Harun Yahya

Sohbetler (1 Nisan 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Hocamız birazdan bizlerle olacak. Öncelikle programımıza iman hakikatleriyle başlayabiliriz.

OKTAR BABUNA: Ateizmi savunmaya çalışanlar hep Darwinizm’e…

ADNAN OKTAR: Selam.

BÜLENT SEZGİN: Aleykümselam.

ADNAN OKTAR: Oktar ne anlatıyordun sen bakayım?

OKTAR BABUNA: Darwinizm’le başlayacaktım ama siz gelince bizim haddimize düşmez.

ADNAN OKTAR: Darwinizm ta ilkokulda benim dikkatimi çekmişti. Ortaokulda falan bir anormallik olduğunu anladım ama çok ciddi bir anormallik olduğunu anladım. Ve bunun kullanılış amacı da zaten Allah’a başkaldırmak için fırsat arayanlara muazzam bir malzeme. Yani büyüklük hissi içinde olanlara, Allah’a kul olmak ağırına gidenlere. Mesela secdeye girmek ağırına gidiyor adamın, o bir çözüm arıyor. Onların sarıldığı çok çürük bir izah. Her şeyi tesadüfle anlatan bir anlatım. Allah nasıl küçük düşürüyor ya, nasıl küçük düşürüyor? Bak akla bak, yani “bir hücre tesadüfen oldu” diyor. İnsanlar tesadüfler sonucu, hayvanlar tesadüfler sonucu, bitkiler, meyveler, sebzeler hepsi tesadüfler sonucu oldu diyor. Peş peşe tesadüfler. Tesadüf bozar, kırar, yıkar, darmadağın eder. Tesadüf ne yapar ki?  Ama bunlar, işte bu Yaratılış Atlası’yla dümdüz edince moralleri çok kötü gitti. Mesela bak Avrupa’da sol yok artık. Sol bitti. Yani Türkiye’de de sol bitti. Adı kaldı solun. Yani sadece tarihi bir felsefe. Eski felsefe gibi oldu. Bir de iyi bir şey de bir şey gerçekse, bu çok fazla adama ihtiyaç duyulmayan bir şey oluyor. Mesela, Darwinizm’in geçersizliğini anlatmak. Adamlar bir milyon profesör doçent kullanıyorlar. Milyonlarca okul kullanıyor. Ama sen diyorsun ki “bak güneş doğdu” diyorsun. Perdeyi bir açıp kapatıyorsun. Adamların hepsi iptal oluyor. Bütün okullar her şey yatıyor. Bir kere yani, şöyle hafif açıp göstersek. Geçenlerde öyle uydurma bir delil ortaya koymuşlardı, “öyle bir şey yok” dedim, gösterdim. Bütün dünyada özür diledi Darwinistler. Dümdüz gittiler. Fazla uğraşmaya gerek yok. Normalde böyle bir şeyi düzeltmek çok zordur yani aksini savunmak. Mesela bir siyasi düşüncenin aksini savunmak için, adamlar trilyonlar harcıyor yine baş edemiyorlar. Bizimki çok kolay oldu.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Karar Yazarı İbrahim Kiraz, “İngiltere başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde, bugüne kadar görülmemiş şiddette müthiş bir ateizm propagandası yapıldığını ve bunun sebebinin büyük bir gizem olduğunu yazdı. Mesela İngiltere’de neredeyse her gün ateizmi savunan yeni bir kitap veya makale çıkıyor. Hatta Richard Dawkins, evrim alanındaki çalışmalarıyla değil, din karşıtı kitapları, makaleleri ve televizyon programlarıyla tanınıyor. Başta İngiltere’de televizyonlarda sürekli ateistler program yapıyor. Hatta, sanki bir seçim kampanyası yürütülüyormuş gibi belediye otobüsleri de dahil tüm kamusal alanlar ateist ilanlarla kuşatılıyor. On dokuzuncu asırda bile bu şiddette bir ateizm propagandası görülmemiştir” diye yazmış. Bir fotoğraf paylaşmış yazısında.

ADNAN OKTAR: Ne yazıyor orada?

OKTAR BABUNA: Herhalde -haşa- “Allah yok. Hiç üzülmeyin. Keyfinize bakın.”

ADNAN OKTAR: Allah olunca üzülmüyoruz ki biz neşeleniyoruz. Yani nereden çıktı o acaba? Allah’ın varlığı bunlara üzüntü mü veriyormuş? Allah’ın varlığı demek, sonsuz yaşam demektir. Bu bir insanın en hoşuna gidecek nimetlerden bir tanesi. Allah’ın varlığı cennet demektir. Bu nasıl akıl bunlarda? “Deccal çıktı” diyorum, kanaatleri herhalde daha da iyi gelecektir. Deccalın atağı bu.

Şimdi şu gelenekçi arkadaşların fikirlerini bir yine gözden geçirelim. Başka siteler de almış. Yani yüz binlerce izleyen olduğunu gördüm, şaşırdım. Demek ki, millet teveccüh ediyor, çok önemli bir konu olduğu için. Sırf bir sitede, kısa sürede yaklaşık beş yüz bin kişi izlemiş. Sırf bak, bir site almış beş yüz bin kişi, birkaç gün içerisinde.

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Eserlerinizden faydalanılarak bir belgesel daha hazırlandı. İsmi “Sonsuz Hayatın Kapısı Ölüm.” Bu filmde, birçok insanın düşünmekten kaçındığı ölümün, aslında hayatın çok önemli bir gerçeği olduğu anlatılıyor. Kimse ölüm gerçeğinden kaçamaz. Ancak birçok kişi kendilerini sarıp kuşatan gaflet perdesinden ötürü ölümü düşünmez. Bu filmde yanlış kader anlayışı, gaflet perdesinin sebepleri ve insanların kendilerini kandırma yöntemleri anlatılıyor. Gerçek ölüm ve görünen ölüm, ayetlerin ışığında açıklanıyor. Ölümden kaçış olmadığı ve herkesin kendisi için belirlenmiş vakte kadar, ahiret için hazırlık yapması gerektiği anlatılıyor. Kardeşlerimiz bu belgeseli yarın yani 2 Nisan Pazar günü saat akşam dokuz buçukta A9 TV’de izleyebilirler.

ADNAN OKTAR: Evet, önemli konular. Bu tip şeyleri uzun uzun anlatmak değil de, film olarak anlatmak önemli. Çünkü tekrar tekrar anlatılması gerekiyor. Bir kere anlatmak, adam onu yakalarsa yakalıyor. Yakalayamazsa yakalayamıyor. Olur mu öyle şey? Ömür boyu adam bir daha izleyemiyor onu. Onun için bu tip filmlerle konuları anlatalım.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Emine, Seher ve Fatih kardeşlerimiz, bugün Konya Kitap Günleri etkinliğine katılan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’e, sizin Komünizm Pusuda ve İslam Terörü Lanetler isimli kitaplarınızdan hediye ettiler. Ayrıca otuz küsur kitabı da halkımıza ücretsiz olarak dağıttılar.

ADNAN OKTAR: Evet, medeni insanlar. Aklı başında insanlar. AK Parti bu milletin bağrından çıkmış, milletin ruhunu temsil eden bir parti. MHP de öyledir. CHP de öyledir. Bizde parti diye bir şey aslında kalmadı artık. Yani biz bir milletiz, toplu. Bir aileyiz. Onun için yani, birbirimize muhalifliğimiz olmaz. Tayyip Hocam’a da toz kondurmayız. Arada sırada böyle tehdit yollu mesajlar görüyoruz, reklam falan adı altında. “Isıracak köpek havlamaz” derler. Varsa döktüreceği, çıksın ortaya. Lafı uzatmaya gerek yok. Bu millet, bu devlet bizim. Bu vatan bizim. Böldürtmeyiz de, parçalattırmayız da. İngiliz derin devletinin uşakları bunu bilecekler.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak’a kardeşlerimiz İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü ve Vücut Elektriği Mucizesi isimli kitaplarınızı hediye ettiler. Ancak Sadık Albayrak, kitapları imzalı olarak da istediğini söyledi. Sizi çok önceki yıllardan, cezaevinden tanıdığını, sizin kendisine mektup yazdığınızı anlattı. İmza istediğini de size bildirmelerini istedi.  

ADNAN OKTAR: Sadık Albayrak Ağabeyimiz, tabii benim eski dostumdur. Çok sevdiğim bir Ağabeyimizdir. Eski mücahitlerdendir yani ceht ehli olan yiğitlerdendir. Şerefle tabii. Kitapları getirirseniz imzalar gönderirim inşaAllah.

ASLI HANTAL: Ayrıca Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’a da 7 Aralık Üniversitesi’nde bir konferans sırasında sizin kitabınız hediye edilmişti, İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü.

ADNAN OKTAR: Evet İsmet Hoca da yamandır. Temiz insanlar.

Tayyip Hocam kabadayıdır. Onu korkutmaya çalışıyorlar. Benim çok komiğime gidiyor. Hiç takmaz öyle bir şeyi. Yani çok yanlış yere geldi onlar. Alışmışlar daha önce olaylara, bazı olaylar olurdu biliyorsunuz eskiden, çeker giderlerdi. Fazla uzatmazlardı. Tayyip Hocam hem inatçıdır, hem kabadayıdır. Yani öyle şeyleri asla dinlemez. Adamlar da ona şaşıyor zaten, dünya çapında. Kafayı çizecekler yani. Niye meşru hükümeti bıraksın? Milletin seçtiği insan. Niye çekip gitsin? Olacak iş mi şu? Ve niye yalnız bırakalım? Asla yalnız bırakmayız. Gördüğü, göremediği güçler onu koruyor. Göremedikleri, gördüklerinden çok daha fazla, onu da söyleyeyim.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Almanya’dan kardeşlerimiz, dün toplanıp sohbet etmişler. Size çok sevgilerini iletiyorlar. Resimleri var.

ADNAN OKTAR: Aferin çok iyi yapmışlar.

İslam alemini mahvedenler münafıklardır. İngiliz derin devletinin kullandığı ordu, münafıklardan oluşuyor. Türkiye’de de, İngiliz derin devleti münafıkları kullanıyor. Bir sürü it kopuk takımı var, yancı, aşağılık. Gelecek vaadiyle bu ahmakları kandırıyorlar. Sizi İngiltere’de işte köşe başı yapacağız, efendim direk başı yapacağız falan feşmekan. Bu kazlar da ahmakçasına onlara köpek gibi hizmet ediyorlar. Bayağı bir it kopuk var Türkiye’de, İngiliz derin devletine hizmet eden. Diyorlar işte “Bak bu dünyayı biz yönetiyoruz, görüyorsunuz. Siz de bizim emrimizde olursanız, size de bir pay çıkar” falan. Bütün ömürlerini ahmakça onlara yağcılık ve yancılık yapmakla geçiriyorlar. Yani bilmiyorum bunu devlet tespit ediyor mu? Çok hayati bir konu bu. İngiliz derin devletinin yancıları, ajan hükmünde Türkiye’de şu an. Direkt ajan bunlar. FETÖ’cü adamları kullandılar. Gördünüz Türkiye’nin ne hale geldiğini. Ama bir de sivil bunların uzantıları var. Yani illa tarikat cemaat yapılanması içinde değil. Mesela bize yaklaştılar, giremediler. Anında havada yakaladım ve yamulttum. Geldiklerine geleceklerine pişman oldular, gördünüz. Kitap da çıkarttık, darmaduman oldular. Kendilerince hamle yapmaya kalktılar ama darmaduman oldular.

Ne diyelim? “Türkiye sevgiyle büyüyecek” diyelim.

Dün çocuklar gösterdi, bir reklam. Hükümete devlete meydan okuyan bir reklam. Ahmaklara bak. Dünyanın da parasını veriyor onlar. Sersem herifler. Sen nereye, Türkiye’nin imkanlarıyla bir yere geldin sen. Niye kudurur azarsın? Değil mi, bizim paramızla sen adam oldun. Oturmuşsun devleti hükümeti tehdit etmeye kalkıyorsun. Tayyip Hoca’yı tehdit etmeye kalkıyorsun. Onun desteğiyle bir yerlere geldin sen. Aklını başına alacaksın. Aklını başına almazsan, aklını başına aldırırlar kanunla hukukla.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin aralarında Fuat Avni hesabının kurucusu Sait Sefa -resmini görebiliriz- Türk Solu Dergisi’nin başyazarı Gökçe Fırat gibi isimlerin de sanık olarak yer aldığı -resimde gördüğümüz Gökçe Fırat- davada yirmi bir tutuklu sanığın tahliye edilmesine karar verilmesi, sosyal medyada büyük tepki gördü. Bunun üzerine duruşma savcısı duruma itiraz edince, mahkeme aralarında Gökçe Fırat’ın da olduğu sekiz kişi hakkında yeniden gözaltı kararı çıkardı.

ADNAN OKTAR: Yalnız tabii bir acayip durum var mı yok mu? Onu bir gözden geçirmek lazım. Tayyip Hoca’nın da ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Ben mahkemeye saygı duyurum, bir şey demiyorum. Mahkeme neyse, hukuk kanun neyse o. Ama bir acayip durumlar olduğu görülüyor. Adamlarda bir kudurma var. Bahar gelince bilmem ne olacak. Bahar gelince ne olacak? Dümdüz olacaksın. Baharda ne olacak yani. Bu vatanı biz İngiliz derin devletine kaptırmayız. Bunu unutacaksınız.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sayın Devlet Bahçeli yeni anayasa değişikli konusunda, “Hükümete destek vermemizin en önemli sebebi 15 Temmuz’dur” dedi. Ve şunları söyledi: “15 Temmuz’da vatan, millet ve devlet dehşet bir suikasta maruz kalmıştır. Türkiye dağılmanın, parçalanmanın, bölünmenin eşiğine gelmiştir. 22 Haziran 1920'deki Yunan taarruzu neyse 15 Temmuz FETÖ işgal girişimi aynısıdır. 1920'lerde çıkan iç isyanların daha şiddetlisi, daha vahşisi 15 Temmuz'da az kalsın Türkiye'yi yutacaktı” dedi.

ADNAN OKTAR: Bahçeli şuur insanı, dava insanı. Başbuğ’un yetiştirdiği çok değerli bir isim. Konuşmaları tabii hikmet ve hayır dolu oluyor. Dedikleri doğru. Başından sonuna kadar doğru. Allah’ın izniyle birlik ve bütünlük içerisinde hareket edeceğiz. Deccalın yutacağı gibi bir lokma değiliz. Boğazını yırtarız, kanunla hukukla.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Minik sevimli bir köpek var, görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ne kadar masum yüzü hayret. İnsan da öyle küçükken çok güzel oluyor. Günahlar yüzünü müthiş çirkinleştiriyor. Çocukluğundaki gibi dürüst olsa, o yüzündeki dürüst ifade kalır. Mesela Peygamberimiz (sav) öyleydi vefatında çocuk yüzü vardı. Vefat ettiğinde yüzünde, maşaAllah.

Amerika politik çizimleriyle ünlü karikatürist Ben Garrison bir resim çizmiş. Derin devlet canavarı, İngiliz derin devletini anlatan bir karikatür. Gösterebiliyor muyuz?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Ne yazıyor oralarda?

EBRU ALTAN: “Ne yaptığını zannediyorsun öyle yukarıda.”

GÖRKEM ERDOĞAN: Göğüs tarafında “derin devlet” yazıyor. İki kolunda CIA ve NSA Ulusal Güvenlik Ajansı.

ADNAN OKTAR: Öbürleri boğuluyorlar.

GÖRKEM ERDOĞAN: Diğerleri boğuluyorlar. Rothschild'ler yazıyor şurada. Trump’ı görüyoruz, kamyonun üzerinde “Trump’ın bataklık kurutma servisi” yazıyor.  

ADNAN OKTAR: Yani İngiliz derin devletini kurutmaya gayret ediyor.

GÖRKEM ERDOĞAN: Evet. Bilderberg. Ana akım medya. FBI. Tepede Toroslar ve Rothschild'ler var.

ADNAN OKTAR: Bir daha göster. Orada deccal ne diyor?

GÖRKEM ERDOĞAN: Deccal “Sen ne yaptığını sanıyorsun?” diyor Trump’a.

ADNAN OKTAR: O da onların karşısına dikilmiş.

GÖRKEM ERDOĞAN: Evet. “Trump’ın bataklık kurutma servisi” yazıyor, kamyonun üzerinde. Canavarın üzerinde CIA, Ulusal Güvenlik Ajansı. Arka tarafta Bilderberg. Soros. Rothshild’ler. Ön tarafta FBI. Bush’lar, Bush Ailesi. Birleşmiş Milletler. Orada Obama var gibi duruyor. Obama’nın yardımcısı var yanında.

ADNAN OKTAR: Tamam, şimdi kanaatim geldi.

O gelenekçi arkadaşların filmini yine koyun, gösterelim. O konu çok önemli olduğu için tekrar tekrar göstereceğiz.

ASLI HANTAL: Yayınımız sona erdi. Yarın görüşmek üzere inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü