Harun Yahya

Sohbetler (25 Haziran 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ADNAN OKTAR: Herkes hoş geldi.

Buyurun Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Hakkari’nin Çukurca İlçesi’nde bayram günü PKK’lı teröristlerin açtığı taciz ateşinde Çavuş Mete Yahşi şehit oldu. Şehidimizi görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Şu nuru, yakışıklılığı, aslanlığı görüyor musunuz? Allah şehadetini makbul etsin, kabul etsin, mübarek etsin, meşhur etsin.  Allah annesine babasına uzun ömür versin. Aslanımızın şehadetini tebrik ediyoruz. Allah bizlere de nasip etsin.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sabah bayram namazı için gittiği Ataşehir Mimar Sinan Camii’nde aniden rahatsızlandı. Cemaatin ortasında yer alan Erdoğan’ın baygınlık geçirmesi üzerine koruma polisleri çember oluşturdu. Ve hemen sedyeye alındı. Sağlık ekipleri anında müdahale etti. Ancak Cumhurbaşkanımız kısa sürede toparlanıp olaydan 1,5 saat sonra kameralar karşısına geçip açıklama yaptı. “Şekere dayalı bir tansiyon dengesizliği geçirdik hamdolsun kısa sürede toparlandık. Şu anda iyiyim, programımıza devam edeceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama çok yoruyor kendini. Normal günde en az 7 saat falan uyusun. Yemeğine dikkat etsin, istirahatine dikkat etsin. Acele olacak bir şey yok. Millet onun yanında. Biz kılına dokundurtmayız kimsenin Allah’ın izniyle kanunla hukukla. Dolayısıyla bu kadar efora bu yorgunlukla devam etmesi doğru olmaz. Biraz dinlenerek biraz çalışarak bu şekilde olsa daha iyi olur. Özetle fazla yormak doğru değil.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu bayram namazını Hakkari Çukurca’da Kürt kardeşlerimizle saf tutarak kıldı. İlk Kürt kardeşlerimizle bayramlaştı. Bazı gazetelerde -fotoğrafı görebiliriz- bu fotoğraf “işte devletin şefkat eli, Süleyman Soylu Kürtlerin kalbine giden yolda yürüyor” şeklinde yorumlandı.

ADNAN OKTAR: Süleyman Soylu efendi delikanlı, efendi insan. İyi güzel gayreti, öyle herkesle görüşen herkesle konuşan karizma derdinde olmayan bir insan. Hakikaten vatanseverliği çok güçlü, imanlı bir insan. Allah muvaffak etsin.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Rusya federasyonunda yaşayan yaklaşık 20 milyon Müslüman Ramazan bayramını kutluyor Adnan Bey. Başkentte yaşan Müslümanların bayram namazı için buluşma noktası 2015’te ibadete açılan Moskova Ulu Camii. Bayram namazı için başkent Moskova’daki camilere akın eden Rusyalı Müslümanlar yoğunluk nedeniyle sokaklarda saf tuttu. Rusya Today Televizyonu Ulu Camii’ndeki bayram namazını izleyicilerine canlı olarak aktardı.

ADNAN OKTAR: Bak sırf Moskova böyle artık düşünsün. Moskova’nın sokakları almıyor Müslümanları o kadar çok. Dağ-taş Müslüman dolu. Ve hepsi abdest alıp namaz kılıyorlar.

Tayyip Hocam’a anne müdahalede bulunsun. Uykusunu alması konusunda çok titiz olsun. Bak, dün yüzünü gördüm çok çok yorgundu. Öyle olmaz, o şekilde olmaz. Yemesine içmesine dinlenmesine dikkat etsin. Ne olacak yani, biraz vakte yayarak yaparız olur-biter. Peş peşe. Bir program olur ertelenir, ertesi gün birkaç gün sonrasına alınır. Bu kadar yormaya gerek yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak’ta Kato Dağı’nda PKK’nın yuvalandığı mağaralara tek tek girilerek örgüte ağır darbeler vuruldu. 2900 rakımlı Kato Dağı’nda mücadeleyi sürdüren Mehmetçik bayram namazını dağda kıldı. Askerler namazın ardından hep birlikte Ramazan sonrası ilk kahvaltıyı yaptı.

ADNAN OKTAR: Onlar aslan aslan. Ağabeyinin kuzusu onlar. Onların yediği-içtiği helal, aslanların beslenmesine devlet dikkat ediyor gördüğüm kadarıyla. Çok güzel olmuş.

Homoseksüellerin yürüyüşüne ‘onur yürüyüşü’ diyorlar. Nasıl onur oluyor bu? İslam’ın, Kuran’ın yasakladığı bir şey nasıl onur oluyor?

Hayvan çok büyük bir nimet aslında, çok çok büyük olay. Ama asıl cennette insan doyuma ulaşır hayvanları sevme konusunda. Bakımları çok zor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hulusi Akar Paşamız da Siirt’te camide bayram namazını kıldı. Camiden ayrılırken vatandaşlarla bayramlaşan ve çocuklara harçlık veren Paşamız, ilçe sakinlerinin ikram ettiği geleneksel bayram yemeğini yedi. Daha sonra İbrahim Hakkı ve İsmail Fakirullah’ın türbesini ziyaret etti. Ve geçen yıl PKK tarafından şehit edilen geçici köy korucusu Mehmet Emin Akyıldız’ın kabrinde dua etti. Ve şehit yakınlarıyla bir süre sohbet etti Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Nu gribi Müslüman evladı Paşamız, çok dindar muttaki bir insan, beş vakit namazında.

Hanım arkadaşlarım ben yemeğe davet ettiler. Akıl almaz güzel yemekler hazırlamışlar ellerine sağlık. İhya olduk. Sonra da resim çektirdik. Var mı resimleri? MaşaAllah. Böyle yemek görmemişsinizdir. Her biri ayrı lezzetli. Şahane, maşaAllah cennet sofrası gibiydi. Evet. MaşaAllah, bir de birbirinden güzel hanımlar, maşaAllah. Ne güzel.

KARTAL GÖKTAN: Bayan arkadaşlarımız resimleri paylaşırken şunları yazdılar Adnan Bey: “Allah aşkıyla sevdiğimiz Adnan Bey yemeğimizi şereflendirdi. Hepimizin imanına vesile olan, dünyada en çok güvendiğimiz, en çok sevdiğimizle her şey çok güzeldi. Allah dünyada da ahirette de hep birlikte olmayı nasip etsin, inşaAllah. Onun varlığı sadece bizim için değil tüm dünya için aydınlatıcı bir ışık. Allah’a, böylesine muhteşem bir insanla bizi tanıştırdığı için her gün şükrediyoruz.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel. Hanımlar hepsi birbirinden güzel. Göz kamaştırıcıydı güzellikleri, maşaAllah. Ne güzel. Allah cennette de beraber etsin. Hepsi birbirinden güzeldi, maşaAllah. Evleri de böyle çiçek gibi, maşaAllah tertemiz. Kendileri de öyle çok çok şık ve çok temiz ve bayağı güzeller, maşaAllah. Her birinin ayrı bir parfümü var kokuları çok güzel. Konuşmaları güzel. Kuran’la sohbet ettiler dinledik, maşaAllah. Hepsi alime, muazzam bilgileri var. Oradaki kardeşlerimizin kimi mühendis, kimi iş kadını, maşaAllah. Bayağı kültürlü, görgülüler. Ahlakları çok temiz.

Balık eti en makbul et çok güzel. Nefis böyle güzel deniz ürünleri vardı. Geç saatlere kadar sohbet ettik çok iyi oldu, maşaAllah. Hep yiyecekler böyle zeytinyağıyla yapılmış. Böyle sağlığa zararlı hiçbir gıda yoktu, çok güzel. Cennete gitmiş gibi oldum gidince, maşaAllah.

Ara ara böyle davet ediyorlar gidiyorum nefis sofralar çok çok güzel. Nefis sohbetler, güzel insanlar, güzel hanımlar. Sohbetlerine doyum olmuyor çok şahane anlatımları. Genel kültürleri mükemmel. Evleri de her odası ayrı bir güzel cennet gibi. Banyoları falan pırıl pırıl tertemiz. Banyolar mükemmel jakuzili falan böyle tarif edilecek gibi değil. Çok çok güzel, maşaAllah.

SALİHA YAZAROĞLU: Sizin kaliteniz ve şıklığınız da çok çok dikkat çekici Adnan Bey, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet doğru.

KARTAL GÖKTAN: Karizma, heybet, yakışıklılık, nur.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Baş Sultanımız başta olmak üzere, Badem Şekeri Sultan da başta olmak üzere bütün sultanlara sevgilerimizi selamlarımızı iletiyoruz, maşaAllah. Semra Sultan, Esra Sultan, maşaAllah hepsi ilim-irfan sahibi. Esra’ların babadan kalma çok güzel bir yalısı var nefis. Deniz kenarında çok çok güzel yalıları oraya da gitmiştim, orası da çok güzel. Ecdattan kalma çok eski yalı. Aylin Hanım da öyle genel kültürü, ilmi irfanı tarif edilecek gibi değil. Tülay Hocam zaten bir efsane. Bir gördüm nefesim kesildi güzelliğinden, böyle rüyadayım zannettim. Kapıyı o açtı, bir an şöyle bir gittim-geldim yani heyecandan, maşaAllah. Aylin Hocam da bizi tenvir etti, maşaAllah. Çok münevver bir hanım, çok kültürlü, hepsi kültürlüler. Banyoya elimi yıkamaya girdim, banyo değil kardeşim saray. Ben böyle ev görmedim, maşaAllah. Evin aşağı katına indim sıcak sulu yüzme havuzu. Ben böyle olay görmedim yani, maşaAllah. Bahçesine çıktık kocaman yine yüzme havuzu. Bahçe cennet gibi. Kış bahçesi var bin bir türlü çiçek, güzellik. Ne kadar zevkli insanlar dedim, maşaAllah. Rüya gibiydi her şey. Kapalı havuz muazzam bir olay, hakikaten çok güzel.

Arkadaki şişeler meyve suyu şişesi aynı buradaki gibi. Sakın, alkolle falan alakası yok. Arkadaşlarımız damla alkole yaklaşmazlar. Hiç biri sigara içmez benim kız arkadaşlarımın. Bir gazinoda, bir diskoda hiçbir şekilde görülmüş değillerdir. Hiç kimseyle adları çıkmamıştır. Namusuna iffetine son derece titiz, son derece akıllı naif insanlardır. Çok efendidirler. İçkiye, alkole öyle gayrimeşru maddelere şiddetle karşıdırlar. Evlerindeki bütün içki şişesi gibi şişelerin hepsi tamamı meyve suyu şişesi. Zaten marketlerde falan rahatça bulunan şişeler onlar. Daha önce de burada göstermiştik. Herkes isterse satın alabilir aynı şişelerden. Ama görünüşü güzel oluyor tabii hoş. Güzel bir dizaynla evlerini süslemişler. Her yerleri güzel evlerinin her şeyi güzel. MaşaAllah dedik, Allah bereketlerini artırsın.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bayram nedeniyle memleketi Erzincan’da bulunan Başbakan Binali Yıldırım bayram namazının ardından evinde aile fertleriyle kahvaltı yaptı. Daha sonra yürüyerek köy mezarlığına gitti. Resimleri de gösterebiliriz. Yolda karşılaştığı odun kıran bir köylünün elinden baltayı alarak odun kırmasına yardım etti.

ADNAN OKTAR: Helal. Pehlivanlık da var demek ki, maşaAllah. Bak o yönünü bilmiyorduk.

KARTAL GÖKTAN: Yolda rastladığı köylülerle bayramlaştı ve vatandaşların taleplerini dinledi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a Sayın Başbakanım daha çok destek olsun. Tayyip Hocam’ın yorulmaması için biraz uyarsın Tayyip Hocam’ı açıkça. Müsaade etmesin bu kadar kendini yormasına. Bir de havasız basık yerlerden Tayyip Hocam’ı uzak tutsunlar. Böyle havadar ferah yerler olsun. Hemen etrafını alıyorlar kapatıyorlar havasız ortamda kalıyor yani o da iyi bir şey değil. Basık havasız ortamlar. Tayyip Hoca bir de uykusuz da kalıyor, yemiyor-içmiyor olmaz.

Binali Hocam, deniyor ki tek seferde odunu kırmış. Baltayı vurunca darmadağın etmiş odunu. Doğru mu?

KARTAL GÖKTAN: Evet, öyle gözüküyor.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Mesela bak o maşaAllah, ileri yaşta sayılır ama Allah için, din için geceli gündüzlü o mübarek insan hizmet ediyor. Bayağı da samimi ama çok çok samimi. Çok efendi güvenilir bir insan. Sürekli dürüst, sürekli dürüst, maşaAllah. Evet, mesela ne diyor? “Her düşünceden insanı kucaklayacağız” diyor. Çok güzel, isabet etmiş.

Geçen gün İngiltere’de bir okulda erkek öğrencilerin şort giymesi yasaklanınca, erkek öğrencilere etek giydirmişler çocuklara. Erkek çocuğuna etek. Ne için yaptınız bunu diyoruz? “Protesto amacıyla yaptık” diyor. Orada neyi kastettikleri belli. O çocukları kadın kıyafetine alıştırmak istiyorlar. İşte protesto şu bu adı altında yavaş yavaş oraya doğru götürecekler. Kendi kafalarına göre tabii.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyicimizin sorusu var.

VTR: Hiç aşık oldunuz mu? Hayatınızın bir kadını var mı?

ADNAN OKTAR: Hiç aşıklar oldunuz mu dersen bu tamam olur. Ben her güzel kadına aşık olurum. Her güzel kadına istisnasız. Güzelliğe karşı Allah kalbimde çok şiddetli bir iştiyak meydana getirdiği için unutmam da, derin bir tutkuyla severim. Dolayısıyla ben tek bir kadının sevilmesi inancına karşıyım. Bunun bana göre samimi olduğuna inanmıyorum. Bir insanın yüksek sevme gücü varsa, yüksek tutku gücü varsa, kadınlarda da Allah mükemmel tecelli ediyorsa “ben sadece seni seviyorum başka kimseyi sevmiyorum” diyorsa bir insan ben bunu samimi bulamam bulmam. Ben bütün güzel kadınları seviyorum. Ve hepsine tutkuyla, aşkla sevgi duyuyorum, saygı duyuyorum ve çok değer veriyorum. Değer verdiğim için de gözümde çok büyüyorlar. Sevginin en güçlü kökeni de saygıdır ve değer vermektir. Evet.

VTR: İnsanlar neden planlı yaşamıyorlar?

ADNAN OKTAR: Güzeller güzeli, planlı yaşamak insanları sıkar. İnsanlar özgür olmak ister. Zaten plan her yerde var. Sabah 8’de kalkacaksın, 8,5’ta kahvaltı yapacaksın, 9’da saçını tarayacaksın, 10’da dolmuş yahut otobüs ne ise o gelecek ona bineceksin, 11’de işyerinde olacaksın, 11’den 12’ye kadar bütün işlerini bitireceksin. 12’de çay molası var. Böyle bir hayat benim gördüğüm, insanların sinirini bozar. Böyle bir hayat olmaz, makul akışında olması lazım hayatın. Doğal rahat olması lazım, doğal kalkması, doğal yemesi, doğal içmesi, doğal gezmesi gerekir. Ama bazen tabii çok planlı olmak da gerekir zaruri durumlarda. Ama bütün hayatı böyle matematik formülü gibi yapmak hayatı zorlaştırır.

Evet.

VTR: İşçiler neden az maaşa çalıştırılıyor?

ADNAN OKTAR: Evet. Her yerde zaten maaşlar o kadar yüksek değil benim bildiğim. Fakat işçiler de bazı yerlerde yüksek maaş alıyorlar. Yevmiye tabir edilen iyi para aldıkları oluyor. Bazı işlerde de daha düşük oluyor ücretler. Ama bu Türkiye ve Ortadoğu genelinde böyle benim gördüğüm. Hatta Yunanistan şu bu, Romanya, Bulgaristan oralarda da ücretler çok düşük. Ama bir de tabii onun batın yönü de var. Zenginlerin de parası çok yüksek oluyor ama onlar da fakir hayatı yaşıyorlar. Zannedildiği gibi olmuyor. Mesela rahmetli Sakıp Sabancı, yaşadığı yer 3-5 metrekarelik küçük bir yerdi, küçük sıradan bir koltuğu vardı büro koltuğu ucuz, bir de ucuz bir büro masası vardı. Çok sadeydi orada yaşıyordu. Kendisi de orada röportaj yapmıştı “ben burada yaşıyorum burayı kullanıyorum” diye. Dolayısıyla zenginler de öyle zannedildiği gibi bol bol yiyip-içen kişiler değiller. Rahmetli Vehbi Koç da kapıdan çıktığında odadan elektriği söndürüyordu, üst kata çıktığında elektriği yakıyordu. İnerken yine elektriği söndürüyordu. Yani sürekli elektrik yakıp-söndürerek hayatını idame ettiriyordu evde ve çocuklarını da öyle eğitmişti. Bu zor bir hayat. Normalde insanların evinde elektrikler sürekli yanar ama o müthiş iktisat politikası yapıyordu. Ucuz bir arabayla geziyordu, şimdi markasını vermeyeyim de çok ucuz sıradan bir arabayla geziyordu. Kıyafetleri de öyle çok sıradan kıyafetlerdi, pahalı kıyafet giyinmiyordu. Yediği-içtiği de son derece sadeydi. Fakir bir insan gibi yaşadı, fakir bir insan gibi öldü. Genelinde zenginlerin hayatı bu şekildedir. Çok yiyip-içen de zaten çok yiyip-içmekten hastalanıyor bu sefer. Dolayısıyla dünya öyle eğlence yapılacak bir yer değil. Öyle bol bol yenip-içilecek bir yer değil.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Rakunlarla ilgili bilgi verecektim Adnan Bey. Anavatanı Kuzey Amerika olan sevimli, kedi maması müptelası, parlak şeylere aşırı ilgili, inatçı, ürkek, tırmanıcı, yüzücü bir hayvan olarak biliniyor. Amerika’da evcil hayvan olarak besleyenler var. Zaten beslemeseler de onlar bir şekilde eve gelip besleniyorlar. Kedi, köpek ve evdeki çocuklarla çok iyi arkadaş oluyorlar. Paspas, yüzük, televizyon kumandası, cep telefonu falan kaybolursa bu arkadaşın yattığı yere bakın ilk olarak. Su ile oynamaya bayılırlar. Bundan dolayıdır ki evdeki kolay açılıp kapanan musluklarınızı değiştirin. Temiz yemek yer, etrafı kirletmez, eline bez versen masayı silerler. Yalnız bezi de kendilerine alırlar.

Sokak sanatçısı demek en kaliteli sanatçı demektir. Yanlış anlaşılmasın.

Eğer biz olmasaydık homoseksüeller cirit atacaklardı. Darwinizm’i kalıp gibi oturtturacaklardı. Yani millet, Türk milleti olmasaydı. Güneydoğu’yu vermeye kalkacaklardı, Kıbrıs’ı vermeye kalkacaklardı. Hiçbirine müsaade etmedik ve etmeyeceğiz. Kadın dekoltesine karşılar. Homoseksüel dekoltesini teşvik ediyorlar. Kadının makyaj yapmasını istemiyorlar. Homoseksüellerin makyaj yapmasını istiyorlar. Ama dünya çapında. Kadınların eğlenmesini istemiyorlar, homoseksüellerin eğlenmesini istiyor. Kadının dans etmesini istemiyor, homoseksüellerin sokaklarda da dans etmesini istiyorlar. Dolayısıyla deccaliyet bir oyun içinde. Buna da müsaade etmeyeceğiz. Şimdi bu homoseksüel takımının resimleri göster. Eğer bıraksaydık yani Türk milleti bıraksaydı, bak Türkiye’yi de bu şekle getireceklerdi. Sokaklar bunlarla dolacaktı. Hatta askerin, polisin de böyle olmasını istiyor bunlar. Mahkemelerin de böyle olmasını istiyorlar. Doktorların, öğretmenlerin… Fakat kadınlar diyor dekolte olamaz. Homoseksüeller olacak diyor. Kadınlar makyaj yapamaz, homoseksüeller yapacak diyor. Kadın gibi hareketi kadın yapamaz diyor ama homoseksüel kadın gibi hareket edecek diyor. Kadın, kadın gibi konuşunca adam çok çirkin karşılıyor. Kadın gibi gülünce çirkin karşılıyor ama bunların homoseksüel gülüşü, homoseksüel kahkahalarını teşvik ediyorlar. Birçok dindar da bunu teşvik ediyor. Yani hayret edeceğiniz din profesörleri homoseksüelliği teşvik ediyor, normal görüyor. Erkek çocuklarına tecavüz etmeye kalkıyor bir kısmı. Bu belaya Kuran’la, imanla akılla, dur diyeceğiz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bir kadın dışarıda süslü giyinse yer yerinden oynuyor. Homoseksüelin dışarda böyle gezinmesi son derece doğal, faydalı ve gerekli olarak görülüyor. Böyle bir kafa olmaz. Yani yarın bir gün çocuklarımızı, insanlarımızı, annelerimizi, bacılarımızı bu adamlara teslim etmeye kalkacaklar. Her yerde bunlar hakim olacak Allah esirgesin. Erken tedbir alınması lazım. Yoksa bela kapıda çok büyük bir felaket cehennem felaketi, her an bizim memleketimizi sarabilir. Çok özen gösterelim. Homoseksüelliğe ilimle irfanla, Kuran’la karşı koyalım. Gençlerimizi, insanlarımızı bu felaketin pençesine düşürttürmeyelim. Önlem alalım. Suskun kalmayalım. Teşvik edenleri uyaralım. Homoseksüellik propagandası yapanları uyaralım. Kadınlar dekolte giyince nasıl yeri yerinden oynatıyorlar görüyorsunuz gelenekçi Ortodoks bir kısım hocalar. Hiç bunlara bir şey dediklerini duydunuz mu? Hiç bu homoseksüellere dışarda böyle gezilir mi, böyle kahkaha atılır mı, böyle kadın gibi konuşulur mu falan diye duydunuz mu? Çok nadirdir. Çok çok nadir. Bütün dertleri, güçleri kadınlar oluyor. Kadınları geriye çekip homoseksüelleri öne sürmek istiyorlar. Yani kadınları yok edecekler, onun yerine kadın diye homoseksüelleri ortaya koyacaklar. O yüzden muazzam bir kadın muhalifliği var. Kadınları her yerde ezmeye çalışıyorlar. Onların yerine bunları kadın diye koyacaklar. Ve bütün fıtratı, dünyayı darmadağın edecekler. Aman aman bu felakete karşı kadınları koruyalım. Kadın özgürlüğünü savunalım. Kadınların güzel olmasını teşvik edelim. Rahat olmalarını, özgür olmalarını teşvik edelim. Homoseksüelliğe de dur diyelim. Bir de buna “onur yürüyüşü” diyor. Nerde burada onur? Allah lanetliyor Tevrat’ta, İncil’de ve Kuran’da lanetliyor. “İğrenç bir fiil” diyor Allah. Buna rağmen bunu yapmaya devam ediyorlar ve kadınları bir kenara çekmek istiyorlar. Kadın etkinliğini, kadın güzelliğini, kadın cazibesini, kadının etkileme gücünü yok edip onların yerine bunları sürmek istiyorlar. Ve toplumu bununla ifsat etmeye yönelik bir faaliyet var. Bu homoseksüel mantıkla ifsat etmeye yönelik bir faaliyet var. Bunu İngiliz derin devleti teşvik ediyor dünya çapında. Herkes dikkatli olsun.

Homoseksüeller Mevleviliğe acayip sahip çıkıyorlar. Çünkü Mevlana’nın kitaplarında homoseksüellik ballandıra ballandıra anlatılıyor. Bir yerde, iki yerde, üç yerde, beş yerde değil. Bir de “bizim yolumuzda” diyor. “Müslümanlık diye bir şey yok” diyor. O yüzden her yerde homoseksüeller Mevleviliğin üstünde duruyorlar. Mevlana’yla ilgili törenler yapıyorlar. Sloganları da oluyor. İşte “Sen de gel. Kim olursan ol gel.” Yani “lezbiyen de olsan gel. Homoseksüel de olsan gel. Kim olursan ol gel” tarzında alıyorlar. Göster.

BÜLENT SEZGİN: Homoseksüel yürüyüşünde Mevlana. Yazıyı okuyayım mı Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: “İki gecem var ikisi de uykusuz. Ya sensizim uyuyamam. Ya sen varsın uyku haram Mevlana’nın sözü. “Bir erkek mümin, diğer erkek bir mümin böyle bir şey yazamaz. Mevlana bunu Şems için yazmış diyorlar. Bunu kim yazabilir? Lut kavmine mensup biri yazmıştır herhalde. Mevlana yazamayacağına göre.” Diye bir yazı var.

ADNAN OKTAR: Canım bu, bu ortalı yine. Bu böyle değil. Yani alenen ve açıkça homoseksüellik anlatılıyor, alenen Mevlana’nın kitaplarında. Zaten onlar da habire pembe kıyafetlerle dönüyorlar böyle her yerde. Her homoseksüel toplantısında böyle Mevlevi töreni yapılıyor. Bu tip kıyafetlerle dönüyorlar. Ve döndükçe de etekleri açılıyor. Açıldıkça külotları görünüyor. Bütün Avrupa’yı sarmış durumda Mevlevilik. Yani hepsi Rumi ve hepsi Peygamber (sav)’e karşı, Allah’a karşı, Kuran’a karşı. “Biz Mevlevi’yiz” diyorlar. “Rumi’yiz. Bizim yolumuzda din yok, homoseksüellik var” diyorlar. Görüyorsunuz zaten. Yani bunun neyini teşvik ediyorlar, neyini savunuyorlar? Böyle bir felaket ortamda kim yaşamak ister? Dünyayı bu belanın içine niye çekiyorlar ben bunu anlayabilmiş değilim. Ve bu kişiler de kadın dekoltesine şiddetle karşılar. Kadınların süslenmesine, bakımlı olmasına, makyaj yapmasına şiddetle karşılar. Mesela “peruk kullanmasın” diyor. “Dudak boyası kullanmasın. Gözünü boyamasın” diyor. Ama homoseksüellerin her türlü eylemini teşvik ve takdir ediyorlar. Bunu savunmasınlar. Üç dinde de haram. Allah’ın lanetlediği bir tavır bu. Homoseksüeller zaten hep biz Rumi’yiz diyor adamlar. Birçoğu yani. Buna dur desin vatandaşlarımız imanla, Kuran’la, akılla. Bu felaket dünyayı batırır, mahveder Allah esirgesin.    

Evet dinliyorum.

VTR: Türkiye’nin sinema ve televizyonu sizce Avrupa’ya göre nerede?

ADNAN OKTAR: Türkiye sinema ve televizyona göre Avrupa’da nerede? En gerilerde falan benim anladığım. En en gerilerde. O dev atılım Mehdiyet devrindedir. Dünya çapında sinemada, televizyonda, sanatta açılım Mehdiyet devrimiyledir. Çünkü bir manevi devrim olacak. Bir aşk, sevgi devrimi olacak, tutku devrimi olacak. İnsanlar Allah için yaşayacaklar. O devirde bunlar olacak.

VTR: Sizce bayan mı, kadın mı?

ADNAN OKTAR: Bayan, bey, bay, evet bay bayan. Ama eskiden öyle hitap edilirdi bizim çocukluğumuzda. İşte Bay Yusuf, Bay Mehmet, Bay Mustafa falan diye hitap ederlerdi. Atatürk devrinden kalma bir hitap şekli. Albay, Yarbay benim gördüğüm daha eskilere giden bir hitap şekli. O askeri hitaplarda da var görüyorsunuz işte Albay, Yarbay gibi Subay. Dolayısıyla tamam kadınlığı ifade ediyor ama aynı zamanda da bir hitaptır. Bay Mehmet, Bay Yusuf gibi. Bayan mesela Cevriye farz edelim yahut Bayan Nalan o tarz olur olmaz diye bir şey yok. Ayrı ayrı tabii cinsiyete göre hitap da son derece doğru ve güzel. Homoseksüeller karşı çıkıyorlar genellikle kadına erkeğe aynı hitapla hitap edilmesi. Olur mu? Kadın kadındır, erkek de erkektir. Onlar istiyor ki ne kadın densin ne erkek densin onun arası bir şey olsun. Biz homoseksüel mantığını kabul etmeyiz. Bayan bayandır, bay da baydır. Bir kısmı da başka nedenlerle karşı çıkıyor olabilir. Ama doğrusu o.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, homoseksüellerin çocuklara yaptıkları tacizlerle ilgili bir örnek vermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Resmi gösterebiliriz. İngiltere’de 9 çocuğu evlat edinen homoseksüel çiftin bu çocuklardan yaşları 8 ile 14 arasında değişen beşine taciz yaptığı ortaya çıktı. 41 yaşındaki Ian Wathey ve 32 yaşındaki Craig Faunch özellikle bakıma muhtaç, özürlü veya zeka geriliği olan çocukları evlat ediniyorlar ve bu çocuklara taciz ediyorlardı. Bazı çocuklarla zorla ilişkiye giriyorlar bazı çocukları ilişkilerini izlemeye mecbur bırakıyorlar bazılarının fotoğraflarını çekip çocuk pornosu için kullanıyorlardı. Çift ilk olarak bir çocuğun fotoğraflarını çektikleri için mahkemeye çıkıyor ve İngiliz mahkemesi bunun masum bir hareket olduğunu söylüyor, ceza almıyorlar. Bunun üzerine yıllarca çocukları taciz etmeye devam ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Bay bayan normal bunda bir şey yok, zorlama olması makul değil. Albay, Yarbay o zaman onu da kaldırmamız lazım Subay değil mi? Açık anlamını bırakıp dolaylı anlamlar bulmaya çalışmak o zaman Türkçeyi alt üst edersin öyle bir şey olmaz. Mesela güneş diyorsun günüm eş, bir gün bir güne eş güneş böyle bir zorlama olur mu? Güneş güneştir. Mesela ay var. Aynı şekilde adam ayağını bir yere bastı mıydı bağırır mesela bağırma ünlemi olarak da kullanılır. Olmaz bunlar gereksiz zorlamalar.

Türkiye ne kadar güzel bir yer hayret ediyorum. Müziği şu canlı güzel hareketli dans müzikleri dünyanın hiçbir yerinde yok. Her yerde ben bakıyorum danslar aslında zorlama oluyor. Öyle hakikaten o ruhu böyle doyuran bir dans şekli pek olmuyor. Usulen bir folklor gösterisi falan tarzında oluyor. Türkiye’de çok doyurucu, her şey çok doyurucu.

Mesela bak Tunus’ta bulunan bir homoseksüel örgütünün mesajı “Kendilerinin hepsinin Şems olduğunu” söylüyorlar. Mevlana’nın Şems’i anlamında. Bak orada da yine Mevlevi dansı var döndükçe zaten hepsinde külotları görünüyor.

Rumilik ile homoseksüellik iç içe olarak bütün dünyada kendini gösteriyor. Hayret edecek şekilde Rumiliği savunuyorlar. İngiltere’nin her yerine yayılmış vaziyette, Amerika’da da yayılmış şekilde. Fakat İslam dinini asla kabul etmiyorlar, Hz. Muhammed (sav)’i asla kabul etmiyorlar, Allah’ı asla kabul etmiyorlar. Rumi’yi Allah gibi görüyorlar. Homoseksüelliğin savunucusu bir felsefe olarak görüyorlar Rumiliği ve bütün güçleriyle Rumiliği yayıyorlar şu an. Bütün İngiltere’de Rumi olmayan homoseksüel yok adeta. Çok büyük bir tehlike var tekrar tekrar hatırlatıyorum.

Şems’e hitapları zaten Mevlana’nın o kitaptaki duruma göre -bilmiyorum kendi mi yazdı başkası mı yazdı- bir kadına hitap etmeyle aynı, bir kadına hitap etmeyle aynı. Üslubunda yani dudakları öpmeden bahsediyor, o onu başka yerlerinden öpmekten bahsediyor. Karşılıklı kadına yapılan hitabın aynısıyla birbirleriyle konuşuyorlar. Bununla ilgili bütün konuşmalar yazılı orada var.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı basında en son yayınlanan makaleleriniz şu şekilde Adnan Bey. İran’ın en büyük İngilizce günlük gazetelerinden Tehran Times’da “İslam alemi için birlik dışında hiçbir çözüm yok” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, Kuran’ın hiçbir ayetinde Müslümanların birbiriyle savaşmasının helal kılınmadığını tam aksine eğer çarpışanlar varsa aralarının düzeltilmesinin emredildiğini anlatıyorsunuz. Şiilerin, Sünnilerin ve La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah diyen tüm Müslümanların Allah’ın hükmüyle ancak kardeş olduğunu bu nedenle iman edenlerin tüm varlıklarıyla bir araya gelerek kendilerine yapılan saldırılara karşı topyekun ilmi mücadele vermeleri gerektiğini söylüyorsunuz.

İsrail’in önde gelen günlük İngilizce gazetesi Jeruselem Post’un hem basılı gazete yayınında, hem de internet sitesinde “Geleneksel A9 TV iftarı Ramazan 2017” başlıklı yazınız yayınlandı. Yazınızda her yıl olduğu gibi bu yıl da her dinden, her düşünceden davetliniz olarak katılan değerli konuklarınıza ve onların verdiği birlik mesajlarına değiniyorsunuz. Dünyadaki tüm yanlış algıları kaldırmak ve nefreti tümüyle yok etmek adına çabalarınızın devam edeceğini belirtiyorsunuz. Ve Allah’ın izniyle dünyanın iyilerin ittifakı ile yakın bir zamanda barış yurdu haline geleceğini söylüyorsunuz.

Bahreyn’in ilk İngilizce günlük gazetesi Gulf Daily News’te “Tüm sıcaklığıyla bir ramazan bayramı daha” başlıklı makaleniz yayınlandı. Ramazan ayının güzelliklerine değindiğiniz yazınızda, Allah’ın tüm Müslümanlardan birbirlerini sevmesini ve birlik olmasını istediğini anlatıyorsunuz. Bu yazınız ayrıca İngilizce Gulf Daily News Gazetesi’nin kardeş yayını olarak bilinen Arapça yayınlanan Akhbar Al-Khaleej Gazetesi’nde de yayınlandı.

Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden Al Rayah’da “Güneş yeniden doğacak” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda şu an İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun sadece Kuran’a uyarak yaşamaya başlandığında değişeceğini ve böylece Müslümanların güzel günlere kavuşacağını anlatıyorsunuz.

Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde ise “Suriye barışı için tek çözüm” başlıklı makaleniz yayınlandı maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Allah’ın lütfu bunlar.

Ne var bunda müzikte eğlencede? Homoseksüeller sokakları inletiyor. Adamlar dünya çapında destek veriyor. Kadın dekoltesine akıl almaz bir baskı var. Ama homoseksüellerin her tarafı ortada görüyorsunuz. Kadınlar böyle giyinse cinnet geçirirler adamlar. Kadın süslenir normalde. Dağı taşı bunlarla doldurmuşlar. Belediyesi, şunusu bunusu bunları destekliyor. Dehşet verici bir şey bu. Yarın bir gün çoluk çocuk bunların eline düşecek, Allah esirgesin. Herkes aklını başına alsın. Yani ilgililer kimse. Böyle bir hayat olmaz. Böyle bir dünya da olmaz.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey geçtiğimiz günlerde Çırağan Sarayı’nda gerçekleşen iftar davetinde Museviler, Hristiyanlar ve Müslüman liderlerin sizin vesilenizle aynı iftar sofrasında buluşması, İsrail’in önde gelen gazetelerinde haber konusu olmuştu. Bu davetinizin yankıları hala devam ediyor. İsrail Today Gazetesi’nin İngilizce, Almanca yayınları The Times of Israel ve Breaking Israel News’un ardından şimdi de Jews News “Tevrat ayetleriyle konuşan Müslüman lider” başlığıyla yayınladığı haberde, sizin Tevrat pasajlarından örnekler vererek konuşmanız, Kuran ayetleriyle İsrail’in o topraklarda yer alacağını açıklamanız, Hazreti Süleyman tapınağının yeniden inşa edileceğini söylemeniz ve İsrail Likud Partisi’nden Haham Yehuda Glick’in size gönderdiği ramazan mesajının çok dikkat çektiği yer alıyor. Haberin içinden bazı görüntüler, fotoğrafları da büyütebiliriz. Haham.

ADNAN OKTAR: Bu çok değerli bir insan. Çok değerli bir haham. Bu Sanhedrin Mahkemesi’nde hakim. Yani İsrail devletinin danıştığı. Bir olay olduğunda nasıl hareket edelim diye fikir aldığı çok mühim, hahamları yetiştiren haham. Hahamların hocası olan yüksek dereceli bir haham. Çok değerli bir insan.

KARTAL GÖKTAN: Abraham Sherman.

ADNAN OKTAR: Evet. Yani İbrahim ismi. Abraham.

KARTAL GÖKTAN: Haham Jeff Seidel. Bu da yayınımıza konuk olmuştu.

ADNAN OKTAR: Haham Seidel da öyle çok değerli haham.

KARTAL GÖKTAN: Times of Israel Gazetesi’nde hakkınızdaki haberi yapan Kudüs’te Musevi öğrenci merkezi bulunan Haham Jeff Seidel ve Amerika’nın Maryland eyaletinden Mason ve Anglikan Kilisesine bağlı rahip Kissam.

ADNAN OKTAR: Evet. Kissam Bey yüksek dereceli bir mason. Üstat bir mason. Aynı zamanda kilisede de çok önemli bir görevde. Çok değerli bir insan.

KARTAL GÖKTAN: Çırağan Sarayı iftar davetinden her dinin önde gelen isimleriyle birlikte fotoğrafınız.

ADNAN OKTAR: Ne var bu insanlar yaşasa? Musevilerden ne istiyorlar ben anlamıyorum. Ne güzel bu insanlar yaşasın İsrail’de. Olsunlar orda yani. Hristiyanlar da olsun. Müslümanlar da olsun. Filistinliler de. Uçsuz bucaksız topraklar. Bomboş, her yer bomboş. Bırak orda evler yapsın yaşasınlar. Gençler Moşiyah’ın gelişi için dua etsinler. Sohbet edelim. Yemek yiyelim. Yani bu kin, bu nefret neden? Ben bunu bir türlü anlayabilmiş değilim. Şeytana insanlar akılsızca uyuyor, birçok insan.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyici sorusu göstermek istiyorum.

VTR: Hayattan beklentiniz nedir?

ADNAN OKTAR: Hayattan beklentim Allah’ın benden razı olması. Başka hiç beklentim yok. Rabbim benden razı olursa, Allah benden razı olursa dünyanın en mutlu adamı benim.

Evet.

VTR: Merhaba. Dünyanın en zengini olsaydınız ne yapmak isterdiniz?

ADNAN OKTAR: Ne yapardım? Bir kere şu savaşların durması için ne gerekiyorsa yapardım. Terörün durması için de ne gerekiyorsa yapardım. Bütün dünyayı kardeş hale getirmek için herkesi hizmete davet ederdim. Fakir fukara da kalmazdı. Her yeri düğün yerine çevirirdik evvelAllah. Gençlerle büyük halaylar yapardık. Eğlenirdik. Gülerdik. Her yeri imar ederdik hep beraber. Her yeri temizlerdik. Dünyayı cennete çevirirdik. Bayağı güzel şeyler yapardık.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, homoseksüellere destek veren bazı başkanlar vardı. Onları göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Kanada Başbakanı Justin Trudeau homoseksüel yürüyüşünde. Etek giymiş homoseksüel bir adama sarılırken fotoğraf. Yine Kanada Başbakanı Justin Trudeau homoseksüel yürüyüşüne destek. Justin Trudeau eski hali bir homoseksüelle öpüşürken. Lüksemburg eşcinsel Başbakanı Xavier Bettel. İrlanda’nın eşcinsel Başbakanı Leo Varadkar. Sırbistan’ın ilk gey Başbakanı Ana Brnabiç. Obama döneminde bir resim, Beyaz Saray’da homoseksüellerin sembolü gökkuşağı renklerine bürünmüş hali. Obama hakkında Newsweek haberi “Amerika’nın ilk homoseksüel başkanı.” Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron. Dışişleri Bakanı’yken Hillary Clinton, homoseksüellere destek.

ADNAN OKTAR: Felaketin boyutunu insanlar daha henüz anlamış değil yani İngiliz derin devletinin, deccaliyetin homoseksüellikle, Rumilikle, Darwinizm’le dünyayı mahvetme planını fark edemiyorlar.

Sorular.

VTR: Yaşınızı tahmin eden insanlar doğru tahmin edebiliyorlar mı?

ADNAN OKTAR: Yaşımı her seferinde şaşırıyorlar tabii. 63 yaşındayım diyorum, şaka herhalde falan diyorlar. Hakikaten cildim çocuk cildi gibi ben hayret ediyorum. Bütün bedenim öyle. Gücüme de şaşıyorum. Olağanüstü bir güç Allah’a hamdolsun elhamdülillah. 

VTR: Samsun’un Çarşamba ilçesi neden bu kadar bakımsız?

ADNAN OKTAR: Çarşamba değil Türkiye genelinde öyle ciddi bir sorun var. Mehdiyet devrinde Allah’ın izniyle çok büyük atılımlar olacak. Reis de başta olacak Allah’ın izniyle. Bütün Türkiye’yi imar edeceğiz. İnşaAllah. Biz de Mehdi (as)’ye destek olacağız. Tayyip Hocam’ın da öncülüğüyle inşaAllah Mehdiyet’in bereketiyle, Hz. Mehdi (as)’nin bizleri yönlendirmesiyle güzel şeyler yapacağız.

VTR: Trakyalı insanlara karşı neden hep alkolik damgası yapıştırıyorlar?

ADNAN OKTAR: Öyle bir şey yok. Güneydoğu’da da halk acı olur alkol alır içerler. Antalya’da da içiyor insanlar, Bodrum’da, Fethiye, Köyceğiz her yerde bütün lokantalarda içiyorlar. İstanbul’da da içiyorlar. Trakya’da içiyorlar diye bir şey yok. Bir de Trakya halkı bayağı dindar aklı başındadır. Ama içen de olur. Ama tabii alkol zararlı bir şey. Alkol az da olsa çok da olsa kaçınmak lazım. Bir de Trakya halkı neşeli dışa dönük, bağnazlığa karşı, modern, Kuran Müslümanı olan, kabadayı, delikanlı insanlardan oluşur. Trakya’ya laf yok. 

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben şunu sormak istiyorum, Maltepe’de bu güzel sahilimizin çalışmasını, büyükşehir belediyesinin yaptığı bu çalışmayı nasıl buluyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Maltepe’de Şehit Parkı yapıldı güzel olmuş. Ama şu an çalışmalar olduğu için kullanılamıyor. Yakında neticelenir. Biraz süratlendirsinler biz Tayyip Hocam’dan rica edelim. Gerçi her şeyi Tayyip Hoca’ya götürüyoruz ama belediyelerle işi halledelim en iyisi. Süratle bitirsinler, halk oraları sevinçle, güzellikle neşe içinde kullansın. 

Evet, dinliyorum.

VTR: Siyasi görüşünüz nedir?

ADNAN OKTAR: Siyasi görüşüm samimiyet, güzellik, iyilik, doğruluk, dürüstlük. Kim samimiyse kim dürüstse, kim vatanı milleti savunuyorsa benim siyasi görüşüm ondan yana olur. 

Evet.

VTR: Çay mı kahveyi mi çok seversiniz?

ADNAN OKTAR: Çay mı kahve mi öyle bir zor soru ki. Çay da kahve de her ikisi de çok lezzetli ama zararlıdır ben tavsiye etmem. Kahve tansiyonu yükseltir ve çarpıntı yapar, ciddi çarpıntı yapar. Çay da öyle hem demir emilimini eksik hale getirir, demir emilimini durdurur, kalsiyum metabolizmasına da zarar veren bir maddedir çay. Ve çarpıntı yapar. Ama lezzetine ikisinin de diyecek yok tabii. En mükemmel içkiler diyebilirim. Çok az içmek lazım bence çok çok az. Tadımlık içmek lazım. Peş peşe çay içmek mesela çok yüksek okzalat vardır çayda, böbrekler için tehlikeli. Böbrekte taş yapabilir. Okzalik asit çok yüksektir çayda. Kahvenin de kafeini, çayın da kafeini yüksek gerçi de. Özellikle kalp damar hastalığı olan arkadaşlar şiddetle kaçınsınlar. Ben gece gündüz içiyorum Allah’a çok şükür bizde tansiyon şu bu hepsi bayağı iyi. Ama genelde tavsiye etmem.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: TRT’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüntüsünün altında sık sık imalı yazılar paylaşılıyor. Son olarak da Kuran okuma yarışmasında yine Cumhurbaşkanımız’ın görüntüsünün altında “Hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?” ayeti yazılmıştı. Ahmet Hakan bu durumun tamamen bir tevafuk olduğunu iddia eden ve TRT yönetimini savunan bir yazı yazdı. Şöyle söylüyor; “Bu olay ortalığı karıştırmış durumda. Bir değil iki değil artık bu işin içinde kasıt olduğu kesin diyerek tepki gösterenler de var. İşin içinde FETÖ parmağı olduğunu iddia edenler de. Bu konuda üç şey söyleyeceğim. Bir; kasıt yoktur tevafuktur, iki; öküz altında buzağı arama çabasının bunca arttığı bir dönemde TRT’nin daha dikkatli olması gerekirdi, üç; tepkide haddini aşanların çoğu TRT ile değişik nedenlerle meselesi olanlardır” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok. Niye başkasında yapmıyorlar da Tayyip Hoca’da oluyor? Binlerce insan var, binlerce kişi var neden Tayyip Hoca’da bu oluyor?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fatih Altaylı A&G’ın anketi hakkındaki yazısının eleştirilmesi üzerine şunları söyledi; “Kötü niyeti engellemek mümkün değil. Bu araştırmayı neden yayınladığım niye yayınladığım konusunda bir tartışma başlatmaya niyetli bazıları. Gerçi asıl neden benim bu araştırmayı yayınlamış olmam değil mesele Ertuğrul Özkök’ün benim yazımı aynen alıntılayıp bir gün sonra köşesinde yer vermesinde. Özkök’ün bunu yapmasında bence hiçbir mahsur da yok. Bu araştırmayı Türkiye’nin sosyolojini anlamak açısından önemli bulduğum için paylaştım. Anlıyorum ki çok da iyi yapmışım. Bu araştırmayı eleştirmek değil okumak lazım. Hedef halk değil diktatör.

ADNAN OKTAR: Bunların derdi belli, o araştırma yapanların da derdi belli. Araştırmayı kendileri gidip sokakta bir yapsınlar görsünler. Türk milleti dindar, bütünüyle dindar. Atatürk’ten itibaren bütün liderlerimiz İslam’ın dünyaya hakimiyeti için gayret etti ve bu gayretlerinde devamlılar. Boş yere çırpınıyorsunuz, boş yere açıklamalar yapıyorsunuz. Kendi dünyanızda kendi kendinizi kandırıyorsunuz.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor. 

Masaüstü Görünümü