Harun Yahya

Sohbetler (20 Nisan 2017; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz. Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü kitabından yine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ne diyelim, ne konuşalım? Bir şeyler mi söyleyeceksiniz?

ASLI HANTAL: Evet.

ADNAN OKTAR: Tamam.

ASLI HANTAL: Hakkari’de PKK saldırında şehit olan Jandarma Özel Harekattan Uzman Çavuş Harun Şenözüar -resmini görebiliriz- Şenözüar’ın sizi çok seven bir insan olduğu ortaya çıktı. Şehidimizin Facebook sayfasında en son üç paylaşımı arasında sizin, “Kendini büyüteni Allah küçültür, kendini küçülteni Allah büyütür. Mümin asla kibir ve enaniyet yapmamalı” sözünüz var. Ayrıca evrimin olmadığına dair sözlerinizi ve bir de A9 televizyonunda yayınlanan ayetleri paylaşmış. Şehit olmadan önce eşiyle son yazışmasında “Eğer şehit olursam oğlumun adını Harun koy.” demiş. Ve hemen ardından şehit olmuş.

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin kuzusu, canım. Allah sana gani gani rahmet etsin. Şehadetini Cenab-ı Allah makbul etsin, kabul etsin, meşhur etsin. Annene, babana uzun ömür, sabr-ı cemil nasip etsin. Ne güzel doğru yoldaydın, ne güzel bilinmeyen bir kahramandın. Cenab-ı Allah seni sevdiği için bu zor dünyadan aldı, ne mutlu sana. Burada kalanlar oturuyorlar bazen ağlıyorlar. Sen kendi haline ağla, kendi haline ağla. Burası cehennemle cennet karışımı bir yer. Çok zordur dünya. O cennete gitmiş daha ne istiyorsun sen? O sana acır yani, haline acır. Sen oturuyorsun ona ağlıyorsun. O sevinç içinde ne güzel. Keşke Allah bize de nasip etse. Helal olsun Harun’a. Harun benim aslanım. Ağabeyinin koçyiğidi, kabadayısı. Kabadayıya yakışacak şekilde, aslana yakışacak şekilde yaşadı. Cenab-ı Allah’ın yüce huzuruna gitti. Allah gani gani rahmet etsin. Helal olsun benim aslanıma. Ağabeyini de seviyordu, evet doğru.

GÖRKEM ERDOĞAN: Şehidimizin sizin sözünüzün olduğu resimde ismi tam görülmemiş galiba. Bir daha görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ağabeyinin kuzusu o. Ağabeyini seven bir aslan o. Ben de onu çok seviyorum. Cennette inşaAllah Allah kardeş eder.

Akın akın gidiyor şehitler. İmrenerek onları izliyoruz. Allah o güzel kervana bizi de dahil etsin. Ne güzel bir son. Allah yatak ölümü vermesin. Şehadet çok makbul. Velilerin sonu şehadettir. Resulullah (sav) de şehit oldu çünkü. O kadın ona biliyorsunuz zehirli et yedirdi, Resulullah (sav) yedi. Onun etkisi devam etti. “Damarlarımda daha hala etkisini hissediyorum” demişti. Vücudu zayıf düştü ondan sonra yani bedeni. Sonra şehit oldu. Çünkü mesela bazen ok atar veyahut kılıç yarası alır mesela kılıç yarası alıyor, bir yıl sonra vefat eder. O şehit olmuş oluyor işte. Mesela o da zehirlenme. Etkisini uzun süre sonra gösteriyor. O da şehit olur. Zaten Hayber’den hemen sonra. Hayber’de oldu o. Hayber’den kısa süre sonra da vefat etti zaten Resulullah (sav).

“Hayır diyen hiç kimse vicdanlı olamaz. Bunlar vatanı bölen hainler.” Mehmet Topçu. “Hayırcıların bir kısmı hırsızlık gibi çirkin buna benzer iftiralar atıyorlar. Bunlara ne söylemek istersiniz Adnan Bey?” Diyor. Hayır diyenler nur gibi Müslüman. Nur gibi tertemiz kardeşlerimiz. Saadet Partisi’nden olsun, diğer partilerden olsun. AK Parti’nin içinde de çok fazla hayır diyen var. Evet dediler ama hayır verdiler. Zaten oy şeklinden belli. Hepsi tertemiz nur gibi insanlar. Alışsınlar bu tip referandumlar sık sık olur, yine olacak. Birçok konuda danışacaklar. Evetçiler hayırcılar olacak. Çok garip bu, biz bir Avrupa ülkesiyiz, aydın bir ülkeyiz. Biz yüzlerce referandum yapacağız, alışsınlar. Hayırcılar, evetçiler hepsi el ele kardeşler. Ne demek yani? Ama referandumun özelliği, elli oy bile fazla olsa o taraf kazanır. Buna da alışacaklar. Şimdi mesela biz diyoruz ki şöyle olsun, böyle olsun. Ama adamlar mesela karşı tarafta kardeşlerimiz kazanabilirler. Yüz oy fazlayla kazanabilir, saygı duyarız. Maksat demokrasi işlesin. Çünkü öyle de olsa fark etmez, böyle de olsa fark etmez. Şimdi Tayyip Hoca ne oldu yani? Diktatör mü oldu şu an? Ne oldu? Büyük bir felaket gibi gösterdiler. Ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Tayyip Hocam halim bir insandır. Gidip konuşsunlar kendisiyle, öyle bir şeyi yok. Mütevazı, kendi halinde bir insan. Onun da bin bir türlü sıkıntısı, zorluğu oluyor. Hiç kimseye de sezdirmiyor.

Zaman her şeyi düzeltecek. Türkiye’nin geleceği güzel, dünyanın geleceği de güzel. Biz güzel günler göreceğiz yani bu neslin durumu çok iyi. Harika bir devirdeyiz biz. Zorluklar olmayacak mı? Olacak, çok büyük olaylar da olacak. Ama ben hayrettir yani mesela Mehdi (as)’yi ben hiç ummazdım Mehdi (as)’ın çıkacağını. Hakikaten hatta yakın zamanlara kadar ben sadece bir inanç gibi görüyordum çok zamanlar. Bayağı alametler çıktı ve kusursuz çıktı, peş peşe çıktı. Şart mı inanmamız? Değil. Farz değil ama oluyor. Hayrettir oluyor. Şaşırtıcıdır oluyor. İsa Mesih, Kuran’da tabii Cenab-ı Allah İsa Mesih kesinkes gelecektir diye bir ifade yok. Ama Kuran öyle anlatmış ki yani ikinci bir anlamı da yok. Hiçbir peygambere “sen kıyamet alametisin” demiyor Allah. Hiçbir peygambere “sana uyanları kıyamete kadar dünya hakimi yapacağım” demiyor. Hiçbir peygambere de “sana iman etmedik hiç kimse bırakmayacağım” demiyor. Mesela Peygamberimiz (sav)’e böyle bir şey dememiş Allah. Hz. İbrahim (as)’e hiç kimseye böyle bir şey dememiş. Sırf “sana” diyor bak İsa Mesih’e, “sana iman etmedik, ehli kitaptan hiç kimse bırakmayacağım, hepsini iman ettireceğim” diyor. Kuran’ın hükmü hak değil mi? Hak. “Yapacağım” diyor Allah. Ve göreceğiz bunu. İşte bu dünya hakimiyeti. Dünya hakimiyeti olmadan bu olmaz zaten, anlamı olmaz ayetin o zaman. “Ölürken” diyor. Sen ne biçim bir adamsın? Ölürken iman geçerli olur mu? Biliyorsun onun geçerli olmadığını. “Sekerat halinde iman edecek” diyor. Sen alay mı ediyorsun bizimle? Sekerat halindeki iman geçerli olur mu? Ayetin hükmü çok açık. Can boğaza gelip dayandığında, sekerat halindeki imanın geçerli olmayacağını herkes bilir. Niye vicdansızlık yapıyorsun? Veyahut niye bilgisizce konuşuyorsun?

Tabii baktı mı ürkütücü geliyor insana. Adamlar ayaklanacakmış falan. Hiçbir şey olmaz Türkiye’ye, hiç. Çalkantılı denizdeki sandal gibi sallanır, o ayrı. Sallanacak, sonuna kadar öyle gider. “Aman aman gidiyoruz, aman aman bu tarafa doğru gidiyoruz” der. Hiçbir şey olmaz. Bilmiyorum öyle çalkantılı denizde kayığa binenler olmuştur, çoktur. İnsan hop oturup hop kalkar değil mi? Bir eğiliyor, bir bükülüyor. “Döndü dönecek” falan diyorsun. Hiçbir şey de olduğu yok. Türkiye de öyle. “Döndü dönecek” dersin, hiçbir şey olmaz. Dedik ki 2017’de de olaylar olacak. Ne zaman dedik bunu? Ta 1979’larda, 1980’ler, 1981’lerde. 2017’ler o zaman için rüya gibiydi yani. Bak, şak geldik 2017’ye. 2023’lerde ben karşınızda olacağım Allah’ın izniyle inşaAllah. E ne olacak? Bayağı bir olay olacak ama o arada. Bayağı olaylar olacak. Hop oturup hop kalacak millet. “Aman gittik gidiyoruz, yandık yanıyoruz” diyecekler. 2023’lerde herkesin yüzünde tebessüm. Niye telaş ettin boş yere? “Ettim” diyor. Boşa ettin işte telaş. Hiçbir şey olmaz. Gayet güzel götüreceğiz, sonuna kadar da gideceğiz.

Tayyip Hocam’la da bu kadar uğraşmaları, ben hiç görmedim hiçbir liderle bu kadar uğraşıldığını. Çok ayıp yapıyorlar. Avrupa işi gücü bıraktı, bas bas bağırıyorlar. Bu nedir bu şamata? Ama Tayyip Hocam şu sanata, kaliteye bir ağırlık verse, bunlar acayip mahcup olacaklar söyleyeyim.

Tayyip Hocam bak ne zaman sözümü tutsa yolu açılıyor. Bu konuda da. Dediklerimi yaptı güzel mesela müzik üniversitesi kurdu, büyük olay bu. Çok büyük olay, çok güzel. Ama yetinmesin. Her yer sanat olsun, her yer estetik olsun. Estetik, güzel şeylerle dolsun. Kaliteyi bakanlık haline getirsin. Kalite, sanat. Bir bakanlığın ismini değiştirecek, kalite sanat bakanlığı şekline getirsin. Mesela gençlik ve spor bakanlığı var. Kalite, spor ve gençlik bakanlığı desin. Veyahut buna benzer. Kültür bakanlığı mesela, kalite sanat kültür bakanlığı, bu kadar. Ama şu kalite olayı çok hayati. Bütün olay bunun üstünde dönüyor bak kalite. Avrupa’nın ana özeliği nedir? Kalite. Asya’nın, Ortadoğu’nun özelliği nedir? Kalite eksikliğidir. Niye herkes Avrupa’ya hayran? Kaliteden dolayı. Kalitenin kalesi olalım. Türkiye kalitenin kalesi olsun. Dünya çapında kalesi olsun. Zor bir şey değil ki bu. Bunu yapalım. Tayyip Hocam “ya Allah bismillah” desin ben yardımcı olacağım, herkes yardımcı olacak, gider. “Nasıl yapacağız?” olur. Mesela Darwinizm’in üstüne gitsinler. “E nasıl olacak?” Allah yardım eder. Nasıl oldu bak, ben üstüne gittim darmadağın oldular. Tek başına üstüne gittim. Olur mu diyorlardı, olacak iş mi diyorlardı. Oldu işte bak, olur yani.

“Muhterem Hocam’a soruyorum. AKP yönetimi şehircilik ve modern insan anlayışını geliştirecekmiş.” İşte ama bunu bir bakanlığa bağlasınlar. Şehir kurarsın da modern de olabilir, yüksek teknoloji ama kalite olmaz. Modern olması kalite anlamına gelmiyor. Mesela Rusya’da da binalar falan mükemmel, Çin’de de ama kalite yok. Çin malı dedi mi adamlar a falan diyorlar, kalite yok. Ama İtalyan malı dedin mi kaliteli.

“Peki Hocam niye haremlik selamlık yapıyorsun?” diyor. Haremlik selamlık yapmadığımızda o da bir dert oluyor. Haremlik selamlık yapıyorsun o da bir dert oluyor. Kız arkadaşlarım böyle rahat ediyorlar. Ben kendi beyanlarıyla “biz böyle rahat ediyoruz” dediler tamam. Onlara göre ben şekil alırım.

Alışsınlar mesela bak İsviçre’de referandumda yüzde 50.3 ile evet çıktı. Herkes kabul etti bunu. Hırvatistan’da cumhurbaşkanlığı seçimi yüzde 50.7 ile. Polonya’da cumhurbaşkanlığı seçimi yüzde 51.5. Demek ki normal.

Oksijen ne nimetmiş. Kimse oksijenin üstünde durmuyor. Ekmek nimet diyorlar. Meyve sebze nimet, oksijen bir an almasan bittin yani. En büyük nimet oksijen görünüyor şu an. Ekmeksiz yaşarsın günlerce, meyvesiz de yaşarsın ama oksijensiz on, yirmi saniye bile yaşayamazsın. Yaşarsın da yani bir acayip şekle girersin, Allah vermesin.

BEYZA BAYRAKTAR: Akciğerlerimizde de sürfaktan maddesi var bugün de arkadaşlarla da konuştuk. O maddeyi yaratmasa Allah insan bedeninde, iki dakikada ölüyor insan, alamıyor oksijeni.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Cem Küçük, o delikanlının üstüne çok gidiyorlar. O çocuğu yalnız zannediyorlar. O yalnız falan değil onu söyleyeyim. Kılına tüyüne dokundurtmayız. Hiç kimse de heveslenmesin, rahatça ezebileceklerini falan zannediyorlar. Yani sizin gördüğünüz görmediğiniz onun bayağı destekçisi, seveni var. Görünmeyenler görünenlerin yüz mislidir. Dürüst bir delikanlı, hiçbir çıkarı yok. Her tür belanın içine Allah rızası için giriyor. Yok şunu dedi yok bunu dedi. İrticalen o anda o heyecanla bir sözler edebilir. Amacına bakacaksın ne amaçla söylemiş. İyi niyetle söylenmiş sözler. Şamataya gerek yok. Ben eleştiriyorum ama ne demek istediğini de biliyorum. Bak yanlış anlaşılır diyorum ben sadece. Bizim çocuklarla konuşturdum. Bak yanlış anlaşılır dedim, tek tek söyledim. Bayağı efendi, terbiyeli çocuk. Hiçbir çıkarı yok onun, hiç. Allah rızası için yapıyor. O delikanlının üstüne gitmek ayıp, günah, yazık. Vatan için, millet için, Allah için gayret ediyor. Bazen irticalen insan paniğe kapılır, heyecanlanır, hamiyet-i İslamiyesi yükselir. Amacını aşan konuşma da yapabilir. Bu insan nihayetinde. İyi niyetini görmek lazım. Yalnız falan zannetmesinler bir daha söylüyorum. Kimse de densizlik yapmaya kalkmasın. Kanunla hukukla kolunu bacağını kırarız. Densizlik istemiyorum. Yok kurşun sıkmalar bilmem neler falan böyle edepsizlikler istemiyorum.

Birçok insan duyarsız. Cem Küçük vatansever bir delikanlı, milliyetçi bir delikanlı. Aman vatan bölünmesin, millete bir zarar gelmesin diye cansiperane birçok kişiyi kendine hasım etmek pahasına ortaya çıkıyor. Sen bu delikanlıyı korkutmaya çalışırsan üstüne gitmeye kalkarsan hiçbir şey yapamazsın. Boşa uğraşıyorsun. Ayrıca o yiğit delikanlıdır, öyle bir şeyden de yılmaz. Bir de yalnız değil onu söyleyeyim bak altını çizerek söylüyorum. Kimse densizlik yapmaya kalkmasın. Kanunla hukukla yakasına yapışırız.

“Mühürsüz oylar niye sayıldı?” diye sinirleniyorlar. Ben buna bir anlam veremiyorum. CHP, HDP zamanında mühürsüz oylar sayılsın diye talepte bulunmuştu. Var mı onun belgeleri sizde?

ASLI HANTAL: Evet, var.

ADNAN OKTAR: Göster.

ASLI HANTAL: Bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin başvurusu.

ADNAN OKTAR: Ne yazıyor?

ASLI HANTAL: “Bir mağduriyetin oluşmaması ve olayın geri dönüşünün mümkün olmaması sebebiyle sehven evet mührünün kullanılmış olmasının oyların geçersiz olmasına neden olacak bir durum oluşturmadığı” şeklinde. “Sandık Kurulu Başkan ve üyelerinin sehven yaptığı hata nedeniyle sandığa yansıyan seçmen iradesinin değiştirilmemesi ve yok sayılmaması gerekmektedir.”

ADNAN OKTAR: Evet, daha önce bak CHP de başvurmuş. HDP’nin de vardı başvurusu.

GÖRKEM ERDOĞAN: “Oy pusulaları mühürlenmeksizin oy verme işlemine geçilmiş” diyor. “Kullanılmayan oy pusulaları mühürlenerek oy verme işlemi devam edilmiş olup sandık kuruluna yapılan sözlü şikayetimiz ile müşahidimizce geçerli sayılmasına ilişkin tutanağımız mevcut olup” ve  “Bu bağlamda hile amacı gütmeyen hatanın vebalinin seçmene yansıtılması hakkaniyet ve hukuka aykırı olduğunu.”  

ADNAN OKTAR: Tamam, demek ki oluyormuş. Bir de kardeşim saplanıp kalmaya gerek yok. Türkiye’nin sahipleri var, millet sahibi. Beğenmiyorsak anayasayı değiştiririz, dert mi yani? Kim karşı olabilir ki buna? Beğenmiyorsak deriz biz beğenmiyoruz. Meclis gereğini yapar. Bir daha seçim yaparız. Ama bir zararını görmedik. Bizi rahatsız eden bir yönünü görmedik. Görürsek, kanunla hukukla gereği yapılır.

“Bütün oyunları sevgiyle bozalım” diyelim.

Biz arkadaş grubu olarak en güzel yönümüz, Kuran’ı samimi anlatıyoruz. Hiçbir çıkar olmadan samimi. Allah’ın kadrini gece gündüz yüceltiyoruz. Ben genellikle din mühendislerini görüyorum. Biz din mühendisliği yapmıyoruz. Allah sevgisinin içerisindeyiz, onu anlatıyoruz. İslam’a, Allah’a, Kuran’a yönelik saldırılara bizim dışımızda cevap veren yok. Hukukla, kanunla bizim dışımızda cevap veren yok. Bütün davaları açan biziz. Kanuna hukuka uygun olarak İslam’a, Allah’a, Kitap’a yönelik her sözde bunu kim yaparsa yanına bırakmıyoruz. Ne ile? Kanunla, hukukla. İnsan fıtratına uygun en makul açıklamaları yapan yine biziz. Sevgisizliğin, gaddarlığın deniz gibi olduğu dünyada sevgiyi, şefkati, merhameti en çok anlatan yine biziz. Duyuyor musunuz başka bir yerde?

ASLI HANTAL: Hiç duymuyoruz.

ADNAN OKTAR: Çok nadirdir. Yapanlar var ama çoğunluk ağırlıklı olarak bizde olduğu görülüyor. Bu kadar görgüye, kaliteye, sevgiye, temizliğe önem veren nadirdir. Bu da ayrı bir güzelliğimiz Allah’a çok şükür. Evrim teorisine karşı dünyada tek topluluğuz mücadele eden, etkili, net netice alan tek topluluğuz. Dünyada benzeri yok. Gelenekçi Ortodoks sistemin İslam’a verdiği zararı görüp en akılcı müdahaleyi yapan yine tek topluluğuz, şefkatli ve akılcı müdahale eden tek topluluk. İslam’ın modern yüzünü, müziği, resmi, heykeli, sanatı her türlü kaliteyi teşvik eden yine tek topluluğuz. İngiliz derin devletine karşı tavır alan yine tek topluluğuz. Dünyada hiç yok, tek topluluk olarak biz varız. Mesela homoseksüelliğin Kuran’a göre iğrenç olduğunu, çirkin olduğunu vurgulayan yine tek topluluğuz. Allah’a şükür. Bakıyorum say say yüzü aşar yani.

Yiğit Bulut, İngiliz derin devletine dikkat çekmiş. Bak biz İngiliz derin devletine vurup kapıyı açtıktan sonra Osmanlı’nın bütün evlatları, Cumhuriyet’in koçyiğitleri bu açtığımız geniş kapıdan akın akın içeriye dolmaya başladılar. Göreyim Yiğit Bulut’u. Helal olsun Yiğit Bulut, adın gibisin yiğitliğin, helal olsun. Bak, birçok bürokrat çekiniyor. Kodumu oturtmuş. Bak Chatham House’a falan hepsine dikkat çeken biziz. Daha önce hiç konuşulmuyordu bu konular. İngiliz derin devletine kimse dikkat çekmiyordu. Bak, açılan kapıdan koçyiğitler, yeniçeriler, Osmanlı’nın aslanları, Cumhuriyetin koçyiğitleri dolmaya başladılar. İşte bu kadar. Bu ne demektir? Tayyip Hocam da bu fikirde demektir. Çünkü başdanışmanlarından birisi bu insan.

Kitabın üçüncü baskısını mecliste kapalı oturumda açıklayacağız Allah’ın izniyle, yer yerinden oynayacak, isim isim belgeleriyle, fotoğraflarıyla. Kaçacak delik arayacaklar. Bana güvensinler. O güvendikleri adamlar hiç güvenmeyecekleri adamlar olduğunu da görecekler.

Bir de çok cıvık Orta Anadolu türkülerini söyleyen tipler türedi. Çok ahlaksızca pis, iğrenç espriler yaparak, genç kızlara çok aşağılık sözler söyleterek iğrenç bir ortam meydana getirerek, lağım gibi bir ortam meydana getirerek güya müzik yapıyorlar. Bu ahlaksızlık, başka bir şey değil. Müziği de berbat ediyorlar. Orta Anadolu’nun sanatını da berbat ediyorlar. Bari söyleme. Bizim iğrençliğe de ihtiyacımız yok, pisliğe de ihtiyacımız yok. Bataklığına oturup internete de yüklüyorsun. Pislik yapma. Genç kızları akıl almaz mahcup ediyorlar çocukları. Yani o iğrenç dünyasına onu da çekiyor.

İnşaAllah, maşaAllah’ı çok kullanmayın. Çok az kullanın. Bak, dediğim gibi konuşmalar biter en sonunda her şey bittikten sonra “inşaAllah, maşaAllah” dersiniz. Her kelimenin başına inşaAllah, maşaAllah olmaz. Yeni gelen bazı hanım kızlar oluyor bilmiyorlar onlar da her lafa “inşaAllah, maşaAllah” öyle bir şey yok. Peygamberimiz (sav) zamanında öyle bir uygulama yok. Ertesi günkü bir olay için “inşaAllah” denir. O an için “inşaAllah” denmez. “Aşağıya iniyorum inşaAllah.” Olur mu? Daha gün içindesin. Öyle bir şey yok. Ertesi gün yahut bir hafta sonra yapılacak şey için “inşaAllah” dersin. Çünkü Allah nasip eder, etmez o anlamda.

Tayyip Hocam gibi delikanlıyı bir daha kolay kolay bulamazlar. Kıymetini bilmek lazım. İyi sahip çıkmak lazım. Tedirgin etmesinler Tayyip Hocam’ı, rahat çalışsın. Şevki güzel, gayreti güzel.

“Bir buçuk milyon oy çalındı” diyorlar. Bu kadar oyun çalınması mümkün değil. Beş bin sandıktan tüm oyların çalınarak yapılması lazım, beş bin sandıktan. Bir buçuk milyon oy beş bin sandıktaki oylar çalınacak. Nereye koyacaksın bunları? Beş bin sandık dolusu oy. Olacak iş mi şu? Yani biraz mantıklı olsunlar lütfen. En az yirmi bin sandıkta usulsüzlük yapılması gerekiyor. Nasıl olsun bu? Bütün sandıklarda müşahitler var, hakimler var, polis var, asker, herkes var. Her partinin elemanları var. Herkesin gözü önünde sayılıyor. Olmuyor böyle. Buna alışsınlar. Çok küçük farklarla referandum kaybedilebilir veya kazanılır. Kaybedebilirdi hükümet. Mesela yüz oyla kaybedebilirdi yüz oy. Saygı duyulacak. Yani ya bu sistemi kabul etmeyeceksin. Kabul ediyorsan da uyacaksın. Referandumu kabul ettiğine göre bitti.

Oy kullanmak bizim hukuki, kanuni vatandaşlık görevimiz. Ama bunu neticelendirdiğimizde buna saygı duymak lazım. Bir mağduriyet olursa düzeltilir. Türkiye’nin sahibi millettir.

Oy kullanmaya gidenlerden üç-beş kişi var mı bizim çocuklardan bir göster.

Sevgisiz, kıskanç insanlar nasıl yaşıyorlar? Yani hayatı zaten Allah zor yaratıyor, bir de sevgiyi kaybedersen bir de kıskançlığı buna eklersen bunu vücut kaldırır mı? Deliye dönüyorlar. Bu kadar kendilerine eziyet etmenin alemi ne? Kıskançlık neyi değiştirir yani?

Kız arkadaşlarımızın güzelliği, nezaketi, kalitesi çok sarsıcı etki yapıyor, nurları. Çünkü alışılmış bir kız tipi değil. Böyle uysal, sevecen, kibar, çok çok temiz, imanlı, cazibeli, tutkulu, aşkı çok iyi bilen pek görülmüş bir şey değil. Nadir olur böyle insan.

“Yakın zaman Çin, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri arasında bir çatışma bekliyor musunuz?” Mümkün değil hiçbir şekilde öyle bir şeye yanaşmazlar. Zaten onları kuran, yöneten güç onu asla kabul etmez. Amerika’nın yönetiminde de, Rusya’nın yönetiminde de, Çin’in yönetiminde de İngiliz derin devletinin müthiş elemanları var, muazzam elemanları var. Dünyadaki dengeyi onlar zaten kurmuşlar. Ama Trump’a mesela gıcık oldular. O da idare ediyor onları şu an. Çin de çok temkinli davranıyor.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Takvim Gazetesi Yazarı Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler, Suriye’deki kimyasal saldırıyı El Kaide’nin örgütüne bağlı beyaz miğferliler isimli grubun yaptığını ve bu grubun da Soros ve İngiliz hükümeti tarafından finanse edildiğini yazdı. “Çünkü İngiltere, Amerika’nın Suriye’ye acil şekilde müdahil olmasını istiyor. Eğer olmazsa yeni kimyasal saldırıları göreceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: O verdiği bilgi doğru. Daha detayları var onun. Ama onlar bir kucaklarındaki kumu döksünler ben anlatacağım. Yani İngiliz derin devletinin uşakları bir konuşsunlar. Neyi niçin yaptıklarını hepsini biliyorum.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Tunceli’de helikopterin düşmesi sonucu şehit olan polislerden Azam Güdendede’nin babasının ısrarına rağmen görevine devam ettiği ortaya çıktı. Bir çatışmada yaralanınca babası mesleğini bırakması konusunda ısrarcı olmuş ama şehidimiz babasına “Azam PKK’lılardan korktu kaçtı dedirtmem. Devletim ve milletimiz için dimdik ayaktayız göğsümüz iman dolu” karşılığını vermiş.

ADNAN OKTAR: Aslan o aslan ağabeyinin kuzusu o. Cennet kuzusu o. Ne yapacaktı? Yatakta da vefat edebilirdi, eninde sonunda vefat edecek ne güzel bak Allah güzelliğiyle nuruyla cennetine almış. Hayır olmuş keşke biz de onun gibi olsak. Nasıl imreniyorum anlatamam. Allah yatak ölümü vermesin.

Şaibeler kardeşim her zaman şaibe iddiası olur şaibe ispat edilmesi lazım. Olmaz öyle.

Trump samimi insan tabii yani vicdanlı bir insan.

Tayyip Hocam Nazım Hikmet’in “Kız Çocuğu” şiirinden okumuş “Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yoktur, şeker bile yiyemez ki kağıt gibi yanan çocuk, çalıyorum kapınızı teyze amca bir imza ver, çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler.” Çok güzel Tayyip Hoca’nın da bu şiiri okuması da güzel çünkü şiirin ideolojisi olmaz. İster komünist olsun, ister ateist olsun güzel bir şiir varsa o anonimdir herkese aittir. Çok iyi olmuş.

“Batıya rağmen evet çıktı bu Mehdiyet’in bereketi midir sizce? Sizin gönlünüzden evet geçmişti ayrıca.” Saadet Kayadelen, Tekirdağ. Tabii her şeyde hayır vardır. Allah bir şey yaratıyorsa Allah’ın istediği odur zaten. Mehdiyet’in yolunu Allah sürekli açıyor tabii.

“Evet oylarının çok az farkla önde çıkması nedendir sizce?” Sözlerimin doğru olduğunu Allah gösteriyor. Kaliteye önem verilmesi büyük şehirlerde insanlar okuyorlar araştırıyorlar. Ne istiyorlar? Tek istedikleri kalite. Ve dekoltenin özgür olması, sanatın özgür olması, hayatın özgür olması. Adamları gösteriyoruz görüyorsunuz konuşmaları fikirleri falan sanata karşı. Hükümetin bu dengeyi düzeltmesini istiyor halk. Yani sanata daha çok değer verilmesi ve sanatçının desteklenmesi, kalitenin en yüksek düzeye çıkarılması. Sırf fabrikalar, yollarla olmaz kaliteyle olur. Ve dekoltenin özgür olması. Bak bütün sahil kentleri hayır verdi niye? Çünkü yazın herkes mayoyla geziyor. Ne demek istiyor? Yani bizim özgürlüğümüzü de bize hissettirin. Bunu vurguluyorlar. Ben de helalliğini vurguluyorum. Hükümet de bunun vurgusunu yapması gerekir.

“Hocam ben Van merkezden Orhan kolay gelsin iyi yayınlar.”

Serra Cansu, “Canım Hocam senin dışındakilerin birçoğu insan fıtratına ters ne varsa din diye anlatıyorlar” diyor.” Tabii taşlayarak öldürme, dövme “elimiz sopaya alıştığı için” diyor gülüyor “Hz. Ömer döverdi karısını” diyor alkışlıyorlar. Niye iftira atıyorsun? Yahut niye yanlış konuşuyorsun öyle diyeyim. Niye bilgisizce konuşuyorsun?

Avrupa’yı en çok irrite eden şey kalitenin Türkiye’de az olması. Hükümetin en birinci hedefi kalite olması lazım. Bütün bu olaylar kaliteden çıkıyor ben söyleyeyim kalite eksikliğinden. Kaliteye bir abansa hükümet olay çok değişecek ben söyleyeyim. Kimsenin söyleyeceği bir şey kalmaz. Tamam tünel açıyorlar, yollar yapıyorlar falan ama kalite duruyor. Kalitede bir gelişme olması lazım. Ve en üst kalitenin hedeflenmesi gerekiyor. Çok az kaliteye önem veriliyor çok yüksek önem verilmesi lazım.

Konuşmacılar hocam diyorlarsa hocamı Adnan Bey olarak alsın. Yani RTÜK öyle değerlendirsin. Çünkü ağız alışkanlığıyla bunu yapıyorlar. Bunu ilk Nokta Dergisi çıkartmıştı “Adnan Hoca” diye ondan sonra hoca diye kaldı. Ben hocalığı kabul etmediğime göre bir de alt yazı geçelim yine. Ben hocalığı kabul etmiyorum alim de değilim. Büyük İslam alimi değilim. Halktan bir vatandaşım. Bir Türk vatandaşıyım o kadar. Ne diyor orada?

SİBEL YILMAZTÜRK: Sayın Adnan Oktar bir din alimi değildir yalnızca bir Türk vatandaşıdır.

ADNAN OKTAR: Evet. Hocam diye oturup hepsini tercüme etmeyelim düzeltmeyelim. Adam hocam diyebilir. Onu şu şekilde Adnan Bey olarak anlasınlar. Ne hoca olacağım? Güzel sanatlar akademisinde okudum, felsefede okudum, ben dini eğitim almadım. Laik liseden mezunum. Ailem de laikti, CHP’liydi. Özel bir eğitim almadığıma göre hocalık nereden geliyor yani? Ben de öyle bir şeyi kabul etmediğime göre.

“Donald Trump’ı ve ailesini korumak New York şehri sakinlerine günde bir milyon dolara mal oluyor” diyor. Ölümünü mü kabul edeceğiz? Tabii ki korunacaklar. Ne kadar garip bir vicdan bu. Ve ne kadar çirkin münasebetsiz bir açıklama. Niye bir milyon dolar olsun? On, on beş, beş, on koruma oluyor o kadar. Niye bir milyon dolar olsun?

“Nazım Hikmet referandumda yaşasa evete basardı Hocam” diyor. Olabilir tabii.

Çünkü CHP’liler çok temiz insanlar, çok aklı başında insanlar. AK Partililer de tertemiz insanlar. Yok yere gerilim oluyor boş yere yani.

Mesela Avrupa’da biz İslam’ı anlatıyoruz Avrupalılar bizi kucaklıyor acayip saygı sevgi gösteriyorlar. Ama bak gelenekçi cübbeli tarzı adamlar konuştuğunda adamlar bütün güçleriyle karşı oluyorlar.

Kısa bir ara verelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü