Harun Yahya

Sohbetler (6 Mayıs 2017; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar’la “Neşeli Saatler” programımıza başlıyoruz. Biz arkadaşlarımızla önce kitap okuyup sohbet edeceğiz. Önce “Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü” kitabından okuyacağız. Bu programımızda İngiliz derin devletinin hukuka aykırı uygulamaları konu edilmektedir. İngiliz devleti ve İngiliz halkı, İngiliz derin devletinin uyguladığı bu sinsi planlardan uzaktır ve masumdur.

Yayınımıza Sayın Adnan Oktar’la devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Ne diyelim? Bir etiket yapalım. “Sevgi en güzel ilaçtır” diyelim. Olur mu? Olur, evet.

Bu elektriği de bize çok mantıklı gösteriyorlar. “Metalin içinde elektrik ilerliyor” falan diyorlar. “Lamba yanıyor” diyorlar “kablonun içinde gidiyor” diyorlar işte “barajdan geliyor” diyorlar. Yani “Gözünüzle görüyorsunuz, kulağınızla işitiyorsunuz” diyorlar. Yani asıl işitenin zaten kulağı yok, asıl görenin de gözü yok. Dolayısıyla görenin göze ihtiyacı olmadığına göre bizim zaten göze ihtiyacımız olmadığı anlaşılıyor.

Mesela baktım herkeste, insanlarda soruşturuyorum alerji var. İşte kedi alerjisi, kuş alerjisi, biber alerjisi, domates, çilek bak buna hiç önem vermiyorlar ama çok hayati bir şey bu. Dünyayı Allah eksik yaratmış özellikle acz içinde yaratmış. Fakat ilacını da yaratmış. Mesela cilt alerjisi için ayrı var, eczaneler dolu zaten. Eczanedeki ilaç kadar hastalık var, hastalıklar kadar da ilaç var. Ama ilaç aldığında da o gidiyor. İlacı yaratan da Allah, hastalığı yaratan da Allah.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni dönemde AK Parti olarak tamamen sizin tavsiyeleriniz doğrusunda bir politika izleyecekleri yönünde sinyal verdi. “Eksikliklerimiz nelerdir, nerelerde hata vardır bunlara bakmamız lazım. Kucaklama ağının çok geniş olduğu bir yaklaşım ortaya koymamız gerekecek. Bu hareket bizi dışladı dedirtmeme noktasında elimizden geldiğince gayret edeceğiz. Önemli olan gönüllere girmektir. Ve ben inanıyorum ki bu başarılabilirse insanların bizlere teveccühü daha da artacaktır. Bunun ilk adımı da hasbi bir ekip kurmak olacak. Karşılık beklemeden çalışan, vatandaşla gönül köprüleri kuran isimler göreve gelecek. Bundan sonra hesabi değil hasbi yani gönül hizmetkar olacağız. Hasbiliğe döneceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş, güzel bir adım, güzel bir amaç görülüyor bunda. Modernleşecek demektir AK Parti. Çünkü gelenekçi Ortodoks sistem ile şehirler ve bütün kıyı şehirleri kaybediliyor bu görüldü. Demek ki modern İslam anlayışı, sahabe döneminin İslam anlayışı esas olacak. Gelenekçi Ortodoks sistemin boğduğu ve boğmakta devam ettiği ve boğdukça da gerileyen AK Parti’deki felsefe değişecek. Demek ki Mehdiyet felsefesini esas alacak Tayyip Hocam, zaten başka bir yolu da yok Türkiye’nin. Avrupa’nın bizi kabul etmesi için Mehdiyet felsefesine mecburuz, sahabe ahlakına mecburuz, İslam’ın ilk dönemine mecburuz. Yoksa “yok” işte “Mevlevi olduk, yok Rumi olduk” Adam “Rumiyim” diyor. Rumi’nin kitabına bakıyoruz “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” diyor “akıllı adam şarap içtikçe daha akıllanır” diyor. Adam Rumi olur tabii Allah’ı inkar eden bir sistem oldu mu, Peygamber (sav)’i inkar eden bir sistem oldu mu Rumi olur, oluyor yani. Ama Anadolu halkı tabii beş vakit namazında, iyi niyetli, Mevlana’yı da kendi halinde beş vakit namazında bir Müslüman olarak biliyorlar. Ama işin orijinali kitaplara göre öyle değil. Kitapları başka birileri yazdı da Mevlana diye biri vardı da yaşamıştır, biz bilmiyor olabiliriz o ayrı mesele. Mesela “Kamil insan” diyor “kafir bile olsa onun küfrü din ve şeriat haline gelir” diyor Mesnevi Beyit 1610 sayfa 129’da. Adam daha ne desin? Bak “Kamil insan kafir bile olsa” diyor küfür de olsa “onun küfrü” diyor “din ve şeriat haline gelir” diyor. “Artık ona uymak gerekiyor” diyor.

Evet, dinliyorum.

 GÖRKEM ERDOĞAN: Yeni dönemde İbrahim Kalın’ın dışişleri bakanı yapılacağı iddialarının doğru olma olasılığının çok yüksek olduğu söyleniyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ay ortasında yapacağı Trump ziyareti öncesi Amerika’ya ön çalışma için giden ekibin içinde İbrahim Kalın da var. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, İbrahim Kalın ve Hakan Fidan ön temaslarda bulunmak için Amerika’ya hareket ettiler.

ADNAN OKTAR: Evet, Amerika modern bir ülke Türkiye’nin de modern olmasını ister. Gelenekçi Ortodoks bir Türkiye istemezler. Gelenekçi Ortodoks Türkiye istemedikleri için de gidip PKK’ya destek veriyorlar. Halbuki biz dindar olsak ama sahabe dönemi dindarlığını yaşasak, Amerika gibi bahçelerimizde güvenlik için tel örgüler efendim kapıda köpekler, beton duvarlar, çelik savunma sistemleri olmasa, herkes birbirini sevse Amerika’daki gibi neşeli, sevinç dolu bir hayat olsa Amerika bizi severek, candan müttefik olarak bağrına basar ve dost olur. Ama her yerde evlerin etrafı dikenli tellerle çevrili. Yalıların olduğu yerden geçiyoruz, denizin kenarından gidiyoruz güya her yer hapishane duvarı gibi, hapishane duvarını da aşmış artık. Kameralar, jiletli teller, beton duvarlar sadece onları seyrediyoruz geçerken, deniz görme imkanı yok. Amerika’da öyle değil. Amerika’da duvar diye bir şey yok dümdüz isteyen isterse girer. Ama yapmaz adamlarda anlayış var, eğitim var, görgü var, kültür var. Türkiye’de herkes görgülü, kültürlü değil bir kısım insanlarda görgü, kültür yok. O da bütün millete mal oluyor. Bizim milletimizin geneli kalitelidir. Ama bir avuç kalitesiz Türk milletini mahvediyor.

Bak diyor ki Mesnevi’de Celalettin Rumi, “Allah’tan” yani Tanrı’dan diyor “vasıtasız olarak verilmeyen ilim” yani doğrudan Allah’tan verilmeyen ilim “gelini süsleyen, kadının ona sürdüğü renk gibi diri kalmaz uçup gider.” Yani “Kadına yapılan makyaj gibidir” diyor. “Cebrail ile gelen din böyle olur” diyor. “Cebrail kanalıyla gelen din kadına yapılan makyaj gibidir” diyor “geline yapılan makyaj daha ilk geceden gider” diyor. “Bana ilim vasıtasız doğrudan Allah’tan geldi” diyor. “Peygamber’e Cebrail kanalıyla geldi, bana doğrudan geldi. Benim dinim” diyor “benim anlatımım sonsuza kadar yaşar bir şey olmaz. Ama onun dini, Hz. Muhammed’in dini yok olup gidecek” diyor. Özetle bunu anlatıyor. Mesela “Mustafa’yı” diyor babasının oğlundan bahseder gibi haşa Resulullah (sav)’e “Mustafa’yı” diye konuşuyor. “Mustafa’yı ayrılık derdi kaplardı. Daraldı mı?” Bak, saygıya bak adamdaki yani münasebetsiz üsluba bak. “Kendisini dağdan atmaya kalkardı” diyor Peygamber (sav)’e. “Cebrail; ‘sakın yapma. Kün emrinde sana nice devletler takdir edilmiştir’” Yani mal, mülk. “Deyince yatışır kendini atmaktan vazgeçerdi.” “Her seferinde intihar etmeye kalkardı” diyor “sana mal verilecek, devlet verilecek deyince dururdu” diyor “Mustafa” diyor. “Sonra yine ayrılık derdi gelip çattı mı” diyor “gamdan dertten bunaldı mı kendisini dağdan aşağı atmak isterdi” diyor “her seferinde” “defalarca intihar girişiminde bulundu” diyor Mesnevi sayfa 294’te. Bu kafada bakan bir adamın Peygamber (sav)’e saygısı nedir? Daha hala dönüyor adamlar hem bunu savunuyorlar hem de habire dönüyorlar. Bir de diyor ki bak “Aşk kafiriyiz biz” diyor “aşk kafiriyiz biz Müslüman başka” diyor “Müslümanlık ayrı bir şeydir” diyor. “Müslümanlığın kafirliğin dışında bir ova” diyor “bizim yolumuz” diyor. Müslümanlığın dışında bir ova “Müslümanlık yok bizde” diyor. Devlet eliyle de dağıtılıyor bu kitaplar, okutuluyor. TRT’de de anlatılıyor. “Uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider” diyor. Sevdasını açıklıyor. “Anlayan vardı mı usulca başını koyar” diyor. Yani sessizce anlaşılır bizim yolumuz diyor. Öyle hemen anlaşılmaz diyor. “Bizim yolumuzda ne Müslümanlığa yer var ne kafirliğe yer var” diyor. Yani biz kafir değiliz ki diyor. Yani sadece Müslümanlığı kabul etmiyoruz diyor. “Müslümanlığı kabul etmeyince insan kafir mi olur?” diyor.  Dolayısıyla ne Müslümanız ne de kafiriz biz diyor. Bu, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tavsiye ediliyor, herkese okutuluyor. İslam aleminin başına da işte yağmur gibi bela yağıyor ondan sonra.

“Hem uydudan hem internetten yayını izleyemiyoruz” diyor. O zaman kısa bir ara verelim.

“Adnan Bey ne zaman interneti açsam her yerde karşıma çıkıyorsunuz. Bir şeyler beni size çekiyor. Etkiliyor, anlamıyorum” diyor, Gülsüm Hanım. Tutkudur. Bilinçaltında çok seviyorsundur. Çünkü aklı açıksın, samimiyeti açıksın, dürüstlüğü açıksın. Nadir görülüyor böyle insanlarda. O yüzden sevgiyi tadamadığınız için sevgiden anlayan, sevgiyi seven bir insanla karşılaştığında doğal olarak, fıtraten sevgi duyuyorsun.

“Hocam Ramazan ayında yine geleneksel iftar yemeği yapacak mısınız?” EvvelAllah. Konakta da yemek vereceğiz. Yine büyük otellerin birinde büyük bir iftarımız olacak. “Sevenleriniz çoğaldı. Büyük bir mekan tutmanız gerekecek” diyor. Seveni çoğaltan, mekanı da genişletir. Beraber yaratır onları Allah.

Demin tam ‘Allah felaket yağdırır’ dedim. Hakikaten dolu büyük bir coşkuyla baktım kapıdan yağmaya başladı. Yani Rumi’nin sözlerini söyledim. Yanlış olduğunu anlattım. “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” diyor. Ahmet diyor, Mustafa diyor Peygamberimiz (sav)’e. Direkt ismiyle hitap ediyor. “Ara ara intihar denemeleri yapardı” diyor. “Sana mal mülk verilecek dendi mi vazgeçerdi” diyor. Ne korkunç bir ifade. Soruyoruz, diyoruz bak bunları yazmış. “Vardır mübareğin bildiği.” O zaman demek ki adam sana küfretse onda da hikmet bulacaksın yani. Sen nasıl adamsın? “Haşa, o mübarek onu söylediyse bir bildiği vardır.” Adam direkt küfürden bahsediyor, anlamıyor musun? “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” diyor. Türkçe konuşuyor adam. “Yok, bizim anlayamadığımız sırlar vardır onda” diyor. O zaman adam sana küfretse onda da sır ara yani. Bu kadar net bir ifadeye sırrı kalmış mı? Homoseksüel izahları ballandıra ballandıra anlatıyor adam. “Onda da hikmet vardır” diyor. Allah Allah. Yani ne yapması gerekir adamın, senin uyanman için?

“Cennetteki tasvirleri nereden yapıyorsunuz? Söylenen her şey Kuran’da ayetlerde yok.” Kuran’da yok, doğru. Fakat Peygamber Efendimiz (sav)’e Cebrail (as) sık sık geliyordu. Sohbet ediyorlardı. Her şey hakkında bilgi veriyordu Cebrail (as). Peygamberimiz (sav)’i hiç boş bırakmıyordu Cebrail (as). Ama Kuran’a geçecek olanları ayrı bildiriyordu. Cennet hakkında bilgi verdi Peygamberimiz (sav)’e, kapsamlı. Yani şahsına bilgi verdi. Peygamberimiz (sav) de uygun gördüklerini anlattı. Cenneti görmüş değil Peygamberimiz (sav). Ama anlatıldığı kadarını aktarmıştır. Hadi anlatılmasının olmadığını düşünelim. Allah diyor ki; “Aklınıza, hayalinize gelmeyen her şey” çok şey diyor “ve istediğiniz her şey” diyor. Şimdi istediğiniz her şey deyince zaten bitti. Orada bizim istediğimiz her şey varsa ben istediğim şeyleri biliyorum. Hepsi vardır orada o zaman. Bak, istediğiniz her şey dediğine göre Cenab-ı Allah, sınır koymamış. Sınırsız. O zaman ben yarış arabası da isterim, yat da isterim. Akla hayale gelmedik şey de isterim. Her şey isterim. “Hepsini yaratacağım” diyor Allah. O ayet yeterlidir. Yani “her şeyi size cennette yaratacağım” demesi yeterlidir. “İstediğiniz her şey” diyor, limit koymuyor Allah. O limitsiz olduğuna göre artık orada Peygamberimiz (sav)’in hadislerinin sadece yönlendirici olduğunu anlarız.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, İslam birliği çağrısı yapan bir açıklama yaptı. Aliyev, İslam dünyasında yaşanan sıkıntılara da işaret ederek; “İslam dünyasında birliğe ihtiyaç var. Maalesef İslam ülkeleri terörden mağdur oluyor. İslam’ın terörle ilişkilendirilmesine karşıyız” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Aliyev çok dindar, aklı başında, sahabe İslam’ını savunan, Kuran Müslümanlığını savunan, şirke şiddetle karşı olan, gelenekçi Ortodoks İslam anlayışına tavır alan, mübarek, muhterem, müberra bir insandır. Temiz, aklı başında bir insandır. Tayyip Hocam gibi o da. O da Kuran Müslümanıdır. Kazakistan Devlet Başkanı da o şekilde. Türki devletlerin başındakiler hep o tarz, birçoğu. Birçoğu da Mehdi (as)’ın yolunu gözlüyor. Yani hepsi Mehdiyet’in farkında. Zamanı gelince her şeyi göreceğiz.

Kovaya Cenab-ı Allah Kuran’da dikkat çekiyor. Kovanın içinde bir çocuk. Kova detayına girmesi zaten fevkaladelik arz ediyor. Allah bir kap sarkıttılar der değil mi, herhangi bir şey? Ama bak kova diyor. Yani kuyuya kırba da sarkıtılıyor, her şey sarkıtılıyor. Deriden oluyor genellikle. Kova pek olmaz yani kuyuya kova pek sarkıtılmaz. Ama bak kova diyor Cenab-ı Allah. Ve; “Hey müjde, içinde bir çocuk” diyor. Bu detaylar durduk yere verilen yani hikaye olsun diye verilen detaylar değil. Hikmetle verilen detaylar. Mesela Hz. İsa Mesih ne diyor? “Elinde kova bulunan birisini göreceksiniz. Onun peşine takılın” diyor. Bakıyoruz, 12 bin yıllık yazıtlarda bile elinde kova olan adam var. Bütün mason mabetlerinde elinde kova olan adamdan bahsediliyor. Üç bin yıllık, beş bin yıllık, yedi bin yıllık, on iki bin yıllık bütün yazıtlarda. Kovanın çapı da aynı, tutuş şekli de aynı. Mesela kovayı yüksekte tutan da yok. Tam böyle aşağıda, bel hizasında kova yani kolu bel hizasında tutuyor. Yukarı kaldırmamış dirseğini. Kova da elinde. Yani çok çok da aşağıda değil. Vücudunun orta kısmında tutuyor kovayı. Ve kovanın ebadı da hep aşağı yukarı birbiriyle aynı. Biçimi aynı, kulp yapısı aynı. 12 bin yıldan beri. Bütün yazıtlarda, açıklamalarda kova burcundan birinin geleceği yazıyor. Zaten kova çağında gelecek ama gelecek kişinin de kova burcundan olacağı söyleniyor.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ta konfederasyon ya da üniter yapı kurmanın, federal bir çözümden daha kolay olduğunu belirterek; “Biz doğru olsa da federasyon için çalışıyoruz. Ancak eğer bu müzakere süreci başarıya ulaşamayacak olursa biz Kıbrıslı Türkler kendi kimliğimizle yolumuza Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak devam ederiz. Bizlerin vilayet olma gibi bir isteği olmadığı gibi Türkiye’nin de yeni bir vilayete ihtiyacı yoktur” dedi.

ADNAN OKTAR: Niye? Vilayet ihtiyacımız olur da zamanı değil. Tabii ki bir nevi vilayetimiz sayılır. Ama bu konuyu sürünceme de tutmaya gerek yok. Zaten bitmiş bu konu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; bitti yani. Neyini zorluyorlar bunun? Karşı taraf bir toprak koparmak peşinde. Bir şeyler koparmak peşinde. Yani işi çok özür dilerim de kaba tabirle pişkinliğe veriyor bazıları. Uzatıyorlar, çok ayıp yapıyorlar. Karşılıklı dostluk, sevgi anlayışı içerisinde böyle şeyler olmaz. Biz Kıbrıs’ın büyük bölümünü onlara verdik. Bizim tapulu malımız Kıbrıs. Yani resmi tapusu üstümüze şu an. Ülkelerin resmi tapuları vardır. Ona göre tespit yapılır. Resmi tapu üstümüze. Buna rağmen onlara verdik. Abdülhamit verdi zamanında. Biz de hakkımız olan kısmı geri aldık. Bu kadar. Ki çok az bir kısmını geri aldık. İstesek hepsini alırdık.

Trafiğe bakıyorum da yine biraz kalabalık. Yer altından çok fazla yol yapalım. Tayyip Hocam paralı yol yapsın yer altından. Çok fazla yol olsun. Kolaylık olur. Yani iş çıkışlarına falan bakıyorum bayağı tıkanma oluyor. Bir de ne kadar çok biçimsiz ev yapmışlar İstanbul’a? Güzelim şehri ne hale getirmişler? O güzelim dağların doruklarına falan, ormanlıklara falan çok berbat gecekondular yapmışlar. Çok berbat evler yapmışlar. Yazık, günah bu şehre. Mehdi (as) devrinde bu şehir tamamen yeniden bir elden geçecek. İstanbul cennet gibi hale getirilecek. Adeta cennet gibi olacak.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sahibiyle birlikte dondurma yiyen bir kedi var.

ADNAN OKTAR: Bu tatlılık nedir böyle?

Çarşılarda, pazarlarda çok fazla vatandaşımız, kardeşimiz, hanımlardan, beylerden resim çektiriyorlar. Ama çok çok fazla oluyor. Yani öyle bir tane, iki tane, on tane değil. MaşaAllah. Sevgileri çok güzel. Her kesimden. Yani sağdan da, soldan da insanların sevgisi, teveccühü gün geçtikçe çok çok artarak, katlanarak gelişiyor. Çünkü neden? Ben her fikre açığım. Her insanı severim ben. Komünist de olsa severim. Yeter ki terörist olmasın. Ateist de olsa şefkat duyarım, sevgi duyarım, Allah’ın yarattığı kul olarak. Hristiyan, Musevi zaten çok severim. Bu çarşıda gezerken yüzlerce hanım resim çektirdi. O hanımlardan bir tanesinin resmini gösterelim, o paylaşmış Facebook’unda.

“Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beyne's-sema ve'l-arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder” diyor. Şu an olan olay da o yani. Hayret edecek şekilde dolu yağdı. Hakikaten çok şaşırtıcı.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz fotoğrafı. Çok tatlı.

ADNAN OKTAR: Evet, çok şeker bir hanım. Allah sevgisini arttırsın.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Abdullah Gül, sosyal medyada kendisi hakkında hakarete varan söylemlerle bir kampanya yürütüldüğünü belirterek; “Bunun nasıl organize olduğunu dünya alem biliyor artık. Bunun karşısında sükutu da çok üzüntüyle karşılıyorum. Kamuoyunun vicdanına bırakıyorum” demişti. Karar Yazarı Hakan Albayrak; “Bu sitem herhalde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a. Yaptığı her şeyi Reisçilik namına yapan Pelikancılar bir iddiaya göre Erdoğan’ın bazı yakınları tarafından organize ediliyor. Bu iddia doğru olmasa bile Erdoğan’ın Pelikancılar üzerindeki otoritesi tartışılmazdır. Ve söz konusu çirkin kampanyayı durdurmak için durun demesi yeterlidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Yazık, günah tabii. Abdullah Gül kendi halinde bir insan. Yani bir hırsı, iddiası olacak bir tip de değil. Olsa da zaten teveccüh görmeyeceğini bilir. Gereksiz, tedirgin olanların o tip ataklar yapması; Tayyip Hoca da gidip aleyhine konuşun falan demez. Ben Tayyip Hoca’yı tanırım. Öyle bir şey diyecek insan değil. İhtiyacı da yok. Birçok muhalifi var. Hangi muhalifine gidip, öyle bir faaliyette bulunun demiş de ona yönelik öyle bir faaliyette bulunun desin? Yüzlerce, binlerce muhalifi var. Hepsini kendi haline bırakıyor. Birçoğunu da affetti. Dolayısıyla onun pek bir anlamı yok.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Minik, sevimli bir köpek var.

ADNAN OKTAR: Şundaki enerjiye bak. Saniye boş değil.

Tek bir şimşeğin yaydığı enerji dahi Amerika’daki tüm elektrik santrallerinin ürettiği enerjiden daha fazlaymış.

Gençlerle yine bir resim daha var. Bir göster bakayım.

GÖRKEM ERDOĞAN: Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, her yerde böyle gençler, genç kızlar, hanımlar. Çok güzel bir hanım, böyle orta yaşlı bir hanım yaklaştı. Yazık, sevgisinden ağlıyor böyle hayret ettim. Hizmetimizden çok memnunlar yani samimiyetimizden.

“Hocam sizin samimiyetinizi her cümlenizde hayranlıkla izliyorum. Bir konu hakkında olabilecek her yönüyle en vicdanlı, en adil şekliyle değerlendiriyor olmanız insana güven veriyor.” Hakikaten çok samimiyetsiz hareketler. Mesela Ahmet Hakan; İngiliz derin devletini çoluk çocuk bile olsa görür. Bütün dünya görmüş. Binlerce olayı var. Bütün Ortadoğu’yu haritayla belirlemişler. Cetvelle çizip, paramparça etmişler. Çanakkale’ye gelmişler adamlar, kendilerini göstermişler. Her şeyi yapmışlar. Anadolu’nun parçalanmasını onlar organize etmiş, Sevr’i onlar organize etmiş. Kendileri söylüyor zaten. Niye inkar ediyorsun? Bütün tarih bununla dolu. Niye inkar ediyorsun? Zorun ne? Binlerce olayı nereye kaldıracaksın? Halen de devam ediyor adamlar. Halen de gönderiyorlar İngiltere’den akın akın adam gönderiyorlar. Tam liste vereceğim. Açıklayacağım önümüzdeki günlerde.

Neler almışım alışverişten, bir göreyim bakayım. Gidip yiyeceğe para veriyorlar habire. İnsanın sağlığı bozulur o tip şeylerle. Böyle şeylere para vereceksin. Ucuz da yani bak verilen emeğe göre çok ucuz bunlar.

Türkiye nihayet yakasını tamamen bazı şeylerden kurtardı elhamdülillah. Rusya, İran, Türkiye anlaştılar. Suriye’nin bütünlüğünü esas alan bir politikaya Türkiye yöneldi. İngiliz derin devletini bu kudurttu. Çünkü onların planında Suriye’nin parçalanması vardı. Tayyip Hocam aslan gibi şöyle bir kükredi. Mesele çok iyiye doğru gidecek inşaAllah.

“Adnan Hocam, öncelikle size başta çok önyargılı yaklaşıyordum. Sizin yanınızdaki bir arkadaş sayesinde yazılarınızı okudum. Kanalınızı izledim. Gayet mantıklı konuşuyorsunuz. Hakkınızı helal edin. Hüseyin Nihal Atsız hakkında ne söylersiniz?” İşte ateist olmasa Türk milletine olan sevgisi güzel ama ateist olması felaket. Darwinist.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: 21 Nisan’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Kıbrıs açıklarında sismik arama faaliyetinde bulunan Barbaros Hayrettin Paşa Gemisi’ne Rum yetkililer tarafından telsizle “Rum Ekonomik Alanı’nda arama yapıldığının mesajını kabul edin” uyarısında bulunuldu. Bunun üzerine gemi mürettebatı da telsizden Rum yetkililere Mehter Marşı dinleterek karşılık verdi.

ADNAN OKTAR: Güzel olmuş. Kadro sağlammış.

Dindarlıkla modern hayat iç içedir. Eskiden bize dindarlık varsa modern hayat olmaz, modern hayat varsa dindarlık olmaz diyorlardı. Zaten şu an bizi durdurmaya çalışmalarının nedeni de o. ‘Aman’ işte ‘Dekolte olmasın, müzik olmasın. Allah’tan bahsetmeyin, dinden bahsetmeyin.’ Yani kastettikleri bu. Yani o ayrımı yapacak ki adam netice alsın. Biz de yolumuza devam ediyoruz. Bazı tipler için söylüyorum tabii.

İnsanlara, “Eğer Müslümansan güzel bir lokantada yemek yiyemezsin, güzel giyinemezsin, güzel arabaya binemezsin, güzel evde oturamazsın. Bir lokma, işte kırk lokma bir hırkayla idare edersin’ falan gibi bir mantık vardı. Biz bu mantığı yıktık. Müslümanları felç edecek, Müslümanları kendi içinde boğacak bir sistemi kurnazca din adına uydurmuşlardı. Ve yavaş yavaş Müslümanları bu sistemin içinde boğuyorlardı. Biz bu çemberi kırdık, yıktık, aştık Allah’a çok şükür.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sayın Erdoğan şu an Bahariye Mevlevihanesi’nde Mukaddes Emanetler Işığında Sergi ve Konferansı Toplantısı’nda konuşuyor. Şunları söyledi; “Mukaddes emanetlere ev sahipliği yapmamız en büyük iftihar kaynaklarımızdan biridir. Dün bize hasta adam diyenlerin bugün siyasi hastalıkların pençesinde kıvrandıklarını görüyoruz. Mukaddes emanetlere kıyamete kadar canımız pahasına sahip çıkmakta kararlıyız.”

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş. Tayyip Hocam samimi delikanlıdır.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Adı sık sık CHP liderliği adaylığıyla geçen Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir’de bir hayvanat bahçesi yaptırdı. Ancak hayvanat bahçesinin çevresindeki tellere elektrik verdirtti. Bu uygulama insanların büyük tepkisine neden oldu. Çünkü hayvanlar bu uygulamadan dolayı ölüyorlar. Nitekim sosyal medyada yayılan bir görüntüde, bir rakunun yaşam alanını çevreleyen elektrikli çitte akıma takılarak dakikalarca elektriğe maruz kaldığı ve can çekiştiği görülüyor.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

ASLI HANTAL: Yoktu filmi.

ADNAN OKTAR: Zaten öyle bir şey suç olur. Çok anormal. Bir insan da ölebilir.

CHP’nin Genel Başkanı falan iyi iyi. Genel başkanları iyi, kendi genel başkanları. Onu değiştirmesinler. Değiştirmeyi de düşünmesinler. Yapacakları şu olabilir. CHP’yi solun en sağına kaydırsınlar. Nurcularla görüşsünler, Süleymancılarla. Halkı kucaklasınlar. Modern İslam anlayışını savunsunlar. Cayır cayır başkan da olur. İktidara da gelir. Hiçbir şey olmaz. Yani halkı sevmeleri, köylerdeki halkla iç içe olsunlar. Gecekondulardaki halkla iç içe olsunlar. Özellikle tarikatlara şefkat göstersinler. Olur.

Sanatçı insanlara çok özen göstermek, onları koruyup kollamak, desteklemek lazım. Ve süratle sanatçı sayısı düşüyor o zaman.

Bazen Türkiye’de kalan yabancı modeller çok bozuluyorlar. Yani ben buraya geliyor kişiliklerini görüyorum, hayretler içinde kalıyorum. Zannediyorum Laleli’de orada burada bazı kişiler onları çok bozuyorlar. Yani karakterlerini, kişiliklerini çok bozuyorlar. Çocuklar bir garip oluyor yani. Bir acayip.

“Yaşım on yedi. Sizin büyük takipçinizim. İyi ki varsınız” diyor. “Bana dua edin” diyor.

“Adnan Bey Yecüc Mecüc bizim yaşadığımız boyutta mı yaşıyor? Şu an hayattalar mı?” Teröristler işte. Yecüc Mecüc o.

“Adnan Bey masonluk sizin için din gibi bir inanç mıdır?” diyor. Masonluğun hiçbir önemi yok. Masonluk sadece seçkin insanların bir araya geldiği bir topluluk. Ama bazı masonluk türleri de pek beğenilecek gibi değil. Çünkü aralarına çok yoğun ateistleri alıyorlar, dinsizlik hakim oluyor, masonluk içerisinde. Böyle olmaz. Daha derinliği olan bir konu olduğu için, masonluğa daha derin gözle bakmaları lazım. Ben yani mesela bana otuz üç dereceli mason diploması verdiler. Benim için o diplomanın hiçbir önemi yok. Benim için Müslümanlık önemlidir. Diploma beni hiç ilgilendirmez. Diploma almış olmak, almamış olmak, mason olmak olmamak önemli bir konu değildir. Yani mesela Kırşehirliler Derneği vardır üye olursun ama Müslümanlık önemlidir. Kırşehirliler Derneği üyesi olup olmamak bir konu değildir. Orada en fazla hemşerilerini görürsün. Masonlukta da seçkin bir arkadaş çevren olur, onları görürsün, onlarla konuşursun. Ama ben o tip şeylere hiç önem vermem.

“Fethullah Gülen’i bir de Adnan Oktar’dan dinleyin.” Bunun videosu var mı? “Fethullah, Mehdi’yi bizzat kendi gözleriyle görmüş.” Tabii görebilir. Görmüştür. Gördüğü için zaten tavır almış oluyor. Yani deccal de Mehdi (as)’yi gördüğü için zaten tavır alıyor. Süfyan da Mehdi (as)’yi gördüğü için tavır alıyor. Fethullah Gülen de gördüğü için tavır almış oluyor. Ben Fethullah Gülen’in konumunu daha önce söyledim. “Kahtani” dedim. Kahtani, Mehdi (as)’yi görmeden Kahtani olmaz. Anti Mehdi bir harekettir Kahtani hareketi. Ben bunu söyleyeli beş yıl oluyor. Beş yıl önce söyledim “Kahtani’dir” dedim. Kahtü beladan gelir. Kaht. Bela anlamına gelir. Kan döken insandır Kahtani. Mehdi (as)’ye karşı bir harekettir. Mehdiyet onu ortadan kaldırıyor. Kahtani hareketini ortadan kaldıran Mehdiyet’tir.

“Fethullah Hocamız’ın kapalı konuşmasından anladığımız Türk İslam Birliği’ni canı gönülden isteyen bir insan. İttihad-ı İslam’ı canı gönülden isteyen bir insan.” Doğru. Onu istiyor. İngiliz derin devleti de istiyor. Ama Kuran’a uymadan. İslam’a uymadan bir İttihad-ı İslam istiyorlar. Yani istemiyor değil ki adam. İstiyor zaten. Halifelik de istiyorlar. Ama Kuran olmayacak yani İslam şeriatı olmayacak. Bunu kabul edersen “tamam” diyor. Bir şey demiyor. “Hayatını ona adamış bir insan. Bu net. Mehdilik geldiğini biliyor Fethullah Hoca. Mehdi geldiğini çok iyi biliyorlar. Çok detaylı anlatıyorlar.” Doğru. “Bizzat gözüyle gören bilen bir insan Mehdi” diyor. Doğru. “Fethullah Gülen öyle tereddütlü olan bir insan değil. Ta yüzündeki çizgilere kadar tarif eden bir insan.” Tabii. Yani bunu masonluk da biliyor. İngiliz derin devleti de biliyor. Kahtani de bilir. Süfyan da bilir. Deccal de bilir. Bilmese zaten Kahtani olamaz. Deccal, Mehdi’yi bilmeden Deccal olamaz. Süfyan Mehdi’yi bilmeden Süfyan olamaz. Bunlar anti Mehdi hareketlerdir. İnsan karşıtını bilmeden onunla mücadele edebilir mi? Değil mi? Benim Kahtani olduğunu söylemem, beş yıl önce söylemem ve dediğimin aynısıyla çıkması bir harikadır. Kahtani kan akıtacak bir insandır. Bela getirecek bir insandır. Kan akıttı ve bela getirdi. Doğru. “Mehdi’den önce çıkacak.” Bu da doğru. “Mehdiyet onu ortadan kaldırıyor.” Bu da doğru. Deccal da zaten bütün dünyayı birleştirmek istiyor. Kahtani de İslam birliği istiyor ama kan ve şiddetle istiyor. İşte Rumilik hakim olacak. İslam şeriatı olmayacak, yani Kuran olmayacak. Yoksa adamlar istiyor. İstemiyor değil ki.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan bu akşamki konuşmasında şöyle söyledi: “Asırlar boyunca İslam’ın ve Müslümanların en nadide eserlerine ev sahipliği yapmış Suriye ve Irak topraklarında yaşanan vahşet, yüreğimizi parçalıyor, yakıyor. Bazen şunu söylüyorum, ah Suriye keşke seni tanımasaydım. Tanıdıktan sonra tabii ki bu çok daha ağırımıza gidiyor. Bütün o eserlerin yer ile yeksan olması bizi gerçekten yakıyor, yıkıyor. Milletimizin tamamının katkılarıyla oluşturulacak bir fon aracılığıyla mübarek üç aylar boyunca Mekke ve Medine'de bulunan dünyanın her köşesinden gelmiş gariplere yardım ulaştıracak bir mekanizmayı kurabiliriz. Bunun da gayreti içinde olmamız gerekir diye düşünüyorum.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam tabii iyi niyetli bir insan. Ama Mehdiyet’in dışında Suriye’ye hiçbir çözüm yok. Bunu açıkça söyleyeyim. Yani bu vahşet, bu bela devam edecek. Maalesef. Mehdi (as)’nin zahir olmasıyla da ortadan kalkacaktır. Türkiye istediği kadar garantör olsun, Suriye garantör olsun, Amerika bile garantör olabilir. Hiçbir şeyi değiştirmez. Çünkü orada bir iç çatışma var. Herkes kendi dediğinin olmasını istiyor. Hepsinin üstünde Mehdi (as)’nin dediği olacak. Konu bitecek. Yoksa bu konu bitmez. Türkiye “bizim dediğimiz gibi olsun” der. Rusya “bizim dediğimiz gibi olsun” der. Suriye “bizim dediğimiz gibi.” İran da “bizim dediğimiz gibi olsun” diyor. Hiçbirinin dediği gibi olmayacak. Mehdi (as)’nin dediği gibi olacak.

“Kahtan kabilesinden bir kişi çıkıp da insanları asasıyla sevk ve idare etmedikçe kıyamet kopmaz.” (Müsned 18/103. Hadis Numarası 9395)

Kurtubi diyor ki; “Değnekle sevk etme tabiri, Kahtani’nin halkı zorla galebe çalmasından ve halkın ona boyun eğmesine kinayedir.” Yani şiddet kullanacak. Asker gücü olacak. Polis gücü olacak. Askerin polisin içinde yapılan işte. Darbeyle yani. Asası dediği yani sopasıyla. “Şiddetle iktidara gelmek isteyecek” diyor Kahtani. Dediğim doğru muymuş? Doğruymuş. “Onun halka sert ve merhametsiz davranacağına bir işarettir” diyor. Kahtani dedim beş yıl önce, doğru dediğim. Doğru dedim. Bak “halka sert ve merhametsiz davranacağına bir işarettir” diyor. “Mehdi’den önce çıkacak” diyor. Mehdi (as) ona galebe edecek. Doğru. Hepsi doğru dediklerimin. Kahtani tabii ki Mehdi (as)’yi tanıyor. Bu hareketlerin hepsi İslam’ı istiyor ama kendi kafasına göre İslam’ı istiyorlar. Yani şeriatsız İslam, Kuran’sız İslam. Yani İngiliz derin devletinin istediği gibi. Yani, nasıl? Rumilik hakim olacak. Homoseksüeller desteklenecek. Darwinizm hakim olacak. Said Nursi’den bahsetmeyeceksiniz. Süleyman Hilmi Tunahan’dan bahsetmeyeceksin. Yani ucu bucağı yok. Kuran’ın hükümleri olmayacak o kadar, özetle. İsteyen namaz kılacak. İsteyen kılmayacak. Bu kadar.

Peygamberimiz (sav) diyor ki; “Başta ben olacağım” diyor. “Sonda Mehdi olacak” diyor. “Ama arada yaşlı bir adam çıkacak” diyor. İşte saçı sakalına karışmış bir adam. “Fitneci çıkacak” diyor. “ Mehdi onun fitnesini yatıştıracak” diyor. Darwin’den bahsediyor yani. Bak “Başta ben varım” diyor. “Sonda Mehdi var. Ortada da yaşlı adam” diyor. Ve o yaşlı adamı tarif ediyor zaten. “Saçı sakalına karışmış bodurdur” diyor. Bir adadan çıkacağını söylüyor. Zaten onun meşhur biliyorsunuz adaya gitmesi.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Sevimli bir Çinli bir bebek var. Farklı tarzlarda köpeği ile birlikte fotoğraflar çektirmiş.

ADNAN OKTAR: Ama köpeği daha güzel olabilirdi yani. Çocuk güzel. O daha hoş olurdu. Elindeki malzemeler iyiymiş. Sevimli bir köpekle yapılsa bu şahane olurdu. Bu da acınacak bir hayvan. Tabii sevimli ama yani çok çok güzel köpekler var.

Yeraltında milyonlarca ton petrol var. “Ağaçlar pres oldu, petrol oldu” diyorlar. Uzaktan yakından alakası yok. Her yer orman dolu görüyorsunuz. Ağaçlar çürüyor, kayboluyor. Orman yok oluyor. Bakteriler çürüyor parçalatıyor. Orman hiçbir şey olduğu yok. Toprağın altına karışacakmış da… Milyonlarca metreküp petrol var. Bu, doğrudan Allah tarafından yaratıldığı anlaşılıyor bunun. Kömür galeriler halinde. Kardeşim ağaç, hadi farz edelim ağaç düştü. Tamam. Yerin altına gitti, dediğin gibi diyelim. Mesela bir meşe ağacı. O orada küçük siyah bir parça olması lazım, en fazlasından. Ama burada dev galeriler halinde. Mesela beş yüz metre, altı yüz metre çapında bir galeri ve blok kömür. Simsiyah kömür. Öbür yerde sadece toprak var. Bütün ağaçlar karar verip, oraya toplandı da orada onların turşusu mu oldu yani? Buna da insanları inandırıyorlar. Bunda da bir acayiplik var. Bir kere ağaç olduğuna dair bir alamet de yok. Yani bildiğin taş parçası halinde. Taş kömürü malum. Petrol de milyonlarca metreküp yerin altı. Fokur fokur kaynıyor petrol. Yok dinozorlar öldü bilmem ne. Yok kardeşim kokuşur bakteriden, darmadağın olur. Kemiği erir. Her yerde hayvanlar ölüyor. Hiçbiri petrole falan dönüştüğü yok. Değil mi? Dağda taşta kurtlar kuşlar ölüyor hayvanlar, hepsi bozuluyor. Bakteriler parçalıyor. Yabani hayvanlar yiyorlar. Hiçbiri de petrole falan döndüğü yok. Bunda bir gariplik var.

İşte “göz görüyor” diyorlar. Bakıyoruz, gözün gördüğü falan yok. Göz kör. “Beynin içine elektrik götürüyor” diyorlar. Ki çok bozuk olması gerekiyor o elektriğin. Çok net renkli olarak o elektriği gören biri var. Asıl göz o. Asıl gören o. Ondan niye bahsetmiyorsun sen? Görmeyen gözden bahsediyorsun? Sakat bir gözden, ama bir gözden bahsediyorsun sen. Sen beynin içinde gerçekten gören gözü anlatsana bize. Ve kim görüyor onu ayrıca? Elektrik akımını gören bir göz var. Gözsüz görüyor. Asıl göz bu değil mi? Sen niye bundan bahsetmiyorsun da, göz olmayan gözden bahsediyorsun. O gözün gözlükle alakası yok. İkisi de ama gözünün. Bir şey gördüğü mördüğü yok.

Petrol ve kömürün doğrudan yaratıldığı anlaşılıyor. Yani bunun bir incelenmesi gerekiyor. Çünkü herkese makul geliyor. “Bundan oluyor” tamam. Böyle bir şey iyi araştırılması gerekiyor. Gerçek, o zaman çok daha açık boyutları ortaya çıkar. Allah doğrudan doğruya yaratmış. Mesela her ülkeye koymuş kömür galerileri. Mesela birisi Zonguldak’ta. Giriyorsun. Kazma makinaları var. Büyün galeri boydan boya kömür. Ama biraz ilerisinde kömür mömür hiçbir şey yok. Bildiğin toprak. Kardeşim peki orada ağaç yok muydu? Bütün ağaçlar toplanma emrini oraya nasıl verdi? Ve orada turşu gibi, böyle pestil gibi bir araya gelme kararı nasıl aldılar yani? Aralarına toprak falan da karışmış değil. Blok kömür ocakları yani. Olacak iş değil. Petrol de akıyor. Yani bildiğin petrol. Milyonlarca metreküp, deniz şeklinde. Yani, “kurt öldü, kuş öldü petrol oldu” diyorlar. Her an petrol şu an devam etmesi lazım. Her kurt, kuş öldüğünde petrole dönüşmesi gerekiyor. Öyle bir şey yok. Bakteriler parçalıyor. Hayvanlar da yiyor. Darmadağın oluyor, gidiyor. Toprak oluyor. Yani altta akan bir petrol yok. Hiçbir şey yok. Hiçbir yerde de biz öyle bir şey görmüyoruz. Bilim adına ortaya çıktıklarında, insanların nutku tutuluyor. “Aa tamam” diyorlar. Bunları akılcı değerlendirmek lazım.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke istifa etti. Yaptığı açıklamada; 16 Nisan’da Türkiye’de seçmenlerin en az yüzde ellisi tek adam rejimine karşı çıkmış ancak gayrihukuki yollarla bu irade gasp edilmiştir. “Referandumun gayrimeşru sonucunu kabullenerek hedefler ve politikalar oluşturmak, demokrasiye ve her şeyden önce demokrasi iradesini ortaya koymuş milyonlara haksızlıktır.” dedi.

ADNAN OKTAR: Kemal Kılıçdaroğlu yine iyi toparladı partiyi. Yani çok iyi bir sayı elde etmiş oldu. Parti bölünmedi. CHP için yapılacak en güzel şey, o Hanımefendi de dahil. Partiyi solun en sağına çekip, halkla kucaklaşıp böyle modern dindar bir parti haline getirmek CHP’yi. Bak bunu yapsınlar, eğer iktidar olmazlarsa bana gelip ne derse desinler. Ama bunu yapmazlarsa, bak boş yere havanda su döverler ve boş yere o enerjilerini harcarlar. Çok yazık olur. Boş yere yorulurlar. Tayyip Hoca’nın da çok hoşuna gider ayrıca, yapsalar öyle bir şey. Tayyip Hoca başkanlığın meraklısı değil. Hakikaten onlara terk eder. Bak bunu yapsınlar. Solun en sağına gelecekler. Nurculara da sahip çıksınlar. Süleymancılara da sahip çıksınlar. Sahabe İslam’ını savunsunlar. Modern İslam’ı. Var ya, aydın gençler sokaklarda görüyoruz. Modern genç kızlar, gidip hep namazlarını kılıyorlar hem CHP içerisinde faaliyet yapıyorlar. CHP’liler genellikle o tarzdadır. Gelenekçi Ortodoks İslam’a karşı, Kuran Müslümanlığını savunsunlar. Ezer geçerler. Tayyip Hoca da dua eder onlara. Yani ne desin? Tayyip Hoca samimi delikanlı. Yani iktidarın meraklısı değil. Devamlı diyor “Ben ne malum o vakte kadar yaşayacağım” diyor. Öyle bir derdi yok.

CHP’nin dem almış aklı başında insanları var. Onlar daha olayı dengede tutuyorlar. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu yaşlı başlı bir insan. Onun bir çıkarı yok ki. Genel başkanlık bir eğlence yeri de değil. “Koltuğuna sıkı sıkı yapıştı” diyor. Neyine yapışacak koltuğunun yani? Son derece zor bir şey. Bin bir çeşit insanın kahrını çekiyor. Allah rızası için yapılır. Başka bir şey için yapılmaz. Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu’na, yani Kemal Hocamız’a diyelim, yüklenmesinler. Akılcı şekilde destek olsunlar. Eğer iktidar olmak istiyorsalar da -bakın tekrar söylüyorum- solun en sağına gelsinler. Bütün dindarları kucaklasınlar. Böyle güler yüzlü. Mesela dekolte genç kızlar olsun. Modern delikanlılar olsun. Genç kızlar, namazlarını kılsınlar. İslam’dan, Kuran’dan bahsetsinler. Ama gitsin diskoda da dans etsin, eğlensinler. Böyle cıvıl cıvıl modern bir gençlik oluşsun. Bakın söylüyorum, CHP ezer geçer. Millet de alınlarından öper. Bunun dışında samimi söylüyorum, CHP’nin hiçbir imkanı yok. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da onlar için çok iyi bir imkan. Çok efendi, aklı başında, dirayetli bir insan. Sakın ha. Sayın Deniz Baykal da çok görgülü, kaliteli, akıllı bir insan. Bilmiyorum niçin o tip çıkışlar yapıyor? Bir bildiği vardır tabii. O da çok olgun, dem almış bir siyasetçidir. Solu tamam bırakalım mı? Bırakmayın tabii ki. Çünkü adı kalsın hiç olmazsa solun. Bak solun adı kalsın. Solun en sağına gelin. Ultra modern bir İslam anlayışı. Eğlenin. Saz da çalın. Toplanın şarkı söyleyin. Gençler dans etsin. Namazınızı kılın. Allah’ı sevin. Kadın haklarına alabildiğine saygı gösterelim. Dekolte genç kızlar olsun, eğlensin gülsünler. Bitti bu iş, bak ben söyleyeyim. Yüzde yüz iktidar olur CHP. Türk halkının bütün ruhunu yansıtmış olacaksınız. Bitecek iş.

Getir bakayım. Nedir bunlar? Mason diploması. Evet, ama benim için Müslümanlık önemli. 33 dereceli masonluk evet. Başka var mı? Bir tane daha olması lazım, benim mason diplomam. Getir bakayım. Evet, bu da masonluk diploması. Ama tabii bu tip şeyler bizim için bir gurur meselesi değildir. Müslümanlık benim için gurur vesilesidir. Bunların hiçbir önemi yok. Bunlar sadece bir kağıt parçası benim için. Hiç de önemi yok. Bunu kağıt olarak göremiyor muyuz? Siz bunu benden niye çekindiniz ben anlamadım. Sen şunu sök de getir bakayım bana. Bu nedir? Tapınak şövalyesi. Getir. Evet, bu da tapınak şövalyesi üstatlığı belgesi. Ama bunların hiçbirinin kıymeti yok benim için söyleyeyim. Benim için sadece Müslümanlık önemlidir. Ben bunlarla övünç duyuyor falan da değilim. Evet, bunu da ver. Öbürü, öbürünü de göreyim. Bir de İtalyan mason locasından vardı. Şu.

Evet dinliyorum.

 GÖRKEM ERDOĞAN: Bir güreşçimiz Avrupa güreş şampiyonasında grekoromen stil 130 kiloda Rıza Kayaalp. Finalde Macaristan’dan Balint Lam’ı 4-3 yenerek altın madalyanın sahibi oldu.

ADNAN OKTAR: Peki maçın görüntüsü yok mu?

GÖRKEM ERDOĞAN: Görüntüsü, evet istedik henüz yok.

ADNAN OKTAR: Ama ne acı, bak 4-3. Niye 4-3? Kardeşim gir altından, al omuzuna kaldır, vur yere. Baktın yüzüstü döndü, bas kündeyi. Çırp.

Bu da Kuzey Amerika.

ASLI HANTAL: Kuzey Amerika Hispanik Locası.

ADNAN OKTAR: Bak tekrar söylüyorum. Bunların benim için hiçbir kıymeti yok. Hiçbir önemi yok. Benim için mühim olan Müslümanlık, İslam’dır. Bunlar kağıttan ibaret şeyler benim için. Oradaki insanların da iyi niyetli, temiz olanları benim için önemlidir. Yani vicdanlı olan, güzel ahlaklı olanlar önemlidir. Yoksa adamların ne düşündüğü, ne yaptığı; eğer dine İslam’a Kuran’a karşıysa, benim için hiçbir önemi yok. İslam’a Kuran’a saygılıysa, Hristiyanlığa saygılıysa, Museviliğe saygılıysa, insanlığa karşı saygısı varsa tamamdır.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: CHP’de Selin Sayek Böke’nin istifasının ardından, Sayın Devlet Bahçeli de açıklamalar yaptı. CHP’yi hedef alan bazı açıklamaları vardı Sayın Devlet Bahçeli’nin. Şöyle söylüyor “Etme bulma dünyası. Çürük iple kuyuya inenler, bunu maharet gibi sunanlar nihayetinde düdük olur onun bunun ağzında öterler. Bizimle uğraşıyorlardı. Üzerimizde hesap yapıp oyun oynuyorlardı. Ne oldu? Etme kulum bulursun, inleme ölürsün. Yaprak döken ağaç ağlamaz. Bilir ki, baharla beraber yeniden yeşerecektir. Fakat 16 Nisan’da tel tel dökülenler bir daha yükselemeyecektir.” Dedi Sayın Devlet Bahçeli.

ADNAN OKTAR: Evet, tabii MHP’nin bölünmesi için yoğun bir gayret vardı ama İngiliz derin devleti yaptı onu. CHP’yi de bölmek istiyor İngiliz derin devleti. AK Parti’yi de bölmek istiyor. Burada hepsi mağdur konumundalar. Yani CHP de, MHP de, AK Parti de hatta Büyük Birlik Partisi de. Onu da bölmek istiyorlar. Bence hiçbir parti bölünmesin. Kendi aralarında çok sıkı ittifak yapsınlar. Ciddi bir muhalefetleri de olmasın birbirlerine. Yani sadece usulen bir muhalefetleri olsun. İngiliz derin devletini sevindirmek olur aksi. Bu konuda çok özenli olmak lazım.

Bana kardeşlerimiz izleyenler masonluk hakkında soru sorsunlar. Onlara cevap vereceğim.

“Sesini duydukça içim ferahlıyor. Dünyamı aydınlatan nurumsun. Sen başkasın Allah aşkıyla sevdiğim” diyor.

“Bu Fikret mi neydi ismi? Diğer Hocamızın anlattığı örtünmeyle ilgili uydurma hadisler içeren videosu her sitemizde elimizin altında olmalı. Face’den A9’a giriyoruz, kıyı köşe arıyoruz yok. A9 sitesinden giriyoruz yok.” Diyor. Bu nasıl oluyor? Niye yok? Olur mu, onu her yere koyun. Çok hayati bir şey o. İnanılır gibi değil olmaması.

“Nur ol üstadım” diyor Melek.

Gülay Adnani, “Sen nursun.”

“Şu anda sizi izliyorum. Tüm TV kanallarından daha bilgili program yapıyorsunuz. Teşekkür ederim size.”

“Peygamberimiz (sav)’in Cebrail (as)’le görüşmesi hakkında tekrar detaylı bilgi verebilir misiniz?” Ayten Akçakale. Ama çok görüşmesi var. Hangi görüşmesini kastediyorsun?

“Masonlar aralarına kimleri alırlar?” Dünyaya etkili olabilecek, etkili olacaklarını düşündükleri kişileri alırlar. Genellikle zenginlerden seçiyorlar. Ünlü siyasetçilerden, generallerden alırlar. Belediye başkanları, devlet başkanlarını alıyorlar. Bakanları alırlar. Dünyadaki bakanların hemen hemen yüzde seksen, yüzde doksanı masondur. Devlet başkanlarının da en az yüzde doksan dokuzu diyeyim, bak en az yüzde doksan dokuzu masondur. Mason olmayan devlet başkanı hemen hemen yok gibidir. Çok nadirdir.

“Azerbaycan size çok selam var. Teşekkür ederim. Çok sağ olun. Sizleri çok seviyoruz.” Aleykümselam.

“Avusturya’dan merhabalar. Hayat iyi hoş da intihar düşünceleri de var. Ne yapmalıyım?” diyor. İntihar yani, normalde sonsuz cehennem olur karşılığı. Çok delice bir düşünce. Olur mu? Ne güzel Allah’a kul olmak varken. Bir de Allah insanın dayanamayacağı hiçbir şeyi yaratmaz. Niye öyle bir şey icap etsin? Karşılığı çok acı olur onu yapanın. Sakın ha. Yani Allah’a meydan okumak gibi olur. Ve cinayettir o zaten. Böyle bir şey olmaz.

“Deccal şu an hayatta demiştiniz. Ayrıca bu şahsın ateist masonluğun başında olduğunu söylemiştiniz.” Doğru. “Bu şahıs kimdir?” Zaten çıkacak kendisi. Ben sürekli sıkıştırıyorum. Siz de sıkıştırıyorsunuz. Çok üstüne varılınca çıkar. Adamları yavaş yavaş zaten hırlamaya başladılar. O çıkar zamanla.

“Kıymetli Hocam masonlar İslam’ın dünya hakimiyetinde nasıl rol alacak? Mehdi (as)’ye zorla başa geçmesi için ısrar edenler de masonlar mı olacak?” Ankara’dan Ömer. Birleşmiş Milletler, masonlar hepsinin desteğiyle Mehdi (as) başa geçecektir. Yani başa geçecek; manevi lider olacaktır. Ama zor, o bulunduğu çevre içerisinde. Bulunduğu şehirdeki kişiler, bulunduğu yerdeki kişilerden olabilir. Çünkü masonluğun öyle bir silahlı gücü yok. Öyle bir eylem gücü olduğunu zannetmiyorum.

“Siz yıllar önce yazdığınız ‘Yahudilik ve Masonluk’ kitabınızda, masonların kurmak istedikleri Yeni Dünya Düzenini anlatmıştınız. Bu Yeni Dünya Düzeninde Müslümanların rolü ne olacak?” Tamamen İslam’ın hakim olduğu bir sistemdir. Yani Yeni Dünya Düzeni, tamamen İslam’ın hakim olduğu. Onun dışında Allah, Müslümanların dışında müsaade etmesi mümkün değil.

“Masonlukla Yahudiliğin bir bağlantısı var mı?” Var tabii. Masonluk zaten doğrudan Yahudilikten esinlenmiş bir sistemdir. Bütün sembolleri İbrani kökenlidir. Fakat işte ateist masonlar olması, bu masonlukla alakası yok bu adamların. Veya çıkar için mason olanlar var. Mesela bazen adam; toplanıyor üç-beş kişi “ben mason locası kurdum” diyor. Çıkar için yapıyor. Bunlar da mason değildir. İtalya’da P2 mason locası vardır mesela. Bunların masonlukla falan alakası yok.

“Masonların üstünde bir güç var mıdır acaba Hocam?” Var tabii ki. Yani nasıl söyleyelim? Hızır (as)’ın hakim olduğu bir sistem. Mesela Allah ayette diyor ki; “Musevilerden adaletle iş gören bir grup vardır” diyor. Biliniyor mu bu dünyada? Bilinmiyor. “Müslümanlardan adaletle iş gören bir grup vardır.” Bu biliniyor mu? Bu da bilinmiyor. Bunlar gizli. Bilinmiyor.

“Masonlar anlatıldığı kadar güçlü mü? Yoksa biz masonları gözümüzde mi büyütüyoruz?” Evet, gözünüzde büyütüyorsunuz. Hakikaten öyle bir güçleri yok. Çok büyük bir yapılanma ama organize olarak ters bir hareketleri olmaz dünyaya karşı. Öyle bir şey yapamazlar.

“Hocam hayırlı akşamlar. Üç arkadaş sizi hayranlıkla izliyoruz. Sürekli takip ediyoruz Hocam. Nacizane merak ediyoruz, mason nasıl olunur? Bir de konuları anlık mı seçiyorsunuz? Hayırlı geceler.” Diyor Müjdat. Evet, anlık seçiyorum, tabii.

Fikret’in başörtü videosu A9 TV sitesinde Kısa Filmler bölümünde varmış. Öyle olmaz. Adam onu nerede arasın bulsun? Her yere koyun. Bu nasıl bir mantık? Çok önemli bir şey o. Adam kısa filmler videosu, gidip onu arayacak. Nerede bulsun onu? Bak bunu arkadaşlar, böyle aksilikleri bize söylesinler ki biz bilelim.

“Masonlar arasında mafya gibi davranan…” Tabii var işte P2 Locası öyleydi. “Çıkarlarının peşinde koşan masonluğun derinliğini kavramayan, sadece itibar ve ticareti, çevre için hareket eden var mı?” Var tabii. Dolandırıcılık için mason olanlar var. Adam ondan bundan para istiyor yahut itibar çevre elde etmek için ediyor. Diğer birçok dernekte falan da bu olur. Ama masonlukta da olur. Yani masonluğu o yönüyle büyütmeye gerek yok. Ama daha çok barışçıl, her fikre açık, hür düşünen insanlardır. Ama asıl masonluğun üstünde bir güç var. Asıl masonluk odur. Yani hepsini yönlendirebilecek bir güçtür o. Mesela masonluk, İtalyan masonluğu karar almıştı, Trump’ı desteklememe kararı almışlardı. Yani onun aleyhine. Ben mesela tersine hareket ettim. Yani masonluğun ne karar aldığı beni ilgilendirmez. Ben orada vicdanımın sesini dinlerim. Adamlar toptan o tip bir karar uygulamış olabilirler. Uyguluyorsa bu samimiyetsizliktir. Herkes kendi hür fikriyle hareket edecek. Ne demek, birisi çıkacak diyecek ki “Ya arkadaş biz bunu desteklemeyeceğiz.” İnsanın aklı yok mu, fikri yok mu, vicdanı yok mu? Olur mu öyle şey? Tabii ki hür düşüncemizle hareket edeceğiz.

“Adnan Bey, İngiliz derin devletinin siyaseti dizayn etmesini anlattınız az önce. Peki masonluk gibi dev bir yapılanmayı dizayn etmek istemiyorlar mı?” İngiliz derin devletiyle masonluk da zaten iç içe. Yani var. Öyle bir şey var. Fakat söz geçiremiyorlar. Yani hepsine söz geçiremiyorlar. Nasıl söz geçirsin? Yani adamlar ayrı ayrı insanlar. Makul düşünen adamlar. Adama nasıl sen mesela bana söz geçiremiyor. Farz edelim şu an “Trump’ı” dediler “desteklemeyeceğiz.” Ee? Ben destekliyorum. Ne yapacak? Adam gelip bana saldıracak hali yok. Bir şey yapamaz. “Masonluk gibi dev bir yapılanmayı dizayn etmek” İngiliz derin devleti mafya yöntemleriyle çalışıyor. Onun için onların öyle bir sorunu yok. Onlar şiddet kullanır. Yani cinayetlerle halleder meselelerini. Casuslarla halleder. Polis içine yapılanma şeklinde sızar. İstihbarat örgütlerine sızar. Devletin kademelerine sızarlar. Ama genellikle suikastlar, cinayetler yani tehdit, şantaj o tip şeylerle ilerler İngiliz derin devleti.

“Mason localarında beklenen Adon’un çıkışı için nasıl bir hazırlık yapılıyor?” Onların hazırlık yapmasına gerek yok. O sistem kendiliğinden onu koruyor zaten. O sisteme doğru götürüyor. Sadece masonlukta ihtiyaç olan; hür düşünen, makul, dengeli adamlardır. Başka bir şeye gerek yok. Yani Mehdiyet için sadece böyle insan topluluğuna ihtiyaç vardır. Yoksa özel bir eğitime, özel bir anlatıma gerek yok.

“Masonlar içinde ateist dinsiz olanlar elendiği bir dönem olacak mı?” İşte şu an o dönemdeyiz.

“Masonların bazıları neden kendini gizli tutma ihtiyacı duyuyorlar? Masonların hepsinin Allah inancı var mı?” Canım şimdi Türkiye’de mesela siyasetçiler var mason. Söylesem adamları görevinden alırlar. Yani yer yerinden oynar. Mecburen gizli tutuyorlar. Ordu içinde de oluyor, poliste de oluyor. Bakanlardan oluyor. Masonluk yani hazmedilecek gibi bir şey değildir Türkiye’de. Yani dünyanın hiçbir yerinde hazmedilecek gibi değildir. Katolikler falan şiddetle karşıdır. Musevilerin de çoğu karşıdır masonluğa. Mecburen kendilerini gizliyorlar. Ama bir arkadaşlık, dayanışma örgütü gibi devam ediyorlar şu an.

“İngiltere masonları var. Bunlar İngiliz derin devletinin hizmetine çalışıyor olabilir mi?” İngiliz derin devleti tabii bunların içerisinde çok ciddi yapılanıyor. Çok ciddi şekilde onları kontrol etmeye çalışıyor. Ama bir insanı kontrol etmek o kadar kolay değildir. Ama mesela bir hükümeti kontrol etmeye çalışmaları vardır. Mesela bizim hükümetimizi Türkiye’de kontrol etmeye çalıştılar, beceremediler. Mesela bir kişi bile onlara yetti. Tayyip Hoca direnince yapamadılar hiçbir şey. Biliyorsunuz neler yapmadılar. Hastaneye gittiğinde MİT Müsteşarı’nı tutuklayıp, arkasından Tayyip Hoca’yı da tutuklayacaklardı. Beceremediler. Demek ki olmuyormuş. Yapamadılar yani. Yönlendiren, o fikri veren İngiliz derin devleti.

“Çıkar için mason olanlar var dediniz. Biraz açar mısınız?” diyor. Mason oluyor çevre edinmek için mason oluyor. Bakan olmak istiyor mesela veyahut bir siyasi atak yapmak istiyor, bir yere gelmek istiyor. Veyahut fabrikası var. Fabrikasını destekleyecek birilerine ihtiyacı var. Mason olunca iyi bir çevre edineceğini düşünerek o tip bir atağa geçen çok insan oluyor.

“Hayırlı geceler. Türkiye’nin en büyük masonu sizce kim?” Hoppala. Şimdi bunu söylersek olmaz.

“Masonluğu şu anda Hazreti Hızır (as) kontrol ediyor olabilir mi?” Masonluğun üstündeki gücü Hazreti Hızır (as) kontrol ediyor. Yani bu, şu halihazırdaki masonluk zayıf yani. O kadar zannettiğiniz kadar güçlü olan bir masonluk değil. Amerika’da da var mesela, gidiyorlar İsrail’de toplantı yapıyorlar falan. Onlar öyle dert olmaz. Onların üstündeki güç çok güçlüdür.

“Adnan Bey ilk sizden duymuştum masonların inançlı olduklarını söylemiştiniz. Peki ateist masonları nasıl aralarına kabul ediyorlar?” Belki iman ettiririz diye düşünüyorlar. Yavaş yavaş, yavaş yavaş işte kainatın yaratılıştan bahsederek zamanla iman ederler diye düşünüyorlar.

“Masonların beklediği kurtarıcı hangi kaynağa dayanmaktadır?” Kendi kaynaklarında var. Kendi kitaplarında yazıyor. Adonay’ı bekliyorlar.

“Adnan Bey masonluğun insanlık adına yaptığı faydalı bir çalışma var mı?” diyor. Mesela Fransız ihtilalini masonlar organize etmiştir. Birçok ihtilalin arkasındadırlar. Bazı darbelerde etkileri olmuştur masonların. Yani öyle aktif kontrollü bir güç değil masonluk. Mesela Fransız ihtilalinde adamlar görevi alıyor. Aldırtıyor bir anda ama bir tek onlara değil, halka da görev veriyorlar. Herkese görev veriyorlar. Onlar da o görev içinde yer alıyorlar. Yani böyle çok çok bilinçli, etkileyici bir güç değil masonluk. Yani organize hareket eden. “Hadi şefimiz onu söyledi yapalım” böyle bir şey yok.

“Deccaliyetin taraftarı masonlar ile Mehdiyet’i savunan masonlar arasında nasıl bir mücadele var Hocam?” diyor. Mason localarının başında çoğunda genellikle hahamlar var. Yani büyük mason localarının başında hahamlar bulunur. Onlar da çok dindar oluyorlar tabii. Haham artık. Bir de yan küçük mason locaları var. Böyle kendiliklerinden ortaya çıkmış, ufak tefek mason locaları vardır. Bir de asıl mason locaları vardır. Amerika’daki mason locaları esastır. Fransız ve İngiliz mason locaları büyüktür.

“Hocam Demirel masondu. Masonlar bir dönem boyunca Türkiye’yi yönetti anlamına mı gelir?” Yok. Masonluğu hiç önemsememiştir Demirel. Yani hür düşünen, rahat düşünen bir insandı. Arkadaş çevresi de vardı. Ama o Nurcuydu. Süleyman Demirel, Müslümandı. Ama ortalığı yatıştırdı. Yani darbe olmasın diye çok direndi.

“Hocam Trump’ın da mason olduğunu okumuştum. Sizce İtalyan masonları neden destek vermediler?” Biraz destek vermeyenler oldu ama bütün masonlar değil. İtalyan masonlarının bir kısmı destek vermedi. İtalya’da başka büyük mason locaları da var. Yani birçok ekol var. O ekollerden bir tanesi destek vermedi.

“Hocam masonluk kıyamete kadar devam edecek bir örgütlenme mi?” Öyle görünüyor.

“İslam’ın hakimiyeti masonluk ne olacak?” Muhtemelen yine devam eder. Yani bir mahsuru yok. Müslüman olarak devam edebilirler. Çünkü on iki bin önce bile var. Yani böyle bir örgüt, on iki bin yıl önce bile olan örgüt. Kıyamete kadar devam edeceği anlaşılıyor.

“Masonlarda Süleyman mabedini yeniden yapma ideali var mı?” Var tabii. Ama onu işte Adonay’ın gelip yapacağına inanıyorlar. Yani Mehdi (as)’nin gelip yapacağına inanıyorlar.

“Hocam sizin en büyük diplomanız, bizim ve tüm sevdikleriniz arasındaki gönül bağı. Hollanda’dan selamlar.” Tabii ki yani benim için tekrar söylüyorum, bu diplomaların hiçbir önemi yok. Kağıt parçası hükmünde. Benim için diploma imandır, İslam’dır, Kuran’dır o kadar. Onun dışında diploma olmaz.

“Masonluk insanlığa yararlı mı, zararlı mı?” Bence zararı yok. Zararlı olabilecek gücü yok. Olsa görürdük.

Tayfun Tazegül, “Hocam karşınızda beylerin o şekilde oturmasını ben uygun bulmuyorum” diyor. Bakayım nasıl oturuyorlar? Niye? Rahat rahat oturuyor çocuklar. Güzel güzel. Bir şey yok. Yani İslam’ı rahat olmama olarak algılamayın.

“15 Temmuz darbesini önlemek için masonlar görev aldı mı Hocam?” Masonlar bence hiç karışmamıştır. Sonradan haberleri olmuştur. Masonlar öyle işlere hiç karışmazlar. Çok uzak dururlar öyle şeylerden. Bir de güçleri yetmez öyle bir şeye. Çünkü orada engelleyen gördünüz kabadayılar, delikanlılar engellediler. Onların hiçbiri mason değil.

“Hürriyet Gazetesi’nde okumuştum. Amerika’da üç buçuk milyon mason varmış. Amerika’da mason olmak bir golf kulübü üyesi olmak gibiymiş.” Doğru. “Masonluk sizce eskiden bilindiği gibi seçkinlerin sınıfı özelliğini kaybediyor mu?” Erkan. Yine seçkinlerden oluşuyor. Ama tıfıl adamlar da var aralarında yani. Basit sıradan adamlar da var. Çok kalitesiz boş adamlar da oluyor. Mesela P2 Mason Locası direkt mafya örgütlenmesiydi. Mesela Türkiye’deki masonluk çok güçsüzdür. Çok zayıftır. Pek itibarı da yok yani. Hiç kimse de ilgilenmez. Hiçbir Avrupa mason locası, Türk mason locaları ne diyor diye ilgilenmezler. Hatta tavanları akıyordu, para bulamamışlardı. Kendileri söylüyorlar. Çok hurdaydı binaları falan. Çok perişandı.

“Masonlar Müslümanları sever mi?” Genellikle ılımlı insanlar. Hristiyan, Musevi, Müslüman herkese karşı sevecenler.

“Masonluk niye kurulmuştur?” İşte bu çok acayip. On iki bin yıl önce de var. Metafizik bir yapılanma olduğu anlaşılıyor. Adamlar “Kabataş çağı” da dedikleri dönem, beş bin yıl öncesi oluyor. Bu on iki bin yıl önce masonluk var. Adam pergel, iletkiyle bir şeyler yapıyor ve onun görüntülerini taşların üzerine adamlar nakşetmişler. Pergel, iletki, gönye. Ve bütün masonik semboller, on iki bin yıl önce. T şeklinde o taşlar. Çok ağır onlar. Ton hesabıyla ağır. Onları nereden alıp getirdiniz Göbeklitepe’ye. Sırf mason sembolü. Başka bir özelliği yok. Ve yaptıkları bina alenen masonik.

Mesela sadece New York eyaletinde bin beş yüz loca var. Mason locası. Bunlardan biri de on Türk kökenli masonun New York’ta kurduğu loca. Beş yılda sadece otuz beş üye kazanmışlar. Yani konu bu işte. Öyle bir yapı olsa, öyle bir durum olmaz. Türk diye adamlar bağlantıya geçmiyor. Otuz beş kişi. Gözünüzde büyütmeyin. Masonluk öyle büyütülecek bir şey değil. Ama rahatça kontrol edilebilecek yani Mehdiyet’in rahatça kontrol altına alabileceği, ılımlı düşünebilen insanlardan oluşuyor. O kadar. Yani gözde büyütmek için neden, teknik olarak yok.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Resmi Gazete’de bugün yayınlanan yönetmelikle, orta öğretim öğrencilerine yönelik üçüncü şahısların yurt açmasına izin verildi. Oda TV bu haberi “Yeni Işık Evleri kuruluyor. Daha akıllanmadık mı?” Başlığıyla verdi. Eğitim İş Sendikası’ysa “Bu maddeyle her önüne gelen, hatta bir daire tutan herkes orayı ufak bir yurt olarak kullanabilecek. Karaman skandalının utancı sıcakken, ufacık yavrularımızın zulme ve cinsel istismara açık hale getirecektir. Bu maddenin AKP’nin kendi Işık Evleri’ni yasallaştırma hamlesidir.” Denildi.

ADNAN OKTAR: Olur mu öyle şey canım? Türkiye’de basın çok güçlü. Ve herkesin elinde telefon var, bilgisayar var. Ufacık bir haber dünyada anında duyuluyor. Öyle bir şey olsa dünyayı tepelerine geçiririz, kanunla hukukla. Olmaz öyle şey.

“Sayın Hocam, mason localarından deccaliyetin etkisi altında olan var mı?” diyor. Tabii ki rahatça kontrol altına alabilirler. Mümkün. Ama şahısları kontrol altına alabilirler. Yani şahıs, şahıs. Çünkü onlar insan nihayetinde.

“Hocam Müslüman masonlar ile diğer masonlar arasında ayrımcılığa uğruyor mu?” Zannetmiyorum orada çünkü Müslümanlıktan pek bahsedilmiyor. Hristiyanlıktan da bahsedilmiyor. Hiçbir dinden bahsedilmiyor. Sadece işte kardeşlik, dostluk şu bu diye falan. Masonluğun değerlerinden bahsediyor. O oradan etkilenip ters bir tavır alacaklarını zannetmiyorum. Ben öyle bir şeyle karşılaşmadım. Ben mesela masonum. Ama bak diyorum, hiçbir önemi yok benim için bu belgelerin. Masonluk belgelerinin. Hiç. Sadece benim için Müslüman olmak önemlidir.

“Romanyalı büyük üstad mason, bizimle doğrudan ticari bir iş için bağlantıya geçti diye adamı azarlamıştı ve beni uyarmıştı. Asüs içkisi bozduğum için kendisine bağlı masonların ticaret bağlantılarını da kendi üzerinden yürümesini istiyordu. Allahualem kar payı alıyor onlardan” diyor. Zannetmiyorum. O zaman adamlar hiç muhatap olmazlar.

Mesela Abdülaziz’i devirdiler. Şehit ettiler. Mesela Padişah beşinci Murat, o mason. Belgesi var. Kardeşleri Şehzade Nurettin Efendi, Ahmet Seyyit de onlar da mason.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: İran’da seyrek görülen bir şekilde, devrim muhafızlarını kameralar önünde eleştiren Ruhani, hazır Amerika ile anlaşmışken devrim muhafızlarının yaptıkları füze denemeleriyle, batı ile yapılan nükleer anlaşmayı sabote ettiğini savundu. Devrim muhafızlarının İran’a uygulanan yaptırımlar kaldırıldıktan sadece iki ay sonra Mart 2016’da yaptıkları füze testlerine dikkat çekerek; “Nükleer anlaşmayı baltalamak için her şeyi yaptıklarını gördük. Füzelerin üzerine, asla faydasını göremeyeceğimiz mesajlar yazdılar.” Dedi.

ADNAN OKTAR: İşte akılcı yaklaşıyorlar. Hükümet akılcı. Ama burada da gelenekçi Ortodokslar var. Çok büyük sorun çıkarıyorlar. Türkiye’yle İran’ın dost olmasını engellemek için, onların da başında dert olan böyle ekipler var.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Suudi Arabistan ikinci Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Muhammed Bin Selman, Suudi Arabistan devlet televizyonunda yapılan ve birçok kanalda eş zamanlı yayınlanan röportajında, İran’ın aşırılık yanlısı bir ideolojiye sahip olduğunu belirterek şunları söyledi. “Anayasasında İslam dünyasını kontrol altına almayı ve beklenen Mehdi gelene kadar Caferi mezhebini yaymayı öngören, aşırılıkçı ideolojiye dayalı İran rejimiyle nasıl anlaşılabilir?”

ADNAN OKTAR: Ama bak “Mehdi gelinceye kadar” diyor. Geldikten sonra ne diyor? “İran anayasası geçerli değildir. Caferilik de geçerli değildir” diyor. “Biz Mehdi’ye uyacağız” diyor. Daha ne desin işte, gayet güzel. Burada yanlış olan bir şey yok.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Uçan ördek orkidesi resmi göstermek istiyoruz. Uçan ördek orkidesi Avusturalya’da yaygın olarak bulunan yerli bir çiçek cinsidir. Görüntüsü etkileyici olsa da tetik mekanizmasıyla üzerine gelen böcekleri yakalayabilir. Şüphesiz ki bu çiçeğin kendi üzerinde böyle etkileyici bir görüntüsü olduğunu bilmesi mümkün değildir. Bu canlıyı, bütün bu göz kamaştırıcı özellikleriyle sonsuz güç sahibi Rabbimiz yaratmıştır.

ADNAN OKTAR: Ama ördeğin hakikaten acayip görüntüsü. Çok güzel görünüşü.

O zaman Fikret’i bir dinleyelim. Çünkü bak ona ulaşmak zor oluyormuş. Yine biraz daha devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü