Harun Yahya

Sohbetler (21 Mart 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, ne anlatalım?

ASLI HANTAL: Haber okuyabiliriz.

ADNAN OKTAR: Tamam okuyun.

ASLI HANTAL: Tamam. Cumhurbaşkanı Erdoğan 21 Mart Down Sendromu Günü’nde, down sendromlu küçük misafirlerini ağırladı. Anne ve babalarına “Dünya ve ahiret ecrini kazanıyorsunuz. Ebedi alemdeki mükafatınızın çok büyük olduğuna inanıyorum. Rabbimiz’in bu konuda bize müjdeleri var” dedi. Cumhurbaşkanımız her gittiği yerde down sendromlu çocuklara özel ilgi ve sevgi gösteriyor, sarılıyor, öpüyor ve birlikte fotoğraflar çektiriyor. Bu kardeşlerimizle son görüşmesinin ve daha önceki görüşmelerinin fotoğrafları vardı. Bir de videosu vardı. Fotoğrafları görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın şefkati merhameti imanından kaynaklanıyor, o çok güzel.

Biraz sevgi saygı göstermek lazım. ‘Tek adam tek adam’ diye yıllardan beri tek adam kardeşim ne oldu ne zararını gördünüz? Sanki ilk defa tek adam oluyormuş gibi. Her zaman tek adam. Gayet normal, seçiyorsun başa geçiriyorsun zaten tek adam olsun diye geçiriyorsun başa. Yani o zaman otuz tane baş seç. Bir tane baş seçtiğine göre güveniyorsun demektir. Türkiye’nin büyük bir bölümü seçtiğine göre ağırlıklı, güvenilir. Gayet de güzel hizmet ettiğine göre bırakın hizmet etsin. Ayak bağı olmanın bir alemi yok. Bak çok boş işlerle uğraştırıyorlar Cumhurbaşkanı’nı Tayyip Hoca’yı boş işlerle. Bırakın, ne güzel hizmetler yapıyor, yeni yeni tesisler açıyor, yeni yeni güzel şeyler yapıyor, yollar yapıyor. Bırakın hizmete dalsın. Niye bu işlerle uğraştırıyorsunuz? Yok darbeymiş, yok ayaklanma, yok münasebetsizlikler bilmem ne. Bunlar olmasa hükümet acayip hizmet edecek. Ekonomiyi de sallıyorlar adamlar. İş çıkarıyorlar, güya kendilerine göre akıllı hareket ediyorlar. Halbuki çok aptalca ve akılsızca hareket ediyorlar.

“Sevgiye şefkate evet” diyelim, evet.

Hepiniz çok güzelsiniz çok şaşırtıcı bayağı güzelsiniz. Tabii Allah bize öyle gösteriyor. Görsek de şuurumuz olmasa hiçbir anlamı yok. Şuur vermiş Allah. Yani bir şeyi gördüğümüzü biliyoruz. Mesela hayvan öyle değildir. Görür şuurunda olmaz, idrakinde olmaz. Biz idrakindeyiz. İdrak çok acayip bir şey şuur. Hiçbir açıklaması da yok.

BERİL KONCAGÜL: İmanın insanı değiştirmesi de çok acayip aklını açması.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Tayyip Hocam Çanakkale Boğazı’na ilk defa köprü yapıyor. Ne güzel, böyle yaratıcı fikirleri var. Bırakın hizmet etsin niye ayağına dolanıyorsunuz? Gece-gündüz onu o kadar yoruyorlar ki psikolojik. O da mecburen cevap vermek durumunda. Bırakın da çalışsın işte hizmet etsin vatana-millette. Bu nasıl bir kafadır? ‘Tek adam’ diyor. Yok 20 tane adam olsun. Kaç tane olur? Bir tane olur adam. Nasıl olması gerekiyor? Bir akıl olur idare eder. Anormal bir şey de varsa söylersin.

Mesela İzmit’e köprü yaptı, Ayvalık’a falan bir saatte gidiliyor, bir saat. Gayet güzel her yer kolaylaştı. Bütün yollar falan her yer ferahladı. Mesela şimdi arabayla geçiyoruz köprüden, eskiden milim milim yürüyorduk taksit taksit. Şimdi gayet rahat geçiyoruz.

Ama tabii muhalif görüşte olanlara saygı duyuyoruz. O mantıksız yani ondan rahatsız olmak yersiz olur. İsteyen istediğini konuşsun.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan 16 Nisan referandumundan sonra artık Avrupalı ajanların ülkemizde cirit atamayacağını ve Avrupa Birliği’nin de bizi tehdit edemeyeceğini söyledi. “Bundan sonra ülkemizde çeşitli sıfatlar altında ajanlık faaliyeti yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. İster kişi ister kurum olsun AB üyelik süreciymiş, geri kabul anlaşmasıymış artık hiçbiriyle bizi tehdit edemeyecekler. Hele 16 Nisan’da cumhurbaşkanlığı sistemine bir geçelim ondan sonra çok farklı bir Türkiye doğacak” dedi.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah hayırlı olur.

Ajan konusu; bunu ortaya ilk atan biziz. Anlattık, “İngiliz derin devletinin ajanları kaynıyor” dedik Türkiye’de. Şu anda da hayasızca ve alçakça, fütursuzca ajanlık faaliyetlerine devam ediyorlar. Hukuki yaptırım çok önemli. Yani ajanlık faaliyetine müsaade edilmemesi lazım.

Dine mukaddesata küfredenler haşa hep Tayyip Hoca kanalıyla azgınlıklarını dile getiriyorlar. Bakın bu adamlara muhalif -bazıları için söylüyorum- Tayyip Hoca’ya bir laf söylüyorsa twitlerine falan bakın dine, imana, mukaddesata her şeye saldıran tipler. Onun için inananlar, iyi olanlar, sevenler, vatan-millet muhabbetiyle kalbi dolanlar yoğun bir ittifak içinde olmaları şart. Birbirleriyle uğraşmasınlar aman aman aman. Yani malzeme çıkmasın. Bir avuç it-kopuğa malzeme çıkar. Bir avuç şerefsize malzeme çıkar. Birbirleriyle uğraşmaları kelimenin tam anlamıyla enayilik olur başka bir anlamı olmaz.

Tayyip Hoca’yı millet denedi, kaç yıldan beri deniyoruz. Neyse işte o gördün, yani ne zararı oldu vatana millete? Faydası oldu hep. Sürekli imar ediyor. Yolda bir gidiyoruz her yer bağlık bahçelik çiçeklik, tertemiz yollar geniş, her yer inşaat halinde her yer şantiye. Her yerde işler yapılıyor falan gayet güzel işte. Bir kargaşa yok, ekonomi iyi. Bu kadar baskıya rağmen ekonomi çok iyi. Başka ülke olsa otuz kere yıkılırdı. Gayet güzel gidiyor. İradesi de iyi mesela yılmadı da. Yılmıyorsa biz de bütün gücümüzle destek vermek durumundayız. ‘Sen ne yapıyorsan yap biz seyredeceğiz’ olmaz. Var ya ayette, şeytandan Allah’a sığınırım, Musevilerden bir kısmı diyor ya: “Sen ve Rabbin gidin savaşın biz gelmiyoruz” diyorlar. Onun gibi olur, olmaz.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz -resmini görebiliriz- referandumda Devlet Bahçeli’nin yanında olduklarını açıkladı ve şunları söyledi: “Lider ‘evet’ dedikten sonra bizim de o kararı sonuna kadar savunarak arkasında dik bir şekilde durmamız gerekir. Biz tatsızlığı, gerilimi, huzursuzluğu istemiyoruz. Ama davamız adına her kim olursa olsun ülkemiz adına iş başa düştüğünde arkamıza bakmayız. Bu millet dardaysa, memleketimizin bize ihtiyacı varsa biz elimize silahımızı alırız gerekirse de savaşırız” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, kanun ve hukuk ölçüleri içerisinde gereğini yaparız diyor. Yiğitliklerinden en ufak şüphemiz yok delikanlılarımızın. Türkiye’nin güvencesidir ülkücüler. Her zaman herkes tarafından sevilen, güvenilen bir topluluk, tertemiz bir topluluktur. Amaçları iktidar olmak şu bu falan değil; dava, Türkiye, Türklük alemi, İslam alemi, o.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sahibinin şapkasında uyuyakalan bir kedi var.

ADNAN OKTAR: O kadar büyük ihtiyaç ki kedi çok büyük bir olay. Bir de bayağı iyi bakıyorlar ona çok seviniyorum. Hayvanları bayağı iyi kolluyorlar. Yalnız bazen bu hayvanlara eziyet edenler oluyor. Mesela kuyruğu yok kedinin. Kardeşim, çok ağır ceza verilsin. Çünkü bu hayvana eziyetin de üstünde. Bu psikopat yani her şeyi yapabilir, bu adam da öldürür yani her şey beklenir bunu yapandan. Bunlar cemiyete ifşa edilsin ilan edilsin. Her yere resimleri konsun millet dikkat etsin bu adamlara, değil mi? Kardeşim, senin evine giriyor, lokantana giriyor bilmem ne baş belası yani her şeyi yapar. Bildirmemek çok acı bir olay, çok yanlış bir hareket. Bilelim, gidip gırtlağına sarılacak hali yok kimsenin ama bilelim adamın ne olduğunu.

Mesela yıllar önce görmüştüm köpek, hayvanı bağlamış ipe yolda koşturuyor. Hayvanın bütün ayakları kanıyor. Kilometrelerce koşturmuş, arabanın peşinde koşuyor hayvan. Arabaya bağlamış koşuyor hayvan. Onunla eğleniyor. Sıcak havada hayvanın tüm patileri kanamış. En azından tanıtılması lazım bu adamın. Herkes bilsin. Bunlar kitaplara geçsin, gazetelere geçsin tanınsın. ‘Hayvana eziyet edenler’ diye bir topluluk olarak bilinsin bunlar. Psikopatlık çünkü bu.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Orkide resimlerimiz var. Orkide dünyada yaklaşık 25 bin farklı türü bulunan büyük bir bitki ailesidir. Renkleri, şekilleri ve kokularıyla böcekleri taklit eden ilginç orkide türleri de vardır. Dış görünüşü dişi yaban arısına benzeyen bazı türler etrafa yaydıkları dişi arı kokusuyla erkek arıların dikkatini çekerler. Erkek arılar bu orkideleri dişi arı zannederek üzerlerine konar. Bu sırada arının bacağına çiçek tozları bulaşır. Böcek diğer orkideye konduğu zaman bu polenler böcek tarafından çiçeğe aktarılır. Orkide ne kendinin şuurundadır, ne yaban arısını bilir ne de yaban arısının nasıl avlandığını. Allah hem bitkide bu arıları kendine çekecek mekanizmayı yaratmıştır hem de arılarda bu bitkiden polenleri alıp taşıyacak sistemi.

ADNAN OKTAR: Ben bunları yerim çıtır çıtır yerim ben bunları. Acayip süslü gelin gibi süslenmiş hepsi. Bayağı şekerler. Bunlara bakıp Allah’ın sanatını görmemek vicdana uygun bir şey değil. Açık şuurla yapılacak bir şey değil. Yapan da varsa harikadır yani hayret edilecek bir şeydir. Harika derken o da bir mucizedir şaşırtıcıdır. Bu kadar açık Allah’ın yarattığı belli olan bir şeyi inkar etmek yani böyle bir varlık yaratıyorsa Allah o da bir mucizedir. İnkar eden bir varlığı yaratması da Allah’ın mucize.

Şeyh Sadık (ra), babası Saad’dan, o da Ebu Bin Umeyr’den nakletti. İmam-ı Cafer, şunu sorduğunu duydum: “Kaim, İsa Bin Meryem’e benzerliği nedir?” Dedi ki: “İsa ile Kaim’in benzerliği her ikisinin de öldü zannedilmesidir.” Yani Hz. Mehdi (as)’ın da öldüğünü işte başka bir insanın başka bir şekilde olacağı ve Hz. Mehdi (as)’ın öldüğü söylentisi yayılacak. (Bihar’ul Envar, 51-52-53, İngilizce çevirisi 1. cilt, sayfa 263)

“Bir tanem, evliya olan şahıs kendini bilir mi?” Nasıl bilsin?

“Adnan Hocam, şu an Batman’dan üç arkadaş sizleri izliyoruz. Programınızı çok beğeniyoruz.” Evet. Bütün Batmanlı yiğitlere Selam.

“Mesajımı okuyunuz.” Tamam okuyayım. “Ve geceleri uyku halinde dolaşır mı bunu anlatır mı, farkında mıdır?” Hayırdır inşaAllah. Kimden bahsediyorsun anlamıyorum ki. İyi sıhhatte olsunlar. “Siz okumasanız da yine biz sizi izlemeye devam edeceğiz.” Daha ne yapayım okuyorum işte.

Uyku halinde dolaşanlar oluyor, çok oluyor. “Bir rahatsızlık hali midir?” Riskli bir şey tabii dikkatli olmak lazım Allah esirgesin. Yüksek ev olur balkona çıkar düşer falan yahut bir yere takılabilir o çok tehlikeli. Öyle rahatsızlığı olanlarda aile çok dikkat edecek. Mutlaka bir nöbetçi olması lazım birinin beklemesi gerekir. Bir de uyandırmadan sevgiyle yaklaşmak lazım. Yani yatağına kendinin normal dönmesini beklemek lazım. Ama tehlikeli bir şey yapıyorsa tabii hafifçe sarsmadan götürmeye çalışmak iyi olur. Yine uykusunu açmayacak şekilde yavaş yavaş yönlendirerek yatağına gitmesini sağlamak.  

“Hocam, canlı fasıl ekibini hasretle bekliyoruz. Oktar Babuna’yı pistlerde sık görmek istiyoruz” diyor.

Melih ve Semih minik iki Adnancı. Ağabeylerinin iki kuzusu, ağabeylerini çok seviyorlarmış resimlerini göndermişler. İkisi de çok yakışıklı aslan olacak onlar.

Mesela şimdi bak bu parçanın söyleniş tarzı tam Anadolu usulü. Böyle kibar kibar akademik söylenmez bu. Ses delikanlı sesi, şive Anadolu şivesi bu tarz olması lazım. Bunun kendi bir felsefesi var. Bu olmadı mı o parça gider. Böyle akademik nota üstüne falan o parçayı tamamen öldürürsün sen geriye de hiçbir şey kalmaz. O Anadolu ruhunun orada ortaya çıkması gerekiyor.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sözcü Yazarı Saygı Öztürk, -resmini görebiliriz- hükümetin “PKK hayır diyor” şeklindeki propagandasının bir aldatmaca ve şaşırtmaca olduğunu iddia etti. Güneydoğu’da PKK’yı destekleyen illegal parti ve bazı kuruluşlar eyalet sistemine geçişe olanak sağladığı ve ayrı bir devlet kurma imkanı elde edeceklerini düşündükleri için referandumda evet oyu vermeyi düşünüyorlarmış. “Kemal Kılıçdaroğlu veya Metin Feyzioğlu gibi isimlerin referandumda evet çıkarsa federasyona kapı açılır uyarılarının haklı ve yerinde olduğu görülüyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet. Kuşkusu varsa tabii onu da söylesin. Hükümet onlara cevap versin. Bir tartışma olsun, konuşma ortamı Türkiye’de demokrasinin olduğunu gösterir. Herkes fikrini söylesin. Kuşkularını ifade etsinler. Hükümet de onlara doyurucu cevaplar versin. Çünkü her verilen doyurucu cevap kalbimize ruhumuza bir ferahlık esenliktir. Hayati konular. Çok faydası olur. Dolayısıyla tartışmakta, konuşmakta fayda var. Bunlar zararlı şeyler değil faydalı şeyler.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sosyal dokumacı kuşu adı verilen bir kuşun yuvası var ve hakkında biraz bilgi vereceğiz, inşaAllah.

ASLI HANTAL: Sosyal dokumacı kuşların yuvalarında 400 kadar kuş birlikte yaşıyor. Bazı yuvalar o kadar büyüktür ki inşa edildiği ağacı bile yıkabilir. İç kısımlardaki odalar gece havalar soğuduğunda, dış kısımlardaki odalar ise gündüz kavurucu sıcaklarda kullanılır. Yuvaları o kadar sağlam olur ki 100 yıl boyunca ayakta kalabiliyor.

ADNAN OKTAR: Ne şeker ekip. Bunları ben yiyeceğim gagalarını falan. Akıllı akıllı da oturuyorlar içeride annelerini bekliyorlar. Hayret tabii bu kadar sağlam olması çok güzel.

Masaüstü Görünümü