Harun Yahya

Sohbetler (16 Nisan 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz. Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sandıkların yüze yakın kısmı açıldı. Resmi olmayan sonuçlara göre Türkiye genelinde evet yüzde 51.4, hayır yüzde 48.6. Türkiye’de 30 büyük şehirden 17’si hayır dedi. 13’ü evet dedi. İstanbul ve Ankara’da son anda hayır oyları öne geçti. İzmir’de büyük çoğunlukla hayır çıktı. Diğer yandan Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de beklenenin üstünde evet oyu çıktı. Ahmet Hakan gibi bazı gazeteciler evet oyuna MHP’den değil Kürtlerden destek gittiği yorumunda bulundular. CHP ise yine sonuca itiraz ediyor. “Sonuçlar meşru değil. Sahtekarlık yapıldı” diyorlar. Seçimin sonuçlarını gösteren bir harita var. Görebiliriz haritayı. Gri yerler hayır oyunun çıktığı iller, yeşil yerler evet oyunun çıktığı iller.

ADNAN OKTAR: İşte ben söylüyorum bak; modernliği ön plana alalım diyorum. Dekolteye saygı duyulsun. Dekolte ile kapalı hanımlar aynı görünümde sunulmaları gerekir. Gerçi Tayyip Hoca son anlarda ataklar yaptı öyle ama. Dekolte hanımları da çıkarttı fakat bu hakim bir düşünce olması lazım. Her yerde. Mecliste de her yerde de. Ve sanat çok ön plana alınması lazım. Kalite çok ön plana alınması lazım. Özellikle kalite çok hayati bir konu. Yani kalite yoksa hayat yoktur zaten. Onun etkisi. Bak tam dediğim gibi kıyı kentler dekolteye çok önem veriyorlar dedim. Dekolteye hükümet önem versin dedim. Değil mi? Büyük şehirler dekolteye önem veriyor, bütün hanımlar dekolte. Dekolte karşıtlığı gibi görünen tavırlardan şiddetle kaçınmak lazım. Fiilen her iki hanım topluluğunu da desteklediğini hükümetin göstermesi lazım. Daha güçlü gösterilmesi gerekiyor. Bak; kıyı illerde kaybedebiliriz dedim ben, söyledim. Hükümetin tavır koyup dekolteyi de desteklediğini göstermesi lazım. Yani kabul ettiğini, koruyup kolladığını göstermesi lazım. Tayyip Hoca tamam elinden geleni yapıyor benim gördüğüm, son zamanlarda ama bunu yapmaya başladı. Daha açık, daha sarih sanata, kaliteye, modernizme, modern hayata önem verildiğinin gösterilmesi lazım. Çünkü hayat modern. Peygamberimiz (sav) zamanının en moderniydi. En modern hayatı seçti.

Dediğimi yapsalar kıyı kentlerin hepsini alırız, hepsi alınır. Yani tamam gelenekçi Ortodoks kesimi de küstürmemek lazım ama zaten onların hakları korunuyor. Yani hiçbir eksiklikleri yok. Otobüste kapalı hanımlara herkes saygı gösteriyor artık, pastanelerde saygı gösteriyor ama açık hanımlara adamlar postallı ayakkabıyla bilmem neyle girişiyor adam. Sokakta laf atıyorlar bilmem ne falan feşmekan. Yayına çıkıyor olay çıkıyor. Dekoltede bir şey yok, insan güzelliği bu. Bütün yayınlarda var. Her yerde var. Yazın bütün sahil kentleri bikini, mayolu hanımlarla doluyor. Tayyip Hoca tamam kendi imkanlarıyla gerekeni yapıyor ama bu çok yetersiz. Ben bir dost olarak söylüyorum. Böyle olmaz.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan referandum sonuçları açıklandıktan sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Adeta yedi düvel saldırdı ama bütün bunlara karşı milletim bölünmedi, parçalanmadı. Bazı ülkelerde seçimler yüzde otuzlarla, yüzde kırklarla yapılıyor ama burada katılım yüzde seksenin üzerinde oldu. Şimdi aç tavuk kendisini buğday ambarında sanırmış. Bazı televizyonlarda bu neticeyi küçümsemeye gayret edenler var. Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar’ı geçti haberiniz yok” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii, kanuni yönden tamam hukuki yönünden mesele hallolmuştur. Bir de hayırlısı olsun. Bir de Allah’ın hükmü değil, nihayet anayasa istersek yine değiştiririz. Kaç defa değiştirdik. Bakarız bir kilitlenme olursa, bir rahatsız edici durum varsa yine değiştiririz. Yahut bir kısmını düzeltiriz. Dert değil yani.

Ne diyelim? “Sevgi birliğine talibiz” diyelim. Etiket yapalım.

Dün Suriye’de Raşidin’de tahliyeler sırasında bombalı saldırıda 92 kişi şehit oldu. 49’u çocuk. Dünyadan çıt yok. Niye? Çünkü kimyasal silahla değil bombayla öldürdükleri için, şehit ettikleri için normal karşılıyorlar. Eğer gazla şehit etselerdi bayağı olay çıkıyor. Ama bombayla “Tamam, bombayla parçalayarak o olur” diyor. Adamların ciğeri parçalanıyor, kafatası parçalanıyor, eli, yüzü, kolları kopuyor “Bu olur ama kimyasal silah olmaz” diyor. Böyle bir anormal açmaz ve mantık var.

EBRU ALTAN: Bütün dünyada tek söyleyen sizsiniz.

ADNAN OKTAR: Ben söyledikten sonra uyandı insanlar. “Bu çok mantıksız” demeye başladılar. “Ne fark eder öyle de olsa böyle de olsa bu cinayet” demeye başladılar.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanımız ayrıca “MHP, Büyük Birlik Partisi ve HÜDAPAR’a gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum” demiş konuşmasında.

ADNAN OKTAR: Evet. Onlar hakikaten çok cansiperane yardımcı oldular, desteklediler.

ASLI HANTAL: Ayrıca Güneydoğu’daki vatandaşlarımıza da verdikleri destek için özel teşekkür etmiş. “Güneydoğu Anadolu’daki tüm illerde on ile yirmi puanlık artışlar oldu. İnşaAllah bu sonuçlar ülkemizin önünde yeni bir dönemin başladığının müjdecisidir. Bu vatandaşlarımıza oylarını ülkenin birliğinden, bütünlüğünden ve kardeşlikten yana kullandıkları için şahsım adına teşekkür ediyorum.”

ADNAN OKTAR: Tabii ki bu oylar AK Parti oyu değil. Referandum oyu. Yani şimdi mesela büyük şehirlerde ilerde oldu muhalefet ama seçim olsa yine AK Parti’ye oy verir büyük iller. Yani o yanlış anlaşılmaması lazım.

Mesela Akdeniz’de sadece bir gün içinde iki bin göçmen denizden kurtarıldı, batmaktan. İnsanların umurunda değil. Mesela balinalar sahile vuruyor yer yerinden oynuyor. İki bin kişi denizden toplanıyor yani boğulacakken toplanıyor. Kimsenin umurunda değil, birçok kişinin. Yani tabii Müslümanların, iyi insanların umurunda da, büyük bir kitlenin umurunda değil.

ASLI HANTAL: Resimleri vardı o haberin Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Halbuki Afrika’ya da kalite götürülebilir. Ama kaliteye sorduğunda karşı. Mesela Libya’ya gitsen desen ki; kadınlar dekolte olsun, müzik olsun, sanat olsun, heykeller, resimler. Hayır der, heykele tükürürüm, resme de tükürürüm, dekolte hanıma da saldırırım der adam veyahut karşı koyarım veyahut hakaret ederim veyahut tavır her ne çeşit gerekiyorsa onu yaparım der. Ama öyle bir ülkede yaşamak da istemiyorlar. Oradan da kurtulmak istiyorlar mesela hiçbir gelenekçi Ortodoks Müslüman, Müslüman ülkelere evladını göndermek istemiyor. Hep Avrupa’ya göndermek istiyor. Hem heykele tükürmek istiyor hem de göndermek istiyor. Böyle bir açmaz var. Yani demek ki bilinçaltlarında beğeniyorlar modern hayatı, kaliteli hayatı ama bilinç üstünde reddediyorlar.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Başbakan Binali Yıldırım balkon konuşmasında şunları söyledi; “Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun, bölücü hainler aklına koysun; kardeşiz, tek vücuduz ve tek bir milletiz, farklılıklarımızla bir bütünüz. Farklı fikirlerimiz, farklı düşüncelerimiz olacak ama birliğimizi, beraberliğimizi koruyacağız. Kimse kimseden üstün değil. Bizim nezdimizde öteki yoktur, beriki yoktur. Kimsenin kalbi kırık olmasın. Kutuplaştırıcı dilden kurtulacağız” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel konuşmuş. Hep isabetli ve güzel konuşuyor maşaAllah.

Bütün bomba denemeleri Müslüman ülkelerde yapılıyor. Bomba imal eden şirketler hep uygulama alanı olarak Müslüman ülkeleri gösteriyor ve uygulama da oralarda yapılıyor. Adam mesela 16 milyon Dolarlık bomba yapıyor hemen gidip Afganistan’da deniyorlar. 16 milyon Dolar hemen o şirkete gidiyor para, adam da deneme yapmış oluyor. Ondan sonra seri üretime geçiyorlar. Bir bomba 16 milyon Dolar. Oluk oluk halktan para toplanıyor, adamlara veriliyor onlar da Müslümanların başına yağıyor İttihad-ı İslam olmadığı için.

Binali Hocam’ın konuşmasını bir daha okusana.

GÖRKEM ERDOĞAN: “Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun, bölücü hainler aklına koysun; kardeşiz, tek vücuduz ve tek bir milletiz, farklılıklarımızla bir bütünüz. Farklı fikirlerimiz, farklı düşüncelerimiz olacak ama birliğimizi, beraberliğimizi koruyacağız. Kimse kimseden üstün değil. Bizim nezdimizde öteki yoktur, beriki yoktur. Kimsenin kalbi kırık olmasın. Kutuplaştırıcı dilden kurtulacağız” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel o yatıştırıcı konuşma. Binali Hocam’ı tebrik ediyoruz. Konuşmaları çok candan oluyor, tam baba adam yani. Fakat Sayın Bahçeli’nin konuşmalarını çok çok beğeniyorum. Mükemmel yani hep heyecan dolu konuşmaları.  

Tayyip Hocam’ın mesela çok güzel bu sözü; “Biz efendi olmaya değil bu millete hizmetkar olmaya geldik.” En çok sevdiğim sözlerden biri bu ve onun bu kadar oy toplamasının ana nedenlerinden biri bu. Ama bak rica ediyorum kardeşi olarak, modernizme çok önem versin. Bir şey olmaz. Gelenekçi Ortodoks Müslümanları biz zaten koruyup kollarız, her yerde saygı görürler. Ama modern kitleye, modern hayata çok ağırlıklı önem vermesi lazım hükümetin. Yani asıl hedef kitlesi onlar olması lazım. Ama bu arada da modern kitle rahat huzur içinde yaşarken gelenekçi Ortodoks kesime de en mükemmel hayatı sunmak lazım. Mesela İsrail’de öyle oluyor; hayat çok modern ama Ortodoks Müslümanları da bayağı iyi koruyor hükümet. Aynısını yapmamız lazım.

Referandum sonucuna saygı göstermek lazım. Demokratik bir ülkeyiz ama dediğim gibi anayasadan eğer memnun olmazsak gerekirse değiştiririz. Yani heyecanlanacak, kargaşa çıkaracak bir durum yok. Her şey sakin, olağan yine devam edecektir. Türkiye’de değişen hiçbir şey olmaz. Yine olgun, yine aklı başında, yine sakin huzurlu bir hayat devam eder.

Hükümet sanatçıya, sanata çok önem versin. Sadece Ortodoks gelenekçi insanların huzur içinde olacağı bir ortam esas olmaması lazım. Çünkü bir süre sonra onlar da mutsuz olurlar. Onlar da Avrupa’ya gitmek istiyorlar, Amerika’ya gitmek istiyorlar. Mesela “Ben bittim oğlumu kurtarayım bari” diyor oğlunu gönderiyor. Oğlunu oraya göndermesinin nedeni kendisinin yaşayamadığı hayatı oğlu yaşasın diye istiyor. Mesela birçok gelenekçi hocanın çocuğuna bakıyoruz ultra modernler. Hepsini Avrupa’ya gönderiyorlar. Çünkü asıl yaşamak istediği hayat o onların. Oğluyla bir fikir ayrılığı yok onun. O sadece artık kaptırmış kurtulamıyor sistemden. Halbuki hem modern hem dindar çok rahat olunabileceğini biz gösteriyoruz.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Arabada yolculuk yapan bir aslanın videosu var.

ADNAN OKTAR: Ahir zamanın aslanları da bir alem. Kedileri bir alem, hepsi bir alem. Hadislerde var “Çok uysal olacaklar ahir zamanda” diyor. Hakikaten çok uysal oldular. “Mehdi (as) devrinde yırtıcı hayvanlar çok uysallaşır” diyor. Bu İncil’de de geçiyor, Tevrat’ta da var, hadislerde de var yani Mehdi (as) devrinde hayvanların uysallaşması.

“Sayın Oktar diyelim dekolte var. Var diye uygulamak mı lazım?” Tabii ki. Yani özgürsün ve bu bir güzellikse, bu bir sanatsa tabii ki uygularsın. Mesela heykel helal olan bir şey yapar uygularsın. Resim helal olan bir güzellik yapar uygularsın. Güzel olan her şeyi uygulamak lazım. Mesela kadına dekolte çok yakışıyor. Bütün Avrupa’da kadınlar dekolte, çiçek gibiler. Avrupa’yı güzelleştiren kadınların güzelliğidir. Avrupa’nın evleri, çiçekleri değil Avrupa’yı güzel yapan. Avrupa’nın kadınları güzel yapıyor. Çok şık giyiniyor genç kızlar, filinta gibi adeta yarışıyorlar şıklıkta güzellikte, insanlar da can atıyor onlara bakmaktan zevk alıyor onların güzelliğinden ve saygıda, hürmette de kimse kusur etmiyor. Avrupa’da kimse bir kadına laf atamaz, kimse hakaret edemez. Dekolte bir hanıma kimse bir şey söylemez.

Allah, Türkiye’nin büyümesini nasip etsin. İttihad-ı İslam’ın öncüsü olmasını nasip etsin. Türklük alemini de birleştirsin Allah. Önümüze çıkan manileri Allah kaldırsın. Hayırla sarsın ülkemizi, bereketle sarsın, kardeşlik ruhunu pekiştirsin, sevgiyi yaysın, modern, sahabeler devrindeki gibi gerçek İslam’ın yaşanmasına Allah imkan versin, yol versin. Allah insanların kalbini açsın, kalplerine ferahlık versin. Ülkemizden Allah fitneyi kaldırsın.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Makaleleriniz hakkında bilgiler vardı. Merkezi Bağdat’ta bulunan bağımsız ve sol çizgiye sahip Arapça günlük gazete Almada’da yazılarınız yayınlanmaya başladı. Yayınlanan “Ortadoğu’nun ardı arkası kesilmeyen savaşları son bulmalı” başlıklı makalenizde 21. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ortadoğu’nun tarihin hiçbir döneminde yaşamadığı bir savaş çemberinin içine düştüğünü anlatıyorsunuz. Savaşlarının maliyetini para olarak hesaplamanın büyük bir ayıp olduğunu, savaşın en büyük maliyetinin hayatını kaybeden, sakat kalan, evsiz kalan, bir belirsizliğe göç eden insanlar olduğunu vurguluyorsunuz.

İnternet sitesi Ortadoğu bölgesinde en fazla ziyaret edilen Lübnan’ın önde gelen Arapça günlük gazetesi Ennahar’da “Rus sınırında NATO silahları” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda savaş stratejistlerinin yönettiği bir dünyanın karanlık bir gelecek demek olduğunu anlatıyorsunuz. Barışın sesini getirecek olanınsa dünyadaki iyilerin ittifakı olduğunu vurguluyorsunuz.

Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden Al-Raya’da “Teröre karşı savaş ama nasıl?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda Amerika’nın radikalizme çözümü sınırlar koyarak değil sevgi ve bilimle olması gerektiğini anlatıyorsunuz. Ve teröre karşı ilmi mücadelede bizimle el ele vermenin önemini vurguluyorsunuz.

Amerika’dan yayın yapan haber portalı News Rescue’da “Dünya nasıl nefes alıyor?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda dünyada var olan hangi sistemi incelersek inceleyelim her şeyin yaşam için tam olması gerektiği gibi Allah tarafından yaratıldığını gördüğümüzü anlatıyorsunuz.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde İngiliz derin devletinin iç yüzünü ortaya koyduğunuz “İngiliz derin devletinin Suriye’deki mafyası PYD/YPG” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Hepsi birbirinden güzel Allah’ın bize sunduğu nimetler.

“Adnan Bey, İslam’ı her yerde anlatacağız diye oradaki insanlara uyum sağlamak zorunda mıyız?” Orhan Canaz. Uyum sağlamayla alakası yok. Dekolte hanımların içerisinde bir hanım dekolteyse hem güzelliğe güzellik katmış olur hem de onlarla dostça ve daha rahatça, arkadaşça yaşamasına imkan sağlar. Çünkü helal olan bir güzellik. Mason için; masonum diyorsun masonla mason oluyorsun. Dinini imanını değiştirmiyorsun ki. O bir dernek. Mesela Kuş Sevenler Derneği var yahut işte Çamlıhemşin Derneği var, oraya gittin miydi ne oluyor? Hiçbir şey olmuyor. Aynı, Çamlıhemşin Derneği’yle alakası neyse bir insanın masonlukla da alakası odur. Herhangi bir dernektir. Amaç sadece dürüst davranmak, hür düşünmek, kaliteli olmak, iyi bir noktada olmak, benimsenen bir insan olmak. Hatta zenginlik şartı da var masonlukta. Üç özellik aranır; ilmi kemal yani ilim sahibi olmak. Hüsnü cemal; güzel yüzlü olmak. Bir de mal-ü enval; zengin olmak. Üç özellik, bunu gördüklerinde değerli görüyorlarsa tavsiye üstüne masonluğa alırlar. Bir dernek bu. Hristiyan koyu dindar Hristiyan olabilir. Müslüman koyu dindar Müslüman olabilir. Ateist ateist olabilir. Hindu Hindu olabilir. Kimsenin dini inancına kimse karışmaz. O zaman nedir burada rahatsız olunacak şey? Yani dünyanın genelinden ne farkı var masonluğun? Aynısı. Ben dinsiz masonluğa yine karşıyım. Ateist masonluğa yine karşıyım. Darwinist masonluğa yine karşıyım. Onlara karşı mücadele ediyorum. Ama yine de masonlar hakikaten dürüst ve kaliteli insanlar. Benim tanıdığım bütün masonlar çok efendi, saygın, İslam ahlakını yaşayan insanlar. O yönüyle çok değer veriyorum. Yok mudur içinde zırtapoz adamlar? Vardır. Türkiye’de de zırtapoz var. Orada var. Olur yani her yerde olur. Biz onlara karşıyız. Ben de karşıyım, herkes karşı olur. Karşı olmayanlar da kendi aralarında oluyorlar. Onlara da ne yaparız? Fikren mücadele veririz. Başka bir şey yapmayız.

Kaderde Türkiye’nin sonu çok iyi olacak ama çok badirelerden geçeceğiz, çok olaylar olacak, çok ürkütücü gibi görünen olaylar da olabilir ama sonuç mükemmel, pırıl pırıl ve aydınlık olacak. Allah’ın gözleri üzerimizde. Allah bizi duyuyor ve işitiyor. Şu anda burada Allah her yerdedir. Allah’ın olmadığı hiçbir yer yoktur. Her yerde bizi dinler, her yerde bizi izler ve her şeyi O yaratır. Biz kendimiz yapıyormuş gibi zannederiz. O da Allah’ın sanatıdır. Mesela hakikaten biz konuşuyormuşuz gibi oluyor. Allah konuşturur. Yani konuşmayı insanın yapabileceği takati yoktur.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Hazır paketli meyveler ve yemişler var, resimleri görebiliriz.

ADNAN OKTAR: İşte Allah bunları hep ahirette soracak. “Nimetten sorguya çekileceksiniz” diyor Allah. Hepsi sanat eseri, hepsi birbirinden güzel. Hepsinin özel bir dizaynı var. Hiçbiri birbirine benzemiyor. Her birinin tadı, kokusu ayrı ve bitkiye hiçbir faydası olmayan sadece insana faydası olan maddeler var içinde. Yani meyveyle bitkinin hiçbir işi yok. Çünkü düşse çürüyüp gider. Ama içinde mineral, vitamin, her şey var insan için faydalı olan. Protein, yağ ne arıyorsan.

Tabii ki evet diyenler de vicdanıyla oy veriyorlar, hayır diyenler de. Genel kültürle değil bu. Yani bilgiyle değil. Vicdanladır. Her vicdana saygı duymak lazım. Zaten bu ortalı bir konu yani elliye ellidir. Yani ortalama, insanların mesela bir kısmı öyle karar verebilir, bir kısmı da öyle karar verebilir. Çekinceleri olabilir, o da vicdanlı bir karar vermiştir o da vicdanlı bir karar vermiştir. Ama içinde tabii ahlaksız insanlar var bu oylamaların içine katılanların içinde, vicdansız insanlar var. Onlar bizi ilgilendirmez ama halkımızın genel topluluğu vicdanlıdır. Evetçiler de vicdanıyla oy verdi, hayırcılar da vicdanıyla oy verdi. Hepsine saygı duyuyoruz. Bilgilik bir şey yok onda. Çok basit bilgiyle bu anlaşılır. Yani dağdaki çobanın da anlayacağı bir konu bu.

“Adnan Bey siz Cumhurbaşkanı’na güveniyor musunuz? Yarın başka biri gelse bu değişen maddeleri kötüye kullansa ne olacak? Bunun vebali size olmuyor mu?” Cumhurbaşkanı’na bütün millet güveniyor ben niye güvenmeyeyim? Tertemiz mümin insan, bütün hayatı gözümüzün önünden geçti, ta çocukluğundan itibaren biliyoruz. Aslan gibi delikanlıydı bak yaşlı başlı bir insan oluştu. Bütün ömrü çileyle geçti. Gazinosu yok, pavyonu yok, eğlencesi yok, şunu yok bunu yok. Acayip zor onun hayatı. Dünyanın en zor hayatını o yaşıyor diyebilirim. Yani eğlenceli bir hayat değil o. Beğenmiyorsan git bir hafta sen onun görevini yap ben senin alnından öpeceğim. Bir hafta, çok değil yani. “Yarın başka biri gelse” başka birini Allah getirir. Tayyip Hoca’yı da Allah getirdi. Gidecekse Allah götürür. Geleni de yine Allah getirir yine Allah götürür. Kötüye kullanırsa biz burada boşa mı duruyoruz? Görevinden alırız. Millet olarak alırız görevinden. Zor olmaz. Allah öyle bir şeye müsaade etmez. Türkiye’de hiçbir zaman için Allah haine müsaade etmedi. Hep hainlerin başı ezildi. Hiç gördünüz mü cumhuriyet tarihinde yahut Osmanlı tarihinde hainlerin kapısının açık olduğunu. Hep Allah mahvetmiştir hainleri. Öyle bir şey olmaz. 

GÖRKEM ERDOĞAN: Sayın Cumhurbaşkanımız’ın resmini görebiliriz önceki hali ve şu an.

ADNAN OKTAR: Bak aslan gibi delikanlıydı daha ilk AK Parti’yi kurduğunda. Bak yaşlı başlı bir insan oldu. O bilmiyor muydu istese parasıyla dünyayı yaşardı. Gider Mekke’ye Medine’ye yerleşirdi öbür hoca gibi. Değil mi? Sakal bırakır asude bir hayat yaşardı. O mücadele cihat yönünü seçti. Cehd yönünü yani. Çileli onun hayatı bütün hayatı çileyle geçti. Daha hala küfreden bağıran çağıran falan. Ama iyi yönü, çok iyi yönü başörtülü hanımlara hakikaten çok eziyet ediyorlardı. O da bizim izzeti nefisimize dokunuyordu, çok ağırımıza gidiyordu. Sakallı insanlara hakaret ediliyordu. Pastanede oturamıyorlardı, bir yere devlet dairesine giremiyorlardı, saygınlık kazandırttı. Bence en hayati konu bu. Bir de ekonomi de rahat şu an gördüğüm yani bir zenginlik ferahlık getirdi Türkiye’ye. Ben pratiğe bakarım. İnce ince detaya gerek yok. Ama tabii bağnaz insan yetişmesine hükümetin engel olması lazım. Yani gelenekçi Ortodoks kardeşlerimizin içinde de yanlış tavırlar gösteren insanlar var. Mesela heykele, müziğe, resme, dekolte hanımlara adamlar nefes aldırmıyor, demedik laf bırakmıyorlar. Yani hayatı onlara cehenneme çevirmeye çalışıyorlar. Bu çok rahatsız edici. Mesela mini şortlu kızlar sokakta gezsin kardeşim. Mesela göğüs dekoltelisi gezsin. Var Amerika’da mesela paten kayıyor genç kızlar şortlu falan çiçek gibi, o sokakları renklendiren, güzelleştiren varlıklar onlar. Adam ne yapıyor? Heykel görüyor tükürüyor. Kadın görüyor hakaret ediyor, ağzını bozuyor. Onlarla uğraşılır mı?

Hala mesela Tayyip Hocamız’ın ölmüş anasına, dindar annesine hakaret ediyor adamlar; ki bu çok büyük bir ahlaksızlık. Bunu yapanların hepsi haysiyetsiz, namussuz bir ruhu savunan görünümdeler. Çünkü bir haysiyetsizliktir bu yapılan şey ve bu bir namussuzluktur. Görünümü böyledir. Bunu savunuyor görünümünde oluyorlar. Haysiyetli bir insanın yapacağı bir şey değil bu, namuslu bir insanın yapacağı bir şey değil. Çünkü namusa karşı tavır almış oluyorsun sen, haysiyete karşı tavır almış oluyorsun. Haysiyete, namusa tavır alanın, haysiyeti ve namusu tartışılır.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Yüksek Seçim Kurulu Başkanı şöyle bir açıklama yaptı; “Bazı sandık kurulu üyelerinin seçmene oy pusulasıyla zarfını mühürlemeden verdikleri görülmüştür. Sandık pusulası mührü taşımayan oy ve zarflar dışarıdan getirildikleri ispat edilmeden geçerli kabul edilecektir. Çünkü bu seçmenin kusuru değildir. Bu uygulama daha önce de yapılmıştır” dedi. Sayın Kılıçdaroğlu da bu duruma itiraz ediyor. “Seçim Kurulu’nun 98. Maddesinde “Mühür olmayan zarflar geçersiz sayılır” diyor. YSK buna aykırı davranamaz” diyor ve bu durumun seçimin meşruiyetine gölge düşürdüğünü söylüyor Kılıçdaroğlu.

ADNAN OKTAR: Kanun hukuk ortada. Kanun hukuka uygun olan görünüm var. Yani ben çok detaylı incelemedim ama kanunsuz bir şey zaten hükümet yapamaz, yapılmasını da teşvik etmez. Daha önceki uygulaması varsa makuldür yani. Eğer değilse hukuki yönden ispat ederler açıklarlar mesele hallolur.

Yüksek Seçim Kurulu’nun mühürsüz zarfları kabul etmesi daha önce beş seçimde kabul edilmişti. Yani aynı uygulama bu altıncı kere uygulanmış oluyor. Garip olan bir durum yok. Ama yine de bakalım inceleyelim hukuksuz bir şey varsa düzeltiriz, düzeltilir fakat olmayan bir şeyi söylemekle olmaz. 

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımız sona erdi. Videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü