Harun Yahya

Sohbetler (5 Nisan 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar ile Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Şırnak’ta PKK’ya yönelik operasyonda dün şehit olan Uzman Çavuş Ufuk Bingöl için memleketi Giresun’da cenaze törenine binlerce vatandaşımız katıldı. Şehidimizin eşinin ve çocuğunun fotoğraflarıyla ve cenaze fotoğraflarını gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bingöl’de.

ASLI HANTAL: Evet.

ADNAN OKTAR: İşte bu onlara ders olsun PKK’ya.

ASLI HANTAL: Şehidimiz. Eşi ve çocuğu.

ADNAN OKTAR: Çocuğu da çok şeker. Eşine maşaAllah diyoruz metaneti çok güzel. O minik kabadayı da yakında devreye girer. Allah şehidimizin şehadetini kabul etsin, makbul etsin. Allah bizlere de nasip etsin. Ne büyük şeref. Ne büyük güzellik. Dünya geçici. Dünya zor bir yer, imtihan yeridir. Şehitlik alemi cennet alemidir. Son derece rahat, ayrı bir boyut. Boyutlardan bir boyut. 

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyorum. 1845’ten beri yayınlanan Malezya’nın en köklü İngilizce gazetelerinin başında gelen New Straits Times gazetesinde ve internet sitesinde “Teröre Karşı Yanlış Mücadele” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda bazı kesimlerin radikalizmle mücadele adı altında şiddet ortamını körükleyerek Müslüman alemini birbirine kırdırıp yok etme amacının başarısız bir plan olacağını anlatıyorsunuz.

Kanada Ontario’da İngilizce ve Arapça olarak basımı yapılan Al Bilad gazetesinde “Mültecilere Karşı Umursuzluk” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda dünyanın birçok ülkesinde mültecilere yardım etme konusunda umursuzluğun had safhada olduğunu anlatıyorsunuz. Bu durum kabul edilemez olsa da bunun altında yatan sebepleri Müslümanların görmesi ve buna göre tedbirler almasının önemini vurguluyorsunuz.

Pakistan’ın İngilizce haber sitesi Daily Mail’de “Teröre Karşı Savaş, ama Nasıl?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Amerika’nın radikalizme çözümü sınırlar koyarak değil sevgi ve bilimle olması gerektiğini anlatıyorsunuz ve teröre karşı ilmi mücadelede bizimle el ele vermesinin önemini vurguluyorsunuz.

Amerika’da yayın yapan haber portalı News Rescue’da “Ribozomal Kalite Kontrol” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda yeni araştırmaların moleküler biyolojinin kara kutusu olarak adlandırılan ribozomların bilinen görevleri olan proteini üretimi yanında kalite kontrol noktası görevini de üstlendiğini ortaya koyduğunu anlatıyorsunuz. Ve bu hayranlık uyandıran yapıların her birinin yüce Allah tarafından yaratıldığını anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Gayet güzel. Bunlar ibadet. Allah isterse herkesi iman ettirir. Ama ibadet olarak yapılıyor. Bizim gayretimizden dolayı İslam hakim olacak değil. Bizim gayretimizi Allah ibadet olarak istiyor. Hakimiyeti sağlayan Allah. Adım adım da İslam’ın hakimiyetine doğru gidiyor. Yani İslam’ın hakimiyeti ne demek; barış, sevgi, kardeşlik, dostluk, kalite, özgürlük. Sevginin bütün dünyaya hakim olması. Savaşların durması, kanın durması, dünyaya huzur ve sükunun hakim olması.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan, korucuların da artık sigortalı olacağını açıkladı ve şunları söyledi: “Korucuların sigorta primleri İçişleri Bakanlığımız tarafından ödenecek. Korucularımız da diğer sigortalılar gibi istedikleri yerden sağlık hizmetleri alabilecekler. Bu uygulamayla maaş harcırah ve tazminatlarına ilave olarak her güvenlik korucumuz için 578 liralık bir sigorta ödemesi yapılacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Üç yıldan beri söylüyorum. Korucuların sigorta edilmesini, polislere verilen hak gibi onlara da hak verilsin diye üç yıldan beri anlatıyorum. Allah’a şükür genellikle bizim ölçümüz üç yıl. Hükümetten bir şey istediğimizde üç yıl sonra oluyor Allah’a hamdolsun. Üç yılı keşke üç aya indirebilseler. Herhalde 16’sından sonra o da olur. İnşaAllah.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Eserlerinizden faydalanılarak yeni bir belgesel daha hazırlandı. İsmi “Göklerdeki Su”. Bu belgeselde dünyada en çok bulunan madde olan suyun yeryüzündeki hayatın varlığı için taşıdığı önem anlatılıyor. Dünyadaki tüm hayatın devamlılığı Allah’ın gökyüzünden indirdiği suyla gerçekleşiyor. Kardeşlerimiz bu belgeseli yarın 6 Nisan tarihinde saat 21:00’da akşam 9’da A9 TV ekranlarında izleyebilirler.

ADNAN OKTAR: Gayet güzel.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Bulut resimleri göstermek istiyorum. Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Şahane. Hayret böyle bir şey olması.

Dinliyorum.

ASLI HANTAL: Kardeşlerimizin faaliyetlerinden bilgiler var. Bursa’dan bazı kardeşlerimiz 28 Mart ve 4 Nisan akşamları sohbet için dışarıda buluşup sizin kitaplarınızdan okumuşlar. Aynı akşamlar sizin kitaplarınızdan, broşür ve magnet dağıtımı yapmışlar. İstanbul’dan iki kardeşimiz 25 Mart ve 4 Nisan günü AK Parti, MHP ve CHP Ümraniye ve Fatih ilçe başkanlarına ve başkan yardımcılarına sizin “Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü” kitaplarınızı hediye etmişler. Pazar günü İstanbul, Küçükyalı Altıntepe ve çevresinde kardeşlerimiz 200 adet kitabınızı halkımıza hediye etmişler. Adapazarı’nda A9 TV broşürü dağıtmış bir kardeşimiz. Balıkesirli kardeşlerimiz 26 Mart ve 1 Nisan’da toplam 314 adet eserinizi dağıtmışlar. Geçtiğimiz Pazar günü Konya’da 50 adet kitabınızın dağıtımını yapmış bayan kardeşlerimiz. 1 Nisan’da Kuzguncuk’ta 120 kitap, 40 dergi ve 2000 broşür dağıtmış kardeşlerimiz. Bursa’dan kardeşlerimiz 8-13-16 ve 22 Mart tarihlerinde ev sohbetinde bir araya gelip sizin ve Bediüzzaman Hazretleri’nin kitaplarından okumuşlar. Ayrıca 21 ve 26 Mart tarihleri arası düzenlenen Bursa Kitap Fuarı’nda fosil sergisi düzenlemişler. Sizin 1200 kitabınızı ve 500 adet belgesel CD’sini halkımıza hediye etmişler. Sergiye ve kitaplara yoğun ilgi olmuş. MaşaAllah. Gebze’deki kardeşlerimiz iki ayrı gün bir araya gelerek Kuran’dan ayetler ve kitaplarınızdan bölümler okumuşlar. 31 Mart günü Düzce Akçakoca’da 35 adet, 4 Nisan günü de Zonguldak Ereğli’de 100 adet kitabınızı dağıtmışlar. Geçtiğimiz hafta İzmir’de Teleferik Mahallesi, Kordon ve Bostanlı Vapur İskelesi’nde 40 adet Harun Yahya eseri hediye edilmiş halkımıza. Kayseri’de 26 Mart günü Çorakçılar Mahallesi’nde 75 adet kitabınızın dağıtımını yapıp sonrasında Kuran okumuş kardeşlerimiz. Bu hafta içinde de “Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü” kitabınızı Kayseri AK Parti ve MHP il başkanlıklarına, CHP ve MHP Melikgazi ilçe başkanlıklarına, yerel TV kanalları ve gazetelerine, esnaf ve sanatkarlar odaları birliğine ve polisimize hediye etmişler. Bir kardeşimiz dün MHP ve CHP il başkanlıklarına ve Malatya’yı ziyaret eden AK Parti Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Bülent Tüfenkçi’ye sizin “Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İçyüzü” kitabınızı hediye etmiş. Bakanımız Sayın Tüfenkçi.

ADNAN OKTAR: Anlamadım bir daha söyle.

ASLI HANTAL: MHP ve CHP il başkanlıklarına ve Malatya’yı ziyaret eden AK Parti Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Bülent Tüfenkçi.

ADNAN OKTAR: Hangi kitabı hediye ediyorlar?

ASLI HANTAL: Sizin “Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İçyüzü” kitabınızı.

ADNAN OKTAR: Tamam.

ASLI HANTAL: Ankara’daki kardeşlerimiz 26 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Balgat, Yeni Mahalle, Keçiören, Çukurambar, Demetevler, Emek 4.Caddesi, Kızılay Yüksel Caddesi ve Bağlıca’da 285 adet Harun Yahya eseri, 20 belgesel CD’si ve 650 A9 broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Kediler de olayın içinde. Onlar da olaya dahiller. Balgat’ta.

“Hocam Merhaba ben Atilla Polat. 17 yıldır sizin eserlerinizi takip ediyorum sizi çok seviyorum, referandumda hayır oyu kullanabilir miyim? Saygılarımla.” Ben hiç kimsenin fikrine düşüncesine baskı yapmam. Ben kendi kanaatimi söyledim. Yoksa ben arkadaşlarıma “Hayır kullanın” veyahut “evet kullanın” demem. Kimseye de öyle bir şey demedim şu ana kadar. Herkesin fikirlerine saygım var. Herkesin vicdanı var, aklı var. İsteyen evet der, isteyen hayır der. Seçimlerde de öyle “Şu partiye bu partiye oy verin” ben hiç demem. Benim kendi kanaatim vardır o bende. Onun dışında karışmam. Arkadaşlarımdan MHP’ye de oy veren var, CHP’ye de oy veren var, AK Parti’ye de oy veren var, Büyük Birlik’e oy veren var çok. Yani en iyisi insanların fikrine saygı duymaktır. Evet diyenler de kardeşimizdir. Hayır diyenler de kardeşimizdir. Türkiye demokratik ülke. Her zaman referandum olur. Referandum bizim dostluğumuzu kardeşliğimizi daha da pekiştirir. Hayır diyenlerin içinde ahlaksızlar, alçaklar, karaktersizler yok mu? Var. Yani o bizim hayır kitlesini hayırsız görmemize neden olmaz. Hayır kitlesi hayırlı bir insan kitlesidir. Tertemiz insanlar. İçlerine ahlaksızlar sızdıysa girdiyse varsa, sızmadıysa da direkt geldiyse, o hayır diyen insanları o kirletmez. Onlar tertemiz. Evet için de aynı şey geçerli hayır için de aynı şey geçerli.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Saadet Partisi eski Genel Başkanı Mustafa Kamalak Hocamız Anayasa değişikliği referandumuyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tuzak kurulduğu iddiasında bulundu. Bu tuzak iddiası Metin Feyzioğlu, Soner Yalçın, Doğu Perinçek gibi isimler tarafından da sık sık dile getiriliyor. Hatta Metin Feyzioğlu geçtiğimiz günlerde “Bu anayasa Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan farklı daha genç, iktidarda daha uzun kalacak bir insan için özel olarak hazırlanmış bu çok belli. İçinde tuzak kısımlar var. Küresel güçler Erdoğan’ı istemiyor. Cumhurbaşkanımız çağırsın, bunları kendisine vatan millet hayrına açıklayayım” iddiasında bulundu. Soner Yalçın da benzer şeyler yazdı ve “Bu anayasayla batı Erdoğan’ı Mursi gibi tuzağa düşürüyor, diktatör ilan edip devirme peşinde.” dedi.

ADNAN OKTAR: Hayır bu yönleri ayrı da. Ben ilk defa bunu açıkladıktan sonra, çeşitli arkadaşlar çeşitli kişilerle bu konuda fikir beyan ettiler. Arşivlere bakılabilir. Bunu ilk açıklayan benim. “Biraz kuşkulu buldum” dedim. Yani “Tayyip Hocam’a bir oyun mu hazırlıyorlar acaba? Yani referandumda falan karmaşa meydana getirmek, başka nedenlerle işte muhalif bir ekip oluşturmak, karşıtlarını tek noktada birleştirmek falan gibi amaçları olabilir mi yani toplum mühendisliği yapılıyor olabilir mi?” dedim. Çeşitli ihtimalleri saydım. Referandumdan çok çok önce. İlk daha yani referandum lafı ilk ortaya atıldığında o anlarda söylemiştim. Sonra çeşitli kişiler bu şekilde yorumlar yaptılar. Yani video arşivi elimizde ama her şeyde bir hayır vardır. Hayırsız hiçbir şey olmaz. Nihayetinde her şeyi Allah yaptığına göre kafayı takacak da hiçbir şey yok. Türkiye’ye kimse bir şey yapamaz. Mehdiyet’in olduğu bir ülkede hiçbir şey tersine gitmez. Her şey hayırla sonuçlanır. Bozuk olan bir şey olmaz. Boş yere heyecanlanıyorlar. Türkiye’ye hiçbir şey olmaz. Çalkantılar, büyük olaylar olur. Olacak da Allahualem. Kimse de korkmasın sonucu hayırla bitecek, güzellikle bitecek. Netice hoşluğa, iyiliğe, güzelliğe doğru gidecek.

Evet.

GÖRKEM ERDOĞAN: Güzel kuş resimlerimiz var.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Yerim ben onun tatlılığını. Bu nedir böyle? Hayret.

“Bugüne kadar İHH’nın yardım paraları bilançosunun kamuoyuna açıklandığına dair bir belge gösterin İHH’ya 100 TL yardım edeceğim.” 100 TL o vatandaş için tabii hakikaten yüksektir. İHH dürüst insanlar. Niye şüpheleniyorsun sen onlardan? Çok fakir oranın yöneticileri. Ben tanıyorum Bülent Yıldırım. Bir çocuk var minyon neydi onun ismi biliyor musun? Akşama kadar arı gibi çalışıyorlar. Hiçbir şeyleri yok bu çocukların. Beş kuruşları yok tanıyorum ben yani. Bayağı fakirler. Üst baş böyle yıllarca aynı elbiseyi giyerler. Oradan oraya oradan oraya koşuyorlar. Öyle bir şey olmaz onlarda. Yani güvenebilirsiniz.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Catatumbo yıldırımlarının resimlerini göstermek istiyoruz. Yıldırım şelalesi Catatumbo yıldırımları. Catatumbo yıldırımları yalnızca Venezüella’nın Catatumbo nehri üzerinde görülür. Fırtına bulutlarının girdap oluşturması sonucu oluşuyorlar.

ADNAN OKTAR: Şahane. Bayağı güzel.

İsmi Osman Atalay İHH’da. Bu çocuklar o kadar tehlikeli yerlere giriyorlar ki. Bombardıman yapıyorlar ya, bomba patlıyor orada, o da orada ekmek dağıtıyor onlar da. Yazık günah bu insanlara. Hem bu kadar hizmet edecekler, “teşekkür ederim, Allah razı olsun” diyeceğine, “Allah gani gani razı olsun, helal olsun size” diyeceğinize “Paraları nereye götürüyorlar?” Adamlar sürünüyor açıkça yani. Sen neden bahsediyorsun gecekonduda falan oturuyorlar. Ne üstte var ne başta var akşama kadar bu işlerle ilgileniyorlar. Oturmuşsun sen “paralar nereye gidiyor?” diye. Şimdi ayıp. Hakikaten şüphelenmiş olabilirsin ama yani bana güven öyle bir şey yok, öyle diyeyim bari. Hep fakir insanlar. Hep gariban insanlar. Nereden çıkarttınız böyle şeyleri?

Bir etiket yapalım. “Sevgide kararlıyız” evet etiket.

Bazı kişilerin ismi yok, cep telefon numarası var. Var mı öyle bir usul?

GÖRKEM ERDOĞAN: Var.

ADNAN OKTAR: Herkes arar onları öyle nasıl oluyor? Sorun olmuyor “yanlış numara kardeşim” falan. Kimlik açısından yani kimliğimiz belli gibisinden gibi değil mi?

Furkan Bora, “Bitkilerde akıl var mı ki insan aklından üstün olsun?” diyor. Yani milyarlarca misli insan aklından üstündür bitkideki akıl. Nefes kesicidir. Tek bir hücresindeki akıl bile, insan aklının binlerce, yüz milyonlarca misli daha fazladır.

BEYZA BAYRAKTAR: Dün planktonları göstermiştiniz, soluduğumuz oksijenin çok büyük bir kısmını onlar yapıyorlar. İnsanın asla yapamayacağı bir şey.

ADNAN OKTAR: Tabii.

“Adnan Bey, memleketin de dünyanın da hali hiç de iyi gitmiyor bence. Sizin bu kadar iyimser olmanız normal mi?” Nagehan Alınç. İşte eğer iyi olsaydı, iyiye gidecek demezdim. Kötüye gittiği için iyiye gidecek diyorum. Çünkü gelen haber öyle. Gelen haberler öyle.

İHH’ya güvensinler. Bak bir daha söylüyorum. Mesela Yemen. Yemen’deki rezaleti biliyorsunuz. Müslümanları ezim ezim eziyorlar. Bayağı yiyecek yardımı yaptılar. Kimse ilgilenmiyor Yemen’le. Dünyanın hiçbir ülkesi ilgilenmiyor. Ciddi kıtlık var, İHH ilgileniyor. Bu kadar hizmete “teşekkür, Allah razı olsun” diyoruz. Başka bir şey denmez.

İsimsiz olanları okumayacağım dediğim için, cep telefonu numaralarını yazıyorlarmış WhatsApp’a. Olur o zaman anlaştık. İsim derken yani bir lakap da olur. Adam işte “Gerzo Dursun” diyor kendine şaka yollu lakabı. “Odun Kamil” diyor. Yani yahut başka “Yakışıklı Numan” diyebilir. “Dehşet Cevriye” diyebilir. Yani ne diyorsa desin.

İHH’nın gönüllüleri yardım yaparken, birçoğu şehit oldular. Bombardımanda orada şehit oldular. Sen oturmuşsun para yığmalarından bahsediyorsun. Adam -can azizdir ya- canını veriyor. Canını veriyor Allah için. Değil mi?

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Taha Akyol, bir tarihçinin kitabından yola çıkarak yazısında; Hazreti Osman (ra)’ın kişisel hataları nedeniyle toplumda ihtilaf çıktığını iddia etti. Hazreti Osman (ra)’ın hilafetinin son altı yılında, makamları ehline vermek yerine yakın akrabalarına vermeye başladığını, bu durumun toplumda gerilim ve ihtilaf yarattığını öne sürdü. Hazreti Ali (kv)’nin uyarılarına rağmen bu durumun düzelmediğini ve sonunda Hazreti Osman (ra)’ın şehit edildiğini söyledi. “Bu olaydan yola çıkarak halifenin yani bir kişinin elinde toplanan büyük iktisadi ve askeri gücün nasıl sorunlar yarattığını görmek gerekir” diyerek üstü kapalı şekilde günümüze gönderme yaptı.

ADNAN OKTAR: Hz. Osman (ra) akrabası, güvenilirse, aklı başındaysa, liyakatlıysa tabii ki göreve gelir. Yani bu bir ayrıcalık değil ki. Hazreti Osman (ra), zaten o zamanın katrilyoneriydi. Yani Multi milyarderiydi. On binler hesabıyla hayvan vardı elinde, develer koyunlar. Yüzlerce binlerce hektar arazisi vardı. Hepsini Allah yolunda harcadı. Onların yakınları çıkar sağlama gibi bir derdi yoktu. Yakınları da mallarını mülklerini Allah için verdiler. Nereden çıkıyor bu yorumlar? Nereden? Gelenekçi Ortodoks bazı arkadaşlar. Niye işlerine gelmiyor? Çünkü Hazreti Osman (ra) geleneğe karşıydı. Hurafeye karşıydı. Kuran Müslümanıydı. Ağırlarına gitti. Yani, o devrin zenginleri, kapitalistleri, malını mülkünü vermek istemeyen tipler tam aksi iddiayla onu kendilerince küçük düşürmeye kalktılar. Halbuki o şahadet mertebesine de ulaştı, cennet mertebesine de ulaştı inşaAllah.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Havuzdan topunu almaya çalışan bir köpeğin videosu var.

ADNAN OKTAR: Ama çok güzel hayvan, bayağı kibar maşaAllah.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Donmuş çiçek resimleri var. Görebiliriz. Donmuş çiçekler, bitkilerin köklerinde bulunan özlerin donması, bitkinin gövdesinden dışarı çıkması ve sonra da genişlemesiyle ortaya çıkıyor. Daha sonra sular çatlakların içinden çekiliyor ve havayla temas ederek donuyor.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel olmuş görünüşü.

Parça güzel ama “sana kurban olurum” diye bir bölüm var, o kelime var. Onu çıkartsınlar. Allah’a kurban olunur. İnsana kurban olunmaz. O şirk olur. Onu çıkarırsanız parça güzel.

“Hocam Mehdi (as) tüm talebelerini bilir mi? Yani üç yüz on üç talebesinin üç yüz on üçünün de kimler olduğunu bilir mi?” Allah katında o üç yüz on üç kişi. Bu zer aleminde söz veren gençler var, üç yüz on üç kişi onlar.

 “Muhteşemsiniz” diyor. Allah razı olsun. Sizler muhteşemsiniz.

“Ben de bekliyorum Che Guevara’ya ne zaman gerekeni yapacaksınız diye. Adam dünya üstü kahraman, sizin eleştirilerinizle ezilmez.” Hadi Sayan. Adam yok ki ezelim. Zaten adam vefat etmiş. Ölmüş gitmiş. Toprak olmuş. Fikirlerini eziyoruz. Nasıl eziyoruz? Darwinizm’in geçersizliğini anlatarak, materyalizmin geçersizliğini anlatarak. Onun dışında anlattıklarımız da doğru. Yani adli kaynaklardan, resmi belgelerden elde ettiğimiz bilgiler. Abartılı olan bir şey yok. Ama katilliği doğru. Kendi yazmış zaten adam öldürmekten zevk aldığını, beyinlerini parçalamaktan zevk aldığını.

“Adnan Hocam maşaAllah. Sizin Ankara havası oynamanızın hayranıyım. On numara” diyor. Hakikaten iyi, Ankara’da. Bilecikli Harun.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Milli Gazete Yazarı Ahmet Yavuz -resmini görebiliriz- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beştepe’de AK Partili vekillere kızıp “bana yeni parti kurdurtmayın” diye bağırdığını iddia etti. Bu durumu şöyle yorumladı: “Bu bağırışın nedeni 15 Temmuz’a rağmen partide ve kabinede bazılarının mücadelede ayak sürümesiymiş. Referandum sonrası iktidar partisinde bir değişimden, sıkı bir tasfiyeden hatta hatta partiyi yeniden kapatıp açmaktan bile bahsediliyor. Siz bakmayın Başbakan’ın ‘FETÖ’nün siyasi ayağı yok, gereken temizlik yapıldı’ açıklamalarına. İktidar içindeki ve MHP’deki FETÖ sempatizanlarına tırpan atılması gündemde” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye’ye bir şey olmaz. Bütün tehlike İngiliz derin devletinde. FETÖ İngiliz derin devletinin bir uzantısı. DAEŞ, diğer terör örgütleri, PKK şu bu falan YPG, PYD hepsi İngiliz derin devletine bağlılar. Onun taburları onlar. İngiliz derin devleti deccaliyettir. Gelenekçi hocalar da “deccal yok” diye Müslümanları uykuya ve sakinliğe yani atalete itiyorlar. Yani atıl olmalarını sağlamaya çalışıyorlar. Kendileri uyuyor. Müslümanları da uyutmak istiyorlar. Bunlara uymamak lazım. Canlı, aktif, çok dikkatli olmak gerekiyor. Milli Gazete Yazarı Ahmet Yavuz, çok aklı başında bir delikanlıdır. Çok derin düşünen, samimi bir gençtir. Resmini bir daha görebiliyor muyum Ahmet Yavuz’un?

ASLI HANTAL: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Sağlam delikanlıdır yani İslam’a Kuran’a bağlılığı mükemmeldir. Yazıları da samimidir.

Karar Gazetesi, sürekli “üst akıl yoktur” yani İngiliz derin devleti yok demek istiyor. Karar Gazetesi’ne bu kitaptan üç-beş tane gönderin de neyin ne olduğunu bir görsünler. Onlar orada çay kahve içip, hiçbir şeyden habersiz yaşıyorlar. Ara sıra lahmacun getirtiyorlar, kokoreç falan. Maaşlarını alıp oturuyorlar aşağıya. Tehlikeyi göremiyorlar. Tehlikeyi görmeleri için bu kitabı okumaları lazım. Okuduğu halde de anlamıyorsa, o da olabilir tabii. Yahut işine gelmiyor olabilir o ayrı mesele. Ama hepsi delilli.

Suriye’de kimyasal silahla çocuklar şehit edildi. İnsanlar şehit edildi. Adamlar diyor ki “Böyle öldürme mi olur?” Yani “Uluslararası kanunla, hukukla bu tarz bir öldürme yasak” diyor. “Kimyasal silahla niye öldürüyorsunuz?” diyor. “Genel maksat bombaları var” diyor. “Varil bombaları var. Otomatik silahlar var. Fosfor bombaları var. Yakarak öldürün.” Parçalara “at bombayı” diyor “paramparça olsun. Yani “yeri göğü birbirine katıyor” diyor. Attın mı bombayı binayı olduğu gibi çökertiyor ama siz ne yapıyorsunuz? Kimyasal silahla öldürüyorsunuz. Bu çok ayıp ve bu çok yanlış” diyor. “Size tavsiyemiz meşru şekilde adam öldüreceksiniz yani bombayla” diyor. Parçalayarak, havadan. Varil bombasını atıp parçalayarak öldürürsen bu savaş suçu olmuyor. Ama kimyasal silah olursa yani gazla öldürürse suç oluyor. Hepsi korkunç. Hepsi dehşet verici. Hepsi gayri ahlaki. Masum insanları, her ne şekilde olursa olsun öldürmek zulümdür ki öldüremiyorlar şehit etmiş oluyorlar.

Che Guevara diyor ki; “Ben silahlı mücadeleye kesin inanıyorum ve inançlarımda kararlıyım, katıyım” diyor. “İnsanı etkin, şiddetli, seçici ve soğuk bir ölüm makinasına dönüştürmeye gerek vardır” diyor. “Bunu zorlamamız gerekir” diyor. Yani “Sistem de bize bunu zorlar” diyor. Bak diyor, “Onların evine, eğlence yerlerine topyekun savaş uygulamamız lazım. Düşmana kışlaların dışında ve hatta içinde bile rahat edebileceği bir an, barışçıl bir an bile bırakılmamalı. Nerede bulunuyorsa ona saldırılmalı. Geçeceği her yer, ona köşeye sıkıştırılmış bir hayvan duygusu vermelidir. O zaman onun morali bozulmaya başlayacaktır” diyor. PKK’nın görüşleriyle aynı bu görüşler. Komünistlerin yani yüz yıldan beri uyguladığı yöntem. Sen bunu baş tacı etmeye kalkarsan, “yoldaşım” dersen, sen de onun yolunda aynı kafada olmuş olursun. Ha Öcalan, ha Che, ha sen. Aynı mantıkta olursun.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Hollanda’da homoseksüel erkeklerin sokakta el ele yürürken saldırıya uğraması sonrası, dayanışma amacıyla ülkede “erkekler el ele” kampanyası başlatıldı. Kampanyaya destek vermek için Liberal Demokrat Parti Lideri Alexander Pechtold ve Parti Üyesi Wouter Koolmees Hollanda’nın Lahey kentindeki yeni hükümeti kurma görüşmelerine el ele girdi. Ayrıca Hollanda büyükelçiliğinin erkek çalışanları da bu durumu protesto etmek için, el ele bir fotoğraf çektirip Twitter’dan paylaşmışlar. Fotoğrafları gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bunlar protesto mu ediyor?

ASLI HANTAL: Evet.

ADNAN OKTAR: Kardeşim aynı yöntemle protesto olur mu? Adamın yaptığını kınıyorsun, aynısını yapıyorsun.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edeceğiz.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü