Harun Yahya

Sohbetler (16 Temmuz 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Sohbetin hoşu, olmaz boşu, bu imanda bir koşu, çıkacağız bu güzel yokuşu.

Evet, buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Lice’nin Kabakaya Köyü Hacı Cemil mezrasında yaşayan baba Ömer ve oğlu Musa Mazlum akşam saatlerinde evlerinde bulundukları sırada teröristlerce kaçırıldı. Yapılan aramalar sonucunda baba ve oğulun naaşları bulundu ve şehit oldukları anlaşıldı.

ADNAN OKTAR: Bunlar kaçırıyorsa devlet de kontrgerilla oluştursun devlet de onları kaçırsın. Legal bir kanuni statü içerisinde hapse koysunlar. Bir usulü vardır bunun. Onlar bunu biliyorsa biz daha da alasını biliriz. Bunda tereddüt edilecek bir şey yok. İngiliz derin devleti bu köpekleri teşvik ediyor bunlar da itlik yapıyorlar. Allah gani gani rahmet etsin şehitlere. Ama bunu seyretmek olmaz. Devlet seyretmiyor da fakat legal ordularla, legal polis teşkilatıyla mücadele veriyor ama bir de legal kontrgerillayla mücadele yapılması lazım. Memleket kabadayı dolu, her yerde böyle çok güvenilir akıllı gençler var. Emekli subaylardan, emekli polislerden de olur bir kontrgerilla yapılanması oluşsun, kanunla hukukla anayasayla da belirlensin. Uçsuz-bucaksız yetki verilsin, onlar da bunları armut gibi teker teker toplasın. Bunlar dağda gezmiyor mu? Tamam. Bir de dağda bunlara sürprizler hazırlanması lazım. Ben nasıl anlatayım? Adam sana sürpriz hazırlıyorsa sen ona on misli sürpriz hazırlarsın. Hoş geldin karşılaması da yapılabilir. Belli bunların nereye gelecekleri, geldiğine geleceğine bin pişman etmek lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız Erdoğan dün gece, “Türkiye düşmanlarının kim olduğunu söylese uluslararası kriz çıkacağını belirten bir açıklama yaptı Adnan Bey. Dinleyebiliriz.

VTR- CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN: “O kadar çok düşman pusuda bekliyor ki isimlerini tek tek saymaya kalksam çok ciddi uluslararası krizle karşılaşırız. İsimlerini söylemiyoruz ama hepsini de biliyoruz. Onlarla geçtiğimiz yıl 15 Temmuz’un ardından verdiğim mesajı burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum; başaramayacaksınız, milletimizi bölmeyeceksiniz, bayrağımızı indiremeyeceksiniz, vatanımızı parçalayamayacaksınız, devletimizi yıkamayacaksınız, ezanlarımızı susturamayacaksınız, ülkemize diz çöktüremeyeceksiniz, halkımıza boyunduruk vuramayacaksınız, bizi yolumuzdan geri döndüremeyeceksiniz.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun kabadayıya. İngiliz derin devletini nezaketiyle anlatmış “farkındayız bu pisliklerin” diyor “gereğini yapacağız” diyor, helal olsun çok güzel.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı Şehitler Köprüsü’ndeki törende önce Kuran-ı Kerim okundu, sonra yapılan duanın ardından şehitler makamının açılışı gerçekleştirildi. Gösterebiliriz video vardı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam bayağı akıllı çok güzel yaptı. Hepsi mükemmel oldu bu son günlerdeki olaylar. İyi durumu değerlendirdi güzel ataklar yaptı çok iyi oldu.

Tayyip Hocam delikanlının kabadayının şahı. O kadar açık anlattı ki İngiliz derin devletini, bütün hikayelerini anlattı. “Çanakkale Savaşı zamanında gençlerimize burada içki dağıttılar” diyor. “Onların adamları bunu yapan” diyor özetle. Şimdi bu tamam çok net, İngiliz derin devletinden bahsediyor. Bütün Avrupa, İngiliz derin devletinin talimatıyla darbeyi destekliyor, bir tek İngiltere şiddetle karşı darbeye. Bak Amerika “tamam” diyor Avrupa “tamam” diyor hepsi tamam iyi oldu falan havasındalar. İngiltere “kahrolmayın siz” diye bağırıyor darbecilere. “Meğer boğaza geldiğimde bir de baktım ki askerler her yeri doldurmuş” diyor “ben film çekiliyor zannettim” diyor “Teresa’yı aradım” diyor “yok o film değil tiyatrodur dedi” diyor “ben de çıkaramadım olayı” diyor “sabaha kadar düşündüm” diyor. “Ne MI6 ne MI5, İngiliz derin devletin hiç haberi yoktu” diyor.

FETÖ’cüler yüzlerce kere İngiltere’ye giriş-çıkış yaptılar bu başları o olaydan önce yüzlerce kere. Sürekli Londra’ya uçuşlar var. O aranan yampirik var ya sürekli İngiltere’yle bağlantılı. “Haberim yok” diyor. Bütün dünyanın haberi varmış onun haberi yokmuş.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 15 Temmuz Şehitler Abidesi’nde “tek devlet” yazıyor Adnan Bey. Görebiliriz resmi.

ADNAN OKTAR: Şahane. Tayyip Hocam akıllı delikanlı çok güzel olmuş. Konuyu çok iyi değerlendirdi, dindarlığı da pekiştirdi, milliyetçiliği de pekiştirdi atağı güzel.

Tayyip Hocam’ın şahsına destek farz, farz. Bak düşünsün bir Müslüman benim kanaatim, Kuran’ı açsın baksın böyle azgın fitne döneminde Müslümanların bütün İslam aleminin, işte Türkiye’deki kardeşlerimizin herkesin Rum, Ermeni yahut herkes, herkesin menfaatini kollayan kim? Dürüstçe Müslümanca yaklaşan kim? Ve delikanlıca kabadayıca bu olaylara karşı koyan kim? Elini vicdanına koyacak insanlar, seviyorum sevmiyorum yok, vatan, millet, Allah, Kitap için kim hizmet ediyor belli. O zaman destekleyeceksin. Onu lamı cimi olmaz. “Ama sevmiyorum” diyor. Kardeşim, ananı-bacını da mı sevmiyorsun, vatanını da mı sevmiyorsun? Haşa Allah’ı sevmediğini düşünelim, dini sevmediğini, çoluğunu-çocuğunu seviyorsundur, kendini seviyorsundur. Bak, kendini kurtarman için de milli bütünlük için bir başa ihtiyaç var. Milli bir lidere ihtiyaç var. Tayyip Hocam en uygunu, hiç uzatmaya gerek yok konu bitmiştir. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Biraz önce gösterdiğimiz Şehitler Abidesinde “tek devlet” bölümünü göstermiştik. Her kısmında “tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak” yazıyor.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş. Bir daha söyle bu önemli.

BÜLENT SEZGİN: Her cephesinde tek tek şunlar yazıyor: “Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Tayyip Hocam’ın çok akıllı bir atağı.

Şu telefonunu açtın mı Tayyip Hocam’ın sesi duyuldu ya, o da çok akılcı bir şey. Yalnız çok iyi korusunlar o sistemi. Onu sağlama alalım, bir saldırıda şunda bunda falan o sistemi tepmez-devrilmez bir güce çevirelim. Atom bombası atılsa bile o sistem yıkılmasın öyle bir tedbir alalım. Toplasınlar mühendisleri şunu bunu kimse bakan, açtın mı telefonu fevkalade bir durumda o ses duyulsun, çok güzel o. Ama bu FETÖ’cü çakallar İngiliz derin devletinin akıl vermesiyle o sistemleri çökertmek isteyeceklerdir. Gizli yedekleriyle beraber çok güçlü o ağı muhafaza edelim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyici sorusu var.

VTR: Allah’ın yarattığına razı olmak ne demektir?

ADNAN OKTAR: Allah’ın yarattığına razı olmak, şu an her şeyi Allah yaratıyor. O yaratılışın hepsinde hikmet var. Mesela niye darbe oldu? Batınına inersen ne darbe biliyor musun? Onu yapan Allah. Darbeyi deviren de Allah, anıtları açtıran da Allah, halkı oraya toplayan da Allah. Amacı Mehdi’sini zahir etmek, Hz. İsa Mesih (as)’ı zahir etmek, İslam’ı dünyaya hakim etmek ve İttihad-ı İslam’ı oluşturmak özetle. Allah onun için toplumu hayatı yönlendiriyor konu bu. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Abidede “tek vatan” yazan bölümü de görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Çok iyi akıl etmişler bayağı güzel olmuş. Bunlar çok hayati konular. Bayağı isabetli olmuş. O bölgeyi koruyacak dört ayrı noktaya beton, böyle çok güçlü bombayla da yıkılmayacak mevziler hazırlasınlar. Uçaksavar mevzileri, yani her türlü saldırıda da yıkılmayacak gibi uçaksavar mevzileri hazırlansın. Yeraltında da roket sistemi yapılsın o bölgede. Yeraltında da uçaksavar, roket sistemi.

Çengelköy’e “kahraman” ismi verilsin demiştik, “kahraman Çengelköy” diye bekliyoruz. Şehitler Çeşmesi açılıyor şu an Çengelköy’de. Çengelköy’ün kabadayıları biliyorsunuz ilk göğsünü siper eden onlardı. Ülkücü gençlerdi. Çengelköy açıkça söyleyeyim silme ülkücüdür bilmiyorum belki bilinmeyen bir sırdır. Açıkça söyleyelim çaka çaka kabadayı doludur. Çengelköy’ün kabadayıları seçme kabadayıdır, maşaAllah. İlk karakolu korumaya giden efeler onlardı.

Yüzbaşı gelmiş “darbe yaptık” demiş. “Ne darbesi lan?” demiş “kafayı mı yedinsen?” falan demiş. Bizzat kendi anlatıyor zaten. Bu silah çekmeye falan kalkmış, orada da halk toplanınca bu argo tabirle tırsmış. Ama tabii aslanlar çok esaslı bir karşılık verdiler. O arada o çakalların bir kısmını kullandılar halka karşı işte. Şehitler o zaman verildi. O kabadayımıza da birkaç kurşun isabet etti gazi oldu o da. “Hadi eve gidin” diyormuş “sen git eve” demiş “ne gideceğim eve?” demiş. “Sen ne yapıyorsun, sen ne yaptığının farkında mısın ne konuşuyorsun?” demiş. Halkı o kadar ürkek zannediyor ki bunlar. Yani “hadi git” deyince “tamam gideyim” diyecek zannediyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Anıtla ilgili bazı fotoğraflar gösterecektim. “Tek bayrak” yazan bölüm Adnan Bey. Bayrağımızın 20-25 santim kalınlığında mermer rölyef uygulaması bu cephesinde.

ADNAN OKTAR: Şahane olmuş, sanatlı da olmuş.

BÜLENT SEZGİN: “Tek millet” yazan bölüm.

ADNAN OKTAR: Ben anladım çok güzel olmuş, evet.

Her şeyde hayır var. Mesela 17-25 Aralık olayları “niye oldu?” falan dediler. Çok büyük hayır oldu. O dönemde askerin içinde FETÖ’cüler yuvalanmıştı ama asıl polis sorundu ve adliye sorundu. 17-25 Aralık olaylarında polis ve adliye geniş çaplı temizlendi. Yani darbe gecesi polisin de darbeyi desteklediğini düşün, gece 3’te yapıldığını düşün bitmişti. Polisin içindeki FETÖ’cüleri temizlediler o devirde, adliyeyi de temizlediler belleri kırılmış oldu. Sıra askerin içindekilere gelmişti onları da temizlediler. Çok büyük bir olaymış, Allah çok büyük beladan kurtardı Türk milletini. İngiliz derin devleti nasıl arsız? Hani böyle azılı katiller oluyor ya, cinayet işliyor cinayet yerine geliyor ağlıyor yerlere yatarak böyle dövünerek. İngiliz derin devleti de cinayet yerine gelip dövünüyor. “Kim yaptı bunu vay nasıl oldu bu iş?” diyor. O nu da yiyeceğimizi zannediyorlar. Biz yemeyiz kustururuz adamı, bir arkadaşın beyanıyla. Tabii ilimle irfanla, kanunla hukukla.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Kuran’da Hz. Musa (as) ve Hz. İbrahim (as) neden fazla anlatılıyor bunu açıklar mısınız?

ADNAN OKTAR: Her ikisi de ulul azm büyük peygamberlerdir. Hz. İbrahim (as) zaten babamız, bütün peygamberlerin tabi olduğu bir peygamberdir. Resulullah (sav) de ilk yaşadığı dönem Hz. İbrahim (as) dini bakiyesini yaşıyordu. Hz. Musa (as) da Hz. İbrahim (as)’ın getirdiği hanif dine uyarak devam etti. Hak dinlerin uygulayıcısıdır Hz. İbrahim (as). Hak dinin başıdır yani hak dinlerin başı. Yakın zaman açısından ama daha uzak döneme gittiğimizde Hz. Nuh (as)’a doğru gideriz. Evet.

VTR: İstanbul’daki çarpık kentleşmeyi nasıl çözebiliriz?

ADNAN OKTAR: Ona esaslı bir manevi devrim gerekiyor. Mehdiyet’in sevgiyle şefkatle halkı ikna etmesiyle olur. Yoksa o korkunç görüntü devam edecektir. Onların yıkılması mümkün değil çok zor. Halka deniz kenarında güzel geniş yerler verilir. Şehir deniz kenarındaki o semtlere doğru kaydırılır. Resmi devlet daireleri de o tarafa doğru kaydırılır o zaman çok makul hale gelir. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Tarihi Kırkpınar yağlı güreşlerinde Baş Pehlivanlığı İsmail Balaban kazandı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah İsmail’e. İsmail’in güreşi yok mu peki?

BÜLENT SEZGİN: Vardı gösterelim.

ADNAN OKTAR: Hakiki pehlivan bu helal olsun. Hakikaten yıllardan beri böyle pehlivan çıkmamıştı. Tebrik ediyorum pehlivanımızı. Yediği-içtiği helal onun aferin.

Şimdi İngiliz derin devleti dünya çapında bir kültür imparatorluğu kurmuş, dünya çapında. Bu entellik dantellik de onlar için çok hayati bir zemin ama tabii ki insan entelektüel kültürü olan insanları daha çok sever yani bu normal. “Kültürü, kaliteyi, hayatın özgürlüğünü bizde bulabilirsiniz” diyor İngiliz derin devleti. Bak şimdi bu cazip aslında. “Fakat içinde homoseksüellik de olacak” diyor “homoseksüeller de özgür olacak” diyor. Aslında tabii “kadınlar da özgür olacak” diyor deccaliyet. Ama önceliği homoseksüel özgürlüğüne veriyor. “Din sizin için zor olmaktan çıkacak” diyor “dini tamamen kaldıracağız” diyor “Rumilik haline gelecek” diyor. “Şarap da içeceksiniz, fuhuş da yapacaksınız, namaz da kılmayacaksınız ama adınız yine Müslüman olacak” diyor. “Bak ne kadar size kolaylık sağlıyorum” diyor İngiliz derin devleti. Aslında en tehlikeli ideoloji İngiliz derin devletinin ideolojisi. Bak FETÖ yapılanmasını çok rahat kontrol altına almışlar. “Müslümanlığınız dursun” diyor “Kuran da dursun ama Kuran’ı uygulamayın” diyor “bu kadar kolay” diyor. “Çünkü asrımıza uygun değil” diyor. “Onun yerine Mevlana Celaleddin Rumi, o da İslam alimi biz İslam’ı reddetmiyoruz” diyor “bir alimi kabul ediyoruz, Rumi’nin prensiplerini esas alalım” diyor. “Niye Muhammed’in prensipleri esas olsun? Onun tabisi olan Mevlana Celaleddin Rumi’ye tabi olalım mutlu yaşayın” diyor. Ve “homoseksüellik de her yerde özgür olsun, Darwinizm’e de inanın yani insanların evrimle yaratıldığına da inanın ama istiyorsanız Allah’a da inanın böyle bir inanç sistemi olsun” diyor. Şimdi dayatmak istedikleri bu. Bu aslında avantajlı bakın çok tehlikeli bir şey bu. Bunların belini kıran bizim ideolojimiz oldu, tam bodoslamadan belinden vurduk bunları. Çünkü biz de dedik ki bak, “Biz homoseksüellikten tiksiniyoruz Kuran’a göre bu haram.” Hakikaten iğrenç bir fiil, buradan bir kere toplumu kazandık. “Dekolte asıl Müslüman kadında olması lazım, süs de güzellik de özgürlük de Müslüman kadında olması lazım, sizde olmasının bir anlamı yok zaten Müslümanlıkta var bu” dedik. Onları ellerinden aldık. Darwinizm konusunda da “Allah’ı inkar için bunu yapıyorsunuz” dedik, “bilimsel olarak bu mümkün değil, teknik açıdan mümkün değil. 700 milyon fosil var bunların hepsi yaratılışı ispat ediyor doğru söylemiyorsunuz” dedik. Burada da galip geldik. İngiliz derin devletinin elindeki bütün delilleri aldık. Aslında müthiş bir ideolojiyle çıktılar. Biz olmasak İslam alemini bunlar paramparça ederdi. Bu ideolojinin karşısında kimse dayanamaz. Darwinizm’e karşı Müslümanların dayanacak gücü yok. Fethullah Gülen diyor ki “benim karşıma Darwinizm’i getirdiler ben inandım” diyor “imanım gitti” diyor “teslim oldum” diyor. “Ama sonra birileri çıktı bunları darmadağın etti” diyor. Kim olduğunu söylemiyor. Yani adımı veremiyor. Karizmasını kurtaracak kendi kafasınca.

Buyurun dinliyorum.

VTR: Ülkemizdeki önemli yapıların, tarihi eser çoğunlukla özellikle Taksim’deki ve buradaki bütün yapıların neden otele çevrilip bu güzelliklerin bozulduğunu merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi haklısın. Eğer öyle bir şey yapılıyorsa facia. Neresi öyle hangi tarihi bina otele çevrildi? Var mı öyle bir yer? Yapılıyorsa felaket, ama bilmiyorum Taksim’de öyle bir yer hatırlayamadım ben. Tarihi bir binanın otele çevrildiğini hatırlayamadım. Ama olursa kötü olur anlamında diyorsa doğru. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız şehitler makamının açılışında şunları söyledi Adnan Bey: “Biz bu mekanı yaparken onları unutmayacağız unutturmayacağız diye yaptık. Rastgele bir araya gelmiş insan topluluklarıyla milletler arasında fark budur. Topluluklar anlık çıkarlar için bir arada bulunurken milletlerse canlarını vermeyi göze alırlar. Biz sıradan göçebe bir kavim değiliz. Biz milletiz, onlarsa illet” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama hakikaten ne kadar asil bir millet, çok acayip bu çok şaşırtıcı. Mesela Irak’a Amerikan askeri girdi hemen adamlar “buyurun” falan dediler. Suriye’ye girdiler hiç, adam bir kısmı bırakıp gidiyor, bir kısmı başka türlü yapıyor falan yani çok kolay oluyor her şey. Bir hükümeti yıkmak, bir devleti yıkmak, bir milleti yıkmak çok kolay oluyor. Libya’da da öyle çok çok kolay oldu. Gayet basit bir şey. Ama Türkiye’de ufacık bir harekette millet akıl almaz kükrüyor. Bir daha Allah esirgesin öyle bir şey olsa yüz misli karşılık verirler. Ve bu sefer çok sert olur tahmin ettikleri gibi de olmaz. Kanun hukuk ölçüleri içerisinde tabii. Onun için Tayyip Hocam güzel, haklı, hoş konuşmuş. Tayyip Hocam yaman delikanlı kıymetini iyi bilsinler bak tekrar tekrar söylüyorum.

Evet, buyurun.

VTR: İslam’ın şartları sadece 5 tane midir?

ADNAN OKTAR: Tabii ki 5 değil. Kuran’da 6666 ayet var hepsinin uygulanması lazım. 5’le sınırlamak çok acayip. Yanlış, 5 değil.

VTR: Sivas Belediye Başkanımız sürekli kaldırım yapıyor. Peki bunu neden yapıyor?

ADNAN OKTAR: Sen nasıl güzel insansın, nasıl nurlusun, maşaAllah. Kaldırımlar bozuk herhalde anladığım kadarıyla, değil mi? Herhalde rahat yürüsün millet diyedir ne olabilir? Ama rahatsız olmuş bu güzel kız. Bir bildiği var ama ben anlamadım ne demek istediğini. Yani başka hizmetler yapılmıyor kaldırım yapılıyor anlamında diyor herhalde. Olabilir, onu hükümet de destekler bir şeyler yapılır. Biz buradan bir uyarı olarak belirtelim. Kaldırım yapılmasında bir şey yok güzel bir şey ama sırf kaldırımla olmaz, her yeri güzelleştirsin süslesin bakımını yapsın anlamında diyor hanım kardeşimiz haklı. Eğer öyle bir durum varsa doğru. Evet.

VTR: Biz markette çalışıyoruz. Bazı müşterilerimiz var o kadar uyuzluk yapıyorlar ki. Buradan müşterilere sesleniyorum, markete gittiğiniz zaman lütfen çalışanlara biraz nezaketli davranın. Çünkü onlar da insan, onlar da ekmek parası kazanıyor. Allah razı olsun zaten sizin verdiğiniz paralarla geçiniyor onlar da ama biraz daha nezaketli davranalım.

ADNAN OKTAR: Canım benim doğru söylüyorsun. Hakikaten işyerlerinde acımasız bir ortam oluyor, merhametsiz bir ortam oluyor. Bu satıcılık yapan, tezgahtarlık yapan, satışta görevli olan hanımlara, beylere çok soğuk, incitici ve yorucu bir üslupla yaklaşıyorlar bu çok kötü çok yanlış. Bayağı hırpalıyorlar, soruyor “Şunu indir bunu götür şunu indir bunu götür. Niye bunu böyle yapıyorsunuz? Bu çürük bu bozuk, niye bunu böyle yaptırdınız?” Almazsın en fazla, ne uzatıyorsun? Bak bu da kötüymüş diyor. Kötü-iyi olduğunu sana sormuyor ki o, alacaksan bakarsın beğenirsen ben bunu beğendim dersin alırsın. Almayacaksan da bakar nezaketiyle çıkarsın. Ama geldiğinde selamla gel, bir hal-hatır sor hayırlı günler de bir şey de kalplerini kırma rencide etme üzme. O insanlar 3-5 metrekare yer içinde bütün hayatlarını geçiriyorlar, Allah için hizmet ediyorlar. Onlara merhametli şefkatli davranmak lazım. Doğru söylüyor kardeşimiz. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Dün gece Türkiye’nin tamamında sela okunmasından rahatsız olan sol haber portalı, “selalar ne zaman duracak?” diye haber yaptı.

ADNAN OKTAR: Selalar ne zaman duracak? Onlar vefat ettiğinde duracak onun dışında durmaz. Bir de kıyamette. Allah ömürlerini uzun etsin de ama sela öyle durur. Kıyametin dışında durmaz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Neden tüm İslam alemi dindarlığı sanattan uzak tutuyor?

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma. Bak hepsi şuurlu, maşaAllah. Dindarlıkla sanat halbuki iç içedir. Dindar adam zaten sanatçı olur, sanatçı olan zaten sevgi dolu olur. Sevgi dolu olan zaten kaliteyi arar bunlar iç içe bütün. Çok doğru çok güzel söylüyor. Evet.

VTR: Gece 12’den sonra ulaşım çok zor hatta hiç yok. Bence buna bir çözüm bulunması lazım.

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini çok yakışmış saçların da bayağı güzel olmuşsun. Gece 12’den sonra hakikaten Ankara’da da öyle olurdu. Biz teyzemlerden çıkardık Bahçelievler’den, dolmuş falan o zaman steyşın uzun arabalar vardı. Bekle bekle bekle, otobüs zaten mucizeydi otobüsün gelmesi bir saat falan beklemen gerekiyordu ama boş geliyordu tabii. Korku filmi gibi bomboş otobüsün içinde tangır-tungur geliyorduk. Dolmuşlar hep böyle benzin kokardı o zamanlar, benzin-mazot kokusu karışık insanın içi kalkardı çok acayip bir şey. Vitesler falan bir garipti, direksiyon ince böyle mikadan. Garip bir yapı vardı o zamanlar. Ama şoförlerle işte muhabbet edilirdi. Şoför durduk yere laf atardı mesela “bu hayat pahalılığı da insanı sıkıntıya sokuyor” falan gibisinden. “Evet hemşerim doğru” falan diye birisi oradan girerdi. Yol boyunca kafamız ütülenirdi tabiri caizse. Yani güzel günler tabii, güzel hoş günler. Nereden nereye geldik neyse geçelim bu konuyu.

VTR: Ölen kişinin arkasından hayır yapmak onun adına bir fayda sağlıyor mu?

ADNAN OKTAR: Nurlu güzeller güzeli. Öyle bir şey olmaz tabii, adam mesela ahlaksız zalim adam, sen onun arkasından istediğin kadar ayet okuttur, Kuran okuttur, istediğin kadar para dağıt ne yaparsan yap o kendi yapacaktı, kendi yapmadıktan sonra dışarıdan ilaveyle olmaz. Ama şöyle olabilir; o bir okul kurmuştur, o okulda öğrenciler yetişir hayır dualar eder, o hayır duaları ona döner tabii. Çünkü onun hayrı kesilmez. Veya bir çeşme yaptırmıştır orada herkes su içer “Allah razı olsun sahibinden kim yaptırdıysa” der onun sevabı ona gider. O tarz olabilir. Ama öbür türlü olmaz. Evet.

BÜLENT SEZGİN: İçeriye girmeye çalışan bir köpek vardı.

ADNAN OKTAR: Hayvanlar ne masum, temiz oluyorlar. Ne saf kalpli oluyorlar. Saf insan arıyor ya insan böyle temiz, dürüst insan arıyor; o ruhunu tam tatmin ediyor onların saflığı, temizliği.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Misafirimizin size bir sorusu var.

VTR: Merhaba Sayın Adnan Oktar. Ben size dün (15 Temmuz) meydanlarda toplanan kalabalıklarla ilgili bir soru sormak istiyorum. Türk insanı geçen sene meydana gelen korkunç saldırıya karşı nasıl harekete geçebildi, nasıl bu kadar cesur olabildiler?

ADNAN OKTAR: Ay severim ben senin tatlılığını, severim senin şekerliğini. Bizim millette çok eskiden gelen, beş bin yıldan beri gelen genetik de diyebilirim bir kabadayılık ruhu vardır yani bizde bir gelenektir bu. İlçe ilçe, il il bir adettir yüksek bir adettir kabadayılık. Bu adet hiç bozulmadı, gençlerimiz hep kabadayı maşaAllah. Ve bu gerçek kabadayılığa dönüştü şu an. Bir de yanlış anlaşılan şekli vardır kabadayının onu demiyorum. Kabadayı demek dünyadan geçmiş sevdikleri için yaşayan insana denir. Özel harekatçılar mesela bakıyorum filinta gibi delikanlılar hepsi kabadayı. En ufak bir korku alameti göstermiyorlar. Mesela arabanın içi PKK’lı dolu gayet sakin hiç silaha bile davranmadan göğsünü gere gere gidiyor üstlerine. Bu, ne bu? Tankın altına bir insan nasıl yatar? Tank ilerliyor ellerini açıyor böyle tank ilerleyemiyor. Halis kabadayı bunlar, gerçek delikanlı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yeni düzenlenen ve sizin eserlerinizden faydalanılarak hazırlanan bir sitemiz var AHİRZAMAN.org. Sitede hadislerle anlatılan birçok konu var. Hz. Mehdi (as)’nin bu yüzyılda çıkacak olması, çıkış alametleri, fiziksel özellikleri.

ADNAN OKTAR: Çok iyi yapmışsınız önemli. Bayağı güzel.

KARTAL GÖKTAN: Hz. İsa (as) ve Mehdi (as)’nin ilmen mücadeleleri, Kuran’da Mehdiyet’i anlatan ayetler, ilgili hadisler, Risale-i Nur’da Mehdiyet. Sitede bu konular hem yazılı olarak anlatılıyor hem de video filmlerle anlatılıyor.

ADNAN OKTAR: Süper olmuş, bayağı iyi. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Viyana’dan sorularımız var.

VTR: Benim sorum, neden 16 yaşına kadar alkol almak yasak?

ADNAN OKTAR: Ay severim ben sizin güzelliğinizi hepsi çok güzel, hepsi de çok şekerler. Alkol alıyorlar herhalde. Alkol, ne oluyor içtin mi? Tansiyon yükselir anında, kalp ritmi bozulur. Çok büyük tehlike durduk yere kalp tak tak tak atmaya başlar. Normal işleyen kalp, ritmi bozulur 120’ye, 130’a çıkar. Ne gerek? Veya ekstrasistoller başlar kalp durur mesela tık, tık tık tık tık, tık kalp onu anlamaz beynin sistemini bozar. Ayrıca beyni eritir. Beyin hücrelerine geldi mi alkol vurduğunu indirir, vurduğunu indirir düşman ordusu gibi girer. Düşman ordusu birden nasıl işgal ediyor? Ağız bir kere, ağız mukozasını hemen tahrip eder bembeyaz olur ağız alkolden. Gırtlağı yakarak iner mideye gelir. Mide mukozasını parçalar bembeyaz yapar. Ondan sonra karaciğere dalar. Karaciğerlerin o nazik hücrelerini de parçalar. Oradan beyne çıkar, beyni de parçalar. Şimdi bunun eğlendirici yönünü ben anlayamadım nedir bu? Mide bulantısı, baş dönmesi, baş ağrısı. Kardeşim şamata yapıyor yok öyle bir şey. Öyle bir şey olsa Cenab-ı Allah onu zaten haram kılmaz, helal olur. Ve nimet olarak da kullanılır böyle bir şey yok.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, şarabın içerisinde bildiğiniz gibi metil alkol adı verilen ve öldürücü özelliğe sahip madde var. Bu madde, körlüğe, komaya ve son olarak ölüme neden olabilecek derecede toksik yani zehirli madde.

ADNAN OKTAR: Canım olacak iş değil. Bir de leş gibi kokuyor şarap çok kötü, iğrenç, tiksinti verici. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Hasan Amcamız var 125 yaşına girmiş.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah ellerinden öpüyorum senin.

KARTAL GÖKTAN: 1892 doğumlu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, Allah seni korusun. Allah sana daha uzun ömür versin. MaşaAllah, maşaAllah aslan gibi maşaAllah. MaşaAllah hayret Allah Allah. Allah sıhhatle, hidayetle uzun ömür nasip etsin, bizlere bağışlasın. Evet.

VTR: Merhaba benim ismim Alexander Schafer ve sorum şöyle, çocuklarımızın geleceği nasıl olacak? İş dünyası nasıl değişecek? Buna nasıl hazırlanmalıyız? Çoğu şeyler robotlardan inşa edildiğinden dolayı işyerlerine ihtiyaç kalmıyor.

ADNAN OKTAR: Bu kardeşlerimiz genellikle Katolik oluyorlar yahut Protestan oluyorlar. İsa Mesih ve Mehdi (as) birlikte çok güzel bir dünya meydana getirecek, çok güzel vakitteler. Özellikle çocukları yaşadı cennet gibi hayat görecekler. Bu nesil yaşadı yeni doğanlar süper nasipli, acayip. Her şey güzele dönecek üç, beş yıla kadar çok şey değişecek Türkiye’de ve dünyada.

Evet, dinliyorum.

VTR: Neden İran ve Suriye gibi ülkelerdeki insanların Avrupa’da yerleri yok? Bir veya iki sene sonra ülkeyi terk etmek zorunda kalıyorlar. Çünkü iş ve ev bulunmuyor. Neden böyle?

ADNAN OKTAR: Ne güzel insanlar. Avrupalılar da çok vicdanlılar. Derin devlet mensupları çok ahlaksız, halk çok güzel ahlaklı baksana şu vicdana. Çok güzel, İran’ı, Suriye’yi, Irak’ı herkesi sevdiklerini görüyoruz, konuşmalarda bunu görüyoruz. Kardeş olalım Alman halkıyla, Fransız halkıyla bunlar güzel insanlar. Yönetimdeki derin devlet mensupları, İngiliz derin devletinin yalakaları çok ahlaksız başı tutmuşlar onları başlardan koparmak gerekiyor kanunla hukukla, ilimle irfanla.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Euronews Kanalı Belçika’ya iltica talebinde bulunan darbeci askerleri konuşturup hükümetin söylediklerinin doğru olmadığı ve darbecilerin hiçbir şeyden haberlerinin olmadığı yönünde propaganda yaptırıyor. Euronews Kanalı 5 yıl önce TRT’den Bülent Arınç sorumluyken TRT ile bir anlaşma imzalamış ve bu kanala Türkiye’den yüklü miktarda para aktarımı yapılmıştı. Hem de o dönemde Gülen cemaatine yakın isimler kanalda çalıştırılmıştı.  

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi hangi katil “Ben cinayet işledim” diyor hangi hırsız “ben hırsızlık yaptım” diyor? Adamlar tabii ki inkar edecekler inkar etmemeleri mümkün değil ki. Tankın içinden çıkarıyorsun ahlaksız herifi “Ben yapmadım” diyor bunlar hayasız, arsız. Uçaktan iniyor bombalamış “Yok ya” diyor “öyle bir şey yok” diyor “kaçtı gitti şimdi ben görmedim” diyor “uzun saçlı bir adam vardı o yaptı” diyor. Bunlar arsız, bunlara itibar etmeye gerek yok. Bunların yancıları da arsızlar.

VTR: Motorlu taşıtlara şoförlerin saygısı olmuyor.

ADNAN OKTAR: Şoförlerin saygısı, evet pek kaale almıyorlar. O da risk meydana getiriyor. Motosiklet çok tehlikeli bir vasıta. Ben çok tedirgin oluyorum çocuklara bir şey olacak diye. Bazen de genç kızlar da o vatandaşların arkasına oturuyorlar. O çocuk da çok ciddi riske girmiş oluyor. Bir şey fırlatırlar, bir şey dökülür üstlerine, kimyasal bir şey sıçrayabilir, bir taş sıçrayabilir. Bir kesici alet vardır bir yerde değil mi arabalarda falan gelir sürter, keser, atar. Çok çok tehlikeli motosiklet olayından çok kaçınmak lazım.

BÜLENT SEZGİN: Minik bir sevimli vardı.

ADNAN OKTAR: Mesela bak bu yanlış. Elini ağzına sokuyor. Elindeki bakteriler hayvan için çok yabancı maddeler. Yabancı bakteriler hayvanı rahatça öldürebilir o. Annesi sevecek onu, annesi dokunacak. Sen elini ağzına niye sokuyorsun? Elini her yere dokunduruyorsun her türlü mikrop gelişir. Körpecik hayvan el kadar bir de onlar mikrop kaptı mı bünyesi zayıf oluyor hemen ölür. Bu ferahlığın bir alemi yok. Elini yıkamadan olmaz. Tertemiz elini yıkayacak steril hale getirecek o zaman hani olabilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Yurtdışında yaşıyoruz aslında ülkemize geri dönmek istiyoruz. Sosyal hakları olmadığı için dönemiyoruz. Yurtdışındaki, Avrupa’daki haklar neden bu ülkede yok?

ADNAN OKTAR: Ay severim ben senin güzelliğini. Türkiye’de kısa sürede çok kaliteli, Avrupa’nın da üstünde klas bir ülke olacak. Biz kalkış noktasına geçtik şu an. İngiliz derin devletinin boyunduruk sistemini kırdık artık bundan sonra yükselişteyiz. Bunların hepsi olacak.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kadın hakları neden yok? Neden biz kadınlar mağdur oluyoruz? Biz kadınlar niye tacize uğruyoruz? Biz kadınların neden giyimine karışıyoruz? Neden bu ülkede erkek egemenliği daha fazla?

ADNAN OKTAR: İşte gelenekçi Ortodoks sistemde adamlar bunu sağlama bağlamış, anayasa haline getirmişler adeta. “Kadın erkeğe tabidir” diyor “erkek kraldır” diyor “ne derse olur” diyor. Baksana Cübbeli’ye “sözünü dinle sopayı yiyeceksin yoksa” diyor. “Yarası olsa” diyor kadın, insanı tiksindiriyorlar onu bir şekilde erkekten temizlemesi gerekiyormuş kadının üstündeki kiri. Bu çok çirkin ve hakaret dolu bir ifade. Sen kimsin de kadın senin o pis yönünü temizlesin, kirini temizlesin? “Kadının söylediğinin tersini yapın” diyor. Kadını potansiyel tehlike olarak görüyorlar. Kadının aleyhinde o kadar çok madde var ki, o kadar çok gelenekçi Ortodoks inancın çirkin felsefeleri var ki say say bitmez. Bunun sonucunda halk kadınlara karşı kodlanıyor. Mesela dekolte giyiniyor “Vay niye dekolte giyindi?” Mesela makyaj yapıyor “Niye makyaj yaptı?” Dimdik yürüyor. “Niye dimdik yürüyor?” Sokağa çıkıyor. “Niye sokağa çıktı?” Gülüyor. “Niye güldü?” Her şeyini kontrol altına almışlar. Kadınlar da bunu o mazlum güzel varlıklar bir şekilde kabul etmişler. Ne oluyor falan dememişler. Bu makul görülmüş. Adamlar da bindikçe binmişler, azdıkça azmışlar, ezdikçe ezmişler ve ezmeye de devam ediyorlar. Gelenekçi İslam anlayışının ortadan kalkmasıyla kadınların üstündeki baskı da ortadan kalkacaktır. Kuran’a döndüğümüzde, Kuran’ın yeterliliği anlaşıldığında kadınların üzerindeki baskı kalkacaktır. Mesela bak burada hanımlar hepsi dekolte akıl almaz güzel yakışıyor. Çiçek gibiler tertemiz. Saçlarını boyamışlar, makyaj yapmışlar, mis gibi giymişler, parfümleri güzel, nezaketli, efendi, tertemiz insanlar. Ama yobaz bağnazlara bir sorsan, gözü dönmüş adamlara, homoseksüeller falan devreye girmiş olsalar “Vay nasıl böyle dekolte olurlar?” Ama bak homoseksüel dekoltesini bütün güçleriyle destekliyorlar. Homoseksüellerin makyaj yapmasını, homoseksüellerin özgürlüğünü bütün güçleriyle destekliyorlar. Kafayı kadına takmışlar bu ortadan kalkacak. Gelenekçi Ortodoks sistemin kadınları ezim ezim ezmesi Kuran’ın devreye girmesiyle son bulacak. Allah’ın kullarının yarısı kadın. Kadınların ezildiği bir dünyada bereket olmaz. Kadınlar özgürlüğe kavuştuğunda dünya kurtuluşa kavuşacaktır.

VTR: Türkiye’de niçin trafik kurallarına uyulmuyor bunu öğrenmek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Trafik kurallarına hakikaten uyulmuyor ama benim gördüğüm bir kısım insanlar ölü. Biz yolda giderken diyorum bak “Ölü geliyor dikkat et” diyorum kardeşe. Yolda dümdüz yürüyor araba hızla giderken sağa sola hiçbir yere bakmıyor. Eğer ona tabi olursak yani trafik ışıklarının olduğu yerden değil canının istediği yerden geçiyor etrafa da bakmıyor dümdüz yürüyor tarlada yürür gibi. Normalde araba vurur öyle bir insana. Şuurları kapalı birçoğunun. Bu; görgü, iman ve akılla ortadan kalkar. Her şeyin başında iman tabii.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Oyuncağa kafa tutan bir köpek var. Anlamaya çalışıyor.

ADNAN OKTAR: O birden kapsa aklı gider Allahualem. Deliliği çok tatlı.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Oktar Bey hangi parfümü kullanıyor? Ben de o parfümden kullanmak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Vay yakışıklı vay. Çünkü yakışıklılık tamam, her şey tamam, karizma tamam geriye parfüm kalıyor. Hayır söylemem, o zaman olmaz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Park alanları nasıl güvenli hale getirilebilir?

ADNAN OKTAR: Bak ne güzel dekolte giyinmiş hanımefendi tertemiz istediği gibi rahat geziyor. Bırakın hanımların yakasını. Bu erkek egemen toplum kafası bitecek. Gelenekçi Ortodoks sistemin kadınların üstündeki baskı bitecek.

Parklara ne olur? Özel harekatçı, iki tane özel harekatçı gelirse çok özel harekatçımız olması lazım çok ihtiyaç onlar. Parkta oturur. Orada yemek de getiren olur halktan, ikram da olur. Orada sohbet eder konuşurlar. Bütün bölgenin sorumluluğu onlarda olur aynı zamanda çok güzel olur. Mesela bir olay olsa orada fırlar anında gereğini yapar. Teröre, anarşiye karşı da çok iyi olur. Parklarda iki tane özel harekatçı bu kadar. Otomatik silahlı, tabancası var, mermileri var. Mesela en az 100-200 mermi de üstünde olursa gayet güzel olur. Evet.

VTR: Neden Türkiye’de vergiler bu kadar çok ya da neden bu kadar çok vergi ödüyoruz? Bunları öğrenebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin tatlılığını, güzelliğini, nurunu maşaAllah. Ama vergi de olmazsa devlet nasıl ayakta duracak? Güçlü olmamız için ordumuzun gücü için, milletimizin gücü için zor da olsa şu an vergileri kabul edeceğiz. Vergisiz dönem gelmeyecek mi? Gelecek, onu bekleyin. Mehdiyet döneminde vergi de yok. Onu söyleyeyim. Evet.

VTR: İnşaat sektörü ile ilgili konuşuyorum. Şu anda inşaat sektöründe gerçekten sıkıntı büyük. 2+1 daire en normal bir yerde 250-300 bin lira. Türkiye vatandaşı fabrikada çalışıyor asgari ücretli, bunu nasıl alabilir, nasıl ev sahibi olabilir? Olamaz ki olursa da bir ömür boyu borç öder, kredi öder. İnşaat sektörünü ben iyi göremiyorum, sıkıntılı görüyorum.

ADNAN OKTAR: İnşaat, ucuza mal olması için demirin ucuza mal olması lazım, çimentonun ucuza mal olması lazım. Devlet, demir fabrikalarını daha iyi organize edebilir, geliştirebilir. Zibil gibi demir üretilir. Çimento fabrikaları çok fazla olur. Tarıma ve ziraata da ağırlık veririz. Böylece zenginleşiriz, evler de ucuzlar. Başka türlü olmaz.

VTR: Ben Bitlisliyim. Yıl 2017 olmasına rağmen elektrik kesintileri oluyor hala. Bunun nedeni bence Doğu’da olan terör olaylarından dolayı. Bu tür olaylarda genelde elektrik kesintisi olsun, yol yapımları olsun, sanayinin, ticaretin orada gelişmemesinin nedeni terör olayıdır ve bu son yıllarda da zaten o konuda bence çözümler getiriliyor.

ADNAN OKTAR: Evet, Bitlis güzel bir ilimiz. Bütün Türkiye güzelleşecek. Tayyip Hocam’ın dikkatinden hiçbir yer kaçmaz. Hükümet bayağı uyanık bir hükümet, kıyı köşe her yeri biliyorlar. Ama biz zengin değiliz daha yeni zenginleşiyoruz. Evet.

VTR: Tütün ürünlerinin 18 yaşından yukarı kullanılması bence daha iyi.

ADNAN OKTAR: Zaten öyle değil mi? 18 yaşından aşağılara satılıyor mu?

KARTAL GÖKTAN: Satışı yasak.

ADNAN OKTAR: Yasak tabii. Ama duyarlılığı için teşekkür ediyorum. Doğru söylüyor. Kardeşim tütün leş gibi kokuyor. Ele kokusu siniyor, ağza kokusu siniyor, saça, üste başa, perdelere evin perdelerine, eşyaya her yer leş gibi kokuyor. Gitmiyor yani. Renk sapsarı oluyor. Başı dönüyor insanın içer içmez. Midesi bulanıyor, öksürüyor. Ağzında bir acılık, tadı da pis acı bir tadı var. Buna para verilip yapılır mı şu iş? İnanılır gibi değil. Gerçekten şeytan teşvik ediyor böyle bir olay yok yani. Güzelim genç kızlar oturuyor bir köşede çömelmiş, insan acıyor. Gayretli gayretli o dumanı o körpecik ciğerlerine çekiyor. Ne kazanıyorsun, ne var onda? Hiçbir şeye faydası yok. Diyor ki “sinirlerime iyi geliyor.” Yalan söyleme siniri berbat eder, gerer insanı. Sigara içenin tansiyonu yükselir bir kere çarpıntı yapar ve müthiş sıkıntı yapar sigara. Boş yere içiyorsunuz. Yazık ediyorsunuz kendinize, kimse.

Evet, dinliyorum

KARTAL GÖKTAN: Yağmurdan korunan hayvanlar.

ADNAN OKTAR: Allah’a şükür. Allah bunları yaratmış yani çok büyük zevk bunlar. Ama bunlara nasıl ulaşacağız? İşte dert bu. Kafese koysan olmuyor. Bize getirmişlerdi o zamanlar böyle bir şeyler buna benzer ben acıdım, hepsini bırakmıştım. Ormanda tepemizde geziniyorlardı böyle.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Ezgisu. Yurtdışında uluslararası ilişkiler disiplini çok önemli bir disiplinken neden ülkemizde önemli değil? Bunu çok merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Güzel Ezgisu, Allah senin ömrünü uzun etsin. Türkiye’ de her şey bundan sonra düzelecek. Daha yeni yakamızı kurtardık İngiliz derin devletinden. Bundan sonra. Tayyip Hoca’nın şevki çok güzel. Bu zaten izlenen bir program takip ediliyor. Yani senin duymasını istediğin kişiler de zaten duyuyorlar. O yüzden çok iyi olacak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika'nin Kaliforniya eyaletinde 21 kediyi öldüren Robert Roy Farmer, 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

ADNAN OKTAR: Çok iyi olmuş. Süper olmuş bak kanun dediğin, işte bak gayet güzel oluyormuş demek ki. Bir daha dinleyeyim.

BÜLENT SEZGİN: Amerika'nin Kaliforniya eyaletinde 21 kediyi öldüren Robert Roy Farmer, 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

ADNAN OKTAR: Süper olmuş, eline sağlık. 16 kediyi, 16 insanı da öldürür bu her şeyi yapar yani.  Süper olmuş.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ülkemizde öğrencilere karşı çok fazla bir önyargı var. Emlakçılar neden öğrencilere ev vermiyor?

ADNAN OKTAR: Öğrenci deyince böyle bekar, ne yapacağı belli olmayan falan diye düşünüyorlardır. Halbuki biraz mülakatla biraz konuşarak mesele hemen açıklığa kavuşabilir. Öğrenci, zaten 3-5 öğrenciyse zaten hadi diyelim bir tanesi anormal olsa bile öbürleri onu dengeler. Değil mi? 4 öğrenciye veriyorsun hepsi mi anormal bunların yani? Değil mi? Bir tanesi akıllı olsa hepsini dengeler zaten. Yersiz kuşkuları yani doğru değil. Öğrencileri mağdur etmek olmaz. O konuda teşvik edici olmak lazım. Hatta öğrenciler için de ev de yapılabilir ayrıca özel. Onların kiralayabilmeleri için de ev yapılabilir.  

Evet, dinliyorum.

VTR: Baktığımız zaman diğer ülkelerde teknoloji çok üst seviyede ve bizde hala Soma faciası gibi olaylar yaşanmakta. Bunun önüne geçmek için ülkemizde daha fazla sanayileşmeye ve robotlaşmaya ihtiyacımız var. Sorum bu ve bunun üzerine gidilmesi gerekiyor. Neden bu böyle?

ADNAN OKTAR: Aslanım benim, nurlu kuzum benim. Doğru söylüyorsun, aferin sana. Yüksek vicdanlı, yüksek ahlaklı bizim gençlerimiz. Bak bu aslan da öyle. Hiç kendi çıkarıyla ilgili falan değil. Hep hayır için güzellik için. İlgililer duyuyorlar zaten bu söylediklerinizi. Ben yani tekrar etmeme de gerek yok. Gereği olacaktır, inşaAllah.

VTR: Hava, deniz ve karayolunda hangi yolu tercih edersiniz?

ADNAN OKTAR: Deniz. Daima deniz. Şahane deniz ama teşkilat da olacak öyle hani ne olur ne olmaz. Yani bir yelek falan iyi olur. Batmamak için.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bir bayan olarak trafiğe rahat çıkamıyoruz. Erkeklerin daha fazla bilgilendirilmesini istiyorum.

ADNAN OKTAR: Benim nurlu kuzum benim, haklısın. Mümin, Müslüman temiz bir insan olduğun yüzünden belli oluyor. Allah nurunu arttırsın. Hanımlar da yolda kardeşim arabayla gidiyorsun, hanıma yol verilir. Arabayla değil mi? Hanımları sıkıştırmak falan münasebetsiz birisi şimdi duydum bir hanım arkadaş giderken arabayla sıkıştırmaya kalkmış falan şimdi şikayet etsek uğraşacağız. Yani şikayet etseler uğraşacaklar onun için vazgeçtiler. Çok ayıp hanımlara rahatsızlık vermek. Ama tabii münasebetsizlik yapanların da cezalandırılması caydırıcı olur. O yönden de faydalı olur. Değer yani onların kafasını kanunla hukukla ezmeye değer. Çünkü yapılmadığında bir başka hanıma yine yapar. O yüzden densizlik yapan kim olursa kafasını ezmek lazım kanunla hukukla.

Ben “kafasını ezmek”i sürekli kullanıyorum ya Tayyip Hocam da geçen gün “kafalarını ezeceğiz” diyor. Tayyip Hocam bir tane Tayyip Hocam’ın üstüne laf yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sevimli bir kedi vardı.

ADNAN OKTAR: Biraz yemek ye, yemek. Kürdan kadar kalmışsın. Annesinin kucağında. Ayrı yemek vermiyor olabilir. Belki annesi besliyor herhalde. Anneyi çok iyi beslemek lazım böyle şeylerde. Anne iyi beslenince yavrular da çok iyi besleniyorlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: TEOG’da 17 bin birinci çıktı. TEOG sisteminin kaliteli bir sınav olduğunu düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Nurlu güzel varlık ben o konuyu pek teknik olarak bilmiyorum. Yani birincilik; çok fazla birinci olması iyi diyebilirim ben. Yani ne kadar çok birinci varsa o kadar iyi. Ama nasıl bir yanlışlık var burada onu teknik olarak bir inceleyeyim yarın sana cevap vereyim. Yani şu an o konuyu anlayamadım.

KARTAL GÖKTAN: Sorular kolaylaşıyor o yüzden kalite düşüyor diye düşünüyorlar.

ADNAN OKTAR: Zorlaştırsınlar o zaman tabii daha iyi olur. Tabii kolay soru yani bir anlamı yok ki. Genel kültür gelişmez o zaman.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sağlık sektöründe, KPSS alanında tıbbi görüntüleme tekniklerinde neden kontenjan az açıyorlar? Onu çok merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Nedir burada mantık siz biliyor musunuz? Herhalde devletin imkanı mı yok acaba, hükümetin? Yoksa farkındadırlar yani. Hadi farkında olmadıklarını düşünelim. Senin bu konuşman zaten bir hatırlatma olmuş oluyor.  Takip edilen bir program olduğu için programımız gereğinin olacağını düşünüyorum. Ama biz ayrıca not alalım, not alıyoruz. Bunları da ayrıca bildiririz. Yani resmi olarak da bildiririz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim en büyük problem ve sorun olarak gördüğüm, ülkemizde Türklerle Kürtler arasındaki büyük kardeşliği bozmaya çalışan kahpelerin yaptığı oyunlar, sorunlar çok moralimi bozuyor benim. Biz La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah diyoruz. Bizim için kavimcilik yoktur. Biz namus almışız, namus vermişiz. Türklere namus vermişiz, Türklerden namus almışız. Türklerin de Kürtlerin de namustan öte bir yeri yoktur. Namusu paylaştığımıza göre bizim bir ülkede paylaşmayacağımız hiçbir şey yoktur. Düşmanlarımıza fırsat vermeyelim. Rabbimiz’den dua isteyelim.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim. Aslanım, Allah ömrünü uzun etsin koçyiğidim benim. Çok güzel konuştun, aferin sana. Kürt benim kardeşim, üslubu da mükemmel. Allah ömrünü uzun etsin. Üslubu tam Müslümanca ve delikanlıca. Bak gelenekçi Ortodoks değil görüyor musun? Bütün gençlik Kuran Müslümanı. Gelenekçi Ortodoks olsa hemen anlarsınız. Hepsi modern Müslüman hepsi Kuran Müslümanı. Evet.

VTR: Bayanlarda beğenmediğiniz özellikler nedir?

ADNAN OKTAR: Benim güzel annem. Bayanlarda beğenilmeyen özellik Allah vermesin tabii akıl eksikliği. Görgüsüzlük, kalitesizlik, sevgisizlik, egoistlik, kalleşlik, vefasızlık bunlar çok kötüdür. Ama tabii bu erkekler için de çok büyük bir çirkinliktir. Hanımlar için de çok büyük bir çirkinliktir. Çok kaçınmaları gerekir. Evet.

VTR: Merhabalar. Ben İstanbul dışından gelen İstanbul’da özel bir hastanede çalışan hemşireyim. İstanbul’daki bu pahalılığı nasıl azaltabiliriz? Yardımcı olursanız halkın çok sevineceğini düşünüyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi senin yaptığın görev zaten çok çok güzel. Senin her türlü hayrı hak ettiğin anlaşılıyor. Her türlü güzelliği hak ettiğin anlaşılıyor. Şöyle olabilir, hastanelerin vakıfları olsun, vakıfların satış yerleri olsun. Yani marketleri olsun vakfın, ucuz satış yapsın. Yani tüketiciden, üreticiden bilgi alsın. Üreticinin malını tüketiciye ucuza değil tam maliyetine versin. Vakıf değil mi? Çok rahat yapar. Üreticinin malını üreticiden aldığı fiyata tüketiciye versin. Vakıf çünkü başka yerden kazanç sağlayacaktır. Asıl kazancı o olmayacağı için oradan bu konuyu rahatça halledebilir. Hastane vakıfları olsun. Çünkü insanların parası oluyor hayır yapmak istiyorlar. Onun için nereye vereceğini şaşırıyor. Vakıflara verirler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ankara- Kocatepe Camii’nde 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle selalar okunurken şimşekler çaktı. Fotoğraflar var.

ADNAN OKTAR: Ama film olarak olursa daha iyi olurdu.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, Adnan Bey. Ben Allah’ı çok seviyorum. Allah’a daha yakın olmam için ve Allah’ın beni daha çok sevmesi için ne yapmam lazım?

ADNAN OKTAR: Şimdi bak sen beni öyle bir zor durumda bıraktın ki. Sen bir kere çok şekersin. Sesin de çok tatlı, kendin de çok tatlısın. Olağanüstü güzelsin ama çok çok çok çok güzelsin. Allah’ın güzel bir tecellisisin. Allah seni zaten sevdiği belli, seni böyle güzel konuşturan Allah. Allah sana uzun ömür versin. Samimi olman yeterli. Sadece samimi olman yeterli.

VTR: Sigarayı bırakmak istiyorum ama nasıl bırakacağımı bilmiyorum. Nasıl bırakabilirim?

ADNAN OKTAR: Senin gibi yakışıklı delikanlıya nedir ki? Bayağı iradelisin, bir de süper yakışıklısın. Yani dersin ki; “Benim yakışıklılığıma zarar verecek bir şey, cildimi bozar, rengimi soldurur, sıhhatime zarar verir, akciğerimi bozar. Ben yakışıklılığıma zarar verecek bir şeyi asla kabul etmem” de. Paketi çıkart, ayaklarının altında şöyle bir ez. Al, oradan da çöpe at. “Bitti bu konu” dersin. Kabadayı delikanlısın. Sigara mı seni yenecek? Sen sigarayı yenersin. Koy tokadı sigara paketinin üstüne, otuz takla atsın. Kim oluyor sigara onu karşına muhatap olarak alıyorsun? “Sen kimsin lan?” dersin. Vur pakete bir tane çöpün dibini bulsun. Kabadayıya başka türlü gitmez.

Evet.

VTR: Normal bir insan peygamberlerin ulaştığı makama ulaşabilir mi?

ADNAN OKTAR: Ulaşır tabii, yani imtihan kapısı kapalı değil. Neden ulaşmasın? Allah “Ben kapattım” demiyor. Ulaşır. Gelenekçiler “ulaşamazsınız” diyor ama yani çok acayip bir laf. Allah’a isyan olur bu ifade, olur mu? Allah bütün kullarını eşit yaratıyor eşit imtihan şartlarında. İsterse kul becerebiliyorsa, gücü yetiyorsa, iradesi yetiyorsa ahlakının yüksekliğiyle peygamberleri aşabilir. “İmtihan kalktı” diyorsun sen o zaman. “Peygambere ulaşamaz” Ee? Sahabeye de ulaşamaz?” Ee? “Evliyaya da ulaşamaz.” Bitti o zaman adam, hiçbir şeye ulaşamıyor senin lafına göre. Yani onunla bitmiyor, peygamberle bitmiyor onun ulaşamaz dedikleri. Ulaşamaz, ulaşamaz... Bu ne peki bu insan neyin nesi? Allah burayı imtihan dünyası olarak yaratmadı mı? Yanlış biliyorlar onu. Limitsiz gelişme hakkı vardır insanın. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Birbirini seven kedi ve köpek vardı.

ADNAN OKTAR: Yalnız ben bu ailelere bayılıyorum. Ne güzel insanlar. Köpeğe ne kadar güzel ahlak vermişler. Kedi nasıl kendini huzurlu buluyor? Köpek mesela yırtıcılığını tamamen kaybetmiş. Huzurlu bir ortam olmasa hayvan öyle kalmaz. Yani stresli olsa öyle olmaz. Stresini tamamen kaybetmiş, çok güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Abdülaziz Han çok iyi şeyler yapmasına rağmen ondan neden bahsedilmiyor? Bize onu kim unutturdu?

ADNAN OKTAR: Aslanım benim, kabadayım benim. Helal olsun sana. Çok vicdanlı, akıllı konuşmuşsun. Abdülhamit Han aşağı, Abdülhamit Han yukarı. Abdülaziz milyonlarca kere üstündür Abdülhamit’ten Abdülaziz Han. Darwinizm’e şiddetle karşıydı. Müthiş imanlıydı. Kuran’ın yeterliliğine inanan bir mümin, muttaki bir insandı, öyle bir padişahtı. Cesurdu, kabadayıydı, yiğitti. Onun devrinde toprak verme diye bir olay asla olmuyordu. Abdülhamit’e bir verdiler bir buçuk milyon kilometre toprağımız gitti, anında kerhaneler açıldı, anında meyhaneler açıldı. Meyhane, kerhane Abdülaziz devrinde asla mümkün değildi, kumar asla mümkün değildi hepsi Abdülhamit devrinde serbest oldu. Rakı fabrikaları, şarap fabrikaları hiçbirine müsaade etmiyordu Abdülaziz ve çok modern bir padişahtı. Heykel, opera, resim her şey, bütün sanat dallarını destekliyordu. Evet.

VTR: Merhaba, ben İstanbul Moda iskelesinde bulunan restoran ile ilgili soru sormak istiyorum. Neden sürekli tadilat halinde? Daha önceki çalışmalarda çok güzel bir mekandı. Yine devam ediyor şu anda şantiye işleri, restorasyon çalışmaları. Bunu çok merak ediyorum. Neden İstanbul’un en güzel, en nezih yerinde neden sürekli bir tadilat söz konusu? Bunu merak ediyorum şu an.

ADNAN OKTAR: Evet, biz de buradan duyurmuş olalım. Hakikaten bazen böyle güzel yerlerde çok uzun tadilatlar, tamiratlar oluyor senelerce. Benim çocukluğumda da olurdu giderdik gelirdik, on tane işçi, beş işçiyle yaparlardı böyle. Ya kardeşim güzel yerleri yüzlerce işçiyle geceli gündüzlü çalışıp on beş günde, bir ayda bitirmeniz lazım en fazla. Aylarca yıllarca tadilat olur mu? Bu çok anormal bir şey. Bunu hükümete de dilekçeyle sunalım. Uzun tamirat köprüde de var biliyorsunuz yani çok sıkıcı ve rahatsız edici.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar adım Ahmet Açış. Bir sorum olacaktı KPSS fiyatları neden o kadar yüksek?

ADNAN OKTAR: Öyle mi?

KARTAL GÖKTAN: Dört yüz yirmi liraymış, en son yüz yirmi lira indirmişler her adaydan.

ADNAN OKTAR: Dört yüz yirmi lira çok yüksek, yani halk için çok yüksek, servet dört yüz yirmi lira. Dört yüz yirmi lira çok yüksek tabii, yüz yirmi lira da çok yüksek. En fazla on-yirmi lira olması lazım. Doğru.

VTR: Türkiye’de gecekondu yapılanmasını nasıl azaltabiliriz? Daha güvenli binaları nasıl oluşturabiliriz?

ADNAN OKTAR: Aslan benim koçlarım aslan bak, ne güzel hep böyle hayır peşindeler, hep güzellik peşindeler. Hep memleketin hayrına konuşuyorlar. Hep daha mamur, daha güzel beldeler olsun istiyorlar. Doğru, gecekondu bir çirkinlik bulutu gibi Türkiye’nin güzelliğinin üstüne çökmeye başladı ve çöküyor. Asla müsaade edilmemesi lazım. Halkı deniz kenarlarına doğru çekmek lazım. Bütün sahiller boş, oralara geniş alanlar oluşturup oralarda ev veyahut işyeri gibi konutlar oluşturulmasında fayda var.

VTR: Sonuna kadar devletimizin, milletimizin biz halk olarak yanındayız her zaman desteğimiz, sonuna kadar arkalarındayız. Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız’ın zaten sonuna kadar arkasındayız, o bizim Başkomutanımız. Onun söylediği gibi geçen sene de dediği gibi biz sokağa çıktık, bu sene de aynı şekilde her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.

ADNAN OKTAR: Aslansın sen aslan. Allah nurunu artırsın. Allah ömrüne bereket versin. Ne güzel senin sorumluluk hissin, yiğitliğin ne güzel. Sokağa çıkmışsın Allah için. Sevabın büyük. Evet.

VTR: Kadınlar niçin kendilerini bu kadar beğendirmeye çalışır?

ADNAN OKTAR: Kadınlar niçin kendilerini bu kadar beğendirmeye çalışır? Ne güzel işte. Erkekler kendilerini kadınlara beğendirmeye çalışır, kadınlar da erkeklere kendilerini beğendirmeye çalışır. Zaten güzelliğin bir gereğidir bu, estetiğin bir gereğidir, nezaketin bir gereğidir, Allah’ın kanunun bir gereğidir. Allah kadınları beğenilecek şekilde yaratıyor ve cennette de beğenilmelerini istiyor. Erkekleri de beğenilecek şekilde yaratıyor ve beğenilmelerini istiyor. Zaten dünyanın kuruluş amacı sevgi olduğuna göre. Beğenme ne demektir? Sevgi demektir. “Niye sevilmek istiyorlar?” dersen Allah’ın dünyayı, kainatı yaratma sebebinden dolayı sevilmek ister. Yani kainatın amacı sevgi zaten. Kadın da sevilmek istiyorsa en doğrusunu yapıyor demektir ama tabii haysiyetine, şerefine, namusuna, aklına, güvenliğine zarar gelmemesi şartıyla. Evet.

VTR: Destek için gidiyoruz Allah’ın izniyle. Bir tane vatanımız var başka Türkiye yok. Allah onu başımızdan eksik etmesin.

ADNAN OKTAR: Ya şu şekerliğe bak, şu tatlılığa. Annelerin güzelliğine bak, maşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin. Onların her adımı sevap, her kelimeleri sevap. Böyle nurlu insanlarla dolu Türkiye. İngiliz derin devleti korkmuş köpek gibi bakıyor şu an bize.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar ben Tuğrul. Siyonizm’i neden destekliyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Tuğrul Siyonizm’i niye destekliyorum? Çünkü Siyon Dağı’ndan biz İslam’ı hakimiyetini duyuracağız. Siyon Dağı’na çıkacağız ve Allah’ın dininin bütün dünyaya hakim olduğunu söyleyeceğiz, İslam’ın hakim olduğunu söyleyeceğiz. Tevrat’ta böyle geçiyor. “Siyon’dan Rab gürler” diyor “ve bütün uluslara barışı, kardeşliği duyurur” diyor. Yani Mehdiyet’in müjdesi Siyon Dağı’ndan her yere yayılacak. Dolayısıyla o müjdeye doğru gidiyoruz. Evet.

VTR: Halkımız 1400 yıldır oruç tutmasına rağmen niye hala aynı soruları televizyonlarda tekrar edip soruyorlar?

ADNAN OKTAR: Canımın için yeni yetişen nesiller oluyor onlar bilmiyor olabilirler. Veyahut bir daha duymak istiyor, bir daha emin olmak istiyor veyahut sevdiklerinin duymasını istiyor olabilirler, bilmeyenlerin duymasını istiyor olabilirler. Mükerrer olmasında fayda var. Yani bir şeyi tekrar tekrar anlatmak daha iyi olur, daha iyi kavranmasını sağlar. Evet.

VTR: Adım Enes. Müslüman bir ailede yaratılan kişi ile Hristiyan bir ailede yaratılan kişi sonuçta Müslüman olarak yaratılan kişi daha avantajlı oluyor. Acaba Hristiyan olarak yaratılan kişi ahirette hak iddia edebilir mi?

ADNAN OKTAR: Hristiyan olarak yaratılan kişi zaten onlar fetret ehli oluyor, yani iki bin yıl geçmiş, eğer İslam onlara ulaşmadıysa fetret ehli hükmünde oluyorlar. Allah’ın birliğine inanıyorsa, bütün peygamberlere inanıyorsa zaten kurtulur o, samimiyse kurtulur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Sefer Şahin. Boş vakitlerimizde hangi sporu tavsiye edersiniz?

ADNAN OKTAR: Gençler için abartılı olmayacak şekilde badi bence en iyisi, daha ileri aşama istiyorlarsa güreş gençler için yani o vücut dayanıklılığını çok çok artıran. Bak, gördünüz pehlivanı geçen aslan gibi yani. Şimdi o düşse de bir şey olmaz ona. Kemiğine de bir şey olmaz, beline de hiçbir şey olmaz. Pehlivanlar, ileri yaşlarda da onlara hiçbir şey olmuyor. Vücut muazzam dayanıklılık kazanıyor. Kemik yapıları falan çok güçlü oluyor. En mükemmel spor pehlivanlıktır tabii ama çayır pehlivanlığı, minder pehlivanlığı değil. Yani mesela bak böyle bir düşmede insanın kırılmadık yeri kalmaz. Bir de kolay kolay da tamir olmaz o bir daha. Bak, düşüyor umurunda bile değil, hiçbir şey olmaz. O yönden çok iyi. Defalarca oluyor bu, hiçbir şey olmuyor. Muazzam bir vücut dayanıklılığı meydana geliyor. Osmanlı döneminde pehlivanlık. Pehlivanlık gençler için çok makbul bir şey ama olmuyorsa badi.

VTR: Ben Şafak Yıldırım, sorum şu: Bir atanamayan öğretmen olarak bu kadar piyasada atanamayan öğretmen varken hala neden eğitim fakültelerine öğrenci alıyorsunuz bunu merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Şafak devletin asıl amacı genel kültür, yani kültürlü gençlerin yetişmesi, yetişkin insanların bolca olması. Allah’ın izniyle size iş bulunacak, bulunur yani. Türkiye yeni yeni atağa geçiyor, her şey düzelir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz Daily Express Gazetesi, İngiltere’nin 15 Temmuz’daki Türkiye’yi işgal planını yazdı. İngiliz hükümetinin Türkiye’de bulunan elli bin civarı olan vatandaşlarını kurtarmak bahanesiyle askeri bir operasyon planladıklarını ancak bu operasyonun bir işgal planını andırdığını yazdı. “Yüzlerce jet, helikopter ve öteki uçaklar elli bin civarı Britanyalıyı tehlikeden uzaklaşmalarına yardımcı olmak için görevlendirilecekler, bu operasyona müdahale edeceklere de ateş serbest olacaktı” yazdı.

ADNAN OKTAR: İşgal yani, evet. Sonradan da Türkiye’yi dizayn edeceklerdi kendi kafalarına göre. Bir de Tayyip Hoca’ya yok sentetik darbe, yok suni darbe, çakma darbe, bilmem ne ayarlı darbe, yumurtalı darbe, sucuklu darbe diye atıyorlar da atıyorlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben LYS’ye hazırlanıyorum. Sınav sistemi çok zor, bununla ilgili ne gibi çözümler üretilebilir?

ADNAN OKTAR: Nur yüzlüm genel kültür çok önemli, yani o hükümet için, devlet için, Türkiye için çok hayati. Bilmediğiniz hiçbir şey olmaması lazım. Çok fazla okumanızı istiyor hükümet, devlet çok kültürlü olmanızı istiyor. Bu güzel bir amaç, yani hayırlı bir amaç. Bunda bir şey yok. Zehir gibi gelişiyor beyniniz ve çok yaman oluyorsunuz, çok klas oluyorsunuz. Size iş zaten illaki olur, siz dünyayı yöneteceksiniz. Dünya lideri olacak Türkiye. Yani şimdi kadrolar bunlar “boş” diyorsunuz. O boş kadroların hepsi yerine gelecek. Siz her konuda güzel görevlere geleceksiniz Allah’ın izniyle. Siz yeter ki okuyun hazırlanın gerisine karışmayın. Üç-beş sene sabredin, inşaAllah.

VTR: Türkiye’de futbol altyapısına neden önem verilmiyor.

ADNAN OKTAR: Bak bak minik futbolcuya bak sen. Bayağı da yakışıklı maşaAllah. Futbolla kalmaması lazım, bütün spor dallarının çok profesyonelce uygulanması lazım. Futbolun çok propagandası yapıldığı için gençler biraz futbola eğilim gösteriyor, bir de heyecanlı göründüğü için. Asıl fizik geliştirecek olan güreştir, güreş ve badi. Yani ona ağırlık versin gençler. Bak, gördünüz maçta kaç çeşit şekil oluşuyor, bunların hepsinde insanın kaburgası, beli, her yeri kırılır Allah esirgesin. Yahut öyle bir gücü karşısındakini alıyor altında işte künde atıyor bilmem ne falan, kemik kalmaz insanda, yani dümdüz olur. Ama muazzam bir dayanıklılık ve direnç oluyor vücutta. Küçük yaştan itibaren güreş olursa, çocuklar yetiştirilirse bence Türkiye çapında bu milli spor olarak uygulanması gerekiyor. Yani acayip sağlıklı oluyorlar, çok iyi oluyorlar. Evet.

VTR: İhtilalle ilgili bir soru soracaktım. İhtilal nasıl yapılır? Nereden haber alınır, nasıl olur, sonucu nedir? Ben bunu soracaktım.

ADNAN OKTAR: Çok sevimli bizim milletimizin insanları. Darbeler genellikle kalitenin eksikliği iddiasıyla yapılıyor dünyanın her tarafında. Yani halkın bunaldığı, neşe, sevincin kalmadığı, halkın bizar olduğu, sistemin kilitlendiği, ölü bir sistemin oturduğuna inanıldığında darbenin mantığı gelişmeye başlıyor. “Halk mutsuz” deniyor. “Bunu çözelim, halkı mutluluğa eriştirelim” gibi bir düşünceyle ortaya çıkıyorlar. 12 Eylül’de aslında inandırıcı bir zemin oluşturdular, halk da karşı gelmedi. 1960 darbesinde de hükümet çok tecrübesizdi, darbe olayından hiç haberleri yoktu ilk defa karşılaştılar. Bir de zemin çok müsaitti. TRT’nin alınması, Genelkurmay’ın alınması yeterli oluyordu, o kadar. Başka bir şey yok. TRT’ye gittiler, “idareye el koyduk” dedi, bitti. O kadar. Çok az bir kuvvetle bitirdiler. Yani milletin yüz binde biri değildi kullanılan güç, yüz binde biri bile değil. O kadar küçük bir güçte Türkiye’yi ele geçirdiler. Ama halk tabii Menderes zamanında sokağa dökülseydi darbe tek adım atamazdı. Tanklar sokağa çıktı ya, halk tamamen sokağa çıksa, her yeri tutsa halk hiçbir şey yapmasa bitti. Darbe biterdi. O darbeyi de İngiliz derin devleti yaptı. Tek sebebi Adnan Menderes’in İngiliz derin devletinin ahlak yapısını kabul etmemesi. Başka bir şey değil. Ama bundan sonra darbe, muazzam bir tecrübe olduğu için olmaz. Karşılığı çok sert olur. Şimdi darbeci kendini özgür görüyor ama darbeci devlete karşı darbe yapmış oluyor. Devlet şu an savunma refleksini güçlendirdi. Darbeci darbe yapmaya kalkarsa çok acınacak hale düşer, onu söyleyeyim. Sadece zavallı hale düşer ve devletin gücünün çok küçük bir bölümüyle ezilir. Yüzde birlik bir bölümüyle ezilir. Hiç tavsiye etmem, çok büyük akılsızlık ederler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Tekrar böyle bir kalkışma olacağını zannetmiyorum artık halk bilinçlendi. Türkiye kalkınmada iyi seviyede, yüzde 5 büyüdü.

ADNAN OKTAR: Eğer hükümetin felsefi zemini olmasa darbe gelişebilirdi. Hükümetin felsefi zeminini biz çok güçlü tutuyoruz. Dolayısıyla darbenin de zemini oluşmuyor. Menderes döneminde Menderes hükümetinin felsefi zemini yoktu. 12 Eylül döneminde de Demirel döneminde hükümetin felsefi zemini yoktu. Çok rahat darbe gelişti. Ama şu an felsefi zeminler olmadıkları için, yapamadıkları için böyle bir şeyin olması mümkün değil. Halkın ikna edilmesi lazım darbe için. Halk nefret ediyor darbecilerden, asla kabul etmezler. Ne sağ, ne sol hiç kimse kabul etmez. Ama kaliteyi geliştirmek lazım. Kalite darbenin panzehridir. Darbenin panzehri kalitedir. Kalitenin olduğu bir yerde darbe olmaz. Kalite düştüğünde genellikle darbe oluyor. 1960 darbesinde 3 tuğgeneral, 10 albay, 12 yarbay, 3 binbaşı, 3 yüzbaşı ile yapıldı. Beş yüz binde biri değil Türkiye’nin. Halk sokağa çıksa derhal bitecek. Yani rahat; genelkurmayın önünde toplansalar, sokak caddeleri falan tutsalar bitti. Darbenin çözümü halkın sokağa çıkmasıdır. Halk tamamen sokağa çıktığında direnmeye falan da gerek yok zaten darbe olmaz. Çok kalabalıksa tamamen biter, hiç olmaz. Herhangi bir gösteri yapmaya da gerek yok. Ama işgal olursa tankları mutlaka yakmak lazım. Benzin döküp yaksınlar. Düşmana ait nerede araç varsa mutlaka benzin döküp yaksınlar. Benzin ucuz ve kolay elde edilen bir şey. Hiçbir şey yapamazlar o zaman.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye Gazetesi Yazarı Yücel Koç, darbeci askerlerin turuncu tulum giydirilip ayaklarından zincire vurulmalarını istedi. Resmini görebiliriz. “Şehit yakınlarına kafa tutup mahkemelerle kafa bulabildiklerine göre bir hesapları olmalı. O zaman bizim de bir cevabımız olsun. Turuncu tulumu giydirip ayaklarından bile zincire vurun şunları. En azından fiilen darbeye katılanları.” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak ben bir şey söylediğimde bunu bütün Türkiye savunuyor. İngiliz derin devletini anlattım, geçersizliğini anlattım, varlığını anlattım. Bak, Türk devletimiz olduğu gibi savunuyor. Devletin hiçbir savunmayan kurumu kalmadı. Bütün parti liderleri durumun farkına vardılar. Cumhurbaşkanı, Başbakan alenen İngiliz derin devletine karşı şu an mücadele halinde. Evet.

VTR: Bu 15 Temmuz sürecine ülkemizin bir daha izin vermeyeceğini tahmin diyorum herhalde vermez. Ben hükümetimizi bu konuda takdir ediyorum.

ADNAN OKTAR: Ama halkı o zaman biraz rahatlasınlar bak, halk tedirgin. Sürekli soruyorlar. Darbeye karşı asker eğitilsin. Askerin eğitildiğine dair bilgi verilsin. Halk eğitilsin. Halkın eğitildiğine dair bilgi verilsin. Ve halk içinde milis gücü oluşturulsun, otuz kere söyledim. Kabadayılara verin silahı. Ne mahsuru var? Tankın önüne yatıyor, kahramansın diyor. Ver eline silahı o zaman niye çekiniyorsun? Kabadayıya sen nasıl silah vermezsin? Niye bedenini tankın önüne getirsin? Kendini korur o zaman. Zaten caydırıcı olur hiç ortaya çıkamazlar. Mesela İran’da var milis gücü. İran’da üç ayrı milis gücü var, üç ayrı milis gücü, halk milis gücü. Türkiye’de de müsaade etsinler de olsun. Kanun çıkarsınlar olsun. Ayrıca kontrgerilla yapılanması kanunla oluşturulsun. Defalarca söyledim mesela biz kontrgerillayı hissedemiyoruz şu an. Olması lazım. Habire kaçırıyorlar, kontrgerilla da onları kaçırsın, PKK’yı kaçırsın. “Kaçırma öyle değil, böyle olur.” dersin. Kanunla, hukukla bu yapılır. Anayasa ile kanunla bu yapılsın. “Kaçırma öyle olmaz, böyle olur.” dersin. İt gibi de yılarlar. Uzatmaya bir gerekçe yok.

Evet, dinliyorum.

VTR: Arkadaşlar 15 Temmuz’u aşağı yukarı bir yıl oldu geride bıraktık. Rabbim inşaAllah bir daha bu günleri yaşatmaz, çok kötü günlerdi inşaAllah daha iyi olacak.

ADNAN OKTAR: Bak şimdi halk tedirgin. Tayyip Hocam bunu duysun. Bu alçaklara gücümüzü gösterelim. Bir; milis gücü ile. İki; orduyu, askerleri eğiterek. Üç; halkı darbeye karşı eğiterek.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Mehdi (as) geldi mi, gelmedi mi?

ADNAN OKTAR: Ağabeyin senin boyunu posunu sevsin, aslanım benim. Ehlisünnet uleması, alimlerin ittifakıyla Mehdi (as) gelmiş durumda. “Elan yaşıyor” diyor Mahmut Hocam. Şeyh Nazım Hocam “şu an yaşıyor” diyor. Menzil cemaatinin şeyhi muhterem Muhammed Raşid Erol “şu an yaşıyor” diyor. Kadiri Şeyhi “şu an yaşıyor” diyor, herkes yaşıyor diyor. Bediüzzaman 90 yıl önce “1980 yılında çıkacak” diyor. “İstanbul’da çıkacak, Darwinizm’e, materyalizme karşı mücadele edecek” diyor.

Darbeyi engelleyen Türkiye’de Mehdiyet’tir. Mehdiyet’in yüzü suyu hürmetine, Mehdiyet’in vesilesiyle darbe engellenmiştir. Binlerce harika meydana gelmiştir. Bak ben bunu kitap olarak da yayınlayacağım. Binlerce harika meydana gelmiştir. Bu kadar mucize olmaz. Hepsi mucizedir ve Allah ayaklarına dolandırdı, Deccaliyetin oyununu Allah ayağına dolandırdı. Deccal mağlup oldu, Mehdiyet galip geldi.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Ömer. Mankenlik sizce iyi bir iş mi?

ADNAN OKTAR: Ömer şimdi iyi iş değildir desek senin gibi bir yakışıklıya hayır olmaz, manken olmaz demişiz gibi olacak. Sen manken olsan hiç tereddütsüz kabul ederler söyleyeyim. Bence ol ama dikkatli ol. Çünkü bazen o manken gençlere zarar veriyorlar. Bazı homoseksüel modacılar var. Bu gençleri işte “falanca yarışmada birinci olmak istiyorsan şununla gidip homoseksüel ilişkiye gireceksin” diye ahlaksızca ve alçakça talepte bulunuyorlarmış bazı tipler. Bu büyük bir tehlike, büyük bir risk. Bir de böyle ahlaksızları rezil kepaze etmeleri lazım, yakalatmaları lazım. Herhalde kanunlar mı yetersiz bu konuda, bilmiyorum. Gereğini yapsınlar. Rezil etsinler böyle tipleri nerede oluyorsa.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bilimsel deliller evrimin olduğunu mu, olmadığını mı gösterir?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini. Tabii ki bilimsel deliller evrimin olmadığını gösteriyor. 700 milyonun üstünde fosil var. Hepsi yaratılışı ispat ediyor, 700 milyon. Her zaman söylüyorum Allah aşkına bundan açık bir ifade olur mu? Canım kardeşlerim diyorum bak. Evrimi ispat eden tek bir tane delil getir diyorum bak, bir tane. Tek bir delil getirsin herhangi biri, dünyanın herhangi bir yerinden. Söz bir, Allah bir on trilyon vereceğim. Getirsin noterden de yazılı kağıt, vereyim, on trilyon vereceğim. Hiçbir şekilde delil yok. Tamamen hurafe, uydurma. Bütün putperest dinlerde tesadüf ilahı vardır. Bütün putperest dinlerde vardır tesadüf ilahı. Tesadüfen oluşmuş bir ilahtan bahseder.  O da tesadüfleri meydana getirir. Sonra da ondan evrimleşerek canlılar meydana gelir. Bu putperestik inancın devamıdır Darwinizm, başka bir şey değil.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sosyal adaleti komünizm ile mi getiririz yoksa Kuran ile mi?

ADNAN OKTAR: Sosyal adaleti komünizm Kuran’la getirmenin gereğini anlamış fakat Kuran’daki sosyal adaleti Allahsız sosyal adalete çevirmek istemiştir. Karl Marks kendisi de zaten biliyorsunuz Musevi’dir. Babası da Musevi’dir, hahamdır. Dedesi de hahamdır. Tevrat’ı su gibi bilen birisi, Kuran’ı su gibi bilen birisi. Kuran’daki ve Tevrat’taki sosyal adalet yani velayet sistemini Allahsız velayet sistemine çevirmek istemiştir, konu bu. Komünizm daha yeni ortaya çıkan bir şey, 200 yıllık bir felsefe. Ama Kuran 1400 yıl önce sosyal adaleti anlatmıştır, velayet sistemini. Hristiyanlıkta da vardır velayet sistemi. Velayet sistemi demek şu, Allah’a inanan, müminim, Müslümanım diyen herkes birbirini kendi anası, bacısı, kardeşi, oğlu gibi koruyup kollayacak. Farzdır bu, bilinmiyor bu. Bir Müslüman farz edelim dışarıda, evi yok. Müslüman evinin bir odasını ona vermesi farz, ona yemek sağlaması farz. Kendi çocuğunu koyabiliyor mu kapıya? “Velisiniz” diyor Allah. Birbirinize velisiniz. Veli ne demek biliyor musun? Her şeyinden sorumlu anlamına geliyor. Bu farzdır. Hristiyanlıkta da böyledir, Musevilikte de böyledir. Musevilikte zamanla bu unutulmuş, terkedilmiştir. Herkes kendi evinde, işinde, gücünde oldu. Hristiyanlıkta da ilk dönemde vardı. Zaten İncil’e bakın görürsünüz. Sonradan terkedilmiştir. Peygamberimiz (sav) zamanında da sahabe döneminde vardı, sonra terkedildi. Hatta ayette birbirlerine mirasçı olacakları bir durum oluştu. Allah “yapmayın öyle” dedi. “Normal mirasçı sistemini uygulayın” dedi. Aynı mesela, evindeki kardeşinin malını, mülkünü ona veriyor, hibe ediyor. “Ben ölünce ona kalsın” diyor. Allah, öyle olmasın dedi. “Çoluğunuza, çocuğunuza ve ihtiyacı olan kardeşlerinize” dedi ayette. Evet.

VTR: Mısır ne zaman Türkiye gibi huzurlu olacak?

ADNAN OKTAR: Tipik Mısırlı, çok şeker. Mehdi (as) döneminde, şu an olmaz. Şu an kurtuluşu yok Mısır’ın, kilitlendi Mısır. Kapısı kilitlendi. Mehdi (as) açacaktır Mısır’ın kapısını. Zaten Kuran’da Yusuf Suresi’nde de buna işaret vardır. Yedi yıl kıtlık, yedi yıl bolluk. Yusuf Mısır’a sultan olduğunda Mısır kurtulacak. Yusuf’ta imam Mehdi (as)’dır. Manevi sultanlık, siyasi sultanlık değil.

VTR: Selamün aleyküm ben Yakup. Hocam fazla uyumanın bir zararı var mıdır?

ADNAN OKTAR: Yakup, fazla uyumanın sebebi az su içmek, protein eksikliği, mineral eksikliği olabilir. Eğer iyi beslenirseniz, spor yaparsanız fazla uyuma ihtiyacınız olmaz. Öyle bir şeyi tehlikeli görün. Genç kızlarda da çok uyuyanlar var öyle 15,16,18 saat uyuyanlar var. Kemik yapısına zarar verir. Kemik erimesi ve kas erimesi yapar. Beyine de zarar verir, tehlikeli bir şey. Makul bir uyku olması gerekiyor. Kuran’da da zaten “bedenleri yataktan uzaktır” diyor Allah. Fazla uyku iyi bir şey değil. Fazla uyku ihtiyacının nedenine bakıp tedavi etmek lazım. Aleykümselam.

VTR: Adnan Hocam Selamün aleyküm ben Muhammet Dinçer. Ben yaklaşık 6 aydır namaz kılıyorum. İlk zamanlarda aldığım keyfi, hazzı alamıyorum. Tekrardan aynı hazzı almak için ne yapmalıyım? Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin kuzusu, ağabeyinin aslanı. Senin şu an doğru yola girdiğini gösteriyor bu. Çünkü ilk başta Cenab-ı Allah sana imtihan olarak kalbine ferahlık vermiş, sonra şeytan devreye girmiş seni zorlamış ama sen ibadete devam etmişsin. Şu anki ibadetin makbul. Nefsine baskı yapıyor şeytan, ona rağmen namaz kılıyorsun. Önce şeytanın etkisini almış senden Allah ama şu an şeytan devreye girmiş. Zorlanarak kılıyorsun, bin misli daha fazla sevap alırsın. Çünkü orada önemli olan sevaptır. Sen şeytanı kızdırmaya devam et. Ne diyordu şeytan? “Sana namaz kılmayacaklar” dedi. “Secde etmeyecekler” dedi Allah’a. Allah da “Benim samimi kullarım namaz kılacak, Bana secde edecekler” dedi özetle yani mealen, yaklaşık. Allah’ın dediğinin doğru olduğunu göster. Bak nur gibisin, çok güzel insana benziyorsun. Şeytanı kızdırmaya devam. Evet.

VTR: İsmim Mercan. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün memleket için yaptığı en büyük fedakarlık hangisidir?

ADNAN OKTAR: En büyük fedakarlık, bizi yobazlıktan kurtardı Türkiye’yi. Onun üstüne bir şey yok yani. En mükemmeli o, yedi ceddine rahmet olsun. Kuran Müslümanlığını getirdi, yobaz Müslümanlığını yok etti.

Bütün selam verenlere aleykümselam diyorum. Evet.

VTR: Sevgi duygusunu nasıl pekiştiririz?

ADNAN OKTAR: Allah’tan ayrı mümkün değil. Allah’la kalp dikkatlice, hiç şaşırmadan, sabah kalktıktan itibaren özenle bağlantıyı devam ettirmek lazım. Dikkat dağıldığında hemen yine Allah’la bağlantıyı devam ettirmek lazım, her şeyde. Peygamberimiz (sav) diyor ki, “Ayağınızın bağı kaybolsa” diyor ayakkabının bağı. “Allah’tan isteyin” diyor. Ara ama Allah’tan iste. “Ya Rabbi ayakkabımın bağını bana buldur” diyeceksin. Her şey, banyo yaparken, yerken, içerken özenle Allah’ı akılda tutup severse insan, dünyanın en güçlü varlığı olur. Orada bir sır vardır. Museviler bunu yapıyorlar. Allah onları dünya hakimi yapıyor. Çok özenli olmak lazım. Hiçbir şekilde Allah’ı akıldan çıkartmamak lazım. Bir avuç gerçek Musevi çok azdır İsrail’de. Gerçek dindar Musevi az. Onların yüzü suyu hürmetine Allah hakimiyet sağlıyor. Çok önemlidir, akıldan bir an bile Allah’ı çıkartmamak. Ondan gerisine karışmayın. Her şey mükemmel gider inşaAllah. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Mersin Müftülüğü 4-6 yaş grubu çocukların da eğitim göreceği Kuran kursu seminerinde eğitimcilere kendilerini sevdirmek amacıyla çocuklara dokunmaları, başını, yanaklarını okşamaları, sarılmaları, öpmeleri tavsiye edilmiş. Oda TV bu haberi, ‘müftülükten skandal tavsiyeler’ başlığıyla verdi. Bu tavsiyelerin çocukların istismarının önünü açabilecek tavsiyeler olduğunu iddia etti.

ADNAN OKTAR: Şimdi tabii bu çok acı bir olay yani hakikaten. Normalde tabii çocuk sevilir. Yanağı da sıkılır, başını da okşarsın ama Allahsız, dinsiz adamlar da var, Allah’tan korkmayanlar, manyak, delisi de var. Maalesef doğru, yani olmaz.  Çok acı hiç istenmeyen bir durum fakat ahir zamandayız bela yağıyor. Böyle bir ortamda kimin ne olduğu belli değilken çocuklara iyi niyetle bu şekilde sevgi gösterilmesini istemek maalesef olmaz. Gönül ister ki olsun çok isterim böyle bir şeyin olmasını ama bu yanlış anlaşılmaya çok müsait bir şey, yani fitne ayyuka çıkar. Hatta öyle erkek çocuklarla tek başına bir yerde kalmak falan kadınla da öyle çok fitne olur, onlardan kaçınmak lazım.  Zaman bozuk ama öyle bir zaman gelir ki Mehdiyet devri, çocuğu alır şapur şupur öpersin, kucağına alır gezdirirsin, tepende gezdirirsin, omzuna çıkarır gezdirirsin ama manyağı, delisi, akılsızı, akıllısı karmakarışık ortalık doğru, tehlikeli.

Evet dinliyorum.

VTR: Bir kişinin bakımlı ve güzel olması karşısındaki insanın bakış açısını nasıl ektiler?

ADNAN OKTAR: Tabii ki çok çok olumlu etkiler. Mesela sen çok bakımlı, tertemiz bir hanımsın. Ben gördüğümde sana hemen saygı duyarım, değer veririm, kaliteli birisi olduğunu hissederim. Lafını sözünü biliyorsun, mesela güzel bir ses tonu ile konuşuyorsun. Baştanbaşa tertemiz nur gibisin tabii ki bu bir neşe sebebidir zaten baştanbaşa bir güzellik olmuş oluyor. Sen güzellik saçan bir varlık olmuş oluyorsun, güzellik saçan bir varlığa da insan tabii ki saygı duyar, değer verir, ona karşı çok hürmetli olur. Evet.

VTR: Türkiye’nin gündemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Vay yakışıklı vay. Türkiye’nin gündemi darbe konusu herhalde başka yok şu an değil mi? Ana konu bu.  Ama gündem değişir tabii fakat onu hükümete bir dilekçeyle de yazalım yani halkın ve ordunun darbeye karşı eğitilmesi çünkü halk tedirgin sık sık soru soruyorlar görüyorsunuz.

KARTAL GÖKTAN: Bir tane daha var halkımızdan bir görüş.

VTR: Allah bir daha göstermesin, Allah o günleri bir daha yaşatmasın.

ADNAN OKTAR: Bak tedirginler. Yani silahsız insan tedirgin olur, silah olsa tedirgin olmaz ama silahlıya karşı silahsız. PKK’ya karşı halk bir şey yapamıyor, silahsız. Darbeciye karşı da bir şey yapamıyor, silahsız.  Yani halka makul oranda silah verilsin. Emniyetten adam emekli olmuş, özel harekatçı ver otomatik silah ne mahsuru var?  60 yaşına gelmiş, akli dengesi yerinde ise ver.  Emekli subay devletin güvenilir bir memuru mesela emekli albay gayet aklı başında bir insan yahut yarbay emekli ver otomatik silah dursun evinde ne olur? Muhtar, bütün mahalle güveniyor ver muhtara bir otomatik silah değil mi? Yahut doktor mesela profesör olmuş ver otomatik silah.  

BÜLENT SEZGİN: Güzel kedi ve sevimli yavruları var.

ADNAN OKTAR:  Bu hepsi onun mu? MaşaAllah. Şimdi bu bize gerçekten iyilik olmuyor. Bur heriflerin arasına dalmak lazım, bunların hepsini tamamını bir kucaklamak gerekiyor. Her birinin de huyu suyu da değişik oluyor, kafayı taktıkları konularda ayrı oluyor, kimi elini ısırmanın peşinde, kimi bir şeyi kovalıyor, her birinin ayrı bir deliliği oluyor o çok şeker. Evet.

VTR: Ben Özel Harekatçı olmak istiyorum, Polis Özel Harekat. Özel Harekat başvuruları daha da kolaylaştırabilir mi?

ADNAN OKTAR:  Aslan kabadayım benim. Aslanım benim olur tabii niye olmasın? Biraz kolaylaştırdılar ama daha da kolaylaştırabilirler. Mesela bu tahsil durumunu da tamamen kaldırsınlar. Ortaokul mezunu bile olsun. İlkokul mezunu, ortaokul mezunu da olsun.  Sağlığı sıhhati yerinde ise bir anormallik yoksa akli dengesi yerinde ise kültürel yönden bir anormalliği yoksa yani komünist falan değilse bitti. Doğru, onu da bir dilekçe ile bildirebiliriz. Bunları dilekçeler haline getirelim, kardeşlerimizin ifadelerini bildirelim, bu çok makul bir şey. Gayet kolay.  Daha ne istiyorsun? Devletin tam isteyeceği bir şey. Özel Harekat okullarının sayılarını daha da artırılsın. Mesela bu darbede darmaduman ettiler darbecileri Özel Harekatçılar. Gördüğü yerde felç oluyorlardı. Bir tane geliyor Özel Harekatçı bilmiyorum filmini gördünüz mü? Tek atış yapıyor, tak hemen silahı bırakıyor. Yani PKK da çok şiddetli korkar Özel Harekatçıdan. Böyle kaplan görmüş mungo gibi saklanacak yer arıyorlar.

VTR: Mesela Türk insanları neden Avrupa, İngiltere, Paris gibi oradaki yaşayan insanlara özenti gösteriyor?

ADNAN OKTAR: Benim yakışıklı aslanım. Oradaki insanlarda aradıkları her şeyi buluyorlar. Güleryüz, temizlik, kalite, nezaket, sanat anlayışı, estetik anlayışı, güzel binalar, güzel sokaklar, temiz caddeler, yani insanın hoşuna giden kaliteye, sanata, estetiğe ait ne varsa hepsini buluyorlar. Ama işte bunu Ortadoğu’da, Türkiye’de tam anlamıyla bulamıyorlar ama bundan sonra bulacaklar. Türkiye yeni atağa geçti.

Dinliyorum.

VTR: Sizce Güneydoğu tarafı güvende mi?

ADNAN OKTAR: Benim aslan yakışıklım daha tabii ki güven yok yani güvenilecek bir ortam yok. Terör devam ediyor, çatışmalar devam ediyor, adam kaçırmalar devam ediyor. Ama olabilir kontrgerillanın devreye sokulması lazım. Otuz kere söyledim daha önce de söyledim, kontrgerillanın kanunla hukukla oluşturulup göreve başlaması lazım. Legal bir kuruluş olarak.

Evet dinliyorum.  

VTR: Erkeğin dar pantolon giymesi günah mı?

ADNAN OKTAR: Niye günah olsun canım? Sadece sağlığına zarar vermiyorsa o önemli. Dar hanımlar da giyebilir beyler de giyebilir. Niye giymesinler?

VTR: Sizce bu sahil yolundaki kayalıklar güzel bir görüntü mü?

ADNAN OKTAR: Değil tabii biraz kaba yapılmış, doğal bir görünüm verilseydi olurdu ama enkaz yıkıntısı gibi olmuş, olmamış. Doğal sahil görünümü verilebilirdi ama yani yavaş bir geçişle, yüksekten alçağa doğru gittikçe küçülen kaya parçalarıyla yapılabilirdi. Estetik bir çalışma olmamış.

Evet dinliyorum.

VTR: Polis olmak istiyorum ama dövmem yüzünden polis olamıyorum, bunu kolaylaştırabilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Bileğinde. O nasıl iş ki? Nur gibi delikanlı. O kanun değişsin çocukların gençlerin büyük bölümü dövmeli. Ne mahsuru olur? Yani şu acıdan polis takip ederken dövmeli ise tanınır falan öyle bir mantığı yok gerekirse bant falan yapıştırır. Emniyet müdürlüğü çok eski bir gelenek bu herhalde onu kaldırsın. Gençlerin büyük bölümü dövmeli. Olur mu öyle şey? Sayın İçişleri Bakanı’na buradan rica ediyoruz. Süleyman Soylu adı gibi soyludur, delikanlıdır. Yani gençler, delikanlılar, kızlar hep dövmeliler. Böyle bir kural çok yanlış olur devrimizde, zamanımızda. Hemen kaldırılsın, hemen. Bu yakışıklımız da polis olsun. Ama çok güzeller gençler. Nasıl yakışıklı bakayım bir daha. Harikulade yakışıklı maşaAllah. Çok güzeller çocuklar. Kızlar da çok güzel delikanlılar da çok güzeller.

Süleyman Soylu kabadayıdır, yiğittir yapar. Ama biz ayrıca dilekçeyle bildirelim. Evet.

VTR: Merhaba. Erken çalışma saatleri yüzünden insanlar uykularını yeteri kadar alamıyorlar, öğle saatlerinde işyerlerine öğle uykusu eklenebilir mi?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin tatlılığını, kuzuluğunu. Aslında tabii 1 saat falan uyusalar çok açılırlar. Peygamberimiz (sav) zamanında vardı. Ama zordur 1 saat uyumak yani toparlayamazlar onu yapamazlar, pratikte o çok güç. Öyle değil de gelişleri o kadar erken olmayabilir. Kaç 9 mu şu an iş yerleri kaçta?

BÜLENT SEZGİN: 8

ADNAN OKTAR: 8 mi? Onu nasıl yapacak? Erken yatacak, başka çaresi yok. Akşam 8’se akşam 9’da falan yatması lazım, değil mi? Çok rahat uykusunu alır. Erken sabah kalksa 6’da falan 6-7’de bile kalkabilir. Rahat rahat bitirebilir. Başka çözüm yok 9’da falan yatmaları lazım. Kafası dağılır, olmaz yapamaz. Yani heyecanlanır uyuyamaz, öğlen yapamaz. 1 saat çok zor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Takla atan bir kedi var.

ADNAN OKTAR: Enerjiye bak sen. Herhalde o da yavrusu o da bayağı açıldı. Sevdi muhabbeti.

Evet, dinliyorum.

VTR: Türkiye’de grafiti yazısına neden bu kadar farklı bakılıyor veya tepki gösteriliyor bunu anlayamıyorum.

ADNAN OKTAR: Yakışıklı, duvar yazısı her yerde şık durmaz. Yani estetik durmaz. Biraz rahatsız edici oluyor. Gözleri de yorar. Resim de yapılabilir ama onlar da pek hoş olmuyor. Çok mükemmel olması lazım duvar yazılarının yani duvar resimlerinin çok etkileyici olması lazım. Duvar süsünü bir sanat komisyonu değerlendirip en güzel modeller nasıl olabilir tavsiye etseler daha güzel olur. Çünkü duvarlar benim gördüğüm hiç iç açıcı olmuyor. Duvarlar iyi süslense nefis olur. Çok çok güzel olur.

VTR: Adım Muratcan. Çocukluğunuzda hayal ettiğiniz mesleği şu an yapıyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Çocukluğumda… Aslında çocuklukta meslek hayal etmek pek sağlıklı olmuyor. Çocuk çok garip şeyler düşünebiliyor. Yani sonra çocuk aklı başında oluyor. Lise yıllarında falan aklı başında oluyor. Çocukluktaki görüş geçerli olmaz. Ama çocukluğumdan beri ben resmi severim. Sanatı severim ama akademiyi de kazandım mesela girdim de okudum da. Nedir yani hedefim o muydu? Hedefim sırf o olmadı mesela felsefe de beni ilgilendirdi. Her dal güzel. Mesela tıp da güzeldir, hepsi güzeldir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayın Kılıçdaroğlu’nun “kontrollü darbe” sözlerini şöyle eleştirdi: “Bazıları ısrarla ne diyor? “Kontrollü darbe.” Milletimizin direnişine kara çalmak istiyorlar. Doğru, o gece Atatürk Havalimanı’na iniyor. Benim 10 binlerce kardeşim orada. Tanklar VIP’in önünde. Korkuyor, dışarı çıkamıyor. Gidiyor, görüşüyorlar sonra çıkıyor. Tankların koruması eşliğinde Bakırköy’e gidiyor. İnsan utanır. Şehitlere saygısızlıktır, hakarettir. Bu millet senin gibi ürkek değil. Bu mücadele ödleklerin, Vandalların mücadelesi değil” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ı çok kızdırmış, Sayın Kılıçdaroğlu. İşin doğrusu şu şimdi CHP’liler bir araya geldiklerinde tabii herkes birbirini dolduruyor. Yani Tayyip Hoca’ya karşı, AK Parti’ye karşı yani o ortamda insanın başka türlü düşünmesi çok zor. Yani makul düşünme çok zorlaşır. Çünkü herkes birbirini geriyor o konuda. Biraz şüphelendiler hakikaten darbeden. Böyle kolayca bastırılmasından falan “Herhalde olsa olsa kontrollü darbedir.” Çünkü Tayyip Hoca’nın çok işine yaradı diye düşünüyorlar bunu. Darbe gerçek fakat ahmaklara yaptırdı İngiliz derin devleti oradan iş patladı. Başka bir şey değil. Gelenekçi Ortodoks, beyni gelişmemiş ahmaklara yaptırdığı için onlar da beceriksizlik yaptılar. Her şeyi eline yüzüne bulaştırmışlar. Binlerce konuda ahmaklık yapmışlar yani mucize. Açıklaması yok. Darbe gerçek. Yani ben Sayın Kılıçdaroğlu ile görüştüreyim bizim çocuklardan birini. Belgeleriyle ispat edebilirim, gerçek darbe. Ama bu ahmaklara yaptırmaları işi batırmış başka bir şey değil yani. Yoksa olurdu. Tam tipik kazlar yani. Akılsız adam darbe haberi alınmış yapmazsın darbeyi bu kadar yani. “Yok ya yapalım gitsin. Ne olacak bu kadar emek verdik” diyor. Sonra çorbaya döndü. En iyisi ben bu konuda bir kitap yazayım. O zaman darbeyle ilgili ben bir kitap yazayım. Yani belgeleriyle anlatayım. Gençler emin olsunlar darbe gerçek. Sadece ahmaklara yaptırdıkları için beceremediler. Böyle bir ahmaklık olamaz. Mesela dünyanın her tarafında darbeciler olur. Darbe haberi olur darbeden vazgeçer herifler, herkes yatar. Yakalamak da mümkün değildir bunu. Çünkü fiili eylem olmadığı için adamı sen darbecilikten yakalayamazsın. Hiçbir şey çıkmaz. İkinci bir şeye kadar beklenilir normalde. Ama bunlar ahmak. Sanki fırına simit verdi de “fırın” diyor “elektrikler kesildi. Olsun ya ne olacak biz kömür falan da atar kenardan pişiririz” falan o kafada. Tam anlamıyla akılsızca yarım yamalak bir işin içine girdiler. Her yerde beceriksizlik yapmışlar. Her yerde. Muazzam bir akılsızlık var. Yoksa muazzam kadroyla muazzam desteklemişler. Yani görülmemiş bir destek var. Kadrosu akıl almaz yüksek ve muazzam silah gücüyle yapılmış. Olmaması mümkün değil.

Darbeyi erken haber aldılar. Bir de haber alınmayacak gibi de değil ki bu avanaklar her yerde konuşmuşlar zaten. Günler öncesinden de söylüyorlar zaten “15 Temmuz iş tamam” falan. Uçuyorlar yani hepsini söylemişler zaten. O subay gitmiş MİT’e söylemiş. Oradan da her yere dağıldı tabii. Darbe haber alındı diye. Bunlar gündüz gözüyle gittiler tankları çektiler Boğaz’a. Boğaz Köprüsü’ne. “Niye duruyorsunuz burada?” diyoruz, “Bilmiyoruz, bizi buraya getirdiler” falan diyor. Artık herkes anladı. Anlaşılmayacak gibi değil. Halisdemir de kabadayı, o adamı vurunca tam anlamıyla kafa tamamen gitti. Asıl darbenin beyni oydu. O yönetecekti. Onu vurunca iş çorbaya döndü tabii. İşin içinden çıkamadılar. En üstünde ne biliyor musunuz? En üstünde Mehdiyet var olayın. Yani tek sebebi darbenin önlenme sebebi Mehdiyet’tir. Onun için, başarısız olduğu için hayret ediyorlar. Hayret ettikleri için ilk defa oluyor çünkü başarısız darbe Türkiye’de. Yani böyle kapsamlı ciddi bir darbenin önlenmesi ilk defa. Talat Aydemir, yapmıştı ama o kabadayılık yaptı kendince. Sahte kabadayılığı astılar onu. Çok az bir ekiple çıktı sonra, şımardı yani. Daha önce onu uyardılar “Yapma” dediler. Yapmıştı, affettiler. O dinlemedi. Bir daha kabadayılık yapamaya kalktı kendi kafasınca, kafasını ezdiler. O astılar o zaman onu. Fakat buradakinde olay tamamen Mehdiyet’in bereketi. Binlerce yerde Allah akıllarını kapatmış. O zaman kitap olarak yazayım görsünler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Müslümanlığı neden insanlara yanlış lanse ediyorlar?

ADNAN OKTAR: Seçmece bunlar hepsi güzel bu çocukların bu nasıl böyle? MaşaAllah. Bak yanlış lanse ediyorlar ne demek istiyor biliyor musunuz? “Ben Kuran Müslümanıyım, yobazlıktan rahatsız oluyorum. Kuran Müslümanlığı diri, canlı ve güzel bir din. Bize dayattıkları din; vicdansızlık ve zulüm. Bunu kabul etmiyoruz” diyor. Onu anlatmak istiyor. Her yerde Mehdiyet ruhu, her yerde Kuran Müslümanlığı. Evet.

VTR: Benim merak ettiğim, seyyar satıcılar ekmek parası peşindeyken zabıtalar kızıyor. Ekmek teknesine el koyuyorlar.

ADNAN OKTAR: Ağabeyinin aslanı herhalde o da o tarz bir imkan arıyor. Steril olduktan sonra satsınlar. Engel olmanın alemi ne? Halka çok ciddi bir zarar vermedikten sonra. Eskiden Ankara’da öyle olurdu. Marul satanlar, salatalık satanlar yan yana yan yana dizilirlerdi. Güzel de oluyordu görünümü ucuz da satıyorlar. Hareketli bir pazar oluyor. Yazık satsınlar ne var yani? İşten çıkanlar oradan alırlardı eskiden. Vergi vermiyorlar. Vermesinler, ne verecek zaten adamın el kadar arabası var. Ne kazanacak da oradan ne vergi verecek? Belki sembolik de bir vergi verebilirler yani zaten ona bir şey demezler. Görüntüyü bozmadıktan sonra bir çözüm bulunabilir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman darbeciler için şunu söyledi: “Halkımız, milletimiz müsterih olsun. Dosyalar çok dolu, deliler çok sağlam. Ne kadar zekamızla alay etseler de özellikle darbeye karışanlar, özellikle halkın üzerine ateş açanlar gün yüzü görmeyeceklerdir. Yargılama prosedürdür. Şehit yakınları ve gazilerimiz morallerini bozmasınlar ağırlaştırılmış müebbet cezası alacaklar.”

ADNAN OKTAR: Yalnız hakimlerimize, savcılarımıza sahip çıkalım. Onlara dua edelim. Onların işi büyük. Allah onlara güç, kuvvet versin. Allah, kalemlerine kuvvet versin. Akıllarına kuvvet versin. Kalplerine kuvvet versin. Sonuna kadar onların yanındayız. Yaptıkları hizmet kutsal, onlar nurlu insanlar. Güveniyoruz onlara bir de seçmeceler maşaAllah iyiler. Aralarında yamuk yumuk kalmadı. Kalanı da onlar da temizliyorlar. Allah imanla sarsın onları. Milletçe yanlarındayız gönülleri rahat olsun. Evet.

VTR: İsmim Muhammed Çelen. Sorum şu şekilde olacak, tesettür sahiden sünnet amaçlı mı yoksa moda amaçlı mı kullanılıyor?

ADNAN OKTAR: Bazen genç kızlar kendini beğenmiyor. Saçını beğenmiyor veyahut mesela kulağını beğenmiyor falan tesettüre girebilir. Yahut da hakikaten inanıyordur veya utanıyordur. Bazı genç kızlar yani alışık olmuyor. Hoşuna gitmiyor yani açmak, dekolte. Olabilir, karışmamak lazım. Bir kere hakikaten inandığı için de yapabilir. Bazen de çok mutaassıp yetiştiriyorlar, utanıyor. Dekolteye yaklaşamıyor. Halbuki dekolte kadının süsüdür. Homoseksüelliğe karşı bir kaledir dekolte. Kadını güzelleştirir, cazip hale getirir. İnsanların gönlünde artık fitne fücur varsa da o gider. Şeytani pis şeyler varsa o da gider. Çünkü çiçek varken insan pisliğe yönelmez. Değil mi? Çiçek mi pislik mi dersen. Ama çiçeği kaldırırsan adamın önüne pisliği koyarsan işte pisliğe gidiyor bu sefer bazıları. Yani insan pisliğine gidiyor. Ama kadınlar çiçektir. Onlar tertemiz Hz. Lut (as) gibi. Ne diyor Hz. Lut (as)? “Benim çocuklarım bak karşınızda” diyor. “Bunlara gidin” diyor. Değil mi? Tertemiz. Onun için temiz kadınlar homoseksüelliğe karşı bir kaledir. İnşaAllah. Helaliyle güzel olarak bir set meydana getirirler homoseksüelliğe karşı. Güzellikleriyle, cazibeleriyle. Cazibeli kadın, çekici kadın homoseksüelliğin antitezidir ve ilacıdır.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan’a Fransız Gazeteci, “Türkiye’de bağımsızlık referandumu olur mu?” diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Kabadayıya bak, kabadayıya. Çok güzel maşaAllah. Hiddetlenmiş de bayağı maşaAllah yakışmış. Helal olsun sana Tayyip Hocam, çok güzel. Tayyip Hocam’a helal olsun. Okka gibi oturtturmuş. Kardeşim tip bir kere mükemmel, Tayyip Hocam’da. Tam kabadayı tipi var. Ses de kabadayı sesi, üslup tam kabadayı üslubu. Yakışmış. Bir daha böyle münasebetsiz soru soramazlar. Çok iyi olmuş.

Emre Sevim Kazak. Emre, anlattıklarım Kuran’dan. Hadislerden anlatmadım. Hz. Musa (as) ile ilgili bölümler. Anlattığım herkesin bildiği ezberden bilenen meşhur konular. Ben sadece o günleri yeniden yad ediyorum. Yani Kuran’daki hükümleri anlatıyorum. Yoksa arkadaşlarım sizler bunu ezberden bilirsiniz. Bilinen hüküm bunlar yani ilk defa duyulan bir bilgi değil bunlar. Ama ben çok sevdiğim için Hz. Musa (as)’ı, o çocuksu temizliğini sevdiğim için tekrar tekrar anlatmaktan zevk alıyorum. Çünkü çocuksu tatlılık bir tek ona mahsustur. Yani Allah ile öyle konuşma, Tevrat’ta da öyle konuşmaları. İkide bir aynı şeyi söylüyor.

Uykusuz kalacak millet ne yapalım? Biz gidelim.

BÜLENT SEZGİN: Nasıl uygun görürseniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii tabi yani sonra ertesi gün çok zorlanırlar uykusuz kalırlar. Yarın sabah da konuşuruz veyahut işte akşam görüşürüz. Hadi hadi gidelim.

BÜLENT SEZGİN: Videolarla devam ediyoruz programımıza.

Masaüstü Görünümü