Mehdi (as) “gelişine dek yedi hafta geçecek” yani 7000 sene. Şimdi o 7000 seneye girdik. Peygamberimiz (sav)’in hadisinde de var o. Yedinci bin sene de Mehdi (as)’nin geliş vaktidir. “5600 yılı geçti” diyor. 6000’den bir geçtiğinde bitiyor. Yedinci bine girilmiş oluyor.

“Erdoğan Hocam, Erbakan’a sırt dönmedi mi ki?” diyor. Sırt dönmedi, niye sırt dönsün? Çok akılcı bir strateji yaptı, iktidar oldu. Çok isabetli hareket etti yoksa hiçbir şekilde iktidar olamazlardı. Bak cemaatlerle aralarını açmaya kalktılar ama Tayyip Hocam cemaatleri nasıl sevdiğini ben bir onlara göstereyim. Mahmut Hocamız’la beraber. İskender Paşa Cemaati. Evet, Şeyh Nazım Kıbrısi.

ASLI HANTAL: İsmail Ağa.

ADNAN OKTAR: İsmail Ağa evet. Nurcu hocalarımız, Nurcu ağabeyler. Daha ne yapsın? Hangi cumhurbaşkanı bunu yapmıştır? Daha hiç kimsenin tarihinde yok böyle bir şey. Tarikatlarla, cemaatlerle hükümetin Tayyip Hoca’nın arasını açıp, Tayyip Hoca’yı yalnız bırakmak istediler. Öyle oyuna gelmeyiz boş yere çırpınmasınlar.

Tayyip Hocam, memlekete çok emek verdi. Öyle bir delikanlıya yamuk olmaz. Kimseye yanlış yaptırmayız. Bunu unutacaklar. Dürüstçe karşısına çıkıyorlarsa çıksınlar. Demokrasiyle hepsi tamam. Ama kalleşlik kahpelik yapmaya kalkarlarsa kollarını bacaklarını kırarız kanunla hukukla.

"En küçük ailen bini bulacak." diyor Allah  Mehdi (as) için Tevrat'ta. "Sayıca az olan, koca bir ulus olacak. Ben Rab zamanı gelince bunu hızlandıracağım." Yani aniden geliştireceğim diyor Allah.

Evet, dinliyorum. 

ASLI HANTAL: Makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyorum. 1952 yılında kurulmuş ve İngilizce olarak en fazla okuyucu kitlesine sahip Tayvan'ın birinci gazetesi The China Post'ta "Amerika'yı Koruyacak Olan Vize Kısıtlamaları Değil Dostluklar ve İttifaklardır" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda dünya barışının geleceği; ayrışma ve başkalaşmada değil inananların yakınlaşmasında, dost olmasında hatta radikalizm gibi ortak düşmanlara karşı ittifak etmesinde olduğunu belirtiyorsunuz. Hristiyan Amerikalılar ile samimi Müslümanların yakınlaşmasının, barışın yolunu açacak kilit anahtar olduğunu vurguluyorsunuz.

Londra'da İngilizce ve Arapça olarak basımı yapılan Kanada'ya ait Al Bilad Gazetesi'nde yazılarınız yayınlanmaya başladı. "Amerika'nın Vize Kısıtlaması Teröristleri Durdurabilecek mi?" başlıklı makalenizde Amerikan hükümetinin terörizmle mücadelede katı tedbirler almak yerine ana kaynağı olan ideolojisine yönelirse çok daha etkili sonuçlar elde edeceğini anlatıyorsunuz. Bu mücadeleyi en etkili şekilde samimi Müslümanlarla ortak olarak gerçekleştirebileceğini söylüyorsunuz.

Merkezi Londra'da bulunan Irak'ın günlük Arapça gazetesi olan Az Zaman'da "Trump-Putin İş Birliği Dünya İçin Tarihi Bir Fırsat" başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Amerika ve Rusya yönetimlerinin bu iki ülke arasını bozmak için uygulanan provokasyonlara karşı öfkeli tepkilerden, ani çıkışlardan kaçınmaları gerektiğini söylüyorsunuz. İki ülkenin dostluğunu engellemeye çalışanlara en güzel cevabın karşılıklı görüşmeleri, bağlantıları hızlandırmak olduğunu belirtiyorsunuz. Bu yazınız aynı zamanda Pakistan'ın İngilizce haber sitesi Daily Mail'de de yayınlandı.

Katar'ın en büyük Arapça gazetelerinden Al Raya'da "Geçen Zamanın Silinmeyen İzi: Yaşlılık" başlıklı makaleniz yayınlandı. Dünyanın geçiciliğini anlatıyorsunuz yazınızda.

Suudi Arabistan'ın önde gelen İngilizce haber sitesi Riyadh Vision'da; "Sigara Hakkındaki Gerçekler: Ölümcül Sektörler Neden Teşvik Ediliyor?" başlıklı makaleniz yayınlandı.

New York'tan yayın yapan bağımsız Kürt haber ajansı Ekurd Daily sitesinde "İran ve Türkiye Ne Olursa Olsun Kardeş Olarak Kalacak" başlıklı makaleniz yayınlandı.

Amerika'dan yayın yapan haber portalı New Resque'de "Dünyadaki Kötülüğün Merkezi: İngiliz Derin Devleti" başlıklı makaleniz yayınlandı. 

ADNAN OKTAR: Şahane, şahane. 

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.

ASLI HANTAL: Yayınımıza İngiliz Derin Devleti kitabından bölümler okuyarak devam ediyoruz. Hocamız birazdan bizimle birlikte olacak İnşaAllah. Tekrar hatırlatalım, programda İngiliz Derin Devleti'nin vicdana ve hukuka aykırı uygulamaları konu edilmektedir. İngiliz halkı ve İngiliz devleti ise İngiliz derin yapılanmasının gerçekleştirdiği söz konusu kirli planlardan uzaktır ve masumdur. 

ADNAN OKTAR: Selam. 

ASLI HANTAL: Aleykümselam. 

ADNAN OKTAR: Ne diyelim? "Sevgi birliği ile geleceğe" diyelim inşaAllah.

Ercan Dönmez; "Bu adamı sevenlerin hepsi de güzel kız. Ne şans ama!" Şimdi bak bir kere şans yoktur. Allah yaratır. Şans diye bir konu olmaz. Yüzlerce kız bir insanı çok seviyorsa bunda bir harikalık vardır. Demek ki imanla ilgili bir şey, Kuran'la ilgili bir şey, İslam'la ilgili. Etle kemikle alakası olan bir şey değil. 

EBRU ALTAN: Çok sevilmeye layık bir insan olduğunuz için ve sevgi gücünüz çok şiddetli olduğu için maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Tabii onlar güzelliği Allah'ın yarattığını, insan suretlerini de Allah'ın yarattığını bilmiyorlar. Kaderde olduğunu da fark etmiyorlar. Buradaki insanların hepsi zer aleminde söz vermiş olan insanlar. Sevmeye, yakın olmaya, kardeşliğe söz vermiş insanlar. Verdikleri sözü tutuyorlar şu an.

Evet, dinliyorum. 

ASLI HANTAL: İbrahim Tuncer, sizi temsilen Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ı Mersin Erdemli'deki dergahında ziyaret etti. Sizin selamınızı ve sevgilerinizi, hediyenizi iletti. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız da çok selam ve sevgilerini iletti. Hediye için de teşekkür etti size. "Bu dergahı Mehdi (as) için yaptırıyorum. Zuhur yaklaştı. Hocamız’ı ve sizleri çok seviyorum. Dua ediyorum. Kitaplardan istifade ediyorum. Hizmetiniz büyük." dedi. 

ADNAN OKTAR: Hocamız hem seyit hem şeriftir. İcazetli şeyhtir. Şeyh Nazım Hocamız’ın çok sevdiği mübarek bir insandır. Aynı zamanda Muhammed Raşit Erol Hazretleri -Menzil Şeyhi- oradan da icazetlidir ayrıca. Çifte icazet sahibidir. Mübarek, muhterem, müberra, muhlis, halis, samimi, gerçek bir mümindir. Allah ömrüne bereket versin, sağlık sıhhat, afiyet versin. Cennet sofralarında kardeş etsin. Hocamız’ın hizmetçisiyiz. Allah bereketle nurla sarsın onu. Şeyh Nazım Hocamız herkesi sevmez. Ama Hocamız’ı çok seviyordu. Çok güveniyordu. O da onu canı gibi severdi. O da ona çok güvenirdi. İnşaAllah hep beraber cennette birlikte olacağız, Allah nasip ederse.

Erbakan Hocamız 6 Ocak 1998'de Refah Partisi kapatıldığında, "Atımızı alan yolumuzu da almadı ya!" dedi. Çok manidar bir konuşma, çok güzel.

Şaban Yıldıran, "Şu an İsrail'in çıkarları için çalışıyorsun." İsrail yani Hazreti Yakup (as)'un çıkarları için; doğru söylüyorsun. Hazreti Yakup (as) ne dedi; “Siz Müslümanlar, dünyaya hakim olacaksınız.” dedi. “Siyon Dağı'ndan bunu bütün dünyaya duyuracaksınız.” dedi. "İslam bütün dünyaya hakim olacak." Tamam, doğru söylemişsin. Yani Yakup Peygamber (as)'in Yakup Aleyhisselam'ın sözünü yerine getiriyorum. Allah'ın ona vahyettiği müjdeyi yerine getiriyoruz inşaAllah.

Nuri Hoşer; "Hocam evet mi hayır mı? Aydınlatır mısınız? Siz ne derseniz onu yapacağız." diyor. Şimdi hayır ne fayda sağlar; eskisi gibi her şey devam eder. Bir zarara uğrar mıyız, hükümetin aleyhine olur mu? Olmaz. Hiçbir şey olmaz. Hayır, hükümete hiçbir zarar vermez. Evet'in faydası ne olur? Tayyip Hocam’ın eli biraz daha güçlenir. Daha kıvrak, daha seri hareket etme imkanı olabilir. Ama beni ilgilendiren yön, fitne yönü. Hayır'ın ben kısmen de olsa fitneye sebep olacağını düşünüyorum. Evet'in de hükümetin lehine olacağını düşünüyorum. Hükümeti desteklediğimize göre hükümetin rahat etmesi, elinin rahatlaması işimize gelir. Bütün milletin de işine gelir. Tabii benim kanaatim. Dolayısıyla tabii ki evet yönünde düşüncem. Ama fitne yönü beni çok düşündürüyor. Çünkü hayır cephesine bakıyoruz; en istemediğim adamların çoğu orada sırf bu neden bile bana yeter. Çok rahatsız edici. Ama Hayır'ın içinde çok fazla bizim tertemiz vatandaşlarımız var, tertemiz mümin kardeşlerimiz de var. Ben onları tenzih ediyorum. Onlara hürmet, saygı gösteriyorum. Ama en azından bir deneyelim. Bir yenilik, bir atak ama her iki halde de hükümetin başarıyla faaliyetlerine devam edeceğini düşünüyorum. Yani hiçbiri hükümetin aleyhine olmaz.

Hükümetten korkan insanlar hata yapıyorlar. Hükümet, Allah’tan korkan bir hükümet. Müslüman bir hükümet. Bizim kendi insanlarımız. Yani bu çok münasebetsizlik. Adam darbe yapmış. İnsanları tanklarla ezmiş. Yani ne yapması gerekiyor? Ne yapması lazım? Yine de çok nezaketli davranıyorlar. İfadeleri alınıyor. Cezaevlerine gönderiliyor. Kimse zulüm falan da yaptığı yok. Yok şunu yapacaklar, yok bunu yapacaklar. Cemaatlerle hükümetin arasını açmak için aylardan beri uğraşıyorlar. Cemaatlerle niye uğraşsın? Ne zoru? Yani, zaten onların gönlünü almak için ne yapacağını bilemiyor. Oy tabanı orası zaten. Niye oy tabanını yok etsin? Ne zoru yani? CHP’nin zaten en büyük açmazı hatası, tarikat desteğini alamaması. Tarikat desteğini alan herkes iktidar oluyor. Menderes aldı ilk tarikat desteğini, iktidar oldu. Süleymancılar, Nurcular desteklediler, ezdi geçti. Sonra Süleyman Demirel “Nurlu Süleyman” diye çıktı. O da Süleymancıların Nurcuların desteğini aldı, o da ezdi geçti. Turgut Özal da Nakşibendi’ydi rahmetli. Bak hep Nakşibendi. Osmanlı padişahlarına varıncaya kadar, hep Nakşibendi. Nakşibendi hep hükümetlere hakim olmuştur. Yani ekseri devlet reisleri, hep Nakşibendi’ydi. Bektaşi olanlar da vardı Osmanlı’da ama genellikle Nakşibendi’ydiler. Özetle, Türkiye’de tabii çok zorluklar olacak, çok karmaşık olaylar olacak ama Türkiye’nin yolu aydınlık. Mehdi (as) konusu doğru. Mehdi (as) doğru. İsa Mesih de doğru. Hayret edilecek bir şey ama doğru. Her ikisini de göreceğiz. Yani, zaten dünya öyle boş yaratılmıyor. Çünkü insanlar peygamberlere, hurafe şu bu falan diyorlar ama insanlar peygamber görecekler. Bir, iki bin yıl oldu İsa Mesih göğe alınalı, işte iki bin küsur ve Resulullah (sav)’tan sonra da yine peygamber görmüş olacaklar. Mesela, gelmiş geçmiş en büyük veli ve Moşiyah. Bak 3500 yıldan beri Museviler bekliyor. 1400 küsur yıldan beri de Müslümanlar bekliyor. Mehdi (as)’yi de göreceğiz. Zaten her şey ona göre hazırlandığı görülüyor. Bak, bütün dünyadaki sistemler, ona göre değişiyor. Birleşmiş Milletler’in bile kuruluş amacı, Moşiyah Mehdi (as)’nin çıkışıdır. Yani, herkes istese de istemese de Mehdi (as)’ye, İsa Mesih’e yardımcı olacaklar.

“Davut soyundan güçlü bir kral, Mehdi’yi çıkaracağım. Mesh ettiğim kralın soyunu, ışık olarak sürdüreceğim.” Yani onun devamı kim? Hazreti İsa Mesih. “Düşmanlarını utanca bürüyeceğim.” Yani düşmanlar rezil rüsva olacak. Düşmanları olacak Moşiyah Mehdi (as)’nin, çok olacaklar ama hepsini “utanca bürüyeceğim” diyor Allah Tevrat’ta, 1400 yıl önce.  3500 yıl önce Tevrat’ta, 1400 yıl önce Peygamberimiz (sav)’in. “Ama onun başındaki taç parıldayacak.” Mehdi (as)’nin yüzü parlaktır. Aydınlık yüzü vardır.

Enbiya Suresi 105’te, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun, biz Tevrat’tan sonra Zebur'da da: 'Şüphesiz Arz'a (dünyaya) salih kullarım varisçi olacaktır' diye yazdık.” (Enbiya Suresi 105) Bakıyoruz Tevrat’a Zebur’a, bu ayetin geçtiği: 'Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır' denen yere, orada Moşiyah Mehdi (as)’den bahsettiğini görüyoruz. Diyorlar ki, “Kuran’da Mehdi yok.” Ya kardeşim var. Nasıl var? Bakın diyor Allah, Tevrat’a, Zebur’a ilgi yerini söylüyor. Alakalı ayeti de söylüyor. Bakıyoruz, bakılan ayette Mehdi (as)’den bahsediyor, Moşiyah’tan bahsediyor. Nasıl bahsetmiyor? İşte bahsetmiş oluyor.  Allah gönderme yapıyor. Oraya baktığınızda göreceksiniz diyor görüyoruz.

“Dünyadan önce yedi şey yaratılmıştır, daha dünya yaratılmadan. Bunlar: Tevrat, tövbe, cennet, cehennem, arş, mescit ve Mesih Mehdi’nin ismi. Mesih Mehdi’nin ismi hakkında şöyle yazılmıştır: “Kralın Mehdi (as)’ın adı sonsuza dek yaşasın. Güneş durdukça adı var olsun.”” Yani kıyamete kadar ismi bilinecek. (Mezmurlar 72:17, Talmud Nadarim 39b)

“Yaratılıştan önce (yüce olan, kutsal olan Allah tarafından) yedi şey belirlenmişti. Tevrat, tövbe, cennet, cehennem, arş, kutsal mescit ve Mesih Mehdi’nin kimliği.” (Babil Talmudu, Pasahim 51:A) “Dünya yaratılmadan önce yedi şey yaratılmıştı. Bunlar; Tevrat, tövbe etmek, Adnan cenneti, cehennem, Allah’ın arşı, mescit ve Mesih Mehdi’nin adı.”

“Kralın adı sonsuza dek yaşasın. Güneş durdukça adı var olsun.” Kıyamete kadar. (Pasahim 54-A, Nadarim 39b)

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bengal kedisiyle bir bebeğin videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Bu kedi mi kaplan mı belli değil. Acayip şeker bir şey bu. Bir de tam tipik kedi halleri var üstünde.

Demin bir kız arkadaşım geldi. Baktım eli hep tırmık içinde. “Sen kedi seversin herhalde?” dedim. “Evet” dedi ama o kadar da olamaz. Eldiven giyip sevmek lazım. Bayağı tırmık var elinde.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Karar Yazarı Hakan Albayrak -resmini görebiliriz- “Avrupa ile mülteciler konusunda yapılan geri kabul anlaşması sayesinde, pek çok mültecinin canının kurtulmasına vesile olduğumuzu söyledi. Bu anlaşma sayesinde pek çok mülteci deniz yoluyla Yunanistan’a geçmeyi arzularken, hatta bunun için ölümü bile göze alacakken “bizi geri göndereceklerse neden gidelim?” diye düşünüp böyle bir maceraya atılmıyor. Bu anlaşma sayesinde, mülteci ölümleri yüzde doksan oranında azaldı. Bizim inancımızda bir insan kurtarmak, bütün dünyayı kurtarmak gibidir. Allah bu şerefi bize nasip etti. Siyasilerimiz anlaşmayı iptal konusunu sık sık gündeme getirmeleri doğru olmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Özetle, biz kardeşlerimize bakarız. Onlar bereketiyle geliyorlar. Hiçbirinin kılına tüyüne dokundurtmayız. Suriyeli Müslüman kardeşlerimiz bizim başımızın tacı. Onlar muhacirler, bizde Ensar’ız. Ahir zaman Ensar’ıyız. Onlar da ahir zaman muhaciri. Bereketleriyle geliyorlar. Gidip nargile margile içtikleri falan da yok. Çok zor şartlarda yaşıyorlar. Çok ayıp ediyor böyle söyleyenler. Bunun hangi kafayla, hangi mantıkla yapıyorlar? Nereden çıktı bu? Bu kadar önemli konu varken, böyle merhamete şefkate zıt izahlar neden ortaya atılır? Bunları kim organize eder? Ben bunu anlayabilmiş değilim.

“Bu mesajlarımızı gerçekten Adnan Bey okuyor mu? Eğer okuyorsanız çok ama gerçekten çok önemli bir sorum olacak. Ve eminim bunu sizden başka kimse cevap veremez. Hocam sizi 2000’den itibaren takip ediyorum. Her geçen gün gençleşiyorsunuz. Sırrınız neye bağlı? Lütfen açıklar mısınız?” İman. İmanlı olursan Allah nimet olarak verir. Hakikaten atmış üç yaşında bir insan böyle olmaz. Yani ben de şaşıyorum.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sevimli rakunlar vardı. Videoları görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Cin bunlar ya. Bir daha göster bakayım. Şahane bir şeymiş bunlar.

“MaşaAllah Hocam yine muhteşemsiniz. Hocam arkadaş ortamında ne zaman sizin dediklerinizden bahsetsem, sizin aleyhinize konuşan kişiler de oluyor” diyor. “Bu iftiraları duydukça daha da yaklaşıyorum” diyor. “İçimde kalmasın diye düşündüm. İyi akşamlar” diyor. Kardeşim, şimdi adam bir kere sevgiyi yaşamamış. Sevgiyi bilmiyor. Bu onu zaten fıtraten çok sıkar, bunaltır. İnsanlar ona güvenmiyor, bu da sıkar. Dostu ahbabı yok, gerçekten güveneceği. Bu da rahatsız eder. Bunların bazen iyi kötü kız arkadaşları oluyor. O da onlara küfrediyor, hakaret ediyor, aşağılıyorlar. O ona, o ona küfrediyor. Baş belasına dönüyor. Kirliler, pisler, estetikten uzaklar birçoğu. Bazıları için söylüyorum. Bu hayat onları tabii çok bunaltıyor ama buraya bakıyor, gencecik çok güzel genç kızlar. Tutkuyla aşkla seviyorlar, Allah aşkıyla. Müthiş bir sadakat, müthiş bir vefa duygusu var. Gözlerindeki sevgi pırıltısı, açık açık görülüyor. Nur gibiler. Kültürlü, görgülü, kaliteli, nezaketli, lafını sözünü bilen, sevecenler. Adam şimdi kendisiyle kıyaslıyor, etrafıyla kıyaslıyor. Bazıları için söylüyorum. Adam nursuz. Mesela; itici, kirli, pis. Her yeri ayrı pis. Saçından tırnağına kadar pis yani mikrop gibi böyle. Kendisi de lağım gibi oluyor adamların. İki lağım bir araya gelince çok korkunç bir şey oluyor, tabii daha da rezalet oluyor. O yüzden, bu tertemiz dünyaya, güzel dünyaya, güzel insanlara, size bana müthiş bir haset, kıskançlık duygusuyla yaklaşıyorlar. Bu da onlara müthiş azap veriyor. O akli dengelerini sarsıyor artık. Ne konuştuğundan haberi yok. Mesela, zırvalıyor. Ağzına geleni söylüyor. Halbuki sadece kendini üzmüş olur. Kendini sıkmış olur. Biz daha dinçleşip, daha güzelleşiyoruz, daha sağlıklı oluyoruz. Onlar daha da çöküp, daha da berbat oluyor. Ben haset edenlere bakıyorum, fotoğraflarına falan. Hakikaten mahvolmuşlar. Adam benim çocuğum yaşında ama mahvolmuş. Buruş buruş yani mahvolmuş. Ben kendime bakıyorum, bebek cildi gibi cildim. Bayağı sıhhatliyim. Hiçbir hastalığım, derdim yok. Allah’a çok şükür. Elhamdülillah. Bu Allah’ın bir nimeti. Şimdi adam ne diyeceğini şaşırıyor. O zaman hayali işte. Yok şu. Yok bu. Yok şu. Yok bu. Ama dediklerine de inanmıyor. O da sıkıntı veriyor ona. Dolayısıyla boş. Boş yere kendilerini üzüyorlar. Boş yere sıkıntı veriyorlar. Tabii muhalif olmayınca da insan, işin doğrusu zorlanır. Yani ben, düşmanım olmadığında gerçekten bunalıyorum biraz, açıkça söyleyeyim. Muhaliflerim olduğunda, çok canlanıyorum. Yani çok şevklendiriyor beni. Hem eğlenmeye doğru beni açıyor, hem hayata doğru bayağı açıyor. Bazen bakıyorum, hiç böyle sadece övenler var, hakikaten o kadar beni açmıyor. Ama üç-beş tane de olsa münasebetsizle karşılaşırsam, böyle hemen insanın şevki artıyor. Düşman çok önemlidir. Muhalif çok önemlidir yani müminin şevkini, heyecanını artırmak açısından. Kafasını açar insanın.

Tevrat’ta diyor ki, “Mümin insanın” diyor, “imanlı insanın eti, çocuk eti gibi yenilenir” diyor. Tevrat, Tevrat’ta geçiyor bak. “Eti çocuk eti gibi yenilenir, gençlik günlerine geri döner” diyor. Eyüp Bölümü’nde Tevrat’ta bu.

“Rab Kendisi sana öncülük edecek, seninle birlikte olacak, seni terk etmeyecek, seni yüzüstü bırakmayacak, korkma ve yılma” diyor Cenab-ı Allah, Moşiyah Mehdi (as)’ye. Biz de Mehdi (as)’nin yolunda olduğumuza göre tabii bize de bir bereket, bir güzellik bulaşıyor. Gül bahçesinde gezen, gül kokar.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sayın Devlet Bahçeli, Elazığ’da referandum için miting yaptı. Mitingde yaptığı konuşmada şunları söyledi. “Bu evetler Avrupa’ya kapak olacaktır. 15 Temmuz haçlı operasyonuydu. Türk milleti istiklaline sahip çıktı. Türkiye uçurumdan el birliğiyle kurtarıldı. Sakın aldanmayın. Yanlış hesap yapmayın. Yüz iki yıl önce Çanakkale’de bedel ödediniz. Biliniz ki, ilk siper Çanakkale. Son siper MHP’dir. İş başa düşerse, bu vatanı, bu milleti son damla kanımıza kadar müdafaa ederiz. Millet tektir. Vatan tektir. Bayrak tektir. Dil tektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Tam delikanlıca, kabadayıca güzel bir açıklama yapmış. Bahçeli’nin konuşmaları, her biri sanat şaheseridir. Her konuşması çok muhteşem, hatipliği var. Allah ömrüne bereket versin. Çok sevdiğimiz bir büyüğümüz. Hakikaten de ülkücüler Türkiye’nin güvencesidir, bir yönüyle.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sevimli resimlerimiz var. Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ben bunun gagasını falan. Bunların köpeklerle arkadaşlığı çok güzel oluyor görüntüsü. Şu salaklık nasıl yakışıyor onlara. O dilini ısırırım ben senin, o dilini.

İşçilerle işçilerle el ele. Eskiden bunu Timur Selçuk falan söylerdi, komünistlerin toplantısında. Sonra ülkücüler, “komünistler Moskova’ya” diye, yeri göğü inletirlerdi. “Bozkurtlar geliyor” işte, “komünistler Moskova’ya” en çok kullanılan sloganlardandı. “Başbuğ Türkeş” slogan olarak çok söylenirdi. Çok gür ve heyecanlı, çok hareketliydi MHP eskiden. Şu an tabii, bir kitle partisi olmaya doğru gittiği için daha sakin ama eski günler güzeldi aslında. Onu yeniden canlandırmak lazım.

Evet kısa bir ara verelim, devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü