Harun Yahya

Sohbetler (1 Temmuz 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti Van Özalp İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Ahi, terör örgütü PKK tarafından evinin önünde bu gece silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Aydın Ahi kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti şehit oldu. Resmini görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Yanlarında silah olmuyor, kendilerini koruyacak bir şey olmuyor. Ama adamların elinde otomatik silahlar var, el bombası var, lav silahları var her şey var. Vatandaşta yok. Burada bir acayiplik olmuş oluyor. Özelikle risk altında olan insanlara hem otomatik silah verilsin hem tabanca hatta gerekirse el bombası da verilsin. Ağır silah da verilebilir, roketatar da verilebilir durumuna göre. Bu adama güvenilmiş bu insana şehidimize aslanımıza. Van’da güzel bir görev almış, AK Parti’de görev almış kabadayı gördüğüm kadarıyla, delikanlı kabadayıya yakışan olmuş. Allah şehadetini makbul etsin, kabul etsin. İftihar ediyoruz. Allah nurlandırmış onu güzelleştirmiş. Allah bize de o güzelliği nasip etsin, o sevinci nasip etsin.

KARTAL GÖKTAN: Bir şehidimiz daha var Adnan Bey Diyarbakır’dan.

OKTAR BABUNA: PKK tarafından AK Parti’den ayrılması için defalarca tehdit edilen AK Parti Diyarbakır Lice İlçe Başkan Yardımcısı Orhan Mercan evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu. AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Muhammed Dara Akar, saldırının PKK tarafından yapıldığını açıkladı. Saldırganlar olay yerinden kaçtı ve yakalanamadı. Şehidimizi görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bak, nur gibi delikanlı. Ama bu kabadayıları donatmak lazım, değil mi? Belinde silah olsun, otomatik silahı da olması lazım. Adamlar geldiğinde hoş geldin tarzında bir karşılama yapılır o zaman. Hoş geldin derken, yani iyi ki seni yakaladım anlamında, iyi ki seni yakaladım hoş yakaladım anlamında alır hepsini hapse koyarlar, değil mi? Orada tevkif edebilirler, kelepçeleyip polise teslim ederler. Silah önemli, güvenilir vatandaşlara silah verilsin. Öyle uydurma bir şey de olmaz. Mesela 7.65 silah, PKK’nın elinde 9 milimetrelik otomatik silah var, bu kabadayılarda farz edelim 7.65 silah, olmaz. Tabanca da olmaz. Tabancayla ne yapsın otomatik silaha karşı? Tabanca da olmaz. Bir de vatandaş, bu çakallar elini-kolunu sallayarak geliyor zaten görülüyor. Veyahut arabayla geliyorsa arabanın kaçamayacağı bir sistem oraya kurulabilir. Arabanın anında armut gibi yakalanması lazım. Vatandaşa biraz teçhizat mühimmat iyi olur güvenilen vatandaşlara. Bunu her zaman söylüyoruz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Sayın, Bahçeli’nin devleti ve milleti koruma refleksini öven ancak CHP’yi eleştiren bir konuşma yaptı. CHP’nin ülkenin aleyhine casusluk yapma ve FETÖ’ye yardım etme iddiasıyla yargılanan kişileri savunmak için yaptığı adalet yürüyüşüne dikkat çeken Erdoğan şunları söyledi: “Bir MHP’nin kritik konulardaki sağduyusuna bakın bir de CHP’ye. MHP’nin kritik konularda gösterdiği onurlu ve sağduyulu duruşuna baktığımızda CHP’nin ve aynı çizgideki çevrelerin konumunu çok daha açık bir biçimde görebiliyoruz. Meselenin muhalefet, siyaset değil memleketin bekası meselesi olduğunu görerek ülkesinin ve milletinin yanında yer alan herkese buradan bir kez daha teşekkürlerimizi iletiyorum.”

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii. Niye doğru söylüyor? Bahçeli başından beri mübarek insan hep devlet, millet, Allah, Kitap, bayrak, başka bir konusu olmadı. Yani particilik derdi içerisinde değil. Bir kısım adamlar da muhalifler diyorlar ki “Aa niye başbakan olmadı? Niye parti mensuplarını devlet kadrolarına yerleştirmedi?” Kafaya bak mantığa bak. Biraz CHP’nin muhalif olması da Avrupa’da, Amerika’da falan böyle hoş karşılanır yani güzel görünür. Şimdi yabancılara hemen meseleyi anlatmak kolay olmuyor. Hani, böyle muhalifler de var, işte böyle protesto gösterileri de yapıyor falan dendiğinde o ülke sempatik biliniyor, hoş biliniyor iyi biliniyor. O yönden iyi olur onda bir mahsur yok.

Dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Türkiye’de okullardan Darwinizm’in kaldırılmasıyla ilgili bir haber de bugün Norveç’ten geldi. Norveç İşçi Partisi’yle bağları olan Norveç Oslo’da yayınlanan günlük gazete Dagsavisen’de çıkan “Ders kitaplarında fikirlerini yayıyorlar” başlıklı haberde şöyle yazıyor: “Anti-Darwinizm’den sorumlu Müslüman Türk yaratılışçı Avrupa’da göçmenler arasında gitgide daha fazla zemin kazanıyor. Kendi televizyon programında dini anlatımlar yapan Adnan Oktar sadece anavatanı olan Türkiye’de meşhur değil. Fikirleri ulusal sınırların çok ötesine geçti. Özellikle de Ortadoğu’dan Avrupa’ya gelen göçmenler Oktar’ın yaratılış fikirlerini bağrına basıyor. 10 yıl önce Avrupa’daki okullara kendi hazırladığı ders kitabı Yaratılış Atlası’nı gösterdiğinde bir tartışma oluşturmuştu. Güney Danimarka Üniversitesi din ve bilim bölümünde araştırmacı olan Hans Henrik Hjermitslev, Oktar’ın halen Müslüman yaratılışçılığın kalesi olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Çok fazla parası olan bir hareket. Avrupa’daki genç ve eğitimli insanlar arasında görüşleri destek buluyor” deniyor” maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet Oktar Bey, dinliyorum sizi.

OKTAR BABUNA: Daha bitmedi, daha var.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah buyurun.

OKTAR BABUNA: Güzel haberler devam ediyor. Bir haber de Almanya’dan. Deutschlandfunk isimli radyo istasyonunun internet sitesinden geldi. Yaratılış Atlası isimli eserinizin Almanca baskısının büyük bir görüntüsüne yer verilen haberde TU Dortmund tarafından yapılan bir araştırmaya göre “Lehramt'lı öğrencilerin yüzde 15’i evrim teorisini reddediyor. Müslüman yazar Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlası isimli eseriyle evrim teorisini eleştirdiği gibi okul öğreniminde evrim teorisi doktrinin öğretilmesine karşılar” maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Daha bitmedi.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah buyurun dinliyorum.

OKTAR BABUNA: İngiltere’de üniversite akademisyenleri ve araştırma enstitüleri tarafından idare edilen bağımsız haber sitesi The Conversation’da “Türkiye evrimin öğretilmesini yasakladı. Ama bilim bir inanç sisteminden fazladır” başlıklı haberde, ABD’de evrimi okul müfredatından çıkarmak için bugüne dek yapılan girişimlerin başarısız olduğu, ancak Türkiye’nin başarılı olduğunu ve hükümetin evrimi ulusal müfredattan çıkardığı kaleme alındı. Haberde şöyle yazıyor: “Yaratılışçılar, evrimin sadece bir teori olduğunu, kanıtlanmadığını ve tartışmaya açık olduğunu, yeni fosiller bulunduktan sonra yeniden çizilen evrim ağaçları teorinin ne kadar zayıf olduğunu, ne de olsa eğer teori doğru olmuş olsa bu çizimlerin değişmemesi gerekirdi” diyorlar. Haberde ayrıca, bu yasağın çok tehlikeli ve bilimdışı olduğunu, demokratik olmadığını ve bu yasağa karşı direnilmesi gerektiğini de yazmışlar.

ADNAN OKTAR: Direnecekmiş.

OKTAR BABUNA: Evet. “Çok tehlikeli ve bitirici, mahvolduk eridik” gibi.

ADNAN OKTAR: Yani sadece direnecek. Dirensin daha zevkli olur. Biz anlatmaya devam ederiz. Çünkü bilimsel direnme bilimsel gücü getirecektir. Ve güzel bir bilimsel platform oluşacaktır daha hoş olur.

Evet, dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Amerika’dan da bir ses var.

ADNAN OKTAR: Evet.

OKTAR BABUNA: Boston, New York, Chicago, San Francisco ve Londra’da ofisleri bulunan teknoloji ve bilim haberlerine yer veren Ars Technica’da: “Türkiye lise müfredatından evrimi çıkardı” başlığıyla bir haber yayınlandı. Haberde, öğrencilere biyoloji derslerine daha erken sınıflardan itibaren başlatmak yerine Türkiye evrimi tamamen çıkarmayı tercih etti. Birçok diğer ülke gibi Türkiye’de dindar yaratılışçı bir topluluk var. Toplumda göz önünde olan kişiler de bu topluluğa dahil.” Helal olsun, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel.

OKTAR BABUNA: Bir tane daha var.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, her yer oynuyor demek ki. Evet, dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Evet, dünya çapında.

Onlarca ülkede merkezi olan dünya çapında en fazla ziyaret edilen haber sitelerinden Sputnik’te çıkan haberde, birçok dindar Hristiyan ve Müslümanın evrim değil yaratılışa inandığı ve yapılan anketlere göre Türkiye’nin yarısından fazlasının evrime inanmadığı anlatılıyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Bak, ay yıldızlı bayrağı da koymuş güzel.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Belgesel tanıtımımız var. Fosil Avcısı belgeselinin 4. bölümünü yayınlamaya başlıyoruz. Resimlerle beraber gösterebiliriz.

OKTAR BABUNA: Bu bölümün konusu, geçtiğimiz Mayıs ayında düzenlenen 2. Uluslararası Yaşamın ve Evrenin Kökeni Konferansı ve konferans kapsamında gerçekleştirilen fosil sergisi. Bu bölümde sergilenen fosiller detaylı olarak anlatılıyor. Ayrıca konferansa Amerika’dan katılan uzman kişilerle yapılan röportajlar da yer alıyor. Kardeşlerimiz bu belgeseli yarın akşam yani 2 Temmuz saat 22:00’de A9 TV’de izleyebilirler. Yani bu akşam oluyor. Bu akşam saat 22:00’de A9 TV’de izleyebilirler.

ADNAN OKTAR: Bu evren teorisi dedikleri şey yanlış.

OKTAR BABUNA: Bazıları da devrim teorisi diyordu.

ADNAN OKTAR: “Gelsin Adnan Hoca da tartışayım devrim teorisini” diyor. “Devrim teorisi konusunda bir şey bilmez o, gelsin devrim teorisini ben daha iyi biliyorum” diyor.

Adalet yürüyüşünden bir şey çıkmaz. Avrupa’ya daha hoş görünür Türkiye bir şey olmaz. Kılıçdaroğu aklı başına adam, öyle sakat işlere, yaş tahtaya yakın gitmez. Yürüyorsa yürüsün ama akşam serinlikte yürüsünler. Kanuna hukuka uygunsa yürüsünler. Hani halk ‘bir art niyet var, olay çıkaracaklar’ öyle bir konu olmaz. Biz burada uyumuyoruz dikkatlice izliyoruz her şeyi. Hükümet uyumuyor, devlet ayakta herkes dikkatli. Ama Sayın Kılıçdaroğlu da bayağı titiz bir insan. Dikkat ederseniz bu vakte kadar hiç çıt yok. Efendice sakin hareket ediyorlar. Normal bu, demokratik bir tepki gibi görülebilir yahut demokratik bir eleştiri gibi görülebilir. Büyütmemek lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Etiketimiz var. Türkiye gündeminde 4. sırada “HarunYahyaVs Darwinism” konusu tüm gün listedeydi. Şu anda da 4 numara.

ADNAN OKTAR: Bütün dünya basınında olduğu için Darwinism. İngilizcesinde mi Türkçesinde mi?

KARTAL GÖKTAN: Burada İngilizce yazılmış hali olarak var. Türkiye gündeminde.

OKTAR BABUNA: “Harun Yahya Darwinizm’e karşı.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel. Demek ki gereği yapılmış.

Bu Darwinist çocuklar kendilerini niye üzüyorlar ki? Hakikaten gerçekten yanlış bir teori. Şeytan sizinle alay ediyor öyle bir şey yok. Tesadüfen muz, portakal, elma, armut, üzüm, kivi, enginar, maydanoz hepsini sayayım tek tek. Bayıla bayıla gidip alıyorsunuz pazardan. Kirazlar nefis, elmalar nefis, kokusu nefis, değil mi? Bal gibi hepsi, hurmalar falan, üzüm mesela şahane. Şeftaliler, insanlar, hayvanlar, kelebekler, kuşlar hepsinde simetri var. Hepsinde geometri ilmi uygulanmış. Hepsinde mühendislik uygulanmış, hepsinde altın oran var. Yapmayın etmeyin, tesadüf diyorsun. Allah aşkına. Tesadüf, bilimle ne alakası var tesadüfün? Bilim eşittir tesadüf, tesadüf eşittir bilim; yanlış.

OKTAR BABUNA: Dün Kanal A’da yayına çıkan Türkmen-Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir İngiliz derin devletine dikkat çekti. “Size bir örnek vermek istiyorum; İngiliz derin devleti sömürgesi altına almaya çalıştığı Afrika ülkelerinde hep bu tip ayak oyunları yapmış.”

KARTAL GÖKTAN: Videoyu gösterebiliriz.

VTR: TÜRKMEN-ALEVİ BEKTAŞİ VAKFI BAŞKANI ÖZDEMİR ÖZDEMİR: “Size bir örnek vermek istiyorum; İngiliz derin devleti sömürgesi altına almaya çalıştığı Afrika ülkelerinde hep bu tip ayak oyunları yapmış. İngiliz derin devletinin de Türkiye’de ajanlarının cirit attıklarını biliyoruz. Bir yerlere nüfuz ettiklerini biliyoruz. Bazı gruplara nüfuz ettiklerini biliyoruz. Türkiye’de birtakım küresel güçlerin Alman derin devletinin, İngiliz derin devletinin Aleviler üzerinde bir operasyon yapacağını hissediyoruz.”

ADNAN OKTAR: Kabadayıya helal olsun. Çok güzel konuşmuş. Helal olsun yiğide. Alevi kardeşlerimiz aslandır. Aslanın Hz. Ali (kv)’nin evlatları hepsi. Hepimiz Hz. Ali (kv)’nin evladıyız. Dolayısıyla Alevilere yapılacak oyun daha ellerini havaya kaldırmadan kökünden bileğinden kırarız kanunla hukukla. Alevi kardeşlerimiz başımızın tacı. Kardeşimizin de ne kadar ferasetli, basiretli olduğunu görüyorsunuz. Çok akılcı konuşmuş. İngiliz derin devletine yiğitçe, aslanca, delikanlıca gerek cevabı vermiş, tebrik ediyoruz güzel olmuş.

Darwinist gençlere söylüyorum; gerçekten çok çirkin şekilde aldatıldılar, kandırıldılar. Yalan söylediler onlara. Ama hakikaten küçük düşürücü bir oyuna getirildiler. Dalga geçtiler onlarla, şeytan onlarla dalga geçti. Bak ne dedi biliyor musun şeytan: “Bütün bu gördüğünüz matematik sistem, bütün bu geometrik düzgünlük, altın oran, bu muhteşem yapı milyarlarca, trilyonlarca, katrilyonlarca mühendislik, mimarlık ve sanat eseri olan bu mükemmel yapı tamamı tesadüfen oldu” diyor. “Ha öyle mi? Doğru” diyorlar. Küçük düşüyorsunuz yapmayın. Oyun oynadılar sizinle, oyun oynadılar sizinle doğru konuşmadılar. Yok öyle bir şey. Bir parça düşünün etmeyin çatmayın zeki aklı başında insansınız. Tesadüf ne yapar? Tesadüf ne yapar? Al avucuna bir kum, git dere kenarına al avucuna doldur kumu savur elinle. Orada ne çıkar? Sen ne diyorsun biliyor musun; İstanbul şehri kadar karmaşık hücre tesadüfen oldu diyorsun. İstanbul şehrinden daha karmaşık ve detaylı bir hücrenin yapısı. Baştan sona matematik, baştanbaşa geometri ve mühendislik harikasıdır hücre. Buna nasıl tesadüf diyorsun? Diyoruz, kardeşim siz ne diyorsunuz biliyor musunuz tesadüf diyorsunuz diyoruz. “Adnan Bey biz o kadar mantıksız mıyız?” diyor “deli miyiz?” diyor “tesadüf der miyiz?” diyor. O zaman kusura bakma da nedir doğrusu? “Rastlantısal rastlantı denen bir şey vardır” diyor “onu kastediyoruz biz” diyor. Ne diyeyim ben bunlara? “Ben deli miyim öyle der miyim tesadüf der miyim?” diyor. “Bu kadar mantıksız bir şey söyler miyim?” diyor “ben bilim adamıyım bana bunu nasıl yakıştırıyorsun?” diyor. “Rastlantısal rastlantı ayrıdır” diyor “tesadüf ayrı” diyor “rastlantının rastlantısı bu yani” diyor. Ne diyeceksin? Çay ısmarla adama, kurabiye de getireceksin dinlenmesini sağla, elini-yüzünü yıkamasını sağlayacaksın bir uyusun. Ertesi gün bir daha rica edeceksin “Ne dediğinin farkında mısın?” gibisinden.

Darwinizm Allah’ı inkar için pagan dinleri tarafından ortaya atılmış bir inanç ama dünyanın en çürük inancı, en utanç duyulacak inanç odur. En utanç duyulacak. Her şeyi tesadüfle açıklıyor. Hücrenin bütün organellerini, bütün detaylarını, insan yapısındaki bütün mükemmellikleri. Mesela göz, kırk parçanın aynı anda olması gerekiyor ve akıl almaz bir teknolojiyle inşa edilmiş göz, mühendislik harikası. Zaten “tepem atıyor” diyor Darwin “düşündükçe gözü” diyor “göz evrimle açıklanacak gibi değil” diyor. Peki bu göz görüyor mu? Yok, amadır bütün gözler. İnsanın iki gözü de amadır. Beynine elektrik götürdüğü iddia ediliyor, o elektrik de çok bozuk bir elektrik. Beyne gözden giden elektrik çok çok bozuk bir elektrik. O bozuk elektriği gözü olmayan içteki göz tam renkli ve üç boyutlu olarak blok olarak görüyor. Evrimcilere sorduğunda bu nedir diye “o bilimin alanı içinde değil” diyor. Sen görmeyen ama gözden bahsediyorsun dede, biz gören gözü sorduk sana. Sen gören göz için ne diyorsun biliyor musun “bilimin sınırları içinde değil” diyorsun “metafizik” diyorsun “bunu açıklayamaz bilim” diyor. O zaman ne konuşuyorsun? Metafizik, peki bu nasıl? “O da tesadüfen oldu” diyor. İç göz nasıl oldu diyoruz “bunu bize açıklayamaz bilimsel olarak” diyor. Ama ikinci kere sorduğunda bu nedir o zaman diye bir yaratılış mı? “Olur mu tesadüfen olduğu belli” diyor. Kardeşim ayıp yani artık ayıp yani. Koskoca adamsınız.

Mesela eski Sümer inancında ilk olarak bir su karmaşası var kaos yani su karmaşası kaos ama şuursuz. Bu su karmaşasının içerisinden birdenbire aniden tesadüfen Lahaul ve Lhamo adlı iki put oluşuyor tesadüfen. Lahaul ve Lhamo ilk önce kendi kendilerini var ediyorlar, tesadüf. Bak bu putlar önce kendilerini var ediyorlar tesadüfen. Daha sonra da evrimleşerek diğer maddeleri ve canlıları tek tek tesadüfler sonucu oluşturuyorlar. Utanılacak bir durum değil mi bu? Yapmayın etmeyin. Darwinizm’le bu aynısı Sümer inancı. Sümer putperest inancıyla aynısı.

Mesela Babil putperest inançlarında Enuma Eliş yazıtlarına göre canlılık tatlı su putu, tesadüfen oluşan tatlı su putu Apsu ve tuzlu su putu Tiamat aracılığıyla başlıyor. Ve bunlar önce kendilerini yaratıyor tesadüfen. Sonra evrimleşerek bütün maddeleri ve canlıları yaratıyor. Darwin de aynısını söylüyor. Ayıp Allah aşkına, bak samimi olarak söylüyorum ben sizin adınıza utanıyorum. Artık ayıp yapmayın bunları. Bu iş bitti, bu konu bitti. Bütün dünyayı kandırdı Darwinizm. Oyun oynadı dalga geçti. Milyonlarca insanla, milyarlarca insanla dalga geçti. Artık utanç içinde bu hatayı görüp en kibarı şu olur; hiç düşünmeyin bari de, hani böyle bir geçmişiniz olduğunu, biz de size hatırlatmayalım. Buna inanmışlığınızı da başınıza da kakmayacağız. Bak “Buna inanmıştınız zamanında” diye başınıza da kakmayacağız. Biz unutalım, siz de bu konuyu kapatın. Biz duymamış olalım, siz de söylememiş olun konu tatlılıkla bitsin. Samimi olarak söylüyorum utanıyorum bunların adına. İnanılır gibi değil.

Kardeşim, bak sırf bir koful, tek koful hücrenin içindeki koful, bilim çözemiyor harikalığını, açıklayamıyorlar yani hiçbir şeyi açıklanamıyor. Bütün dünyadaki insanların aklından daha fazla akla sahip koful. İnanılmaz bir şey var. Mucize her yeri mucize. Sen tesadüfen oldu diyorsun. Yapma etme koskoca insansınız.

Babil Yazıtları’nda da var her yerde putperest inançta aynı şeyler. Mesela: “Her şeyden önce ilkel su Apsu vardı” diyor. “Bu sudan yeryüzü ve gökyüzü an meydana geldi tesadüfen” diyor. “İnsan ırkını oluşturması için Prens Ea adında bir put görevlendirildi. Tesadüf putu. Ea, mevcut maymun adam ya da maymun kadınların yapılarını değiştirdi böylece insan ırkı oluştu” diyor. Darwin’le aynısı değil mi? Aynısı. Utanın artık insaf yani insaf insaf.

Mesela batıl Mısır inancında, putperest inancında bütün insanlık, canlılar her şey Nil Irmağı’nın çamurlarından tesadüfle sonucu oluşuyor. “İlk başta” diyor “sadece su vardı. Kaynayan ve dalgalı bir su kaosu.” Yani şuursuz bir su dalgalanması vardı diyor. “Buna Nu ya da Nun ismini veriyorlardı. Her şey Nu’dan başladı.” Tesadüf putu Nu. “Daha sonra bu ilkel su kaosundan Ra meydana geldi. Ra, suyun üzerindeki dev mavi nilüfer çiçeğinin içinden çıktı” tesadüf sonucu. Bu mavi nilüfer çiçeği de tesadüfen oluşuyor. Şimdi ben bunlara cevap vereyim mi? İnsaf yani, Allah aşkına yapmasınlar. Ayıp, çok çok ayıp yani.

Mesela Mısır putperest inancında yine, evrenin kaos karasularıyla dolu olduğuna inanıyorlar. “İlk put Re-Atum, aynı Mısır karasının Nil’in taşan sularından her sene ortaya çıkışı gibi sudan yükseldi ve ortaya çıktı. Ve bütün kainat meydana geldi” diyor. Yani kainattaki her şey.

Mesela sapkın Hindu felsefesine göre yani put inancına göre “Prakriti adı verilen kocaman yuvarlak bir madde oluşuyor” önce tesadüfen. “Canlı cansız tüm maddeler bu ilk maddeden evrimleşerek oluştu” diyor. Darwin’in anlattıklarının özeti aynısı. Putperest bütün inançlarda var bu. Putperest dinde, putperest inançlarda bunu inceleyelim. Darwinizm’i putperest inançlar içinde inceleyelim. Ama sen bunu bilim olarak bize dayatırsan, Hindu da gelecek diyecek ki işte “Benim inançlarıma inan.” Babil putperestleri de gelecek, Azteklerin putperestleri de gelecek, hangi biriyle uğraşalım? Allah aşkına aklınızı başınıza alın.

Darwin’in DNA’dan haberi yoktu. DNA devlet üniversitesi gibi kardeşim. Devlet üniversitesindeki bilgi DNA’da yüklü öyle düşünün. Bu tesadüfen nasıl olsun? Devlet üniversitesindeki, mesela herhangi bir üniversite ODTÜ diyelim yahut İstanbul Teknik Üniversitesi, oradaki kitaplar kütüphane öğrencilerin kitapları da dahil tesadüfen oluşur diyor mu Darwinizm? Demiyor. O zaman oradaki kütüphanelerden çok daha fazla bilgi DNA’da var buna ne diyeceksin? Şimdi bu yerde yün halı var ya, katrilyonlarca DNA var şu halının içinde şu an katrilyonlarca. Çünkü koyun tüyünden yapılmış, katrilyonlarca. Ee nedir bu? Her DNA’da da kütüphane dolusu bilgi var. Ne demektir bu? Katrilyonlarca kütüphane bilgisi demektir.

OKTAR BABUNA: Bunu hesaplamışlar Adnan Bey. Siz daha önce de söylemiştiniz; 1 gram DNA’da parmağımın ucu kadar 1 trilyon CD yani 100 trilyon kitaba eşdeğer bilgi var. Dünyadaki bütün kitapların kat kat fazlası.

ADNAN OKTAR: Şimdi sen ne diyorsun? “Bu tesadüfen oldu” diyorsun. Şeytan dini ortadan kaldırmak için çok uydurma kötü bir yöntemle ortaya çıkmış. Türkiye’de de bu iş bitti dünyada da bitti. Yaygara da yapmayın boş yere. Konu artık vuzuhata kavuştu.

Biraz fosil ziyafeti versek. Ama şu fosillere saldıranlar var onlara çok dikkatli olalım ısırmasınlar. Taşı hart diye ısırıyor adam bölüyor, ama fosil gerçek fosil olduğu bu sefer iç detayları da göründüğü için daha da netleşiyor.

Yakup Hocam fosil var mı sende? Bebek’te sahilde ben çok fosil gördüm.

KARTAL GÖKTAN: Zargana fosili.

ADNAN OKTAR: Izgarası da çok güzel olur mübareğin. Kaç yıllık?

OKTAR BABUNA: 144 milyon yılla 65 milyon yıl arası, evet. Dönem Kretase dönemi, Fas bölgesinden çıkartılmış.

ADNAN OKTAR: Değişiklik var mı?

OKTAR BABUNA: Yok aynısı.

ADNAN OKTAR: Evrim teorisi çöktü. Bak kapı gibi delil kapı gibi.

OKTAR BABUNA: 144 milyon yıldır en ufak bir değişikliğe uğramamış. Birdenbire ortaya çıkıyor ve değişmiyor.

ADNAN OKTAR: Ne balığıydı?

OKTAR BABUNA: Zargana balığı.

ADNAN OKTAR: Zargana. Harbi fosil. Değişiklik yok. Evet. Oktar bu nedir?

OKTAR BABUNA: Bu sırtlan kafatası. 5 ile 23 milyon arası, 23 milyon yıllık Miyosen dönemine ait Çin’de bulunmuş, sırtlan kafatası.

ADNAN OKTAR: Değişiklik var mı sırtlanda?

OKTAR BABUNA: En ufak bir değişiklik yok.

ADNAN OKTAR: Aynısı. Tıpkısının aynısı.

OKTAR BABUNA: Uskumru fosili, 110 milyon yıllık Kretase dönemine ait, Brezilya’da bulunmuş. Aynısıyla.

ADNAN OKTAR: Uskumru. Aynısının tıpkısı. 110 milyon yıllık. Değişiklik var mı? Ne maymuna dönüşmüş ne kaplana dönüşmüş. Uskumru gelmiş uskumru gidiyor. Hani evrim teorisi vardı, değil mi?

OKTAR BABUNA: Hamam böceği. 125 yıllık. Kretase döneminden Brezilya’da bulunmuş.

ADNAN OKTAR: Brezilya’da. Hamam böceği. Normalde canlısı olsa atardın o taşı elinden sen.

OKTAR BABUNA: En ufak bir değişikliğe uğramamış.  

ADNAN OKTAR: Hamam böceği kaplana dönüşmemiş. Efendim kedi de olmamış. Hamam böceği olarak kalmış. Var mı değişiklik? Yok. İşte o dedeye de söyleyin bunları görsün ona göre karar versin.

KARTAL GÖKTAN: Huş ağacı yaprağı.

OKTAR BABUNA: 50 milyon yıllık, Eosen dönemine ait. İngiltere Kanada’da bulunuyor. Kolombiya Kanada’da bulunmuş. Hiç değişikliğe uğramıyor. İlk ortaya çıktığı gibi aniden ortaya çıkıyor ve değişikliğe uğramamış.

KARTAL GÖKTAN: Deniz lalesi fosili.

OKTAR BABUNA: 513 milyon yıllık. Kambriyen dönemine ait.

ADNAN OKTAR: 513 milyon yıllık. Şimdiye kadar bu Kızılderili falan olması lazımdı bunların kafasına göre yahut insan olması gerekiyordu. Veyahut koyun, kuş olması gerekiyordu. Hiçbir şey olmamış.

OKTAR BABUNA: Amerika’nın Utah eyaletinde bulunmuş. Kambriyen dönemi, 513 milyon yıllık.

KARTAL GÖKTAN: Keman vatozu fosili.

OKTAR BABUNA: 95 milyon yıllık. Kretase dönemi Lübnan.  

Kısa bir ara verelim.

VTR: Fosiller Darwin’e Cevap Veriyor, Canlılar Evrim Geçirmedi, Ara Geçiş Formu Yok

KARTAL GÖKTAN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Buyurun Fikret Bey dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Sayın Erdoğan’ın hakkında yaptığı aleyhte açıklamalarla tanınan Neo-con Michael Rubin son yazısında Türkiye’nin çökeceği iddiasında bulundu ve şunları söyledi; “Türkiye’yle nasıl iyi dost oluruz değil Türkiye’nin çöküşünü nasıl yöneteceğiz olmalıdır” diyen Rubin “Türkiye’nin bulunduğu yol kaosa, çöküşe ve devletin yıkımına mı uzanıyor? Ne yazık ki cevap evet olabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürüklediği uçurumdan Türkiye tek parça kurtulamayabilir” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunu diyen kim?

OKTAR BABUNA: Michael Rubin. Neo-con.

ADNAN OKTAR: Nereye konuyorsa konsun yanlış düşünüyor. Tayyip Hoca bu millet için bir nimet. Tayyip Hoca güzel insan, dindar insan, akıllı insan, vicdanlı insan, samimi insan. Vatanın milletin birliğini bütünlüğünü düşünüyor. Ekonomi de tıkır tıkır gidiyor. Tabii bizim belirli bir gücümüz var ama o gücü de çok iyi kullanıyor. Bizim insanımız o. Milli bir lider. Milli cumhurbaşkanı. Cumhurun başı yani. Bizden bir insan olduğu için de millet seviyor. Rahat ediyor millet. Biz böyle entel dantel tanımadığımız bir adam istemiyoruz. Entellik suç değil de böyle İngiltere’den üfürüm almış, homoseksüel destekçisi, Darwinist, Rumi hayranı, çaktırmadan alttan alta dinsiz. Avrupa’nın zaten esir gibi bir konumu var İngiltere’ye karşı yani İngiliz derin devletine karşı. Bir de Türkiye’yi ilave edelim diyorlar. Yok. Tayyip Hoca şu an çok iyi. Millet de desteklesin. Sevmiyorsa da desteklesin. AK Parti’yi değil Tayyip Hoca’yı desteklesin. Desteğe devam. Adamlar kudurmuş durumda, deccal kudurmuş durumda. Deccala karşı mukavemette Tayyip Hoca’nın başta olması iyi.

Evet, dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Siz daha önce örnek vermiştiniz Amerika’da bir milyon ulusal muhafız var milis kuvveti olarak, elli milyon insanda da üç yüz milyon silah var Amerika’da.  Michael Rubin’in memleketinde.

ADNAN OKTAR: Üç yüz milyon adet silah. Türk milletinde de olsun niye olmasın?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyici sorusu var.

VTR: Bursa’daki metroların en arkasındaki vagonlar sadece bayanlara özel yapılıyor. Bu durum şeriatın habercisi olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Yo, bayanlara kolaylık olması için zaten bayanlar sürekli açıklamalarda bulunuyorlar. Boş birkaç vagon olursa hanımların orada ezilmesi mağdur olması ortadan kalkar. Yoksa zaten sadece buraya bineceksiniz deseler akıl alır ama her yer serbest diyor hanımlar istediği gibi binebilirler ama burası sırf hanımlara özel. Bu çok güzel bir saygı gösterisi, bir nezaket gösterisi. Hanımların mağdur olmasını ortadan kaldırmak için alınmış güzel akılcı bir tedbir. Öyle düşünmesinler. Bir de Türkiye öyle bir şey için müsait bir ülke değil. Bizim gençliğimizin hepsi çok modern aklı başındalar. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını Türk halkının yüze doksan beşi kabul etmez. O boşa zorlama öyle bir şey olmaz. Kuran İslamlığını kabul eder bizim milletimiz ama gelenekçi Ortodoks yani şeriat diye tabir ediliyor halk arasında gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını kabul etmezler.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Uyguladıkları ambargoyu kaldırmak için Katar’dan ülkedeki Türk üssünü kapatmasını isteyen Arap ülkeleri istediğini alamadı. Katar üssün kalacağını diğer koşulların da kabul edilmediğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: Evet. Samimi bir şeyler söyleseler olur ama samimiyetsiz dayatmalar olmaz tabii çok ayıp yapıyorlar.

Şeytandan Allah’a sığınırım. Mürselat Suresi, 50 şeytandan Allah’a sığınırım “Febieyyi hadisin bağdehu yuminune” ne diyor ayette? “Kuran’dan başka hangi hadise inanacaklar?” diyor Allah. Hadis kelimesi geçiyor bak. Hadis bak “Kuran’dan başka hangi hadise inanacaklar?” Adam da diyor ki ben yüzlerce binlerce hadise inanıyorum diyor. Allah diyor ki bak “Kuran’dan başka hangi hadise inanacaklar?” diyor “Kuran yeterlidir” diyor. “Febieyyi hadisin bağdehu yuminune” çok açık olarak Allah “Kuran’dan başka hangi hadise inanacaklar?” diyor. Biz de diyor adam yüzlerce hurafe hadise inanıyoruz diyor. Mürselat Suresi, 50.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerikalı şarkıcı Beyonce ve Jay Z yeni doğan ikiz çocuklarından birinin ismini Rumi koyacaklarını açıkladılar.

ADNAN OKTAR: İşte Rumilik ateist, dinsiz ve homoseksüel çevrelerde şu an hakim din, hakim felsefe.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: İzleyici sorusu var.

 VTR: Diş ağrısı için okunan dualar oluyor, acaba onlar etkili midir?

ADNAN OKTAR: Şöyle olur, bazen diş ağrısı psikolojik olur. Şahıs konsantre olur diş ağrısına o ağrı şiddetlenir. Ama konsantrasyon bozuluyor bir sevdiği geliyor unutuyor dişinin ağrısı aklına gelmiyor. Ağrı da kayboluyor. Çoktur öyle ağrı kayboluyor. Sonra konuşurken konu dişe geliyor diyor “dişin ağrıyormuş” dediği an düşünmeye başlayınca diş yine ağrımaya başlıyor. İnanç ve konsantrasyonla da ağrı bağlantılıdır. Konsantre olursun hatta ağrı başka tarafa doğru geçer. Mesela yan dişteki olan ağrı ön dişe geçer. Orada hissetmeye başlar adam salgı meydana gelir. Değil mi? Çoktur o tıpta. Dolayısıyla dua tabii bir telkin olduğu için, psikolojik bir rahatlama olduğu için olur, faydası olur.  

Evet, dinliyorum.

VTR: Müslüman Ortadoğu ülkeleri İsrail, Amerika, Rusya gibi ülkelere karşı bu kadar zulme karşı ambargo uygulamazken, ses çıkarmazken neden Müslüman bir ülke olan Katar’a bir anda kısa bir süre içinde birleşip ambargo uyguladılar?

ADNAN OKTAR: Ambargo uygulaması emri İngiltere’den geldi. Bu ülkelerin hepsi İngiltere’nin etkisi altındalar. Suudi Arabistan’ı kuran zaten İngilizlerdir. Suudi Arabistan diye bir devlet yoktu. Suud Krallığını, İbni Suud’u başa geçiren İngilizlerdir. Lawrance başta olmak üzere İngiliz derin devleti çok yoğun gayret sarf etti ve Suudi Arabistan diye bir devlet kurdular. Katar’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Suriye, Irak’ın hepsinin oluşmasında da aynı şekilde İngiliz derin devleti başrol oynamıştır. Asıl planlayıcı, organize eden, idame ettiren de onlardır. Halen de etkisi bütün şiddetiyle devam etmektedir. Dolayısıyla onlar bir talimat verdiğinde onlar uygulamak durumunda kalıyorlar. İşte bu deccaliyetin boyunduruğu bütün Müslüman ülkelerini mahvediyor. Tayyip Hoca direndiği için şimdi onu ezmeye çalışıyorlar yoksa Tayyip Hoca da kabul etseydi bir sorun çıkmazdı. Dolayısıyla Müslüman ülkelerin kendi aldığı bir karar değil. Yani topluca aldıkları karar değil. Ta Libya’ya kadar ortak karar aldırdılar. Bunun kararını veren Londra’daki İngiliz derin devletidir.

Evet dinliyorum.

VTR: İstanbul’da otobüsler neden bu kadar kalabalık insanlar neden izdiham içinde gidiyorlar? Niye metrobüsler bu kadar kalabalık, her şey çok kalabalık, her şey çok eziyet verici özellikle Ramazan’da, iş vaktinde her zaman böyle. Keşke durum düzelse.

ADNAN OKTAR: Yer altı yolu yapılması gerekiyor bir de ulaşım araçlarının en az iki misli çoğaltılması gerekiyor. Tayyip Hocam’a iyi destek olurlarsa Tayyip Hocam yapar bu işleri. Tayyip Hocam beceriklidir. Ama destek çok önemli bütün millet destek versin yardımcı olsunlar Tayyip Hoca evvelAllah. Mehdiyet devrinde de Tayyip Hoca yine başta olacaktır göreceksiniz Allah’ın izniyle esecek böyle esecek. İnşaAllah.

Kısa bir ara verelim devam edelim.

KARTAL GÖKTAN: Evet videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü