Harun Yahya

Sohbetler (13 Haziran 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Bir daha tekrar etseniz rica etsem ne dediniz?

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler Hoş Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Yani bize diyorsun değil mi, herkese diyorsun?

BÜLENT SEZGİN: Herkese iyi geceler.

ADNAN OKTAR: Evet, konuşalım buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Dün Bingöl’ün Genç ilçesi Yeniyazı Köyü kırsalında askeri aracın geçişi sırasında teröristlerin önceden tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu Uzman Çavuş Ramazan Aydoğan şehit oldu. Bugün şehidimizin cenazesi vardı.

ADNAN OKTAR: Allah nurunu artırsın, çok nurlusun maşaAllah. Dünyaya kendilerini göstermeye gelir şehit. Şehit aleminden gelir şehit. Kaderde zaten orada şehit oluyor, şehit olarak duruyor. Orası boş bir yer olup da buraya geliyor değil zaten orada oluyor o, şehit aleminde olur. Ama insanlar bilmiyor onun şehit olduğunu buraya geliyor şehit olup şehit alemine geri dönüyor. Tek bir an vardır sonsuz uzun zamanlar sonsuz kısa zaman içinde bitmiştir. Öyle olunca şehit nereden gelir? Şehit aleminden gelir. Evet, Allah şahadetini mübarek etsin. Allah meşhur etsin, makbul etsin, mübarek etsin tebrik ediyoruz. Allah bizlere de nasip etsin her seferinde imreniyoruz. Elleri yüzleri de nur gibi dikkat ederseniz hepsinin şehit olacakların yüzlerinden anlaşılıyor. Görüyor musun bak yüzdeki temizliği maşaAllah. Allah annesine babasına uzun ömür versin, sabr-ı cemil. Ne mutlu annesine, ne mutlu babasına, ne mutlu sevdiklerine, ne büyük şeref bir kabadayı evladı olması bir insanın büyük güzellik, babaları da kabadayı maşaAllah. “On tane oğlum olsun onunu da gönderirim” diyor “ben de giderim” diyor “Allah için feda olsun” diyor adamın yapacağı bir şey yok PKK’nın. Köpek gibi didiniyorlar bir şey yapacaklarını zannediyorlar hiçbir şey çıkmaz.

Yalnız Türkiye modern olsun, kaliteli bir toplum her yerde kendini göstermesi lazım. Bazı yerlerde kalite az ve ultra modern olmamız lazım. Biz bir Ortadoğu ülkesi gibi olmayalım. Çok gelişmiş bir Avrupa ülkesi olalım. Tehlikeli olur bizim bir Ortadoğu ülkesi olmamız. Gelenekçi Ortodoks çizgide kalmamız çok tehlikeli olur. Bizim kurtuluşumuz onda değil bizim kurtuluşumuz ultra modern sahabe İslam’ında. Tayyip Hocam da maşaAllah sürekli Kuran’dan İslam’dan bahsediyor.

Abdullah Öztürk, “Bir de sabah ezanı okunursa canlı yayında mükemmel olur. Adnan Hoca’dan da canlı yayında sahur duası bekliyoruz tüm kanallar yapıyor” diyor. Evet, tabii duada samimi olmak lazım. Maaşını alıp televizyon şirketinin tavsiyesi üzerine dua değil de gerçekten içten gelerek dua etmek önemlidir. Samimi olmak önemlidir. Arkadaş izlemiyor demek ki, iftarda da sahurda da biz dua yayınlıyoruz. Gösteriş için değil Allah için, maaş için değil Allah için. Ama herhalde o kardeşimiz izlememiş bilmiyor. Tahminen söylemiş anladığım kadarıyla. Ben her kanal için söylemiyorum ama bazı kanallarda bazı hoca efendilerin samimi olduğuna inanamıyorum. Maaşını vermezsen gelmez adam, bu kadar açık isterse denesinler “para vermeyeceğiz, gelir misin?” desinler, gelmez böyle olmaz. Ramazanda sohbet programı sadece diğer kanallarda değil bizim kanalımızda da mükemmel icra ediliyor. İftar öncesi canlı yayında ramazan programlarımız gayet güzel, yıllardan beri geleneksel olarak devam eder. Allah’ın hükmüne uygun olarak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız’ın iftarına dekolte giydiği için Hülya Avşar’a Twiter’da karşı etiket yapmışlar Adnan Bey. Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Görebiliyor muyum ben Hülya Avşar’ı?

BÜLENT SEZGİN: Resmini isteyelim.

ADNAN OKTAR: “Dekolteni Kapat” yani ne kadar kendilerini kadınlardan üstün görüyorlar. Akıl veriyor halbuki o sanatçı bir insan nasıl giyineceğine kendi karar verir. Kendini güvende görüyorsa istediği gibi de giyinir sana mı soracak? “Dekolteni Kapat” Kapatmazsa ne olacak zorla mı kapatacaksın? İstediği de o belki de zorla kapatacağını düşünüyor, gün gelecek zorla kapatacak. Böyle bir şey olmaz. Hülya Avşar doğru olanı yapmış. Dekolte gönlünden geçti ise yakıştığını düşündü ise gayet güzel olmuş, ki Türkiye’nin modern yapısına son derece uygun. İmajımız açısından da çok düzgün bir hareket, doğru yapmış tebrik ediyoruz.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Devlet Bahçeli İngiltere’nin bölgedeki pozisyonuna dikkat çeken şöyle bir açılama yaptı Adnan Bey, “Türkiye’nin Ortadoğu’da ne işi var?” diyen “Doha’da ne yapacak?” tartışması çıkaran başta CHP olmak üzere malum çevrelere açıkça sormak istiyorum. Türkiye’nin bölgede pozisyon alması gözünüze batıyor da Amerika’sından, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallığına kadar birçok ülke niçin dikkatlerinizden kaçıyor? Kimlere sözcülük yapıyorsunuz? Eğer yürekli iseniz, eğer minderden kaçmayacaksanız, eğer sıkıyı görüp araziye uymayacaksanız Amerika’ya “ne işiniz var Ortadoğu’da?” deyin de endamınızı görelim. Adamsınız diyelim. CHP’nin cesareti varsa Rabia polemiğine değil emperyalizmin bölgeye kurduğu kanlı rampalara kafa yorsun, bunu dert edinsin” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor ama İngiliz derin devleti ile mücadele için de tabii çok iyi bir İslam-Müslüman ittifakı gerekiyor. Rusya ile işbirliği yapılması gerekiyor. Tayyip Hocam’ın da o yönde atakları var. Fakat Tayyip Hoca’ya sahip çıkmanın milli bir mesele olduğunu birçok insan anlayabilmiş değil. Dünyadaki tehlikeyi de görebilmiş değiller. Tayyip Hocamız’a sahip çıkmanın memleket ve bölge açısından ne kadar faydalı olacağını da akıl edemiyorlar bazı kişiler. Sen bir mili liderin etrafında toplanırsan otuz üç milyon insan, otuz üç milyon daha seksen üç milyon insan muazzam bir güç bir kişinin etrafında hangi ülke buraya gelebilir? Ama sen yarı yarıya bölünürsen adam kafa tutar. Çünkü güç bölündü diye düşünecektir. Der şöyle elliye elli olduğuna göre ben ellinin bir tarafına bir ağırlık versem eder elli beş, kırk beşi kontrol altına alırım der. Ama sen elliye elli yapmaz da yüzde yüz yaparsan ne olur? Adamın geleceği hiçbir yer kalmamış oluyor. Nefes aldırmazsın. Onun için Tayyip Hoca’yı seviyorum sevmiyorum polemiğini bırakıp doğrudan desteklenmesi gerekir, şahsını lider olarak. Parti olarak demiyorum. Bir lidere bu milletin ihtiyacı var. Lidersiz milletler hep darmadağın olur Allah esirgesin. Bir kişinin etrafında hareket etmek geçen de söyledim ne oldu, on beş Temmuz’da? Tayyip Hoca çıktı telefon, telefonda ki görüntüsü “vatandaş” dedi “çıksın sokağa dirensin” dedi “darbeye” konu bitti. Eğer ortalı olsaydı, ortalı bir lider mesela küçük gücü olan, dar gücü olan bir lider olsa “dışarı çıkın” dese kimse çıkmaz. Onun için bu işin düşünülecek bir yanı yok. Uzun uzun tartışılacak bir yanı da yok. Lider sevilir sevilmez diye de bir konu yoktur. Lider vatan millet için, devlet için, Allah için desteklenir. Ülke menfaati esastır. Şahsı sevip sevmemeyle alakası yoktur. Ne diyor Tayyip Hocam? “Sıkmadık el, tebessüm etmedik yüz bırakmayacak şekilde çalışıyoruz. Kardeşlerim, benim sizden ricam şudur; AK Partili olmak gurur abidesi olmak değildir.” Çok güzel. “Tam tersine tevazu ehli olacağız. Yoksa Allah bu nimetini bize sorar.” Gayet güzel. Müslümanca bir konuşma. Her konuşması Müslümanca. Kimseye de zararı zoru yok. Yok kamyonlarla para götürdü de bilmem ne. Kardeşim evi zaten ufacık bir evi var. Nereye koyacak o parayı da nereye götürecek ve nerde harcayacak? Bir de akşama kadar mücadele halinde. O parayı nerede harcasın o? Oğlu da kendi halinde bir insan. Kızları da çok mütevazi. Hanımı da çok mütevazi. Para nerede harcanır? Vatan millet için harcanır.

Son zamanlarda Katar’da orada burada olan olayları görüyorsunuz. Milli bütünlük içerisinde hareket edersek bunlara karşı koyabiliriz. Yoksa bu olaylar büyük olaylar. Dünya savaşı çıkaracak olaylar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türk Silahlı Kuvvetleri üç kişilik bir askeri heyetin üs kurmak için Katar’a gönderildiğini duyurdu. Detaylarla ilgili bilgi henüz basına yansımadı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet. Hepsine sahip çıkalım. Bir tek Katar’a değil. Bütün İslam ülkelerine sahip çıkalım. Biz hep Müslümanların bütününü destekleyen konumunda olalım. Bir bölümünü destekliyor konumunda olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’nın Nallıhan ilçesinde yüz kişilik bir grup, gece saatlerinde şantiye basarak Bingöl’den gelen Kürt işçilere saldırdı. Saldırı sırasında bir Şii’yi üçüncü kattan aşağı atan grup, işçilere işkence yaptıktan sonra tüm işçileri inşaat dışına çıkartarak İstiklal Marşı okuttu. Saldıran ırkçı grubun “Ülkemizden defolup gidin. Biz size yemek verdik ama siz ihanet ediyorsunuz” diye bağırdıklarını söyleyen Kürt işçilerden biri “Ben seviyorum bu ülkeyi. Kurban olurum bayrağıma. Ama bizi ülke düşmanı gibi kapıya çıkarıp İstiklal Marşı’nı okuttular” dedi.

ADNAN OKTAR: En şiddetli şekilde karşılık verilsin. Bir de bunu yapan adamların hepsi teşhir edilsin. Kanunda değişiklik yapılsın. Böyle münasebetsizlik yapanlar teşhir edilmeli. Önden yandan resimleri, boydan da resimleri tek tek basına dağıtılsın. Biz bunları bilelim. Bunlar FETÖ’cü mü? İngiliz derin devletinin ajanı mı? Nihat Atsız’ın ekibinden mi? Aklı mı gitti? Sevgisiz insanlar mı? Sadece cahilliğinden mi yapıyor? Bilgisizliğinden mi yapıyor? Neden yapıyor? Bunları da araştırıp öğrenmiş oluruz. Yoksa bu adamlar kaynar. Yine bir yerlerde durur durur bir şeyler yaparlar. Bunların deşifre edilmesi lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar hakkında şunları söyledi. “Katar, İslam dünyasının son dönemde yaşadığı sıkıntılar karşısında bağımsız duruş sergileyebilen bir ülkedir. Kafa tutan diye bir şey yok ki, hakkında adeta bir idam kararı verilen bir ülke söz konusu. Katar teröre destek veren değil, tam tersine IŞİD’e karşı bizimle birlikte en kararlı duruşu gösteren bir ülkedir. Bir ülkeyi terör örgütleriyle maddi ve ayni yardımı yapmakla suçlayacaksınız ama öte yandan PYD YPG’ye tonlarca silah aktaracaksınız. Bunu neyle izah edeceğiz?” dedi.

ADNAN OKTAR: İslam alemi bir türlü uyanamadı. Anlamıyorlar. Tayyip Hoca da İslam aleminde tek onları uyaran konumunda. Onlar İngiliz derin devletinin geniş çapta etkisi altındalar, bir kısmı.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Üç gün sonra komşularının evinde cesedi bulunan on yaşındaki Ceylin Atik’in ölümüyle ilgili detaylar ortaya çıktı. Başının arka bölümünde darp izi tespit edildi. Küçük çocuğun katil zanlısı kadın, küçük çocuğun kaybolduğu sıralarda sık sık dedesinin yanına giderek “Bir ipucu bulursan bana haber et. O kişiyi bulursan bana haber ver. Lime lime doğrayacağım. Bunu yapan insan olamaz.” Diyormuş. Günde on beş defa uğruyormuş. Bu yüzden kadının olabileceğini tahmin etmemişler.

ADNAN OKTAR: Olur mu canım? O tip şeylerde en yakın binalarda oluyor zaten. Her seferinde öyle oluyor. En yakın yerde oluyor. Fazla uzakta olmuyor. Çok uzaklarda arıyorlar. Alakasız yerlerde arıyorlar. En yakın yerde oluyor. Ve ummadık kişilerde oluyor. Şüphe üstüne hareket edilmesi lazım. Bir de ailenin kanaati önemli değil, polisin kanaati önemli. Polis de orada kim olursa olsun hepsini kuşkulu görmesi gerekir. Görmüştür de diye düşünüyorum. Zaten yakalayamazlardı öyle olmasa.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Boğaz bugün turkuaz rengine bürünmüştü Adnan Bey. Bu değişimin nedeni, kalsiyum karbonat zengini mikroorganizmaların sayısının artması. Resimler var.

ADNAN OKTAR: Kalsiyum karbonat. Turkuaz güzel bir renk, çok güzel bir renk.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Basketçi bir ufaklık var.

ADNAN OKTAR: Her seferinde basket yapıyor. Nasıl oluyor bu?

“Hocam kan vermek ve serum orucu bozar mı?” Serum alırsan tabii ki bozar. Yani bayağı ferah bir litre su içmiş gibi bir şey. Fakat kan vermek bozmaz çünkü vücuttan çıkan bir şey. Ben öyle biliyorum. Bilmiyorum. Her dediğimin bir araştırmasını da yapın. Benim bildiğimi söylüyorum ben. Yoksa alimim hocayım demiyorum.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Renkli güzel bir balık var.

ADNAN OKTAR: Allah Allah hayret. Çok güzel.

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Tatlı bir köpek var.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Ağabeyi yesin onun ağzını burnunu. Şapkasını da. Dili milini ne varsa. Ben bunu şapur şupur öperim olsa. Bayağı şeker. Hayret bu kadar güzel olması.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suudi Kralı Selman, Somali Başbakanı’na Katar’la ilişkileri kesmesi için seksen milyon dolar önerdi. Aksi halde yardımları kesmekle tehdit etti. Somali Başbakanı ise buna rağmen krizde tarafsız kalacağını söyledi. Suudi Arabistan’ın teklifini kabul etmedi.

ADNAN OKTAR: Bunlar hiç gereksiz. Hepsi kardeş, yine yardım yapıyorsa yapsın. Ne bağlantıyı kesecek? Hepsi birleşsin. Teröre karşı, kavgaya, savaşa karşı ittifak edelim. Mehdiyet’in ışığı altında hepimiz toplanalım. İsa Mesih’in ışığı altında hepimiz toplanalım. Konuyu uzatmaya gerek yok. Bak, kriz her yerden patlıyor. Mehdiyet’in eksikliği her gün buram buram çok acı bir gerçek olarak Müslümanların feryatları arasında kendini gösteriyor. Mehdiyet’in nasıl lüzumlu ve gerekli olduğunu Allah bize her Allah’ın günü gösteriyor. Nereye baksak Mehdiyet’in ihtiyacı içindeyiz, nereye baksak.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Serdar Turgut bugün bir TV programında Katar’dan sonra hedefin Türkiye olacağını ve bu planın arkasında İngiltere’nin bulunduğunu anlattı. Bir buçuk ay önce “Katar’a operasyon hazırlığı var ve bunun için İngiliz MI6 ile bağlantılıyız” diyen kaynağımın dediklerini aşırı temkinden dolayı yazmadığımdan bu yana onun ve benzeri kişilerin anlattıkları hakkında daha dikkatliyim. Bölge için yeni haritaların çizilmekte olduğu şu günlerde İngiltere ile birlikte Amerika, Katar Emiri Al Thani’nin gerekirse devrilmesi için çalışıyorlar.” Serdar Turgut, planın devamında ise şöyle anlattı. “Katar’a operasyon yapılacak ve Katar’dan dışarı çıkarılan Hamas Lideri Halid Meşal ile İhvan’ın Ruhani Lideri kabul edeline Karadavi Türkiye’ye sığınacak. Bundan sonra Türkiye’den bu kişileri iade etmeleri istenecek. Türkiye iade etmeyince de Katar gibi terörist ülke ilan edilecek.”

ADNAN OKTAR: Dediği doğru. Bir an önce İslam alemi birleşmesi gerekiyor. Rusya’yı da içine alacak şekilde İslam alemini hemen birleştirelim. Mehdiyet’in dışında bir kurtuluş olmadığı belli. Adım adım Müslümanları köşeye sıkıştırıyorlar. Bak, nereye baksak, hangi habere baksak Mehdiyet’in gerekliliği ortaya çıkıyor. PKK olayına bakıyoruz Mehdiyet gerekiyor, her şeyde Mehdiyet.

BÜLENT SEZGİN: Sevimli bir kedi vardı.

ADNAN OKTAR: Nasıl güzel şey bu böyle, hayret bu kadar güzel olması. İnsan bakmaya doyamıyor. Ama işte hastalandığında falan insan çok çekiniyor. Acayip tedirgin oluyorum. Mesela durgunlaşıyor. Bazen de Allah esirgesin yani çok kötü duruma üşüyor. Sıhhatli olması için mutlaka bahçeli ev olması lazım, güneş alması lazım. Koşup eğlenmesi gerekiyor. Beton evlerde bilmem ne falan güneşsiz çok zor. Kapalı odada yani temizliğine dikkat edemiyor hayvan. O alabildiğine koşacak, yani adaleleri gelişecek, ağaca tırmanacak, güneşlenecek ki vücudu normal sıhhatli olsun.

O bu son okuduğun yazı çok önemli. Teşhis doğru, tam on ikiden yani.

Fikret dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Katar Dışişleri Bakanı Al Sani ile görüşen İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, “Tüm devletlere durumu yatıştırmaları ve arabuluculukla hızlı bir çözüm bulmaları çağrısı yapıyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Hem ortalığı karıştıran İngiliz derin devleti hem de yatıştıran İngilizler oluyor. Allah selamet versin.

BÜLENT SEZGİN: Devamında şöyle haberin: Bu hafta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’teki mevkidaşları ile görüşüp konuyu ele alacağını belirtti. Katar Dışişleri Bakanı Al Sani ise “Bizden yapılacak herhangi bir talebi değerlendirmeye hazırız. Ancak henüz kimseden bir yanıt alamadık” açıklaması yaptı.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim, tek çözüm İslam aleminin birleşmesi. Baksana, “Cemaatleri şeffaflaştıralım” bilmem ne. Gelen Müslümana giden Müslümana. Bir acayiplik var. Müslüman cemaatler, gruplar hepsi uyanıp tek bir noktada birleşip İttihad-ı İslam’ı oluşturmaları gerekiyor. Kavgaya da gerilime de gerek yok.

Evet dinliyorum.

KARTLA GÖKTAN: İzleyici sorularımız var.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Merhaba ben Mahmut. Allah-u Teala’yla gün içerisinde nasıl birlikte olabiliriz, bunu soruyorum.

ADNAN OKTAR: Nasıl birlikte olamayız ki? Bütün görüntüyü o sağlıyor, bütün sesleri o sağlıyor, bütün sevgiyi o sağlıyor, bütün sevdiklerimiz onun görüntüsü, her beğendiğimiz onun görüntüsü. Bir insanın çok gafil olması gerekiyor. Yani tamamı Allah’a ait, en ufak bir şeyin sana ait değil. Ses, görüntü, duyular, algılar, kokular, güzel kokular, tatlar hepsini muntazam yaratan tek güç vardır o da Allah’tır. İnsanları gaflet içinde Allah bize gösteriyor, sakın buna kapılıp insanlar gaflete girmesinler çok büyük hata olur, çok utanırlar yani çok büyük bir rezalet olur. Sakın ha. Allah diyor ayette bak, “insanlar zalim, cahildir ve nankördür” diyor. En ziyade etraftan çok etkileniyorlar. Kardeşim şu ekrana bak ona göre hareket et. Bu ekranı sürekli Allah gösteriyor. Bütün kokuları, tatları hepsini veren de Allah. Bu ekranın dışında da bir hayat yok. Allah ile insan iç içedir zaten. Unutması; görüntüye aldanıyor görüntüdeki diğer insanlar gafletteymiş gibi gösteriliyor birçoğu oradan kaynaklanıyor.

Medine’yi savunan son Osmanlı Paşası Fahrettin Paşa’nın lakabı çöl kaplanıydı. Her yönden beğenilen bir kabadayı yiğitti. Allah gani gani rahmet etsin.

KARTAL GÖKTAN: Resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Bak asaleti görüyor musun? Tam Osmanlı aslanı. Lakabı çöl kaplanı. O paşalarımız en az üç-beş yabancı dil biliyorlardı. Arapça, İngilizce, Farsça, Fransızca, Rusça.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yediği yemeği yüzüne gözüne bulaştıran bir kedi vardı.

ADNAN OKTAR: Ne kadar güzel bir hayvan bu hayret yani insan çok zor durumda kalıyor. Şu dilin, burnun tatlılığına bak, gözlere bak sen. Gözleri mükemmel, inanılmaz güzel gözleri.  Allah’ın işte tecellisi bu çok büyük bir nimet. Bu kadar sevdiren de Allah. Normalde korkabilirdik ama çılgınca bir sevgi oluyor değil mi? İnsan çok zorlanıyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Hocam, ben Levent Özsarı. Duanın kesin olarak gerçekleşeceğine inanmalı mıyız?

ADNAN OKTAR: Dua Allah tarafından mutlaka kabul edilir, ibadet olarak kabul edilir. Ama mesela sen “Ya Rabbi” diyorsun “İslam’ı dünyaya hakim et.” Eğer samimi inanıyorsan o hayat içerisinde sen onu görürsün, İslam hakim olur. Çok candan inanıyorsan. Veyahut “Ya Rabbi” diyorsun mesela “benim sözümü bütün dünya dinlesin, herkese tebliğ yapmak istiyorum.” Allah bunu yaptırıyor, bunu isterse mümin oluyor. Ama çok candan ve çok samimi istemesi lazım. Mesela zenginlik, mal istiyor Allah verir ama Allah yolunda kullanması şartıyla. Kendine kullandığı an nasıl Hz. Adem (as)’ın üzerindeki elbise bir anda sıyrıldı gitti, malı mülkü bir anda gider.

KARTAL GÖKTAN: İzleyici sorusu var.

VTR: Hocam merhabalar, ben Atalay Şener. Benim sorum maddenin aslı ile ilgili, gerçekliği ile ilgili. Biraz ileri bir uç soru olacak. Eğer madde yoksa biz insanlar da acaba dünyada değil de başka bir mekanda yaşıyor olabilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Tabii ki yani Allah mecbur değil, belki bizi Allah küçük bir yakutun içinde bile yaşatıyor olabilir bütün kainatı. Dışarıdan bakıldığında küçük bir yakut görünümündedir ama bütün alem onun içindedir, şu andaki alem. Bu milyarlarca, trilyonlarca alemden birisi, belki sonsuz alemlerden bir tanesindeyiz. Allah’ın ilmine bizim aklımız ermez, bilemeyiz.

KARTAL GÖKTAN: İzleyicimizin sorusu var.

VTR: Hocam ben Erdal Kalıncı. Mehdi (as)’nin talebelerinin ismi acaba Kuran’da gizli midir?

ADNAN OKTAR: Olabilir tabii. Yani Kuran’da çok fazla şifre sistemi var. Olabilir. Fakat şöyle söyleyeyim. Hz. Mehdi (as)’nin bütün yaşamına ait mühim olaylar, mühim isimler de bence Kuran’ın içinde var. Yani nasıl söyleyeyim? Kuran’da mesela durduk yere Cenab-ı Allah diyor ki “Meryem’in, İsa’nın bulunduğu ev yüksek bir yerdeydi” diyor. Bir vadinin tepesinde yukarda bir yerde ama aşağısı ayrı, bir su da var, aşağısından bir su arkı var, su var. Mesela bir yerden bahsediyor ve orada ağaçlar var, hurma var, yaş hurma var. Mesela bu bir detaydır. Mesela Kehf Suresi bir mağaradalar ve “onlar mağaranın genişçe orta boşluğundaydı.” (Kehf Suresi, 17) Bu bir özel anlatımdır. Mesela Yusuf Suresi’nde iki kişi var hapse giren Yusuf (as) ile hapse giren.  Onların konumuyla ilgili anlatımlar var, onlar özel bir anlatım. Yoksa adamın ölmesi işte ölüm şekli şu bu falan yahut hapisten çıkış şekilleri yani o yanındaki kişilerin detayları gereksiz olarak hiçbir şekilde bildirilmez. Hikaye olsun diye bomboş bir şey anlatılmaz Kuran’da. Yahut Hz. Hızır (as) ’ın mesela diyor ki “kayalıkta Hızır’la buluştular” diyor kayalıkta, kayalık bir yer. İki denizin birleştiği yerde ve kayalıkta. Bu kayalık ne bu? Bu özel bir detaydır. Kayalık bir bölgeden bahsediliyor. İki denizin birleştiği yer bir kere net İstanbul. İstanbul’da kayalık olan bir yer yani jeolojik dokusu kayalardan oluşan bir yerden bahsediyor. “Orada buluştular” diyor. Net anlatımlar bunlar. Bunu niye anlatsın Kuran hiçbir amacı yoksa? Mesela iki gruptan bahsediyor Kehf Suresi’nde, iki genç grubu. Niye bahsedilsin bundan? Yani gelmiş geçmiş, kimseyi ilgilendirmez olarak bilinir. Yani bir ders mahiyeti olmasa, bir amacı olmasa anlatmaz Allah onu. İki grup. Biri Hz. Mehdi (as) grubu, biri İsa Mesih’in grubu. Mesela diyor ki “Üstlerinde cami yaptık, altlarında da bir bina.” Niye bu detay verilsin? Milyonlarca cami var niye böyle bir detay verilsin? Özel bir camiden bahsedilmiş ve özel bir bina. Diyor ki mesela “Bir duvar buldular, duvarın altında hazine vardı” diyor, duvar, yıkık bir duvar. Bu yıkık duvar özel söylenen bir şey yani yıkık duvar kimseyi ilgilendirmez normalde. Yani hiçbir amacı olmayan bir şeyi Allah söylemez, o yıkık duvardan bir amaç var. Mesela Hz. Hızır (as)’ın duvarcı ustası olduğunu söylüyor Allah, o da kasten söylenmiş bir şey. Hz. Hızır (as)’ın duvarcı ustası olması kasten söylenmiş bir şey. “Duvarın altında ikisinin hazinesi vardı” (Kehf Suresi 82) diyor. Duvarın altında ne çıkar? Mehdi (as) için gizlenen kutsal emanetler çıkar duvarın altında. Nerede? Demek ki bu duvarın altında, bir taş duvarın altında. Taş duvar. “Taş duvarın altında hazine var” diyor Allah ayette, açık açık belirtmiş oluyor, işaret. Kutsal sandığın bulunduğunda bakın görün bir duvarın altından çıkacak yani bir taş yığını mı diyelim, taştan bir oluşum mu diyelim, özel getirilmiş taşlardan oluşan bir harabe duvarın altından çıkacağı anlaşılıyor. Mesela diyor ki “ikisi birlikte bir yol tuttular.” Sonra “ikisi” diyor, yine ikisi, yine ikisi. Sürekli ikiler tekrarlıyor. Neden yapsın Allah bu ikiyi tekrar tekrar? Aynı ayetin içinde defalarca iki geçiyor bir daha iki, bir daha iki söylüyor. Bunlar özel söylenen sözler, özel işaretler. Mesela Yusuf Suresi’nde diyor ki “kovayı sarkıttı.” (Yusuf Suresi 19) diyor. Kova çok uç bir detay kova. Su kabı, kap yani en az yüz tane ismi var kova çeşidi eşyaların, en az yüz tane. Ki bildiğimiz kova da değil, birçok şey. Kova özel olarak söyleniyor kova çağına işaret etmek için. “Müjde içinde bir çocuk.” (Yusuf Suresi 19) diyor. O da özel söylenmiş bir söz. “Kardeşleri onu tanıyamadı.” (Yusuf Suresi 58) diyor mesela Yusuf Suresi’nde, bu da özel söylenmiş bir söz. Yoksa geçmiş, hikaye kitabı olarak biz yani bir hikaye kitabı değil ki Kuran. Değil mi? Bir masal kitabı alırsın masal alemi diye ama masal anlatmıyor orada Allah, mühim bir olay anlatıyor, mühim meseleler anlatıyor. Mesela Yusuf (as)’da müthiş bir hukuk bilgisi var, hukuku çok iyi kullanıyor. Mesela bu özel detay. Kardeşlerinin onu tanıyamaması. Ama o kardeşlerini tanıyor. Bu özel bir detay. Yedi yıl, yedili yıllar mesela özel bir detay. On iki mesela on ikinci sure, özel bir detay. Mesela on iki yıldız özel bir detay. Güneş, ay sembolleri veriliyor. Bütün masonik semboller var Kuran’da, masonluğun bütün sembolleri. Mesela Kabe mikap taş şeklindedir, küp şeklindedir yapımı. Ve orada da göz şeklinde taş vardır. Masonlukta da aynı göz vardır. Yani yapı itibariyle de aynı göz şeklinde yapılmış zaten dikkat ederseniz, gümüş kap içerisinde göz görünümünde. Normalde bir amacı yok o taşın. Dönme sayısının tespiti için falan diyorlar ama mantıklı bir ifade değil bu, öyle bir şey değil. Özel olarak yapılmış bir şey. Mesela Kabe’nin altında birçok hazine çıkacak, Kabe’nin altında. Süleyman duvarının altında yine hazineler çıkacak. Taberiye Gölü’nde çıkacak, Hatay’dan çıkacak, Hatay’da mağaralardan birçok kutsal bilinen eşya çıkacak eskiye ait. Mesela bak “Kasaba halkı onları konuklamaktan kaçındı.” (Kehf Suresi, 77) diyor. Mesela özel bir ifadedir bu. Onlara karşı bir tepki var. Mesela “eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirin.” (Kehf Suresi, 77)  Para almıyor, para almadan hizmet ediyor. Hz. Mehdi (as)’ın de bir vasfıdır bu, İsa Mesih’in de vasfı. Ama şu an mesela normal gelenekçi hocalar parasız pek iş yapan çok nadir oluyor. Mesela diyor ki “Musa genç yardımcısına…” (Kehf Suresi, 60) genç yardımcı niye genç özellikle desin? “Genç yardımcısı.” Adamın yaşı niye önemli olsun? Özellikle diyor Allah “genç yardımcısı.” Mesela Ashab-ı Kehf’te de özellikle “gençlerden oluşuyor” diyor. Yani yedi kişiydiler der Kuran, biter. Veyahut “insanlar, bir insan topluluğuydu, bir topluluktu, bir Müslüman topluluğuydu” der. Diyor mesela Kuran’da öyle yerler var hiç detaya girmiyor. Ama orada özellikle bu şekilde belirtiliyor.

Şimdi Kuran’da “on bir yıldız, ay ve güneşi…” (Yusuf Suresi, 4) diyor, güneşle beraber on iki etmiş oluyor. On bir yıldız diyor ama ay ve güneş gördükleri. Onlarla beraber on iki olmuş oluyor. Yani bak orada bir sır var. On biri özellikle söylüyor mesela Allah on bir diyor, on bir yıldız. Güneşi ilave etmiyor. On bir ayrı özel bir rakam, bir şeye işaret ediyor. Mesela “Yusuf” bu isim özellikle verilen bir ifade. Babasına diyor mesela “babacığım” “Yusuf ve babası.” Yani burada özel bir vurgu var. Mesela rüyasında gördüğünü söylüyor bu da çok önemli. Mesela “uzun zamanlar geçireceğim.” (Kehf Suresi, 60) diyor. Peygamberimiz (sav)’den sonra 1400 yılın üstünde bir vakit geçti. Mesela balık, “balıklarını unuttular.” (Kehf Suresi 61) diyor. Hz. Hızır (as) hep balık şeklindedir denizde. Yani beş bin yıllık tarihe bakın, kaya oymalarına bakın hep Hz. Hızır (as)’ın resimleri işlenmiştir, hep balık şeklinde işlenmiştir. Bütün Sümer yazıtlarına bakın, Hitit yazıtlarına bakın hepsinde bu balık adamdan bahsedilir yeşil adam, balık adam. Bak “Balık” diyor “denizde bir akıntıya doğru kendi yolunu tuttu.” (Kehf Suresi 61) diyor. Bir kere akıntısı olan bir deniz. Mesela boğazın özel akıntısı var. Mesela durgun da olabilir ama akıntıdan bahsediyor. Bak “kayaya sığındığımızda ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı.” (Kehf Suresi 63) Yani bu unutma konusu sürekli Hz. Musa (as)’da geçiyor. Hz. Musa (as)’da bir unutkanlık var özel dikkat çekilmiş. Halbuki birçok özelliği vardır ama unutkanlığa özel dikkat çekiliyor. Mesela kalbinde bir rahatsızlık var, taşikardi var yani muhtemelen yahut ekstrasistol var kalbine ani vurumlar oluyor. Bunu şikayet ederek anlatıyor zaten. Bir de “dilim dönmüyor” diyor. Yani konuşmada da tutukluk oluyor zaman zaman. “Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.” (Kehf Suresi 64)  diyor. Mesela bu da özel bir anlatım. Böyle yüzlerce anlatım var ama tabii ben hepsini anlatmıyorum. Alenen isimlere, kişilere alenen baktığı görülüyor Kuran’ın.

VTR: 1999 yılında size uygulanan müdahale sonuçlandı mı? 

ADNAN OKTAR: Yani mahkeme sonuçlandı mı diyor. Benimle ilgili şu an açılan bütün davaların tamamından beraat ettim. Benim adli sicilimde trafik cezası bile yok, tek bir tane trafik cezası bile yok. Hepsinden berat ettim.

Mesela ayette “Üçtürler dördüncüleri köpekleridir” diyor, “beştirler altıncısı köpekleridir.”(Kehf Suresi 22) Mesela 34, 56 ve 78 ayetler. Bak 34. ayet, 56. ayet ve 78. ayet bunlar özel. Ama tabii zamanı gelince anlatacağız, detaylı olarak anlatırız.

Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü