Harun Yahya

Sohbetler (12 Nisan 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Hocamız birazdan bizimle birlikte olacak inşaAllah. “Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü” kitabından okuyacağız. Programımızda İngiliz derin devletinin vicdana ve hukuka aykırı uygulamaları konu edilmektedir. İngiliz halkı ve İngiliz devleti ise, İngiliz derin devlet yapılanmasının gerçekleştirdiği söz konusu kirli planlardan uzaktır ve masumdur.

ADNAN OKTAR: “Sevgi ve şefkatle kazanacağız” diyelim etiket.

Bugün kanser hastalarına ücretsiz ilaç verme emri çıkarılmış.  Tayyip Hocam’a ben bunu söylemiştim yaklaşık bir yıl oluyor.

Var mı anlatacağınız?

ASLI HANTAL: Kardeşlerimizin faaliyetlerinden haberler vardı.

ADNAN OKTAR: Tamam.

ASLI HANTAL: Urfa’da on bin adet Evrimin Fosillere Yenilişi isimli kitabınız halkımıza ücretsiz dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah Urfa sallanmış.

ASLI HANTAL: Dağıtıma Urfa ve Antep’ten yaklaşık on beş kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Helal, aslan onlar aslan. Urfa’nın aslanı.

ASLI HANTAL: Ordu ve Giresun’da toplam on bin adet Evrimin Fosillere Yenilişi adlı eseriniz ücretsiz olarak dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Vay vay berekete bak berekete.

ASLI HANTAL: Dağıtıma Karadeniz bölgesinden toplam otuza yakın kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Allah her nefesinizde her adımınıza sevap veriyor inşaAllah.

ASLI HANTAL: Babaeski ve Lüleburgaz’da dört bin adet farklı eseriniz ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma İstanbul ve Trakya’dan yaklaşık on beş kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Mükemmel. Bak hanımlar işte benim kız arkadaşlarım mesture kapalı diyor ki ‘siz dekolteyi savunuyorsunuz’ kardeşim tamam dekolte ama güvenli bir yerde olur dekolte. Mesela burası güvenli burada. Mesela orası sokak orada güvenli görmüyorlar ne yapıyor? Çarşafla tamamen örtmüş mütesettir. Bu doğru şimdi burada Allah’ın emrini yerine getiriyorlar. Burada da Kuran’ın ruhsatını uygulamış oluyoruz. Yine Kuran’a uygun, o da Kuran’a uygun bu da Kuran’a uygun.  Çünkü burada bir tehlike yok biz bizeyiz.

ASLI HANTAL: Bingöl’de beş bin adet Evrimin Fosillere Yenilişi adlı eseriniz ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma Bingöl ve Erzurum’dan on kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah maşaAllah.

ASLI HANTAL: Malatya’da sizin beş bin adet Evrimin Fosillere Yenilişi adlı eseriniz ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma Malatya ve Elazığ’dan on beşe yakın kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan. MaşaAllah elhamdülillah.

ASLI HANTAL: Bir faaliyet haberi daha vardı.

ADNAN OKTAR: Evet. 

ASLI HANTAL: Diyarbakır’da on bir bin ve Mardin’de de beş bin adet olmak üzere toplam on beş bin adet Evrimin Fosillere Yenilişi adlı eseriniz ücretsiz olarak dağıtıldı. Dağıtıma bölgeden yaklaşık on beş kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah yıkılıyor ortalık. Deccalin üstüne üstüne. MaşaAllah bu gidişat güzel. Bu mesture koçyiğitler de mi kitap dağıtanlardan alanlardan mı?

ASLI HANTAL: Dağıtanlardan.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah Allah nurlarını artırsın. Her adımlarına Allah bir sevap versin, her nefeslerine.

Din altmış yaşına gelince yaşanır diye bir inanç var gençler arasında. Din aklı insanın yerine oturduğunda hemen başlanır. O yaşa kadar yaşayacağını nereden biliyorsun? Ve çok samimiyetsizce bir hareket. Akıl baliğ olduğunda dinden sorumlusun. Bak benim arkadaşlarımın hepsi on dokuz yaşında, yirmi, yirmi beş yaşındalar bütün ömürlerini Allah’a hasrediyorlar, Allah’a adıyorlar.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyoruz. Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da “Türkiye ve Rusya’yı birbirlerine yakınlaştıracak kilit proje Türk akımı” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda enerji kaynaklarının bölgenin refahı için öneminden bahsediyorsunuz. Bunun için de siyasi ve dini liderlere büyük görevler düştüğünü dile getiriyorsunuz.

Ürdün’ün ilk bağımsız Arapça gazetesi El Gad’da yazılarınız yayınlanmaya başladı. Günlük tirajı elli beş binin üzerinde olan gazetenin internet sitesi en fazla ziyaret edilen haber sitelerinden. Gazete Facebook sayfası üzerinden yaklaşık üç milyon takipçiye sahip. Yayınlanan “Ortadoğu’nun ardı arkası kesilmeyen savaşları son bulmalı” başlıklı makalenizde yirmi birinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ortadoğu’nun tarihin hiçbir döneminde yaşamadığı bir savaş çemberinin içine düştüğünü anlatıyorsunuz. Savaşların maliyetini para olarak hesaplamanın büyük bir ayıp olduğunu, savaşın en büyük maliyetinin hayatını kaybeden, sakat kalan, evsiz kalan, bir belirsizliğe göç eden insanlar olduğunu vurguluyorsunuz.

İsrail’in önde gelen günlük İngilizce gazetesi The Jerusalem Post’un hem basılı gazete yayınında hem de internet sitesinde “Savunulmazı savunmak” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınız en çok okunanlar listesinde bulunuyor. Yazınızda insanları değiştirmek ve şiddeti durdurmak için bombalardan daha etkili yollar olduğunu, insanlara savaşın mantıksız ve haksız bir kavram olduğunun anlatılması gerektiğini belirtiyorsunuz.

Merkezi Londra’da bulunan Irak’ın günlük Arapça gazetesi olan Ez Zaman’ın hem basılı yayınında hem internet sitesinde “Afganistan’ın ihtiyacı daha fazla asker, daha fazla bomba ve daha fazla silah değil” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda İslam’da hiçbir yeri olmayan hurafeler, uydurma hadisler ve bağnaz inançların Afganistan’ı kaplayan terörün, şiddetin ve acıların başlıca sebebi olduğunu ve radikalizmin tek ilacının ise Kuran olduğunu belirtiyorsunuz. Suudi Arabistan’ın önde gelen İngilizce haber sitesi Riyadh Vision’da “Teröre karşı yanlış mücadele” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda bazı kesimlerin radikalizmle mücadele altında şiddet ortamını körükleyerek Müslüman alemini birbirine kırdırıp yok etme amacını başarısız bir plan olacağını anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Hepsi Allah’ın nimeti olarak oluşan güzel tebliğler. O tebliği yapan yaptırtan Allah kaderde. Biz yapıyormuş gibi görünüyor ama yazan da Allah, yayınlayan da Allah hepsini yaratan Allah. Zamanı gelinde biz kendimiz yapmış gibi görüyoruz.

Rusya’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi, İngiltere Temsilcisine demiş ki “Gözlerimden başka yere bakma” demiş “ben konuşurken bana bakacaksın sakın Rusya hakkında da kötü konuşma” demiş. Yani olaya hepsi uyandı.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe gecesi uçakta bulunamamasının Hz. Muhammed (sav)’in mağara girişindeki örümcek ağı nedeniyle bulunamaması olayına benzetince bu konuşma tepki çekti. CHP’li Bülent Tezcan şunları söyledi; “Peygamberlik referandumla olmaz. Allah’ın gönderdiği vahiyle olur. Türkiye’de siyasetin dine alet edilmesinin en yakıcı en büyük felaketini 15 Temmuz’da yaşadık. Akılları başlarına gelmiştir sanıyorduk ama görüyoruz ki aynı gaflet aynı delalet devam ediyor. İnançlar üzerinden bu seçim kampanyasını yürütebileceğini sananlara diyorum ki Allah da millet de beni affetsin deme noktasına getirmesin” dedi.

ADNAN OKTAR: Canım oradan örnek veriyor. Dinden zaten örnek alınır, Kuran’dan örnek alınır. Mesela Hz. Muhammed (sav) ne yapıyordu? Mütevaziydi. Adam da diyor ki; sen mütevazi bir insansın. Peygamberimiz (sav) mütevaziydi ben de ona benziyorum der. Biz peygamberlere benzemekle mükellefiz. Olaylar benzediğinde de bu güzelliktir. Burada peygamberlik iddiası yok ki. Yanlış. Mesela farz edelim Hz. Ali (kv)’ye Peygamberimiz (sav) talimat veriyor diyor ki “benim yatağıma yat sen gece baskın olacak” geliyorlar Hz. Muhammed (sav)’i bulamıyorlar. Buna benzer bir olay olsa mesela bir evlat babasını kurtarmak için böyle bir şey yapsa aynı Peygamberimiz (sav) zamanında olduğu gibi bu benzeri bir olay dese diyebilir. O bir güzellik yani olayı yeniden yadetmiş oluyor. Peygamber olmadığını biliyoruz biz Tayyip Hoca’nın. Böyle bir iddiası olmayacağı da belli. Bence biraz güzel gözle bakılsa, samimi bakılsa meseleler hallolur. Abartıyorlar.

Hacı emekli öğretmen Zühal Kara. Beykoz’dan. “Çok olumlu, huzurlu, dirlikli, barıştan yana güzel karakterli insanlarsınız. Sizinle ruhum dinleniyor” diyor Beykoz’dan hacı emekli öğretmen Zühal Kara.

“Bunca kötülüğe karşı nasıl böyle dimdik duruyorsunuz? Seni Allah aşkıyla sevmemek elde değil” diyor Nagehan Suruç. Zaten imtihana geldiğimize göre kötülük yoksa imtihan olmayız. Psikopatlar olacak, ahlaksız insanlar olacak, iftira edenler olacak, dangalaklar, densizler olacak, münafıklar olacak. Küffar olacak kafirun. Fasıklar olacak sen onun içinde Müslümanca yaşayacaksın. Allah’ın özel meydana getirdiği bir ortam. Cennet ortamı değil imtihan ortamındayız dolayısıyla seve seve.

Tayyip Hocam’a da kafa takmasınlar. Mesela hapishaneye girenler diyor ki Hz. Yusuf medresesi, Medrese-i Yusufiye’de yattım çıktım diyor. Hz. Yusuf mu olmuş oluyor, peygamber mi? Değil. Tayyip Hocam’a da hayır gözüyle bakmak lazım.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Spor yapan bir köpek var. Videosunu görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Zamane köpekleri. Şimdi kaykay yapanlar, bilgisayar kullananlar…

Temizlik konusunda daha titiz olması lazım vatandaşların da belediyelerin de. Yurtdışındaki fotoğraflara belgelere bakıyorum, her yer tertemiz. Türkiye’ye bakıyorum, kirli yer çok fazla. Ne bulursa atıyorlar sokağa. Elindeki çöpü sokağa atma olayında, geniş bir eğitim politikası yapılması gerekiyor. Her yer için. Yani her türlü malzemenin sokağa atılmaması. Aynen bu sigara kampanyası gibi mühim bir kampanya olarak bunun da gündeme getirilmesi gerekiyor. Resimler var Avrupa’daki temizliğe ait. Onları bir görelim.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz. Fransa’dan bir resim. Fransa.

ADNAN OKTAR: Hem zevkli, hem sanatlı, hem kaliteli. Türkiye de en az böyle olsun.

GÖRKEM ERDOĞAN: Hollanda burası.

ADNAN OKTAR: Yani hükümetin böyle bir politikası olsun. Yani çok rahat elde edeceğimiz bir kalite anlayışı bu. Bak her yer pırıl pırıl. Belediyelerimiz iyi çalışıyor ama birçok yer çok kirli. Ben gidip gelirken görüyorum. Evet o çöplerden örnekler göster.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Sırf belediyenin yapacağı şey değil bu. Mesela denizin kirletilmesi, yolların. Mesire yerlerinin kirletilmesi. Çok korkunç bir şey bu.

GÖRKEM ERDOĞAN: Burası Sapanca. Burası Muğla Fethiye. Van. Seferihisar sahilleri. İzmir plajı. İstanbul Haliç. Diyarbakır. Çanakkale. Bursa Mudanya. Ankara Kızılay. Abant Yayla. Ankara Dikmen Vadisi.

ADNAN OKTAR. Şimdi burada, tabii hep belediyelerin üstüne bırakmakla alakası yok bunun. Vatandaşın titiz olması için gayret etmek lazım. Belediye nasıl baş etsin? Adam suyu içiyor, kaldırıp atıyor kabını. Yahut tatlı falan bir şey yiyor, kaldırıp atıyor. Yani onun durdurulması çok önemli. Belediye her saniye onun peşini takip edemez adamın. Yağmur gibi yağıyor çöp o zaman. Belediyeler de baş edemiyorlar. Vatandaşın eğitilmesi için yani ilgili vatandaşların eğitilmesi için yoğun bir kampanya rica ediyoruz hükümetten. Estetik, sanat ve kaliteye dikkat edilmesi, her yerin temiz olması. Çöp hiçbir şekilde atılmaması. Arabadan fırlatıp atıyor. Mesela sigara içiyor, kaldırıp atıyor caddeye. Bayağı tehlikeli şeyler ve kirli. Yakışıksız hareketler.

“Adnan Bey, sizin gibi yüreği olan herkesi yürekten kutluyorum. Ahit sandığını arama çalışmaları devam ediyor mu?” diyor. Musevilerin en titiz olduğu bu. Evanjelikler de öyle, geceli gündüzlü arıyorlar. Özel ekipler var. Ama o bir yerde şu an saklanıyor. Allah ayette “Onu melekler korur” diyor. İsteseler de bulamazlar söyleyeyim.

Bir daha şu alt yazıyı geçir. “Ben alim değilim. Hoca değilim. Bir Türk vatandaşıyım.” Bu kadar.

“Hayırlı geceler Adnan Bey. Sizi çok seviyoruz. Çok mütevazi bir kişiliksiniz. Düşünceleriniz bize ışık tutuyor. Allah yolunuzu açık etsin. Yardımcınız olsun.” İnşaAllah.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Farklı ötüşler yapan bir kuş var.  Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Yerim ben onun tatlılığını, ballığını, şekerliğini, gagasını magasını patilerini her yerini ısırmak lazım onun.

Peki, şimdi diğer programa geçelim kardeşlerle. Eğer uygunsa.

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımız sona erdi.  Birazdan Hoş Sohbetler programıyla devam edeceğiz. 

Masaüstü Görünümü