Harun Yahya

Sohbetler (8 Nisan 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Allah neşemizi artırsın madem neşeli saat diyorsunuz.

ASLI HANTAL: Patileriyle yemek yiyen sevimli bir kedi var. Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Birleşmiş Milletler İdlib’deki saldırı hakkında bir toplantı yaptı. İngiltere BM temsilcisi Rycroft, Rusya hakkında sürekli suçlayıcı konuşmalar yapınca, Rus temsilci şöyle bir açıklama yaptı; “Washington, Londra ve Paris, Suriye’nin meşru yönetimini devirmek konusunda paranoyakça bir fikre saplanmış durumda. Bu İngiltere’nin BM temsilcisi Sayın Rycroft’un şeytani ve diplomatik olmayan davranışı ve oturumda yaptığı konuşmadan da görülüyor. Sayın Rycroft, ülkeme yönelik kalitesiz, profesyonel olmayan söylemler ve suçlamalar yöneltmekten vazgeçin. Sizi bir kez daha uyarıyorum. Arap ülkeleriyle münakaşaya girmeye çalışmayın. Bundan hayırlı bir şey çıkmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, ben diyorum Mehdi zuhur edinceye kadar, bu mesele çözülmez. Kanaatim.

Hazreti Musa (as) diyor ki, “Ya Rabbi göğsüm daralıyor.” Bir işaret var tabii. Orda işarettir. “Dilim dönmüyor” diyor. “Kardeşim Harun’u bana destekçi ver” diyor. Bunların hepsinde işaret, Mehdiyet’e işaret vardır. İşte “evine” diyor, “yüksek bir yerde, akarsu olan bir yerde” diyor. “Vadinin üstünde” diyor. “Göğsünü genişletmedik mi?” diyor Cenab-ı Allah. “Ününü yaymadık mı? Fakirken seni zengin etmedik mi? Delalette bulup hidayet vermedik mi?” Hepsi Mehdiyet’e işarettir aynı zamanda.

Ne kadar güzel çocukların hepsi maşaAllah. Çok nurlular. Mesela hiçbirinizi ne bir diskoda görmüşlerdir. Meşru legal yerlerde de, mesela ne bir kafede, ne bir yerde. Yani böyle uygunsuz bir kıyafetle falan, dışarıda daima kapalı, daima mütesettir (tesettüre dikkat eden) makyajsız, gayet ciddi, saygılı, başı yerde, öyle dışarıda. Hiçbir şekilde buradaki gibi rahat giyinmezler. Burada benim yanımda rahat giyiniyorlar, sevdikleri için, güvendikleri için ama dışarıda asla.

Abdullah Gül’le ilgili ben acele etmeyeceğim. Ben sadece olayı öğrendim. Gereğini yapacağım. Anlatacağım. İzah edeceğiz. Bilgilendireceğiz. Çok fazla bilgi var bende. Böyle bir şey istemiyoruz. Bu dürüstçe bir hareket değil. Yani Tayyip Hoca’nın omuzundan bir yere çıkıp, ondan sonra da millete bunu bu şekilde sunmaya kalkmak. Muhalefetin de samimiyetsiz bir girişimde bulunacağına inanmıyorum ben. Dürüst davranacağına inanıyorum.

“Ne Sünni’yim, ne Şii’yim” diyor, “ben Müslümanım” diyor. Peygamberimiz (sav) ne diyordu? “Elhamdülillah Müslümanım” diyordu. Ben Sünni’yim, diyor muydu? Şii’yim, diyor muydu? Demiyordu. Bediüzzaman da aynı kanaattedir fakat o devrin şartları içerisinde açıkça şunu demiştir; “Yanımda benim sadece Kuran var. Siz de Kuran talebesisiniz” demiştir. Daha ne desin? “Hiçbir kitaba ihtiyaç duymuyorum, sadece Kuran bana yeter” diyor Bediüzzaman. Daha ne desin? “Hem en büyük bir müceddit, hem en büyük bir müçtehit, hem hakim, hem mehdi, hem mürşit, hem kutbu azam olarak, bir zat-ı nuraniyi gönderecek. O da Ehl-i Beyt’i nebeviden olacaktır” diyor. Yani, gelecek zat Mehdi, mezhep kabul etmiyor. Niye? Çünkü en büyük müceddit. En büyük müçtehit. O ne diyecek? “Kuran’a uyalım” diyecek. Tayyip Hocam da o yönüyle, bir nevi mehdidir. Bir nevi. Allah yolunda hizmet eden, insanların hidayetine vesile olan herkes mehdidir, o manada.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Amerika’nın Suriye’ye saldırmasını eleştirdi. Ve “Kendi karar veriyor, kendi uyguluyor” dedi. Esad rejiminin elinde kimyasal silah olmadığı iddiasını, Birleşmiş Milletler’in iki sene önceki açıklamasına dayandıran Ruhani “Esad’ın elinde kimyasal silah kalmadığına göre, bu silah nereden geldi?” diye sordu.

ADNAN OKTAR: O konuyu açıklayacağım. Konuşsunlar çünkü sonra lafı değiştiriyorlar benim konuşmama göre. Lafı değiştiremeyecek hale geliyorlar şu an. Bekliyorum, biraz daha konuşsunlar, anlatacağım kimin yaptığını, neden yaptığını. Acele etmesinler. Şimdi alanı boş buldular. Ferah ferah konuşuyorlar.

Tayyip Hocam’ın Müzik Üniversitesi kurması süper oldu. Gece gündüz “sanata önem versin” diyorum ya, çok hayati bir konu. Sanat ve kalite, daima Tayyip Hocam gündemde tutsun. Bu atağından dolayı da tebrik ediyorum. Müthiş oldu. Ona müthiş avantaj sağlayacak bu.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sayın Devlet Bahçeli, yaptığı miting konuşmasının birkaç yerinde, İngiliz derin devletine işaret eden göndermeler yaptı. “16 Nisan’da Türklüğün bekası için ‘Evet’ demeliyiz. Hedefte Türkiye vardır. Bekamız tehdit çıkmazındadır. Yedi düvelin gözleri üzerimizdedir. Her yolu deniyorlar. 16 Nisan lord kapandır, alçakları boğar. Sevr’de yapamadılar, yine yapamayacaklar” dedi. Ayrıca “İngiltere parlamentosunda olduğu gibi, küresel zeminde hazırlanan siyasi rapor ve incelemeler FETÖ’yü aklamaya yöneliktir. Alayı bir olmuş, aynı sıraya girmiş. FETÖ’nün avukatlığına soyunmuşlardır” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Bahçeli ne zaman konuşsa, kitap gibi. Bu konuşmalar bir araya getirilse, destan olur. Çok güzel konuşmuş. Ağzına diline sağlık. Yedi ceddine rahmet olsun. Yedi ceddi de güzel. Yedi ceddine de rahmet ve hayır diliyoruz.

İngiliz derin devletine sağdan soldan Tayyip Hocam da vuruyor, Sayın Bahçeli de vuruyor. Bu ilk defa oluyor. Daha önce böyle bir şey yoktu. Biz İngiliz derin devletine dikkat çektikten sonra, aydınlarımız da, Rusya da, herkes Amerika da, İngiliz derin devletine balyoz gibi yumruklarını vurmaya başladılar. İlim yumruğunu. Çok güzel.

“Lütfen Diyarbakır’a bir selam” diyor. Hadi selam. Bütün Diyarbakır’ın koçyiğitlerine, aslanlarına, efelerine, kabadayılarına. Diyarbakır yiğit doludur. PKK’ya nefes aldırmayacak benim aslanlarım.

Tayyip Hocam milletin özünü -bizim gecekondularda, köylerde, şehirlerde yaşayan insanlarımızın bir ruh felsefesi vardır- onu temsil eden bir insan. Eskiden böyle olmuyordu. Milletle çatışan bir ruh oluyordu bazen. İşte bu Turgut Özal’la falan biraz o kırılmıştı. Adnan Menderes’le falan da biraz kırılmıştı ama zayıf bir kırılma olmuştu. Millet kendi gibi bir insan istiyor, bu kadar. Yani özetle bu. Konuyu karıştırmaya, hırpalamaya gerek yok. Yani İngiliz derin devletiyle bağlantılı bir adam istemiyor.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Almanya’da kardeşlerimiz, bugün “İngiliz derin devletinin iç yüzü” kitabından okumuşlar. Resimlerini görebiliriz. Ve batıda yaşayan Müslümanların, yanlış bilinen İslam anlayışından bahsedip, ‘Daha sevgi dolu, birlik içerisinde, nasıl hep birlikte hareket edilebilir?’ Tefekkürlerini paylaşıp sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Ne güzel bir topluluk, ne güzel insanlar. Böyle olması lazım. Çarşaflı da olsun, başörtülü de olsun, dekolte hanımlar da olsun, özgürlük olsun. Kadınlara saygı duyulsun. Kadınlar sevilsin, hürmet görsünler.

“Merhabalar Hocam. Yine harikasınız.” Her zaman harikayım, iyi güzel. Fatih Mendi.

Kuran’da benim gösterdiğim bir ayet vardı, Mehdiliğe işaret eden, o ayetleri bana gönderin. İki ayet peş peşe. Çok merak ediyorlar, “Kuran’da Mehdilik var mıdır?” diye. Açıkça Allah bir topluluktan bahsediyor Kuran’da; “Müstakil bir topluluk, ayrı bunlar” diyor. “Bu topluluk özel olarak hidayete vesile olurlar ve dünyada adaleti tesis ederler” diyor. Ne bu? Peygamber (sav)’in zamanında söylüyor bunu. Ayrı bir topluluktan bahsediyor. Ne bu? Ve alenen “bunlar Mehdidir” diyor Allah. Alenen Mehdidir. “Yok” diyorsun, var işte. Araf Suresi 181; 81 de, 1981’e işaret de olabilir tabii. Yarattıklarımızdan;  insanlardan ve o kimselerden. “Ve mim-men (min men); ve o kimselerden. Halâk-nâ; Biz yarattık. Ummetun; bir ümmet, topluluk vardır, ayrı. “Yehdûne; hidayete erdirirler, ulaştırırlar. Yani Mehdilik yaparlar. Bak Yehdune ne demek? Hidayete erdiren, hidayete ulaştıran anlamına geliyor. Bu ne? Mehdinin anlamı ne? Hidayete erdiren hidayete ulaştıran değil mi? İşte aynısı. Yehdûne; Hidayete erdirirler, ulaştırırlar. Bi el hakkı; Hakk'a. “Ve bi-hi; ve onunla. “Ya'dilûne; adaletli davranırlar, adaletle hükmederler. Mehdinin vasfı ne? Adalet. “Hidayete vesile olur” diyor. Bir topluluktan bahsediyor. Kim bu topluluk? Kim? Mehdiyet’e işaret işte.

Mesela, Araf Suresi 184. Sahiplerinde; sahip nedir? Bediüzzaman ne diyor Mehdi için? Sahib-i zaman. Hadislerde nasıl geçer? Sahib-i zaman. Mehdi (as)’nin vasfı nedir? Sahib-i zaman. Ayeti okuyayım.E ve lem yetefekkerû; tefekkür etmez, düşünmediler. Mâ; yoktur, olmadı. Bi sâhıbi-him; onların sahiplerinde. Min cinnetin; delilikten bir şey, delilikle itham ediyorlar. “Sen delisin” diyorlar. Delilikten, akıl hastalığından, zihinsel bozukluktan “bir şey yok onda” diyor. “Biliyorsunuz deli olmadığını.” İn huve illâ; o ancak. Nezîrun; bir nezir, bir uyarıcıdır. Tebliğcidir. İslam’ı anlatır size. Bak nezir. Peygamber ayrıdır. Nezir. Mubînun; apaçık, açıkça.

Şimdi bak yine devam ediyor ayet. Araf Suresi 186: Araf Suresi 184 demin okuduğum. Şimdi bu 186. Men; kimse, kim, kimi. Yudlili allâhu; Allah dalâlette bırakır saptırır. Fe lâ; artık yoktur. Hâdiye; hidayete erdiren kimse, hidayetçi. Hadiye nedir? Mehdi. Bak hidayete erdiren hadiye. Diyor ki “yok” diyor. Kardeşim “Mehdi” kelimesi olarak arıyorsun sen. Bak Hadi’yle Mehdi aynı kelimeler. Aynı kelimeler. Bak, hadiye; hidayete erdiren kimse, hidayetçi. Lehu; onun için. Ve yezeru-hum; ve onları bırakır, terk eder. Fî; içinde. Tugyâni-him; tuğyan, delalet, deccaliyet içerisinde azgınlıkları, isyanları içinde kalırlar. Yani Mehdi (as)’ye uymayanlara ne olur onu anlatıyor Allah. Ya'mehûne; şaşırırlar, şaşkın halde bocalarlar diyor Allah.

Ayette Allah “Allah'ın saptırdığı kimseye artık hidayet verecek yoktur.” (Araf Suresi 186) Onun için, deccala uyan için Mehdi yoktur diyor. Deccala uyduysa Mehdi’yi kabul etmez, diyor. “Ve onları tuğyanları” Deccaliyetin o belası “içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakır” Allah onları diyor. Hani yoktu Mehdiyetle ilgili? Açık işte ifade.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: New York Times, üç gün önceki sayısında: “Erdoğan Kürtlerin oylarını kazanmaya çalışıyor” başlıklı bir haber yayınladı. Haberde, Diyarbakır için: “Kürtlerin resmi olmayan başkenti” ifadesi kullanıldı.

ADNAN OKTAR: Hadi canım hadi. Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.

ASLI HANTAL: Gazeteyi gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Hiçbir Kürt kardeşimiz öyle bir şey söylemez. Niye başkent olsun? Onlar hep İngiliz yanlısı yayın yapıyor. İngiliz derin devletinin etkisi var. İngiliz derin devletiyle bağlantılı hiçbir siyasetçiye oy yok. İngiliz derin devletinin desteklediği hiçbir siyasetçiye oy yok. Prensip bu. İngiliz derin devleti devredeyse, deccaliyet devrede demektir.

Şimdi Fikret’in anlattığı konuyu bir inceleyelim.

Masaüstü Görünümü