Harun Yahya

Sohbetler (20 Mart 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Sohbetler yayınımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Seyran Bayram, “Allah aşkıyla sevdiğim öyle yakışıyor ki oynamak” diyor. “Yaktın bizi yine Sultanım hey maşaAllah” diyor. “Helal olsun Hocam en güzelini sen yapıyorsun” diyor.

Bu güzeller toplanmışlar, minik Adnancılar da olayın içinde pembe çoraplı falan şekerler ders yapmışlar, sohbet etmişler. Allah onlara güzellik, hidayet, sağlık sıhhat versin.  Resimleri var mı?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Severim ben senin tatlılığını. Bak mütesettir hanımlar da var, başı açık hanımlar da var. Her ikisi de kardeş, kimse kimseye üstünlük taslamıyor. Kimse kimseden üstün olduğunu iddia etmiyor. Her ikisi de tertemiz, mümin, muttaki insanlar. Benim canımın bir de kitap okurken resmi var. Var mı resmi?

ASLI HANTAL: Evet görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onun tatlılığını, güzelliğini, nurunu. İyi aferin.

“Allah aşkıyla sevdiğim, bir tanem, dansın büyüleyiciydi, harika dans ettin, şahaneydin. Sen dans ettiğinde hepimiz gözümüzü senden ayıramıyoruz. Heybetini, yakışıklılığını Yaratan’a kurban olurum. Seni çok seviyorum” diyor. Evet Viyana’dan yazmışlar.

“Sayın Adnan Oktar Hocam, sürekli sizi izliyorum. Size karşı olanlar genellikle sizin gibi açık sözlü konuşmadığı ve sizin gibi Allah yolunda korkusuzca düşüncelerini ifade etmediği için kıskançlıktan çatlayan insanlar” diyor. Birçoğu öyle hakikaten.

Nicat Şahmuradov, “Rockefeller’ın ölümü hakkında bir şeyler söyler misiniz? Diyor. David Rockefeller 101 yaşında bugün vefat etmiş. İşte o da ölümlü işte.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Hükümet anayasa değişikliği teklifini ekranlardaki tartışma programlarında anlatmama kararı aldı. Merkez Yürütme Kurulu’nda varılan karara göre anayasa değişikliği hükümet üyeleri tarafından televizyonlarda tartışma programlarına katılmadan anlatılacak. Ekranlara muhalefet partililer, akademisyenler ya da tartışmacılarla birlikte çıkılmayacak.  

ADNAN OKTAR: Ne olur ya? Hiçbir şey olmaz. Yani makul birisiyse olur. Ama şamatacı, kavgacıysa olmaz tabii oturup onlarla uğraşılmaz.

Soros kendisinin ilah olduğunu iddia ediyordu. Allah olduğunu iddia ediyordu. Bu David Rockefeller da “200 yaşına kadar yaşayacağım” diyordu. Bu da bir nevi ilahlık iddiası olmuş oluyor, değil mi? Allah dilerse demiyor, bak güç Allah’ın o anlamda dedim. Bir nevi öyle olmuş oluyor. Çünkü Allah adına hüküm vermiş oluyor. O şirk olur.

Oktay Acar, “Helal olsun Hocam en güzelini sen yapıyorsun” diyor.

“Hocam iyi geceler, sizi severek ve beğeniyle izliyoruz. İyi yayınlar.” Adil, Şadi ve Salih.

“Ceren, Adnan Hocamı çok sevdiğini söylüyor” diyor. Ceren’i görebiliyor muyum?

GÖRKEM ERDOĞAN: Evet görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ceren de pembeli, ağabeyinin kuzusu. Ben de onu çok seviyorum.

“Hayırlı geceler, uzun zamandan beri Hocamızı takip etmekteyim. Bayanların bacak bacak üstüne atmaları iyi bir şey değil bence, Hocamız’a karşı hatalı bir tavır görüyorum. Lütfen biraz dikkat etsinler. Allah’a emanet olun. Hayırlı geceler” diyor. Yoo bayağı yakışıyor kadınlara bacak bacak üstüne atmak. Görünümü de çok estetik oluyor. Çok hoş. Belki beylere yakışmıyor benim kendi kanaatim. Ama kadın için nefis bir oturuş şekli çok güzel. Çok estetik, kibar bir oturuş şekli. Yanlış. Ama beylerde bir garip duruyor, benim şahsi kanaatim.

“Hocam dün program geç başlamış, izlemek nasip olmadı. O güzellikten mahrum kaldık” diyor. “Sizi her gece izliyorum.”

“Adnan Bey Arapça biliyor mu? Çok merak ediyorum. İyi çalışmalar.” Arapça bilmiyorum.

“Arkadaşlarımla uyumadık sizi izliyoruz” diyor. “Her gece büyük hayalimiz sizinle birlikte televizyonda muhabbet etmek.”

“Hocam Bayburt’tan sevgiler. Programınızı saygıyla sevgiyle izliyoruz. Haftada bir sohbetinizi yapıyoruz.”

“Gündüz kuşağı yayını hiç yapılmasın. En güzeli akşam 23:00’ten gece 03:00’e kadar olan ve videolar daha kısa olmalı. Ayrıca Oktar Babuna eskisi gibi piste çıkmalı. Hayırlı programlar” diyor. İstanbul’dan Hakan.

Paran yetmiyorsa hacca gidemiyorsan gidemiyorsundur işte tamam o makul bir mazeret.

“Bir zamanlar Başkanlık sistemine karşıydınız. Artık karşı değilsiniz diye anlıyorum. Karşı olduğunuz Başkanlık sistemi ile şimdiki Başkanlık sistemi arasındaki fark nedir?” O federasyona açıktı. Açıkça söylediler Amerikan modeli dediler. Yani peş peşe modelleri saydılar. Hepsi federasyona açıktı. Hepsini reddettim. Hiçbiri olmaz dedim. Ne dedilerse olmaz dedim. Ben dedikçe başka model ortaya attılar. Ben dedikçe başka model attılar. En sonunda dedim ki partili cumhurbaşkanlığı modeli olabilir. Ama federasyona tamamen kapalıysa dedim. Şu an benim gördüğüm federasyona kapalı. Benim anladığım. Benim bilmediğim bir yön varsa ayrı. Bir de fitneye sebep olur aksi, öyle geliyor bana öyle görüyorum. Evet diyorsa Sayın Devlet Bahçeli de diyor çünkü bir bildikleri vardır yani. Ben arkasından bir şer çıkacağını tahmin etmiyorum. Hayır görüyorum. Zaten riskli yanlış bir şey de varsa yine düzeltiriz. Bu nihayet Allah’ın yasası değil. Yani insan tarafından oluşturulmuş bir anayasa. Varsa bir yanlışlık yine bir referandum yapar düzeltiriz. Fakat bilmiyorum yani bilen varsa bana yazsın. Ben şu an evetin hayırlı olduğunu görüyorum. Öyle düşünüyorum. En azından fitneye karşı bir tavır olduğunu görüyorum. Çünkü aksinin fitneye kapı açacağını düşünüyorum. Ama bir bilen varsa yani hayır yanılıyorsunuz diyen varsa ben tartışmaya da açığım. Fikri olan varsa, karşı fikri olan varsa bana yazsın.

Çünkü bak diyor Tayyip Hoca, ben o yönden olaya ağırlık veriyorum, “size anlatamadığım yönler var” diyor. Sayın Devlet Bahçeli de, “Size anlatamayacağımız olaylar var” diyor. O zaman bir bildikleri var. Bir fevkaladelik olmasa demezler bunu, koskoca insanlar, aklı başında insanlar. Cumhurbaşkanı, öbürü Milliyetçi Hareket Partisi’nin başında olan bütün ömrünü bu harekete vermiş bir insan, sadakatiyle, vefasıyla, vatanseverliğiyle bilinen bir insan. Diyorsa bunu “bir fevkaladelik var” diye, ben inanırım yani yalan söylüyorsun demem. Demek ki bir fitne var, bir kargaşa var ki onu yatıştırmak için böyle bir atağa geçiyorlar. O gözle değerlendirildiğinde ben evetin hayırlı olacağını düşünüyorum. Şahsi kanaatim, kimseyi de zorluyor da değilim, herkes de şöyle yapsın, böyle yapsın da demiyorum ben kendi kanaatim böyle olduğunu düşünüyorum. Herkesin de kendi kanaatinde serbest olduğunu düşünüyorum. Ama Allah’ın dediğinin dışında bir şey olmaz. Evette de hayır vardır, hayırda da hayır vardır.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Şehidimiz Ömer Halisdemir’e darbeci Komutan Semih Terzi’yi vurma emri veren Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Aksakallı mahkemede tanık olarak ifade verdi ve şunları söyledi: “TSK’da kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz personel kışlayı terk etmesin emri verilir. Birlik komutanları kışlalarında mesaiye devam ederler. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz 2016’da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet. Ben tabii bu konuyu fazla da irdelemiyorum, araştırmıyorum ama hakikaten çok fazla garip yön var, çok fazla anormal yön var. Bunları mahkemeler araştırsın, savcılıklar ortaya çıkarsın bir daha tekerrür etmemesi için de çok güçlü tedbir alınsın.

“Ne mutlu halim olanlara” diyor “çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.” Markos 10 İncil’de. Yani “İnsancıl, merhametli olanlar dünyaya hakim olacaklar” diyor.    

89. Mezmur, Hz. Davud (as)’un kitabında bakın. Kuran gönderme yapıyor biliyorsunuz Zebur’a. Zebur diye geçiyor zaten. “Geçmişte bir görüm aracılığıyla sadık kullarına şöyle dedin. Bir yiğide yardım ettim, halkın içinden bir genci yükselttim. Kulum Davud’u buldum, kutsal yağımla onu mesh ettim. Elim ona destek olacak, kolum güç verecek, düşman onu haraca bağlamayacak, kötüler onu ezmeyecek, düşmanlarını onun önünde kıracağım, ondan nefret edenleri vuracağım. Sadakatim, sevgim ona destek olacak. Benim adımla gücü yükselecek. Sağ elini denizin ırmakların üzerine egemen kılacağım.”

Evet dinliyorum.          

ASLI HANTAL: Sayın Devlet Bahçeli, Melih Gökçek’in Bahçeli cumhurbaşkanı yardımcısı olursa milli birliğimiz açısından çok önemli olur sözleri soruldu. Bahçeli şöyle cevap verdi: “Ben bir siyasi kurum olan kırk sekiz yıllık geleneği, göreneği olan bir siyasi partinin Genel Başkanıyım. Böyle bir partinin Genel Başkanı’nın cumhurbaşkanlığı yardımcısı gibi bir sıfatla görev üstlenmesi yakışık almaz. AK Parti’de onu yapabilecek çok sayıda insan var. MHP’yi kimse bir yere yamalamaya kalkmasın” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak her yerde dürüst bir üslubu var. Dolayısıyla güveniyorum bir bildiği vardır diyorum. Benim evet dememdeki en mühim sebeplerden birisi de Sayın Bahçeli’nin kararlı olarak evet demekteki ısrarı. Bir bildiği var ki diyor yani bir fevkaladelik var ki diyor. O da benim için bir ölçü.

“Sevgi birliğinde hayat var” diyelim.

MHP dava partisidir, makam partisi değil. Makam, mevki, dünya MHP’yi ilgilendirmez. Bazen hiç iktidar da olmazlar ama MHP hep kalır, kıyamete kadar da kalacaktır.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.

 VTR: Öcalan İngiliz Derin Devletinin PKK’yı Kurduğunu ve Desteklediğini Açıkça Söylüyor

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Bak Trump ne demiş? “Telefonlarım İngilizler tarafından izleniyor” diyor. Yani İngiliz derin devletini kastediyor. Merkel artistlik hareketler yapmış, Trump da o zaman onun elini sıkmamış, tokalaşmamış yani onun havasını kırmak için. Çünkü yüzündeki ifade itici bir ifade böyle gıcık mimiklerle falan hareket ediyor halbuki dediği doğru kendi de İngiliz derin devletinin baskısı altında olduğunu biliyor.

Hükümet daha güçlü olmak istiyor benim gördüğüm yani daha elastiki, daha siyasi yönden ayağını yere basan konumda olmak istiyor onun için böyle bir girişimde bulunmuşlar gibi görünüyor. Şimdi onların o planını bozmaya çalışmak samimi olmaz. Olabilir yani böyle bir sistem de denenebilir, neyi kastettiklerini o zaman anlarız. Zaten 2019’da bu devreye girecek bir sistem. Gün ola harman ola. Bana fitne olur gibi geliyor aksi. Samimi düşündüğümde neden aksi olsun? Çünkü riskli bir yön göremedim.

MHP yeni anayasa düzenlenmesi tanıtım broşüründe “Yeni anayasada neler olacak? Neler olmayacak?” diye bir anayasa kitapçığı hazırlamışlar. Diyor ki: MHP yeni gelen Başkanlık sisteminde şunların olmayacağını söylüyor. “İlk dört maddeyi değiştirmeye yönelik girişimler yok.” Güzel, çok önemli bizim en üstünde durduğumuz konular oydu zaten. Daha önce vardı ama şu an yok. Bunda çok emeğimiz geçti şiddetle reddettik. “Yöneticilerin sorumsuz kalması yok. Milli devleti parçalayan özerlik federasyon yok. Türkçeden başka bir dile resmiyet kazandırılması yok. Türk milletinin içinden ayrı bir millet inşa etmek girişimi yok. Terör örgütleri pazarlık ve af yok. Öcalan’a özgürlük yok.” Tamam, yoksa sorun yok demektir.

Bir sevimli şeker daha. “Canım Hocam, ben seni çook seviyorum sultanım Hocam” diyor.

Bugün ben Pravda’da çıkan yazımda da yazdım bu konuyu biz Donald Trump’a da söyleyen de biziz yani telefonlarının dinlendiğini söyleyen. Bu konuda ben detaylı yazı yazıp gönderdim. Bugün Pravda’da açıktı yazım. Var mı o? Göster.

ASLI HANTAL: Görebiliriz. Bilgisi vardı. Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da “Derin deflet ifşa olurken” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda uluslararası ana akım medyada son bir aydır derin devleti konu alan yayınların yapıldığına ve bazı devlet görevlilerinin de bu konudaki açıklamalarına değiniyorsunuz. Bunlardan örnek olarak, Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer’ın Fox News’e yaptığı açıklamada Obama’nın Donald Trump’ın telefonlarını dinlemede CIA, FBI veya Adalet Bakanlığı’nı değil İngiliz İstihbarat Kurumu GCHQ’yu kullandığını belirterek İngiliz derin devletine dikkat çektiğini belirtiyorsunuz. Günümüzde pek çok toplum gibi Amerika toplumunun da Hint efsanesindeki insanlar gibi karanlıkta dokunarak bir fil tanımaya çalıştıklarını oysa ortamı aydınlatıp daha geniş açıdan bakılırsa ortada tek bir filden yani yüzyıllardır perde arkasındaki gizli sömürge imparatorluğu İngiliz derin devletinden başka bir şey olmadığının görüleceğini vurguluyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Gayet güzel, bak yazımın çıkmasının arkasından da Trump devreye girdi. Daha önce gönderdim ben ona zaten yazıyı, detaylı gönderdim.

ASLI HANTAL: Yine Rusya’nın Katehon sitesinde de yazınız çıktı. Uluslararası ilişkiler, güvenlik ve terörle mücadele konularında uzman yazarlara yer veren Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşu Katehon’un İspanyolca yayınında “Dünyadaki kötülüğün merkezi İngiliz derin devleti” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda insanlık tarihinin son üç yüz yılının İngiliz derin devletinin kana buladığı bir tarih olduğunu, İngiliz halkı da dahil, yüz milyonlarca masumun bu ırkçı, sömürgeci, acımasız katillerin elinde can verdiğini anlatıyorsunuz. Bu çapta organize olmuş ülkelerin kılcal damarlarına nüfuz etmiş bir yapının kirli planlarını durduracak olanın iyilerin ittifakı olduğunu söylüyorsunuz. Dünyayı İngiliz derin devleti belasından kurtarmak isteyen her temiz vicdana düşenin Rusya’yla Türkiye arasındaki güçlü ve sarsılmaz ittifakı desteklemelerin önemini belirtiyorsunuz.

Amerika’dan yayın yapan Bağımsız Kürt Haber Ajansı Ekurd Daily’de “Suriyeliler vatandaşımız olmalı” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Türkiye topraklarında barınan ve siyasi ve adli olarak risk taşımayan tüm Suriyelilere ayırt etmeksizin Türk vatandaşlığı verilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Güzel diyorum.  

Bu Tahran Times’ta da İngiliz derin devletini çok detaylı anlatıyorum. İran da, Rusya da tam uyandılar konuya, Amerika da tam uyandı. Trump’a çok detaylı bilgi verdim bak adamları yamultmaya başladı. Tahran da atağa geçti. Rusya da atağa geçti İngiliz derin devletine karşı. Dünya çapında bir atak var şu an, Türkiye’de de. Üç yüzün üzerinde aydın İngiliz derin devletine karşı yazı yazdı Türkiye’de. Bu rekor, Türkiye tarihinde görülmüş bir şey değil. Herkes İngiliz derin devletine karşı uyanıyor, deccaliyete karşı uyanıyor gereğini yapacağız. Kısa bir süre sonra gümbür gümbür çöküp gidecek. Kendimiz evdeyiz ama fikirlerimiz iktidarda daima.

Ah severim ben onun tatlılığını. Hakikaten çok şekermiş. Kristina Pimenova. Dünyanın en güzel çocuğu seçilmiş. Hakikaten çok güzel maşaAllah. Ah severim ben onun masumluğunu. Çok yakışıklı bayağı güzel maşaAllah. İşte Allah’ın varlığının delili. Kuzuya benziyor.

Evet, Hz. Ali (kv)’nin görüntüsü tarzında cenazeyi taşıyan Hz. Hızır (as)’dır. O çok öyle olayı onun. Peygamberimiz (sav)’in vefatında da baş sağlığı dileyip çıkıp gitti. Hiç tanımadıkları birisi. “Allah hepinize baş sağlığı versin, Allah rahmet etsin” deyip, içeriye girip o kalabalıkta fark edemediler. Hiç oralarda görünmeyen bir insan geliyor. Çıktığında da nereye gittiği yok belli değil. Kervanlar görür, yoldakiler görür değil mi? Hiç kimse görmüyor.

Aleviler aslandır Aleviler, yiğittirler, sevgi insanıdır Aleviler.

İmamı Gazali diyor ki İhya-u Ulumiddin kitabında, ünlü İmamı Gazali: “Eğlence kalbe ferahlık verir, fikri yorgunlukları hafifletir. Daima zorlanan ve ciddi işlerle meşgul edilen kalpler körleşir. Eğlenceyle kalbi rahatlandırmak ciddi iş görmesi için ona yardım etmek demektir. Eğlence hayatı ciddi hayata hizmetçi olur. Daima ciddi bir hayat yaşamaya takat getiremez insan, buna sabredilmez. Şu halde eğlence yorulan kalbin devasıdır. Şu halde bu niyetle yapılan eğlence ibadet, kurbet haline gelir. Kalbi tedavi etmenin ve gönlü hoş bir şekilde Hakk’a sevk etmenin usulüne vakıf olanlar kesinlikle bilirler ki kalbi bu gibi işlerle neşelendirmek müstağni kılınmayacak olan faydalı bir ilaçtır” diyor. Demek ki eğlence gerekiyor.

“Adnan Bey, bir insan nasıl ihlas sahibi olur? İhlaslı olabilmek için çile mi çekmek gerekiyor?” Kader Karaman. Çile tabii insanı ispat eden bir özellik. Aşkın ispatıdır çile. Çile yoksa aşk nasıl ispat edilir ki? İnsan sevdiği için zora giremiyorsa sevmiyordur zaten. Sevdiği için acı çekiyorsa, zora giriyorsa, menfaatlerini yerle bir ediyorsa sevdiğinin açık alameti olur.

“Merhabalar Adnan Bey. Namaz kılarken konsantre olamıyorum. Elimden geleni yapıyorum ama bir türlü dikkatimi veremiyorum ve ister istemez kötü oluyorum. Dikkatimi tamamen Allah’a vermek istiyorum. Ne yapabilirim?” Mine Türkerel, Çanakkale. Sen insansın zaten insanın beyni sürekli hareket halindedir. Bir şeye teksif olup beyni orada sabit tutmak teknik olarak adeta mümkün değildir. Beyne yüzlerce bilgi akar. Müthiş bir organ beyin. Milyarlarca bilginin kaynaştığı bir yer. Orada sen bir fikri, bir inancı, bir düşünceyi genel anlamda derli toplu tutabilirsin. Ama her yerden sana bilgi akar. Dolayısıyla onda sen sorumlu olmazsın öyle bir şey olmaz. Hatta Hz. Ali (kv)’ye diyorlar “Kim hiç kafasına hiçbir şey gelmeden namaz kılacak?” diyorlar. “Bir deneyelim” diyorlar “bir yapalım. Eğer öyle birisi olursa” diyorlar işte “ona işte şu kadar kırmızı koyun vereceğim” diyor yapan olursa. Herkes namaz kılıyor Hz. Ali (kv) de kılıyor. “Ben de” diyor yani “mutlaka kafama fikir geldi” diyor “bir şey geldi. Böyle sırf namaza teksif olarak namaz kılamadım” diyor. Doğru söylediği için hiçbiri o kırmızı koyunları alamıyorlar. Bu tabii akılda kalsın diye anlatılmış bir menkıbe böyle bir şey zaten mümkün olmaz. Normal namazı kılar çıkarsın. Namaz sade bir ibadettir, kolay bir ibadettir. Karmakarışık hale getirmemek lazım. Kolayca kılıp zevkle o ibadeti yerine getirmek en doğru olandır. Karmakarışık grift hale getirip eziyet etmek şeytanın oyunu olur. Sırf namazı bozmak için, namazda Müslümana musallat olmak için olan özel şeytanlar vardır, sadece görevi bu. Namazda Müslümana musallat olur. Oturup onu eğlendirmenin alemi yok. Hiç muhatap olmayın siz namazını kılın, çıkın.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hasan Celal Güzel yönetimindeki Yeni Türkiye Dergisi’nin, Misak-ı Milli özel sayısında şöyle bir önsöz yazdı: “Kurtuluş Savaşı’mızın ardından cumhuriyetimizi kurarken maalesef Misak-ı Milli sınırlarımızdan daha azına razı olmak zorunda kaldık. Biz bin yıllık geçmişimizi yok sayıp milletimizi yüz yılı bile bulmayan kısır bir tarihe mahkum etme yaklaşımını reddediyoruz. Gayet açıktır ki Birinci Dünya Savaşı aslında hala sona ermiş değildir. Ortadoğu’da ne işiniz var? En güzel cevabı tarih verecektir. Kanı kanla, zulmü zulümle örtmeye çalışanlarla biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Misak-ı Milliyi unutmamak bu mücadelenin ilk ve en önemli şartıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel demiş, iyi olmuş yazısı da.

“Mehdi gelecek diye diye en sonunda üçüncü büyük savaşı çıkaracak dünyayı mahvedeceksiniz. Bu savaş öncekiler gibi olmayacak, yüzlerce şehir yerle bir olacak, milyarlarca insan ölecek. Aman Ya Rabbim düşünmesi bile korkunç. Neden aklınızı işletmiyorsunuz? Saplantılı düşüncelerinizi eleştirip doğruyu bulamıyorsunuz.” Mehdi (as) zaten bu dediğin felaketi önlemeye geliyor. Sen de tam tersini söylüyorsun. Mehdi (as) savaşları ortadan kaldıracak, silahları ortadan kaldıracak. Bütün silahlar ortadan kalkıyor, savaş, anarşi ve terör kalmıyor. “Uyuyanı uyandırmaz, damla kan akmaz” diyor. Sen de tam tersini söylüyorsun. Bunu Mehdi (as) karşıtları ortaya atıyor sen de ona inanmışsın. Çok yanlış hareket etmişsin. Doğrusu benim anlattığım gibi.

“Selam olsun Ey Ehli Beyt-i Resulullah, her nefis ölümü tadacaktır. Sizler de mükafatınızı kıyamet gününde alacaksınız. Sizin için de kendim için de Allah’a istiğfar ediyorum. Allah bizi affetsin” diyor. Kim diyor bunu? Hızır (as) söylüyor. İçeriye giriyor bunu söylüyor çıkıyor. Önce anlamıyorlar sonra bakıp araştırdıklarında etrafta ve çevrede öyle bir insan olmadığını anlıyorlar. Anlaşılıyor ki Hızır (as).

“Kuran’ı çok güzel anlıyor ve anlatıyorsunuz. Müthiş samimi olduğunuz için Allah size nasip ediyor. 1200 yıldır insanları uyutmuşlar. Allah sizin vesilenizle dünyayı tekrar diriltiyor maşaAllah” diyor.

“Hocam oğlum sizleri örnek alıyor” diyor. “3 yaşında çok şık ve gösterişli giyinmek istiyor” diyor. Tam minik Adnancı, göstersene.  

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Türk bakanların konuşmasına izin vermeyen başta Almanya olmak üzere birçok AB ülkesinde, PKK’lı teröristler, bölücü terör örgütü PKK’nın bez parçalarıyla elini kolunu sallayarak gösteri yapıyor. Almanya, İsveç, Belçika, Fransa, İsviçre, İngiltere, İtalya ve Hollanda’da PKK hayır yürüyüşleri yapıyor. Fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Hayır mı?

GÖRKEM ERDOĞAN: Evet referanduma.

ADNAN OKTAR: Şimdi bunlar “Hayır” deyince biz nasıl “evet” demeyelim? İnsan mecbur kalıyor başka bir yol kalmıyor ki. Ama bunlar böyle konuşunca bunlarla aynı safta mı olacağız adamlarla?

Hasan Celal Ağabeyimiz çok değerlidir. Yeni çıkarttığı dergide Tayyip Hocam güzel bir yazı yazmış olması da bizim için sevinç vesilesi. O yazdığı dergiden bir nüsha da bana hediye etmiş Hasan Celal Ağabeyimiz. Selam söylemiş, aleyküm selam ve rahmetullahü ve berekatühü. Evrimle ilgili yazılar da yazmış, evrimin geçersizliğini. “Hocama hitaben yazıyorum” demiş inşaAllah. Allah razı olsun. Evrimi yerden yere vurması onun mübarek, Müberra bir insan olduğunu gösteriyor. Çok uyanık, çok akıllı bir insandır Hasan Celal Ağabeyimiz. Gerçek dava adamıdır, devletin çok kilit kurumlarında görev almıştır. Bir aralar ona MİT bağlıydı, Milli İstihbarat Teşkilatı. Devletle iç içe olan bir insandır, devlet terbiyesi almış devletin çok güvendiği muhterem bir insandır. Biz de onu çok seviyoruz Allah ona uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin, afiyet versin. İnşaAllah daha büyük görevler, daha hoş, daha güzel hizmetler, yüce makamlar Allah nasip etsin ona.

Deniz Baykal dün Halk TV’de canlı yayın konuşmasında “Evet, evet derseniz eyaletin anahtarını vermiş olursunuz” demiş. Ama neye göre? Yani anayasada biz böyle bir şey göremedik. Vardı ben söyledim çıkarttılar. Vardı öyle bir madde açıkladık. “Yapmayın, etmeyin, bunu koymayın” dedik çıkarttılar. Ama bu nereden böyle bir karara varmış? Sayın Deniz Baykal bunu söylemesi lazım. Deniz Baykal Çerkez’dir, beş vakit namazında, temiz bir insandır, efendi bir insandır görüşlerine de saygı duyuyoruz ama kaynaklı konuşursa bizim için inandırıcı olur. Varsa bir hata düzelttiririz o zaman. Ama biz göremedik. Neye göre dedi acaba onu bilmiyorum.

İncil Yuhanna’da Hz. İsa Mesih, “Size gerçeği söylüyorum benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem yardımcı size gelmez. Ama gidersem onu size gönderirim. O gelince günah, doğruluk ve gelecek yargı konusunda dünyayı suçlu olduğuna ikna edecektir” Bu kim? Mehdi (as). Mehdi (as)’den, Moşiyah’tan bahsediyor. “O yani gerçeğin ruhu gelince sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak yalnız duyduklarını söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.” Peygamberimiz (sav) Mehdi (as)’ye bildiriyor, Mehdi (as) de insanlara bildiriyor. “Onun alameti” diyor “elinde testi bulunacak” diyor, su testisi taşıyan adam. Yani kova burcunda olan adam. Geçenlerde de Mehmet Şevki Eygi Hocamız Mehdi (as)’nin kova burcundan olacağını söylüyor. İsa Mesih de “Kova burcundan bir insan gelecek” diyor “o elinde testi olan adamı evine kadar takip edin” diyor “onun peşinden gidin” diyor. “Faraklit” diyor ona. Faraklit, Mehdi (as) için Faraklit olarak söylüyor. Bir de “Paran Dağları’ndan gelecekler var” diyor Peygamberimiz (sav)’i kastediyor. Paran Dağları Mekke-Medine taraf dağları. “Oradan bir ışık, bir aydınlık gelecek” diyor. Onlara da dahil olmamızı istiyor İsa Mesih Paran Dağları’na. Mekke-Medine’de bulunan dağlar, o bölgedeki dağlar. Ünlüdür Paran Dağları. Benden sonra gelecek kişiden bahsetmesi “Benden sonra gelecek kişi” diyor, ifade ettiği konu.  Aynı zamanda en başta Peygamberimiz (sav)’e işaret o. Ama buradaki detaylar o direkt Mehdi (as)’yi anlatıyor. ““Nerede hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular” diyor “havariler.” İsa onlara “Bakın” dedi. “Kente girdiğinizde karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak.” Kent Medine yani büyük şehir. “Su testisi taşıyan” yani kova burcundan bir adam çıkacak. “Adamı gideceği eve kadar izleyin” diyor. Yani “Onun topluluğu içinde olun, ona dahil olun, evine bile gidin, beraber olun, arkadaş olun” ““Öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi: “Kente gidin. Orada su testisi taşıyan adam çıkacak karşınıza, onu izleyin. Eğer beni seviyorsanız emirlerimi gözetirsiniz, ben de Allah’a yalvaracağım ve O size başka bir Faraklit gönderecektir.”” Bu aynı zamanda Peygamberimiz (sav)’e en başta işaret eden bir İncil hükmüdür. “Faraklit öyle bir hakikat ruhudur ki, Rab onu benim isminle gönderecektir. O size her şeyi öğretecek ve benim size söylediklerimi tekrar hatırlatacaktır.” Kuran’la, İncil aynı zaten birçok hükümleri, “tekrar hatırlatacak” diyor. “Faraklit geldiğinde benim için şahitlik edecektir ve siz de bana şahitlik edersiniz.” Peygamberimiz (sav) geleceğini söylüyor, şahitlik ediyor hem hadislerinde, hem Kuran ayetlerinde, “siz de bana şahitlik edersiniz” diyor. “Ben size hakkı söylüyorum, benim gitmem sizin için hayırlıdır çünkü ben gitmezsem Faraklit size gelmez ama ben gidersem onu size gönderirim.” ‘Su testisi taşıyan’ doğrudan Mehdi (as)’ye işaret olan ifadelerdir. Burada hem Peygamberimiz (sav)’e, hem Mehdi (as)’a işaret ediyor bu ifadelerinde.

Yusuf Suresi’nde de biliyorsunuz kova geçiyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar.”  (Yusuf Suresi 19)

Elçilerin İşleri 3/25 İncil’de. “Sizler peygamberlerin mirasçıları, Allah’ın atalarınızla yaptığı anlaşmanın mirasçılarısınız. Nitekim Allah, İbrahim’e şöyle demişti: “Senin soyunun aracılığıyla yeryüzünde bütün halklar kutsanacak.”” Peygamberimiz (sav) geliyor onun arkasından Mehdi (as) geliyor Hz. İbrahim (as)’ın soyundan her ikisi de. (Luka bap 1. 69/70) “Kulu Davud’un soyundan bizim için güçlü bir kurtarıcı çıkardı.” Davud (as) soyundan Mehdi (as) var.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Işıklı mantarların resimleri var.

ASLI HANTAL: Işık saçan mantarlar Japonya’nın Wakayama bölgesinde Afrika’nın yağmur ormanlarında ve tropikal bölgelerde bulunuyor. Bu mantarlar yağmur mevsimiyle birlikte filizleniyorlar. Yağmurla birlikte ışık üreten lusiferaz adlı bir pigmentin katıldığı bir kimyasal reaksiyon oluşuyor. Ve mantar karanlıkta renkli ışık vermeye başlıyor. Zaman zaman da yağan yağmura göre renk değiştirebiliyorlar. Bu mantar türü susuzluğa karşı çok hassastır ve son derece zehirlidir. Işıklı mantar türlerinin bazıları yaydıkları ışığı üremek ve atıklarından kurtulmak için kullanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Bunlardan mahallede olsa mahalle gündüz gibi aydınlanacak demek ki.

“Allah aşkıyla sevdiğim Bingöl’den yazıyorum seni çok seviyorum, çok seviyorum, çok seviyorum” diyor. MaşaAllah çok çok güzel bir hanım maşaAllah Allah güzelliğini daha da artırsın.

Mesih şöyle dedi: “Artık ben sizinle çok konuşmayacağım. Çünkü bu alemin reisi geliyor. Bende asla onun nesnesi yoktur.” (Yuhanna 14/30). İşte dünyanın reisi Mehdi (as). Hem Peygamberimiz (sav)’e yönelik var sözleri, hem Mehdi (as)’a. Çünkü Peygamberimiz (sav) dünyanın lideri olmadı yani tamam Peygamber ama lider olmak burada ayrı bir şey. Dünyanın reisi dediği Mehdi (as)’yi söylüyor. Peygamberimiz (sav) tabii bütün dünyanın peygamberidir ama icabet edenler sadece Müslümanlar icabet etti. İcabet ümmeti yoksa bütün dünya onun ümmetidir fakat alemin reisi zahir anlamına göre fiili reislik, fiili liderlik anlamında kullanıldığı görülüyor. Yani bir kainatın, dünyanın adeta kralı gibi oluyor Mehdi (as). Onu kastettiği ifadeden anlaşılıyor Yuhanna bölümünde. Ama tabii yine de Peygamberimiz (sav)’e birinci dereceden baktığını görüyoruz. Mehdi (as)’e de işari olarak açıkça baktığını görüyoruz. Çünkü peygamberlik yönüyle Peygamberimiz (sav) zaten dünyanın lideri, o açık ama fiili lideri olarak Mehdi (as)’dır. Manevi liderlik daha önde olduğu için Peygamberimiz (sav)’e birinci dereceden bakıyor, Mehdi  (as)’a da ikinci dereceden baktığını anlıyoruz.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Stephen Hawking’in milyarder işadamı Richard Branson’un kendisine uzay yolculuğu teklifinde bulunduğunu iddia ettiği açıklandı. Şöyle dediği söyleniyor: “Kimsenin beni uzaya götüreceğini düşünmüyordum fakat Richard Branson bana Virgin Galactic’de bir koltuk teklif etti, ben de hemen kabul ettim. O günden bu yana fikrimi asla değiştirmedim.” Ayrıca Hawking’in son arzusunun uzaya seyahat etmek olduğunu ve bunu gerçekleştirmeye hazır olduğunu açıkladığı iddia edildi.           

ADNAN OKTAR: Nasıl gidecek canım adam zor yaşıyor zaten.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Merkel ile Trump görüşmesinde Türkiye konusu açılmış. Bu konu açıldığında Trump’ın Türkiye’yi savunan bir açıklama yaptığı belirtiliyor. Merkel, “Türkiye bizi ve Avrupa’yı göçmenlerle tehdit ediyor. Son dönemlerde Türkiye ile gerilim yaşıyoruz” deyince Trump, “Türkiye göçmenler konusunda tüm Avrupa ülkelerinden daha çok taviz verdi. Tablo sizin bildiğiniz gibi değil” şeklinde cevap verdi. Bu cevap karşısında Merkel’in şaşırdığı ve konuyu değiştirdiği söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Merkel bir süre sonra anlayacak olayları, daha iyi anlayacak yahut anlıyorken anlamıyor gibi görünüyor fakat bir süre sonra anladığını açık açık samimi olarak belirtecek diye düşünüyorum.

Mehdi (as)’ın bu yüzyılda geleceğini söyleyen büyük İslam alimleri var, onların bir kısmı burada var, onları okuyabilir misin?

ASLI HANTAL: Tabii. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Efendibaba Şeyh Ali Haydar Efendi Hazretleri, Şeyh Mehmet Zahit Kotku Hazretleri, Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri Mahmut Ustaosmanoğlu. Şeyh Nevşehirli Hacı Abdullah Baba Hazretleri, Şeyh Çorumlu Hacı Mustafa Anaç Hazretleri, Şeyh Nimetullah Hoca Efendi Hazretleri, Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri, Şeyh Mustafa İhsan Karadağ Hazretleri, Şeyh Es Seyyid Hacı Osman Hulusi Efendi Hazretleri, Şeyh Hasan Burkay Hoca Efendi Hazretleri, Şeyh Muhammed Raşit Erol Hazretleri.

ADNAN OKTAR: Evet, o çok küçük bir bölümü yani Türkiye’deki. Pakistan, Hindistan, Fas, Tunus, Cezayir onları anlatmadık. Yüzlerce, binlerce alim bu yüzyılda Mehdi (as)’ın geleceğini söylüyor. Museviler de ittifak halinde İsa Mesih’e inanan İsa (as) bağlıları da İsa Mesih için geliş vakti olarak bu yüzyıl olduğunu söylüyorlar.

1-B’de yazan hadisi oku.

GÖRKEM ERDOĞAN: Tabii. “Cenab-ı hak İslam’ı nasıl bizimle başlatmışsa onunla Hz. Mehdi (as)’la sona erdirecektir. Nasıl bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten, husumet ve düşmanlıktan kurtulmuş ve kalplerini ülfet, dostluk ve muhabbet, sevgi yerleşmişse Hz. Mehdi (as) gelişi ile yine öyle olacaktır.”

ADNAN OKTAR: 1-C’deki konuyu da anlat.

ASLI HANTAL: “Mehdi (as) vehbi ilme sahiptir. Özel olarak Allah tarafından korunup kollanıyor. Onu koruması için ulul azm melekler yanındalar ve binlerce melek tarafından korunup kollanan birisidir. Ve hata yaptığında hatası hemen düzeltilir. Herhangi bir alimin yetiştirdiği biri değildir. Hiçbir tarikatta onun bağlı olduğu şeyh olmayacaktır. Hz. Mehdi (as) arayışında kardeşlerimizin Peygamberimiz (sav)’in koyduğu ölçülere inanması lazım. Ben kendi kafama göre arıyorum diyorsa o ayrı mesele. Ama Peygamber (sav)’in koyduğu ölçü içinde Hz. Mehdi (as)’ı araması lazım.”

ADNAN OKTAR: Doğru. Bediüzzaman’ın çok fazla harikası vardır. 1-B’de ve 2-B’de anlatılıyor onları bir okusana.

ASLI HANTAL: Tabii. Üstadın hapisteyken iki, üç defa camide sabah namazını kılarken görülmesi. “Bediüzzaman Denizli hapsindeyken halk iki, üç defa muhtelif camilerde sabah namazında görür. Savcı işitir hapishane müdürüne pürhiddet “Bediüzzaman’ı sabah namazında dışarıya camiye çıkarmışsınız” der. Tahkikat yapar ki Üstat hapishaneden dışarıya katiyen çıkarılmamış. Eskişehir hapishanesindeyken de bir Cuma günü hapishane müdürü katip ile otururken bir ses duyuyor. Müdür Bey! Müdür Bey! Müdür bakıyor; Bediüzzaman yüksek bir sesle: “Benim mutlaka bugün Ak Cami’de bulunmam lazım.” Müdür “peki Efendi Hazretleri” diye cevap veriyor. Kendi kendine, “herhalde Hoca Efendi kendisinin hapiste olduğunu ve dışarıya çıkamayacağını bilemiyor” diye söylenir ve odasına çekilir. Öğle vakti Bediüzzaman’ın gönlünü alayım Ak Cami’ye gidemeyeceğini izah edeyim düşüncesiyle Üstad’ın koğuşuna gider. Koğuş penceresinden bakar ki, Bediüzzaman içerde yok! Hemen jandarmaya sorar. “İçerdeydi hem, kapı kilitli” cevabını alır. Derhal camiye koşar. Bediüzzaman’ın ileride, birinci safta, sağ tarafta namaz kıldığını görür. Namazın sonlarında Bediüzzaman’ı yerinde göremeyip, hemen hapishaneye döner; Hz. Üstad’ın “Allahu Ekber” diyerek secdeye kapandığını hayretler içinde görür.” Bu hadiseyi bizzat o zamanki hapishane müdürü anlatmıştır.

Demir kelepçelerin Üstat namaz kılmak istediğinde açılması. “Molla Said elleri bağlı, muhafız nezaretinde Bitlis’e nakledildi. Jandarmalarla yolda giderken namaz vakti gelir. Namaz kılmak için kelepçelerin açılmasını jandarmaları ihtar eder. Jandarmalar kabul etmeyince demir kelepçeleri bir mendil gibi açarak önlerine atar. Jandarmalar bu hali keramet addedip (keramet olarak düşünüp) hayretler içinde kalırlar. Teslimiyetle, rica ve istirham ile: “Biz şimdiye kadar muhafızınız idik, bundan sonra hizmetçininiz!” Derler. Bir gün Bediüzzaman’a soruldu: “Kelepçeyi nasıl açtın?” Dedi: “Ben de bilmem fakat olsa olsa namazın kerametidir.”

ASLI HANTAL: Devam edeyim mi?

ADNAN OKTAR: Evet diğerlerini de oku.

ASLI HANTAL: Tamam.

Üstat tecriddeyken aynı vakitte çarşıda görülmesi: “Bediüzzaman hapiste iken, bir gün o zamanın Eskişehir Müdde-i Umumisi Savcısı Üstad’ı çarşıda görür. Hayret ve taaccüble yani şaşkınlıkla ve vazifesine son vereceği ihtarıyla hapishane müdürüne: “Ne için Bediüzzaman’ı çarşıya çıkardınız? Şimdi çarşıda gördüm.” Müdür de: “Hayır efendim Bediüzzaman hapishanede, hatta tecriddedir; bakınız” diye cevap verir.” (Tarihçe-i Hayat Sayfa 192)     

Dağ başında tam ihtiyacı varken ekmek bulması. “Süleyman isminde mübarek bir misafirim vardı. Benim ekmeğim de ve onun ekmeği de bitiyordu. Çarşamba günü idi dedim ona: Git ekmek getir. İki saat, her tarafımızda kimse yok ki, oradan ekmek alınsın. "Cuma gecesi senin yanında bu dağda beraber dua etmek arzu ediyorum" dedi. Ben de dedim: "Kal". Sonra hiç ilgisi olmadığı halde ve bir bahane yokken, ikimiz yürüye yürüye bir dağın tepesine çıktık. İbrikte bir parça su vardı. Bir parça şeker ile çayımız vardı. Dedim: "Kardeşim, bir parça çay yap." O ona başladı, ben de derin bir dereye bakar bir katran ağacı altında oturdum. Üzülerek şöyle düşündüm ki: ‘Küflenmiş bir parça ekmeğimiz var; bu akşam ancak ikimize yeter. İki gün nasıl yapacağız ve bu temiz kalpli adama ne diyeceğim?’ diye düşünmede iken, birden bire başım çevrilir gibi başımı çevirdiğim de, gördüm ki: Koca bir ekmek, katran ağacının üstünde, dalları içinde bize bakıyor. Dedim: "Süleyman müjde! Cenab-ı Hak bize rızık verdi." O ekmeği aldık, bakıyoruz ki kuşlar ve vahşi hayvanlar hiçbiri ilişmemiş. Yirmi-otuz gündür hiçbir insan o tepeye çıkmamıştı. O ekmek, ikimize iki gün kafi geldi. Bir yerden, bitmek üzere iken, dört sene sadık bir dostum olan müstakim (temiz, doğru) Süleyman, ekmekle aşağıdan çıkageldi.”

ADNAN OKTAR: Bütün hayatı öyle harika Bediüzzaman’ın yani talebeleri kesintisiz bunları görüyor. İşte zor bir dönem olduğu için Allah ona çok fazla yardım etmiş öyle. O insanların tabii hidayetine vesile oluyor, çok şevkleniyorlar.   

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.

VTR: Kıymetli İslam Alimlerimiz “Hz. Mehdi (as) Geldi” Diyorlar

Masaüstü Görünümü