Harun Yahya

Sohbetler (15 Temmuz 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

KARTAL GÖKTAN: Bildiğiniz gibi bugün 15 Temmuz darbe ve İngiliz derin devletinin işgal girişimine karşı halkımızın kahramanlığının yıldönümü. 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen hain alçak darbe girişiminde şehit olan yiğitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, hürmet ve sevgiyle anıyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, Allah hepsine gani gani rahmet etsin. Allah o güzel şerefi bizlere de nasip etsin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bu gece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gece yapılacak anma programına CHP yeniden katılmayacağını açıkladı. Sebep olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi programında değişiklik yapıldı. Protokol konuşmaları programdan çıkarıldı. Sadece Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı konuşacak denildi. Bunun üzerine CHP programdaki değişikliğin ardından gece yapılacak anma programına katılmama kararı aldı.

ADNAN OKTAR: Aslında muhalefet de konuşması gerekir tabii orada bir yanlışlık olmuş. Milliyetçi Hareket Partisi, CHP hepsinin konuşması lazım, hata olmuş. Eğer mümkünse düzeltsinler o hatayı şu an geç sayılmaz. Daha iyi olur.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbe gecesi Ömer Halisdemir şehidimize canice ateş eden iki darbecinin fotoğraflarını göstermek istiyorum. Biri Binbaşı Fatih Şahin. Ömer Halisdemir’e 15 el ateş edildi. Halisdemir’i vuran ilk kurşunu sıkan Fatih Şahin’in 12 el ateş ettiği belirlendi. Diğeri Üsteğmen Mihrali Atmaca, 15 kurşuna dayanan Halisdemir’in nabzını kontrol eden, ölmediğini anlayınca yerde yatan Halisdemir’e canice ateş eden kişi de bu.

ADNAN OKTAR: Biz bunların önden de yandan da görelim resimlerini iyice tanıyalım. Bir de bu ahlaksızlığı yapacak gücü bunlar nasıl buldu bunu bir araştırmak lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 15 Temmuz Kahramanlık Destanı’nın yıldönümü kutlamaları İstanbul ve çeşitli illerde yapılıyor Adnan Bey. En çok şehit verilen yerlerden biri olan İstanbul’da birinci köprüde on binlerce kardeşimiz toplandı. Köprü trafiğe kapatıldı.

ADNAN OKTAR: Bir de prova tarzında da yapılsa iyi olur. Bu güzel oldu da. Mesela farz edelim bir hafta sonra yahut on gün sonra bir ay sonra da olabilir, ani darbe provası yapılsın. Bütün Türkiye çapında darbe provası yapalım. Asker de provaya katılsın, halk da katılsın.

Bir de ordu içerisinde Milli İstihbarat Teşkilatı elemanlarının bulunması gerekir. İnanılır gibi değil, ben hayret ettim sonra öğrendim, bu yasaklanmış kanunla. Nasıl olur? Ordunun içerisine nasıl MİT elemanı girmez? Ordunun garantisi mi var suç işlemeyecek diye? Ordunun içinde birçok kişi suç işleyebilir. Orduda olmak günahsız olmayı gerektirmiyor. MİT elemanı bulunsun ordu içinde. Ayrıca emniyet istihbaratı; emniyet istihbaratı da geniş çaplı görev alması lazım ordu içerisinde. Elemanları olması lazım. Yani polis ajanı bulunması lazım, MİT ajanı bulunması lazım. Devletin her kademesinde olması lazım ayrıca, her yerde olması lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Güvenlik Uzmanı Mete Yarar 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Marmaris’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’a düzenlenen suikast girişiminin ayrıntılarını anlattı. Sizin en başından beri ifade ettiğiniz gibi Allah’ın çok sayıda mucize meydana getirdiği ayrıntılarda da görülüyor. Mete Yarar da yaşananları anlatırken şaşkınlığını şöyle ifade ediyor: “Benim gördüklerim eğer bir inançlı insansam ‘Allah’ın da bir planı var’ derdim” şeklinde. Ve bazı detaylar şu şekilde: “Normalde Erdoğan’ın tatil planı yok. Darbeden birkaç gün önce havalimanında otel sahibi Serkan Yazıcı’yla görüşüyor. Yazıcı çok ısrar ettiği için tatile gitmeyi kabul ediyor. Eğer Cumhurbaşkanı tatil yapmayıp İstanbul’daki evinde kalsaydı koordinatları bilinen bir yerde kalacaktı. Ya orayı bombalayacaklardı ya da daha ağır silahlarla gideceklerdi.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak, binlerce noktada mucize meydana geldi, binlerce. Her gün tespit ediyoruz ucu-sonu yok, binlerce noktada mucize meydana gelmiş. Doğrudan Mehdiyet’in bereketi. İmkansız bu darbenin başarılı olmaması imkansız. Gece 03:00’te yapılacaktı, muazzam planlanmış ve muazzam asker ve silah kullanılacaktı. İngiliz derin devletinin desteği var, NATO içindeki elemanların desteği var. Birleşmiş Milletler’den elemanlar var, Amerikan, İngiliz ajanları var ve yoğun İngiliz ajanı kullanılıyor. Zaten MI6 bizzat yönetiyor darbeyi. Dolayısıyla olmaması mümkün değildi. Mehdiyet’in mucizesi. Onlar da şoktalar. Onlar daha hala bu şoku atabilmiş değil. Nasıl olmadı bu diye hayret ediyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Mete Yarar diğer bazı maddeleri şöyle sıralamış: “Sayın Erdoğan tatile giderken resmi helikopteri Aydın’da arıza yapıyor ve iniş yapıyorlar sivil helikoptere geçiyorlar. Tatil yerine hava karardıktan üç dakika sonra iniyor. Böylece Sayın Cumhurbaşkanı’nın oraya geldiğini kimse bilmiyor. Herkes Cumhurbaşkanı’nı Marmaris’te başka yerde tatilde sanıyor.”

ADNAN OKTAR: Bak, bizim kendi tespit ettiğimiz binlerce, her yerde mucize olmuş her yerde.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mete Yarar şunu da söylüyor: “Darbeciler, Cumhurbaşkanı’nı Otlu Kışlası’nda tatil yapıyor sanıyorlar. Ama orada olmadığını görüyorlar. Tüm planları karışıyor. Oysa Sayın Erdoğan Marmaris’e tatile geldiğinde hep Otlu Kışlası’nda kalıyor. Serkan Yazıcı, bir-iki gün otelde kalın diye ısrar etmese yine elleriyle koymuş gibi Sayın Erdoğan’ı bulabileceklerdi. Ankara’yı arıyorlar ‘ne yapalım?’ diye ‘otele girin’ talimatı geliyor. Üç tane otel var yan yana, binden fazla oda var ve nerede olduğunu tam bilmiyorlar. Cumhurbaşkanı’nın yerini bulmaya çalışıyorlar.”

ADNAN OKTAR: Her seferinde yine tepetakla giderler. Çünkü karşılarında Mehdiyet var, Mehdiyet’in bereketi var, Mehdiyet’le baş edemezler. Deccalın baş edemeyeceği bir güçtür Mehdiyet. Onu anlamadı bu ahmaklar.

Bu zaten karşı Fethullah Gülen karşı Mehdiyet’e, Hz. İsa Mesih (as)’ın gelişine de karşı. Hristiyanlığı da ifsat etmek istiyor sırf İslam’ı değil. Hristiyanları da homoseksüel, Darwinist ve Rumi çizgiye çekmeye çalışıyorlar. Sırf Müslümanlığı mahvetmek peşinde değiller. Zaten onların olduğu devrede Papa Darwinist açıklamalar yapmaya başladı. Papalık içinde de muazzam homoseksüel propagandası yapılıyor. Birçok din görevlisi Vatikan’da homoseksüel. Rezalet paçadan akıyor ve çok büyük bir bölümü dinsiz, ateist, Darwinist. Bunun farkında değil Hristiyan alemi. Deccal oralara da el attı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Şehidimiz Ömer Halisdemir’in öldürmüş olduğu Hava Kuvvetleri Özel Kuvvetler Tugay Komutanı var Semih Terzi. Bütün operasyonlar onun üzerinden geçiyor normalde. Ve Cumhurbaşkanı’na yapılan operasyonu da o yönetecek. Ömer Halisdemir şehidimiz saat 02:10’da Terzi’yi vuruyor. 02:10’dan sonra Marmaris’teki ekibin beyni yok oluyor, o yüzden mantıksız hareketler yapıyorlar” diyor Mete Yarar.

ADNAN OKTAR: Beyin var mı ki beyni dursun? Gerçekten ahmak bunlar. Felaket akılsızdır bunlar bunlarda beyin meyin yok. 300 gram falan oluyor bunların beyni. Allah ayaklarına dolandırdı, bu kazlarla yola çıkmaya kalktılar. Yaptıkları rezilliklerin ucu-bucağı yok. Bizim kendi tespitimiz binlerce, binlerce bir tane, iki tane değil. Her yerde mucize olmuş ama. Alenen Mehdiyet’in bereketi, alenen Mehdiyet’in bereketi.

Tayyip Hocam mübarek bir delikanlı. Burada da onun mübarek bir insan olduğu anlaşılmış oldu, bu darbe de anlaşılmış oldu. Mehdiyet’in yüzü suyu hürmetine Allah onu korudu ve Türkiye’yi korudu.

Evet, dinliyorum

KARTAL GÖKTAN: Ömer Halisdemir şehidimizi şehit eden darbecilerin daha yakından görüntüleri var.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Binbaşı Fatih Şahin bu, darbeci. Bu da yandan resmi.

ADNAN OKTAR: İşte bak, bunları millete bir ezberletsinler. Allah razı olsun çok güzel. Önden yandan, bunu rica eden benim. Normalde yasak bu yasaktı, Allah razı olsun hükümet bunu kolaylaştırdı bu kaldırıldı. Bu adamları tanıyacağız. Bu kim?

KARTAL GÖKTAN: Mihrali Atmaca. Son kurşunu sıkan.

ADNAN OKTAR: Yandan resmi var mı bunun?

KARTAL GÖKTAN: Yok, şu anda sadece bu var.

ADNAN OKTAR: Bunun yandan da resmi olsun bunu iyice tanıyalım, görür görmez tanımamız çok önemli. Yanlışlık olmasın yani tanıyalım.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Geçtiğimiz ay PKK tarafından kaçırılan 23 yaşındaki Necmettin Yılmaz isimli öğretmenin cansız bedeni bulundu Adnan Bey. Üç gün önce Tunceli Pülümür Çayı’nda bulunan erkek bedeninin öğretmen Necmettin Yılmaz’a ait olduğu kesinleşti.

ADNAN OKTAR: Necmettin ismin de güzel, kendin de güzelsin, şehadetin de güzel. Allah şehadetini makbul etsin, kabul etsin. Seni tebrik ediyoruz, Allah mübarek etsin. Güzel canın, daha PKK seni infaz etmeden Allah tarafından cennete alındın sen. Sen güzel bir insansın sana hayranız. Allah annene babana sana uzun ömür versin. Sana sonsuz, annene babana da dünyada huzur versin, güzellik versin. Sonsuz cennetinde seni ağırlasın ki zaten oradasın.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: FETÖ lideri Fethullah Gülen 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin yıldönümünde, Amerikan Gazetesi Wall Street Journal’a verdiği röportajda, seccadenin secde edilen kısmına ayakkabılarıyla bastığı bir poz verdi. Ayrıca fotoğrafta odadaki televizyondaki yazıysa “Bahardan ses geliyor perde perde, beklenen mutluluk biraz ileride” şeklinde yazı olması dikkat çekti.

ADNAN OKTAR: Bak adama nasıl sahip çıkıyorlar kendi adamlarına? Olayın rengi nasıl belli? Bütün İngiliz gazeteleri büyük bir coşkuyla savunuyorlar. Gariban Müslümanı savunurlar mı? Bir Nurcu’yu savunurlar mı? Bir Nakşibendi’yi, bir Mahmut Hoca’yı yerden yere vururlar kendi kafalarına göre. Bak göklere çıkarıyorlar. Çünkü adamları. Bak ey deccal ordusu, Mehdiyet karşısında siz hiçsiniz. Denediniz, isterse bin kere deneyin mağlup olacaksınız bak açık açık söylüyorum. Darwinizm konusunda da oyun oynadınız bak tepenize geçirdik rezil oldunuz. Bir kısmı için bunu söylüyorum. Ey deccal ordusu siz de sıkı durun sizi de tepeleyeceğiz, ilimle irfanla, kanunla hukukla imanla göreceksiniz. Bekleyin geliyoruz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyici sorusu var.

VTR: Sevilmek için önce sevmek mi gerekir?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini. Tabii ki tabii ki. Sevilmek için önce sevmek gerekir. Ama Allah’ın tecellisi olarak seveceksin yoksa Allah sevdiğini elinden alır sevemeyecek hale getirir, sevgiyi de yok eder. Her şeyi severken Allah için seveceksin, Allah’ın tecellisi olarak seveceksin. Orada Allah’ın sırrını unutmayacaksın. Zaten nankörlük olur aksi. Gerçekten öyle, Allah yaratıyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbeci Fatih Şahin ve Mihrali Atmaca’yı biraz daha yan görünümleriyle görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu benim kabadayımı benim aslanımı vuran bu, değil mi? Bu alçak, tamam.

KARTAL GÖKTAN: Ve bu Fatih Şahin.

BÜLENT SEZGİN: İlk kurşunu sıkan Fatih Şahin, 12 defa sıkmış. Diğeri de yerdeyken nabzını ölçüp ölmediğini gördüğünde son kurşunu sıkmış.

ADNAN OKTAR: Evet. Bunu yalnız iyice hafızamıza almamız gerekiyor. Yeniden net resimlerini rica ediyoruz.

VTR: Adnan Bey’in yaşlanmamasının sırrı nedir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı ben de sana derim ki ‘bu kadar yakışıklılığın sırrı nedir?’ bak sen de çok yakışıklısın. Ama hakikaten bugün de yine hayret ettim baktım aynaya çok şaşırtıcı. 17-18 yaşında neyse cildim aynısı, bir gariplik var. Vücut cildim de öyle. Gücüme de şaşıyorum hayret ediyorum. Bir fevkaladelik var ama. Allah’ın nimeti olarak görüyorum Allah’ın lütfu. İslam’a hizmet ettiğim için bereket olarak veriyor Cenab-ı Allah, elhamdülillah.

BÜLENT SEZGİN: Yıllar geçtikçe daha çok gençleşiyorsunuz, daha belirginleşiyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çok şaşırıyorum.

Bir kısım insanlar eğer dine, imana, İslam’a hizmet emiyorsa Allah onu ceset haline getiriyor ceset yapıyor onu. Eğer müminse, İslam’a hizmet ediyorsa Allah onu nurlandırıyor. Böyle çocuk cildi gibi yapıyor cildini. Tevrat’ta var bu. Yine Tevrat’ta da küfre yatkın olanların derilerinin “eşek derisi gibi olur derileri” diyor. Küfre gittikleri için, küfre yatkın oldukları için, münafık tıynetli oldukları için Allah onları bir nevi cesede çevirdiğini ceset gibi olduklarını söylüyor.

Bu katillerin resimlerinin olduğu bir internet sitesi yapılsın, bunların en net fotoğrafları konsun yaptıkları da yazılsın. Özellikle bu bizim aslanlarımızı vuranlar, halkı tankla ezenler, var ya bu azılı katiller, bunların bizim bir resmi sitede de olabilir, vatandaşın yaptığı site de olabilir o sitede bizim bunları görmemiz ve ezberlememiz lazım. Gördüğümüzde hah işte bu dememiz lazım. Bu çok önemli bunu rica ediyoruz.

Mesela normalde şu tarz bir kıyafet olması lazım darbeciler için. Veyahut başka türlü de olabilir. Ayağından zincirlenecek, elinden zincirlenecek tek bir asker taşısın. İki tarafında asker olunca bu pek görünmüyor. Tek asker zincirle, 3-4 metre de olabilir bir zincirle tutup çekecek. O da yavaş yavaş gidecek. Halkın içerinden bir geçirsinler. Halkın onlara bakış açısını görmeleri önemli. Çünkü oraya şehit aileleri gidiyor, gazi aileleri gidiyor zaten onların sayısı belirli. Plastik terlik verilsin naylon terlik, ayakkabı olmaz, plastik terlikle geçecekler. Tulum tarzında bir kıyafet, başları 3 numara tıraş, sakal falan olmaz. Bir de başlarını öne eğdirmek lazım çünkü halka laf atıyorlar bunlar. Halka laf atmalarının engellenmesi için başlarının öne eğilmesi lazım. 45 derece kadar iyice başları öne eğilmesi lazım. Kravat şu bu bunlara müsaade edilmemesi lazım. 3 numara tıraş, sakal olmaması gerekiyor. Acele etmiyor da olabilirler ama biz biraz acele ediyoruz yapılsa çok iyi olur. Bunların şımarıklığının bir an önce durdurulması gerekiyor.

BÜLENT SEZGİN: Tekstilci İbrahim Türeli Amerika’daki mahkumların giydiği tulumlara benzeyen kıyafete onay verilmesi halinde 50 bin tulumu devlete hibe edeceğini söylemiş.

ADNAN OKTAR: Çok güzel bakayım. İşte tamam bak, Tayyip Hocam’a ben buradan rica ediyorum, bunu bekletmenin bir alemi yok. Kanunsuz bir şey de yok burada. Bütün dünyanın kullandığı bir şey. Adamlar grand tuvalet falan, çenede top sakal bilmem ne, hero yazıyor göğsünde. Kardeşim bu ferahlık nedir, Türkiye bizim değil mi? Bunu istemiyoruz. Bunlara tulum kıyafet giydirilecek, naylon terlik verilecek, 3 numara tıraş, sakal falan yok, başlarını da öne eğdirecekler. Bu şekilde halkın içinden geçirerek mahkemeye götürecekler. Bu milletin yüreğini rahatlatır. Bunların züppeliğine de bir çözüm olmuş olur. Çünkü züppelik yapıyorlar. Epey bir bölümü böyle. Bunu durduralım. Gıcır gıcır ayakkabılar, ne oluyoruz kardeşim, baloya mı gidiyor bunlar ne oluyor? Naylon terlik bu kadar basit. Bu konuyu uzatmaya da gerek yok. Bu biraz acele olsun, bu aylar sonra olursa olmaz. Ve bu bizi boş yere sıkmış oluyor. Vatandaş olarak biz bundan sıkılıyoruz. Bunaldık yani istemiyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: İsmim Mehmet Durmuş. Almanya Stuttgart’ta kalıyorum. Trabzon Ağasar’lıyım. Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı’yım. Karadeniz kültürünü Avrupa’da geliştirmek için Karadenizli dostlarla birlikte çalışıyoruz. Geçen sene 15 Temmuz’da da buradaydım, Trabzon’da yayladaydık. Bu sene de 15 Temmuz’da burada izindeyiz. Ülkemiz için vatanımız için vatanımızın bölünmez bütünlüğü için buradayız. Vatanımız var olduğu sürece, bizler var olduğumuz sürece bu bayrak inmeyecek Allah izin verirse. Bu vatan bölünmeyecek, liderimiz, Başkomutanımız Tayyip Erdoğan şu anda, ama yarın insanlar geçicidir başka başkomutan gelecek, başka liderler gelecek ama bu ülke var olacak. Yeryüzünde bir tane Türk kalana kadar bu bayrağın göklerden inmeyeceğine inanıyorum.

ADNAN OKTAR: Kabadayıyı görüyor musun? Sırf Karadeniz yeter bunlara. Karadeniz’in sadece bir ili yeter bunlara.

Köpekler, İngiliz derin devletinin züppelik anlayışını olduğu gibi almışlar cayır cayır züppelik yapıyorlar. Bu konuda titiz tedbir alınması için ayrıca resmi dilekçe de verelim bu konu biraz hızlansın. Bak, biz bunu söyledikten sonra herkes desteklemeye başladı. Bak vatandaş “tulum vereyim” dedi, başka bir yerde yazılar çıktı. Daha geniş destek istiyoruz biz bu konuda, hükümet bu konuyu hızlandırsın. Vatandaşın talebi olduğu bilinsin. Vatandaş da dilekçe yazıp göndersin hükümete. Bak istediklerimiz şunlar bir daha sayıyorum, herkes dilekçe yazıp-göndersin rica ediyorum. Bir, bunlara tulum giydirilsin mahkum tulumu, haki renk olabilir, yani soluk haki. İkincisi, naylon terlik ayakkabı yok. Üçüncüsü, saç ve sakal 3 numara tıraş olacak. Zaten sakalı tıraş edecekler, saçı da 3 numara olacak. Başlarını da öne eğsinler. Bir de bu adamları biz tanıyalım. İnternet sitesine de bunların resimleri konsun önden yandan cepheden boydan, bilelim bunları bilmemizde fayda var.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milli Birlik Yürüyüşü’ne katılan vatandaşlarımızın konuşmalarından var.

VTR: Allah inşaAllah bize bir daha o günleri göstermesin. Allah’tan tek dileğimiz o. İnşaAllah o günleri bir daha görmeyiz.

ADNAN OKTAR: O günleri görmeniz mümkün değil. Çünkü bir daha deccaliyetin pençesini havaya kaldıracak gücü kalmadı. Binlerce mucize gördüler bunların ödü koptu. Mehdiyet’in bir gerçek olduğunu anladılar. En iyi deccaliyet bilir Mehdiyet’i. Mehdiyet’le karşı karşıya kaldıklarını yine anladılar. 99’da da bunlar deneme yapmışlardı şoka girmişlerdi 99’daki denemelerinde. Şimdi bu denemelerinde de şoka girdiler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Yeniden darbe olma olasılığı var mı?

ADNAN OKTAR: Yeniden darbe olasılığı sıfır söyleyeyim. Çünkü asker çok iyi öğrendi, asker erleri çok iyi öğrendiler. Bunların o kadar elemanı yok bunlar yaygarayla kendilerini o şekilde gösterdiler. Ama halk şu an öğrendi bunların ne olduğunu, artık mümkünü yok, imkansız. Ordu içinde de tamamen pasifize edildiler. Ha ezkaza yaparlarsa ne olur? Ben hiç söylemeyeyim ama ne demek istediğimi anlarsınız, yani hepsi buhar olur onu söyleyeyim. Anında saatler içerisinde buhar olurlar kanunla hukukla gereken yapılır. Akıllarını başlarına alacaklar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Biz yine olsa ben ve komşularım da dahil yine 15 Temmuz Köprüsü’nde şehit olmaya razıyız. Kesinlikle yani. Biz Atatürkçüyüz, biz cumhuriyetçiyiz.

ADNAN OKTAR: Şimdi erkeklerden kabadayı bilinir dünyada ama Türk milletinde kadınlardan kabadayı dünyada en yüksek bizde. Hep kabadayılar, maşaAllah. Helal olsun çok güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sizce kontrollü darbe olma olasılığı var mı?

ADNAN OKTAR: Yok, ben çok geniş teknik olarak inceledim onu, ben aylardan beri bakıyorum bu konuya her yerde mucize meydana gelmiş. Hükümet aslında olayı kendi haline bırakıyor gelen olaylarda. Yani hükümet tek tek her şeyle ilgilenmiyor öyle bir şey yok. Millet yanlış zannediyor, hani böyle didik tek tek, öyle bir şey olsa zaten daha önceki olaylar olmazdı. Her şeyi kendi haline bırakıyor. Mesela FETÖ’yü de kendi haline bıraktılar o zamanlar, adamlar enine aldı arşınına sattı. Tayyip Hoca’nın sisteminde güven sistemi vardır. Öyle ince ince düşünme sistemi yok. MİT de öyle, haber getiren olursa Allah razı olsun diyorlar alıyor haber. Mesela ordunun içinde elemanı yokmuş MİT’in. Bu çok şaşırtıcı. Bunu ben söyledikten sonra şimdi düzeltiyorlar. MİT’e yönelik ben eleştirmiştim, dedim, “nasıl ordunun içinde elemanınız olmaz?” Şimdi kanun çıkarılıyor, MİT ordu içinde faaliyet yapabilecek, doğrusu bu. Polis ajanı da ayrıca bulunması lazım ordunun içerisinde. Nasıl olmaz? Her yerde oluyor da orada niye olmuyor? Aksi olmaz.

Kontrollü darbe akıl almaz zordur. Darbenin bin misli daha zordur. Bak adamlar darbe yapmaya kalktılar gördünüz. Ayak parmağını kulağına batırdı adam, kulağını ensesine yapıştırdı birbirlerine girdiler. Kafa hiç çalışmıyor. Sen gelenekçi, kafası çalışmayan bazı tiplerle ortaya çıkarsan ey İngiliz derin devlerinin deccalları böyle akılsızca ve çok komik hallere düşersiniz. Kontrollü darbe falan yok klasik darbe var. Bu ahmaklar şamşırttı. Önceden haber alınca darbeyi yemeklerini falan kesiyorlar yarıda zaten, lokmasını bile yutmuyor. “Ha kaldığımız yerden devam edelim.” Gündüz gözüyle darbe yapılır mı? Bütün millet dolmuş arabalar bekliyor korna çalıyorlar. “Biz burayı kestik” diyorlar, “darbe yapacağız geçmiş olsun evinize gidin” diyorlar. Millet de eline sopayı aldı “ona öyle demezler böyle derler” dedi, bunları darmadağın ettiler kovaladılar. Yani tabii sopa derken manevi sopa o anlamda diyoruz. Dolayısıyla kontrollü darbe falan öyle bir şey kesinlikle yok, teknik olarak mümkün değil. Onu diyen gelsin bana konuşalım. Çok detaylı baktım. Binlerce yerde mucize meydana gelmiş aksilik. Yani Allah bunların aklını kapatmış beynini kapatmış. Tam bir ahmak ekibiyle çalışmışlar klasik ahmak. Var ya bir herif kayboldu ortadan, o da klasik ahmak. O da ortalığı karıştıranlardan biri de o Allahualem. Hepsi ahmak takımı. Bu ekibin içine girenler kafa hiç çalışmıyor. Yüzde 99’u ahmak öyle az-boz ahmak değiller yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Devlet Bahçeli’nin bir açıklaması vardı kontrollü darbe iddiasının anlamsız olduğunu söyleyen. “Üzerinde yaşadığımız çetin ve zorlu coğrafyada yaşamanın ağır sonuçları olacaktır. Türk milletinin hedefte olması tesadüfi görülmemelidir. Böylesi bir ihanet kuşatması yeni de değildir. Birbirimize düşersek ya bizi bu vatandan söküp-atacaklar ya da burada bizi gömüp üzerimizden aşacaklardır. 15 Temmuz öncelikle bir darbe teşebbüsüdür. Ayrıca taşeronları planlayıcıları belli olan bir işgal denemesidir. Kontrollü darbe demek aklın inkarı, yalın gerçeklerin imhasıdır.”

ADNAN OKTAR: Zaten darbe değil bu. Darbeyi yanlış söylüyorlar darbe değil, işgal başlangıcıydı. İlk aşamada işgal önlendi, darbe değil bu. Türkiye’yi işgal planı vardı, öncü birlikler vurulduğu için indirildiği için darbe gibi görüldü o. Yoksa işgaldi bu klasik, İngiliz derin devletinin Türkiye’yi işgaliydi. Nasıl Çanakkale’yi, İstanbul’u işgal etmişlerdi aynısı, İzmir işgali gibi. 1. Dünya Savaşı’nda yapamadıklarını şu an yapacaklardı. Bu ahmakları kullandılar. Bak onu da seccadenin üstüne çıkartmışlar ki kasten yani “dine önem vermiyorum, seccadeye de önem vermiyorum.” Osman Hamdi Bey’in tablosu var Kuran’ın üstüne kadın çıkartmışlar, onları da yayınlıyorlardı biliyorsunuz. Daha önce de yapmışlardı. Göstersene o resmi. 

Bak, bunu mesela İngiliz derin devleti mensupları hep birbirilerine gönderirler. Kuran’ın üstüne basıyor kadın. Şimdi bu da seccadenin üstüne çıkarak bir şey anlatmaya çalışıyor kendince. Ama zaten bunlar Rumi oldular ve İngiliz derin devletinin kontrolüne girdiler. Darwinizm’i savunuyorlar ve homoseksüelliği savunuyorlar. Cami yapmışlar homoseksüeller geliyor camiye, kendileri açıkladılar yani hayali bir şey değil bunlar hepsi gerçek, hepsinin belgeleri var.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Devlet Bahçeli şunları da söyledi: “Çanakkale’de yarım kalan zulmü hain FETÖ’cüler tamamlamak istemişlerdir. 15 Temmuz tarihi bir hesaplaşma, tarifsiz bir ihanettir. Bir yanda Türkiye, diğer yanda yedi düvel vardır. Taraflar çok nettir.”

ADNAN OKTAR: Tam net İngiliz derin devletini teşhis etmiş. Daha önce bu hiç söylenmiyordu. İlk defa biz söyledik İngiliz derin devletini. Ondan sonra devlet, hükümet, muhalefet herkes sahip çıktı bizim bu açıklamamızın gerçek olduğuna.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Akit bugünkü haberinde; “İngiltere’nin 15 Temmuz gecesi işgal planı yaptığını yazdı. İngiltere’nin planına göre yüzlerce jet, helikopter ve öteki uçaklar 50 bin civarı Britanyalıyı tehlikeden uzaklaşmalarına yardımcı olmak için görevlendirecekler. Askerler bu operasyona müdahale etmeye kalkışacak. Yerel isyancılara ateş etmekte serbest olacaklardı. İngiliz birlikleri Türkiye içerisinde güvenli bölgeler oluşturacaklar ve havalimanları İngiliz vatandaşlarının havayoluyla ülkeden çıkarılmaları için kullanılacaktı.”

ADNAN OKTAR: Yani işgal edilecekti diyor kısaca.

Evet, dinliyorum.

VTR: Gerçekten çok acımasızca davranıyorlardı orada insanlara. Silahlarla insanları taradılar. Gözümüzün önünde TOMA’ya atış yaptılar ve gerçekten orada insanlar paramparça oldu. Biber gazı attılar, insanlar kaçışmaya başladı ama bir tanesi çıktı “Neden kaçıyorsunuz? Kaçmamanız gerekiyor” dedi. Herkes tekrar aynı şekilde orada bulundu ve Allah razı olsun gençlerden. Yaralıları nasıl taşıdılar motosikletlerle. Gerçekten çok kötü bir gündü. Elhamdülillah vatanımız için hepimiz oradaydık. Ben çocuklarımı bırakıp gittim. 3 tane küçük çocuğum vardı, onları bırakıp köprünün oradaydık. Allah’a şükürler olsun ki böyle oldu.

ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi kısa bir ara verelim yine devam edelim. 

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

VTR: Türkiye Darbe Girişimine Yenilmemiştir

 

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Kaldığımız yerden devam ediyoruz. İyi güzel. Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız az önce yaptığı konuşmada sizin günlerdir yaptığınız çağrıya cevap verdi Adnan Bey. FETÖ’cülerin bundan sonra mahkemeye tek tip elbise ile çıkarılacaklarını duyurdu.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’dan ne istedim de yapmadı? Bir de Tayyip Hocam’a ileri geri kendini bilmezler bazı yakışıksız sözler söylüyorlar. Tayyip Hocam millet ne istiyorsa onu yapıyor. Daha bugün söyledik daha, saatler önce söyledim yine bak şak anında Allah'ın izni ile. Ama günlerden beridir de söylüyorum. Allah razı olsun. Üç numara saç, saçları üç numara istiyoruz ve kafayı da eğecekler.

Evet Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanımız konuşmasında bir nevi Mehdiyet duası olan, Arif Nihat Asya'nın “Dua” şiirini okudu ve yüz binler “amin” dedi. Şiirin bazı sözleri şöyle; “Kahraman bekleyen yığınlarını, Kahramansız bırakma Allah’ım! Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü, Ya çobansız bırakma Allah’ım! Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız ve vatansız bırakma Allah’ım! Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma Allah’ım!”

ADNAN OKTAR: Evet, alenen Mehdi beklentisi. Tayyip Hocam da bir nevi siyasi Mehdi’dir. İnşaAllah Mehdiyet devrinin mübarek bir yöneticisi olarak çok faydalı olacak. Çünkü hakikaten çalışkanlığı iyi, şevki de iyi. Tecrübesi de iyi. Yani öyle bir lider kolay kolay bulunmaz. En iyi şekilde milletimizin görevine talip olduğu açık görülüyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı, BBC'nin canlı yayınında muhteşem görüntü diye “Dünyanın adeta dili tutuldu.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar darbeciler de baksınlar. İngiliz derin devletine de dikkat çekiyoruz, bir baksınlar şu görüntüye. Yani uygun bir şeyler söyleyecektim de. Deccal nasıl açıklayacak o görüntüyü bilmiyorum.

BÜLENT SEZGİN: Köprüden birkaç görüntü gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet. MaşaAllah. Caddeler dolmuş. Her yer dolmuş, güzel, Tayyip Hocam mazlum delikanlı. Darbe “çakma darbe” diyorlar aylardan beri inceliyorum teknik olarak baktık İngiliz derin devletinin çok büyük bir alçaklığı, şimdi kitabımda çıkacak bunlar. Bana hiç hikâye anlatmasınlar, binlerce mucize olmuş. Mehdiyet'in bereketi ile Allah her yerde durdurmuş, binlerce mucize. Olay bu. Yoksa tam teşekküllü gerçek bir darbe bu, yani gerçek bir işgal hareketi, Allah mahvetmiş, yani tabii hiç istemeyiz de bir daha denemiş olsalar, bin beter karşılık alırlar. Türkiye koruma altında, Mehdiyet'in bereketi her yerde.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız’ın konuşması vardı Adnan Bey. Tek tip elbise ile ilgili.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

VTR: Tayyip Erdoğan'ın FETÖ’cüler için Tek Tip Elbise ile İlgili Konuşması.  

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’dan en az yüz şey talep etmişimdir. Yüz şey yüzünü de yaptı Allah razı olsun. Mesela bak bu tek tip elbiseyi, ben bunu günler önce söyledim, aylar önce söyledim ben bunu elhamdülillah. Bu da oldu. Şimdi bunlara kafa tıraşı gelecek, bunu da göreceğiz. Kafalarını da öne eğdireceğiz bunu da göreceğiz inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız’ın duasını da dinleyebiliriz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam dua etti, görelim.

VTR: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz şehitlerimiz anma programında yaptığı dua “Biz Kısık Sesleriz”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam sen böyle dua edeceksin. Biz de seni başkanlıktan alacağız, öyle mi? Asla. Sürekli görevdesin, Allah’ın izniyle, sürekli, bu şerefli görevdesin. Senin kılına dokunamazlar. Senin kılına dokunanın kolunu, bacağını kırarız. Denesinler isterlerse. Kanunla, hukukla gök kubbeyi başlarına geçiririz. Hiç münasebetsizlik yapmasınlar, boşa da salyalarını akıtmasınlar. Müsaade yok. Tayyip Hocam’dan biz razıyız. Bu şiir zaten doğrudan Mehdiyet’i anlatan bir şiirdir. Kahramandan kasıt “beklenen kahraman” Hz. Mehdi (as)’dır, başka bir şey değil. Mehdiyet devrinin siyaset Mehdi’si de Tayyip Hocamdır. Öyle görünüyor. Bak diyor ki Tayyip Hocam “PKK, DEAŞ, FETÖ’nün piyonu olduğunu biliyoruz” bak dikkat edin “ama piyonları devirmeden kaleyi, at, veziri de devirmeyiz. Sıra onlara da gelecek, şahı mat edeceğiz.” Diyor. “Şah” dediği krallık, Birleşik Krallık adıyla temsil edilen İngiliz derin devleti. Birleşik Krallık’la alıp veremediğimiz yok ama İngiliz derin devleti burada anlatılan.

Bak ben dedim ya, diyor ki “ya niye hemen bir şeyler yapmıyor?” bak, mantığı çok iyi dinlesinler. “Arkalarında da kimlerin olduğunu çok iyi biliyoruz” diyor Tayyip Hocam “ama şu da bir gerçek ki, piyonları ezip geçmeden kaleleri, filleri, atları, vezirleri alamaz, şahı da mat edemeyiz o zaman” diyor “her şey sırayla” diyor. Ben de geçenlerde dedim ya, Tayyip Hocam sıradan gidiyor şu an. “Direkt şuna şunu yapsın” kardeşim olur mu? Her şeyin bir usulü, adabı var. Gayet iyi gidiyor sıradan.

Soğuk neden insanın hoşuna gidiyor acaba? İyi oluyor soğuk içecek. Değil mi bayağı güzel? Acı insanın hoşuna gidiyor, acı. Ama alerjiktir acı da. Aslında her yemekte yemek lazım, acısız yemek olmaz. Urfa, Antep oralarda acı zibil gibidir. Kardeşlerimiz hakikaten bayağı sağlıklı oluyorlar. Biz boş yere kendimize eziyet ediyoruz mu? Yok, acıyı tavsiye etmem.

Tayyip Hocam’ın yanındayız. Bütün gençlik, modern gençler, aydınlar, aklı başında delikanlılar hepsi yanında. Köylüler, işçiler, halk hepsi.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Etkinliklere katılmak üzere Ankara, İstanbul’a gelen Sayın Erdoğan’ın uçağına, Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı tam teçhizatlı F16 savaş uçakları eşlik etti.

ADNAN OKTAR: Doğru olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Resimler de var. Cumhurbaşkanı uçağın camından kendisine eşlik eden F16 pilotlarını selamladı.

ADNAN OKTAR: Çok iyi olmuş. Tabii bu kahpelerin ne yapacağı belli olmaz. Tedbirli olmak lazım, çok iyi olmuş. Daima böyle, mutlaka her yere giderken F16’lar Tayyip Hocamızı takip etsin. Mesela Rusya’ya gidiyor, yine Rus sınırına kadar takip etsinler.  Orada, Rus sınırlarında Rus Hava Kuvvetleri teslim alsın. Onların güvenliği altına girsin. Ondan sonra, o şekilde devam etsin.

Bak şimdi Tayyip Hocam’ın ifadeye bak sen “Piyonları ezip geçmeyle kaleleri, filleri” diyor fil İngiliz derin devletinin sembolüdür fil. Görüyor musun üslubu? Akla bak, yani maşaAllah “Atları, veziri alamaz, şahı da mat edemeyiz o zaman diyor. “Şah” dediği krallık, İngiliz derin devleti yani. İnşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Törenlerin yapıldığı alandan bir görüntü var Adnan Bey. Köprü ve köprüye giden E5 yolu tamamen vatandaşlarımız doldurmuşlar.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam “yalnızım” diyordun. Pek anlamadım ben o dediğini. Yalnız falan değilsin, bak görüyorsun. Ferah iki milyon adam var orada yani. Tabii, ki istesek bütün yolları doldururduk, onu da söyleyeyim. Yani İstanbul’da yol kalmazdı tamamını doldururduk ama sembolik bu kadar yaptık. Bir dahaki seferi çaka çaka doldururuz istiyorsa. Öyle bir dert olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan şimdi de Ankara’ya gidiyor. Ankara’da anıt açacak, sonra halkla beraber sabah namazı kılacakmış.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocamı uykusuz bırakmasalar mı acaba? En azından yarın dinlensin o zaman. Tamam mı? Sabah namazı kılsın. Vursun kafayı yatsın. İyice uykusunu alsın, uykusuz kalmasın.

Tarikatlara acayip laflar ediyorlardı. Mehmet Talu, Tayyip Hocam’ın yanında, ben anladım birisi var çok benziyordu yapılı. Dedim o mu acaba? Hakikaten oymuş. Al size cevap işte.  Tarikatlara kafayı takan tiplere. Mehmet Talu çok aklı başında bir insandır, çok dengeli, tutarlı. Mahmut Hocamız’ın cemaatinde çok makul, böyle devlet terbiyesi almış, altını çizerek söylüyorum devlet terbiyesi almış çok değerli insanlar var. O da devlet terbiyesi almış insanlardan birisidir Mehmet Talu, çok efendi bir insandır, güvenilir bir insandır. Özetle gençlik Tayyip Hocam’ın yanında evvelAllah. Kılına dokundurtmayız. Görmedikleri, gördüklerinin kat kat fazlası. Yerin altı, yerin üstü her yer dolu. Gönlü rahat olsun Tayyip Hocam’ın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Süleyman Soylu’nun bugün bir açıklaması vardı. “15 Temmuz’un arkasındaki iradeyi ve gücü biliyoruz. Onların Türkiye ile ilgili iddialarından vazgeçmediklerini de biliyoruz. O kadar saf değiliz. Ama yeterli kabiliyetleri olamayacağını, özellikle bunu FETÖ üzerinden gerçekleştiremeyeceklerini de onların bildiğini biliyoruz. Onun için herkes rahat olsun.” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani İngiliz derin devleti deccaliyetini biliyoruz fakat bu avanakları kullandılar, avanaklığınıza doymayın” diyor. Özetle bunu diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şehitler Köprüsü’ndeki törende iki yüz kırk dokuz şehidimizin teker teker isimleri okundu ve milyonlarca kişi aynı anda “burada” diye seslendi.

ADNAN OKTAR: Helal, çok güzel. Kabadayıların, kabadayıların, onların alayı kabadayı. Kardeşim kurşun sıkıyorlar, vuruluyor, düşüyor. Umurunda değil, çocuk ileriye doğru fırlıyor. Belinde silahı yok, bir şeyi yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyici sorusu var.

VTR: İnsanı melekten ayıran özellik nedir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklının bize sorusu “İnsanı melekten ayıran özellik nedir?” Melek iyilik yapmaya mecburdur. Yani kötülük yapacak gücü yoktur, kötülük yapma kudreti yoktur. Kötülüğe vücudu kapalıdır. İradesi kapalıdır. İnsanın iradesi açıktır kötülüğe. Aklı ile kötülük yapmaz. O yüzden eğer iyi bir Müslüman olursa meleği kat kat geçebilir. Kat kat ama bir kat, iki kat değil.

Bu FETÖ’cülerin bir beyin röntgeni var görebiliyor muyum ben?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: İngiliz derin devleti, ahmaklar işte bunlar ile oturup iş yapmaya kalkmışlar, sonuçta olacağı buydu.

Evet Fikret Efendi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bugünkü kutlamaları gündüzden fotoğraflamışlar tabii bu gece çok daha arttı. Şöyle bir görüntü ortaya çıkmış.

ADNAN OKTAR: Ey İngiliz derin devleti bir bak bakalım. Hükümetin sizden haberi var. Ey deccal ordusu. Hepsi söylüyor bakanların hepimiz haberimiz var diyorlar. Allah razı olsun. Birkaç tane de yeni yetme “İngiliz derin devleti yok.” Niye heyecanlanıyorsun. Yakaladık bir kere.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey 12 saatten fazla canlı yayın yaptığınız 15 Temmuz 2016 darbe girişimi gecesinin ardından dünyanın önde gelen gazetelerinde kalkışmanın nasıl başladığını, halkımızın verdiği kahramanca karşı koyma mücadelesini anlattığınız çok sayıda makaleniz yayınlanmıştı. Bunları başlıkları ile kısaca hatırlatmak istiyorum. İran’ın en büyük İngilizce günlük gazetelerinden Tehran Times’da “Türkler için en uzun gece.”

ADNAN OKTAR: Başyazı olarak.

KARTAL GÖKTAN: Evet. Yine Tehran Times’da “Türkiye’deki karanlık geceyi geride bırakmak.”

ADNAN OKTAR: Yine başyazı, evet.

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da Rusça ve İngilizce olarak “Türkiye’deki darbe girişimi hakkında merak ettikleriniz.”

Ortadoğu’nun en büyük İngilizce gazetelerinden The Daily Star’da “Uluslararası medya demokrasinin yanında olmalı.”

Washington’da yayınlanan The Hill’de “Türkiye’nin zorlu gecesinde müttefikimiz Amerika.”

Endonezya’nın en büyük İngilizce gazetesi The Jakarta Post’ta “Sosyal medyanın Türkiye’deki darbe kalkışması üzerindeki beklenmedik etkisi.”

Malezya’nın en köklü İngilizce gazetelerinin başında gelen New Straits Times’da “Türkiye darbeye yenilmemiştir.” Ve yine New Straits Times’da “Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” başlıklı yazınız.

Amerikan Herald Tribune’de “Darbe girişimi Türkiye’yi tek yürek yaptı.”

Suudi Arabistan’ın ilk İngilizce gazetesi Arap News gazetesinde “Demokrasinin büyük zaferi Türkiye.”

ADNAN OKTAR: O gün sabaha kadar yayın yaptım. İlk darbenin geçersizliğini açıklayan benim Türkiye’de. Dünyada Türkiye’de ilk açıklayan benim. TRT’de açıklama yaptılar bu geçersiz dedim oyun bu dedim. Resmi internet sitesinde genelkurmay yaptılar bu da korsan açıklama buna da itibar etmeyin dedim. Bunun darbe ile falan alakası yok. Çakma bu adamlar dedim. Halk meydanlara insin dedim. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilleri toplansınlar dedim. Muhalefet liderleri toplansın, Tayyip Hocam da çıksın konuşsun dedim.  Bu açıklamadan bir saat sonra konuştu Tayyip Hoca. Zaten nefes aldırmıyorlardı o zaman tabii onun imkanı olmadı belki daha önce de konuşacaktı o. Askerlere megafonla duyuru yapılsın dedim. Emir komuta zinciri içinde darbe olmadığı konusunda bilgilendirin dedim. Kuvvet komutanlarının tek tek açıklama yapmasını söyledim. Birinci ordu, ikinci ordu, üçüncü ordu hepsine ayrı ayrı seslendim. Sayın Devlet Bahçeli zaten bir süre sonra açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu’nun açıklama yapmasını istedim. Sayın Kılıçdaroğlu da yaptı ama çok sonra oldu tabii. Halkın meydanları bırakmamasını söyledim. Hüdapar, Saadet gençliği, Alperenler, Ülkücüler, CHP gençliği hepsini meydanlara çağırdım. Halkı itidalli olmaya çağırdım. Sakın askeri öldürmeyin dedim. Vurmayın, linç etmeyin onlar oyuna getirildiler dedim. Sürekli itidalli ve sakin olmalarını bunun atlatılacağını geçersiz olduğunu söyledim. Sürekli mehter marşı ile de takviye ettik. Benim bu açıklamamı RTÜK en başarılı, en güzel, en faydalı televizyon kanalından yapılan açıklama olarak ilan etti RTÜK. En erken, en başarılı, en kapsamlı açıklama olarak belirtti RTÜK. Resmi açıklama yaptı RTÜK. O gece bütün kanallar incelendi. En başarılı kanal olarak bizim kanal söylendi. A9 kanalı. İlk açıklama yapmak ve bütün yönlerini açıklamak çok detaylı bilgi vermiş zaten RTÜK. Yani her konuda isabetli olduğumu, çok doğru ve güzel konuştuğumu yerli yerinde konuştuğumu, halkı yatıştırdığımı, nefis böyle övücü sayfalarca açıklamışlar. Hatta benim konuşmamadan “Adnan Oktar diyor ki” diyor bu raporda, RTÜK raporunda. “”Fitne katilden beterdir diyor Cenab-ı Allah. Fitneden kaçınmak lazım. Meşru demokratik hükümet geçerli olan hükümettir. Askeri darbe diye bir şey yok. Öyle bir şey olmaz.” İfadeleri ile karşılık verdiği anlaşılmaktadır Adnan Oktar’ın” diyor RTÜK açıklaması bu. “Söz konusu program boyunca Adnan Oktar itidalli olmak gerektiğini vurgulayan; halkı, birlik ve bütünlük içerisinde kenetlenmeye davet eden, böyle bir yanlış girişimin ülkeye çok zarar vereceğini bilakis PKK’yı ise sevindireceğini belirten söylemlerde bulunmuş. Vatanın, milletin, devletini seven böyle bir şey yapmaz demiştir. Ayrıca program süresince zaman zaman Mehter Marşı çalınmış olup programın bitiminde bazı videolarda yayın bu şekilde devam etmiştir” diyor RTÜK. Bir kahramanlık destanı gibi anlatıyor. Resmi açıklama. Bu kabadayılığı benden başka yapan olmadı. İlk açıklayan. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey o gece yaşananlar imanlı, şuurlu, cesur bir gençliğin yetişmiş olduğunu ortaya koydu. Böyle bir gençliğin yetişmesinde de sizin emeğiniz ve vesileniz büyük.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Gençleri şehadet eğitimi ile eğitmek, şehadeti sevdirmek, şehitliği sevdirmek bizim vasfımızdır.

Sela da, bunlar deccala çok acayip cevap oldu. Morallerini acayip bozdu deccal ordusunun. İngiliz derin devletinin ana özelliği züppe -yalnız hakaret etmiyorum gerçekten züppeler- ikincisi çok enaniyetli, üçüncüsü gaddar, sevgisiz, merhametsiz, Allahsız, Kitapsız, şizofren manyak gibi tipler. Bizim aramıza da sokmaya çalıştırlar. İngiliz derin devletinin ajanlarını. Ben kör köstü yakalar gibi yakaladım. Düdük gibi öterek kaçtı. Bilinir yani. Bunlar insan değil. Ceset bunlar ceset.

Hafız efendi de ne güzel okuyor selayı maşaAllah. Nihavent makamında maşaAllah. Bir hafız efendi getirelim de güzel nihavent makamında Kuran okutalım. Yarın getirin. Hatta birkaç hafız efendi olabilir. Önce her gün bir hafız efendi getirelim. Ara ara, her gün derken ben söyleyeceğim günlerini. Canlı olarak hafız efendilerden Kuran tilaveti dinleyelim. Ortaköy Camisi’nin imamı hoca efendi o çok güzel okuyordu maşaAllah. Söylemiştim ya, “Hocam hangi makamda okudunuz?” dedim. “Nihavent makamı” dedi. Kardeşim böyle bir olay görmemişsinizdir. Nefis, çok şahane okuyor.

Deccal tuz dökmüş solucan gibi kıvranıyordur şimdi şu selayı duyuyor ya. Tayyip Hocam çok iyi yaptı. Çok mübarek delikanlı Tayyip Hocam. Çok şahane delikanlı.

“Ey Allah’ın Resulü salatı selam senin üzerine olsun, salah. Ey Allah’ın habibi salatı selam senin üzerine olsun. Ey Allah’ın arşının nuru salatı selam senin üzerine olsun. Ey Allah’ın mahlukatının hayırlısı salatı selam senin üzerine olsun. Ey öncekilerin ve sonrakilerin efendisi salatı selam senin üzerine olsun. Hamd alemlerin Rabbi Allah içindir. “Salah böyle veriliyor. Bu Türkçe karşılığı budur.

Çok güzel hafız efendiler yetiştiriyor Süleymancılar maşaAllah. Süleymanlı kardeşlerimiz. Mahmut Hoca cemaati de Mahmut Hocam’ın cemaati de çok mükemmel hafız efendiler yetiştiriyorlar. Ben Mahmut Hocam’ı ziyarete gitmiştim. Onun güzel bir taht gibi bir yeri var oraya oturdu. Çok şeker o. Beni de yanına oturtturdu. Eli ile işaret etti yanına oturtturdu. Ben rahatsız etmeyelim fazla diye, çünkü yaşlı insan. Kısa olsun diye “Hocam biz kalkalım” dedim. “Yok, otur hemen” dedi. Sonra kahve getirttirdi. “Hocam içmeyeyim” dedim. “Yok yok iç iç” dedi. Sonra kahveyi içtik. “Hocam artık biz çıkalım” dedim. “Yok yok çıkma” dedi. Bayağı tatlı yani çok şeker. Yine bir kahve daha getirdi “iç iç” dedi onu da içtik. Kedisi var çok şeker. Nesilden nesile bilmem kimin oğlundan bilmem kime geçiyor böyle. Bilmem kaçıncı nesil. Çok şeker. İyi oldu ama şu an çok iyi bakıyorlar, Mahmut Hocamıza. Geçenlerde Allah razı olsun, büyük bir ekip olarak geldiler Mahmut Hocamızın talebeleri. En ünlüleri, ileri gelenleri. Mahmut Hocam hakkında bilgi verdiler. Çok hoşuma gitti. Tabii ya kardeşim, grip olur. Gizli grip olur. Gidip sarılıyor. Kardeşim ne yapıyorsun? Allah esirgesin. İleri yaşta bir insan değil mi? Her türlü tehlike olabilir. Özellikle grip çok tehlikeli olur. Çok özen gösteriliyor hiç grip olmuyor Hocamız. Bak kaç seneden beri. Çünkü kimseyi yanaştırmıyorlar. Cam arkasından görüşüyorlar. Tabii kardeşim bu kadar olacak. Bayağı övdüler çok şekerler. Zihni açık Hocamız’ın bayağı iyi. Konuşması biraz zor konuşuyor ama zihni çok açık. Hafızası zihni çok iyi.

Şu an telefon ile biri arandığında çalma sesinden önce Tayyip Hocam konuşmaya başlıyormuş. “Cumhurbaşkanınız olarak 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nüzü tebrik ediyor ve şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum” şeklinde konuşması duyuluyormuş önce sonra telefon çalıyormuş. Çok iyi olmuş. Sakın millet olarak Tayyip Hocam’ı yalnız bırakmayalım. Çok günah olur. Çok ayıp olur. Vefasızlık olur. Vicdansızlık olur. Benim kendi kanaatim, şahsı kanaatim. Aman ha aman. O insan bütün ömrünü Allah’a, Kitap’a, dine, imana, bu vatana hizmete verdi. Bak kaç yaşına geldi. Bu kadar hakaret işitiyor. Anası, ölmüş anasına bile küfrediyorlar. Kaç defa öldürmeye teşebbüs ettiler, şehit etmeye teşebbüs ettiler. Bütün gücü ile bak sabahlara kadar gayret ediyor. Sabahlara kadar, sabahtan öğlene, öğlenden akşama kadar. Böyle bir insanı, böyle değerli bir insanı ortada bırakmak çok çok çirkin olur. Vefasızlık olur. Sakın ha milletçe.

Tayyip Hocam’a şehit etmek için kırk bordo bereli, elli bin mermi ile gitmiş. Ne oluyorsunuz lan? Bu ne azgınlıktır? Elli bin mermi, Allah’tan korkun. PKK’ya git elli bin mermi ile. Hayatta hiç gittin mi elli bin mermi ile PKK’ya? Senin için Allah için gece gündüz o insan hizmet ediyor. Allah’tan korkmadınız mı? Nereye gidiyorsun sen, elli bin mermi ile? Akla bak kafaya bak. Tek kişi var karşınızda Allah’tan korkun. Bu nerede görülmüş kırk kişi tek kişiye karşılık gidiyor. Zaten otelde de koruması falan yok. Çok azdı, üç beş kişi odanın içinde. Toplam otuz koruması vardı zaten orada. Akla bak.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan’ın on beş yıl önceki hali ile bugünkü halini yan yana gösteren bir resmi var.

ADNAN OKTAR: Baksana tay gibi delikanlıydı. Allah için bu saçları ağarttı yani. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 15 Temmuz gecesinden halkımızın direnişini gösteren birkaç fotoğraf vardı Adnan Bey. Ve darbecilerin yakalanma anını gösteren.

ADNAN OKTAR: Bir daha milletimizin aklında olsun eğer Türkiye’yi tankla böyle işgal etmeye kalkan yabancı bir güç olursa, tankı arabalarındaki benzini alıp cayır cayır yaksınlar. Bidonla üzerine benzin döksünler çakmağı çaksınlar. İçinden çıkacaklardır mecburen. Çünkü 300 dereceye çıkıyor ısı. Yani iki kap bile benzin olsa yeter. Bir tasa doldurup, benzin doldurup atsınlar üstüne duramazlar içinde. Çok şiddetli, metal olduğu için acayip kızıyor duramazlar içinde. En keskin önlem budur. Benzin atılmasıdır üstüne. Bir işgal konumu olursa Allah vermesin mutlaka o tankları yaksınlar benzin ile. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bugün birçok ilde demokrasi yürüyüşleri vardı. Birkaç görüntü var. Bu gördüğümüz Van, Diyarbakır, Mardin ve Siirt.

ADNAN OKTAR: Türkiye yıkılmış. Ortalık sallanıyor maşaAllah. İngiliz derin devletinin hacmi artık herhalde darmadağın olmuştur.

Bu psikopatlar birbirlerine de girmişler sonra, darbeciler.  Birbirlerine de sıkmışlar sonra. Kafayı çizmişler. Helikopter inememiş. Polis ablukası başladığı için. Bunları almaya inmiyor diye polis helikopteri bu darbeciler polis helikopterine ateş açmışlar bu sefer. Kendilerini alacak helikoptere ateş açmışlar. Sattınız bizi diye. Çok ahlaksız deliler.

Yalnız Tayyip Hocam bir yere giderken benim ondan ricam, şimdi bir resmi koruması olsun da ama bir de gizli koruması olsun. Gizli korumaları olsun. Mesela otuz koruması varsa otuz-kırk tane de gizli koruması olsun, sivil. Yine otomatik silahlı. Ne bileyim orada köylü gibi olabilir, bakkal, kasap gibi olabilir. Meczup bir insan görünümünde olabilir. Tatilci görünümünde olabilir. Mutlaka bu sistem kurulsun. Bu çok faydalı. Garson kılığında, garson görünümünde olabilir. Bunu da dilekçe ile bildirelim.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım bir konuşma yapmıştı. “1915’te Çanakkale’yi geçemeyenler 2016’da İstanbul Boğazı’nı geçeceğini mi sandı? O halde siz kalleş oldukça biz daha çok kardeş olacağız. Siz kelepçeler vurdukça biz daha çok kenetleneceğiz.  Siz hain oldukça biz daha çok kahramanlar çıkaracağız. On beşlilerin torunları 15 Temmuz’da dedelerine ne kadar da layık oldular.”

ADNAN OKTAR: Hakikaten yani kalleş, hain ve kahpe oluyorlar. Şimdi bu hakaret gibi görünüyor ama gerçekten teknik olarak böyle bunlar. Ben gördüm mesela münafıkların yapısında da bu vardır. İngiliz derin devletinin bütün elemanlarında da bu oluyor. Hain, kalleş ve kahpe tam yani tam uyuyor. Evet.

Yalnız Tayyip Hocam’dan ben yine rica ediyorum. Gizli koruma çok önemli bir şey.  Bizim aslan gibi polislerimiz var. Ne mesela farz edelim bir tatil beldesi dondurmacı, iki kişi dondurma satıyor. Dondurma arabasının içi silah dolu olur. Değil mi? Mühimmat olur. Çok tecrübeli polis olur. Ama orada gariban bir dondurma satıcısı görünümünde olabilir.  Efendim, garson olabilir. Ayakkabıcı boyacısı görünümünde olabilir. Her yerde olsun. Köylü olabilir. Tarlayı temizliyor. Ağaçların orada brandanın altına silahı koyar durur. O tarz bir koruma sistemi gerekir. Tayyip Hocam’a rica ediyorum bunu yapsın. Gizli koruma çok hayatidir. Memur mesela gideceği yerde memur olarak, memuru çıkarırsın. Memur yerine polis geçer. Çünkü halkı rahatsız etmek istemiyor Tayyip Hocam. Kibar delikanlı. Çok fazla koruma falan tamam az koruma götür ama gizli korumanın bir mahsuru yok ki. Gizli koruma halkı rahatsız etmez. Kim bilecek ne olduğunu yani değil mi? Bakkal, bakkalın çırağı, kasabın yardımcısı. Kasapta üç günlüğüne beş günlüğüne der kasap yardımcım yeni aldım der, hayırlı uğurlu olsun derler. Durur orada dolabın altına otomatik silahı koyar durur orada. Bu kadar yani. Zaten bakkal, kasaptan çok fazla insanımız olması lazım. Vardır zaten de yani ama yoksa da yapmamız gerekiyor. Çarşılarda, pazarlarda çok güvenilir insanlar var. Onların dükkanlarını donatalım. Mesela gömme bir kasa içinde otomatik silah mesela bin mermi. Üç, beş tane el bombası falan durur. Bir durum vaziyetinde oradan hemen anında harekete geçerler.

KARTAL GÖKTAN: Bir resim var Çanakkale’de vatanı savunmaya giden on beşliler.

ADNAN OKTAR: Minik kabadayılar bunlar. Ağabeyinin aslanı bunlar hepsi şehit oldu bu kuzuların. Hayret şu milletin asilliğine bak. Bu çocuklar gözünü kırpmadan cephede saldırıyor. Çocuk ya şu yiğitliğe bak. Çocuk bilmez korkar kaçar yani değil mi? Çocuk olduğu halde yiğit. Korkaklar utansınlar işte bu el kadar çocukların hepsi şehit oldu. Fotoğrafta görülen çocuklardan bir tane yok geri dönen. Cennet kuzusu bunlar cennet.

EBRU ALTAN: Siz anlatmıştınız, o yıllarda ortaokullarda, liselerde sınıfta öğrenci olmadığı için öğretim yapılamamış pek çok yerde.

ADNAN OKTAR: Okul tamamen boş, okulun tamamı şehit olmuş. Liseler var. İstanbul liseleri ama bir tane talebe yok. Tamamı şehit olmuş. İngiliz derin devletinin azgınlığını oradan anlayın. Beceremediler onu şimdi yine deneme yapıyorlar. Bir daha herhalde yaklaşmazlar diye düşünüyorum.

KARTAL GÖKTAN: Çanakkale’deki on beşlilerin Tokatlı olduğuna dair rivayet varmış Adnan Bey. “Hey on beşli on beşli Tokat yolları taşlı, on beşliler geliyor kızların gözü yaşlı” türküsünün bu kuzular için söylendiği rivayet ediliyor.

ADNAN OKTAR: Evet Tokat’tan giden ekip bu. Ama bir tek Tokat’tan değil birçok yerden. Ama bu kuzular Tokat ekibi olduğu gibi bunlar şehit oldular. Olay yeri Tokat zaten. Resmin çekildiği yer Tokat.

Kazan halkı biliyorsunuz Akıncı Üssü’nün olduğu ilçe. Kazan’ın kabadayıları önce üsse girmeye çalışıyor. Giremeyince tarlalarını ve ürünlerini yakmaya başlıyorlar. Her yer duman bütün her yer böyle. Göz gözü görmüyor. Sonra üssün elektriğini kesmeye gidiyor. Darbeciler kurşun ile tarıyor halkı. En çok şehit veren yerlerden birisi Kazan. Bu ünlü Mustafa Amca da Kazanlıydı. Var ya açıklıyor, çok şeker bir amca var. O da Kazanlı. Kahraman Kazan. Kazan kabadayıların kalelerindendir.

KARTAL GÖKTAN: Kazanlı Amcamızın konuşmasını görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Çok şeker o.

“Bu gece millet olarak deccale vesilenizle güzel bir cevap verdik maşaAllah. İngiliz derin devleti sizden kaçamaz inşaAllah” diyor. Başbakan, Cumhurbaşkanı hepsi biz deccaliyetin farkındayız diyorlar. İngiliz derin devletinin farkındayız diyorlar zaten açık açık da anlatıyorlar.

Tayyip Hocam’a gizli koruma istiyoruz. Gizli koruma Başbakan’da da olsun. Ama özellikle Tayyip Hoca’da olsun. Her yerde, mesela eski özel harekatçılardan, yaşlı özel harekatçılardan sakallı mesela beyaz sakallı dede görünümünde olur. Ama tam donanımlıdır koruma. Mesela orada takkeli kendi halinde yaşlı bir ihtiyar görünümünde olur. Ama oralarda gezer. Bayanlardan da olur. Mesela tatil beldesinde bayan, aslan gibi delikanlı kızlarımız var. Kodumu oturtuyor, attı mı indiriyor. Çok şahane olur.

KARTAL GÖKTAN: İki sevimli gencimizin darbe hakkında konuşmaları var.

VTR: Benim adım Sude. Benim adım Semih. Bu vatanı elimizden almayı hiç bir kimse yapamaz herkes sokaklarda dağılacak yine darbe olursa, yine böyle Türk bayraklarımızla çıkacağız dışarılara.

ADNAN OKTAR: Bak şimdi ben oraya gelirim, sen biraz fazla sevimlisin. Şekerliğe bak sen. Evet dinliyorum başka varsa öyle videolar göreyim.

VTR: Gençler olarak toplandık 15 Temmuz şehitlerimiz için acaba bu darbeyi engeller mi?

VTR: Milliyetçilik duyguları çocuklara az veriliyor. Çocukların buna şimdiden alışmaları lazım.

VTR: En önemlisi bu, okullarda çocuklara ilk önce vatan sevgisini öğretmeliler.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma.

VTR: İsmim Betül ben buradayım, sizi de davet ediyorum. Ben Türk halkının bir genci olarak görevimi yerine getiriyorum. Sizleri de buraya Kısıklı’ya davet ediyorum. Hep beraber Boğaziçi Köprüsü’ne gideceğiz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aferin Betül’e.

VTR: Ben Mahmut Tan Ramazanoğlu, bugün burada kuzenimle Kısıklı’ya geldik. Buradan hep beraber bir olacağız diri olacağız hep birlikte Türkiye olacağız. Biz böyle olduğumuz sürece hiç kimse bizi yıldıramayacak ve biz de böyle kalmaya dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanlarıma. Yalnız gençlerde yine bir darbe tedirginliği var gördüğüm kadarıyla. Aslında öyle bir şey mümkün değil. Yani biliyorum mümkün değil. Fakat yine de askeri eğitsinler. Halkı da eğitsinler. Darbeye karşı en güzel çözüm çoluk çocuk herkesin sokağa çıkmasıdır derhal. Kalabalık, darbecilerin en istemediği şeydir. Darbeyi felç eden bir olaydır, en kesin. Darbe akşamı çıkanların sayısı 3-5 misli daha fazla olsaydı darbe hiç hareket etmezdi. Bütün yollar insan dolu olsa tankların hiçbiri hareket edemezdi. Hiçbir şey kıpırdayamazdı. Moral sıfıra düşerdi. Çünkü adam “bütün halk sokakları doldurmuş” dese yapacak bir şey yok. Darbenin olması için halkın evinde olması lazım. Herkesin evinde olması gerekiyor. Onun dışında darbe yapamazlar. Mutlaka sokağa çıkmak lazım. Eğer işgal kuvvetlerinin tankları varsa o tankları da mutlaka benzinle yakmak lazım. Alıp bir bidon benzini üstüne dökeceksin yahut yanan bir bidonu bir paçavrayla yakıp tankın üstüne atarsın. Veyahut direkt dökersin üstüne cayır cayır yakarsın. Düşman tankı olursa mutlaka cayır cayır yakmak lazım ve hemen fırlar çıkarlar o zaman. Isı çok yükseldiği için duramazlar ve o tank da kullanılmaz bir daha zaten. Çünkü bütün cihazlar falan bozuluyor içi.

EBRU ALTAN: Darbecileri etkisiz hale getirip silahlarını alanlar vardı ama daha sonra yasal durumunu bilmedikleri için iade etmişlerdi. Onları vurmuştu darbeciler sonra.

ADNAN OKTAR: Tabii, çocuğa sıkıyor silahı. Ahlaksıza bak. Çocuk darbecinin elinden alıyor silahı. Sonra çocuğun içine sinmiyor geri veriyor silahı. O da mekanizmayı açıp çocuğu vuruyor. Silahı eline alınca vermesinler silahı. Karakola teslim edecekler silahı. Olur mu öyle şey? Katil adam. Katilin silahı geri verilir mi? Çocuklar tecrübesiz olduğu için bizim askerimiz herhalde şaşırdılar. Elinde silahla seni vurmaya gelmiş adam zaten, cinayet işlemeye gelmiş. Olmaz, biliyor veya bilmiyor fark etmez. Silah elinden alınca müsadere etmiş oluyorsun. O ancak karakola bırakılır o silah. Bir daha verilmez ona. Polise teslim edebilir. Mesela bir kadın adamı vurmaya kalkıyor, elinden silahı aldın. “Kusura bakma kardeşim hata yaptık. Al silahını, geri veriyorum.” denir mi? çeker vurur. Seni de vurur onu da vurur. Karakola veya polise teslim edilecek. Öyle şey olmaz.

Aynı şekilde yol kamyonlarla kapatılması lazım. Veyahut yol eğer yapılabiliyorsa dozerle bozulması lazım, anayol. Dozer kepçesiyle girersin dozerci varsa. Anayol tamamen oyulur. Oyarsın hiçbir şekilde geçemezler. Derince oyarsın geçemez veyahut kamyonlarla kapatırsın. En iyisi biz yine anlatalım da bu konuları uzun uzun anlatalım. Ama bu arada hükumetten de ben rica ediyorum askeri de eğitsinler. Asker bin bir türlü önlem alabilir. Mesela akülerin bağını kopardı aslanlar orada askerler. Tankların akülerini söktüler, akü kablolarını. Tanklar çalışmadı, bu kadar basit. Bin bir türlü yolu var. Ama bilmeyen olursa ne yapacağını şaşırır. Mesela tankın camına mazot sürmek, mazotla kapatmak yahut solüsyon, var ya zamk solüsyon. Solüsyonla olduğu gibi kapatmak, bir daha açamaz zaten onu hiç. O ancak özel çalışmayla çıkarılabilir. Bir daha çıkmaz. Mazot olabilir, gres yağı olabilir, çamur da olur hiçbir şey yoksa. Maksat camını kapatmak.

EBRU ALTAN: Bazı parçaları toprağa gömmüşlerdi.

ADNAN OKTAR: Tabii, ama hayret edecek şekilde zekiler maşaAllah. Mesela tank paletinin arasına çelik sokmak. Hakikaten tankı hareket ettirmez o. Bilinen bir şey değil o ama zekasıyla onu bulmuş akşam. Koca koca çelik parçaları sokmuşlar araya. O dişliler atlıyor o zaman, sökülüyor o şeyden, palet dişleri çıkıyor. Dolayısıyla yürüyemiyor tank. Çok iyi bir yöntem. O zaman bu konuyu hazırlayalım da bölüm bölüm, bölüm bölüm anlatalım.

KARTAL GÖKTAN: Bugün törenlere katılanlar arasında cemaatlerden kardeşlerimiz de vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. MaşaAllah aferin. Mahmut Hocamız’ın ekip olması gerekiyor o, öyle görünüyor.

Darbe gecesi Allah’ın ruhu sokaklarda geziyordu. Her yerdeydi Allah’ın ruhu. Onu hesap edemedi deccaliyet. Ve binlerce oyunlarını bozdu Allah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir iki sevimlinin konuşmaları var.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanlarıma, aferin benim bir tanelerime.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyici sorusu var.

VTR: İrfan Celal Aksoy, yeğenimle beraber Düzce’den geldik. Bu anlamlı günü fotoğraflarla belgelendirmek istedik. Bu milletimiz inşaAllah benzer kötü günleri ve geceleri yaşamasın diye umut edeceğiz, dualar edeceğiz. Teşekkür ediyorum.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah koçyiğit. Evet.

VTR: Ben niye varım?

ADNAN OKTAR: Sen niye varsın? Çünkü sen Allah’ın ruhusun, Allah’ın ruhunu taşıyorsun. Eğer ben varım diyorsan tabii. Ben benim diyorsan Allah’ın ruhunu taşıyorsun. Esir senin içinde senin şekline giriyor, sen de ben varım diyorsun. Varım diyen zaten sen değilsin. Allah’ın yarattığı beden kalıbı, bir de ruh var. Ruh Allah’a ait, beden de Allah’a ait. Varım diyen sen, sen neredesin? İşte onu artık düşün. Evet.

VTR: Siz ve arkadaş gruplarınız tarikat mısınız, tarikatsanız da amacınız nedir?

ADNAN OKTAR: Vay yakışıklı. Saç çok şık olmuş. Tarikat eski geleneğe dayalı olması gerekiyor. Mesela Nakşibendi veya Kadiri geleneğinden gelmesi gerekir.  Bahâuddîn Nakşibend Hazretleri’nin kurduğu Nakşibendi tarikatı vardır. Dünyanın en büyük tarikatıdır. Tarikat kurucularına Şah denir. Onun bağlılarına da Şeyh denir. Dolayısıyla silsile yoluyla gelirler. Benim arkadaş grubum birbirini seven modern gençlerin oluşturduğu bir topluluk. Dolayısıyla bir tarikat değil. Tarikat geleneği üstüne de hareket etmiyor. Ama tarikatları ben çok severim. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri canımdan çok severim. Muhterem bir insan. Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri gerçek şeyhtir, onu çok severim. Muhammed Raşid Erol Hazretleri rahmetli o çok değerli bir insandı. Evlatları da temiz insanlar. Onları severim. Birçok bütün tarikat şeyhlerini severim. Ama bizim bir tarikat olmadığımız teknik açıdan açık görünüyor. Bir arkadaş grubu.  

Tayyip Hocam diyor bak, “FETÖ’nün yalnızca FETÖ olmadığını, PKK’nın yalnızca PKK olmadığını, DEAŞ’ın yalnızca DEAŞ olmadığını çok iyi biliyoruz.” diyor. “Arkalarında kimlerin olduğunu da çok iyi biliyoruz.” diyor. İngiliz derin devleti. Tayyip Hocam bayağı uyanık delikanlı. Kitap çoktan MİT elemanlarının eline geçti, herkesin eline geçti. Bütün devlet uyandı bu konuda. Herkes hemfikir. Ama bak, “Piyonu ezip geçmeden kaleleri alamaz, filler, atları, vezirleri alamaz. Şahı da mat edemeyiz.” Güzel demiş. “Filler” diyor. Çok açık anlatmış. “Şahı da mat edemeyiz.” diyor. Kraliyet armasıyla remzediyor zaten İngiliz derin devleti. O şah sembolü var ya satrançta, aynısıdır İngiliz derin devletinin kullandığı sembol de, aynısı.

Tayyip Hocam çok uyanık delikanlı, çok akıllı delikanlı. Niye? Çünkü Erbakan Hocam yetiştirdi.

Evet, dinliyorum.

VTR: Başarıya giden her yol mubah mıdır?

ADNAN OKTAR: Mubah olması için helal olması lazım. Haram bir yolla başarıya gidilmez. Adam gidip banka soyup kendine lokanta açamaz. Başarılı bir lokanta açacağım diye değil mi gidip banka soyarsa bu rezalet olur. Olmaz. Evet.

VTR: En çok sevdiğiniz doğal taş hangi taştır?

ADNAN OKTAR: Akik çok hoşuma gidiyor görünüşü. Yakut çok güzel. Yakut yüzük yaptırmıyorum. Hz. Süleyman (as)’ın yüzüğünü bir göreyim. Ona benzer bir yüzük yaptıracağım inşaAllah. O kutsal emanetlerin içinde biliyorsunuz. Evet.

VTR: Sizi spor bir tarzda görecek miyiz?

ADNAN OKTAR: Eşofman falan mı? Spor ayakkabıyla falan. Herhalde bir yerlerde koşmam gerekiyor spor kıyafetlerle. Olabilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Erkeklerin saçını boyaması uygun mudur?

ADNAN OKTAR: Erkeklerin saçını boyaması Peygamberimiz (sav)’in sünnetiyle açık sünnettir. Sahabelerin hepsi saçlarını boyuyordu, Hz. Ali (kv) dahil. Peygamberimiz (sav)’in emr-i şerifiydi. “Sakın” dedi Resulullah (sav) “Beyaz saç istemiyorum.” dedi. Çünkü hepsi mücahitti. En yaşlıları bile saçını simsiyaha boyuyorlardı. İstanbul’u fethetmeye gelen aslanlar içinde 90 yaşında olanlar vardı. 90 yaşı bak dikkat et. Ta Mekke’den Medine’den buraya gelmiş. Kıbrıs’ı fethetmeye gelenler içinde de vardı öyle 90 yaşında. Saç sakal simsiyah. Kına ve ketem karıştırıyorlar. Resulullah (sav) de kına ve ketem karıştırarak saçını boyuyordu, sakalını da boyuyordu. Kutsal emanetler bölümünde burada Topkapı’da görebilirsiniz. Siyah bir kaptır Resulullah (sav)’in saç boyasının kabı diye altında da yazıyor zaten. Hz. Ayşe annemizle birlikte. Hz. Ayşe annemiz ketem döküyor biraz, biraz da kına döküyor karıyor. Güzel ala o kabın içinde karıyor, o bayağı simsiyah oluyor sonra. Hem kendi başına hem Resulullah (sav)’in başına sürerdi diyor. Birlikte, beraber. Sonra da beraber yıkanıyorlar annemizle babamız, Resulullah (sav). Ketem doğal bir boyadır. Peygamberimiz (sav) hiç hazzetmiyor beyaz istemiyor. Aman ha diyor. Öyle bir şey olmaz. Kırmızı da güzeldir diyor Peygamberimiz (sav). Kırmızı daha da güzel diyor, hanımlar soruyorlar. “Siyaha boyayın.” diyor. “Kırmızı daha güzel.” diyor. “Ama sarı en güzel.” diyor. Ben söyledim bütün haber siteleri “Vay bu nasıl söz, haşa.” Sonra hadisi bir okudum zınk durdular. Bilgisizlik bunları perişan ediyor. Resulullah (sav)’i o kadar çok garip tanıyorlar ki, çok ters tanımışlar.

İbni Abbas (ra)’den, 5882 numaralı hadis, “Peygamberimiz (sav)’in yanından saçlarını kına ile boyamış biri geçti. “Bu ne kadar güzel olmuş.” diye buyurdu. Daha sonra saçını kına ve ketem siyah saç boyasıyla boyamış başka biri geçti. Onun için “Bu ondan daha güzel olmuş.” buyurdu. Derken saçları sarıya boyanmış başka biri geçti. Onun için ise şöyle buyurdu, “Bu hepsinden daha güzel olmuş.”” diyor. “Tamamından daha güzel.” diyor. Zinet bölümünde var bu. Konu hidal (saç boyama), Ravi Ebu Hüreyre.

“Saçlarınızda aklıkların rengini değiştirin.” diyor Peygamberimiz (sav). Hz. Ali (kv)’nin resimleri var. Hz. Ali (kv)’nin bıyıklar kulak altına kadar, mehterde var ya bıyıklar, normalde öyle. Hz. Ömer (ra) de öyle. Hz. Ömer (ra)’i gören bayağı korkuyordu, çok acayip çekiniyorlardı. Kabadayıydı Hz. Ömer (ra) o devirde de. Müslüman olmadan önce de namlı kabadayıydı. İslam’ı seçince de yine kabadayıydı. İlk defa Müslüman olduğunu açıklayan odur biliyorsunuz. Resulullah (sav) “sakın söyleme” demiş. “Biz gizli kalalım, gizli devam edelim.” demiş. O Kabe’nin oraya gitmiş. İlk kısımlarını söylemiyorum da, “karısını dul bırakmak isteyen varsa” demiş, “çocuğunu öksüz bırakmak isteyen varsa buraya gelsin” demiş. “Ben Müslüman oldum elhamdülillah. Var mı diyeceğiniz?” demiş. Daha detayları var da ben en hafif şeklini anlatıyorum. Bet beniz bembeyaz tabii adamlarda. Çünkü Hz. Ömer (ra) çok tehlikeli biliniyordu o devirde. Tam kabadayıydı, klasik kabadayı. Gıklarını çıkaramamışlar ondan sonra Resulullah (sav) tabii mecburen açık hale getirmiş. Böyle diyor, gizlenecek bir şey yok diyor. Hz. Ömer (ra)’in çok büyük faydası odu. Resulullah (sav) dua etmişti, “Ya Rabbi üç Ömer’den birini nasip et.” diye. En anlı şanlı en kabadayısını Allah nasip etti, Hz. Ömer (ra)’e nasip etti. Kodumu oturtan vurdu mu kıran bir tipti, çok kuvvetliydi Hz. Ömer (ra). Herkes titriyordu, acayip korktukları bir insandı. Onun için onun çok büyük etkisi oldu. Hz. Ebubekir (ra) de çok zengindi. O da zenginler arasında İslam’ın yayılmasına çok büyük bir etkisi oldu. Ama tabii çok şefkatli de aynı zamanda Hz. Ömer (ra). Kız kardeşini ilk önce Kuran okurken görüyor. Bir tokat atıyor, ağzı burnu kan içinde kalıyor kardeşinin. Herhalde sonra acıyor ona anladığım kadarıyla. Sonra “oku” diyor “Kuran’ı.” Duyunca çok hoşuna gidiyor. Orada iman ediyor maşaAllah. Her şeyde bir hayır var. Kardeşine vuruyor ama kardeşi sevap aldı orada. Bak o haliyle, ağzı yüzü kan içindeyken okuyor ayeti. Okuyunca Ömer (ra) orada Müslüman oluyor maşaAllah. Kuran’ın etki gücüne de bak maşaAllah elhamdülillah kalbi ne kadar açık.

Hz. Ebubekir (ra) çok yaşlıydı, süt beyazdı saçları. Simsiyah geziyordu. Buhari Müslim’de Hz. Enes’ten gelen bir rivayette şöyle denir; “Hz. Ebubekir (ra), Hz. Ömer (ra)’in saçlarını kına ve ketemle boyarlardı.” Yani siyah. Süheyl Bin Amr (ra) Resulullah (sav)’dan anlatıyor. Hz. Resulullah (sav) buyurdular ki, “Ağaran saç ve sakallarınızı boyamada kullandığınız en iyi boya şüphesiz şu siyahtır. Çünkü siyah boya kadınlarınızı…” şimdi RTÜK bana hadisi okuduğum için de eğer şey yaparsa karışmayacağım yani. “Çünkü siyah boya kadınlarınızı size daha çok rağbet ettiricidir.” Yani daha çekici olursunuz diyor. “Muhalifleriniz içinde de hakkınızda daha çok çekinmeye vesiledir” korkarlar diyor. Hz. Ebubekir (ra) öyle zayıftı ama çok kuvvetliydi. Zayıf uzunca boylu, çok kuvvetliydi. Bayağı uzun yaşadı Hz. Ebubekir (ra). Ömer (ra) de öyle. Suikast yapmasalardı çok yaşardı Allahualem. Ama şehitlik nasipmiş, öyle oldu.  

Sürekli yeni yeni hanım kardeşlerim geliyor. Hepsi birbirinden güzel maşaAllah. Hepsi 19 yaşında. Hayat bu işte insanlar doğuyor, büyüyor, yaşlanıyor ve ölüyor maşaAllah. Ama onlar çakı gibi Allah’ın yarattığı güzel nurani varlıklar.

Sırf ilimle hareket ediyorsunuz. İrfan olması lazım. Tayyip Hocam da bak ben söyledikten sonra iki kere söyledi gençlere “sırf ilimle olmaz irfanla olur” dedi. Hayatta hiç kullanmadığı kelimelerdi. Ben iki kere söyledim o da defalarca söyledi. Doğru söylüyor, irfansız olmaz.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Caner. Öncelikle Adnan Hocamız’ı severek izliyoruz. Kendisine çok saygı duyuyoruz, programda da canlı canlı beraber olmak isteriz onunla. Ben saç uzatıyorum uzun bir saçım var etrafımdaki herkes saçıma laf ediyor. Dini olarak acaba bu caiz mi ben öğrenmek istiyorum. Etrafımdaki kişileri umursamadığım için değil ben dinim adına öğrenmek istiyorum bunu. Eğer buna cevap verirse beni çok mutlu eder Hocamız yine şükranlarımızı sunuyoruz ona.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bir kere adamlar alenen seni kıskanıyorlar. Onların saçının şekli şemaili ortada. Ben şimdi ağır da konuşmak istemiyorum ama bir kere saçların bayağı güzel son derece de gür, aslan yelesi gibi çok da yakışmış. Direkt hasetlerinden. Boylu poslu aslan gibisin. Saç da muhteşem yakışmış tam Resulullah (sav)’in saçları gibi uzun gayet güzel. Sahabelerin hepsinin saçları uzundu. Senin saçın da uzun. Onlar yanlış, o konuşanlar yanlış çünkü haset etmişler başka bir şey yok. Bir de onların saç diye bir şeyi yok zaten. Özetle bekliyoruz seni aslan gibi de yakışıklı delikanlısın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Darbe gecesinden bir video var.

VTR: Dedi ki o albay olan “bana yaklaşan olursa çıkın ateş edin” dedi. Biz dinlemedik. Dedim “komutanım biz halka ateş mi edeceğiz? Biz kesinlikle yapmayız” dedik. Ben bana düşen görevimi yaptım. Ben bütün silah arkadaşlarımı geri çektim. Ondan sonra bizi halk hem havaya salladılar hem sevdiler hem yemek getirdiler bize.

ADNAN OKTAR: Sevimliliğe bak sen. Sevimliliğe bak tam Anadolu aslanı. Yakışan bu tabii. Nasıl bir ahlaksızlıktır "Komutanım sık dedi ben ateş ettim" diyor. Deli misin sen? Şimdi ağır söz edeceğim olmaz. Yani bu kadar münasebetsizlik olur mu? Sen halka ateş et diyorsun değil mi? Dersin "Sen bir kere kumandan olmaktan çıktın, sen cinayete azmettirmeye çalışıyorsun bizi senin albaylıkla alakan bitti. Silaha davranırsan seni vururum" diyecek. Silaha da davranırsa kalçasından vursun, vursun indirsin aşağı. Bu kadar basit zaten çöker deve gibi yedi mi kurşunu. Halkı niye vuruyorsun katil oluyorsun deli misin sen?

VTR: Öğrencilere neden maddi yardım yapılmıyor devlet tarafından?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini. Doğru söylüyorsun. Özellikle genç kız ne yapsın nasıl çalışsın? Şimdi okula gidiyor "akşam çalış ne olacak?" diyor yani çocuk, okuldan dokuzda onda sekizde veyahut yedide çıkacak. Gece 12:00'ye 01:00'e kadar çalışacak genç kız. "Sonra gel yat işte dinlen" diyor. "Bir şey olmaz" diyor. "Sonra dersine çalışırsın" diyor. Deli misin sen? O genç kız ne hale gelir ve ortalığın hali malum gece yarısı nasıl çıksın çocuk dışarıya? Genç kızlara herkes her gördüğü yerde harçlık vermesi lazım okuyan genç kızlara. "Evladım" diyecek "sen öğrencisin bu öğrenci harçlığı". Öyle göz göre göre değil, nezaketi ile. Çantasına koyacak bu kadar basit. 

Öğrenciye herkes harçlık verir; amcası, dayısı, ağabeyi, komşular bu örftür, gelenektir. Öğrenciye "git çalış" denir mi? Dersine ancak çalışabilir dersler çok ağır oluyor zaten. Tıp öğrencisini bir düşün kardeşim tıp öğrencisini. Hem okula gidiyor hem çalışıyor yazık günah değil mi, bu insana bu yapılır mı? Doktor olacak sana bakacak bu adam vatana millete hayırlı olacak. Bu çocuğa verdiğin para helal. Ver bir şey olmaz 50 TL, 100 TL batmazsın ne olacak? 100 TL veremez mi bir insan bir gence? O 100 TL verse o 100 TL verse o çocuk rahatça okur. Mesela 20 kişi verse 100 TL rahat rahat okur.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bu gece Cumhurbaşkanımız’ın açılışını yaptığı Şehitler Anıtı beşgen formda tasarlandı. Kenetlenmeye vurgu yapıyor şekliyle. Şehitlerin adı levhalar üzerinde sıralı olarak yer alıyor. Anıtın çevresine her bir şehit için bir selvi ağacı ve bir gül dikildi. Anıtın kubbesinde Hattat Hüseyin Kutlu'nun "Hüve Şehit" yazısı yer alıyor. Kubbe, sonsuzluğu ve şehitlerin ölümsüzlüğünü vurguluyor. İsimlerin bulunduğu kemerlerde iki daire içerisinde birinde Bakara 154. ayet, şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin; bilakis onlar diridirler. Lakin siz anlayamazsınız.” Diğerinde ise, “İşte şu Adn cennetleridir. Ebediyyen giriniz oraya” ibaresi yazılı. Kemerlerin birinde köprüye bakan dış tarafta ay yıldız içinde Kelime-i Tevhid yazılı. Kubbenin tepesinde beş defa tekrar edilmiş şekilde “Hüve Şehit” yazısı var.

ADNAN OKTAR: Evet güzel.

KARTAL GÖKTAN: “O Şehittir” demek, “Hüve Şehit.”

ADNAN OKTAR: Orada o çocuklar alenen ve açık vatanı milleti için, devleti milleti tehlikede gördükleri için, dini tehlikede gördükleri için alenen ölümü göze alarak oraya gittiler ve şehit oldular. Net şehitlik olayı. Tertemiz olay yani tertemiz. Net şehitlik. Helal olsun.

Evet dinliyorum.

VTR: Türk milletini de tanıyamadılar evvelAllah.

ADNAN OKTAR: Bak amcayı görüyor musun kabadayıyı? MaşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Yine bir amcamız daha var.

VTR: Yaşım yetmiş. Bayburtluyum. Şimdi köprüye karışacağız Allah nasip ederse. Oradaki kalabalığı seyredeceğiz. Zaten biz ilk seferde de (15 Temmuz’da) gitmiştik. Ama içeri giremedik. Allah nasip etmedi. Beylerbeyi’nden yol bulamadık. Oradan döndük.

ADNAN OKTAR: Tipten belli oluyor kabadayı olduğu maşaAllah. Evet dinliyorum.

VTR: Sanat zevkinizi geliştirmek için bir çalışma yaptınız mı? Yaptıysanız da nasıl çalışmalar yaptınız?

ADNAN OKTAR: Ben zaten Fındıklı Güzel Sanatlar’da okudum. Üç yıl kadar okudum. Hep gece gündüz sanattı çalışmalarım. Şimdi yine dört tablo daha yaptım. Göstereceğim. Boş zamanlarda dört tablo daha yaptım. Kabartma yapıyordum ben. Alçı kabartma yani seramik tarzı. Ama ağırlık yağlı boyadaydı bende, yağlı boya tablo. Karakalem çoktu benim. Sergi açmıştım hatta. Karakalem sergisi. Onlardan bir tanesi yayınlandı gördünüz. Onu dostlarımıza dağıttık. Birçok dostumuzda var benim karakalem tablolarım. Sanat çok hayati bir şey. Sanat güzellik demektir. Güzellik de sanat demektir. Güzellik ve sanat da sevgi demektir.

Hürriyet’in binasına askerler girdiğinde, halk gidip kurtardı. “Ya Allah, bismillah, Allahu ekber” diye tekbirlerle, kabadayılar.

Ömer Faruk “Hocam arkadaş bacak bacak üstüne atmış. Büyüklerin yanında günahı var mı?” Burada büyük olan yok. Herkes Allah’ın kulu. Ayrıca bacak bacak üstüne atmak son derece makul. Rahat bir davranış şekli. Rahat bir oturma şekli. O, kültürle ilgilidir. Ama gelenekçi Ortodoks kültürde tabii olumsuz değerlendirilebilir. Ama modern kültürde çok güzel bir hareket. Yanlış olan bir şey yok.

O şişeler meyve suyu şişesi.

Zafer Kipman “Böyle bir günde bu program ne kadar doğru sizce?” Yani eğlenceyi kastediyor herhalde değil mi? Zaten sen deccalı tepelemişsin. Bayram yapıyorsun. Matem günü değil ki bu. Bayram günü yani. Değil mi? Kabadayılar cennete gitmiş. Deccal tepelenmiş. Bayram günü tabii.

Yusuf Tektaş “Richard Dawkins’i bu adam dümdüz etti” diyor. Evet doğru. Dümdüz ettik.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba. Acaba insanlar niçin eski İstanbul’u özlerler?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini. Çok yakışmış. Aslan gibi delikanlı kız. Saçı da güzel, dekoltesi de güzel. İşte böyle güzel insanları rahatsız etmeye kalkan olursa, delikanlılar ittifak edip bu güzel varlıkları koruyacaklar. Eski İstanbul’un özelliği arazi yeşil, evler doğal, üst üste binalar yok. Dolayısıyla her yer çok güzel tabii ki. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Kedisini çok seven bir ufaklık var.

ADNAN OKTAR: Bu aileler çocuğu da çok güzel yetiştiriyorlar, hayvanlara da çok güzel bakıyorlar. Çocuğun yüzündeki huzur güzel yetiştiğini gösteriyor. Kedideki huzur da güzel yetiştiğini gösteriyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Şu an mesela Türkiye şartları gerçekten çok sıkıntılı. Şu şekil sıkıntılı. Mesela bir asgari ücret bin dört yüz ama baktığında bir kira, en ucuz kira yedi yüz bin lira. Ortalama bakarsan o ailenin iki tane çocuğu yahut üç çocuğu olursa yani aybaşı geldiğinde o adam mecburen kredi çekiyor. Bu sefer daha çok sıkıntıya giriyor. Ekonomi madem bu kadar büyüdü de asgari ücret niye büyümüyor? Mesela Türkiye zaten Suriyeli dolmuş. Eskiden iş vardı. Şimdi adam iş bulamıyor. Türkiye’de yaklaşık on üç, on dört milyon işsiz insan var.

ADNAN OKTAR: Aslan delikanlı, bak en büyük hata ne oluyor? Bereketin kapanmasına neden oluyorsun. Allah’ın gönderdiği mazlum insanlara sen dert gözüyle bakarsan, senin ekmeğini alan gözüyle bakarsan Allah bereketi kaldırır. Yapma. Öyle deme. De ki “kardeşlerimiz bereketiyle geldi. Allah bereketimizi artırsın” de. O insanlar bereketiyle geliyor. Öyle denmez. Onlar giderse sen batarsın. Bereket kalmaz. Türkiye onları göndersin Allah vermesin bet bereket kalmaz. Allah vermesin. Onlar bereketiyle geliyor öyle denmez. Ama dediğin doğru. Şöyle olabilir. Çocuk başına devlet halka para verebilir. Fakir ailelere, çocuklar için. Mesela gelir düzeyine bakılır. Bin dört yüz lira diyor farz edelim. Tamam bu yeterli. Bu durumda her çocuk için üç yüz lira devlet yardım yapabilir. İki çocuk varsa altı yüz lira. Üç çocuk varsa dokuz yüz lira yardım. Yani bilmiyorum şu an öyle bir sistem var mı ama çocuk başına devlet yardım etsin. Çocukların orada mağdur olmaması için bu çok önemli bir şey. “Bize ne? Sen çocuklarına bak” diyemeyiz. O çocuklar bizim çocuğumuz çünkü. Devlet de, millet de ona bakmakla mükellef.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhabalar. Benim sorum İstanbul’la ilgili olacak. Ben İstanbul’da yirmi altı sene yaşadım ve son on yıldır İstanbul’u ziyarete geliyorum. Her geldiğimde İstanbul daha da kötüye gidiyor. Ben Avrupa’dan geliyorum.  Belki buradaki insanlar tabii Avrupa’ya bilmiyorum hangi gözle bakıyor ama Avrupa’dan gelip buraya baktığım zaman İstanbul şu anda dehşet bir kaos içinde. Önceden yaşadığım İstanbul’la şu andaki İstanbul arasında o kadar büyük bir fark var ki. İnsanların sayısı İstanbul’u kaldıramayacak kadar olmuş. Bu nereye kadar gidecek? Çünkü hiçbir şekilde gezilecek bir yer kalmamış. İnsanlar kural denilen bir şey tanımıyorlar. Yollarda hiçbir şekilde kural tanınmıyor. Avrupa Birliği’ne girmek istiyoruz ama bu şartlarda Avrupa Birliği’nin hiçbir şekilde girebileceğimizi tahmin edemiyorum. Çünkü ben kendim havaalanından alındığımda bile dehşet bir şekilde korku yaşadım. Kendim de araba sürüyorum ama bu şekilde araba sürmek insan hayatının bu kadar ucuz olması kendi vatanımda bana çok acı veriyor. Ve gazetelerden okuduğum zaman insanlar nasıl bu kadar basit bir şekilde ölebiliyor. Buna şahit olmak için burada bir gün geçirmek bence çok yeterli. Benim sorum da özetleyecek olursam, İstanbul nereye gidiyor?

ADNAN OKTAR: Aslan delikanlım benim. Doğru söylüyorsun. Ama işte büyük bir beladan geçtik. Büyük bir badireden geçtik.  Bir de Türkiye çabuk büyüyen bir ülke. İngiliz derin devletinin de kafayı taktığı bir ülke. Onların bütün baskısına rağmen, biz yine hızlı bir gelişme gösteriyoruz. Ama ahlak ve imanda tabii bizim istediğimiz gelişme tam olmadı. Bunun olmaması Darwinist eğitim ve iman hakikatlerinin anlatılmaması, Kuran mucizelerinin anlatılmaması, Kuran’ın yeterli olduğunun anlatılmaması. Yani imani bir eğitim yok Türkiye’de. Devlet imani eğitim yapması lazım. Kuran’ın mucizeleri, iman hakikatleri anlatılması lazım. Gençlerin imanlarının güçlendirilmesi lazım. Bu olmayınca iman zafiyeti oluyor. İnsanlar o zaman egoist ve bencil oluyorlar. Sadece kendi çıkarının peşinde oluyor. O zaman muazzam bir kargaşa ve çatışma ruhu meydana geliyor. Egoizm ortaya çıkıyor. Ama bu işte Mehdiyet’in öncülüğünde şu an adım adım geriye doğru gitmeye başladı. Yani mesela şu olaylara bak. Türkiye’deki gelişen olaylara bak. Maneviyatın yükseldiği açık açık görülüyor. Daha önce böyle bir şey yoktu. Bak bugün sokakları gördünüz. Bu sokaklar sadece iman ateşiyle doldu. İmanın dışında bu sokağa çıkılmaz. Başka hiçbir amacı olmaz. Saf iman amaçlıdır. Zamanla her şey düzelecek. Ama tabii Avrupa’yla kıyas yaparsan üzülürsün. Yani üzülüyorsun. Avrupa’yla kıyas yapma. Ortadoğu’yla kıyas yap. O zaman çok mükemmel bulacaksın.

Türkiye’de işsiz sayısını o delikanlımız biraz yüksek söyledi. O kadar değil. Türkiye’de üç buçuk milyondur işsiz sayısı. Öyle on üç, on dört milyon işsiz diye öyle bir şey yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bayan arkadaşlarınızın size olan sevgilerine ithafen hazırladıkları videolar vardı. İzleyicilerimizden çok talep geliyor. Tekrar yayınlamak istiyoruz.

ADNAN OKTAR: Bir göreyim bakayım. Yani efsane. MaşaAllah. Yakışıklı delikanlı. Ben de kendisini takdir ederim. İzlerim.

KARTAL GÖKTAN: Bir videonuz daha var.

ADNAN OKTAR: Açıkça söyleyeyim ben de hayranım bu delikanlı arkadaşımıza. Sohbetleri hoşuma gidiyor. Hayat dolu yani. Hoş iyi bir insan.

EBRU ALTAN: Ben her şeyine bayılıyorum.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. MaşaAllah. Çok takdir ediyoruz kendisini. İzlemek lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Avrupa’daki kızlar hem güzel, hem bakımlı, hem de nezaket anlamında çok üstün. Bizim ülkemizdeki kızlar neden böyle olamıyor? Neden şu an olduğu gibiler?

ADNAN OKTAR: Türkiye’deki kızlarla Avrupa’daki kızların arasında özgürlük farklılığı var. Avrupa’da bir kere dekolte bir hanım takdir görüyor. Burada saldırıya uğruyor bazı yerlerde. Avrupa’da makyajlı bir kadın takdir görüyor. Burada makyajlı bir kadına demediğini bırakmıyor adamlar. Avrupa’da güzel parfüm kullanan bir kadın takdir görüyor. Burada parfüm kullanana demediğini bırakmıyor adamlar. Dimdik yürüyen bir kadın, baskı görüyor Türkiye’de ama dışarıda öyle değil. Takdir görüyor. Saysak sabaha kadar olur. Kadın güzel, cazibeli olduğunda bu suç olmuş oluyor. Erkeksi itici olduğunda da eh üzerine gitmiyorlar. Yüz tüylerini almayacak. Kaşlarını almayacak. Saçları bakımlı olmayacak. Gecin gibi olacak saçları falan. Biraz da kilolu da olacak böyle. Bakımsız pejmürde olacak. Eski bir kot giyecek. Üstüne de uydurma bir tişört giyecek. Lastik ayakkabıyla sokakta gezecek. O zaman bir sorun olmuyor. Ama bakımlı oldu mu bir kız, güzel gösterişli oldu mu adım başı amcası, dayısı, halası, eniştesi, sokağın iti kopuğu herkes bir şey söylüyor. Çocuklar da o zaman topluma küsüyor. Hayata küsüyor. Kendine de küsüyor. İçinde güzel duygular kalmıyor. Sevme sevilme duygusu kalmıyor. Beğenilme duygusu kalmıyor. Cazibeli olmak onun için bir tehlike oluyor. Cazibeden korkuyor. O zaman ne oluyor? Avrupa’da bunlar serbest olduğu için, takdir gördüğü için Avrupa’da kadınlar güzel bakımlı çiçek gibi oluyor. Danimarka’da, Norveç’te, İsveç’te, Romanya’da her yerde kızlar sokaklarda bir süs, bir ihtişam oluyor. Ama burada gelenekçi Ortodoks sistem hakim olduğu için “Kadının dediğinin tersini yapın” diyor adam. “Kadını döveceksin” diyor. Açıkça söylüyor. Nasıl döveceğini de anlatıyor. “Kocası döverse sakın evine geri dönmesin. Sopa yemeye devam etsin” diyor. Nerede eziyet olacak konu varsa o anlatılıyor. Kadınlar da burada adeta dehşet içinde yaşıyorlar. Böyle olmaz. Bu sistem Mehdiyet devrinde ortadan kalkacak. Kadınlar özgür olacak. Güzellik içinde, ihtişam içinde, sevgi içerisinde, severek ve sevilerek yaşayacaklar.

Evet. Dinliyorum Fikret Efendi.

VTR: Şu anki gençlik neden bu kadar telefonla ilgileniyor?

ADNAN OKTAR: Sıkıntıdan. Konuşacak arkadaş bulamıyor. Dost bulamıyorlar. Sevecek insan bulamıyor. Telefonda birisiyle boş boş konuşarak, telefonu dost ediniyor. O ufacık cisim onun için bir arkadaş oluyor. Normalde insan ahbabıyla, sevdiğiyle konuşarak gider. Onlar telefonla konuşarak gidiyorlar. Yani ahir zamanın bir özelliği. İman zafiyeti sevgisizliği, sevgisizlik kalitesizliği, kalitesizlik sanatsız estetiksiz ölü bir dünyayı getiriyor. Onlar da içine kapanıp kabus gibi bir dünya içinde yaşıyorlar. Ve telefonuyla konuşa konuşa sokakta gidiyorlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bir videomuz daha vardı.

ADNAN OKTAR: Tek kelimeyle efsane. Başka ne diyeyim? MaşaAllah. Karizma onda. Şöhret onda. Yani ne denebilir? MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Efsane için hazırlanmış bir video daha var.

ADNAN OKTAR: Bakalım. Böyle delikanlıya ne denir? MaşaAllah. Evet, Fikret Bey dinliyorum.

VTR: Bazı insanlar zenginken bazı kesimler de fakirken bu adaletsizlik değil midir?

ADNAN OKTAR: Bunu işte Peygamberimiz (sav) ahir zamanda Mehdi (as) vesilesiyle dengeleyeceğini söylüyor. Allah’ın bunu sahah üzere dengeleyeceğini ve zengin fakir kalmayacağını ve herkesin zengin olacağını söylüyor. O döneme doğru gidiyoruz. Çok kısa bir zaman var. Asıl Mehdiyet’in çileli dönemi bitti. Sonuç dönemine doğru gidiyoruz. Evet.

BÜLENT SEZGİN: FETÖ’nün darbe için 15 Temmuz’u rastgele seçmediği öğrenildi. Gülen, darbe için aslında Peygamberimiz (sav)’in hicret tarihi olan 16 Temmuz’u seçmiş. 16 Temmuz 622 Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicretini tamamladığı tarih. Eğer darbe başarılı olsaydı, Gülen Türkiye’ye dönüşünü hicret ilan edecekti.

ADNAN OKTAR: Çok kötü bir hırs. Çok kötü bir mantık. İnsanları şehit ederek, Türkiye’yi böyle rahatsız ederek, ekonomisini çökertmeye çalışarak, İngiliz derin devletine yancılık ederek çok çirkin bir çizgi meydana geldi. Allah helak etti. Mahvetti. Dümdüz etti. Rezil kepaze etti. Bir daha da böyle rezillik yapacaklarını zannetmiyorum.

Evet. Dinliyorum.

VTR: Merhabalar. Ben Süleyman Demirel Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunuyum. Mimarım. İki buçuk senedir çalışıyorum. Şöyle bir sorum olacak. Türkiye’de inşaat sektörü çok canlı olmasına rağmen, mimar olarak ya da mühendis olarak bizim ücretlerimiz neden bu kadar düşük? Bu sorunun irdelenmesini istiyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi. O da çok güzel maşaAllah. Dekoltesi çok güzel olmuş. Bakımı çok güzel. Ama it kopuk, gelenekçi Ortodoksların bir kısmı böyle bir hanım kızı gördüklerinde, çamura basmış ayı gibi homurdanıyorlar. Çirkin sözler ediyorlar. Halbuki çiçek gibi dünyanın bir süsü, güzelliği. Tabii ki bir genç kız az maaş alıyorsa, hayat kalitesine bu çok ciddi etki eder. Mühendis olmuş. Tabii güzel bir amaç peşinde. Ama bütün Türkiye’nin genelinde bu sorun var. Yani bir tek o canım kardeşim için değil. Türkiye’nin genelinde bir sorun var. Türkiye’nin zenginleşmesi için tarıma, hayvancılığa ağırlık vermemiz gerekiyor.

Dinliyorum.

VTR: Gençler neden spora yatkın değil?

ADNAN OKTAR: Spor çok hayati. Aslında devlet politikası olması lazım. Olayın vahameti pek bilinmiyor. Spor olmadığında insan sakat olur. Yani her yeri sakat olur. Kolu, bacağı, boynu. Devlet politikası olarak Çin’de mesela uygulanıyor. Çin’de halkı sokağa çıkarıyorlar, spor yaptırıyorlar. Türkiye’de de öyle, devlet politikası olarak resmi uygulama yapılması lazım. Bütün devlet dairelerinde her yerde. Sokaklarda. Kendi haline bırakmak olmaz. Yani bir kısmı da abartılı spor yapıyor. Badi yapacağım diye çok kitlevi adaleler oluşuyor. Mecburen anabolik alıyorlar kendi kafalarına göre. Mecbur görüyorlar. Erkekliklerini kaybediyorlar. O badicilerin birçoğu erkekliğini kaybetmiş gençler. Yazık günah değil mi? Sakatlıyorsun kendini. Hiçbir mahsur görmüyor. O vücudun devam edemeyeceği de belli. Mesela farz edelim yirmi, otuz en fazla otuz beş, kırk yaşına kadar o vücudu götürebilir. Kırktan sonra feci şekilde çökmeye başlıyor. Ne zorun? Normal insan gibi ol. Ne zorun yani? Niye kendini sakatlıyorsun? Evet.

VTR: Türkiye neden bu kadar beton? Çim alanları neden bu kadar az?

ADNAN OKTAR: Bak benim aslanım. O da kalbinde güzelliğe karşı, kaliteye karşı hoş bir tutku var. Onun acısını çekmiş. Beton hakikaten çok soğuk itici bir madde. Ama çimler, ağaçlar, bitkiler çok çok güzel. Fakat buna hükümetin şu an gücü yetmez. İllaki Mehdiyet’in şefkat, sevgi dolu ikna üslubu olması lazım. Onun dışında olmaz. Devlet ne desin, hükümet ne desin? Evleri boşaltın, buraları yıkacağız, yerine ev yapacağız yahut arazi mi yapacağız desin. Dinlemezler ve çok büyük sorun çıkar. Ama Mehdi (as) derse herkes bunu dinler. Biz Mehdi (as)’yi dinleriz. Mehdi (as)’söylerse dinleriz. Çünkü seviyoruz onu inşaAllah. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey saat 02:16, 16 Temmuz 2016. Geçen yıl tam bu dakikada Ömer Halisdemir, FETÖ’cü darbenin kritik ismi Semih Terzi’yi vurdu.

ADNAN OKTAR: Vay kabadayım vay be. Vay kabadayım vay be. Böyle tarihte kabadayı yok senin gibi maşaAllah. Gerçek kabadayı. Bir de çok sakin yüzü Ömer’in maşaAllah. Yiğitlerin yiğidi, kabadayının da hasıymış. Helal olsun ona. Cennette zevk içinde maşaAllah. Sevinç içinde. Ne mutlu ona.

Evet dinliyorum.

VTR: Hedef tek ama hedefe giden yollar çok fazla neden?

ADNAN OKTAR: Güzel işte. Allah kolaylık gösteriyor. Tek yoldan gitsek, herkes sıkışır o yolda. Çok yol olursa, insanlar fıtratına göre o yollardan giderler. O güzel hedefe ulaşmış olurlar.

Evet dinliyorum.

VTR: Biz gençler yemek pişirmek yerine dışarıdan hazır yiyecekler alıyoruz. Sizce doğru mu?

ADNAN OKTAR: Koçyiğit doğru söylüyorsun. Yani o çok acı bir olay. Mesela gitse kendisi domates alsa, biber alsa. Zeytinyağıyla pişirse. Biraz içine kıyma koysa. Taze yemek yapsa. Güzel onları yese çok sağlıklı olur. Ama gidiyor pastaneden bir şey alıyor. Sağlıksız oluyorlar tabii. Hepsi için demiyorum ama çoğu sağlıksız. Doğru söylüyor. Evet.

VTR: İnsanlar içtikleri sigaraların izmaritlerini yere atıyorlar. Bunları nasıl bilinçlendirebiliriz?

ADNAN OKTAR: Evet, öyle bir tanıdığımız vardı. Biz uyarmıştık izmaritleri atmaması için. Görgü meselesi. Sevgi meselesi. Kalite anlayışıyla bağlantılı bir konu. İzmarit atmak çünkü çok büyük, zaten sigara içmek çok anormal bir hareket. Ama izmariti atmak daha da garip, daha da çirkin. Çok yakışıksız ve tehlikeli de ayrıca. Yanar halde de atıyorlar. Orman yangınlarının çoğu da o tip şeylerden çıkıyor. Ev yangınlarına da sebep olur. Ne yapmak lazım? Eğitmek lazım. Uyarmak lazım. Hatırlatmalar çok faydalı olur. Mesela bu kardeşimin hatırlatmasıyla birçok insan vazgeçebilir. Emri bil maruf nehyi anil münker denilen bu güzellik insanlara olumlu etki yapar. Evet.

VTR: Suriyelilerin savaşabilecek erkeklerinin bizim ülkemizde kalıp kendi ülkelerini korumamaları, korumayıp burada kalması size göre doğru mu? Bana göre doğru değil.

ADNAN OKTAR: Yakışıklı şimdi kimle savaşacağını söylemiyorsunuz söyleseniz ona göre bir şey söyleyeceğim. IŞİD’le mi savaşsın, Suriye hükümetiyle mi savaşsın, El-Nusra ile mi savaşsın, Amerikan Birlikleri ile mi savaşsın, o birleşik cepheyle mi savaşsın, oradaki çetelerle mi savaşsın? Kiminle savaşacağı belli değil. Onu söylerse ben bir şey söyleyeceğim. Kimle savaşacağı belli değil. Kendi devletine karşı mı savaşacak, Amerika'ya karşı mı savaşacak, nereye karşı savaşacak? Onu bir sorsunlar. Neyi kastediyorlar? Evet.

VTR: İstanbul’da sokaklar eğlenceli hale getirilebilir mi?

ADNAN OKTAR: Koçyiğit, o çok önemli bir ihtiyaç benim en güzel ideallerimden biri. Bak şu saatte İstanbul'da çıt yok, her zaman çıt yoktur. İstanbul uyuyacak bir şehir mi? Sabaha kadar inim inim inlemesi lazım. Darbuka sesleri, klarnet sesleri her mahallede değil mi? Bir de çok güzel bir semt, çok güzel sokak her yer böyle. Yani Bağdat Caddesi’ne git öyle, Nişantaşı öyle git caddeye bile oturulur her yer tertemiz. Bebek boydan boya Sarıyer’e kadar. Yazık değil mi o arazilere o yerlere? Denizin kenarına şöyle genç kızlar, genç delikanlılar beraber şarkı da söylenir. Yiyeceklerini de getirirler sabaha kadar muhabbet edilir. Genç kızların kılına dokunulmaz Çerkez adetidir mesela. Çerkezlerde genç kız bir eve geldiğinde o evin birkaç erkeği, ellerinde kandil veyahut meşale onunla o eve kadar götürüyorlar. Mesela kız dansa kalktı mı insanlar oturmuyorlar ayakta alkışlıyorlar. Bir kıza laf atmak tahayyül edilemez mümkünü yok. Bakmak, gözüyle rahatsız etmek mümkün değildir. Mesela Çerkez düğünlerine kızlar göğüslerini gere gere gelirler hiçbir sorun çıkmaz. Kalkar dans ederler, Çerkez dansı yaparlar herkes ayakta olur, acayip saygı gösterirler. Yani bir kadının iffetine, namusuna yönelik bir hareket Çerkezlerin tarihinde yok. Tahayyül edilemeyecek bir şey, bir ahlak bu terbiye, Kuran terbiyesi. Böyle bir uygulama olduğunda, gençlerle çok güzel eğlenilir. Kızlar son derece huzurlu oluyorlar o zaman gayet. Bir genç kızın en çok ihtiyacı olan şey, iffetidir. İffetini kirlettin mi mahvedersin onu. Mahvedemezsin edemezsin de yani kendini mahvedersin yani zorla yaparsan. Ama Allah esirgesin onun gönül rızası olursa o zaman yaktın o çocuğu işte, olmaz. Genç kız asaletiyle güzeldir, nezaketiyle, kibarlığıyla, saygısıyla, temizliğiyle, imanıyla, aklıyla, kültürüyle, görgüsüyle, saç bakımıyla, kıyafetiyle, dekoltesiyle. Dekolte kadının vazgeçilmez güzelliğidir. Mesela Avrupa’da balo oluyor. Kadın arabayla geliyor adam koşarak arabayı açıyor, elinden tutup indiriyorlar. Muazzam bir göğüs dekoltesi, bir sırt dekoltesi ama herkes saygıdan iki büklüm. Mesela o eteği yerde sürünerek geliyor. İnsanın nefesi kesiliyor. Kimsenin aklının ucundan dahi geçmiyor ona kötü bir söz söylemek yani tahayyül dahi edilemez. Vahşiliktir bu. Böyle bir sistem meydana gelecek inşaAllah. O zaman rahat rahat eğleneceğiz. Yoksa İstanbul gece 12:00 olacak, vur kafayı yat. Ne alaka kardeşim? Hele şu mevsimde yatılır mı? O Sarıyer, Bebek, Ortaköy yazık günah oralara. Üsküdar’a da yazık. Her yere yazık. İnim inim inleyecek böyle tef, darbuka sesleriyle değil mi? Mesela genç kızlar evden yemek getirir, delikanlılar getirir. Mesela genç kızlar evlerine akşam bırakılır saygıyla, hürmetle. Bir kişinin kılına zarar gelmez. Evlenmek istiyordur ayrı, konuşur, tanışır, evlenir o ayrı. Namusuna zarar getirttirmezsin tamam.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sevenlerinizin hazırladığı bir video daha vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şu olaya bak, şu delikanlıya bak ne denir buna? MaşaAllah. Sadece maşaAllah diyorum. Hayranız kendisine, çok saygı duyduğumuz değer verdiğimiz bir ağabeyimiz.

Evet dinliyorum.

VTR: Hastanede işçilerin yemekleri iyi çıkmıyor bu konuda ne gibi şeyler yapılabilir sizce?

ADNAN OKTAR: İyi yemek; sebze olması gerekiyor bir de et olması gerekiyor. İyi yemek budur. Başka bir şey yok. Bir de peynir yani kalitesiz olmamak şartıyla normal bir peynir, et ve sebze olduktan sonra mükemmel beslenmiş olur insan. Tatlıya falan gerek yok anne doğru söylüyor. Tatlı işine hiç girmesinler. Zaman gelecek bu pastaneler kapanacak söyleyeyim yahut kebapçı dükkanına dönecek. Kebap iyidir kebap her yerde olsun. Şöyle adam gibi kebap yapan nadir oluyor. Bir kere kebapçının koyun sürüsü olacak orada hazır. Hayvanı kesecek taze taze böyle yüzecek herkesin gözü önünde hayvan orada olacak. Bazen olurdu Ankara-İstanbul yolunda biz görürdük hayvanlar böyle değil mi? Böyledir bu olay doğrayacaksın hemen sacın içine koyacaksın. Harlı ateşte bol zeytinyağıyla kızartacaksın. Ekmeğin içini oyacaksın etleri dolduracaksın bu kadar. Karmaşık bir şey yok. En güzel gıda budur.

Tayyip Hocam şu an meclisteymiş.

Allah Allah, Meclis önünde Kuran Tilaveti okunuyor ilk defa cumhuriyet tarihinde Atatürk’ten sonra ilk defa oluyor bu. Bana açıp gösterebilir misin Meclis’teki Kuran Tilavetini? Buraya getir, bana getir göreyim. Müthiş, hayret çok büyük olay bu in cin olduğu gibi kaçmıştır Meclis’ten. Çok güzel, yani şeytanlar kaçmıştır. İns içerde, cin dışarda. MaşaAllah dışarıyı da halk dolmuş. Tayyip Hocam haklı olarak seviliyor maşaAllah çok güzel. Bu çok büyük bir olay. Çok çok güzel maşaAllah. Meclis’in önü çaka çaka dolu. Yani yüz binlerce insan var yüksek sesle Kuran tilaveti okunuyor. Muazzam çok güzel. Tayyip Hocam aldı başını gidiyor maşaAllah. Çok güzel Allah bereketini artırsın.

“Merhaba ben Ağrı’dan Emin. Uzun zamandır Hocamızı takip ediyorum. Onun sayesinde komünist felsefenin pis yüzünü gördüm. Nefret ettim. 26 yaşındayım. Tarih öğretmeniyim. Memleketim de Hocamızın öğretilerini yaymak istiyorum. Onun çizdiği yolda daha profesyonel hareket etmek istiyorum. Bana bu konuda yardımcı olur musunuz? Gençleri girdiği o pis bataklıktan kurtarmak istiyorum. Ya da Ağrı’da görüşüp tanışabileceğim bir kardeş var mı? Yardımcı olursanız çok sevinirim.” Sen buraya gel koçyiğit. İstanbul’a gel konuşalım.

“Ey Adnan Bey bir gün de sarık ile cübbe ile şöyle bir çıksan ne güzel olur” diyor. Hayır olmayacak bir şey değil olur da yani onu farz hale getirmek çok yanlış. Yoksa bir kıyafettir tabii ki o devrin de modası olan bir kıyafet. Ben zaten çirkin görmüyorum. Çok çok güzel bir kıyafet. Ama yani Peygamberimiz (sav) olsa modern giyinirdi şu an. Hangi peygamber gelse modern giyinirdi.

Evet dinliyorum.

VTR: Ülkemizde sanayiye ve sanayi tarımına gerekli yatırımın yapılmadığını düşünüyorum. Bu konuda gerekli adımların atılmasını istiyorum.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor koçyiğit. Ziraat, hayvancılık ve ziraat ve hayvancılığı destekleyen teknolojinin geliştirilmesi, o sanayi dallarının güçlendirilmesi çok hayati. Yani mesela azotlu gübre. Mazotun yine üreticilere çok ucuz satılması. Traktörün diğer biçerdöverin falan ucuz satılması önemli.

Evet dinliyorum.

VTR: Mekanlarda neden hep erkekler hesap öder?

ADNAN OKTAR: Doğru olan o. Hanımların para kazanmaları kolay bir şey değil ama beyler her yere girip çıkabiliyorlar. Hayata daha kolay nüfuz edebiliyorlar. Yakışan erkeklerin ödemesidir. Erkekler koruyucu olacaklar. Çünkü hanımlar nazenin çiçek gibiler. Erkek mesela bu saatte de gidip çalışabilir ama kadın bunu yapamaz. Onun için tabii ki hanımların parasını beylerin ödemesi en kibar, en şık olan harekettir. Asil olan odur.

Fikret dinliyorum.

VTR: Uzun boylu bir insanım kıyafet bulamıyorum bunun çözümü nedir?

ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin boyunu posunu. Yakışıklımın kıyafetinin ayarlanması gerekiyor.  Çünkü boy sürekli uzadığı için, annesi babası benim aslanıma kıyafet yetiştiremiyordur. Ne yapacaksın o zaman? Kot pantolon olabilir. Kot pantolonun paçasına ekleme yapılsa süs gibi durur değil mi bir şey olmaz. Evet, öyle bir çözüm bulabilirsin. Tişörtten de bir şey olmaz hafif sündürürsün. Bir daha göreyim şu yakışıklığı ben.

VTR: Uzun boylu bir insanım kıyafet bulamıyorum bunun çözümü nedir?

ADNAN OKTAR: Hay ağabeyi sevsin onu. Ben sana hediye de ederim. Seni bir ara görürsem. Bir ara buraya uğraşın ben ona bir şeyler hediye edeyim inşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR: İş hayatında normal çalışma saatleri 8 saat ama beni 15 saat, 16 saat çalıştırıyorlar. Yasak da olsa çalışıyordum sesimi çıkartamıyordum çünkü benden üstün kademedeydiler. Genel olarak bu sorun var acaba bu sorun nasıl çözülecek?

ADNAN OKTAR: Benim yakışıklımı çok üzmüşler. 15-16 saat çok yüksek bir zaman dilimi. Yazık günah. Aslan gibi delikanlı bunu bu kadar üzmenin yormanın alemi ne? Normal Avrupa’da 6 saat hatta. Hadi 7 saat, 8 saat çalıştırıyorsun. 16 saat zoruna ne oldu? Yazık günah yani. Ne olur? Devletin haberi olsa gereğini yapar aslında. Herhalde benim delikanlım kıyamadı işyerine. Ama şöyle olur o zaman da gelip müfettişler tespit ederler. O çocuk da işinden olur o zaman. Öyle değil de işte bu işi kökünden halleden bir sistem olması lazım.  O çocuğa zarar gelmemesi lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şehidimiz Ömer Halisdemir’in Türkiye-Pakistan ortak komando ve özel kuvvetler Atatürk 2013 takibatında çekilen bazı fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Vay benim kabadayım vay. Vay benim aslanım vay. Allah nurunu artırsın. Aslan kabadayımız. Seninle iftihar ediyoruz biz maşaAllah sana.

Evet dinliyorum.

VTR: Şimdi benim saçım uzun bugün Cuma namazına gittim, namaz bittiğinde imam olsun çevremdeki insanlar olsun “Bu ne biçim saç, böyle camiye mi gelinir? Sen ne biçim Müslümansın?” diye dışladılar beni ben de özgür olduğumu söyledim. “Kestir gel yoksa bir daha gelme” tarzında şeyler söylediler olmaması gereken şeyler bunlar. Ne yapayım dinden mi çıkayım saçım uzun diye?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı aslanım, bir kere çok yakışıklısın bayağı da güzel bir insansın. Seni kıskanmışlar. Yaptıkları ahlaka uygun değil. Bak ahlaksızlık demiyorum yaptıkları için ama ahlaka uygun değil. Saç uzun olması bir kere sünnet, Peygamberimiz (sav)’in sünnetidir. Sahabelerin saçları hep upuzundu. Ta omuzlarına kadar geliyordu. Hatta omuzlarından da aşağı uzun oluyordu. Peygamberimiz (sav)’in saçları hep genelde uzundu. İki taraftan da örüyordu. Bunlar Peygamberimiz (sav) de camiye gelse sokmazlar. Yani öyle kafada adamlar. Sen hiç kaale alma onları. Moralin de bozulmasın. Sen doğru yolda olansın. Onlar yanlış yolda. Bağnaz gelenekçi sistemin gençleri nasıl rahatsız ettiğini bak görüyoruz. Nur gibi Müslüman. Onu camiye sokmayanlar onun tırnağı etmeyecek adamlar. Ama her yerde var böyle tipler ve bu çocukları rahatsız ediyorlar. Kuran Müslümanlığı her yerde hakim. Gençleri görüyorsun hep uzun saçlı. Modern görünümlü. Allah’ın hikmeti hepsi de çok güzel çocuklar maşaAllah. Allah hepsini nurlu yaratmış. Ama haset ediyorlar. Uzun saçın sünnet olduğunu bilmemeleri de mümkün değil. Bir de sünnet dahi olmasa sana ne? Ayrıca sünnet olduğunu bilmemen de çok acayip. Hz. Musa (as)’nın da saçları uzundu ondan da haberleri yok. Hz. İbrahim (as)’in de saçları uzundu. Peygamberlerin çoğunun saçı uzundur. Hz. İsa (as)’nın da saçları uzundu. Bunlar Müslümanlığı bilmeyen garip insanlar. Yanlış insanlar, sevgisiz, merhametsiz insanlar. Bunların yüzünden Müslümanlık çok zor bir döneme girdi. Ama bu bela yavaş yavaş akılcı İslam anlayışı ile Kuran Müslüman anlayışı ile yıkılıyor. Mesela bak benim gencim asla kaale almıyor onu aferin.

Evet dinliyorum.

VTR: Saç modellerine aileler neden karışır?

ADNAN OKTAR: Saç modellerine aileler niye karışıyor? İşte aileler de sevgiyi tam bilmiyor bazı aileler. Güzelliği bilmiyor, estetiği bilmiyor. Kaliteyi bilmiyor. O kendi kafasına göre kırk, elli yıl öncesinin mantığını esas alıyor. Halbuki gençler gayet güzel kendilerine yakıştırıyorlar saçı. Kimi uzatarak yakıştırıyor kimi başka biçim vererek yakıştırıyor. Onların sanat anlayışının olmaması, kalite anlayışının olmaması gençlerin başına bela meydana getiriyor. Genç kızlar da, genç delikanlılar da baskı altında oluyorlar.

Evet dinliyorum.

VTR: Devlet okullarındaki yemekler neden ücretli? Bu ücretleri devletin kaldırması gerekiyor. Biz devletin öğrencisi olduğumuz için devletin bu yemeklerden ücret almaması lazım. Bizim öğrenciler olarak genel sıkıntımız bu.

ADNAN OKTAR: Onu ben günlerden beri söylüyorum. Öğrenci nereden bulsun parayı? Okuyor, ona para ver buna para ver. Bu çocuk parayı nereden bulacak bunu da ben anlayamıyorum. Öğrenci değil mi bu? Öğrenci, çalışmadığını da biliyorsun. Çalışmayan adamdan nasıl para istiyorsun? Bunun bir mantığı yok. Öğrenciye, devlet ucuz, kaliteli yemek çıkarabilir. Taze et, taze sebze, taze yiyeceklerden ucuza mal ederek çok güzel yiyecekler verebilir. Ve gayet de zinde olur gençler. Gençlerin hem beslenmesi hem spor yapmaları için imkan sağlanması lazım. Bir kere bedava bir yemekhane olsun. Parası olan dışarıda yiyebilir. Ama parası olmayan bedava yemekhanede yemeğini yesin. Evet.

VTR: Suriyeliler sınavsız bir şekilde hiçbir sıkıntı olmadan üniversiteye girerken, bizim vatandaşlarımız bir dakika bile geç kaldığı için üniversiteye giremiyor. Bunun sebebini merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Ama bu haktan yararlanan Suriyeli sayısı çok az. Mesela üç milyon Suriyeli var Türkiye’de bin kişi bu haktan yararlanıyor. Bin kişi, üç milyonda bin kişi. Bu konuda birçok şart var o şartların birçoğunu aşmaları gerekiyor. Dolayısıyla bu yakışıklı delikanlımızın diğer kardeşlerimizin, Suriyeli kardeşlerimizi sık sık gündeme getirip onların aleyhine farkına varmadan veyahut bilerek zemin hazırlamaları hiç doğru değil. Yani “Suriyelilere niye iş veriliyor? Suriyeliler niye üniversite imtihanına giriyor? Suriyeliler niye sokakta geziyor?” Bu denecek söz mü? De “Üniversite imtihanlarında kolaylık olsun. Üniversiteye daha çok gençler girsin” falan de. Ama garibim bu masum insanları niye hedef gösteriyorsunuz? Üç milyon Suriyeliden bin kişi üniversiteye giriyor bin kişi. Yazık günah değil mi? Onu da engellediğinde ne olacak yani? Bu nasıl bir rahatlık meydana getirecek, vicdanın rahat olacak mı? Yanlış konuşmuşsun. Bilmeyerek konuştuğunu düşünüyorum. Onu düzeltmen lazım.

VTR: Ben ve arkadaşlarım stajyeriz. Ek bir ücret almıyoruz üstüne ücret veriyoruz, yemek içme bu konu hakkında ne yapılması gerekir?

ADNAN OKTAR: Bu çocuklar parayı nereden bulsun? Allah aşkına bu eğitim alan çocuklardan para alma işini bitirsinler. Bu garip bir durum yani. Stajyer staj yapıyor adı üstünde zaten çalışıyor bu üstüne para alması lazım onun. Hadi para verme tamam kabul parayı niye alıyorsun? Bunu Tayyip Hocam duysa bu konuyu düzeltir. Aslında bu konuda hükümet tedbirler almıştı. 2017’de tüm öğrenciler 421 liradan az maaş almayacak, alamayacaklar. Devlet katkısı da yasallaşmıştı. Paranın 3’te 2’sini İŞKUR verecekti. Acaba bu sistem işlemiyor mu? Buna bir bakmak lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Samsun Bafra’da yaşayan vatandaşlarımız bu gece oluşan Şehidimiz Ömer Halisdemir’i andıran bulutu tüm açılardan çekmişler. TC Silahlı Kuvvetler’in sayfasında paylaşılmış.

ADNAN OKTAR: Ama hakikaten çok benziyor. Bugün olması da çok acayip. Evet dinliyorum.

VTR: İnsan cehennemde yanıp sonra cennete mi girecek?

ADNAN OKTAR: Nur yüzlü, insanlar dünyaya zaten cennetten ve cehennemden gelirler. Hem zer aleminden gelirler hem cennet ve cehennemden gelirler. Cehennemden gelen zaten sonsuz cehennemden geliyor. Cennetten gelen de sonsuz cennetten gelir. Sonsuz cehennemden gelen cehennemde kalır ama için rahatlasın diye söylüyorum. Bak cehennem ehli için Allah diyor ki “Onların gözü vardır görmez, kulağı vardır işitmez. Kalp gözleri de kördür” yani şuurları da kapalıdır. “Onları diri zannedersin onlar ölüdürler” diyor. Kafanı takacağın bir şey yok. Yani şuuru açık, vicdanlı, samimi bir insan kesinlikle cehenneme gitmez haramdır ona cehennem. Allah’ı inkar olur o zaten. Yani öyle bir varlığın cehenneme gideceğine inanmak Allah’ı inkar anlamına gelir. Şuuru açık, samimi bir insan hiçbir şekilde cehenneme gitmez. O şekilde yaratılıyor zaten insan. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Klip izleyip dans eden bir ufaklık vardı.

ADNAN OKTAR: Bu yaşta bu nasıl oluyor böyle bir şey hayret. Kardeşim zamane gençleri bunlar ben anlayamıyorum biz o yaşlarda. Evet dinliyorum.

VTR: Stalin öldü mü öldürüldü mü?

ADNAN OKTAR: Stalin öldürüldü. Lenin’in de Allah belasını verdi. Aklını kaybederek çok ağır bir hastalıktan yüzü simsiyah kesilerek öldü. Stalin belden aşağısı ve sağ tarafı felç oldu önce. İhtiyaçlarını kontrol edemeyecek şekilde yani hiçbir şey yapamıyordu. Ölürken de korkun ızdırap çekerek öldü. Boğularak öldü. Elini boğazına götürüp boğulma hissi vardı. Belli ki zehirlendi. O şekilde öldü. Boğulma görüntüsünde öldü ölürken. Normal bir ölüm değildi ölümü.

Evet dinliyorum.

VTR: Bir insan yarın ne olacağını söylese ve bilse bu kehanet midir?

ADNAN OKTAR: Yarın ne olacağını söyler yani şöyle; tahmin gibi söyler. Ben böyle bir olay olacağını tahmin ediyorum der. Bu bir tahmin olur ama çıkarsa da doğru bilmiş olur. Tahmin diyebiliriz onu.

Evet dinliyorum.

VTR: Sizce İstanbul’daki duvarlara böyle yazı yazılması doğru bir şey mi?

ADNAN OKTAR: Çirkin görünüyor tabii. Benim canlarım hep güzellik, hep estetik, hep temizlik, hepsi Mehdi ruhunda gençler. Hepsi Mehdiyet ruhunda hiçbirinde egoist bir üslup yok.  Hep estetik, güzellik, sanat arıyorlar. Duvarlarda yazılar hakikaten çirkin duruyor. Öyle bir şey olmaz. Evet.

VTR: Her otun çayını yapıp içmek doğru mudur?

ADNAN OKTAR: İkisi de bayağı sevimliler. Her otun çayı olmaz tabii zehirlenirsin. Allah vermesin. Yani mesela baldıran vardır. Birçok yerde yetişir baldıran. Kokusu da kötü bir kokusu vardır. Üzerinde mor lekeler vardır. O öldürücü zehirdir baldıran. Kokusu bile çok zehirlidir. Yaprağını öyle kaynatıp içse insan Allah vermesin felaket. Yani ot işi tehlikeli. Birçok ot zararlıdır yani çok tehlikelidir. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bir sevimli vardı.

ADNAN OKTAR: Bu bize iyilik değil ki, haksızlık ayrıca bu. Biz sevemiyoruz adamı.

Evet dinliyorum.

VTR: Öğretmenlerin yaşadığı bir problem var, bu da herhangi bir problem olduğunda, öğretmenin öğrenciye şiddet boyutunun yüksek olmasından ziyade herhangi bir problem yaşandığında öğrencinin öğretmeni şikayet etmesi ya da bu problemi veliye yansıttığında, velinin öğretmeni şikayet etmesi ve öğretmenlere direkt soruşturma açılması büyük bir problem, bu probleme bir çözüm bulunması gerekiyor, nasıl olacak merak ediyoruz.

ADNAN OKTAR: O hakikaten önemli bir şey olabilir dediği. Çünkü okula gidiyor iki bin, üç bin öğrenci oluyor. Yani cins adamlar da oluyor okulda böyle aranan konu arayan. Öğretmene herhangi bir konuda gıcık oluyor. Şikayet etmek de kolay olunca iki satır yazı yazar, şikayet eder ve nefes aldırmaz. O konunun çok dikkatli ele alınması lazım. Yani doğrudan şikayetin devreye sokulmaması onun bir filtre sisteminden geçmesi gerekir. Makul bir şikayet mi, dürüst mü değil mi? Oturup soruşturma açmadan önce soruşturma açılacak bir şey var mı ona bakmak lazım. Bu savcılıklarda da var. Vatandaşlarda tanınmış bilinen insanlar hakkında abuk sabuk gece gündüz adam şikayet yazıyor. Ve bu tanınan bilinen insanlar zor durumda kalıyor. Her seferinde gidip ifade vermek zorunda kalıyorlar. Öğretmenler içinde böyle bir zorluk var olduğu anlaşılıyor. Tedbir alınması lazım. Yani bir filtre sistemi şart. Önden gerekli mi gereksiz mi tespit edildikten sonra müsaade etmek lazım. Evet.

VTR: Geceleri hastaneye gittiğimizde acil bir durum oluyor o zaman gittiğimiz bölümün doktoru olmuyor o an bunun sıkıntılarını çekiyoruz. Gittiğimiz zaman sadece hemşireler falan kalıyor. Bir sıkıntı oluyor o an onun doktoru olmuyor, bunun çözümünü bulmalarını rica ediyorum.

ADNAN OKTAR: Bu çocukların hepsi yakışıklı nedir bu? Değil mi hayret verecek bir şey. Bayağı artist gibi yakışıklılar maşaAllah. Yeni nesil bayağı güzel. Akşamları her branşın doktorları nöbetçi olarak kalması gerekir. Çok fazla doktor olması lazım. Yani yüz binlerce doktor olması gerekiyor. Mesela kulak, burun, boğaz, göz, dahiliye, kalp, cerrahi. Adam yaralanmış gelmiş mutlaka cerrah hazır durması lazım. Yani her dalın doktorunun hazır durması gerekiyor. Çok fazla doktor yetiştirilmesi lazım. Ve şartların da iyi olması gerekiyor. Ama Türkiye’yi de zenginleştirmek için de söylediğim önemli tarım ve hayvancılığı Türkiye’de muazzam yaymak lazım. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey sizi seven kardeşlerimizden birkaçının 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik günü kutlamalarından bazı resimleri vardı.

ADNAN OKTAR: Vay vay kabadayılara bak sen. Aferin çok iyi etmişler. Bayağı güzel.

Evet, Fikret Efendi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 15 Temmuz’da şehit edilen Özel Harekatçılarımızın resimleri var.

ADNAN OKTAR: Bakayım kabadayılara.

KARTAL GÖKTAN: Demet Sezen.

ADNAN OKTAR: Ay benim nurlum. Ne güzel makamlara erdirdi Allah seni. Ne güzel makam ile süsledi. Şehadetini Allah makbul etsin. Kabul etsin, tebrik ediyoruz seni.

KARTAL GÖKTAN: Edip Zengin.

ADNAN OKTAR: Vay kabadayım vay maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Emniyet Amiri Murat Ertekin.

ADNAN OKTAR: Murat Kabadayıyım diyor zaten maşaAllah. Aslan.

KARTAL GÖKTAN: Emniyet Müdürü Zafer Koyuncu.

ADNAN OKTAR: Zafer sen ne güzel makamdasın. MaşaAllah sana.

KARTAL GÖKTAN: Eyüp Oğuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah aslanıma.

KARTAL GÖKTAN: Emniyet Müdürü Fikret Metin Öztürk.

ADNAN OKTAR: Fikret Bey ne güzel makamdasın.

KARTAL GÖKTAN: Kübra Doğanay.

ADNAN OKTAR: Kübra kabadayılığın, yiğitliğin kitabını yazmış bir genç kız maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Murat Alkan.

ADNAN OKTAR: Hepsini tebrik ediyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Niyazi Ergüven.

ADNAN OKTAR: Onu da.

KARTAL GÖKTAN: Özel Harekat Baş Komiseri Zeynep Sağır.

ADNAN OKTAR: Zeynep ne güzel ismin var. MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Özel Harekat Daire Başkan Yardımcısı Önder Güzel. Özel Hareket Komiser Yardımcısı Seher Yaşar. Ahmet Çakır. Akif Altay. Birol Yavuz. Erol İnce. Gülşah Güler. Hakan Yorulmaz. Hüseyin Göral. Mehmet Karacatilki. Mustafa Aslan. Sevda Güngör. İkiz kardeşler Ahmet Oruç ve Mehmet Oruç ve Yunus Uğur.

ADNAN OKTAR: Hepsi koçyiğit, hepsi cennet kardeşi olmuşlar. Herkes ahirete gidecek ama onlar cennetteler maşaAllah.

VTR: Biz ikimiz çok iyi anlaşıyoruz her gün beraberiz iyi geçiniyoruz. Ama bazı kişiler arasında kıskançlıklar olabiliyor, neden?

ADNAN OKTAR: Ya bu tatlılık nedir bunlarda, ben bir daha göreyim bu şekerleri.

VTR: Biz ikimiz çok iyi anlaşıyoruz her gün beraberiz iyi geçiniyoruz. Ama bazı kişiler arasında kıskançlıklar olabiliyor, neden?

ADNAN OKTAR: Çünkü siz cennet kuzusunuz da onun için. Güzel ahlaklısınız, Kuran ahlakını güzel yaşıyorsunuz. Çok güzel tabii.

VTR: Ömer Aksoy, Düzce’den geliyoruz. Bugün 15 Temmuz’un yıl dönümü geçen sene milletimiz olarak Türkiye Cumhuriyeti olarak çok büyük bir olay yaşadık. Aslında Türkiye Cumhuriyeti fiziki olarak işgal edilmeye çalışıldı. Milletimizin iradesiyle basiretiyle ve gücüyle önlenmiş oldu ve bütün dünyaya bunu göstermiş olduk. Biz de bugün Düzce’den buraya geldik tekrar aynı coşkuyla, aynı iradeyle inşaAllah bunu hissettirmeye çalışacağız gayretimiz bunun için. Rabbim inşaAllah tekrar böyle kara geceler yaşatmasın. İnşaAllah daha güzel neticeler alacağız.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musunuz bunların hepsi Kuran Müslümanı, bunların hepsi Mehdiyet Müslümanı. Bağnazlıkla alakası yok görüyorsunuz. Ama yoğun akılcı, samimi bir dindar. Samimi bir Müslüman. İşte Mehdiyet’in buram buram etrafı sarması bu şekilde oluyor bu şekilde devam edecek inşaAllah.

Kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza. 

Masaüstü Görünümü