Harun Yahya

Sohbetler (8 Mayıs 2017; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: Adnan Oktar ile Neşeli Saatler programımıza başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Selam.

ASLI HANTAL: Aleykümselam.

ADNAN OKTAR: Muhabbetinizi Allah artırsın. Muhabbet ne üstüneydi?

ASLI HANTAL: İngiliz derin devleti üzerine.

ADNAN OKTAR: Evet. İngiliz derin devleti kendince bir şeyler yapıyor. Baksana şimdi de masonların içinde kendilerince bayağı elemanları var, onlarla bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bir de uyduruk sahte masonlar var onlara bile el atmışlar. Beni tanımamışlar. Tanıtacağız.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bir dönem MHP’den de milletvekili adayı olan Ermeni asıllı vatandaşımız Levon Panos Dabağyan hayatını kaybetti. Dabağyan, bizim konferanslarımıza da katılan ve kendisini Osmanlı Ermenisi olarak tanıtan bir kişiydi. Ayrıca MHP’nin amblemi olan üç hilali bulan kişi olarak da tanınıyor. 1969 yılında Alparslan Türkeş’in genel başkanlığa getirildiği kongrede, partinin logosunun ne olacağı sorusu gündeme gelmiş. Bir grup, Kurt’un amblem olarak seçilmesini önermiş. Fakat Dabağyan “Biz Osmanlı’yız bize üç hilal yakışır” diye bağırınca alkışlarla destek almış ve partinin amblemi üç hilal olarak kabul edilmiş.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Hakikaten çok değerli, çok muhterem bir insandı. Allah gani gani rahmet etsin.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin her fikri her ideolojiyi ve her görüşü bilip kendisini öyle yetiştirmesi gerektiğine dair şunları söyledi: “Eğer siz kendinize güveniyorsanız, kendinizden eminseniz dinlemek, tartışmak istemeyeceğiniz hiçbir görüş olamaz. Bu özgüveni sağlamanın yolu da kendinizi yetiştirmenizden geçiyor. Bize, sorgusuz sualsiz itaat eden bir gençlik değil neyi niçin savunduğunu bilen bir gençlik lazım. Bunun için de okumanız, araştırmanız, muhakeme ve mukayese etmeniz gerekiyor. Okuma derken öyle 140 karakterlik sosyal medya okumalarından veya arama motorlarından derlenen kaynağı belirsiz bilgi kırıntılarından bahsetmiyorum” dedi. Sayın Erdoğan’ın konuşmasının sonunda bir genci severken çekilmiş bir fotoğrafı vardı. Görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam Anadolu delikanlısıdır. Elinden yüzünden nur akıyor tertemiz insan. Tayyip Hocam’ı herkes desteklesin. Şahsını, partisini demiyorum, şahsını desteklesinler.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan, fikirlerin rahatça konuşulup tartışılmadığı yerde şiddetin devreye girdiğini, bunun için düşünce ve ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunduklarını belirtti. Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde tüm farklı inanç, düşünce, meşrep gruplarıyla karşılıklı görüş alışverişi içinde olduklarını da ekledi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam çok modern delikanlı. Son zamanlardaki kıyafetlerine falan dikkat ediyor musunuz? Zehir gibi. Tebrik ederim. Dedim “sen devletin başısın helal sana giydiğin, helal sana yediğin. En güzel kıyafetler, en güzel yiyecekler senin olsun. Ne var bunda çekineceğin bir şey yok” dedim. Tayyip Hocam gördünüz müthiş atağa geçti. Filinta gibiydi kıyafetleri çok çok güzel. Tayyip Hocam sağın da çok seveceği bir insan, solun da seveceği bir insan. Modern genç kızların, modern delikanlıların seveceği de bir insan. Çarşaflı Ortodoks gelenekçi insanların da seveceği bir insan. Her kesimin sevebileceği bir insan. Ufku geniş, aklı geniş, samimi, candan, İslam’a gönül vermiş, İttihad-ı İslam’a gönül vermiş, Türk-İslam Birliği için canını vermeye hazır muhterem bir insan. Şahsını desteklemeye devam, şahsını. Ben parti için hiçbir şey demem herkes kendi partisinde olabilir.

Allah koruyor bizi, maşaAllah. Ben ne bileyim iyi niyetle, buraya gelince adam dedi “seni mason ilan ettik 33 dereceden” falan. Geldi gördünüz ayakta falan çok saygı-hürmetle getirdi “mason diploması veriyorum” dedi. Ben de yırttım paramparça “al bunu” dedim “kavanoza mı koyuyorsun ne yapıyorsan yap” dedim gördünüz. Ağrına gitmiş, ben onu yırttıktan sonra epey bir süre sonra “mason locasından çıkarttık” diyor. Ama benim bütün resimler duruyor. Bütün beni öven resimler yazılar tamamı duruyor. Zaten çaka çaka dolu, locasının ana konusu benim yani. Şimdi kendince benimle sükse yapacaktı o imkanını da kaybetmiş oldu.

5 Mayıs’ın tarihini veriyor ve bütün resimlerim duruyor. Hepsi duruyor her şey duruyor. Beni övmesine ait bütün yazılar duruyor. Kendi mason sayfalarında duruyor. O sayfanın da resmini ver. Hani çıkartmıştın? Duruyor işte günü gününe duruyor. 5 Mayıs tarihini vermiş altına. Öyle bir olay yok yani.

Kısa bir ara verelim dinleyelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.

VTR: Savaş İhtirası

ASLI HANTAL: Yayınımıza Sayın Adnan Oktar’la devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Milliyet’ten Tunca Bengin, TSK’da müthiş bir FETÖ seferberliği olduğunu, MİT’in elindeki listeler doğrultusunda pek çok kişinin görevden alındığını, aynı zamanda her asker için geriye dönük araştırma yapılıp FETÖ ile bağlantısı olanların orduyla ilişiğinin kesildiğini söyledi. Tunca Bengin’in resmini görebiliriz. Bunun yanı sıra 15 Temmuz sonrası emekliliğini gerekçe göstererek ordudan ayrılmak isteyen çok kişi olmuş. Tunca Bengin, TSK’da ciddi bir erime olduğunu, askeri okullar kapatıldığı için yani astsubay, subay gelmeyeceğini söyledi. Acilen TSK için önlemler alınması gerektiğini belirtti.

ADNAN OKTAR: Hükümetin haberi var onlardan. Bir de bizde zaten subay general sayısı bir hayli fazla diğer ülkelere göre. Yetişmiş er çok önemlidir. Komando veyahut özel harekatçı çok önemli. Subay sorunu olduğunu zannetmiyorum. Hükümet gereğini yapar.

Evet, şimdi İngiliz Derin Devletinin İçyüzü kitabı bakıyor musunuz kitaba? Hacme dikkat ediyor musunuz kitabın? Ferah bir 7-8 kilo var. İngiliz derin devletinin bu kitap hakkında ben ne düşündüğünü merak ediyorum. Şahane bir eser. Birinci hamur. Yeni baskısında çok kapsamlı yeni bilgiler var. Birinci baskıda olmayan önemli bilgiler var. Temel klasik eserlerden bir tanesi de bu. Çok hayati. Yalnız bunu taşıyacak adamın badici olması lazım.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: İngiliz Observer Gazetesi, Kürtlerin Türkiye’nin güneyi, Suriye’nin kuzeyinde Rojava bölgesini Akdeniz’e bağlayarak uzun bir koridor oluşturmayı ve bu bölgedeki haritayı yeniden şekillendirmek istediklerini yazdı. “Kürtler IŞİD ile mücadele karşılığında Amerika’dan Suriye’nin kuzeyinde bir ticari koridor oluşturmak için destek istiyorlar” dedi. PYD yetkililerinin “Akdeniz’e ulaşmak bizim kuzey Suriye için projemizdir ve Akdeniz’e ulaşmak bizim siyasal hakkımızdır” dediklerini de aktardı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, başından beri anlatıyoruz. Yıllardan beri söylüyorum. O çözüm süreci falan dediklerinde “adamların planı bu” dedim. “Türkiye’nin Güneydoğu’sunda sınır boyumuzda 300-500 kilometre kalınlığında, 700-800 kilometre uzunluğunda bir devlet kurmaya hazırlanıyorlar” dedim, üç yıl önce bas bas bağırdım. “Yok” dediler “tren gidiyor kervan gidiyor sen onu mu durduracaksın?” işte “süreç devam ediyor” falan dediler. Ayrıca filmlerle de gösterdik nasıl oralara havaalanları yapacakları, nasıl askeri tesisler yapacaklarını. Bak dediklerim doğru çıkıyor. Şimdi hava savunma sistemleri veriyorlar onlara, tanksavarlar veriyorlar, tank veriyorlar, ağır silahlar veriyorlar. Belli ki orada komünist büyük bir devlet kurmak istiyorlar ve Türkiye’yi bölmek amacıyla. Bütün gücümüzle bağırdık dedik ki “bak bunlar terör örgütü, bayağı tehlikeli bunlar” dedik. Laf-söz anlatamadık o zamanlar. Ama şu an tehlikeyi fark etmiş durumdalar. Tayyip Hoca’yı da çepeçevre bir kısmı kuşatmıştı. Allah belalarını verdi onlar da bir kenara çekildiler.  

PYD Lideri Salih Müslim, Davutoğlu döneminde 2000-2014’te ve 2015’te ve 2000-2015’te Türkiye’yi üç kez ziyaret etti. Bas bas bağırdım “terörist PKK’lı bu” dedim “Abdullah Öcalan’ın adamı bunu sokmayın” dedim. Hiç dinlemediler. Adamlar bak şu an Türkiye’yi çepeçevre kuşattılar, daha yeni tepki veriliyor. Tayyip Hoca da o zamanlar kuşatılmıştı. Daha yeni güç kazanıyor, daha yeni atağa geçecek imkanı elde etti.

Abdullah Öcalan Şanlıurfa lise ikinci sınıfa kadar dindar ve muhafazakar. Namazlarını kılıyor, Said Nursi okuyor Risale-i Nur, dindar muhafazakar ve anti-komünist. Bak lise ikinci sınıfa kadar. Ankara’da meslek lisesi son sınıf öğrencisiyken bir kitap okuyor. Yoğun Darwinist eğitim var lisede. Ve bunun üstüne de ayrıca Amerikalı sosyalist yazar Leo Huberman’ın yazdığı Sosyalizmin Alfabesi, komünist kitapevlerinde satılır. Bu ince 95 sayfalık kitabı bitirince şöyle diyor Abdullah Öcalan: “Muhammed kaybetti, Marks kazandı.” Muhammed niye kaybetsin? Marks niye kazansın? Marks kazandı, cehennemi kazandı. Peygamberimiz (sav)’in kaybettiği cehennemdir. Allah onu cehennemden beri etti, ona cennet nasip etti. Marks da cehennemi kazanmış oldu. Müminler cehennemlerini hep kaybediyorlar. Allah her mümin için cehennemi hazır eder, her mümin için cehennem vardır. Ama bu hasut ahlaksız küfür içinde olan zalimler Müslüman karşıtları cehenneme gittiklerinde onların cennetteki makamı Müslümanlara veriliyor. İlave bir makam daha alıyor yani bir zenginlik daha alıyor. Müslümanın cehennemdeki yeri de ona ilave ediliyor. Yani akıl almaz bir bela, mümine de muazzam bir nimet.

Hz. Muhammed (sav)’e Cenab-ı Allah cehennemi kaybetti. Onun kaybettiği cehennemdir. Allah cehennemini yok etti. Marks’a da cehennemi kazandırdı, cehennem azabını kazandırdı. Dolayısıyla orada sevineceği hiçbir şey yok.

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi örgütünün kurucusu Mahir Çayan, daha o zaman örgüt içinde değil normal öğrenci. Kesintisiz Devrim 1-2-3 broşürlerini okumuş; broşür, Türkiye devrimi için silahlı propagandayı benimseyip komünist oluyor. Kardeşim, bak şimdi eğitimle komünist oluyor, eğitimle de antikomünist olur, eğitimle de Müslüman olur. Sen Cübbeli’yi çıkarıyorsun “gel sizi eğitsin” diyorsun veyahut televizyonda yayınladığımız adamları çıkarıyorlar, işte “üç yaşında çocuğun bacağını örtün” diye. Bak hiçbiri imani bir konu anlatmaz. Ne Allah’ın tecellisinden bahseder, ne iman hakikati, ne Kuran mucizeleri. Mesela bir tane Kuran mucizesi dinlemedim bu adamlardan. Hep işte “şunu yapanı keseriz, şunu yapanı biçeriz, şunu yapanı döveriz, elimiz sopaya alıştığı için döveriz.” İşte “kadının bacağını açması eğer annesiyse dahi olmaz, annesinin bacağından tahrik olabilir, diz kapağının üstü annesiyse bile tahrik eder” diye bunları anlatıyor bu adamlar. Sonra da Darwinist olduklarını anlatıyorlar, evrimci olduklarını anlatıyorlar. Dehşet verici bir durum. Biz bütün gücümüzle akılcı olarak bunların yaptığı tahribatı düzeltmeye gayret ediyoruz. Hakikaten de başarılı oluyoruz Allah’a şükür.

Abdullah Öcalan İstanbul Bakırköy Tapulama Müdürlüğünde memurdu. Memurluk yaparken Lenin’in 1914’te yazdığı Ulusların Kendi Kaderini Tayini Hakkı kitabını okuyor. Ve bağımsız Kürdistan düşüncesi, yani komünist Kürdistan düşüncesini hayata geçirmek için atağa geçiyor. Ekolojik Bir Topluma Doğru isimli Amerikalı komünist yazar Murray’ın kitabını okuyor. Orada da bir kafa değişikliğine uğruyor. Sonra işte Ortadoğu konfederalizmi demeye başladı. İşte bunlara karşı biz de kitap çıkartıyoruz, kitapla mücadele edilir. Bak hep bunlar kitapla çizgiden çıkmışlar. Kitapla da çizgiye girerler. Üç yaşında çocuğun bacağını açmaması gerektiğini anlatan hocaları çıkarıyorlar dolayısıyla bunlar mağlup oluyor. Lüzumsuz konularla uğraşıyorlar ‘deodorant kullanılır mı?’ yok ‘alkol eline sıkılır mı kolonya kullanılır mı?’ Darwinizm’in geçersizliğini anlatmıyorlar bilakis “doğru” diyorlar Darwinizm için de. İnsanlar da kitle halinde imanlarını kaybediyorlar yahut imanları zedeleniyor. Cennetin güzelliklerini anlatmıyorlar, İslam’ın hakimiyetinden bahsetmiyorlar, İttihad-ı İslam’dan bahsetmiyorlar. Müslümanların birlik olması gerektiğinden bahsetmiyorlar.

Bizi takip eden kardeşlerimiz bir iman hakikati bulduklarında, görülmemiş böyle ilginç güzel bir iman hakikati bulduklarına bize gönderebilirler. Biz de yayınlıyoruz. İman hakikatlerine çok uyanık olsunlar.

Mason diplomasını herkesin gözü önünde yırtıp buruşturup “bunu al” dedim “paket edersin saklarsın.” Çok ağrına gitmiş, apar-topar 5 Mayıs tarihi vererek ertesi günü bak ertesi günü, halbuki eğer öyle bir şey varsa günler önceden yapması gerekirdi, değil mi? Ta 5 Mayıs’ın tarihini koyarak ta ertesi gün “seni masonluktan çıkarttım” diyor. Bir de böyle masonluktan çıkartma dünya tarihinde ilk defa görülmüş böyle bir şey olmaz. Masonlar toplanırlar, karşı tarafın ifadesi alınır, onun ifadesi alınır, görüşülür falan feşmekan, bu kendi başına masonluktan çıkarttım diyor bak telaşa bak. Bir de 5 Mayıs tarihini koymuş oraya da ayrıca. Haberi açıkladığı tarih benim diplomayı yırtmamdan bir gün sonra. Senin masonluğuna biz önem vermiyoruz çünkü gerçek bir masonlukla alakan yok. Masonluk tarihinde, masonluk diplomasını yırtan hiç kimse çıkmamıştır tarihinde, ilk defa ben yırttım. Buraya geldi ben ne bileyim adam İtalya’dan geldi “Sayın Adnan Oktar ben sizin emrinizdeyim” dedi. Sizin gözünüzün önünde gördünüz. Hazır oldaydı ayakta bize mason diploması verdi.

EBRU ALTAN: “Sizden faydalanmak istiyoruz” diye geldiler.

ADNAN OKTAR: Evet. Tabii “sizden istifade etmek istiyoruz, bize yol gösterin” diye geldiler. Bunun böyle gelip, gitmesi başlarda ben hüsnü-zan ile bakıyorum ama baktık adamın locasını hiçbir mason locası da kabul etmiyor. Yani hayali bir loca, hiçbir loca kabul etmiyor. Baksana mason locası ben ilk defa görüyorum böyle mason locası.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: CIA’in geçmişe ait 13 milyon belgesi erişime açıldı. Bu belgelerde Amerika’ya ait birçok sır ortaya çıktı. Bunlardan biri Saddam Hüseyin’in yaptığı kimyasal saldırı katliamı. Belgelere göre Saddam’ın kimyasal katliamını Amerikalı yetkililer önceden öğrenmişler ancak ifşa etmemişler.

ADNAN OKTAR: Tabii ki biliyorlar. Bilmez olurlar mı?

“Abdullah Öcalan bir Ermeni’dir Hocam” diyor. Keşke Ermeni olsa, Ermeniler çok mübarek insanlar, çok güzel insanlar.

“Sizin gibi kimse neşeli olamıyor, sizi çekemiyor bazıları” diyor Aksaray’dan Sefa.

Burak Çıtak “Sizin ve kediciklerin önünde ne komünistler durabilir, ne PKK ne evrimciler ilimle irfanla hepsini dümdüz ediyorsunuz” diyor. Doğru söylüyorsun.

“Adnan Bey faizle açıklama ve de bankalardan alınan kredilere faiz mecbur kalırsak alırsak ne olur?” Faiz konusunu en iyi bilecek Mehmet Talu Hoca’dır. Mehmet Talu Hoca’ya sorun, o büyük alimdir. Mehmet Talu Hoca’nın sayfası var o konuda fıkıh meseleleri anlattığı. Oradan bakabilirsiniz yahut direkt sorarsınız bir telefon edip, Hoca mütevazi.

Fatma Hanım Kahramanmaraş’tan yazmış. “Kızlarımla, çocuklarımla hepsiyle sizi çok seviyorum” diyor. Kızlarının da yayına çıkmasını istiyormuş iyi olur inşaAllah.

Bu sigara işi ben anlamıyorum sokakta falan da bazen çarşılara falan gidiyorum kapı önlerinde gençler sigara içiyor ama ordu gibi. Yazık günah değil mi kardeşim ne gerek körpecik ciğerlerinizi onunla zehirliyorsunuz? Tansiyonu da yükseltir, damarları tıkar, kolesterole sebep olabilir. Akciğer kanserine sebep olabilir. Ne gerek kardeşim?

“A9 yayına katılmak istiyorum izleyici olarak mümkün müdür?” Tuba Nur, Mersin. Tabii ki ama resim gönder kendini tanıt öyle.

Nuran, “Ablam Selen’le senin doyulmaz sohbetini izliyoruz, duanı istiyorum” diyor.

“Canımın içi Adnan Bey senin yayında olursun da ben izlemem mi?” diyor Gülay.

“Büyük bir zevkle izliyoruz Adnan Bey ve sizi çok seviyoruz” Viyana’dan Emre ve Furkan.

“Sen olsan seni sevmez miydin canım sevdiğim, ruhum Allah aşkıyla sevdiğim” diyor İpek Gürkan.

“Adnan Bey müminler de mi ahirette diriltildiğinde uykudan uyandırıldığını soracak? Yoksa bunu soranlar cehennem ehli olanlar mıdır?” Ceyda Coşkun. Zaten dikkatlice bakarsan keskin bir rüya olduğu hemen anlaşılıyor. Yani alenen rüya olduğu anlaşılıyor. Yani bu bizi şaşırtacak bir şey değil. Yani rüyaya benziyor mu değil alenen rüya zaten görülüyor şu an. Yani teknik olarak incelendiğinde rüya, görüntüden ibaret çünkü rüya böyle olur. Ama uyandığında artık ‘görüş keskindir’ diyor Allah orda artık çıkaramıyor halbuki yine rüya görüyor yine görüntü artık o keskinlikten dolayı çıkaramıyor. Gerçekten var zannediyor bu sefer.

“Peygamberimiz (sav) vahiy katibinin münafıkane hareketlerini fark ediyor muydu?” diyor Zuhal Hanım. Ediyordur tabii ama Allah diyor ayette “İnsanlar zalim ve cahildir nankördür” diyor anormal oluyor çoğu insan. İdare diyordu Peygamberimiz (sav) tabii. Yoksa bilinmez olur mu? Bilinir tabii.

“Siz cehennemden çıkış yok diyorsunuz ama Kuran’da bununla ilgili ayet var ayrıca çok fazla sahih hadis bulunuyor buna ne diyeceksiniz?” Abdullah Çeşmeci, Isparta. Şimdi ayeti göndermiş olsaydın hemen mesele hallolacaktı. Ama ayet göndermemişsin ayet var diyorsun hangi ayet olduğunu söyle. Kuran’da öyle bir ayet yok ama yorumluyorsan, ayrı bir yorum yöntemin varsa ayrı. Yoksa Allah açık açık söylüyor ‘iğne deliğinden deve geçinceye kadar onlar oradan çıkamazlar’ diyor. ‘Hiçbir şekilde çıkamazlar’ diyor. Zaten cehennemden geliyor adam, cehennemden gelen adam cehenneme geri dönüyor.

“Hocam bir gününüz nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz. Planlı programlı mı hareket ediyorsunuz?” Benim planımı programımı Allah yapar. Kaderimde neyse onu yaparım ben. Ben oturup ince ince şunu yapacağım bunu yapacağım diye uğraşmam. O anda Allah ne ilham ederse onu yaparım.

“Adnan Bey annem ve babam cehennem azabının belli bir süre olduğunu, Allah’ın çok merhametli olmasından dolayı herkesin bir gün cehennemden çıkacağını söylüyor. O yüzden çok rahat davranıyorlar, titiz değiller. Birçok konuyu çok erteliyorlar bu doğru mudur?” Bengü Köse, İstanbul. Kardeşim şimdi hadi diyelim çıktı cehennemden adam cennetten anlayacak adam değil ki cenneti de cehenneme çevirir, baş belası olur. Yani cehennemin dışında rahat edecek gibi değil onlar. Allah onlar için bir şölen diyor zaten cehennem için, ‘şölen vardır onlar için’ diyor. Ancak cehennemde yaşayacak gibi çünkü orada küfrediyor, bağırıyor çağırıyor, kavga ediyor, ahlaksızlık yapıyor, karaktersizlik yapıyor, inkar ediyor, adilik yapıyor devam ediyor orada. Sen orda çıkarttın mı ne yapacak adam? Cenneti mahveder Allah esirgesin.

“…Halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler…” (Araf Suresi, 40) diyor Allah ayette. Allah’ı inkar ediyor cennete niye girsin? Zaten kabul etmiyor ki. Allah’ın nimet verdiğini kabul etmiyor. Cennetin kuşlarını, cennetin ağaçları Allah’ın nimeti olarak kabul etmiyor yani bin milyon yıl geçse yine aynı kafada adam. Onu cehennemden başka neresi tatmin etsin?

Bugün çarşıya çıktım yol boyunca gidiyorum, elinde dondurma yalayarak gidenler var böyle gayet sakin yahut bir kafede oturmuşlar konuşuyorlar. Yani hayret ettim her yerde otlar çiçekler var, bitkiler var, insanlar, arabalar geliyor. Beyninin içinde Allah bu kadar görüntü yaratıyor insanların, insan heyecandan bayılacak gibi olur çok büyük olay bu. Gökyüzünde gidiyorsun uçsuz bucaksız karanlığın içinde ve fokur, fokur kaynayan bir ateş topu, incecik elma kabuğu kadar incedir yeryüzü katmanı yani bu toprak olan kısım elma kabuğu kadar ince. Elmanın kabuğuna göre kalınlığı. Altı tamamen magma elmanın o meyve kısmını düşünün etli kısmını tamamı fokur, fokur kaynayan magma. Magmanın üstünde gidiyorsun ve akıl almaz bir hızla gidiyorsun uçsuz bucaksız bir karanlıkta yanından habire gök taşları geçiyor, dev gök taşları. Hep teğet geçerek gidiyoruz. Sürekli teğet geçiyor. Yaprakları düşünün, otlar mesela çok sıradan ot gibi görünüyor o ot milyonlarca seneden beri o genetik kodu hücreden itinayla muhafaza ederek götürüyor. Küçük küçük böyle çiçekler açıyor ufak, ufak bak bilyonlarca senedir beri hiç değişmemiş, muntazam getiriyor o geleneğini. Hepsinde kromozom var, koful var, çekirdek var ve ustaca çalışıyor, gayret ediyorlar. Mesela o çiçeği ne daha büyük yapıyor ne daha küçük yapıyor tam ayarında yapıyor. Bütün çiçeklerin ayarı belli, hepsinin kokusu belli, şekli belli, meyve ağaçları öyle hepsinde muazzam bir disiplin ve intizam var. Ama dondurma yiyenlere bakıyorum bir kısmı hiç oralı bile değil haberleri bile yok. Dünyaya geldiğinden de haberi yok, niye geldiğinden de haberi yok, niye yaşadığından. Sadece dondurmanın o anda ona vereceği lezzetle ilgileniyor. Yani tabii dondurma yiyenleri tenzih ediyorum da adam etrafa koyun gibi bakıyor yani boş boş. Ben hayret ediyorum akıl almaz utanırlar ahirette. Bu harikayı düşünmedikleri için, bu olağanüstülüğü düşünmedikleri için.

Evet dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Önceki ay yapılan 28. Arap Birliği Zirvesi’nde Suriye krizine barışa çözüm arayışları ve Suriyeli sığınmacıları ağırlayan ülkelere destek çerçevesindeki çalışmalar konu alınmıştı. Bir resim var görebiliriz. Bazı Arap ülkelerinin liderlerinin resimlerini görüyoruz burada, bu Arap Zirvesi’ne katılan.

ADNAN OKTAR: Onlarda işte bir gelenek, gelenekçilerden kalma bir ahlak, uyumaktan utanmıyorlar. Yani çok normal karşılıyorlar. Mesela bu Mehdi toplantısı yapıldı, Mehdi yok toplantısı, konuşmacılar dahil herkes uyuyor. İşte gelenekçi Ortodoks İslam’ın insanlara verdiği bu.

Pilloni diyormuş ki; “Adnan Oktar’ın diplomayı yırtmasının sebebi bizim onu locadan ayırmamız” diyormuş. Halbuki locadan ayrılma diye bir olay yok. O bana sürekli yazıyordu daha hala o dönemde yani o ayırdım dediği günde de yazıyordu. Böyle bir şe yok. Ben yırttıktan sonra biz dediler onu masonluktan ayırıyoruz falan diye ortaya çıktılar. Ortada masonluk da yok, ayırdığın masonluk zaten kendi hayali oluşturduğu bir sistem.

GÖRKEM ERDOĞAN: Kendi sitelerinde hala sizin fotoğraflarınızı tutuyorlar.

ADNAN OKTAR: Halen de tutuyor madem ayırdın. Halen duruyor locada. Niye tutuyorsun resimleri? Övücü yazılar olduğu gibi duruyor. Telaşından ne yapacağını şaşırdı. Resmi sitelerinde bütün resimlerim duruyor. Eğer öyleyse önce o resimlerimi çıkartırsın değil mi? Ayrıca senin meşru mason olman lazım. Hiçbir mason locası seni kabul etmiyor nasıl oluyorsun sen, üç kişi ile mi mason oluyorsun sen? Ben ilk defa böyle bir mason locası görüyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: O sahte localarının sitesinde adınız arandığında çıkan sonuç; görebiliriz resimde. İstanbul’daki toplantının linkleri çıkıyor.

ADNAN OKTAR: 7’sinde yayınlıyor, 5’inin tarihini veriyor. 7’sinde de daha hala dostum arkadaşım diye devam ediyor yani onu yayınlamadan önce de daha hala bir şeyler yapıyor. Ama diplomayı yırttığımı görünce ağrına gitti. Alelacele 5’inin tarihiyle meseleyi halledeceğini zannediyor. Diplomayı yırtınca mecburen ayırdık diyecek. O zaman ne desin? Çünkü diplomayı yırtmışsan. Bir kere masonlukla alakası yok adamların, mason değil ki yani diploması olsun. Masonluğa alması da zaten legal değil. Çıkartması da legal değil. Ortada masonluk yok adamlarda öyle bir yapı yok, dernek yok. Hiçbir mason locası kabul etmiyor. Hiçbir mason locasının kabul etmediği bir adam masonluğa alsa da geçerli olmaz, masonluktan çıkarsa da geçerli olmaz. Ben o geçersiz olan diplomalarını yırttım. Zaten geçersiz.

ASLI HANTAL: Birazdan filmini gönderecekler.

ADNAN OKTAR: Evet. Bende mesela birçok mason locasının diploması var. Tapınakçıların. Bunlar hakikaten loca. Mesela tapınakçılar hakikaten loca. Ama bunun alakası yok.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Amerikan Dışişleri Bakanlığı Danışmanı John Stilides, resmini görebiliriz. “Türkiye bir daha bir araya gelemeyecek kadar bölündü.” Açıklaması yaptı. “Ülkenin yarısı Erdoğan’ı çok severken yarısı nefret ediyor. Bu fark eskiden bu kadar belirgin değildi ancak referandum sonrası bu bölünme daha da ortaya çıktı. Amerika’dan baktığımızda benim endişelendiğim konu ülkenin tekrar bir araya gelemeyecek kadar bölünmüş olması. Bu siyasi bölünme Türkiye iç politikasını önümüzdeki dönemde daha da istikrasız hale getirebilir” dedi. 

ADNAN OKTAR: Ama çok mantıksız bir şey. Şimdi o zaman yüzde 51 buçuk da Sayın Kılıçdaroğlu’ndan nefret ediyor olacak, o kafaya göre. Şimdi bunun bir mantığı var mı?  Ne alakası var? Seçim oluyor mesela yüzde 40 ile iktidar oluyor. Yüzde altmış nefret mi etmiş oluyor, yüzde 40’tan? Bunlar mantıksız sözler, bunların geçerliliği yok. Mesela başkanlık sisteminde öyle oluyor. Çok oy alan başkan oluyor. Mesela yüzde 35 ile bile başkan oluyor. O nefret ettiklerini mi gösterir? Yani bunun anlamı yok, son derece mantıksız bir ifade. Dünyanın her tarafında referandum oluyor. Bir kısmı kabul ediyor bir kısmı kabul etmiyor. Ülke bölünmüş mü oluyor? Yani dünyanın her tarafında referandum yapılmıyor mu? Yapılıyor. Referandumda karşı taraf birbirini bu şekilde suçlamıyor. Burada çok yüzeysel bir bakış var.

GÖRKEM ERDOĞAN: O videoyu görebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bakın şimdi yırttığım diploma aslında geçersiz bir diploma böyle bir diploma yok, adamların masonlukla alakası yok. Diyor ki ‘masonluktan çıkarttım’ diyor. Çıkarttığın bir sistem yok. Var olan bir şey olur oradan sen çıkartırsın. Veyahut ben var olan bir sistemin diplomasını yırtarım, zaten olmayan bir şey. Mesela tapınak şövalyeleri var, normal masonluk örgütüdür. Yani dünya çapında masonluk örgütüdür yani klasik masonluktur tapınak şövalyeleri. Oradan aldığımız diploma hakikaten geçerlidir. Onlar hakikaten mason adamlar. Ama burada masonluk diye bir şey yok.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim devam edeceğiz.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü