Harun Yahya

Sohbetler (28 Haziran 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: İyi geceler hoş geldiniz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey siz de hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Siz de hoş geldiniz, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün gece Hakkari Çukurca’da güvenlik güçleri bir grup PKK’lı teröristle karşılaştı. Çıkan çatışmada yirmi beş yaşındaki Özel Harekat Polisi Muhammet Ali Mevlüt Dündar şehit oldu. Görebiliriz şehidimizi. Suriye sınırındaki Kilis’in Elbeyli ilçesinde de askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada Uzman Çavuş Ömer Çintay şehit oldu. Bir astsubay ise yaralandı.

ADNAN OKTAR: Aslanlarımıza hayranlık duyuyoruz Allah şehadetlerini makbul etsin, kabul etsin. Onlarla iftihar ediyoruz. Allah nuruyla sarsın, annelerine babalarına Allah uzun ömür versin. Yalnız askerler rahatça bu adamlarla galebe edip dağıtacak güçte iken bir teknik eksiklik var gibi geliyor bana. Bir kere bedenlerini zırhla koruyalım, zırh çok eski bir sistemdir. Osmanlı’da da var en eski ta Orta Asya döneminde bile var zırh. Zırh olmaması riskli hatta kafayı da iyi koruyan hatta gerekirse yüzünü de koruyan zırh sistemi olsun askerlerde. Kurşun isabet ettiğinde zırha gelsin özellikle baskın yapılabilecek yerlerde zırhlı kıyafetler olurlarsa bir de askerin silahın dışında otomatik ateş eden silahları olması lazım. Yani elektronik kumanda ile ateş eden silahlar olması lazım. Mesela bir mevzide makineli tüfek yuvası olur kesintisiz ateş eder, o bir baraj ateşi meydana getirir, bu askere de kolaylık olur. Silahların nevini, şeklini geliştirelim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yaralı olan askerimiz Şevket Alnıdelik o da şehit olmuş.

ADNAN OKTAR: Şevket’i çağırmıştır arkadaşları o da gelmiştir. “Şehitleri beklerler” diyor. Fakat İngiliz derin devletinin bir azması kudurması var son zamanlarda bu güce karşı İslam Alemi birlik olmazsa İngiliz derin devleti organize olduğu için ve çok eski bir yapılanma olduğu için yüz elli yıllık falan bir yapılanma olduğu için en az yüz elli, iki yüz yıllık bir yapılanma olduğu için daha avantajlı konumda oluyor. Müslümanların mutlaka ittifak etmesi lazım. Bediüzzaman diyor zaten; “Müslümanların şikak ve muhalefetinden istifade ederek” diyor “az bir kuvvetle koskoca dünyayı zapt eder” diyor hadisi açıklarken bu şekilde açıklıyor. “Müminlerin hırs ve şikakından muhalefetinden istifade ederek az bir kuvvetle koskoca dünyayı esir alır deccal” diyor. Onun için İslam ülkelerinin ileri gelenleriyle tek tek konuşulması lazım. Tayyip Hocam buraya çağırsın onları İttihad-ı İslam için bunlarla bir bir konuşsun ikna etsin. Tehlikeyi anlamıyorlar. Daha hala başka şeylerin peşindeler.

Mesela Suudi Arabistan’ın petrol gelirini üçte iki azalttı İngiliz derin devleti bir oyunla, manevrayla üçte bire düştü milli geliri başka da geliri yok zaten Suudi Arabistan’ın. O üçte birlik gelirle geçimini sağlıyor Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, Katar da o şekilde ekonomik yönden de ezmeyi ve kargaşa çıkartmayı düşünüyor İngiliz derin devleti. Gecikmemek lazım.

Bak diyor ki Bediüzzaman; “E-Hadis-i Şerifte gelmiş ki, Ahir zamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak (ikiyüzlülük) ve zındıka (küfür)” nifak; münafıklık yani, zındıka; küfür “zındıka başına geçecek Eşhas-ı Müdhişe-i” Süfyan ve deccal gibi müthiş şahıslar “muzırraları” muzır şahıslar  “(Zarar veren dehşetli şahısları) İslam’ın ve beşerin hırs ve şikakından” dünya hırsları var ya bütün İslam ülkelerinin hepsinde dünya hırsı yoğun. Şikak; birbirleri ile uğraşma muhalefet ruhu  “şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nevi beşeri” bütün insanlığı “hercümerç eder.” Yani hallaç pamuğu gibi atar, kıtaller, katliamlar, savaşlar, dehşet, şiddet “ve koca alemi İslam’ı esaret altına alır.” (Mektubat sayfa 270) diye rivayetlerde diyor bu konu belirtilmiş diyor Peygamberimiz (sav)’den hadis açıklıyor Said Nursi Hazretleri, Mektubat sayfa 270’te. “İşte ey müminler” diyor “ehl-i iman aşiretine karşı tecavüz vaziyetini almış ne kadar aşiret hükmünde düşmanlar olduğunu bilir misiniz? Birbiri içindeki daireler gibi yüz daireden fazla vardır. Her birisine karşı tesanüt ederek el ele verip müdafaa vaziyeti almaya mecbur iken” bak “her birisine karşı tesanüt istinat ederek” birbiriyle yardımlaşarak “el ele verip müdafaa vaziyeti almaya mecbur iken onların hücumunu teshir etmek” kolaylaştırmak “onların harimi İslam’a” İslam’ın korunması gereken yerlerine “girmeleri için kapıları açmak hükmünde olan garazkarane, haset dolu tarafgirlik ve adavetkarane, düşmanca inat hiçbir cihetle ehli imana yakışır mı?” diyor. Birbirinizle niye uğraşıyorsunuz diyor küfre karşı tavır alalım diyor.

Evet dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Tüm dünya eserlerinizin sarsıcı etkisini konuşuyor maşaAllah. Evrim teorisinin Türkiye’de müfredattan çıkartılmasındaki etkileriniz dünya basınında yer almaya devam ediyor Adnan Bey. Ünlü bilim dergisi Wired İtalya’da yayınlanan sitesinde “Türkiye’deki gibi evrimi öğretmeyerek nasıl bir risk alıyoruz?” başlıklı haberde “Türkiye evrim teorisini lise programlarından çıkarmaya çalışıyor. Bu Darwin’i inkar yolunda ki ilk girişim değil” sözlerine yer verdi. Sizin eserlerinizin etkilerine değindi. 2008 yılında evrimci Richard Dawkins’in sitesi Yaratılış Atlası isimli kitabın yazarı Harun Yahya ismiyle tanınan Adnan Oktar tarafından dine hakaret suçu işlediğini duyurduktan sonra kapattırılmıştı. Daha sonra popüler bir bilim dergisinin kapağından kapak olarak kullanılması planlanan Darwin’in resmi kaldırıldı ifadelerine yer verildi.

Bir başka haber ise gazetede yayınlanan baş makalelerin hükümet liderleri üzerinde etkisi olduğu savunulan İsrail’in en eski günlük gazetelerinden Haaretz’de yayınlanan “Amerika’ya kıyasla Türk okullarında yaratılışçılar çok daha önde” başlıklı haberde 2006 yılında birinci kalite sayfa yapısıyla Yaratılış Atlası isimli eser doğal seleksiyon yoluyla evrim fikrini çürütme iddiasıyla birçok Türk okuluna girmişti. Yaratılışın Allah’ın eseri olduğunu açıklamak için cesurca fosil kayıtlarına işaret ediyordu. Kitap ayrıca evrimin Nazizm ve komünizm gibi İslam karşıtı ve yıkıcı doktrinlerden mesul olduğunu da iddia ediyordu” ifadelerine yer verildi. Ayrıca “birkaç yıl sonra ünlü evrim biyologlarının web siteleri, bil hassa da Richard Dawkins’inki Harun Yahya müstear ismiyle tanınan ateşli İslami yaratılışçılık savunucusu ve Yaratılış Atlası eserini kaleme alan Adnan Oktar tarafından hakaret gerekçesiyle kapattırıldı” sözlerine yer veriliyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum sizi Oktar Bey.

OKTAR BABUNA: Dalga dalga yayılıyor bütün dünyada maşaAllah. Artık bütün dünya kabul ediyor.

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim, şimdi üniversite mezunu insanlara gelip “gelin size pagan dini öğreteyim” diyor. Öğret, tamam. Ama “bilim” diyorsun. Ayıp ettin şimdi. “Pagan dini öğretiyorum” diyebilirsin. “Paganizm hakkında bilgi veriyorum” diyebilirsin. “Hitit, Sümer dinlerini, eski pagan dinlerini size anlatayım” diyebilirsin. Bu genel kültürdür, güzel, anlat bütün detaylarıyla dinleyelim. Ama sen ne diyorsun? “Bilimin hası bu” diyorsun. Şimdi ayıp ettin. Böyle olmaz. Biyoloji bilim, doğru. Fizik bilim, kimya bilim, astronomi bilim, jeoloji, paleontoloji bilim. Sen ne diyorsun? “Bir de buna pagan dinini ekleyelim.” Şaka yapıyorsun herhalde. Adnan ağabeyin müsaade etmez ilimle, irfanla, kanunla, hukukla. Olmaz. Sen de Darwinizm’i bilim diye ortaya koyarsan insanlar huysuzlanır, rahatsız olur yani bir kısım insanlar. Bir daha da onu bilim olarak kabul etmez. Bilim kitaplarının içinde istemez, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir duyurumuz var, videoyla birlikte bilgi verebiliriz. Yörünge belgesel dizisinin yeni bölümünde atmosferdeki ideal oranlardan ve atmosfer ile ilgili dikkat çeken bilgilerden bahsediliyor. Bilindiği gibi atmosferdeki oksijen miktarında ve atmosferin içerdiği gazların oranında çok ince ve önemli bir denge var. Bu dengede yüzde birlik bir değişim bile ölümcül sonuçlara yol açabiliyor dengedeki değişim. Ayrıca akciğerlerin düzgün çalışabilmesi için de havanın yoğunluğunun, akışkanlığının ve basıncının çok hassas değerlerde olması gerekiyor. Belgeselin astronomi sözlüğü uzayda yaşam ve soru cevap bölümlerinde ise yine çok farklı konular ele alıyor. Seyircilerimiz bu yeni belgeselimizi 29 Haziran Perşembe günü saat 20:00’da A9 TV’de izleyebilirler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

Evet, dinliyorum sizi.

OKTAR BABUNA: Suriye’deki iç savaştan kurtulmak için Türkiye’ye kaçan ardından da Yalova’da derme çatma bir kulübeye yerleşerek yaşam savaşı vermeye başlayan Suriyeli mülteci ailenin on üç gün önce doğan Cuma isimli bebekleri beslenme sorununa dayalı olarak açlıktan öldü. Minik yavruya mama alacak parası olmayan anne çaresizce bebeğini emzirmeye çalışsa da minik yavru bir türlü anne sütünü kabul etmedi. Bunun üzerine güçsüz düşen bebek bugün sabah saatlerinde hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Şehit olmuş. Minik bebeklerin vefatı şahadettir. Çünkü melek hükmünde onlar ama çocuk şehadeti onlarınki. Yani onlar doğrudan cennete gidiyorlar. Onlar ama vefat etmiş oluyor. Yani vefat etmiş oluyor. Şehit gibi değil. Ama doğrudan cennete gidiyorlar vildan olarak, cennet vildanı olarak.

KARTAL GÖKTAN: Mülteci ailenin yaşadığı kulübenin resmini görebiliriz.

ADNAN OKTAR: İşte bir an önce Türk vatandaşı yapalım kardeşlerimizi. Ziraat ve tarım konusunda da kardeşlerimize uçsuz bucaksız imkan verelim, bomboş her yer, araziler, tarlalar. Onlar orada tarım yapar, her türlü sebze meyve yetiştirirler. Hayvan yetiştirirler. Hem kendilerine yeter, hem memlekete yeter. Bayağı iyi olur.

Evet, dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Ramazan ayında Çırağan Sarayı’nda gerçekleşen iftar davetinde Museviler, Hristiyanlar ve Müslüman liderlerin sizin vesilenizle aynı iftar sofrasında buluşması İsrail’in önde gelen gazetelerinde haber konusu olmaya devam ediyor. Son olarak İsrail’in önde gelen günlük İngilizce gazetesi Jerusalem Post’ta yayınlanan haberde çeşitli görüşlerden farklı din ve inançlardan yedi yüz elliden fazla konuğunuzun aynı çatı altında buluşması konu ediliyor. Haberde gecenin en dikkat çekici olayı olarak daha evvel bizzat kendisinin konuk olarak katıldığı bu sefer de size özel bir mesaj göndererek davetinize iştirak eden İsrail’in Likud Partisi’nden Haham Yehuda Glick’in size “tüm dinlere karşı gösterdiği tavırda lider, tüm insanlara karşı gösterdiği sevgide lider, Rabbimizi anlatmada lider” şeklinde hitap etmesi belirtiliyor, maşaAllah. Haberde İsrail Üst Hahamlık Mahkemesi’nden hakimlik yetkisine sahip Haham Abraham Sherman’la da bir fotoğrafınıza yer verilmiş. Ayrıca Museviler ve İsrail hakkında haberlere yer veren Facebook’ta bir milyon altı yüz bin takipçisi olan JSS News haber sitesinin Fransızca yayını ve İsrail’in en büyük gazetelerinden biri olan Yedioth Ahronoth grubuna bağlı en çok okunan Rusça günlük gazete Vesti de Çırağan iftarınıza yer verdi, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel. Musevileri seviyoruz, Hristiyanları seviyoruz. Katolikleri, Ortodoksları, Protestanları hepsini seviyoruz. Hepsi Allah’ın kulu, hepsi tertemiz insanlar.

Hayvanların biraz daha özgür olması lazım. Elbise şu bu falan üstüne bir şeyler yüklemek yahut boynuna öyle ip bağlamak yahut işte ona benzer kemer falan bunlar doğru değil bence. Hayvan elastiki, rahat yaşamaktan hoşlanan bir hayvan. Ağaca tırmanacak, koşacak, zıplayacak. Onlarla başı belaya girer. Bir yere girse giremez, çıksa çıkamaz. Riskli yani, tehlikeli. Bazen boğuluyorlar da hayvanlar o bağlanan iplerden, şunlardan bunlardan.

Evet, dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Amerika’dan güzel bir haberimiz daha var.  Uluslararası Amerika’nın Sesi televizyonu Türkiye’de evrimin müfredattan çıkarılması konusunda haber yaptı ve “Evrim Türkiye’de artık yok oldu” dedi. Haberde Amerikan Ulusal Bilim ve Eğitim Merkezi’nin konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamaya yer verildi. Açıklamada evrim öğretiminin Türkiye’de İslamcı grupların ve politikacıların gayretleri nedeniyle periyodik olarak tartışmalı hale getirildiği belirtilerek “Evrim teorisi Türkiye’de yok oldu” ifadesine yer verildi.

ADNAN OKTAR: İslamcı gruplardan bir tek biz, tartışma değil de eziyoruz. Tartışma yok, ezme var ilimle irfanla.

OKTAR BABUNA: Zaten karşınıza çıkmıyorlar.

ADNAN OKTAR: PKK’ya vurulacak en büyük darbe Darwinizm’in patlatılmasıdır ve açıkça da yaratılışın anlatılması açıkça, iman hakikatlerinin, Kuran mucizelerinin açık açık anlatılması. Bir de “Darwinizm eğitimi kalktı” falan diyorlar. Öyle bir şey yok. Kalkmış falan değil. Sadece yerinin değiştirilmesini istiyoruz biz. Pagan dinleri bölümünde anlatılacak, o kadar. Yoksa niye anlatılmasın? Yani insanlar ne kadar saçma şeylere inanmışlar, ne kadar saçma pagan inançları varmış, insanlar hayret içerisinde görsünler. Yani insanlık nasıl devirlerden geçmiş bir görsünler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Evrimi çürüten dört yüz milyon fosilden sadece birkaç tanesini göstermek istiyorum Adnan Bey. Mesela 150 milyon yıllık yusufçuk fosili ve günümüzdeki hali. Yine yengeç fosili 23 milyon yıllık, hiçbir değişim yok. Tavşan fosili 30 milyon yıllık, günümüzdeki hali hiçbir değişiklik yok. 443 milyon yıllık denizyıldızı fosili, günümüzde de hiçbir değişim olmadan aynen devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Evet, ayrıca bak adamlara diyoruz. “Kardeşim” diyoruz, ne güzel sizin için hazır bir şey. On trilyon az para değil. Bir tane. Bak, ben yedi yüz milyon delil getiriyorum, yedi yüz milyon. “Sen bana kaç tane?” diyorum. Bir tane delil getireceksin evrimin olduğuna dair, bir tane ve on trilyonunu alıp gideceksin. Gelmiyorlar yıllardan beri söylüyoruz. “Fosil var mı?” dedik. “Yok” fosil yok. “Resim var mı fotoğraf?”  O da yok. “Çizim var mı?” “Var” dediler. Getirdi, gördünüz Haber Türk’te gösteriyor çekiyor, gösteriyor çekiyor. Ya kardeşim o akışta biz onu nasıl görelim? Böyle hani böyle dans gösterisi yapan bayanlar oluyor bazen ilginç hareketler yapıyor, onun gibi, öyle şey olmaz. Hayret insanları nasıl ikna etmişler? Kimse de itiraz etmemiş. Koskoca dünyayı parmaklarına takıp oynatmışlar adamlar. “Ne oluyor hemşerim?” dedik. “Ağabey kusura bakma yanlışlık oldu” dediler. Olmaz bak, dünyaya zarar verdiniz. Bundan sonra yok. Bir tek Türkiye’de değil, hiçbir yerde Darwinizm’i bırakmayacağız, evvelAllah. Bekle bizi Amerika geliyoruz. Orada da tamamen kazıyacağız. Obama muazzam Darwinist propaganda yaptırdı ama yine belini kaldıramadı. Amerika’da da çok etkiliyiz, elhamdülillah.

Şu an yedi yüz milyonun üstünde fosil. Dört yüz milyon on yıl önceydi dört yüz milyon. Şu an yedi yüz milyonun üstünde.

OKTAR BABUNA: Sürekli fosil çıkıyor her yerden.

ADNAN OKTAR: Sürekli çıkıyor, evet.

Bu gelenekçi gazeteler sürekli evrim propagandası yapıyorlar. Bir göstersene onu. Diyor ki; “Müslüman cemaatler karşı evrime” diyor. “O yüzden Türkiye’de evrim yasaklandı.” Kardeşim adamlar bir numaralı savunucusu birçoğu. Bizden başka bunu yapan yok. Buyurun görelim.

KARTAL GÖKTAN: Aksiyon Dergisi’nin haberi: “İlk kez ne insan ne hayvan. Onlar Hz. Adem’den önce yaşadılar” diye başlık yazmışlar.

ADNAN OKTAR: Evrim propagandası yapıyor, Darwinizm propagandası. Aksiyon, bu FETÖ’cülerin gazetesiydi, televizyonu işte hepsi, bütün. Zaman da Darwinist propaganda yapıyordu, Aksiyon da, hepsi yapıyordu.

OKTAR BABUNA: Samanyolu da.

ADNAN OKTAR: Samanyolu da yapıyordu. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bu da Türkiye Gazetesi’nin bir haberi. “Dinozorların atası bir sürüngen mi?”

ADNAN OKTAR: Hüseyin Hilmi Işık’ın grubu. Yoğun Darwinizm propagandası.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Akit’in haberi: “İlkel insan türünün ilk atası bulundu.”

ADNAN OKTAR: Bak, Hz. Adem (as)’den geldiğimiz halde üslubu görüyor musun? Bak, koyduğu resme bak. “Adem (as) değil” diyor “bizim atamız. Bu tarzda” diyor. “Daha da çirkini, daha da anormalleriydi” diyor. Bunu kim yapıyor? Akit Gazetesi. Bir de “sağcıyım, muhafazakarım, dindarım” diyorlar.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Şafak Gazetesi’nin haberi: “Dört milyon yıllık değişim.”

ADNAN OKTAR: Komünist gazeteler bile bu kadar Darwinist propaganda yapmıyorlar yani.

KARTAL GÖKTAN: Yine Yeni Şafak’ta bir başka haber. “3.2 milyon yıllık insansı fosil: Lucy” demişler.

ADNAN OKTAR: Bilmiyor da. Ne haber görürse Darwinizm ile ilgili onu yayınlıyor. Yanlış olduğundan da haberi yok.

Dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Arkadaşlarımız Omar Mohseni ve Sadun Engin sizin adınıza Los Angeles’ta geçen hafta çeşitli görüşmeler yaptılar. Ünlü evanjelik üniversitelerinden biri olan Loyola Üniversitesi’nden felsefe ve teoloji profesörü Dag Gevierd ile arkadaşlarımız A9 TV için röportaj yaptılar. Teoloji konusunda kırk kadar kitabı olan Profesör Gevierd genel olarak sizin yobazlık karşıtı çalışmalarınızdan ve İbrahimi dinlerle bağlantı kurma konusundaki istekliliğinizden çok etkilendiğini dile getirdi. Sizin kendisine gönderdiğiniz kitap ve hediyelerden çok memnun kaldığını en kısa zamanda sizi ziyaret etmek için İstanbul’a gelmek istediğini bildirdi.

ADNAN OKTAR: İftihar ederiz. Maal-iftihar.

OKTAR BABUNA: Ayrıca Simon Benz Antone'S Center’da dinler arası ilişkiler konusunda yönetici olarak çalışan Haham Adler Schtein’le arkadaşlarımız röportaj yaptılar. Sizin İsrail ile kurduğunuz bağlantıları desteklediğini belirten Haham Adler Schtein arkadaşlarımızın sorularını cevaplandırdı. Amerika’nın en büyük medya şirketlerinden biri olan Salem Medya’da danışmanlık yapan David Speedy ile arkadaşlarımız görüştüler. Salem Medya ABD’nin en büyük üçüncü radyo operatörü ve programları ABD’de iki yüz elli kanalda yayınlanıyor. Politikayla da bağlantısı olan David Speedy’nin içlerinde Başkan Yardımcısı Mike Pence’in de bulunduğu cumhuriyetçilerle de yakın bağlantısı var. Röportajda 2013 yılında sizin davetliniz olarak İstanbul’a yaptığı seyahatten de bahseden Speedy sizinle tanışmasını büyük bir onur olarak nitelendirdi ve seyahatinden çok keyif aldığını sözlerine ekledi. Amerika’da bilinen en ünlü yaratılışçı bilim adamı olan Hugh Ross, Evanjelik Reasons To Believe kuruluşunun kurucusu ve başkanı. Aslen astronot olan ve Youtube’daki videoları on binlerce kişi tarafından ziyaret edilen Hugh Ross arkadaşlarımıza bir sonraki İstanbul’da düzenlenecek olan Uluslararası Hayatın ve Yaşamın Kökeni Konferansımıza mutlaka gelmek istediğini söyledi. Reasons To Believe’de arkadaşlarımız üstlerinde adlarının yazılı olduğu hoş geldiniz tabelasıyla karşılandı. Reasons To Believe’in stüdyosunda Sadun Engin ve Omar Mohseni son iki senedir düzenlediğimiz yaratılış konferanslarında konuşmacı olarak gelen Reasons To Believe Başkan Yardımcısı Fazale Rana ile Omar Mohseni ve Sadun Engin’i görüyoruz. Arkadaşlarımız Reasons To Believe’den çeşitli kişilerle röportajlar yaptılar. Sadun ve Omar, Reasons To Believe’den Fazale Rana, Hugh Ross ve eşleriyle birlikte akşam yemeği yiyorlar. Arkadaşlarımız Adventis Kilisesi’ne bağlı Loma Linda Üniversitesi’ni de ziyaret ettiler. Loma Linda Üniversitesi yüz yirmi yıl önce kurulmuş bir eğitim hastanesi. Hz. İsa (as) figürleri hastanenin hemen her yanında görülüyor, hastalarına bakmakta olan ebeveyn ve doktorların arkasında resmedilmiş. Burada arkadaşlarımız emektar profesörlerden seksen sekiz yaşındaki Bernard J. Brandstater ve din bölümü dekanı Jon Paulien’in liderliğinde diğer öğretim görevlileri ile görüşmeler yaptılar. Sadun’un bağnazlıkla ilgili yaptığı sunumun arkasından öğretim üyeleri sorularını yönelttiler. Dekan Paulien bir sonraki yaratılış konferansımıza konuşmacı olarak gelmekten memnuniyet duyacaklarını bildirdi. Ayrıca arkadaşımız Omar de Bernard J. Brandstater’la röportaj yaptı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel insanlar bu insanlar. Fakat bağnaz eğitim sisteminde Hristiyanlara, Musevilere karşı akıl almaz çirkin bir politika var. Halbuki baktığımızda onlardan o kişilerin daha temiz, daha dürüst, daha insancıl, daha merhametli, daha kaliteli, daha klas olduğunu görüyoruz. Adam ağzını bile yıkamıyor. Ağzından kan akıyor böyle. Onu asmak, bunu kesmek, yalancılık, dolancılık, düzenbazlık her türlü anormallik var birçoğunun üstünde. Onun için kendilerini düzeltmeleri lazım. Bu kin politikasından, nefret politikasından vazgeçip sevgiyle şefkatle yaklaşmaları lazım. Hazreti Musa (as)’a dört bin yıllık sadakat gösteriyorsa bir insan takdir mi edilir, saldırılır mı? Takdir et. İftihar et. Dört bin yıldan beri ululazm bir peygambere sadakat, ne kadar güzel. Onur duy. Niye kıskanıyorsun, niye haset ediyorsun? Hazreti İsa Mesih’i seviyor iki bin yıldan beri. Onur duy. İftihar et. Niye kıskanıyorsun, haset ediyorsun? Asıl dertleri hasetlik kin. Başka bir şey yok yani. Allah “ehli kitap var” diyor. “Onlardan hanımlarla evlenebilirsiniz. Yemeğini yiyebilirsiniz. Dostluk yapabilirsiniz. Ticaret yapabilirsiniz. Birlikte yaşayabilirsiniz” diyor. Ne istiyorsun bu insanlardan? Zorun nedir yani? Mesela Haham Abraham Sherman'dı değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne kadar nurlu temiz bir insan. Ne kadar imanlı insan. Ne kadar şevkli bir insan. O ileri yaşına rağmen coşkuyla ilahiler söylüyor. Coşkuyla Allah’ı anıyor. Değil mi? Akranları bazı kişiler var mesela gelenekçi Ortodoks yerinden kalkamıyor. Ta İsrail’den kalkıp gelmiş, iman hizmeti için, Allah için. Coşkuyla Allah’ı övüyor. İftihar et. Değil mi? Nur gibi insan. Niye kinleniyorsun, niye nefret ediyorsun? Niye sevgiyle şefkatle yaklaşmıyorsun? Ne güzel nimet Hazreti Musa (as)’nın dini unutulmamış. Ne kadar güzel. Dört bin yıl sadakat, dört bin yıl. Kesintisiz sadakat. Hazreti İbrahim (as)’e altı bin yıllık sadakat. Daha ne istiyorsun?

Evet dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Yeni müfredatı değerlendiren Eğitimsen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, “Suudi Arabistan’dan sonra evrim teorisinin müfredattan çıkarıldığı ikinci ülke olarak dünya tarihine geçtik. İran’ın bile gerisine düştük. İran İslam Cumhuriyeti yönetiminde, evrim teorisi altmış sayfa. Darwin teorisi ise on bir sayfa ders kitaplarında yer almaktadır.” Dedi. Aydoğan ayrıca “Yeni müfredatın eğitim sisteminin ihtiyaçlarından çok siyasal iktidarın 2023 vizyonuna eğitimin ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında etkisini hissettiren siyasal ideolojik çizgisine göre yapılmak istendiğini iddia etti.

ADNAN OKTAR: Bu güzel hanımı ben bir daha görebiliyor muyum? İsmini bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Eğitimsen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan.

ADNAN OKTAR: Feray Hanım, güzel hanımsınız, hoş hanımsınız, akıllı bir hanımsınız. Evrim teorisine ciddi anlamda bilim gözüyle bakarsanız bu size yakışmaz. Pagan dini olarak anlatın, dinleyelim. Çok detaylandırın. Sümer döneminde bu pagan dininin konumu nasıldı, Hititlerde nasıldı, Asurlarda nasıldı, Eski Mısır’da nasıldı bu pagan dini? Nasıl gelişmeler gösterdi? Ve Darwinizm’le birebir uyumunu asrımızdaki pagan yönünde belirterek. Bu pagan dininin dünyada bu kadar yaygınlaşmasının nedenlerini, sosyolojik psikolojik kökenlerini analiz edin. Sohbet edelim. Konuşalım. Güzel, kibar bir hanımsın. Hükümet iftihar eder böyle bir şeyden. Hükümet bilimi bütün gücüyle teşvik ediyor. Bütün okullara bilgisayar dağıttırdı. Biyoloji bilimini, fiziği, kimyayı, astronomiyi, paleontolojiyi var gücüyle hükümet teşvik ediyor. Hükümet diyor ki, bakın “bu pagan dinini de öğretelim ama pagan dinleri bölümünde öğretelim” diyor. Şimdi sen yemek tarifini psikoloji dersinde anlatmaya kalkarsan değil mi, “köfte nasıl yapılır?” gibisinden, mantığı var mı? Yok. Her ders kendi yerinde olması lazım. Örnekleri de çoğaltabiliriz. Hanımefendiyi bir daha göster. Çok okumuş, alime bir hanım olduğunuz belli oluyor. Saç rengi de yakışmış, güzel olmuş. Temiz bakımlı bir hanımsın. Ama Allah aşkına bak, dışarıdaki insanların yönlendirmesiyle sabit düşünme, katı düşünme mantığından vazgeç. Özgür düşün. Pagan dininin, pagan dinleri bölümünde anlatılmasından daha doğal ne olabilir? Ve tesadüfün adını nasıl bilim olur? Yapma etme. Çok değerli bir insansın. Soruyoruz “ilk hücre nasıl oldu?” “Tesadüfen.” “Çekirdeği nasıl oldu?” diyoruz. “O da tesadüf” diyor. “Hücre zarı?” “O da.” “Koful, mitokondri?” “O, hepsi” diyor. “Golgi cisimciği?” “Hepsi tesadüfler sonucu” diyor. “Ondan sonraki aşamalar?” “Onlar da tesadüf” diyor.” Milyonlarca tesadüf” diyor. “Üst üste. Milyarlarca tesadüf.” “Sonunda ne oldu?” diyoruz. “İşte bu bütün meyveler, bitkiler, insanlar, hayvanlar, kainat hepsi oldu” diyor. Yani “matematik düzgünlükte, geometri ilminin tam uygulandığı mükemmellikte, altın oranda ve muazzam bir simetri tekniğiyle inşa edilmiş olarak tesadüfler sonucu oldu” diyor. “Hücrenin içi nasıl bir şey?” diyoruz. “Bir şehir kadar ince detaylı ve planlı” diyor. Yani İstanbul şehri kadar diyor, bütünü kadar küçük tek bir hücre o kadar detaylı ve planlı diyor. “Nasıl oldu?” “Bu da tesadüf” diyor. Diyoruz “kardeşim, canım kardeşim, mübarek kardeşim kelimeye dikkat ediyor musun?” diyoruz. “Bak tesadüf diyorsun” diyoruz. “Aa iftira attın” diyor. “Ne tesadüfü, ben tesadüf der miyim?” diyor. “Rastlantısal rastlantı dedim” diyor. Allah sağlık, sıhhat, afiyet versin yanlış düşünen kardeşlerimize. Ufuk genişliği versin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kelebeklerdeki simetriyi gösteren resimlerimiz var.

ADNAN OKTAR: Şu geometriye bak, kullanılan geometriye. Ne varsa öbür tarafta da aynısı var. Buna hayvanın hiçbir ihtiyacı yok. Hiç. Şu muhteşem renk cümbüşüne hayvanın hiç ihtiyacı yok. Şu simetriye hiç ihtiyacı yok. Geometri ilmi kullanılmış. Mühendislik kullanılmış. Yani tamamen uçuş mühendisliği ve muazzam bir altın oran. Ve hücrelerinde de aynı teknik kullanılmış. Bak hücrelerinde de. Kofulunda, mitokondrisinde, golgi cisimciğinde hepsinde muazzam bir mühendislik kullanılmış.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kuşlar buldukları yiyecekleri birbirlerine ikram ediyor.

ADNAN OKTAR: Allah Allah hayret. Bazı insanlar “bunun amma pilavı olur” falan gözüyle bakıyor bazen. Bu da yanlış yani.

Evet dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Facebook’ta yapılan paylaşımların altında beğenme, gülme, sevme, şaşırma gibi ifadeler bırakma butonu vardı. Şimdi bunların yanında homoseksüellerin bayrak simgesi de eklenmiş. Facebook, LGBT sayfasını beğenenlerin simgelerinin arasına otomatik olarak homoseksüel bayrağını da ekliyor. Facebook yönetimi konuyla ilgili açıklamasında Facebook’un tüm toplulukları destekleyen bir platform olduğunu, homoseksüel gurur ayı için özel bir simge koyarak, sevme konusundaki çeşitliliği kutladıklarını söylemiş.

ADNAN OKTAR: Bir de homoseksüelliği eleştiren bir yazı olduğunda Facebook o kişinin sitesini kapatıyor, yazılarını da kaldırtıyor. Yani adamların ne aşamaya geldiğini, cesaretlerinin ne boyuta geldiğini artık insanlar görsün. Herkes bütün İslam alemi, Hristiyan alemi, Musevi alemi ittifak ederek bu büyük fitneye, bu büyük karşı atağa karşı ilimle irfanla sevgiyle tavır alsın. Beklenecek vakit yok.

İngiliz parlamentosunun o darbe raporunu biz inceleyelim. Bana getirin. Onu eleştireyim. Gönderelim.

“Kelsey Plum tam Adnan Oktar Hoca Efendi’nin menzilinde” diyor. Ne demek istemiş?

KARTAL GÖKTAN: Fenerbahçe kadın basketbol takımının son transferi.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bayağı güzel. Çok şeker. Allah nurunu artırsın. Sporcu?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ama hakikaten bayağı tatlıymış. Çok güzel. Yani iman nuru var yüzünde. MaşaAllah çok güzel.

Evet dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Avrupa’nın homoseksüelliğe bakışıyla ilgili bir harita vardı. Haritada koyu yeşil olarak görülen İzlanda, İsveç, Norveç, Fransa, Lüksemburg, İspanya, Portekiz, Finlandiya, İngiltere, İrlanda, Belçika, Hollanda, Danimarka gibi ülkeler homoseksüellerin resmi olarak evlenmesine izin veriyorlar. Açık yeşil olarak görülen İtalya, Malta, Yunanistan, Almanya, İsviçre, Avusturya, Estonya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan homoseksüel evlilik değil ama yine de evlilik benzeri resmi homoseksüel birlikteliğe izin veren ülkeler. Turuncu bölgeler ise, resmi evliliğe izin vermeyen ülkelerin yer aldığı bölgeler.

ADNAN OKTAR: İşte felaket. “Deccal kuzeyden zuhur eder” diyor. Hakikaten en yoğun oradan geliyor. Ateistlerin en yoğun olduğu yer orası. Homoseksüel eylemlerin en yoğun olduğu yer orası. Küçük çocukların en fazla ırzına geçilen yer yine oralar oluyor.

Abdül Malik Amerika’dan selam gönderiyor. Aleykümselam.

Evet dinliyorum.

OKTAR BABUNA: İsmi geçen kişilerin cevap hakkı vardır.

ADNAN OKTAR: Kime ne dedik? Bir şey demiyoruz zaten. Normal konuşuyoruz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzleyici sorularımız var.

VTR: Bazı dini kimliğiyle öne çıkan kimselerin toplumda dikkat etmesi öngörülmüyor mu?

ADNAN OKTAR: Dikkat etmesi yani hayatına mı daha dikkat etmesi? Neyi kastediyor? Siz ne anladınız?

OKTAR BABUNA: Evet, hayatına dikkat etmesi.

ADNAN OKTAR: Evet ama onlar da insan nihayetinde. Tabii hataları olabilir. Yanlışlıkları olabilir. Dini kimliği ortaya çıkan demek, peygamber anlamına gelmez. Onlar da hatası günahı olan insanlar. Ama Türkiye zaten dindardır. Yani milyonlarca dindar insan var dini kimliğiyle. Hatta dini kisveyle de geziyor. Sarık cübbeyle de geziyor. Ama hata yapabilir. Günaha girebilir. Yanlışları olabilir. Dindar görünmeyen bir kişi de dindar olabilir ayrıca. Ama genelde hepimiz iyi olalım, dürüst olalım anlamında anladım ben. Herkes İslam’ın kurallarına titiz olsun. Kuran’a ittiba edelim. Kuran ahlakını titiz yaşayalım. Onu söylüyor bu hanım kız. Nurlu ve güzel bir insan.

Evet.

VTR: Merhaba benim adım Diyar. Ben bir Aleviyim. Ramazan ayında Aleviler oruç tutmuyor ve oruç tutmamasından rahatsız olan kişiler var. Bu kişilerin bize olan görüşleri beni rahatsız ediyor. Peki ya sizin düşünceniz ne bu konuda?

ADNAN OKTAR: Her görüşe, her inanca saygı duymak lazım. Hasta olup tutamayabilir. Mesela hanımların muayyen dönemlerde güçleri yetmiyor. Hasta oluyorlar. Mecburen, tansiyonu da düştüğü için, hem su içmesi, hem yemek yemesi gerekiyor. Gayet makul. Alevi kardeşlerimiz de inancına göre tutmuyorsa gayet saygıyla karşılarız. Bağnazlık kötü bir şey tabii. Yani böyle katılık, sevecen yaklaşmamak, inançlara karşı acımasız davranmak hiç insani bir tutum değil. Hristiyan düşmanlığı iğrenç. Musevi düşmanlığı iğrenç. Eskiden Alevi düşmanlığı da çok yoğundu. Allah’a çok şükür yoğun gayretlerimiz sonucunda Alevi karşıtlığı Türkiye’de kalmadı. Bektaşi karşıtlığı da Türkiye’de kalmadı. Ben örneklerle de anlattım. Darmaduman oldu. Hükümetin zaten o yönde güzel politikaları var, güzel çalışmaları var. Dedem hep kızlarını Alevilere vermiş. Çok manidar. Demek ki onlarda bir dürüstlük, iyilik görmüş ki kızlarını o Alevilerle evlendirmiş. Mesela Ahmet Kılıç eniştem evlendirme memuruydu. Tokat’ta çok sevilen, çok değerli bir insandı. Allah gani gani rahmet etsin. Aleviydi. Beş vakit namazını titizlikle kılardı ama dürüstlükte üstüne yok. Acayip dürüst. Herkese yardımcı, nezaketli, hürmetli. Bir kişi Allah’tan bir kişi aleyhinde konuşmamıştır. Yani şu yönüyle kötüdür dememiştir. Mehmet Eray vardı eniştemiz yine. Rahmetli, müteahhitti. O da çok dürüst bir insandı. O da Aleviydi. Yani herkes hayırla yad etti bu insanları. Alevi inancında oruç tutma yoksa tutmaz. Hristiyan inancında yoksa tutmaz. Musevi inancında yoksa tutmaz. Yahut Bektaşi’dir. Yahut başka inançlar da var başka türlü. Her inanca saygı duymak lazım. Fikrini anlatabilirsin. Onun fikrini de dinleyebilirsin. Ama benim fikrim bu diyorsa, inancım bu diyorsa hürmetli ol yani. Azgınlığa, terbiyesizliğe gerek yok. Çok ayıp.

Evet.

VTR: Bu ülkede neden insanlar başka insanların yaşam tarzına karışıyor? Kendi yapmadıkları şeyi başkalarına da yapmamasını söylüyorlar?

ADNAN OKTAR: İşte bak çocukların canları yangın. Sarıkla cübbeyle geziyor “ayıp ya” diyor. Geçenlerde gördün ya “Burası Müslüman bir ülke.” Sana ne? Çocuk başı ağrımıştır. Midesi bulanıyordur ilaç alır. Böbreği ağrıyordur, su içer. Kadın hamiledir oruç tutmaz, yani bünyesi kaldırmıyordur. Sana ne? Namaz kılar, kılmaz. Oruç tutar veya tutmaz. Sevgiyle yaklaşacaksın. Anlatabilirsin. Bilgilendirirsin şefkatle. Ama azgınlık ahlaksızlıktır. Mesela Hristiyan kardeşlerimiz geliyor buraya hürmet ediyoruz. İnançlarına saygılıyız. Mesela onların inancında içki serbest. İçer. Ben karışmam yani. Ama genel olarak içkinin zararlı olduğunu anlatırız. Ama neden şu şöyle, neden bu böyle, bunlar münasebetsizlik. Mesela Musevi dostlarımız geliyor. Koşer yiyecek istiyorlar. Niye böyle demek çok densizce bir şey. İbadetinin gereği. Yoksa Musevi olamaz o. Tabii ki inancının gereğini yapacak. Sana ne?

Evet dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Mehmet Şevki Eygi Hocamız, ahir zamanda meydana gelecek olan felaketlerin vuku bulmasının ardından ahir zaman Mehdisinin zuhur edeceğini, Hazreti İsa (as)’ın nüzul edeceğini ve bunun ardından güzel bir dönem başlayacağını anlattı. Yazısı şöyle; “Bu konuda icma vardır. Büyük deccal öldürülecektir. Melhame-i Kübra savaşı olacaktır. Korkunç hadiselerden sonra, büyük savaşlardan sonra, büyük kıyımlardan ve kayıplardan sonra, büyük tahribattan sonra Mehdi’nin yedi yıllık Altın Çağı başlayacaktır. Müslümanlar tek bir ümmet olacaktır. Hıristiyanların hemen hemen hepsi Müslüman olacaktır. Avrupa’da İslam galip gelecektir.” Dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Galip gelecektir derken, ezerek kırarak değil. İnanç olarak. Çünkü Hazreti İsa Mesih de Müslüman olduğu için Hristiyanlar Muhammedi İsevi olacaklar. Yani İsevilik’ten çıkmıyorlar. Sadece Peygamberimiz (sav)’i de kabul etmiş oluyorlar. Nasıl Hazreti İbrahim (as)’i, İshak (as)’ı, Yakup (as)’u, Yusuf (as)’u hepsini kabul ediyor bir Hristiyan, eksik, bir peygamber olsa bile o insan dinini tekvin etmiş olmuyor. Mesela bir Müslüman dese ki, “ben bütün peygamberleri kabul ediyorum ama -haşa- Hazreti İbrahim’i kabul etmiyorum.” Müslüman olamaz. Bir Musevi de, “ben bütün peygamberleri kabul ediyorum ama Hazreti İbrahim’i kabul etmiyorum” derse Müslüman olamaz. Aynı şekilde bir Musevi’nin bir Hristiyan’ın mutlaka Hazreti Muhammed (sav)’in dürüst biri olduğuna inanması gerekir. Dürüst. Yani “Yalan söylemiyor” demeleri gerekiyor. Yalan söylemiyor. Bunu söylediği an Müslüman olur.

Ben Musevi dostlarıma kardeşlerime hahamlara geldiklerinde sordum. Dedim, “Siz Hazreti Muhammed (sav)’i peygamber olarak kabul ediyor musunuz? “Biz” dediler. “Senin şehadetini kabul ediyoruz.” Şahitliğini. Yani “dinimize göre mecburuz” dediler. Yani “Senin doğru söylediğine inanmaya mecburuz. Sen ne söylersen doğrudur” dediler. “Hazreti Muhammed dürüst bir insan, peygamberdir diyorsan o da doğrudur” dediler. “Her dediğine inanırız. Ona da inanıyoruz” dediler. “Bizim inancımıza göre, gerçek bir Müslüman mümindir zaten” dediler. “Sen de Müslümansın. Gerçek bir Müslümansın. Müminsin. Tabii ki doğru söyleyeceksin” dediler. Ne olmuş oluyor o zaman? O Hristiyan kardeşimiz veyahut Musevi olan? Mümin Müslüman olmuş oluyor.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bir kedi camdan dışarıyı izliyor.

ADNAN OKTAR: Evde bunlar sıkılır. Rahat bir yer olması lazım. Çok zor. Bağlık bahçelik olması lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Gününüz nasıl geçti?

ADNAN OKTAR: Günüm nasıl geçti? Güzel bir soru. Çarşıya gittim. Alışveriş yaptım. Yeni basılacak kitapları gözden geçirdim. CD’lerin durumunu gözden geçirdim. Misafirlerim vardı, onlarla konuştuk. Gün zaten kısa oluyor, hemen bitiyor.

Evet.

VTR: Ben inşaatta çalışıyorum ağabey. Demirciyim. Bizim iş düzeni düzenli değil. Demirciyim, aynı saatte işbaşı yapıp da aynı saatte iş saatini düzenli yapıp da, düzenli bir şekilde yapılması gerekirken düzenli olmuyor. Bir de iş güvenliği düzenli değil. Yemekler düzenli çıkmıyor. Bu yemeğin düzenli çıkarılması için ellerinden geleni yapmaları lazım. İş güvenliğinin artırılması lazım. İş kazalarını önlemek için. Çoğu kişi inşaatta düşüp de ölüyor. Yani bizim iki tane arkadaş daha doğrusu inşaatta düşüp de ölen var şu ana kadar. İş güvenlikçisi kendi menfaatine bakar oturur. Kata çıkıp da insanların başında durması gerekirken keyfine bakıyor. Normalde şey yapması lazım, şöyle anlatayım. Mesela normalde iş güvenlikçisi sabah aynı saatte işçilerle beraber yukarda durması lazım. İşçilerin başında durup da işini düzenli yapması lazım. Kemerini tak. Baretini tak. Ondan sonra iş güvenliğini sağla. Ondan sonra işine başla. Öyle bir şey yok. Adam çıkıyor bir kere bakıp iniyor yani. Bu kazaları engellemek için bir şeyler yapmaları lazım. Mesela bizim normalde saat sekizde işbaşı yapmamız lazım. Beş-altı arası paydos etmemiz lazımken saat sabah sekizde başlıyoruz. Dokuz gibi paydos ediyoruz hani iş düzeni yok. Aylıklarımız düzenli yatırılmıyor.

ADNAN OKTAR: Aslan gibi delikanlı. İnşaatta çalışmak çok zor. Kardeşimiz çok haklı. Güvenlik konusunu en yüksek düzeye getirmek lazım. Güvenlikle ilgili memur olan kişinin kesintisiz o ibadeti yerine getirmesi lazım. Çünkü can kurtarmış oluyor. Cankurtaran gibi bir şey. Hayati bir görev olduğu için işçileri yalnız bırakması, bir kere kontrol edip geçmesi olmaz. Kendi çocuğu olarak görüp, kendi evlatları olarak görüp, büyük bir titizlikle canhıraş güvenlikleri için gayret etmesi ve tedbir alması gerekir. Sürekli de uyarması lazım dikkatlerini açmak için. Çünkü dikkat kapalılığı da çok tehlikeli bir şey. Beslenmeleri çok önemli. Bu çocuklar çünkü cereyana maruz kalıyorlar, güneşe maruz kalıyorlar ve bedenen çok yoruluyorlar. Çok zorlu bir görev. Besleyici sağlıklı bir gıda takviyesi şart. Oradan kazanç sağlayan kişi kimse, onu öncelikli olarak bir nimet olarak görecek. Yani oradaki çocukları kendi evladı gibi görüp, onların beslenmesine de özen gösterecek. Çünkü onlar sağlıklı olursa onun da lehine, onların da lehine. Herkesin lehine olur. Öbür türlü yazık günah. Kısa sürede hastalanırlar. Çalışamayacak hale gelirler. Her yönüyle kötü. En başta acı bir durum oluyor, bir insanı durduk yere sakatlamak. Elinde imkan varken, bunu durdurmak mümkünken gerekli tedbiri almamak korkunç bir şey. Bir de acımasızca bir çalışma düzeni olmaz. Beş-altı gibi bitmediyse, ertesi güne bırakırsın. Yani “hadi biraz daha zorlayalım” kardeşim inşaatı zaten adam üç saatte bitiremez ki. O illaki ertesi güne kalacak. Bir hafta daha geciksin ama sıhhatli yaşasın o insanlar. Bir de böyle açıklamalardan dolayı bazen işyerlerinde görevli olan iş sahipleri veyahut yöneticiler, çirkin tutum takınabiliyorlar hakkını savunan insanlara karşı. Bu da vicdansızlık olur. Bilakis takdir etmeleri lazım. “Allah razı olsun. İyi oldu uyarman. Biz de ona göre tedbir alacağız” demeleri gerekir.

Evet dinliyorum.

VTR: Toplu taşıma araçları çok sıkışık oluyor. Buna nasıl çare bulabiliriz?

ADNAN OKTAR: Mesela insan, böyle güzel bir varlık otobüse bindiğinde canhıraş onu korur.  Kalabalığın arasında onun ezilmesini kabul etmek çok acı bir olay. Oradaki bütün delikanlılar, delikanlılığın bir sorumluluk yönü vardır. Yani erkek olmanın, delikanlı olmanın avantajlı yönünün bir zekatı vardır. Orada bunu yerine getirecekler. Ne yaparsın? Mesela “Bir dakika” dersin. Yol açarsın. “Beyefendi biraz yer açar mısınız?” dersin. Genç kız nasıl desin orada? Mesela yer açarsın. Biri de oturuyorsa “Kardeşim, canım kardeşim. Eğer bir mahsuru yoksa hanım kardeşimize yer versek mümkün mü?” dersin. “Hay benim aslanım” dersin. Alır kaldırırsın gerekirse, farkına varmadıysa. Yani farkına varmazdan geliyorsa, birkaç kişi birden o çocuğu oraya oturtturursun. Mesela nur gibi insan, çok vicdan azabı çekeceğimiz bir şey. Orada onun ezilmesi, sıkışık bir ortamda kalması herkesi rahatsız eder. Onu orada kurtarıp rahat bir yere geçirmek, herkesi memnun eder. Ne olacak sen delikanlı adamsın, ayakta git değil mi? Doğru söylüyor.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Metrobüs sırasındaki kalabalığı gösteren bir fotoğraf var.

ADNAN OKTAR: Eninde sonunda oradaki insanlar giderler. Yani telaşa gerek yok. Genç kızlara, hanımlara öncelik versinler. Onlar önce bir yerleşsinler, sonra beyler arkasından ne yapıyorsa yapsınlar. Daima hanımlara imkan tanımak lazım. Görüntü çok acı oluyor yani. Orada vicdanen zorlu bir ortam meydana geliyor. Hiçbir delikanlıya, hiçbir yiğide yakışmaz. Oradaki hanımları rencide etmek, üzmek, yormak, onların zor durumda kalmasını seyretmek değil mi? Kabadayıya delikanlıya yakışmaz.

Evet.

VTR: Avrupa’da daha çok skatepark olduğu için İstanbul’da da skatepark yapılması güzel olur ve arttırılması güzel olur. Bu yapılırsa seviniriz.

ADNAN OKTAR: Biraz riskli bir şey benim bildiğim. Bu bir aşağı, bir yukarı falan bayağı riskli. Daha geniş bir alan olur da, düz bir alan daha iyi olur. Şimdi hadi öyle yerler yapılsın diyeyim ama sana da bir zarar gelirse o zaman vicdan azabı çekerim. Başka kardeşlerine de zarar gelirse vicdan azabı çekerim. Çünkü akrobatlık gibi bir şey o. Bir garip fevkalade hareketler oluyor. Değil mi?

OKTAR BABUNA: Hemen hemen hepsinin kırığı oluyor.

ADNAN OKTAR: Evet. İçi boş havuz gibi bir yer. Değil mi? Gerçi çok yaman oluyor oranın ehli. Ama omurga bozukluklarına sebep olabilir. Kemik bozukluklarına sebep olabilir. Düşme ihtimali zaten çok yüksek. Bir şey olmaz diyor. Kalkıyorsun ama o öyle olmaz. Kalıcı hasar meydana getirir o. O an hissetmezsin sen ama. O an değil 20 yıl sonra onun etkisi çıkar. İnsan zayıf. Çok zayıf bir varlık Zannedildiği gibi olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hayvanlarla, çocukların arkadaşlığı.

ADNAN OKTAR: Aileler de yaman oluyor. Bunlar özellikle böyle. Onlar da çok eğleniyor böyle. Çünkü çocukla ikisinin bütünlüğü çok zevkli görünüşü. Ama çocukların bayağı iyi oluyor ahbaplığı hayvanlarla. Yani büyüklerde olan ahbaplık gibi olmuyor. Hayvanlar onlara daha çok değer veriyorlar. Daha yakın oluyorlar. Daha şefkatli, daha anlayışlı oluyorlar.

Evet dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Yeni Akit Yazarı Abdurrahman Dilipak, " Hükümet ve iktidar adına kendine öz eleştiri yapan bir yazı" yazdı. Fethullah Gülen'i destekleyen eski CIA ajanı Graham Fuller'ın zenginliği Müslümanları etkileme ve dönüştürme gücünü gördüğünü ve bu durumun tam da onun düşündüğü gibi gerçekleştiğini söyledi. “Bakın Graham Fuller, 12 Mart sonrası servet ve iktidarın Müslümanlar üzerindeki dönüştürücü gücünü görmüştü. Evet “servet ve iktidar dönüştürücüdür.” Biz bu gücü, toplumu ve devleti, kendi inanç, tarih ve geleneğimiz doğrultusunda dönüştürmek için istedik. Ama bu güç, önce kendine sahip olanları dönüştürmeye başladı. Farkına varmadan dönüşüyor, dönüştürülüyoruz. Müstekbirleri taşlarken, gün gelip bizim müstekbirleşeceğimizi hiç düşünmemiştik. Hani zalim babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa adaletten sapmayacaktık. Sadece yaşamının hazzını ve keyfini düşünüyoruz. Bizden öncekilerin düştükleri çukura bizde düştük.” Dedi Abdurrahman Dilipak.

ADNAN OKTAR: Düştüyse çıksın. Ben hükümette öyle bir şey görmüyorum. Tayyip Hoca’da hiç görmüyorum. Ama kendinde bunu görmüşse bu iyi. Bir yerden düzeltsin kendini.

KARTAL GÖKTAN: Kay kay parklarından bir-iki resim var.

ADNAN OKTAR: Çok riskli şey bu bayağı tehlikeli. Allah vermesin. Düşmemek imkansız gibi bir şey. Omuz, bacak kırığı her şey olur. Çok tehlikeli.

Evet dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Üzümle ilgili bilgi vermek istiyorum. Adnan Bey. Tarihçesi MÖ 5 bin yılına kadar dayanır. Anavatanı Anadolu'yu da içine alan Küçük Asya, Kafkasya'yı da kapsayan bir bölgedir. Diğer meyvelerle kıyaslandığında en fazla çeşide sahip olan türlerden biri olan üzüm 15 binin üzerinde çeşidi bulunduğu tahmin edilmekte. Üzümün antioksidanken yapımına yardımcı ve kanserden koruyucu etkileri bilinmektedir. Siyah üzüm kabuğunda bulunan resveratrol maddesi anti kanserojen ve antioksidan olma özelliklerini taşımakta ve beyin hücrelerini korumakta. Üzümün çekirdeğindeki diğer bir madde olan kuversitin ise kan yapımına yardımcı olmakta. Bu yolla damarların sağlığını da olumlu yönde etkilemektedir. Üzümün güçlü antioksidan özelliği E vitamininden 50, C vitamininden ise 30 kat daha fazla. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel.

Bir seyirci suali tevcih edin. Rica edeyim.

KARTAL GÖKTAN: Tabii.

VTR: En sevdiğiniz sanatçı kim?

ADNAN OKTAR: En sevdiğim sanatçı? Ses sanatçısı mı? Ressam mı?

KARTAL GÖKTAN: Hepsini belki de.

ADNAN OKTAR: Heykeltıraş mı? Yoksa hepsi mi? Yok, tek bir sanatçıyı en çok beğeniyorum demek doğru değil. Bu diğer sanatçıları rencide eder, yanlış. Bütün sanatçılar iyidir. Değil mi? Şimdi şu ses sanatçısı en iyisi dersen, öbürlerinin moralini boş yere bozmuş olursun. Çünkü iyi olmadığı imajı oluşur. Bence o doğru değil yani soru şekli olarak. Bütün sanatçıları sevmek lazım. Hepsini severim. Hepsine saygı duyarım. Hepsine değer veririm. Sevmediğim sanatçı olabilir belki. Sanatçı sevilmez diye bir şey yok. Sanatçı kutsal varlıktır. Değerlidir sanatçı. Çünkü Allah'ın tecellisi. Allah sanatla tecelli eder. O da o tecellinin ilham olunan yeri.

Evet.

VTR: İnsanlar mesleğini yapamıyorsa neden okuyor onu anlayamıyorum.

ADNAN OKTAR: Genelde genel kültür olmuş oluyor. Bilgili olmuş oluyor. Beynini geliştirmiş oluyor. Hiç yoktan iyi.

Evet.

VTR: Ben ODTÜ iktisat mezunu olacağım inşaAllah. Hedeflerim var tabii mezun olduktan sonra her insan gibi. Yüksek Lisans, doktora ya da iş bulma gibi. Ama ben daha çok bilimsel devam etmek istiyorum akademisyenlik açısından. Ama günümüzde Türkiye'de özellikle yüksek lisans ve doktora gibi eğitimsel alanlara bir yönelme göremiyorum. Bu da bence toplumuzun en büyük sorunlarından birisi. Hani direkt para kazanayım, işe atılayım eğitimden bana ne gibi bir izlenim var toplumda. Ve bu yüzden hani ülkemizde sürekli beyin göçlerine neden oluyor bu durum da. Para nerede kazanıldığından çok eğitimin de önemli olması gerektiğini düşünüyorum. Ki önümüzdeki dönemlerde bir 20-30 yıl sonra Türkiye'de eğitim seviyesi inşaAllah artacak diye düşünüyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma. Görüyor musun? Ahlakı çok yüksek. Eli, yüzü de nurlu. Egoistçe düşünmüyor. Hayrettir bu. Gençlerle hep sokakta görüşülüyor lalettayin. Titizlik var. Kime rastlarsa o. Ama bak hepsi yüksek amaçlar taşıyor. Hepsi yüksek idealler taşıyor. Mesela bu delikanlımız da öyle. Çok efendi. Aferin benim aslanıma. Gerçekten hayatidir. Üniversitede öğretim üyesi olmak. Orada görev almak. Akademisyen olmak çok hayati bir görev, kutsal bir görev. Allah yardımcısı olsun. Gençlerin de tabii teşvik edilmesi, üniversitede kalmaları çok sükseli. Gayet güzel. Çok faydalı bir meslek dalı. Hoca yetiştiren hoca. Her yerde gelişsin. Olgunlaşsın, güzelleşsin. Sayılarının çok olduğunu biz de görelim, duyalım inşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR: Sınavsız geçiş neden kaldırıldı?

ADNAN OKTAR: Sınavsız geçiş neden kaldırıldı? Herhalde onu başarılı bulmadılar, o sistemi. Sınav da iyi bir şey. Sınavdan rahatsız olunacak bir şey değil. Sadece süresi biraz daha geniş olsun. Dinlendirerek olsun. Genel kültür açısından çok faydalı. Yani sevinç verici orada gençlerin her soruya cevap vermesi. Güçlü bir genel kültüre sahip olmaları hoş.

Celal Şengör, Darwinizm’i savunuyor ama baştan sona tesadüfle. “Şu nasıl oluyor?” “O da tesadüf” diyor. “Bu ne?” “Bu da tesadüf.” “Bunun adı ne?” diyoruz “Bilim” diyor. Tesadüf bilimi olur mu kardeşim? Ne sorsak tesadüf diyorsun. Böyle bilim olur mu?

Evrim tesadüf diye ortaya çıkması ve insanların buna inanması ilerde büyük bir utançla hatırlayacaklar. Dünyada açıklanabilecek en rezalet izah bilimsel bir konuyu anlatırken tesadüf denmesidir. “Çiçeklerin taç yaprağı nasıl oluyor?” Diyoruz. “Tesadüf” diyor. “Renkler? “Onlar da tesadüf” diyor. “Erkeklik organı var” diyoruz “dişilik organı var o da tesadüf” diyor. “Çiçek tozlama sistemi var” “o da tesadüf.” “Meyve nasıl meydana geliyor?” “O da tesadüf” diyor. “Bu ne?” Diyoruz. “Bilim” diyor. Kardeşim zekamızla alay mı ediyorsun? Aklını başına al.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzleyici sorusu var.

VTR: Okulda sosyal hizmet uzmanları neden yok?

ADNAN OKTAR: Okullarda sosyal hizmet uzmanı neden yok? Onu artık bakanlığa biz duyurmuş olalım, onlar da gereğini yapsınlar. Herhalde azdır onu kastediyor, bazı yerlerde yoktur onu kastediyor olabilir hanım kardeşimiz, inşaAllah gereği yapılır biz de takip edelim.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sokaklarda çok başıboş sorumsuz insanlar dolaşıyor, bunu nasıl önleyebiliriz, bunun önüne nasıl geçebiliriz? Son zamanlarda da bu sayı çok fazlaca arttı zaten dikkatimizi de çekiyor bunu soracaktım.

ADNAN OKTAR: Başıboş insanlar, siz görüyor musunuz öyle kişiler?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne tür bu, nedir bunlar?

KARTAL GÖKTAN: Boş vakit geçiren ve amaçsız gözüken.

ADNAN OKTAR: Öyle oturuyor dışarda geziniyor falan öyle mi başıboş? Onu bir hükümet değerlendirsin, kimlik tespiti yapılsın konu nedir önce olay ortaya çıkarılsın. Vatandaşı tedirgin edecek derecede olduğuna göre bir şey var demektir, bir raporla hükümete sunulsun gereken tedbir de ona göre alınır yani önce olayın ne olduğu anlaşılsın.

Evet.

VTR: Türkiye’de sanata daha çok nasıl değer verilebilir?

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma maşaAllah. Bir daha göster.

VTR: Türkiye’de sanata daha çok nasıl değer verilebilir?

ADNAN OKTAR: Bak benim canlarımın hep ruhunda sanat, estetik ve güzellik var. Hep güzellik görmek istiyorlar, güzel söz, güzel insanlar, güzel ortam. Sanat demek güzellik demektir, güzellikten zevk almak demektir. Hükümeti biz bu konuda sık sık uyarıyoruz, Tayyip Hoca da elinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyor ama tabii belirli bir derecede kalıyor. Mesela müzik okulu çok önemli üniversitesi, müzik üniversitesi ama kalite, Türkiye’de kalite sorunu çok şiddetli, bozukluk derecesinde var. Kalitenin oluşması için bir bakanlık olması son derece faydalı olur. Sanat, kültür, kalite bakanlığı yahut sanat ve kalite bakanlığı. Kalitenin denetlenmesi, teşvik edilmesi. Kalitesizlik acayip yayılmış durumda. Bundan çok büyük fayda meydana gelir. Belki nasıl yaparız, nasıl ederiz diye falan düşündüler bir çözüm de ortaya koyamamış olabilirler halbuki konulsa ortaya bu mesele arkası gelir, bununla ilgilenecek çok fazla insan olur. Kalite, en azından vatandaşın uyarılarıyla bile bir bakanlık ilerleyebilir. Sırf vatandaştan gelen yazılarla bayağı güzel yol alabilir ve çok güzel öneriler, tedbirler sıralayabilir bu bakanlık.                         

Twitter’da sekiz numarada Harun Yahya.

OKTAR BABUNA: Şu an yedi numara.

ADNAN OKTAR: Nereden icap etti acaba? Bakayım. Yani demek ki sevenlerimiz çok. Güzel.

Oda TV ne diyor? Çok komik bu Oda TV.

Biraz ara verelim.

KARTAL GÖKTAN: Videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü